KAFKAS FARESİ -2022 Yılı Değerlendirmelerim

PADİŞAH TAYYİP BUYURDU: GİDEN DOKTORLARIN YERİNİ DOLDURURUZ

Meslektaşlarım gibi ben de susmadım, susmayacağım. En baştan söyleyeyim, ‘’devlet’’ten aldığım tüm borcu, mecburi hizmet ve kazancımdan verdiğim vergilerle ödedim. Şimdi ben devletten alacaklıyım! Ama ödemiyor beyzade!

Bizim gibi halkının yüzde 80’i aptal olan (Aziz Nesin sen ne büyük adammışsın) ülkelerde ‘’devlet’’ öyle bir tabu haline getirilir ki, herkesi onla pıstırırlar. Aynı şekilde bir de Vatan-Bayrak-Ezan üçlemesi vardır. Ancak bu üçleme yavaş yavaş önemini kaybediyor. En azından gençlerce kaybediyor. Bunu da yüzde 90’ınının bir fırsatını bulsa ülkeden kaçmak istediğini gösteren anketlerden anlıyoruz.

Devlete geri dönersek; bu aptal halk devlet denen şeyin biz insanların oluşturduğu bir organizma olduğunu anlayamıyor. Devleti Allah sanıyor. Ona dokunamazsın, eleştiremezsin, karşı gelemezsin falan. O nedenle eğer birilerini baskı altına alacaklarsa ‘’devlete karşı mı geliyorsun’’ diyerek korku salıyorlar.

Evet, tabi geleceğiz. Sen insanlardan topladığın vergilerle okul açacaksın, sonra o okulda bin bir zahmetle okuyup, meslek edinmiş insana seni ben doktor yaptım diyeceksin! Yok ya! Sen onu git embesilleştirdiğin o yüzde 80’lik halka anlat!

Sadece biz doktorlara ait bir dert değil bu devlet terörü. Her mesleğe yapılıyor. Avukata, mühendise, muhasebeciye, aklınıza gelen her mesleğe…

En son devletin başı Tayyip esti gürledi… Neymiş yurt dışına giden doktorlar gitsinmiş. Beyzadem sınav sorularını vererek doktor yetiştireceği İmam Hatiplileri bizlerin yerine koyacakmış. Doktorluğu şimdilerde yerleştirdikleri İmam hatipli hakim ve savcılar zannediyor. Savcıya ‘’bunu dava et’’, hakime de ‘’bunu içeri tık’’ diyerek emir veriyor. O ahlaksızlarda emri direk yerine getiriyor. Bizim yerimize gelecek İmam Hatiplilere ‘’O mide kanaması geçirmiyor, ver aspirini gönder’’ mi diyecek!

Büyük ameliyatlar yapılamaz hale gelip tersine sağlık turizmi başlayınca, hastalar vize kuyruklarına girince, randevu sistemi arapsaçına dönüşünce, nitelikli doktor bulmak imkansızlaşınca; o zaman hem bu devleti Allah yerine koyanlar hem de Tayyip görecek Vehbi’nin kerrakesini!

Daha çok şey yazabilirim. Ama meslektaşlarımın söylediklerini de aktarayım ki, yalnız olmadığım görülsün!

Fatih Düz
Şimdiye kadar hiçbir hastamın kalbini bilerek ve isteyerek kırmadım, ama ola ki birisi, seni devlet okuttu deyip benimle tartışmaya girerse gerçekten onu buna pişman ederim. Babam, doktor olan beni ve ablamı okutacağım diye gün yüzü görmedi, onun terinin bir damlasını yedirmem.

Dr. Başak
Bazı öğrencilere 2 milyonluk burslar vermiş olabilirsiniz ama biz onlar değiliz. Ben 6 yıllık öğrenim hayatımda aldığım öğrenim kredisini faizi ile geri ödedim, harç parasını, kitapları, yol masrafımı, fotokopileri, yemeğimi, önlüğümü, stetoskobumu ailem ödedi.

Dt. Blue Tooth
Pandemi başında “gidiyorsanız gidin” demiyordunuz, hatta gitmeyelim diye izin, istifa, emekliliği yasakladınız! Bir zincire vurmadığınız kaldı. Pandemi bitti, işimiz bitti mi? Biz sadece pandemide mi hekimdik?!

