{"id":10516,"date":"2019-03-18T13:45:18","date_gmt":"2019-03-18T18:45:18","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=10516"},"modified":"2019-03-18T13:45:18","modified_gmt":"2019-03-18T18:45:18","slug":"aydinlar-ve-bazi-vasiflar","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/aydinlar-ve-bazi-vasiflar\/","title":{"rendered":"AYDINLAR ve BAZI VASIFLAR"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/cc-turkiye\/z-2018-Images\/163.JPG\" alt=\"\" width=\"417\" height=\"305\" \/><\/p>\n<p><strong> Mehmet C\u00fcneyt Birk\u00f6k<\/strong><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Giri\u015f<\/b><\/p>\n<p>\u2018Entelekt\u00fcellik nedir?\u2019 veya \u2018Ayd\u0131n kimdir?\u2019 sorusu, bu sorunun i\u015faret etti\u011fi sosyal grubun hemen her \u00e7a\u011fda ve toplumda g\u00f6r\u00fclmesi ve bu grubun bir fonksiyonu olan farkl\u0131 t\u00fcrden bilginin a\u00e7\u0131k bir \u015fekilde giderek daha da \u00e7ok etkinle\u015fmesi ve yayg\u0131nla\u015fmas\u0131 sebebiyle, \u00f6nemli bir sosyolojik analizin konusunu te\u015fkil etmektedir. Sosyal pozisyonlar\u0131 itibariyle sosyal tabakalarda m\u00fc\u015fahede edilebilir herhangi bir s\u0131n\u0131fa ait net \u00f6zelliklerin t\u00fcm\u00fcn\u00fc g\u00f6stermeyen, ancak toplum yap\u0131s\u0131n\u0131n \u00fcst tabakalar\u0131na yay\u0131lm\u0131\u015f, toplumsal ortalaman\u0131n \u00e7ok \u00fczerinde ileri bir e\u011fitime ve yetene\u011fe sahip izafi bir z\u00fcmre vard\u0131r. Bu z\u00fcmre, biyolojik bir unsur olan akl\u0131n ve zekan\u0131n tezah\u00fcr\u00fcyle ortaya \u00e7\u0131kan bilgi \u00fcretme fonksiyonu itibariyle sosyolojik bir fenomen olarak incelenebilir. Bu \u00e7al\u0131\u015fmada ayd\u0131nlar\u0131n belirleyici fonksiyonlar\u0131n\u0131n neler oldu\u011fu konusu tarihi metot kullan\u0131larak tart\u0131\u015f\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7al\u0131\u015fman\u0131n ana hatlar\u0131n\u0131 \u00e7izmeye kullan\u0131lacak kavramlar\u0131n \u00e7er\u00e7evelendirilmesiyle ba\u015flamak gerekmektedir.<\/p>\n<p>Akl\u0131n sosyal fonksiyonlar\u0131 pek \u00e7ok bilim dal\u0131 taraf\u0131ndan farkl\u0131 a\u00e7\u0131lardan ele al\u0131nmaktad\u0131r. Adaletten sanata kadar her konu ile ilgili fikirler, ideolojiler, inan\u00e7lar, felsefe, bilim, teknoloji, ve d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemleri gibi mevcut t\u00fcm k\u00fclt\u00fcrel \u00fcr\u00fcnlerle ilgili olan akl\u0131n sosyal fonksiyonlar\u0131na, entelekt\u00fcel hayat diyebiliriz. \u0130\u015fte bu hayat\u0131n akt\u00f6rleri, konumuzun \u00e7er\u00e7evesini te\u015fkil etmektedirler. Entelekt\u00fcellik, genel olarak k\u00fclt\u00fcr d\u00fcnyas\u0131nda aktif rol y\u00fcklenen herkese atfedilmektedir. Fikirleri bizi etkileyen herhangi bir ki\u015fiden, insanl\u0131\u011f\u0131n g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc en b\u00fcy\u00fck dahilere kadar herkes \u00e7o\u011fu kere bu s\u0131fatla adland\u0131r\u0131labilmektedir. Geni\u015f anlam\u0131yla ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, Aron&#8217;a g\u00f6re, entelijansiya olarak adland\u0131r\u0131lanlar g\u00fcn\u00fcm\u00fczde daha kalabal\u0131k bir yek\u00fbn tutmaktad\u0131rlar, daha \u00f6zg\u00fcr ve etkilidirler (Aron, 1957, s. 203-208). Dar anlamda sadece ilim adamlar\u0131 ve uzmanlar bu guruba dahil edilebilirler.<\/p>\n<p>Bilginin \u00fcretilmesi ve yay\u0131lmas\u0131 konusunda evrensel formasyon y\u00fcklenerek toplumlar\u0131 daima derinden etkileyen, y\u00f6nlendiren ve geleceklerini haz\u0131rlayan bir sosyal grup olmalar\u0131na ra\u011fmen genellikle di\u011fer gruplar veya s\u0131n\u0131flar kadar bilimsel analizlerin, ideolojilerin veya d\u00fc\u015f\u00fcnce ak\u0131mlar\u0131n\u0131n konusu olmam\u0131\u015flard\u0131r. \u015eehirle\u015fme, k\u0131rsal kesim, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131, burjuva gibi kavramlar bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcnceler, ideolojiler, doktrinler taraf\u0131ndan etrafl\u0131ca de\u011ferlendirilmekte fakat bu de\u011fi\u015fmeleri sa\u011flayanlar\u0131n arkas\u0131nda ayd\u0131nlar\u0131n bir fakt\u00f6r olarak etkinli\u011fi yeterince analizlere kat\u0131lmamaktad\u0131r. Sistematik bir yakla\u015f\u0131mla ancak yak\u0131n d\u00f6nemlerde bilgi sosyolojisinin ve m\u00fcnferit ayd\u0131nlar\u0131n kendileriyle ilgili olan bu konuya e\u011fildikleri g\u00f6r\u00fclmektedir (Gouldner, 1979). Ayd\u0131nlarla ilgili olarak Bilgi Sosyolojisi, Bilim Sosyolojisi, Ayd\u0131nlar Sosyolojisi gibi mazisi olduk\u00e7a yeni sahalar ve yakla\u015f\u0131mlar ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.[i] \u00d6zellikle 19. yy.&#8217; dan bu yana h\u0131zl\u0131 toplumsal de\u011fi\u015fmede ayd\u0131nlar\u0131n \u00f6nemi ve etkinli\u011fi daha da iyi anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Eski Yunan&#8217;dan beri \u00f6zellikle ayd\u0131nlar ve entelekt\u00fcellikle ilgili olarak bilim adamlar\u0131, sanat\u00e7\u0131lar, yazarlar ve filozoflar hakk\u0131nda m\u00fcnferit \u00e7al\u0131\u015fmalar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Hatta, bilim ve sanatla ilgili daha genel \u00e7al\u0131\u015fmalar da mevcuttur. Ancak genel bir teori halen kurulamam\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnce ile sosyal yap\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi inceleyen bilgi sosyolojisi, bu \u00e7er\u00e7evede bir alt grup olarak ayd\u0131nlar\u0131 ele almaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Sosyoloji ise, hem bir sosyal grup olarak ve hem de toplumdaki fonksiyonlar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan sosyal yap\u0131 ve sosyal de\u011fi\u015fme i\u00e7inde bir unsur olarak entelekt\u00fcelleri incelemektedir. Gruplar, ait olduklar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemi, tarihi s\u00fcre\u00e7, toplum yap\u0131s\u0131 gibi fakt\u00f6rlerden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak anla\u015f\u0131lamazlar. Bu sebeple baz\u0131 sorular hareket noktas\u0131 al\u0131narak bir sosyolojik \u00e7er\u00e7eve \u00e7izilmelidir. Entelekt\u00fceller ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir s\u0131n\u0131f m\u0131d\u0131rlar, yoksa toplumdaki tabakalara veya s\u0131n\u0131flara yay\u0131lm\u0131\u015f m\u0131d\u0131rlar? Halk ayd\u0131n\u0131, y\u00f6neticiler, elit z\u00fcmre, uzmanlar, bilim adamlar\u0131, sanat\u00e7\u0131lar gibi m\u00fcnevverleri olu\u015fturan kesimin nitelikleri, gelenekleri ve alt gruplar\u0131 nelerdir? Bilgi \u00fcretimi, d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemleri ne t\u00fcr sosyal \u015fartlara ba\u011fl\u0131d\u0131r ve bu \u015fartlar\u0131n ayd\u0131n gurubunun olu\u015fmas\u0131nda hangi katk\u0131lar\u0131 bulunmaktad\u0131r? K\u00fclt\u00fcr de\u011fi\u015fmelerini ne \u00f6l\u00e7\u00fcde ayd\u0131nlar sa\u011flamaktad\u0131rlar? T\u00fcm bu sorular\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda ayd\u0131n kesimin \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve hakk\u0131nda genel bir teori kurulmas\u0131 gereken bir konu oldu\u011fu ortadad\u0131r. A\u015fa\u011f\u0131da, entelekt\u00fcellik hakk\u0131ndaki yarg\u0131lar\u0131 sosyolojik bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla de\u011ferlendirerek kavram\u0131 inceleyece\u011fiz.