{"id":9530,"date":"2022-01-19T17:51:06","date_gmt":"2022-01-19T23:51:06","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9530"},"modified":"2025-08-23T21:41:04","modified_gmt":"2025-08-23T18:41:04","slug":"toplumsallasma-ve-benligin-olusmasi","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/toplumsallasma-ve-benligin-olusmasi\/","title":{"rendered":"TOPLUMSALLA\u015eMA VE BENL\u0130\u011e\u0130N OLU\u015eMASI"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" class=\"alignnone size-full wp-image-22677\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2019\/03\/TOPLUMSALLASMA-VE-BENLIGIN-OLUSMASI-b.png\" alt=\"\" width=\"571\" height=\"297\" \/><\/p>\n<p align=\"left\"><strong><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\">Prof Dr. \u00d6zer Ozankaya<\/span><\/strong><b><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><br \/>\n<\/span><\/b><span class=\"baslik1\"> TOPLUMB\u0130L\u0130ME G\u0130R\u0130\u015e<\/span><span style=\"font-family: Arial;\"><br \/>\nA.\u00dc. Siyasal Bilgiler Fak\u00fcltesi Yay\u0131nlar\u0131 1979<\/span><\/p>\n<p>Simgeler kullanma yetene\u011fi oldu\u011fu i\u00e7in bireylerin bir toplumsal ya\u015fam ya\u015fayabildi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz. Bu, toplumsalla\u015fma s\u00fcreci ile olur. Emilio Williems, toplumbilim s\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fcnde (Dictionnaire de Sociologie, Paris, 1961) toplumsalla\u015fma kavram\u0131n\u0131 \u015f\u00f6ylece tan\u0131mlay\u0131p a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r: &#8220;<strong>Bireyin, yaln\u0131zca biyolojik bir varl\u0131k olmaktan \u00e7\u0131k\u0131p belli bir topluma ve belli k\u00fcmelere b\u00fct\u00fcnle\u015ftirilmesi s\u00fcrecine toplumsalla\u015fma s\u00fcreci denir.<\/strong> Bu s\u00fcre\u00e7 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131ylad\u0131r ki birey bir ki\u015filik kazanmakta ve belli bir toplumda ya\u015famas\u0131n\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lan davran\u0131\u015flar\u0131 edinmektedir. Toplumsalla\u015fma, en geni\u015f anlam\u0131nda \u00e7\u0131rakl\u0131k ya da e\u011fitim ve \u00f6\u011fretim yoluyla olur. Bu \u00e7\u0131rakl\u0131k bireyin d\u00fcnyaya geldi\u011fi andan ba\u015flar, ya\u015fam\u0131n\u0131 bitirip \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc ana de\u011fin s\u00fcrer&#8221;. Bu s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde belli bir toplum ya da k\u00fcme i\u00e7in istenme\u011fe de\u011fer g\u00f6r\u00fclen davran\u0131\u015flar\u0131n, de\u011ferlerin benimsetilmesi gibi, istenmeyen, be\u011fenilmeyen kimi d\u00fcrt\u00fclerin bask\u0131 alt\u0131na al\u0131nmas\u0131 da s\u00f6z konusudur. Toplumsalla\u015fma s\u00fcreci, aile, arkada\u015fl\u0131k, okul, u\u011fra\u015f vb. i\u00e7inde ak\u0131\u015fan bir s\u00fcre\u00e7tir.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki; toplumsalla\u015fma bireyin, i\u00e7ine do\u011fdu\u011fu toplum ve k\u00fcmenin ekinini \u00f6zdeksel (maddi) ve tinsel (manevi) \u00f6\u011feleriyle birlikte \u00f6\u011frenmesi, benimsemesidir. Bu s\u00fcrecin hem bireyin bir toplumsal varl\u0131k olabilmesi, ba\u015fka deyi\u015fle belli bir toplum ve k\u00fcmenin ba\u015far\u0131l\u0131 bir \u00fcyesi olabilmesi i\u00e7in, hem de toplumun ve o k\u00fcmenin g\u00f6reli s\u00fcreklili\u011fi i\u00e7in zorunlu oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Demek ki toplumsalla\u015fma bir yandan bireye belli bir benlik, bir ki\u015filik kazand\u0131ran, bir yandan da toplumun ve k\u00fcmenin g\u00f6reli s\u00fcreklili\u011fini sa\u011flayan bir s\u00fcre\u00e7tir.<\/p>\n<p>Yine g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi toplumsalla\u015fma s\u00fcreci, temelde bir ko\u015fullanma s\u00fcrecidir. Bireyler i\u00e7ine do\u011fduklar\u0131 belli toplumsal k\u00fcmenin, ya da belli toplumun ekinine ko\u015fullanmaktad\u0131rlar. Bu ko\u015fullanma, \u00f6d\u00fcller ve cezalar (her t\u00fcrden) yoluyla olmaktad\u0131r Bunlardan birincisine olumlu, ikincisine de olumsuz yapt\u0131r\u0131mlar denilebilir. \u00c7ocuk, ilk g\u00fcnlerinden ba\u015flayarak ne yaparsa (ya da yapmazsa) ho\u015funa gidecek \u015feyler elde etti\u011fini, yine ne yaparsa (ya da yapmazsa) ho\u015fa gitmeyecek durumlarla kar\u015f\u0131la\u015faca\u011f\u0131n\u0131, \u00f6nce deneme ve yan\u0131lma yoluyla, sonralar\u0131 dil kullanmaya ba\u015flay\u0131nca, soyut simgeler \u00f6\u011frenme yoluyla \u00e7\u0131karsamaya ba\u015flar. B\u00f6ylece bir yanl\u0131\u015f davran\u0131\u015f\u0131 yapmadan da onun sak\u0131ncal\u0131 sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 kavrayabilir ve ondan sak\u0131nmay\u0131 \u00f6\u011frenebilir. Bu ko\u015fullanmada s\u00f6z konusu olan olumsuz yapt\u0131r\u0131mlar, yasalar, hukuk, akt\u00f6re ve gelenekler ile konulan cezalard\u0131r; olumlu yapt\u0131r\u0131mlar ise \u00f6d\u00fcllendirmedir. E\u011fitim ise, toplumsalla\u015fman\u0131n en etkili ve en ucuz yoludur. \u0130nsanlar\u0131n ko\u015fullanmaya en a\u00e7\u0131k oldu\u011fu d\u00f6nemde onlar\u0131 hem toplum d\u00fczenine ko\u015fulland\u0131rmaktad\u0131r, hem de bu ko\u015fullanma sa\u011fland\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ne olumlu, ne de olumsuz yapt\u0131r\u0131mlar\u0131 uygulamaya gerek kalmayacakt\u0131r ya da pek az gerek kalacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Toplumsalla\u015fma ki\u015fili\u011fin kazan\u0131lmas\u0131nda temel s\u00fcre\u00e7tir; ger\u00e7ekten ki\u015filik ve toplum ayr\u0131lmaz bir bi\u00e7imde birbirleriyle ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r. Birey, toplumdan ve onun ekininden ayr\u0131 olarak var olamaz; toplum ve ekini de yaln\u0131zca bireylerin ki\u015filiklerinde ve davran\u0131\u015flar\u0131nda ger\u00e7eklik kazan\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n ki\u015fili\u011fi ve i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 ili\u015fkiler, onun ruhsal davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131 ve bilincini belirler. Nitekim insan\u0131n kendi kendisine kar\u015f\u0131 tutumu, kendi kendisi ile ilgili g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ve kan\u0131s\u0131, fiziksel, ruhsal ve toplumsal a\u00e7\u0131lardan (\u00f6zellikle \u00e7ocukluk d\u00f6neminde) ba\u015fkalar\u0131n\u0131n tutumlar\u0131ndan da etkilenir. Demek ki insan kendisini ba\u015fkalar\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla da tan\u0131r. Hi\u00e7birimiz d\u00fcnyaya elimizde &#8220;Ben benim!&#8221; diyebilece\u011fimiz bir aynayla gelmedi\u011fimize g\u00f6re kendimizi \u00f6nce ba\u015fkalar\u0131nda g\u00f6r\u00fcp tan\u0131r\u0131z. Bu nedenle \u00e7evremizdeki ba\u015fka insanlara &#8220;ayna benlik&#8221; denilir.<\/p>\n<p>Ancak \u015fu yan\u0131lg\u0131dan sak\u0131n\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u0130nsan\u0131n ki\u015fili\u011fini kazanmas\u0131 yaln\u0131zca &#8220;ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kendisi \u00fczerindeki etkisiyle&#8221; a\u00e7\u0131klanamaz. \u0130nsan\u0131n kendi-kendisine ili\u015fkin bilinci, i\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 nesnel \u00e7evre ko\u015fullar\u0131yla etkile\u015fmesi yoluyla da olmaktad\u0131r. Nesnel \u00e7evrenin onun devinimleri i\u00e7ine giren nesneleri daha da \u00f6nemlisi kendi \u00f6zdeksel ve tinsel devinimlerinin \u00fcr\u00fcnleri ile ilgili bilinci, kendisinin sayd\u0131\u011f\u0131 \u015feyler ve kendi bilincini ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi \u015feyler (konu\u015fma, \u00e7izme, giysi, vb.) ba\u015fkalar\u0131n\u0131n etkisini k\u0131rar.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131 yaln\u0131zca toplumsal-ekinsel ko\u015fullar\u0131n ve yeti\u015ftirilmenin \u00fcr\u00fcnleri sayan, dolay\u0131s\u0131yla de\u011fi\u015fik insanlar\u0131 de\u011fi\u015fik toplumsal-ekinsel ko\u015fullar\u0131n ve yeti\u015ftirmelerin \u00fcr\u00fcn\u00fc sayan g\u00f6r\u00fc\u015f, bu ko\u015fullan yapan\u0131n da insan\u0131n kendisi oldu\u011funu, dolay\u0131s\u0131yla do\u011frudan do\u011fruya e\u011fiticinin de bir e\u011fitilmeden ge\u00e7mi\u015f olmas\u0131n\u0131n zorunlu oldu\u011funu unutuyor. Bu ger\u00e7ek de insan\u0131n ki\u015fili\u011finin olu\u015fmas\u0131nda nesnel \u00e7evre ko\u015fullar\u0131yla ilgili deneyimleri ve ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi \u00fcr\u00fcnler ile ilgili bilincine yer vermek gereklili\u011fini bize g\u00f6stermektedir. Toplum biliminin temel sorunu, \u00e7evrelerinin \u00fcr\u00fcn\u00fc olan insanlar\u0131n, bu \u00e7evreyi nas\u0131l de\u011fi\u015ftirebildiklerini a\u00e7\u0131klayabilmektir.<\/p>\n<p>Toplumsalla\u015fma hi\u00e7bir zaman tam olmaz, ku\u015faklar aras\u0131 kopmalar olur. Bunu toplumun zaman i\u00e7inde \u00f6nemli de\u011fi\u015fmelerden ge\u00e7mekte olmas\u0131yla a\u00e7\u0131klamak olanakl\u0131d\u0131r: \u00dcretim ara\u00e7 ve gere\u00e7lerindeki, \u00fcretimin i\u00e7eri\u011findeki de\u011fi\u015fmelerle ve bunlar\u0131n yerle\u015fme yeri (k\u00f6y, kent), aile, hukuk, siyasa, inan\u00e7 ve de\u011ferler, e\u011fitim, ileti\u015fim&#8230; alanlar\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 de\u011fi\u015fmelerle.<\/p>\n<p>Bir de toplumu olu\u015fturan de\u011fi\u015fik topluluk ve k\u00fcmelerin ayr\u0131ml\u0131 ekonomik ve ekinsel d\u00fczeylerde olmas\u0131, de\u011fi\u015fik ya\u015fama bi\u00e7imleri s\u00fcrd\u00fcrmesi nedeniyle, bu toplumsal k\u00fcmeler aras\u0131nda ekinsel ayr\u0131l\u0131klar da vard\u0131r. B\u00f6ylece her k\u00fcmenin \u00fcyesi, toplumsalla\u015fma s\u00fcreci i\u00e7inde, de\u011fi\u015fik yanlar\u0131 olan ekinsel ortamlara haz\u0131rlanmaktad\u0131rlar. \u00d6rne\u011fin k\u00f6y ve kent ya\u015fama bi\u00e7imleri aras\u0131ndaki ayr\u0131l\u0131klar: k\u00f6ydeki nesnel ya\u015fama ko\u015fullar\u0131 da, de\u011ferler, inan\u00e7lar, davran\u0131\u015f kurallar\u0131 da kenttekilerden \u00e7ok ayr\u0131d\u0131r. Yukar\u0131 toplumsal-ekonomik d\u00fczeyde olanlarla, a\u015fa\u011f\u0131 toplumsal-ekonomik d\u00fczeyde olanlar\u0131n da haz\u0131rland\u0131klar\u0131 toplumsal-ekinsel \u00e7evre (nesnel ko\u015fullar, de\u011ferler, inan\u00e7lar) birbirinden ayr\u0131d\u0131r. Bu nedenlerle bir toplumda herkes e\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde ve bi\u00e7imde, \u00f6zde\u015f toplumsal \u00e7evreye haz\u0131rlanmaz. De\u011fi\u015fik d\u00fczeyde, de\u011fi\u015fik toplumsal \u00e7evrelere haz\u0131rlanma da s\u00f6z konusudur<br \/>\n.<\/p>\n<p><b> EK\u0130N<\/b><\/p>\n<p>Toplumsalla\u015fma, bir ekinsel (k\u00fclt\u00fcrel) \u00e7evreye haz\u0131rlanma demektir. B\u00f6ylece s\u00f6z\u00fc, toplumsalla\u015fma s\u00fcreciyle yak\u0131ndan il\u00adgili olan ekin (k\u00fclt\u00fcr) konusuna getirmi\u015f oluyoruz.<\/p>\n<p>Toplumbilim alan\u0131ndaki ekin kavram\u0131n\u0131n, g\u00fcnl\u00fck dilde kullan\u0131lan ekin teriminden de\u011fi\u015fik bir anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 daha \u00f6nce belirtmi\u015ftik.<\/p>\n<p>Toplumbilimdeki anlam\u0131yla ekin insanlar\u0131n edindi\u011fi ve t\u00fcrl\u00fc yollarla (gelenek, g\u00f6renek, e\u011fitim, \u00f6\u011fretim, hukuk, siyasal kurumlar&#8230;) birbirlerine ve sonraki ku\u015faklara ilettikleri \u00f6zdeksel nesneleri ve bilgi, sanat, h\u00fcner ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131, inan\u00e7 ve de\u011ferleri&#8230; anlat\u0131r. Ekin, insanlar\u0131n toplumsal ve tarihsel geli\u015fim i\u00e7inde yaratt\u0131klar\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00f6zdeksel ve tinsel \u00f6\u011felerin toplam\u0131d\u0131r. Teknik ilerlemenin, \u00fcretimin, e\u011fitimin, bilimin, g\u00f6k\u00e7eyaz\u0131n ve \u00f6b\u00fcr g\u00fczel sanatlar\u0131n belli bir toplumsal geli\u015fme a\u015famas\u0131ndaki d\u00fczeyini g\u00f6sterir. Bu nitelikleriyle ekin, halk y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131n etkinliklerinin \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere ekin iki t\u00fcrl\u00fc \u00f6\u011felerden kuruludur:<\/p>\n<p>1) \u00d6zdeksel \u00f6\u011feler.<br \/>\n2) Tinsel \u00f6\u011feler.<\/p>\n<p>Ekinin \u00f6zdeksel \u00f6\u011feleri, toplumun belli bir geli\u015fme a\u015famas\u0131ndaki uygulay\u0131msal ilerlemesini, \u00fcretim ve uygulay\u0131m beceri ve h\u00fcnerlerini,\u00a0\u00a0 \u0130nsanlar\u0131n \u00f6zdeksel \u00fcr\u00fcnler yapmadaki deney imlerini yans\u0131t\u0131r; insan\u0131n do\u011faya egemenli\u011finin \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fc anlat\u0131r. K\u0131saca \u00f6zdeksel ekin insan eme\u011finin toplumsal geli\u015fme s\u00fcreci i\u00e7inde ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi, ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn nesneleri anlat\u0131r; b\u00fct\u00fcn bir uygulay\u0131mbilim, ara\u00e7lar ve gere\u00e7ler.<\/p>\n<p>Tinsel ekin \u00f6\u011felerine gelince, bunlar \u00f6zdeksel ekin \u00f6\u011feleri en az\u0131ndan bir geli\u015fme g\u00f6sterdikten sonra olu\u015fan de\u011ferler, inan\u00e7lar, bilgiler, davran\u0131\u015f kurallar\u0131, gelenekler, g\u00f6renekler&#8230; dir. Bunlar bir yandan insan\u0131n do\u011faya ili\u015fkin bilgilerinin geni\u015fli\u011fini yans\u0131t\u0131rlar; bir yandan da toplumsal geli\u015fmenin belli bir a\u015famas\u0131nda t\u00fcrl\u00fc toplumsal k\u00fcmelerin yerlerini yans\u0131t\u0131rlar.<\/p>\n<p>Tinsel ekin \u00f6\u011felerinin toplumbilimsel bir \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi, bunlar\u0131n ba\u015fl\u0131ca \u015fu \u00fc\u00e7 \u00f6\u011feden olu\u015ftu\u011funu g\u00f6sterir:<\/p>\n<p><strong> 1)<\/strong> Bir kuralsal d\u00fczen: Resmi ve resmi olmayan davran\u0131\u015f kurallar\u0131.\u00a0Yasalar, y\u00f6netmelikler, \u00f6rg\u00fctler, gelenekler, g\u00f6renekler, inan\u00e7lar&#8230; Bu davran\u0131\u015f kurallar\u0131, insanlar\u0131 belli toplumsal ve tarihsel ko\u015fullarda belli bi\u00e7imlerde davranmaya zorlar.<\/p>\n<p><strong> 2)<\/strong> Bir eylem d\u00fczeni: Bu kurallara uygun davran\u0131\u015flar d\u00fczeni.<\/p>\n<p><strong>3)<\/strong> Simgeler d\u00fczeni: G\u00f6stergeler, sav-s\u00f6zler ( = sloganlar) vb.den kurulu: bayrak, g\u00fclc\u00fck ( = rozet), as\u0131 (=afi\u015f), renk&#8230;<\/p>\n<p>Belli bir d\u00f6nemde ge\u00e7erli olan ve egemen durumda bulunan ekinin bu \u00fc\u00e7 \u00f6\u011fesinden her biri kendi i\u00e7lerinde uyumlu bir b\u00fct\u00fcn olu\u015fturduklar\u0131 gibi, kendi aralar\u0131nda da, yine uyumlu bir ekin b\u00fct\u00fcn\u00fc olu\u015ftururlar. Demek ki egemen ekinin davran\u0131\u015f kurallar\u0131, eylem d\u00fczeni ve simgeleri kendi i\u00e7lerinde ve aralar\u0131nda tutarl\u0131 ve uyumludurlar. \u00c7eli\u015fkiler ya yeni yeni olu\u015fmakta olan\u00a0 ama daha y\u00fcr\u00fcrl\u00fckteki ge\u00e7erli ekinin i\u00e7inde yer almayan \u00f6\u011felerle bu ekinin sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00f6\u011feleri aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkilerdir ya da eskiden y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan\u00a0 ama art\u0131k y\u00fcr\u00fcrl\u00fck ve ge\u00e7erlili\u011fini yitirmi\u015f olmas\u0131na kar\u015f\u0131n daha bir s\u00fcre varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren \u00f6\u011feler aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fkilerdir. \u0130lkel uygulay\u0131ml\u0131 tar\u0131m ekonomisine dayal\u0131 ve d\u0131\u015fa geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde kapal\u0131 k\u00f6y topluluklar\u0131nda laik \u00f6\u011fretim yapan okulun o k\u00f6y topluluklar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcnle\u015fmi\u015f bir par\u00e7as\u0131 olmay\u0131\u015f\u0131 birinci \u00e7eli\u015fki durumuna \u00f6rnektir; Fransa&#8217;da bug\u00fcn bile krall\u0131k d\u00fczenini savunan baz\u0131 toplumsal k\u00fcmelerin bulunmakta olmas\u0131, T\u00fcrkiye&#8217;de 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n son \u00e7eyre\u011finde halifeli\u011fi, sultanl\u0131\u011f\u0131 savunanlar\u0131n bulunmas\u0131 ise ikinci \u00e7eli\u015fki durumunun \u00f6rneklerindendir.<\/p>\n<p>\u00d6zdeksel ekin \u00f6\u011feleri (=belli geli\u015fme a\u015famas\u0131ndaki uygulay\u0131mbilim, ara\u00e7-gere\u00e7ler&#8230;) ile tinsel ekin \u00f6\u011felerinin etkile\u015fme i\u00e7inde olu\u015ftu\u011funu\u00a0 belirtelim. Bu\u00a0 etkile\u015fimi \u015f\u00f6yle\u00a0 a\u00e7\u0131klay\u0131p \u00f6rneklendirebiliriz: Karasaban ile tar\u0131m yapan bir toplumda yerle\u015fme yerlerinin k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00f6yler oldu\u011fu, dolay\u0131s\u0131yla kent ya\u015fam\u0131n\u0131n bir\u00e7ok dayan\u0131\u015fma yollar\u0131 ve bi\u00e7imlerinin gelenek, g\u00f6reneklerinin bu k\u00fc\u00e7\u00fck topluluklarda bulunmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu \u00f6zdeksel ekin \u00f6\u011felerinin tinsel ekini belirleyici \u00f6nemdeki etkileyi\u015fini g\u00f6steren bir \u00f6rnektir. Tinsel ekinin \u00f6zdeksel ekine etkisini ise \u00f6rne\u011fin M\u00fcsl\u00fcmanl\u0131\u011f\u0131n esriklik verici i\u00e7kileri yasaklamas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda M\u00fcsl\u00fcman toplumlarda -\u00f6zellikle dinin egemen ekin oldu\u011fu d\u00f6nemlerde-\u00a0 i\u00e7ki \u00fcretiminin s\u0131n\u0131rl\u0131 ya da \u00e7ok az olu\u015fu; Hindu dinine inananlar\u0131n inekleri kutsal say\u0131p bu hayvandan \u00fcretim ve t\u00fcketimde yararlanmamakta olmalar\u0131&#8230; gibi durumlarda g\u00f6r\u00fcyoruz. Ancak zaman bak\u0131m\u0131ndan bir \u00f6ncelik tan\u0131mak gerekti\u011finde, bunu \u00f6zdeksel ekin \u00f6\u011felerine tan\u0131mak gerekir. \u0130nsan, d\u00fc\u015f\u00fcnce (= tinsel ekin) yapt\u0131ktan sonra biyolojik gereksin me\u015fini gidermem ektedir. Tersine \u00f6nce \u00f6zdeksel ekin \u00f6\u011feleri en az\u0131ndan bir geli\u015fine g\u00f6stermelidir. Ondan sonrad\u0131r ki yemek, i\u00e7mek, bar\u0131nmak gibi temel, zorunlu\u00a0 gereksinmelerini\u00a0 giderme s\u00fcreci i\u00e7inde, ba\u015fka deyi\u015fle bu \u00e7al\u0131\u015fma ve i\u015f yapma s\u00fcreci i\u00e7inde d\u00fc\u015f\u00fcnce olu\u015fturmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak bir kez olu\u015ftuktan sonra tinsel ekin g\u00f6reli bir \u00f6zerklik kazan\u0131r. Bundan dolay\u0131 da \u00f6zdeksel ekin \u00f6\u011feleri de\u011fi\u015fti\u011finde tinsel ekin de hemen gerekli uyumu yap\u0131p de\u011fi\u015fmez. Ancak bir gecikmeden sonra bu uyum olu\u015fur, ba\u015fka deyi\u015fle yeni \u00f6zdeksel ekine uygun tinsel ekin de\u011fi\u015fimi bir gecikmeyle olur.<\/p>\n<p>Amerikal\u0131 toplumbilimci W. Ogburn da bu olguyu &#8220;Ekinsel Gecikme&#8221; (= Cultural Lag) terimleriyle anlatm\u0131\u015ft\u0131r (*). Toplumdaki bilin\u00e7 d\u00fczeyinin, gelenek-g\u00f6reneklerin, t\u00f6relerin&#8230; uygulay\u0131m alan\u0131ndaki ilerlemelerce ko\u015fulland\u0131r\u0131lan \u00f6zdeksel ekin de\u011fi\u015fimlerinin gerisinde kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015ftir. Ne var ki Ogburn bu uyumsuzlu\u011fun temelindeki etken olarak ekonomik ve toplamsal ili\u015fkileri\u00a0 \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeye katmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsanbilimin bulgular\u0131 da bunu do\u011frulamaktad\u0131r: 750.000 y\u0131l \u00f6nce Avustralya&#8217;da ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 saptanan ve insana en yak\u0131n olmakla birlikte beyni hen\u00fcz d\u00fc\u015f\u00fcnme\u011fe elverecek \u00f6l\u00e7\u00fcde geli\u015fmemi\u015f olan Australopithecus&#8217;un baz\u0131 gereksinmelerini gidermek \u00fczere do\u011fal ara\u00e7-gere\u00e7ler kulland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6zlemlenmi\u015ftir (**).