|
|

MENÜ
|
|
|
. |
|
. |
|
TARİHİMİZDEN BİR SAYFA
BLENEĞAPTŚ Yunus
Nartların Sesi, Kuzey
Kafkasya Küftür Derneği Gençlik Kolu Bülteni,
Sayı 8 Mart-Nisan 1975 |
 |
|
CC TarihEdebiyat Departmanı |
|
. |
|
. |
Meşhur İngiliz yazarı Baddley
"Rusların Kafkasya'yı İstilası" adlı eserinde Kuzey
Kafkasyalıların savaşları hakkında şöyle diyor:
"Bu uzun ve kahramanca dövüşmenin destanları her İngiliz'in
takdir ve heyecanına hak kazanmıştı. Evet bu adamlar ancak
kendileri, dinleri, bağımsızlıkları ve ülkeleri için
savaştılar. |
.... |
|
|
|
. |
Fakat aynı zamanda hiç bilmeyerek
İngiltere'nin Hindistan hakimiyeti için Rus'lara karsı çetin
bir set oldular. Sir Hanry Ravlinsin’in de dediği gibi
dağlılar savunmada ayak direttikleri sürece istila dalgaları
önünde engel teşkil ettiler. Bir kere bu ulus savaş alanından
sürülünce Rusya'nın Arap çayından İndüs nehrine kadar
tasarladığı devamlı istila hareketi için ne askeri ne de doğal
bir engel kaldı."
İngiltere'nin Kafkasya ile teması 1839'larda David Urquhart’ın
Kafkasya’ya özel görevli olarak gönderilmesi ile başlar. David
Urquhart'ın görevi Kafkasya’nın ne gibi zenginlik kaynaklarına
sahip olduğunu tespit edip rapor halinde İngiliz hükümetine
sunmak ve İngiltere’nin Kafkasya’da ne gibi çıkarları
olabileceğini araştırmaktı. İngiltere ve diğer batı devletleri
bu devirlerde Asya ve Afrika'da sömürgeler elde etmek yolunda
birbirleriyle rekabet halinde bulunuyorlardı. Bu devletler
Asya ve Afrika'nın geri kalmış ülkelerini zeptediyor ve
oraları insafsızca sömürüyorlardı. Kuzey Kafkasya ise Rusya’ya
karşı bağımsızlığı uğruna tarihi mücadelelerini veriyordu.
İngiltere Asya’daki Hindistan, Pakistan gibi sömürgeleri
üzerindeki hakimiyetini devam ettirebilmek onları Rusya’ya
kaptırmamak, Rusya ve sömürgeleri arasına tabii engellerin
mevcudiyetini sağlamak amacı ile Kuzey Kafkasya ile temasta
bulunuyordu. İngiltere zaman zaman ara vermekle beraber Kuzey
Kafkasya ile olan ilişkilerini son zamanlara kadar
sürdürmüştür. 1856 yılında Paris Barış konferansında İngiltere
Kafkasya’nın en azından bağımsızlığını istemiş fakat Osmanlı
delegesi Ali Paşa bu hususu desteklemediği için Rusya’ya kabul
ettirememiştir. Kafkasya'nın önemini birinci Dünya savaşında
daha da çok anlayan İngilizler 1918 yılının Mart ayında Lord
Cozon başkanlığında Doğu komitesini kurdular. Komitenin
üyeleri sırası ile General Jan C. Smuts, Bal-four, Cecil,
Edvin Montagu, General Sir Henry Wilson idi. Doğu komitesinin
halledeceği en önemli problemlerin biri de İngiliz
kuvvetlerinin Kafkasya’ya neden geldikleri ve İngiltere'nin
gelecekteki Kafkasya politikasının ne olacağı idi. 1918 de
Birinci Dünya savaşının sonlarına doğru Kafkasya’ya sevk
edilen İngiliz ve Hint askerleri ilk olarak Bakü petrol
bölgesi, Batum limanı ve ikisi arasında kalan bölgeyi işgal
ettiler. İngiltere'nin imkânı olsa idi belki de tüm
Kafkasya’yı işgal edecekti.
Diğer tarafta Rus askeri yazarlarından General Fadeyev
Kafkasya hakkında şöyle diyor:
"Kafkas yarım adası Rusya’nın tüm Müslüman Asya ile yakın
temasını sağlar... Rusya için Kafkasya Rus kıyılarından
Asya'nın kalbine uzanan bir Köprü, orta Asya'yı dışarıdan
gelecek etkilerden koruyan bir duvar ve her iki denizi -Hazar
ve Karadeniz- müdafi eden bir ileri tabyadır. Devlet bu
ülkenin işgaline birinci derecede önem vermelidir."
Aynı yazar diğer Kafkas savaşları hakkında da şöyle
demektedir.
"Dağlılarla yaptığımız bu harp, Mısır'dan Çin denizi
kıyılarına kadar uzanan bütün ülkeleri istila etmeyi mümkün
kılacak derecede bir orduya ihtiyaç göstermektedir."
General Fadeyev Kafkasya’nın jeopolitik ve Stratejik ne denli
önemli olduğunu çok güzel bir şekilde anlatmıştır. Tüm
Ortadoğu ülkelerinin Rus emperyalizmine karşı amansızca dikili
olan kalenin müdafaasında maalesef Kuzey Kafkaslıların bütün
yardım haykırışları cevapsız kaldı. Kuzey Kafkasya her
taraftan düşman kuvvetleri ile sarılmış olduğu gibi her hangi
bir dış yardım ümidi de kalmamıştı. Bu kahraman ulus tüm
dünyaya küskündü. Amansız düşmana karşı yalnız başına
direniyordu. Halbuki Kuzey Kafkasyalılar Kahramanca
müdafaaları ile yalnız kendi vatanlarını değil aynı zamanda
stratejik bakımdan dünyanın bel kemiği olan yakın ve Ortadoğu
memleketlerini de koruyorlardı. |
|
. |
|
. |
|
.
|
|
 |