...................
...................
Dünya Abhaz-Abazin/Abaza Halkları’nın yaşadığı tüm ülkelerden seçilmiş delegelerle 28.Eylül.2004 günü Abhazya’nın Başkenti Sohum’da yapılan
DÜNYA ABHAZ-ABAZİN/ABAZA HALKLARI BİRLİĞİ GENİŞLETİLMİŞ DELEGE TOPLANTISI SONUÇ BİLDİRGESİ

Sohum,  28 Eylül 2004

 
...................
 
 

İnsanlık tarihi boyunca, emperyalist ve(ya) milliyetçi yaklaşımların getirdiği her yönden kayıpların onarılamaz boyutlarda olduğu bilinmektedir. Emperyalist bir uygulamada Kafkasya’da yaşanmış; Çarlık Rusya’sının zalim-acımasız uygulamaları, özellikle 19.yy’da hem bölge adına hem de insanlık adına büyük kayıplara yol açmıştır.

Kafkasya’da savaşı kazanan Çar Yönetimi, bölge halkından öldüremediklerini zorunlu göçe tabi tutmuştur. Bu uygulamaların sonucu olarak, Abhaz-Abazin/Abaza (aşağıda Abaza diye anılacaktır) halkının da dahil olduğu Kuzey Kafkasya’nın kardeş halkları olan Çerkesler, yüzde doksanlara varan oranda, Anavatanları’ndan uzakta/diasporada yaşar hale gelmiştir.

Günümüzde, diasporada yaşayan Çerkeslerin sayısı anavatanlarda yaşayan Çerkes sayısından çok fazladır. Dünyaya dağılmış olarak yaşamak zorunda bırakılan Çerkeslerin sayısı 8-10(*2) milyon olarak ifade edilebilir. Bu sayıya kimliklerini unutanlar dahil değildir. Bu sayının içinde, Diaspora Abazalarının sayısı 800 bin civarındadır.

“Dünya Abhaz-Abazin/Abaza Halkları Birliği”, dünya da dağınık halde yaşayan Abazaların sosyokültürel ve sosyoekonomik ihtiyaçlarını bilimsel yöntemler ile belirlemek ve bu ihtiyaçların karşılanması için projeler geliştirip-gerçekleştirmek üzere, tüm dünya’dan seçilmiş delegelerin katılımı ile 1992 yılında kurulmuştur.

Bu bağlamda: “Birlik”in seçilmiş Yönetim Kurulu bu defa ki toplantısına, tüm dünya dan delegelerin katılımını istemiştir. Dünya çapında seçilmiş delegelerin katılacağı bir günlük çalışma-değerlendirme toplantısının “gündem”i şu konulara ayrılmıştır:

  • Anadil’in korunması; geliştirilmesi bağlamında, Abhazya da ve Abaza diasporasının yaşadıkları ülkelerde yapılabilecek çalışmalar,
  • Abhazya’ya uygulanan haksız, mesnetsiz, insan haklarına aykırı çok yönlü ambargonun kaldırılması için yapılabilecekler,
  • Anavatanları dışında yaşamak zorunda kalan Abazalardan arzu edenlerinin Anavatanlarına dönüşleri için yapılabileceklerin görüşülmesi-belirlenmesi,
  • Abhazya’nın egemen bir devlet olarak tanınması için yapılabileceklerin görüşülmesi-belirlenmesi.
  • 14.Ağustos.1992-30.Eylül.1993 devresinde, Gürcistan'ın Abhazya’da sebep olduğu-yaşanan savaş ve sonrasında uygulanan ambargo’dan kaynaklanan “halkların insani yardım ihtiyacını” karşılamak bağlamında yapılabileceklerin görüşülmesi,

Gündem doğrultusunda yapılan bir günlük çalışma toplantısının ardından aşağıda yer alan çağrıların yapılmasına ve yapılması önerilip-kabul edilen konuların Dünya Abhaz-Abazin/Abaza Halkları Birliği Yürütme Kurulu’nca ve gerekli durumlarda kurula yardımcı olarak kurulacak “proje gerçekleştirme çalışma gurupları”nca gerçekleştirilmesine karar verilmiş ve bu bildiri kaleme alınmıştır.

