...................
...................

APOLETLİ KEMALİZM’DEN CÜBBELİ KEMALİZM’E!

Hasan Cemal
T24 Gazetesi, Ekim 2014

                         
 
...................
...................

Sabah vakti havalimanından çıktık, şehre doğru gidiyoruz. Uzaktan, Kızıltepe taraflarından siyah dumanlar yükseliyor.
“Yakılan lastiklerin dumanı” diye söze giriyor, “Bütün gece yangın yeri gibiydi Kızıltepe, cayır cayırdı. TOMA’lar, panzerler yetmeyince, yıllardır ilk defa tanklar çıktı meydana...”
Ve ekliyor:
“1990’lı yıllardaki gibi yani, asker yine sahnede... Hayra alamet sayılmaz.”
“Diyarbakır Havalimanı kapatılmış...”
“Demek ki, asker ve polis takviyesi yapılacak Diyarbakır’a. Bu sabah Mardin’den de dört-beş otobüs dolusu gitti, galiba Diyarbakır’a. Bölge patladı abi...”
Devam ediyor:
“Bu bir ayaklanma, isyan, Kürtçe’siyle serhildan... PKK bastı düğmeye...”
“Nasıl oldu böyle?”
“IŞİD neyse PKK de odur, demiyorlar mı? Kobanê’de Kürtleri IŞİD barbarlığına bırakmıyorlar mı?”

‘Kobanê’den YPG’lilerin
 cenazeleri gelmeye başladı’ 

Mardin’e yaklaşıyoruz.
İstasyon Mahallesi’nin ortasından geçen caddenin iki yanında yanmış, dumanı hâlâ tüten simsiyah kalıntılar...
“Kobanê’den Mardin’e YPG’lilerin şehit cenazeleri gelmeye başladı” diyor.
Duvara bir büyük renkli afiş yapıştırılmış:
“Şengal ve Rojava’ya can katalım!”
Yardım toplama merkezlerinin adres ve telefon numaraları verilmiş.
Ahmet Türk’te bir değişiklik yok.
Her zamanki gibi sakin sakin içiyor uç uca eklediği sigaralarını, “Beni mahveden bu cigara” demeyi de unutmadan.
1987’den, Erdal İnönü’nün SHP’sindeki milletvekilliği döneminden beri tanışıyoruz Ahmet Türk’le...
Büyükşehir Belediyesi’ndeki makam odası fazla tenha.
Nedenini anlatıyor:
“Geceyi meydanlarda geçirdiler. Şimdi uyuyorlar, akşama doğru yine çıkarlar sokağa... Bu arada bütün ilçelerde gündüz de sokağa çıkma yasağı konulmuş durumda. Bütün okullar da ikinci bir emre kadar tatil edildi. Bundan dolayı tenha buraları, yoksa dolup taşardı.”

Bardağı taşıran damla ve kırılma noktası

Ahmet Türk, “Ben bile şaştım kaldım bu Kobanê konusunda. Türkiye sonunda yardım elini uzatır Kürtlere diye düşündüm. Ama yanıldım işte, olmadı, yapmadı” diyor.
Ankara’nın Kobanê’de Kürtleri IŞİD’le, bu çetelerin barbarlığıyla baş başa bırakmasının bardağı taşıran damla olduğu kanısında.
Şöyle diyor:
“Bugüne kadar bizim partiye hiç oy vermemiş olanlar... AKP’ye oy atmış olanlar... Hepsi Suruç’taydı. Onlar da sokağa çıktılar. Ankara’nın o politikası, yani bırakalım IŞİD, PYD ile PKK’yi temizlesin, iyice burunları sürtülsün politikası her şeyi berhava etti. IŞİD çetelerinin insanların kellelerini kesmesi, kadınlara, kızlara tecavüz etmesi, bütün bu vahşet karşısında Türkiye’nin hareketsizliği Kürtler açısından tam bir kırılma noktası oldu.”
Şu noktayı da vurguluyor:
“Evvelce ‘Bu devlete güvenilmez’ diyen gerillaydı. Şimdi artık halk söylemeye başladı bunu... Devletin IŞİD’i görmezlikten geldiğini görmekte Kürtler...” 

Ahmet Türk: Bu tam bir ayaklanma

Televizyon açık. Sterk TV, Ronahi TV gibi Kürt kanallarına bakıyoruz.
Altyazı geçiyor.
KCK’den açıklama:
Kobanê, AKP’nin yeni savaş konsepti.
İkinci bir açıklama:
Meydanlardan çekilmeyin!
Her yer Kobanê, her yer direniş!
Televizyon ekranlarındaki görüntüler çarpıcı. Meydanlar dolu, sokaklardan sel gibi kalabalıklar akıyor.
Bazı yerler alev alev...
“Hiç bu kadarını hatırlamıyorum, böylesi ilk kez yaşanıyor” diye devam ediyor, “Bu tam bir ayaklanma, yani serhildan... Dün akşam Vali Bey arıyor, ‘Söyleyin de evlerine girsinler’ diyebiliyor. Şaka gibi... Kim dinleyecek ki bizi... Toplumsal olaylar bir an gelir, dizginlerinden boşalır.”