<\/p>\n<p><b>Kavram\u0131n etimolojik anlam\u0131 <\/b><\/p>\n<p>De\u011fi\u015fen bir kavram\u0131n tam bir tan\u0131m\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu sebeple kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle anlamland\u0131rmak yerinde olacakt\u0131r. Terimi kullanmak i\u00e7in ortakla\u015fa olarak z\u0131mnen kabul g\u00f6rm\u00fc\u015f baz\u0131 temel k\u0131staslar mevcut olmakla birlikte, bunlar\u0131n \u00f6nemleri yazarlara g\u00f6re de\u011fi\u015fmektedirler. Entelekt\u00fcelli\u011fin sosyolojik bir tasvirini yapmak i\u00e7in bir ba\u015flama noktas\u0131 olarak etimolojik bilgilerden hareket etmek yararl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Latince bir k\u00f6kten t\u00fcretilen &#8220;intellect&#8221; kelimesi ak\u0131l, zeka anlam\u0131na gelmektedir. Ayn\u0131 k\u00f6kten &#8220;intelligence&#8221; kelimesi daha ziyade mevcut zihni kapasiteyi vurgularken, &#8220;intellect&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc zihni g\u00fcc\u00fc ifade etmektedir (Webster&#8217;s, 1989. s. 738-9). Ancak bu g\u00fc\u00e7 bilimsel olarak net bir \u015fekilde hen\u00fcz ortaya konmam\u0131\u015ft\u0131r. Zihni g\u00fcc\u00fc \u00f6l\u00e7mek i\u00e7in kullan\u0131lan testler de teknik ve k\u00fclt\u00fcrel olarak s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Bu konuda yap\u0131lan ara\u015ft\u0131rmalar IQ (Intelligence Quotient) testlerinin \u00f6tesinde, standartla\u015ft\u0131r\u0131lan zeka t\u00fcrlerinin en az 7 kategoride oldu\u011funu ortaya koymu\u015ftur. Bunlar\u0131n aras\u0131nda m\u00fczik zekas\u0131, uzay zekas\u0131, sosyal zeka gibi t\u00fcrler bulunmaktad\u0131r (Kantrowitz, 1993, s. 48-9). Ba\u015fka ara\u015ft\u0131rmalarda duygular\u0131n da zekay\u0131 belirleyen bir fakt\u00f6r olarak \u00f6l\u00e7\u00fcmlemelerde hesaba kat\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi \u00f6ne s\u00fcr\u00fclmektedir. Zekan\u0131n \u00f6l\u00e7\u00fclerek belli bir standarda oturtulamamas\u0131, entelekt\u00fcelli\u011fin tan\u0131m\u0131nda bir kriter olarak almay\u0131 engellemektedir. \u00d6te yandan entelekt\u00fcellik sadece biyolojik bir zihin potansiyelinin \u00e7e\u015fitli meseleler kar\u015f\u0131s\u0131ndaki performans\u0131 da de\u011fildir.<\/p>\n<p>Dilimizde entelekt\u00fcel s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, &#8220;Ayd\u0131n, M\u00fcnevver&#8221; kelimeleriyle kar\u015f\u0131lanmaktad\u0131r. &#8220;Ayd\u0131nlat\u0131lm\u0131\u015f, \u0131\u015f\u0131kl\u0131&#8221; anlam\u0131na gelen m\u00fcnevver kelimesi ilahi k\u00f6kenli bir \u0131\u015f\u0131k olan &#8220;nur&#8221; k\u00f6k\u00fcnden t\u00fcretilmi\u015ftir. Bu etimolojik \u00f6zellik ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131n, yani bilgi ile donanman\u0131n, sadece ak\u0131lla de\u011fil, duygu, sezgi, kalp gibi di\u011fer fakt\u00f6rlerin de kat\u0131larak sa\u011flanabilmesi anlam\u0131n\u0131 vurgulamaktad\u0131r. Ayd\u0131nlanma, sadece ak\u0131l i\u00e7in ve akla has bir vak\u0131a de\u011fil, insan\u0131n bir b\u00fct\u00fcn olarak, t\u00fcm ve\u00e7heleriyle ele al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 bir olgudur. Bu nedenle dilimize yerle\u015fmi\u015f olan entelekt\u00fcel kelimesinin etimolojik olarak daha ziyade zihnin g\u00fcc\u00fcn\u00fc \u00f6n s\u0131rada tuttu\u011funu, Ayd\u0131n\u2019\u0131n ise ak\u0131l ve inanc\u0131 birlikte i\u015faret etti\u011fini s\u00f6yleyebiliriz. Genel kabul g\u00f6ren entelekt\u00fcel niteli\u011fi \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klamak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr: &#8220;Sanat ve bilimde gerekli olan &#8216;intelligenceden&#8217; farkl\u0131 olarak &#8216;intellect&#8217;, bir h\u00fckm\u00fc (maddeyi) ayr\u0131\u015ft\u0131rma kapasitesi, bir sebep-sonu\u00e7 ili\u015fkisinin \u00f6tesine ge\u00e7i\u015f, de\u011ferlerin esas manas\u0131n\u0131 bularak mesleki veya profesyonel hayata sokmakt\u0131r&#8221;(Coser, 1993, s. 288). Pek \u00e7ok meslek sahibi insan belli bir probleme ait somut cevaplar\u0131 almaya y\u00f6nelirken, entelekt\u00fceller realitenin ve k\u00fclt\u00fcr\u00fcn somut ve a\u015fikar olmayan gizli unsurlar\u0131n\u0131, manalar\u0131 ve de\u011ferleri ararlar ve daha genel de\u011ferlendirirler. Onlar i\u00e7in geleneklerin, al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131n, e\u015fyan\u0131n bulundu\u011fu gibi olmas\u0131 asla tatminkar de\u011fildir. Ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmekle daima bir \u00fcst ger\u00e7e\u011fi sorgularlar. Entelekt\u00fcel tecess\u00fcs onlar\u0131n kendilerini a\u015fmalar\u0131n\u0131 sa\u011flamaktad\u0131r. Kendilerini, hakikat ve adalet gibi soyut d\u00fc\u015f\u00fcncelerin veya ahlaki standartlar\u0131n \u00f6zel koruyucular\u0131 olarak da addederler (Coser, 1993, s. 288). Pratik olarak, toplumu s\u00fcrekli m\u00fc\u015fahede alt\u0131nda tutar, problemleri ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r, hatalar\u0131 ikaz eder, \u00e7\u00f6z\u00fcm yollar\u0131 \u00f6nerirler.[ii] Netice itibariyle entelekt\u00fcellik, insan\u0131n sahip olabilece\u011fi ortalaman\u0131n \u00fcst\u00fcndeki biyolojik potansiyelin ve evrensel \u00f6zelliklerin yan\u0131 s\u0131ra, k\u00fclt\u00fcrlere g\u00f6re de de\u011fi\u015febilecek \u015fekillerde sosyal olarak formlanmas\u0131 ve k\u00fclt\u00fcrel olarak donanmas\u0131 ile bir bilgi yaratma, kullanma ve koruma fonksiyonudur.<\/p>\n<p><b>Tarih\u00e7e<\/b><\/p>\n<p>Baz\u0131 kaynaklar modern entelekt\u00fcelli\u011fin Frans\u0131z \u0130htilali zaman\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmektedir (Huszar, 1960, s. 5). Terim olarak ise, 19. YY&#8217;da Fransa&#8217;daki Dreyfus[iii] olay\u0131nda ilk defa tart\u0131\u015fma konusu olmu\u015ftur (Outhwaite, 1993, s.288). Daha sonraki d\u00f6nemlerde \u00f6zellikle Rusya&#8217;da, Rus\u00e7a Intelligentsiya kelimesi, Sovyet toplumunda i\u015f\u00e7i ve k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn d\u0131\u015f\u0131nda kalan y\u00f6netici kitlesini, Bat\u0131 tarz\u0131 e\u011fitilmi\u015f Rus elit tabakas\u0131n\u0131 -y\u00f6neticiler, yazarlar, bilim adamlar\u0131, \u00fcniversite profes\u00f6rleri- i\u015faret etmek amac\u0131yla kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r (Seton &#8211; Watson, 1964, s.341). Terimin giderek geni\u015fletildi\u011fi ve daha sonra bu z\u00fcmreye hukuk\u00e7ular, \u00f6\u011fretmenler, doktorlar gibi baz\u0131 meslek gruplar\u0131n\u0131n da kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. 19 ve 20. y\u00fczy\u0131llarda Rusya&#8217;n\u0131n Bat\u0131l\u0131la\u015fmas\u0131 ile birlikte b\u00fcy\u00fck siyasi hareketler hep ayd\u0131n s\u0131n\u0131f i\u00e7inde cereyan etmi\u015f ve bu y\u00fczden intelijansia kelimesi bir d\u00f6nem sadece Rusya&#8217;daki \u00fcst tabakay\u0131 ifade eden bir anlam kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Daha sonra her \u00fclkede sosyal ve siyasi hareketlerde ba\u015f rol oynayan ayd\u0131nlar\u0131n -veya elit tabakan\u0131n- ortak ad\u0131 olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bat\u0131 toplumunda modern anlamda entelekt\u00fcelli\u011fin bir sosyal grup olarak belirli bir tarzda gelenek veya s\u0131n\u0131f olu\u015fturmalar\u0131, sosyal varl\u0131k olarak incelenmeleri orta\u00e7a\u011fdan itibaren ba\u015flat\u0131lmaktad\u0131r. Coser, Bat\u0131&#8217;daki bu gelene\u011fin olu\u015fumunu ve de\u011fi\u015fimini \u015f\u00f6yle \u00f6zetlemektedir: Orta\u00e7a\u011fdaki reformasyon ve r\u00f6nesans d\u00f6neminden sonra kilisenin monopolistik ve birle\u015ftirilmi\u015f d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc par\u00e7aland\u0131. Entelekt\u00fceller ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ses olarak y\u00fckselmeye ba\u015flad\u0131. Yaln\u0131z dini ve yaln\u0131z d\u00fcnyevi g\u00fc\u00e7ler sosyal hayatta yer almaya ba\u015flad\u0131 ve gerek kilise, gerekse d\u00fcnyevi kurumlar\u0131n farkl\u0131 olarak e\u011fittikleri insanlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceleri birbirleriyle yar\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131. \u00c7e\u015fitli g\u00fc\u00e7 ve etki merkezlerinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve doktrin ekollerinin temsilcileri taraf\u0131ndan ta\u015f\u0131nan fikirlerin \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 alevlendi. Baz\u0131 entelekt\u00fceller k\u0131smen eski merkezlere ba\u011fl\u0131 kald\u0131lar, ama en az\u0131ndan se\u00e7im \u015fanslar\u0131 vard\u0131 art\u0131k. Entelekt\u00fceller 18. Y.Y. dan sonra okuma-yazman\u0131n yayg\u0131nla\u015fmas\u0131yla halk ve d\u00fc\u015f\u00fcnce kurumlar\u0131 aras\u0131ndaki karma\u015f\u0131k ili\u015fkiler a\u011f\u0131na \u00f6nem vermek durumunda kald\u0131lar. Modern d\u00fcnyada, Do\u011fu ve Bat\u0131&#8217;daki entelekt\u00fceller stratejik bir pozisyon ald\u0131lar. S\u0131k s\u0131k kazan\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131ld\u0131lar, fakat s\u0131k s\u0131k da, israf edilmi\u015f ekonomik de\u011ferler gibi, g\u00fc\u00e7 sahipleri taraf\u0131ndan harcanmaktad\u0131rlar (Coser, 1993, s. 288-9).