...................
...................
TAKDİR EDİLMEK KADAR, TAKDİR ETMEK DE BÜYÜK ERDEMMİŞ!
18.02.2009
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................
Kayseri Hilton’da kadirşinaslığın tablolaştığı bir program.

Sıcak, samimi, sevgi, vefa ve takdir dolu bir gece.

Kültürü için yüreğini ortaya koyan, model insanlarla seçkin davetlilerin oluşturduğu duygu, düşünce ve paylaşım atmosferi görülmeye değerdi.

Kadirşinaslığın gereğini yapıp örnek insanları alkışlamak sanıldığı kadar zor değilmiş meğer!

“Kafkas Diasporası Com” internet sitesinin itinayla hazırladığı “2008’in en iyileri ödül programı”ndan bahsediyorum.

Gecede çok özel, güzel insanlarla tanıştım. Uzun yıllar görüşemediğim çok dostla kucaklaştım. Çok sevdim bu geceyi, büyük zevk aldım bu programdan.

Bir kez daha anladım ki takdir etme duygusu, bir cesaret işi değil, hakkaniyetin ve insanlığın gereğiymiş. 

İFADELER - İTİRAFLAR

Kafkas kültürüne hizmet eden mütevazı, güzel insanlara, gecikmiş vefa borcunun ödendiği  bu ödül gecesi, pırıl pırıl genç sunucunun davetiyle sahneye gelen isimlerin ifade ve itirafıyla yürekler dalgalandı, gözyaşları hareketlendi.

“2008 Yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü”nü Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül’den alan ve aynı zamanda Kafkas Diasporası.Com tarafından “Onur Ödülü”ne layık görülen, Sayın Yaşar KEMAL’in, bu kültür, bu toplum için söyledikleri daha çok konuşulacak, uzun yıllar  unutulmayacak.

Şöyle diyordu büyük usta: "Hayatım boyunca Avrupa ve Amerika dahil yurt dışından 19 ödül aldım ama Çerkesler benim çocukluğumun arasında geçtiği apayrı insanlardır. Bizim oralarda Çerkesler deyince misafirperverlik akla gelir, bizim orda herkes misafirperverliği Çerkeslerden öğrenmiştir. Çerkeslerden ödül almak benim için, babamın mezardan çıkıp bana ödül vermesi gibi onur verici, mutluluk vericidir."

“2008 yılı onur ödülü” ne layık görülen Sayın Kuşha Doğan Özden ise mesajında: “Yaşamım boyunca, kültürümüzün, dilimizin yok olmaması için yapamadıklarımın yapabildiklerimden çok daha fazla oluşunun bilinciyle çalışmalarıma devam edeceğimi bilmenizi isterim. Ayrıca ismimin Yaşar Kemal gibi büyük bir ustayla anılmış olması benim için büyük onurdur. Takdir edilmek güzel bir duygudur.” diyordu. 

Yılın kültür adamı ödülüne layık görülen sayın Sefer Berzeg ise konuşmasında: "Bizim toplumdan, hayatımda ilk kez ödül alıyorum.” Bir kez de Kafkasya'da şiirlerimi sınıf öğrencilerine ezberleten bir öğretmenin sözleri ve tavrı benim için ödül olmuştu." açıklamasını yapıyor. 

Ya sevgili Turgut Türksay’ın sımsıcak duyguları, alkışı çoktan hak eden düşünceleri? 

Bu görüntüler, bu ifadeler, samimi alkışlarla birlikte, gönüllerde hüzünle karışık büyük bir dalgalanmaya neden oluyor.

Allah aşkına, bu ifadelere gülüp geçebilecek duyarsızlıkta kaç kişi var aramızda?  

VEFA VE GURUR GECESİ

Bu gece, her karesine Kafkaslının asalet ve zarafeti sinmiş anlamlı, farklı bir gece.

Coşku ve gurur gecesi.

Vefa, duygu, alkış gecesi.

Kurtuluş Savaşı’nın sembolü olan Çerkes kalpağı, bu geceyle sevginin, vefanın, gururun sembolü oluverdi.