Çağrıların içeriği, aşağıda başlıklanan konuları kapsayacak şekilde, “Dünya Abhaz-Abazin/Abaza Halkları Birliği Yönetim Kurulu”nca hazırlanacak ve anılacak taraflara ulaştırılacaktır:
 

ÇAĞRILAR:

  1. Bölge ile ilgili stratejik menfaatleri-emelleri sebebi-sonucunda, Diaspora da insanlarımızın yaşamasına sebep olan ülkeler Çarlık Rusya sı, Osmanlı Devleti ve Büyük Britanya ülkeleridir.
    • Bu ülkelerin mirasçıları ise Rusya Federasyonu, Türkiye Cumhuriyeti ve Büyük Britanya Devletleri’dir.
    • Bu ülkeler, “atalarının sebep olduğu tarihsel hatayı” kabul etmeli ve bu hatanın telafi edilmesi bağlamında gerekli her tür çalışmaya-projeye (bulunulan ülkelerde sosyokültürel ve sosyoekonomik ihtiyaçların karşılanması, Ata vatanları ile en geniş anlamda her tür ilişkilerinin kolaylaştırılması-sağlanması, geliştirilmesinin yanında, Atavatanları’na dönme haklarının resmen tescili; Atavatanları’na dönmek isteyenlerin dönüşü için her tür hukuksal zeminin oluşturulmasının yanında, dönmek isteyenlerin dönüşünün gerektirdiği iklimin oluşturulmasına her tür katkıda bulunulması gibi) destek vermelidirler. Taraf ülkeler ve uluslar arası kuruluşlar bu hakkı tescil etmeli, manevi ve maddi destek vermelidirler. Bu bağlamda “çağrı”nın muhatap bu ülkelere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına yapılması-gönderilmesine,
  1. Diasporada yaşayan Abazaların yaşadığı tüm ülkeler yönetimlerine, diasporada yaşayan Abazaların sosyokültürel ve sosyoekonomik ihtiyaçlarının karşılanması bağlamında hazırlanacak projelere her türlü kolaylık ve desteğin verilmesi “çağrı”sının yapılması-gönderilmesine,
  2. 1994 yılından itibaren Abhazya’ya uygulanan çok yönlü ambargo haksız, mesnetsiz,insan haklarına aykırıdır. Bölge ülkeleri arasında yaşanan sorunların çözümünün zaman alması doğaldır. Ancak, bu sorunlar bahane edilerek “bireysel insan haklarının yasaklanması, yok edilmesi, ihlal edilmesi” kabul edilemez bir yaklaşımdır ve evrensel insan haklarına aykırıdır. Abhazya’ya uygulanan Ambargonun kaldırılması “çağrı”sının, başta Rusya Federasyonu ve Türkiye olmak üzere tüm taraf ülkelere, Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına yapılması-gönderilmesine,
  3. Bu bağlamda: Ambargo uygulaması haksızlığının Abhazya’nın yanında, Abaza diasporasının en fazla yaşadığı ülke olan Türkiye için sakıncaları; zararları dikkate alınarak; Türkiye Devleti’nin vatandaşlarına karşı sorumluluğu da göz önünde bulundurulup, Türkiye’nin doğrudan Abhazya’ya gidiş-gelişlere izin vermesi için “çağrı”nın Türkiye Cumhuriyeti Devlet Yönetimi’ne yapılması-gönderilmesine,
  4. Tarihi süreç; şartlar; haksızlıklar sonucunda Abhazya’da Abhazca, ikincil bir dil haline gelmiştir. Bu durum normal dışıdır. Dili olamayan hiçbir kültürün mensupları yaşayamaz; kültürün ana öğesi olan dil öldüğü anda halk da ölmüş sayılır. Bu durum bilimsel olarak da kabul edilmiştir. Ayrıca, bu durum iki açıdan daha kabul edilemez:
    • Kurucu halka ait dilin resmi devlet dili olmadığı durumda, o devletin varlığını sürdürmesi imkansızdır.
    • Bu durumda, kurucu halka ait dilin dışında o devlette yaşayan tüm kültürler; diller de süreç içinde yok olurlar-ölürler.

