...................
...................
TEBRİK EDİYORUM SİZİ!
08.03.2009
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................
Dernek başkanı kardeşim, seçim fırtınası ortalığı kasıp kavururken, siz tecrübeniz, donanımınız, doğru yerde dik  duruşunuzla, toplumunuzu, derneğinizi, kültürünüzü en güzel şekilde temsil ettiniz, kutluyorum sizi.

Bu seçim fırtınasında derneği siyasete bulaştırmadınız, üyelerinizden bir hırsla listelere girmek isteyenlerin güdümüyle  siyasileri kapı kapı dolaşmadınız. Sakin, ağırbaşlı tavrınızla temsil ettiğiniz toplumunuzun ve asil kültürünüzün gereğini yaptınız, tebrik ediyorum sizi.

Ya duygusallığa kapılıp, çok iyi tanımadığınız, iyi niyetinden emin olmadığınız kişilerin kefili olarak bir heyecan, bir telaşla partilerin kapısını aşındırsaydınız? Siyaseti, elinize yüzünüze bulaştırsaydınız ne olurdu acaba? Artar mıydı toplumunuzun itibarı? Kazanan kim, kaybeden kimler olurdu?

“Yöneticilikte duygusallığa yer yoktur!” diyerek, siyasetle kültür derneği arasında olması gereken mesafeyi korudunuz. Söylemleriniz ve eylemlerinizle toplumumuz, kültürümüz kazandı, kutluyorum sizi.

Derneğe hiçbir siyasi partiyi çağırmadınız ama derneği ziyarete gelenleri parti ayrımı yapmadan sıcacık karşıladınız. Her toplantıda kültürümüzü, toplumumuzu, olmazsa olmazlarımızı, tebessümünüz ve  tatlı üslubunuzla anlattınız, doğruları haykırdınız, kutluyorum sizi.

Partilerin dernek ziyaretinden sonra bazı üyelerinizin yapabileceği lüzumsuz konuşmaları, dedikoduları, engin hoşgörünüzle, sağlam kişiliğinizle önlediniz, yanlışa fırsat vermediniz, güzelliklerin konuşulmasına imkan tanıdınız.

Ya oturup ekibinizle  iştahla dedikodulara katılsaydınız?

Ya üyelerinizin nezaketini istismar etseydiniz?

Ya durmadan birilerini eleştirseydiniz, benlik ve haset ekseninde dönüp dursaydınız, küskünlükleri arttırsaydınız, kırgınlıkları çoğaltsaydınız ne olurdu üyelerinizin durumu, derneğinizin hali?

Ya yönetiminiz ve yakınlarınızla yaptığınız sohbetlerin değişmez konusu, “kişiliklere saldırmak”, lüzumsuz tartışmaları alevlendirmek” olsaydı?

Ya üyeleri anlamaya değil yargılamaya çalışsaydınız?

Ya herkesi kucaklamak yerine onları dışlasaydınız?

Ya sağcı- solcu, eskiler-yeniler, gençler-yaşlılar … diyerek birliğinizi bozup, düzeninizi yıksaydınız, ne büyük talihsizlikler yaşanırdı?

Oysa siz, iyi bilmediğiniz konuda asla konuşmadınız, zanla, önyargıyla kimseyi mahkum etmediniz, kimseleri yargılamadınız, her üyenizden azami derecede yararlanmaya çalıştınız, her adımınız, birliğinizi, dirliğinizi güçlendirdi. Bu güçle siyasiler nezdinde de büyük itibar kazandınız, tebrik ediyorum sizi.

Kalpağı, kamçıyı, yamçıyı sefil etmediniz. Bu sembolik büyük değerlerin  kime, ne zaman , nasıl, nerede  verileceğinin hesabını iyi yaptınız, kutluyorum sizi.

Derneğinize gelen her siyasi, bu toplumun dik duruşunu taktir ederek ayrıldı dernekten. Herkese:  “Bravo, meğer bu toplum için kişilik, dayanışma ve toplumsal gurur ne denli önemliymiş!” dedirttiniz.

Daima toplumun menfaatini ön planda tutunuz. “Bizler de sizlerdeniz!” söylemleriyle, muhatabına bir parmak bal çalmayı politika zanneden, rolünü oynayan siyasilerin, toplumumuzu istismar etmesine fırsat vermediniz.

Bazı Kafkas Derneği yöneticilerinin ezberlerini bozması gerektiğini, kültürel, sosyal ve ekonomik yönden toplumunu gereği gibi tanımayan sözde yöneticilerin, asla bu toplumun önünde durmaması gerektiğini apaçık gösterdiniz.