<\/p>\n<p>Ekinin \u00f6zdeksel \u00d6\u011felerinin mi, yoksa tinsel \u00f6\u011felerinin mi toplumsal ya\u015fam\u0131 belirleyici \u00f6nem ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 tart\u0131\u015fmas\u0131, ekin de\u011fi\u015fimi a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6nemlidir: nesnel ko\u015fullar gerektirmedik\u00e7e, d\u0131\u015fardan al\u0131nan d\u00fc\u015f\u00fcnceler benimsenemiyor, ekin d\u0131\u015fal\u0131m\u0131 (=it\u00adhali) ba\u015far\u0131l\u0131 olam\u0131yor. Bas\u0131mevi &#8220;Gavur icad\u0131d\u0131r&#8221; diye 300 y\u0131ldan daha uzun s\u00fcre T\u00fcrk toplumuna sokulmam\u0131\u015ft\u0131r. Oysa T\u00fcrklerle yan yana ya\u015fayan ama tar\u0131md\u0131\u015f\u0131 etkinliklere (zanaatlar ve ticaret) dayanan Rum, Ermeni, Yahudi topluluklar\u0131, bulunu\u015fundan hemen sonra bas\u0131mevleri kurmu\u015flard\u0131r. \u00c7ok k\u00f6yl\u00fc i\u00e7in, dahas\u0131 bir\u00e7ok kentli i\u00e7in siyaset, yaln\u0131z y\u00fcksek y\u00f6neticilerin y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc &#8220;hikmetinden sual olunmaz&#8221; bir \u015feydir. Bug\u00fcn Anadolu&#8217;da bir\u00e7ok yerde kad\u0131n \u00e7ar\u015faf, pe\u00e7e arkas\u0131nda. Demek ki giyim yasas\u0131 uygulanam\u0131yor. Kad\u0131n haklar\u0131 geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde ka\u011f\u0131t \u00fczerinde kalm\u0131\u015f. Medeni yasa evlenme \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 ya\u015f olarak saptam\u0131\u015f ama pek \u00e7ok k\u00f6yde \u00f6l\u00e7\u00fc \u015fu: &#8220;Kasketle \u015f\u00f6yle bir vururuz, yere y\u0131k\u0131lmazsa evlenebilir o k\u0131z&#8221; ya da &#8220;sandalyeye oturturuz, ayaklar\u0131 yere de\u011fiyorsa evlenebilir&#8221;.<\/p>\n<p>Yapay olarak d\u0131\u015fardan ekin alman\u0131n ba\u015far\u0131l\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren bu \u00f6rnekleri artt\u0131rmak kolayd\u0131r.<\/p>\n<p><strong>TOPLUMSAL YAPI<\/strong><\/p>\n<p>Bir otomobil motorunun yap\u0131s\u0131n\u0131 incelerken izlenebilecek \u015fu iki yolu birbiriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z:<\/p>\n<p><strong> 1)<\/strong> &#8216;Otomobil motoru,<br \/>\na) Yak\u0131t deposu,<br \/>\nb) Ya\u011f b\u00f6lmesi,<br \/>\nc) Ak\u00fcm\u00fclator,<br \/>\nd) \u015earj dinamosu,<br \/>\ne) Mar\u015f motoru,<br \/>\nf) Karb\u00fcrat\u00f6r,<br \/>\ng) Radyat\u00f6r vb. par\u00e7alardan olu\u015fmaktad\u0131r&#8217;.<\/p>\n<p><strong> 2)<\/strong> &#8216;Otomobil motoru yukarda belirtilen par\u00e7alardan olu\u015fmaktad\u0131r.\u00a0 Bu par\u00e7alar aras\u0131nda\u00a0 kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve\u00a0 d\u00fczenli ili\u015fkiler vard\u0131r: \u015earj dinamosu ak\u00fcm\u00fclat\u00f6rde elektrik g\u00fcc\u00fc biriktirmekte, bu elektrik g\u00fcc\u00fc mar\u015f motorunu, ba\u015fka deyi\u015fle otomobil raotor\u00fcne ilk hareketi sa\u011flayacak olan motoru \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmam\u0131z\u0131 sa\u011flamaktad\u0131r. Mar\u015f motoru krank milini d\u00f6nd\u00fcrmekte, krank mili silindir piston kolunu \u00e7evirerek pistonu silindir i\u00e7inde a\u015fa\u011f\u0131-yukar\u0131 y\u00f6nlerde hareket ettirmektedir. Piston silindir i\u00e7inde yukar\u0131 do\u011fru \u00e7\u0131karken silindir i\u00e7ine emilmi\u015f olan yak\u0131t ve hava kar\u0131\u015f\u0131m\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmakta; bu s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rma i\u015flemi tamamland\u0131\u011f\u0131nda bujilerden gelen k\u0131v\u0131lc\u0131m s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f yak\u0131t gaz\u0131 ate\u015flemekte, b\u00f6ylece hacmi \u00e7ok geni\u015fleyen yak\u0131t gaz piston kolunu a\u015fa\u011f\u0131 itmekte; bu hareket ana milini, ana mili de volan\u0131 d\u00f6nd\u00fcrmekte, volan da bu hareketin istendi\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde yinelenmesini ve hareketin s\u00fcrd\u00fc\u00adr\u00fclmesini sa\u011flamaktad\u0131r&#8217;.<\/p>\n<p>Bir\u00a0otomobil motorunun yap\u0131s\u0131 konusundaki bu kadarc\u0131k a\u00e7\u0131klama bile,\u00a0 &#8220;Yap\u0131&#8221; kavram\u0131n\u0131n bu\u00a0 ikinci anlay\u0131\u015f bi\u00e7iminin daha doyurucu olaca\u011f\u0131n\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu yolla motorun yaln\u0131z par\u00e7alar\u0131n\u0131n (-\u00f6\u011felerinin) neler oldu\u011funu \u00f6\u011frenmekle kalmay\u0131p, bu par\u00e7alar aras\u0131ndaki ili\u015fkileri. (=neden-sonu\u00e7 ili\u015fkileri) ve par\u00e7alar\u0131n olu\u015fturdu\u011fu &#8220;b\u00fct\u00fcn&#8221;\u00fcn i\u015fleyi\u015findeki d\u00fczenlilikleri de anlayabilece\u011fimizi bize g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten &#8220;Yap\u0131&#8221; kavram\u0131, bir d\u00fczenin ya da b\u00fct\u00fcn\u00fcn par\u00e7alar\u0131 ve \u00f6\u011feleri aras\u0131ndaki yasal\u0131l\u0131k g\u00f6steren, dura\u011fan ba\u011flar ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ili\u015fkiler diye tan\u0131mlan\u0131r.<\/p>\n<p>Demek ki &#8220;yap\u0131&#8221; kavram\u0131 yasald\u0131k, bi\u00e7im, zorunluluk kavramlar\u0131yla yak\u0131ndan ili\u015fkili bulunmaktad\u0131r. Yap\u0131, i\u015fte bu yasakl\u0131k, zorunluluk, belli bi\u00e7im g\u00f6stermek \u00f6zellikleri dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r ki kendisini olu\u015fturan par\u00e7a ve \u00f6\u011felerdeki ve b\u00fct\u00fcndeki s\u00fcrekli de\u011fi\u015fmelere kar\u015f\u0131n kendisini s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr ve ancak b\u00fct\u00fcn, bir ni\u00adtelik de\u011fi\u015fimini ger\u00e7ekle\u015ftirdi\u011fi zaman de\u011fi\u015fir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn\u00fc (yap\u0131y\u0131), par\u00e7alardan \u00f6nce ve onlardan ayr\u0131ca, kendi ba\u015f\u0131na inceleme y\u00f6ntemi vard\u0131r:<\/p>\n<p><strong>1)<\/strong> B\u00fct\u00fcn\u00fcn mekanik yap\u0131\u00ads\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak,<br \/>\n<strong>2)<\/strong> B\u00fct\u00fcn\u00fcn \u00f6rgensel bir b\u00fct\u00fcnl\u00fck oldu\u011funu ve par\u00e7alar\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcn kayna\u011f\u0131 oldu\u011funu g\u00f6rmek;<br \/>\n<strong>3)<\/strong> B\u00fct\u00fcn\u00fcn tam olarak kavranmas\u0131: par\u00e7alar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fiklerin t\u00fcm karma\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde anla\u015f\u0131lmas\u0131.<\/p>\n<p>Toplumbilimin temel ve ba\u015f konular\u0131ndan biri olmas\u0131 gerekirken, bir b\u00f6l\u00fcm toplumbilimciler aras\u0131nda yukar\u0131daki anlamda bir toplumsal yap\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi, \u00fczerinde birle\u015filen bir yap\u0131 tan\u0131m\u0131 da yoktur. Bu toplumbilimcilerden kimileri toplumsal yap\u0131y\u0131 &#8216;bireyleraras\u0131 ili\u015fkilerin yap\u0131sal bi\u00e7imidir&#8217; yolunda \u00e7ok geni\u015f ve bundan dolay\u0131 \u00e7ok belirsiz bir bi\u00e7imde tan\u0131mlamaktad\u0131rlar. Toplum ya\u015fam\u0131n\u0131n her kesimi bireyler aras\u0131 ili\u015fkilerden olu\u015ftu\u011funa g\u00f6re, bu tan\u0131m toplumsal yap\u0131y\u0131 olu\u015fturan kurucu \u00f6\u011feleri bize tan\u0131tmamaktad\u0131r. Ayr\u0131ca bu tan\u0131m, toplum ya\u015fam\u0131ndaki g\u00f6reli olarak daha \u00f6nemli \u00f6\u011felerle daha az \u00f6nemli \u00f6\u011feler aras\u0131nda; g\u00f6reli olarak daha s\u00fcrekli \u00f6\u011felerle daha az s\u00fcrekli dahas\u0131 ge\u00e7ici olan \u00f6\u011feler aras\u0131nda bir ayr\u0131m yapmam\u0131\u015f olmak\u00adtad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan bu toplumbilimcilerin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de &#8220;toplumsal yap\u0131&#8221; kavram\u0131n\u0131n \u00f6zs\u00fcz, bo\u015f ama yald\u0131zl\u0131 bir s\u00f6zden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunmu\u015flard\u0131r. \u00d6rne\u011fin Encyclopedia of the Social Sciences (Toplumbilimler Ansiklopedisi) &#8220;Toplumsal yap\u0131&#8221; kavram\u0131na hi\u00e7 yer bile vermemi\u015f, buna kar\u015f\u0131l\u0131k &#8220;toplumsal \u00f6rg\u00fctlenme&#8221; kavram\u0131na geni\u015f yer ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsanbilimci Kroeber&#8217;de de bu anlay\u0131\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Bu toplumbilimcilerin bir kesimi ise &#8220;toplumsal yap\u0131, ba\u015fl\u0131ca toplumsal k\u00fcme ve kurumlardan olu\u015fur&#8221; demekte, toplumsal yap\u0131 kavram\u0131 ile g\u00f6reli olarak s\u00fcrekli ve \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f toplumsal ili\u015fkileri anlatmak istemektedirler. Bu anlay\u0131\u015fa g\u00f6re toplumsal yap\u0131n\u0131n kurucu \u00f6\u011feleri n\u00fcfus, \u00e7evre ve yerle\u015fim, ekonomi, toplumsal s\u0131n\u0131flar, e\u011fitim, siyaset, hukuk, aile, din&#8217;dir. Ancak bu toplumbilimciler, s\u00f6z\u00fcn\u00fc ettikleri kurucu \u00f6\u011feleri toplum b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 d\u00fczenli ili\u015fkileri belirtecek, yap\u0131n\u0131n i\u015fleyi\u015fini a\u00e7\u0131klayacak bi\u00e7imde ele almamakta, dura\u011fan bir yap\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131 yans\u0131tmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Toplumsal yap\u0131y\u0131 &#8220;i\u015fpay\u0131&#8221; (= rol) kavram\u0131yla a\u00e7\u0131klamak isteyenler de var: Gerth ve Mills, Character and Social Structure adl\u0131 yap\u0131tlar\u0131nda bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc i\u015flemektedirler. Ancak i\u015f paylar\u0131n\u0131n bireyler aras\u0131nda da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 belirleyen toplumsal etkenlere yer vermeyen bu anlay\u0131\u015f, olduk\u00e7a dar bir toplumsal yap\u0131 anlay\u0131\u015f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalardan anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 \u00fczere &#8220;toplumsal yap\u0131&#8221; kavram\u0131, toplumu olu\u015fturan ba\u015fl\u0131ca \u00f6\u011feleri, bunlar\u0131n toplum b\u00fct\u00fcn\u00fc i\u00e7indeki yerlerini ve aralar\u0131ndaki ili\u015fkileri ve b\u00f6ylece i\u015fleyi\u015flerindeki d\u00fczenlilikleri anlatmal\u0131d\u0131r. B\u00f6yle bir toplumsal yap\u0131 kavram\u0131 yard\u0131m\u0131ylad\u0131r ki biz, \u00f6rne\u011fin herhangi bir ekonomik d\u00fczenleni\u015f bi\u00e7imi ile herhangi bir geli\u015fig\u00fczel aile, hukuk, siyaset, ya da din d\u00fczenleni\u015f bi\u00e7iminin birlikte gidemeyece\u011fini anlayabiliriz; bu toplumsal yap\u0131 \u00f6\u011feleri aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir uyum, bir ba\u011fda\u015f\u0131rl\u0131k \u00f6zelli\u011fi bulunaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rebiliriz; toplum b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn de ancak b\u00f6yle \u00f6\u011felerden kurulu olabilece\u011fini; ayr\u0131ca tarihsel evrim i\u00e7inde \u00f6\u011feleri birbirleriyle uyumlu b\u00fct\u00fcnler olu\u015fturan de\u011fi\u015fik toplumsal yap\u0131 tipleri ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 kavrayabiliriz. Birka\u00e7 \u00f6rnek verelim: \u015eeyhlik-a\u011fal\u0131k ile s\u00f6zle\u015fmeli i\u015f\u00e7ilik; dinsel hukuk ile kad\u0131n-erkek e\u015fitli\u011fi; ileri bilim ve uygulay\u0131m ile ya\u011fmur duas\u0131 ya da hoca n\u00fcshas\u0131&#8230; birlikte gitmez.<\/p>\n<p>Bu hususu g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulunduran, toplumbilimde &#8220;Yap\u0131salc\u0131l\u0131k&#8221; (=structuralisme) yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131n da kurucusu olan Frans\u0131z \u0130nsanbilimci Claude Levy-Strausse, toplumsal yap\u0131 kavram\u0131n\u0131n bir toplum \u00f6rne\u011fi (=modeli) kavram\u0131yla birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilece\u011fini s\u00f6ylemektedir. Yap\u0131salc\u0131 toplumbilimciler toplumsal yap\u0131 kavram\u0131yla toplumsal ya\u015fam\u0131n yaln\u0131z belli bir kesiminin de\u011fil, toplumun b\u00fct\u00fcn ba\u015fl\u0131ca k\u00fcme ve kurumlar\u0131n\u0131n anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na; bundan dolay\u0131, toplumsal yap\u0131 incelemelerinin g\u00f6rg\u00fcl (ampirik) verilerle ilgilenmeyip, bu verilerden yola \u00e7\u0131karak soyut toplum \u00f6rnekleri kurma amac\u0131na y\u00f6nelik bulundu\u011funa i\u015faret etmektedirler.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de toplumu olu\u015fturan ba\u015fl\u0131ca \u00f6\u011feleri, bunlar\u0131n birbirleriyle ve toplum b\u00fct\u00fcn\u00fc ile aralar\u0131ndaki ili\u015fkileri ve i\u015fleyi\u015f ve de\u011fi\u015fimlerindeki d\u00fczenlilikleri anlatmak \u00fczere kullan\u0131lan &#8220;toplumsal yap\u0131&#8221; kavram\u0131 -ki bunlar\u0131 anlatmas\u0131 gerekti\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeyiz- zorunlu olarak tarihsel toplum \u00f6rnekleri (modelleri) ay\u0131rt etmek durumunda kalacakt\u0131r. Ba\u015fka bir deyi\u015fle toplumu b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde ve tarihsel evrim s\u00fcreci i\u00e7inde ele alma gere\u011fi, bizi belli d\u00f6nemlerde belli toplum \u00f6rnekleri (=modelleri), demek ki belli toplumsal yap\u0131 tipleri bulundu\u011funu g\u00f6rmek durumunda b\u0131rakmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><strong>(*) <\/strong>W.F. Ogburn. Social Change with Respect to Cultura and Original Nature,<b><br \/>\n(**)<\/b> N.Y., 1950.\u00a0 Bkz.: Jabos and Stern, General Anthropology, N.Y. 1961, s. 16-22.<\/p>\n<p>\u0130nsan toplumlar\u0131n\u0131n \u00e7ok eski d\u00f6nemlerinden beri toplum ya\u015fam\u0131nda bir tak\u0131m e\u015fitsizlikler bulundu\u011fu; ya\u015fama d\u00fczeyi, sahip olunan haklar&#8230; vb. bak\u0131mlar\u0131ndan bir k\u00fcme insan\u0131n ba\u015fka bir k\u00fcme insandan daha elveri\u015fli, daha \u00f6zenilir bir durumda olduklar\u0131 g\u00f6zlemlenmi\u015ftir. Toplum ya\u015fam\u0131ndaki bu e\u015fitsiz durumlar \u00fczerinde yine \u00e7ok eskiden beri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Eski M\u0131s\u0131r, Eski Yunan ve Eski Roma toplumlar\u0131nda k\u00f6lelik d\u00fczeni bulundu\u011funu, b\u00f6ylece bir b\u00f6l\u00fck insan\u0131n k\u00f6le, bir b\u00f6l\u00fck insan\u0131n da bunlar\u0131n sahibi efendiler durumunda bulunduklar\u0131n\u0131, k\u00f6lenin \u00e7ocu\u011funun da k\u00f6le, efendinin \u00e7ocu\u011funun da efendi oldu\u011funu tarih belgeleri yaz\u0131yor (*). Yine toplumlar\u0131n tarihine bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda k\u00f6leli\u011fin zamanla ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunun yerine toprak sahibi beyler ile topra\u011f\u0131 i\u015flemekle y\u00fck\u00fcml\u00fc, topra\u011fa ba\u011fl\u0131 olan ve topraktan ayr\u0131lma \u00f6zg\u00fcrl\u00fckleri olmayan &#8220;serfler&#8221;in or\u00adtaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. Burada da \u00e7ocuklar\u0131n, babalar\u0131n\u0131n toplumsal yerine girdi\u011fini, bu yeri de\u011fi\u015ftiremedi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>(*) Daha yak\u0131n bir zamanda, 18 ve 19 y\u00fczy\u0131llarda Kuzey Amerika k\u0131tas\u0131n\u0131 s\u00f6m\u00fcrgele\u015ftiren Avrupal\u0131lar\u0131n, bu k\u0131tadaki do\u011fal kaynaklar\u0131 de\u011ferlendirmek \u00fczere Afrika&#8217;daki zencileri tutsak al\u0131p k\u00f6le olarak kulland\u0131klar\u0131n\u0131 da g\u00f6r\u00fcyoruz. B\u00f6ylece ba\u015flayan &#8220;zenci k\u00f6leler&#8221; d\u00f6nemi Amerikan i\u00e7 Sava\u015f\u0131 (1861-1865) sonuna, de\u011fin s\u00fcrd\u00fc. Bu Afrikal\u0131 k\u00f6lele\u015ftirmesi d\u00f6neminde toplam olarak 50.000.000 insan\u0131n Atlantik \u00f6tesine g\u00f6t\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc, bunlar\u0131n 25 milyonunun yolda \u00f6ld\u00fckleri hesaplanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konu i\u00e7in bkz.: \u25a0 Maurice Duvterger, Sociologie Politique, PU.F.,\u00a0 1966, Paris, s. 209.<\/p>\n<p>Daha sonra anamalc\u0131 (kapitalist) toplum ya\u015fam\u0131 olu\u015fmaya ba\u015flay\u0131p geli\u015fme g\u00f6sterince, bir yandan toprak sahibi se\u00e7kinler, \u015f\u00f6valyeler ve din soylular\u0131n\u0131n (aristokrasinin) yerini ticaret ve zamanla sanayi burjuvalar\u0131n\u0131n (bourgeois= kentsoylu); \u00f6te yandan serflerin ve loncalara ba\u011fl\u0131 zanaatkarlar\u0131n yerini de &#8220;\u00f6zg\u00fcr&#8221; (=topra\u011fa ba\u011fl\u0131 de\u011fil, loncaya ba\u011fl\u0131 de\u011fil; diledi\u011fi yerde, diledi\u011fi i\u015fi yapmas\u0131na hukuksal engel yok; yasa kar\u015f\u0131s\u0131nda e\u015fitlik kazanmakta olan) i\u015f\u00e7ilerin ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. K\u00f6lelik ve serflik, efendilik ve soyluluk durumlar\u0131 ortadan kalkmakla birlikte bu yeni toplumsal d\u00fczende de yine kimi insanlar\u0131n, \u00f6b\u00fcr insanlara g\u00f6re daha elveri\u015fli, ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 durumlarda bulunduklar\u0131 g\u00f6zlemleniyor. Y\u00f6netici mevkilere \u00e7o\u011funlukla onlar\u0131n geldi\u011fi, yasalar\u0131 onlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131, e\u011fitimden, sa\u011fl\u0131k olanaklar\u0131ndan, maddi g\u00f6nen\u00e7ten (refahtan) \u00e7o\u011funlukla onlar\u0131n yararland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Ba\u015fka bir deyi\u015fle servet farkl\u0131l\u0131klar\u0131ndan kayna\u011f\u0131n\u0131 alan toplumsal e\u015fitsizlikler olu\u015ftu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor.<\/p>\n<p>K\u0131sacas\u0131 insanl\u0131k tarihine bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, bu tarihin \u00e7ok eskilere dek giden b\u00f6l\u00fcm\u00fc boyunca toplum \u00fcyeleri aras\u0131nda b\u00f6yle e\u015fitsizlikler bulundu\u011fu g\u00f6zlemlenmektedir. Ne var ki, 1789 Frans\u0131z Devrimi&#8217;ne gelinceye de\u011fin bu e\u015fitsizlikler ve ayr\u0131cal\u0131k farkl\u0131l\u0131klar\u0131 do\u011fal kar\u015f\u0131lan\u0131p t\u00fcrl\u00fc bi\u00e7imler alt\u0131nda hakl\u0131 g\u00f6s\u00adterilmek isteniyordu; yaln\u0131zca krallar\u0131n, sultanlar\u0131n bu yerleri\u00adni g\u00f6ksel niteliklerinden dolay\u0131 kazand\u0131klar\u0131 yolundaki sav ve inan\u00e7lar\u0131, \u00f6rne\u011fin Osmanl\u0131 padi\u015fahlar\u0131n\u0131n &#8220;Tanr\u0131n\u0131n yery\u00fcz\u00fcndeki g\u00f6lgesi&#8221; olarak tan\u0131t\u0131lmalar\u0131n\u0131 anmak e\u015fitsizlikler kar\u015f\u0131s\u0131ndaki bu tutumu kan\u0131tlamaya yeter. Frans\u0131z devriminden sonra ise &#8220;yasalar kar\u015f\u0131s\u0131nda e\u015fitlik&#8221; ilkesinin benimsendi\u011fi, yasalarla sa\u011flanan ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n (\u00f6rne\u011fin insanlar\u0131n toplumsal-ekonomik-siyasal mevkilerini oldu\u011fu gibi \u00e7ocuklar\u0131na ge\u00e7irmeleri bi\u00e7imindeki yasa h\u00fck\u00fcmlerinin) kald\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Demek ki art\u0131k insanlar aras\u0131ndaki e\u015fitsizlikler do\u011fal kar\u015f\u0131lanmamaya, g\u00f6ksel gerek\u00e7elerle a\u00e7\u0131klanmama\u011fa ba\u015flan\u0131yor. \u0130nsanlar toplumsal \u00e7evrelerini do\u011fal olaylar gibi anlay\u0131p a\u00e7\u0131klama olanaklar\u0131na kavu\u015ftuklar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde e\u015fitsizliklerin etkenlerinin toplumun d\u00fczenleni\u015f bi\u00e7iminden ileri geldi\u011fini g\u00f6rme\u011fe ba\u015fl\u0131yorlar.