Bu sakıncaların en kısa sürede giderilmesi bağlamında; resmiyette de-fiiliyatta da Abhazca’nın resmi devlet dili olması için Abhazya Devlet Yönetimi’ne, Abhazya’da yaşayan tüm kültürler(halklar) mensuplarına, tüm taraf ülkelere, tüm uluslararası kuruluşlara ve tüm Diaspora yaşayanlarına “çağrı” yapılması-gönderilmesine,

  1. Abhazya, 1200 yıllık devlet geçmişine sahip bir devlettir. Günümüze kadar bulunabilen arkeolojik kanıtlara göre “sese dayalı ilk Alfabe/Modern Alfabe’yi bulan”(*3) bir halk olan Abazaların yaşadığı; tarihi derinliği yazılı tarihin çok gerilerinde olan bir devlettir.

    Abaza halkının tarihi(*4) günümüzden 5000 yıl öncesine kadar bilinebilmektedir. Dinlerden binlerce yıl önce doğru-mutlu yaşamı sağlayan “doğru yaşam felsefesi/Akabza’yı”(*5), (ne dini bir otoriteye ne de devlet otoritesi-yaptırımına dayandırmadan) bulmuş-uygulamış-başarılı olmuş bir halktır Abazalar.

    Abhazya, ister Sovyetler Birliği, ister post Sovyet döneminde de her tür hukuki(*6) varlığı tam bir “egemen” devlet idi. Abhazya’da yaşayan tüm halklardan oluşan Abhazya silahlı Kuvvetleri, Abhazya’yı işgal eden Gürcistan Birliklerini 30.Eylül.1993’de mağlup edip-sınırları dışına atarak da (de facto) egemenliğini tam anlamı ile kanıtlamıştır. 11 yıldan beri de yaşamını egemen olarak sürdürmektedir Abhazya.

    Abhazya’nın dünya Ülkeleri’nce tanınmaması her açıdan bir haksızlık, ikili standart örneğidir. Bu haksızlığın giderilmesi; Abhazya Devletinin egemenliğinin tanınması bağlamında, tüm dünya ülkeleri, taraf ülkeler ve kurum-kuruluşlara “çağrı” yapılması-gönderilmesine,

  2. 14.Ağustos.1992-30.Eylül.1993 devresinde, Gürcistan Birliklerinin Abhazya’da sebep olduğu savaş, Abhazya Vatandaşlarına her yönden onarılamaz zararlar vermiştir. Savaşın bitiminin ardından 1995 yılında Abhazya’ya uygulanmaya başlanan çok yönlü haksız ambargo da, vatandaşların mağduriyetini tümden arttırmıştır. Bu bağlamda, insanların ihtiyaçları olan her tür ‘insani yardımın’ uluslararası camiadan karşılanması gerekmiştir. Ancak, sağlanabilen insani yardımlar doğrudan Gürcistan Yönetimine teslim edildiği ve bu yardımlardan en ufak bir zerresinin dahi Abhazya Vatandaşlarına verilmediği de bilinmektedir. Bu gerçekten hareketle, Abhazya vatandaşları için yapılacak yardımlar, doğrudan Abhazya’ya gelmelidir.

Not edilen sebeple, mağdur durumda bulunan Abhazya vatandaşlarına yapılacak insani yardımın:

    • Doğrudan Abhazya Yönetimine teslim edilmesi ve yardımların Uluslar arası caöiayı temsil eden yardım kuruluşları temsilcilerinin gözetiminde Abhazya yetkililerince yapılması,

Konusunda, tüm uluslar arası camia ve yardım kuruluşlarına “çağrı” yapılmasına-gönderilmesine,

  1. Her ne kadar Abhazya Anayasasına göre ‘birinci dil-devlet dili’ Abhazca is de, bunun gerektirdiği diğer yasal düzenlemeler Abhazya Parlamentosu’nca çıkarılabilmiş değildir. Bu önemli eksik kısa sürede giderilmelidir. Bu bağlamda,
    • Abhazca’nın birnici dil-devlet dili olabilmesi için parlamentoca çıkarılması gereken kanunların kısa sürede çıkarılması için Abhazya Cumhuriyeti Parlamentosuna çağrıda bulunulmasına

KATILAN DELEGELERİN OY BİRLİĞİ İLE KARAR VERİLMİŞTİR.

