...................
...................
FARKLI KÜLTÜRLERİ BİRLİKTE YAŞATMA İRADESİ
18.09.2010
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

Nezih bir ortam, salondaki bay - bayan herkes ilgili ve dikkatli.

Canlı Kafkas müziği, gençlerin güzel dans gösterisi…

Bu, sıcak bir Ramazan akşamında Çerkes toplumunu bir araya getiren güzel bir iftar ve sohbet programı.

Konu: Kafkas toplumu, Kafkas kültürü ve “açılım”.

Değişik illerden gelen konuklarla birlikte yeni ve eski dernek başkanlarıyla “beklenen misafirler” de yerlerini almış durumda.

Ve iftar sonrası sohbet programı başlıyor.

Hükümetin dış ilişkilerden sorumlu genel başkan yardımcısı, Başbakanın siyasi danışmanı Sayın Ömer Çelik’i dinleyeceğiz.

Açış konuşmasını KAFFED yönetin kurulu üyesi Sayın Fatih Bozkurt yapıyor.

Fatih Bey, toplumumuzun duruşunu, Çerkes’lerin açılıma bakışını gayet açık ve net bir şekilde vurguluyor. “Toplumumuz açılımı dikkatle izliyor, biz de federasyon olarak demokratik açılım çerçevesinde yapılan güzel hizmetleri gönülden alkışlıyoruz.” diyor. Bu yürekli  konuşma, salondan çok ciddi alkış da alıyor.

Kürsüye sıcak, samimi tavırlarıyla Sayın Çelik geliyor:

Malum, Sayın Çelik, Türkiye’de yürütülen demokratik açılım politikasının baş sorumlularından.

Sıcak, samimi, kısa konuşmasını Çerkes atasözleriyle süsleyerek şöyle sürdürüyor:

“Benden önceki konuşmacının kullandığı “diaspora” sözcüğü beni üzdü. Zira burası sizlerin ana vatanıdır. Sizler, “diaspora”da değil, anavatanınızdasınız. Sizlerin iki vatanı var

“Çerkes’ler her zaman bulundukları yerin güzelliğine katkı sağlayan dürüst, sadakatli insanlardır.”

“Sürgüne ve zulme uğramış bir topluluk olmanıza rağmen, adınız her zaman, başını dik tutan bir toplum olarak anıldı.”

“Eğer siz, Çerkes kültürünü Orta Asya’dan çeker alırsanız, Orta Asya’nın tarihinin yarısını yok sayarsınız. Türkiye’nin içinden bu kültürü alırsanız Türkiye tarihinin çok önemli kısmını yok sayarsınız.”

“O halde Çerkes kültürünün gelişmesi, dilinin, geleneklerinin geleceğe aktarılması bir hayat memat meselesi gibi görülmelidir.

“Ben Çerkes değilim ama bu kadar büyük bir kültürün yaşamasını insanlığın zenginleşmesi, bu vatanın ve bu ülkenin daha da güçlenmesi olarak görüyorum.” 

“Biz, farklılıklarımızla birlikte yaşama iradesini gösterebilmeliyiz. Bu zenginlik, bizlerin beraber yaşama irademizi güçlendirmeli.”

“Onun için her topluluk kendi kültürüne sahip çıksın, dilini işletsin, kültürünü genişletsin, bunları gelecek nesillere aktarsın.”

“Bu noktada siyasetçilere düşen önemli görevler var. Biz bu sorumluluğun bilincindeyiz.”

“Sizlerle birlikte olmaktan duyduğum mutluluğu bir kez daha dile getirirken, kültürünüzü yaşatma konusundaki iradenizin daha da güçlenmesini temenni ediyor, saygılar sunuyorum.”

“SİZ, HER ZAMAN BAŞINIZI DİK TUTUNUZ.”

Anladığım kadarıyla Başbakan yardımcısı Çerkes’leri çok iyi tanıyor, seviyor ve onları takdir de ediyor.

Bakınız neleri vurguluyor:

“Bu güzel kültürün yaşaması insanlığın zenginleşmesidir.”

“Bu nezih toplumun karşısında siyaset yapmak doğru değil.” “Geliniz bir olalım, birlikte büyüyelim.”

“Türkiye’nin içinden bu kültürü alırsanız Türkiye tarihinin çok önemli kısmını yok sayarsınız.”

“ Siz, bu ülke için canımızı verirken Türkçe bilmiyordunuz, şimdi anadilimizi bilmiyorsanız, bu ne kadar acı.”

“Siz, soylu, asil bir toplumsunuz, köklü tarihinizin, güzel kültürünüzün kıymetini bilin, kültürünüzü yaşayın, onu yaşatın!”

“Cumhuriyetimizin kuruluşundaki atalarınızın anlamlı katkılarını kimse inkâr edemez.”