<\/p>\n<p>Toplumun birbirinden farkl\u0131, biri \u00f6b\u00fcr\u00fcn\u00fc daha \u00e7ok etkileyebilen toplumsal-ekonomik-ekinsel kesimlere ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131; her kesimin kendi i\u00e7inde ortak \u00f6zelliklere sahip oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. \u00d6rne\u011fin 19. y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131nda \u0130ngiliz Ba\u015fbakan\u0131 Disraeli, \u0130ngiliz halk\u0131n\u0131n &#8220;iki ayr\u0131 ulusmu\u015f gibi birbirinden farkl\u0131 iki b\u00f6l\u00fcme ayr\u0131lm\u0131\u015f&#8221;\u00a0oldu\u011fundan\u00a0yak\u0131n\u0131yordu. Sanayi\u00a0devriminin\u00a0\u00f6zellikle ilk d\u00f6nemlerindeki durum b\u00f6yleydi.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu toplumsal k\u00fcmelere toplumsal s\u0131n\u0131f ad\u0131 verilmektedir. Toplumsal s\u0131n\u0131f olgusunu olu\u015fturan \u00f6\u011feler olarak da, g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, \u015funlar belirtilmektedir:<\/p>\n<p><strong>1)<\/strong> E\u015fitsizliklerin, toplu e\u015fitsizlikler olu\u015fu. Demek ki bunlar, bir s\u0131n\u0131f\u0131 olu\u015fturan bireylerin t\u00fcm\u00fc bak\u0131m\u0131ndan ge\u00e7erli olan e\u015fitsizliklerdir: Ayr\u0131cal\u0131klar da, elveri\u015fli, elveri\u015fsiz ko\u015fullar da.<br \/>\n<strong>2) <\/strong>Bu e\u015fitsizlikler, bireylerin yetenek farklar\u0131ndan do\u011fmamakta; do\u011fum yoluyla, ba\u015fka bir deyi\u015fle i\u00e7ine do\u011fulan ailede ana babadan \u00e7ocuklara aktar\u0131larak, demek ki toplumsal kal\u0131t\u0131m yoluyla ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r.<br \/>\n<strong>3)<\/strong> Her s\u0131n\u0131f\u0131n \u00fcyeleri kendi s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131n ve \u00f6teki s\u0131n\u0131f\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n az ya da \u00e7ok fark\u0131ndad\u0131rlar. Kendi toplumsal-ekonomik \u00e7evrelerinde olu\u015fan ekin \u00f6zelliklerini \u00f6\u011frenip \u00e7\u00f6z\u00fcmlemi\u015flerdir. Demek ki toplumsal s\u0131n\u0131f olgusunun bir de bilin\u00e7 \u00f6\u011fesi vard\u0131r.<\/p>\n<p><b> TOPLUMSAL SINIFLAR KONUSUNDA TOPLUMB\u0130L\u0130MC\u0130LER\u0130N GEL\u0130\u015eT\u0130RD\u0130\u011e\u0130 \u0130K\u0130 AYRI \u0130NCELEME YAKLA\u015eIMI<\/b><\/p>\n<p>Toplumsal s\u0131n\u0131flar konusunda g\u00fcn\u00fcm\u00fczde birbirinden farkl\u0131 iki de\u011fi\u015fik toplumbilimsel yakla\u015f\u0131m bulundu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. Bunlardan biri, bir b\u00f6l\u00fcm Bat\u0131 Avrupal\u0131 ve Kuzey Amerikal\u0131 toplumbilimcilerin olu\u015fturduklar\u0131 yakla\u015f\u0131md\u0131r. \u0130kincisi ise Marx\u00e7\u0131 yakla\u015f\u0131md\u0131r. Burada her iki yakla\u015f\u0131m\u0131 ana \u00e7izgileri i\u00e7inde tan\u0131taca\u011f\u0131z.<\/p>\n<ol>\n<li><b> A) B\u0130R B\u00d6L\u00dcM BATILI TOPLUMB\u0130L\u0130MC\u0130N\u0130N BU KONUDAK\u0130 YAKLA\u015eIMI VE G\u00d6R\u00dc\u015eLER\u0130 :<\/b><\/li>\n<\/ol>\n<p>Yukar\u0131da toplumsal e\u015fitsizliklerin toplumlar\u0131n tarihinde Yak\u0131n \u00c7a\u011fa gelininceye de\u011fin do\u011fal kar\u015f\u0131land\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00e7o\u011funlukla g\u00f6ksel buyruklar\u0131n sonucu say\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmi\u015ftik. Yak\u0131n \u00c7a\u011fda da bir b\u00f6l\u00fcm Bat\u0131 Avrupal\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve toplumbilimci<\/p>\n<p><strong>1)<\/strong> Bir yandan \u0131rk\u00e7\u0131 bir yakla\u015f\u0131ma varan &#8220;biyolojist&#8221; g\u00f6r\u00fc\u015flerle toplumsal e\u015fitsizlikleri do\u011fal g\u00f6stermek istemi\u015flerdir. Bunlar hem kara, k\u0131z\u0131l ve sar\u0131 derili \u0131rklar\u0131n beyaz \u0131rktan a\u015fa\u011f\u0131 oldu\u011fu, bu \u0131rklar\u0131n uygarl\u0131k kurup geli\u015ftirme yetene\u011finden yoksun olduklar\u0131 yolunda, bug\u00fcn art\u0131k ge\u00e7ersizli\u011fi t\u00fcmden anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olan g\u00f6r\u00fc\u015flerle s\u00f6m\u00fcrgecilik bi\u00e7imindeki e\u015fitsizlikleri hakl\u0131 g\u00f6stermek istemi\u015flerdir. Hem de ayn\u0131 toplum i\u00e7inde yukar\u0131 -ya da y\u00f6netici- s\u0131n\u0131f \u00fcyelerinin biyolojik yap\u0131lar\u0131n\u0131n (=genlerinin), a\u015fa\u011f\u0131 -ya da y\u00f6netilen- s\u0131n\u0131f \u00fcyelerinin biyolojik yap\u0131lar\u0131ndan daha \u00fcst\u00fcn oldu\u011funu, bu bak\u0131mdan y\u00f6netici s\u0131n\u0131f \u00fcyelerinin do\u011falar\u0131 gere\u011fi y\u00f6netme\u011fe en yetenekli kimseler olduklar\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p><strong> 2)<\/strong> Bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve bilim adamlar\u0131n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de, \u0131rk\u00e7\u0131 bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan olmamakla birlikte, \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k gibi &#8220;biyolojist&#8221; yakla\u015f\u0131m\u0131n etkilerini ta\u015f\u0131yan &#8220;se\u00e7kinci&#8221; (=elit\u00e7i)) bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan hareketle toplumsal s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki e\u015fitsizlikleri do\u011fal ve uygun g\u00f6r\u00fcp b\u00f6yle g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Bu se\u00e7kinci g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re her toplumda y\u00f6netici mevkide bulunan insanlar en \u00fcst\u00fcn, en de\u011ferli insanlard\u0131r. Yaln\u0131z bunlar bencil d\u00fc\u015f\u00fcncelerden ar\u0131nabilip, kamu yarar\u0131n\u0131 koruyabilir ve ger\u00e7ekle\u015ftirebilirler. Geni\u015f, y\u00f6netilen halk y\u0131\u011f\u0131n\u0131 ise bencillikten kurtulamaz, y\u00fcksek ve erdemli d\u00fc\u015f\u00fcncelere ve d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015flerine sahip olamaz, uygarl\u0131k olu\u015fturup geli\u015ftiremezler. Bu bak\u0131mdan bunlar\u0131n &#8220;y\u00f6netilen&#8221; durumunda kalmalar\u0131 da do\u011fal ve uygundur.<\/p>\n<p>Bu toplumlardaki ticaret devrimini ve \u00f6zellikle de bunu izleyen sanayi devrimini olu\u015fturan nesnel ko\u015fullar, demokratik ilke ve \u00fclk\u00fcleri (=\u00f6zg\u00fcrl\u00fck, e\u015fitlik, halk\u0131n kendi kendini y\u00f6netmesi&#8230;) artan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kolayla\u015ft\u0131r\u0131p geli\u015ftirdik\u00e7e, bu \u0131rk\u00e7\u0131 ve se\u00e7kinci yakla\u015f\u0131mlar da savunulabilir olmaktan artan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bundan sonra, Marx\u00e7\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f d\u0131\u015f\u0131nda toplumsal s\u0131n\u0131flar konusunu inceleyen d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr ve toplumbilimciler, esas olarak toplumlarda s\u0131n\u0131flar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmek, bunlar aras\u0131nda servet, gelir, meslek, e\u011fitim, sa\u011fl\u0131k&#8230;, bir\u00e7ok alanlarda baz\u0131 d\u00fczenli farkl\u0131l\u0131klar bulundu\u011funu; bireylerin toplumsal s\u0131n\u0131f durumlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine do\u011fduklar\u0131 aileden kal\u0131t olarak al\u0131p bunu<br \/>\n-istisnalar d\u0131\u015f\u0131nda- de\u011fi\u015ftiremediklerini; her s\u0131n\u0131f \u00fcyelerinin kendi s\u0131n\u0131fsal durumlar\u0131n\u0131n az ya da \u00e7ok bir \u00f6l\u00e7\u00fcde fark\u0131nda olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6zlemlemekle yetinmektedirler. \u0130nsanlar\u0131 varl\u0131kl\u0131, ya da yoksul; y\u00f6netici, ya da y\u00f6netilen durumuna sokan ana etkenin ne oldu\u011fu ve bunun i\u015fleyi\u015findeki d\u00fczenliliklerin neler oldu\u011fu konusu bu a\u00e7\u0131klamalarda belirli bir bi\u00e7imde ortaya konmamaktad\u0131r. \u00d6rne\u011fin insanlar\u0131n toplum i\u00e7indeki yerlerim geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde i\u00e7ine do\u011fduklar\u0131 aileden ald\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemekle birlikte, varl\u0131kl\u0131 aileyi varl\u0131kl\u0131, yoksul aileyi de yoksul yapan etken ya da etkenlerin neler oldu\u011fu, bu etkenlerin nas\u0131l i\u015fledikleri \u00fczerinde hi\u00e7 ya da yeterince durulmamaktad\u0131r. Ayr\u0131ca toplumsal e\u015fitsizliklerin tarihsel s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde bi\u00e7im de\u011fi\u015fiklikleri g\u00f6stermi\u015f olup olmad\u0131\u011f\u0131, g\u00f6stermi\u015fse bu de\u011fi\u015fikliklerin etkeni ve y\u00f6n\u00fcn\u00fcn re oldu\u011fu; d\u00fczenlilikleri (=yasalar ya da genellemeler bi\u00e7iminde ortaya konulabilecek bir i\u015fleyi\u015fi) bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131 \u00fczerinde durulmamakta; genel olarak toplumlar\u0131n tarih i\u00e7indeki ya\u015fam de\u011fi\u015fmelerinde d\u00fczenlilik bulunup bulunmad\u0131\u011f\u0131 konusu\u00adna girilmekten ka\u00e7\u0131n\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sezilmektedir.<\/p>\n<p>Bu ko\u015fullar i\u00e7inde geli\u015ftirilen toplumsal s\u0131n\u0131f yakla\u015f\u0131m\u0131n\u0131 \u015f\u00f6ylece \u00f6zetleyebiliriz.<\/p>\n<p><b> Toplumsal S\u0131n\u0131f Tan\u0131m\u0131.<\/b><\/p>\n<p>A.B.D.&#8217;de \u00fcniversitelerde \u00e7ok geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde okutulmakta olan bir toplumbilim kitab\u0131nda (Lundberg, Schrag ve Larsen&#8217;in yazd\u0131klar\u0131 Sosyoloji adl\u0131 kitapta s. 379) toplumsal s\u0131n\u0131flar \u015f\u00f6ylece tan\u0131mlan\u0131yor:<\/p>\n<p>&#8220;&#8230; toplumsal s\u0131n\u0131f hem kendisi, hem de ba\u015fkalar\u0131 taraf\u0131ndan prestij, toplumsal ili\u015fkiler, faaliyetler, mallar ve de\u011fer y\u00fcklemleri bak\u0131m\u0131ndan n\u00fcfusun ba\u015fka kesimlerinden farkl\u0131 say\u0131lan bir kesimidir.&#8221;<\/p>\n<p>Bernard Berelson ve Gary A. Steiner de, Amerikan toplumbilim dallar\u0131nda elde edilmi\u015f olan de\u011fi\u015fik alanlardaki bulgular\u0131 bir araya getiren Humain Behaviour-An Inventory of Scientific Findings (Harcourt, 1964, s. 459) (\u0130nsan Davran\u0131\u015f\u0131-Bilimsel Bulgular\u0131n Bir D\u00f6k\u00fcm\u00fc) adl\u0131 kitapta, toplumsal s\u0131n\u0131f\u0131 \u015f\u00f6yle tan\u0131ml\u0131yorlar:<\/p>\n<p>&#8220;S\u0131n\u0131f: Belli bir toplum ya da topluluk i\u00e7inde, a\u015fa\u011f\u0131-yukar\u0131 benzer bir dereceye giren insanlardan olu\u015fan a\u00e7\u0131k bir insan k\u00fcmesi ya da tabakas\u0131. Bat\u0131l\u0131 sanayi toplumunda, ve belki de daha genel olarak, s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lman\u0131n ba\u015fta gelen temeli servet ya da gelir b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc, t\u00fcketim bi\u00e7imi ya da (\u00f6zellikle) meslek gibi servetin de\u011fi\u015fik bir t\u00fcr\u00fc olmu\u015ftur. Tabakala\u015fmada servete genellikle ba\u015fka baz\u0131 ay\u0131rdedici \u00f6\u011feler de eklenmektedir: e\u011fitim (yoksul \u00fcniversite profes\u00f6r\u00fc, gelirinin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131ndan daha y\u00fcksek bir dereceye sahiptir); hizmet (yoksul din adam\u0131, bir i\u015fe yaramayan varl\u0131kl\u0131dan daha y\u00fcksek derecede tutulur); aileden elde edilen stat\u00fc (yoksul soylular, sonradan g\u00f6rme varl\u0131kl\u0131lardan daha y\u00fcksek derecede say\u0131l\u0131rlar.)&#8221;<\/p>\n<p>Bu tan\u0131m\u0131n ba\u015flar\u0131nda yer alan &#8220;a\u00e7\u0131k bir insan k\u00fcmesi, ya da tabakas\u0131&#8221; deyimindeki a\u00e7\u0131k s\u0131fat\u0131 s\u0131n\u0131flar\u0131n a\u00e7\u0131k oldu\u011funu, demek ki bir s\u0131n\u0131ftan\u00a0 \u00f6b\u00fcr\u00fcne y\u00fckselmenin\u00a0 ya\u00a0 da,d\u00fc\u015fmemin olanakl\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemek istemektedir. Bunu <strong>kast<\/strong> d\u00fczeni ile kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131ran yazarlar, herkesin ailesi dolay\u0131s\u0131yla i\u00e7ine do\u011fdu\u011fu toplumsal mevkileri belirten ve Orta\u00e7a\u011f Avrupa&#8217;s\u0131n\u0131n derebeylik d\u00fczenine (feodalitesine) benzeyen, birinden \u00f6b\u00fcr\u00fcne ge\u00e7menin yasak oldu\u011fu, Hindistan&#8217;da (ve ba\u015fka kimi Uzak Do\u011fu toplumlar\u0131nda) g\u00f6r\u00fclen kast d\u00fczenini, toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n tarihsel bir a\u015famas\u0131 olarak g\u00f6rmeyip, bu toplumlarda her zaman var olmu\u015f ve var olacak bir toplumsal s\u0131n\u0131fla\u015fma yap\u0131s\u0131 saymaktad\u0131rlar. Kendi toplumlar\u0131ndaki toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n ise kastlar gibi kat\u0131 bi\u00e7imde kapal\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, birinden \u00f6b\u00fcr\u00fcne ge\u00e7menin hukuken olanakl\u0131 oldu\u011funu, ger\u00e7ek ya\u015famda da bunun \u00f6rneklerinin g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yl\u00fcyorlar. Ancak yine de insanlar\u0131n toplumsal s\u0131n\u0131f durumlar\u0131n\u0131, ba\u015fka deyi\u015fle ya\u015fam olanaklar\u0131n\u0131 ve toplum i\u00e7indeki yerlerini geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde i\u00e7ine do\u011fduklar\u0131 aileden kal\u0131t olarak ald\u0131klar\u0131 ger\u00e7e\u011fi, bu s\u0131n\u0131f anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n temelini olu\u015fturmaktad\u0131r. Kast bi\u00e7imindeki, her biri hukuken de kapal\u0131 s\u0131n\u0131flar d\u00fczeninin \u00c7in&#8217;de ve Japonya&#8217;da kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, Hindistan&#8217;da da sanayile\u015fme ve kentle\u015fmeyle birlikte ortadan kalkmakta oldu\u011funu, bunun yerine Japonya ve Hindistan&#8217;da anamalc\u0131 (kapitalist) Bat\u0131 toplumlar\u0131ndakine benzer bir s\u0131n\u0131f yap\u0131s\u0131n\u0131n olu\u015ftu\u011funu g\u00f6z \u00f6n\u00fcne alsalard\u0131, yazarlar kast bi\u00e7iminin tarihsel bir s\u0131n\u0131f yap\u0131s\u0131 bi\u00e7imi oldu\u011funu g\u00f6receklerdi san\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p><b> Toplumsal S\u0131n\u0131flar\u0131n Do\u011fu\u015fu<\/b><\/p>\n<p>Toplumsal s\u0131n\u0131f ve toplumsal katman (=tabaka) kavramlar\u0131n\u0131 e\u015f anlamda kullanan ve \u00e7o\u011funlukla katman terimini ye\u011f tutan bu yazarlar, toplumlarda katmanla\u015fman\u0131n do\u011fu\u015fu konusunda, a\u00e7\u0131k olmasa da, kimi g\u00f6r\u00fc\u015fler ileri s\u00fcrmektedirler. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131nda, \u00fcst\u00fc \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir &#8220;biyolojist&#8221; yakla\u015f\u0131m\u0131n izleri g\u00f6r\u00fclebilmektedir. \u00d6rne\u011fin yukarda da s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz Lundberg, Schrag ve Larsen adl\u0131 toplumbilimciler, kitaplar\u0131nda is. 381 &#8211; 388) &#8220;tabakala\u015fman\u0131n do\u011fu\u015fu&#8221;ndan s\u00f6z ederken, \u00f6nce hayvan topluluklar\u0131na dikkatimizi \u00e7ekiyorlar: Yaln\u0131z insanlar aras\u0131nda de\u011fil, hayvanlar aras\u0131nda da katmanla\u015fma bulundu\u011funu s\u00f6ylemekle konuya giriyorlar. Hayvanlar aras\u0131nda da \u00f6nderlik, egemen olma, ba\u011f\u0131ml\u0131 olma, vb. gibi durumlar bulundu\u011funu, bir k\u00fcmesteki tavuklar aras\u0131nda bir &#8220;gagalama s\u0131ras\u0131&#8221; olu\u015ftu\u011funu \u00f6rnek vererek s\u00f6yl\u00fcyorlar. B\u00f6ylece insan toplumlar\u0131ndaki toplumsal s\u0131n\u0131fla\u015fman\u0131n da k\u00f6keninde, kimi insanlar\u0131n do\u011fu\u015ftan, ba\u015fka deyi\u015fle biyolojik yap\u0131lar\u0131 gere\u011fi ba\u015fkalar\u0131na \u00fcst\u00fcn olu\u015flar\u0131n\u0131n bulundu\u011funu bireyler aras\u0131ndaki zeka, yetenek, g\u00fc\u00e7 farklar\u0131n\u0131n toplumsal s\u0131n\u0131fla\u015fmaya yol a\u00e7an bir etken olabilece\u011fini \u00fcst\u00fc \u00f6rt\u00fcl\u00fc bir bi\u00e7imde, dolayl\u0131 yoldan anlatm\u0131\u015f oluyorlar. Ama bireyler aras\u0131ndaki zeka, yetenek, g\u00fc\u00e7 farklar\u0131n\u0131n temelde do\u011fu\u015ftan m\u0131 geldi\u011fi, yoksa farkl\u0131 toplumsal-ekonomik-ekinsel \u00e7evrelerde, ba\u015fka deyi\u015fle farkl\u0131 toplumsal s\u0131n\u0131flar i\u00e7inde yeti\u015fmelerinden mi ileri geldi\u011fi sorusu cevapland\u0131r\u0131lmadan bu benzetme yap\u0131lm\u0131\u015f oluyor.<\/p>\n<p>Yazarlar, insan toplumlar\u0131nda &#8220;katmanla\u015fman\u0131n&#8221; do\u011fu\u015fu sorusunu do\u011frudan bir bi\u00e7imde sorduklar\u0131nda da &#8220;k\u00fclt\u00fcr, gelenek ve al\u0131\u015fkanl\u0131klar&#8221;a yer veriyorlar :<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nsanlar aras\u0131nda g\u00f6zlemlenebilir farkl\u0131l\u0131klar ne zaman ve hangi \u015fartlar alt\u0131nda, belli bir \u00f6zelli\u011fe sahip olanlarla olmayanlara farkl\u0131 stat\u00fc verilmesine yol a\u00e7ar? Sorunun cevab\u0131 her durumda ilgili k\u00fcmenin k\u00fclt\u00fcr\u00fcnde aranmal\u0131d\u0131r. Herhangi belli bir zamanda, her k\u00fclt\u00fcr\u00fcn stat\u00fc d\u00fczeni geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde gelenekseldir ve bu d\u00fczenin tutumlar\u0131na sahip olan halk\u0131n benimsedi\u011fi herhangi bir mant\u0131ki d\u00fc\u015f\u00fcncenin sonucu de\u011fildir. Ancak bu durumda s\u00f6z konusu gelene\u011fin varl\u0131k nedenini a\u00e7\u0131klamam\u0131z gerekir. A.B.D.&#8217;nin baz\u0131 yerlerinde &#8220;zenci&#8221; diye adland\u0131r\u0131lan fiziki \u00f6zelliklere sahip insanlar\u0131n a\u015fa\u011f\u0131 stat\u00fcden kimseler gibi i\u015flem g\u00f6rd\u00fcklerine tan\u0131k olmaktay\u0131z&#8230; (bu) yayg\u0131n tutum, tarihi bir durumla a\u00e7\u0131klanabilir: Zenciler y\u00fcz y\u0131l veya daha uzun bir zaman k\u00f6le stat\u00fcs\u00fcnde bulundurulmu\u015flard\u0131r.&#8221; Yazarlar b\u00f6ylece, A.B.D.&#8217;de zencilerin a\u015fa\u011f\u0131 stat\u00fcde g\u00f6r\u00fclmesine al\u0131\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bu durum gelenek durumunu alm\u0131\u015ft\u0131r; bu nedenle zenciler a\u015fa\u011f\u0131 stat\u00fcde kalageliyorlar, demi\u015f oluyorlar. \u00d6rne\u011fin beyazlar zenci doktora g\u00fcvenemeyecekleri i\u00e7in (zenciyi doktor olarak g\u00f6rmeye al\u0131\u015f\u0131k olmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in), bir zenci doktor olsa bile kendisine beyaz hastalar gitmeyecek, bu nedenle de zenciden doktor kolay kolay \u00e7\u0131kmayacakt\u0131r, diyorlar.<\/p>\n<p>Ama, A.B.D.&#8217;de de, ba\u015fka toplumlarda da zenci ya da renkli derili olmamalar\u0131na, ayn\u0131 \u0131rktan ve dilden olmalar\u0131na kar\u015f\u0131n yine kimi bireyler k\u00fcmesinin a\u015fa\u011f\u0131, kimisinin ise yukar\u0131 stat\u00fcye sahip oldu\u011fu ger\u00e7e\u011fi kar\u015f\u0131s\u0131nda, bu durumun da kayna\u011f\u0131n\u0131n belirtilmesi gere\u011fini duyan yazarlar, asl\u0131nda zencilerin a\u015fa\u011f\u0131 stat\u00fcye konulmas\u0131n\u0131 da, t\u00fcrl\u00fc mesleklerin neden farkl\u0131 stat\u00fcde say\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 da a\u00e7\u0131klayabilecek daha genel etkenler bulundu\u011funu belirtiyorlar: bunlar a) bireylerin yapt\u0131klar\u0131 i\u015fin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 \u00fccretin tutan; b) insanl\u0131\u011fa hizmet edip etmedi\u011fi; c) bu i\u015fi yapabilmek i\u00e7in uzun e\u011fitim, zahmetli \u00e7al\u0131\u015fma ve para gerekip gerekmedi\u011fi; d) i\u015fin toplumsal sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n y\u00fcksek olup olmad\u0131\u011f\u0131, etkenleridir.<\/p>\n<p>Ancak g\u00f6r\u00fclece\u011fi \u00fczere bu kar\u015f\u0131l\u0131kta, kimin y\u00fcksek gelirli, y\u00fcksek sayg\u0131nl\u0131kl\u0131, uzun e\u011fitim gerektiren i\u015flere girece\u011fini, kimin ise d\u00fc\u015f\u00fck gelirli, sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 az, d\u00fc\u015f\u00fck e\u011fitim gerektiren i\u015fleri yapaca\u011f\u0131n\u0131 belirleyen etkenlerin neler oldu\u011fu sorusuna bir cevap verilmi\u015f olmuyor.