{"id":12342,"date":"2019-03-30T13:33:31","date_gmt":"2019-03-30T18:33:31","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=12342"},"modified":"2019-03-30T13:33:31","modified_gmt":"2019-03-30T18:33:31","slug":"turkiyenin-yeni-dunyasi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/turkiyenin-yeni-dunyasi\/","title":{"rendered":"T\u00dcRK\u0130YE\u2019N\u0130N YEN\u0130 D\u00dcNYASI"},"content":{"rendered":"<p><img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/cc-turkiye\/yz-image5\/0053-kafkasya.GIF\" width=\"130\" height=\"173\" border=\"0\" \/><\/p>\n<p><strong><span style=\"font-size: small;\"> Alan O. Makovsky<\/span><\/strong><\/p>\n<blockquote><p>\u00c7e\u00e7en ve Abhaz k\u00f6kenli T\u00fcrklerin durumu \u00f6zeldir. Atalar\u0131n\u0131n topraklar\u0131ndaki soyda\u015flar\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131 \u00e7ok azd\u0131r. Abhaz T\u00fcrkleri, Sovyetler Birli\u011fi \u00e7\u00f6kt\u00fckten sonra, soyda\u015flar\u0131na maddi yard\u0131mda bulundular ve as\u0131l vatanlar\u0131n\u0131 ziyaret ettiler, fakat \u00e7ok az\u0131 kesin olarak geri d\u00f6nd\u00fc. \u00c7e\u00e7enya olay\u0131nda ise trafik tersine i\u015flemektedir. Sava\u015f nedeniyle ailelerinin g\u00fcvende olmas\u0131n\u0131 isteyen \u00c7e\u00e7enler ge\u00e7ici olarak onlar\u0131 T\u00fcrkiye\u2019ye g\u00f6ndermektedir.<\/p><\/blockquote>\n<p>\u00d6ns\u00f6z<\/p>\n<p>Gerek Ortado\u011fu&#8217;da gerekse de civar b\u00f6lgelerde ge\u00e7en on y\u0131l\u0131n en \u00f6nemli geli\u015fmelerinden biri T\u00fcrkiye&#8217;nin b\u00f6lgesel bir g\u00fc\u00e7 olarak do\u011fu\u015fudur. Alan Makovsky ve Sabri Sayar\u0131&#8217;n\u0131n Giri\u015f b\u00f6l\u00fcmlerinde i\u015faret ettikleri gibi, baz\u0131 etkenler T\u00fcrkiye&#8217;nin dura\u011fan siyasi bir akt\u00f6rden daha iddial\u0131 bir \u00fclkeye d\u00f6n\u00fc\u015fmesini m\u00fcmk\u00fcn k\u0131ld\u0131. Bu etkenler, daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ordu, daha zay\u0131f kom\u015fular, eski Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nden ayr\u0131lan T\u00fcrki Cumhuriyetlerle ve \u0130sraille yak\u0131n ili\u015fkiler kurmak bi\u00e7iminde kendini g\u00f6steren d\u0131\u015f politika \u00f6nceliklerinin geni\u015flemesidir.<\/p>\n<p>T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n yeni dinamikleri ba\u015fka hi\u00e7bir yerde Ortado\u011fu&#8217;da oldu\u011fu kadar belirgin de\u011fildir. Merhum Cumhurba\u015fkan\u0131 Turgut \u00d6zal&#8217;\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;yi, 1991 y\u0131l\u0131nda Saddam H\u00fcseyin&#8217;e kar\u015f\u0131 ABD \u00f6nderli\u011finde y\u00fcr\u00fct\u00fclen sava\u015fa dahil etme karar\u0131, b\u00f6lgede T\u00fcrkiye i\u00e7in bir d\u00f6n\u00fcm noktas\u0131na i\u015faret etmekteydi. O zamandan beri T\u00fcrkiye \u2013bazen f\u0131rsat yakalamaktan \u00e7ok tehditi savu\u015fturma g\u00fcd\u00fcs\u00fcyle de olsa- Ortado\u011fu&#8217;daki say\u0131s\u0131z giri\u015fim i\u00e7inde yer alm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6l\u00fcc\u00fc K\u00fcrdistan \u0130\u015f\u00e7i Partisi (PKK)&#8217;yle olan m\u00fccadelesinin bir par\u00e7as\u0131 olarak T\u00fcrkiye, PKK&#8217;n\u0131n \u00fcs b\u00f6lgesi olarak kulland\u0131\u011f\u0131 kuzey Irak&#8217;a bir\u00e7ok kez harekat d\u00fczenlemi\u015ftir. 1998&#8217;in sonbahar\u0131nda T\u00fcrkiye, Suriye&#8217;yi, b\u00f6l\u00fcc\u00fclere destek vermeyi kesmesi ve PKK lideri Abdullah \u00d6calan&#8217;\u0131 s\u0131n\u0131rd\u0131\u015f\u0131 etmesi hususunda uyard\u0131. T\u00fcrkiye&#8217;nin g\u00fcc\u00fcnden \u00e7ekinen \u015eam, bu iste\u011fe derhal uydu.<\/p>\n<p>\u00d6nemli bir Ortado\u011fu akt\u00f6r\u00fc olarak T\u00fcrkiye&#8217;nin oynad\u0131\u011f\u0131 rol, do\u011fal olarak kendisini Washington Yak\u0131n Do\u011fu Enstit\u00fcs\u00fc&#8217;n\u00fcn ilgi oda\u011f\u0131 haline getirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye, ABD D\u0131\u015fi\u015fleri Bakanl\u0131\u011f\u0131&#8217;n\u0131n &#8220;ter\u00f6re destek olan \u00fclkeler&#8221; listesindeki \u00fc\u00e7 \u00fclkeyle (\u0130ran, Irak ve Suriye) s\u0131n\u0131rda\u015f olan tek \u00fclkedir. Ayr\u0131ca, \u0130srail&#8217;le olan ili\u015fkileri de T\u00fcrkiye&#8217;nin b\u00f6lgedeki kredibilitesini g\u00fc\u00e7lendirmi\u015ftir. Ger\u00e7ekten de 1998 y\u0131l\u0131nda Suriye Devlet Ba\u015fkan\u0131 merhum Haf\u0131z Esad&#8217;\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;nin tehditleri kar\u015f\u0131s\u0131nda teslim bayra\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ekmeye haz\u0131r olmas\u0131 muhtemelen bu sav\u0131 a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. T\u00fcrkiye ile \u0130srail aras\u0131ndaki \u015fu anki ili\u015fkiler, g\u00fcvenlik, ticaret, turizm ve \u00fcniversiteler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yap\u0131lan entelekt\u00fcel etkile\u015fimi de i\u00e7eren bir\u00e7ok boyuttan olu\u015fmaktad\u0131r. 1999 y\u0131l\u0131nda \u0130srail, T\u00fcrkiye&#8217;nin Ortado\u011fu&#8217;daki \u00f6nde gelen pazar\u0131 haline gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>A\u015fa\u011f\u0131daki makalelerin de g\u00f6sterdi\u011fi gibi, T\u00fcrkiye, b\u00f6lgede, tek ba\u015f\u0131na, \u00fcst\u00fcn \u00f6zelliklere sahip pivot bir devlettir. Kas\u0131m 1999&#8217;da, Ba\u015fkan Clinton &#8221; T\u00fcrkiye&#8217;de Avrupa ve M\u00fcsl\u00fcman d\u00fcnyas\u0131n\u0131n bar\u0131\u015f ve uyum i\u00e7ersinde bulu\u015fabildi\u011fini&#8221; belirtmi\u015ftir. T\u00fcrkiye Bat\u0131 ittifak\u0131 i\u00e7inde M\u00fcsl\u00fcman \u00e7o\u011funlu\u011fa sahip tek \u00fclkedir, \u0130slam Konferans\u0131 \u00d6rg\u00fct\u00fc&#8217;ndeki tek Bat\u0131l\u0131 m\u00fcttefiktir. Birle\u015fik Devletler, T\u00fcrkiye&#8217;nin Avrupa Birli\u011fine \u00fcyelik amac\u0131n\u0131 kuvvetle desteklemekte, ve bu laik, demokratik ve Bat\u0131 yanl\u0131s\u0131 \u00fclkeyi \u0130slam d\u00fcnyas\u0131na model olarak g\u00f6rmektedir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin kom\u015fu b\u00f6lgelere y\u00f6nelik politika yakla\u015f\u0131mlar\u0131, Birle\u015fik<br \/>\nDevletler&#8217;in, sadece Ortado\u011fu de\u011fil ba\u015fka b\u00f6lgelere ili\u015fkin politikas\u0131n\u0131 da etkilemektedir. Richard Holbrooke&#8217;un veciz bir bi\u00e7imde ifade etti\u011fi gibi T\u00fcrkiye, &#8220;Avrasya k\u0131tas\u0131nda Birle\u015fik Devletler a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nem ta\u015f\u0131yan hemen hemen her konunun kesi\u015fim noktas\u0131nda\u00a0 bulunmaktad\u0131r.&#8221; Ger\u00e7ekten, T\u00fcrkiye, ge\u00e7en on y\u0131l boyunca, Birle\u015fik Devletler politikas\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131z giri\u015fiminin merkezinde yer alm\u0131\u015ft\u0131r. K\u00f6rfez Sava\u015f\u0131 ve Kuzeyden Ke\u015fif Harekat\u0131&#8217;n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra Washington ve Ankara, NATO, Ortado\u011fu bar\u0131\u015f s\u00fcreci, Bosna, Kosova, Azerbaycan ve Orta Asya&#8217;dan enerji nakli planlar\u0131 ile ter\u00f6rizmle m\u00fccadele gibi konularda birlikte hareket etmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Bu nedenlerden \u00f6t\u00fcr\u00fc, Amerikal\u0131lar\u0131n stratejik olarak \u00f6nemli bu ulus<br \/>\nhakk\u0131nda daha fazla bilgilenmeleri \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. B\u00f6lgesel uzmanlar\u0131n makalelerinden olu\u015fan bu kitapta, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fken unsurlar\u0131 ele al\u0131narak, Birle\u015fik Devletler&#8217;deki d\u0131\u015f politika \u00f6\u011frencileri, bilim adamlar\u0131, konuyla ilgilenenler ve diplomatlar d\u00fcnyan\u0131n en \u00f6nemli yeni g\u00fc\u00e7lerinden biri hakk\u0131nda ayd\u0131nlat\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Giri\u015f<\/p>\n<p>1997 ve 1998 y\u0131llar\u0131nda, Washington Yak\u0131n Do\u011fu Politikas\u0131 Enstit\u00fcs\u00fc, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fen dinamiklerini ve trendlerini incelemek \u00fczere Washington, D.C.&#8217;de, bir dizi seminer d\u00fczenledi. Bu karar\u0131n verilmesinde, So\u011fuk Sava\u015f sonras\u0131ndaki T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n, T\u00fcrkiye Cumhuriyeti 1923&#8217;te kuruldu\u011fundan beri en \u00f6nemli ve de\u011fi\u015fken d\u00f6nemlerden birine girmesinin b\u00fcy\u00fck rol\u00fc olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Uzun So\u011fuk Sava\u015f d\u00f6nemi boyunca T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 birka\u00e7 temel soruna endekslendi: Sovyet tehdidinin nas\u0131l savu\u015fturulaca\u011f\u0131, Yunanistan ve K\u0131br\u0131s konusunda T\u00fcrk \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n nas\u0131l korunaca\u011f\u0131 ve Birle\u015fik Devletler ve NATO&#8217;yla ili\u015fkilerin nas\u0131l s\u00fcrd\u00fcr\u00fcl\u00fcp g\u00fc\u00e7lendirilece\u011fi gibi. Bat\u0131 Avrupa&#8217;yla b\u00fct\u00fcnle\u015fmenin nas\u0131l daha ileriye g\u00f6t\u00fcr\u00fclece\u011f\u00a0 ve So\u011fuk Sava\u015f\u0131n ikinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde de Suriye, Irak ve \u0130ran gibi kom\u015fular taraf\u0131ndan desteklenen ter\u00f6rle nas\u0131l m\u00fccadele edilece\u011fi, bask\u0131s\u0131 daha az hissedilen fakat yine de \u00f6nemli sorunlard\u0131.<\/p>\n<p>Bu konular bir b\u00fct\u00fcn olarak karma\u015f\u0131kl\u0131k ve bir problematik te\u015fkil etmekteydi. 1970&#8217;lerin ortas\u0131nda ABD taraf\u0131ndan silah ambargosu uyguland\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bir yandan Washington&#8217;la ikili ili\u015fkiler tesis ederken di\u011fer yandan da K\u0131br\u0131s ve Ege&#8217;deki rakip Yunanistan&#8217;la olan ili\u015fkileri de y\u00fcr\u00fctmek ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 kolay olmayan hedeflerdi.<\/p>\n<p>So\u011fuk sava\u015f s\u0131ras\u0131nda T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f politika tehditleri aras\u0131nda, t\u00fcm NATO m\u00fcttefikleri taraf\u0131ndan payla\u015f\u0131lan n\u00fckleer tehditin yan\u0131 s\u0131ra maruz kal\u0131nan y\u00fcksek risk ile varl\u0131\u011f\u0131na y\u00f6nelik tehlikeler say\u0131labilir. T\u00fcrkiye&#8217;nin Sovyetlerin istikrars\u0131zla\u015ft\u0131rma hedefi haline gelmesiyle birlikte, 1970&#8217;lerin sonundaki siyasi \u015fiddet ve ter\u00f6r ortam\u0131nda binlerce T\u00fcrk hayat\u0131n\u0131 kaybetti. \u00d6te yandan, So\u011fuk Sava\u015f belli \u00f6l\u00e7\u00fcde d\u00fczen, istikrar ve \u00f6ng\u00f6r\u00fclebilirlik de sa\u011flad\u0131. Stalin&#8217;in II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131n\u0131n hemen ertesinde kuzeydo\u011fu T\u00fcrkiye ve bo\u011fazlar \u00fczerindeki talepleri Atat\u00fcrk ve Lenin taraf\u0131ndan tesis edilen T\u00fcrk-Sovyet dostlu\u011fu d\u00f6nemine belirgin bir bi\u00e7imde damgas\u0131n\u0131 vurdu ve Ankara&#8217;y\u0131 Bat\u0131yla ittifak kurmaya itti. Fakat 1950&#8217;lerin ortas\u0131na kadar, Ankara ile Moskova aras\u0131nda So\u011fuk Sava\u015f boyunca s\u00fcrecek olan bir modus vivendi olu\u015fturulmu\u015ftu. ABD&#8217;nin T\u00fcrkiye&#8217;ye y\u00f6nelik deste\u011fi ve T\u00fcrkiye&#8217;nin NATO \u00fcyeli\u011fi sald\u0131rgan e\u011filimler ta\u015f\u0131yan Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin cayd\u0131r\u0131lmas\u0131nda kullan\u0131lan ara\u00e7lard\u0131. T\u00fcrkiye&#8217;nin Sovyetler Birli\u011fi&#8217;yle olan uzun s\u0131n\u0131r\u0131 ve Sovyetlerin Var\u015fova Pakt\u0131 m\u00fcttefiki Bulgaristan&#8217;la olan k\u0131sa s\u0131n\u0131r\u0131nda herhangi bir olay meydana gelmedi. So\u011fuk Sava\u015f&#8217;\u0131n hi\u00e7bir a\u015famas\u0131nda, 1962 K\u00fcba F\u00fcze Krizi&#8217;ndeki istisnai sava\u015f olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 bir kenara b\u0131rak\u0131lacak olursa, Sovyetler Birli\u011fi ya da Var\u015fova Pakt\u0131 ile do\u011frudan d\u00fc\u015fmanl\u0131klar ya\u015fanmad\u0131.<\/p>\n<p>So\u011fuk Sava\u015f esnas\u0131nda, T\u00fcrkiye\u2019nin b\u00f6lgesel \u00e7evresi bug\u00fcnk\u00fcnden \u00e7ok daha fazla istikrarl\u0131 bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm sergiledi. Kafkaslar ve Orta Asya kesin bir bi\u00e7imde Moskova\u2019n\u0131n denetimindeydi. Balkanlar, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, Yugoslavya\u2019da Tito\u2019nun kat\u0131 y\u00f6netimi ve So\u011fuk Sava\u015f disiplini sayesinde ehlile\u015fmi\u015fti. Ortado\u011fu\u2019daki kom\u015fular ise o zamanlar da, t\u0131pk\u0131 bug\u00fcn oldu\u011fu gibi, istikrars\u0131zl\u0131k kayna\u011f\u0131yd\u0131. Fakat Ankara, -k\u0131smen zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 nedeniyle, k\u0131smen ticareti geli\u015ftirmek i\u00e7in, genellikle de b\u00fcy\u00fck Arap davas\u0131 Filistin sorununa kar\u015f\u0131l\u0131k b\u00fcy\u00fck T\u00fcrk davas\u0131 K\u0131br\u0131s\u2019ta Arap deste\u011fini elde etmek amac\u0131yla- Ortado\u011fu\u2019daki kom\u015fular\u0131n\u0131n baz\u0131 uygunsuz politikalar\u0131n\u0131 genellikle destekledi.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn T\u00fcrkiye, t\u0131pk\u0131 Birle\u015fik Devletler gibi kendi varl\u0131\u011f\u0131na y\u00f6nelik<br \/>\nhi\u00e7bir tehditle kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya de\u011fil. Fakat kom\u015fular\u0131, art\u0131k n\u00fckleer sava\u015f tehdidine maruz kalmasalar da, eskisinden daha karma\u015f\u0131k durumdalar. So\u011fuk Sava\u015f d\u00f6nemi boyunca t\u00fcm kariyerlerini uluslar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131 y\u00f6nlendirmekle ge\u00e7iren T\u00fcrk yetkililer, hi\u00e7 \u015f\u00fcphesiz ard\u0131llar\u0131n\u0131n bug\u00fcn kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131 say\u0131s\u0131z b\u00f6lgesel soruna \u015fa\u015f\u0131rm\u0131yorlard\u0131r. T\u00fcrkiye en az\u0131ndan yedi de\u011fi\u015fik b\u00f6lgede do\u011frudan rol oynamaktad\u0131r: Bat\u0131 Avrupa, Balkanlar, Ege ve Do\u011fu Akdeniz, Ortado\u011fu, Kafkaslar-Hazar b\u00f6lgesi, Orta Asya ve Kara Deniz. Bu eski Sovyet sonras\u0131 d\u00fcnya hala T\u00fcrkiye\u2019ye y\u00f6nelik tehditlerle dolu olmakla birlikte f\u0131rsatlar da sunmaktad\u0131r \u2013Rusya\u2019yla ekonomik ili\u015fkiler, enerji da\u011f\u0131t\u0131m merkezi olma, yeni b\u00f6lgesel i\u015fbirli\u011fi olu\u015fumlar\u0131 ve belki Avrupa Birli\u011fi \u00fcyeli\u011fi. Arap d\u00fcnyas\u0131ndan Sovyet etkisinin ortadan kalkmas\u0131, Ankara\u2019n\u0131n \u0130srail\u2019le yak\u0131n ili\u015fkiler kurmas\u0131n\u0131, b\u00f6l\u00fcc\u00fc \u00f6rg\u00fct PKK\u2019ya kar\u015f\u0131 kuzey Irak\u2019ta hava ve kara birlikleri konu\u015fland\u0131rmas\u0131n\u0131 ve Suriye\u2019ye, PKK lideri \u00d6calan\u2019\u0131 s\u0131n\u0131rd\u0131\u015f\u0131 etmesi i\u00e7in \u00fcltimatom vermesini (1998\u2019de ger\u00e7ekle\u015fti) m\u00fcmk\u00fcn k\u0131larak T\u00fcrkiye\u2019nin<br \/>\nOrtado\u011fu politikas\u0131nda esnekli\u011fe yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p><strong>De\u011fi\u015fen Dinamikler<\/strong><\/p>\n<p>Washington Enstit\u00fcs\u00fc\u2019n\u00fcn birincil odak noktas\u0131, tam isminden de anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi, Birle\u015fik Devletler\u2019in, T\u00fcrkiye\u2019yi de i\u00e7ine alan, Yak\u0131n Do\u011fu politikas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin Birle\u015fik Devletler\u2019in d\u0131\u015f politikas\u0131nda 1990\u2019larda oynad\u0131\u011f\u0131 rol\u00fcn \u00f6nem kazanmas\u0131yla T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fen dinamiklerini incelemeye y\u00f6nelik ilgimiz artm\u0131\u015ft\u0131r. T\u00fcrkiye, d\u00fcnya politikas\u0131nda ger\u00e7ek bir b\u00f6lgesel g\u00fc\u00e7 ve pivot devlet olarak g\u00fcn ge\u00e7tik\u00e7e daha fazla ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zel sekt\u00f6r\u00fcn b\u00fcy\u00fcmesiyle g\u00fc\u00e7lenen T\u00fcrk ekonomisi 1990\u2019larda dinamik bir b\u00fcy\u00fcme ya\u015fad\u0131. Askeri a\u00e7\u0131dan T\u00fcrkiye, ikiy\u00fczden fazla F-16 sava\u015f u\u00e7a\u011f\u0131n\u0131n ortakla\u015fa \u00fcretimi (Amerikan Lockheed Martin \u015firketiyle) ve yakla\u015f\u0131k bin adet M-60 tank\u0131n\u0131n al\u0131nmas\u0131 sayesinde, etkili ve modern bir konvansiyonel sava\u015f g\u00fcc\u00fcn\u00fcn temellerini att\u0131. T\u00fcrkiye\u2019nin g\u00fcc\u00fcn\u00fcn artmas\u0131yla e\u015fanl\u0131 olarak kom\u015fular\u0131n\u0131n g\u00fcc\u00fcnde d\u00fc\u015f\u00fc\u015f meydana geldi. Rusya, \u0130ran, Irak ve Suriye gibi T\u00fcrkiye i\u00e7in potansiyel olarak yak\u0131n g\u00fcvenlik sorunlar\u0131 olu\u015fturan \u00fclkelerin hepsi 1990\u2019larda ekonomik ve askeri a\u00e7\u0131dan d\u00fc\u015f\u00fc\u015fe ge\u00e7mi\u015flerdi.\u00a0 T\u00fcrkiye\u2019nin kom\u015fusu ve NATO\u2019daki m\u00fcttefiki Yunanistan da, T\u00fcrkiye\u2019nin en yak\u0131n g\u00fcvenlik tehditleri listesine dahil edilmeyi hak etmektedir. Zay\u0131flayan g\u00fc\u00e7 tan\u0131mlamas\u0131na uymasa da<br \/>\nYunanistan, T\u00fcrkiye ile k\u0131yasland\u0131\u011f\u0131nda \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fck bir n\u00fcfusa (11 milyona 63 milyon) sahiptir ve bu durum da iki \u00fclke aras\u0131nda denge kurulmas\u0131n\u0131 zorla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Bu yakla\u015f\u0131m, 1999\u2019un sonunda ortaya \u00e7\u0131kan Yunanistan-T\u00fcrkiye yak\u0131nla\u015fmas\u0131n\u0131n Yunanistan a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fcd\u00fclerini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019nin g\u00fc\u00e7lenip kom\u015fular\u0131n\u0131n zay\u0131flamas\u0131yla, T\u00fcrk yetkililerin y\u0131llard\u0131r izlenen geleneksel olarak edilgin d\u0131\u015f politikay\u0131 (istisnas\u0131 1974 K\u0131br\u0131s Harekat\u0131d\u0131r) terk etme hususunda kendilerine olan g\u00fcvenleri artt\u0131. T\u00fcrkiye, eski Sovyet devletlerinin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131, daha Sovyetler Birli\u011fi resmen da\u011f\u0131lmadan \u00f6nce tan\u0131yan ilk devletti. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00f6ng\u00f6r\u00fclenin aksine, T\u00fcrkiye, eski Sovyetler Birli\u011fi\u2019nden ayr\u0131lan T\u00fcrki devletler b\u00f6lgesinde bir \u201cn\u00fcfuz alan\u0131\u201d olu\u015fturamad\u0131 ama \u00f6nemli ticari ili\u015fkiler, enerji projeleri, halklar aras\u0131 yak\u0131nla\u015fmalar ve hemen hemen her y\u0131l d\u00fczenlenen T\u00fcrk zirveleri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla b\u00f6lgede daha etkili bir konumun temellerini att\u0131. \u0130srail\u2019le yak\u0131n ili\u015fkiler kurmaya ba\u015flamas\u0131, geleneksel olarak Arap duyarl\u0131l\u0131klar\u0131na hak veren bir devletin d\u0131\u015f politikas\u0131nda yol ayr\u0131m\u0131 anlam\u0131na gelmekteydi. 