Kouadce Ruslanid

Çeviri: CURMITI Mustafa Kalkan

GECELER UYUMAZ SERİSİ

Adigey’de; kısa sürede edebiyat sanatını oluşturan Çeraşe Tembot, Hatkue Ahmed, Tsey İbrahim ile onları izleyen Perenıkue Murat, Tlosten Yusuf, Kestene Dimitri, Yevtih Asker’dir.

Sonraları; Meşbaş’e İshak, Jene Kımıze, Hageatle Asker, Aşıne Hazret, Beretare Hamid bu bu halkaya eklenenlerdir. Gençler de bu yolu sürdürmektedirler. Onlar da ”ilk” olarak kalacaklardır.

Kafkasya Çerkes Çağdaş Edebiyatı’nı yaratan yüzlerce yazarı saygıyla selamlıyoruz.

Kuadce Ruslanid bu yazarlardan biridir.

Özlenen toprakların güzelliğini, tatlılığını, çalışan insanların iyilik dolu yüreklerini, umutlarının kutsalllığını, Adige Yaşam Biçimi’ni anlatır, Kuadce Ruslanid dizelerinde.

Kitap; Batı Kafkasya Çerkes Şiiri’nin, Türkçe’ye çevirisi yapılan ilk şiir kitabıdır. Orijinali ”Keveşıeja” adı ile 1990 yılında Maykop’ta yayınlanmıştır.

DAĞLARIN NEHRİ

Yıllanmış beyaz karlar,
Çağların karı
Dağların tepesini
Kucaklayıp yatan
Kaynağındır
Güçverendir
Boşalıverir
Hızla akarsın

Berrak deren
Yemyeşil iki yamacını süsler
Coşan kralsın
Sürekli yankılanıyor
Ses oluyorsun

Zeyiç Geçidi’ne varıca
Sakinleşiyor
Sessizce akıyorsun
Azalan hızını
Çok iyi hissedip
Yokuş aşağı
Salıveriyorsun

Gökyüzü berrak
Duruyorsa üstte
O, senin cehren
Keyiflendiren

Suyun coşar
Rüzgarla çırpınır
Hızla dalıp çukurlara
Oynayarak akıp gider

Temiz yağmur-fırtına
Seni bulursa
Yatağına sığmaz
Dağıtırsın
Toprağı parçalayıp
Ağaçları sökersin
Çok kızdığından
Buharlaşırsın

Kayalıktan taşlıktan
Boşalıverir
Çırpınarak
Amansızca saldırırsın

Köpürerek
Sürükleyip kayaları
Yatağını eskitir
Yeni yollar çizersin

Varınca denize
Sivriltip uçlarını
Bilenmiş bıçak gibi
Dalarsın içlere
Hiç dinlenmeden
Koca denizin dalgalarını
Biçip geçerek
Güç gösterirsin

Hep böylesin sen
Hiç mi hiç durmazsın
Bazan neşeyle
Bazan da hırçın
Hep ışıldayarak
Güç taşıyıp
Binlerce yılı
Aşıp gelirsin

Kanatlanan düşüncen
Uçuverdi göklere
Yüzlerce yeteneğini
Görüp de gücün arttı
Ait olduğun dağların
Güçlü insanlarının
Huylarıdır senin huyun
Buna artık inandı

RAZIYIM

Ay temiz, parıldar
Süzülmüş ışıklarını dağıtır
Tüm gökyüzünü süsler
Gururlanır uyumlu geceden

Yorgun at süzülerek
Orman kıyısına yönelir
Geceleri dardır yollar
Ay yüksektir rehber olur

Uyumlu gecenin, havası temiz
Hiçbir şey sallanmaz, dinlenir durur
Her dalında kıpkızıl kızılcıklar
Dökülürcesine dalları eğer

Tüm dağlar omuz omuza
Dizilmişler sessizce
Hoş bir bakışın yalnızlığını
Yalnız olan Ay’a, fırlatıverirler

Gökyüzü bir ev, onların evi
Yıldız kümelerinin ortak yeridir
Parlaklıklarını bir arttırarak
Bir azaltarak göz kırpışırlar

Benden yana bu zamandan
Hoş anları belirledim
Belirlediğim sihirli anlara
Razıyım, bakınıyorum

Dağ gecelerinin temiz havasını
Çekerim içime rahatlayarak
Memnunum dağların gecelerinden
Bir o kadar büyür, mutlu olurum

ANIMSADIN MI?

