...................
...................
THAMADE (!) KÜLTÜRÜ REHİN ALIRSA
13.09.2014
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

(Bu yazı, kültürümüzü “xabze” mızı ipotek altına alan “kerameti kendinden menkul” bazı sözde “thamade” lerin geleceğimizi nasıl kararttığını konu alıyor)

Yurtsuzlaştırılmış ve yoksullaştırılmış bir halk.

Köklü tarihi, soylu kültürüne rağmen yok olma eşiğinde bir toplum.

Neden yok oluş eşiği, demek ki kültür, kuşaktan kuşağa gereği gibi aktarılamamış

Belki büyükler bu kültür iletişimi sürecinde gereği gibi model olamamış, belki gençler layıkıyla sorumluluk alamamış.

Buna rağmen hâlâ sosyal, toplumsal kurallara bağlılık, bilgi ve birikim sahibi büyüklere saygı son derece önemli toplumumuzda.

Bunun içindir ki  “xabze” çok ciddi önem arz ederken, “thamade” lik en saygın konumda.

Zira bu değerler “ izlenecek yol, tecrübe, yaşayan tarih, eğitim” demek, “model” demek, gelecek nesle “ışık” demek.

Bilinen o ki bu toplum, dili, “xabze” si ve “thamade” si olmadan yaşayamaz.

Bu bağlamda thamade: "xabze”yi en iyi bilen ve uygulayan, saygı duyulması gereken bilge kişi, demektir.

“Thamade” konumundaki kişiler toplumun bir nevi sigortasıdır.

Toplumda anlaşmazlık mı oldu, “thamade” bilgi, birikim ve asil duruşu, ciddiyeti ve vakarıyla çözüverir problemi.

“Thamade” aynı zamanda hakemdir. Yani taraf olmaz.

“Thamade
” intikam peşinde koşmaz.

“Thamade” hoşgörülü olur, tarihî, kültürel ve ahlâkî değerlerin üzerinde titrer.

Toplumun birlikteliği onun en öncelikli meselesidir.

Bu samimiyet, bu hassasiyet ve bu donanımla, toplumuna rehberlik yapma gayreti içinde olan saygıdeğer büyüklerimize, değerli “thamade”lerimize sonsuz saygılar.

İyi ki varsınız saygıdeğer “tahamade” ler!

İyi ki varsınız, iyi ki bilginizi, birikiminizi topluma yansıtıyor, toplumla paylaşıyorsunuz. Sağlık ve mutluluk dolu uzun ömürler diliyorum bütün “thamade” lerimize.

 

THAMADE KÜÇÜK HESAPLARIN İÇİNDE OLAMAZ

Buraya kadar her şey tamam!

Ya “thamade” maskesiyle toplumda dolaşan birilerini “tahamade” sanıyor, ona da “thamade” muamelesi yapıyorsak?

Bu kişiler, bu maskeyle toplumu aldatıyorsa?

Ya bu konumdaki “thamade” denilen kişi bilgisiz, sabırsız, nasipsiz, gurur, kibir içindeyse hatta bu işin haset tarafı da varsa ve bu durum topluma, kültüre büyük zarar veriyorsa?

“Olur mu canım, abartmayalım!” mı diyorsunuz?

Hatta şu ifadelerle mi söze devam ediyorsunuz:

“Kardeşim, “thamade” ne kadar yetersiz ve nasipsiz olursa olsun bu kültürün gerçek sahipleri onlar. Hiçbir durumda onlar eleştirilemez. O konuşacak sen edebinle dinleyeceksin. Söylenenler yanlış da olsa, topluma, kültüre büyük zarar da verse susacaksın. Değil mi ki “Thamade”ye itaat şarttır!”

“İstişare mi yapılacak onun sözü geçecek! Lider mi seçilecek, o işaret edecek işlem bitecek.”

Ne dersiniz?

 

KRAL ÇIPLAK

Peki, “thamade” dediğimiz, saygı göstermek için yarıştığımız bu kişi, toplum ve kültürü menfaati ve sınır tanımaz istekleri için kullanan bir talihsiz olursa ne olur?

Ne mi olur, anlatayım o halde.

Olayları yaşamış değerli bir büyüğüm anlatıyor:

“Bizzat yaşadığım, iliklerime kadar hissettiğim, toplumumuza asla yakışmayan, beni çok üzen trajikomik bir olayı anlatacağım size.”

“Geçmiş gün, derneğimizde dernek seçimi yapılacak. Toplumumuzun “thamade” dediği yaşı ilerlemiş, saçları kırlaşmış birkaç büyüğümüz, istişare etmeye bile gerek duymadan, kimselerin haberi olmadan, sen başkan olacaksın, sizler de yönetim olun. Bu seçim böyle yapılsın bitsin! dediler.”

 “Ama nasıl olur, bu asırda böyle seçim yapılmaz, istişare gerekir. Liyakatli kişiler aday olsun. Her aday, ekibi, projesi ve programıyla üyelerin karşısına çıksın. Üyeler karar versin. Dernekte hizmet üretebilmek için iyi bir ekip şart! diyenler olduysa da bu kendilerini saygın ‘tahamade’ kabul eden iki üç yaşlı kişi gülüp geçti.”

“Bu arızalı çıkışın, bu fevriliğin, bu bencilliğin, bu üslupsuzluğun ne kadar yanlış olduğunu, bu dayatmanın topluma, kültüre ne kadar büyük zarar vereceğini çok iyi bilen samimi bir grup üye, ‘Biz de adayız, yönetime talibiz, işte programınız, işte projelerimiz, işte ekibimiz!’ diyerek toplumumuzun huzuruna çıktı.”

“Aman Allah’ım, bunu diyen siz misiniz, siz kim oluyorsunuz da ‘tahamade’ lere karşı çıkıyorsunuz!”

“Bu iş gençlerin işi değil, siz ne ‘xabze’ ne de ‘thamede’ biliyorsunuz, siz toplumu bölüyorsunuz, yazık size!” diyerek kızılca kıyameti koparttılar.

“Neticede seçimleri, program ve projeleriyle yönetime talip olan ‘gençler’ denilen grup (Sanırım yaş ortalamaları 43) kazandı.”

“Biz seçimi kaybettik, diye bu birkaç yaşlı kişi derneği terk etti. Günler, aylar, yıllarca çılgın dedikodular üretildi. Yeni yönetim için pervasızca yakışıksız sözler söylendi.”

“Aslı astarı olmayan dedikodulardan, yalandan, hasetten ne çıkar demeyin, bu iki üç büyüğümüz(!) nerdeyse toplumu ikiye böldü. Bunlar, her toplantıyı, her buluşmayı, her cenaze ve düğünü bahane edep her fırsatta durmadan, bu gençleri(!) eleştirdi. Yetmedi, bu zevat, torunları yaşındaki kişilerin evlerine, işyerlerine giderek yıkıcı eleştirilerini oralarda da insafsızca sürdürdü.”

“Seneler geçti, dönem bitti. Nihayet yıllardır ekilen nefret ve haset tohumları meyvesini verdi. Ve bu iki üç büyüğümüz amacına ulaştı.”

“Sonuçta ne mi oldu, denizi geçen derneğimiz derede boğuldu