...................
...................

KÜRTLERİN KALBİNİ SURİYE’DE KIRIP TÜRKİYE’DE KAZANAMAZSINIZ!

Hasan Cemal
T24 Gazetesi, Eylül 2014

                         
 
...................
...................

Kobani’ye ilişkin gelişmelere bakıyorum.
İyiye giden bir şey yok.
Haberler kötü.
Yalnız bölgeyi değil, Türkiye’yi de karıştırabilecek olumsuzlukların izleri gitgide kalınlaşıyor.
Hava öyle ki, çözüm süreci de darbe yiyebilir.  
Kobani düştü düşecek gibi.
IŞİD’in silah üstünlüğüyle ve iki bin militanla Kobani’nin merkezine kadar girdiği, şehirde kanlı sokak savaşlarının başladığı bildiriliyor.
Katliam başlayabilir!
Bu beklenti yaygınlaşıyor.
Ne yazık ki öyle.

Salih Müslim: Direnmek yaşamaktır

PYD Eşbaşkanı Asya Abdullah, Kobani’de sivil bölgelerin IŞİD denetimine girdiğini belirterek diyor ki:
“Katliam korkusu var. Dünya kamuoyu uyandırılmalı. Koalisyon’dan istediğimiz şey aldıkları karara sahip çıkmalarıdır. Şimdiye kadar çok sınırlı müdahale oldu. IŞİD’in saldırıları durmadı. 20 gündür savaş var bu Kobani’de. IŞİD’e yardım geliyor, bize yok.”
Amerika'nın Sesi Türkçe Bölümü için telefonda Hilmi Hacaloğlu'nun sorularını yanıtlayan PYD lideri Salih Müslim de “Direnmek yaşamaktır. Direneceğiz Kobani düşmeyecek” derken Türkiye’den beklentilerini de şöyle sıralıyor:
1. YPG'liler için koridor
2. İnsani yardım
3. Verilirse silah
Müslim, Davutoğlu’na yönelik mesajında da “Kobani'de trajedi var, jenosit var. Yardım için şart koşulmamalı” diyor.
Öte yandan Türkiye’de sokaklar hareketleniyor, karışmaya başlıyor.
HDP, halkı süresiz direnişe çağırmış: “Bundan böyle her yer Kobani’dir.”
HDP Merkez Yürütme Kurulu'nun, MYK toplantısı ardından yaptığı yazılı açıklamada, 'Bugün Kobani'ye yönelik saldırılar da Rojava Devrimi'ni boğma hevesinden başka bir şey değildir" deniyor. Kobani için destek ve dayanışma çağrısının yapıldığı açıklamada; "Şu çok açık ki, Türkiye'deki barış süreci Rojava'dan ayrı düşünülemez" ifadesine yer verililyor.
 

Meydanlara  davet 

İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Van, Muş, Siirt, Mersin, Artvin, Balıkesir ve Mardin’de yapılan sokak eylemlerinde ise güvenlik güçleriyle çatışmalar yaşanıyor.
DİSK, KESK, TTB, TMMOB, HDP, Halkevleri, ÖDP ve EHP’nin de aralarında bulunduğu çok sayıda örgüt de “İstanbul Kobane’yle Dayanışma Platformu”nu oluşturdu. "Kobane’ye yönelik ablukanın kaldırılması, iktidarın IŞİD’e desteğinin kesilmesi" taleplerini dile getiren platform, dün Esenyurt, Sarıgazi, Beşiktaş, Sarıyer, Okmeydanı, İkitelli, Kadıköy ve Galatasaray’da kamuoyunu meydanlara çağırdı.
 