1990\u2019larda Ankara, Ortado\u011fu \u00e7ok-tarafl\u0131 bar\u0131\u015f s\u00fcreci kapsam\u0131ndaki Silahlar\u0131n Denetimi ve B\u00f6lgesel G\u00fcvenlik grubunun \u00fcyesi, Balkan bar\u0131\u015f koruma g\u00fcc\u00fc ve Karadeniz Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi Alan\u0131 gibi projelerin yarat\u0131c\u0131s\u0131 ve uygulay\u0131c\u0131s\u0131 olarak, \u00e7ok-tarafl\u0131 b\u00f6lgesel giri\u015fimlerin i\u00e7inde etkin bir bi\u00e7imde yer alm\u0131\u015ft\u0131r. T\u00fcrkiye-Avrupa Birli\u011fi ili\u015fkileri, ony\u0131l\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde sallant\u0131l\u0131 ge\u00e7se de, 1995\u2019te g\u00fcmr\u00fck birli\u011fine ge\u00e7ilmesi ve 1999\u2019da AB\u2019nin, T\u00fcrkiye\u2019nin adayl\u0131\u011f\u0131n\u0131 resmen tan\u0131mas\u0131yla \u00f6nemli ad\u0131mlar at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>So\u011fuk Sava\u015f bitince, \u00e7o\u011fu T\u00fcrk, \u00fclkelerinin art\u0131k ABD ve Bat\u0131 i\u00e7in eskisi kadar de\u011fer ta\u015f\u0131mayaca\u011f\u0131ndan endi\u015felendi. Zira, Sovyet ve Var\u015fova Pakt\u0131 s\u0131n\u0131rlar\u0131 art\u0131k \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131 de\u011fildi. Washington\u2019daki karar alma \u00e7evrelerinde bulunan baz\u0131 ki\u015filer ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu de\u011ferlendirmeye kat\u0131ld\u0131lar.<\/p>\n<p>Fakat bu uzun s\u00fcrmedi. 1991 K\u00f6rfez Sava\u015f\u0131 ve sava\u015f sonras\u0131nda ABD\u2019nin Saddam H\u00fcseyin\u2019i \u00e7evreleme \u00e7abalar\u0131 bir kez daha T\u00fcrkiye\u2019yi, ABD\u2019nin y\u00fcksek \u00f6ncelikli d\u0131\u015f politikas\u0131nda \u00f6nemli bir jeostratejik \u00f6\u011fe haline getirdi. So\u011fuk Sava\u015f sonras\u0131nda ya\u015fanan di\u011fer geli\u015fmeler bu ba\u011flar\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmi\u015ftir. Washington, T\u00fcrkiye\u2019nin Bosnal\u0131 M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n durumuna ve Rusya\u2019n\u0131n uzun d\u00f6nemdeki istikrars\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ile b\u00f6lgesel isteklerine ili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015flerine daha da yakla\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>ABD\u2019nin benimsedi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re T\u00fcrkiye, Hazar Denizi\u2019ndeki enerji kaynaklar\u0131n\u0131, Rusya ve \u0130ran\u2019\u0131 d\u0131\u015flayan bir g\u00fczergah arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ta\u015f\u0131yan \u201cdo\u011fu-bat\u0131 enerji koridorunun\u201d merkezi olmal\u0131d\u0131r. Zira b\u00f6ylelikle Azerbaycan ve T\u00fcrkmenistan gibi devletlerin ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131klar\u0131 g\u00fc\u00e7lenecek ve bu devletler bat\u0131yla daha da yak\u0131nla\u015facaklard\u0131r.<\/p>\n<p>ABD, T\u00fcrkiye\u2019ye \u00f6ncelikle jeostratejik nedenlerle de\u011fer veren global bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Washington\u2019un Balkanlardaki istikrars\u0131zl\u0131k, Rusya&#8217;n\u0131n gelecekteki y\u00f6nelimi, \u0130ran k\u00f6ktendincili\u011fi, Irak&#8217;\u0131n sald\u0131rgan d\u0131\u015f politikas\u0131 ve Ortado\u011fu Bar\u0131\u015f S\u00fcreci&#8217;ndeki kitlenmeye ili\u015fkin endi\u015feleri, ABD&#8217;deki siyaset yap\u0131c\u0131lar\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;ye y\u00f6nelik ilgisini g\u00fc\u00e7lendirmektedir. Washington Enstit\u00fcs\u00fc&#8217;n\u00fcn seminerleri, T\u00fcrkiye&#8217;nin b\u00f6lgesindeki di\u011fer \u00fclkelerle ili\u015fkilerinin, daha da iyi anla\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131 ama\u00e7lamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>D\u0131\u015f Politika&#8217;da Karar Alma S\u00fcreci<\/p>\n<p>Seminerler, resmi belgelere ek olarak, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131nda karar alma s\u00fcreci ile \u00f6nemli d\u0131\u015f politika konular\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda T\u00fcrkiye&#8217;nin tutumuna ili\u015fkin sunumlar ve tart\u0131\u015fmalardan do\u011fdu. Kat\u0131l\u0131mc\u0131lar T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131nda karar alma s\u00fcrecinin b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde elit kesimin ilgi alan\u0131na girdi\u011fi konusunda hemfikir oldular.<\/p>\n<p>Emekli bir T\u00fcrk diplomat\u0131, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131 geleneksel olarak \u015fekillendiren klasik sac aya\u011f\u0131n\u0131n d\u0131\u015fi\u015fleri bakanl\u0131\u011f\u0131, ba\u015fbakan ve ordudan\u00a0 olu\u015ftu\u011funu s\u00f6yledi. D\u0131\u015fi\u015fleri Bakanl\u0131\u011f\u0131, g\u00fcnl\u00fck d\u0131\u015f politikay\u0131 y\u00fcr\u00fctmekte ve T\u00fcrkiye&#8217;nin uluslararas\u0131 ili\u015fkileriyle ilgili konularda en \u00f6nemli uzmanl\u0131k kayna\u011f\u0131 olarak hizmet vermektedir. Ba\u015fbakan, d\u0131\u015f politikan\u0131n olu\u015fturulmas\u0131 s\u00fcrecinde en \u00f6nemli siyasi akt\u00f6rd\u00fcr ama T\u00fcrk ba\u015fbakan\u0131n\u0131n \u00fclkesinin d\u00fcnyayla ili\u015fkilerini \u015fekillendirmeye y\u00f6nelik katk\u0131s\u0131 ve etkisi onun d\u0131\u015f politikaya olan ilgisine ba\u011fl\u0131 olarak de\u011fi\u015fiklik g\u00f6stermektedir. \u00d6rne\u011fin S\u00fcleyman Demirel, 1960&#8217;l\u0131 ve 70&#8217;li y\u0131llardaki ba\u015fbakanl\u0131\u011f\u0131 d\u00f6neminde daha \u00e7ok i\u00e7 politikayla ilgiliyken, B\u00fclent Ecevit uluslararas\u0131 politikayla ilgilenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Elbette ordu da T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131nda ba\u015fat bir akt\u00f6rd\u00fcr. Ordu kurumsal olarak etkisini, \u00fcyelerinin yar\u0131s\u0131 komutanlardan olu\u015fan Milli G\u00fcvenlik Kurulu&#8217;nda hissettirir. Ordunun g\u00fcc\u00fc b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, askeri ve g\u00fcvenlikle ilgili konular (i\u00e7 g\u00fcvenlik dahil) tehdit alt\u0131ndayken oynad\u0131\u011f\u0131 lider rolden ve T\u00fcrk siyasetine yapt\u0131\u011f\u0131 m\u00fcdahalelerden kaynaklanmaktad\u0131r. Orne\u011fin, PKK&#8217;yla m\u00fccadele ve Kuzey Irak&#8217;la ilgili kararlar\u0131n al\u0131nmas\u0131nda b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ordunun rol oynad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>Kat\u0131l\u0131mc\u0131lar\u0131n \u00e7o\u011fu, d\u0131\u015f politikadaki klasik &#8220;sacaya\u011f\u0131&#8221; modelinin,<br \/>\ncumhurba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 makam\u0131n\u0131n karar alma s\u00fcrecinde d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc g\u00fc\u00e7 olarak ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla, 1980&#8217;lerin ba\u015f\u0131ndan itibaren de\u011fi\u015fmeye ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmi\u015ftir. Bu durum k\u0131smen, cumhurba\u015fkan\u0131n\u0131n yetkilerini artt\u0131ran 1982 anayasas\u0131n\u0131n sonucudur.<\/p>\n<p>1983&#8217;te \u00e7\u0131kar\u0131lan bir kanunla, MGK ve MGK&#8217;n\u0131n ba\u015fkan\u0131 olarak cumhurba\u015fkan\u0131n yetkileri de artt\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu de\u011fi\u015fikliklerin \u00f6nemi hemen anla\u015f\u0131lmam\u0131\u015fsa, bunun nedeni, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, 1982 anayasas\u0131 d\u00f6neminde ilk cumhurba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6revini y\u00fcr\u00fcten (1982-1989) eski genel kurmay ba\u015fkan\u0131 Kenan Evren&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fck profilli tutumu olabilir.<\/p>\n<p>Cumhurba\u015fkan\u0131n\u0131n d\u0131\u015f politikan\u0131n olu\u015fturulmas\u0131 s\u00fcrecinde etkin bir rol oynama kapasitesi, Turgut \u00d6zal&#8217;\u0131n (1989-1993) ve S\u00fcleyman Demirel&#8217;in (1993-2000) cumhurba\u015fkanl\u0131klar\u0131 d\u00f6neminde belirgin bir bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Partilerinin parlamentodaki oy g\u00fcc\u00fc sayesinde ba\u015fbakanl\u0131ktan cumhurba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131na \u00e7\u0131kan politikac\u0131lar olarak \u00d6zal ve Demirel, 1961 anayasas\u0131 d\u00f6neminde b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde simgesel bir makam olarak g\u00f6r\u00fclen ve emekli askerler taraf\u0131ndan &#8220;partiler\u00fcst\u00fc&#8221; olarak y\u00fcr\u00fct\u00fclen cumhurba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6revinin y\u00fcr\u00fct\u00fclme bi\u00e7imini de\u011fi\u015ftirmi\u015flerdir. \u00d6zal cumhurba\u015fkan\u0131 olarak d\u0131\u015f politikan\u0131n ba\u015f\u0131 oldu\u011funu iddia etmekten \u00e7ekinmemi\u015ftir. Ordunun ve sava\u015f kar\u015f\u0131t\u0131 kamuoyunun direncini b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde k\u0131rarak, ABD liderli\u011finde Saddam H\u00fcseyin&#8217;e kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fclen K\u00f6rfez Sava\u015f\u0131&#8217;na T\u00fcrkiye&#8217;nin destek vermesini sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Cumhurba\u015fkan\u0131 olarak Demirel daha geleneksel bir yakla\u015f\u0131m benimsedi. \u00d6zal&#8217;\u0131n aksine, cesur d\u0131\u015f politika at\u0131l\u0131mlar\u0131nda bulunmad\u0131. Yine de \u00e7o\u011fu kez, d\u0131\u015f politikan\u0131n olu\u015fturulmas\u0131nda \u00f6nemli bir odak noktas\u0131yd\u0131. Zamanla, Demirel, T\u00fcrkiye&#8217;nin Karadeniz&#8217;deki kom\u015fular\u0131 Bulgaristan ve Romanya&#8217;n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, Kafkas ve Orta Asya devletleriyle ili\u015fkilerin y\u00fcr\u00fct\u00fclmesinde ba\u015f rol\u00fc \u00fcstlenerek daha belirgin roller benimsedi. T\u00fcrkiye&#8217;nin Hazar Denizi enerji boru hatlar\u0131na ili\u015fkin politikalar\u0131na b\u00fcrokratik uyum getirmeye \u00f6zen g\u00f6sterdi.<\/p>\n<p>Parlamento&#8217;nun d\u0131\u015f politikada rol oynamas\u0131 nadiren rastlan\u0131lan bir<br \/>\ndurumdur. Hala emekleme d\u00f6nemindeki meclis d\u0131\u015fi\u015fleri\u00a0 komisyonunun, g\u00fcnl\u00fck politika \u00fczerinde anlaml\u0131 bir etkisi olmamaktad\u0131r. Sava\u015f ilan\u0131, silahl\u0131 kuvvetlerin yurtd\u0131\u015f\u0131na g\u00f6nderilmesi, yabanc\u0131 silahl\u0131 kuvvetlerin T\u00fcrkiye&#8217;deki<br \/>\n\u00fcsleri kullanmas\u0131na izin verilmesi anayasal olarak meclisin onay\u0131na tabidir. Fakat, parlamentoya tan\u0131nan bu ayr\u0131cal\u0131k sadece ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz sonu\u00e7lara gebe istisnai ve \u00f6nemli durumlarda uygulanmaktad\u0131r. Ayr\u0131ca, bu t\u00fcr acil durumlarda, parlamento, h\u00fck\u00fcmetin liderli\u011finde hareket etmektedir. Nitekim Ocak 1991&#8217;de, Parlamento, h\u00fck\u00fcmete, Irak&#8217;a kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fclen sava\u015fta ABD sava\u015f u\u00e7aklar\u0131n\u0131n T\u00fcrk topraklar\u0131n\u0131 kullanmas\u0131na izin verme yetkisi tan\u0131yan &#8220;sava\u015f yetkileri kanunu&#8221; kabul etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Parlamento K\u00f6rfez Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n bitiminden bu yana Kuzey Irak&#8217;ta olu\u015fturulan &#8220;u\u00e7u\u015fa kapal\u0131&#8221; b\u00f6lgenin savunulmas\u0131 i\u00e7in T\u00fcrkiye&#8217;de \u00fcslenen \u00c7eki\u00e7 G\u00fc\u00e7&#8217;\u00fcn g\u00f6rev s\u00fcresinin uzat\u0131lmas\u0131 konusunda g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte merkezi bir rol oynam\u0131\u015ft\u0131r (\u00c7eki\u00e7 G\u00fc\u00e7 1997&#8217;de Kuzeyden Ke\u015fif Harekat\u0131 ad\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r). Bu konu y\u0131llard\u0131r s\u0131cak tart\u0131\u015fmalara yol a\u00e7sa da, parlamento, g\u00f6rev s\u00fcresini alt\u0131 ayda bir uzatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Parlamontonun bu tutumu, devlet yetkililerinin tavsiyelerine uymak bi\u00e7iminde a\u00e7\u0131klanmaktad\u0131r. Her parti iktidardayken, \u00c7eki\u00e7 G\u00fc\u00e7\/Kuzeyden Ke\u015fif Harekat\u0131&#8217;n\u0131n g\u00f6rev s\u00fcresinin uzat\u0131lmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnde oy kullanmas\u0131na kar\u015f\u0131n, muhalefetteyken olumsuz oy vermektedir.<\/p>\n<p>Resmi olarak kimi sorumluluklar tan\u0131nmakla birlikte parlamento, Kuzey Irak&#8217;ta y\u00fcr\u00fct\u00fclen s\u0131n\u0131r \u00f6tesi operasyonlar\u0131n kararlar\u0131 da dahil olmak \u00fczere PKK&#8217;ya kar\u015f\u0131 giri\u015filen m\u00fccadelenin nas\u0131l y\u00fcr\u00fct\u00fclece\u011finin belirlenmesinde hi\u00e7bir bi\u00e7imde taraf olmam\u0131\u015ft\u0131r. Suriye, PKK&#8217;ya verdi\u011fi destekten \u00f6t\u00fcr\u00fc 1998 sonbahar\u0131nda, askeri eylemle tehdit edilirken de parlamento kenara itilmi\u015fti.<\/p>\n<p>E\u011fer T\u00fcrk yetkililer kuvvet kullanmaya karar verselerdi bu karar muhtemelen, ordu taraf\u0131ndan y\u00fcr\u00fct\u00fclecekti. Ordunun, sava\u015f ilan\u0131na karar verilmesi y\u00f6n\u00fcnde talepte bulunma veya parlamentoya dan\u0131\u015fma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00e7ok zay\u0131ft\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde gizlilik i\u00e7inde olu\u015fturulur. Yirminci<br \/>\ny\u00fczy\u0131l\u0131n son yirmi y\u0131l\u0131nda daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir cumhurba\u015fkan\u0131 ile Milli G\u00fcvenlik Kurulu&#8217;nun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131n, T\u00fcrkiye&#8217;nin &#8220;\u00e7ok-kutuplu&#8221; karar alma sistemindeki kutuplar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir. Fakat hala, d\u0131\u015fi\u015fleri bakanl\u0131\u011f\u0131 ile birlikte, cumhurba\u015fkan\u0131, ba\u015fbakan ve ordunun birincil referans noktalar\u0131 olarak \u00f6nemli oyuncular oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. Bir kriz esnas\u0131nda hangisinin liderli\u011fi \u00fcstlenece\u011fi, ki\u015fili\u011fe, siyasi ko\u015fullara ve mevcut sorunun niteli\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Kamuoyu Halk\u0131n d\u0131\u015f politikayla ilgili tutumuna y\u00f6nelik \u00e7ok az bilgi bulunmaktad\u0131r. Ara\u015ft\u0131rmalardan elde edilen mevcut veriler, T\u00fcrklerin genelde d\u0131\u015f politikan\u0131n olu\u015fturulmas\u0131yla ve uluslararas\u0131 ili\u015fkilerle pek ilgilenmediklerini ortaya koymaktad\u0131r. \u0130stanbul&#8217;da faaliyet g\u00f6steren Strateji\/MORI \u015firketinin 1997&#8217;nin ortalar\u0131nda y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc bir ara\u015ft\u0131rmaya g\u00f6re T\u00fcrklerin % 57&#8217;si d\u0131\u015f politikayla &#8220;ilgilinmedi\u011fini&#8221; sadece % 23&#8217;\u00fc &#8220;ilgilendi\u011fini&#8221; belirtmi\u015f.( \u00dcniversite mezunlar\u0131 aras\u0131nda bu oran tersine d\u00f6n\u00fcyor: &#8220;ilgilenenler&#8221; % 62, &#8220;ilgilenmeyenler&#8221; % 16) Fakat, D\u0131\u015f politikaya y\u00f6nelik genel ilgi hususundaki bu sonu\u00e7lar K\u0131br\u0131s ve Yunanistan gibi ulusal gururla ilgili d\u0131\u015f politika konular\u0131nda ger\u00e7e\u011fi yans\u0131tmayabilir. K\u0131b\u0131s&#8217;taki T\u00fcrklerin lideri Rauf Denkta\u015f&#8217;\u0131n T\u00fcrkiye&#8217;deki pop\u00fclaritesi, Ankara&#8217;n\u0131n K\u0131br\u0131s sorunundaki diplomatik hareket yetene\u011fini uzun zamand\u0131r k\u0131s\u0131tlamaktad\u0131r. Cami kapatma ve zorla Slav isimleri benimsetmeyi de i\u00e7eren bir \u201cBulgarla\u015ft\u0131rma\u201d kampanyas\u0131na tabi tutulan Bulgaristanl\u0131 T\u00fcrklerle ilgili olarak h\u00fck\u00fcmetin 1984\u2019\u00fcn sonunda verdi\u011fi kararda kamuoyu duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6nemli bir etken olmu\u015ftu. Ankara\u2019daki ihtiyatl\u0131 So\u011fuk Sava\u015f d\u00f6nemi h\u00fck\u00fcmetinin ilk tepkisi, Bulgaristan\u2019da uygulanan politikalar T\u00fcrk soyda\u015flar\u0131n gelece\u011fini yak\u0131ndan etkilese de kom\u015fu bir \u00fclkenin i\u00e7i\u015flerine m\u00fcdahale etmemek i\u00e7in, olaylara kar\u0131\u015fmaktan ka\u00e7\u0131nmak oldu. Medyan\u0131n s\u00fcr\u00fckledi\u011fi kamuoyunun etkisiyle ba\u015flang\u0131\u00e7taki T\u00fcrk politikas\u0131 de\u011fi\u015fti. Muhtemelen ba\u015flang\u0131\u00e7taki sessiz tutumundan utanan Ankara, uluslararas\u0131 kamuoyunun dikkatini Bulgaristan\u2019daki T\u00fcrklerin durumuna \u00e7ekmek i\u00e7in bir kampanya ba\u015flatarak, tutum de\u011fi\u015ftirdi.<\/p>\n<p>Kamuoyu duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131, Ocak 1996\u2019da Yunanistan\u2019la Ege\u2019deki k\u00fc\u00e7\u00fck bir adac\u0131k olan Kardak (Imia) y\u00fcz\u00fcnden ya\u015fanan gerginlikte de belirleyici etken oldu. Bir T\u00fcrk bal\u0131k\u00e7\u0131 gemisinin egemenli\u011fi tart\u0131\u015fmal\u0131 bir adac\u0131k olan Kardak\u2019ta karaya oturmas\u0131 krizi t\u0131rmand\u0131rm\u0131\u015f ve bu durum tam bir ay boyunca sessizce ele al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r. Asl\u0131nda olay, medyaya s\u0131zana kadar \u201ckriz\u201d niteli\u011fi ta\u015f\u0131m\u0131yordu. Kriz b\u00fcy\u00fcrken, adaya do\u011fru ilerleyen T\u00fcrk sava\u015f gemilerinin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri canl\u0131 olarak veriliyordu. Kardak krizi, medyan\u0131n kamuoyunu harekete ge\u00e7irme ve \u00f6nemli d\u0131\u015f politika sorunlar\u0131nda T\u00fcrk H\u00fck\u00fcmetlerinin tutumlar\u0131n\u0131 etkileme konusunda artan \u00f6nemini vurgulam\u0131\u015ft\u0131r \u2013muhtemelen sofistike televizyon teknolojisi \u00e7a\u011f\u0131nda \u00f6nem kazanan bir trend.<\/p>\n<p>Yine de, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 elitlerinin kamuoyunu y\u00f6netme g\u00fcc\u00fc<br \/>\nm\u00fckemmeldir. Kamuoyunun \u00c7eki\u00e7 G\u00fc\u00e7\u2019e y\u00f6nelik muhalefetine ra\u011fmen, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetleri herhangi bir siyasi bedel \u00f6demeksizin g\u00f6rev s\u00fcresini uzatabilmi\u015flerdir. Ayn\u0131 \u015fekilde, PKK lideri \u00d6calan\u2019\u0131n yakalanmas\u0131ndan sonra, Yunanistan\u2019\u0131n \u00d6calan\u2019\u0131 Nairobi (Kenya) b\u00fcy\u00fckel\u00e7ili\u011finde saklad\u0131\u011f\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131klanmas\u0131na kar\u015f\u0131n, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti kamuoyundaki Yunanistan kar\u015f\u0131t\u0131 duygular\u0131, k\u00f6r\u00fckleme de\u011fil, bast\u0131rma yolunu se\u00e7ti. Bu tutum tansiyonun d\u00fc\u015fmesine ve yak\u0131nla\u015fma s\u00fcrecinin ba\u015flamas\u0131na yol a\u00e7t\u0131.<\/p>\n<p>Bu kitaptaki makaleler, So\u011fuk Sava\u015f sonras\u0131 d\u00f6nemde T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fen dinamiklerini g\u00f6zden ge\u00e7irmeyi ve analiz etmeyi ama\u00e7lamaktad\u0131r. Andrew Mango, d\u0131\u015f politikan\u0131n Atat\u00fcrk\u00e7\u00fc k\u00f6kenlerini ve Cumhuriyet kuruldu\u011fundan bu yana etnisitenin rol\u00fcn\u00fc inceledi\u011fi makalesinde tarihsel bir \u00e7er\u00e7eve \u00e7izmektedir.