...................
...................
ANA DİLİM, AFFET BENİ NE OLUR?
26.02.2012
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

“Ey benim ana dilim, kültür dokur dilim dilim.”

Sevgili ana dilim,
Farkındayım, çok mahcubum, sevginin gereğini yapamadım, seni başkalarıyla aldattım.

Keşke aldatan sadece ben olsaydım.

Biliyorum sevenlerin(!) tarafından hep aldatıldın.

Kırgınsın, küskünsün, yorgun ve bitkinsin.

Güzel dilim, beni affedebilecek misin?

 

Geç de olsa anladım gerçeği, perişanım şimdi.

Hatırlıyorum, annem tanıştırmıştı beni seninle.

İlkokul çağında seni sevdim, seninle oldum hep.
Ne olduysa sonra oldu, bilmiyorum nasıl oldu, yeni sevgililer aramıza girdi, seni unutturdular bana.

Oysa sen, atamın, dedemin yadigârıydın.

Geç anladım seni, hatalıyım, suçluyum, ne olur affet beni!

 

Sensiz de olabilecek sandım.

Meğer ne çok aldandım.

 

Şimdi aklım karışık, duygularım tarumar.

Anlarsa beni sağır, dilsiz, âmâlar anlar.

 

Daraldı dünyam, yitirdim benliğimi, konuşamıyor, anlayamıyor, duyamıyorum.

Kaybettiğim hazinenin değerini şimdi daha iyi anlıyorum.

 

Karşımızdaki tablo bir felaket, belki de bir kıyamet!

Bunu derinden hissediyor, herkes anlasın istiyorum.

 

Uzun zamandır yorgun, ümitsiz ve bitkindin.

Ey dilim, ses ver şimdi nerelerdesin?

 

Seni anlayamadım, derin mananı kavrayamadım.

Oysa sen, benliğimin temeli, kültürümün gür sesiydin.

 

Sen, tarihime köprü, atamdan armağansın.

Sen, ruhum, özüm, tutan elim, gören gözümsün.

Sen her şeyimsin.

Seninle olamadım, seninle konuşmadım, seni anlayamadım, ne olur beni affet!

Geç fark ettim: Seni sevmek, ecdadı sevmek, Elbruz’ da gezinmekmiş.

 

Renk renk yaban gülleri kokmazken burnuma,  sende şakır dururdu bütün bülbüller, bunu unutma!

 

Doğdum seni duydum,  seninle büyüdüm.

Sonrasında değiştim ve seni unuttum.

Seninle seslenirdi anam, seni haykırırdı babam!

Sensizlik kararttı dünyamı inan.

Şairin dediği gibi:

“Yolu buldum, izi kaybettim,“

“Ben oldum, bizi kaybettim.“

“Esasta gizi kaybettim, öyle gezerim…”

Ne olur affet beni!

“Gücümüz kültürümüzdür!” der dururdum.

Meğer kültürü yaşatan, onu taşıyan “dil” miş, bunu nasıl unuttum?

Dilsiz kültür yaşamaz, kültürsüz millet olmazmış.

Şükürler olsun ki geç de olsa sensiz olamayacağımı anladım!

Söz veriyorum önder Sosrukua’ya, bilge Setenay’a.

Artık seninle yaşayacağım, seninle konuşacağım, seni anlatacağım, senden ayrılmayacağım.

 

Artık şarkım, ümitsizlik; bestem, çaresizlik olmayacak!

Ruhum ve benliğim seni kucaklayacak.

 

Şimdi nerelerdesin bilmiyorum.

Ses ver ne olur, ses ver!

“Affettim seni!” de.

Bu sözü duysam bir, bu bana yeter!

 

Biliyorum, ümitsizdin, çok yorgun ve hastaydın.

Yalvarıyorum ne olur ses ver!



 

Söyle, neden sesin çıkmıyor?

Aman Allah’ım!

Yoksa …
 

 

Not: “21 Şubat Dünya Ana Dili Günü” ve “14 Mart Adige Dili Günü” nün toplumumuzun dil bilincini geliştirmesi temennisiyle.