&#8217;<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten de bu toplumbilimcilerin toplumsal s\u0131n\u0131f konusundaki yakla\u015f\u0131mlar\u0131na yap\u0131lan temelli bir ele\u015ftiri bu noktada toplanmaktad\u0131r. Toplumsal s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda gelir, sayg\u0131nl\u0131k, e\u011fitim d\u00fczeyi gibi alanlarda ve daha bir\u00e7ok ba\u015fka konuda farklar bulundu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu farklar\u0131n g\u00f6zlemlenmesi, toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n olu\u015fum nedenini a\u00e7\u0131klamak demek de\u011fildir. Nitekim bilimsel \u00e7al\u0131\u015fmalarda &#8220;ba\u011f\u0131nt\u0131&#8221; ili\u015fkilerini<br \/>\n(= correlations) ortaya koyan a\u00e7\u0131klamalar, &#8220;nedensellik ili\u015fkilerini&#8221;<br \/>\n(=causalites) ortaya koyan a\u00e7\u0131klamalardan ay\u0131rdedilir. &#8220;A oldu\u011fu zaman B de oluyor&#8221; demek (\u00f6rne\u011fin &#8220;Yukar\u0131 s\u0131n\u0131f \u00fcyeleri aras\u0131nda e\u011fitim d\u00fczeyi y\u00fcksektir&#8221; demek) zorunlu olarak &#8216;A B&#8217;nin nedenidir&#8217; demek de\u011fildir ve bundan dolay\u0131 da &#8216;y\u00fcksek e\u011fitim insanlar\u0131 yukar\u0131 s\u0131n\u0131fa sokuyor&#8217; demek olamaz; yaln\u0131zca &#8216;yukar\u0131 s\u0131n\u0131f \u00fcyeleri aras\u0131nda y\u00fcksek e\u011fitimliler daha \u00e7ok yolunda bir ba\u011f\u0131nt\u0131y\u0131 belirtmek olur. Ama &#8220;nedensellik ili\u015fkisi&#8221; yine g\u00f6sterilmemi\u015f durumda kal\u0131r. Bu konudaki nedensellik ili\u015fkisinin ortaya konulabilmesi i\u00e7in, yukarda belirtti\u011fimiz \u00fczere &#8220;kimi insanlar\u0131 y\u00fcksek e\u011fitim, gelir ve sayg\u0131nl\u0131k mevkiine getiren, kimilerini ise bu mevkiler d\u0131\u015f\u0131nda b\u0131rakan etkenlerin neler oldu\u011funun&#8221; a\u00e7\u0131klanabilmesi gerekir.<\/p>\n<p>Bu soruya kar\u015f\u0131l\u0131k olmak \u00fczere yaln\u0131zca &#8220;bu insanlar y\u00fcksek gelirli, e\u011fitimli ve sayg\u0131nl\u0131kl\u0131 ailelerin \u00fcyeleri olduklar\u0131 i\u00e7in yukar\u0131 s\u0131n\u0131f \u00fcyesidirler; demek oluyor ki bu toplumsal yerleri onlara ailelerinden kal\u0131yor&#8221; demek de bu konudaki nedensellik ili\u015fkisini ortaya koymu\u015f olamaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc &#8220;Peki bunlar\u0131n ailelerini -baba veya annelerini- bu mevkilere getirmi\u015f olan etkenler nelerdir?&#8221; sorunu cevaplayamamaktad\u0131r.<\/p>\n<p><b> Toplumsal S\u0131n\u0131fla\u015fmayla Birlikte Giden Kimi \u00d6\u011feler<\/b><\/p>\n<p>Bir b\u00f6l\u00fcm bat\u0131l\u0131 toplumbilimcilerin toplumsal s\u0131n\u0131f olgusunu bir yandan gelenekler, al\u0131\u015fkanl\u0131klar sonucu ortaya \u00e7\u0131kan bir olgu sayd\u0131klar\u0131n\u0131; bir yandan da her toplumsal s\u0131n\u0131f durumuyla birlikte giden \u00f6zellikleri\u00a0(= gelir, e\u011fitim, sayg\u0131nl\u0131k, sa\u011f\u0131k bak\u0131mlar\u0131ndan) belirttiklerini b\u00f6ylece a\u00e7\u0131klad\u0131ktan sonra, \u015fimdi de bu ikinci noktayla ilgili olarak yay\u0131nlanm\u0131\u015f olan ba\u015fl\u0131ca ara\u015ft\u0131rma verilerine de\u011finmek yerinde olacakt\u0131r.<\/p>\n<ol>\n<li><strong> a) Sa\u011fl\u0131k ve Toplumsal S\u0131n\u0131f<\/strong><\/li>\n<\/ol>\n<p>1935 ve 1936 y\u0131l\u0131nda A.B.D.&#8217;de 740.000 kentli ve 36.000 k\u00f6yl\u00fc aile aras\u0131nda yap\u0131lm\u0131\u015f olan bir ara\u015ft\u0131rma, en d\u00fc\u015f\u00fck gelirli ailelerin daha y\u00fcksek gelirli ailelere oranla uzun s\u00fcren (=kronik) ve a\u011f\u0131r hastal\u0131klara daha \u00e7ok yakaland\u0131klar\u0131n\u0131; ba\u015fka bir ara\u015ft\u0131rma da ailelerin gelir d\u00fczeyi ile do\u011fumdan sonraki ilk y\u0131l i\u00e7inde ya\u015famda kalma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 aras\u0131nda yine do\u011fru orant\u0131l\u0131 bir ili\u015fki bulundu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir (*).<\/p>\n<p>(*) Lundberg, Schrag ve Larsen, Sosyoloji, Cilt I, T\u00fcrk Siyasi \u0130limleri Derne\u011fi Yay;m, s\u00a0\u00a0 397<\/p>\n<p><b> 1939 -1940 Y\u0131llar\u0131nda 970 Amerikan Kentinde \u00c7ocuk \u00d6l\u00fcmleri ve Gelir <\/b><\/p>\n<table width=\"100%\">\n<tbody>\n<tr>\n<td width=\"50%\"><b> Adam Ba\u015f\u0131na Gelir<br \/>\n(Dolar)<\/b><\/td>\n<td width=\"50%\"><b> 1000\u00a0 Sa\u011flam Do\u011fum Ba\u015f\u0131na D\u00fc\u015fen \u00c7ocuk \u00d6l\u00fcm\u00fc Oran\u0131<\/b><\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"50%\">500 &#8211; den az<\/td>\n<td width=\"50%\">% 63.4<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"50%\">500-674<\/td>\n<td width=\"50%\">% 53.7<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"50%\">675-849<\/td>\n<td width=\"50%\">% 41.7<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"50%\">850 &#8211; ve daha y\u00fcksek<\/td>\n<td width=\"50%\">% 37.7<\/td>\n<\/tr>\n<\/tbody>\n<\/table>\n<p>&#8220;D\u00fc\u015f\u00fck gelirli k\u00fcmelerin apa\u00e7\u0131k elveri\u015fsiz durumlar\u0131 yaln\u0131z beden sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 alan\u0131nda g\u00f6r\u00fclen bir husus de\u011fildir. Ak\u0131l veya ruh hastal\u0131klar\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fck gelirli s\u0131n\u0131flarda y\u00fcksek gelirli s\u0131n\u0131f\u00adlara oranla daha \u00e7ok g\u00f6r\u00fclmektedir. \u00d6rne\u011fin New Heaven&#8217;de ruhsal bozukluklar konusunda yap\u0131lm\u0131\u015f olan bir inceleme topluluk n\u00fcfusunun % 11,2 sini olu\u015fturan yukar\u0131 s\u0131n\u0131f aileler aras\u0131nda, o tarihte New Heaven&#8217;de g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f olan toplam ruh bozuklu\u011fu olaylar\u0131n\u0131n yaln\u0131zca % 7,7 sinin g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc; en a\u015fa\u011f\u0131 s\u0131n\u0131fa giren dar gelirli, d\u00fc\u015f\u00fck e\u011fitimli, teneke mahallelerde veya geri kalm\u0131\u015f semtlerde oturan aileler aras\u0131nda ise, bu aileler toplam n\u00fcfusun % 17,8&#8217;ini olu\u015fturduklar\u0131 halde, toplam ruh hastal\u0131\u011f\u0131 olaylar\u0131n\u0131n % 36,8&#8217;inin g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ortaya koymu\u015ftur.&#8221;<\/p>\n<p><b> Toplam N\u00fcfusun ve Ruh Bozuklu\u011fu Olaylar\u0131n\u0131n Toplumsal S\u0131n\u0131flara Da\u011f\u0131l\u0131\u015f\u0131 (*)<\/b><\/p>\n<table width=\"100%\">\n<tbody>\n<tr>\n<td width=\"37%\"><b> Toplumsal\u00a0 S\u0131n\u0131f<\/b><\/td>\n<td width=\"30%\"><b> Toplam N\u00fcfusa Oran\u0131<\/b><\/td>\n<td width=\"102%\"><b> Ruh Bozuklu\u011fu Olaylar\u0131<\/b><\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">En yukar\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 3,1<\/td>\n<td width=\"102%\">% 1,0<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Yukar\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 8,1<\/td>\n<td width=\"102%\">% 6,7<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Orta<\/td>\n<td width=\"30%\">% 22,0<\/td>\n<td width=\"102%\">% 13,2<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">A\u015fa\u011f\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 46,0<\/td>\n<td width=\"102%\">% 38,6<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">En a\u015fa\u011f\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 17,8<\/td>\n<td width=\"102%\">% 36,8<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Bilinmeyen<\/td>\n<td width=\"30%\">% 3,0<\/td>\n<td width=\"102%\">% 3,7<\/td>\n<\/tr>\n<\/tbody>\n<\/table>\n<p>(*) Kaynak: AB. Hollingshead ve F.C. Redlich, \u00abSocial Stratification and Psychiatr\u0131c Disorders,\u00bb American Sociological Review, April, 1953, s. 167&#8217;den iletenler Lundberg, Schrag ve Larsen, Sosyoloji, a.g.e., s. 399.<\/p>\n<p><strong>b)\u00a0 E\u011fitim ve Toplumsal S\u0131n\u0131f <\/strong><\/p>\n<p>&#8220;Toplumsal s\u0131n\u0131f\u0131na bak\u0131lmaks\u0131z\u0131n herkese e\u015fit ayr\u0131cal\u0131klar tan\u0131nmas\u0131n\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na almak \u00fczere \u00f6zel \u00e7abalar g\u00f6sterilmi\u015f olan alanlarda ve bizzat bu e\u015fitlikleri korumakla g\u00f6revli kurumlarda bile, insanlara s\u0131n\u0131flar\u0131na g\u00f6re farkl\u0131 ayr\u0131cal\u0131klar sa\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz. \u00d6rne\u011fin yap\u0131lan bir inceleme serbest meslek mensubu ailelerden gelen \u00e7ocuklar\u0131n % 52&#8217;sinin, d\u00fcz i\u015f\u00e7i ailelerinin \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n ise yaln\u0131z % 5&#8217;nin \u00fcniversiteye gidebildi\u011fini g\u00f6stermektedir.&#8221; (*)<\/p>\n<p>(*) Raymond V. Bewers, &#8220;Ecological Patterning in Rochester, New York&#8221;, American Sociological Review, April, 1939, s. 180-189&#8217;dan \u0130leten Lundberg, Schrag, Larsen, a.g.e.<\/p>\n<ol>\n<li><b> c)\u00a0 Adalet ve Toplumsal S\u0131n\u0131f <\/b><\/li>\n<\/ol>\n<p>&#8220;\u00c7ok say\u0131da bilimsel yay\u0131nlar, a\u015fa\u011f\u0131 s\u0131n\u0131flar\u0131n yasalar \u00f6n\u00fcnde yukar\u0131 s\u0131n\u0131flarla e\u015fit \u00f6l\u00e7\u00fcde adil i\u015flem g\u00f6rmediklerini ortaya koymaktad\u0131r. Bu konuda yap\u0131lm\u0131\u015f hemen b\u00fct\u00fcn incelemeler su\u00e7lu ve canilerin, yukar\u0131 s\u0131n\u0131flardakinden \u00e7ok daha y\u00fcksek oranlarla a\u015fa\u011f\u0131 s\u0131n\u0131flardan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. \u00d6rne\u011fin Newburyport&#8217;da (Massachusetts) toplumsal tabakala\u015fma \u00fczerine yap\u0131lan \u00e7ok geni\u015f bir inceleme, toplam n\u00fcfusun d\u00f6rtte birini meydana getiren en a\u015fa\u011f\u0131 toplumsal s\u0131n\u0131f\u0131n, kentte yap\u0131lan b\u00fct\u00fcn tutuklamalar\u0131n hemen hemen \u00fc\u00e7te ikisini i\u00e7erdi\u011fini g\u00f6stermi\u015ftir.\u00a0 Ancak yukar\u0131 ve\u00a0 a\u015fa\u011f\u0131 s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki fark, yaln\u0131z tutuklamalarda g\u00f6r\u00fclmekle kalmamaktad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc ceza t\u00fcrlerinin pek \u00e7o\u011funun toplumsal s\u0131n\u0131flar \u00fczerindeki etkisi e\u015fit de\u011fildir. Avukat tutabilmek (\u00fccretsiz adli yard\u0131m yolu bulunmakla birlikte), kefalet \u00fccreti \u00f6deyebilmek, hapiste yatmak yerine para cezas\u0131 \u00f6deyebilmek, a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc \u00fczere insanlar\u0131n ekonomik s\u0131n\u0131f durumuyla yak\u0131ndan ili\u015fkilidir. Yasalara ayk\u0131r\u0131 davran\u0131\u015flar i\u00e7in verilen para cezalar\u0131n\u0131n zengin ile fakiri e\u015fit \u00f6l\u00e7\u00fcde etkilemeyece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu nedenlerle bir kimsenin ekonomik s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n, hala adalet g\u00f6rme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde s\u0131n\u0131rland\u0131rmakta ve belirlemekte oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Pek \u00e7ok incelemeler \u00e7ocuk su\u00e7lulu\u011funun da ekonomik s\u0131n\u0131f durumuna \u00e7ok yak\u0131ndan ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir&#8221;. (*)<\/p>\n<p>(*) Lundberg, Schrag ve Larsen. a.g.e., s. 400.<\/p>\n<p><b> N\u00fcfusun ve Tutuklanmalar\u0131n Toplumsal S\u0131n\u0131flara Da\u011f\u0131l\u0131m\u0131<\/b><\/p>\n<table width=\"100%\">\n<tbody>\n<tr>\n<td width=\"37%\"><b> Toplumsal\u00a0 S\u0131n\u0131f<\/b><\/td>\n<td width=\"30%\"><b> Toplam N\u00fcfusa Oran\u0131<\/b><\/td>\n<td width=\"102%\"><b> Tutuklanma Olaylar\u0131<\/b><\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Yukar\u0131-yukar\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 1.45<\/td>\n<td width=\"102%\">% 0.43<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">A\u015fa\u011f\u0131-yukar\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 1.57<\/td>\n<td width=\"102%\">% 0.28<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Yukar\u0131-orta<\/td>\n<td width=\"30%\">% 10.30<\/td>\n<td width=\"102%\">% 1.84<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">A\u015fa\u011f\u0131-orta<\/td>\n<td width=\"30%\">% 28.36<\/td>\n<td width=\"102%\">% 7.80<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">Yukar\u0131-a\u015fa\u011f\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 32.88<\/td>\n<td width=\"102%\">% 24.96<\/td>\n<\/tr>\n<tr>\n<td width=\"37%\">A\u015fa\u011f\u0131-a\u015fa\u011f\u0131<\/td>\n<td width=\"30%\">% 25.44<\/td>\n<td width=\"102%\">% 64.69<\/td>\n<\/tr>\n<\/tbody>\n<\/table>\n<ol>\n<li><b><br \/>\nd) &#8220;Toplumsal S\u0131n\u0131f ve Deniz Kazas\u0131&#8221;<\/b><\/li>\n<\/ol>\n<p>A\u015fa\u011f\u0131daki sat\u0131rlar Walter Lord&#8217;un A Night to Remember (New York, Holt, 1955) adl\u0131 kitab\u0131ndan al\u0131nm\u0131\u015f olan bir par\u00e7an\u0131n T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evirisidir.<\/p>\n<p>&#8220;Edward d\u00f6nemi \u0130ngiltere&#8217;sinin belirgin \u00f6zelli\u011fi, iyice tan\u0131mlanm\u0131\u015f tabakalara ayr\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131 ve g\u00fc\u00e7l\u00fc bir s\u0131n\u0131f bilincinin bulunmas\u0131yd\u0131. Zaman\u0131n b\u00fcy\u00fck transatlantikleri, yolcu s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131 kesinlikle birbirinden farkl\u0131 k\u0131lan sistemleri ile, bu stat\u00fc d\u00fczeninin a\u015f\u0131r\u0131 bi\u00e7imdeki \u00f6rnekleriydi. British White Star Line ortakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir gemisi olan Titanic 1912&#8217;de g\u00f6reve \u00e7\u0131k\u0131yordu. G\u00fcn\u00fcn\u00fcn en b\u00fcy\u00fck ve l\u00fcks yolcu gemisi olan Titanic, en g\u00fcvenilir gemi olarak da \u00fcn yapm\u0131\u015ft\u0131. Ta\u015f\u0131yabilece\u011fi toplam yolcu say\u0131s\u0131n\u0131n yaln\u0131zca % 30&#8217;una yetecek kadar (1200 adet) kurtarma kay\u0131klar\u0131 vard\u0131 -o g\u00fcn\u00fcn g\u00fcvenlik yasalara daha bile az say\u0131da kurtarma kay\u0131\u011f\u0131 bulunmas\u0131n\u0131 istedi\u011fi halde-. \u0130lk yolculu\u011funda Titanic Kuzey Atlantik denizinde bir buzul ile \u00e7arp\u0131\u015ft\u0131 ve 2200&#8217;\u00fc bulan yolcu ve g\u00f6revlilerinin 1500&#8217;\u00fcnden \u00e7o\u011fuyla birlikte batt\u0131.<\/p>\n<p>&#8220;Birka\u00e7 y\u0131l \u00f6nce White Star Liner ortakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ba\u015fka bir yolcu gemisi, Republic, batt\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada gemi Kaptan\u0131 Sealby kurtarma kay\u0131klar\u0131na girmekte olan yolculara \u015funlar\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu: &#8216;Unutmay\u0131n, \u00f6nce kad\u0131nlar ve \u00e7ocuklar binecek; sonra Birinci Kamara, sonra \u00f6b\u00fcrleri&#8217;. Titanic&#8217;de b\u00f6yle bir kural yoktu, ama kurtulanlar\u0131n da yolcular\u0131n rastlant\u0131sal bir \u00f6rneklemesi olmad\u0131klar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Tarihsel ara\u015ft\u0131rma ve so\u011fukkanl\u0131 istatistik verileri g\u00f6steriyor ki ilgisizlik, umursamazl\u0131k, \u015fans ve gemide bulunulan yer, hep Birinci S\u0131n\u0131f yerlerdeki yolcular\u0131n lehine ve \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc S\u0131n\u0131f yerlerdeki yolcular\u0131n aleyhine \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Birinci S\u0131n\u0131f yerlerdeki 143 kad\u0131n yolcudan yaln\u0131z 4&#8217;\u00fc (% 2.8&#8217;i) bo\u011fulmu\u015ftur ve bunlar\u0131n 3&#8217;\u00fc &#8220;\u00f6zellikle&#8221; yerlerinden ayr\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131r. \u0130kinci S\u0131n\u0131f yerlerdeki 93 kad\u0131n yolcudan 15&#8217;i (% 16.1&#8217;i) bo\u011fulmu\u015ftur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc S\u0131n\u0131f yerlerdeki 179 kad\u0131n yolcudan ise 81&#8217;i (% 45.3&#8217;\u00fc) bo\u011fulmu\u015ftur. Birinci ve \u0130kinci S\u0131n\u0131f mevkilerdeki 29 \u00e7ocuktan yaln\u0131zca biri, ama geri kalan mevkilerdeki 76 \u00e7ocuktan 53&#8217;\u00fc bo\u011fulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Gerek \u0130ngiltere, gerekse A.B.D.&#8217;de soru\u015fturmalar yap\u0131lm\u0131\u015f, ama bu \u00fclkelerin hi\u00e7birinde bu durumdan herhangi bir akt\u00f6resel sonu\u00e7 \u00e7\u0131kar\u0131lmam\u0131\u015f, istatistiksel bir d\u00fczenlilik bulundu\u011fu ol\u00adgusu \u00fczerinde durulmam\u0131\u015ft\u0131r. O gece &#8216;\u00f6nce kad\u0131nlar ve \u00e7ocuk\u00adlar&#8217; kural\u0131 g\u00f6rkemli bir bi\u00e7imde uyguland\u0131; ama nedense \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc S\u0131n\u0131f yerlerdeki \u00e7ocuklardan bo\u011fulanlar\u0131n oran\u0131, Birinci S\u0131n\u0131f yerlerdeki yeti\u015fkin erkeklerden bo\u011fulanlar\u0131n oran\u0131na g\u00f6re daha y\u00fcksekti. Bu, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz bas\u0131n\u0131n toplumsal (ya da habercilik) bilincinin hi\u00e7 kavrayamad\u0131\u011f\u0131 bir \u00e7eli\u015fkiydi.&#8221;(*)<\/p>\n<p>(*)\u00a0 Leonard Broom ve Philip Selznick, Sociology, Harper, 1955, s 192&#8217;den<br \/>\n<b> &#8220;Katmanla\u015fman\u0131n \u0130\u015flevleri&#8221;.<\/b><\/p>\n<p>Toplumsal s\u0131n\u0131flar konusunda bu birinci anlay\u0131\u015fa sahip olan toplumbilimciler, toplumlarda s\u0131n\u0131fla\u015fman\u0131n (ya da katmanla\u015fman\u0131n) bir tak\u0131m i\u015flevleri (=fonksiyonlar\u0131) bulundu\u011funu belirterek, bu i\u015flevleri \u015f\u00f6ylece a\u00e7\u0131klamaktad\u0131rlar: &#8220;\u0130nsanlar\u0131, toplum i\u00e7inde kendilerine g\u00f6sterilmesi gereken ve onlardan beklenmesi gereken davran\u0131\u015flara g\u00f6re kategorilere ay\u0131rmak gerekir. (*) T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye \u00e7evrilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin y\u00f6netici mevkilerdeki birey\u00adlerden beklenen davran\u0131\u015flar ve onlara kar\u015f\u0131 tak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken tutumlar, y\u00f6netilen mevkideki insanlardan beklenen davran\u0131\u015flardan ve y\u00f6netilen mevkideki insanlara kar\u015f\u0131 tak\u0131n\u0131lmas\u0131 gereken tutumlardan farkl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>&#8220;Her kategori ne kadar kolayl\u0131kla tan\u0131n\u0131rsa, kendinden teklenen g\u00f6revleri de o kadar kolayl\u0131kla yerine getirir&#8221;&#8230; &#8220;Toplumsal ya\u015fam\u0131n \u00f6rg\u00fctlendirilebilmesi ve e\u015fg\u00fcd\u00fclebilmesi i\u00e7in insanlar\u0131n kategorilere ay\u0131rdedilmesi zorunlu oldu\u011fu gibi, b\u00fct\u00fcn temel mevkilerin doldurulmas\u0131n\u0131 ve her birinin gerektirdi\u011fi g\u00f6revlerin yap\u0131lmas\u0131n\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na almak i\u00e7in bu kategorilerin de farkl\u0131 sayg\u0131nl\u0131k basamaklar\u0131na konulmas\u0131 zorunludur. (**)<\/p>\n<p>(*) T\u0131rnak \u0130\u00e7indeki c\u00fcmleler Lundberg, Schrag ve Larsen, Sosyoloji, a.g.e.,s. 404 ve 405&#8217;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>\n(**) T\u0131rnak \u0130\u00e7indeki c\u00fcmleler a.g.k., s. 404 ve 405&#8217;den al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bu toplumbilimcilere g\u00f6re toplumsal s\u0131n\u0131fla\u015fma bir yandan toplum ya\u015fam\u0131n\u0131n yap\u0131lmas\u0131n\u0131 gerektirdi\u011fi, ama de\u011fi\u015fik \u00f6nemde olan i\u015flerin yap\u0131lmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan zorunlu olmaktad\u0131r. (&#8216;S\u0131n\u0131fla\u015fma olmasa kimse \u00e7\u00f6p\u00e7\u00fcl\u00fck yapmak istemeyecektir&#8217; gibi bir d\u00fc\u015f\u00fcnce). \u00d6te yandan da, her sayg\u0131nl\u0131k basama\u011f\u0131ndaki bireylerin kendilerinden ne beklendi\u011fini ve ne beklenmedi\u011fini; ba\u015fka sayg\u0131nl\u0131k basamaklar\u0131nda bulunan bireylerden de ne bekleyebileceklerini, onlar\u0131n da kendilerinden ne bekleyeceklerini bilip \u00f6\u011frenmeleri bak\u0131m\u0131ndan da katmanla\u015fma (ya da s\u0131n\u0131fla\u015fma) gereklidir. Ayr\u0131ca bir insan\u0131n, toplum i\u00e7indeki yeri bak\u0131m\u0131ndan kendisinden ne beklendi\u011fini ve ne beklenmedi\u011fini bilmesi, ona bir g\u00fcvenlik duygusu kazand\u0131r\u0131r. Demek ki katmanla\u015fman\u0131n b\u00f6yle bir i\u015flevi vard\u0131r, demektedirler.