{"id":9545,"date":"2019-03-14T18:05:04","date_gmt":"2019-03-14T18:05:04","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9545"},"modified":"2025-08-23T21:44:18","modified_gmt":"2025-08-23T18:44:18","slug":"totem-ve-tabu","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/totem-ve-tabu\/","title":{"rendered":"TOTEM ve TABU"},"content":{"rendered":"<p><img decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/cc-turkiye\/yz-image\/88-totemvetapu.gif\" width=\"113\" height=\"163\" border=\"0\" \/><\/p>\n<p align=\"left\"><b> <span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\">Jigmund Freud<br \/>\n<\/span><\/b><span style=\"font-family: Arial;\">\u00c7eviri: Niyazi Berkes<\/span><span class=\"baslik1\"><span style=\"color: #0000ff; font-size: large;\"><br \/>\n<\/span> <span> TOTEM ve TABU<\/span><\/span><span style=\"font-family: Arial;\"><br \/>\nRemzi Kitapevi 1971<\/span><\/p>\n<p align=\"left\"><strong><span style=\"color: #000000; font-size: large;\"> <span lang=\"tr\">TABU VE KAR\u015eIT DUYGULAR<\/span><\/span><\/strong><\/p>\n<p align=\"left\"><span style=\"font-size: small;\"><strong>1<\/strong><br \/>\n<\/span><br \/>\nTabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc Polinezyaca bir s\u00f6zc\u00fckt\u00fcr, tam \u00e7evirisi g\u00fc\u00e7t\u00fcr; \u00e7\u00fcnk\u00fc kar\u015f\u0131lad\u0131\u011f\u0131 anlam bug\u00fcn bizde kalmam\u0131\u015ft\u0131r. Eski Romal\u0131lar zaman\u0131nda b\u00f6yle bir s\u00f6zc\u00fck vard\u0131: Sacer s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc Polinezyal\u0131lar\u0131n tabusuna kar\u015f\u0131l\u0131kt\u0131. Yunanl\u0131lar\u0131n Agov s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, \u0130branilerin kodaush s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, Polinezyal\u0131lar\u0131n ve Afrika&#8217;daki (Madagaskar), Kuzey ve Orta Asya&#8217;daki bir\u00e7ok budunun benzer s\u00f6zc\u00fcklerle tabu deyimiyle kar\u015f\u0131lad\u0131klar\u0131 anlamda bir s\u00f6zc\u00fck olsa gerektir. Bizim i\u00e7in tabunun birbirine kar\u015f\u0131t iki anlam\u0131 vard\u0131r: bir yandan kutsal (sacr\u00e9), kutsalla\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f (consacr\u00e9) anlamlar\u0131na; di\u011fer yandan da tehlikeli, korkun\u00e7, yasak, kirli anlamlar\u0131na gelir. Tabunun kar\u015f\u0131t\u0131 Polinezya&#8217;da noa s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcyle s\u00f6ylenir ve s\u0131radan, yana\u015f\u0131labilir, tutulabilir bir \u015fey anlamlar\u0131na gelir. Bu bi\u00e7imde tabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcnde sak\u0131n\u0131ml\u0131l\u0131k kavram\u0131 gibi bir anlam da gizlidir; kendini temel olarak yasaklarda g\u00f6sterir. Bizdeki &#8220;kutsal korku&#8221; tamlamas\u0131 \u00e7o\u011fu durumda tabu anlam\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131lar.<\/p>\n<p>Tabu s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 din ya da ahlak yasaklar\u0131ndan farkl\u0131d\u0131r. Bunlar bir tanr\u0131n\u0131n egemenli\u011fine ba\u011fl\u0131 olmaktan \u00e7ok kendinden yasakt\u0131rlar, yasak olmalar\u0131n\u0131 kendileri gerektirir. Bunlar\u0131n ahlak yasaklar\u0131ndan ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131: Tabu yasaklar\u0131 do\u011fruluklar\u0131 i\u00e7in akla uygun hi\u00e7bir neden g\u00f6steremezler, k\u00f6kenleri de belli de\u011fildir. Bizce anla\u015f\u0131lamaz olmakla birlikte onun egemenli\u011fi alt\u0131nda olanlar i\u00e7in bu yasaklar bir zorunluluk, bir ger\u00e7ek olarak kabul edilir.<\/p>\n<p>Wundt tabuya insanl\u0131\u011f\u0131n yaz\u0131lmam\u0131\u015f en eski yasas\u0131 der. Tabunun tanr\u0131lardan daha eski oldu\u011fu ve bu eskili\u011fin dinden \u00f6nceki bir d\u00f6neme kadar gitti\u011fi herkes taraf\u0131ndan kabul edilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Tabu sorununu psikanaliz y\u00f6n\u00fcnden incelemeden \u00f6nce, sorunu yans\u0131z olarak ortaya koymak i\u00e7in antropoloji bilgini Northcote Thomas&#8217;\u0131n Encyclopedia Britannica&#8217;ya yazd\u0131\u011f\u0131 &#8220;Taboo&#8221; makalesinden bir par\u00e7a alaca\u011f\u0131m:<\/p>\n<p>\u00d6zel anlam\u0131nda tabu,<br \/>\na) ki\u015filerin ya da \u015feylerin kutsal (ya da kirli) i\u00e7eri\u011fini,<br \/>\nb) bu i\u00e7erikten \u00e7\u0131kan yasa\u011f\u0131n t\u00fcr\u00fcn\u00fc ve<br \/>\nc) bu yasa\u011f\u0131n \u00e7i\u011fnenmesinden \u00e7\u0131kan kutsall\u0131\u011f\u0131 (ya da kirlili\u011fi) anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Polinezya&#8217;da tabunun kar\u015f\u0131t\u0131 &#8220;noa&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr ve bunun &#8220;genel&#8221; ve &#8220;ortak&#8221; anlam\u0131na gelen yak\u0131n bi\u00e7imleridir&#8230;<\/p>\n<p>&#8220;Daha geni\u015f anlamda, tabunun t\u00fcrl\u00fc bi\u00e7imlerini ay\u0131rabiliriz: 1. Do\u011fal ya da do\u011frudan do\u011fruya olan, bir ki\u015fide ya da bir \u015feyde i\u00e7kin olan, gizemli &#8220;anlam&#8221; (erk)&#8217;in sonucu olan tabu; 2. Birinden ba\u015fkas\u0131na ge\u00e7ebilen, dolay\u0131s\u0131yla olan ve yine &#8220;anlam&#8221;\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc ama a) ya edinilen ya da b) bir rahip, ba\u015fkan ya da ba\u015fka biri taraf\u0131ndan konmu\u015f olan tabu; 3. Bir kad\u0131n\u0131n kocas\u0131na \u00f6zg\u00fc olu\u015funda oldu\u011fu gibi, her iki etkinin de bulundu\u011fu ara tabu.<\/p>\n<p>&#8220;Tabu terimi farkl\u0131 bir bi\u00e7imde ayn\u0131 zamanda minseklerle ilgili yasaklara da uygulan\u0131r; fakat bu anlamda kullanmamak daha iyidir. Tabu deyi\u015finin i\u00e7ine yapt\u0131r\u0131m\u0131 tanr\u0131 ya da cin olan t\u00fcrleri, yani b\u00fcy\u00fcyle ilgili yasaklardan farkl\u0131 olan dinsel yasaklar\u0131 da alarak geni\u015f anlamda kullanmak gerekti\u011fi savlanabilirse de, bu dinsel yasaklarda ne otomatik bir edim, ne de bula\u015fma olay\u0131 olmamas\u0131 nedeniyle buna en iyisi, dinsel yasaklar demelidir.<\/p>\n<p>&#8220;Tabunun ama\u00e7lar\u0131 \u00e7e\u015fitlidir: 1. do\u011frudan do\u011fruya tabular (a) \u00f6nemli ki\u015filerin, ba\u015fkanlar\u0131n, rahiplerin ve benzerleriyle e\u015fyan\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fckten korunmas\u0131n\u0131; (b) zay\u0131flar\u0131n, yani kad\u0131nlar\u0131n, \u00e7ocuklar\u0131n ve genellikle s\u0131radan halk\u0131n, ba\u015fkan ve rahiplerin erkinin anlam\u0131ndan, yani b\u00fcy\u00fcl\u00fc etkisinden korunmas\u0131n\u0131; (c) belli besinleri yeme, vb. yoluyla, cesetlerle birlikte bulunup konu\u015fma yoluyla ya da dokunmayla olu\u015facak tehlikelere kar\u015f\u0131 korunmay\u0131; (d) ya\u015fam\u0131n ba\u015fl\u0131ca edimlerini, do\u011fumlar\u0131, erdirmeyi (initiation), evlenmeyi ve cinsel etkinlikleri korumay\u0131; (e) insanlar\u0131 tanr\u0131lar\u0131n ve cinlerin \u00f6fkesinden ya da g\u00fcc\u00fcnden (3) korumas\u0131n\u0131: (f) do\u011fmam\u0131\u015f \u00e7ocuklar\u0131n ve ana babalar\u0131na ba\u011fl\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131n belli edimlerin sonu\u00e7lar\u0131ndan ve \u00f6zellikle baz\u0131 besinlerden \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131lan \u00f6zg\u00fcl\u00fcklerin ge\u00e7mesinden korunmas\u0131n\u0131 sa\u011flar. 2. Bir bireyin mal\u0131n\u0131, tarlalar\u0131n\u0131, ara\u00e7lar\u0131n\u0131, vb. h\u0131rs\u0131zlardan korumak i\u00e7in konmu\u015f olan tabular da vard\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Makalenin di\u011fer b\u00f6l\u00fcmleri \u015f\u00f6yle \u00f6zetlenebilir: \u00d6nceleri tabunun \u00e7i\u011fnenmesinin cezas\u0131 belki de i\u00e7ten kendili\u011finden gelen birtak\u0131m yarg\u0131lara b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Tabunun tanr\u0131 ve \u015feytan kavramlar\u0131yla birlikte bulundu\u011fu yerlerde b\u00fcy\u00fck Tanr\u0131&#8217;n\u0131n erkinden otomatik bir bi\u00e7imde ceza beklenir. Di\u011fer durumlarda, olas\u0131l\u0131kla daha ileri bir evrede, davran\u0131\u015f\u0131yla ba\u015fkalar\u0131na zarar veren su\u00e7lunun cezas\u0131n\u0131 toplum kendi eline al\u0131yor. B\u00f6ylece, insanl\u0131\u011f\u0131n ilk ceza sistemleri de tabuyla ilgilidir. &#8220;Tabunun \u00e7i\u011fnenmesi su\u00e7lunun kendisini de tabu yapar.