Unutmayalım, takdir etmek duygusu, bir cesaret işi değil, hakkaniyetin ve insanlığın gereğidir.

Keşke diyorum, bu tür çalışmaları önemsiz sayanlar, ciddiye almayanlar bu programı izleseler ne iyi olurdu!

Ne iyi olurdu, takdir edilmenin o inanılmaz gücünü görseler,  toplum olarak takdir etme, ödül verme konusunda ne kadar geciktiğimizi anlasalar, diyorum! 

KEŞKE  İNTERNET SİTELERİMİZ BU HABERİ ATLAMASAYDI?

CC dahil, federasyon ve dernek siteleri  ile birlikte diğer aktif internet sitelerimiz bu haberleri nasıl değerlendirmez?

Sizce, bugünlerde sitelerimizi dolduran seçim haberlerinden (Şüphesiz o da gerekli.) daha mı az önemli bu ifadeler?

Yoksa bu söylemler,  toplumumuz  ve kültürümüz adına ciddiye alınmayacak kadar önemsiz mi?

Değilse benim anlayamayacağım derinlikte ince hesaplar mı yapılıyor?

“Keşke!” dedim.

Üzüldüm, çok üzüldüm doğrusu! 

TAKDİR ETMEK BU KADAR MI ZOR? 

Keşke iyi niyet ve büyük gayretlerle ortaya konulan bu güzelliklere sahip çıkabilsek!

Hiç alışkın olmadığımız, yüzlerce insanımızı duygulandıran bu harika manzara, neden hak ettiği yankıyı bulmaz?

Yoksa, toplum olarak hâlâ "Marifet iltifata tabidir.” sözüne inanmıyor muyuz?

“Eller kadir kıymet bilmiyor annem 
Senin kadar kimse sevmiyor annem!”
demeye devam mı etmeli ödülü  çoktan hak eden bu emektar, gayretli, vefalı insanlar?

Toplum olarak bizler de:

“Bazen güllerimiz açmadan soldu,  
Kadir, kıymetini biz bilemedik.”
  şarkısına devam mı edelim?

Ne dersiniz? 

Kültürel duyarlılığını hep takdir ettiğim internet sitelerimiz, sağcısı-solcusu, yaşlısı-genci, bayanı-erkeğiyle, patronu-işçisi, Kafkaslısı- Kafkaslı olmayanı ile olabildiğince geniş bir yelpazeye yayılan bu katılımcıların, bu kültüre hizmet edenlerin “gurur gecesini “neden atlar acaba?

Neden iyi niyetlerle, olağanüstü çabalarla ortaya konulan güzellikleri paylaşamıyoruz, birlikte alkışlayamıyoruz?

Yoksa: “Benim yapmadığım, benim çağrılmadığım, benim ödül almadığım, benim ödül vermediğim program güzel değildir!” değerlendirmesini mi yapıyor bazıları?

Neden, neden?

Bu güzelliklere vesile olan başta Kafkas Diasporası.Com olmak üzere, Kayseri Dostluk Kulübü’nü ve emeği geçen herkesi kutluyorum.

Siz, konuşmanın, düşünmenin ötesine geçip farklı güzel şeyler yaptınız gönülden kutluyorum sizi. 

KAÇ ÇERKES  HİSSEDEBİLİR BU DUYGU YOĞUNLUĞUNU?

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, ekrana yansıyan “ Büyük Göç”ü anlatan konuşmasının bir karesinde başkan, yutkunuyor, sözcükler boğazına düğümleniyor. Gözyaşına boğulmak üzere olan başkanın imdadına, masadaki bardak ve bir yudum su yetişiyor.

Manzaraya şahit olan salondaki herkes, nefesini tutmuş bir halde.

Ve salon alkışlarla inliyor.

Çok isterdim samimiyetin tablosu olan bu anın, daha fazla kişi tarafından görülmesini!

Merak ediyorum,  acaba “sürgün” simsarlığını yapan yedi göbek Çerkes kaç insanımız, bu Çerkes olmayan güzel insanın hissettiği samimiyeti hissedebilmiş, “sürgün”ü gözyaşıyla anlatabilmiş?

