...................
...................
“ÇATI”DAN SU SIZIYOR!
14.03.2015
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
...................

Kış, bitti bitiyor, önümüz bahar.
Karlar hızla eriyor ve çatımız su sızdırıyor.
Nisan yağmurları uzakta değil, haziran sıcağı da!
Bu çatı başımıza iş açmadan çatıyı aktarmak lazım! 

“EN BÜYÜK ÇATI BİZİM ÇATI!”

Çatı nedir, çatı kurumu ne demek, neyin çatısı, hangisidir o?

Çatı, ne iş yapar, neye yarar?

Kuruluş amaçları aynı olan dernekler, amaçlarını gerçekleştirmek için üye sıfatıyla bir araya gelip “çatı” kurumlarını oluştururlar.

Bugün, Çerkes toplumunun en büyük çatı kurumu KAFFED’dir.

Pek çok Kafkas kültür derneği- Çerkes derneği, birlikte strateji belirleyip üretilen projeleri uygulamak için bu çatıda bir arada.

Bu kurumumuzun (çatımızın) en basit ifadeyle temel görevi “Kafkas toplumunun tüm sorunlarına barışçı çözüm önerileri üretmektir.” (Tüzük 2. Madde)

Yani, KAFFED, Çerkes toplumunun sorunlarının çözümü için öneriler üretebiliyorsa görevini yapıyor, yoksa…

Peki, KAFFED görevini yapıyor mu?

Yani çözüm önerileri üretebiliyor mu?

Çözüm önerileri üretebiliyorsa bunları uygulayabiliyor mu?

Son birkaç yıldır hangi stratejiler, hangi projeler hayata geçti?

“Yahu, sabah akşam KAFFED’i eleştiriyorsunuz!” diyenler olacak.

Elbette eleştireceğim.

 

“HADİ SEN DE SUS DA BİRLİKTE YOK OLALIM!”

Benim acım var, sancım var, yok olma zemininde yaralı kültürüm var!

Elbette eleştireceğim!

Gerekirse haykıracağım!

“Üç maymunları” oynayan oynasın!

Samimiyetsizliği, komikliği, umursamazlığı, beceriksizliği, ufuksuzluğu alkışlayanlar alkışlasın!

Benim acım var, benim sancım var, ben eleştireceğim!

“Hadi, sen de sus da birlikte yok olalım?” deme hakkına kimse sahip değil!

Benim büyük kaygılarım var!

Eleştireceğim tabii, kavgamı vereceğim ben!

Yok olan benim kültürüm.

Unutulan benim dilim!

Eleştireceğim tabii!

Liyakatsiz dernek yöneticileri, basiretsiz ve ufuksuz çatı liderleri elbette eleştirilerden nasibini alacak, onlar üzülecek, kırılacak!

O makamlar, gönül eğlendirme yeri değil?

İş, çok ciddi, sanıldığından da ciddi!

Görevini yapamayan, bu yaralı kültürün gerçek sahiplerini oyalamayacak!

Elbette topum da uyumayacak!

 

KAFFED, KONFERANSI KEŞFETTİ!

Konferans!

Hadi konuş, konuş, dağıl!

Sonra tekrar konuş!

Hadi bir daha konuş!

Sonrası?

Daha ne yapalım canım!

Konuştuk ve konuşturduk ya!

Bizden bu kadar?

Sahi konferanslarda dinleyici profili nasıl?

Ya salonun durumu?

Ne bileyim, fotoğraflarda çok boş kırmızı koltuk var da?

 

ÇATI SU SIZDIRIYOR!

Bilirsiniz kışın sonu bahardır.

Bahar yağmurları malumdur.

Ya çatımız “nisan yağmurlarına” dayanmazsa?

O zaman “meşhur haziranı” da göremeyiz!

 

ÇOK MERAK EDİYORUM!

Şu anki KAFFED yönetiminde çok yakinen tanıdığım, geniş ufkunu bildiğim, genç, dinamik, her daim takdir ettiğim yönetim kurulu üyeleri var.

Bunlar alanlarında kendini ispat etmiş, donanımlı, uyumlu güzel insanlar.

Peki, nerede bunlar?

Ne yiyip ne içerler?

Neyle meşguller?

Neden bu donanımlı kişilere rağmen gün geçtikçe bu kurum kan kaybediyor?

Gerekçe ne?

Yönetimin bir raya gelememesi mi?

Ekibin sinerji oluşturamaması mı?

Yoksa liderlik sultası mı?

Fikir ayrılığı mı?

Ne?

Yoksa “derin KAFFED” mi?

Bu genç zihinler, bu kocaman yürekler neden daha etkili projeler üretemiyor? Üretilen proje varsa neden uygulanamıyor?

Bu ezber neden bozulmuyor?

Neden bu yorgunluk, bu bitkinlik, bu basiretsizlik?

Neden sıradan, mutat birkaç cılız faaliyet, “kurtuluş reçetesi” sanılıyor?

Neden dernekler daha fazla aktif değil?

Hani nerede Çerkes gençliği?

Nerede gençlik projeleriniz?

Yoksa facebook’ tan paylaşılan birkaç cılız faaliyetin bu “toplumun iksiri” olduğu mu sanılıyor?

 

ÇATI, SİYASETİN NERESİNDE?

Çerkes toplumu ilk defa bu kadar siyaseti konuşuyor.

İl defa bu kadar belirsizlik, bu kadar savrulmuşluk söz konusu.

Peki, KAFFED ne yapıyor?

Ne üretiyor?

KAFFED ne işe yarıyor?

Sahi, KAFFED siyasetin ve toplumsal sorunlarımızın neresinde?

Yoksa KAFFED 21 Mayıs’ı mı konuşuyor?

Bakarsın hazirana da sıra gelir!

 

ÇATI AKTARILMALI

Şükürler olsun ki toplumumuzun bir kesimi uyumuyor. Bu kesim, her şeyi görüyor, yapılanları ve yapılamayanları biliyor, olan biteni sabır ve dikkatle izliyor.

Ancak, çatılar sızdırdıkça bu sızıntılar, duyarlı kesimin sabrını taşırıyor.

Evet, sabırlar taşıyor!

Demem o ki acilen çatı aktarılmalı!

Zira önümüzde nisan yağmurları var?

“Haziran sıcağı” da unutulmamalı?

Haziran sonrası da!