&#8221; Yazar bundan sonra, bir tabunun \u00e7i\u011fnenmesinden \u00e7\u0131kan baz\u0131 tehlikelerin, ceza edimleri ve temizlenme t\u00f6reniyle de olu\u015fturulmas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor.<\/p>\n<p>Tabunun kayna\u011f\u0131, insanlarda ve hortlaklarda bulunan ve cans\u0131z e\u015fyaya da ge\u00e7ebilen garip bir g\u00fc\u00e7te g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor. Makalenin bu par\u00e7as\u0131 \u015f\u00f6yledir: &#8220;Tabu say\u0131lan kimseler ve \u015feyler elektriklenmi\u015f e\u015fyaya benzetilebilir. Bu gibi insanlar ya da e\u015fya \u00f6yle korkun\u00e7 g\u00fc\u00e7 kaynaklar\u0131d\u0131r ki, elektrikleri dokunmayla ge\u00e7ebilir ve bu elektri\u011fin bo\u015falmas\u0131na neden olan canl\u0131 dayan\u0131kl\u0131 de\u011filse \u00fczerinde y\u0131k\u0131c\u0131 etki yapar. Bu tabunun \u00e7i\u011fnenmesinin ortaya \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131 sonu\u00e7lar, bir yandan tabu olan kimsede ya da \u015feyde sakl\u0131 olan b\u00fcy\u00fcl\u00fc etkinin g\u00fcc\u00fcne, di\u011fer yandan da tabuyu \u00e7i\u011fneyenin manas\u0131n\u0131n g\u00fcc\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin krallar\u0131n ve ba\u015fkanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck g\u00fcc\u00fc vard\u0131r, uyruklar\u0131n\u0131n onlarla do\u011frudan do\u011fruya konu\u015fmas\u0131 \u00f6l\u00fcm demektir. Oysa halktan daha b\u00fcy\u00fck manas\u0131 olan bir bakan ya da bu boydan biri kral ya da ba\u015fkana zarar g\u00f6rmeden yakla\u015fabilir. Bu bakanlardan daha a\u015fa\u011f\u0131 olanlar da onlara tehlikesizce yakla\u015fabilir. Demek ki dolayl\u0131 olan tabular\u0131n g\u00fc\u00e7 derecesi, bu tabular\u0131n ilgili oldu\u011fu kimsenin manas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r; e\u011fer bu kimse bir ba\u015fkan ya da bir rahip ise onun tabusu halk\u0131n a\u015fa\u011f\u0131 tabakas\u0131ndan gelen tabulardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olur.&#8221;<\/p>\n<p>Madem ki tabu bir \u015feyden ba\u015fka bir \u015feye ge\u00e7ebilir, \u00d6yleyse birtak\u0131m kefaret t\u00f6renleriyle tabuyu kald\u0131rman\u0131n bir yolunun olmas\u0131 gerekir. Frazer, bir s\u00fcrekli tabulardan, bir de ge\u00e7ici tabulardan s\u00f6z eder. S\u00fcrekli tabular rahipleri, ba\u015fkanlar\u0131, \u00f6l\u00fcleri ve bunlarla ilgili her \u015feyi kapsar. Ge\u00e7ici tabularsa, \u00f6rne\u011fin kad\u0131n\u0131n ayba\u015f\u0131 durumu ve lohusal\u0131\u011f\u0131 gibi, sava\u015f\u00e7\u0131n\u0131n seferden \u00f6nceki ya da seferden sonraki durumu gibi, \u00f6zellikle av ya da s\u00fcrg\u00fcn av\u0131 ve benzeri i\u015fler gibi belli durumlarda olur. Bundan ba\u015fka t\u0131pk\u0131 kilise aforozlar\u0131 gibi bazen b\u00fcy\u00fck bir alan\u0131n tabu oldu\u011fu duyurulur ve bu yerin tabulu\u011fu y\u0131llarca s\u00fcrer.<\/p>\n<p>Okurlar\u0131m\u0131n b\u00fct\u00fcn bu \u00f6rneklerden \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7 \u00fczerine bir yarg\u0131ya varmam do\u011fruysa, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6rd\u00fckten sonra tabunun ne oldu\u011funu ve tabu hakk\u0131nda neleri zihinlerimize yerle\u015ftirmek gerekti\u011fini \u00f6\u011frenmekten okurlar\u0131m\u0131n hen\u00fcz \u00e7ok uzak bulunduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yleyece\u011fim.. Bu bir yandan, verdi\u011fim bilgilerin eksikli\u011finden ve tabuyla bo\u015f inan\u00e7lar, cin inanc\u0131 ve din aras\u0131ndaki ilginin ne oldu\u011fu sorununda ge\u00e7en b\u00fct\u00fcn tart\u0131\u015fmalar\u0131 bir yana b\u0131rakmamdan ileri geliyor. Di\u011fer yandan, tabu hakk\u0131nda bilinen her \u015feyi ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla anlatman\u0131n zihinleri kar\u0131\u015ft\u0131raca\u011f\u0131ndan korkuyorum. Onun i\u00e7in okura, sorunun ger\u00e7ekten ayd\u0131nlanm\u0131\u015f olmaktan uzak oldu\u011funa g\u00fcvence verebilirim. Bununla birlikte bizi as\u0131l ilgilendiren \u015fey, bu ilkel insanlar\u0131n kendilerini bir s\u00fcr\u00fc kay\u0131t ve bask\u0131ya ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lmalar\u0131d\u0131r. A\u00e7\u0131k ve akla uygun hi\u00e7bir nedeni yokken \u015fu ya da bu yasak say\u0131lmakta ve ni\u00e7in yasak say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sorusu onlar\u0131n akl\u0131na bile gelmemektedir; \u00e7\u00fcnk\u00fc kendilerini bu ba\u011flarla gayet do\u011fal olarak ba\u011fl\u0131 g\u00f6rmektedirler; bunlara kar\u015f\u0131 herhangi bir sald\u0131r\u0131n\u0131n \u015fiddetle ve otomatik olarak cezaland\u0131r\u0131laca\u011f\u0131na inanmaktad\u0131rlar. Bu yasaklar\u0131 istemeden \u00e7i\u011fneyenlerin bile ger\u00e7ekten otomatik olarak cezaland\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren g\u00fcvenilir g\u00f6zlemler de vard\u0131r. \u00d6rne\u011fin yasak olan bir hayvan\u0131n etini yiyen su\u00e7suz bir ki\u015fi derin bir ac\u0131ya kap\u0131larak \u00f6lece\u011fine inanm\u0131\u015f ve ger\u00e7ekten \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu yasaklar en \u00e7ok insanlara zevk veren \u015feylerle ilgilidir. \u00d6rne\u011fin istedi\u011fini yapmak, kay\u0131ts\u0131z \u015farts\u0131z \u00e7iftle\u015fmek gibi istekleri ilgilendirir. Baz\u0131 durumlarda bu yasaklar oru\u00e7 ve perhiz gibi pek kar\u0131\u015f\u0131k bi\u00e7imlerde, baz\u0131 durumlardaysa sa\u00e7ma gibi g\u00f6r\u00fcnen birtak\u0131m davran\u0131\u015f ve t\u00f6renler bi\u00e7iminde g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler ve i\u00e7erikleri bak\u0131m\u0131ndan anlamlar\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131r gibi de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn bu yasaklar\u0131n kuramsal bir temeli var: Bu yasaklar baz\u0131 kimselerde ve baz\u0131 e\u015fyada, adeta bula\u015f\u0131c\u0131 hastal\u0131klarda oldu\u011fu gibi dokunmayla ge\u00e7ebilen bir g\u00fc\u00e7 oldu\u011funa inan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in tehlikelidir. Bu tehlikelili\u011fin derecesi de de\u011fi\u015fir. Baz\u0131 kimselerde ya da e\u015fyada bu tehlikelilik \u00e7ok y\u00fcksektir. Tehlikelili\u011fin derecesi o kimsenin ya da \u015feyin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 g\u00fc\u00e7 y\u00fck\u00fcyle orant\u0131l\u0131d\u0131r. Tabu yasa\u011f\u0131n\u0131 \u00e7i\u011fneyen bir kimsenin, sanki bu tehlikeli g\u00fc\u00e7 y\u00fck\u00fcn\u00fc emmi\u015f gibi, tabu olan \u015feyin i\u00e7eri\u011fine girdi\u011fine inan\u0131l\u0131yor. Bu g\u00fc\u00e7 kral, rahip, yeni do\u011fmu\u015f \u00e7ocuk gibi az ya da \u00e7ok \u00f6nemli bir durumu olan kimselerde; ayba\u015f\u0131, yeniyetmelik, lohusal\u0131k gibi kurald\u0131\u015f\u0131 baz\u0131 bedensel durumlarda; hastal\u0131k, \u00f6l\u00fcm gibi u\u011fursuz durumlarda; dokunma ya da etkileme yoluyla bu durumlarla ilgili olan \u015feylerde sakl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla birlikte &#8220;tabu&#8221; dendi\u011fi zaman bundan, bu gizemli kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ta\u015f\u0131y\u0131c\u0131s\u0131 ya da kayna\u011f\u0131 olan b\u00fct\u00fcn kimseler, yerler, \u015feyler ya da ge\u00e7ici durumlar anla\u015f\u0131l\u0131r. Bu kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fckten