<\/p>\n<p>Eski Yunan&#8217;da, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fc de etkileyen sosyal ve siyasi faaliyetleri olan entelekt\u00fceller \u00f6nemli bir z\u00fcmreyi te\u015fkil etmektedir. D\u00fc\u015f\u00fcnme, ak\u0131l y\u00fcr\u00fctme gibi felsefi nitelikli de olsa entelekt\u00fcelli\u011fin temel geleneklerinin bu d\u00f6nemde fonksiyonel oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. Ayr\u0131ca insan, kainat, madde, ruh, devlet, sosyal sistem, elitler gibi \u00f6nemli kavram ve konularda kendilerinden sonraki d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrleri etkileyen ve g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar uzanan d\u00fc\u015f\u00fcnce ve ekoller bu d\u00f6nemde kurulmu\u015ftur. Bu d\u00f6nemin ayd\u0131nlar\u0131 ile sosyal yap\u0131 aras\u0131nda g\u00fc\u00e7l\u00fc bir etkile\u015fim g\u00f6r\u00fclmektedir. Daha sonralar\u0131 Bat\u0131&#8217;n\u0131n Orta\u00e7a\u011f\u0131nda teolojiyle u\u011fra\u015fan din adamlar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bunlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 H\u0131ristiyanl\u0131k ile \u0130lk\u00e7a\u011f felsefesini ba\u011fda\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar, bir k\u0131sm\u0131 da ilk\u00e7a\u011f ile \u0130slam felsefesi aras\u0131nda terc\u00fcme yoluyla arac\u0131l\u0131k yapm\u0131\u015flard\u0131r (Keklik, 1982, s.58-60). Dolay\u0131s\u0131yla entelekt\u00fcel tarihte pek fazla orijinal katk\u0131lar\u0131 yoktur. Bu d\u00f6nemde sosyal yap\u0131 bak\u0131m\u0131ndan as\u0131l etkili olanlar ruhbanlard\u0131r. Bir t\u00fcr y\u00f6netici elit olmalar\u0131na ra\u011fmen bu d\u00f6nemin ruhban s\u0131n\u0131f\u0131, entelekt\u00fcel say\u0131lmamaktad\u0131r. Ancak Bat\u0131&#8217;n\u0131n sek\u00fcler d\u00f6neminde bilimin yerini kabul eden ruhbanlar, dini entelekt\u00fceller olarak adland\u0131r\u0131lmaktad\u0131rlar. Dikkat edildi\u011fi takdirde, modern anlamda bir ayd\u0131n kesimin (entelijansiyan\u0131n) rasyonel d\u00fc\u015f\u00fcnceyle ba\u015flat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. Orta\u00e7a\u011f teolojisinin tek d\u00fc\u015f\u00fcnce, kilise kurumunun hakim g\u00fc\u00e7 oldu\u011fu bir d\u00f6nemde akl\u0131n ve insan tecr\u00fcbesine dayanan bilimin ya\u015famas\u0131 m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir. Bu sebepten dolay\u0131, Bat\u0131&#8217;da entelekt\u00fcelli\u011fin tarihi kilise hakimiyetinin kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sek\u00fclarizmle birlikte ba\u015flat\u0131lmaktad\u0131r. \u00d6te yandan bu d\u00f6nemde \u0130slam d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrleri taraf\u0131ndan pek \u00e7ok bilim dal\u0131n\u0131n temelleri at\u0131lm\u0131\u015f veya bunlara rasyonel katk\u0131lar yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Dini inan\u00e7lar\u0131n ya da kurumlar\u0131n m\u00fcnevverleri engellemesi veya yanl\u0131\u015f y\u00f6nlere s\u00fcr\u00fcklemesi \u015f\u00f6yle dursun, b\u00fct\u00fcn \u00e7al\u0131\u015fmalar ibadet amac\u0131yla yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in art\u0131r\u0131lmaya ve yayg\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bundan dolay\u0131 y\u00fckselme d\u00f6nemlerindeki \u0130slam toplumlar\u0131nda ayd\u0131nlar\u0131n, sosyal kurumlarla bar\u0131\u015f\u0131k olman\u0131n da \u00f6tesinde, toplumsal de\u011ferlerin ger\u00e7ek bir tezah\u00fcr\u00fc olduklar\u0131 anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Sonu\u00e7 olarak entelekt\u00fcellik kavram\u0131nda (rasyonel olmakla e\u015f anlaml\u0131 olarak) bilimsel olmak veya en az\u0131ndan bilime ayk\u0131r\u0131 olmamak \u015fart\u0131n\u0131n mutlaka sa\u011flanm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Bununla beraber, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde kavram\u0131n ferdi tan\u0131mlayan bir vas\u0131f olarak da anlam kazand\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir. Bir gazeteci, \u00f6\u011fretmen veya ortalama k\u00fclt\u00fcr birikiminin \u00fcst\u00fcnde olan herhangi bir meslek erbab\u0131 entelekt\u00fcel say\u0131labilmektedir. Hatta doktorluk, avukatl\u0131k gibi baz\u0131 meslekler bilimsel veya k\u00fclt\u00fcrel derinlik \u015fart\u0131 aramaks\u0131z\u0131n entelekt\u00fcellik s\u0131fat\u0131n\u0131 sa\u011flamaktad\u0131rlar. \u00c7ok okumak veya \u00e7e\u015fitli konularda detayl\u0131 malumat sahibi olmak da entelekt\u00fcel alamet say\u0131lmaktad\u0131r. Kavram, say\u0131 itibariyle az, ama nitelik itibariyle \u00e7ok \u00f6nemli bir z\u00fcmre olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Ancak, bilim, sanat, din, meslekler gibi de\u011fi\u015fik kategorilerdeki fertlerin hepsini kapsama dahil etmek tan\u0131m\u0131 anlams\u0131zla\u015ft\u0131r\u0131r. Bu safhada \u00f6nemli bir unsuru kavram\u0131n kapsam\u0131na dahil etmek gerekmektedir. Bu da ayd\u0131n\u0131n toplumu etkilemesidir. Entelekt\u00fcelleri toplumu de\u011fi\u015ftirme g\u00fcc\u00fcne sahip, gerekli \u00f6zel \u015fart ve yeteneklerle donanm\u0131\u015f bir kesim olarak ele almak gerekir. A\u015fa\u011f\u0131da, de\u011fi\u015fme ve ayd\u0131n aras\u0131ndaki ili\u015fkide, ayd\u0131nlara ait baz\u0131 vas\u0131flar\u0131n de\u011ferlendirilmesi yap\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p><b>Entelijansiya s\u0131n\u0131f\u0131 ve k\u00fclt\u00fcrel de\u011fi\u015fme <\/b><\/p>\n<p>Entelijansiya terimi, k\u00fclt\u00fcrel de\u011fi\u015fmeyi sa\u011flayan, k\u00fc\u00e7\u00fck bir az\u0131nl\u0131k olan elit gruplar\u0131 veya k\u00fclt\u00fcrel bak\u0131mdan \u00f6nde gelen \u015fah\u0131slar\u0131 i\u015faret etmek amac\u0131yla kullan\u0131lmaktad\u0131r. K\u00fclt\u00fcr de\u011fi\u015fmelerini sa\u011flad\u0131klar\u0131 konusunda teredd\u00fct olmamakla birlikte i\u015flevleri itibariyle tart\u0131\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Toynbee&#8217;ye g\u00f6re, genel olarak ayd\u0131nlar k\u00fclt\u00fcr transformasyonu vas\u0131tas\u0131yla de\u011fi\u015fmeyi sa\u011flarlar, yani, herhangi bir toplumda yabanc\u0131 bir medeniyetin darbelerine hayat\u0131 adapte etme problemini \u00e7\u00f6zmek ve hizmet etmek i\u00e7in \u00f6zel bir s\u0131n\u0131fa ihtiya\u00e7 vard\u0131r; elektrik ak\u0131m\u0131n\u0131 bir voltajdan di\u011ferine de\u011fi\u015ftiren transformat\u00f6r\u00fcn be\u015feri kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 gibi genellikle Rus\u00e7a ad\u0131 entelijansiya ile bilinen s\u0131n\u0131f bu talebe cevap vermek \u00fczere sahneye \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r (Toynbee, 1947, s. 393-403). Bu gruplar\u0131n kendilerine has kimlikleri ve sosyo-politik n\u00fcfuzlar\u0131 vard\u0131r. Toplumlara g\u00f6re a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131 de\u011fi\u015fmekle birlikte ne orta s\u0131n\u0131ftan ne de herhangi bir mesleki gruptan net bir \u015fekilde ayr\u0131lmazlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc i\u00e7inde bulunduklar\u0131 toplumun sosyal \u00f6zelliklerini ta\u015f\u0131rlar. Bu bak\u0131mdan orta s\u0131n\u0131f b\u00fcy\u00fcd\u00fck\u00e7e ona ba\u011fl\u0131 olarak entelijansiya da