AÇIKLAMALAR:

(*1) Tarihi sürecin ve Abhazya'nın coğrafi yapısının bir gereği olarak Abazalar, yaşadıkları bölge ya da ülkelere göre adlandırılır olmuşlardır. Örneğin, Karaçay-Çerkessk bölgesinde yaşayanlarına ‘Abazin’, Abhazya’nın dağ ya da yayla bölgesinde yaşayanlarına Aşkharua, Axua adı ile hitap edilmektedir. Tüm bu adlandırmalar tek bir halk olan Abazalara aittir.

(*2) 19. yy’ın ikinci yarısı’nda, Kuzey Kafkasya ve Abhazya’dan göç zorunda bırakılan Çerkeslerin sayısı ile ilgili farklı rakamlar telaffuz edilse de, tarafsız çevreler bu sayının bir milyonun üzerinde olduğunda mutabıktırlar.

Tarafsız çevrelerin asgari rakamı olan bir milyon baz alınır ve Çerkeslerin az ürediği dikkate alınsa dahi 15 milyona varan bir sayı hesaplanmaktadır. Ancak, zorunlu göçün ardından bir buçuk asra yakın bir zaman geçmesi sebebiyle birçok Çerkes kimliğini unutmuş olmalıdır.

Göç devresinde doğrudan ya da sonradan erken şehirlileşme sebebiyle erken asimilasyona uğrayanların dışında kalan ve Ata kültürü ile bağı güçlü halde devam eden diaspora Çerkeslerinin sayısının 8-10 milyon kişi olabileceğini söylemek gerçekçi olacaktır.

Zorunlu göçe tabi tutulan Çerkesler ve sayıları için Prof. Kemal Karpat şöyle söylemiştir:

  • “......Daha yola çıkmadan açlık, sefalet, hastalık ve kitle ölümleri başlıyor. Bu bir SOYKIRIM, bir VAHŞETTİ...” “... Kanaatimce, Kafkaslardan o tarihlerde ve ondan sonraki tarihlerde 2 milyon ile 2.2 milyon arasında insan göç ettirilmiştir...”

(Prof:Dr. Kemal KARPAT (Wisconsin Üniv.) –‘Ankara, Çerkes sürgünü’nün ele alındığı panel- NART Dergisi, sayı: 37, sayfa:13):

(*3) 1960 yılında iki Fransız arkeolog tarafından Maykop’a çok yakın bir mesafede bulunan ve 1963 yılında St. Petersburg’da, Prof. G.TOURÇANİNOV ve ekibinin katılımı ile okunabilen, bilimsel yöntemler ile, M.Ö. 1300-1200, başka bir deyişle günümüzden 3300-3200 yıl öncesine tarihlendiği belirtilen, ‘Maykop Taşı’nda ki dil için, bir makalesinde Prof. TURÇANİNOV şöyle yazmaktadır:

  • “... Birçok okuma girişiminden sonra nihayet yazıyı okuduk. Bu yazı, Karadeniz Doğu sahillerinin otantik-yerli halkı olan ve tarihi bağlantısı antik yazarlarca efsanevi ‘Kolkhi’ye uzanan ABHAZCA idi. Abhazların Kolhis dışında, yazılı taşın bulunduğu yörede de yaşadıklarına bu belge tanıklık etmektedir...’ ‘...‘Modern Alfabenin atası durumunda olup günümüze dek bulunmuş en eski kaynak olmaktadır...”

(*4) Gilford Polgrave, 1872 yılında İngiltere/Londra’da yayımlanan “Doğu Araştırmaları” adlı eserinde, bölge halkları; örneğin Abhazlar ile ilgili şöyle bir yorumda bulunmaktadır:

“... Bu Abhaz halkının çok eskiye uzanan geçmişleri hakkında az bilgisi vardır. Fakat eski Yunan kayıtlarında, çok eskiden beri Karadeniz’in doğu kıyısında yaşadıkları belirtilir. Bu bölge kesinlikle bugün de yaşadıkları aynı yerdir. Fakat bu otoktonların nereden geldikleri hala bir sorudur. Uzun boylu, açık tenli, renkli gözlü, kumral saçlı insanlardır. Atletik sporlara ve hareketli hayata olan ilgi ve bağlılıkları, onların kuzey kökenli olabileceklerini gösteriyor. Karakterleri cesur ve girişken, ticarette eğilimli olup bir de çocuksu bir kurnazlıkları vardır. Çıkar elde etmek için örgütlenme yeteneğinden yoksundurlar. Buraları gezen hiçbir gezgin daha bu insanların gizemini çözememiştir

Rus kökenli araştırmacı-yazar Alexandre Başhmakov, 1937’de Fransa/Paris’le yayımlanan, “Karadeniz’de Yirmi Yüzyıl Etnik Evrim-Kimmerler-Çerkesler-“ adlı eserinde: “... Tarihin sırlarının anahtarlarını arayanlar, bunu bugün Kafkasya ve Pirenelerde yaşayan dağlı halkları araştırarak bulabilirler.”