<\/p>\n<p>Willim Hale\u2019nin b\u00f6l\u00fcm\u00fc ise, T\u00fcrkiye\u2019nin 1990\u2019lardaki uluslararas\u0131 ekonomik ili\u015fkilerinin bir de\u011ferlendirmesini sunmaktad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019nin b\u00f6lgesel ili\u015fkilerindeki yeni trendler Duygu Bazo\u011flu Sezer (Rusya), Gareth Winrow (Orta Asya), \u015eule Kut (Balkanlar), T\u00fcz\u00fcn Bah\u00e7eli (Yunanistan), Clement C. Dodd (K\u0131br\u0131s), Kemal Kiri\u015f\u00e7i (Arap d\u00fcnyas\u0131 ve \u0130ran) ve Meliha Benli Altun\u0131\u015f\u0131k (israil) taraf\u0131ndan analiz edilmektedir. Kitab\u0131n son \u00fc\u00e7 b\u00f6l\u00fcm\u00fc Ankara\u2019n\u0131n en tepedeki d\u0131\u015f politika \u00f6nceli\u011fi olmaya devam eden T\u00fcrkiye\u2019nin Bat\u0131\u2019yla ili\u015fkilerini incelemektedir: George Harris T\u00fcrkiye-ABD ili\u015fkilerini, Ian Lesser Bat\u0131n\u0131n G\u00fcvenlik konular\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019nin rol\u00fcyle ilgili yakla\u015f\u0131mlar\u0131 ve Atilla Eralp T\u00fcrkiye-Avrupa Birli\u011fi ili\u015fkilerinin evrimini ele almaktad\u0131r. Yazarlar\u0131n, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131nda seminerlerin d\u00fczenlendi\u011fi 1997-98 y\u0131llar\u0131ndan bu yana meydana gelen\u00a0 geli\u015fmelerin yan\u0131 s\u0131ra seminerlerdeki \u00f6nerileri ve g\u00f6r\u00fc\u015f teatilerini de dikkate almak i\u00e7in makalelerini b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00f6zden ge\u00e7irdikleri g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurulmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Kitaptaki makaleler, So\u011fuk Sava\u015f sonras\u0131nda cesur, \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc ve daha az tahmin edilebilir-\u00e7\u00fcnk\u00fc kom\u015fular\u0131 zay\u0131flarken T\u00fcrkiye daha m\u00fcreffeh ve askeri a\u00e7\u0131dan daha tehlikeli bir g\u00fc\u00e7 haline gelmektedir- nitelikte bir T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 tasvir etmektedir. Edit\u00f6rlerin umudu, m\u00fcteakip sayfalarda ortaya konan g\u00f6r\u00fc\u015flerin bu dinamiklerin anla\u015f\u0131lmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Alan Makovsky ve Sabri Sayar\u0131<br \/>\nWashington, D.C.<br \/>\nHaziran 2000<\/p>\n<p><strong>T\u00fcrk D\u0131\u015f Politikas\u0131n\u0131n Atat\u00fcrk\u00e7\u00fc K\u00f6kenlerinin ve \u0130\u00e7 \u0130li\u015fkilerin Yans\u0131malar\u0131<\/strong><\/p>\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin d\u00fcnyadaki konumu yeniden de\u011ferlendiriliyor. Eski kesin<br \/>\nyarg\u0131lar sorgulan\u0131rken, sapk\u0131nl\u0131\u011f\u0131 veya sa\u00e7mal\u0131\u011f\u0131 sonradan ortaya \u00e7\u0131kacak olan fikirler ifade edilmekte. Financial Times taraf\u0131ndan yay\u0131mlanan T\u00fcrkiye \u00fczerine 1997 tarihli bir ara\u015ft\u0131rmada, Ankara&#8217;daki Avrupal\u0131 bir diplomat\u0131n &#8220;Avrupa Birli\u011fi&#8217;ne bir \u0130slam devleti kabul edebiliriz, ama Kemalist bir devlet kabul edemeyiz&#8221; dedi\u011fi belirtilmektedir. Gazetenin Ankara muhabiri, &#8220;Kemalizm, modern bir devlet olma yolunda, geri kalm\u0131\u015f k\u00f6yl\u00fc bir ulus yaratt\u0131. Fakat, T\u00fcrkiye geli\u015ftik\u00e7e, Atat\u00fcrk&#8217;\u00fcn miras\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131klar\u0131 daha belirgin olmaya ba\u015flad\u0131&#8221; diyor. Yine ayn\u0131 makalede muhabir, eski ABD D\u0131\u015fi\u015fleri Bakan\u0131 Madeleine K. Albright&#8217;\u0131n &#8220;G\u00fcn\u00fcm\u00fcz T\u00fcrkiye Cumhuriyeti&#8217;nde v\u00fccut bulan laiklik, Atat\u00fcrk&#8217;\u00fcn miras\u0131n\u0131n temelidir&#8221; dedi\u011fini belirtmektedir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u00fcnyadaki konumunu yeniden de\u011ferlendirme ihtiyac\u0131 ve bu yeniden de\u011ferlendirmenin do\u011furdu\u011fu kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n nedeni T\u00fcrkiye&#8217;nin \u015fu anda i\u00e7inde bulundu\u011fu kriz ortam\u0131d\u0131r. Bu, sadece bir h\u00fck\u00fcmet krizi de\u011fil ayn\u0131 zamanda bir y\u00f6netebilme sorunu anlam\u0131na gelen siyasi bir krizdir. T\u00fcrkiye&#8217;de II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131&#8217;ndan sonra ortaya \u00e7\u0131kan siyasi sistem, T\u00fcrk toplumunun geli\u015fmesi i\u00e7in geren kamu y\u00f6netimini sa\u011flayamad\u0131. Kararlar bu hatan\u0131n d\u00fczeltilmesine y\u00f6nelik olarak al\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Kemalist \u0130lkeler<\/strong><\/p>\n<p>Siyasi krizin, 1996 Temmuzunda \u0130slamc\u0131 Refah Partisiyle (RP), merkez sa\u011fdan Do\u011fru Yol Partisinin (DYP) koalisyon h\u00fck\u00fcmeti olarak iktidara geli\u015fine kadar d\u0131\u015f politika \u00fczerinde \u00e7ok az etkisi oldu. T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131, T\u00fcrkiye Cumhuriyeti&#8217;nin kurulmas\u0131yla sonu\u00e7lanan Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n (1919-1923) ortalar\u0131nda, Mustafa Kemal taraf\u0131ndan olu\u015fturulmas\u0131ndan bu yana tutarl\u0131 bir bi\u00e7imde y\u00fcr\u00fct\u00fcld\u00fc. T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 d\u00fcnyada meydana gelen de\u011fi\u015fimlerin do\u011frultusunda geli\u015fti fakat Atat\u00fcrk taraf\u0131ndan belirlenen hedeften sapmad\u0131: Tam ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ve \u00fclkesel b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn korunmas\u0131 i\u00e7in d\u00fcnyadaki g\u00fc\u00e7 dengesinden yararlanmak.3 1923 y\u0131l\u0131nda Lozan Bar\u0131\u015f Konferans\u0131 kilitlendi\u011finde Mustafa Kemal&#8217;in gazetecilere verdi\u011fi uzun brifingde s\u00f6yledi\u011fi gibi, &#8220;d\u0131\u015f politikan\u0131n temeli, g\u00fc\u00e7l\u00fc bir i\u00e7 politika, g\u00fc\u00e7l\u00fc bir kamu y\u00f6netimi ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u00f6rg\u00fctlenmedir. \u0130\u00e7 ve d\u0131\u015f politika daima birbiriyle ba\u011flant\u0131l\u0131 olmal\u0131d\u0131r.&#8221;4 Art\u0131k T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n geleneksel tutarl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 tehdit eden i\u00e7 politik d\u00fczenlemeler bulunmakta ve bu da yabanc\u0131 g\u00f6zlemcileri \u015fa\u015f\u0131rtmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat bu belirsizlik abart\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Temmuz 1996&#8217;da Parlamentonun \u0130slamc\u0131 bir ba\u015fbakana g\u00fcvenoyu vermesi T\u00fcrk siyasi tarihinde bir sapma te\u015fkil edebilir ama beklentileri, geleneksel Kemalist d\u0131\u015f politikayla hala ayn\u0131 olan T\u00fcrk toplumunun geli\u015fiminde herhangi bir sapma bulunmamaktad\u0131r. Mustafa Kemal 1923&#8217;te en mant\u0131kl\u0131 politikan\u0131n &#8220;ayn\u0131 k\u00fclt\u00fcre ve \u0131rka mensup insanlar\u0131n ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 bu topraklarda kalmak, organik olarak geli\u015ferek bir uygarl\u0131k kurmak&#8221; oldu\u011funu belirtmi\u015ftir. Birka\u00e7 ay sonra, \u0130zmir \u0130ktisat Kongresi&#8217;nin a\u00e7\u0131l\u0131\u015f\u0131nda askeri zaferlerin, iktisadi ba\u015far\u0131larla ta\u00e7land\u0131r\u0131lmad\u0131k\u00e7a ge\u00e7ici olacaklar\u0131n\u0131 ifade etmi\u015ftir. T\u00fcrkiye&#8217;nin berbat ekonomisine dikkat \u00e7eken Atat\u00fcrk, \u00fclkenin co\u011frafi b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ile \u00fczerindeki ya\u015fayan n\u00fcfus aras\u0131ndaki orant\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131 vurgulam\u0131\u015ft\u0131r. Bu<br \/>\ndurum, e\u011fitimin teknik bilgi vermesini ve ekonomik geli\u015fmeyi ama\u00e7lamas\u0131n\u0131 her \u015feyden \u00f6nemli k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. T\u00fcrkiye&#8217;nin I. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131&#8217;yla Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131&#8217;nda d\u00f6rt milyon insan\u0131n\u0131 kaybetti\u011fi ve ekilebilir topraklar\u0131n\u0131n sadece d\u00f6rtte birinin ekildi\u011fi tahmin edilmektedir. Milliyet\u00e7iler, n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131n\u0131 ulusal \u00f6nceli\u011fe sahip bir konu olarak g\u00f6rmektedirler. Mustafa Kemal 1923&#8217;te, gerekirse, n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131n\u0131 (sekiz milyona ula\u015faca\u011f\u0131n\u0131 tahmin ediyor) sa\u011flayacak \u00f6nlemler alma konusunda tavsiyelerde bulunmak \u00fczere yabanc\u0131 uzmanlar\u0131n davet edilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftir. \u015e\u00f6yle devam ediyor Atat\u00fcrk: Bizimle ayn\u0131 \u0131rk ve k\u00fclt\u00fcre mensup olmakla birlikte kendilerini ulusal s\u0131n\u0131rlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda bulmu\u015f insanlar\u0131 da biraraya getirmeli bu \u00fclkede onlara m\u00fcreffeh bir ya\u015fam sa\u011flayarak n\u00fcfusumuzu artt\u0131rmal\u0131y\u0131z. E\u011fer onlar\u0131 Rusya&#8217;dan getirmek m\u00fcmk\u00fcn olursa, bunu yapaca\u011f\u0131z. Fakat, kanaatimce, Makedonya ve Bat\u0131 Trakya&#8217;daki b\u00fct\u00fcn T\u00fcrkler buraya getirilmeli ve Avrupa&#8217;ya d\u00f6n\u00fc\u015f i\u00e7in ara\u015ft\u0131rmalara ba\u015flama d\u00fc\u015f\u00fcncesi bir kenara b\u0131rak\u0131lmal\u0131d\u0131r. Atat\u00fcrk, Sovyetler Birli\u011findeki T\u00fcrki halklar\u0131 ve Balkanlardaki T\u00fcrkleri (ve di\u011fer M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131) \u00f6ncelikli g\u00f6\u00e7men kayna\u011f\u0131 olarak g\u00f6rmekteydi. Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131, 30 Ekim 1918&#8217;de \u0130tilaf Devletleri&#8217;yle Mondros M\u00fctarekesi imzaland\u0131\u011f\u0131nda Osmanl\u0131 denetiminde bulunan t\u00fcm topraklar\u0131 T\u00fcrk hakimiyetine sokmak amac\u0131yla verildi. Aral\u0131k 1921&#8217;te, sava\u015f daha devam ederken, Mustafa Kemal ger\u00e7ek\u00e7i bir d\u0131\u015f politika benimseyerek hem pan-\u0130slamizmi (t\u00fcm M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n birli\u011fi) hem de pan-T\u00fcrkizmi (b\u00fct\u00fcn T\u00fcrk k\u00f6kenli halklar\u0131n birli\u011fi) bir kenara b\u0131rakt\u0131. T\u00fcrk Ulusunu dara\u011fac\u0131n\u0131n kenar\u0131na getiren eylemlerin k\u00f6keninde hayalperestlik ve duygusall\u0131\u011f\u0131n yatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirten Atat\u00fcrk, T\u00fcrklerin asla pan-\u0130slamist ya da pan-T\u00fcrkist ideolojiler g\u00fctmediklerini, ama b\u00f6yle yapma tehdidinde bulunulmas\u0131n\u0131n bile d\u00fc\u015fmanlar\u0131n say\u0131s\u0131n\u0131 ve bask\u0131s\u0131n\u0131 artt\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 ifade etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Me\u015fru ve do\u011fal s\u0131n\u0131rlar\u0131m\u0131za d\u00f6nelim. S\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n fark\u0131na varal\u0131m. Bir ulus olarak ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ya\u015fam istiyoruz. Tek ba\u015f\u0131na bu ama\u00e7 i\u00e7in dahi kendimizi feda etmeye haz\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p><strong>D\u0131\u015f Politika ve K\u00fcrt Sorunu<\/strong><\/p>\n<p>Fakat yay\u0131lmac\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve irredantizmi b\u0131rakmak, i\u00e7 ve d\u0131\u015f politikadan etnik fakt\u00f6r\u00fc soyutlayamad\u0131. \u015eubat 1923\u2019te, cumhuriyetin ilan\u0131ndan dokuz ay \u00f6nce, \u0130zmir halk\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 alt\u0131 saatlik konu\u015fmada Mustafa Kemal \u015f\u00f6yle diyor: T\u00fcrkiye devletini kuran tek bir temel etnik unsur var. Fakat, bu temel unsurun ama\u00e7lar\u0131na ve inan\u00e7lar\u0131na kendi ama\u00e7 ve inan\u00e7lar\u0131n\u0131 katan ba\u015fka unsurlar da var. Bunlardan baz\u0131lar\u0131, \u00f6rne\u011fin yahudi yurtta\u015flar\u0131m\u0131z gibi, de\u011fi\u015fik dinlere sahip. 1923\u2019te Mustafa Kemal ve arkada\u015flar\u0131, daima T\u00fcrklerin ve K\u00fcrtlerin b\u00f6l\u00fcnmez bir b\u00fct\u00fcn oldu\u011funu savunsalar da K\u00fcrtlerden bahsetmekten \u00e7ekinmiyorlard\u0131. Atat\u00fcrk 1923\u2019te gazetecilere, K\u00fcrtlerin t\u00fcm \u00fclkeye yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, yo\u011fun olarak bulunduklar\u0131 b\u00f6lgelerin s\u0131n\u0131rl\u0131 oldu\u011funu ve K\u00fcrt milliyet\u00e7ili\u011fini tatmin edecek bir s\u0131n\u0131r \u00e7izilmesinin T\u00fcrkiye\u2019yi ve T\u00fcrkleri yok edece\u011fini s\u00f6yler. \u201cT\u00fcrkiye halk\u0131\u201d terimi K\u00fcrtleri de i\u00e7ermektedir. 1920 anayasas\u0131na g\u00f6re(benim bildi\u011fim kadar\u0131yla 1920\u2019de bir anayasa yok, 1921\u2019de kabul edilen Te\u015fkilat-\u0131 Esasiye kanunu var ve bu cumhuriyetin ilk anayasas\u0131 ama makalede 1920 denmi\u015f \u00c7.N)<\/p>\n<p>K\u00fcrtler, sadece \u00e7o\u011funlukta oldu\u011fu b\u00f6lgelerde \u00f6zerklik sahibi olacakt\u0131r. Bu pasaj, 1924\u2019te kabul edilen yeni anayasada b\u00f6lgesel \u00f6zerkli\u011fe yap\u0131lan at\u0131f yer almad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in konu\u015fman\u0131n daha sonra yay\u0131mlanan metninden \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131. Mustafa Kemal\u2019in, 1923\u2019te, \u201ctemel\u201d T\u00fcrk toplumuna kat\u0131lan di\u011fer etnik gruplarla ilgili olarak s\u00f6yledikleri, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde, \u00fclkelerini \u201cetnik mozaik\u201d olarak tarif eden liberaller taraf\u0131ndan yans\u0131t\u0131lmaktad\u0131r. Fakat mozaikteki t\u00fcm unsurlar e\u015fit \u00f6neme sahip olmad\u0131klar\u0131 gibi tehdit alg\u0131lamas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan da e\u015fit de\u011fillerdir. Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda, sadece iki etnik grup \u2013K\u00fcrtler ve \u00c7erkesler- T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri i\u00e7in soruna yol a\u00e7t\u0131lar. Her ikisi de kendi aralar\u0131nda b\u00f6l\u00fcnd\u00fc. \u00c7erkesler aras\u0131ndaki T\u00fcrk milliyet\u00e7ili\u011fi muhalifleri, T\u00fcrk milliyet\u00e7ili\u011finin destekleyicileri taraf\u0131ndan yenilgiye u\u011frat\u0131ld\u0131. Yunan i\u015fgali alt\u0131ndaki \u0130zmir\u2019de toplanan \u00c7erkes ulusal kongresi, kayda de\u011fer bir etki yapamad\u0131.13 T\u00fcrk milliyet\u00e7ileri, K\u00fcrtler aras\u0131ndaki muhaliflerini de Ankara\u2019daki T\u00fcrkiye B\u00fcy\u00fck Millet Meclisi\u2019nde (parlamento) temsil olunan K\u00fcrt m\u00fcttefiklerinin yard\u0131m\u0131yla yenilgiye u\u011fratt\u0131lar. Fakat K\u00fcrtlerin say\u0131s\u0131 \u00c7erkeslerden fazlayd\u0131. Bunlar m\u00fclteci de\u011fil \u00fclkenin yerlisiydi ve a\u015firet b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015fl\u00fc\u011f\u00fc Anadolu\u2019daki di\u011fer etnik topluluklardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fc. \u00dclkenin yeni s\u0131n\u0131rlar\u0131na yak\u0131n b\u00f6lgelerde ya\u015fayan K\u00fcrtlerin devletle olan ili\u015fkileri, s\u0131\u011f\u0131nmac\u0131 olarak, yeni ya\u015famlar\u0131n\u0131 Osmanl\u0131 T\u00fcrk devletine bor\u00e7lu olan \u00c7erkeslerinkinden daha fazla sorun \u00e7\u0131kar\u0131r nitelikteydi.<\/p>\n<p>Kendilerine yabanc\u0131 bir hami arama gelenekleri nedeniyle K\u00fcrtler,<br \/>\nCumhuriyetin kurucular\u0131 taraf\u0131ndan \u00f6nemli bir d\u0131\u015f politika sorunu olarak g\u00f6r\u00fcld\u00fc. Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131 ba\u015flad\u0131\u011f\u0131nda, Kaz\u0131m Karabekir Pa\u015fa, K\u00fcrtlerle Ermeniler aras\u0131nda bir ittifak kurulmas\u0131n\u0131 \u00f6nlemekte fazla zorluk ya\u015famad\u0131 \u00e7\u00fcnk\u00fc K\u00fcrtler, toprak taleplerini Ermenilerin topraklar\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda ger\u00e7ekle\u015ftireceklerdi. Fakat Mustafa Kemal ve yanda\u015flar\u0131, g\u00fcneydo\u011fuda baz\u0131 K\u00fcrtlerin, \u0130ngilizlerin \u201cba\u011f\u0131ms\u0131z K\u00fcrdistan\u201d tahriklerine kap\u0131labilece\u011finden endi\u015felenmekteydi. T\u00fcrk milliyet\u00e7ilerinin giri\u015fti\u011fi askeri harekatla, \u0130ngiliz i\u015fgali alt\u0131nda bulunmayan topraklardaki sadakatsiz K\u00fcrtler etkisizle\u015ftirildi. Di\u011fer yandan, \u0130ngiliz i\u015fgali alt\u0131nda bulunan Musul vilayetindeki K\u00fcrtler, milliyet\u00e7i T\u00fcrkiye\u2019yi tehdit etmeye devam etti. Mustafa Kemal\u2019in 1923\u2019te belirtti\u011fi gibi, Musul\u2019un bizim i\u00e7in de\u011feri b\u00fcy\u00fck. Birincisi, her taraf\u0131, s\u0131n\u0131rs\u0131z zenginlik kayna\u011f\u0131 te\u015fkil eden, petrol yataklar\u0131yla dolu. \u0130kincisi, e\u015fit derecede \u00f6nemli bir K\u00fcrtl\u00fck meselesi var. \u0130ngilizler burada bir K\u00fcrt h\u00fck\u00fcmeti kurmak istiyorlar. E\u011fer ger\u00e7ekle\u015ftirirlerse, bu fikir s\u0131n\u0131rlar\u0131m\u0131z i\u00e7inde ya\u015fayan K\u00fcrtlere de yay\u0131labilir. Bunu \u00f6nlemek i\u00e7in, s\u0131n\u0131r daha g\u00fcneye \u00e7ekilmelidir.<\/p>\n<p>Fakat, e\u011fer Musul\u2019u alamazsak sava\u015fa devam edecek miyiz?&#8230; Sava\u015f\u0131 s\u00fcrd\u00fcrerek Musul\u2019u geri alamay\u0131z. Atat\u00fcrk\u2019\u00fcn \u0130ngiltere\u2019yle sava\u015f olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 reddetmesi, Musul\u2019un 1926\u2019da, \u0130ngiliz mandas\u0131 alt\u0131ndaki Irak\u2019a devredilmesine yol a\u00e7t\u0131. T\u00fcrkiye, \u0130ngiltere ve Irak aras\u0131ndaki ilgili antla\u015fmada, taraflar\u0131n, s\u0131n\u0131r\u0131n di\u011fer taraf\u0131ndaki a\u015firet liderleriyle herhangi bir siyasi temas kurmaktan ka\u00e7\u0131nacaklar\u0131 ve s\u0131n\u0131r b\u00f6lgelerindeki d\u00fc\u015fmanca hareketleri engelleyecekleri \u00f6ng\u00f6r\u00fclmekteydi. Yine de T\u00fcrk ba\u015fbakan\u0131 \u0130smet \u0130n\u00f6n\u00fc, \u201c\u00e7ok say\u0131da K\u00fcrt Irak\u2019a kat\u0131lmaya ba\u015flarsa, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmeti do\u011fu illerinde kal\u0131c\u0131 \u00f6nlemler alacakt\u0131r ve bu \u00f6nlemler, \u0130ngiliz makamlar\u0131 iyi kom\u015fuluk ili\u015fkilerine uygun bir bi\u00e7imde hareket etseler dahi kendili\u011finden al\u0131nacakt\u0131r\u201d diyerek \u0130ngiliz b\u00fcy\u00fckel\u00e7isini uyard\u0131.18 \u0130nglizlerle<br \/>\nBa\u011fdat\u2019taki Kraliyet rejiminin i\u015fbilirli\u011fi, Irak\u2019taki K\u00fcrt tehlikesini, Irak monar\u015fisinin 1958\u2019de \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcne kadar \u00e7evreledi.<\/p>\n<p>Anla\u015fmadan sonra, T\u00fcrkiye\u2019den s\u00fcr\u00fclen K\u00fcrt milliyet\u00e7ileri Frans\u0131z mandas\u0131 alt\u0131ndaki L\u00fcbnan\u2019a ge\u00e7tiler. Burada, Sovyet Ermenistan&#8217;\u0131 ile \u0130ran s\u0131n\u0131r\u0131nda bulunan A\u011fr\u0131 da\u011f\u0131 yak\u0131nlar\u0131nda bir K\u00fcrt isyan\u0131 planlamaya koyuldular19. Bu isyan\u0131n bast\u0131r\u0131lmas\u0131, 1932\u2019de T\u00fcrk-\u0130ran s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131n de\u011fi\u015ftirilmesine yol a\u00e7t\u013120. T\u00fcrkiye ile \u0130ran aras\u0131nda 1926 y\u0131l\u0131nda imzalanan antla\u015fma zaten K\u00fcrt a\u015firetlerinin \u201ccezai eylemleri\u201dne kar\u015f\u0131 i\u015fbirli\u011fini \u00f6ng\u00f6rmekteydi.21 T\u00fcrkiye,<br \/>\nIrak, \u0130ran ve Afganistan aras\u0131nda olu\u015fturulan 1937 tarihli Sadabad Pakt\u0131\u2019nda da benzer bir h\u00fck\u00fcm bulunmaktayd\u0131.