geli\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Ancak, Seton-Watson&#8217;a g\u00f6re, geli\u015fmemi\u015f \u00fclkelerdeki orta s\u0131n\u0131fla entelijansiya aras\u0131nda b\u00f6yle bir k\u00fclt\u00fcrel ba\u011flant\u0131 yoktur. Geli\u015fmekte olan \u00fclkelerde, Bat\u0131l\u0131la\u015fma sebebiyle, entelijansiya ait olduklar\u0131 toplumun \u00f6zellikleriyle m\u00fccehhez de\u011fildirler; Bat\u0131&#8217;n\u0131n askeri ve ekonomik g\u00fcc\u00fcyle ba\u015fa \u00e7\u0131kabilmek ve Bat\u0131 tarz\u0131n\u0131 elde edebilmek i\u00e7in Bat\u0131 toplumunu taklit ederek (Rusya ve Japonya \u00f6rne\u011fi), yahut Bat\u0131 siyaset ve e\u011fitiminin bask\u0131s\u0131 veya istilas\u0131 (Hindistan ve \u00c7in-Hindi \u00f6rne\u011fi) ile d\u0131\u015f g\u00fc\u00e7ler taraf\u0131ndan suni olarak yarat\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r (Seton-Watson, 1964, s.340-1). Bundan dolay\u0131 ortak k\u00fclt\u00fcrel \u00f6zellikler bak\u0131m\u0131ndan orta s\u0131n\u0131fa ba\u011fl\u0131 de\u011fildirler. Toynbee&#8217;ye g\u00f6re ise, \u0130ntelijansia, davetsiz medeniyetin oyunlar\u0131n\u0131, gerekti\u011fi takdirde onlar\u0131n toplumlar\u0131nda hareket edebilecek kadar \u00f6\u011frenmi\u015f bir irtibat subay\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131d\u0131r (Toynbee, 1947, s. 394). Bat\u0131 tarz\u0131 e\u011fitimleriyle kazand\u0131klar\u0131 idealleri ile kendi toplumlar\u0131n\u0131n realiteleri aras\u0131ndaki tenakuz, onlar\u0131n kritik etmeden herhangi bir Bat\u0131 kaynakl\u0131 fikri kabul etmelerine ve bu y\u00f6ndeki organizasyonlar veya hareketler i\u00e7inde liderlik yapmalar\u0131na sebep olan ba\u015fl\u0131ca fakt\u00f6rd\u00fcr.<\/p>\n<p>Tarih felsefesi a\u00e7\u0131s\u0131ndan medeniyetleri, buna ba\u011fl\u0131 olarak da ayd\u0131nlar\u0131n toplumsal rollerini de\u011ferlendiren Toynbee&#8217;ye g\u00f6re bu \u00fclkelerin ayd\u0131nlar\u0131n\u0131n bat\u0131l\u0131la\u015fma maceras\u0131ndaki tutumlar\u0131, bir yan\u0131lg\u0131d\u0131r. Silah, iktisat gibi onun \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu hususlarda ba\u015fa \u00e7\u0131kabilmek isteyen ayd\u0131nlar, Bat\u0131&#8217;n\u0131n sadece bu \u00fcr\u00fcnlerini alabildiler. \u00c7\u00fcnk\u00fc ama\u00e7lar\u0131 sadece buydu; yenilgiyi Bat\u0131&#8217;n\u0131n kendilerine kar\u015f\u0131 kulland\u0131\u011f\u0131 ara\u00e7lar\u0131 edinerek giderebileceklerini san\u0131yorlard\u0131. Onlar\u0131n arkas\u0131ndaki ger\u00e7ek sebebe ula\u015famad\u0131lar. Bu unsurlar\u0131n ithaline de\u011fil, kendi \u00fclkelerinde \u00fcretilmesine ihtiya\u00e7lar\u0131 vard\u0131. Silah sat\u0131n almakla veya iktisadi sistemlerini de\u011fi\u015ftirmekle g\u00fc\u00e7leneceklerini sand\u0131lar. Oysa g\u00fc\u00e7 ara\u00e7larda de\u011fil, toplumun i\u00e7 dinamiklerinde bulunan yarat\u0131c\u0131l\u0131kta gizliydi. Toynbee, nihai analizinde medeniyetleri yaratan bir \u00e7e\u015fit ruhsal g\u00fcc\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131na i\u015faret ediyor: &#8220;&#8230;her \u015feyin \u00fcst\u00fcnde spiritual k\u00fclt\u00fcrde bulunan i\u00e7 g\u00fc\u00e7, medeniyet olarak adland\u0131r\u0131lan \u015feyin harici g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerini yarat\u0131r ve ya\u015fat\u0131r&#8221; (Toynbee, 1959, s. 166-7). Bu sebeple ayd\u0131nlar, toplumun spiritual k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde bulunan ger\u00e7ek dinamikleri olan yarat\u0131c\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131 kullanmad\u0131k\u00e7a elde edilen sonu\u00e7 ba\u015far\u0131s\u0131z bir taklit\u00e7ilik olacakt\u0131r. &#8220;Ger\u00e7ek \u015fuydu ki her bir medeniyet, her bir hayat tarz\u0131 ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131lamaz bir b\u00fct\u00fcnd\u00fcr (taml\u0131kt\u0131r), b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar birbirine kenetlidir ve kendi i\u00e7inde birbirine ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r&#8221; (Toynbee, 1959, s. 251).<\/p>\n<p>Bu sebeple ayd\u0131n, kendi sosyal realitesinin bir fonksiyonu olmal\u0131d\u0131r. Temel fonksiyonlar\u0131n\u0131n bilgi \u00fcretimi ve topluma yans\u0131t\u0131lmas\u0131 oldu\u011funa g\u00f6re, bu faaliyet kendi sosyal realitesinden ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011fildir. Elbette hi\u00e7 de\u011fi\u015fmeyen veya \u00e7ok uzun s\u00fcre\u00e7lerde de\u011fi\u015fen fakt\u00f6rler bulunmakla birlikte, sosyal realiteler de\u011fi\u015fmektedirler. Niteliklerin, geleneklerin, sosyal rollerin her toplumda ve \u00e7a\u011fda farkl\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu g\u00f6zlem, genel vas\u0131flar\u0131n \u00f6tesinde k\u00fclt\u00fcrlere ait de\u011fi\u015fken olan \u00f6zel niteliklerin de s\u00f6z konusu edildi\u011fi bir tan\u0131m\u0131 gerekli k\u0131lmaktad\u0131r. B\u00f6ylece e\u011fitimli insan, kendi sosyal realitesinden ne\u015fet etmi\u015f ve ona y\u00f6nelmi\u015f oldu\u011fu takdirde ayd\u0131nlatma misyonunu y\u00fcklenebilecektir. Aksi takdirde, toplum kendi k\u00fclt\u00fcrel nitelikleriyle donanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc &#8220;okumu\u015funu&#8221; sosyal kontrol mekanizmalar\u0131yla reddedecektir. Toplumumuzda baz\u0131 yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f ki\u015filere &#8220;entel&#8221; denilerek reddedilmesi bunun bir \u00f6rne\u011fidir. Ayr\u0131ca, toplum empoze edici veya dikteci ayd\u0131n ve elit tipini de d\u0131\u015flamakta, bunlar\u0131n dayatmac\u0131 uygulamalar\u0131na m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca direnmektedir. Kendisinin -daha a\u00e7\u0131k bir deyimle kendi kimli\u011finin bir par\u00e7as\u0131 olan ayd\u0131n\u0131n- \u00fcretmedi\u011fi bilgiye yabanc\u0131l\u0131k \u00e7ekerek onu reddetmektedir. Yabanc\u0131la\u015fm\u0131\u015f ayd\u0131n\u0131n kimli\u011finin yan\u0131 s\u0131ra, sahip oldu\u011fu bilginin de halk taraf\u0131ndan alayc\u0131 bir \u00fcslupla hor ve hakir g\u00f6r\u00fclerek reddedilmesi \u00e7ok \u00f6nemli bir husustur. B\u00f6ylece bilgi ile insan aras\u0131nda farkl\u0131 bir kimlik unsurunun bulunmas\u0131 geli\u015fmeyi engelleyen bir fakt\u00f6r olarak ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bu sebeplerden dolay\u0131, ayd\u0131n\u0131n profesyonel geleneklerinin yan\u0131 s\u0131ra toplumuna ait k\u00fclt\u00fcrel geleneklere de ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 gerekmektedir. Bu gelenekler ayd\u0131n\u0131n halk\u0131yla aras\u0131ndaki ileti\u015fim kanal\u0131d\u0131r. Daha a\u00e7\u0131k bir deyi\u015fle halk ile ayd\u0131n\u0131n ayn\u0131 dili konu\u015fuyor olmalar\u0131 gerekmektedir. Aksi takdirde, birbirlerinin dillerini anlamamalar\u0131 durumunda ayd\u0131n, halk\u0131 tenvir eden, \u00fclkeye hizmet eden bir &#8220;m\u00fcnevver&#8221; de\u011fil, bir yabanc\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka yakla\u015f\u0131mla k\u00fclt\u00fcrel geleneklere ba\u011fl\u0131l\u0131k konusunu bilgi sosyolojisi \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda irdelemekte fayda vard\u0131r. Her \u00e7a\u011f\u0131n ve toplumun sosyal \u015fartlar\u0131 farkl\u0131 oldu\u011fundan bu iki boyuta g\u00f6re ayd\u0131nlar\u0131n sosyal realiteye bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131, ilgi alanlar\u0131 ve genel olarak d\u00fc\u015f\u00fcnce yap\u0131lar\u0131 de\u011fi\u015fmektedir. Mesela, eski Yunan&#8217;da filozoflar genellikle ak\u0131l ve metafizik yakla\u015f\u0131mlarla felsefeye; daha sonraki \u0130slam medeniyetinde alimler ve hakimler ak\u0131l ve tecr\u00fcbenin yan\u0131 s\u0131ra en \u00f6nemli bilgi kayna\u011f\u0131 olarak vahyi esas alarak bilime, dine, irfana; Modern d\u00f6nemde ise materyalist ve rasyonalist yakla\u015f\u0131mla bilim ve sanata a\u011f\u0131rl\u0131k vermi\u015flerdir. Her toplumun d\u00f6nemlere g\u00f6re kendine has genel anlamda bir psikolojik realitesi ve onun \u00fcretti\u011fi bir psikolojik modeli oldu\u011funu bilgi sosyolojisi ortaya koymaktad\u0131r. Bilim, sanat ve din, farkl\u0131 sahalar olmalar\u0131na ra\u011fmen, mevcut modele uygun olarak yap\u0131lanmaktad\u0131rlar. Sosyal d\u00fcnya bu modele g\u00f6re \u015fekillenmektedir. Ayd\u0131nlar\u0131n da genel olarak bu modele uygun bir niteli\u011fe sahip olan entelekt\u00fcel d\u00fcnyalar\u0131 vard\u0131r. Bu bak\u0131mdan genel vas\u0131flar\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, toplumlardaki psikolojik realiteye g\u00f6re de\u011fi\u015fen \u00f6zellikler de son derece \u00f6nemlidir. Aksi takdirde baz\u0131 toplumlarda ayd\u0131nlar\u0131 m\u00fc\u015fahede etmek imkans\u0131zla\u015f\u0131r. Yunus, Mevlana, Arabi gibi \u0130slam toplumlar\u0131ndaki pek \u00e7ok mutasavv\u0131f kendi d\u00f6nemlerindeki psikolojik modelin (entelekt\u00fcel hayat\u0131n) tezah\u00fcrleridirler. Mistiklerin ayd\u0131n say\u0131labilmeleri tart\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r. Ancak, mutasavv\u0131flar bir ayd\u0131n gurubunu olu\u015ftururlar.