MENÜ





 

.

.

YEN İÇİNDE…   -5
Dr. MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam

.

.

“Yürümek,
inancın doğrultusunda sağlam adımlarla...”

Evet yıllardan beri seçtiğiniz yoldaysanız ve halen yürümeye çalışıyorsanız; dergi, gazete, site sayfalarına düşmemiş yazılarınız da oluyor. “Yen İçi”ni işte daha çok bu yayımlanmamış ancak kaybolmasın istediğimiz, gelecekte nerelerden geçip nerelere geldiğimizi araştıracaklara yardımcı olabileceğini düşündüğümüz yazılara ayırdım daha çok. “Anılara Dolanık Yürümek”in daha tembelce olanı.
...

.

Bugün sizlere arkadaşlara daha önce yazdığım iki yazımı sunuyorum. İçerik olarak temelde diğer yazılarımızdan pek bir farkı olmayan iki yazı. Ancak yine de gelecekte günümüzü yazacaklara katkıda bulunacağını umuyorum. Kimler hangi yıllarda nelerle uğraştılar, neler yaptılar gibi...

Konu açılmışken arkadaşlara bir kez bir kez daha anılarını yazma çağrımı yineliyorum.

Yazılardan ilki hep eleştirir olarak ün kazanmış olmamıza karşın sevindirilebileceğimizin de çok zor olmadığının kanıtı ama itiraf etmeli ki yarım kalmış bir sevinç... Toplantının düşünülmüş olması bile beni ne kadar sevindirmişti. Bu yazı aynı zamanda öz eleştiriden kaçanın ben olmadığımın kanıtlarından da biri... Toplantı da, önümüzü daha iyi görmemiz için mutlaka yapılmalı hem de en geniş katılımla...

İkincisi de AP Çerkes Günlerini eleştirenlerin gerekçeleri ne olursa olsun neredeyse halk düşmanı gibi görüldüğü dönemdeki bir uyarı yazısı...



20 02 2005 - MAYKOP

Sayın Muhittin Ünal, - Kaf-Fed Genel Başkanı,
Sayın Cumhur Bal, - Kaf-Fed Genel Sekreteri,

Salt görüş-alışverişinden öte, “önümüzdeki yıllarda karşılıklı olarak yapılabilecek ortak çalışmaların planlanması”nı da amaçlayan aynı zamanda biz dönüş yapmış olanların da katılsın istediğiniz toplantı kararını, son yılların en olumlu çalışması olarak değerlendiriyor, bu kararı alan kurumunuzu kutluyorum. Toplantının halkımız için uygulanabilir önemli kararların alınacağı bir dönüm noktası olmasını, 125. Yıl etkinlikleri ivmesinin yeniden kazanılabilecek bir toplantı olmasını diliyorum.

Ancak; bildiğiniz gibi her birey, kurumları kendi istediği gibi görmekte, kendi amcanı amaç edinmiş saymakta, buna paralel beklentilere girmektedir. Dolayısı ile Kaf-Fed dediğimiz zaman neyi anlamamız gerektiğine, amacı ve çalışma alanına giren öncelikli konuların neler olduğuna, kavramlara yüklediği anlamları ve anavatana dönüş’ü nasıl algıladığına ilişkin bir açıklama yapmanızı, kurumdan farklı beklentilere girmememiz ve ortak çalışma planı için gerekli olduğunu düşünüyorum.

Gündem konuları arsında yer alan DÇB’nin, son durumuna ilişkin rahatsızlıklarınızı ve Dünya Çerkes Kongresi'ne ilişkin size gelen bilgileri bizlerle paylaşabilirseniz görüşmelerin daha yararlı, daha sonuç alıcı olacağına inanıyorum.

Türkiye’den toplantıya katılacakların (Örneğin yönetim kurulunuz mu, başkanlar kurulu mu, bizler gibi belirlenmiş kriterlerle seçilmiş kişiler mi?) da -görüşmelerin başarısını etkileyeceği kanısında olduğum için- bizlere de bildirmenizi yararlı buluyorum.

- Sovyetler Birliği'nin dağılmasından günümüze kadar olan dönemin değerlendirilmesinin mutlaka ayrı ve ilk gündem maddesi olmasını,

- Katılımcıların gündemin her maddesi konusunda görüşünü yazılı olarak toplantı başkanlığına sunmasını, her katılımcının her gündem maddesi hakkında bilgi sahibi olamayacağı da düşünülerek “Bu gündem maddesi hakkında görüş belirtemeyeceğim”in de bir görüş olarak kabul edilmesini öneriyorum.