<\/p>\n<p>II. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131&#8217;ndan sonra, T\u00fcrkiye, Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nin K\u00fcrt<br \/>\nMilliyet\u00e7ili\u011fini istismar edece\u011finden endi\u015felendi. K\u0131sa \u00f6m\u00fcrl\u00fc Mahabad K\u00fcrt cumhuriyeti 1946&#8217;da Sovyet yard\u0131m\u0131yla \u0130ran&#8217;da kuruldu. Ayn\u0131 y\u0131l, Irakl\u0131 K\u00fcrt lider Mustafa Barzani, Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ne s\u0131\u011f\u0131nd\u013123. 1975&#8217;te Barzani&#8217;nin rakibi, Celal Talabani, o zamanlar Moskova&#8217;n\u0131n Ortado\u011fu&#8217;daki en yak\u0131n m\u00fcttefiki Suriye&#8217;de K\u00fcrdistan Yurtseverler Birli\u011fi&#8217;ni kurdu.241955 ve 1958 aras\u0131nda, T\u00fcrkiye, Sovyet entrikalar\u0131n\u0131, Ba\u011fdat Pakt\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00f6nlemeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. K\u00fcrtler Ba\u011fdat Pakt\u0131na da, Sadabat Pakt\u0131nda oldu\u011fu gibi muhalefet ettiler. Irak devriminin akabinde, Ba\u011fdat Pakt\u0131&#8217;n\u0131n da\u011f\u0131lmas\u0131yla, T\u00fcrkiye, her iki \u00fclkeye y\u00f6nelmi\u015f K\u00fcrt milliyet\u00e7ili\u011fi tehdidiyle u\u011fra\u015fma konusunda Irak rejimiyle mutabakat aray\u0131\u015f\u0131na giri\u015fti ve bazen de ba\u015far\u0131l\u0131 oldu. Bu nedenle, K\u00fcrt milliyet\u00e7ili\u011finin y\u00f6neltti\u011fi tehdit daima T\u00fcrk diplomatlar\u0131n\u0131n haf\u0131zalar\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 muhafaza etmi\u015ftir. \u00dcstte belirtilen \u00f6nlemler, 1984&#8217;te ba\u015flayan PKK isyan\u0131na kadar, K\u00fcrt milliyet\u00e7ili\u011fini T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck bir sorunu olarak tutmaya yetti. 1978&#8217;de kurulan PKK, 1980 darbesinden sonra karargah\u0131n\u0131 Suriye ve L\u00fcbnan&#8217;a ta\u015f\u0131d\u0131.27 Daha sonra T\u00fcrk diplomatlar\u0131n\u0131 hedef alan Ermeni ter\u00f6r \u00f6rg\u00fct\u00fc ASALA (Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia) ile bir i\u015fbirli\u011fi anla\u015fmas\u0131 yapt\u0131.28 Ankara&#8217;daki Marksist \u00f6\u011frenci \u00e7evresinde do\u011fan ve Ortado\u011fu&#8217;nun zengin ter\u00f6rizm batakl\u0131\u011f\u0131nda geli\u015fen PKK, \u00f6nemli bir uluslararas\u0131 ter\u00f6r \u00f6rg\u00fct\u00fcne d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc ve T\u00fcrkiye&#8217;nin rakiplerinin nazar\u0131nda de\u011fer kazand\u0131. Suriye taraf\u0131ndan do\u011frudan ve tahminen Suriye&#8217;nin m\u00fcttefikleri \u0130ran ve Sovyetler Birli\u011fi taraf\u0131ndan dolayl\u0131 olarak desteklenen ve finanse edilen, ayr\u0131ca Bat\u0131 Avrupa&#8217;daki K\u00fcrtler taraf\u0131ndan da (T\u00fcrk yetkililere g\u00f6re hara\u00e7 toplama ve uyu\u015fturucu ka\u00e7ak\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 ile) desteklenen PKK, T\u00fcrk g\u00fcvenlik kuvvetleri i\u00e7in \u00f6nemli bir sorun olu\u015fturdu. T\u00fcrk diplomasisi PKK&#8217;n\u0131n yurtd\u0131\u015f\u0131ndaki faaliyetlerini engellemek i\u00e7in yorulmaks\u0131z\u0131n \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Ayn\u0131 zamanda, g\u00fcvenlik g\u00fc\u00e7lerinin genel tutumu ve di\u011fer T\u00fcrk yetkililerin operasyonlar\u0131 Bat\u0131l\u0131 demokratik \u00fclkelerle ili\u015fkilerde zorluklar ya\u015fanmas\u0131na sebep oldu. Bat\u0131l\u0131 liberal kamuoyunun sert ele\u015ftirileriyle kar\u015f\u0131la\u015fan T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetleri, dostluk g\u00f6stergesi olarak, PKK&#8217;ya kar\u015f\u0131 y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc operasyonlara destek talep etti. Di\u011fer etkenlere ve T\u00fcrkiye&#8217;nin yabanc\u0131 \u00fclkelerle olan ili\u015fkilerinin belirledi\u011fi \u00e7\u0131karlara ra\u011fmen, -PKK&#8217;n\u0131n \u00f6nc\u00fcl\u00fck etti\u011fi- K\u00fcrt sorunu, T\u00fcrkiye&#8217;nin rakiplerinin elinde \u00f6nemli ve rahats\u0131zl\u0131k verici bir koza d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>\u015eubat 1999&#8217;da PKK lideri Abdullah \u00d6calan&#8217;\u0131n yakalanmas\u0131na kar\u015f\u0131n, T\u00fcrk ordular\u0131 g\u00fcneydo\u011fu T\u00fcrkiye&#8217;de teyakkuz halinde kalmaya ve kuzey Irak&#8217;a s\u0131n\u0131r \u00f6tesi operasyonlar d\u00fczenlemeye devam etmektedir. S\u0131n\u0131r \u00f6tesi operasyonlar, T\u00fcrk s\u0131n\u0131r\u0131n\u0131n hemen g\u00fcneyindeki b\u00f6lgeyi kontrol alt\u0131nda tutan Mesut Barzani&#8217;nin K\u00fcrdistan Demokratik Partisi&#8217;yle (KDP) uyum i\u00e7ersinde y\u00fcr\u00fct\u00fclmektedir. Bu t\u00fcr etkinlikler, Barzan a\u015firetinin g\u00fc\u00e7lenmesine yol a\u00e7abilir. Bu a\u015firet varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 T\u00fcrkiye&#8217;ye bor\u00e7lu olsa da, bu varl\u0131k K\u00fcrtlerin kendi kendini y\u00f6netme fikrini canl\u0131 tutacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Uzun d\u00f6nemde T\u00fcrkiye&#8217;nin \u00f6n\u00fcnde, K\u00fcrt sorununun \u00fcstesinden gelebilece\u011fi sadece iki yol g\u00f6z\u00fckmektedir. Birincisi K\u00fcrtlerin ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn devletlerle birlikte bir ortak eyleme giri\u015fmek. Bu politika, Bat\u0131 etkisi Ortado\u011fu&#8217;da g\u00fc\u00e7l\u00fc oldu\u011fu s\u00fcrece i\u015fledi. Son y\u0131llarda, T\u00fcrk bakanlar\u0131 ve resmi erkan, \u015eam, Ba\u011fdat ve Tahran&#8217;a say\u0131s\u0131z ziyarette bulundu. T\u00fcrkiye, \u0130ran ve Suriye d\u0131\u015fi\u015fleri bakanlar\u0131 d\u00fczenli aral\u0131klarla biraraya geldiler. Fakat, K\u00fcrtleri kontrol almaya y\u00f6nelik herhangi bir ortak politika ortaya \u00e7\u0131kmad\u0131. \u0130slamc\u0131 ba\u015fbakan Necmettin Erbakan taraf\u0131ndan da bir giri\u015fimde bulunulmu\u015ftu. A\u011fustos 1996&#8217;da, Ba\u015fbakan olarak ziyaret ger\u00e7ekle\u015ftirece\u011fi ilk \u00fclke olarak \u0130ran&#8217;\u0131 se\u00e7en Erbakan, iki generalin e\u015fli\u011finde ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi bu ziyarette, T\u00fcrkiye ve \u0130ran&#8217;\u0131n ter\u00f6rizme kar\u015f\u0131 i\u015fbirli\u011fi yapaca\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131. Ziyaretten \u00e7ok k\u0131sa bir s\u00fcre \u00f6nce, T\u00fcrk askeri yetkilileri PKK&#8217;n\u0131n \u0130ran&#8217;daki kamplardan faydalanmaya devam etti\u011fine dikkat \u00e7ekmi\u015f, May\u0131s 1997&#8217;de de devlet bakan\u0131 Abdullah G\u00fcl \u0130ran&#8217;\u0131n PKK&#8217;ya yard\u0131m etti\u011fini a\u00e7\u0131klam\u0131\u015ft\u0131.30 Erbakan&#8217;\u0131n K\u00fcrt sorununu, M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n karde\u015fli\u011fi temelinde \u00e7\u00f6zme ya da en az\u0131ndan s\u0131n\u0131rland\u0131rma amac\u0131 kesin olarak ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011frad\u0131. D\u00f6rt anahtar \u00fclke aras\u0131nda dini olmayan bir mutabakata ula\u015f\u0131lmas\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131 \u015fans\u0131 ise \u00e7ok zay\u0131f g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p>\u0130kinci bir yol, Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda olu\u015fturulan, T\u00fcrkiye&#8217;nin<br \/>\nT\u00fcrklerden ve K\u00fcrtlerden olu\u015fan bir \u00fclke oldu\u011fu \u015feklindeki form\u00fclasyona d\u00f6nmek olabilir. Mustafa Kemal, ka\u00e7ak J\u00f6n T\u00fcrk Talat Pa\u015fa&#8217;ya \u015eubat 1920&#8217;de g\u00f6nderdi\u011fi mektupta, hareketinin, &#8220;T\u00fcrklerin ve K\u00fcrtlerin ulusal s\u0131n\u0131rlar\u0131yla belirlenmi\u015f T\u00fcrkiye&#8217;nin par\u00e7alanmas\u0131n\u0131 \u00f6nlemeyi ama\u00e7lad\u0131\u011f\u0131&#8221;n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. 31 Bu tan\u0131m, bir T\u00fcrk ulusu yaratma \u00e7abas\u0131 i\u00e7inde kayboldu. \u015eeyh Sait ayaklanmas\u0131n\u0131n bast\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n akabinde, 8 Aral\u0131k 1925 tarihinde, Milli e\u011fitim bakanl\u0131\u011f\u0131, T\u00fcrk birli\u011fini zedeledi\u011fi gerek\u00e7esiyle, &#8220;K\u00fcrt&#8221;, &#8220;Laz&#8221;, &#8220;K\u00fcrdistan&#8221; ve &#8220;Lazistan&#8221; terimlerinin kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 yasaklayan bir genelge yay\u0131mlad\u0131. Bu yasak hen\u00fcz son y\u0131llarda g\u00f6zard\u0131 edilir oldu.<\/p>\n<p>&#8220;K\u00fcrt realitesi&#8221;ne al\u0131\u015fma s\u00fcreci \u2013ilk kez zaman\u0131n ba\u015fbakan\u0131 S\u00fcleyman Demirel taraf\u0131ndan, 1991&#8217;deki g\u00fcneydo\u011fu gezisi s\u0131ras\u0131nda kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131- yava\u015f olacakt\u0131r. K\u00fcrt sorununun \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc, birincil amac\u0131 T\u00fcrkiye&#8217;nin toprak b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn korunmas\u0131 olan T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n ba\u015fat g\u00fcndem maddesi olarak varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedir. Fakat, i\u00e7teki bask\u0131lara yan\u0131t vermek amac\u0131yla, T\u00fcrk diplomasisi bir ba\u015fka i\u015flev daha yerine getirmelidir yani g\u00fcneydo\u011fuda ekonomik geli\u015fmenin sa\u011flanmas\u0131. Bu bask\u0131lar\u0131n bir de\u011ferlendirmesini yapmak, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n anla\u015f\u0131lmas\u0131 ve onu etkileyen fakt\u00f6rlerin uygun bir bi\u00e7imde de\u011ferlendirilmesi i\u00e7in esast\u0131r.<\/p>\n<p><strong>Refah ve Etnik Politika<\/strong><\/p>\n<p>Mustafa Kemal&#8217;in 1923&#8217;te verdi\u011fi, ekonomik geli\u015fmeyi ulusal g\u00fcndemin tepesine yerle\u015ftirme karar\u0131 T\u00fcrk halk\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu taraf\u0131ndan benimsendi. T\u00fcrkiye ile zengin \u00fclkeler aras\u0131ndaki e\u015fitsizlik k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011fa, komplo teorilerine ve azgeli\u015fmi\u015flikle ilgili ideolojik gerek\u00e7elendirmelere yol a\u00e7t\u0131. Maddi ilerlemelerle bir\u00e7ok T\u00fcrk\u00fcn ya\u015fam\u0131 de\u011fi\u015fse de, ba\u015far\u0131n\u0131n ahlaki y\u00f6n\u00fc hala g\u00fc\u00e7l\u00fc bir duygu olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedir. Son yaz\u0131lar\u0131ndan birinde, T\u00fcrkiye&#8217;deki siyasi oyunun yapayl\u0131\u011f\u0131na de\u011finen Do\u011fan Heper, T\u00fcrkiye&#8217;nin ger\u00e7ek g\u00fcndemini &#8220;b\u00fcy\u00fcmek, zenginle\u015fmek ve b\u00f6lgesel bir g\u00fc\u00e7 olmak&#8221;33 \u015feklinde tarif etmi\u015fti. T\u00fcrkiye, ba\u015far\u0131l\u0131 ve umut dolu insanlar\u0131n \u00fclkesidir. T\u00fcrkiye&#8217;nin i\u015fi i\u015f yapmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Maddi ilerleme amac\u0131 g\u00fctmek, elbette, ideolojiyi ve Mustafa Kemal&#8217;in<br \/>\ni\u015faret etti\u011fi tehlikeli &#8220;hayalleri ve duygular\u0131&#8221; ortadan kald\u0131rmaz ama bunlar\u0131n frenlenmesinde rol oynayabilir. Eski Sovyetler birli\u011fi ve bir \u00f6l\u00e7\u00fcde Balkanlar&#8217;daki &#8220;soyda\u015f&#8221;lar\u0131n yeniden ke\u015ffedilmesi, hayalleri ve duygular\u0131 birbirine kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131. Fakat maddi \u00e7\u0131karlar \u00fcst\u00fcn geldi. \u00c7ok az T\u00fcrk S\u0131rplara kar\u015f\u0131 m\u00fccadele veren Bosnal\u0131 ya da Kosoval\u0131 M\u00fcsl\u00fcmanlar\u0131n veya Ermenilere kar\u015f\u0131 Azerilerin yan\u0131nda sava\u015fmaya g\u00f6n\u00fcll\u00fc oldu. Baz\u0131lar\u0131 eski kom\u00fcnist \u00fclkelerdeki dini okullarda \u00f6\u011fretmenlik yapmaya gitti ama g\u00fcd\u00fcleyici unsur en az\u0131ndan ald\u0131klar\u0131 y\u00fcksek maa\u015flard\u0131. Di\u011fer taraftan, bir\u00e7ok T\u00fcrk bu \u00fclkelere ticaret yapmak ve \u00e7al\u0131\u015fmak i\u00e7in gitti. Her \u015feyin \u00f6tesinde, eski kom\u00fcnist \u00fclkeler, T\u00fcrk giri\u015fimciler a\u00e7\u0131s\u0131ndan yeni ve gelecek vaat eden bir alan olarak g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin son y\u0131llardaki vizyonu en geni\u015f politikac\u0131s\u0131 merhum<br \/>\nCumhurba\u015fkan\u0131 \u00d6zal son konu\u015fmalar\u0131ndan birinde \u015f\u00f6yle diyor:<br \/>\nM\u00fcsl\u00fcman ve \u00e7o\u011funlukla T\u00fcrki olan yeni devletlerle birlikte, g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fc daha etkili hale getirebiliriz. E\u011fer bu f\u0131rsattan iyi yararlanabilirsek, e\u011fer ak\u0131lc\u0131, ger\u00e7ek\u00e7i ve adil yollardan i\u015fbirli\u011fini geli\u015ftirebilirsek hem kendimiz hem de karde\u015flerimiz \u00f6nemli bir d\u00fcnya grupla\u015fmas\u0131n\u0131n etkili \u00fcyeleri olarak ortaya \u00e7\u0131kar\u0131z.<\/p>\n<p>III. \u0130zmir \u0130ktisat Kongresi\u2019nde yapt\u0131\u011f\u0131 ayn\u0131 konu\u015fmada \u00d6zal devam ediyor: \u201c\u00d6n\u00fcm\u00fczdeki on y\u0131lda T\u00fcrkiye\u2019nin ba\u015fl\u0131ca amac\u0131 en geli\u015fmi\u015f on bilemedin on be\u015f \u00fclkeden biri olmakt\u0131r. T\u00fcrkiye bu birinci s\u0131n\u0131f \u00fclkeler aras\u0131na kat\u0131lmal\u0131d\u0131r ve kat\u0131lacak g\u00fcce de sahiptir.\u201d<\/p>\n<p>Bu, Mustafa Kemal\u2019in \u201cmuas\u0131r medeniyet seviyesine ula\u015fma\u201d amac\u0131n\u0131n bir ba\u015fka bi\u00e7imde ifade edili\u015fidir. \u00d6zal, M\u00fcsl\u00fcman ve T\u00fcrki \u00fclkelere vurgu yapmas\u0131na kar\u015f\u0131n, politikas\u0131 pan-\u0130slamizm ya da pan-T\u00fcrkizmle ayn\u0131 de\u011fildir. Anahtar kelimeler, \u201cak\u0131lc\u0131\u201d, \u201cger\u00e7ek\u00e7i\u201d ve \u201ci\u015fbirli\u011fi\u201ddir. Bu ba\u011flamda Erbakan, geleneksel Kemalist politikadan ayr\u0131lma tehdidinde bulundu. Erbakan\u2019\u0131n \u0130ran, Libya ve di\u011fer M\u00fcsl\u00fcman \u00fclkelere ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi ziyaretler s\u0131ras\u0131nda yapt\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamalar; zengin G-8 \u00fclkelerine kar\u015f\u0131t a\u011f\u0131rl\u0131k olarak, geli\u015fmekte olan M\u00fcsl\u00fcman \u00fclkelerin ge\u00e7ici grupla\u015fmas\u0131 niteli\u011findeki \u201cD-8\u201di savunmas\u0131, \u201c\u0130slami otomobil\u201d ve \u201c\u0130slami u\u00e7ak\u201dtan bahsetmesi pop\u00fclist bir politikac\u0131n\u0131n dudaklar\u0131ndan kolayca d\u00f6k\u00fclen ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi olanaks\u0131z d\u00fc\u015f\u00fcncelerdi. Bu projeleri enine boyuna d\u00fc\u015f\u00fcnmeden ortaya atmas\u0131, bunlar\u0131 daha ba\u015flang\u0131\u00e7ta ba\u015far\u0131s\u0131z k\u0131ld\u0131. \u0130ktidara gelmesinden on bir ay sonra, T\u00fcrkiye\u2019nin di\u011fer M\u00fcsl\u00fcman<br \/>\n\u00fclkelerle ili\u015fkileri eskisinden daha k\u00f6t\u00fc bir hale geldi. Pop\u00fclizm, politikadan asla uzakla\u015ft\u0131r\u0131lamaz, fakat kendi kendine ilerleme, T\u00fcrkiye Cumhuriyeti\u2019nin geleneksel d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n esin kayna\u011f\u0131 ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fin yay\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131na yeni kavu\u015fan T\u00fcrki devletlerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 Ankara\u2019da<br \/>\nco\u015fkuyla kar\u015f\u0131land\u0131. Ankara, s\u0131n\u0131rl\u0131 mali g\u00fcc\u00fcn\u00fc, bu yeni karde\u015f \u00fclkelerle olan ili\u015fkilerini geli\u015ftirmek i\u00e7in kulland\u0131. Ama, \u201chayaller ve duygular\u201d denetim alt\u0131na al\u0131nd\u0131. Kurtulu\u015f Sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda Mustafa Kemal, ak\u0131lc\u0131 ve ger\u00e7ek\u00e7i bir bi\u00e7imde, Azerbaycan\u2019daki ilk ulusal kom\u00fcnist rejimle i\u015fbirli\u011fi yapt\u0131. Halbuki ezeli rakibi Enver Pa\u015fa -Osmanl\u0131 devletini I. D\u00fcnya Sava\u015f\u0131na sokmu\u015ftu- \u0130slami anti-emperyalist y\u00fckseli\u015fin pe\u015finde, Orta Asya\u2019da \u00f6ld\u00fc.<br \/>\nKi\u015finin \u00f6ncelikle ailesine kar\u015f\u0131 g\u00f6revi vard\u0131r ilkesi T\u00fcrkiye\u2019deki g\u00f6\u00e7men lobilerine de uygulanabilir. Bir\u00e7ok T\u00fcrk\u2019\u00fcn atalar\u0131 Kafkas (\u00c7erkes, Abhaz, G\u00fcrc\u00fc, \u00c7e\u00e7en, Laz, Azeri, vs..), ya da Balkan (T\u00fcrk, Pomak, Bo\u015fnak, Arnavut) k\u00f6kenlidir. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n atalar\u0131 da K\u0131r\u0131m veya Rusya\u2019dan gelmi\u015ftir. \u00c7ok az bir k\u0131sm\u0131 da daha uzak b\u00f6lgelerden -Orta Asya ve \u00c7in T\u00fcrkistan\u2019\u0131ndan- gelen g\u00f6\u00e7menlerden t\u00fcremi\u015ftir. K\u0131smen ABD \u00f6rne\u011fine \u00f6yk\u00fcn\u00fclerek, k\u0131smen de 75 y\u0131ll\u0131k T\u00fcrkl\u00fc\u011f\u00fcn ortak y\u00fczeyinin alt\u0131na bakma yasa\u011f\u0131na gecikmi\u015f bir tepki olarak, etnik k\u00f6kenin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 moda oldu. Etnik topluluklar ve \u00f6zel radyo istasyonlar\u0131nda etnik programlar var. Bu topluluklar\u0131n say\u0131s\u0131na ili\u015fkin olarak b\u00fcy\u00fck rakamlar telaffuz edilmekle birlikte -milyonlarca Bo\u015fnak ve \u00c7erkes oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor ku\u015faklar boyu ya\u015fan\u0131lan asimilasyon ve toplumlararas\u0131 evlenmelerden dolay\u0131,<br \/>\nortada g\u00fcvenilir bir istatistiki bilgi bulunmamaktad\u0131r. Bo\u015fnaklar, Balkanlar\u0131n ba\u015fka bir yerinde Slavca konu\u015fan atalardan gelmi\u015f olabilir. \u201c\u00c7erkes\u201d terimi ise genellikle Abhaz, Da\u011f\u0131stan, \u00c7e\u00e7en ve di\u011fer Kafkas halklar\u0131n\u0131 i\u00e7erir.<\/p>\n<p>Fakat nas\u0131l nitelendirilirlerse nitelendirilsinler, bu g\u00f6\u00e7men topluluklar\u0131n, bazen sembolik jestlerle ifade edilen, unutulmaya y\u00fcz tutmu\u015f kimlikleri bulunmaktad\u0131r. 1930\u2019lardan beri, g\u00f6\u00e7menlerin, Bulgar b\u00fcy\u00fckel\u00e7iliklerinin ya da konsolosluklar\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne, Bulgaristan\u2019da T\u00fcrklere y\u00f6nelik k\u00f6t\u00fc muameleyi protesto etmek i\u00e7in kara \u00e7elenk b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemler olmu\u015ftur. Bo\u015fnaklar, soyda\u015flar\u0131na destek olmak i\u00e7in g\u00f6steriler d\u00fczenlemi\u015flerdir. Son zamanlarda, \u015eincan\u2019dan (Xinjiang) gelen g\u00f6\u00e7menler Uygur T\u00fcrklerine yap\u0131lan bask\u0131ya dikkat \u00e7ekmek i\u00e7in \u00c7in bayra\u011f\u0131n\u0131 yakm\u0131\u015flard\u0131. Bir ad\u0131m daha ileri giden Kafkas k\u00f6kenli T\u00fcrkler, \u201cAvrasya olay\u0131\u201d diye bilinen olayda, Rus yolcularla dolu bir Kara Deniz feribotunu ele ge\u00e7irmi\u015flerdi. \u0130stanbul\u2019da g\u00f6stericileri da\u011f\u0131tmak i\u00e7in \u00e7ok sert davranan T\u00fcrk polisini protesto etmek isteyen bir \u00c7e\u00e7en de kendisini Bo\u011fazi\u00e7i K\u00f6pr\u00fcs\u00fc\u2019n\u00fcn demirlerine zincirlemi\u015fti.