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fc\u015fte olan toplumbilimciler &#8220;katmanla\u015fman\u0131n, genellikle yeteneklilerin temel mevkilere gelmesini sa\u011flayan bir yol oldu\u011funu&#8221; s\u00f6ylemekte, ancak bazen yetenekli ki\u015filerin, yeteneklerinin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda &#8220;\u00f6d\u00fcllerini ald\u0131ktan sonra, \u00fcst\u00fcn iktidar, servet ve sayg\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 kendi yararlar\u0131na daha geni\u015f e\u015fitsizlikler elde etmek amac\u0131yla kullanabileceklerini&#8221; de kabul etmektedirler. Bunun ise dikey toplumsal hareketlili\u011fi (ba\u015fka deyi\u015fle a\u015fa\u011f\u0131 katmandaki bireylerin yukar\u0131 katmanlara ge\u00e7mesi, yukardakilerin yeteneksizlik durumunda a\u015fa\u011f\u0131 katmanlara d\u00fc\u015fmesi olanaklar\u0131n\u0131) k\u0131s\u0131tlayaca\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00f6ylece s\u0131n\u0131f ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrekli k\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 belirtmektedirler.<\/p>\n<p>Bu birinci toplumsal s\u0131n\u0131f anlay\u0131\u015f\u0131 \u00fczerine buraya de\u011fin s\u00f6ylenenleri \u00d6zetleyecek olursak, temel olarak toplumda s\u0131n\u0131fla\u015fman\u0131n, yeteneklilerin \u00f6nemli yerlere gelmesini sa\u011flayan gerekli bir s\u00fcre\u00e7 oldu\u011fu benimsenmekte; ancak kimi bireysel durumlarda, bu yetenekli mevkilerde bulunanlar\u0131n kendi yararlar\u0131na olmak \u00fczere t\u00fcrl\u00fc haks\u0131z ayr\u0131cal\u0131klar elde etmeye y\u00f6nelebilecekleri (b\u00f6yle bir olas\u0131l\u0131k bulundu\u011fu) noktas\u0131na da yer verilmektedir.<\/p>\n<ol>\n<li><b> B)\u00a0 MARX\u00c7I TOPLUMSAL SINIF ANLAYI\u015eI<\/b><\/li>\n<\/ol>\n<p>Temelini Karl Marx (1818-1883) ve Friedrich Engels&#8217;in (1820-1895) yaz\u0131lar\u0131n\u0131n olu\u015fturdu\u011fu Marx\u00e7\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f, yaln\u0131z toplumsal s\u0131n\u0131flarla ilgili olmay\u0131p, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, bir do\u011fa ve toplum anlay\u0131\u015f\u0131 olarak belirmektedir. Toplumu hem b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde, hem de tarihsel s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde, ba\u015fka deyi\u015fle zaman boyutu i\u00e7inde ele alan ve toplum b\u00fct\u00fcn\u00fcn\u00fcn hem kurulu\u015funu, hem de i\u015fleyi\u015fini ve de\u011fi\u015fimini a\u00e7\u0131klama sav\u0131nda olan bir toplum kuram\u0131 durumundad\u0131r, Marx\u00e7\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f. Toplumsal s\u0131n\u0131flarla ilgili a\u00e7\u0131klamalar\u0131, toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131 ortaya \u00e7\u0131karan etkenleri, nedenleri g\u00f6sterme amac\u0131nda olup, bu genel toplum kuram\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcnlenmi\u015f bir par\u00e7as\u0131 durumundad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu nedenledir ki Marx\u00e7\u0131 kuram\u0131n toplumsal s\u0131n\u0131flarla ilgili olarak getirdi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015fleri anlayabilmek i\u00e7in, y\u00f6ntemini ve kimi temel kavram ve terimlerini a\u00e7\u0131klamak ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p><b> Diyalektik Y\u00f6ntem<\/b><\/p>\n<p>Marx\u00e7\u0131 toplum kuram\u0131, y\u00f6ntem olarak eyti\u015fim (=diyalektik) y\u00f6ntemini benimsemi\u015ftir. &#8220;Diyalektik&#8221; terimi, yunanca k\u00f6kenli olup &#8220;soru-kar\u015f\u0131l\u0131k y\u00f6ntemiyle tart\u0131\u015fma&#8221; anlam\u0131na gelen &#8220;dialektikos&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn Bat\u0131 dillerine ve T\u00fcrk\u00e7e&#8217;ye ge\u00e7mi\u015f bi\u00e7imidir. Eski Yunan felsefesinde tart\u0131\u015fmac\u0131l\u0131k anlam\u0131nda kullan\u0131lmaktayd\u0131. Felsefeciler ve toplumbilimcilerin bu kavram\u0131n T\u00fcrk\u00e7e kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olarak \u00f6nerdikleri &#8220;eyti\u015fim&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc de &#8216;eyitmek, (= demek, s\u00f6ylemek) fiilinin &#8216;eyiti\u015fmek, (= s\u00f6yle\u015fmek) bi\u00e7iminden yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Eyiti\u015fim terimini \u00e7a\u011fda\u015f anlam\u0131na pek yak\u0131n bi\u00e7imde kullanan Heraklit, her \u015feyin kar\u015f\u0131t \u00f6\u011feleri ile birlikte d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekti\u011fini savunmu\u015f, evrensel olu\u015fumun kar\u015f\u0131tlar aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fma sonucu ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini ileri s\u00fcrm\u00fc\u015f, &#8220;Bir \u015feyden bir\u00e7ok \u015fey ve her \u015fey&#8221; olu\u015ftu\u011funu s\u00f6yleyerek de evrensel ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131, de\u011fi\u015fme ve geli\u015fmeyi, kar\u015f\u0131tlar\u0131n birli\u011fini ve \u00f6zde\u015fli\u011fini anlatmak istemi\u015ftir. 1770-1831 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda ya\u015fayan Alman filozofu Hegel bir usavurma (muhakeme) y\u00f6ntemi olarak ald\u0131\u011f\u0131 eyti\u015fimi mant\u0131\u011fa uygulad\u0131. O&#8217;na g\u00f6re kavramlar insan bilincinde eyti\u015fimsel bir yolla -kar\u015f\u0131tl\u0131klar i\u00e7inde- geli\u015fmekteydiler: Sav-kar\u015f\u0131sav-bile\u015fim bi\u00e7iminde. Bir d\u00fc\u015f\u00fcnce (sav) kar\u015f\u0131t\u0131yla (kar\u015f\u0131sav) ile bir arada bulunur ve onunla etkile\u015fmesi sonunda bir bile\u015fim ortaya \u00e7\u0131kar. Bu bile\u015fim de yeni bir sav olup kendi kar\u015f\u0131t\u0131 ile etkile\u015fmesi sonucu yeni bir bile\u015fime do\u011fru yol al\u0131r.<\/p>\n<p>Daha sonra Kari Marx ve Friedrich Engels eyti\u015fimin yaln\u0131zca kavramlar\u0131n de\u011fil, devinme durumundaki t\u00fckenmez bir ger\u00e7e\u011fin eyti\u015fimi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc geli\u015ftirdiler. Onlara g\u00f6re eyti\u015fim, do\u011fa-toplum-bilin\u00e7 b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn olu\u015fmas\u0131ndaki d\u00fczenlili\u011fi, yasal\u0131l\u0131\u011f\u0131 anlatmaktayd\u0131. Kendilerinden \u00f6nce bilim d\u00fcnyas\u0131nda benimsenmekte olan temel d\u00fc\u015f\u00fcnce bi\u00e7imini do\u011fa\u00f6tesel<br \/>\n(= metafizik) saymalar\u0131n\u0131n nedeni, onlara g\u00f6re bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin bilinmesi gereken bir konuyu, evrimsel devinimi i\u00e7inde ve b\u00fct\u00fcn yanlar\u0131yla bilmek yerine, yaln\u0131zca bir yan\u0131yla ele almakta olmas\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin do\u011fa\u00f6tesel d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ekonomi bilgini Adam Smith&#8217;in \u00fcretim olgusunu ekonomik b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde, t\u00fcketimle ili\u015fkisini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurarak incelemedi\u011fi i\u00e7in do\u011fru sonu\u00e7lara varmam\u0131\u015f oldu\u011funu savunurlar.<\/p>\n<p>Marx ve Engels olu\u015fturduklar\u0131 eyti\u015fimsel y\u00f6nteme, eyti\u015fimsel \u00f6zdek\u00e7ilik ad\u0131n\u0131 vermi\u015flerdir. Bununla anlatmak istedikleri, kendi eyti\u015fimsel y\u00f6ntemlerini ve d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015flerini d\u00fc\u015f\u00fcnceci (= idealist) d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden (= ba\u015fka deyi\u015fle evren, toplum ve bilin\u00e7 olgular\u0131n\u0131 D\u00fc\u015f\u00fcnce, Ruh ve daha ba\u015fka do\u011fa-\u00f6tesi kavramlarla a\u00e7\u0131klayan, birincileri ikincilerin belirledi\u011fine inanan d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden) ar\u0131nd\u0131rm\u0131\u015f olduklar\u0131; ger\u00e7e\u011fi yaln\u0131z a\u00e7\u0131klamakla kalmay\u0131p, onlar\u0131 de\u011fi\u015ftirip geli\u015ftirmenin y\u00f6ntemini de saptayan bir bilimsel-felsefi d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olu\u015fturmu\u015f bulunduklar\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcd\u00fcr. Eyti\u015fimsel \u00f6zdek\u00e7ili\u011fin temel ilkesi \u015fudur: Evren (= do\u011fa, toplum ve bilin\u00e7) \u00f6zdekseldir, \u00f6zdek d\u0131\u015f\u0131 bir g\u00fcc\u00fcn etkisi ile de\u011fil, kendi i\u00e7 \u00f6zdeksel yasalar\u0131yla geli\u015fir. Evreni tan\u0131mak i\u00e7in onun yasal\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131, d\u00fczenliliklerini bilmek gerekir; bu d\u00fczenlilikleri bilmek i\u00e7in de bu d\u00fczenliliklere uygun bir d\u00fc\u015f\u00fcnme y\u00f6ntemiyle onlara yakla\u015fmak gerekir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f y\u00f6nteminin temeli \u015fudur: Do\u011fa kendi \u00f6zdeksel yap\u0131s\u0131ndan, bilin\u00e7 insan\u0131n do\u011fa \u00fcst\u00fcndeki eyleminden, toplum da do\u011faya \u00f6zg\u00fc \u00fcretim s\u00fcrecinden yans\u0131yan \u00e7eli\u015fmelerle belirlenir. (Bkz.: O. Han\u00e7erlio\u011flu, Felsefe S\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fc, Remzi Kitabevi, 1973).<br \/>\n<b> TOPLUMSAL SINIF ANLAYI\u015eI<\/b><\/p>\n<p>Bu anlay\u0131\u015fta toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n \u015f\u00f6yle tan\u0131mland\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz:<\/p>\n<p>\u00dcretim g\u00fc\u00e7lerinin belli geli\u015fme a\u015famalar\u0131nda; a) \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131na sahiplik ya da sahip olmama, b) toplumsal i\u015fb\u00f6l\u00fcm\u00fc d\u00fczenindeki yerleri, dolay\u0131s\u0131yla da sahip olduklar\u0131 zenginlikleri elde etmede kulland\u0131klar\u0131 ara\u00e7lar ve c) bu toplumsal zenginliklerden ald\u0131klar\u0131 pay\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc bak\u0131mlar\u0131ndan birbirlerinden ayr\u0131lan geni\u015f insan k\u00fcmelerine s\u0131n\u0131f denir.<\/p>\n<p>Bu anlay\u0131\u015fa g\u00f6re toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131n temel etkeni, \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n \u00f6zel m\u00fclkiyete konu olmas\u0131d\u0131r. B\u00f6yle bir m\u00fclkiyet d\u00fczeninde ortaya \u00e7\u0131kan \u00fcretim ili\u015fkileri de, her s\u0131n\u0131f\u0131n toplum i\u00e7indeki g\u00f6reli yerini belirleyici olmaktad\u0131r. \u00dcretim ara\u00e7lar\u0131 ile \u00fcretim ili\u015fkileri, \u00fcretim bi\u00e7imi&#8217;ni olu\u015fturmaktad\u0131rlar. S\u0131n\u0131fl\u0131 toplum tarihsel evrimin belli a\u015famalar\u0131ndaki \u00fcretim bi\u00e7imlerinin bir \u00f6zelli\u011fidir.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki Marx\u00e7\u0131 toplumsal s\u0131n\u0131f anlay\u0131\u015f\u0131m a\u00e7\u0131klayabilmek i\u00e7in \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131, \u00fcretim ili\u015fkileri ve \u00fcretim bi\u00e7imi kavramlar\u0131n\u0131 da nas\u0131l tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmek gerekmektedir.<\/p>\n<p><strong> \u00dcretim ili\u015fkileri<br \/>\n<\/strong><br \/>\n\u0130nsan\u0131n bilincinden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak var do\u011fay\u0131 de\u011fi\u015ftirirken kendisini de de\u011fi\u015ftirmesi s\u00fcrecidir. \u00dcretim, insan\u0131n ya\u015fayabilmesi i\u00e7in gerekli her t\u00fcrl\u00fc ara\u00e7 ve besinleri kendi i\u015f g\u00fcc\u00fcn\u00fc t\u00fcketerek do\u011fadan elde etmesidir. Bu kurama g\u00f6re insanlar \u00fcretim yaparken do\u011fay\u0131 de\u011fi\u015ftirmekte, dolay\u0131s\u0131yla kendi kendilerini ve birbirlerini de de\u011fi\u015ftirmektedirler. Toplumsal yap\u0131 da bu de\u011fi\u015fikliklerle bi\u00e7imlenmektedir.<\/p>\n<p>\u00dcretim ara\u00e7lar\u0131: \u00d6zdeksel \u00fcretimde kullan\u0131lan i\u015f ara\u00e7lar\u0131 ile i\u015f nesnelerini, ba\u015fka deyi\u015fle insan eme\u011finin i\u015fledi\u011fi, \u00fczerinde \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 nesneleri anlat\u0131r. \u0130lkel insan i\u00e7in ta\u015f, sopa, balta \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 idi. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde toprak, makineler, donan\u0131m, yollar, su yollar\u0131 \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131d\u0131rlar. \u00dcretici bilgi ve g\u00f6rg\u00fcs\u00fcyle insan\u0131 da buna katarak, \u00fcretim g\u00fc\u00e7leri kavram\u0131n\u0131 olu\u015fturmaktad\u0131r kuram.<\/p>\n<p><strong> \u00dcretim ili\u015fkileri<br \/>\n<\/strong><br \/>\n&#8216;\u0130nsan\u0131n bilincinden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak var olan nesnel \u00f6zdeksel ili\u015fkilerdir. Toplumsal \u00fcretim (topluluk ya\u015fam\u0131 i\u00e7indeki \u00fcretim), de\u011fi\u015fim ve \u00f6zdeksel zenginliklerin da\u011f\u0131l\u0131m\u0131 s\u00fcreci i\u00e7inde insanlar aras\u0131nda meydana gelen, yer alan ili\u015fkilere denir. \u0130nsanlar birlikte etkinlikte bulunmadan ve bu etkinliklerini kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 de\u011fi\u015fmeden \u00fcretimde bulunamazlar. \u0130\u015fte \u00fcretim ili\u015fkileri, bu zorunlu birlikte \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n bi\u00e7imini belirlemektedir. \u00dcretim ili\u015fkilerinin temeli de, \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n m\u00fclkiyeti d\u00fczenidir&#8217;.<\/p>\n<p>Bir \u00fcretim bi\u00e7iminin olu\u015fmas\u0131 ve s\u00fcreklilik kazanabilmesi i\u00e7in \u00fcretim g\u00fc\u00e7leri ile \u00fcretim ili\u015fkilerinin birbirlerine uygun d\u00fc\u015fmesi gerekir. \u00d6rne\u011fin el de\u011firmeni derebeyci \u00fcretim ili\u015fkilerini, buharl\u0131 makine anamalc\u0131 \u00fcretim ili\u015fkilerini ortaya \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu kuram, toplumlar\u0131n tarihsel evrim i\u00e7inde ya\u015fad\u0131klar\u0131 ekonomik d\u00f6nemleri belirleyen ve ba\u015fka d\u00f6nemlerden ay\u0131ran \u015fey, nelerin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 de\u011fil, ne yoldan (= hangi \u00fcretim ili\u015fkileri i\u00e7inde) yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131d\u0131r, der. \u00d6rne\u011fin k\u00f6leci d\u00f6nemdeki \u00fcretim ili\u015fkileri i\u00e7inde de ipek kuma\u015f, b\u00fcy\u00fck saraylar, sanat ba\u015fyap\u0131t\u0131 heykeller yap\u0131labilmekteydi, anamalc\u0131 d\u00f6nemin \u00fcretim ili\u015fkileri i\u00e7inde de. Demek ki bu iki d\u00f6nemi birbirinden ay\u0131rdedebiliyorsak, nelerin \u00fcretilmekte oldu\u011funa de\u011fil, nas\u0131l, hangi \u00fcretim ili\u015fkileri i\u00e7inde \u00fcretilmekte oldu\u011funa bakarak ay\u0131rdedebiliyoruz, g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunur.<\/p>\n<p><b> \u00dcretim Bi\u00e7imi <\/b><\/p>\n<p>B\u00f6ylece \u00fcretim bi\u00e7imi kavram\u0131na s\u00f6z\u00fc getirmi\u015f oluyoruz. Kurama g\u00f6re \u00fcretim bi\u00e7imi, ya\u015famak i\u00e7in gerekli olan nesnelerin (yiyecek, i\u00e7ecek, giyecek, bar\u0131nak, i\u015f ara\u00e7-gere\u00e7leri vb.) elde edilmesinin tarihsel olarak belirlenen bi\u00e7imleridir. Her toplumsal d\u00fczeni belirleyen temel budur. \u00dcretim bi\u00e7imi de\u011fi\u015ftik\u00e7e b\u00fct\u00fcn toplum d\u00fczeni de de\u011fi\u015fir. Her yeni \u00fcretim bi\u00e7imi, insanl\u0131\u011f\u0131n geli\u015fiminin yeni ve daha y\u00fcksek bir a\u015famas\u0131n\u0131 anlat\u0131r. \u00dcretim bi\u00e7imini belirleyen temel etken \u00fcretim g\u00fc\u00e7leridir. \u00dcretim g\u00fc\u00e7leri ilerledik\u00e7e \u00fcretim ili\u015fkileri de\u011fi\u015fir; bunun sonunda \u00fcretim bi\u00e7imi, e\u015fdeyi\u015fle toplumsal d\u00fczen de de\u011fi\u015fir.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bu temele g\u00f6re belirlenen toplum d\u00fczenlerinin tarih i\u00e7inde be\u015f ayr\u0131 d\u00f6nemi olu\u015fturdu\u011funu s\u00f6yleyen kurama g\u00f6re :<\/p>\n<p>Tarihte \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131nda toplumsal m\u00fclkiyet, \u0130lkel kom\u00fcn d\u00f6nemindeki ortak m\u00fclkiyet (klan, kabile ve kom\u00fcn\u00fcn ortak m\u00fclkiyeti) ile sosyalist toplumlardaki devlet m\u00fclkiyeti bi\u00e7imlerinde g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015f; \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131nda \u00f6zel m\u00fclkiyet ise k\u00f6leci toplum d\u00fczeninde, derebeylik toplum d\u00fczeninde ve anamalc\u0131 toplum d\u00fczeninde g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr<\/p>\n<p>Kuram, \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n \u00f6zel m\u00fclkiyet alt\u0131nda oldu\u011fu toplum d\u00fczenlerine s\u0131n\u0131fl\u0131 toplum d\u00fczenleri diyor. \u0130lkel kom\u00fcn ve sosyalist toplum d\u00fczenlerinde toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; buna kar\u015f\u0131l\u0131k k\u00f6leci toplumda k\u00f6leler s\u0131n\u0131f\u0131 ile onlar\u0131n sahipleri olan efendiler s\u0131n\u0131f\u0131 bulundu\u011funu; derebeyci toplumda soylular (= toprak ve din soylular\u0131), \u015f\u00f6valyeler ve lonca ba\u015fkanlar\u0131ndan olu\u015fan y\u00f6netici s\u0131n\u0131f ile serfler ve loncalardaki zanaatkar i\u015f\u00e7ilerden ve tacirlerden olu\u015fan y\u00f6netilenler s\u0131n\u0131f\u0131 bulundu\u011funu; anamalc\u0131 toplumda da \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131na sahip olan anamalc\u0131lar (= tarihsel ad\u0131 burgeois= kentsoylu) s\u0131n\u0131f\u0131 ile ya\u015famak i\u00e7in emeklerini satmak durumunda olan i\u015f\u00e7ilerin olu\u015fturdu\u011fu emek\u00e7i s\u0131n\u0131f (= tarihsel ad\u0131 proletarya) bulundu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor.<\/p>\n<p>&#8216;Binlerce y\u0131l \u00f6nce, \u00fcretim g\u00fc\u00e7lerinin \u00e7ok d\u00fc\u015f\u00fck d\u00fczeyde bir geli\u015fme g\u00f6sterdi\u011fi, i\u015f ara\u00e7-gere\u00e7lerinin ilkel oldu\u011fu ve i\u015fb\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn yaln\u0131z ya\u015fa ve cinsiyete g\u00f6re olu\u015ftu\u011fu \u0130lkel Kom\u00fcn, ancak birlikte \u00e7al\u0131\u015fmak yoluyla ge\u00e7im nesnelerini g\u00fcven alt\u0131na alabilen ve kendilerini kom\u015fu kom\u00fcnlerin sald\u0131r\u0131lar\u0131na kar\u015f\u0131 koruyabilen insanlardan olu\u015fmakta, \u00fcretim boylarda ve ortakl\u0131k i\u00e7inde y\u00fcr\u00fct\u00fclmekteydi. \u0130lk temel i\u015fb\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, ba\u015fka deyi\u015fle tar\u0131m\u0131n hayvan besleyicili\u011finden ayr\u0131lmas\u0131 \u00fczerine \u0130lkel Kom\u00fcn&#8217;\u00fcn \u00fcretim g\u00fc\u00e7leri h\u0131zla geli\u015fme g\u00f6stermi\u015f; bunu izleyerek de\u011fi\u015fim, \u00f6zel m\u00fclkiyet ve kom\u00fcn \u00fcyeleri aras\u0131nda e\u015fitsizlik ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, ba\u015fl\u0131ca \u00fcretim arac\u0131 olan k\u00f6lelerin \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 daha b\u00fcy\u00fck e\u015fitsizlikler yaratm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6te yandan ortakla\u015fa \u00fcretim ve \u00fcr\u00fcnlerin kom\u00fcn \u00fcyeleri aras\u0131nda e\u015fit da\u011f\u0131l\u0131m\u0131 \u00fcretim g\u00fc\u00e7lerinin geli\u015fmesine birer engel olma\u011fa ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Tar\u0131m\u0131n hayvan besleyicili\u011finden ayr\u0131lmas\u0131ndan sonra ikinci bir temel i\u015fb\u00f6l\u00fcm\u00fc daha ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f, zanaatlar da tar\u0131mdan ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun sonucu \u0130lkel Kom\u00fcn d\u00fczeninin \u00e7\u00f6z\u00fclmesi, s\u0131n\u0131flar\u0131n ve devletin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131d\u0131r&#8217;.