do\u011fan yasak da tabudur. Sonu\u00e7 olarak s\u00f6zc\u00fck anlam\u0131yla, tabu dendi\u011fi zaman bir de ola\u011fan\u00fcst\u00fc kutsal, ayn\u0131 zamanda da tehlikeli, kirli ve gizemli olan her \u015fey anla\u015f\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Gerek bu s\u00f6zc\u00fck ve gerek onun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan sistem, bizce ger\u00e7ekten anla\u015f\u0131lamayan bir ruhsal ya\u015fam\u0131n bir par\u00e7as\u0131n\u0131 anlat\u0131r. Ger\u00e7ekten de ilkel toplumsal evrim evresinde bulunan budunlara \u00f6zg\u00fc cin ve \u015feytan inan\u0131\u015flar\u0131n\u0131 incelemeye giri\u015fmeden tabuyu anlaman\u0131n olanaks\u0131z oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>Acaba tabunun giziyle neden ilgileniyoruz? Kan\u0131mca her psikolojik sorun yaln\u0131zca kendisi i\u00e7in de\u011fil, ayn\u0131 zamanda ba\u015fka nedenlerden dolay\u0131 da incelenmeye de\u011ferdir. Polinezya ilkellerinin tabular\u0131n\u0131n, ba\u015flang\u0131\u00e7ta sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z kadar bize yabanc\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyebiliriz. Bizim boyun e\u011fdi\u011fimiz ve \u00e7ok eski \u00e7a\u011flardan gelen ahlak kurallar\u0131n\u0131n ilkellerin bir tabusuyla herhalde esasl\u0131 bir ilgisi olacakt\u0131r. \u0130lkellerin tabusunu ayd\u0131nlatmakla, bizim &#8220;ko\u015fulsuz buyruk&#8221;umuzun karanl\u0131k kaynaklar\u0131 da ayd\u0131nlanm\u0131\u015f olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bundan \u00f6t\u00fcr\u00fc, W. Wundt gibi bir ara\u015ft\u0131rmac\u0131n\u0131n tabu konusundaki yorumunu, \u00f6zellikle &#8220;tabu inanc\u0131n\u0131n ta k\u00f6klerine kadar gitmeye&#8221; s\u00f6z vermesi bak\u0131m\u0131ndan herhalde derin bir ilgiyle dinlemek isteriz. Wundt&#8217;a g\u00f6re, tabu d\u00fc\u015f\u00fcncesinde &#8220;baz\u0131 \u015feylerden korkmay\u0131 anlatan adetler ve bu adetlere kar\u015f\u0131l\u0131k olan tap\u0131nma d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ya da davran\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131r.&#8221; Ba\u015fka bir yerde der ki: &#8220;S\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn genel anlam\u0131na g\u00f6re, tabu deyi\u015fiyle adetlerin, g\u00f6rene\u011fin ya da yasalar\u0131n koydu\u011fu yasaklar\u0131, bir \u015feye dokunmamay\u0131, bir \u015feyi kullanmak amac\u0131yla almamay\u0131 ya da baz\u0131 s\u00f6zc\u00fckleri a\u011fza almamay\u0131 anl\u0131yoruz&#8230;&#8221; Yasak\u00e7\u0131 tabular\u0131 bulunmayan hi\u00e7bir budun ya da hi\u00e7bir uygarl\u0131k a\u015famas\u0131 g\u00f6r\u00fclemez.<\/p>\n<p>Wundt bundan sonra tabunun i\u00e7eri\u011fini anlamak i\u00e7in uygarl\u0131k olarak daha y\u00fcksek olan Polinezyal\u0131lar\u0131 de\u011fil, daha ilkel olan Avustralya yerlilerini incelemenin daha yararl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Avustralya&#8217;daki tabu yasaklar\u0131n\u0131 hayvanlarla, insanlarla ve e\u015fyayla ilgili tabular olmak \u00fczere \u00fc\u00e7e ay\u0131r\u0131r. Baz\u0131 hayvanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeyi ve yemeyi yasak eden hayvan tabusu totemcili\u011fin \u00e7ekirde\u011fini olu\u015fturmaktad\u0131r. Konusu insan olan ikinci t\u00fcr tabular\u0131n i\u00e7eri\u011fi \u00f6z olarak ba\u015fkad\u0131r. Bu gibi tabular, yaln\u0131zca tabulu olan kimselerde ve al\u0131\u015f\u0131lan\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki durumlarda olur; \u00f6rne\u011fin erdirme t\u00f6reninde delikanl\u0131lar, ayba\u015f\u0131 d\u00f6nemlerinde ve lohusal\u0131klar\u0131nda kad\u0131nlar, yeni do\u011fmu\u015f \u00e7ocuklar, \u00f6l\u00fcler tabudurlar. Bir kimsenin giysisi, ara\u00e7lar\u0131, silahlar\u0131 ve bunlar gibi hep kulland\u0131\u011f\u0131 mallar\u0131 ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in her zaman tabudur. Avustralya&#8217;da bir delikanl\u0131n\u0131n erdirme t\u00f6reninde ald\u0131\u011f\u0131 yeni ad, kendisinin \u00f6zel m\u00fclk\u00fcn\u00fcn bir par\u00e7as\u0131 olur; bu ad tabudur ve gizli tutulmas\u0131 gerekir. A\u011fa\u00e7lara, bitkilere, evlere, semtlere konan \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc t\u00fcr tabulara gelince, herhangi bir nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc korku uyand\u0131ran ya da gizemli olan her \u015feyin tabu olmas\u0131 kural\u0131na g\u00f6re konurlar.<\/p>\n<p>Wundt, Polinezyal\u0131lar\u0131n ve Malaya tak\u0131madalar\u0131 halk\u0131n\u0131n daha zengin ekininde tabunun derin de\u011fi\u015fikliklere u\u011framad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyor. Bu budunlar\u0131n toplumsal bak\u0131mdan daha \u00e7ok farkl\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunlardan krallar\u0131n, ba\u015fkanlar\u0131n ve rahiplerin \u00e7ok etkili tabusu olmas\u0131ndan ve bu gibi kimselerin kendilerinin \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc tabu kurallar\u0131na ba\u011fl\u0131 olmalar\u0131ndan anlar\u0131z.<\/p>\n<p>Fakat tabunun ger\u00e7ek kaynaklar\u0131, ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 s\u0131n\u0131flar\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131nda olmaktan \u00e7ok uzak ve \u00e7ok daha derinlerdedir: &#8220;Tabular, en ilkel ve ayn\u0131 zamanda en s\u00fcrekli i\u00e7g\u00fcd\u00fclerin kaynaklar\u0131nda, yani \u015feytanlar\u0131n etkisine kar\u015f\u0131 duyulan korkulardad\u0131r.&#8221; &#8220;Asl\u0131nda tabulu \u015feylerde sakl\u0131 oldu\u011funa inan\u0131lan \u015feytansal g\u00fcce kar\u015f\u0131 duyulan korkular\u0131n nesnelle\u015ftirilmesinden ba\u015fka bir \u015fey olmayan tabu bu g\u00fcc\u00fcn k\u0131zd\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 yasaklar ve bilerek ya da bilmeyerek tabu \u00e7i\u011fnendi\u011fi zaman \u015feytan\u0131n \u00f6fkesinin yat\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 ister.&#8221;<\/p>\n<p>\u00d6yleyse tabu yava\u015f yava\u015f \u015feytan inanc\u0131ndan ayr\u0131larak kendi ba\u015f\u0131na bir g\u00fcce d\u00f6n\u00fc\u015fmektedir. Adetlerin, geleneklerin ve sonu\u00e7ta yasalar\u0131n zorlad\u0131\u011f\u0131 bir \u015fey olmaktad\u0131r. &#8220;Fakat yere ve zamana g\u00f6re de\u011fi\u015fen tabu yasaklar\u0131n\u0131n arkas\u0131nda gizli olan buyru\u011fun k\u00f6kensel anlam\u0131: \u015eeytanlar\u0131n \u00f6fkesinden sak\u0131n buyru\u011fuydu.&#8221;<\/p>\n<p>Demek ki Wundt, tabunun ilkel budunlar\u0131n \u015feytansal g\u00fcce inanmalar\u0131n\u0131n bir anlat\u0131m\u0131 ve geli\u015fimi oldu\u011funu, tabunun daha sonra bundan ayr\u0131larak bir t\u00fcr ruh uyu\u015fuklu\u011fuyla bir g\u00fcce d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, bizim adet ve geleneklerimizin k\u00f6k\u00fcn\u00fcn de burada oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Bu anlat\u0131m\u0131n ilk par\u00e7as\u0131na ne kadar kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131l\u0131rsa \u00e7\u0131k\u0131ls\u0131n, ben Wundt&#8217;un bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc kand\u0131r\u0131c\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorum. Bir\u00e7ok okurumun da b\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc seziyorum.<\/p>\n<p>Wundt&#8217;un a\u00e7\u0131klamas\u0131, tabu d\u00fc\u015f\u00fcncesinin ve bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin en derin k\u00f6klerinin kaynaklar\u0131na kadar gitmekten \u00e7ok uzakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc ne korkuyu, ne de \u015feytan\u0131 psikolojide daha \u00f6teye g\u00f6t\u00fcr\u00fclemez olgular olarak kabul etmeye olanak yoktur. E\u011fer ger\u00e7ek \u015feytan diye bir varl\u0131k olsayd\u0131 b\u00f6yle olabilirdi: Fakat tanr\u0131lar gibi, bunlar\u0131n da insanl\u0131\u011f\u0131n ruhsal g\u00fc\u00e7lerinin bir \u00fcr\u00fcn\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmekteyiz.<\/p>\n<p>Wundt, tabunun anlam\u0131 \u00fczerine de pek ayd\u0131nl\u0131k olmayan \u00f6nemli d\u00fc\u015f\u00fcnceler ileri s\u00fcrer. Ona g\u00f6re kutsalla kirlinin ayr\u0131lmas\u0131, tabunun ilkel evrelerinde g\u00f6r\u00fclmemektedir. Bunun i\u00e7in bu kavramlar, o zaman ancak daha sonralar\u0131 ald\u0131klar\u0131 anlamdan t\u00fcm\u00fcyle yoksundular. Tabulu olan hayvan, insan ya da semt \u015feytanl\u0131d\u0131r. Yani kutsal de\u011fildir ve dolay\u0131s\u0131yla, sonraki anlamda, hen\u00fcz kirli de de\u011fildir.<\/p>\n<p>Burada tabu deyimi, daha sonralar\u0131 hem kutsalla, hem de kirliyle ilgili olan bir niteli\u011fi, yani dokunma korkusunu g\u00f6stermesi y\u00f6n\u00fcnden, dokunulamaz \u015fey anlam\u0131na gelen, fakat hen\u00fcz farkl\u0131la\u015fmam\u0131\u015f bir anlam ta\u015f\u0131yan \u015feytanl\u0131l\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcncesine uygundur. Fakat bu \u00f6nemli ay\u0131r\u0131c\u0131 niteli\u011fin her zaman ortak olarak g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulmas\u0131, daha sonraki ko\u015fullar alt\u0131nda birbirinden ayr\u0131lan ve en sonunda birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131 say\u0131lan iki alan aras\u0131nda k\u00f6kende bir birliktelik bulundu\u011funu bize g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>E\u015fyada gizli \u015feytansal bir g\u00fcc\u00fcn, bir e\u015fyaya dokunanlar\u0131 ya da onu kullanmaya kalk\u0131\u015fanlar\u0131 \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131na inanan ilk tabu inan\u00e7lar\u0131, ilk evrede t\u00fcm\u00fcyle nesnelle\u015ftirilmi\u015f bir korku bi\u00e7imindeydi. Bu korku, bu ilk evrede hen\u00fcz korku ve nefret bi\u00e7iminde ikiye ayr\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131; bu ancak daha ileri bir evrede oldu.<\/p>\n<p>Acaba bu ayr\u0131lma nas\u0131l oldu? Wundt&#8217;a g\u00f6re bu, tabu yasaklar\u0131n\u0131n \u015feytanlar\u0131n alan\u0131ndan tanr\u0131sall\u0131k alan\u0131na ge\u00e7mesiyle olmu\u015ftur. Kutsal ve kirli kar\u015f\u0131sav\u0131, ikinci evre geldi\u011fi zaman hen\u00fcz daha ortadan kalkmam\u0131\u015f ama yava\u015f yava\u015f \u00f6nemi g\u00f6zden d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f olan bir mitoloji evresinin ard\u0131ndan yeni bir mitoloji evresinin gelmesiyle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Bir evreyi, daha y\u00fcksek ikinci bir evre yenerek geriye att\u0131\u011f\u0131 zaman, birinci evrenin ikincinin yan\u0131nda yine a\u015fa\u011f\u0131 bir durumda ya\u015famas\u0131, sayg\u0131 konusu olan \u00f6\u011felerinin nefret konusuna d\u00f6n\u00fc\u015fmesi mitolojide genel bir yasad\u0131r.<span style=\"color: #0000ff;\"><\/p>\n<p><\/span><b>2<\/b><br \/>\n<span style=\"color: #0000ff;\"><br \/>\n<\/span>Tabu sorununa, ruhsal ya\u015fam\u0131n bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 k\u0131sm\u0131yla u\u011fra\u015fan psikanaliz y\u00f6n\u00fcnden bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman, tabu olaylar\u0131n\u0131n bize hi\u00e7 yabanc\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hemen anlar\u0131z. T\u0131pk\u0131 ilkellerin kendi boy ya da toplumlar\u0131na \u00f6zg\u00fc olan tabulara ba\u015fe\u011fmeleri gibi, kendi kendine birtak\u0131m kat\u0131 tabu yasaklar\u0131 yaratan kimseler oldu\u011funu psikanalizciler pekala bilirler. E\u011fer bunlara psikanalizde &#8220;zorlanma nevrozlular\u0131&#8221; demeye (*) al\u0131\u015fmam\u0131\u015f olsayd\u0131k, bu insanlara &#8220;tabu hastas\u0131&#8221; demek \u00e7ok yerinde olurdu.<\/p>\n<p>Psikanaliz ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 bize bu &#8220;zorlanma&#8221; hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n klinik etiyolojisini ve psikolojik mekanizmas\u0131n\u0131n nas\u0131l oldu\u011funu \u00f6\u011fretmi\u015ftir. Bu bilgimizi toplumsal psikolojide bu duruma kar\u015f\u0131l\u0131k olan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flere uygulamaktan kendimizi alam\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Bu giri\u015fimde bulunurken bir \u015feyden sak\u0131nmak gerekir. Tabuyla zorlanma hastal\u0131\u011f\u0131 aras\u0131ndaki benzerlik, ikisinin de ger\u00e7ek i\u00e7eri\u011fiyle ilgili olmaktan \u00e7ok yaln\u0131zca her ikisinin de g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleriyle ilgili oldu\u011fu i\u00e7in, t\u00fcm\u00fcyle d\u0131\u015ftan bir benzerlik olabilir. Do\u011fa birbirinden \u00e7ok farkl\u0131 olan biyolojik durumlarda birbirinin ayn\u0131 olan bi\u00e7imleri kullanmay\u0131 sever. \u00d6rne\u011fin mercan dizilerinde, bitkilerde ve hatta baz\u0131 billurlarda ya da baz\u0131 kimyasal \u00e7\u00f6keltilerin olu\u015fumunda oldu\u011fu gibi. Yaln\u0131zca otomatik birtak\u0131m ko\u015fullara dayanarak i\u00e7 ili\u015fkilerle ilgili sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karmak ku\u015fkusuz \u00e7ok eksik ve yarars\u0131zd\u0131r. Bunun i\u00e7in, bu gibi yanl\u0131\u015flara d\u00fc\u015fme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 hesaba katarak, ancak \u00e7ekince notunu unutmamak ko\u015fuluyla, tasarlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmay\u0131 yapabiliriz.<\/p>\n<p>Nevrozlulardaki zorlanma yasaklar\u0131yla tabular aras\u0131ndaki ilk ve g\u00f6ze \u00e7arpar benzerlik, bu yasaklar\u0131n kaynaklar\u0131n\u0131n da t\u0131pk\u0131 tabularda oldu\u011fu gibi nedensiz ve anla\u015f\u0131lmaz g\u00f6r\u00fcnmesidir. G\u00fcn\u00fcn birinde ortaya \u00e7\u0131kan bu yasaklar\u0131n etkisiyle birey yenilmez bir korku alt\u0131nda, onlar\u0131n bask\u0131s\u0131n\u0131 duymak zorunda kal\u0131r, bireyin \u00fczerine d\u0131\u015far\u0131dan gelen bir ceza tehdidi olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc yasa\u011f\u0131n \u00e7i\u011fnenmesi durumunda arkas\u0131ndan kesinlikle dayan\u0131lamaz bir y\u0131k\u0131m gelece\u011fine hasta i\u00e7inden (vicdan\u0131ndan) gelen bir kan\u0131yla inanmaktad\u0131r. Bu zorlanma hastalar\u0131 her zaman, bu yasaklardan birinin \u00e7i\u011fnenmesi durumunda, yak\u0131nlar\u0131ndan birinin bundan kesinlikle zarar g\u00f6rece\u011fini bize an\u0131msat\u0131rlar. Bu zarar\u0131n ne olabilece\u011fi belli de\u011fildir. \u0130leride kefaret ve kar\u015f\u0131 koyma edimlerini tart\u0131\u015f\u0131rken de, bu yasaklar\u0131n kendilerinin tart\u0131\u015fmas\u0131nda oldu\u011fu gibi, yine bu yetersiz bilgiyi elde edece\u011fiz.<\/p>\n<p>Tabuda oldu\u011fu gibi, nevrozlulardaki yasaklar\u0131n \u00e7ekirde\u011fi de dokunma edimidir, &#8220;dokunma korkusu&#8221; (d\u00e9lire de toucher) deyi\u015fi buradan gelir. Yaln\u0131zca bir cisme do\u011frudan do\u011fruya dokunmak yasak olmakla kalmaz, ayn\u0131 zamanda \u00f6rne\u011fin &#8220;biriyle ili\u015fki kurmak&#8221;, &#8220;biriyle ya da bir \u015feyle ili\u015fkide bulunmak&#8221; gibi ancak dolayl\u0131 yoldan dokunma anlam\u0131n\u0131 veren edimleri de kapsar. Yasak olan \u015feyi an\u0131msatan ve b\u00f6ylece o \u015feyle zihinsel de olsa bir ili\u015fki kuran her \u015fey, do\u011frudan do\u011fruya bedenle dokunma kadar yasak oluyor. B\u00f6ylesi bir kapsam geni\u015flemesini tabuda da aynen g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck.<\/p>\n<p>Baz\u0131 yasaklar\u0131, g\u00fctt\u00fckleri ama\u00e7lar\u0131ndan kolayca anlayabiliriz; fakat baz\u0131 kurallar anla\u015f\u0131l\u0131r gibi de\u011fildir, sa\u00e7ma ve anlams\u0131z gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler. Bu gibi kurallara &#8220;team\u00fcl&#8221; g\u00f6renek, formalite diyoruz. Tabu adetlerinin de ayn\u0131 \u00e7e\u015fitlili\u011fi g\u00f6sterdi\u011fini g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Zorlama yasaklar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir yer de\u011fi\u015ftirme yetene\u011fi vard\u0131r; bir \u015feyden di\u011fer bir \u015feye yay\u0131lmak i\u00e7in her nedenden yararlan\u0131rlar ve o \u015feyi de (hastalar\u0131mdan birinin yerinde bir deyimiyle) &#8220;\u00e7ekilmez&#8221; bir duruma getirirler. \u00d6yle ki hasta en sonunda her \u015feye ambargo koyar. Nevrozlular, bu &#8220;\u00e7ekilmez&#8221; kimse ya da \u015feyler sanki tehlikeli bir bula\u015f\u0131c\u0131 hastal\u0131\u011fa yakalanm\u0131\u015f ve de\u011fdi\u011fi yerlere bunu ge\u00e7irecekmi\u015f gibi davran\u0131r. Tabu yasaklar\u0131n\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irirken aynen bu yer de\u011fi\u015ftirme ve ge\u00e7me niteliklerine raslam\u0131\u015ft\u0131k. Bundan ba\u015fka tabu olan bir \u015feye dokunmakla, ona dokunan\u0131n da tabu oldu\u011funu ve kimsenin onunla ili\u015fkiye girmedi\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck.<\/p>\n<p>Bu ge\u00e7me ya da daha iyi bir deyimle yer de\u011fi\u015ftirme konusunda, biri Maorilerin ya\u015fam\u0131ndan, di\u011feri bir zorlama nevrozu \u00e7eken bir kad\u0131n\u0131n ya\u015fam\u0131ndan, iki \u00f6rnek alarak bunlar\u0131 burada kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131raca\u011f\u0131m:<\/p>\n<p>&#8220;Maorilerin ba\u015fkan\u0131 ate\u015fe asla kendi a\u011fz\u0131yla \u00fcfleyemez; \u00e7\u00fcnk\u00fc o kutsald\u0131r, kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00fcfledi\u011fi ate\u015fe ve ate\u015fin \u00fcst\u00fcndeki kab\u0131n i\u00e7indeki ete ge\u00e7irir, buradan da o yeme\u011fi yiyen kimsenin i\u00e7ine ge\u00e7er ve b\u00f6ylece yeme\u011fi yiyen kimse ba\u015fkan\u0131n solu\u011fuyla a\u015f\u0131lanarak kesinlikle \u00f6l\u00fcr.&#8221;<\/p>\n<p>Hastam, kocas\u0131n\u0131n sat\u0131n alarak eve getirdi\u011fi bir mutfak tak\u0131m\u0131n\u0131n, evi kendisine \u00e7ekilmez bir duruma getirece\u011fi korkusuyla, kald\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 istiyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu \u015feyin Hirschen soka\u011f\u0131ndaki bir ma\u011fazadan al\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmi\u015fti. Bu Hirschen s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc, vaktiyle gen\u00e7li\u011finde bekarken tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 ve \u015fimdi uzak bir kentte bulunan ve kendisi i\u00e7in art\u0131k &#8220;olanaks\u0131z&#8221;, yani tabu olan bir dostunun ad\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, Viyana&#8217;da sat\u0131n al\u0131nan bu \u015fey, \u015fimdi kad\u0131n\u0131n ili\u015fki kurmak istemedi\u011fi dostu kadar tabu olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Zorlanma yasaklar\u0131 da tabu yasaklar\u0131 gibi ya\u015famda en ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00f6zveriler ve sak\u0131nmalar olu\u015fturur; fakat bunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131, baz\u0131 edimlerde bulunma yoluyla kald\u0131r\u0131labilir ve bu edimler de zorlay\u0131c\u0131 bir nitelik kazanarak zorunlu olur. Bu edimler t\u00f6vbe, ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme, kendini hakl\u0131 \u00e7\u0131karma, temizlenme t\u00fcr\u00fcnden edimlerdir. Bu zorlay\u0131c\u0131 edimlerin en yayg\u0131n olan\u0131 suyla y\u0131kanmad\u0131r (y\u0131kama obsessionu). Tabu yasaklar\u0131n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de bu bi\u00e7imde kald\u0131r\u0131labilir, yani bu tabular\u0131n \u00e7i\u011fnenmesi b\u00f6yle bir t\u00f6renle onar\u0131labilir ve bu i\u015fte suyla gus\u00fcl (boy abdesti) en \u00e7ok ye\u011flenen y\u00f6ntemdir.<\/p>\n<p>\u015eimdi tabu adetleriyle zorlanma nevrozlar\u0131n\u0131n belirtileri aras\u0131nda en a\u00e7\u0131k kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 noktalar\u0131 \u00f6zetleyelim:<\/p>\n<p>1) Bu yasaklar\u0131n nedensizli\u011fi,<br \/>\n2) Bunlar\u0131n i\u00e7ten gelme bir gereksinimle zorlanmalar\u0131,<br \/>\n3) Kolayca yer de\u011fi\u015ftirmeleri ve yasak olan \u015feyden bula\u015fma tehlikesi ta\u015f\u0131malar\u0131,<br \/>\n4) Yasak olan \u015feyden \u00e7\u0131kan t\u00f6renlerin ve buyruklar\u0131n nedenli\u011fi bak\u0131m\u0131ndan her ikisinin benzerli\u011fini g\u00f6rmekteyiz.<\/p>\n<p>Bununla birlikte psikanaliz bize zorlanma nevrozunun gerek ruhsal mekanizmas\u0131n\u0131, gerekse klinik tarihini \u00f6\u011fretmi\u015f bulunuyor. \u0130\u015fte tipik bir dokunma korkusu olay\u0131n\u0131n tarihi: \u0130lk \u00e7ocukluk \u00e7a\u011f\u0131ndan bu yana olay konusu olan ki\u015fi, kendi bedenine dokunmakla b\u00fcy\u00fck bir haz duyuyordu, bu hazz\u0131n nesnesi kestirilebilece\u011finden fazla duyarl\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Fakat bu \u00e7ok haz verici dokunma edimi, d\u0131\u015far\u0131dan gelen bir yasak buyru\u011fuyla \u00e7at\u0131\u015f\u0131r. Bu yasak buyru\u011fu kabul edilir; \u00e7\u00fcnk\u00fc i\u00e7ten gelen birtak\u0131m zorlu g\u00fc\u00e7lerin yard\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordu; bu d\u0131\u015ftan gelen yasak, dokunma bi\u00e7iminde kendini g\u00f6stermek isteyen i\u00e7g\u00fcd\u00fcden daha zorlu oldu\u011funu kan\u0131tlar. B\u00f6yle olmakla birlikte \u00e7ocu\u011fun ilk ruhsal yu\u011furumu y\u00fcz\u00fcnden bu yasak \u00f6teki i\u00e7g\u00fcd\u00fcy\u00fc ortadan kald\u0131ramam\u0131\u015ft\u0131r. Ba\u015farabildi\u011fi tek \u015fey, bu i\u00e7g\u00fcd\u00fcy\u00fc (yani dokunma hazz\u0131n\u0131) bast\u0131rmak ve onu bilin\u00e7alt\u0131na t\u0131kmak oldu. Hem yasak, hem i\u00e7g\u00fcd\u00fc birlikte kald\u0131lar. Birincisi kald\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131zca bast\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ama yok edilmemi\u015fti. \u0130kincisi de kald\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc e\u011fer kalmam\u0131\u015f olsayd\u0131, i\u00e7g\u00fcd\u00fc bilince f\u0131rlayacak ve d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7\u0131kacakt\u0131. B\u00f6ylece \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmemi\u015f bir durum, ruhsal bir saplanma olu\u015fur. Bundan sonra yasak ve i\u00e7g\u00fcd\u00fc aras\u0131ndaki s\u00fcrekli sava\u015ftan \u00e7\u0131kan bir\u00e7ok sonucun kayna\u011f\u0131 bu sava\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu bi\u00e7imde dura\u011fanla\u015fan ruhsal kurulu\u015fun ba\u015fl\u0131ca ay\u0131rt edici niteli\u011fi, bu bireyin nesneye, daha do\u011frusu bu nesneyle ilgili edime kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 ve \u00e7ift de\u011ferli diyece\u011fimiz tav\u0131rda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Birey bu edimi (yani dokunma edimini) hep s\u00fcrd\u00fcrmek ister, onda en y\u00fcksek zevki tadar; fakat onu s\u00fcrd\u00fcremez, hatta ondan nefret eder. Bu iki ak\u0131\u015f aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131k kolay kolay \u00e7\u00f6z\u00fcmlenemez; \u00e7\u00fcnk\u00fc -nas\u0131l diyeyim- bunlar\u0131n ruh ya\u015fam\u0131nda yerleri kar\u0131\u015famayacak denli ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yasak t\u00fcm\u00fcyle bilin\u00e7 b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde yerle\u015fmi\u015ftir, oysa hala ya\u015famakta olan dokunma zevki bilin\u00e7alt\u0131nda kalm\u0131\u015ft\u0131r, ki\u015finin ondan haberi yoktur. E\u011fer bu psikolojik etmen olmasayd\u0131, \u00e7ift duygular ne bu kadar uzun s\u00fcre ya\u015fayabilir ne de bundan sonraki patlak vermelere yol a\u00e7ard\u0131.