|
Düğün
başlangıcı, gelinin katılacağı soy ailesine (tlepqe/en geniş
aileye) ve köye getirilmesi, yani gelin alma olayı ile başlardı.
Düğün sevincinden (нысэщэ хъаяр) daha üstün tutulan ve daha
değer verilen bir olay olmazdı: Tüm akraba ve tanıdıklar,
ayırımsız düğüne gelir ve ailenin sevincini paylaşırdı. Düğün kaç
gün sürecekse -tek gün, üç gün ya da yedi gün-düğüne gelenlerin
hepsi hayır/düğün sofrasından yeme içme hakkına sahip olurlardı.
Düğünde
verilecek yemekler ve bunların sunuluş biçimi, geleneğe uygun
olarak kadınlar tarafından belirlenir/düzenlenirdi. Akraba ve
yakın kişilerle komşuların getirmiş olduğu yiyecekler bir
yerde/bir odada toplanır, yiyeceklerin başına da deneyimli ve aklı
başında bir kadın dikilirdi, buna phonteşhatés (пхъонтэшъхьэтес/sandık
başında oturan) denirdi.
Aileye, soya (l'ako/л1акъо)
mensup olup evlenip ayrılmış ve ayrı yuva kurmuş olan kadınların
her birinin birer sandık (phonte/пхъонтэ/пхъуантэ) dolusu yiyecek
getirmeleri gelenek gereğiydi. Yiyecek sandık üzerine
yerleştirilen yuvarlak haluj ve ince halujelerle (хьалыжъо хъэрэ-пк1арэ/böreklerle)
süslenirdi.
Gelinin
çıktığı aileye (tış/тыщ) gönderilen yiyecekler ise, gelinin
girdiği ev tarafından en iyi börek ustası (halıjoşş'e/хьалыжъош1э)
kadınlar eliyle özel olarak hazırlatılır, kız evine gönderilirdi.
Yiyeceği götürme görevi, evin kızlarından ya da babanın kız
kardeşlerinden biri tarafından yerine getirilirdi. Oraya en
mükemmel yiyecekler, ince börekler ve iki sepet dolusu da palkav (пэлкъау)
(1) götürülürdü. Böylesine mükemmel düzenlenmiş yiyecekler önce
yaşlılar (nahıj) tarafından tadılır, olur verilirse, bu yiyecek
tış evi (kız evi) için ayırılır ve gönderilirdi. Ancak düğün yedi
gün sürecek olursa, tış'a götürülecek olan yiyecek, düğünün son
günü düğün evinde ayrıca hazırlanıp yollanırdı.
Düğün gegusuna
(нысэщэ джэгу)/düğün eğlencelerine katılım, ehil akraba, yakınlar
ve çocukları evlendiği için aileyi kutlayanlardan, o ailenin
sevincini paylaşanlardan oluşurdu. Ayrıca köydeki tanınmış kızlara
ilkin özel olarak haber verilirdi, sıra oyunlara geleceğinde o
gibi -güzel ve seçme- kızlar gönderilen refakatçiler eşliğinde
düğüne getirilirlerdi. Önde gelen ve konuk olan delikanlı ve kız
grupları da komşu ya da vınekoş (унэкъощ; soy ailesi) ailelerince
bölüşülür ve o evlerde ağırlanırlardı. Konuklara götürülecek
yiyecek ve sofralar, köyün delikanlıları tarafından düğün evinden
konuk bulunan evlere taşınırdı.
Düğün yemeği,
phonteşhatés tarafından, konuk ağırlanan evlere
paylaştırılır/taksim edilirdi. Erkek kasap/aşçı, eti, o ailelere
dağıtırdı. Konuk sayısına göre, birer kesilmiş koyun ya da birer
kısır/kesilmemiş koyun, konuk ağırlayan evlerin her birine
gönderilirdi. Düğün süresince, her gün o evlerle ilgilenilir,
gerekenler düğün evinden o evlere gönderilirdi. Her konuk grubu
için, gelenek gereği, o evlerde günde üç kez, bir birini izleyen
sofralar sunulurdu.
Düğün (хъаяр)
evinde ise, akrabaların en yaşlıları (нэжъ-1ужъхэр), ayrıca
gelinin düğüne getirilen kız kardeşleri, gelin ile birlikte, ayrı
bir yerde yemek yerlerdi.
Hava sıcak
(yaz mevsimi) ise, köyün çoluk çocuğuna bahçelerde, ağaç
gölgelerinde yemek yedirilebilirdi. Onlara sofra ile birlikte
sürahilerle (gogon) boza (бахъсымэ;шъуатэ) gönderilirdi.
Çoğunlukla gençler bir evde toplanır, içlerinden birkaçını
gönderir, düğün evinden yemek getirtirlerdi. Etli yemekler, boza
ve ekmeğe değin her türlü yiyecek düğün evinden getirtilirdi (2).
Çocukları ve konukları ağırlayan aileler, düğün evinden gönderilen
malzemelerle kendileri de yemek hazırlar ve bunları düğün evinden
getirilen yemeklerle birlikte konuklara yedirirlerdi.
Düğün evine
gelenler, gelenek gereği aynı sofraya değil, konumlarına uygun
düşen değişik sofralara otururlardı. Konuklar ve düğüne gelenler,
esas olarak birbirlerini gegu (джэгу) eğlenceleri sırasında
görürlerdi.
Adige düğün
geleneğinde önemli bir nokta bulunurdu. Gelinin gelişiyle nüfusu
artmış olan geniş soy ailesi (l’ako/л1акъо) ve gelinin girmiş
olduğu daha dar aile, evlenen gençler ve onların mutluluğunu
paylaşmaya gelenler, bunların getirmiş olduğu hediyeler, gelinin
odasından çıkarıldığı sırada, düğüne gelenlere gösterilir ve
bunların kimler tarafından getirildiği yüksek sesle bir görevli
erkek tarafından, o yerdeki -daha çok kadın olan izleyicilere-
topluluğa duyurulurdu. Düğünün en anlamlı yanı ise gegu/eğlence
alanında sergilenirdi. Düğüne gelenleri bir araya getiren ana
etken sofra değil, düğün eğlencesi (gegu) olurdu. Adige
geleneğinin, diğer topluluklarınkinden farkı, sofra geleneğinden
anlaşılır: Rus düğününe katılanlar, genç yaşlı, kadın erkek hep
bir arada sofraya oturur, yer içer, şerefe kadehler kaldırırlar.
Adige düğünün
en can alıcı, gelenek, terbiye kuralları, beceri ve yiğitliğin
sergileneceği, ad bırakılabileceği yer, gegu eğlenceleri olurdu.
DİPNOTLAR
1) -Palkav/пэлкъау-
süt, yumurta ve tereyağı ile yoğrulmuş ve mayalanmamış /
kabartılmamış hamur, çok ince bir biçimde açılır ve şekerli
suya/şerbete daldırılmış bir thurıje (yağda kızartılmış börek)
elde edilir.
2) Dikkat
edilirse, yemek listesinde içki bulunmuyor, bu da Adige
geleneğinde alkollü içki kullanılmadığını belli ediyor. İçki
Tatar, Abhaz, Rus, Türk gibi halklarla ilişkiler sonucu, bir
kısım Adigelerce de içilmeye başlanmış olmalıdır. -HCY |