<\/p>\n<p>\u00c7e\u00e7en ve Abhaz k\u00f6kenli T\u00fcrklerin durumu \u00f6zeldir. Atalar\u0131n\u0131n<br \/>\ntopraklar\u0131ndaki soyda\u015flar\u0131n\u0131n say\u0131s\u0131 \u00e7ok azd\u0131r. Abhaz T\u00fcrkleri, Sovyetler Birli\u011fi \u00e7\u00f6kt\u00fckten sonra, soyda\u015flar\u0131na maddi yard\u0131mda bulundular ve as\u0131l vatanlar\u0131n\u0131 ziyaret ettiler, fakat \u00e7ok az\u0131 kesin olarak geri d\u00f6nd\u00fc. \u00c7e\u00e7enya olay\u0131nda ise trafik tersine i\u015flemektedir. Sava\u015f nedeniyle ailelerinin g\u00fcvende olmas\u0131n\u0131 isteyen \u00c7e\u00e7enler ge\u00e7ici olarak onlar\u0131 T\u00fcrkiye\u2019ye g\u00f6ndermektedir. Her iki durumda da T\u00fcrk vatanda\u015flar\u0131, T\u00fcrkiye\u2019deki stat\u00fclerini ve geleceklerini tehlikeye atmamaya \u00f6zen g\u00f6stermi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Daha da olumlusu, Sovyet s\u0131n\u0131rlar\u0131 a\u00e7\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, son g\u00f6\u00e7menler ve<br \/>\nbunlar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131, as\u0131l \u00fclkeleriyle ticarete koyuldular. Arnavut k\u00f6kenli T\u00fcrkler, Arnavutluk, Makedonya ve Kosova\u2019daki soyda\u015flar\u0131yla \u201cbavul ticareti\u201d yapmaya ba\u015flad\u0131lar. Azeri k\u00f6kenliler de Bak\u00fc\u2019yle benzer bir ili\u015fki i\u00e7indeydi.<\/p>\n<p>Kazaklar, as\u0131l vatanlar\u0131ndan deri ithal etmektedir. Tatarlar ise, ki baz\u0131lar\u0131n\u0131n biraz Rus\u00e7a&#8217;s\u0131 vard\u0131r, Rusya\u2019daki T\u00fcrk giri\u015fimlerine el atm\u0131\u015f durumdalar. Fakat, di\u011fer \u00fclkelerde oldu\u011fu gibi, T\u00fcrkiye\u2019deki g\u00f6\u00e7menler de i\u00e7inde bulunduklar\u0131 ge\u00e7ici stat\u00fcn\u00fcn etkisiyle kendilerini yeni vatanlar\u0131yla ili\u015fkilendirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Ba\u015fl\u0131ca ama\u00e7lar\u0131, tutunmak, kabul g\u00f6rmek ve yeni \u00e7evrelerinde zenginle\u015fmektir. \u00c7o\u011funlukla, daha T\u00fcrkiye\u2019ye gelir gelmez, eski vatanlar\u0131n izlerinden silkinmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Bu nedenle, etnik k\u00fclt\u00fcrel derneklere ve lobicilik faaliyetlerine kat\u0131l\u0131m, T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131ndaki<br \/>\na\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 pek fazla olmayan k\u00fc\u00e7\u00fck gruplarla s\u0131n\u0131rl\u0131 kalmaktad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019deki \u00c7erkesler ve Abhazlar, dergileri Kafkasya Ger\u00e7e\u011fi\u2019nde, G\u00fcrcistan\u2019a kar\u015f\u0131 daha sert bir politika izlenmesi \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131nda bulunmu\u015flard\u0131. Fakat T\u00fcrk diplomasisi, Azeri petrollerinin ta\u015f\u0131nmas\u0131nda \u00f6nemli bir \u00fclke olan G\u00fcrcistan\u2019a bu \u00f6zelli\u011finden dolay\u0131 daha da \u00f6nem vermeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>Yine de T\u00fcrk diplomatlar\u0131, Bosnal\u0131 M\u00fcsl\u00fcmanlara, Azerilere, daha ihtiyatl\u0131 bir bi\u00e7imde Rusya Federasyonundaki \u00c7e\u00e7enlere, Ukrayna\u2019daki tatarlara ve Romanya\u2019daki Gagavuzlara daha iyi davran\u0131lmas\u0131 i\u00e7in u\u011fra\u015f verirken, i\u00e7teki etniklobilerin siyasi n\u00fcfuzuna ba\u015fvurmaktad\u0131r. T\u00fcrk diplomatlar\u0131, bu gruplara y\u00f6nelik k\u00f6t\u00fc muamelelerin T\u00fcrkiye\u2019deki Bat\u0131 kar\u015f\u0131t\u0131 duygular\u0131 k\u00f6r\u00fckleyece\u011finin fark\u0131ndad\u0131r bu durum geleneksel olarak pragmatik Kemalist d\u0131\u015f politikan\u0131n uygulanmas\u0131n\u0131 engellemektedir. Elbette, T\u00fcrk diplomatlar\u0131 bu t\u00fcr k\u00f6t\u00fc muameleleri, T\u00fcrkiye\u2019deki insan haklar\u0131 ihlallerine y\u00f6nelik su\u00e7lamalar\u0131n y\u00f6n\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in de kullanabilirler.<\/p>\n<p>T\u00fcrk diplomasisi ve \u00f6nde gelen T\u00fcrk politikac\u0131lar\u0131, T\u00fcrkiye\u2019nin en<br \/>\ndinamik kesimince de tercih edildi\u011fi gibi, Kemalist ilkeleri de\u011fi\u015fen ko\u015fullara uyarlamay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedirler. \u0130slamc\u0131 Refah Partisi\u2019nin d\u0131\u015f politikaya, ideolojik kriterleri uygulama \u00e7abalar\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ve T\u00fcrk halk\u0131n\u0131n bunlara itibar etmedi\u011fi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Fakat, Kemalist d\u0131\u015f politikan\u0131n avantajlar\u0131n\u0131n alg\u0131lanmas\u0131 i\u00e7teki k\u00f6t\u00fc y\u00f6netimle de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frat\u0131labilir. T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131na ili\u015fkin herhangi bir de\u011ferlendirme, T\u00fcrklerin \u2013t\u00fcm etnik topluluklar ve muhtemelen \u00e7o\u011fu K\u00fcrt de dahil olmak \u00fczere- kendi vatanlar\u0131nda ve d\u0131\u015far\u0131da \u00e7al\u0131\u015farak refah toplumu olmak istedikleri ve buna da izin verilmesi gerekti\u011fi \u00f6nermesinden ba\u015flamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu noktada bir uyar\u0131da bulunulmal\u0131. E\u011fer T\u00fcrkiye, i\u00e7 politikadaki<br \/>\nama\u00e7lar\u0131n\u0131 ger\u00e7ele\u015ftirir ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir b\u00f6lgesel devlet olursa, yay\u0131lmac\u0131 politika g\u00fctme ihtimali \u00e7ok zay\u0131ft\u0131r ama yine de daha iddial\u0131 olaca\u011f\u0131 kesindir. Bat\u0131, vatanda\u015flar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131na kar\u015f\u0131 duyarl\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc bir T\u00fcrkiye\u2019den de\u011fil istikrars\u0131z ve \u201chayaller ve duygular\u201dla k\u00f6t\u00fc bir bi\u00e7imde y\u00f6netilen T\u00fcrkiye\u2019den korkmal\u0131d\u0131r. Atat\u00fcrk\u2019\u00fcn yetmi\u015f y\u0131l \u00f6nce i\u00e7 ve d\u0131\u015f politika aras\u0131nda kurdu\u011fu ba\u011flant\u0131 bug\u00fcn de ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>William Hale<\/p>\n<p><strong>T\u00fcrk D\u0131\u015f Politikas\u0131ndaki Ekonomik Sorunlar<\/strong><\/p>\n<p>T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131 ile T\u00fcrkiye&#8217;nin ekonomik \u00e7\u0131karlar\u0131 ve sorunlar\u0131 aras\u0131ndaki<br \/>\ngelecekteki muhtemel ili\u015fkileri incelemeye giri\u015fmeden \u00f6nce T\u00fcrk ekonomisindeki mevcut durum ve trendler \u00f6zetlenmelidir. Bu i\u015f, muhtemelen \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 olacak \u00e7\u00fcnk\u00fc T\u00fcrkiye temel ekonomik kurallar\u0131n hi\u00e7birine uymayan bir \u00fclke niteli\u011finde.<\/p>\n<p>Buna ra\u011fmen, T\u00fcrkiye, genelde y\u00fcksek bir b\u00fcy\u00fcme oran\u0131 ile sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir d\u0131\u015f \u00f6demeler dengesi sa\u011flamaktad\u0131r. Gayri Safi Milli Has\u0131la (GSMH)&#8217;daki art\u0131\u015f oran\u0131, y\u0131lda yakla\u015f\u0131k y\u00fczde 1,75&#8217;lik n\u00fcfus art\u0131\u015f oran\u0131na kar\u015f\u0131n, 1995&#8217;te %8, 1996&#8217;da % 7,1 ve 1997&#8217;de % 8,3 olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.1 D\u00fcnyan\u0131n her yerindeki demokratik rejimler gibi, T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetleri de bir yandan yeniden se\u00e7ilebilmelerini sa\u011flayacak icraatlar ger\u00e7ekle\u015ftirirken di\u011fer yandan da makul \u00f6l\u00e7\u00fcde ekonomik istikrar ve d\u0131\u015f g\u00fcven tesis etmelidir. \u00c7arp\u0131c\u0131 bir bi\u00e7imde, ardarda gelen y\u00f6netimler birincisine yo\u011funla\u015fmak i\u00e7in ikincisini ihmal etmi\u015fler ve ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar\u0131 da beklendi\u011finden daha az y\u0131k\u0131c\u0131 olmu\u015ftur. T\u00fcrk ekonomisinin yumu\u015fak karn\u0131, devasa kamu a\u00e7\u0131klar\u0131d\u0131r ve h\u00fck\u00fcmetler bu a\u00e7\u0131klar\u0131 sadece para basarak ve \u00e7ok y\u00fcksek oranl\u0131 faizlerle bor\u00e7lanarak kapatm\u0131\u015flard\u0131r. T\u00fcketici fiyatlar\u0131 endeksi 1994&#8217;teki % 105,2 hari\u00e7 1993&#8217;ten 1997&#8217;ye kadar y\u0131ll\u0131k ortalama % 85,3 oran\u0131nda artm\u0131\u015ft\u0131r. Mesut Y\u0131lmaz liderli\u011findeki kolisyon, 1998&#8217;e kadar, devlet gelirlerini artt\u0131rmak ve fiyat sarmal\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcrmek i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey yapmad\u0131. GSMH&#8217;deki art\u0131\u015f oran\u0131 1998&#8217;de &#8211; % 3,8 olarak ger\u00e7ekle\u015fti ama \u015eubat 1999&#8217;un sonras\u0131nda t\u00fcketici fiyatlar\u0131 endeksi oniki ayl\u0131k bir y\u00fckseli\u015ften sonra % 63,9&#8217;a d\u00fc\u015ft\u00fc. Toptan e\u015fya fiyatlar\u0131 endeksindeki art\u0131\u015f ise % 48 olarak ger\u00e7ekle\u015fti. Bu h\u00fck\u00fcmet i\u00e7in bir ba\u015far\u0131 olarak say\u0131labilirdi fakat, uluslararas\u0131 standartlara g\u00f6re bu oranlar hala y\u00fcksektir.<\/p>\n<p>Ekonominin ciddi olarak darald\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6demeler dengesi bilan\u00e7osunun cari i\u015flemler hesab\u0131n\u0131n 2,63 milyar $ fazla verdi\u011fi 1994 y\u0131l\u0131 hari\u00e7, ortalama cari i\u015flemler a\u00e7\u0131\u011f\u0131, resmi kay\u0131tlara g\u00f6re, 1993&#8217;ten 1997&#8217;ye kadar y\u0131ll\u0131k ortalama 2,1 milyar $ civar\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. 1998 y\u0131l\u0131nda, ekonominin daralmas\u0131n\u0131n da etkisiyle, cari i\u015flemler hesab\u0131 yine 2,7 milyar $ fazla vermi\u015ftir. Bu a\u00e7\u0131klar g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011funda, T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131nda bir y\u00fckselme, d\u00f6viz rezervlerinde d\u00fc\u015fme ya da yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar\u0131 \u00e7ekme \u015feklinde bir etki ya\u015fanm\u0131\u015f olmal\u0131. Eyl\u00fcl 1998\u2019e kadar d\u0131\u015f bor\u00e7lar ikiye katlanarak 56,5 milyar $\u2019dan 100,9 milyar dolara \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bor\u00e7lanman\u0131n \u00e7o\u011fu, d\u0131\u015f a\u00e7\u0131ktan ziyade i\u00e7 mali a\u00e7\u0131\u011f\u0131 kar\u015f\u0131lamak \u00fczere yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yabanc\u0131 finans kurumlar\u0131, bor\u00e7 vermeye devam ederek \u00fclkeye olan g\u00fcvenlerini g\u00f6stermi\u015flerdir. Yine de al\u0131nan d\u0131\u015f yard\u0131m az, do\u011frudan yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar da d\u00fc\u015f\u00fck kalm\u0131\u015ft\u0131r. Fakat Merkez Bankas\u0131ndaki d\u00f6viz rezervleri (alt\u0131n ve \u00f6zel bankalar\u0131n yat\u0131rd\u0131\u011f\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131klar hari\u00e7) 1992\u2019de d\u00fc\u015f\u00fclen 6,2 milyar $ seviyelerinden 1998\u2019in sonunda 20,8 milyar $\u2019a \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu miktar, 1998\u2019in be\u015f ayl\u0131k ithalat rakamlar\u0131na e\u015fittir. T\u00fcrkiye\u2019nin ekonomik krizlerin \u00fcstesinden gelme yetene\u011fini a\u00e7\u0131klayan iki temel neden bulunmaktad\u0131r. Birincisi, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, t\u00fcketiciler ve i\u015fadamlar\u0131 g\u00fcnl\u00fck kararlar\u0131n\u0131 verirken \u201cmaliyet\u201d enflasyonuna ili\u015fkin bilgi sahibidirler. Sanayi i\u015f\u00e7ileri, memurlar ve \u00e7ift\u00e7iler, maa\u015flar\u0131n\u0131n ve tar\u0131m \u00fcr\u00fcn\u00fc fiyatlar\u0131n\u0131n t\u00fcketici fiyatlar\u0131ndaki art\u0131\u015flar\u0131 telafi edecek kadar artmas\u0131n\u0131 isterler. \u0130\u015fadamlar\u0131 ise gelecekteki fiyatlar\u0131 ve maliyetleri dolar olarak hesaplarlar sonra da \u00f6deme tarihindeki cari d\u00f6viz kuruna \u00e7evirirler. Di\u011fer neden de, T\u00fcrkiye\u2019de resmi istatistiklerde g\u00f6sterilemeyen ama bir\u00e7ok krizin \u00fcstesinden gelinmesini de m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan devasa bir kara ekonominin \u2013\u201cgri\u201d ya da \u201cg\u00f6lge\u201d ekonomi de denmektedir\u201d- varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. G\u00f6lge ekonominin nedeni b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde vergiden kurtulma iste\u011fi ve h\u00fck\u00fcmetlerin bu sorunu \u00e7\u00f6zmedeki yetersizlikleridir.<\/p>\n<p>1997\u2019nin ba\u015flar\u0131nda, Hazine M\u00fcste\u015farl\u0131\u011f\u0131ndan \u00fcst d\u00fczey bir yetkili, kay\u0131td\u0131\u015f\u0131 &#8211; veya vergilendirilmemi\u015f- ekonominin, \u201cresmi\u201d ya da kay\u0131tl\u0131 ekonominin % 40\u2019\u0131n\u0131 olu\u015fturdu\u011fu tahmininde bulunmu\u015ftu. Baz\u0131lar\u0131 da bu oran\u0131n % 50 hatta % 70 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p><strong>T\u00fcrk Ekonomisi ve D\u0131\u015f \u00c7evresi<\/strong><\/p>\n<p>Son makroekonomik trendler de\u011ferlendirilirken resmi verilerin g\u00fcvenilmezli\u011fi ve sonu\u00e7 olarak bu verileri analiz ederken kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan g\u00fc\u00e7l\u00fckler vurgulanmal\u0131d\u0131r. Bunlara en g\u00fczel \u00f6rnek b\u00fcy\u00fcme ve d\u0131\u015f ticaretin seyriyle ilgili rakamlard\u0131r.<\/p>\n<p>Hem mutlak hem de GSMH\u2019nin bir oran\u0131 olarak 1980\u2019den beri d\u0131\u015f ticarette meydana gelen b\u00fcy\u00fcmeyi g\u00f6stermektedir. 1980 itibariyle, T\u00fcrkiye hala b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde kapal\u0131 ve otar\u015fik bir ekonomiye sahiptir. Bu politikalar \u201c\u00d6zal d\u00f6nemi\u201dnde k\u0131smen de\u011fi\u015fti. Bu d\u00f6nemde, d\u00f6viz ve ticaret rejimleri liberalle\u015ftirilerek ekonomi \u00fczerindeki devlet denetimi hafifletildi. Liberalizasyon 1990\u2019larda da devam etti ve 1996\u2019da T\u00fcrkiye ile AB aras\u0131nda g\u00fcmr\u00fck birli\u011fine ge\u00e7ilmesiyle zirveye ula\u015ft\u0131. Do\u011fu Avrupa\u2019da kom\u00fcnizmin \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fc ve 1989 ve 1991 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda SSCB\u2019nin da\u011f\u0131lmas\u0131 da bu liberalle\u015fme s\u00fcrecine tesad\u00fcfi bir katk\u0131da bulundu. Zira, SSCB\u2019nin da\u011f\u0131lmas\u0131 ihracat i\u00e7in yeni pazarlar ortaya \u00e7\u0131kard\u0131.<\/p>\n<p>1997&#8217;ye kadar, T\u00fcrkiye&#8217;nin eski Sovyetler Birli\u011fi \u00fclkelerine yapt\u0131\u011f\u0131 ihracat\u0131n \u00e7o\u011fu o zamanlar kay\u0131t d\u0131\u015f\u0131 &#8220;bavul ticareti&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda hesaplanmaktayd\u0131. Bu ak\u0131m, 1997&#8217;den sonra Rusya&#8217;daki ekonomik kriz nedeniyle d\u00fc\u015fmesine kar\u015f\u0131n, hala T\u00fcrkiye&#8217;nin toplam ticaret dengesinde \u00f6nemli bir etkiye sahiptir.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7 olarak, hizmet giri\u015f ve \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131n\u0131 yans\u0131tmayan Tablo 1&#8217;de de<br \/>\ng\u00f6sterildi\u011fi gibi ithalat ve ihracat rakamlar\u0131nda \u00e7arp\u0131c\u0131 bir y\u00fckseli\u015f meydana geldi. (B\u00fcy\u00fck miktarda hizmet giri\u015fleri ula\u015f\u0131m ve d\u0131\u015f \u00fclkelerdeki m\u00fcteahhitlik s\u00f6zle\u015fmelerinin yan\u0131 s\u0131ra turizm gelirlerindeki m\u00fcthi\u015f art\u0131\u015fa ba\u011flanabilir.) Bavul ticaretine ili\u015fkin resmi tahminler dahil edildi\u011finde, mal ihracat ve ithalat\u0131 1998&#8217;de GSMH&#8217;nin % 37&#8217;sine tekab\u00fcl etmektedir ki bu oran 1980&#8217;de GSMH&#8217;nin sadece % 15&#8217;iydi.<\/p>\n<p>D\u0131\u015f ticaretin geni\u015flemesi ticaret ili\u015fkisi i\u00e7inde bulunulan \u00fclkelerin de<br \/>\nde\u011fi\u015fmesine yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r(Tablo 2). Bu ili\u015fki a\u011f\u0131 i\u00e7ersinde en \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00f6zellik, Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi ve Kalk\u0131nma \u00d6rg\u00fct\u00fc (OECD) \u00fclkelerinin \u00f6zellikle de eski Avrupa Ekonomik Toplulu\u011fu (AET, \u015fimdiki AB) \u00fclkelerinin ba\u015fat konumda bulunmas\u0131d\u0131r. Turizm gelirleri toplama eklendi\u011finde, AB\u2019nin d\u0131\u015f ticaretteki pay\u0131 daha da artacakt\u0131r. AET\/AB\u2019nin mal ticareti i\u00e7indeki pay\u0131 1980\u2019lerde de belirgin bir bi\u00e7imde artm\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 y\u0131llarda, petrol fiyatlar\u0131ndaki dalgalanmalar nedeniyle Ortado\u011fu \u00fclkelerinin d\u0131\u015f ticaretteki paylar\u0131nda meydana gelen d\u00fc\u015f\u00fc\u015f de ayn\u0131 derecede \u00e7arp\u0131c\u0131d\u0131r. 1973-74 y\u0131llar\u0131nda ya\u015fanan petrol fiyatlar\u0131ndaki patlamadan sonra, T\u00fcrkiye\u2019nin b\u00f6lgeden yapt\u0131\u011f\u0131 ithalat\u0131n de\u011ferinde de m\u00fcthi\u015f bir art\u0131\u015f meydana geldi.5 1980\u2019lere kadar T\u00fcrkiye, \u00f6demeler dengesindeki a\u00e7\u0131\u011f\u0131, Ortado\u011fu\u2019nun petrol \u00fcreten \u00fclkelerine yapt\u0131\u011f\u0131 g\u0131da ve mamul madde ihracat\u0131n\u0131 artt\u0131rarak kapatmaktayd\u0131. Bu etki, 1979 \u0130ran Devrimi\u2019nin sonras\u0131nda meydana<br \/>\ngelen petrol fiyatlar\u0131ndaki art\u0131\u015ftan sonra daha da g\u00fc\u00e7lendi. 1980-88 y\u0131llar\u0131 aras\u0131ndaki \u0130ran-Irak sava\u015f\u0131 s\u0131ras\u0131nda, her iki \u00fclke de transit ge\u00e7i\u015f yolu ve ithalat kayna\u011f\u0131 olarak T\u00fcrkiye\u2019ye a\u015f\u0131r\u0131 derecede ba\u011f\u0131ml\u0131yd\u0131. Fakat, 1980\u2019lerin sonlar\u0131na kadar, petrol fiyatlar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015fmesi ve Basra K\u00f6rfezindeki eski ticaret yollar\u0131n\u0131n tekrar faaliyete ge\u00e7mesiyle bu trendler tersine d\u00f6nd\u00fc. A\u011fustos 1990\u2019da Kuveyt\u2019i i\u015fgal etmesinin akabinde Irak\u2019a uygulanan yapt\u0131r\u0131mlar, T\u00fcrkiye\u2019nin Ortado\u011fu\u2019ya yapt\u0131\u011f\u0131 ihracat\u0131 daha da d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc. T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f ticaret ak\u0131\u015f\u0131ndaki en son ve belki de en problematik etken \u201cdo\u011fu Avrupa\u201dd\u0131r.1981 rakamlar\u0131n\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi gibi, T\u00fcrkiye ile Sovyetler Birli\u011fi aras\u0131ndaki ticaret, co\u011frafi yak\u0131nl\u0131klar\u0131 ve ekonomilerinin bir \u00f6l\u00e7\u00fcdeki tamamlayac\u0131l\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011funda, ola\u011fan\u00fcst\u00fc d\u00fc\u015f\u00fck kalm\u0131\u015ft\u0131r. 1990\u2019a kadar, siyasi gerilimler azal\u0131p da Ba\u015fkan Mikhail Gorba\u00e7ov Sovyet ekonomisini yeniden yap\u0131land\u0131rmaya giri\u015fince, iki \u00fclke aras\u0131ndaki ticaret hacmi, T\u00fcrkiye\u2019nin toplam ticareti i\u00e7indeki pay\u0131 \u00e7ok belirgin bir bi\u00e7imde etkilenmese de, artmaya ba\u015flad\u0131. 