|
Şüphesiz, cumhuriyetin
kuruluşu , gelişimi ve tarihsel süreci bizleri olağanüstü
etkilemekte.
Bir devrin başlangıcı ve ilki…
Tarih sahnesinde yepyeni bir gurur sayfası.
Gelinen 83 yıllık tecrübe ve birikim.
Özeleştiri oklarımızı gönderdiğimiz zaman, her şeyi ile
karşımızda gün gibi gerçek olan bir demokrasi mevcut.
Hangi çizgide, ne kadar sağlıklı, ne kadar özümsemişiz
bünyemizde…
Hakkını verebildik mi demokrasinin?
Mehmet Altan bir yazısında çok ilginç bulduğum saptamalar
yapıyor .
Devlet odaklı bir anlayıştan, insan odaklı bir yaşama
geçebilecek miyiz?
Hayata hep yönetenlerin gözüyle bakmaktan, biraz yönetilen
insanların gözüyle bakmayı becerebilecek miyiz?
Türkiye ortalamasının altındaki yığınla yer, temel
ihtiyaçların peşinde

Sokaklarda insanlar…
İş derdinde, aş derdinde...
Canı ile uğraşan adama, cumhuriyet ya da demokrasi deyin, sizi
sopa ile kovalayabilir.
Enteresandır…
Oturup bu kavramları irdeleyecek mecali yoktur görünürler.
Onu büyüklerimize ait bir kavram olarak algılamaktadırlar…
Cumhuriyet mi, büyüklerimiz için …Demokrasi mi, büyüklerimiz
için…
Cumhuriyet İran’da da var. Suriye‘de de… Azerbaycan’da da…
Irak’ ta da… Libya ‘da da…
Cumhuriyet olunca ne oluyor?
Hanedan ülkeyi yönetmiyor.
İktidar aynı soyun elinde, babadan oğula devir olmuyor.
Buna “ devir olmuyordu” demem, daha doğru olur.
Çünkü Suriye Cumhuriyeti’nde de iktidar “ babadan oğula
geçti”.
Neden?
Çünkü oralarda “halkın egemenliğine imkan veren“ demokrasi
yok.
Cumhuriyet demokrasi ile beslenmezse pekte işe yaramıyor.
Çünkü iktidar din devletine ya da bir diktatöre
bırakılabiliyor.
Buna karşın demokrasinin beşiği İngiltere ne gariptir ki,
Cumhuriyet değil.
Ama halk egemenliğinin şahı orada.
Demokrasi ise şiddeti dışlamak kaydı ile her türlü düşüncenin
söylenmesi, örgütlenmesi ve propagandasını yapmaya dayanır.
Bugün azınlıkta kalan bir fikrin yarın çoğunluk olabileceğini
kabul eder.
Temel hak ve özgürlüklere sahip çıkar.
Vatandaş, vergileri ile yaşattığı devletin her kuruşunu
denetler, sorgular…
Kısacası demokrasi, bireyin ve toplumun nefes alıp vermesine,
zenginliğinin ve özgürlüğünün sürekli arttırmasına olanak
tanır.
Birleşmiş Milletlere üye 177 ülke var.
BM İnsani Gelişmişlik Endeksi yayınlıyor.
Türkiye 2005 yılı itibarı ile 94.sırada 1981 yılından beri AB
üyesi olan Yunanistan ise 25.sırada.
Oradaki insan Türkiye ‘den 69 basamak daha kaliteli yaşamakta…
Tabi şu anda Yunanistan’ın durumu pekte iyi değil...
Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa ülkeleri portföyünde durum aynen
öyle…
İstanbul’un Şişli ilçesi ile Bitlis’in Yedisu ilçesi arasında
274 misli gelir farkı olduğunu unutmayın.
Halbuki Cumhuriyeti, demokrasi taçlandırır.
Konunun özü dönüp dolaşıp bireyin yaşam kalitesine geliyor.
Demokrasinin nihai sonu ve hedefi bu değil midir?
O zaman iktidarlar insan odaklı açılımlar üzerinde
yoğunlaşmalıdır.
Hedef insanın geleceği ve toplumun geleceği için olmalıdır.
Ancak o zaman Cumhuriyetin üzerindeki taç, demokrasinin
başarısını meşru kılacaktır.
Birde bazı farklı bakış açıları vardır.
Cumhuriyetle özdeşleşmekten rahatsız olan kesimlerde bir
demokrasi kavramına dayanır, meşru algılanabilirler.
Her düşünce, zihniyet, anlayış geleneksel yaşam tarzları ile
şekillenir ülkemizde…
Tahammülsüzlükler kabul görmemeler ve aidiyet kaygıları uzlaşı
noktası bir türlü bulunamaz.
Baştan kopmalar olmuştur.
Yaşam tarzlarını tek tip yapamazsınız.
Bu kadar geniş bir kalite ve anlayış-tarz skalası yoktur
dünyada herhalde…
En ilkelden en moderne…
Toplumla demokrasi ve cumhuriyet ikileminin iz düşümünü
paylaşmak, uzlaşı kültürü isteminin yoğunluğu, kitleleri arzu
edilen ve hedeflenen makul seviyelere çekecektir şüphesiz…
Her şeyin başı istemek ve niyet etmek!
Başarı arkadan gelmek zorundadır.
Gelecektir.
Esen kalın. |