[iv] Sadece Bat\u0131 Medeniyetindeki anlam\u0131yla rasyonel d\u00fc\u015f\u00fcnceyi belirleyici bir vas\u0131f olarak al\u0131rsak bu isimlerden hi\u00e7birini ayd\u0131n s\u0131n\u0131f\u0131na dahil edemeyiz. Oysa kendi k\u00fclt\u00fcr sistemimiz i\u00e7inde her biri y\u00fczy\u0131llar \u00f6tesinden g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fc ayd\u0131nlatmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Yukar\u0131daki de\u011ferlendirmeler bizi, bilimsel yakla\u015f\u0131mlar\u0131n ve ekollerin d\u0131\u015f\u0131nda farkl\u0131 bir entelekt\u00fcel k\u00fclt\u00fcrel gelene\u011fin oldu\u011fu sonucuna g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor. Bu gelenek hi\u00e7 de\u011fi\u015fmemektedir. Shills&#8217;e g\u00f6re entelekt\u00fcelli\u011fin en \u00f6nemli gelene\u011fi, ilahi olanla (sacret) temas kurmakt\u0131r. Esasen din ve bilim, sembolleri farkl\u0131 olmakla birlikte ayn\u0131 nihai ger\u00e7e\u011fi aramaktad\u0131rlar. Bilim, dinden farkl\u0131 sembol ve metotlar\u0131yla hen\u00fcz bilinmeyeni aramaktad\u0131r (Shills, 1960, s.55-62). Ayd\u0131n\u0131n meseleyi hangi \u00e7er\u00e7evede ele ald\u0131\u011f\u0131 ve ne y\u00f6nde bir sonuca ula\u015faca\u011f\u0131n\u0131, ba\u015fka bir deyi\u015fle entelekt\u00fcel tavr\u0131n\u0131, bir \u00f6l\u00e7\u00fcde mensubu bulundu\u011fu k\u00fclt\u00fcrel gelenek belirlemektedir.[v] Bu k\u00fclt\u00fcrel gelenek, bilimsel gelene\u011fin yan\u0131 s\u0131ra tarihin derinliklerine do\u011fru uzanan bir bilgi zeminini kapsamaktad\u0131r. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n k\u00fclt\u00fcrel maceras\u0131nda insan\u0131 bir b\u00fct\u00fcn olarak almamak, Bat\u0131 entelekt\u00fcelli\u011finin (intelijansia) misyonunda \u00f6nemli bir eksiklik olarak ortaya \u00e7\u0131kmakta, bir d\u00f6nem sadece do\u011fmalar\u0131n ba\u015fka bir d\u00f6nem de akl\u0131n veya iktisadi \u00e7\u0131karlar\u0131n mutlak hakimiyeti, insan mutlulu\u011funu \u00f6nleyerek bir t\u00fcr kaosa sebep olmaktad\u0131r. Entelijansiya ile toplum aras\u0131ndaki bu \u00e7at\u0131\u015fma t\u00fcm toplumlar\u0131n problemidir. Nitekim P. Rieff&#8217;in sosyal kritik \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, egemen entelekt\u00fcel trend ile ahlaki geleneklerin s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 i\u015faret etmektedir. Bu ayn\u0131 zamanda s\u00fcrmekte olan k\u00fclt\u00fcrel ve ahlaki krizin de keskin bir analizidir. Ona g\u00f6re k\u00fclt\u00fcrlerin ortak ideal davran\u0131\u015flara dayanmalar\u0131na ve ahlak\u00e7\u0131 olmalar\u0131na ra\u011fmen modern entelekt\u00fcel k\u00fclt\u00fcr, \u00f6zellikle de normal de\u011fer yarg\u0131lar\u0131ndan uzak olarak her \u015feyi iyi g\u00f6ren ve \u00e7\u00f6z\u00fcc\u00fc k\u00fclt\u00fcr, insanl\u0131\u011f\u0131n ideallerini k\u00fc\u00e7\u00fck ve ilkel g\u00f6rerek bozmu\u015f ve ayartm\u0131\u015ft\u0131r. Ahlaki duyular\u0131n bask\u0131 alt\u0131na al\u0131nmas\u0131nda ve t\u00f6rp\u00fclenmesinde bu tavr\u0131n sebep oldu\u011fu manevi uyu\u015fukluk yatmaktad\u0131r (Muller, 1991, s.49-52\u00ad).<\/p>\n<p>Nitekim, Bat\u0131 kaynaklar\u0131nda entelekt\u00fcellik de\u011ferlendirilirken Bat\u0131 medeniyetinin k\u00fclt\u00fcrel k\u00f6klerine ba\u011fl\u0131l\u0131k onun ayr\u0131lmaz bir par\u00e7as\u0131 say\u0131lmaktad\u0131r. Baz\u0131 yazarlar toplumda entelekt\u00fcel niteliklerin giderek azald\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunun k\u00fclt\u00fcrel kimli\u011fi olu\u015fturan &#8220;Graeco-Roman&#8221; gelene\u011fin \u00f6nemini kaybetmeye ba\u015flamas\u0131ndan anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrmektedirler. Bir yazar endi\u015fesini \u015fu \u015fekilde a\u00e7\u0131kl\u0131yor: &#8220;&#8230;.Modern yabanc\u0131 lisanlardan farkl\u0131 olarak \u0130ngilizce ve \u0130ncil lisan\u0131 (\u0130branice), Graeco-Roman gelene\u011fi ana dili \u0130ngilizce olan her ferdin k\u00fclt\u00fcrel kimli\u011finin esas\u0131n\u0131 olu\u015fturur ve b\u00f6ylece her Amerikan entelekt\u00fcelinin ta\u015f\u0131mas\u0131 gereken zorunlu bir vas\u0131f olmal\u0131d\u0131r. Aktif \u00e7evremizin ve e\u011fitim kurumlar\u0131m\u0131z\u0131n y\u00fczy\u0131l \u00f6ncekinden farkl\u0131 olmas\u0131n\u0131 akademinin g\u00f6rememesi sebebiyle, Greco-Roman gelene\u011fi gereken yere yerle\u015ftiremeyerek, e\u011fitim ama\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131 ve metotlar\u0131m\u0131z\u0131 buna uygun hale getiremeyerek, e\u011fitimimizin bu vazge\u00e7ilmez par\u00e7as\u0131n\u0131 kurumlar\u0131m\u0131zdan tamamen uzakla\u015ft\u0131rma ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131na u\u011frad\u0131k. Bu \u00e7ok ciddi bir tehlikedir. Her seviyedeki Yunanca ve Latince \u00f6\u011fretmenleri \u00e7a\u011fda\u015f Amerika&#8217;ya kendi konular\u0131ndaki potansiyel katk\u0131lar\u0131n\u0131 di\u011fer disiplinler ve programlardaki meslekta\u015flar\u0131yla birlikte \u00e7ok iyi hesaplamal\u0131d\u0131rlar&#8221;(Alain. 1975, s.25-34). Yazar, genel olarak Yunan ve Latin dilini ve edebiyat\u0131n\u0131 bilmenin de \u00f6tesinde esasen bu k\u00fclt\u00fcrlere vak\u0131f olmay\u0131 ve bu g\u00fcnk\u00fc entelekt\u00fcel hayat\u0131n \u00e7ok \u00f6nemli bir par\u00e7as\u0131, kayna\u011f\u0131 olma \u015fart\u0131n\u0131 aramaktad\u0131r. Genel olarak toplumda kurumla\u015fm\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcncenin ayd\u0131nda bir nitelik olarak aranmas\u0131 bo\u015funa de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu de\u011ferlendirmeler, Bat\u0131l\u0131 ayd\u0131n\u0131n kendi k\u00fclt\u00fcrel kimli\u011finden uzakla\u015fmas\u0131n\u0131n \u00e7ok ciddi bir tehlike olarak g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve dolay\u0131s\u0131yla entelekt\u00fcellik i\u00e7in \u00e7ok geni\u015f kapsaml\u0131 medeniyet temellerinden olu\u015fan bir k\u00fclt\u00fcrel kimli\u011fin gerekli \u015fart olarak arand\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyuyor. \u00d6te yandan, yabanc\u0131 k\u00fclt\u00fcr unsurlar\u0131 bu z\u00fcmre taraf\u0131ndan bilin\u00e7li bir \u015fekilde topluma intikal ettirilirler. Bu bak\u0131mdan ayd\u0131nlar\u0131n niteli\u011fi, toplumun maruz kald\u0131\u011f\u0131 k\u00fclt\u00fcr de\u011fi\u015fmelerinin faydal\u0131 veya zararl\u0131 olaca\u011f\u0131 konusunda \u00f6nemli bir fakt\u00f6rd\u00fcr. Bu realiteyi kendi analizimizde T\u00fcrk ayd\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011ferlendirirsek, Milli kimlikle e\u015f anlaml\u0131 olarak k\u00fclt\u00fcrel kimli\u011fin esas unsurlar\u0131n\u0131n ta\u015f\u0131nmas\u0131n\u0131n \u015fart oldu\u011fu sonucuna var\u0131r\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc, toplumdaki aksakl\u0131klar\u0131, problemleri ve \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 gideren, yeni kurumlar ve fonksiyonlar ihdas eden, b\u00f6ylece toplumun gelece\u011fini belirliyen ve onu bu gelece\u011fe haz\u0131rlayan ayd\u0131n kesimidir. \u00c7ok \u00f6nemli bir fonksiyonlar\u0131 da gelece\u011fe ait \u00f6ng\u00f6r\u00fcler belirlemektir. Sahip olunan normlar\u0131 ve gelenekleri, ayd\u0131n\u0131n ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 zedeleyen bir unsur olarak de\u011fil, gelece\u011fi yaratmak i\u00e7in kullan\u0131lacak malzeme ve dinamizm olarak g\u00f6rmek ve kullanmak gerekir.