1990 ve 1996 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda, bu ticaret ivme kazand\u0131. Fakat, as\u0131l etkileyeci de\u011fi\u015fim, s\u0131k s\u0131k dikkat \u00e7eken ama bir t\u00fcrl\u00fc ger\u00e7ek miktar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fclemeyen bavul ticaretindeki patlama arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ya\u015fand\u0131. Merkez Bankas\u0131, 1996\u2019da ba\u015flayan bavul ticaretinin toplam de\u011ferinin 3,4 milyar dolara ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131, 1998\u2019de 3,7 milyar dolara d\u00fc\u015fmeden \u00f6nce de 1997\u2019de 5,8 milyar dolara \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 tahmin etmektedir. Tablo 2\u2019deki rakamlar\u0131n da g\u00f6sterdi\u011fi gibi bu miktarlar\u0131n % 90\u2019\u0131 eski Sovyetler Birli\u011fi \u00fclkelerine, % 10\u2019u ise di\u011fer Do\u011fu Avrupa \u00fclkelerine ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. Bavul ticaretinin % 75\u2019inin Rusya Federasyonuna yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131l\u0131rsa, 1998\u2019de yakla\u015f\u0131k 4,1 milyar $\u2019l\u0131k T\u00fcrk mal\u0131 sat\u0131n alan Rusya\u2019n\u0131n, 5,4 milyar $\u2019l\u0131k Almanya pazar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, T\u00fcrkiye\u2019nin en b\u00fcy\u00fck<br \/>\nihracat pazar\u0131 olarak Almanya\u2019ya rakip oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>D\u0131\u015f ticaretin hacmi ve ak\u0131\u015f\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f ekonomik ili\u015fkilerinin d\u0131\u015f politika \u00fczerinde \u00f6nemli etkisi oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen di\u011fer unsurlar\u0131, yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar, d\u0131\u015f bor\u00e7lar ve enerji kaynaklar\u0131d\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019deki do\u011frudan yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar 1980\u2019li y\u0131llarda \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde artm\u0131\u015f olmas\u0131na kar\u015f\u0131n, T\u00fcrk ekonomisinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc ve dinamizmi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011funda bu miktar yine de d\u00fc\u015f\u00fck kalm\u0131\u015ft\u0131r. Do\u011frudan yat\u0131r\u0131mlar 1980\u2019de 35 milyon $ d\u00fczeyindeyken, 1997\u2019de 1 milyar $\u2019a \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.7 Bu rakam yine de T\u00fcrkiye\u2019nin 1997 GSMH\u2019sinin yaln\u0131zca % 0.5\u2019ine tekab\u00fcl etmektedir. Halbuki kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmal\u0131 rakamlara bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, \u00f6rne\u011fin \u0130ngiltere\u2019nin 1995\u2019teki yabanc\u0131 do\u011frudan yat\u0131r\u0131mlar\u0131n\u0131n GSMH\u2019sinin % 2.9\u2019u olarak ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu orana T\u00fcrkiye\u2019de ula\u015f\u0131lmas\u0131 durumunda yabanc\u0131 sermaye ak\u0131\u015f\u0131 y\u0131ll\u0131k yakla\u015f\u0131k 5.8 milyar $ seviyesine \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Portf\u00f6y yat\u0131r\u0131mlar\u0131 do\u011frudan sermaye yat\u0131r\u0131mlar\u0131na g\u00f6re \u00e7ok daha y\u00fcksek olmas\u0131na kar\u015f\u0131n, \u0130MKB\u2019deki d\u00f6nemsel y\u00fckseli\u015f ve d\u00fc\u015f\u00fc\u015fler nedeniyle rakamlar \u00e7ok istikrars\u0131zd\u0131r. Ayr\u0131ca, her iki yat\u0131r\u0131m rakamlar\u0131 da h\u00fck\u00fcmetin ve \u00f6zel bankalar\u0131n k\u0131sa d\u00f6nem bor\u00e7lanma gerekleri nedeniyle k\u00fc\u00e7\u00fclmektedir. 1998\u2019in ilk dokuz ay\u0131nda k\u0131sa d\u00f6nem bor\u00e7lanmalardaki net art\u0131\u015f yakla\u015f\u0131k 4.6 milyar $ d\u00fczeyinde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.9 \u00d6zel yat\u0131r\u0131mlar\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu OECD \u00fclkeleri taraf\u0131ndan ger\u00e7ekle\u015ftirilmektedir. 1997\u2019nin Ocak ve May\u0131s aylar\u0131 aras\u0131nda onaylanan toplam yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar\u0131n % 90\u2019\u0131 -portf\u00f6y yat\u0131r\u0131mlar\u0131 da dahil olmak \u00fczere- bu \u00fclkelerden gelmi\u015ftir (AB\u2019nin % 70, ABD\u2019nin %14 ve Japonya\u2019n\u0131n % 1.5\u2019lik paylar\u0131 dahil). Halbuki sermaye kayna\u011f\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen Ortado\u011fu\u2019nun toplam yat\u0131r\u0131mlar i\u00e7indeki pay\u0131 yaln\u0131zca % 4.5\u2019tir.10 \u0130\u015fin ilgin\u00e7 yan\u0131, T\u00fcrk \u015firketleri ve i\u015fadamlar\u0131 d\u0131\u015farda \u00f6nemli yat\u0131r\u0131mlar yaparak, T\u00fcrkiye\u2019yi hem sermaye ithal eden hem de ihra\u00e7 eden bir \u00fclke haline getirmi\u015flerdir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin 1998\u2019deki toplam faiz geliri, resmi verilere g\u00f6re, 4.8 milyar $\u2019l\u0131k sermaye \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 2.5 milyar $ d\u00fczeyinde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir.11\u00a0 T\u00fcrkiye\u2019nin toplam d\u0131\u015f borcu, tedricen artarak Eyl\u00fcl 1998\u2019de 100.9 milyar $\u2019a ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu rakam o y\u0131lki GSMH\u2019nin yakla\u015f\u0131k % 49\u2019una e\u015fittir. Fakat bu s\u00fcrd\u00fcr\u00fclebilir bir durum olup T\u00fcrkiye 1970\u2019lerin sonunda ya\u015fanan krizden beri bor\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00f6demede zorluk ya\u015famam\u0131\u015ft\u0131r. Eyl\u00fcl 1998 itibariyle toplam d\u0131\u015f bor\u00e7 stokunun % 73.1\u2019ini orta ve uzun vadeli bor\u00e7lar olu\u015fturmu\u015ftur. Bu bor\u00e7 toplam\u0131n\u0131 kredi veren \u00fclkeler aras\u0131nda kesin bir bi\u00e7imde payla\u015ft\u0131rmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011filse de resmi rakamlar \u00e7ok tarafl\u0131 uluslararas\u0131 kurulu\u015flarla (IMF, D\u00fcnya Bankas\u0131 ve \u00e7e\u015fitli AB organlar\u0131) di\u011fer resmi kurulu\u015flar\u0131n (h\u00fck\u00fcmetler ve di\u011fer resmi mali kurulu\u015flar) sa\u011flad\u0131klar\u0131 kredilerin toplam bor\u00e7 stoku i\u00e7indeki pay\u0131n\u0131n % 16\u2019ya tekab\u00fcl etti\u011fini g\u00f6stermektedir. Bor\u00e7 toplam\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fik para birimleri aras\u0131ndaki da\u011f\u0131l\u0131m\u0131 da g\u00fcvenilir bir rehber olmayacakt\u0131r \u00e7\u00fcnk\u00fc ABD d\u0131\u015f\u0131nda bir\u00e7ok kredi veren \u00fclke de ABD Dolar\u0131 cinsinden bor\u00e7 vermektedir. Buna kar\u015f\u0131n toplam borcun % 33.2\u2019si ABD Dolar\u0131, % 35.4\u2019\u00fc Alman Mark\u0131, % 19.4\u2019\u00fc de Japon Yen\u2019i cinsindendir12. T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011funun Bat\u0131l\u0131 ya da Japon mali kurulu\u015flar\u0131na oldu\u011fu gayet a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Sermaye giri\u015finin \u00e7o\u011funlu\u011funu ticari bor\u00e7lanma olu\u015fturmaktad\u0131r. D\u0131\u015f yard\u0131m miktar\u0131 ise \u00e7ok c\u00fczidir. Eyl\u00fcl 1998\u2019deki bor\u00e7 stokunun yaln\u0131zca % 7.9\u2019u D\u00fcnya Bankas\u0131, Uluslararas\u0131 Kalk\u0131nma Birli\u011fi, Uluslararas\u0131 Finans Kurumu ve AB organlar\u0131n\u0131n sa\u011flad\u0131klar\u0131 kredilerden olu\u015fmaktad\u0131r. Bu orana, \u0130slam Kalk\u0131nma Bankas\u0131\u2019n\u0131n % 0.23\u2019l\u00fck pay\u0131 da dahildir.13 B\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131 ABD\u2019den sa\u011flanan d\u0131\u015f yard\u0131m 1950\u2019lerde T\u00fcrk ekonomisini destekleyen \u00f6nemli bir unsur olmas\u0131na kar\u015f\u0131n14 bu durum uzun bir s\u00fcreden beri kesintiye u\u011fram\u0131\u015ft\u0131r. Bunun nedeni k\u0131smen T\u00fcrk ekonomisinin g\u00fc\u00e7lenmesi k\u0131smen de So\u011fuk Sava\u015f\u2019\u0131n bitmesiyle ABD ve di\u011fer Bat\u0131l\u0131 devletlerin askeri yard\u0131m konusundaki isteksizlikleridir. AB ve<br \/>\nT\u00fcrkiye aras\u0131ndaki ili\u015fkilerde ya\u015fanan sorunlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturulmas\u0131yla T\u00fcrkiye bir kez daha ald\u0131\u011f\u0131 d\u0131\u015f yard\u0131m miktar\u0131n\u0131 artt\u0131rabildi. G\u00fcmr\u00fck Birli\u011fi uyar\u0131nca, T\u00fcrkiye\u2019ye be\u015f y\u0131ll\u0131k bir d\u00f6nemi kapsayan 495 milyon $ tutar\u0131nda b\u00fct\u00e7e yard\u0131m\u0131na ek olarak AB\u2019nin g\u00f6zden ge\u00e7irilmi\u015f Akdeniz Politikas\u0131 \u00e7er\u00e7evesindeki fonlar\u0131ndan yararlanma s\u00f6z\u00fc verildi. T\u00fcrkiye\u2019nin rekabet g\u00fcc\u00fcn\u00fc artt\u0131rmaya y\u00f6nelik Avrupa Yat\u0131r\u0131m Bankas\u0131\u2019ndan sa\u011flanan yard\u0131mlarla birlikte AB\u2019nin vaat etti\u011fi toplam yard\u0131m\u0131n tutar\u0131 2.3 milyar $ ile 2.4 milyar aras\u0131nda de\u011fi\u015fmektedir.15 Bu yard\u0131mlar\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi halinde T\u00fcrkiye\u2019nin d\u0131\u015f \u00f6demeler dengesinde k\u00f6kl\u00fc de\u011fi\u015fiklikler meydana gelecektir. Bu fonlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 Yunanistan\u2019\u0131n vetosuyla engellenmektedir.16 Bu cephede ne olursa olsun AB art\u0131k<br \/>\nayr\u0131cal\u0131kl\u0131 kredi ve hibe kayna\u011f\u0131 olarak ABD\u2019ye yeti\u015fmi\u015f g\u00f6z\u00fckmektedir. Son olarak, T\u00fcrkiye\u2019nin enerji gereksinimleri de -\u00f6zellikle do\u011fal gaz ve elektrik- d\u0131\u015f politika \u00fczerinde \u00f6nemli etkileri olabilecek sorunlar aras\u0131nda say\u0131lmal\u0131d\u0131r. 1990 ve 1997 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda, T\u00fcrkiye\u2019nin toplam enerji talebi y\u0131lda ortalama % 10 civar\u0131nda artm\u0131\u015ft\u0131r. 1998 y\u0131l\u0131nda T\u00fcrkiye\u2019nin toplam enerji t\u00fcketimi g\u00fcnl\u00fck 1.64 milyon varil petrol e\u015fde\u011ferine ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu miktar\u0131n % 62\u2019si ithal edilmi\u015ftir. T\u00fcrkiye g\u00fcvenilir ham petrol kaynaklar\u0131 bulma gereksinimi i\u00e7inde olsa da, d\u00fcnya petrol piyasas\u0131n\u0131n \u015fimdiki ve yak\u0131n gelecekteki durumu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduruldu\u011funda bu gereksinimin ciddi siyasi sorunlar ortaya \u00e7\u0131karmayaca\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Do\u011fal gaz da de\u011fi\u015fik bir durum arz etmektedir. Do\u011fal gaz\u00a0 s\u0131v\u0131la\u015ft\u0131r\u0131larak tankerlerle ta\u015f\u0131nabilmesine kar\u015f\u0131n boru hatlar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla do\u011frudan \u00fcreticiden al\u0131nmas\u0131 \u00e7ok daha ekonomiktir. Bu durum, do\u011fal gaz sa\u011flayan ve boru hatt\u0131n\u0131n ge\u00e7ti\u011fi \u00fclkelere siyasi ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131k yarat\u0131r. Bu etkenin T\u00fcrkiye a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemi, T\u00fcrkiye\u2019nin \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131 gaz kaynaklar\u0131na sahip olmas\u0131ndan (mevcut t\u00fcketimin sadece % 3\u2019\u00fc) ve talebin h\u0131zla artmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. \u015eimdiye kadar, \u0130stanbul, Bursa, \u0130zmir ve Ankara gibi ba\u015fl\u0131ca \u015fehirler do\u011fal gaz a\u011f\u0131na ba\u011fland\u0131lar. Ba\u015fka bir\u00e7ok \u015fehrin de bu illeri takip etmesi beklenmektedir. Do\u011fal gaz ayr\u0131ca, enerji santralleriyle end\u00fcstride \u00e7evreyi kirletmedi\u011fi i\u00e7in gitgide artan bir bi\u00e7imde kullan\u0131lmaktad\u0131r. Do\u011fal gaz t\u00fcketimi, 1988\u2019deki 1.2 milyar metrek\u00fcpten 1996\u2019da 7.9 milyar metrek\u00fcpe \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. 1996\u2019daki toplam t\u00fcketiminin % 71\u2019i Bulgaristan\u2019dan ge\u00e7en bir boru hatt\u0131yla Rusya\u2019dan ithal edilmi\u015f, kalan miktar ise ya s\u0131v\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f do\u011fal gaz (SDG) olarak ithal edilmi\u015f ya da i\u00e7te \u00fcretilmi\u015ftir. 2010 y\u0131l\u0131na kadar t\u00fcketimin 53 milyar metrek\u00fcpe kadar \u00e7\u0131kmas\u0131 beklenmektedir. Planlanm\u0131\u015f do\u011fal gaz ithalat kaynaklar\u0131 Tablo 3\u2019te g\u00f6sterilmi\u015ftir. Zaman i\u00e7ersinde, T\u00fcrkiye Rusya\u2019ya olan ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 azaltmay\u0131 ve yerine boru hatt\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u0130ran, Irak ve T\u00fcrkmenistan\u2019\u0131, SDG arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla da ba\u015fka \u00fclkeleri ge\u00e7irmeyi planlamaktad\u0131r. Bu planlarda hedeflenen y\u0131ll\u0131k 81.9 milyar metrek\u00fcpl\u00fck toplam arz miktar\u0131, beklenen talebin \u00e7ok \u00fczerinde olmakla birlikte, yetkililer planlar\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmeme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak talebin mevcut tahminlerin \u00e7ok \u00fczerinde kalabilece\u011fini de d\u00fc\u015f\u00fcnmekteler.<\/p>\n<p>1993&#8217;ten sonra, Bak\u00fc-Ceyhan petrol boru hatt\u0131 se\u00e7ene\u011finin ortaya<br \/>\nat\u0131lmas\u0131 yaln\u0131zca T\u00fcrkiye&#8217;nin enerji talebini etkilemekle kalmad\u0131 ayn\u0131 zamanda, \u00fcretim b\u00f6lgeleri aras\u0131ndaki transit ge\u00e7i\u015f y\u00f6n\u00fc olarak uluslararas\u0131 enerji \u00e7evrelerindeki potansiyel rol\u00fcn\u00fc de etkiledi. Bu bak\u0131mdan, \u00e7ok tart\u0131\u015f\u0131lan bu konuda, fiziki olarak \u00e7ok az \u015fey yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bak\u00fc-Ceyhan hatt\u0131n\u0131n yap\u0131m\u0131 projenin y\u00fcksek maliyeti ve daha ucuz se\u00e7eneklerin bulunmas\u0131 nedeniyle ask\u0131ya al\u0131nm\u0131\u015f durumdad\u0131r. Bu se\u00e7eneklerden biri de boru hatt\u0131n\u0131n \u0130ran \u00fczerinden ge\u00e7erek Basra K\u00f6rfezine uzat\u0131lmas\u0131d\u0131r. Bu proje, ABD&#8217;nin \u0130ran \u00fczerindeki yapt\u0131r\u0131mlar\u0131 nedeniyle se\u00e7enekler aras\u0131ndan \u00e7\u0131kart\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye \u00fczerinden ge\u00e7ecek bir boru hatt\u0131 ile Hazar havzas\u0131 ve Akdeniz<br \/>\naras\u0131nda ba\u011flant\u0131 kurulmas\u0131na y\u00f6nelik planlara ili\u015fkin belirsizlik bulunmas\u0131na kar\u015f\u0131n, do\u011fal gaz boru hatlar\u0131na y\u00f6nelik projeler \u00e7ok daha belirgin bir durum arz etmektedir. T\u00fcrkiye&#8217;de g\u00f6zard\u0131 edilemeyecek bir do\u011fal gaz talebi bulunmas\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra, b\u00fcy\u00fck miktarlardaki do\u011fal gaz\u0131n ta\u015f\u0131nmas\u0131ndaki en ekonomik yol da boru hatlar\u0131d\u0131r. Rusya ve \u0130ran&#8217;dan olmak \u00fczere iki olas\u0131 do\u011fal gaz boru hatt\u0131 bir sonraki b\u00f6l\u00fcmde ayr\u0131ca irdelenecektir. Orta Avrupa \u00fclkelerine T\u00fcrkmen do\u011fal gaz\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yaca\u011f\u0131 i\u00e7in, T\u00fcrkmenistan&#8217;la T\u00fcrkiye aras\u0131nda bir boru hatt\u0131 in\u015fa edilmesini \u00f6ng\u00f6ren \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc proje ise Bak\u00fc-Ceyhan projesine benzer ululararas\u0131 etkilere sahip bulunmaktad\u0131r. 1999&#8217;un ba\u015flar\u0131nda imzalanan anla\u015fmalar uyar\u0131nca, General Electric ve Bechtel firmalar\u0131n\u0131 birle\u015ftiren ABD&#8217;li PSG konsorsiyumu, 2.5 milyar $&#8217;a tutar\u0131ndaki, Hazar Denizi&#8217;nin alt\u0131 ile<br \/>\nAzerbaycan ve G\u00fcrcistan&#8217;dan ge\u00e7ecek olan 2000 km&#8217;lik hatt\u0131n in\u015fas\u0131nda, T\u00fcrkiye&#8217;nin devlet boru hatt\u0131 kurulu\u015fu BOTA\u015e&#8217;a kat\u0131lacakt\u0131. Nihai olarak 30 milyar metrek\u00fcpe ula\u015facak ak\u0131m\u0131n 16 milyar metrek\u00fcp\u00fc T\u00fcrkiye&#8217;de kullan\u0131lacak kalan miktar ise orta Avrupa&#8217;ya verilecekti. E\u011fer bu proje ile Bak\u00fc-Ceyhan ger\u00e7ekle\u015fseydi, T\u00fcrkiye petrol ve do\u011fal gaz\u0131n \u00f6nemli bir transit ge\u00e7i\u015f g\u00fczergah\u0131 haline gelecekti.<\/p>\n<p><strong>Ekonomik Ba\u011flant\u0131lar ve D\u0131\u015f Politika \u00dczerindeki Etkileri<\/strong><\/p>\n<p>Yukar\u0131da an\u0131lan \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeleri, makul ve g\u00fcvenilir siyasi \u00e7\u00f6z\u00fcmlemelere d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek bir \u00f6l\u00e7\u00fcde zor olacakt\u0131r. Ayr\u0131ca, genel metodolojik sorunlara da dikkat \u00e7ekmek gerekir. Bu sorunlar &#8220;bayrak m\u0131 ticareti yoksa ticaret mi bayra\u011f\u0131 takip eder&#8221; sorusuyla \u00f6zetlenebilir. Bu sorunu daha bilimsel bir \u00e7er\u00e7eveye oturtmak gerekirse, h\u00fck\u00fcmetler iyi siyasi ili\u015fkilere ve yak\u0131nl\u0131klara sahip olduklar\u0131 \u00fclkelerle mi yak\u0131n ekonomik ili\u015fki kurarlar (&#8220;siyasi \u00e7\u0131kar&#8221; yakla\u015f\u0131m\u0131) yoksa ekonomik ba\u011flant\u0131lar ve ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar siyasi ili\u015fki sonucu mu olu\u015furlar (&#8220;ekonomik \u00e7\u0131kar&#8221; yakla\u015f\u0131m\u0131)? Politik ve ekonomik etkenler uyumlu mudur -yani, ayn\u0131 siyasi sonu\u00e7lara m\u0131 yol a\u00e7arlar- yoksa uyumsuz mudur?<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin yak\u0131n tarihi, \u00f6zellikle So\u011fuk Sava\u015f d\u00f6neminde siyasi<br \/>\nnedenlerle SSCB ile \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131 ekonomik ili\u015fki i\u00e7inde olan T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f ekonomik ili\u015fkilerinde siyasi \u00e7\u0131kar yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131n a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r. Di\u011fer yandan, So\u011fuk Sava\u015f\u0131n sona ermesi ve 1990&#8217;lar\u0131n ba\u015flar\u0131nda ba\u015flayan ekonomik globalle\u015fme ve liberalle\u015fme, gelece\u011fin d\u0131\u015f ekonomik ili\u015fkilerini, devlet politikalar\u0131ndan \u00e7ok i\u015fadamlar\u0131n\u0131n ve t\u00fcketicilerin bireysel kararlar\u0131na ba\u011fl\u0131 hale getirdi. Bu son g\u00f6zlem ayn\u0131 zamanda, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz uluslararas\u0131 ortam\u0131nda, uluslararas\u0131 akt\u00f6rler olarak egemen devletlerin \u00f6zellikle ekonomik alanda, eskiden sahip olduklar\u0131 tekel konumunu yitirdiklerine ili\u015fkin bir uyar\u0131y\u0131 da i\u00e7ermektedir. \u00c7ok tarafl\u0131 ve uluslararas\u0131 \u00f6rg\u00fctler ve kurulu\u015flar, \u00fcye devletlerin gerek i\u00e7 gerekse de d\u0131\u015f ekonomik politikalar\u0131n\u0131 y\u00fcr\u00fct\u00fcrken ba\u011f\u0131ms\u0131z ve otar\u015fik karar alma g\u00fc\u00e7lerini s\u0131n\u0131rland\u0131rmaktad\u0131r. \u00c7ok uluslu \u015firketler, i\u015f \u00e7evreleri hatta tek tek i\u015fadamlar\u0131 devlet politikalar\u0131na bakmaks\u0131z\u0131n kendi g\u00fcndemlerini takip edebilmekte ve bu politikalar\u0131n belirlenmesinde \u00f6nemli etkileri olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu methodolojik sorunlar\u0131 dikkate alarak makalenin di\u011fer b\u00f6l\u00fcmlerinde, T\u00fcrkiye\u2019nin \u00fc\u00e7 \u00f6nemli alandaki ekonomik \u00e7\u0131karlar\u0131 ve gelecekteki ili\u015fkileri de\u011ferlendirilmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lacak. Bu alanlar: OECD \u00fclkeleri, \u00f6zellikle ABD ve AB ile Bat\u0131l\u0131 finansal kurulu\u015flar; Rusya, Karadeniz devletleri ve Orta Asya cumhuriyetleri; Ortado\u011fu (\u0130srail dahil) ve di\u011fer M\u00fcsl\u00fcman \u00fclkeler. OECD \u00dclkeleri, AB ve Bat\u0131l\u0131 Mali Kurulu\u015flar So\u011fuk Sava\u015f\u2019\u0131n sona ermesine ve Refah Partisi\u2019nin -art\u0131k Fazilet Partisi y\u00fckseli\u015fiyle vurgulanan \u0130slami de\u011ferlerin \u00f6ne \u00e7\u0131kmas\u0131na ra\u011fmen T\u00fcrkiye\u2019nin hala Bat\u0131l\u0131 \u00fclkelerle ve Japonya ve G\u00fcney Kore gibi do\u011fu Asya \u00fclkeleriyle iyi ili\u015fkilerini korumakta \u00f6nemli \u00e7\u0131kar\u0131 bulunmaktad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019nin ticari ili\u015fkilerinin \u00fc\u00e7te ikiye yak\u0131n\u0131 bu \u00fclkelerledir.19 Ayr\u0131ca, sermaye giri\u015fi ve<br \/>\nbor\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00f6demek veya d\u00f6nd\u00fcrmek i\u00e7in bu \u00fclkelere bir hayli ba\u011f\u0131ml\u0131d\u0131r. \u0130slamc\u0131 liderler bile bu durumu kabullenmek zorunda kalm\u0131\u015flard\u0131r. 1996-97 Erbakan H\u00fck\u00fcmeti\u2019nin uygulamalar\u0131n\u0131n da g\u00f6sterdi\u011fi gibi, bu t\u00fcr liderler kendilerini i\u00e7 siyasi yelpazeden farkl\u0131 k\u0131lmak i\u00e7in b\u00f6yle demagojik s\u00f6ylemler i\u00e7ine girebilmekte ama a\u011f\u0131r ve kabul edilemez ekonomik maliyetinden dolay\u0131 T\u00fcrkiye\u2019nin Bat\u0131yla ba\u011flar\u0131n\u0131 koparmay\u0131 g\u00f6ze alamamaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye\u2019nin AB ile ili\u015fkileri, en karma\u015f\u0131k ve ihtilafl\u0131 konulardan biridir. Yine genel kabul g\u00f6rmektedir ki AB ile ili\u015fkilerin g\u00fcd\u00fcs\u00fc ne tam \u00fcye olma hedefine ula\u015fmak ne de ekonomik \u00e7\u0131karlard\u0131r. Bu ili\u015fkilerdeki ba\u015fl\u0131ca motivasyon kayna\u011f\u0131, Bat\u0131n\u0131n refah seviyesine ya da mali yard\u0131m olanaklar\u0131na ula\u015fmaktan \u00e7ok, T\u00fcrkiye\u2019yi Bat\u0131l\u0131 demokratik uluslar toplulu\u011funun sayg\u0131n bir \u00fcyesi yapmaya y\u00f6nelik \u201cKemalist hedef\u201dtir.