Sevgili dostum Oğuz Berk’le aynı duyguları paylaşmış olmalıyız ki duygu yoğunluğunun bu noktasında göz göze gelmişiz.

Bir kez daha anladım ki takdir edilmek kadar takdir etmek de büyük erdemmiş! 
 

SANIRIM BU GECE, TOPLUMUMUZA BİR HAKİKATİ DAHA HAYKIRDI:

Ey güzel toplum, neden birbirinizi insafsızca eleştirmede bu kadar mahirsiniz de iyileri takdir etmeye gelince çakılıp kalırsınız?

Bu ne kadar bencil bir davranış farkında mısınız?

Yoksa siz hâlâ takdir etmenin inanılmaz gücünü kavrayamadınız mı?

Neden, değerlerinizin kıymetini bilmiyor, fırsatları hep  erteliyorsunuz?

Neden, hoyratça kullandığınız kültürünüzü, eskimeden yıprattığınız dostlukları, savurganca harcadığınız sevdaları cömertçe tüketiyorsunuz?

Neden, “İnsanlar, ölünce kıymetleniyor!” safsatasını bırakıp yanıbaşınızdaki harika insanların kıymetini anlamaya çalışmıyorsunuz? 

NE ZAMAN?

Çok merek ediyorum, her şeyi yanlış anlamaya hazır zihinler, ne zaman bardağın dolu tarafını görmeye başlayacak?

Ne zaman: “Seni kutluyoruz! Sen samimisin! Sen güzel şeyler yapıyorsun! Sen toplumun, kültürün için çaba harcıyorsun, bu harika özelliklerinden dolayı seni gönülden kutluyoruz!” diyeceğiz?

Bırakalım artık buz çölünde yol almayı!

Çözülsün artık kalplerin, gönüllerin buzu!

Bu kibir, bu gurur, bu tahammülsüzlük nereye kadar?

Birileri başarıyı ödüllendiriyor, örnek şahsiyetleri seçerek toplumuna model olarak sunuyorsa, bizlere yakışan da onları tebrik etmek olmalı değil mi?

Toplumuna, kültürüne hizmeti  amaç edinmiş güzel insanları,

Hizmet üretenleri,

Çoğu zaman sessiz yaşayan, ”görünmez”leri,

Toplumuna model olanları, yani ”en iyileri” alkışlamak, vefanın gereğini yapmak değil mi doğru olan?

Bu zarif davranışından dolayı Kafkasdiasporası.com (Uzunyayla.com ) yetkililerini tekrar kutluyorum.

Hal böyleyken, neden bu toplum takdiri hak edenleri daha fazla takdir etmeyi akıl etmez?

Niçin takdir etmenin, ödüllendirmenin sihirli gücüne inanmaz?

İyileri, “en iyileri”, taktiri hak edenleri sahneye almak, vefanın gereğini yerine getirmek, bunu onlara hissettirmek bu kadar mı zor?

Hep yerilen, hep eleştirilen bir ortamda, hissedilmek, takdir edilmek, anlaşılmak, daha da önemlisi örnek gösterilmek ne insani bir duygu ne insancıl bir davranış.

NEDEN, NEDEN?

Programda yaşanan güzelliklerin kalplerde bıraktığı huzur, gözlere yansıttığı ışıltıyla vedalaşan, kucaklaşan davetliler, bitmesini istemedikleri bu vefa ve ödül gecesinden başları dik, gururla ayrıldılar.

Sanki davetliler:“ İşte bu! Bak yapılırsa ne güzel oluyormuş! Bırakalım artık bu anlamsız haset, kibir, gurur ve   tahammülsüzlüğü!” diye mırıldanıyordu.

Umarım, bu kadirşinas milletin, takdir etme duygusunun böylesine körelmiş olması, takdir duygusunun kıskançlıkla örtülü olduğunun göstergesi değildir. 

Kayseri Hilton, gecenin ilerleyen saatinde, kültürü, toplumu için samimi heyecan hisseden bu asil, zarif, vefa insanlarını ağırlamış olmanın haklı gururuyla derin sessizliğine gömülüverdi.