<\/p>\n<p>&#8220;S\u0131n\u0131fl\u0131 toplumlar da, kurama g\u00f6re, &#8220;\u00fcretim g\u00fc\u00e7leri ile \u00fcretim ili\u015fkilerinin birbirine uymas\u0131 zorunlulu\u011fu&#8221; yasas\u0131 gere\u011fince, uygulay\u0131mlardaki ve bilgilerdeki ilerlemeyi izleyerek nitelik de\u011fi\u015fiklikleri ge\u00e7irmi\u015ftir: K\u00f6leci toplumda uygulay\u0131mlar\u0131n ilerlemesi, pahal\u0131 ara\u00e7-gere\u00e7lerin geli\u015ftirilmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda, \u00fcretimin sonucuna kar\u015f\u0131 hi\u00e7 bir ilgi duymayan -\u00e7\u00fcnk\u00fc can\u0131 bile efendisine ait olan- k\u00f6leler verimli olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f; onlar\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmaya \u00f6zendirmek \u00fczere kendilerine \u00fcretimden bir pay ay\u0131rmak zorunlulu\u011fu sonunda serflik (= kendine ait bir par\u00e7a topra\u011f\u0131 olan, ama topraktan ayr\u0131lma hakk\u0131 olmayan, derebeyin topra\u011f\u0131n\u0131 i\u015flemekle y\u00fck\u00fcml\u00fc toprak k\u00f6leleri d\u00fczeni) ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f \u00fcretim ili\u015fkileri de buna g\u00f6re de\u011fi\u015fmi\u015ftir. \u00dcretim g\u00fc\u00e7lerindeki s\u00fcre giden geli\u015fmeler, imalat sanayini, giderek dizi \u00fcretimi olanakl\u0131 k\u0131l\u0131nca bu yeni \u00fcretimin gerekli k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fck fabrikalar\u0131n i\u015f\u00e7i gereksinmesini kar\u015f\u0131layabilmek i\u00e7in bir yandan topra\u011fa ba\u011fl\u0131 serflik d\u00fczenini kald\u0131rmak (= \u00f6zg\u00fcr i\u015f\u00e7ilerin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131), bir yandan \u00fcretimi k\u0131s\u0131tlayan lonca d\u00fczenine son vermek, bir yandan da insan ve mallar\u0131n bir yerden ba\u015fka bir yere \u00f6zg\u00fcrce dola\u015fabilmesini sa\u011flamak -\u00f6zetle derebeylikler s\u0131n\u0131rlar\u0131ndaki g\u00fcmr\u00fcklerin kald\u0131r\u0131lmas\u0131 ve ulusal birli\u011fin, ulusal toplumun olu\u015fturulmas\u0131; \u00e7a\u011fda\u015f \u00fclke ya da yurt kavram\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131- gerekli olmu\u015ftur. Bu olu\u015fumlar da yine s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda \u00e7at\u0131\u015fmalar s\u00fcreci i\u00e7inde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir: Y\u00fckselen yeni s\u0131n\u0131f kent\u00adsoylular ve onun destekledi\u011fi serfler ile derebeyci soylular aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmalar. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n en kesin anlat\u0131m\u0131n\u0131 1789 Frans\u0131z Devrimi&#8217;nin Haklar Bildirisi&#8217;nde buluyoruz: Yasa kar\u015f\u0131s\u0131nda e\u015fitlik; can, mal, konut dokunulmazl\u0131\u011f\u0131, gezi \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc; k\u0131saca Frans\u0131z Devrimi&#8217;nin savs\u00f6zleri (= sloganlar\u0131) ile s\u00f6yleyecek olursak \u00d6zg\u00fcrl\u00fck, E\u015fitlik, Adalet, Karde\u015flik. Bunun gibi, bu d\u00f6nemin iktisadi d\u00fczeninin anlat\u0131m\u0131 olan liberal ekonomi d\u00fczeninin savs\u00f6z\u00fc de \u00e7ok anlaml\u0131d\u0131r: &#8220;B\u0131rak\u0131n\u0131z yaps\u0131nlar, b\u0131rak\u0131n\u0131z ge\u00e7sinler&#8221; (= Laissez faire, laissez passer).<\/p>\n<p><b> Kapitalist Toplumda S\u0131n\u0131flar\u0131n Olu\u015fumu<\/b><\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi her s\u0131n\u0131fl\u0131 toplum bir \u00f6ncekine g\u00f6re, geni\u015f y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n haklar\u0131nda ve durumlar\u0131nda, uzun s\u00fcrede, g\u00f6reli bir d\u00fczelmenin de belirtisi olmaktad\u0131r. Hele anamalc\u0131 toplumun olu\u015fumu ve kent-soylu ile i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131; \u015fu ya da bu \u00f6l\u00e7\u00fcde kuramsal olarak da kalsa, herkesin i\u015fini \u00f6zg\u00fcrce se\u00e7mesi, \u00f6zg\u00fcrce \u00fcretim yapmas\u0131, \u00f6zg\u00fcr s\u00f6zle\u015fme yapmas\u0131, can, mal, konut dokunulmazl\u0131\u011f\u0131na sahip olmas\u0131, yasalar \u00f6n\u00fcnde herkesin e\u015fit oldu\u011funun kabul edilmi\u015f olmas\u0131, yarg\u0131lamas\u0131z tutuklanamamas\u0131, ilkelerine dayal\u0131 bir yeni ya\u015fam d\u00fczeninin kurulmas\u0131 demektir.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse bu ilkelere dayal\u0131 bir toplumda e\u015fitsizliklerin, dolay\u0131s\u0131yla toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n kayna\u011f\u0131 neydi?<\/p>\n<p><b> &#8216;Art\u0131 De\u011fer&#8217; kavram\u0131<\/b><\/p>\n<p>Bu soruyu kuram\u0131n nas\u0131l cevaplad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtebilmek i\u00e7in, bir ba\u015fka kavram\u0131n\u0131 daha tan\u0131mlamam\u0131z gerekir. Bu, art\u0131 de\u011fer kavram\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bir \u00fcr\u00fcn \u00fcretilirken onun \u00fcretiminde yer alan b\u00fct\u00fcn \u00f6\u011felerin pay\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131ktan sonra yine geriye bir \u015fey kal\u0131r, kurama g\u00f6re. Bu art\u0131 de\u011ferdir. O \u00fcr\u00fcn\u00fcn \u00fcretilmesinde yer alan ilk maddelerin, donan\u0131m giderlerinin, i\u015f\u00e7inin yeme, giyme, bar\u0131nma giderleri ile gen\u00e7li\u011fini kar\u015f\u0131layacak \u00f6demenin<br \/>\n(= emeklili\u011finin), dinlenme-e\u011flenme giderlerinin toplam tutar\u0131 \u00fcretilen \u00fcr\u00fcnden \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda geriye kalan fark olan art\u0131 de\u011fer anamalc\u0131ya (\u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 sahibine) kalmaktad\u0131r. \u0130\u015fte bu art\u0131 de\u011feri alan s\u0131n\u0131f, \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerinde \u00f6zel m\u00fclkiyete sahip oldu\u011fu i\u00e7in taunu alabiliyor. Art\u0131 de\u011feri ald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in de ekonomik erk ile birlikte siyasal erke sahip olabiliyor. Toplumun kurumlar\u0131n\u0131, yasalar\u0131n\u0131 bu \u00fcretim bi\u00e7imi belirtiyor. S\u0131n\u0131f farkl\u0131l\u0131klar\u0131, b\u00f6ylece, anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131n ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 durumu \u00fczerinde olu\u015fuyor, diyor bu g\u00f6r\u00fc\u015f.<\/p>\n<p>&#8216;Ama evrim s\u00fcregidiyor. Anamalc\u0131 toplumda, \u00f6rne\u011fin yasalar kar\u015f\u0131s\u0131nda herkesin kuramsal olarak e\u015fit say\u0131lmas\u0131, gezi, i\u015f se\u00e7me, \u00f6rg\u00fctlenme, s\u00f6zle\u015fme \u00f6zg\u00fcrl\u00fckleri, b\u00fcy\u00fck sanayi merkezlerinde y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f bulunan i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 topluluklar\u0131 taraf\u0131ndan gittik\u00e7e daha etkin bir bi\u00e7imde kullan\u0131lmaya ba\u015flan\u0131yor. Nesnel Ko\u015fullar var: B\u00fcy\u00fck i\u015fletmeler; kent, ula\u015f\u0131m, haberle\u015fme&#8230; \u0130\u015f-b\u0131rak\u0131m\u0131, e\u015fdeyi\u015fle toplu olarak i\u015fi b\u0131rakma yolu, birlikle\u015fme (sendikala\u015fma), toplumsal sigortalar gibi yeni dayan\u0131\u015fma yollar\u0131 bulunuyor. Bu yollarla i\u015f\u00e7iler \u00fcretimden daha \u00e7ok pay alman\u0131n, se\u00e7me-se\u00e7ilme, e\u011fitim, sa\u011fl\u0131k, y\u00f6netici mevkilere gelme konular\u0131nda durumlar\u0131n\u0131 d\u00fczeltmenin yollar\u0131m bulup geli\u015ftirme\u011fe koyuluyorlar. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f da tekeller kurma, tr\u00f6stler i\u00e7inde birle\u015fme, i\u015f kapat\u0131m\u0131 (lock-out) yoluyla i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 \u00fczerindeki \u00fcst\u00fcn, g\u00fc\u00e7l\u00fc durumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek istiyorlar&#8217;.<\/p>\n<p>Ama kuram, evrimin durmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 (\u00e7\u00fcnk\u00fc toplumun ve insan\u0131n dura\u011fan olmad\u0131\u011f\u0131m), geni\u015f y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131 olu\u015fturan insanlar\u0131n durmadan daha \u00e7ok kendi toplumsal \u00e7evrelerini anlay\u0131p \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, e\u015fitlik y\u00f6n\u00fcnde de\u011fi\u015ftirme olana\u011f\u0131na kavu\u015ftuklar\u0131m, bunlar\u0131 kuramsal olmaktan \u00e7\u0131kar\u0131p edimsel olarak ger\u00e7ekle\u015ftirmenin yollar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenip ara\u00e7lar\u0131n\u0131 olu\u015fturduklar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektedir.<\/p>\n<p>Kurama g\u00f6re, anamalc\u0131 sanayi toplumlar\u0131ndaki toplumsal g\u00f6nen\u00e7 (refah) ve adalet \u00f6nlemleri, toplumsal g\u00fcvenlik \u00f6nlemleri, yayg\u0131n e\u011fitim olanaklar\u0131, bir \u00f6l\u00e7\u00fcde s\u00f6m\u00fcrgelerin ve az\u00adgeli\u015fmi\u015f \u00fclkelerin s\u00f6m\u00fcr\u00fclmesi yolundan sa\u011flan\u0131yorsa, \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde de i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n oy hakk\u0131na sahip olmas\u0131, birlikle\u015fmesi, toplu dayan\u0131\u015fma (i\u015f b\u0131rak\u0131m\u0131 gibi) olanaklar\u0131 elde etmi\u015f olmas\u0131, siyasal partilerini kurmu\u015f olmas\u0131 dolay\u0131s\u0131ylad\u0131r. Ba\u015fka deyi\u015fle e\u015fitlik, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck \u00fclk\u00fcleri y\u00f6n\u00fcndeki\u00a0 ilerlemeler, elde edilen haklar ba\u011f\u0131\u015f sonucu elde edilmi\u015f olmay\u0131p, kar\u015f\u0131t s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki g\u00fc\u00e7 dengesinin de\u011fi\u015fmesiyle durmadan yeniden olu\u015fan kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 uzla\u015fmalar\u0131n sonunda elde edilmektedir. Nesnel ko\u015fullar \u00f6yle de\u011fi\u015fir ki, art\u0131k i\u015f\u00e7ilerin i\u015fb\u0131rak\u0131m\u0131 hakk\u0131n\u0131 tan\u0131mamazl\u0131k edemez anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f. Demek ki insan istenci, nesnel ko\u015fullardan ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak topluma diledi\u011fi bi\u00e7imi veremez. Nitekim yine nesnel ko\u015fullar elvermedik\u00e7e, zorunlu duruma getirmedik\u00e7e i\u015f\u00e7iler de i\u015fb\u0131rak\u0131m\u0131 hakk\u0131n\u0131 elde edemezler; siyasal \u00f6rg\u00fctlerini kuramazlar; toplumsal g\u00f6nen\u00e7 harcamalar\u0131na ayr\u0131lacak b\u00fct\u00e7e kaynaklar\u0131n\u0131 diledikleri \u00f6l\u00e7\u00fcde saptayamazlar. Kuram, eyti\u015fimsel ve canl\u0131 bir toplumsal de\u011fi\u015fme s\u00fcreci oldu\u011funu, hi\u00e7bir \u00f6\u011fenin her zaman \u00f6zde\u015f durumda kalmad\u0131\u011f\u0131m, \u00f6\u011feler aras\u0131nda durmadan kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 etkile\u015fme oldu\u011funu s\u00f6yler. Bu etkile\u015fmenin y\u00f6n\u00fc, ere\u011fi, uygulay\u0131mbilimi ve \u00fcretim ili\u015fkilerini b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, e\u015fitli\u011fini sa\u011flayacak \u00f6l\u00e7\u00fcde geli\u015ftirmek ve de\u011fi\u015ftirmektir, g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunur.<\/p>\n<p>Burada, s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki bu m\u00fccadelenin, yar\u0131\u015fman\u0131n yollar\u0131 ve ara\u00e7lar\u0131 konusunda da kuram\u0131n ne dedi\u011fini belirtmek uygun olacakt\u0131r. Ama bu konuya girmeden, bu noktadaki g\u00f6r\u00fc\u015flerin benim kendi yorumum oldu\u011funu belirtmeliyim.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten her kapsaml\u0131 kuram gibi Marx&#8217;\u0131n toplum kuram\u0131 -dolay\u0131s\u0131yla da toplumsal s\u0131n\u0131flarla ilgili kuram\u0131- bir\u00e7ok ele\u015ftiriler yan\u0131nda, bir\u00e7ok yorumlamalara da u\u011fram\u0131\u015ft\u0131r. Bu ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir \u015feydir. Ger\u00e7ekten ya\u015fam durmuyor. Hep yeni durumlar, yeni \u00f6\u011feler ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Bu yeni durum ve \u00f6\u011feler bir kuram: \u00d6nce \u015furas\u0131ndan buras\u0131ndan k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck, niceliksel de\u011fi\u015fikliklere u\u011frat\u0131yor. Bu niceliksel de\u011fi\u015fmeler birikip niteliksel de\u011fi\u015fim \u00f6l\u00e7\u00fc ve bi\u00e7imini al\u0131nca kuram da daha geli\u015fkin, daha ileri, yeni diyebilece\u011fimiz bir kurama yerini b\u0131rakacakt\u0131r. Bu, do\u011frudan do\u011fruya Marx&#8217;\u0131n toplum kuram\u0131n\u0131n temelini ve y\u00f6ntemini olu\u015fturan eyti\u015fimsel evrimin de gere\u011fidir. Demek ki yeni ko\u015fullara g\u00f6re kuram\u0131n yeni yorumlamalar\u0131n\u0131n yap\u0131lmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r \u00c7\u00fcnk\u00fc yeni verilerin s\u0131nav\u0131ndan ge\u00e7irilmesi zorunludur.<\/p>\n<p>Kan\u0131mca Marx&#8217;\u0131n kuram\u0131n\u0131n, ge\u00e7en 100 y\u0131ll\u0131k d\u00f6nemdeki toplumlar\u0131n evrimi kar\u015f\u0131s\u0131nda en \u00e7ok yeniden yorumlanmas\u0131 gereken b\u00f6l\u00fcm\u00fc, s\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki m\u00fccadelenin yolu ve y\u00f6ntemi, ara\u00e7lar\u0131 ile ilgili olan b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>\u015eimdi, kuram toplum ya\u015fam\u0131n\u0131n tarihsel s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde durmadan de\u011fi\u015fmelerden ge\u00e7ti\u011fini s\u00f6yledi\u011fine g\u00f6re, bu toplumsal ya\u015fam ger\u00e7ekli\u011finin \u00f6nemli bir \u00f6\u011fesi olan s\u0131n\u0131flararas\u0131 m\u00fccadelelerin yol ve y\u00f6nteminin, ara\u00e7lar\u0131n\u0131n kendilerinin de de\u011fi\u015fmelerden ge\u00e7ti\u011fini kabul edece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu nokta i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n s\u00f6m\u00fcr\u00fclmekten kurtulabilmesi ve e\u015fitlik\u00e7i, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck\u00e7\u00fc bir toplumsal d\u00fczenin kurulabilmesi i\u00e7in \u015fiddet yoluyla m\u00fccadele etmesi gerekti\u011fi yolunda bir yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fclmemesi i\u00e7in \u00f6nemle belirtilmelidir. Yukar\u0131da belirtti\u011fimiz gibi, do\u011frudan do\u011fruya kuram\u0131n eyti\u015fimsel niteli\u011fi, s\u0131n\u0131flararas\u0131 m\u00fccadelenin yol ve ara\u00e7lar\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fmeden kald\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnme\u011fe elvermez. Nitekim kuram, s\u0131n\u0131flararas\u0131 m\u00fccadelenin bir toplum bi\u00e7iminden \u00f6b\u00fcr\u00fcne ge\u00e7ildik\u00e7e, durmadan daha bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 yol ve y\u00f6ntemlerle yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u015fiddet ve kaba g\u00fc\u00e7 yoluna durmadan daha az ba\u015fvurularak evrimin s\u00fcregeldi\u011fini s\u00f6ylemektedir. K\u00f6lenin ayaklanmaktan ba\u015fka olana\u011f\u0131 yoktu, efendinin de kullanamayaca\u011f\u0131 \u015fiddet yolu yoktu. K\u00f6lesini \u00f6ld\u00fcrebilirdi; satabilirdi. Serf biraz daha hak sahibiydi feodal bey kar\u015f\u0131s\u0131nda. Lonca \u00fcyesi zanaatkar da lonca y\u00f6neticilerine, ustalar\u0131na kar\u015f\u0131 biraz daha iyi durumdayd\u0131, k\u00f6leye oranla. Ama yine de \u00f6rne\u011fin evlenecek olan serf kad\u0131n\u0131n ilk gecesi (yani bekareti) derebeyinindi. Ya ilk geceyi beyle ge\u00e7irirdi gelin, ya da evlenecek erkek serf beye &#8220;ilk gece hakk\u0131n\u0131n&#8221; kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda bir \u00f6demede bulunur ve kar\u0131s\u0131n\u0131n bekaretini kurtar\u0131rd\u0131. K\u00f6le i\u00e7in bu olanak da yoktu.<\/p>\n<p>Derebeyci toplum anamalc\u0131 topluma yerini b\u0131rak\u0131nca, s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda bir kez yasa kar\u015f\u0131s\u0131nda e\u015fitsizlik kuramsal olarak t\u00fcmden, edimsel olarak (=fiilen) da artan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kalkt\u0131. Herkes gezi, konut, can, mal, meslek se\u00e7me \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve dokunulmazl\u0131\u011f\u0131na sahip. Anamalc\u0131 i\u015f\u00e7iyi diledi\u011fi gibi tutuklayam\u0131yor; kimse yarg\u0131lanmadan cezaland\u0131r\u0131lam\u0131yor. \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n bu haklar\u0131 durmadan geni\u015flerken \u015fiddet yoluna durmadan daha az gerek kal\u0131yor. \u00d6rne\u011fin yarg\u0131 ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131\u011f\u0131 durmadan g\u00fc\u00e7leniyor. \u0130\u015f\u00e7iler \u00f6rg\u00fctlenme hakk\u0131 elde ediyor, yasal i\u015fb\u0131rak\u0131m\u0131 hakk\u0131na kavu\u015fuyor, oy hakk\u0131 elde ediyor, son olarak siyasal erki elde etmek i\u00e7in anamalc\u0131larla gittik\u00e7e daha e\u015fit ko\u015fullarda yan\u015fan siyasal partilerini kuruyorlar. Ve g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi bug\u00fcn siyasal m\u00fccadeleler artan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde se\u00e7im m\u00fccadeleleri, parlamento g\u00f6r\u00fc\u015fmeleri, i\u015fb\u0131rak\u0131m\u0131 ve i\u015fkapat\u0131m\u0131 (grev ve lokavt) uygulamalar\u0131 ve toplu i\u015f s\u00f6zle\u015fmeleri, y\u00fcksek hakem kurullar\u0131, anayasa mahkemeleri&#8230; i\u00e7inde ak\u0131\u015f\u0131yor. B\u00fct\u00fcn Bat\u0131 Avrupa sanayi \u00fclkelerindeki sosyalist ve kom\u00fcnist partilerin, se\u00e7ime dayal\u0131 demokratik parlamenter d\u00fczen i\u00e7inde siyasal erki elde etme\u011fi kabul etmi\u015f olmalar\u0131 bir rastlant\u0131 de\u011fildir. Sovyetler Birli\u011finde de Stalin d\u00f6neminin en a\u011f\u0131r bi\u00e7imde su\u00e7lanm\u0131\u015f olmas\u0131 bir rastlant\u0131 de\u011fildir. Soljenitzin Stalin d\u00f6neminde, ad\u0131 duyurulmaks\u0131z\u0131n yok edilirdi. Bug\u00fcn yine bir\u00e7ok \u00f6zg\u00fcrl\u00fck k\u0131s\u0131tlamalar\u0131 var ama, \u015fiddet \u00f6\u011fesi eskiye g\u00f6re azalmaktad\u0131r. Demek oluyor ki siyasal m\u00fccadelelerde kaba g\u00fcc\u00fcn yeri durmadan azalmaktad\u0131r (*) Ku\u015fkusuz \u015fiddet yolu her toplumda e\u015f zamanl\u0131 olarak e\u015fit \u00f6l\u00ad\u00e7\u00fcde azalm\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc her toplum benzer evrim a\u015famas\u0131nda de\u011fildir. Ama s\u0131n\u0131flararas\u0131 m\u00fccadelenin yol ve ara\u00e7lar\u0131, genel olarak durmadan daha bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 yol ve ara\u00e7lara d\u00f6n\u00fc\u015fmekte, zorbal\u0131k ve \u015fiddet durmadan daha s\u0131n\u0131rl\u0131lanmakta ve azalmakta, demokratik m\u00fccadele yol ve ara\u00e7lar\u0131 onlar\u0131n yerini almaktad\u0131r Bu demokratik geli\u015fme \u00f6zendirilmelidir.