Anımsadın mı?
Sevgimizi
Sen ve ben
Birlikte büyüttüğümüz
Kim bilir
Belki de unutmuşsundur
Kavuştun mu yoksa
Rahat yaşama?
Çok hoştu
Biliyorum
Senden gördüğüm sevgi
Unutmadım
Bir bakışınla
Yansıttığın güzel umudu

KADININ YASASI

İnsanlığın bir koludur kadınlar
Çok kötü yolları aşıp geldiler
İzlemek bu zorlu yolu
Ömür boyu onların yasası
Kavganı sürdür gelecek zamanda da
Soyunu küçümseme kanın-canındır
Bir gün bile üzülme
Bir günlük erkekle sakın yuva kurma

DAĞ GİBİ

Yüksek dağın dik tepesi
Kalbini sunar rahatlıkla.
Dikleşip berrak gökyüzünde
Gizli zamandan çıkıp da gelir.
Zirvesi gibi yükseldikçe kalbi
İnsanoğlu hep mutlu olur.
Güzelliği-sevecenliği
Güçsüzlüğü sunuverir.

DEREDE

Özgür yaşamlarına
Büyük kötülük yapıp
Mal canlısı iki arkadaş
Konuşup-tartışıp
Şunu demişler,

Diye anılır evlat:
”Çok çirkin!
Bu mülk bizleri bağladı,
Işte açıkta kalıverdik.
Kaynana evinde
Yaşayan damattan
Şimdilik işlerimiz
Biraz daha iyi.”

Ne kadar iyilik yaparsan yap,
Ne değer verenin olur,
Ne de görenin.
Anlaşabildiklerin,
Saygı gördüklerini
Işığın aydınlatmaz,
Açıkça paran yoksa
Üstümüzdeki yıldızlar!
Gururlanmayın:
Çalışan insanlar
Sizleri yükselten.
Üstümüzdeki yıldızlar!
Gururlanmayın:
Bizim ışığımız
Sizleri aydınlatan.

DERİNDEN

Bir gün
Kurt; derisi yüzülürken,
Kan-revan içinde
Kalkıp kaçarak
Eziyet edenlere
Dönüp bakarak
Alaylı tavırla
Şunu söyledi:
”Çok açık; bugün bana kim imrenir..
Fakat
Zorunlulukların önüne geçerim.
Damadının evinden geçinenlerden,
Ben bile şimdi
Daha güçlüyüm.”

ANLIYORUM

Yok olur otlar
Yok olur ağaçlar
Yetiştiği topraktan
Sökülüp götürülürse.
Kalbi yokken taşın,
Iyilikten anlamazken,
Yabancı görülür
El toprağında.
Uzaklarda
Yabancı topraklarda
Yaşayan Adıgeler,
Anlıyorum
Üzüntünüzü,
Cehennem gibi
Yaşantınızı,
Yalnızlığın verdiği sıkıntı
Sürekli sizin sırtınızdadır.

TUTUŞ

Keskin kılıç bir bakışın,
Tek istediğim acıman,
Tek istediğim sevgi,
Bebeğim!
Aşk ateşi gibi tutuş,
Yaşam boyu arkadaş kal,
Bebeğim’
Baharımsın sen benim
Güneşsin,
Aydınlıksın.
Sayarım,
Yüceltirim bebeğim!
Her şeyimi veririm,
Tutsağın olurum senin.
Aşk ateşi olurum senin.
Aşk ateşi ol tutuş, bebeğim

ADİGE DİLLERİ

Altın kağnı diller
Adıge Dilleri,
Çağların sözü
Cömert konuşma,
Kahraman Nartları
Sizsiniz anlatan,
Binlerce şarkıyı
Yankılandıran.

Beyaz yüzlü kızlar
Baharda kuşlar,
Yiğit arslanlar
Fidan gibi gençler
Sizin dürüstlüğünüz
Temiz kalbiniz
Binlerce yıldan
Çekip getiren.

Altın kağnı diller
Adıge Dilleri,
Artan iyiliğin izinde
giden sizsiniz.
Haklı yolları
Insanca davranışları,
Gerçeğin aydınlığını
Sizsiniz yansıtan.

Yüksek amaçlar
Sizin ışığınız
Iyiliğin kavgası
Sizin özünüz.
Insanların iyiliğini
Iyiliği, mücadeleyi,
Zamandan çekiverip
Sizsiniz ışık yapan.

Altın kağnı diller
Adıge Dilleri,
Zamanın yollarını
Izleyip gelen
Sizin çocuklarınız
Iyilikleri toplayan,
Orakla biçip,
Çekiçle dövüveren.