<\/p>\n<p>Yine de ekonomik g\u00fcd\u00fcler de, T\u00fcrkiye\u2019nin AB\u2019ye tam \u00fcye olma hedefini g\u00fc\u00e7lendirmede \u00f6nemli rol oynamaktad\u0131r. G\u00fcmr\u00fck birli\u011fi sayesinde T\u00fcrkiye, sanayi \u00fcr\u00fcnlerini g\u00fcmr\u00fcks\u00fcz ve kotas\u0131z olarak AB pazar\u0131na sokma ve en az\u0131ndan ilke olarak ekonomik yard\u0131mdan yararlanma hakk\u0131 elde etmi\u015ftir. Tam \u00fcyelikle birlikte, tar\u0131m \u00fcr\u00fcnlerinin ve i\u015fg\u00fcc\u00fcn\u00fcn serbest dola\u015f\u0131m\u0131n\u0131n yan\u0131 s\u0131ra AB\u2019nin tar\u0131msal destek fonlar\u0131ndan yararlanma hakk\u0131 elde edecektir. Ayr\u0131ca bu politikalar\u0131 olu\u015fturan organlara da kat\u0131labilecektir. AB a\u00e7\u0131s\u0131ndan T\u00fcrkiye\u2019yi tam \u00fcyeli\u011fe kabul etmenin mali k\u00fclfeti, mevcut \u015fartlarda ve i\u015fg\u00fcc\u00fcn\u00fcn serbest dola\u015f\u0131m\u0131yla ilgili olarak ortaya \u00e7\u0131kacak sorunlar nedeniyle \u00fcyeli\u011fi kabul etmemeye y\u00f6nelik en \u00f6nemli gerek\u00e7eleri olu\u015fturmaktad\u0131r. T\u00fcrkiye ile AB aras\u0131ndaki ili\u015fkiler ekonomik \u00e7\u0131kardan \u00e7ok siyasi \u00e7\u0131kar yakla\u015f\u0131m\u0131yla a\u00e7\u0131klansa da, her iki fakt\u00f6r de birbiriyle ili\u015fkilidir ve birbirlerini kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak g\u00fc\u00e7lendirmektedir.<\/p>\n<p>Yunan ve K\u0131br\u0131s Rum sorununa da mutlaka dikkat g\u00f6sterilmelidir \u00e7\u00fcnk\u00fc bu konu, ekonomik etkenden \u00e7ok siyasi etkenlerle ilgilidir. E\u011fer ekonomik m\u00fclahazalar d\u0131\u015f politikada \u00f6ncelikli belirleyiciler olsayd\u0131, T\u00fcrkiye 1974&#8217;te K\u0131br\u0131s&#8217;a m\u00fcdahalede bulunmayaca\u011f\u0131 gibi iki \u00fclke aras\u0131ndaki uzla\u015fmazl\u0131klar da \u00e7oktan \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fmu\u015f olurdu. Yunanistan&#8217;\u0131n engellemelerinin ortadan kalkmas\u0131, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ticaretin geli\u015fmesinin d\u0131\u015f\u0131nda, T\u00fcrkiye&#8217;nin AB ve ABD ile ili\u015fkilerinde siyasi ve ekonomik rahatlamaya yol a\u00e7acakt\u0131r. \u00d6zellikle ihtilafl\u0131 Ege denizinde, turizmin her iki taraf i\u00e7in de ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6nem nedeniyle dostane ve istikrarl\u0131 ili\u015fkilerin tesisi daha da \u00f6nem kazanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Siyasi ve ekonomik g\u00fcd\u00fcler aras\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck uyum g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde<br \/>\nbulunduruldu\u011funda, T\u00fcrkiye ile ABD aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde AB T\u00fcrkiye ili\u015fkileriyle benzerlik ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Fakat, baz\u0131 farkl\u0131 noktalar da bulunmaktad\u0131r. ABD y\u00f6netimlerinin \u00e7o\u011fu, T\u00fcrkiye&#8217;nin \u00f6zellikle Ortado\u011fu&#8217;daki stratejik konumuna AB \u00fcyesi devletlerden \u00e7ok daha fazla \u00f6nem atfetmi\u015ftir. AB, Yunan h\u00fck\u00fcmetleriyle u\u011fra\u015fmak zorunda kalsa da g\u00fc\u00e7l\u00fc T\u00fcrk kar\u015f\u0131t\u0131 lobiler Washington&#8217;da, Br\u00fcksel&#8217;den daha fazla siyasi olarak etkilidirler. Yine, ABD h\u00fck\u00fcmetleri, T\u00fcrkiye&#8217;yi kendi ekonomik alanlar\u0131na kabul etme karar\u0131 verme durumuyla y\u00fcz y\u00fcze gelmemi\u015flerdir. 1980&#8217;lerde, Ba\u015fbakan \u00d6zal, ABD ile T\u00fcrkiye aras\u0131nda serbest ticaret anla\u015fmas\u0131 yap\u0131lmas\u0131 fikrini ortaya att\u0131. Bu \u00f6neriden vazge\u00e7ilmi\u015f g\u00f6z\u00fckmekle birlikte, e\u011fer T\u00fcrkiye&#8217;ye, AB ile ili\u015fkilerinde g\u00fcmr\u00fck<br \/>\nbirli\u011finden fazla se\u00e7enekler sunulmazsa (yani her iki taraf i\u00e7in de \u00f6nemli karar alma mekanizmalar\u0131na kat\u0131l\u0131m), \u00f6neri yeniden canland\u0131r\u0131labilir.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin di\u011fer OECD \u00fcyesi ticaret partnerleriyle ili\u015fkileri \u2013\u00f6zellikle Japonya&#8217;yla- bu \u00fclkelerin ihtilafl\u0131 b\u00f6lgelere olan co\u011frafi uzakl\u0131\u011f\u0131 nedeniyle, daha az sorun \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131 niteliktedir. Kamuoyu yoklamalar\u0131n\u0131n g\u00f6sterdi\u011fi gibi, T\u00fcrkler Japonlar hakk\u0131nda \u00e7ok olumlu d\u00fc\u015f\u00fcnmekte ve T\u00fcrkiye Japonya&#8217;y\u0131 do\u011frudan yat\u0131r\u0131m ve bor\u00e7 kayna\u011f\u0131 olarak g\u00f6rmektedir. Japonya&#8217;n\u0131n, T\u00fcrkiye&#8217;nin toplam ithalat\u0131ndaki pay\u0131 % 4.5 civar\u0131nda olup toplam ihracat\u0131ndaki pay\u0131 ise yaln\u0131zca % 0.4&#8217;t\u00fcr.<\/p>\n<p>Japonya&#8217;n\u0131n di\u011fer \u00fclkelerle ticari ili\u015fkilerinde oldu\u011fu gibi, d\u0131\u015f<br \/>\nticaret dengesindeki Japonya lehine fazla, iki \u00fclke aras\u0131ndaki tek ciddi sorundur. Bat\u0131l\u0131 ve Japon mali kurulu\u015f ve \u00f6zel \u015firketleriyle ili\u015fkiler, T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f ekonomik ili\u015fki ve ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n \u00f6nemli bir par\u00e7as\u0131n\u0131 olu\u015fturmaktad\u0131r. Fakat bir yandan bu ili\u015fkilerle \u00e7\u0131karlar, di\u011fer yandan da d\u0131\u015f politika aras\u0131nda bir ba\u011flant\u0131 kurmak kolay olmamaktad\u0131r. Uluslararas\u0131 fon kurulu\u015flar\u0131, ticari bankalar ve \u00f6zel yat\u0131r\u0131mc\u0131lar, bir \u00fclkenin ekonomi politikas\u0131 ve genel ekonomik tutumundan, o \u00fclkenin d\u0131\u015f politikas\u0131ndan daha fazla etkilenmektedir. Di\u011fer bir deyi\u015fle, e\u011fer bir \u00fclke istikrarl\u0131 ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir i\u015f ortam\u0131 olu\u015fturmakta ba\u015far\u0131s\u0131z olmu\u015fsa o \u00fclkenin d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n ne kadar bat\u0131 yanl\u0131s\u0131 oldu\u011fu, uluslararas\u0131 banka ve i\u015f \u00e7evreleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan pek \u00f6nem ta\u015f\u0131mamaktad\u0131r. T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetleri, bir \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6zel sekt\u00f6re dinamizm ve esneklik kazand\u0131rsalar da ekonomik istikrar bak\u0131m\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a ba\u015far\u0131s\u0131z olmu\u015flard\u0131r. T\u00fcrk pazar\u0131yla ilgilenen bankerler ve i\u015fadamlar\u0131yla Londra&#8217;da yap\u0131lan g\u00f6r\u00fc\u015fmelerde, T\u00fcrkiye&#8217;ye yat\u0131r\u0131m yapmak isteyenleri cayd\u0131rabilecek etkenler aras\u0131nda siyasi istikrars\u0131zl\u0131k, y\u00fcksek oranl\u0131 enflasyon ve ekonomi politikalar\u0131ndaki belirsizlik say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yat\u0131r\u0131mc\u0131lar, \u0130slamc\u0131 veya Bat\u0131 kar\u015f\u0131t\u0131 bir h\u00fck\u00fcmetin siyasi y\u00f6netimi a\u00e7\u0131k\u00e7a ele almas\u0131n\u0131n yabanc\u0131 sermayeyi ka\u00e7\u0131raca\u011f\u0131n\u0131 dile getirseler de H\u00fck\u00fcmet&#8217;in d\u0131\u015f politikas\u0131ndan sorumlu g\u00f6revlileri konuyu pek \u00f6nemsememektedir.<\/p>\n<p>Bu t\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcncelerin yan\u0131 s\u0131ra, Devlet b\u00fcrokrasisindeki yetersizlikler ve yava\u015fl\u0131k ile \u00f6zelle\u015ftirmedeki belirsizlik, T\u00fcrkiye&#8217;deki do\u011frudan yabanc\u0131 yat\u0131r\u0131mlar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fck oranl\u0131 olmas\u0131n\u0131n nedenini a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<br \/>\nEkonomik \u00e7\u0131karlar -\u00f6zellikle, d\u0131\u015f bor\u00e7lar\u0131 \u00f6demek i\u00e7in daha fazla do\u011frudan yat\u0131r\u0131m \u00e7ekme ve yeni ihracat pazarlar\u0131 geli\u015ftirme ihtiyac\u0131- muhtemelen T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131n\u0131n belirlenmesinde \u00e7ok \u00f6nemli bir rol oynayacakt\u0131r. Fakat, ekonomik yakla\u015f\u0131mlar her zaman d\u0131\u015f politika sahnesinde \u00f6nem ta\u015f\u0131mamaktad\u0131r. \u00d6rne\u011fin Yunanistan ve Rumlarla ili\u015fkilerde durum b\u00f6yledir. Dolay\u0131s\u0131yla, OECD \u00fclkelerinin ve Bat\u0131l\u0131 mali kurulu\u015flar d\u0131\u015f politikada b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131maya devam edecektir.<\/p>\n<p>E\u011fer T\u00fcrkiye ile ABD aras\u0131nda bir serbest ticaret anla\u015fmas\u0131 imzalansayd\u0131 bu T\u00fcrkiye&#8217;nin toplam d\u0131\u015f ticaretinde ABD&#8217;nin pay\u0131n\u0131n artmas\u0131na yol a\u00e7abilirdi. Fakat, iki \u00fclke aras\u0131ndaki ticaret engelleri, tar\u0131m \u00fcr\u00fcnleri d\u0131\u015f\u0131nda, \u00e7ok y\u00fcksek olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu etki, \u00e7ok \u00e7arp\u0131c\u0131 olmayacakt\u0131.<\/p>\n<p>Rusya, Karadeniz Devletleri ve T\u00fcrki Cumhuriyetler T\u00fcrkiye&#8217;nin Rusya&#8217;yla ili\u015fkileri, siyasi ve ekonomik etkenler aras\u0131ndaki uyumsuzlu\u011fa \u00e7arp\u0131c\u0131 bir \u00f6rnek te\u015fkil etmektedir. Bu ili\u015fkiler ayn\u0131 zamanda, iki \u00fclke aras\u0131ndaki ticari ba\u011flant\u0131lar\u0131n h\u00fck\u00fcmetler taraf\u0131ndan planlanmaks\u0131z\u0131n nas\u0131l geli\u015febilece\u011finin de \u00f6rne\u011fini olu\u015fturur. Sovyet sonras\u0131 Rusya&#8217;yla T\u00fcrkiye aras\u0131ndaki ili\u015fkiler, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde T\u00fcrkiye&#8217;nin, Moskova&#8217;n\u0131n &#8220;yak\u0131n \u00e7evresi&#8221;nde, bir \u015fekilde eski Sovyet denetimini yeniden tesis etmeye \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131ndan duydu\u011fu endi\u015fe nedeniyle kolay olmamaktad\u0131r. Di\u011fer yandan, Ankara Moskova\u2019yla a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00e7at\u0131\u015fmaya girmeyi askeri risklerden daha \u00e7ok T\u00fcrkiye ile Rusya aras\u0131ndaki geli\u015fen ticaret hacmi nedeniyle g\u00f6ze alamamaktad\u0131r. Benzer hesaplar\u0131n di\u011fer taraf\u00e7a da yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. T\u00fcrkiye Rusya\u2019ya olan do\u011fal gaz ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 azaltmak istemektedir. Rusya taraf\u0131ndan sa\u011flanan gaz\u0131n oran\u0131 toplamdaki oran\u0131 d\u00fc\u015fse bile, al\u0131nan gaz miktar\u0131d\u0131r hala y\u00fcksektir. Arz kapasitesini artt\u0131rmak ve Bulgaristan \u00fczerinden ge\u00e7en mevcut g\u00fczergah\u0131 \u00e7e\u015fitlendirmek i\u00e7in, Karadeniz alt\u0131ndan ge\u00e7en ve \u201cMavi Ak\u0131m\u201d diye bilinen bir boru hatt\u0131 projesi in\u015fas\u0131 planlanmaktad\u0131r. Bu projenin yakla\u015f\u0131k 13.5 milyar dolara mal olmas\u0131 ve y\u0131lda 16 milyar metrek\u00fcp do\u011fal gaz ta\u015f\u0131mas\u0131 beklenmektedir. Uluslararas\u0131 hizmet ticaretinde, Rusya\u2019da T\u00fcrk firmalar\u0131n\u0131n \u00fcstlendi\u011fi m\u00fcteahhitlik i\u015flerinin 5 milyar dolara ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 kaydedilmektedir. Bu rakam, T\u00fcrk firmalar\u0131n\u0131, Rusya\u2019da faaliyet g\u00f6steren yabanc\u0131 firmalar aras\u0131nda birinci s\u0131raya yerle\u015ftirmektedir.<\/p>\n<p>Bu ba\u011flant\u0131lar her iki \u00fclkenin de kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 artt\u0131rmaktad\u0131r. T\u00fcrkiye\u2019nin di\u011fer Ba\u011f\u0131ms\u0131z Devletler Toplulu\u011fu (BDT) \u00fcyeleri ile ili\u015fkileri de\u011fi\u015fiktir. Ermenistan d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7biriyle aralar\u0131nda ihtilaf bulunmamakta, Azerbaycan ve Orta Asya\u2019daki T\u00fcrki \u201ckarde\u015f devletler\u201d \u00fczerinde n\u00fcfuz sahibi olmak istemektedir. Di\u011fer yandan, T\u00fcrkiye\u2019nin BDT ile olan ticaretinin %10\u2019u T\u00fcrki Cumhuriyetlerle ger\u00e7ekle\u015ftirilmesine kar\u015f\u0131n Rusya\u2019n\u0131n pay\u0131 % 55-60\u2019a tekab\u00fcl etmektedir.241990\u2019larda, T\u00fcrk H\u00fck\u00fcmetleri BDT ve Karadeniz devletleriyle daha yak\u0131n ili\u015fkileler tesis etmeyi ama\u00e7layan projeler geli\u015ftirdiler. \u00d6rne\u011fin Karadeniz Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi Projesi (KE\u0130) 1992\u2019de \u0130stanbul\u2019da ba\u015flat\u0131ld\u0131. Bu olu\u015fum T\u00fcrkiye\u2019nin yan\u0131 s\u0131ra t\u00fcm Karadeniz\u2019e k\u0131y\u0131da\u015f devletleri (Bulgaristan, Romanya, Moldova, Ukrayna, Rusya ve G\u00fcrcistan) ve Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan ve Yunanistan\u2019\u0131 kapsamaktad\u0131r. Kurumsal olarak KE\u0130 \u00e7er\u00e7evesinde, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcml\u00fc ba\u015fkanl\u0131k sistemiyle \u0130stanbul\u2019da bir sekreterya olu\u015fturulmu\u015f ve \u00fcye devletlerin d\u0131\u015fi\u015fleri bakanlar\u0131 d\u00fczeyinde y\u0131lda en az bir kez biraraya gelinmesi planlanm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015flevsel olarak, olu\u015fumun en \u00f6nemli organlar\u0131, Selanik\u2019te kurulan Karedeniz Ticaret ve Kalk\u0131nma Bankas\u0131 ile ticaret, sanayi ve ula\u015f\u0131ma ili\u015fkin \u00e7al\u0131\u015fma gruplar\u0131d\u0131r. Haziran 1992\u2019de \u00fcye devlet liderleri taraf\u0131ndan yay\u0131mlanan deklarasyona g\u00f6re, KE\u0130\u2019in ama\u00e7lar\u0131 \u201cticaretin \u00f6n\u00fcndeki her t\u00fcr engeli azaltmak ve gitgide ortadan kald\u0131rmak\u201d, ula\u015f\u0131m, enerji, madencilik ve turizm alanlar\u0131ndaki ortak projeleri geli\u015ftirmektir.25 KE\u0130\u2019e y\u00f6netilen ba\u015fl\u0131ca ele\u015ftiri, e\u011fer ama\u00e7 \u00fcye devletler aras\u0131ndaki ticareti geli\u015ftirmekse, bu zaten ola\u011fan pazar g\u00fc\u00e7leri arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla da geli\u015febilirdi \u015feklinde olacakt\u0131r. K\u00f6t\u00fcmserler, Azerbaycan ve T\u00fcrkiye, Ermenistan\u2019a ambargo uygularken ve Yunanistan ile T\u00fcrkiye s\u0131k s\u0131k kavgaya tutu\u015fuyorken, ekonomik i\u015fbirli\u011fi r\u00fcyas\u0131n\u0131n nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini merak edebilirler. Di\u011fer yandan, bakanlar d\u00fczeyindeki d\u00fczenli KE\u0130 toplant\u0131lar\u0131n\u0131n, aralar\u0131nda ihtilaf bulunan \u00fcyelerin sorunlar\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6zme zemini olarak kullan\u0131labilece\u011fini savunmak da olas\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin, Nisan 1997\u2019deki \u0130stanbul Zirvesi Ermenistan Devlet Ba\u015fkan\u0131 Levon Ter-Petrossian ile Azerbaycan Devlet Ba\u015fkan\u0131 Haydar Aliyev\u2019e bir tart\u0131\u015fma forumu sunmu\u015ftur.26 Bu t\u00fcr f\u0131rsatlar\u0131n da ortaya koydu\u011fu gibi, KE\u0130 projesi T\u00fcrkiye a\u00e7\u0131s\u0131ndan ekonomik oldu\u011fu kadar siyasi ama\u00e7 da ta\u015f\u0131maktad\u0131r. 1990\u2019lar\u0131n ba\u015flar\u0131nda, T\u00fcrkiye\u2019nin Orta Asya ve Azerbaycan\u2019daki rol\u00fcyle ilgili olarak, T\u00fcrklerin eski Sovyet-\u00c7in s\u0131n\u0131r\u0131na ve belki de \u00f6tesine kadar uzanan bir n\u00fcfuz b\u00f6lgesi olu\u015fturacaklar\u0131n\u0131 iddia eden bir\u00e7ok makale yaz\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Sonras\u0131nda, Rus g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yeniden canlanmas\u0131, T\u00fcrkiye\u2019deki i\u00e7 kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131klar ve Orta Asya devletlerinin kendi egemenliklerini ve kimliklerini tesis etmeye y\u00f6nelik isteklilikleri sonucu ger\u00e7ek yava\u015f yava\u015f ortaya \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131. Philip Robins\u2019in 1993\u2019te belirtti\u011fi gibi, T\u00fcrkiye&#8217;de &#8220;hayalci etnik dayan\u0131\u015fma&#8221; kavram\u0131ndan, \u00e7\u0131kar ili\u015fkisine dayanan yeni bir kavrama ge\u00e7i\u015f olmu\u015ftur. Fakat duygu ve \u00e7\u0131karlar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olmas\u0131 gerekmemektedir. E\u011fer T\u00fcrk i\u015fadamlar\u0131 ve H\u00fck\u00fcmetleri etnik ba\u011flardan esinlenmemi\u015f olsalard\u0131 bu k\u00fc\u00e7\u00fck ve uzak \u00fclkelere muhtemelen ilgi duymazlard\u0131. T\u00fcrkiye\u2019nin ekonomik zay\u0131fl\u0131\u011f\u0131 daha g\u00f6rkemli projelerin ortaya konamamas\u0131nda kendini hissettirse de, \u00f6zellikle tekstil, telekom\u00fcnikasyon ve in\u015faat alan\u0131nda Orta Asya ekonomilerindeki \u00f6nemli bo\u015fluklar\u0131 doldurmu\u015flard\u0131r. T\u00fcrk Eximbank, 1996 y\u0131l\u0131na kadar, T\u00fcrki cumhuriyetlere, toplam 1.56 milyar dolara ula\u015fan kredi a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6lgede, T\u00fcrk firmalar\u0131 taraf\u0131ndan \u00fcstlenilen m\u00fcteahhitlik s\u00f6zle\u015fmelerinin toplam de\u011ferinin 5 milyar dolar\u0131 ge\u00e7ti\u011fi s\u00f6ylenmektedir. Di\u011fer yandan, T\u00fcrkiye ile T\u00fcrki cumhuriyetler aras\u0131ndaki ticaret \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fck seviyelerde ba\u015flam\u0131\u015f ve bu \u00fclkelerin T\u00fcrkiye&#8217;ye ihra\u00e7 edebilecekleri \u00e7ok az \u00fcr\u00fcn olmas\u0131 nedeniyle de s\u0131n\u0131rl\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131r. D\u00f6nem d\u00f6nem Azeri-Ermeni \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 ve \u0130ran taraf\u0131ndan t\u0131kanan dolayl\u0131 ula\u015f\u0131m kanallar\u0131 ticaretin \u00f6n\u00fcndeki bir di\u011fer engeli te\u015fkil etmektedir. Sonu\u00e7 olarak i\u015fadamlar\u0131 ve yetkililerin t\u00fcm \u00e7abalar\u0131na kar\u015f\u0131n, T\u00fcrki cumhuriyetlerle ticaret 1998 y\u0131l\u0131 itibariyle T\u00fcrkiye\u2019nin toplam ihracat\u0131 i\u00e7ersinde % 3.5, toplam ithalat\u0131 i\u00e7ersinde ise % 1\u2019lik bir paya sahip olabilmi\u015ftir. Duruma geni\u015f \u00e7er\u00e7eveden bak\u0131larak, T\u00fcrkiye\u2019nin b\u00f6lgedeki ekonomik ve siyasi \u00e7\u0131karlar\u0131 aras\u0131nda uyu\u015fma oldu\u011fu fakat ekonomik ba\u011flar\u0131n siyasi vaatleri yerine getirmek i\u00e7in yeterli olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Kurumsal olarak, T\u00fcrkiye ile Orta Asya aras\u0131ndaki en \u00f6nemli \u00e7ok tarafl\u0131 ekonomik ba\u011f Ekonomik \u0130\u015fbirli\u011fi \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019d\u00fcr (ECO=Economik Cooperation Organization). ECO, Ba\u011fdat Pakt\u0131\u2019ndan sonra olu\u015fturulan askeri nitelikli olmayan Merkezi Anla\u015fma \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019n\u00fcn (CENTO=Central Treaty Organization) yerine kurulan Kalk\u0131nma i\u00e7in B\u00f6lgesel \u0130\u015fbirli\u011fi \u00d6rg\u00fct\u00fc\u2019n\u00fcn (RCD=Regional Cooperation for Development) devam\u0131d\u0131r. 1984\u2019te kurulan ECO, eski RCD \u00fcyeleri T\u00fcrkiye, \u0130ran ve Pakistan ile s\u0131n\u0131rl\u0131 kalm\u0131\u015ft\u0131. 