Fatma Kışlak
Ben mezun olduğumda babam dağda çobanlık yapıyordu. Mezuniyet törenime gelemediler. Sonra annemden öğrendim babam diploma aldığım videomu yüzlerce kez izlemiş. Bütün ülke bir olup doktoru değersizleştirseniz bile bana onun verdiği değer yeter.

Nermin Bayar
Tek memur maaşıyla iki kızını Tıp Fakültesi’nde okutabilmek için sabahtan akşama adliyede çalışıp akşamdan geceye evde dosyalarıyla çalışan memur babamın kemiklerini sızlattınız. Beni babam okuttu, varsa devlete borcum onu da fazlasıyla ödedim!

Dr. Meriç
Acile gelen 1 yaşındaki para yutmuş stridoru olan, salyası akan, krikoid darlıkta sıkışmış olan parayı çıkaracak son çocuk gastroenteroloji ve çocuk cerrahının gittiğini anneye kim söyleyecek?

Selvi Han
Biz devlet parasız yatılıda değil, faizli senet ödeyerek okuduk. Diplomamız rehin alınıp mecburi hizmete tabi tutulduk. Ne önlüğümüzü ne stetoskopumuzu devlet verdi. Reçete yazacağımız kalemi bile kendimiz aldık. Kimseye borçlu değiliz!

Yesim
Beni babam gece gündüz kaynak makinesinde elleri kolları yana yana çalışarak okuttu!!!! Devlete borcumu intörnlükte, asistanlıkta, mecburide, uzmanlıkta fazla fazla ödedim! Bir borcum varsa anneme babamadır….

Tutku Tanrıkulu Tek
Beni ailem okuttu! Yol paramı, kitap masraflarımı, önlüğümü, steteskobumu, formamı, notlarımı her şeyimi ailem karşıladı. Öğrenim kredisi çekmiştim, onu da faiziyle ödedim.
Bizi milletin milyon TL’leriyle burs adı altında ne yaptığı belli olmayanlardan mı sandınız?

Doctor D.
İnanın gitmek kolay, zor olan kalmak. Bugüne kadar kalmak için mücadele ettik, sırf kendimiz için değil herkes için mücadele ettik. Devlet hastaneleri, üniversiteler boşalmasın, bir ameliyat için evinizi arabanızı satıp özel hastanelere vermeyin diye! YANIMIZDA MISINIZ?

Uyandırma Servisi
Doktor ol, 8000 ₺ maaş al
Bekçi ol, 8000 ₺ maaş al

Op. Dr. Bülent Yavuz
Aç kaldım,
Çok yürüdüm, ayağımdaki ayakkabılar su alırken.
Dr diplomam elimdeyken bile hamallık yapıyordum.
12 çocuklu ailenin tek okuyan çocuğu olduğum için kimse bana burs vermedi. Devlet’imin verdiğini de faizi ile ödedim. Tunceli Hakkari dağlarını pratisyen ve uzman Dr olarak.

Doktor Kafalı
O kadar üzüldüm ki, iş döndü yine paraya geldi. Oysa yaşanan sözlü hakaret, fiziksel şiddet, mobbing, malpraktis, kalbine aldığı bıçak darbesiyle şehit olan Dr. Ersin Arslan, yoğun mesai sonrası eve dönüşte trafik kazasında hayatını kaybeden Dr. Rümeysa Berin Şen hiç yaşanmamış oldu!!!!!

Ayhan, MD
Beni devlet okutup, doktor yapmadı ki. 21 yaşında eşini kaybedip, iki kız çocuğunu okutan canım annem yaptı. Devletten hiç burs almadım. Yeri geldi pahalı tıp kitaplarım için maaşımız yetmediğinde dikiş dikti, çocuk baktı. Canım annem, çok teşekkür ediyorum

Berna Yılmaz
Yoğun bakım uzmanı diplomamı almak için 6 yıl tıp fakültesi, 2 yıl mecburi hizmet, 5 yıl anesteziyoloji ve reanimasyon asistanlığı, 2 yıl daha mecburi hizmet, 3 yıl yoğun bakım yan dal asistanlığı ve 2 yıl daha mecburi hizmet yaptım = 20 yıl

Mehmet
Devlet baksa, okutsa, burs verse ne fark eder ki? Devletin görevi bu. Yöneticiler cebinden vermiyor. Belki öğrencinin bursu babasının zamanında verdiği vergisi. Belki ileride ücretsiz bakacağı hastadan alması gereken ücret. Kimse efelik yapmasın.