<\/p>\n<p>Olay\u0131n klinik tarihinde, ilk \u00e7ocukluk \u00e7a\u011f\u0131nda yasa\u011f\u0131n belirleyici bir etmen olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne \u00f6nem verdik; fakat nevrozun daha sonraki ilerleyi\u015finde bu rol\u00fc, bu ya\u015fta g\u00f6z\u00fcken itme oynuyor. Unutma (amnesie) ile ilgili olan bu itme olgusu y\u00fcz\u00fcnden bilin\u00e7li duruma gelen yasa\u011f\u0131n nedenleri bilinemez.<\/p>\n<p>Onu zihni olarak s\u00f6k\u00fcp atmak i\u00e7in yap\u0131lan b\u00fct\u00fcn giri\u015fimler, h\u00fccum noktas\u0131 yakalanamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa mahk\u00fbmdur. Yasak kendi g\u00fcc\u00fcn\u00fc, zorlay\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilinmeyen kar\u015f\u0131t\u0131yla, yani gizli ve s\u00f6nmemi\u015f kalan zevkle, ba\u015fka bir deyimle, bilin\u00e7li bir sezgisi olmayan i\u00e7 gereksinimle olan birlikteli\u011fine bor\u00e7ludur. Yasa\u011f\u0131n iste\u011fin yerine ge\u00e7ebilme ve yeniden yaratma g\u00fcc\u00fc, bilin\u00e7li olan zevkle uyu\u015ftu\u011funu ve bilin\u00e7alt\u0131n\u0131n psikolojik etmenlerinden \u00e7ok da kolayl\u0131k g\u00f6remedi\u011fini anlat\u0131r. \u0130\u00e7g\u00fcd\u00fcn\u00fcn verdi\u011fi haz, kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 engellerden kurtulmak i\u00e7in s\u00fcrekli yer de\u011fi\u015ftirir. Yasak edilenin yerine konmu\u015f \u015feyler ve edimler bi\u00e7iminde kendine vekiller arar. Ayn\u0131 nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc yasak da onun pe\u015finden dola\u015f\u0131r, yasaklanm\u0131\u015f i\u00e7g\u00fcd\u00fcn\u00fcn yeni hedeflerine de yay\u0131l\u0131r. Geri itilmi\u015f libido her yeni ad\u0131m\u0131nda yeni bir \u015fiddetle, yasa\u011f\u0131n kar\u015f\u0131 koymas\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r. Bu iki kar\u015f\u0131t g\u00fcc\u00fcn kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birbirini itmesi, bo\u015falma ve var olan gerginli\u011fi gev\u015fetme gereksinimini do\u011furur. \u0130\u015fte zorlay\u0131c\u0131 edimlerin nedenlerini burada bulmaktay\u0131z. Nevrozlarda, bir yandan pi\u015fmanl\u0131k belirtisi, temizlenme u\u011fra\u015f\u0131 ve buna benzer davran\u0131\u015flarda say\u0131labilecek edimler; \u00f6te yandan da i\u00e7g\u00fcd\u00fcye yasak edilen edimin yerine ge\u00e7ecek edimler olan uzla\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 edimler a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu zorlay\u0131c\u0131 edimlerin i\u00e7g\u00fcd\u00fcye s\u00fcrekli yard\u0131m etmesi ve yasak edilen ilk edime gittik\u00e7e yakla\u015fmas\u0131, nevroz hastal\u0131klar\u0131n\u0131n bir yasas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi tabunun i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc, hastalar\u0131m\u0131z\u0131n zorlay\u0131c\u0131 yasaklar\u0131yla ayn\u0131ym\u0131\u015f gibi ele alarak inceleyelim. \u0130nceleyece\u011fimiz bir\u00e7ok tabu yasa\u011f\u0131n\u0131n ilk bi\u00e7iminden uzakla\u015fm\u0131\u015f, yer de\u011fi\u015ftirmi\u015f ve bozulmu\u015f oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a bilmemiz gerekir; bu nedenle en eski ve en \u00f6nemli tabu yasaklar\u0131n\u0131 ancak biraz ayd\u0131nlatmakla yetinmek zorunda kalaca\u011f\u0131z. Yine, ilkellerle nevrozlular aras\u0131nda tam kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve birbirine noktas\u0131 noktas\u0131na benzerli\u011fi olanaks\u0131z k\u0131lacak kadar \u00f6nemli farklar oldu\u011funu an\u0131msamal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Her \u015feyden \u00f6nce ilkeller aras\u0131ndaki yasaklar\u0131n ger\u00e7ek kayna\u011f\u0131n\u0131, yani tabunun ger\u00e7ek do\u011fu\u015funu ara\u015ft\u0131rman\u0131n yarars\u0131z oldu\u011funu s\u00f6ylemeliyiz. Bizim varsay\u0131m\u0131m\u0131za g\u00f6re, bu kaynak onlarca &#8220;bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131&#8221; oldu\u011fu i\u00e7in tabular bize bu kayna\u011f\u0131 bildiremez. Fakat nevrozlardaki yasa\u011f\u0131 model olarak al\u0131p tabunun tarihini \u015fu bi\u00e7imde kurabiliriz: Tabular tarihlerinin bir evresinde ilkellere d\u0131\u015fardan zorlanm\u0131\u015f \u00e7ok eski yasaklard\u0131r, yani daha \u00f6nceki bir ku\u015fa\u011f\u0131n daha sonraki bir ku\u015fa\u011fa zorlad\u0131\u011f\u0131 kurallard\u0131r. Bunlar, \u015fiddetle istenen edimlere kar\u015f\u0131 konmu\u015f yasaklard\u0131r. Belki ataerkil ve toplumsal yetkenin koydu\u011fu gelene\u011fin bir sonucu olarak bu yasaklar ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa ge\u00e7erek s\u00fcrm\u00fc\u015f ama sonraki ku\u015faklara kal\u0131t olarak kalm\u0131\u015f ruhsal bir kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fck durumunda &#8220;bi\u00e7imlenmi\u015ftir.&#8221; Bu gibi &#8220;do\u011fu\u015ftan d\u00fc\u015f\u00fcnceler&#8221; var m\u0131 yok mu, bunlar kendiliklerinden mi yoksa e\u011fitim yoluyla birle\u015ferek mi tabunun dura\u011fan bir duruma geli\u015fini etkilemi\u015flerdir; bunu burada belirlemenin olana\u011f\u0131 yoktur. Bununla birlikte tabunun s\u00fcreklili\u011fi bize bir \u015fey \u00f6\u011fretmektedir: Yerine getirilmesi yasaklanm\u0131\u015f olan ilk istek, bu tabulara kar\u015f\u0131n bu budunlar aras\u0131nda ya\u015famay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmektedir. \u00d6yleyse bu insanlar tabu yasaklar\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7ift de\u011ferli (ambivalent) bir tav\u0131r almaktad\u0131r: Bilin\u00e7d\u0131\u015flar\u0131nda bu kurallar\u0131 dinlememekten ba\u015fka bir \u015fey istememekte ama ayn\u0131 zamanda bunu yapmaktan da korkmaktad\u0131rlar. Korkmaktad\u0131rlar; \u00e7\u00fcnk\u00fc onu dinlememek istedikleri halde, korku hazdan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc gelmektedir. Fakat t\u0131pk\u0131 nevrozda oldu\u011fu gibi bu istek, bireylere kurallara ayk\u0131r\u0131 olarak kalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>En eski ve en \u00f6nemli tabu yasaklar\u0131 totemcili\u011fin iki yasas\u0131d\u0131r, yani totem olan hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmemek, kad\u0131n cinsinden olan totemda\u015flarla cinsel ili\u015fkiden sak\u0131nmak.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse bunlar\u0131n, insanl\u0131\u011f\u0131n en eski ve en g\u00fc\u00e7l\u00fc istekleri oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclmektedir. Totemcili\u011fin anlam\u0131 ve kayna\u011f\u0131 bizce gizli olarak kald\u0131k\u00e7a bunu anlayamay\u0131z ve bu \u00f6rneklerle varsay\u0131m\u0131m\u0131z\u0131n do\u011frulu\u011funu deneyemeyiz. Fakat bu tabularda kullan\u0131lan anlat\u0131m ve bu tabular\u0131n bir arada olu\u015fmalar\u0131 durumu, bireyler \u00fczerinde yap\u0131lan psikanaliz ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 bilenlere, \u00e7ocuktaki istek ya\u015fam\u0131n\u0131n merkez noktas\u0131 ve nevrozlar\u0131n \u00e7ekirde\u011fi dedi\u011fimiz \u015feyi an\u0131msatacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da s\u00f6yledi\u011fimiz bi\u00e7imde s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lan di\u011fer b\u00fct\u00fcn tabu t\u00fcrlerini bir t\u00fcmcede \u00f6zetlersek, hepsi birle\u015ftirilmi\u015f olur: Tabunun temeli bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda g\u00fc\u00e7l\u00fc bir e\u011filimin istedi\u011fi yasak bir edimdir.<\/p>\n<p>Nedenini bilmemekle birlikte yasak olan edimi ger\u00e7ekle\u015ftiren ve b\u00f6ylece tabuya kar\u015f\u0131 gelen kimselerin de tabu oldu\u011funu bilmekteyiz. Fakat tabunun yaln\u0131zca yasak olan edimi ger\u00e7ekle\u015ftiren ki\u015fiye kar\u015f\u0131 de\u011fil de, kurald\u0131\u015f\u0131 durumlarda bulunan kimselere, bu kurald\u0131\u015f\u0131 durumlara ve ki\u015fisel olmayan e\u015fyaya kar\u015f\u0131 da uygulanmas\u0131yla bunu nas\u0131l birle\u015ftirmeli? B\u00fct\u00fcn bu de\u011fi\u015fik ko\u015fullar, daima ayn\u0131 kalan tehlikelilik niteli\u011fi nedir? Bu, insan\u0131n \u00e7ift de\u011ferli isteklerini uyand\u0131ran, yasa\u011f\u0131 bozmaya kar\u015f\u0131 insan\u0131 i\u015ftahland\u0131ran bir nedenden ba\u015fka bir \u015fey olamaz.