Toplantının önemini, halkımız için bir dönemeç olacağı, tarihte iz bırakacağı umudumu yineliyor sağlık ve başarı diliyorum.

Saygılar….

Necdet Hatam



2006 03 01
Değerli Kardeşim Azmi, (Azmi Berberoğlu)

Toplumuzda, Çerkes ulusal sorununa farklı yaklaşan, farklı çözüm önerileri getiren kişilerin, örgütlerin var olması doğal değil mi? Bu konuda sizinle aynı düşünmeyenleri hemen kişisel egoizmle neden suçlarsınız anlamak mümkün değil. İnadına bildiğiniz halde asıl ayrılık nedeni baklayı neden ağzınızdan çıkartmazsınız.

Bunları biz yıllardır söylüyor yazıyoruz. Hemen her yazımda, çeşitli sitelerin forum sayfalarında bu konuya ilişkin yazılarımızı görebilirsiniz. Zaten en az bir kısmını gördüğünüzü okuduğunuzu biliyorum.

Ayrılık eskilik yenilikte değil. Zihniyette, paradigmada, RF ve AP'yi değerlendirişte. Size düşen bu konulardaki görüşlerinizi bizlerin ortaya koyduğu açıklıkla ortaya koymaktır.

Bakın hem Marje'de hem de CC’de karalama kolaycılığına kaçılmaması gerektiği uyarısını da yapmıştık.

Bir daha altını çizelim ki bize göre anlaşmazlık;

Çerkes'i tüm Kuzey Kafkasyalı halkları içerecek şekilde algılayanlarla, Çerkes'i Abaza ve Adigeler olarak algılayanlar arasındadır.

"Bağımsız demokrat, özgür" ya da "birleşik Bağımsız Kafkasya" düşünü görenlerle böyle bir düşü göremeyenler arsındadır.

Abaza-Adige grubu ile diğer Kuzey Kafkasya halklarının önceliklerinin farklı olduğunun bilinci de olanlarla, bu fark çok açık olmasına karşın bunları görmezden gelenler arsındadır.

Herkesin kendi sahasında oynamasının daha doğru olacağını savunanlarla, illa ki deplasmanda oynamayı tercih edenler arsındadır.

Yok olma köleliğini seçmiş olanlarla, ulusal kültürel değerleri koruyup geliştirebilmenin tek yolunun dönüş olduğunu görenler arasındadır.

Sorunların çözümünde asıl muhatabımızın Rusya Federasyonu olduğunun bilincinde olanlarla, asıl muhatabın AP olduğunu sananlar arsındadır.

Rusya Federasyonu'nda federalizmin kökleşmesi, demokrasinin yerleşmesi, insan hakları çerçevesinin genişlemesi, tarihten gelen haklarımızın tanınması, gümüş tepsi ile uzatıldığında kullanmadığımız dönüş hakkımızın yeniden tanınması mücadelesinin ancak iç dinamiklerin desteği ile kazanılabileceğine inanlarla, bunun insan hakları konusunda birçok sabıkası olan batının desteği ile kazanılabileceğine inanalar arsındadır.

Nüfusları, on milyonları, yüz milyonları bulan ülkelerin bağımsızlıklarının gasp edilebildiği, dünya hakimi olmak için tüm insani değerlerin ayak altına alınabildiği günümüzde, bizlerin güzel düşlerimiz için RF ile savaşmalı, ölmeli, sürülmelisiniz, sizler savaşırken bizler sizleri yaşadığımız ülkelerin verdiği izin ölçüsünde mitinglerle destekleriz, eski elbiselerimizi göndeririz, sürüldüğünüzde yerleştirilebileceğiniz kamplardaki perişanlığınız için üzülürüz, ne kadar üzüldüğümüzü sanal ortamda, dergilerde gazetelerde dile getiririz, tüm gücünü halkına vakfetmiş olanları, ölüm yıldönümlerinde on beş kişilik büyük gruplar halinde anarız” diyenlerle, "kim olursa olsun birilerinin düşü için ölümü göze alamam, "vatan için ölmek de var, ama borcun, yaşamaktır" diyenler, anavatandaki sıkıntıların çözümünde diasporanın ne kadar katkıda bulunmadığını yaşayanlar arsındadır.

Bize göre ayrılık nedenleri bunlar ve daha sayılabilecek bir çok şey. Sizler de bu açıklıkla görüşlerinizi ortaya koyduğunuzda ancak, kimlerin kişisel egosunu tatmin peşinde koştuğu, kimlerin kişisel egosunu tatmin peşinde koşanların akıntısına kapıldığı daha bir gerçekçi olarak tartışılabilir.

Sağlıcakla...
Necdet Hatam

.

.

.