KAFFED’İN AYDININA VERDİĞİ DEĞER BU KADAR

Okuyucularımıza Not: Bu bölüm; halkımızın KAFFED tarafından aldatılmasını, yanlış yönlendirilmesini, gençlerimizin gerçekçi olmayan hedeflerle oyalanması ve hayal kırıklıklarını önlemek amaçlı hazırlanmıştır. Kaynak olarak bizzat KAFFED’in kendi sitesi kullanılmıştır.

Cumartesi, 31 Aralık 2005 23:48
Yazan Kaffed
Kategori Portreler

İzzet Aydemir
1925 yılında Kilis’te doğan İzzet Aydemir, Çusha ailesinin mensubudur. İlkokulu Afyon’da, ortaokulu Burdur’da okudu. İstanbul Kabataş erkek lisesini de bitirdikten sonra Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi sanat tarihi bölümüne girmiş ancak son sınıftayken bırakmak zorunda kalmıştır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

İller Bankası Genel Müdürlüğünde çalışan Sayın Aydemir, 1977 yılında emekliye ayrıldı. 1961 yılında kurulmuş olan, Ankara Kuzey Kafkasya Kültür Derneğinin kurucuları arasında yer almış ve derneğin ilgi görmesinde, kurumsallaşmasında önemli roller üstlenmiştir. Bir dönem dernek başkanlığı da yapmıştır.

1964-1975 yılları arasında 11 yıl aralıksız olarak Kafkasya Kültürel Dergi’sini çıkarttı. Derginin sahibi ve başyazarı olarak, büyük emekler harcamış hem maddi hem manevi olarak çok fazla özveride bulundu. Türkiye’de çok kritik gelişmelerin yaşandığı bir zamanda çıkartılan bu dergi, o dönemde, Türkiye içinde ve dışındaki tüm Kafkas kökenli insanların haberleşme aracı olma özelliğini de taşımaktadır.

İlk defa Kuzey Kafkasya ile ilişki kuran insanlar arsında yer alan Sayın Aydemir, 1969 yılında Kabardey-Balkar cumhuriyetini ziyarete gitmiştir. Burada günün aydınları ile tanışmış, rahmetli Thabısım Semih ile bir araya gelmiştir. 1972 yılında da Suriye ve Ürdün’e giderek, zamanla bu kurduğu kişisel ilişkilerin yaygınlaşmasını sağlamıştır.

Bu seyahatleri sırasında edindiği izlenimlerini ve anılarını çıkardığı Kuzey Kafkasya Dergisinde yayınlayarak, Türkiye dışındaki Kuzey Kafkasyalılara karşı bir ilgi uyandırmıştır. Onun öncülüğünde kurulan ilişkiler sonrası “Kazanuko Jabağ”, “Kafkas Hikayeleri Antolojisi” gibi iki değerli eser ortaya çıkarılmıştır.

Kazanuko Jabağ, Kabardey yazar Şortan Askerbi’nin araştırmalarını içeren bir eserdir. Afeşij Emin tarafından çevrilmiş ve İzzet Aydemir tarafından yayına hazırlanmıştır.

Sadece kitap ve dergi yayınlamakla kalmayan İzzet Aydemir araştırmaları sonrası edindiği bilgileri yurt içinde ve dışında konuşmacı olarak katıldığı birçok konferansta insanlara aktardı.

Sovyetler Birliğinin yıkılması sonucunda Kuzey Kafkasya’da meydana gelen olumlu gelişmeleri yakından takip etmiş ve 1991 yılında Kabardey-Balkar cumhuriyeti başkenti Nalçik’e yerleşmiştir. Anavatanda yaşayan soydaşlarımız ile diasporada yaşayanlar arasındaki ilişkilerin daha sıcak devam etmesi için yaz aylarında Türkiye’ye gelerek, bilgi ve ilişki akışını sağladı.

Özensiz hazırlanmış bir portre demiştik. Neden mi? Söyleyelim.

Bize göre, Thabısım Semih’in, Türkiye’de Siyasal Bilgiler Fakültesi’ni bitirmiş Ürdün doğumlu bir Adığe olduğundan, İzzet Ağabey ile dönüş temelinde gelişen dostluklarından, Thabısım Semih’in 1967’de anavatana dönüp Qeberdey-Balkar Cumhuriyeti’ne yerleştiğinden ve İzzet Ağabey’i davet edişinden mutlaka söz edilmeliydi.

İzzet ağabeyin sadece Kafkasya ile ilişkileri başlatan ilklerden olduğundan öte Çerkes Teavün Cemiyeti sonrası; Yani TC döneminde yayın yolu ile dönüşten söz eden ilk kişi olduğu da vurgulanmalıydı.

Peki İzzet ağabeyin iki kitabından hiç söz edilmemesine ne demeli? Oysa RFF-Dav paylaşımında kitaplar yanında özel makaleri de verilmişti:
– GÖÇ. Çerkes Sürgünü-Ankara 1988
– Muhaceretteki Çerkes Aydınları Ankara 1991
– Çok sayıda makale
İzzet Aydemir’in Bazı Makaleleri
– Milliyetçilik Anlayışı ve Bölücülük Üzerine Uyarmalar
– Adığe Bayrağı (NIP)’nın Tarihçesi
– Gönen-Manyas Çerkeslerinin Sürgünü

Ölüm tarihinin ay ve gün olarak verilmemiş olması da önemsiz bir eksiklik olmasa gerek. Öyle ki, başlıktaki 1925-2005 ibaresini görülmediğinde, İzzet ağabeyin halen Qeberdey-Balkar Cumhuriyeti’nde yaşıyor olduğu -ne güzel olurdu- sanısına kapılmak içten bile değil.

Oysa biraz önemsense ciddi araştırıya, uzun zamana gerek kalmadan daha geniş daha sağlıklı bir portre yazılabilirdi kuşkusuz.

31 Aralık 2005 yılında paylaşılan yazının 17 yıldır geliştirilmemiş olması, eksiklerin giderilmemiş olmasına ne demeli?..

Peki konudan bu denli uzak KAFFED’in “(…) Kuzey Kafkasya halklarının ve diasporasının kültürel, siyasi ve tarihi haklarına dair doğru, kabul edilebilir ve gerçekçi bir siyasal söylem ve eylem vizyonu koyup uygulayabileceğini” düşleyebilmesi, (*) “Kafkasya bizimdir, bizim kalacaktır” çığırtkanlığı yapması zavallılık değil midir?

(*) Ara Not: Bu konuda thamade Dr. MEŞFEŞ’Ü Necdet Hatam’n PERŞEMBE’NİN GELİŞİ… makalesini okumanızı öneriyoruz.

Ne dersiniz?