Amerikalı profesör Reginald Aubrey Fessenden, 1923 Yılı’nda Amerika/Boston’da yayımlanan, “Kafkasya Berzahının Batık Uygarlığı” adlı altı bölümden oluşan eserinde, “...Genelde sonuç olarak vardığımız kanıları şöyle sıralayabiliriz:

- ...Kafkasya, dünyanın sabahının ülkesidir.

- Kafkasya insanlığın beşiği ve anavatanıdır.

- Tufan öncesinde ilk insanlık uygarlığı (Atlantis gibi) Kafkasya’da oluşmuştur.

- Kafkas kavimler bu uygarlığın yanaşması değil, aslıdır.

- Bugünkü Kafkas kavimleri de onların ahfadıdır.

- İleride yapılacak kapsamlı arkeolojik araştırmalar bu tezi daha iyi kanıtlayacaktır...”

(*5) Abhazya’nın Aşkharua bölgesinden olup 19. yy.’ın ilk çeyreğinde Türkiye’ye göç eden bir ailenin mensubu olan ve sonradan dört çocuğu ile Kanada’ya göç eden ve günümüzde Kanada/Vernon’da yaşayan 89 yaşındaki Murat Yağan, Akabza’yı mealen şöyle tarif etmektedir:

  • Akabza, doğru-mutlu yaşam felsefesidir. Doğru yaşam kaideleri, sıfır yaştan-ölüme örnek olarak-olunarak öğrenilir-öğretilir. Kişi-toplum, doğru-mutlu yaşamı sağlayan kaideleri, sıfır yaştan itibaren-doğal ortamı içinde öğrendiği için, bunları hayata uygularken düşünmeye gerek duymaz; nefes almak(içgüdü) kadar doğal bir şekilde hayata uygulanır.
  • Akabza üç aşamalı bir doğru bir yaşam felsefesidir: a) Günlük yaşamı belirleyen kaideler, b) Entelektüel seviyeyi yükselten eğitim, c) Kişi-toplumun, ruhsal doygunluğu-bütünlüğünü sağlayan yaklaşım-eğitim.

(*6) Post Sovyet döneminde Abhazya’nın hukuki yapısı, Gürcistan ile hukuki ilişkileri şöyle idi: Sovyetler Birliği’nin; SSCB’den ayrılması konusunu düzenleyen 03.Nisan.1990 tarihli yasaya göre: Bir Sovyet Cumhuriyeti, SSCB’den ayrıldığı taktirde, ayrılan cumhuriyetle ‘özerk cumhuriyet’ statüsünde hukuki bağı bulunan özerk cumhuriyet(ler), SSCB’de kalma ya da kalmama veya ‘kendi devlet statülerini’ belirleme konusunda yetkili idiler. Aşağıda açıklanacağı üzere, Gürcistan SSCB’den ayrılma kararı aldığında Abhazya, SSCB’nin bu Yasasının verdiği tercih imkanını kullanarak, SSCB’de kalmayı seçti.