<\/p>\n<p><b>K\u00fclt\u00fcrel de\u011fi\u015fmenin bilgi dinami\u011fi <\/b><\/p>\n<p>Toplumlar\u0131n geli\u015fmesini sa\u011flayan temel unsur bilgidir. Tarih boyunca g\u00f6zlemlenen sosyal de\u011fi\u015fme \u00e7izgileri b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde bu unsur ile i\u015ftigal eden fertler taraf\u0131ndan y\u00f6nlendirilmektedir. Tarihin her devrinde mevcut olan ayd\u0131n kesimi son d\u00f6nemlerde \u00f6zellikle bilginin \u00e7o\u011falmas\u0131 ve yayg\u0131nla\u015fmas\u0131 sebebiyle giderek b\u00fcy\u00fcyen ve \u00f6nemleri daha da \u00e7ok artan bir kitleyi olu\u015fturmaktad\u0131rlar. Bilginin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131, e\u011fitim ve teknoloji olmak \u00fczere iki \u00f6nemli fakt\u00f6r\u00fcn geli\u015fmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r. E\u011fitim kurumlar\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fmesi, geli\u015fmesi, yayg\u0131nla\u015fmas\u0131 ve kamuya a\u00e7\u0131k hale gelmesiyle bilgi daha geni\u015f bir kesime yay\u0131lm\u0131\u015f, dikey hareketlilik artm\u0131\u015f ve daha \u00e7ok say\u0131da entelekt\u00fcel yetene\u011fe sahip fertler bu yeteneklerini kullanarak k\u00fclt\u00fcr\u00fcn ya\u015famas\u0131n\u0131 sa\u011flamaya ve toplumlar\u0131n\u0131n gelece\u011fine katk\u0131da bulunma imkan\u0131na kavu\u015fmu\u015flard\u0131r. \u00d6te yandan teknolojik sahada, \u00f6zellikle insan\u0131n zihin g\u00fcc\u00fcn\u00fc art\u0131ran ara\u00e7lar olarak bilgisayarlar ve ileti\u015fim teknolojisi bilginin kullan\u0131m\u0131n\u0131 kolay ve yayg\u0131n bir hale getirmi\u015ftir. B\u00f6ylece s\u00fcr\u00fcp giden bilgi ve ayd\u0131n aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 etkile\u015fim her iki unsurun da giderek \u00e7o\u011falmas\u0131na ve yayg\u0131nla\u015fmas\u0131na sebep olmaktad\u0131r. Bir yandan kesim olarak ayd\u0131nlar giderek \u00e7o\u011falmakta, di\u011fer yandan bilinen alan\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131 geni\u015fletilmektedir.<\/p>\n<p>Modern d\u00f6nemde genel olarak ileti\u015fimin geli\u015fmesi ve yayg\u0131nla\u015fmas\u0131yla mevcut bilgi hazinesi herkes i\u00e7in rahatl\u0131kla ula\u015f\u0131labilir bir konuma gelmi\u015ftir. Bilgi edinmede kazan\u0131lan bu kolayl\u0131k bir anlamda bilginin ula\u015f\u0131lma g\u00fc\u00e7l\u00fcklerinden do\u011fan \u00f6nemini azaltmaktad\u0131r. \u00c7a\u011f\u0131m\u0131zdaki bilginin genel niteli\u011fi, i\u015flenmi\u015f ve haz\u0131r bir halde kullan\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 bekler olmas\u0131d\u0131r. Ayd\u0131nlar genel olarak bilginin yarat\u0131c\u0131lar\u0131, da\u011f\u0131t\u0131c\u0131lar\u0131 ve uygulay\u0131c\u0131lar\u0131 olarak de\u011ferlendirilmektedirler. Bu vas\u0131flar k\u0131saca &#8220;sembol kullan\u0131c\u0131lar&#8221; olarak belirlenebilir. Semboller, k\u00fclt\u00fcr alan\u0131ndaki varl\u0131klar\u0131n birlikte olu\u015fturduklar\u0131 bir d\u00fcnyad\u0131r (Coser, 1993, s. 288-9). Mevcut teknoloji, sembollerin bilgi kanallar\u0131yla her yere ula\u015fmas\u0131n\u0131 sa\u011flamaktad\u0131r. B\u00f6ylece ayd\u0131nlar da her yere eri\u015febilmektedirler. Cebimizdeki \u00e7e\u015fitli t\u00fcrlerdeki bilgisayar cihazlar\u0131 sayesinde d\u00fcnyan\u0131n en uzak k\u00f6\u015feleriyle bilgi ileti\u015fimi veya i\u015fletimi yapabiliriz. D\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda kurulmu\u015f olan bilgisayar a\u011flar\u0131 gibi teknolojiler hemen her t\u00fcr bilgiye ula\u015fmadaki mekan engelini b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ortadan kald\u0131rmaktad\u0131r. Bu durum, yerel bilgi kapasitesine di\u011fer bilgi kaynaklar\u0131n\u0131n eklenerek global bilgi kapasitesine ge\u00e7ilmesini sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece bilgide kapasite ve depolama bir problem olmaktan \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bunun konumuz a\u00e7\u0131s\u0131ndan anlam\u0131 \u015fudur: Entelekt\u00fcellerin tarifinde ele al\u0131nan &#8220;intelligence&#8221; kelimesindeki (\u00e7ok miktarda referans\u0131 zihinde bar\u0131nd\u0131rmak anlam\u0131nda) kapasite niteli\u011fi \u00f6nemini b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde yitirmektedir. Bilgiyi k\u00fcm\u00fclatif olarak biriktiren ve her istenildi\u011finde o konuda etrafl\u0131ca malumat sunabilen k\u00fclt\u00fcrl\u00fc insan tipinin yerine bilgisayar ge\u00e7mi\u015ftir. Veya z\u0131t bir ifadeyle ayd\u0131nlara ait olarak kabul edilen bilgiyi \u00fcretme, da\u011f\u0131tma ve uygulama fonksiyonu, teknoloji vas\u0131tas\u0131yla geni\u015f halk tabakalar\u0131na do\u011fru yay\u0131lmaktad\u0131r. \u00c7a\u011fda\u015f e\u011fitimin en \u00f6nemli prensiplerinden biri bilgiye nas\u0131l ula\u015f\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 ve i\u015flenece\u011fini \u00f6\u011fretmektir. Bu noktada entelekt\u00fcellerin ay\u0131rt edici bir ba\u015fka vas\u0131flar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r:<\/p>\n<p>Entelekt\u00fcelli\u011fin \u00f6nemli bir kriteri de yeni \u015feyler meydana getirebilecek nitelikte zihin potansiyeline ve g\u00fcc\u00fcne sahip olmakt\u0131r. Mevcut k\u00fclt\u00fcr veya bilgi sisteminin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde hareket etmek farkl\u0131 bir \u015fey de\u011fildir; bu tarz bir k\u00fclt\u00fcrel davran\u0131\u015f herkes i\u00e7in m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bilgi ile i\u015ftigal eden her insan yarat\u0131c\u0131l\u0131k[vi] faaliyetine k\u0131smen katk\u0131da bulunmaktad\u0131r. Mesela, Edison&#8217;un e\u011fitmenlerini ve onlara bilgi aktaran di\u011fer insanlar\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131rsak, bilgi \u00fcretiminin asl\u0131nda, -bazen baz\u0131 ki\u015filer taraf\u0131ndan k\u0131smi sonu\u00e7lar\u0131n elde edilebildi\u011fi-, fakat esasen s\u00fcreklili\u011fi olan kolektif bir fonksiyon oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz (Schempp, 1989. s.12). Mevcut bilgi birikimi Edison&#8217;a ula\u015ft\u0131r\u0131lmakta ve bunun \u00fczerinde yeni terkipler ve \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131mlarla icatlar\u0131n\u0131 yapmaktad\u0131r. Buradaki fonksiyon, yani bilgi s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131 ula\u015f\u0131lan son noktan\u0131n \u00f6tesine ta\u015f\u0131ma fonksiyonu, entelekt\u00fcellik i\u00e7in esas al\u0131nmas\u0131 gereken bir kriterdir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, de\u011fi\u015fme a\u00e7\u0131s\u0131ndan toplumun ihtiya\u00e7 duydu\u011fu farkl\u0131l\u0131k, daha \u00f6nce bilgi sistemimizin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde bulunmayan yeni bir unsuru dahil ederek hudutlar\u0131 daha da ileriye ta\u015f\u0131makt\u0131r. Devrim yaratacak nitelikte b\u00fcy\u00fck ke\u015fif ve icatlara art\u0131k rastlanmamaktad\u0131r. \u00c7ok k\u00fc\u00e7\u00fck niteliklerdeki ke\u015fif ve icatlar, yenilikler, de\u011fi\u015fiklikler ve geli\u015ftirmeler \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda son derece yo\u011fun olarak vuku buldu\u011fu i\u00e7in herhangi bir alandaki bilgi birikimi \u00e7ok k\u0131sa s\u00fcrelerde katlanarak artmaktad\u0131r. B\u00f6ylece \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir yenilik tek ba\u015f\u0131na de\u011ferlendirilince \u00f6nemsiz, fakat di\u011ferleriyle bir arada de\u011ferlendirildi\u011finde ise asl\u0131nda b\u00fcy\u00fck de\u011fi\u015fmelerin ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015f oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. Bilgisayar teknolojisi buna bir \u00f6rnektir. Y\u0131lda bir veya bir ka\u00e7 kere de\u011fi\u015fen teknoloji bir \u00f6ncekinden daha geli\u015fkin olmaktad\u0131r. Elbette bizim konumuz, sadece teknik bilgi veya ferdin sadece kendisini ba\u011flayan, bilimsel bilgi olarak mevcut bilime veya k\u00fclt\u00fcrel bir norm olarak sosyal hayata intikal edememi\u015f t\u00fcrden s\u00fcbjektif bir bilgi de\u011fildir; genel olarak k\u00fclt\u00fcr, bilgi ve \u00f6zellikle de insan ve toplumsal bilgi aras\u0131ndaki ili\u015fkidir. Bir bilgi do\u011fru veya sosyal boyuta \u00e7\u0131kabilecek niteliklere sahip olmakla birlikte herhangi bir sebepten dolay\u0131 bu ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f, ka\u015fifinin veya m\u00fbcidinin kendi \u00e7evresinden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamam\u0131\u015fsa, sosyal hayata somut bir katk\u0131 m\u00fc\u015fahede edilemeyece\u011finden, sosyolojik olarak entelekt\u00fcelli\u011fin m\u00fc\u015fahedesine imkan sa\u011flayan bir kriter olamaz. \u00d6te yandan yeni bir bilginin sosyal boyuta ula\u015fmas\u0131 olduk\u00e7a uzun bir s\u00fcre\u00e7tir. &#8220;&#8230;\u0130limde ve maddi olmayan k\u00fclt\u00fcr\u00fcn di\u011fer sahalar\u0131nda vukua gelen yenilikler muayyen bir kesafeti, \u015fiddeti bulmad\u0131k\u00e7a, fertlerin atit\u00fctlerinde, zihniyetlerinde, bilhassa davran\u0131\u015flar\u0131nda belirmedik\u00e7e maddi k\u00fclt\u00fcr k\u0131s\u0131mlar\u0131ndaki yenilikler kadar g\u00f6ze \u00e7arpmayabilirler; fakat bunlar\u0131n sonradan sebep oldu\u011fu b\u00fcy\u00fck ink\u0131laplar, daha evvelki safhalarda gizli gibi kalan bu geli\u015fmeler hakk\u0131nda bize sarih bir fikir verebilmektedir&#8221;(Turhan, 1987, s. 30). K\u0131saca, entelekt\u00fcellerin \u00fcrettikleri bilgi ki\u015fisel s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u015farak toplumsal boyuta ula\u015ft\u0131\u011f\u0131nda, bir sosyal de\u011fi\u015fme ve ayd\u0131n\u0131n rol\u00fc g\u00f6zlemlenebilmektedir.<\/p>\n<p><b>Sonu\u00e7 <\/b><\/p>\n<p>Entelekt\u00fceller \u00e7e\u015fitli d\u00f6nemlerde ve toplumlarda farkl\u0131 \u00f6zellikler g\u00f6stermi\u015flerdir. Ba\u015fl\u0131ca ortak \u00f6zellikleri toplumdaki yenilikleri sa\u011flayan bir kesim olmalar\u0131d\u0131r. Bu kesim, toplumun \u00e7e\u015fitli tabakalar\u0131na yay\u0131lm\u0131\u015f ilim adamlar\u0131, din adamlar\u0131, sanat\u00e7\u0131lar, y\u00f6neticiler, elitler gibi bulunduklar\u0131 sahalar ve kurumlarla birlikte an\u0131lan alt gruplardan olu\u015fmaktad\u0131r (akademik entelekt\u00fceller, sanat\u00e7\u0131 entelekt\u00fceller gibi). Bir anlamda sosyal de\u011fi\u015fmenin ger\u00e7ek \u00fcreticisidirler. Ancak, ele al\u0131nan manadaki ayd\u0131nlar s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n \u00f6neminin giderek azald\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnenler de vard\u0131r. Onlara g\u00f6re d\u00fcnya \u00e7at\u0131\u015fmac\u0131 gruplar\u0131n ve birbirine muhalif organizasyonlar\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 bir topluma do\u011fru gitmektedir. B\u00f6yle bir cemiyette ideoloji \u00fcreten entelekt\u00fcellerden ziyade uzmanlara daha \u00e7ok ihtiya\u00e7 vard\u0131r. Mevcut mekanizman\u0131n daha da geli\u015ftirilmesinde b\u00fcrokratlar, uzmanlar, sosyal m\u00fchendisler \u00f6nem kazanmaktad\u0131rlar (Molnar, 1960, s.192-8; Barzun, 1959, s.15-24). Bu g\u00f6r\u00fc\u015fler, ayd\u0131nlara atfedilen sosyal g\u00f6revleri ideoloji \u00fcretmekle s\u0131n\u0131rlamaktad\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde entelekt\u00fceller, y\u00f6netici elitlerden ayr\u0131 olarak bilim ve sanatla u\u011fra\u015fan bir kesimdir. Bir s\u0131n\u0131f olup olmad\u0131klar\u0131 tart\u0131\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Fakat en az\u0131ndan sosyolojideki klasik \u00f6l\u00e7\u00fclere g\u00f6re net bir s\u0131n\u0131f te\u015fkil etmedikleri konusunda hemen hemen g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi vard\u0131r. Mesela, kendi niteliklerinin fark\u0131nda olmalar\u0131na ra\u011fmen top yek\u00fbn hareket edici tarzda ayr\u0131ca bir s\u0131n\u0131f \u015fuuru ta\u015f\u0131mazlar. Sosyal pozisyonlar\u0131 itibariyle toplumda bulunduklar\u0131 yer orta ve \u00fcst tabakad\u0131r; herhangi bir s\u0131n\u0131fa ba\u011fl\u0131 veya yamanma durumunda de\u011fildirler ve do\u011frudan ili\u015fkileri de yoktur. \u00d6zerk olduklar\u0131 s\u00f6ylenebilir. Ancak, fonksiyonlar\u0131n\u0131 yerine getirebilmeleri ve i\u00e7inde ya\u015fad\u0131klar\u0131 toplumla ili\u015fkilerini s\u00fcrd\u00fcrebilmeleri i\u00e7in onun medeniyet ve k\u00fclt\u00fcr temellerine, kendi i\u00e7 dinamiklerine dayanmak zorundad\u0131rlar. Aksi takdirde toplumsal katk\u0131lar\u0131 zay\u0131flamaktad\u0131r.<\/p>\n<p><\/span><span style=\"font-family: Arial;\"><b>Kaynaklar <\/b> <\/span><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><br \/>\n<\/span><span style=\"font-family: Arial;\">Aron, Raymond 1957.<br \/>\nThe Opium of the Intellectuals, (trans. by) Terence Kilmartin, Doubleday&amp;Company, U.S.A.<br \/>\nBarzun, Jacques 1959.<br \/>\nThe House of Intellect, Harper &amp; Brothers, U.S.A.<br \/>\nBerger, Peter L. 1963.<br \/>\nInvitation to Sociology: A Humanistic Perspective, Anchor Books, U.S.A.<br \/>\nBerger, Peter L., Luckmann, T. 1966<br \/>\nThe Social Construction of Reality. USA.<br \/>\nBilgiseven, Amiran Kurtkan 1985.<br \/>\nDin Sosyolojisi, \u0130stanbul<br \/>\nCongdon, Lee 1991.<br \/>\nExile and social thought: Hungarian intellectuals in Germany and Austria, 1919-1933, Princeton University Press, N.J.<br \/>\nLeo, John.<br \/>\n&#8221;Confronting the social deficit (views of D. P. Moynihan).&#8221; U.S. News &amp; World Report. v. 114, Feb. 8 &#8217;93, s. 28.<br \/>\nLynd, Robert S. 1964.<br \/>\nKnowledge for What? The Place of Social Science in American Culture, Evergreen Black Cat Book, U. S.A.<br \/>\nKantrowitz, Barbara.<br \/>\n&#8220;He&#8217;s The Next Best Thing: A Student Of Genius (H. Gardner).&#8221; Newsweek. v. 121, June 28 &#8217;93, s. 48-9.<br \/>\nKeklik, Nihat 1982.<br \/>\nFelsefenin \u0130lkeleri, C. I, Do\u011fu\u015f Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul.<br \/>\nMannheim, Karl 1936.<br \/>\nIdeology and Utopia: An Introduction to the Sociology of Knowledge, (trans. by) Louis Wirth and Edward Shils, H.B.J. Publishers, U.S.A.<br \/>\nMerton, Robert K. 1973.<br \/>\nThe Sociology of Science: Theoretical and Empirical Investigations, (Ed. by) Norman W. Storer, The University of Chicago Press, Chicago.<br \/>\nMills, C. Wright 1959.<br \/>\nThe Sociological Imagination, Oxford Univ. Press., N.Y.<br \/>\nMolnar, Thomas 1960<br \/>\n&#8220;Intellectuals, Experts and the Classless Society&#8221;, The Intellectuals: A Controversial Portrait, (Ed. by) G. B. de Huszar, The Free Press, Illinois.<br \/>\nMuller, Jerry Z.<br \/>\n&#8220;A neglected conservative thinker (P. Rieff).&#8221; Commentary. v. 91, Feb. &#8217;91, s. 49-52.<br \/>\nOrtega y GASSET, Jose 1960.<br \/>\n&#8220;The Barbarism of &#8216;Specialism&#8217; &#8220;, The Intellectuals: A Controversial Portrait, (Ed. by) G. B. de Huszar, The Free Press, Illinois.<br \/>\nOuthwaite, W. ve Bottomore, T. (ed. by) 1993.<br \/>\nThe Blackwell Dictionary of Twentieth-Century Social Thought, Advisory Editors E. Gellner, R. Nisbet, A. Touraine, Basil Blackwell, Cambridge<br \/>\nQuandt, Jean B. 1970.<br \/>\nFrom the Small Town to the Great Community; The Social Thought of Progressive Intellectuals, Rutgers University Press, New Brunswick, N.J.