Hisseda
Devlet dediğiniz senin benim vergilerimle oluşmuş tüzel kişilik.
Devletin asli görevi zaten bunları yapmak.
Devlet ile hükümeti birbirine karıştıranlara inat sen hükümetsin devlet ile bağımı koparamazsın diyeceğiz

Yeşim Ersoy
Ayrıca biz devleti niye besliyoruz? Yol, su, elektrik, eğitim olarak bize dönsün diye…

**********

Değerli CC okuyucuları, böyle daha binlerce Twitt, Facebook, YouTube yorumu var. Netice olarak biz insan sağlığı için çalışan insanlarız. Yolda birinin başına bir şey geldiğinde, dur önce parasını alıp, sonra bakayım nesi varsın demiyoruz. Aklımızın ucundan bile para pul geçmiyor. Tayyip’in aklı fikri para olduğu için doktorları da öyle zannediyor. 5 dakikada hasta bakmamız isteniyor. 10 saat çalışıyoruz. Hasta ve hasta yakını şiddetinden meslektaşlarımızı toprağa veriyoruz. Biz bu ülkenin şamar oğlanı mıyız? Yeter artık!

 

 

NEFRET EKTİN ŞİMDİ NEFRET BİÇİYORSUN! NİYE ŞİKAYETÇİSİN?

Bugüne kadar Hitler de dahil olmak üzere dünya üzenindeki hiçbir lider Recep Tayyip Erdoğan (RTE) kadar ahlaksızca cümleler kurarak rakiplerine, kendi halkına hakaret etmedi.

İki gün önce RTE ve karısı korana virüse yakalandıklarını açıkladı. Bunun üzerine sosyal medyada yüzbinlerce insan paylaşımda bulundu. Kimleri ‘’hadi inşallah’’ derken, kimileri ‘’bunların hastalığı da yalan, mağduriyetleri kalmadı hastalığa sığınıyorlar’’ diye tepki gösterdi. Bana en ilginç gelen yorum ise; ‘’Allah’ım sen işini bilirsin, sen verdin bize bu belayı sen alırsın’’ cümlesi oldu.

Kısacası, tüm ülke ahlaki bir çöküş içine girdi. Evvelden düşmanın bile hasta olsa, ‘’geçmiş olsun’’ dileğinde bulunan toplum şimdi ‘’Allah belanı verdi’’ diyecek noktasına geldi.

Bunun tek sorumlusu RTE’nin kendisidir. Kendi karaktersizliğini tüm topluma yaydı. Yani toplum RTE’leşti. Açık söyleyeyim, doğru bulmamama rağmen ben bile ‘’Hadi inşallah!’’ diyenlerin safında yer adım. Çünkü bu adam ölmedikçe bu ülke daha da ahlaksız bir toplum olacak ve sonunda şeriatla yönetilen bir ülke olacak.

Nereden çıkardın demeyin, bakın ‘’Korana virüse yakalanan Cumhurbaşkanı’na hakaret’’ suçlamasıyla yüzlerce insanı tutuklamaya başladılar. Ünlü ünsüz birçok insanı tehdit ediyorlar.

Örneğin; eski milli yüzücü Derya Büyükuncu, RTE ve karısının korona virüs testinin pozitif çıkması sonrası bir paylaşımda bulundu. Büyükuncu, “Korona virüs olmuş ve dua istiyor. Ediyoruz, ediyoruz, merak etmesin. 20 tencere helvayı yapmaya başladım. Zamanı gelince bütün mahalleye dağıtacağım” dedi. Büyükuncu aynı zamanda, helva görseli de paylaştı. Bunun üzerine  Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, Büyükuncu ile ilgili, “Bırakın bir sporcuya yakışmamasını insanlığa sığmayacak ifadeleri kabul etmemiz, sineye çekmemiz mümkün değil. Sporcu ahlakına sığmayan bu çirkin hareket için gereği yapılıyor” diyerek, milli yüzücüyü daimi hak mahrumiyeti ile cezalandırdı.

