...................
...................
DOLU TABANCAYLA RUS RULETİ OYNAMAK
02.07.2016
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
 
...................

Türkçede bir söz vardır “Özrü kabahatinden büyük” diye.

Bir suç işliyorsun sonra özür diliyorsun.

Özür dileyeceksen neden suç işliyorsun?

Suç değilse neden özür diliyorsun?

Anlayan beri gelsin.

 

KİM İSTEMEZ?

Hatasız kul olmaz derler.

Yeri geldiğinde özür erdemdir.

Evet, ülkeler için de bu böyledir.

Özür, iki ülke arasında huzurun kapısını aralayacaksa eyvallah!

Sorun yerine çözümü, çatışma yerine uzlaşmayı,

Savaş yerine barışı, kim istemez?

“Hırsını yenemeyecek derecede kindar” birisi, çaresizlikten özür diliyorsa

İnat, hokkabazlık, madrabazlık, şişkin ego ve kör hırslarına rağmen “Hata yaptım, özür diliyorum!” diyorsa bunu kim alkışlamaz?

Bakarsın bu zat, halkından da özür diler!

Zira bu iki toplumun halkları, büyük zarar gördü bu nefret ve hasetten.

Bu boş tabanca kabadayılığından!

 

BİZ ALKIŞLIYORUZ

Biz, lüzumsuz fiyakalar, anlamsız afra ve tafralarla başlayan,

Özürle sonuçlanan bu mutabakatı yürekten alkışlıyoruz.

Zararın neresinden dönersen kârdır, diyoruz!

Biz, diplomasi diyoruz.

Biz, barış istiyoruz!

 

BU DEFA AFRA TAFRA KÂR ETMEDİ

Suçu işlerken afra tafralar…

Özür dilerken süklüm püklüm haller.

Kuru kabadayılık yetmedi.

Senin İçin başka, dışın başkaysa

Dün öyle, bugün böyleyse

Kıvırmaksa bütün hünerin.

Riya, yalan, iftira mesleğinse… problem yok!

Evirir, çevirir, kıvırırsın, yüzün kızarmaz bile!

Ama bu defa afra tafra işe yaramadı.

Kabadayılık, külhanbeylik kâr etmedi.

Yanlış hesap Bağdat’tan döndü.

Çizdiler!

 

KISSADAN HİSSE           

Devrin padişahı sıkıntılıdır.

Biraz olsun gönül eğlendirmek ister.

Emir buyurur “Bana bu civarda yaşayan en hazır cevap adamı bulup getirin!” diye.

Çok geçmeden “İncili Çavuş” u Padişahın huzuruna çıkarırlar.

Padişah, İncili ile birlikte sarayın merdivenlerini çıkmaktadır.

Padişah, İncili’ye “Çok hazırcevap biriymişsiniz, doğru mu?” der.

İncili “Estağfurullah padişahım, o sizin teveccühünüz!” der.

Padişah “İncili, sen şimdi öyle bir suç işle ve sonrasında öyle bir özür dile ki özrün kabahatinden büyük olsun.” der.

İncili, pratiktir, hazır cevaptır.

Hemen padişahın baldırını bir çimdik atar.

Padişah “Bre densiz, bre melun, nedir bu hal, atın bunu içeri!” diyerek kükrer.

İncili, birkaç adım geri çekilerek “Padişahım, çok özür dilerim, sizi Hanım Sultan zannettim!” der.

 

PADİŞAH KİM, İNCİLİ KİM?

Kısadan hisse işte.

Suç işleyen kim?

Özür dileten kim?

Özrü kabahatinden büyük olan kim?

Padişahı Hanım Sultan sanan kim?

Sahi Putin padişah mı?

Ah İncili Ah!