Sizler kahramanlığı
Şarkı yaptınız.
Dürüst çalışanlara
Saygı duydunuz.
Özgürlüğü,
Kardeşliği
Bayrak yaparak
Zamanda taşıdınız.

Altın kağnı diller
Adıge Dilleri,
Kalbin ışıkları
Yansıyan güneşin konuşması,
Sizler taşırsınız
Arkadaşlık yolları,
Kutsal yaşamı.

DEREDE

Sonrası sevgidir her tür çiçeğin
Gözümüz gibi bakarız açıverirler.
Yaz sıcağında perhizli olsa da,
Şimdi birdenbire göründü göze.

Kırların kenarında uzun çimenleri
Daha rahat diye seçti kendine,
”Geç mi kaldın sen?” diye,
Ot biçmeye gidenleri karşılayıverir.

Esnek bedenleri dizilip birer-birer,
Kırların kenarını kaplayıverir.
Yetişir sonbahar ormanında,
Şafağın soğuğuyla izlenerek.

Düşen kırağı yüzünü doldurur,
Böbürlenir gibi irileşerek.
Güneşin doğar, gökyüzün açılınca,
Gözleri dinlendirir parlayan görüntün.

Berrak gökyüzünün altı hep ağaç,
Böylece yaprakların kıpırdanırlar.
Güz çiçekleri ışıklarını parıldatarak
Mükemmele ulaşırlar hiç titreşmeden.

İLKGÜZ

Sonbaharın sıcağı hoştur
Zamanında geliverdi
Yemyeşil yapraklar
Sarıya boyandılar

Daha da alçaldı güneş
Gölgeler daha uzun.
Hareli yeşil çimenler
Yetşip-olgunlaştılar.

Gökyüzü çok berrak
Kartallar uçuşur.
Dağların temiz havası
Çok tatlı baş dödürür.

Yine de ırmakların coşkun
Özlenen oyuncak gibi
Pek çok süzülen ışığın
Parıldar neşeyle.

Çok sürmez artık;
Soğuklar da gelir
Uzun geceler kırağıyı
Her şeye örter.

Şarıl şarıl yağar yağmur,
Rüzgarda eser.
Küçücük kuşlar
Güneye uçarlar.

DÜRÜST OL

Geçen zamanın üstünden
Dimdik
Bugün bile bakar
Yansıyan izler.
Onların yolundan
Alıp geldiği
Altından kağnıdır
Irkıma miras:
Eklediğin ömrün
Hiç sonu yoktur
Bu yolda uçar gibi
Sen yine çalış.
Kararlılığını
Hiç eksiltmeden,
Bugün ölecek gibi,
Yaşa dürüstçe.

KALPTEKİ ATEŞ

Öyle bir ateştir ki,
Kalpleri yakan,
Savuran kasırga
Alıp götüren,
Görebilsek açıkça
Kadınlık nedir?
Görebilsek açıkça
Güzel kadını.

YAŞANTIM

-Aynadaki görüntüsü
Sevgisizlik olan yaşantım!
Hangi değerli düşünce
Seni bana getirdi?
Içinde bulunduğum
Derdi-düşünceyi
Nereden getirip sen bana verdin?
-Yüreğinin parçası olan
Değerli toprağından
Sana can verip
Yola düşürdüm,
gelecek zamanın
Güzel yollarını
Çabuk geçmen için yönümü seçtim!
-Aynadaki görüntüsü
Sevgisizlik olan yaşantım!
Nereden gelerek
Sen beni buldun?
Güçlü kanatları
Layık görüp de
Yüksek gökyüzüne niçin taşıdın?
-Zamanın bilincinde olan
Senin insanın
Tek kanadı olsa da
Göklere çıkar.
Bir diğer kanadı
Kardeşlik olup
Belirttiğin yola götürenindir.