<\/p>\n<p><strong>{*) <\/strong>Marx&#8217;\u0131n kendisi de 100 y\u0131l\u0131 a\u015fk\u0131n bir zaman \u00f6nce, 3 Temmuz 1871 g\u00fcnl\u00fc The World gazetesindeki yaz\u0131s\u0131nda i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 yollardan iktidara gelmesinin olanakl\u0131 olabilece\u011fini kabul etmekte, Engels de 1891 de Erfurt Program\u0131n\u0131n Ele\u015ftirisi&#8217;nde \u015funlar\u0131 yazmaktad\u0131r: &#8220;Halk\u0131n genel se\u00e7imlerle b\u00fct\u00fcn erki elinde bulundurabilece\u011fi ve anayasan\u0131n ulusun oylar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funa sahip olana her \u015feyi yapma olana\u011f\u0131n\u0131 verdi\u011fi \u00fclke\u00adlerde eski toplumdan yeni topluma ge\u00e7i\u015fin bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 yollardan ger\u00e7ekle\u00ad\u015febilece\u011fini kabul ediyoruz.&#8221; Yine Marx Enternasyonal&#8217;in La Haye&#8217;deki kongresini kapat\u0131\u015f konu\u015fmas\u0131nda toplumcu bir d\u00fczeni ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in &#8220;&#8230;hi\u00e7 bir zaman yollar\u0131n, b\u00fct\u00fcn ko\u015fullarda ayn\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemediklerini&#8221; belirtmi\u015f ve \u015funlar\u0131 eklemi\u015ftir: &#8220;Ba\u015fka \u00fclkelerin birbirinden ba\u015fka olan ko\u015fullar\u0131na yer vermek gerekti\u011fini biliyoruz. Amerika, \u0130ngiltere ve e\u011fer ko\u015fullar\u0131n\u0131 iyi biliyorsam Hollanda gibi \u00fclkelerde i\u015f\u00e7i\u00adlerin bar\u0131\u015f\u00e7\u0131 yollardan ama\u00e7lar\u0131n\u0131 elde edebileceklerini hi\u00e7 bir zaman inkar etmedik.&#8221;<\/p>\n<p><b><br \/>\nMARX&#8217;\u00c7I SINIF KURAMINA Y\u00d6NELT\u0130LEN BA\u015eLICA ELE\u015eT\u0130R\u0130LER VE\u00a0\u00a0 BUNLARA VER\u0130LEN KAR\u015eILIKLAR<\/b><\/p>\n<p>Marx&#8217;\u00e7\u0131 toplum kuram\u0131n\u0131n temelini olu\u015fturan s\u0131n\u0131f kuram\u0131na y\u00f6neltilen ba\u015fl\u0131ca ele\u015ftirileri \u015f\u00f6ylece \u00f6zetleyebiliriz: (**)<\/p>\n<p><strong>(**)<\/strong> Bu ele\u015ftiriler ve bunlara verilen kar\u015f\u0131l\u0131klar konusunda ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bilgi i\u00e7in bkz.t T.B. Bottomore, Classes \u0130n Modern Society, Ailen and Unwin, London, 1966; Bottomore&#8217;un bu kitab\u0131n\u0131 tan\u0131tan yaz\u0131 i\u00e7in bkz.: \u00f6zer Ozankaya, &#8220;Modern Toplumda S\u0131n\u0131flar&#8221;, SBFD, Cilt XXIII, say\u0131 1, s. 499-507. Marx&#8217;a kar\u015f\u0131t bir yazar\u0131n ele\u015ftirileri i\u00e7in de, George Sabine, Siyasal D\u00fc\u015f\u00fcnceler Tarihi, (T\u00fcrk Siyasi ilimler Derne\u011fi Yay\u0131n\u0131), Cilt \u0130T\u0130, Ankara, 1969&#8217;a bak\u0131labilir.<\/p>\n<ol start=\"20\">\n<li><strong> a) <\/strong>Marx&#8217;\u00e7\u0131 s\u0131n\u0131f kuram\u0131, kapitalist toplumda emek\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n gittik\u00e7e daha yoksulla\u015faca\u011f\u0131n\u0131, ya\u015fam ko\u015fullar\u0131n\u0131n gittik\u00e7e daha bozulaca\u011f\u0131n\u0131, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n say\u0131ca artaca\u011f\u0131n\u0131 (yani ara katmanlar\u0131n eriyece\u011fini), daha devrimci olaca\u011f\u0131m s\u00f6yler. Oysa \u00f6zellikle 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131na do\u011fru anamalc\u0131l\u0131\u011f\u0131n geli\u015fti\u011fi \u00fclkelerde i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ya\u015fam ko\u015fullar\u0131 d\u00fczelmi\u015f, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 ile anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f aras\u0131ndaki ya\u015fam d\u00fczeyi fark\u0131 azalm\u0131\u015ft\u0131r. Bu, bir yandan \u00fcretimin yeni uygulay\u0131mbilim sonucu artmas\u0131n\u0131n, bir yandan da gelir da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n\u0131n i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 yarar\u0131na d\u00fczeltilmesinin sonucudur. Toplumsal hizmetler geni\u015flemi\u015ftir; i\u015f g\u00fcvenli\u011fi sa\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 b\u00f6ylece kentsoylula\u015fm\u0131\u015ft\u0131r (=burjuvala\u015fma sav\u0131). S\u0131n\u0131f bilinci, Marx&#8217;\u0131n bekledi\u011finin tersine keskinle\u015fmemi\u015f, zay\u0131flam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u015f\u00e7iler s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesinden uzakla\u015fm\u0131\u015flar, orta s\u0131n\u0131f de\u011ferlerine y\u00f6nelme\u011fe orta s\u0131n\u0131flara \u00f6zenmeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131r. Ayr\u0131ca \u00f6zellikle beyaz-yakal\u0131 i\u015f\u00e7ilerin (=kol g\u00fcc\u00fc ile \u00e7al\u0131\u015fan fabrika vb. i\u015f\u00e7ilerinden farkl\u0131 olarak yaz\u0131\u015fmalar\u0131, vb. hizmetleri y\u00fcr\u00fcten b\u00fcro memurlar\u0131n\u0131n) say\u0131s\u0131n\u0131n art\u0131\u015f\u0131, yeni uygulay\u0131mbilimin beden i\u015f\u00e7ilerinin de daha bilgili ve h\u00fcnerli olmalar\u0131n\u0131 gerektirmesi, geni\u015f i\u015f\u00e7i y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131n e\u011fitim d\u00fczeyini y\u00fckseltmi\u015f, b\u00f6ylece i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 t\u00fcrde\u015f (homojen) olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015f, say\u0131 olarak da azalm\u0131\u015f, kafa i\u015f\u00e7ileri ile kol i\u015f\u00e7ileri aras\u0131ndaki fark da azalm\u0131\u015ft\u0131r<\/li>\n<li><strong> b) <\/strong>Egemen s\u0131n\u0131f\u0131 olu\u015fturan kentsoylular\u0131n yap\u0131s\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan de\u011fi\u015fmeler de Marx&#8217;\u0131n \u00f6ng\u00f6r\u00fcs\u00fcn\u00fc do\u011frulamam\u0131\u015f, iki s\u0131n\u0131f aras\u0131ndaki fark a\u00e7\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r, denilmektedir. \u0130leri s\u00fcr\u00fclen yap\u0131sal de\u011fi\u015fiklikler \u015funlard\u0131r: kentsoylular art\u0131k kapal\u0131 ve uyumlu bir s\u0131n\u0131f de\u011fildir; b\u00fcy\u00fck servetler par\u00e7alanm\u0131\u015ft\u0131r; dikey toplumsal hareketlilik artm\u0131\u015ft\u0131r; ayr\u0131ca bask\u0131 k\u00fcmelerinin, mesleki \u00f6rg\u00fctlerin vb. \u00f6nemli yer tuttu\u011fu \u00e7a\u011fda\u015f \u00e7o\u011fulcu (pluralist) sanayi toplumlar\u0131nda art\u0131k siyasal ve ekonomik erk tek bir toplumsal k\u00fcmenin elinde olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r; k\u0131sacas\u0131 kentsoylular art\u0131k y\u00f6netici s\u0131n\u0131f olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r, denilmektedir.<\/li>\n<li><strong> c<\/strong><strong>) <\/strong>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir ele\u015ftiri \u015fudur: Marx&#8217;\u0131n kuram\u0131n\u0131n, toplumu s\u0131n\u0131flarla a\u00e7\u0131klamaya a\u015f\u0131r\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00f6nelmesinin sonucu olarak, insanlar\u0131 birbirine ba\u011flayan ba\u015fka toplumsal ili\u015fkilerin, bu arada \u00f6zellikle ulusal ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n \u00f6nemini savsaklam\u0131\u015f oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fclmektedir. Ulus\u00e7uluk ak\u0131m\u0131n\u0131 ve uluslararas\u0131 \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcmsemi\u015ftir; tersine, uluslararas\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde bir s\u0131n\u0131f dayan\u0131\u015fmas\u0131 \u00f6ng\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr; oysa 19. y\u00fczy\u0131l\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131ndan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze de\u011fin Bat\u0131n\u0131n sanayi \u00fclkelerinde, ya\u015fam ko\u015fullar\u0131 elveri\u015fsiz olan toplumsal k\u00fcmelere toplumsal ve siyasal haklar tan\u0131n\u00admas\u0131n\u0131n sonucu olarak ulusal ba\u011flar g\u00fc\u00e7l\u00fc durumlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015f ve toplumlarda dayan\u0131\u015fmay\u0131 sa\u011flamada s\u0131n\u0131f ba\u011flar\u0131ndan daha etkili olmu\u015ftur, denilmektedir.<\/li>\n<li><strong> d)<\/strong> Son olarak Marx&#8217;\u0131n kuram\u0131, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesi sonunda art\u0131k \u00fcretim g\u00fc\u00e7lerinin geli\u015fimini k\u00f6stekleyen &#8216;\u00fcretim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n \u00f6zel m\u00fclkiyeti&#8217; d\u00fczenini ortadan kald\u0131rarak s\u0131n\u0131fs\u0131z toplumu ger\u00e7ekle\u015ftirece\u011fini s\u00f6yledi\u011fi halde, \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerinde \u00f6zel m\u00fclkiyeti kald\u0131rm\u0131\u015f olan sosyalist \u00fclkelerde de s\u0131n\u0131f olay\u0131 ortadan kalmam\u0131\u015ft\u0131r; bu \u00fclkelerde yine bir y\u00f6netici s\u0131n\u0131f ve y\u00f6netilen s\u0131n\u0131f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r, denilmektedir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn ba\u015fl\u0131ca savunucular\u0131, Yeni S\u0131n\u0131f g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ile Milovan Djilas, &#8220;Siyasal erk, ekonomik erk ve ideoloji tekeli&#8221; g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ile Ray-mond Aron ve Class Structure in the Social Consciousness adl\u0131 kitab\u0131yla Stanislaw Ossowski&#8217;dir. Ossowski bu yap\u0131t\u0131nda \u015funlar\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor: Marx&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131f kuram\u0131, 19. y\u00fczy\u0131l ko\u015fullar\u0131n\u0131 yans\u0131tan bir kuramd\u0131r. Toplumsal s\u0131n\u0131flar\u0131n, e\u015fdeyi\u015fle kentsoylu ve emek\u00e7i s\u0131n\u0131flar\u0131n, en \u00e7ok kar ard\u0131nda ko\u015fulan piyasa d\u00fczeni sonucu olarak ve kendili\u011finden ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6neme \u00f6zg\u00fc bir kuramd\u0131r. Oysa bug\u00fcn \u00e7a\u011fda\u015f devlette, siyasal g\u00fc\u00e7 bir tek kararla toplumun s\u0131n\u0131f yap\u0131s\u0131n\u0131 k\u00f6kl\u00fc bir bi\u00e7imde de\u011fi\u015ftirebilir: \u00d6rne\u011fin herhangi bir toplumsal k\u00fcmenin -diyelim i\u015f\u00e7ilerin- ulusal gelirden daha y\u00fcksek bir pay almas\u0131n\u0131 sa\u011flayabilir. \u00d6zellikle \u00f6rg\u00fctl\u00fc bir muhalefetin bulunmad\u0131\u011f\u0131, tek parti egemenli\u011finin y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte oldu\u011fu toplumlarda -dolay\u0131s\u0131yla sosyalist toplumlarda- bu durum daha \u00e7ok b\u00f6yledir. Y\u00f6netici s\u0131n\u0131f kendi ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131 bir yasa ile kolayl\u0131kla artt\u0131rabilmektedir.<\/li>\n<\/ol>\n<p>K\u0131saca, Marx, h\u00fck\u00fcmet m\u00fcdahalesi yoluyla alman toplumsal g\u00f6nen\u00e7 \u00f6nlemlerinin toplumcu olmayan bir d\u00fczende i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ekonomik ve toplumsal ko\u015fullar\u0131n\u0131 \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde etkileyebilece\u011fini \u00f6ng\u00f6rememi\u015f oldu\u011fu gibi; toplumcu d\u00fczende de emek\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n buyuruculu\u011funun tek parti buyuruculu\u011funa ve dolay\u0131s\u0131yla bu partinin denetiminde insan\u0131 yabanc\u0131la\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 t\u00fcrl\u00fc y\u00f6nleri ile gen\u00f6rg\u00fctsel (=b\u00fcrokratik) bir d\u00fczene d\u00f6n\u00fc\u015fece\u011fini \u00f6ng\u00f6rememi\u015ftir&#8217; denilmektedir.<br \/>\n<b> ELE\u015eT\u0130R\u0130LERE VER\u0130LEN KAR\u015eILIKLAR<\/b><\/p>\n<p>\u0130ngiliz toplumbilimcisi T. B. Bottomore Classes in Modern Society (Ailen and Unwin, London, 1965) adl\u0131 incelemesinde, Marx&#8217;\u0131n toplum kuram\u0131nda kilit \u00f6neminde bir yer tutan s\u0131n\u0131f kuram\u0131n\u0131, \u00e7a\u011fda\u015f sanayi toplumlar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan inceler. Bu kurama y\u00f6neltilen ele\u015ftirilerin ne \u00f6l\u00e7\u00fcde ge\u00e7erli oldu\u011funu ara\u015ft\u0131r\u0131n aya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Bunu yaparken bir anamalc\u0131 sanayi toplumunda s\u0131n\u0131f yap\u0131s\u0131yla ilgili somut, g\u00f6rg\u00fcl verilere ba\u015f vurur; bir de toplumcu bir sanayi toplumuyla ilgili somut ara\u015ft\u0131rma verilerine ba\u015f vurur.<\/p>\n<p>Birincisi i\u00e7in \u00f6rnek olarak \u0130ngiltere&#8217;yi al\u0131yor; Marx&#8217;\u0131n kuram\u0131na da \u00f6rnekolayl\u0131k etmi\u015f olan \u0130ngiltere&#8217;yi. \u0130kincisi i\u00e7in de toplumcu d\u00fczenin en uzun ge\u00e7mi\u015fe sahip oldu\u011fu Sovyetler Birli\u011fini al\u0131yor.<\/p>\n<p><b> \u0130\u015f\u00e7ilerin Kentsoylula\u015fmas\u0131 ve Kentsoylu s\u0131n\u0131f\u0131n Tek Y\u00f6netici S\u0131n\u0131f Olmaktan \u00c7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 Ele\u015ftirilen<\/b><\/p>\n<p>\u00d6nce ilk iki ele\u015ftiri olarak, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ya\u015fam d\u00fczeyinde y\u00fckselme oldu\u011fu, kentsoylular ile aras\u0131ndaki uzakl\u0131\u011f\u0131n azald\u0131\u011f\u0131 ve kentsoylular\u0131n art\u0131k y\u00f6netici s\u0131n\u0131f olmaktan geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 noktas\u0131na bakal\u0131m. \u0130\u015f\u00e7ilerin kentsoylula\u015fmas\u0131 sav\u0131 \u015fu noktalarda beliriyor.<\/p>\n<p><strong> 1)<\/strong> Gelir d\u00fczeyleri aras\u0131ndaki fark\u0131n azalmas\u0131 sav\u0131,<br \/>\n<strong>2) <\/strong>\u0130\u015f\u00e7ilerin yeteneklerinin, bilgi d\u00fczeylerinin y\u00fckselmesi sav\u0131,<br \/>\n<strong>3) <\/strong>\u0130\u015f\u00e7ilerin kentsoylula\u015ft\u0131\u011f\u0131, b\u00f6ylece orta s\u0131n\u0131f de\u011ferleri benimsedi\u011fi,<br \/>\norta-s\u0131n\u0131fa benzeme\u011fe\u00a0 \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 sav\u0131,<br \/>\n<strong>4)<\/strong> \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 dayan\u0131\u015fmas\u0131n\u0131n zay\u0131flad\u0131\u011f\u0131 sav\u0131,<\/p>\n<p>Birinci noktada \u0130ngiltere, toplumsal g\u00fcvenlik tedbirlerini almada, &#8220;g\u00f6nen\u00e7 devleti&#8221; politikalar\u0131n\u0131 uygulamada (sa\u011fl\u0131k, i\u015fsizlik sigortalar\u0131; artanoranl\u0131 (=m\u00fcterakki) vergilendirmeler) en eski bir ge\u00e7mi\u015fe sahip oldu\u011fu halde, bug\u00fcn de yine bu \u00fclkede geni\u015f bir yoksulluk olay\u0131n\u0131n bulundu\u011funu ve gelir da\u011f\u0131l\u0131m\u0131ndaki e\u015fitsizli\u011fin \u00e7ok b\u00fcy\u00fck olmakta s\u00fcregitti\u011fini s\u00f6yleyen Prof. Bottomore, Richard M. Titmus&#8217;un Income Distribution and Sccial Change (Gelir Da\u011f\u0131l\u0131m\u0131 ve Toplumsal De\u011fi\u015fme) adl\u0131 ara\u015ft\u0131rmas\u0131na dayanarak, bug\u00fcn bile \u0130ngiltere&#8217;deki b\u00fct\u00fcn \u00f6zel m\u00fclklerin % 50 sinin, n\u00fcfusun %1 kadar\u0131n\u0131n elinde oldu\u011funu belirtiyor. Yine ayn\u0131 ara\u015ft\u0131rman\u0131n sonu\u00e7lan y\u00fcksek vergilendirmeye ra\u011fmen, hayat sigortalar\u0131, emeklilik \u00f6denekleri, bunlar\u0131n vergi d\u0131\u015f\u0131nda tutulmas\u0131, gizli tr\u00f6stler, masraflar\u0131n kazan\u00e7lardan d\u00fc\u015f\u00fclmesi, sermaye kazan\u00e7lar\u0131 gibi bir\u00e7ok yollarla anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131n servet ve gelirlerini koruyup artt\u0131rabildi\u011fini g\u00f6stermektedir. O&#8217;na g\u00f6re ger\u00e7i \u0130ngiltere&#8217;de i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ya\u015fam d\u00fczeyi bu y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015f\u0131na oranla daha y\u00fcksektir. Demek ki salt\u0131k (=mutlak) anlamda bir yoksulla\u015fma de\u011fil, ama anamalc\u0131lar s\u0131n\u0131f\u0131na oranla bir g\u00f6reli yoksulla\u015fma var. \u00d6te yandan i\u015f\u00e7ilerin ya\u015fam d\u00fczeyinin 50 y\u0131l \u00f6ncesine g\u00f6re biraz d\u00fczelmi\u015f olmas\u0131nda, e\u015fitlik ve \u00f6zg\u00fcrl\u00fck y\u00f6n\u00fcndeki m\u00fccadelelerin, etkinli\u011fi gittik\u00e7e artan \u00f6rg\u00fctlenme ve eylemlerin (parti kurma, i\u015f\u00e7i birli\u011fi kurma, i\u015f b\u0131rak\u0131m\u0131) etkisi b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Ayr\u0131ca anamalc\u0131 sanayi toplumlar\u0131nda i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131na ulusal gelirden daha b\u00fcy\u00fck pay verilmesi, bu \u00fclkelerin s\u00f6m\u00fcrge gelirleri ve azgeli\u015fmi\u015f \u00fclkelerin zarar\u0131na i\u015fleyen uluslararas\u0131 ticaret gelirleri yard\u0131m\u0131yla da olanakl\u0131 olmu\u015ftur. Ama bu sonuncu noktaya Prof. Bottomore de\u011finmemektedir.<\/p>\n<p>\u0130kinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc noktalara gelince: &#8220;Beyaz yakal\u0131 i\u015f\u00e7ilerin art\u0131\u015f\u0131 da hem abart\u0131lmaktad\u0131r, hem de bu i\u015flerde \u00e7al\u0131\u015fanlar \u00e7ok geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde yine beyaz yakal\u0131 babalar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131d\u0131r. Ba\u015fka deyi\u015fle Bat\u0131l\u0131 anamalc\u0131 toplumlar\u0131n dikey toplumsal devinim dedikleri olay, temel olarak birbirine \u00e7ok yak\u0131n gelir ve e\u011fitim d\u00fczeyine sahip olan toplumsal katmanlar aras\u0131nda g\u00f6r\u00fclmektedir. K\u0131sacas\u0131, i\u015f\u00e7inin \u00e7ocu\u011fu yine \u00e7ok geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde i\u015f\u00e7i olmakta, anamalc\u0131n\u0131n \u00e7ocu\u011fu da, yine \u00e7ok geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde anamalc\u0131 olmaktad\u0131r&#8217; Profes\u00f6r Bottomore&#8217;a g\u00f6re.<\/p>\n<p>Burada kuram\u0131n katman ile s\u0131n\u0131f ayr\u0131m\u0131n\u0131 belirtmek gerekir.<\/p>\n<p>Marx&#8217;\u00e7\u0131 kuram, anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131n (ya da daha eskiden derebeylik s\u0131n\u0131f yap\u0131s\u0131n\u0131n) t\u00fcm\u00fcyle uyumlu bir k\u00fcme olmad\u0131\u011f\u0131m, bunun gibi emek\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n da benzer bi\u00e7imde t\u00fcm\u00fcyle uyumlu bir s\u0131n\u0131f olu\u015fturmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, tersine bunlar\u0131n kendi i\u00e7lerinde birbirleriyle \u00e7eli\u015fen katmanlara b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f oldu\u011funu belirtir. (Bu konuda bkz.: Maurice Duverger, Sociologie Politi\u00e7ue, a.g.e., s. 193).<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin derebeylik d\u00f6neminde \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131n\u0131n sahibi olan s\u0131n\u0131f, kendi i\u00e7inde b\u00fcy\u00fck seny\u00f6rler-k\u00fc\u00e7\u00fck seny\u00f6rler, k\u0131l\u0131\u00e7 soylular\u0131, din soylular\u0131 diye b\u00f6l\u00fcnmekteydiler.<\/p>\n<p>Serflerin de: Toprak serfleri, zanaat serfleri, tacirler diye tabakalara ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Bunun gibi anamalc\u0131 toplumda da anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131n ba\u015fl\u0131ca tabakalar\u0131:<\/p>\n<ol>\n<li><strong> a)<\/strong> B\u00fcy\u00fck anamal sahipleri (kentsoylular) &#8211; K\u00fc\u00e7\u00fck anamal sahipleri\u00a0 (kentsoylular);<\/li>\n<li><strong> b)<\/strong> Sanayi kentsoylular\u0131, Ticaret kentsoylular\u0131, Toprak kent\u00adsoylular\u0131 diye ayr\u0131lmaktad\u0131r.<\/li>\n<\/ol>\n<p>Emek\u00e7i s\u0131n\u0131f da kendi i\u00e7inde i\u015f\u00e7iler-m\u00fcstahdemler, beyaz yakal\u0131lar, teknik elemanlar gibi, \u00e7\u0131karlar\u0131 her zaman uyumlu olmayabilen katmanlara ayr\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Yaln\u0131z Marx&#8217;\u00e7\u0131 kuram, bu katmanlar aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fmelerin daha s\u0131n\u0131rl\u0131 ve az \u00f6nemli oldu\u011funu; as\u0131l temel \u00e7eli\u015fkinin s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda (ba\u015fka deyi\u015fle \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131na sahip olanlarla olmayanlar ars\u0131nda) oldu\u011funu savunur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte dikey devingenlik, temelde bir s\u0131n\u0131f\u0131n de\u011fi\u015fik katmanlar\u0131 aras\u0131nda olmaktad\u0131r, deniliyor.