Ne yazık ki, yönetim de olsa başkan da olsa, çözüm üretmeyen acizlerin yapabileceği şeyin, olayları kendi eksenlerinden saptırıp, menfaat mecrasına yönlendirmek olduğu gerçeğini unutmadınız.

Siz, asla üyelerinize isyan ettirecek iki yüzlülük içinde olmadınız, kutluyorum sizi.

“Sizi seviyoruz!” iltifatlarına aldanıp, siyasilere verilen isimlerin liste başı olacağını sanan, bu yüzden ilgililere abartılı iltifatlar yağdıran, “fiyasko” dan sonra da kırılan, küsen, esip kükreyen, derneği küçük düşüren yöneticilerden olmadınız.

Derneği, karışık hesapları içine çekmek için akla ziyan hatalar yapan aynı bağın mahsulü garip, tuhaf üyelerinize fırsat vermediniz.

Farkındayım, ortalık durulduğunda, gerçekler açığa çıktığında, “yüzü kireç gibi bembeyaz” olacak bazı şahısların maalesef aranızda olmasına ziyadesiyle üzülüyorsunuz.

Yeri geldikçe: “ Statükoculuğumuzdan, tembelliğimizden, çekişmelerimizden kaynaklanan başarısızlığımızı, yenilgimizi mertçe üstlenme yürekliliğini gösterelim!” diyorsunuz.

Siz, toplumumuz için de siyasetin kaçınılmaz olduğunu, bu alanda da söz sahibi olunması gerektiği bilinciyle liyakatli üyelerinizi, özellikle de gençleri bu alana yönlendirdiniz.

Bu ileri görüşlülüğünüzden, bu ezber bozan tavrınızdan dolayı kutluyorum sizi. 

Siz, “Laf ile verirler aleme binlerce nizamat, bin seyyie bulunur hanelerinde!” sözünden hareketle, siyasetin, zaman ve insan öğüttüğünü, siyasetçinin işinin büyük ölçüde demagoji olduğunu unutmadınız.

Hem siz, hayatın, siyasetten, ticaretten, kavgadan, savaştan, krizden ve seçimden ibaret olmadığının bilinciyle hareket ediyor, sevgiye, dostluğa birlikteliğe önem veriyorsunuz.

Daha da önemlisi siz, bu toplum ve kültüre hizmet için yüreğini otaya koyan samimi insanları kendisine rakip sanarak onların gölgesinden bile çekinen, onları sindirmek, yok etmek için çalışan, küçücük düşünen sözde dernek başkanları gibi olmadınız.

Siz, eleştirilere hep açık oldunuz. Gözü dönmüş tavırlarla, “Kimse beni eleştiremez!” titreyişleri içinde bulunmadınız.

Siz, ümitsizliği, yakınmayı, ağlamayı, küsmeyi, hırçınlığı bırakıp ümidi, sabrı ve hoşgörüyü tercih ettiniz.

Tahmin ediyorum ve gönülden inanıyorum ki bu soğukkanlılığınızın, bu isabetli kararlarınızın temelinde, istişareye verdiğiniz değer ve kişiliklere duyduğunuz saygı yatıyor. Düşüncenizi paylaşan veya düşüncelerinize karşı çıkan herkesle geliştirdiğiniz güzel diyalog yatıyor.

Kendinizi hizmete, sevgiye adadınız, herkesi kucakladınız, kırgınlıklara fırsat vermediniz, yani seçimi siz kazandınız!

Evet güzel kardeşim, farkındayım, bu siyaset fırtınasında sizi en çok üzen, sıcak olmayan eller, leke bulaşmış diller, samimiyetten uzak  gönüller olmuştur.

Eminim, o güzel yüreğinize, unutulan vefanın, çabucak eskitilen sevdanın, gönül değirmenlerinde hızla öğütülen muhabbetin gölgesi düşmüştür.

Ama buna rağmen seçimi siz kazandınız! Seçimi, toplumumuz, kültürümüz kazandı!

Kutluyorum sizi!

Siz, samimisiniz, sevgi dolusunuz, sempatiksiniz, pratiksiniz.

Sizi çok seviyorum.

Gönülden kutluyorum sizi! 
 

Not:

Nezaketi ve zarafetiyle dünyanın takdirini kazanan bayanlarımızın   “kadınlar günü” nü kutluyor, bu zarif insanların, “anne” olarak, “eş” olarak üstlendikleri ağır sorumlulukta başarılar diliyorum.

Hayatın, özellikle aile içi yükümlülüklerin kadın- erkek ayrımı yapılmadan uyum içerisinde paylaşılması temennisiyle.