...................
...................
@SOSYAL MEDYA ANAFORU
06.08.2016
YEMUZ Nevzat Tarakçı
...................
 
...................

Aktif sosyal medya kullanıcısı sevgili genç,

Söyle, sanal hayatta mı yaşıyorsun, gerçek hayatta mı?

Bilirsin, esas olan, sosyal medyada değil gerçek hayatta var olabilmek.

Hayatı doğru yaşayabilmek.

Mutlu, huzurlu olabilmek.

 

SANAL HAYAT GİRDABINDA BOĞULMAYASIN

Sevgili genç, sakın sosyal medya huzuruna mani olmasın!

Gerçek hayattan uzak, sanal hayat girdabında, kan ter içinde yaşam mücadelesi verenlerden olmayasın!

 

GÖZLER TELEFONDA, ZİHİNLER BAMBAŞKA YERDEYSE

Ben sosyal medyasız yaşayamam, diyen sevgili genç,

Sosyal medya, çoğu zaman yakın ilişkilere darbe vuruyor, dostlukların derinleşmesine mani oluyor, desem bana katılır mısın?

Peki, çoğu sosyal medya kullanıcısı yakın akraba, arkadaş veya aileleriyle; eş, çocuk, anne, baba… ile bir araya geldiklerinde başlarını kaldırıp göz göze, yüz yüze bir ilişki kuramıyorlar, desem ne dersin?

Sana göre de muhabbetin, dostluğun derinleşmesi için göz göze, yüz yüze bir ilişkinin kurulması gerekmez mi?

Görüşmelerde, buluşmalarda gözler telefonun tuşlarında, zihinler bambaşka yerdeyse sevgiden, saygıdan muhabbetten ne kadar söz edilebilir?

 

AL SANA AİLE, AL SANA MUHABBET!

Hep duyarız hatta gözlemleriz:

Günümüz insanı, sosyal medya nedeniyle yakın çevresiyle ilişkilerde ciddi problemler yaşıyor.

Eve gidiyor; eşi, çocuğu, annesi, babası ve kardeşiyle bile derinlikli ilişki kuramıyor.

Nasılsın?

Yemek hazır mı?

İşler nasıl gidiyor?

Okul nasıl?

…

Bitti, bu kadar!

İşte sana aile, işte sana muhabbet!

 

BİR HEVES UĞRUNA

İnsanın yakın çevreyle ilişkisi zayıflayınca bu sefer insan, ihtiyaç duyduğu sıcaklığı, ilgiyi, sevgiyi başka ortamlarda aramaya çalışıyor.

İşte o zaman, sosyal medya bağımlılığı alabildiğine derinleşiyor.

O zaman, hiç yüzünü görmediği, gerçek kimliğini bilmediği insanlara bütün derdini anlatabiliyor.

Veya keçiboynuzu misali bir gram bilgiye ulaşabilmek için saatlerce sosyal medyada dolaşabiliyor.

Oysa sosyal medyaya ayırdığı vakti kendisine ayırsa o kişi hayatında önemli mesafeler kat edebilirdi.

 

BU MERAK NEDEN?

Niye bu kadar her şeyden haberdar olmak ister insan?

Malum, insanın sınırlı bir kapasitesi var.

O kapasite, gereğinden fazla bilgiyi, ilgiyi ve ilişkiyi kaldırmıyor.

Ölçü kaçırılmazsa problem yok.

Ama herkesle konuşacağım,

Herkese laf yetiştireceğim,

Herkese cevap vereceğim,

Herkesin ne yediğine, ne giydiğine bakacağım, denirse bunda çok ciddi problem var demektir.

Herkesin her sözüne laf yetiştirmeye çalışırken kaçırdığın bir hayatın var.

Ailen var, işin var, hedeflerin var!

Hayat çok kıymetli ve oldukça kısa.

 

“İNSAN, HAYATTA KENDİSİYLE KARŞILAŞMALI.”