  • Abhazya, SSCB’ce alınan karar doğrultusunda; “SSCB ile birlikte olma ya da olmama kararı”nın verileceği 17.Mart.1991 referandumuna katıldı: Abhazya’da yaşayan halkların ekseriyeti, SSCB ile devam etme iradesini ortaya koydu. Referandum sonuçları SSCB Merkez Seçim Komisyonu tarafından da resmen onandı.
  • Bağımsızlık yolunda ilerleyen ve özerk cumhuriyetler ile sınırlarını emrivaki ile kaldırarak üniter devlet olmak isteyen Gürcistan, SSCB’nin 17.Mart.1991 referandumuna katılmadı. Bu defa Gürcistan, 31.Mart.1991’de referanduma gitti. Abhazya ise, bu referanduma katılmadı. Çünkü, yukarıda açıklanan; SSCB’nin ayrılmayı düzenleyen 03.Nisan.1990 tarihli Yasası’nın verdiği yetki ile Abhazya, SSCB ile birlikte olmayı tercih etmişti.
  • Gürcistan Yüksek Konseyi, 31.Mart.1991 Referandumu’nu esas alarak, 09.Nisan.1991’de yeniden ‘referanduma’ gitti: Bu referandum da, ‘Gürcistan’ın bağımsız devlet olduğu kararı alındı.
  • ‘09.Nisan.1991 referandumu’ ile Gürcistan, bağımsız devlet olma kararı almakla ‘Gürcistan Sovyet Cumhuriyeti’nin “hukuki varlığı” sona ermiş oluyordu.
  • Gürcistan Sovyet Cumhuriyeti’nin “hukuki varlığı” sona erince, Abhazya Özerk Cumhuriyeti ile hiçbir hukuki bağı kalmamış oldu. Yani, iki ayrı devlet ortaya çıktı: Gürcistan Devleti ve SSCB’nin parçası olan Abhazya Devleti.
  • Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından, 23.Temmuz.1992 tarihinde, Abhazya Devleti Parlamentosu’nda “Bağımsız Devlet olma” kararı oylandı; karar alındı. Aynı oturumda alınan ek bir parlamento kararı ile’de Gürcistan’a çağrıda bulunuldu: “1987 Sovyet Anayası’na uygun olarak, hazırlanan 1988 tarihli Abhazya ve Gürcistan anayasaları ile oluşan hukuki yapımızı ‘tek taraflı’ olarak yok ettiniz. Aramızda hiçbir hukuki bağ kalmadı. Gelin, “iki egemen komşu devlet olarak, yeni hukuksal durumumuzu görüşelim” dendi...
  • Abhazya Parlamentosu’nun çağrısına, Gürcistan Yönetiminin cevabı! gecikmedi: 14.Ağustos.1992 tarihinde Gürcistan Birlikleri, Abhazya’nın Doğu ve Batı Bölgeleri’ni işgal etti.
  • 30.Eylül 1993 : Abhazya Birlikleri, Gürcistan Birliklerini mağlup ederek , Abhazya’yı tamamen ‘Gürcü işgal Birlikleri’nden temizledi. Abhazya, tarihin derinliklerinden beri gelen hukuki statüsünü ‘savaşı’da (de facto) kazanarak tescil etti.
  • İroni...!: Birlikleri’nin yenileceğini anlayan ve moral kazandırmak için, Abhazya’nın işgal altında ki ‘Başkenti/Sohum’a gelen Eduard Şhewardnadze, başkent Sohum’u kurtaran ‘Abhazyalı Birliklerce yakalandı-esir alındı. Rus yetkililerin araya girmesiyle, Abhazya Güçlerinin esiri Şhewardnadze bağışlandı.
  • Savaştan sonra iki devlet arasında birçok barış görüşmesi yapıldı, bazı konularda anlaşmalar imzalandı ama uygulamaya sokulabilen anlaşma sınırlı oldu.
  • BM ve Rusya’nın aracılığı ve AGİT’in katılımı ile, 04.Nisan.1994 Tarihi’nde: Sorunun çözümü bağlamında , Abhazya ve Gürcistan arasında “Devlet-Kanun İlişkisi’nin bulunmadığını içeren bir anlaşma imzalandı. Bu, zaten var olan ‘de facto’ durumun tescili anlamına gelmektedir: Abhazya-Gürcistan Sorunu’nun, ‘iki komşu devlet’ in sorunu olarak; karşılıklı menfaatler doğrultusunda bir anlaşmaya ihtiyaç gösterdiğini, Birleşmiş Milletler ve taraf ülkelerde resmen kabul etmiş oluyordu bu anlaşma ile.
  • Her tür ‘devlet olma’ öğesine sahip Abhazya: 04.Nisan.1994 Anlaşması’ndan da anlaşılacağı üzere ‘Bağımsız Devlet’ olarak, başka ülke(ler) ile görüşme-anlaşma yapabilme hakkına’da sahiptir