MENÜ





 

.

.

ÇERKESLER REFERANDUMDA NE YAPACAK?
15.07.2010

DEGUF Fuat Uğur

...

...

Başlıktaki sorunun şehvetine kapılıp da hemen yanıtını yazmaya hiç ama hiç niyetim yok. İşin esası şu ki, ortada bu konuda yapılmış bir araştırma da yok.

Bir etnik grup olarak Kürtler, arkalarındaki silahlı güçle; PKK ile Türkiye’deki etnik haklar meselesini güçlü biçimde domine ettiğinden, Çerkeslerin esamisi bile okunmuyor zaten. Buna Çerkeslerin bizatihi kendilerinin sebep olduğunu söyleyerek, yine bazılarımızı kızdırmak niyetinde değilim tabii.

Kendilerini Kürtlerin temsilcisi olarak ilân eden BDP, PKK’dan aldığı “demokratik” destek ile “Kürtler referandumu boykot ediyor” diyebilme zevzekliğini gösterebiliyor; Kürtler adına konuşma hakkını adeta “silah gücüyle” aldıklarını gizlemeyerek. Ama Allah’tan Türkiye’de kimse aklını siyasi partilere emanet etmediği için, halkın önemli bir bölümü; ezici bir çoğunluğu, seçimlerde oy verdikleri partiler ne derse desin, referandumun bir seçim olmadığı fikrinden yola çıkarak vicdani kanaatlerini ortaya koyacak. Aslında bu kanaatlerden iktidar partisi olan Ak Parti de azade değil.

Yine de kendini BDP ile tarif eden Kürt seçmenler bir tavır koyacaklar ortaya. İleri sürdükleri gerekçe şu: Anayasa’nın başlangıç ilkeleri arasında “Kürtlerin de dahil olduğu çeşitli etnik grupların Türklerle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuru olduğunun” yer alması.

BDP’nin bu isteği, Çerkeslerin dışladığı bir talep olabilir mi?

Sanmıyorum. Çerkesler zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsuru olduklarını yaptıkları her konuşmada, yazılan her makalede dile getiriyorlar. Sık sık Amasya kongresinde Mustafa Kemal ile birlikte olan diğer dört kişiden üçünün Çerkes olduğunun altını çizerek hem de. Türkiye’nin ilk başbakanlarından birinin Rauf Orbay olduğunu sık sık hatırlatarak. İnönü adlı despotun entrikalarıyla yurtdışına kaçmak zorunda kalan ve hain ilân edilen Ethem bey olmasaydı Türkiye Cumhuriyeti diye bir devlet olamayacağını söyleyerek.

Peki, söylüyorlar, yazıyorlar, altını çiziyorlar da ne oluyor?

Hiçbir şey. Çünkü Çerkesler sadece söylüyor, ama istemiyor. İstemek için harekete geçmiyor. Harekete geçip ısrar etmiyor. Demokratik yöntemleri kullanmaktan adeta utanıyor. Miting yapmayı ve yürümeyi “Çerkesliğin asaleti” ile bağdaştıramıyorlar.

Keşke Çerkeslerin eskiden olduğu gibi şimdi de “köleleri” olsaydı ve onlar yürüselerdi , etnik haklar ve kimlik sorunu için.

Sahi ne iyi olurdu değil mi? Çerkeslerin köleleri Çerkeslerin hakları için yürüyor? Neden? Ee, koskoca Çerkes beyefendisi ve hanımefendisi kalkacak, sokağa çıkacak, eline pankart alacak da yürüyecek. Bu mümkün mü? Tasavvur edilebilmesi bile güç ütopya. Ama köleler olsa, o zaman sorun çözülürdü. Böylece nezaketin ve asaletin timsali Çerkesler ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmadan haklarını da istemiş olurlardı.

Hayal işte. İnsan bir süre sonra bu hayallerle yaşıyor demek ki.

Gelelim yine en başa, başlıktaki sorumuza.

Çerkesler referandumda ne yapacaklar?

Ben Kaffed yönetiminde hakim olan CHP’li eğilimin “hayır” üzerine kafa yorduğunu sanıyorum. Sebebi ise bir sürü gerekçeyle sıralanabilir ama biliyoruz ki bunun tek bir gerekçesi var; Ak Parti iktidarının karşısında olmak.

Ancak Çerkeslerin yüzde 70 gibi büyük bir bölümünün Ak Parti iktidarına destek verdiği göz önünde tutulursa genel eğilimin EVET yönünde olacağı su götürmez.

Bu yüzden sadece Kürtlerin en azından yüzde 35’lik bir bölümünün, saçma sapan ve abuk bir karşı çıkış olsa da etnik hakları gerekçe göstererek bir tavır aldığını görebiliyoruz referandumda.

Ama Çerkesler başta olmak üzere tüm diğer etnik azınlıklar, Türkler hangi nedenle sandık başına gidecekse aynı nedenle gidip oyunu kullanacaktır. Ornların oylarının rengini ise siyasal partilerin performansları az ya da çok etkileyecektir. Bu da zaten yüzde 5 bir oynama yaratır.

Gerisi laf.



VİACHESLAV CHİRİKBA İLE BİR GÜN

Abhazya Devlet Başkanı Sergey Begapş’ın dış politika danışmanı Akademisyen Viacheslav Chirikba için geçen hafta bir basın toplantısı düzenlendi. Handan Demiröz ve Sezai Babakuş’un çabalarına biraz katkıda bulundum bu konuda ve basın toplantısına da katıldım. Basının katılımı çok iyiydi. Sonrasındaki günlerde ne kadar yer aldı basında pek izleyemedim ama neredeyse iki saat sürdü.

Sonrasında Chirikba’yla “samimiyeti” ilerlettik ve ona Slava demeye başladık. Talimhane’de güzel bir kafede bir çınar ağacının altında öğle yemeği yedik ve biralarımızı yudumladık sohbet eşliğinde.

Slava, yani Viacheslav Chirikba çok nitelikli, bilgili ve hakikaten sorunlara şaşırtıcı derecede hakim bir uzman. İnsan gurur duyuyor doğrusu. Dil bilimci olduğu için konuşmalarının arasında Türkçe sözcükler ya da deyimler sıkıştırması ise çok sevimli. Onu yakından tanıma fırsatı bulduğum için çok mutluyum. Abhazya’daki göçmenlik sorunu ile ilgili görüşlerimi ve herkesin yakından bildiği bir sorunu ona kendi yaşadığım inanılmaz derecede korkunç deneyimle birlikte anlattım. Onun bu konuya bakış açısını sordum. Ve çok mutlu oldum ki Abhazya’da duyarlı ve sorumlu insanlar çok var. Diasporada yaşayanların Anavatanla entegrasyonuna çomak sokmak isteyenlere rağmen üstelik.

Chirikba’ya, şimdiden dostum olarak kabul ettiğim sevgili Slava’ya hoş geldin ve güle güle diyorum.

Tekrar görüşebilme umudunu hiç eksiltmeyerek.

.

...............

Çerkes atasözleri, deyimler, vecizeler…

Akrabana yapmadığın iyilik, sana fayda sağlamaz…

Abhaz atasözü

...............

.

dfu@circassiancenter.com

.

DEGUF Fuat Uğur'un diğer yorumları

.

.

.