Genç, dinamik ve entelektüel kimliği, hitabet gücü, Sayın Erdoğan’a olan yakınlığı, demokratik açılım modelinin mimarlığı, Başbakan’ın siyaset danışmanlığı, aynı zamanda iktidarın strateji kurmaylarından biri olması Sayın Çelik’in sözlerini biraz daha önemli kılıyor.

BİZ, “DEMOKRATİK AÇILIM”A NASIL BAKIYORUZ?

Türkiye’nin, referandum sonrası esas gündemi, “farklı kültürlerle birlikte yaşama iradesini kullanma” yani “açılım” olacak gibi.

Elbette bu hususta, Çerkes toplumu olarak bizim de söylenecek sözümüz, kaydedilecek notumuz olmalı.

Peki, biz, “hükümetin açılım sorumlusunun” kültürümüz ve toplumumuzun geleceği adına sarf ettiği bu ifadeleri nasıl değerlendirmeliyiz?

“Yok kardeşim, sen siyaset yapıyorsun, sen bizi kandırıyorsun!”  mu demeliyiz?

Yoksa, ilgili kurum ve kuruluşlarımızla, komisyonlarımızla iktidarın zirvesinden gelen bu vaatlerin, bu güzel söylemlerin önyargısız takipçisi mi olmalıyız?

Hangisidir toplumumuz, kültürümüz için hayırlı olan?

Amaç daha fazla demokrasi, daha çok özgürlük, daha fazla kültürel hak ise işte tam zamanı!

Bana göre Kafkas toplumu olarak bizler, ideolojik saplantılara takılmadan: “Çerkes’ler, hangi siyasi görüş tarafından yürütülürse yürütülsün, ‘birlikte yaşama projesine, dostluğa, kardeşliğe’ olumlu katkı sağlamaya hazırdır!” deme cesaretini ve gereğini yapma iradesini gösterebilmeliyiz.

DAHA FAZLA KÜLTÜREL HAK TALEBİMİZ YOK MU?

Allah aşkına söyleyin, temel hak ve özgürlüklerin çağdaş anlamda kullanılabildiği güvenli bir ortamın oluşmasının kime ne zararı var? Bunu kim, neden istemez?

Merak konusudur, Kafkas toplumu olarak bizler açılımı ne kadar sağlıklı tahlil edebildik?

Bu konuda gereği gibi bir beyin fırtınası yapabildik mi?

Açılımla, Kafkas toplumunun sosyal, kültürel kazanımlarının neler olacağını değerlendirebildik mi?

Yoksa açılmaktan, büyümekten, gelişmekten daha fazla özgürleşmekten, daha kapsamlı kültürel haklara kavuşmaktan mı korkuyoruz?

“Daha fazla demokrasi, daha fazla kültürel hak.” diyor siyasi irade, peki biz ne diyoruz?

Nedir “açılım”daki korkularımız, endişelerimiz?

Yoksa siyasi mülahazalar ve önyargılar girdabında mıyız?

Hangi duruş toplumumuzun yararınadır?

Kaçan bir fırsat var mı?

Kafkas aydınlarının, yazar ve çizerlerinin yıllardır talep ettiğe haklar, özgürlükler bugün gündemdeyse nedendir bu suskunluk?

İzlenimim o ki, Kafkas toplumu temsilcilerinin Sayın Ömer Çelik Bey’le yapacakları kapsamlı bir görüşmenin, kültürel hayatımız adına bu topluma katacağı olumlu çok şey vardır.

Bunu çok önemsiyorum.

Bu programa samimiyetle katkı sağlayan herkesi kutlarken, organizasyonun mali sorumluluğunu üstlenen değerli iş adamımız Sayın Cengiz ATALAR’a da anlamlı katkılarından dolayı teşekkür etmek gerek.

BU KÜLTÜRÜN YAŞAYABİLMESİ İÇİN SAMİMİYET VE KARARLILIK ŞART!

Toplumsal gerçekliği ve siyasal gelişmeleri tersinden okuyanlarımız mutlaka olacaktır.

Farklılıklarla birlikte yaşama ve kardeşlik projesi olarak adlandırılan bu “açılım”ın konuşulmasına bile tahammül edemeyenlerimiz de olacaktır.

İdeolojik saplantıların kurbanları,

Ezberini bozamayanlar,

Değişemeyenler,

Gelişemeyenler,

Kendilerini tekrar edip duranlar… olacaktır.

Ama biz geniş ufuk ve vizyon sahibi olmalıyız.

Asla küçük hesaplarda boğulmamalıyız.

Bizler, özden uzaklaşmadan, umutla, pozitif yaklaşımlarla, yapıcı üslupla sorunların üstesinden gelebilir, sorunlarımızı samimiyet ve kararlılıkla çözebiliriz.

Bu fırsatı kaçırmayalım.