...................
...................
BİR TARİH ve KÜLTÜR İNSANI SAYIN RAHMİ TUNA
02.06.2014
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

Bilgisi, birikimi ve derinliği, 2009’da yayımlanan “Adige Xabze” adlı başucu kitabıyla, bir kez daha tescillenen değerli büyüğümüz TUMA Rahmi Tuna’nın rahatsız olduğunu duyuyor ve evine ziyarete gidiyoruz.

Samimiyeti, gayreti ve hoşgörüsüyle gönüllere taht kurmuş güzel insan Bahçelievler dernek eski başkanı JILIHAJ Erdoğan Yaşar ve Kahramanmaraş dernek eski başkanı TUMA Şahver Tuna ile birlikteyiz.

Rahatsız olmasına rağmen o esprili üslubuyla, şen- şakrak bizi kapıda karşılıyor.

Hoş- beş ve hatır sormalardan sonra konu Çerkes tarihi ve Çerkes kültürüne geliveriyor.

Belli, dinlenmesi gerekiyor. Ciddi bir rahatsızlık yaşamış. Hastanenden yeni çıkmış. Ama ne önemi var(!) Konu kültür, konu tarih, konu Xabze…

Toplumumuz ve kültürümüzün can alıcı noktalarını, harika espriler katarak anlatıyor. Adigecesi mükemmel, akıp gidiyor.

Nefes almadan dinliyoruz, doyamıyoruz.

Biz, bir kez daha en derinden anlıyoruz ki bu değerli “thamademiz” toplumumuzun yetiştirdiği çok ender kişilerden birisi.
 
TUMA Rahmi Tuna

SOHBET KOYULAŞIYOR, ADETA TARİH ve KÜLTÜR DİLE GELİYOR

Ziyarete giderken “Hastayı fazla yormayalım, ziyareti kısa tutalım.” demiştik.

Peki ne olacak şimdi?

Hadi göreyim seni, git gidebilirsen!

Sohbette temas ettiği konular son derece önemli ve derin, ifadeler o kadar öz ve etkili.

Toplumumuzun içinde bulunduğu sosyal ve kültürel sıkıntılardan duyduğu rahatsızlık öyle böyle değil, kendi rahatsızlığını unutuveriyor.

Toplum olarak az okuduğumuzu, ezberimizi bozamadığımızı ne de güzel anlatıyor!

Sohbette, yaşanmış, yüreklere kazınmış sayısız hatıralar can bulunca muhabbetin tadı bir başka oluyor.

Gençken sohbetine katıldığı, rahmetle andığımız o değerli “thamadelerin” hatıralarını mı dersiniz?

1973 yılında değerli eşi, yine bir kültür sevdalısı, araştırmacı yazar Sayın Mahinur Tuna ile Abhazya ve Kaberdey gezisinin oldukça ilginç anılarını mı dersiniz?

Göksun’da geçen, Kafkasya hatıralarının anlatıldığı bir dost meclisinde yaşanan trajikomik hatıraları mı dersiniz?

Kısacası bir deniz, bir derya Sayın Av. Rahmi TUNA.

Tarihin, kültürün, sanatın, düşüncenin, kitabın, derginin, kaynak eserlerinin çok önemsendiği bir ev burası.

Sağ, sol, ön, arka kitap, dergi…

Her konuşma tarih, kültür ve “xabze” üzerine.

 

ÇOK OKUYOR, ÇOK İYİ ARAŞTIRIYOR

Sohbet esnasında birkaç kez yavaşça kalkıyor, odadan çıkıp kütüphanesinden aldığı kitapla aramıza dönüyor.

Elindeki altı çizilmiş, üzerine notlar alınmış kitabın ilgili kısımları özenle dikkatimize sunuluyor.

Hemen not alıyoruz.

“Kaynak!” diyor, “Kaynaksız yazı olmaz, kaynaksız, dayanaksız tarih bilinci makbul sayılmaz!” diyor.

Devamında, gerek yazınsal dünyamızda, gerekse sosyal medyada çok sık rastladığımız, kaynaksız, dayanaksız, abartılı, eksik, yanlış ifade ve düşüncelerden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor.

“Ezber olmaz, araştırılmadan, tartışılmadan olmaz!” diyor.

 

ÇOK PRATİK ve ÇOK DUYARLI BİR İNSAN

Sohbete katılan Mahinur Tuna Hanım’ın sosyal ve kültürel duyarlılığı, özellikle Abhaz kültürü ve Abhazya tarihi konusundaki derinliği hemen fark ediliyor.

Rahmi TUNA’nın kızı, Burcu Hanım tam bir Çerkes kızı, ince, zarif, duygulu.

Burcu Hanım’ın Türkiye’deki kültür dernekçiliği konusundaki hassasiyeti, düşünceleri takdire şayan.

Kaşla göz arası sofra hazırlanıyor ve nefis bir kahvaltı faslı.

Yine neşe içinde koyu sohbet.

Neşeli anlar, ne kadar da çabuk geçiyor, “Ne olur kısa tutalım!” dediğimiz ziyaret uzuyor, uzuyor ve son derce anlamlı bir programa dönüşüyor.

Buna bir konferans, bir brifing demek bile mümkün. Öylesine dolu, öylesine derin.

Konusunda çok yetkili ve etkili.

Ben, “Çerkes toplumu” konusunda doktora yapmak isteyen kaç araştırmacıyı Rahmi Ağabey’e yönlendirdim sayısını bilemiyorum.

Peki, biz toplum olarak, farkında mıyız bu kabına sığmayan büyük insanın?

Farkında mıyız bu ummanın?

Bu donanımlı tarih ve kültür insanından yeteri kadar istifade edebiliyor muyuz?

Kafkasya’daki araştırmaları, konferansları, kitapları, makaleleri…

Bizler en azından gençlere bu kaynağı işaret edebiliyor muyuz?

Gün geçtikçe elimizden kayan, kaybolan bu köklü kültürü öğrenmek, yaşmak yaşatmak gibi bir derdimiz varsa işte size kaynak!

Erdoğan Bey, sohbet anında birkaç kez konuyu Rahmi Bey’in hastalığına getirmek istiyor.

Rahmi Bey, kısacık bir özet geçerek toplumsal, kültürel hastalıklarımıza getiriyor sözü.

Onun derdi, kültür, onun derdi toplum!

Konuşurken ne kadar samimi, ne kadar içten.

Onu dinlerken toplum olarak, birey olarak ne kadar kültürel eksikliklerimizin olduğunu bir kez daha derinden anlıyor insan.

Ve kahroluyor.

 

GENÇLER, MESAJ ALINDI MI?

Sayın Av.Rahmi Tuna’nın “Adige Etiği ve Etiketi” ADİGE HABZE kitabının önsözü:

“Bir ön çalışma olan bu kitabı, araştıracaklarına, öğreneceklerine, uygulayarak koruyacaklarına yürekten inandığım ve çok sevdiğim gençliğe sunuyorum.”

Gençler, mesaj alındı mı, ne dersiniz?

Rahmi Tuna Ağabeye acil şifalar dilerken her karesi buram buram tarih ve kültür kokan bu evde TUMA ailesine sağlık, mutluluk ve verimli uzun bir ömür diliyorum.

Bir an önce iyileş Rahmi Ağabey, bizim size daha çok ihtiyacımız var.

Acelemiz var!

Saygılarımla.