Karayılan: Sokak sokak da olsa
bu direniş sürecek

Bu arada, KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanlığı’ndan da bir açıklama var.
Kürtlerden mücadeleyi her yere ve zamana taşımalarını isteniyor.
“Bu saatten itibaren milyonlar sokaklara akmalı, sınır insan seline dönüşmeli” cümlesine çağrısında yer veren KCK -yani Kandil- Türkiye’yi de suçluyor: 
“Türk devletinin ve kanlı çete IŞİD’in ortaklığı sonucu, sınır hattı boşaltılarak Kobani direnişi desteksiz bırakılmak istenmektedir. Başta Kürt gençleri olmak üzere tüm gençleri Kobani’de özgürlük saflarına katılarak direnişi yükseltmeye çağırıyoruz.”
KCK Yürütme Konseyi üyesi Murat Karayılan da, "AKP'nin 2011'deki gibi bir savaş kararı verdiğini" belirterek, "Kobani direnişi sürecek. Sokak sokak da olsa bu çatışma yürütülecek" mesajını verdi. Karayılan, Türk devletinin Serêkaniyê'den Kobani'ye koridor açma sözü verdiğini, ancak bunu da yerine getirmediğini söyledi.
 

Öcalan: 15 Ekim’e kadar bekleriz

İmralı’dan da açıklama var.
Öcalan çözüm sürecine tarih veriyor.
Kardeşi Mehmet Öcalan, İmralı’daki görüşmesinden sonra Abdullah Öcalan’ın bir yandan IŞİD’e karşı direniş mesajını aktarırken, diğer yandan çözüm süreci konusundaki sözlerini özetlemiş.
Öcalan demiş ki:

Devletin kendi çıkarttığı yasaların gereğini yapması gerekir.
Çözüm süreci deniliyor.
Avukatlar, kaç seneden beri yanımıza gönderilmiyor.
Böyle bir çözüm nasıl yürüyebilir?..
Çözüm diye bir şey yok.
Müzakere diyorlar.
Müzakere diye de bir şey yok.
Çözüm için 15 Ekim’e kadar bekleriz.
Artık yapacak bir şeyimiz kalmamıştır.
 

Erdoğan: IŞİD’e vuracaksak
Esad’la birlikte vuralım!

Öcalan’ın çözüm süreci konusunda 15 Ekim’e kadar vermiş olduğu süreyi okuduktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı dinliyorum televizyon ekranından.
Gaziantep’in İslahiye’sinde, Suriye sınırı yakınlarında Suriyeli sığınmacılara hitap ediyor.
Arapçaya da çevrilen konuşmasında herhangi bir yenilik yok.
Batı’ya, koalisyon güçlerine dönük çağrısını yineliyor:
- IŞİD’e vuracaksak Esad’la birlikte vuralım! Ayrıca bu iş sadece havadan bombalamakla olmaz.
Savaşçı bir dil Erdoğan’dan…
İki cümlesi daha var:
- Kobani düştü düşecek!
- IŞİD terör örgütüne karşı olduğumuz kadar, PKK terör örgütüne de karşıyız. Biz bu topraklarda huzur istiyoruz.
Erdoğan’ın söyledikleri böyle.
Nasıl yorumlanabilir?
PKK-PYD karşıtlığıyla Kürtleri, IŞİD’in insafına ya da barbarlığına terk eden bir tutum diyebilirsiniz. 

IŞİD protestolarında can kayıpları

Kim bilir kaç kez yazdık.
Bu kafayla bu topraklara ne huzur gelir, ne de barış.
Bu satırları yazarken İMC televizyonundan bir haber düşüyor Twitter’a:
“Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) Kobani saldırıları birçok kentte protesto edildi. Muş’un Varto ilçesindeki eyleme yönelik polis saldırısında 25 yaşındaki Hakan Buksur adlı genç yaşamını yitirdi. Kadıköy’deki polis saldırısında ise bir kişi başından yaralandı.”

Protestolardaki can kayıpları akşam saatlerinde arttı.

Tekrardan kaçınıp yazıyı uzatmak yerine, Ruşen Çakır’ın geçen günkü yazısından aldığım bir cümleyle noktalıyorum:

“Kürtlerin kalbini Suriye’de kırıp Türkiye’de kazanamazsınız!”