...................
...................
İMPARATORLUKLARIN KAFKASYA REKABETİ

HABJOKUE Şevket Mufti

Kafdağı Dergisi, Şubat-Mart 1988

 
...................
 

Enver Paşa İstanbul’dan Türkistan’a kadar olan büyük Turan İmparatorluğu’nu hayal etmekteydi. Bunu gerçekleştirmek için orta yerde bulunan Kafkasya’nın ele geçirilmesi gerekiyordu ve Enver Paşa bu amaç için oraya büyük kuvvetler gönderdi. Kafkasya’ya 1916’da gönderdiği 100 bin askerin büyük bölümünü açlık ve soğuk yüzünden, geri kalanları da Ruslarla girdiği savaşlarda kaybetti. Dolayısıyla hiç bir sonuç alde edemedi. 1917 yılı Enver Paşa’nın hayallerinin gerçekleşmesi için yeni bir fırsat ortaya çıktı.
 

Rusya’da 1917 ihtilali patlak verince Kafkasya’yı ele geçirmenin ilk adımı olarak Osmanlılar Batum'u işgal ettiler. Almanlar da aynı amaç için Tiflis'i işgal etti. Gürcülere bir devlet kurmaları için yardım eden Almanlar doğuya gidebilmek için Berlin ile Afganistan arasında bir köprü olarak Tiflis’i başlangıç noktası haline getirmek istiyorlardı.
 

İngilizlerin Irak'ı işgali ile Almanların planı suya düştü. Bu durum karşısında planlarını değiştiren Almanlar yolu değiştirdiler ancak Almanların yenilgisi ile bu plan da gerçekleşmedi. Ortadoğu’da bir imparatorluk kurmayı başaran İngilizler Kafkasya’ya bir ordu gönderdiler. Bu ordu Bolşevikleri Kafkasya’dan uzaklaştırmayı amaçlıyordu. Tek amaç zengin petrol yataklarını ele geçirmekti. Hindistan'a giden yolların başlangıç noktaları olan Mısır, İran, Suriye ve Irak'ı ellerinde tutan İngilizler bir dünya imparatorluğu için iyi bir başlangıç yapmıştı.
 

Yeni Sovyet devletinin, Çarlık Rusya’sının egemenliği altında bulunan yerleri işgal etmeye başlaması İngilizlerin dünya imparatorluğu hayallerine darbe vurmuştu. Yeni Sovyet devleti Büyük Petro’nun amaçlarını yeni ekonomik ve sosyal temeller üzerinde gerçekleştirmek için her türlü çabayı gösteriyordu. Bunu üzerine İngilizlerin elinde yalnız Filistin ve Irak kaldı.

17 Ekim 1917’deki Bolşevik ihtilali Çarlığın sonu, bir çok esir ulusun çarlık hapishanesinden kurtulacağının da bir sinyaliydi. Finlandiya, Baltık Devletleri, Polonya, Ukrayna, Gürcistan ve Ermenistan gibi bir çok devlet ile birlikte Kuzey Kafkasyalılar da bağımsızlıklarına kavuştular.


11 Mayıs 1918’de Abdülmecit Çermoy başkanlığında cumhuriyetlerini kurdular. 54 yıldan beri ellerinden alınan bağımsızlıklarına kavuştular. Bolşevikler bu yeni kurulan devleti ilk tanıyanlar oldular. Kafkasyalıların isteği üzerine Osmanlı devleti Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa komutasında "İslam Ordusu" adı altında bir orduyu Kafkasya’ya gönderdi. Daha sonra Yusuf İzzet Paşa, İsmail Berkok gibi yüksek rütbeli subayların da bulunduğu ikinci bir ordu daha gönderildi.