<br \/>\nRenoir, Alain 1975.<br \/>\n&#8220;A Future for the Past: Remarks on the State and Responsibilities of the Classics In America.\u201d MALT Bulletin; v.49, n.3, s. .25-34.<br \/>\nSchempp, Paul G. 1989.<br \/>\n&#8220;From the Outside In and Back Again: A Sociological Analysis of the Acquisition, Evaluation, and Utilization of a Teacher&#8217;s Occupational Knowledge&#8221;, Paper presented at the Annual Meeting of the American Educational Research Association, San Francisco, CA, March 27-31<br \/>\nSeton &#8211; Watson, G. H. N. 1964.<br \/>\n&#8220;Intelligentsia&#8221; maddesi, A Dictionary of the Social Sciences, (Ed. By) J. Gould, W. L. Kolb, The Free Press, N. Y.<br \/>\nShills, Edward A. 1960.<br \/>\n&#8220;The Traditions of Intellectuals&#8221;, The Intellectuals: A Controversial Portrait, (Ed. by) G. B. de Huszar, The Free Press, Illinois<br \/>\nSztompka, Piotr 1986.<br \/>\nRobert K. Merton, An Intellectual Profile, Macmillan, London<br \/>\nTilman, Rick 1984.<br \/>\nC. Wright Mills: A Native Radical And His American Intellectual Roots, Pennsylvania State University Press.<br \/>\nToynbee, Arnold J. 1947.<br \/>\nA Study of History, (Abridgement by D. C. Somerwell), Oxford Univ. Press, U.S.A.<br \/>\nToynbee, Arnold J. 1959.<br \/>\nCivilization on Trial and the World and the West, Oxford Univ. Press, U.S.A.<br \/>\nTurhan, M\u00fcmtaz 1987.<br \/>\nK\u00fclt\u00fcr De\u011fi\u015fmeleri, Marmara \u00dcni. Yay\u0131nlar\u0131, \u0130stanbul<br \/>\nWagner, Helmut 1983.<br \/>\nAlfred Schutz: An Intellectual Biography, University of Chicago Press, Chicago<br \/>\nAuthors Of Their Own Lives: Intellectual Autobiographies, University of California Press, 1990.<br \/>\nWebster&#8217;s Encyclopedic Unabridged Dictionary of the English Language, Gramercy Books, NY, 1989.<br \/>\n<\/span><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><\/p>\n<p><\/span><span style=\"font-family: Arial;\"><b>Notlar: <\/b><br \/>\n[i]Bu konuda ba\u015fl\u0131ca yazarlar ve baz\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 \u015funlard\u0131r: K. MANNHEIM, Ideology and Utopia: An Introduction to the Sociology of Knowledge, (trans. by) Louis Wirth and Edward Shils, H.B.J. Publishers, U.S.A., 1936.; Robert S. Lynd, Knowledge for What? The Place of Social Science in American Culture, Evergreen Black Cat Book, U. S.A., 1964.; Peter L.Berger, Invitation to Sociology: A Humanistic Perspective, Anchor Books, U.S.A., 1963.; Peter L. Berger, T. LUCKMANN, The Social Construction of Reality. USA. 1966.; C. Wright. Mills, The Sociological imagination, Oxford Univ. Press., N.Y., 1959.; R. K. Merton, The Sociology of Science: Theoretical and Empirical Investigations, Ed. by Norman W. Storer, The University of Chicago Press, Chicago, 1973.<br \/>\n[ii]\u015eu makale s\u00f6z\u00fc edilen fonksiyona bir \u00f6rnektir: \u00f6zetle,&#8221; &#8230;Amerika bilinmeyen bir krize do\u011fru gidiyor. Baz\u0131 \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc istatistiklerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, toplumun sosyal sapma davran\u0131\u015flarla a\u015f\u0131r\u0131 y\u00fcklendi\u011fi, bu davran\u0131\u015flar\u0131n art\u0131k normal kabul etmenin yerle\u015fti\u011fi g\u00f6r\u00fclmektedir. Mesela, \u00e7ocuklar tek ebeveynli evlerde b\u00fcy\u00fct\u00fclmekte, bunun ekonomik, duygusal ve psikolojik olarak fahi\u015f maliyetine katlanmaktad\u0131rlar. Ana-babal\u0131 aile yap\u0131s\u0131 bir nostaljiye d\u00f6n\u00fc\u015fmektedir. Amerika&#8217;n\u0131n sosyal \u00e7\u00f6z\u00fclmesi devam etmektedir.&#8221; (LEO, s.28)<br \/>\n[iii]Captain Alfred Dreyfus (1859-1935), Yahudi k\u00f6kenli bir Frans\u0131z askeridir, vatana ihanetten 1894 ve 1895&#8217;de su\u00e7lu bulunmu\u015f, 1906&#8217;da aklanm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>\n[iv]Mistisizmle tasavvuf aras\u0131nda k\u0131saca \u015fu farklar vard\u0131r:<br \/>\n1) Mistik sadece vecd ehli, Mutasavv\u0131f ise ayn\u0131 zamanda ilim talibidir.<br \/>\n2) Tasavvuf mistisizmi kapsar, tersi m\u00fcmk\u00fcn de\u011fildir.<br \/>\n3) Tasavvufun dayand\u0131\u011f\u0131 be\u015fer \u00fcst\u00fc bir men\u015fe oldu\u011fu halde, mistisizmin yoktur.<br \/>\n4) Tasavvuf ferdi gayreti gerektirdi\u011fi halde, mistisizmde buna gerek yoktur.<br \/>\n5) Tasavvufta insan zihni ve ruhu i\u00e7in \u00e7e\u015fitli e\u011fitim ve terbiye metotlar\u0131 ve teknikleri oldu\u011fu halde mistisizmde yoktur.<br \/>\n6) Tasavvuf insana devaml\u0131 bir ruhi y\u00fccelme sa\u011flar.<br \/>\n7) Mistisizmde \u0131zd\u0131rap \u00f6nem ta\u015f\u0131r, tasavvufta ise \u00f6zel bir yeri yoktur. (Kurtkan Bilgiseven, 1985, s. 238-246.)<br \/>\n[v]Rick Tilman, C. Wright Mills : a native radical and his American intellectual roots, Pennsylvania State University Press, 1984; Congdon Lee, Exile and social thought : Hungarian intellectuals in Germany and Austria, 1919-1933, Princeton University Press, N.J. 1991; Authors of their own lives : intellectual autobiographies, University of California Press, 1990; Helmut Wagner, Alfred Schutz : an intellectual biography, University of Chicago Press, Chicago, 1983; Piotr Sztompka, Robert K. Merton, an intellectual profile, Macmillan, London, 1986; Jean B. Quandt, From the small town to the great community; the social thought of progressive intellectuals, Rutgers University Press, New Brunswick, N.J. 1970<br \/>\n[vi]\u0130slam d\u00fc\u015f\u00fcncesinde ilim (bilgi) Allah&#8217;\u0131n mutlak s\u0131fatlar\u0131ndan biridir. Bu s\u0131fat\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bulunan herhangi bir bilgi yoktur. Dolay\u0131s\u0131yla insan ancak mevcut bilgiyi idrak etmektedir. Bu idrak muhakeme, g\u00f6zlem, d\u00fc\u015f\u00fcnme, k\u0131yaslama, ilham vs. gibi \u00e7e\u015fitli kavramlarla adland\u0131r\u0131lan zihni faaliyetlerle elde edilmektedir. K\u00fclli bilgi, s\u00fcrekli olarak ferdi veya toplumsal bilin\u00e7 seviyesinde tezah\u00fcr etmektedir. Bu s\u00fcre\u00e7 ileride de devam edecek olan bilgi maceram\u0131z\u0131 ifade eder. .Bundan dolay\u0131 fert i\u00e7in bir bilgiyi yoktan var etmek s\u00f6z konusu de\u011fildir, ancak terkip etmek veya idrak etmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. &#8220;Yaratma&#8221; kelimesini bu anlamda kullan\u0131yoruz. Ayr\u0131ca, yine alim s\u0131fat\u0131ndan dolay\u0131 \u0130lim ile din ayn\u0131 realitenin iki ve\u00e7hesidir; birbirlerini tamamlad\u0131klar\u0131 i\u00e7in aralar\u0131nda zitlik yoktur.<\/span><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Mehmet C&uuml;neyt Birk&ouml;k Giri&#351; &lsquo;Entelekt&uuml;ellik nedir?&rsquo; veya &lsquo;Ayd&#305;n kimdir?&rsquo; sorusu, bu sorunun i&#351;aret etti&#287;i sosyal grubun hemen her &ccedil;a&#287;da ve toplumda g&ouml;r&uuml;lmesi ve bu grubun bir fonksiyonu olan farkl&#305; t&uuml;rden bilginin a&ccedil;&#305;k bir &#351;ekilde giderek daha da &ccedil;ok etkinle&#351;mesi ve yayg&#305;nla&#351;mas&#305; sebebiyle, &ouml;nemli bir sosyolojik analizin konusunu te&#351;kil etmektedir. Sosyal pozisyonlar&#305; itibariyle sosyal tabakalarda m&uuml;&#351;ahede [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[6],"tags":[],"class_list":["post-10516","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-arastirma-ana-sayfa","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10516","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=10516"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10516\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":10518,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/10516\/revisions\/10518"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=10516"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=10516"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=10516"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}