<\/p>\n<p>Tabuyu \u00e7i\u011fneyen kimsenin kendisi de tabu olmaktad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da bunu yapmaya i\u015ftahland\u0131rmak gibi tehlikeli bir kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc vard\u0131r. Herkesi kendisine imrendirmektedir; herkese yasak olan \u015feyi o niye yaps\u0131n? Onun i\u00e7in o ger\u00e7ekten bula\u015f\u0131c\u0131d\u0131r. Her \u00f6rnek, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da \u00f6yk\u00fcnmeye s\u00fcr\u00fckleyece\u011fi i\u00e7in onu yapan\u0131n kendisinden sak\u0131nmak gerekir.<\/p>\n<p>Fakat bir kimse bir tabuyu \u00e7i\u011fnemeden de ge\u00e7ici ya da s\u00fcrekli olarak tabu olabilir. Bunun basit nedeni, bu gibi kimselerde ba\u015fkalar\u0131na yasaklanm\u0131\u015f olan istekleri uyand\u0131racak ve onlarda \u00e7ift de\u011ferli duygular\u0131n \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131na yol a\u00e7acak bir kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fck olmas\u0131d\u0131r. Kurald\u0131\u015f\u0131 konumlar\u0131n ve durumlar\u0131n \u00e7o\u011funda bu kendine \u00f6zg\u00fcl\u00fck vard\u0131r ve bunlar tehlikeli bir etki g\u00fcc\u00fc ta\u015f\u0131rlar. Kral ya da ba\u015fkan, \u00e7evresindekileri kendisine imrendirir, belki herkes de kral olmak ister. \u00d6l\u00fcler, yeni do\u011fmu\u015f \u00e7ocuklar, kad\u0131nlar kendilerini savunamayacak bir durumda olduklar\u0131 i\u00e7in cinsel olgunlu\u011fa eri\u015fmi\u015f bireylerin, yeni bir zevkin ba\u015ftan \u00e7\u0131karmas\u0131yla i\u015ftahland\u0131klar\u0131 bir s\u0131rada bunlar\u0131 kendi \u00fczerlerine k\u0131\u015fk\u0131rtmalar\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Onun i\u00e7in bu gibi kimseler bu gibi durumlarda tabu olmaktad\u0131r. Onlar\u0131n uyand\u0131rabilece\u011fi isteklere kimsenin kap\u0131lmamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>\u015eimdi t\u00fcrl\u00fc ki\u015filerin manalar\u0131ndaki g\u00fc\u00e7lerin ni\u00e7in birbirini ortadan kald\u0131rarak etkisiz bir duruma getirdi\u011fini de anlam\u0131\u015f oluyoruz. Kral\u0131n tabusu, uyruklar\u0131 i\u00e7in \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr; \u00e7\u00fcnk\u00fc aralar\u0131nda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck toplumsal farklar vard\u0131r. Fakat \u00f6rne\u011fin bir bakan, kral ile uyruklar aras\u0131nda zarars\u0131z bir arac\u0131 olabilir. Tabu dilinden normal psikoloji diline \u00e7evrildi\u011finde, bunun anlam\u0131 \u015fudur: Kral ile ili\u015fkiye girme halkta g\u00fc\u00e7l\u00fc bir imrenme duygusu yarataca\u011f\u0131 ve bundan \u00e7ekinmesi gerekti\u011fi halde, konumuna o kadar imrenilmeyen ve elde etti\u011fi konuma herkesin pekala eri\u015febilece\u011fi y\u00fcksek bir g\u00f6revliyle ili\u015fkiye girmek m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. Bakan krala kar\u015f\u0131 bir k\u0131skan\u00e7l\u0131k duymakla birlikte elde etti\u011fi etkiyi g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutmakla bu k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131 hafifletebilir. \u00d6yleyse b\u00fcy\u00fcl\u00fc g\u00fc\u00e7teki isteklere yol a\u00e7an k\u00fc\u00e7\u00fck farklar, son derece b\u00fcy\u00fck farklardan daha az tehlikelidir.<\/p>\n<p>Baz\u0131 tabu yasaklar\u0131n\u0131n \u00e7i\u011fnenmesinin, herkese k\u00f6t\u00fcl\u00fck getirece\u011fi korkusuyla cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131 ya da toplumun b\u00fct\u00fcn bireyleri taraf\u0131ndan kefareti \u00f6denmesi gereken toplumsal bir tehlike say\u0131lmas\u0131n\u0131n nedeni de b\u00f6ylece ayd\u0131nlanm\u0131\u015f oluyor. E\u011fer bilin\u00e7lenmemi\u015f isteklerin yerine ger\u00e7ek i\u00e7tepileri getirirsek, ger\u00e7ekten b\u00f6yle bir tehlike vard\u0131r. Bu tehlike, \u00e7ok ge\u00e7meden b\u00fct\u00fcn toplumun sonunda da\u011f\u0131lmas\u0131na neden olacak olan \u00f6yk\u00fcnmeye yol a\u00e7mas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. E\u011fer bir yasak \u00e7i\u011fnendi\u011fi zaman bu cezas\u0131z b\u0131rak\u0131l\u0131rsa, herkesin bu k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc i\u015fleyene \u00f6yk\u00fcnmek isteyece\u011fi ortadad\u0131r.<\/p>\n<p>Bir tabu yasa\u011f\u0131n\u0131n gizli anlam\u0131n\u0131n nevroz olaylar\u0131nda oldu\u011fu kadar \u00f6zel nitelikte olmas\u0131 olanaks\u0131z olmakla birlikte, dokunman\u0131n &#8220;d\u00e9lire de toucher&#8221; dokunma korkusunda oynad\u0131\u011f\u0131 role benzer bir rol\u00fc tabu yasaklar\u0131nda da g\u00f6r\u00fcrsek \u015fa\u015fmamal\u0131y\u0131z. Dokunmak, bir edinme ediminin bir ki\u015fiyi ya da \u015feyi kullanmaya kalk\u0131\u015fman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Tabuda sakl\u0131 bulunan bula\u015fma g\u00fcc\u00fcn\u00fc, insan\u0131 ba\u015ftan \u00e7\u0131karma, \u00f6yk\u00fcnmeye s\u00fcr\u00fckleme \u00f6zg\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc olarak yorumlad\u0131k Bu yorum, tabunun bula\u015f\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n her \u015feyden \u00f6nce e\u015fyaya da ge\u00e7mesiyle kendini g\u00f6stermesi ve e\u015fyan\u0131n da tabulu olmas\u0131 durumuna uymuyor gibi g\u00f6z\u00fckmektedir.<\/p>\n<p>Tabuda g\u00f6r\u00fclen bula\u015f\u0131c\u0131l\u0131k, nevrozlarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi bilin\u00e7lenmemi\u015f i\u00e7tepilerin \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m kanallar\u0131yla ba\u015fka \u015feyler \u00fczerine kayd\u0131r\u0131lmas\u0131 e\u011filiminin bir anlat\u0131m\u0131d\u0131r. B\u00f6ylece g\u00f6r\u00fcyoruz ki manan\u0131n tehlikeli b\u00fcy\u00fcl\u00fc g\u00fcc\u00fc iki ger\u00e7ek yetiye, yani yasaklanm\u0131\u015f istekleri an\u0131msama yetene\u011fiyle yasa\u011f\u0131 bu istekler u\u011fruna \u00e7i\u011fneme gibi daha \u00f6nemli olan bir e\u011filime denk d\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Fakat ilkelin ruhsal ya\u015fam\u0131nda yasaklanm\u0131\u015f bir edimin an\u0131s\u0131n\u0131n uyan\u0131\u015f\u0131yla birlikte her zaman bu edimi ger\u00e7ekle\u015ftirme e\u011filiminin de uyand\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edersek, o zaman bu iki g\u00fc\u00e7 tek g\u00fc\u00e7 olarak yeniden birle\u015fiyor demektir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015fe g\u00f6re, an\u0131larla istekler yeniden birbirine kavu\u015fmaktad\u0131r. Bir yasa\u011fa kar\u015f\u0131 gelen bir kimsenin bu davran\u0131\u015f\u0131, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 da ayn\u0131 i\u015fi i\u015flemeye g\u00f6t\u00fcr\u00fcrse, t\u0131pk\u0131 tabunun bir ki\u015fiden bir \u015feye ve bu \u015feyden ba\u015fka bir \u015feye ge\u00e7i\u015fi gibi yasa\u011fa boyun e\u011fmezli\u011fin de bula\u015fma yoluyla ge\u00e7ti\u011fini kabul etmek gerekir.