Sen, bu hayata başkalarına laf yetiştirmek,

Başkalarının gündemlerini takip etmek,

Başkalarının yaptıklarını gözlemlemek için mi geldin?

Burada Ahmet Hamdi Tanpınar’ın güzel bir tespitini hatırlamak lazım:

“İnsan hayatta yaşarken kendisiyle karşılaşmalı.”

Kendisiyle oturmalı konuşmalı, dertleşmeli.

Kendisiyle baş başa kalmalı…

 

EVLER KÜÇÜLDÜ, DERİN İLİŞKİLER AZALDI…

Sosyal medya kullanıcıları olarak her şeyi merak ediyor her şeyi öğrenmeye çalışıyoruz.

Ama etrafımızda derin ilişki kuracağımız insan sayısı oldukça azaldı.

Evlerimiz küçüldü, küçüldü, küçüldü…

Amcasını, halasını, dayısını, dayısının oğlunu, teyzesini, teyzesinin oğlunu, kuzenlerini bilmez tanımaz hale geldi insanlar.

 

ACI İTİRAFLAR

Şu itirafları siz de duymuşsunuzdur:

Sosyal medyada saçma sapan bir paylaşım yapıyorum.

Hayret ki bu paylaşımımı birçok insan beğeniyor, paylaşıyor.

Belki beğenenlerin birçoğu lâf olsun diye beğeniyor.

Gerçek hayatta söylesem “komik bulunacak bazı sözleri” sosyal medyada paylaşınca alkış alıyorum, takdir ediliyorum.

Ya da başka bir insanın sözünü doğru dürüst okumadan, anlamadan paylaşıyorum.

Hiçbir şey yapmadan birçok insan paylaşımımı beğeniyor.

Hatta herhangi bir kullanıcının büyük emeklerle hazırladığı bir videoyu, bir fotoğrafı “pat” diye paylaşıyorum.

Yığınla insan bu paylaşımımı beğeniyor.

Bunlar benim hoşuma gidiyor, mutlu oluyorum işte!

 

SOSYAL MEDYA AMACINA UYGUN KULLANILIRSA…

Aslında insanlar, sosyal medya aracılığıyla normal hayatta ulaşılması çok zor olan çok sayıda insana ulaşarak çok güzel paylaşımlar yapabilir.

O yüzden amaçlı kullanım çok önemli.

Kim nereye gitmiş?

Kim ne yapmış?

Kim ne söylemiş?

Kim ne yemiş,

Kim ne giymiş… değil!

Evet, insanın sosyal medyada oyalanmaya da ihtiyacı olabilir fakat saatlerce oyalanma olmaz.

Zira hayat çok kısa ve çok kıymetli.

Malum, hayatın tekrarı da yok!

 

AKLININ DİBİNİ HERKESE GÖSTERMEK ZORUNDA MISIN?

Senin her düşündüğünü, herkes bilmek zorunda değil.

Düşüncelerini işlemeden, süzmeden, uluorta yazıyorsan, çok büyük risk alıyorsun demektir.

Saldırgan bir tavır sergiliyorsan,

Sizinle aynı fikirde olmayanlara hakaret ediyorsan,

Tatil ve eğlence fotoğraflarını sosyal medyada paylaşırken seçici ve dikkatli değilsen,

Üzgün, kırgın ve öfkeli olduğun durumlarda ruh halini sosyal medyaya yansıtıyorsan,

Siyasetspor, din, cinsellik… gibi konularda yorum yaparken dikkatli değilsen son pişmanlık fayda etmeyecek demektir.

 

ELEŞTİREL DÜŞÜNCE

Sosyal medyada gördüğü, duyduğu her şeye inanan, üretmeyen, sorgulamayan bireylerle işimiz ne kadar zor!

Boşuna “Medya okuryazarlığı şart!” denmemiş!

Sevinçleri paylaşmak, güzellikleri çoğaltmak temennisiyle.

 

SON BİR SORU

Şu son soru, Çerkesliğiyle övünen sosyal medya kullanıcılarına.

Sahi “XABZE” kuralları sosyal medyanın neresinde?