Bu subaylar Kafkasya’da ulusal bir ordu kurma görevini de üzerlerine aldılar. Süleyman İzzet Tsey komutasındaki 15.tugay kısa sürede Bakü’yü ele geçirdi. 6 Eylül 1918 de yaptığı şiddetli çarpışmalardan sonra Derbent ve Petrowsk arasında kalan bölgeyi Ruslardan temizledi, ancak bu başarılı harekat Mondros mütarekesinin imzalanması ile Osmanlılar tarafından durduruldu ve Osmanlı ordusu Kafkasya’yı terketti. Osmanlı yardımı ile kurulan Kafkas Ulusal Ordusu yalnız kaldı.
 

Çerkesler ve diğer Kuzey Kafkasyalılar Bolşeviklere karşı savaştılar. 11 Kasım 1919 da iki taraf arasında antlaşma yapıldı. Tam bu sırada Beyaz Rusların başında olan general Denik'in ortaya çıktı.

Kafkasya Cumhuriyeti İngilizler arcılığı ile Denik'in ile bir anlaşma yaptı; bu anlaşmaya göre Avrupa’nın yardımı ile Kuzey Kafkasya’da Bolşeviklere karşı bir gönüllü ordu kurulacaktı.
 

General Denik'in bu ordunun kurulması için uğraşırken Kafkasya hükümeti Bolşevikler ile yeniden savaşa tutuştu. Savaş İnguş Ordusu’nun, işgalcileri Vladikafkas'tan temizlediği tarih olan Ocak 1920’ye kadar devam etti. İngiltere Kuzey Kafkas Cumhuriyetini bazı şartlar altında tanıyacağını ileri sürüyordu.

Her şeyden önce Kuzey Kafkasya'nın Osmanlı ile olan ilişkilerinin kesilmesi, memleketin Denik'in kuvvetlerine açık olmasını istiyordu. Kuzey Kafkasya önce bu şartlara yanaşmadı, daha sonra şartları kabul ettiler.

fakat çok büyük bir hata işlediklerini sonradan fark ettiler. Zira Denik'in Kuzey Kafkasya cumhuriyetini ortadan kaldırmak için harekete geçmişti. Oyuna getirilen Kuzey Kafkasyalılar bunu protesto etmekten başka hiç bir şey yapamadılar fakat Batılılar bu feryatlara kulaklarını tıkadılar, hatta protestoyu kendilerine karşı bir hareket olarak değerlendirdiler.

Batı kuvvetlerinin desteği ile Denik'in Terek nehrinden Karadeniz'e kadar olan bölgeyi işgal etti.

O Kafkasya da kurulan bağımsız devletleri ruflardan Bolşeviklerden daha tehlikeli buluyor ve tüm gücü ile onlara saldırıyordu.

Kafkasya'nın bağımsızlığı fikri ilk olarak Çerkes Teavün Cemiyeti tarafından ortaya atıldı.

Çerkes Teavün Cemiyeti Osmanlı devletinden yardım istedi ve bu istek üzerine Mareşal Fuat paşa başkanlığında,gürcü prensi Mihaelli Togridze, Prof Aziz Meker, İsa Ruhi Paşa ve Azeri Salim Behbudoff'tan oluşan bir organizasyon kuruldu. Belirli bir süre sonra organizasyonun Kuzey Kafkasyalı üyeleri dışında diğerleri ayrıldı.

Turan imparatorluğunun gerçekleşmesi bu organizasyonun başarısı ile biraz daha kolaylaşacağı için Osmanlı devleti bu organizasyonu destekliyor ve himaye ediyordu.

Ne yazık ki İngilizlerle ve Denikin'le anlaşmaları sonucu kendilerini ilk tanıyan devlet olmasına rağmen Bolşevikler ile de savaşmak zorunda kaldılar ve iki cephede savaşmak zorunda kalan Kafkasya cumhuriyeti komünist Rusların işgalinden kurtulamadı.
 

