...................
...................
TOPLUMSAL YAŞAM

KUŞHA Faruk Özden

                         
...................
...................

Toplumsal yaşam nasıl durağan değilse, xabze de durağan değildir. Xabzeyi durağan, statik ve değişmez kabul etmek xabze ye en büyük ihanettir.

Büyük toplumsal çalkantıların yaşandığı 18 ve 19 yüzyıllarda en çok etkilenenlerden olmuştur Çerkes toplumu ve Çerkesya. Dünya da büyük alt üst oluşların yaşandığı dönemde Kafkasya'yı ayrı tutamayız her halde.

Feodalizmin tasfiye sürecine girmesiyle merkezi krallıkların güçlendiği Avrupa'da yeni bir sosyal sınıf ortaya çıktı: Burjuvazi.

Batı Avrupa’nın deniz aşırı sömürgeleri elde etmesiyle Batı Avrupa ülkeleri büyük sermaye birikimlerine sahne olmuştur. Batı Avrupa'da bir taraftan sermaye sahibi olarak burjuvazi ortaya çıkarken İngiltere'de olduğu gibi bazı ülkelerde de aristokratlar sermaye sahibi olarak da güçlerini devam ettirdiler. Orta Avrupa ülkelerinde denizciliğin olmaması nedeniyle deniz aşırı sömürgelerden pay alamadılar. Çarlık Rusya'sı ise yayılma alanı
olarak Kafkasya ve Asya'yı kendisine hedef seçti.

Özellikle toplumsal büyük alt üst oluşların yaşandığı 18 ve 19. yüzyıllarda Çerkes toplumunda da o zamana kadar olmadığı gibi büyük değişimler yaşanmıştır. İç dinamiklerle değişmesi gereken toplumsal yapı, dış dinamiklerle hızlı bir değişime zorlanmıştır.

Avrupa'da, Fransa'da başlayan Burjuva Devrimi etkilerini Çarlık Rusya’sında göstermiştir.

Burada Avrupa Burjuvazisi ile ilgili küçük bir saptama da bulunmak istiyorum: Krallığı ve aristokrasiyi deviren Fransız Burjuvazisi yönetime gelir gelmez, eski aristokratları taklit etmiştir. Ordu içinde yükselen ve güçlenen generaller yönetimi ele geçirmişlerdir.

Bonapart generalliğinden sonra Mısır Seferi ertesi mareşal olmuş ve nihayetinde kendisini imparator ilan etmiştir. Yönetici aristokrasisi kalmayan veya güçsüzleşen Benelux ülkelerinde Bonapart, yönetime kral olarak kendi yakınlarını atamıştır.

Benzer uygulamalar Roma İmparatorluğu'nda da görülmüştür. Tek istisnası generalliğe yükselen askerler aristokratlardan, yani Romalı yurttaşlardan idi.

Napolyon'un yenilmesi ile tekrar güç toplayan Avrupa aristokrasisi kendi aralarına Osmanlı'yı da katarak, Kırım Savaşı'nda yeni bir güçlerin mücadelesi gerçekleştirmişlerdir.

Kırım Savaşı başlarda Çerkesya ve Kafkas halkları için olumlu yönleri var gibi göründüyse de felaketlerini hızlandıran bir etken olmuştur. Sonunda da büyük felaket.

Fransız Burjuva Devrimi ve onu takip eden Sanayi Devrimi etkisini Çarlık Rusya’sında köleliğin kaldırılmasında göstermiştir. Köleliğin kaldırılması ile özgürleşen Rus eski kölelerine yeni tarım toprakları kazandırmak için Çerkesya'nın insansızlaştırılması gerekiyordu.

Aradaki tarihi gelişim ile ilgili bu hatırlatmadan sonra esas konumuz olan xabze değerlendirmelerine dönebiliriz.

Daha önceleri değerlendirmelerimizde xabze ve siyasi yapılanmadan söz etmiştik.

Çerkesya'daki siyasi yapıyı, zayıf yönetim bakımından devletleşememiş sistem olarak nitelendirebiliriz. Devletleşememiştir, çünkü daimi bir silahlı güç ve onu yöneten siyasi bir irade yoktur.

Eğer ki, siyasi irade ve onun emrinde daimi silahlı bir güç olsaydı, siyasi irade otoritesini göstermek için kurduğu silahlı gücün ihtiyaçlarını karşılamak için vergi salması gerekirdi.

Siyasi güç topladığı vergilerle hem düzenli bir ordu oluşturur, hem de otoritesini kabul ettirmek için hükümet binası kavramını da beraberinde getirirdi.

Siyasi otoritenin gevşekliğinin yerine toplumu yöneten yönlendiren; gerektiğinde anlaşmazlıkları çözen, kendine özgü bir sistem olarak xabzeyi görürüz.

Xabzeyi yapmak (xabze ğauvın) toplumca yürütülen eylemler sonucu idi.
Xabze yapıcı olarak toplumun temsilcilerinin oluşturduğu meclise xase denirdi. Xasenin wunafe (oturum) toplantısı/toplantıları sonucu varılan karara ğauva xabze (oluşturulan/kabul edilen) olarak topluma duyurulurdu.