MENÜ





 

.

.

SENİN CUMHURİYETİN, BENİM DEMOKRASİM
15.06.2010

SOHT Ufuk Aktürk

...

...

Şüphesiz, cumhuriyetin kuruluşu , gelişimi ve tarihsel süreci bizleri olağanüstü etkilemekte.

Bir devrin başlangıcı ve ilki…

Tarih sahnesinde yepyeni bir gurur sayfası.

Gelinen 83 yıllık tecrübe ve birikim.

Özeleştiri oklarımızı gönderdiğimiz zaman, her şeyi ile karşımızda gün gibi gerçek olan bir demokrasi mevcut.

Hangi çizgide, ne kadar sağlıklı, ne kadar özümsemişiz bünyemizde…

Hakkını verebildik mi demokrasinin?

Mehmet Altan bir yazısında çok ilginç bulduğum saptamalar yapıyor .
Devlet odaklı bir anlayıştan, insan odaklı bir yaşama geçebilecek miyiz?

Hayata hep yönetenlerin gözüyle bakmaktan, biraz yönetilen insanların gözüyle bakmayı becerebilecek miyiz?

Türkiye ortalamasının altındaki yığınla yer, temel ihtiyaçların peşinde



Sokaklarda insanlar…

İş derdinde, aş derdinde...

Canı ile uğraşan adama, cumhuriyet ya da demokrasi deyin, sizi sopa ile kovalayabilir.

Enteresandır…

Oturup bu kavramları irdeleyecek mecali yoktur görünürler.

Onu büyüklerimize ait bir kavram olarak algılamaktadırlar…

Cumhuriyet mi, büyüklerimiz için …Demokrasi mi, büyüklerimiz için…

Cumhuriyet İran’da da var. Suriye‘de de… Azerbaycan’da da…
Irak’ ta da… Libya ‘da da…

Cumhuriyet olunca ne oluyor?

Hanedan ülkeyi yönetmiyor.

İktidar aynı soyun elinde, babadan oğula devir olmuyor.

Buna “ devir olmuyordu” demem, daha doğru olur.

Çünkü Suriye Cumhuriyeti’nde de iktidar “ babadan oğula geçti”.

Neden?

Çünkü oralarda “halkın egemenliğine imkan veren“ demokrasi yok.

Cumhuriyet demokrasi ile beslenmezse pekte işe yaramıyor.

Çünkü iktidar din devletine ya da bir diktatöre bırakılabiliyor.

Buna karşın demokrasinin beşiği İngiltere ne gariptir ki, Cumhuriyet değil.

Ama halk egemenliğinin şahı orada.

Demokrasi ise şiddeti dışlamak kaydı ile her türlü düşüncenin söylenmesi, örgütlenmesi ve propagandasını yapmaya dayanır.

Bugün azınlıkta kalan bir fikrin yarın çoğunluk olabileceğini kabul eder.

Temel hak ve özgürlüklere sahip çıkar.

Vatandaş, vergileri ile yaşattığı devletin her kuruşunu denetler, sorgular…

Kısacası demokrasi, bireyin ve toplumun nefes alıp vermesine, zenginliğinin ve özgürlüğünün sürekli arttırmasına olanak tanır.

Birleşmiş Milletlere üye 177 ülke var.

BM İnsani Gelişmişlik Endeksi yayınlıyor.

Türkiye 2005 yılı itibarı ile 94.sırada 1981 yılından beri AB üyesi olan Yunanistan ise 25.sırada.

Oradaki insan Türkiye ‘den 69 basamak daha kaliteli yaşamakta…
Tabi şu anda Yunanistan’ın durumu pekte iyi değil...

Orta Avrupa ve Kuzey Avrupa ülkeleri portföyünde durum aynen öyle…

İstanbul’un Şişli ilçesi ile Bitlis’in Yedisu ilçesi arasında 274 misli gelir farkı olduğunu unutmayın.

Halbuki Cumhuriyeti, demokrasi taçlandırır.

Konunun özü dönüp dolaşıp bireyin yaşam kalitesine geliyor.

Demokrasinin nihai sonu ve hedefi bu değil midir?

O zaman iktidarlar insan odaklı açılımlar üzerinde yoğunlaşmalıdır.

Hedef insanın geleceği ve toplumun geleceği için olmalıdır.

Ancak o zaman Cumhuriyetin üzerindeki taç, demokrasinin başarısını meşru kılacaktır.

Birde bazı farklı bakış açıları vardır.

Cumhuriyetle özdeşleşmekten rahatsız olan kesimlerde bir demokrasi kavramına dayanır, meşru algılanabilirler.

Her düşünce, zihniyet, anlayış geleneksel yaşam tarzları ile şekillenir ülkemizde…

Tahammülsüzlükler kabul görmemeler ve aidiyet kaygıları uzlaşı noktası bir türlü bulunamaz.

Baştan kopmalar olmuştur.

Yaşam tarzlarını tek tip yapamazsınız.

Bu kadar geniş bir kalite ve anlayış-tarz skalası yoktur dünyada herhalde…

En ilkelden en moderne…

Toplumla demokrasi ve cumhuriyet ikileminin iz düşümünü paylaşmak, uzlaşı kültürü isteminin yoğunluğu, kitleleri arzu edilen ve hedeflenen makul seviyelere çekecektir şüphesiz…

Her şeyin başı istemek ve niyet etmek!

Başarı arkadan gelmek zorundadır.

Gelecektir.

Esen kalın.

.

sua@circassiancenter.com

.

SOHT Ufuk Aktürk'ün diğer yorumları

.

.

.