İmparatorlukların Kafkasya rekabeti.
Şevket Mufti.(Habjokue)

Bir çok eski yayında 11 Mayıs 1918 de bir "Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti" kurulduğu, Kasım 1918 de Dağıstan'ın Osmanlı güçleri ve Osmanlı korumasındaki Kuzey Kafkas birliklerince ele geçirildiği, 30 ekim 1918 de imzalanan Mondros mütarekesinin Dağıstan'a geç (Kasım 1918) ulaştığı ,sonra Dağıstan'ın Osmanlılarca boşaltıldığı, dolayısıyla tek başına kalan bu bölgenin Sovyetlerce işgal edildiği ve Cumhuriyetin yıkıldığı yazılmaktadır.

Oysa gerçek durum şu şekildedir: 1917 Ekim devrimini tanımayan Kuzey Kafkasyalı güçler, 1 aralık 1917 de Kuban ve Don bölge hükümetleri ile birlikte Güneydoğu birliğini oluşturan Terek-Dağıstan bölge hükümetini kurdular.

Mart 1918'de Asi Güneydoğu Birliği Hükümeti ile bunlara bağlı üç bölge hükümeti Sovyetlerce ortadan kaldırıldı.

Terek -Dağıstan hükümeti başkanı Tapa Çermoyev (sonraki adı ile Abdülmecit Çermoy) Osmanlı desteği ile 11 Mayıs 1918'de Kuzey Kafkasya Cumhuriyeti adı altında bağımsızlık ilan etti.

Osmanlı güçleri korumasında Dağıstan'a dönen Çermoyev hükümeti, Osmanlılar çekildikten sonra yerini Pşimaho Kosok ve M.Halilov hükümetlerine bıraktı.

Bu arada İngilizler o sıralar kurulmuş olan General Denikin'in Beyaz ordusuna, Sovyetlere karşı mücadelede yandaş bağımsız bir güç olarak benimsetmek istediler. Fakat Denik'in Bu bağımsız güç teklifini kabul etmedi. Bunun üzerine M.Halilov hükümeti General Denikin'e katıldı.
M.Halilov General Denikin'in Dağıstan valisi oldu.Kuzey Kafkasya ordu birlikleri ise Sovyetlere karşı savaştırılmak üzere Denikin'in emrinde Kuzey cephesine gönderildi.

Durum böyle iken hala bazı derneklerce anma günleri düzenlenmesi, İşbirlikçiliğe övgü niteliği taşıdığından üzüntü vericidir.

Bu Konuda bilinçli yada bilinçsiz yazılar yazılmaktadır.

Fakat öncelikle belirtmeliyim ki Sovyetler veya başka,her devlet eleştirilebilir ve hiç bir şey için bilimsel anlamda eleştiri dışı dokunulmazlık düşünülemez, fakat Eleştiriler de bilimsel ve gerçekçi olmak zorundadır.


Buna göre daha yukarıda açıklandığı gibi T. Çermoyev ve izleyicilerinin ilkin beyaz orducu Güneydoğu birliğine katıldığı, ardından Osmanlılara sığınıp onlarla birlikte hareket ettikleri, Osmanlılar çekilince de bağımsızlıklarını savunacakları yerde, yeniden kurulan Beyaz Ordu'cu Denikin birliklerine katıldıkları görülmektedir. (Daha sonra bu kişiler ve izleyicileri Hitler faşizmi ve emperyalist servisler hizmetinde çalıştılar.)

Çermoyev ve izleyicilerinin hareketi bazılarının belirttiği gibi halkın tümüne değil sadece belirli bir azınlık kesimine dayanan devrim karşıtı ve anti Sovyetik olmaktan öteye pek fazla bir şey ifade etmediği gibi en önemli ve unutulmaması gereken nokta bağımsızlıklarını kendi elleriyle teslim etmiş olmalarıdır.

Buna karşılık aynı dönem içinde Celal Korkmazov (Dağıstan), Betal Kalmık (Kabardey), Şıhangeriy Hakurat (Adigey) gibi başarılı halk önderleri de vardır.