...................
...................
BİZ MÜSLÜMANLAR TUHAF İNSANLARIZ!

17.04.2017

Ali Çurey
...................
 
...................

Bugünlerde dini konularda ahkam kesmek çok moda. Ben de geri kalmadım uydum.

“Allah”  kelamı düşmez ağzımızdan. Örneğin;  “Allah belanı versin. Allah'ından bul.  Allah iyilik versin. Allah'a havale ediyorum.  Allah adildir. Allah görür. Hesabını Allah'a vereceksin. Allah uzun ömürler versin. Her şeyi Allah yarattı.” ve benzerleri, uzar gider.

Sonra; meydanlarda:
- Ben yaradılanı yaradandan ötürü severim. 

Hemen arkasından;
- Alçak adam. Seviyesiz. Cibiliyetsiz. Utanmaz. Çakal. Müfteri. Yaratık. Kanını laboratuvarda tahlil etmeli. Kansız. Nereden geldiği belirsiz. Nankör  vs.

“Hayvanları da Allah yarattı” deriz. Arkasından;

- Eşek. Köpek. Eşek oğlu eşek. Köpek soylu. Kedi gibi nankör. Yılan. Böcek. Sürüngen. Sümüklüböcek. Denizanası. Hayvan vs. 

“İnsan yaratılmışların en şereflisi, yani eşrefi mahluk” deriz. Sonradan;

- Mahluk işte. İnsan suretinde ama insan değil.  İnsan olan bunu yapar mı? Yalan. Hırsızlık. Öldürmek. Tartıya hile. Süte su. Komşuya zarar vermek. Sokağa tükürmek. Dereleri yok etmek. Yeşile düşmanlık.

Kötülük üzerine ne varsa hepsi bende mevcut. “Bende” diyorum. Çünkü bende sizden biriyim. Sende olan neden bende olmasın (Aristo mantığı dışında).

Kendi kendime;  

- Allah Allah ben insan mıyım! Her türlü kötülük var. En azından icra edemiyorsam da aklımdan geçiyor. Demek ki, fırsat bulursam eyleme koyacağım. O halde ben nasıl yaratılmışların en şereflisiyim. Vallahi bir yerde ve hatta pek çok yerde bir hata var. Acaba Ademoğlu'nda bir defo mı söz konusu. Yani Cennet'ten çıkarılmış bir anne ve babadan ve hatta bir birini öldürmüş iki kardeşten bizlere bazı miraslar mı kaldı?

Dostlarım, ben her şeye rağmen yaratılmış olmaktan çok memnunum. Onun için yaradanı seviyorum. beni yarattığı için. Yaratılan ben, Tanrı'nın bana verdiği en değerli ve en kutsal olan (benim için) insan aklımı ve insan dilimi nasıl kullanacağımı öğrenmeye ve çocuklarıma öğretmeye çalışıyorum.  Ve asla Allah'tan korkmuyorum. Aksine yaradılanlardan korkuyorum. Zira benim Allah’ım iftira etmez, fitne fücur çevirmez, bana tuzak kurmaz, malıma mülküme ve kızıma göz dikmez. Onun için ondan korkmuyorum. Sadece  “kendi hata ve kusurlarımdan dolayı, işleyebileceğim  kötülüklerden dolayı onu gücendirmekten korkuyorum. Tıpkı annemi, babamı ve çok sevdiklerimi gücendirmekten korktuğum gibi.

Dostlarım lütfen inanınız. En çok bildiğimi sandığım iki konu var.

1-     Askerlik mesleği

2-     Çerkeslik tarihi ve Hatti - Hititler

Bu anlamda en sevdiğim konuda bunlar. Hiç sevmediğim konu ise inançları tartışmaktır. Bu anlamda, kimin neye inandığı, kimin inanmadığı beni hiç mi hiç enterese etmez. Zaten laboratuvara gelmeyen konuları tartışsanda bir sonuç çıkmaz. Zira inancın tavanı ve tabanını nasıl ölçeceksiniz. Ölçülemediği için bunca dinsel fraksiyonlar mevcut.