İşte bunların ahlaksızlığı bu boyutta. Kendileri her türlü hakareti yaparlar, çocuklara, hayvanlara tecavüz ederler ama ‘’helvasını yapacağını’’ söyleyenin hakkına da tecavüz ederler.

Ben de bu ahlaksızlara inat milli yüzücünün yapacağı helvadan gidip bizzat yiyeceğim.

Şimdi gönüllü AKP trolü bazı Çerkescikler bana yazacaklar ‘’RTE nerede ahlaksız cümleler kullandı?’’ diye! Bunu bildiğim için bir video buldum sizinle paylaşayım.

 

1864’DE YAŞADIKLARIMIZI ŞİMDİ SURİYELİLER Mİ YAŞIYOR?

Gazeteci Erk Acarer’in EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’i davet ettiği programda konuşulanları duyunca dehşete kapıldım. Başlıkta da belirttim. Sürgünde yaşananları her Çerkes gibi ben de biliyorum. Yüzbinlerce soydaşımız Karadeniz kıyısında kurda kuşa yem oldular. Mezarları bile olmadı. Sonra ülke içinde yine sürgünler oldu. Çekilen eziyetler sonlanmadı.

Bizim tarihimizde, Osmanlı sarayına kızını satarak paşalık kapan çokça Çerkes vardı. Bunun yanı sıra saraya yamanamayan gariban Çerkesler oradan oraya sürülüyordu. Yani oranlarsak; sürgün edilen Çerkeslerin binde biri ‘’Cennet Türkiye’’de bir eli yağda bir eli balda cennetin tadını çıkarırken binde 999’u yiyecek bir lokma ekmeğe muhtaçtı. Dolayısıyla zaman içinde ölenler öldü kalan sağlar önce Osmanlı’nın sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin sadık kulları olarak bugüne kadar geldiler…

Şimdi de Suriyeli sürgünler benzer acıyı yaşıyor. Erk Acarer’in programından bunu farkettim. Suriye’den gelen para babaları lüks rezidanslarda bir elleri yağda bir elleri balda yaşarken, gariban Suriyeliler ırkçı faşistlerin hedefinde linç ediliyorlar.

İstanbul’un kenar mahallesinde bodrum katında yaşayan Suriyeli aile sel sularıyla boğuluyor, başka bir ilde Suriyeli genç işçiler canlı canlı yakılarak katlediyorlar. Kadınlarına sarkıntılık artık normalleşiyor. Tehditle ‘’İslam Nikahı’’ kıyıp, Suriyeli kadınlara tecavüz ediyorlar. Yani rezilliğin, ahlaksızlığın, namussuzluğun dibi görünmüyor.

Bizim tarihimizde de bunlar yüzde bin beş yüz olmuştur. Ama o dönemlerde bu kadar medya olmadığı için tarihçilerin sansürüyle okuduk yazılanları. Çünkü bu topraklarda fırsatını bulduklarında ilk iş kadınlara tecavüz edilir. Şu anda bile doğu illerinde Musa Orhanlar boş durmuyor. Daha bir iki sene önce Tayyip’İn askeri diye tanınan ve ortalıkta fink atan Fatih Tezcan adlı tecavüzcü ‘’Karılarınızı bizden nasıl koruyacaksınız?’’ diye alenen tehditler savurmadı mı?

Atalarıma kızıyorum! Vatanınızı bırakıp kaçacağınıza, keşke savaşarak ölseydiniz! Biz de doğal olarak dünyaya gelmeyerek böyle her yönüyle rezilleşmiş bir yerde yaşıyor olmayacaktık.

Yazdıkça sinirlerime hakimiyetim azalıyor. O nedenle burada bırakayım. Bırakmazsam CircassianCenter’i de zor durumda bırakmış olacağım.

Gazeteci Erk Acarer’in EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz’i dinleyin. 18 yaşından küçük çocuklarınız varsa yanınızdan uzaklaştırın.


 

ARŞİV:

– KAFKAS FARESİ -2022 Yılı Değerlendirmelerim  >>>
– KAFKAS FARESİ -2021 Yılı Değerlendirmelerim  >>>
– KAFKAS FARESİ -2020 Yılı Değerlendirmelerim  >>>