<\/p>\n<p>\u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n kentsoylula\u015fmas\u0131 \u00fczerinde de biraz dural\u0131m. Gelir d\u00fczeyindeki y\u00fckselme sonucu olarak i\u015f\u00e7ilerin art\u0131k kent\u00adsoylu ya\u015fam bi\u00e7imine \u00f6zendikleri, kendilerini i\u015f\u00e7i saymad\u0131klar\u0131, aralar\u0131nda dayan\u0131\u015fman\u0131n zay\u0131flad\u0131\u011f\u0131, bireyci ya\u015fama y\u00f6neldikleri s\u00f6ylenmekteydi. Bottomore bu savlar i\u00e7in, \u0130ngiliz toplumuyla ilgili olarak \u015funlar\u0131 s\u00f6ylemektedir: Bir kez g\u00f6rg\u00fcl ara\u015ft\u0131rmalar (Goldthorpe ve Lockwood), k\u00fc\u00e7\u00fck kentsoylu kar\u015f\u0131s\u0131nda bile i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n ekonomik d\u00fczeyindeki d\u00fczelmelerin abart\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. \u00d6te yandan i\u015f\u00e7ilerin orta-s\u0131n\u0131f de\u011ferlerini benimseme\u011fe ne \u00f6l\u00e7\u00fcde istekli olduklar\u0131n\u0131n; ayr\u0131ca k\u00fc\u00e7\u00fck kentsoylu kesiminin de i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131ndan kimseleri kendi aralar\u0131na e\u015fit ko\u015fullarla alma\u011fa ne \u00f6l\u00e7\u00fcde haz\u0131r olduklar\u0131n\u0131n hemen hi\u00e7 ara\u015ft\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f oldu\u011funu belirtmektedir. Ama \u0130ngilizler aras\u0131nda kat\u0131 s\u0131n\u0131f \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n bulunmay\u0131\u015f\u0131m, yine temel olarak ya\u015fama ko\u015fullar\u0131ndaki yukarda etkenleri a\u00e7\u0131klanan bir tak\u0131m d\u00fczelmelerle, \u0130ngiltere&#8217;nin g\u00fcn\u00fcm\u00fcze de\u011fin s\u00fcre gelen s\u00f6m\u00fcrgecili\u011fi ile ve \u0130ngiliz toplumunda da A.B.D.&#8217;de oldu\u011fu gibi en a\u015fa\u011f\u0131 toplumsal-ekonomik d\u00fczeyde bulunanlar\u0131n, s\u00f6m\u00fcrgelerden gelip bu \u00fclkeye yerle\u015fen renkli n\u00fcfustan meydana gelmesi ile a\u00e7\u0131klamak gerekir.<\/p>\n<p>&#8216;E\u011fitim olanaklar\u0131n\u0131n da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n\u0131n da \u0130ngiltere&#8217;de derin e\u015fitsizlikleri s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yine ara\u015ft\u0131rmalar g\u00f6steriyor. N\u00fcfusun 2\/3&#8217;si yaln\u0131z ilk \u00f6\u011fretimden ge\u00e7mi\u015ftir. (Fransa&#8217;da ve Almanya&#8217;da da b\u00f6yle). Bunlar sanayinin i\u015f\u00e7i ve hizmetli ordusunu sa\u011fl\u0131yorlar. Gece okullar\u0131, i\u015fyerindeki yeti\u015ftirme programlar\u0131, bu insanlar\u0131n ekonomik ve siyasal yerlerinde herhangi bir s\u0131n\u0131fsal nitelikte de\u011fi\u015fme sa\u011flayacak \u00f6nemde de\u011fildir. \u00dcniversite \u00f6\u011frenimi ise \u00e7ok y\u00fcksek \u00f6l\u00e7\u00fcde anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f\u0131n tekelinde bulunuyor. Bunun sonucu olarak, gerek siyasal mevkiler, gerekse y\u00fcksek y\u00f6netim mevkileri geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde bu s\u0131n\u0131f\u0131n mensuplar\u0131nca doldurulmaktad\u0131r. Demek ki anamalc\u0131 s\u0131n\u0131f hem ekonomik erke, hem de bu erki s\u00fcrd\u00fcrebilecek \u00f6l\u00e7\u00fcde siyasal erke sahip olmakta devam etmektedir&#8217;.<\/p>\n<p><b> &#8216;Toplumsal Dayan\u0131\u015fman\u0131n S\u0131n\u0131f D\u0131\u015f\u0131 Etkenleri&#8217;<\/b><\/p>\n<p>Kapitalist sanayi toplumlar\u0131nda i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131n uluslararas\u0131 bir dayan\u0131\u015fma yerine, hala geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde ulusal dayan\u0131\u015fmadan yana oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne gelince, kan\u0131m\u0131zca bu ele\u015ftirinin ge\u00e7erli olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 yeterli bi\u00e7imde saptayabilmek i\u00e7in \u00f6nce &#8220;ulus\u00e7uluk&#8221; kavram\u0131 ile Marx&#8217;\u00e7\u0131 kuram\u0131n neyi anlatmak istedi\u011fine bakmam\u0131z gerekecektir.<\/p>\n<p>Marx&#8217;\u00e7\u0131 anlay\u0131\u015fa g\u00f6re ulusal toplum, derebeyci d\u00fczenin y\u0131k\u0131l\u0131\u015f\u0131 d\u00f6neminde olu\u015fup ortaya \u00e7\u0131kan topluluk bi\u00e7imidir. Derebeyci d\u00fczenin topluluk bi\u00e7imi dinsel-\u00fcmmet\u00e7i topluluklard\u0131. H\u0131ristiyanlar\u0131n yery\u00fcz\u00fcn\u00fc &#8220;tanr\u0131n\u0131n krall\u0131\u011f\u0131&#8221; saymalar\u0131, M\u00fcsl\u00fcmanlardaki &#8220;\u00fcmmet-i Muhammed&#8221; anlay\u0131\u015f\u0131 bu durumun kan\u0131tlar\u0131d\u0131r. Bu d\u00f6nemin b\u00fct\u00fcnlenmemi\u015f, da\u011f\u0131n\u0131k toplumsal ko\u015fullar\u0131, \u00fcretim g\u00fc\u00e7lerindeki geli\u015fme daha b\u00fcy\u00fck \u00fcretimi olanakl\u0131 k\u0131l\u0131p daha geni\u015f pazarlar\u0131, \u00fcretim ve dola\u015f\u0131m\u0131n k\u0131s\u0131tlamas\u0131z yap\u0131lmas\u0131n\u0131 gerektirdik\u00e7e ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun yerini, \u00fclkenin kesimleri aras\u0131ndaki ekonomik ba\u011flar\u0131n peki\u015fmesi, \u00fclke i\u00e7i g\u00fcmr\u00fck duvarlar\u0131 vb.n\u0131n kalkmas\u0131 ve yerel pazarlar\u0131n tek bir ulusal pazar durumunda kayna\u015fmas\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar ulusal topluluklar\u0131n bi\u00e7imlenmesinin ekonomik temellerini sa\u011flam\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece \u00fclke kavram\u0131 &#8220;yurt&#8221; (=vatan) kavram\u0131na d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr. Halklar\u0131n her biri de ortakla\u015fa maddi ya\u015fay\u0131\u015f ko\u015fullar\u0131, ba\u015fka deyi\u015fle bulunduklar\u0131 b\u00f6lgedeki ekonomik ya\u015famlar\u0131, dilleri, ekinlerindeki kendilerine \u00f6zg\u00fc \u00e7izgileri, ruhsal \u00f6zellikleri ile birbirlerinden ayr\u0131lan uluslara d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p>Kurama g\u00f6re derebeyci d\u00fczenin ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131 d\u00f6nenimde kentsoylular ulusal olu\u015fum deviniminin \u00f6nder g\u00fcc\u00fc idi. Ancak anamalc\u0131 toplum i\u00e7inde toplumsal kar\u015f\u0131tl\u0131klar olu\u015fup g\u00fc\u00e7lendik\u00e7e, kentsoylular s\u0131n\u0131f\u0131 bu kar\u015f\u0131tl\u0131klar\u0131 gizlemek ve \u00f6rtmek i\u00e7in ya da pazarlar elde etme ve koruma amac\u0131yla ulusal kar\u015f\u0131tl\u0131klar\u0131 k\u00f6r\u00fckleme\u011fe koyulur. Bu yolda ulusal bencilli\u011fe dayal\u0131 bir ideoloji geli\u015ftirir; uluslar aras\u0131nda kin, tiksinti ve anla\u015fmazl\u0131klar do\u011furur. Ulus\u00e7u d\u00fc\u015f\u00fcnyap\u0131, kendi ulusunu ba\u015fka uluslar\u00addan \u00fcst\u00fcn g\u00f6rme, a\u015f\u0131r\u0131 durumlarda da \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k bi\u00e7imine girer. Ama ayn\u0131 anamalc\u0131lar kendi \u00e7\u0131karlar\u0131 gerektirdi\u011finde gerek ekonomik ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011fa gerek ekinsel yozla\u015fmalara yol a\u00e7acak, ulus\u00e7ulu\u011fa ayk\u0131r\u0131 tutum ve davran\u0131\u015flarda bulunabilmektedirler<\/p>\n<p>Anamalc\u0131l\u0131\u011f\u0131n toplumculuk y\u00f6n\u00fcnde de\u011fi\u015fmesi \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde de uluslar aras\u0131ndaki ili\u015fkiler yak\u0131nla\u015fma, i\u015fbirli\u011fi ve dayan\u0131\u015fmaya d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr, diyor kuram. Bu geli\u015fimin t\u00fcrl\u00fc uluslar\u0131n i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131nda artan bir dayan\u0131\u015fmayla birlikte gidece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir.<\/p>\n<p>Bu noktada kurama y\u00f6neltilen bu ele\u015ftiriye bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclen Prof. Bottomore t\u00fcrl\u00fc uluslar\u0131n i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131flar\u0131 aras\u0131nda dayan\u0131\u015fma \u00e7abalar\u0131n\u0131n yok da olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131; bug\u00fcne de\u011fin geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f olmas\u0131n\u0131n hi\u00e7 ger\u00e7ekle\u015fmeyece\u011fi anlam\u0131na gelmedi\u011fini; uluslararas\u0131 d\u00fczeyde bir\u00e7ok i\u015f\u00e7i kurulu\u015f ve \u00f6rg\u00fctleri bulundu\u011funu ve bir\u00e7ok i\u015f\u00e7i hareketlerinin ba\u015fka uluslar\u0131n i\u015f\u00e7ilerince giri\u015filen sevgi i\u015fb\u0131rak\u0131mlar\u0131 ve benzeri davran\u0131\u015flarla desteklendi\u011fini belirtmektedir.<\/p>\n<p>Kan\u0131mca bu konuda belirtilmesi gereken bir nokta da \u015fudur: Ulus\u00e7uluk kavram\u0131 kendi ba\u015f\u0131na ne ilerici, ne gerici bir kavramd\u0131r. Kimin elinde, hangi i\u00e7erikte tan\u0131mland\u0131\u011f\u0131na bak\u0131larak de\u011ferlendirme yapma zorunlulu\u011fu vard\u0131r. 19. y\u00fczy\u0131ldan ba\u015flayarak kesinlikle olu\u015fan \u00e7a\u011fda\u015f sanayi toplumundaki b\u00fct\u00fcnle\u015fme gereksinimi ve b\u00fct\u00fcnle\u015fmi\u015flik niteli\u011fi, toplumun bug\u00fcnk\u00fc y\u00f6netili\u015f bi\u00e7iminin milyonlarca insan\u0131n yar\u0131n\u0131n\u0131 derinden etkilemesi durumunu do\u011furmu\u015ftur. \u0130\u015fte ulus kavram\u0131 toplumun yar\u0131n\u0131n\u0131, gelece\u011fini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde bulundurma gereksinimini bilin\u00e7 d\u00fczeyinde tutmay\u0131 sa\u011flayacak bir kavram olarak anla\u015f\u0131lmal\u0131d\u0131r: Daha ba\u011f\u0131ms\u0131z ve \u00f6zg\u00fcr, daha e\u015fitlik\u00e7i ve adil, daha g\u00f6nen\u00e7li bir yar\u0131n iste\u011fi.<\/p>\n<p><b> Toplumcu D\u00fczende S\u0131n\u0131fs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n Ger\u00e7ekle\u015ftirilemedi\u011fi Ele\u015ftirisi<\/b><\/p>\n<p>Son bir ele\u015ftiri, toplumcu d\u00fczenin y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte oldu\u011fu toplumlarda da s\u0131n\u0131fs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n ger\u00e7ekle\u015ftirilememi\u015f oldu\u011fu ile ilgiliydi. Bu toplumlarda daha da g\u00fc\u00e7l\u00fc olan tek partili merkezi y\u00f6netimin, bir\u00e7ok ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n e\u015fitsiz da\u011f\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 yapabildi\u011fi belirtilmektedir.<\/p>\n<p>Bu ele\u015ftiriye kar\u015f\u0131 belirtilen hususlar (*) \u00f6zetle \u015funlar: Her \u015feyden \u00f6nce Marx\u00e7\u0131 kuram gere\u011fince de toplumculuk s\u0131n\u0131fs\u0131z-l\u0131\u011f\u0131n tam olarak ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi bir a\u015fama de\u011fildir. Bu a\u015famaya ge\u00e7en toplumda, \u00f6rne\u011fin kol i\u015fleriyle kafa i\u015fleri ve k\u00f6y ya\u015fam\u0131 ile kent ya\u015fam\u0131 aras\u0131ndaki \u00e7eli\u015fmeler g\u00f6r\u00fclmekte devam eder. &#8220;Herkesten g\u00fcc\u00fc oran\u0131nda alan, herkese gereksinmesine g\u00f6re veren&#8221; bir toplumsal geli\u015fme a\u015famas\u0131, asl\u0131nda ancak \u00e7ok uzun bir zaman sonunda ula\u015f\u0131labilecek bir a\u015famad\u0131r. Oysa d\u00fcnyada en uzun ge\u00e7mi\u015fe sahip toplumcu \u00fclke olan Sovyetler Birli\u011fi, yal\u00adn\u0131zca 60 y\u0131ll\u0131k bir ge\u00e7mi\u015fe sahiptir ve bu durumda olan tek top\u00adlumdur. \u00d6teki toplumcu \u00fclkelerin tarihleri \u00e7ok daha yenidir; ayr\u0131ca kendi i\u00e7lerindeki toplumsal de\u011fi\u015fme s\u00fcreci sonunda top\u00adlumculu\u011fa ge\u00e7mi\u015f olmay\u0131p, bir d\u0131\u015f kar\u0131\u015fma sonunda ge\u00e7mi\u015f\u00adlerdir.<\/p>\n<p><strong> (*)<\/strong>\u00a0 Bkz T.B. Bottomore, Classes in Modern Society, 1966, s\u00a0 49 vd.<\/p>\n<p>Profes\u00f6r Bottomore, b\u00fct\u00fcn bu s\u0131n\u0131rl\u0131l\u0131klara kar\u015f\u0131n, \u00d6rne\u011fin Sovyetler Birli\u011finde \u00fcretim ara\u00e7lar\u0131 \u00fczerinde \u00f6zel m\u00fclkiyet tam olarak kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015f durumdad\u0131r, demektedir.<\/p>\n<p>Merkezi y\u00f6netimin ayr\u0131cal\u0131k da\u011f\u0131tabilmesine gelince, \u00f6rne\u011fin yo\u011fun sanayile\u015fme \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131na giri\u015fildi\u011fi 1930larda teknik personeli \u00f6zendirmek amac\u0131yla ba\u015fvurulan \u00fccret farkl\u0131la\u015f\u00adt\u0131rmalar\u0131n\u0131n en b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu zaman bile ortaya yeni bir s\u0131n\u0131f\u0131n do\u011fmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, Michel Gordey&#8217;in bir ara\u015ft\u0131rmas\u0131na (*) dayanarak belirtmektedir. Kazan\u00e7 farkl\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n bulundu\u011funu, ama anamalc\u0131 toplumlarda g\u00f6r\u00fclen \u00f6l\u00e7\u00fcye yakla\u015fmam\u0131\u015f oldu\u011funu da belirten Bottomore, toplumun y\u00f6netici mevkilerinin yetenekli bireylere a\u00e7\u0131k bulundu\u011funu yazmaktad\u0131r. Bundan ba\u015fka kafa ve kol i\u015f\u00e7ileri aras\u0131ndaki toplumsal uzakl\u0131\u011f\u0131n da anamalc\u0131 toplum\u00adlardaki \u00f6l\u00e7\u00fcde b\u00fcy\u00fck olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektedir.<\/p>\n<p><strong>(*) <\/strong>Michel Gordey, Visa to\u00a0 Moscow, 1962.<\/p>\n<p>Frans\u0131z siyaset bilimcisi Profes\u00f6r Maurice Duverger de Marx\u00e7\u0131 toplumsal s\u0131n\u0131f kuram\u0131 konusunda yukar\u0131dakine benzer bir de\u011ferlendirme yaparak \u015funlar\u0131 s\u00f6ylemektedir:<\/p>\n<p>&#8220;Tarihin b\u00fct\u00fcn d\u00f6nemlerinde s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesinin \u00f6\u011feleri bulunmaktad\u0131r. Ama bunlar az ya da \u00e7ok bir \u00f6nem ta\u015f\u0131rlar. Bu \u00f6\u011felerin 19. y\u00fczy\u0131lda ve 20. y\u00fczy\u0131l\u0131n ba\u015f\u0131nda siyasal \u00e7at\u0131\u015fmalarda ta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131 temel, egemen \u00f6zellik her zaman bu denli kesin de\u011fildir.<\/p>\n<p>&#8220;19. y\u00fczy\u0131ldan \u00f6nce halk y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131 \u00e7o\u011fu kez siyasal ya\u015fam\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda tutulmu\u015flard\u0131r. Bunlar s\u00f6m\u00fcr\u00fclmekteydiler, ama ne bu s\u00f6m\u00fcr\u00fcy\u00fc anlamak ve bundan kurtulabilmek i\u00e7in gerekli olan d\u00fc\u015f\u00fcnsel ara\u00e7lara, ne de ona kar\u015f\u0131 sava\u015fmak i\u00e7in maddi ara\u00e7lara sahip de\u011fildiler.&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;XX. y\u00fczy\u0131l\u0131n sanayi toplumlar\u0131na damgas\u0131n\u0131 vuran genel ya\u015fam d\u00fczeyindeki y\u00fckselmeyle birlikte s\u0131n\u0131f \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 hafifle\u015fmektedir. Kimi ki\u015filerin ileri s\u00fcrd\u00fckleri gibi ortadan kalkmamaktad\u0131r. 1966 da bat\u0131n\u0131n sanayi toplumlar\u0131 1866&#8217;dakine oranla daha az e\u015fitsizlikler bulunan toplumlard\u0131r. Ama yine de \u00e7ok e\u015fitsiz olmakta s\u00fcregidiyorlar. Ger\u00e7ek gelirler yelpazesi anamalc\u0131 \u00fclkelerde S.S.C.B.&#8217;nde oldu\u011fundan daha geni\u015ftir. S\u0131n\u0131flar aras\u0131ndaki e\u015fitsizlik bat\u0131da ortadan kalkmam\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7a\u011fda\u015f anamalc\u0131l\u0131kta \u00fccretlilerin kesin yoksulla\u015facaklar\u0131 tezi art\u0131k savunulabilecek bir tez de\u011fil. Ama g\u00f6reli yoksulla\u015fma, tam tersine, ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f bulunuyor: \u00fccretlerin toplam gelirler i\u00e7indeki pay (\u00fccretlilerin say\u0131s\u0131ndaki art\u0131\u015f g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulursa) artmaktan \u00e7ok azalmak e\u011filimi g\u00f6steriyor. Ayr\u0131ca \u015fanslar aras\u0131ndaki e\u015fitsizlikler s\u00fcregitmektedir. Toplumbilimsel soru\u015fturmalar do\u011fum veya evlenmenin anamalc\u0131 olman\u0131n ba\u015fl\u0131ca yollar\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Olduk\u00e7a kapal\u0131 bir s\u0131n\u0131f, ekonomik ve siyasal ya\u015fama egemen olmaya devam etmektedir. Bat\u0131n\u0131n \u00f6zel giri\u015fimleri ba\u015fl\u0131ca anamal sahiplerinin egemenli\u011finde olmakta devam ediyorlar. Bunlar devlette hep b\u00fcy\u00fck bir etkiye sahiptirler. Art\u0131k devletin kesin sahibi de\u011fildirler: genel oy, bas\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, halk\u00e7\u0131 partiler, i\u015f\u00e7i birlikleri onlar\u0131n siyasal erkini s\u0131n\u0131rland\u0131rmaktad\u0131rlar. Ama bu erk \u00e7ok b\u00fcy\u00fck olmakta devam ediyor. Anamalc\u0131larla anamalc\u0131 olmayanlar aras\u0131ndaki e\u015fitsizlik -ve birincilerin ikincilere egemen olmas\u0131- her zaman bat\u0131 devletlerinin temelini olu\u015fturmaktad\u0131r. S\u0131n\u0131f m\u00fccadelesi devam etmektedir: yaln\u0131zca daha az \u015fiddetli bi\u00e7imler almaktad\u0131r.&#8221; (*)<\/p>\n<p>Djilas, Aron ve Ossowski&#8217;nin g\u00f6r\u00fc\u015fleri asl\u0131nda planl\u0131 ekonominin g\u00fc\u00e7l\u00fckleriyle de yak\u0131ndan ilgilidir. Ger\u00e7ekten \u00e7a\u011fda\u015f toplum, b\u00fcy\u00fck sanayinin ve kent ya\u015fam\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7apl\u0131 \u00f6rg\u00fctleri ve yaz\u00e7izcili\u011fi (= k\u0131rtasiyecili\u011fi) nedenleriyle zaten bireyleri birer \u00e7ark di\u015flisi, birer kimlik kart\u0131, birer say\u0131 durumuna d\u00fc\u015f\u00fcrme tehlikesini i\u00e7eriyor; buna bir de zorlay\u0131c\u0131 genel planlaman\u0131n s\u0131n\u0131rland\u0131rmalar\u0131 eklendi\u011finde, \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerin k\u0131s\u0131tlanmas\u0131 sorununun daha da a\u011f\u0131rla\u015fmas\u0131 ve bir teknokrat-b\u00fcrokrat k\u00fcmesinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 durumuyla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Nitekim genel planlaman\u0131n demokrasi \u00fclk\u00fc ve ilkeleriyle tam ba\u011fda\u015f\u0131r bir uygulamas\u0131n\u0131 sa\u011flama sorunu, \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm bekleyen ba\u015f sorunu olmakta s\u00fcregitmektedir.<\/p>\n<p><strong> (*) <\/strong>M. Duverger, Sociologie Politique, a.g.e., s\u00a0\u00a0 206-207.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Prof Dr. &Ouml;zer Ozankaya TOPLUMB&#304;L&#304;ME G&#304;R&#304;&#350; A.&Uuml;. Siyasal Bilgiler Fak&uuml;ltesi Yay&#305;nlar&#305; 1979 Simgeler kullanma yetene&#287;i oldu&#287;u i&ccedil;in bireylerin bir toplumsal ya&#351;am ya&#351;ayabildi&#287;ini g&ouml;r&uuml;yoruz. Bu, toplumsalla&#351;ma s&uuml;reci ile olur. Emilio Williems, toplumbilim s&ouml;zl&uuml;&#287;&uuml;nde (Dictionnaire de Sociologie, Paris, 1961) toplumsalla&#351;ma kavram&#305;n&#305; &#351;&ouml;ylece tan&#305;mlay&#305;p a&ccedil;&#305;klamaktad&#305;r: &ldquo;Bireyin, yaln&#305;zca biyolojik bir varl&#305;k olmaktan &ccedil;&#305;k&#305;p belli bir topluma ve belli k&uuml;melere [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9530","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9530","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9530"}],"version-history":[{"count":2,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9530\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":22678,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9530\/revisions\/22678"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9530"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9530"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9530"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}