‘Erdoğan halkın
gözünde artık bir diktatör’

‘Çözüm süreci’nin Erdoğan iktidarı tarafından dinamitlendiğini konuşuyoruz.
Ya Kobanê de düşerse...
“Bu ihtimali aklıma bile getirmek istemiyorum” diyor Ahmet Türk.
Amerikan Genelkurmay Başkanı’nın, “Kobanê düşecek gibi gözüküyor” diye bir açıklama yaptığına dair bir haber geliyor.
Ahmet Türk bir telefon görüşmesi sonrasında şöyle diyor:
“Gece yarısından sonra Kobanê’de yoğun bir bombardıman olmuş... Geriletmişler IŞİD’i...”
Biri diyor ki:
“YPG, IŞİD’i Kobanê’de şehrin içerlerine çekmeye çalışıyor. Ona göre hazırlanmışlar. Bu arada tanklarını iyi gizliyormuş IŞİD, hava hücumlarına karşı...”
‘AKP’ye karşı biriken nefret’ten söz açılıyor.
Tayyip Erdoğan’la ilgili olarak Ahmet Türk bir ara şöyle diyor:
“Halkın gözünde Erdoğan artık bir diktatör olmuş durumda... O nasıl bir kibirdir.”

‘AKP seçimleri nisan ayına çekmeyi düşünüyor’

Bu arada Abdullah Gül-Tayyip Erdoğan mukayesesi, Gül’ün lehine sonuçlanıyor.
Kürtlerin sokağa dökülmesi, Erdoğan’ın bilinçli bir tercihi ya da bir ‘seçim stratejisi’nin parçası olabilir mi?
Bu konu açılıyor.
Ahmet Türk:
“AKP, Kürt oylarını daha beter kaybedecek bu gidişle...”
Biri ekliyor:
“Memleketi yangın yerine çeviren bir iktidar partisi yalnız Kürtlerden değil, diğer çevrelerden de oy kaybeder.”
Soruyor biri:
“HDP, Kürtler, CHP ile seçim işbirliği, ittifakı yapabilir mi?”
Ağır basan yanıt:
“CHP bundan korkar.”
Ahmet Türk ekliyor:
“AKP seçimleri nisan ayına çekmeyi düşünüyor.”
Birinin öngörüsü de şöyle:
“AKP 2015 seçimlerinde yüzde 45’in altına düşerse, Özal’ın ANAP’ına benzer.” 

Erdoğan’ın tavrı Kürtleri yaraladı

Bölücülük konusu gündeme gelince biri şöyle diyor:
“AKP’nin politikası IŞİD’le birlikte, asıl bu politika Türkiye’yi bölmeye başladı. Bu gerçeği  Kürtler çok iyi görmeye başladılar. Çözüm sürecinin sorunu çözmek değil, Kürtleri çözmek olduğunu anladılar. Bugüne kadar HDP’ye pek sıcak bakmayan Kürtler de bu gerçeği anlamaya başladı.”
Biri ekliyor:
“Kürtler şunu görüyor:
IŞİD bir taşeron örgüttür, Kürtlere karşı kullanılan... Devlet, IŞİD üzerinden Kürtlere karşı savaşıyor.”
Şu da bir başka yorum:
“Erdoğan IŞİD’le PKK’yi aynı kaba koydu ya... O da terör örgütü, bu da terör örgütü dedi ya... Bu tavır Kürtleri fena halde yaraladı. Kürtler bundan dolayı dinamitlenmiş gibi oldular.”
Biri ekliyor:
“AKP’deki
Rojava devrimi antipatisini de unutmayın.” 

‘Apoletli Kemalizm’den ‘cübbeli Kemalizm’e 

Ahmet Türk:
“Hasan Cemal, bak bu iki gündür yaşananlar Kobanê serhildanıdır, ayaklanmasıdır. Örgütlü bir yapının ötesinde, halkın kendiliğinden isyanıdır bu... Şu çok iyi görülüyor. Bu devletin zihniyeti özünde değişmiş değil. Bak, tanklar yıllar sonra yine meydanlara çıkıyor. Devletin bu zihniyetiyle Kürtlerin eşit vatandaşlığı hayaldir, sorun bu kafayla çözülmez yani...”
“Nedir bu devlet zihniyeti?” diye sorunca, Ahmet Türk şöyle özetliyor:
“Bu zihniyette demokrasi yok. Eskiden ‘apoletli Kemalizm’di, şimdi de cübbeli Kemalizm! İkisinde de demokrasi yok.” 

'Polis misin?..' 

Akşamüstü Mardin’den Urfa’ya doğru yola koyuluyorum.
Kızıltepe taraflarında kara dumanlar.
Sabahki gibi lastik yakılmaya devam ediyor.
Ana yol kesilmiş.
Maskeli genç adamlar “Yasak” diyor.
Yan yollardan geçmeye çalışıyoruz.
Bu kez karşımıza ellerinde taşlar ve sapanlarla çocuklar çıkıyor.
Onlar da bize geçit vermiyor.
Biri yanıma yaklaşıyor:
“Polis misin?” diye soruyor, “Öyleyse, arabanın ön camı gider.”
Biri beni tanıyor.
Onların yardımıyla ara sokaklardan geçerek bir saatlik bir gecikmeyle ana caddeye çıkıyoruz.
1990’larda asker keserdi yolları, bugün de yüzü maskeli gerilla...
Urfa’ya,
Suruç’a doğru basıyoruz gaza...
Kobanê serhildanı yazıları devam edecek.