|
Amaç
birliği yaptığımız arkadaşların hatalı gördüğüm davranışlarına
ilişkin görüşlerimi daha çok kendilerine yazdım. Kimileyin de
bu eleştiriler küçük bir grup içinde kaldı. Kol ve yeni
bilmeyenlerin hiç haberi olamadı. Haberi olmayanlar da bir
elmanın iki yarısı gibi bilinenlerin birbirlerini uluorta
eleştirmelerine şaşıp kaldı.
Halbuki son yıllarda CC’da ya da başka platformlarda
okuduğunuz, duyduğunuz eleştiriler sadece kol yenine
sığmayanlar, kol yeninden artık taşanlardır. Ancak
bilgisayarımı her açtığımda, yada dosyalarımı karıştırdığımda
arkadaşların özellerine yazdıklarım da çıkıyor karşıma.
Hepsini silmek mi? Kesinlikle yapamayacağım bir şey. Çünkü
salt emek değil benim için yazılarım. Her birini, her
okuyuşumda yeniden duygulanıyor, yeniden acı çekiyor, yeniden
öfkeleniyor kimileyin de yeniden mutlu oluyorum. Yeniden
yaşıyorum olayı hemen tüm ayrıntıları ile. Beni yazmak zorunda
bırakan olayları sizlere benim yaşadığım yoğunlukta
yansıtamadığımı, yansıtamayacağımı bilmiyor değilim ama yine
de....
Yazdıklarımı kendi elimle çöpe atamayacağıma göre bunları
günün birinde “yen içini” bilmeyenlerin okuması da olası değil
mi? Peki bu olasılık yanılgılarımı düzeltme şansımın artık
kalmadığı bir zaman diliminde, benim için yaşamın durmuş
olduğu bir zaman diliminde gerçekleşirse... Eleştirdiklerimin
olabilecek karşı eleştirilerini de göremeyecek, düzeltilmesi
gerekeli yanlış anlamaları da düzeltemeyeceğim. Kuşkusuz bu
durumda konuyla ilgilenenlerin olayların gerçek yönlerini
anlamaları, algılamaları daha güç olacaktır.
Özetle; bugüne kadar yen içinde bıraktığım kırık kolları da
ilgilenenlerin görüşlerine sunma CC’da yayınlama kararı aldım.
Kırık kollar sergisi, doğal olarak izleyicilere mutluluk
veremeyebilecek. Kesin olanı ise kırık kolu yen içinde
bırakana kırık anının acılarını yeniden yaşatacak olması. Yine
de birbirinin kopyası sanılan biz dönüşçülerin olaylara
yaklaşım, gelişim değişimler karşısındaki duruş
farklılığımızın bilinmesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.
Mücadelemizin anlaşılmasına katkı olacağını duyumsuyorum.
Hep söylediğim gibi sürgünden bu yana en şanslı tarih dilimini
yaşıyoruz. Çarlık Rusya'sı- Kafkasya savaşlarında Osmanlı ve
İngiltere'nin olası yardımlarını engellemek için Çerkesya’nın
kıyılarını ablukaya alan Rus savaş gemileri, bugün aynı
kıyıları yine ablukaya almış bulunuyor. Ancak bu kez halkımızı
olası saldırılardan korumak için. Bu büyük tarihsel değişimi
bizlerin gerçekleştirdiği gibi bir düşünce aklımın köşesinden
geçmedi, geçmez. Böyle bir gücü kendimizde görmemiz de çok
aptalca olur kuşkusuz. Ancak, dönüşçüler olarak tarihin
bizlere sunduğu bu şansı iyi okuyabildiğimiz ve halkımızın
tarihini yeniden yazdığımızın bilincinde olunmamasının da aynı
derecede bir aptallık olduğuna inanırım. Dolayısı ile yakın
tarihimizi yaşayan tüm arkadaşları ellerindeki belgeleri
yayımlamaya, anılarını yazmaya bir kez daha çağırıyor bunun
görevimiz olduğu düşüncemi yineliyorum. Hem daha önce de dile
getirdiğim gibi, Rusya-Kafkasya savaşlarına ilişkin bugün
tarih diye okuduklarımızın büyük bölümü, Batılı askeri
ateşelerin, Çarlık Rusya'sı görevlilerinin anıları değil mi?
“Giriş”in bu bölümüne gelince, sadece daha önce
yayımlamadıklarımı değil, yayımladıklarımı da yeniden bu
sayfalara yansıtmanın daha doğru olacağını düşündüm. Amaç;
gençlerimizin, kendi yaşlarında olduğumuz dönemde neler
düşünüp, neleri gerçekleştirme çabası içinde olduğumuzu
anlamalarına, günümüz gerçekleri ile karşılaştırmalarına
katkı... Yazılarla birlikte belki bir iki anı kırıntısı...
En
büyük beklentim ise, benim dışında kaldığım olayları
yaşayanların, olayları farklı görenlerin, olayların benim
bilmediğim yönlerini bilenlerin, olayları kendi bakış açıları
ile anlatmaları, yanlışlarımı düzeltmeleri...
Beklentilerimin gerçekleştiğini görmenin mutluluğunu
yaşayabilmek umuduyla... |