MENÜ





 

.

.

ASLAN ARI
Dr. MEŞFEŞŞÜ Necdet Hatam

.

.

Zaman zaman eskileri karıştırıyorum. Kimileriniz müflis tüccarın eski defterleri karıştırmasında da benzetebilirsiniz davranışımı. Özgürsünüz...

Benim eskilerimi ne... Dergilerimiz eski daha eski... Çıktığı günlerde okuma çağında olmadığım dergiler... Sonra okuyabildiklerim... Daha sonra da az da olsa benim de katkılarımın olduğu dergiler..
...

.

Daha önce okuyup sonra yeniden okunmalı diye bir kenara aldığım kitaplar... Ve mektuplar... Gençliğimizde şimdiki yazışma sistemleri yoktu biliyorsunuz. Elimize geçmesi bazen aylar süren mektuplar... Anavatandan gelenler en az üç ay gecikmeli gelirdi... “Er mektubu görülmüştür” yazısını taşımazdı ama bilirdik yazdıklarımızın hem Türkiye hem de Sovyet İstihbaratlarınca okunduğunu... Belki yazışanları birbirinden soğutmak için özellikle geciktirildiklerini...

Mektuplar unuttuğumuz kimi çalışmalarımızı anımsatan... Yazıldığı günlerdeki duygu ve düşüncelerimizi yansıtan. Aynı amacı paylaştığımız ağabeylerle arkadaşlarla sonra benden daha gençlerle yazışmalarımız... Paylaştığımız mutluluklar, üzüntüler..

Elimde böyle bir hayli mektup var. Saklamışım... Saklarken de hiç aklıma gelmedi bir gün bunları yeniden okuyacağım, yayınlayacağım... Onu düşünebilseydim yazdığım her mektubun bir kopyasını de kendime saklardım. Şimdi de yanıtlarken kendi yazdığım ve aldığım yanıtı birlikte yayınlardım... Yazışmaların olduğu yıllarda nelerle uğraştığımız, neleri önemsediğimiz daha bir ortaya çıkardı. Bizler unuttuklarımızı anımsar,. o günlerde en azından yazışanların o günlerde neleri önemsediğimiz konusunda gençlere daha sağlıklı bilgiler vermiş olurduk...

Evet keşke benim yazdıklarım da arkadaşlarca saklanmış olsa ve onları da yayınlayabilsek... Kim bilir belki yazdıklarımı saklayan ağabeyler arkadaşlar vardır.. Kim bilir bir gün belki onların da mutluluğunu yaşarım...

İşte Aslan Arı sğabeyden bir gönderim karşılığı aldığım mektup:

“7. VII. 1975

Kardeşim Hatam

Katını aldım. İçtenlikle yazdıklarını memnuniyetle okudum. Aynı tarz vazifeye daveti, iş yapabileceğini sandığım birçok kimseye ben de yazdım. İnandığım yolda yürüyecek iş arkadaşlarını maalesef bulamadım.

Bu yıl Ankara’ya gelemeyeceğim. En geç iki yıl sonra oradayım. Niye iki yıl dersen: Ta! Başından beri iktisadi güçbirliğine inanmışımdır.

Başkalarına bunu kurduramayınca, yakınlarımı desteklemek suretiyle bu işin ilk adımını attırmayı tasarladım. Karaman’da Y. Mühendis Müteahhit olan kardeşimle de konuştum; önce bir hedef seçelim, gayemizin nüvesini oluşturmak üzere iki yıl sonra Ankara’da olalım dedik. Bilmelisiniz ki, burada ne kadar güçlenirsem ileride o kadar güçlü hizmet arzusunda olduğumu...

Derneklerde vazifeye davet edilmesem bile, talip olacağım. Şimdiden daha geniş ve yaygın çalışmayı düşünüyorum. Ama dernekle bu tükenişin önünü alabileceğimize inanmıyorum. Daha etkin, daha süratle yol alacak, bir fiili durum yaratılmalı. Düşünceler sözde kaldıkça, bekledikçe, icraata geçilmedikçe Kuşhamafe’ye götüreceklerimiz de kalmayacak.

Hemen de oraya gelebilirdim. Ama en idealist, en iyi kadronun bulunduğu Ankara’da bile, beynelmilel çalışacak, fiilen harekete geçecek bir kadronun bulunmayışı, şimdiki yetişen sizlerin daha etkin bir duruma, maddeten de güçlenmenize kadar beklememi, yalnız kalmamak için icap ettirdi.

En büyük talihsizlik, yetişen kadronun bir şehirde kalamayışı. Şimdiki hayat şartları onları, ilk iskan edilişimiz gibi darmadağın ediyor. İşte bu maişet derdini; Ankara’dakileri bir şehirde tutmak için halletmek gerek. Ondan sonra da bu kadro; Anadolu’ya ve dünyaya sırf geçim derdinden yayılan geniş halk kitlesini, anayurduna çekecek. Çekmelidir de. Söyle bana; yok olmanın önünü bundan daha süratli kesecek b,r yol var mı? Gerçekler bana, bunca yılda bu problemin halli, ancak böyle halledilir diye öğretti.

Parça parça, darmadağın düşüncelerimi sana niye yazdım biliyor musun? İyi bir mesleğin var. 1961 de mezun olduğumda benim de öyle idi. İhtisasını müteakip zenginleyeceksin. Para tutabileceksin. Ben de öyle oldum. İstemesen de yeteneklerin seni politikaya çekecek. Belki teşvik edileceksin. Ama bizden hizmet edenler kafi miktarda var, bir ben eksik kalayım da, Adigeliğe hizmet edeyim diyebileceksin. Çünkü kafan büyük bir aşkla, sırf bununla meşgul Başka bir fikir ve ideal almıyor inancın. Belki çocuklarına da, senin yapamadıklarını, bıraktığın yerden başarsınlar diye bir şeyler aşılayacaksın.

Ve; yaşamak, geçim, ikbal savaşı içerisinde sen ve senin gibiler, bir boşluk içerisinde her şeyinizle bir noktayı düşünecek, rahat edemeyeceksiniz. Dedelerimizin yanlış kararını; işte böyle, biz milliyetçiler sonunu getirinceye kadar bir mahkum gibi çekeceğiz.

Bizimle bir düşünenlerin hepsine selam... Gözlerinden öperim..

İmza

Adres:
Aslan Arı
İstasyon Caddesi Kirtiş Ap.
Ereğli - Konya

.

.

.