DÜŞÜNCE YOLLARI

Ben düşünürken
Çok uzaklardaki denizleri,
Unutulmayan toprakların
Tarihe yazılışını.
Küçük yolların
Ulaşamadıklarını
Hep imrenerek
Yaşadım çocukluğumda.
Günü gelip de
Büyüdüğümde,
Her şeyi apaçık
Kavradım anında;
Karadeniz gibi denizin
Denizler dünyasında,
Ve hiç bir yerde olmadığını
Bir başıma anladım ben.
Toprağım canım,
Ömrümün sahibi,
Herkesçe bilinir
Tarihin gibi
Başka şeyin yok.
Her yanında bu büyük toprağın
Şanslı olarak
Zaman geçirdim ben.
Baba yurdum,
En değerli varlığım,
Toprağı; başlangıcı efsanelerimin
Övgüleri yayılır.
Aydınlatır dünyayı,
Iyilikler arttırıp
Aşıp gider zamanı.
Diğer yollar, Yollar, ufacık yollarda
Hep duruyorum.
Yürüyorum ömürde,
O küçücük yollar,
Akıl yolları,
Önderlik yapıp,
Yürütürler zamanda.
Çıkarım alageyik gibi
Duvar gibi dik kayalara,
Doğruca geçiyorum
Büyük kuytu ormanları,
Teman’ın eski sularını
Dinçleşmiş olarak
Yüzüp geçerim,
Birlikte yürürüm zamanla.
Geçiyorum
Irmakları coşkun suları,
Önderiz iyilikle
Yürürüm yollarda.
Uçurmak ister beni
Kar fırtınası,
Ben geçiyorum,
Hep gidiyorum
Gerçeğe, dürüstlüğe.

YAĞMURDAN ÖNCE

Sıcak. Inatçı. Yaz ortası.
Güneş yakıcı ateş topu.
Deredeki orman sağır-kör.
Coşkun ırmak köpük-köpük denizce.

Gökyüzü solgun-sevimsiz.
Çekirge de kuş da ses vermez.
Dinmiş rüzgar, ses canlanmaz.
Her yer, her şey hep dilsiz.

Zor soluklanmak, hava kızışmış.
Ağacın gölgesi daha da bir hoş.
Daha çok ter döküyor; ama
Çalışmanın geri dönüşü yok.

Kurşun gibi ağır,
Gökyüzünde gezinen bulutlar.
Demir atmış gibi karanlıklara
Gökyüzü tavanında asılı dururlar.

Işte şimdi başlamak üzere,
Şimşek-yıldırım gelmek üzere,
Güçlü yağmur şarıl-şarıl,
Rüzgar yine kalbe dolar.

SEN ve BEN MASUMUZ

-Yürekteki güneşin ışıkları
Yine baygın,
Hoş tatlı sıcaklığın
Azaldığı hissedilir.
Suç kimin?
-Bu gerçekdışılık El uzattı sevimsizce.

Gerçeklerin aklığını
Gölge kaplayıverdi.
Senin yüreğin
Benim yüreğim
Birden sızladı
Senin dayandığın
Benim dayandığım
-Temel sarsıldı.

Peki neden sakınmadın?
Hani sen benimdin?

Dürüst olmamayı sattılar bize,
Bunu nasıl bilemedin?
Bahar güneşimdin,?
Parıldardın!
Canımdın benim!
Saymak için,
Ömür boyu
Seni seçmiştim!…
Doğru olmayanlara karşı duracak
Yok benden başka,
Gerçek-benim
Arkadaş-sensin
Terketme yüreğinde taşıdığını.

ÖMÜRLER

Ömürler altın halkımın
Toprağına saygıyla eğiliyor.
Selamlıyorum bende zamanı
O toprakların çocuğuyum ben.

Beyaz büyük kar ömür
Gökyüzünden yukarı çıkan,
Atlantik’i geçip de sanki
Yüzyıllara bakarım üstten.

Ormanlar sürekli fısıldaşarak
Yetişirler sıkça yamaçlar boyu,
Kırları her zaman sınırsız olup
Olunca tam olur burada bereket.

Ömürler burada büyük ormandır.
Yemyeşil, sürekli geçmişten beri.
Mavi gözlü deniz sonsuzdan beri,
Temiz havayı insana taşır.

Ömürler boyu, belli anlarsın
Insanların kanı sıcak dolaşır.
Namus her şeyin öncesi olup
-Değişmez, bekler insanlık.

Ömürler burada tam gerçekleri
Taşır kalplerde hep karşılıksız.
Her zaman yürekleri sıcak gençlerin
Yiğitlikleri sınır tanımaz.

Suları gök gibi berrak
Güneş parıldar durur.
Geceleri ışıldayan yıldızları,
Istersen bir bir sayabilirsin.

Arkadaşlar ilginç olan büyüklüğü,
Gerçekliği burada taşır.
Ömürler kardeşliği,
Evlat gibi sevinçle taşır.

Bu toprak yaşlı toprak
Akıl ve çalışma ona can verir.
Yaşayan halkım Adıgelerin,
Bedeninde renk işte bu toprak.

Insanlık güneşten ışık,
Ömürler için burada yasa.
Ömürlerce hiç değişilmeyen.
Toprağımda yasa işte böyledir.