1992\u2019de Afganistan, Azerbaycan, Kazakistan, K\u0131rg\u0131zistan, Tacikistan, \u00d6zbekistan ve T\u00fcrkmenistan da \u00f6rg\u00fcte \u00fcye oldular.<\/p>\n<p>KE\u0130\u2019de oldu\u011fu gibi, ECO \u00e7er\u00e7evesinde, daimi temsilcilerden olu\u015fan bir konsey, bakanlar d\u00fczeyinde ger\u00e7ekle\u015ftirilen d\u00fczenli toplant\u0131lar ve Tahran\u2019da bir sekreterya bulunmaktad\u0131r. ECO\u2019nun amac\u0131 bir serbest ticaret b\u00f6lgesinden ziyade, bir tercihli ticaret sistemi olu\u015fturmakt\u0131r. Bu ama\u00e7la, bir b\u00f6lgesel planlama konseyi; bir ticaret ve kalk\u0131nma bankas\u0131; ortak sigorta, denizcilik ve hava ula\u015f\u0131m kurulu\u015flar\u0131 ve bir k\u00fclt\u00fcr fonu olu\u015fturulmu\u015ftur.30 Fakat, T\u00fcrkiye a\u00e7\u0131s\u0131ndan, ECO&#8217;nun Ankara&#8217;n\u0131n ekonomik ili\u015fkilerinde etkisi olup olmad\u0131\u011f\u0131 tart\u0131\u015f\u0131labilir. 1996&#8217;da, ECO \u00fclkeleriyle ticaret, T\u00fcrkiye&#8217;nin toplam ihracat\u0131n\u0131n % 4.9&#8217;unu, toplam ithalat\u0131n\u0131n ise % 3.5&#8217;ini olu\u015fturmu\u015ftur. ECO toplam\u0131nda, \u0130ran&#8217;\u0131n pay\u0131 % 40 olarak ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. \u0130ran&#8217;\u0131n ECO&#8217;daki ba\u015fat konumu T\u00fcrkiye&#8217;nin \u00f6rg\u00fcte \u00fcye olmas\u0131n\u0131n ba\u015fl\u0131ca sebebidir. \u00d6rg\u00fcte \u00fcye olarak Ankara, \u0130ran&#8217;\u0131n Orta Asya&#8217;daki n\u00fcfuzunu geni\u015fletmesini \u00f6nlemekte ve ECO kararlar\u0131n\u0131<br \/>\nkendi iste\u011fine g\u00f6re \u015fekillendirmeyi sa\u011flamaktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>\u0130slam D\u00fcnyas\u0131 ve Ortado\u011fu<\/strong><\/p>\n<p>T\u00fcrk d\u0131\u015f politikas\u0131na kendi damgas\u0131n\u0131 vurma iste\u011finin bir par\u00e7as\u0131 olarak Necmettin Erbakan, 1996-1997 y\u0131llar\u0131 aras\u0131ndaki ba\u015fbakanl\u0131\u011f\u0131 s\u0131ras\u0131nda, hem Ortado\u011fu hem de g\u00fcney ve g\u00fcneydo\u011fu Asya&#8217;y\u0131 i\u00e7eren \u0130slam d\u00fcnyas\u0131yla yeni ba\u011flar kurmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Bu \u00e7aba, T\u00fcrkiye, Benglade\u015f, M\u0131s\u0131r, Endonezya, \u0130ran, Malezya, Nijerya ve Pakistan&#8217;\u0131 biraraya getiren D-8 (Developing-8) olu\u015fumuna yol a\u00e7t\u0131.<\/p>\n<p>Sonraki h\u00fck\u00fcmetler resmi olarak projeyi bir kenara b\u0131rakmasalar da, D-8&#8217;in T\u00fcrkiye&#8217;nin ekonomik ili\u015fkilerinde nas\u0131l \u00f6nemli bir rol oynayaca\u011f\u0131n\u0131 anlamak zordur. Di\u011fer yedi \u00fclkenin t\u00fcm\u00fcn\u00fcn T\u00fcrkiye&#8217;nin 1995&#8217;teki d\u0131\u015f ticaretindeki toplam pay\u0131 sadece % 3.9&#8217;dur. Toplam ihracat\u0131ndaki pay\u0131 % 3.3, toplam ithalat\u0131ndaki pay\u0131 ise % 4.2&#8217;dir. Bu \u00fclkeler aras\u0131nda sadece \u0130ran \u00f6nemli bir ticaret partneridir. M\u00fcsl\u00fcman \u00fclkeleri biraraya getirmekte romantik s\u00f6ylemlerin haricinde yeterli ortak \u00e7\u0131karlar bulunmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, T\u00fcrkiye&#8217;nin &#8220;\u0130slami a\u00e7\u0131l\u0131mdan&#8221; elde edece\u011fi \u00e7ok az \u015fey bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>T\u00fcrkiye&#8217;nin ekonomik ili\u015fkileri a\u00e7\u0131s\u0131ndan daha homojen ve co\u011frafi olarak daha yak\u0131n Ortado\u011fu \u00fclkeleri i\u00e7in ayn\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131mda bulunmak do\u011fru olmaz. Petrol ve do\u011fal gaz ihra\u00e7 potansiyelleriyle birlikte bu etkenler, Ortado\u011fu \u00fclkelerini \u00f6nemli ticari partnerler haline getirmektedir. Bu \u00fclkelerin T\u00fcrkiye&#8217;nin d\u0131\u015f ticaretindeki paylar\u0131 1980&#8217;lerin ba\u015flar\u0131nda d\u00fc\u015fmesine ra\u011fmen, hala \u00f6nemli paylar\u0131 bulunmaktad\u0131r. B\u00f6lge i\u00e7inde, Suudi Arabistan, Cezayir, M\u0131s\u0131r ve \u0130ran \u00f6nemli ticaret partnerleri olup, her biriyle giri\u015filen ticaretin toplam cirosu y\u0131ll\u0131k ortalama 1 milyar dolar civar\u0131ndad\u0131r. Bu \u00fclkeleri, \u0130srail, Libya, Suriye, Birle\u015fik Arap Emirlikleri ve \u00dcrd\u00fcn izlemektedir.31E\u011fer Irak ambargo olmasayd\u0131, \u00fcst d\u00fczey ticari partnerlerden biri olabilirdi zira 1990&#8217;dan \u00f6nceki \u00fc\u00e7 y\u0131lda iki \u00fclke aras\u0131ndaki ticaret hacmi y\u0131ll\u0131k ortalama 2.2 milyar dolara ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131.32Dolay\u0131s\u0131yla Irak o y\u0131llarda T\u00fcrkiye&#8217;nin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc b\u00fcy\u00fck ticaret orta\u011f\u0131yd\u0131. T\u00fcrkiye ile \u0130ran, Irak, Libya, Suriye ve \u0130srail aras\u0131ndaki ekonomik ve siyasi ili\u015fkiler \u00f6zel \u00f6neme sahip olup, ayr\u0131 incelemeyi gerektirmektedir.<\/p>\n<p>\u0130ran. Erbakan&#8217;\u0131n 1996 y\u0131l\u0131nda \u0130ran&#8217;a ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi ziyaret, uluslararas\u0131 kamuoyunun \u00e7ok ilgisini \u00e7ekmi\u015fti. Zira Erbakan, \u0130ran&#8217;\u0131n kuzeybat\u0131s\u0131ndaki Tebriz&#8217;den T\u00fcrkiye&#8217;nin do\u011fusundaki Erzurum&#8217;a uzanan bir do\u011falgaz boru hatt\u0131n\u0131n in\u015fas\u0131na ili\u015fkin bir anla\u015fma imzalam\u0131\u015ft\u0131. An\u0131lan anla\u015fma, bu hatt\u0131n gelecekte bat\u0131da Sivas ve Ankara&#8217;ya do\u011fru uzamas\u0131n\u0131 da i\u00e7ermekteydi. Hatt\u0131n, T\u00fcrkiye&#8217;ye y\u0131lda ortalama 3 milyar metrek\u00fcp gaz getirmesi planlanmaktayd\u0131. Bu miktar\u0131n 2003&#8217;e kadar 10 milyar metrek\u00fcpe \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 hedeflenmekteydi. Ayn\u0131 ziyarette, T\u00fcrkiye ile \u0130ran aras\u0131ndaki ticaret hacminin 900 milyon $&#8217;dan 2.5 milyar $&#8217;a \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na ili\u015fkin temenniler de dile getirilmi\u015fti.33Bu tasar\u0131lar ABD&#8217;nin ele\u015ftirilerine neden olmakla birlikte, asl\u0131nda T\u00fcrkiye ya da di\u011fer Bat\u0131l\u0131 devletler taraf\u0131ndan \u0130ran&#8217;a yat\u0131r\u0131m yap\u0131lmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in, nihayetinde Washington taraf\u0131ndan kabul g\u00f6rd\u00fc. Hatt\u0131n, T\u00fcrkmen do\u011fal gaz\u0131 i\u00e7in kullan\u0131labilece\u011fi \u00f6nerisi de tart\u0131\u015f\u0131ld\u0131. Bu projelerin de g\u00f6sterdi\u011fi gibi, \u0130ran ekonomik olarak T\u00fcrkiye a\u00e7\u0131s\u0131ndan gerek ihracat pazar\u0131,gerek enerji kayna\u011f\u0131 gerekse de Orta Asya&#8217;ya a\u00e7\u0131lan kap\u0131 olarak g\u00f6zard\u0131 edilemeyecek kadar \u00f6nemli bir \u00fclkedir. Siyasi m\u00fclahazalar da bu yakla\u015f\u0131m\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmektedir \u00e7\u00fcnk\u00fc \u0130ran PKK&#8217;ya tam destek sa\u011flarsa T\u00fcrkiye&#8217;nin ba\u015f\u0131n\u0131 bir hayli a\u011fr\u0131tabilir. T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetlerinin t\u00fcm \u00e7abalar\u0131, ABD ve di\u011fer Bat\u0131l\u0131 g\u00fc\u00e7lerle anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fme pahas\u0131na da olsa, \u0130ran&#8217;la i\u015fbirli\u011fine dayanan ili\u015fkiler kurmaya y\u00f6nelik olmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Irak. 1990&#8217;dan bu yana Irak&#8217;a kar\u015f\u0131 BM yapt\u0131r\u0131mlar\u0131n\u0131n uygulanmas\u0131 T\u00fcrk- Irak s\u0131n\u0131r\u0131ndaki hareketlili\u011fin tamam\u0131yla sona ermesi anlam\u0131na gelmemektedir. G\u0131da maddelerinin, ila\u00e7lar\u0131n ve in\u015faat\u00a0 malzemelerinin da\u011f\u0131t\u0131m\u0131, BM&#8217;nin r\u0131zas\u0131yla, kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda Irak&#8217;tan mazot al\u0131narak s\u00fcrd\u00fc. 9 Aral\u0131k 1996&#8217;ya kadar Irak, kendisinin alt\u0131 ayl\u0131k periyotlarla 2 milyar dolarl\u0131k petrol ihra\u00e7 etmesi kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;insani&#8221; ama\u00e7l\u0131 yard\u0131m malzemeleri sat\u0131n alabilmesini \u00f6ng\u00f6ren 986 say\u0131l\u0131 G\u00fcvenlik Konseyi karar\u0131 kapsam\u0131ndaki BM plan\u0131n\u0131 kabul etmedi. Bu karar\u0131n kabul\u00fcyle, 11 Aral\u0131k 1996&#8217;da Kerk\u00fck-Yumurtal\u0131k petrol boru hatt\u0131ndan petrol akmaya ba\u015flad\u0131. T\u00fcrkiye&#8217;nin Irak&#8217;a yapt\u0131\u011f\u0131 ihracatta \u00f6nemli bir art\u0131\u015f olmad\u0131 ama Irak&#8217;tan T\u00fcrkiye&#8217;ye \u00f6nemli miktarda mazot girmekteydi. T\u00fcrk h\u00fck\u00fcmetleri ve \u00f6zel sekt\u00f6r BM&#8217;nin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca \u00e7abuk bir bi\u00e7imde, Irak&#8217;la T\u00fcrkiye aras\u0131ndaki ticaretin yeniden ba\u015flamas\u0131n\u0131 istemekteydi. Zira, T\u00fcrk yetkililerin iddias\u0131na g\u00f6re, yapt\u0131r\u0131mlar T\u00fcrkiye&#8217;ye 30 milyar dolara mal olmu\u015ftu. Bu ekonomik g\u00fcd\u00fcler, T\u00fcrkiye&#8217;nin Irak&#8217;\u0131n toprak b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc koruma taahh\u00fcd\u00fc ve daha da \u00f6nemlisi, Irak ya da ba\u015fka bir yerde ba\u011f\u0131ms\u0131z bir K\u00fcrt devletinin kurulmas\u0131n\u0131 engelleme gibi siyasi etkenlerle daha da g\u00fc\u00e7lenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Libya. T\u00fcrkiye ile Libya aras\u0131ndaki siyasi ili\u015fkiler son y\u0131llarda Libya<br \/>\nlideri Muammer Kaddafi\u2019nin K\u00fcrt milliyet\u00e7ili\u011fini destekledi\u011fini a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in f\u0131rt\u0131nal\u0131 bir seyir izlemektedir. T\u00fcrkiye\u2019nin Libya\u2019da hala \u00f6nemli ekonomik \u00e7\u0131karlar\u0131 bulunmaktad\u0131r. \u0130ki \u00fclke aras\u0131ndaki ticaret hacmi y\u0131ll\u0131k 500 ila 700 milyon $ aras\u0131nda de\u011fi\u015fmektedir. T\u00fcrk m\u00fcteahhitler paralar\u0131n\u0131 almakta \u00f6nemi zorluklarla kar\u015f\u0131la\u015fsalar da Libya\u2019da \u00fcstlendikleri i\u015fler 1.7 milyar $ de\u011ferindedir. Genel uluslararas\u0131 ili\u015fkiler sisteminde T\u00fcrkiye ile Libya ayr\u0131<br \/>\nkutuplarda yer alsalar da, T\u00fcrkiye\u2019nin, Libya \u00fczerinde, gelecekteki<br \/>\nh\u00fck\u00fcmetlerin ABD\u2019nin ho\u015fnutsuzlu\u011funu ve Kaddafi\u2019nin dengesizliklerinin yol a\u00e7aca\u011f\u0131 sorunlar\u0131 g\u00f6ze alarak Libya\u2019yla dengeli ili\u015fkiler kurmay\u0131 deneyecek kadar \u00e7\u0131kar\u0131 bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Suriye. PKK lideri Abdullah \u00d6calan\u2019\u0131n Ekim 1998\u2019de Suriye\u2019den s\u0131n\u0131rd\u0131\u015f\u0131 edilmesi iki \u00fclke aras\u0131nda daha iyi ili\u015fkiler kurulmas\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcndeki en \u00f6nemli engeli ortadan kald\u0131rd\u0131. \u00d6te yandan, yap\u0131m\u0131 yeni tamamlanan Atat\u00fcrk Baraj\u0131\u2019n\u0131n T\u00fcrkiye taraf\u0131ndan, Suriye tar\u0131m\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu F\u0131rat\u2019\u0131n sular\u0131n\u0131 kesmek veya en az\u0131ndan hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r \u00f6l\u00e7\u00fcde azaltmak i\u00e7in kullan\u0131laca\u011f\u0131 endi\u015fesi iki \u00fclke aras\u0131ndaki \u00e7\u00f6z\u00fcme kavu\u015fturulamam\u0131\u015f ihtilaflardan biridir. 1939\u2019da T\u00fcrkiye taraf\u0131ndan ilhak edilen Hatay \u00fczerindeki tarihi \u00e7eki\u015fme de gerilimi y\u00fckseltmektedir. Suriye, 1987 y\u0131l\u0131nda \u00d6zal ve Haf\u0131z Esad aras\u0131nda imzalanan ve Suriye\u2019ye saniyede 500 metrek\u00fcp su b\u0131rak\u0131lmas\u0131n\u0131 \u00f6ng\u00f6ren anla\u015fman\u0131n ge\u00e7ici bir d\u00fczenleme oldu\u011funu iddia etmekte ve uzun d\u00f6nemde saniyede 700 metrek\u00fcp su talep etmektedir. T\u00fcrkiye ile \u0130srail aras\u0131ndaki askeri ve ekonomik anla\u015fmalar Suriye\u2019nin korkular\u0131n\u0131 daha da artt\u0131rmaktad\u0131r. Gerginlikler g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, \u0130ki \u00fclke aras\u0131ndaki toplam ticaret hacminin y\u0131ll\u0131k ortalama 600 milyon $ civar\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmesi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131d\u0131r.37 \u00d6calan\u2019\u0131n Suriye d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 iki \u00fclke aras\u0131ndaki ekonomik ili\u015fkilerin yayg\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131lma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 da artt\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r (iki \u00fclke aras\u0131ndaki elekrik \u015febekelerini ba\u011flama ve M\u0131s\u0131r\u2019dan gelen ve \u00dcrd\u00fcn ile Suriye \u00fczerinden ge\u00e7en bir do\u011fal gaz boru hatt\u0131n\u0131n in\u015fas\u0131 gibi projeler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla). Fakat her iki taraf da uzun d\u00f6nemli<br \/>\ntaahh\u00fctlere girmeden \u00f6nce ili\u015fkileri s\u0131namak isteyeceklerdir.<\/p>\n<p>\u0130srail. T\u00fcrkiye ile \u0130srail aras\u0131nda Mart 1996\u2019da imzaland\u0131ktan sonra Nisan 1997\u2019de TBMM taraf\u0131ndan onaylanan serbest ticaret anla\u015fmas\u0131, ekonomik ili\u015fkilerin g\u00fc\u00e7lenece\u011fine dair \u00f6nemli ipu\u00e7lar\u0131 vermekteydi. Bu anla\u015fma ayn\u0131 zamanda, s\u0131n\u0131rl\u0131 askeri i\u015fbirli\u011fi anla\u015fmas\u0131n\u0131 ve Aral\u0131k 1996\u2019da imzalanan, T\u00fcrk F-4 sava\u015f u\u00e7aklar\u0131n\u0131n modernizasyonunu \u00f6ng\u00f6ren 600 milyon $\u2019l\u0131k anla\u015fmay\u0131 da g\u00fc\u00e7lendirmekteydi. T\u00fcrkiye\u2019nin ba\u015fl\u0131ca g\u00fcd\u00fcs\u00fc ekonomik olmaktan ziyade siyasi idi. Ama\u00e7 Suriye\u2019ye kar\u015f\u0131ta\u011f\u0131rl\u0131k olarak \u0130srail ile bir anla\u015fmaya varmak ve Washington ile iyi ili\u015fkiler kurman\u0131n arac\u0131 olarak \u0130srail\u2019i kullanmakt\u0131. ABD Kongresinde Yunan ve Ermeni lobileriyle u\u011fra\u015fmak zorunda kalan T\u00fcrkler i\u00e7in Yahudi lobisi faydal\u0131 olabilirdi.<\/p>\n<p>Ekonomik olarak ise serbest ticaret anla\u015fmas\u0131na b\u00fcy\u00fck umutlar ba\u011fland\u0131. Beklentiler, T\u00fcrkiye ile \u0130srail aras\u0131ndaki ticaret hacminin y\u0131ll\u0131k 2 milyar dolara \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131 ve \u0130srail\u2019in ABD, Kanada ve Orta Amerika\u2019yla olan tercihli ticaret ba\u011flar\u0131 sayesinde T\u00fcrk ihracat\u00e7\u0131lar\u0131n pazarlar\u0131n\u0131 bu \u00fclkelere geni\u015fletebilece\u011fi y\u00f6n\u00fcndeydi. \u00d6zellikle giyim sanayiinde, ortak \u00fcretim yap\u0131lmas\u0131 da \u00f6ng\u00f6r\u00fclmekteydi. Ticaret hacmi 1996 y\u0131l\u0131ndaki 450 milyon $ seviyesinden 1998\u2019de 730 milyon $\u2019a \u00e7\u0131kt\u0131. Fakat bu rakam, T\u00fcrkiye\u2019nin Ortado\u011fu\u2019yla yapt\u0131\u011f\u0131 toplam mal ticaretinin % 16\u2019s\u0131n\u0131 te\u015fkil etmekteydi. B\u00f6lgedeki di\u011fer devletler -\u00f6zellikle M\u0131s\u0131r, Suudi Arabistan ve Cezayir- ile T\u00fcrkiye aras\u0131ndaki ticaret hacmi \u00e7ok daha y\u00fcksekti.38 T\u00fcrkiye Arap-\u0130srail \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131na do\u011frudan ve anlaml\u0131 olarak kat\u0131lmaktan b\u00fcy\u00fck bir olas\u0131l\u0131kla ka\u00e7\u0131naca\u011f\u0131 i\u00e7in iki \u00fclke aras\u0131ndaki ittifak\u0131n \u00f6n\u00fcnde siyasi s\u0131n\u0131rlamalar da bulunmaktad\u0131r. Ayn\u0131 \u015fekilde, \u0130srail de \u00d6calan\u2019dan dolay\u0131 T\u00fcrkiye ile Suriye aras\u0131nda ya\u015fanan gerginlikte tarafs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilan etmi\u015fti. Yine de, Erbakan y\u00f6netiminin bile T\u00fcrk-\u0130srail anla\u015fmalar\u0131n\u0131 kabul etmi\u015f olmas\u0131, gelecekteki h\u00fck\u00fcmetlerin de, ger\u00e7ek\u00e7i s\u0131n\u0131rlar dahilinde olmas\u0131 kayd\u0131yla, ili\u015fkileri geli\u015ftireceklerini g\u00f6stermektedir<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Alan O. Makovsky &Ccedil;e&ccedil;en ve Abhaz k&ouml;kenli T&uuml;rklerin durumu &ouml;zeldir. Atalar&#305;n&#305;n topraklar&#305;ndaki soyda&#351;lar&#305;n&#305;n say&#305;s&#305; &ccedil;ok azd&#305;r. Abhaz T&uuml;rkleri, Sovyetler Birli&#287;i &ccedil;&ouml;kt&uuml;kten sonra, soyda&#351;lar&#305;na maddi yard&#305;mda bulundular ve as&#305;l vatanlar&#305;n&#305; ziyaret ettiler, fakat &ccedil;ok az&#305; kesin olarak geri d&ouml;nd&uuml;. &Ccedil;e&ccedil;enya olay&#305;nda ise trafik tersine i&#351;lemektedir. Sava&#351; nedeniyle ailelerinin g&uuml;vende olmas&#305;n&#305; isteyen &Ccedil;e&ccedil;enler ge&ccedil;ici olarak onlar&#305; T&uuml;rkiye&rsquo;ye [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[6],"tags":[],"class_list":["post-12342","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-arastirma-ana-sayfa","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/12342","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=12342"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/12342\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":12344,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/12342\/revisions\/12344"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=12342"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=12342"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=12342"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}