Sevgili dostlarım,

İnanç birliği, yani aynı dinden olmak birleştirici, bütünleştirici ve tekleştirici olsa idi. Aynı dinden olan insanlar birleşirdi. Bırakınız aynı dinden olmayı, aynı ırktan olmak da yetmiyor. Şimdi dini bir, ırkı bir, tarihi bir, geçmişi bir ve de hemen hemen yan yana ve aynı coğrafyada olmalarına rağmen Araplar neden birleşemez? Ya Türki Cumhuriyetler! Hangi Müslüman ülkesi Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni  tanıdı?

Birbirimizi kandırmayalım. Konu birinci derecede kişisel çıkardır.  Nedir bu derseniz, Amerika'yı yeniden keşfetmeyelim derim. Ama yine de birkaç kelam edeyim.

1) Para
2) Makam
3) Şöhret.  

Vatan mı dediniz?  

Vallahi de billahi de ondan daha değerli ve ondan daha uğrunda ölünmesi gereken başka kutsal bir varlık yoktur. Ne var ki onun da cılkını çıkarttık. Çünkü herkesin vatanı kendinedir. Seninki ne kadar değerliyse bir başkasının vatanı da sahiplerince o kadar kutsaldır. Senin mülkiyetin, senin inancın ve senin kültürün ne kadar değerli ise bir başkasının ki de o kadar değerlidir.

Arap övünür, Alman övünür, Fransız ve Japon övünür ve hatta Afrikalılarda övünür. Doğrudur ve haklıdır şayet  övünülecek bir toplum ve kişi isek? Ölçü nedir?

Şudur; 
Ekonomik güç.
Adaletli gelir dağılımı.
Kişi ve insan haklarında adalet.
İş dağılımda liyakat.
Bilimde söz sahibi, spor ve sanatta örnek.

Say sayabildiğin kadar. Genel  olarak insanlığın keşfedebildiği sistemin adıdır demokrasi. İşte bunu  daha ileriye taşıyabilmek görevimizdir. “Yetmez, onu yaşayabilmeliyiz” diyorsan, sahip olduğun insan aklını  ve insan dilini kullanmasını öğren.

En azından öğrenmeye çalış! 

O, sana doğru olan yolu gösterir!

NOTLAR:
1) Aidiyetimle övünüyorum. Kendi işimde başarılı olmaya gayret ediyorum. Kimsenin kişisel hak ve hukukuna zarar vermemek için aklımı ve insan dilini ahenkli olarak kullanmaya son derecede dikkat gösteriyorum.
2) Cinsellik ve çağdışı ırkçılık ayrımcılığından ve tartışılmasından nefret ediyorum. Dini inançların, kişisel veya toplumsal baz da tartışma konusu olarak kullanılmasını 21. yüzyılda ilkellik buluyorum.
3) Yaşadığım ve yurtdaşı olmakla gururlandığım Türkiye Cumhuriyeti'nin Ulu Önderi Mustafa Kemal Atatürk'ün gösterdiği çağdaşlık hedefinde ilerlemesini tüm varlığımla arzuluyorum.
4) “Bir ulusun, hayatiyeti söz konusu olmadıkça, harp bir cinayettir”. Onun için “Yurtta sulh, cihanda  sulh” diyen Mustafa Kemal Atatürk'ü özlüyorum.
5) “Benim naçiz vücudum elbette ki bir gün toprak olacaktır. Ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır” diyebilen bir insanın, o yüce ve kutsal inancına yürekten katılıyorum.
6) Tanrı'nın insana armağanı olan “utanma!” duygumuzun  yitirilmemesi için akıl ve dilimizi ahenkli kullanmamız gerektiği inancındayım.

...................
...................
 
...................
...................