...................
...................
SÖZ KONUSU MENFAATSE KÜLTÜR TEFERRUATTIR
12.12.2011
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

Samimiyetsizlik ve ikiyüzlülük, bir kişilik problemidir.

Karanlık ruhlu insanların çoğu bu kişilik problemini yaşar.

Bu tür insanlar, hangi makamda olursa olsun, bunların derdi, benliktir, gururdur, çıkar ilişkisidir.

Onlar için kültürel değerler birer maskedir.

Ahlakî ve kültürel söylemlerle nemalanma derdindedir onlar.

Onlar, ahbap çavuş ilişkisine bayılır.

Samimiyet ve ideal mi dediniz?

Hak getire!

Bunlarda liyakat aranmaz, vefa hiç bulunmaz.

Şan, şöhret, hırs ve haset hiç eksik olmaz.

Bu insanları hemen öyle tanıyamazsınız.

Maskeleri aldatır sizi.

Kültürel söylemlerine inanır, hatta birlikte çalışırsınız.

Maskeleri düşüp gerçek yüzlerini görünce de iğrenirsiniz.

Asıl problem ise bu karanlık ruhlu insanların, kurumların başına geçme sevdasıdır.

“Olur mu?” demeyin, vardır elbet örneği.

Dönemler boyu kurumunun başında görevini sürdüren, kültürünü, toplumunu bitiren.

Bu haldeyken bile toplumunu yönlendirmeye yeltenen vardır elbet!

İşte sana manzara: Kimsenin güveni kalmamış bir tabela kurum ve yanında kırılmış, dökülmüş bir toplum.

Bilirsiniz, dernekler, kurumlar statü sevdalılarının arenasıdır.

Yüzüne taktığı kültür maskeyle itibar sahibi olma, statü kazanma gayreti hep olmuştur, olacaktır da.

Hayat bu, bazen öyle insanları yan yana getirir ki herkes hayret eder.

Aynı fotoğraf karesinde hayal bile edemeyeceğiniz kişileri yan yana görürseniz şaşırmayın.

“Sen nelere kadirsin ey çıkar ilişkisi!” diyip geçin.

Bir gün, bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı cins kuşa rastlar.

Merak eder nasıl olup da bir yabancıyı kendi kardeşlerine yeğlediklerini.

Biri karga, biri leylek...

O kadar farklıdır ki kuşlar, ihtimal veremez birbirlerini sevdiklerine, kardeşleriyle değil de birbirleriyle uçmayı yeğlediklerine.

Yaklaşır ve merakla inceler kuşları. Ta ki her ikisinin de topal olduğunu keşfedinceye kadar.

O zaman anlar ki, sahip oldukları değil, sahip olmadıklarıdır kimilerini birbirlerine yakın kılan.”

Ne garip değil mi? Bir tarafta kültürel duyarlılık, azim ve gayret. İnananlar, samimi olanlar, omurgalı duranlar bu topluma, bu kültüre hizmet için çırpınanlar… 

Diğer tarafta, çıkar ilişkileri, benlik, hırs, haset. İnanmayanlar, “Mevzubahis menfaatse gerisi teferruattır!” diyenler, ikiyüzlüler, menfaatperestler…

Bakın, büyük sözlerde nasıl da güzel anlatmış ikiyüzlülük:

“İnsanlarla yüz yüze konuşarak her sorunu halledebilirsin; ama bazı insanlar gelir önüne, hangi yüzüne konuşacağını bilemezsin. “

“Yüzsüzdür insanoğlu kimse bilmez fendini, kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini.”

“Artık ikiyüzlüleri sevmeye başladım. Çünkü yaşadıkça yirmi yüzlü insanlar görmeye başladım.”

İnsan, şerefi, haysiyeti için yaşmalı.

Bu erdemlerle, bu güzelliklerle yaşayanlara sevgi, saygı samimiyet ne güzel yakışıyor!

Peki, bu kadar zillet, bu kadar ikiyüzlülük, bu kadar omurgasızlık kime yakışıyor?