<\/p>\n<p>E\u011fer bir tabunun \u00e7i\u011fnenmesi, elde bulunan bir \u015feyden ya da bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten vazge\u00e7mek demek olan kefaret ya da t\u00f6vbe yoluyla d\u00fczeltilebilirse, bir tabu kural\u0131na boyun e\u011fmenin de ger\u00e7ekten istenilen bir \u015feyden vazge\u00e7mek demek oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015f oluruz. Bir \u00f6zverinin savsaklan\u0131\u015f\u0131n\u0131, ba\u015fka yerde ba\u015fka bir \u015feyden \u00f6zveride bulunma gidermektedir. Bundan \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7, tabu t\u00f6renleri y\u00f6n\u00fcnden t\u00f6vbenin, temizlenme t\u00f6reninden daha eski oldu\u011fu yolundad\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi tabunun nevrozlularda g\u00f6r\u00fclen zorlay\u0131c\u0131 yasaklarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndan neler \u00f6\u011frendi\u011fimizi \u00f6zetleyelim. Tabu (bir yetke taraf\u0131ndan) d\u0131\u015far\u0131dan y\u00fckletilen ve insan\u0131n en zorlu isteklerine kar\u015f\u0131 \u00e7evrilmi\u015f olan \u00e7ok ilkel bir yasakt\u0131r. Onu \u00e7i\u011fnemek iste\u011fi bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda bir yerle\u015ftirme ya\u015far; tabuya boyun e\u011fen kimseler tabunun yasaklad\u0131\u011f\u0131 \u015feye kar\u015f\u0131 \u00e7ift de\u011ferli duygular duyarlar. Tabuda g\u00f6r\u00fclen b\u00fcy\u00fcl\u00fc g\u00fc\u00e7, insan\u0131 ba\u015ftan \u00e7\u0131karma \u00f6zg\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne d\u00f6n\u00fc\u015febilir; bula\u015f\u0131c\u0131 bir hastal\u0131k gibidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc ortadaki \u00f6rnek daima bula\u015f\u0131c\u0131d\u0131r ve \u00e7\u00fcnk\u00fc yasaklanan istek bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda ba\u015fka bir \u015feyin \u00fczerine kayd\u0131r\u0131labilir. Bir tabunun \u00e7i\u011fnenmesinin kefaret yoluyla temizlenmesi, tabuya boyun e\u011fmenin temelinde bir vazge\u00e7me bulundu\u011funu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p><b>3<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u015eimdi tabuyu zorlanma nevrozuyla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaktan ne elde etti\u011fimizi ve bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya dayand\u0131r\u0131lan yorumun de\u011ferini ara\u015ft\u0131ral\u0131m. Ba\u015fka bir yolun veremeyece\u011fi yarar\u0131 vermedik\u00e7e ve tabuyu bize anlatacak ba\u015fka ara\u00e7lardan daha iyi anlatmad\u0131k\u00e7a, hi\u00e7 ku\u015fku yoktur ki, yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z yorumun hi\u00e7bir de\u011feri olamaz. Ger\u00e7i buraya kadar s\u00f6ylediklerimizle bu yorumun yarar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015f oldu\u011fumuzu savlayabiliriz; fakat bunu tabu yasaklar\u0131n\u0131n ve adetlerinin daha incelikleriyle a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 uygulama yoluyla g\u00fc\u00e7lendirmeye \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>\u015eimdi bamba\u015fka bir y\u00f6ntem kullanabiliriz. Ara\u015ft\u0131rmam\u0131z\u0131, nevrozlardan alarak tabuya uygulad\u0131\u011f\u0131m\u0131z varsay\u0131mlar\u0131n ya da vard\u0131\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7lar\u0131n ne dereceye kadar tabu olaylar\u0131nda do\u011frudan do\u011fruya kan\u0131tlanabilece\u011fini belirtecek bi\u00e7ime sokabiliriz. Fakat \u00f6nce arad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feyin ne oldu\u011funu belirtmeliyiz. Tabunun ba\u015flang\u0131c\u0131 hakk\u0131ndaki varsay\u0131m, yani tabunun vaktiyle d\u0131\u015far\u0131dan y\u00fckletilmi\u015f ilkel bir yasaktan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131m\u0131 ku\u015fkusuz kan\u0131tlanamaz. Onun i\u00e7in nevrozlarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz tabunun psikolojik ko\u015fullar\u0131n\u0131 daha \u00e7ok ayd\u0131nlatmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131z. Nevrozlardaki bu psikolojik etmenleri nas\u0131l \u00f6\u011freniyoruz? Bunu, belirtilerin ve \u00f6zellikle zorlay\u0131c\u0131 edimlerin, savunma tepkilerinin ve pe\u015fini b\u0131rakmayan buyruklar\u0131n psikanaliz y\u00f6n\u00fcnden incelenmesiyle \u00f6\u011freniyoruz. Bu mekanizmalar \u00e7ift de\u011ferli i\u00e7tepilerden ya da e\u011filimlerden gelmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 kan\u0131tlayacak her niteli\u011fi g\u00f6stermektedir; bunlarda ya istekle kar\u015f\u0131t\u0131n\u0131 ayn\u0131 zamanda g\u00f6r\u00fcyoruz ya da \u00e7at\u0131\u015fan e\u011filimlerden birinin \u00f6tekini yenerek \u00fcst\u00fcn geldi\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u00d6yleyse tabu kurallar\u0131nda da bu \u00e7ift de\u011ferlili\u011fin, yani kar\u015f\u0131t e\u011filimlerin egemen oldu\u011funu g\u00f6sterebilirsek ya da tabu mekanizmalar\u0131nda nevroz belirtilerinde oldu\u011fu gibi her iki e\u011filime birden yol veren baz\u0131 mekanizmalar bulacak olursak, o zaman tabuyla zorlama nevrozlar\u0131 aras\u0131ndaki psikolojik kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmada en \u00f6nemli olan noktay\u0131 yakalam\u0131\u015f oluruz.<\/p>\n<p>Tabu yasaklar\u0131n\u0131n ba\u015fl\u0131ca ikisinin, totemcilikle ilgili olmas\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc incelememize giremeyece\u011fine az \u00f6nce de\u011finmi\u015ftik. Tabu kurallar\u0131n\u0131n di\u011fer bir k\u0131sm\u0131 da sonradan \u00e7\u0131kma oldu\u011fu i\u00e7in bizim i\u015fimize yaramazlar. \u00c7\u00fcnk\u00fc ilkeller aras\u0131nda tabu, bizim toplumumuzda yasa koyucular\u0131n koydu\u011fu yasalara benzer. Ve \u00f6rne\u011fin, ba\u015fkanlar\u0131n ve rahiplerin kendi mallar\u0131n\u0131 ya da ayr\u0131cal\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00fcvenceye almak i\u00e7in koyduklar\u0131 tabularda oldu\u011fu gibi, toplumsal e\u011filimleri kabul ettirmeye yararlar. Yine bununla birlikte geriye, inceleyebilece\u011fimiz bir\u00e7ok yasa kal\u0131yor. Bunlar aras\u0131nda (a) d\u00fc\u015fmanlara, (b) ba\u015fkanlara ve (c) \u00f6l\u00fclere uygulanan tabular\u0131 ele alaca\u011f\u0131m. Ara\u015ft\u0131rmam\u0131z\u0131n gere\u00e7leri J.G. Frazer&#8217;in b\u00fcy\u00fck yap\u0131t olan The Golden Bough (&#8220;Alt\u0131n Dal&#8221;) adl\u0131 kitaptan al\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p><b>A) D\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131<\/p>\n<p><\/b>Vah\u015fi ve yar\u0131 vah\u015fi budunlar\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 ac\u0131mas\u0131zca ve sonsuz derecede k\u0131y\u0131c\u0131l\u0131k yapt\u0131klar\u0131n\u0131 sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in, bunlar aras\u0131nda bir adam\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin bile tabu adetleriyle ilgili birtak\u0131m kurallara ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu \u00f6\u011frenmek bizi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131r. Bu kurallar\u0131 kolayca d\u00f6rt \u00f6be\u011fe ay\u0131rabiliriz:<\/p>\n<p>1) \u00d6ld\u00fcr\u00fclen d\u00fc\u015fmanla uzla\u015fmay\u0131,<br \/>\n2) Yasaklar\u0131,<br \/>\n3) \u00d6ld\u00fcrd\u00fckten sonra \u00f6ld\u00fcrenin ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme ve temizlenme etkinliklerini ve<br \/>\n4) Baz\u0131 ayinler yap\u0131lmas\u0131n\u0131 buyuran kurallar. Bu tabu adetlerinin hangileri bu budunlar aras\u0131nda yayg\u0131nd\u0131r, hangileri de\u011fildir? Bu budunlar \u00fczerine bilgilerimizin eksikli\u011fi y\u00fcz\u00fcnden bunu kesin olarak bilememekteyiz: Fakat bizim bu olaylara olan ilgimiz bak\u0131m\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, bu sorun bizim i\u00e7in o kadar \u00f6nemli bir sorun de\u011fildir. Kald\u0131 ki biz tek \u00f6zelliklerle de\u011fil, olduk\u00e7a yay\u0131lm\u0131\u015f olan adetlerle ilgiliyiz.<\/p>\n<p>Timor Adas\u0131&#8217;nda sava\u015f\u00e7\u0131lar d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 yenip bunlar\u0131n kopar\u0131lm\u0131\u015f kafalar\u0131yla geri d\u00f6nd\u00fckleri zaman, birtak\u0131m uzla\u015fma t\u00f6renleri yap\u0131l\u0131r; bu adet, b\u00f6yle bir seferin \u00f6nderi olan adam\u0131 \u00fcstelik birtak\u0131m a\u011f\u0131r yasaklara ba\u011fl\u0131 k\u0131lmas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan \u00f6zellikle \u00f6nemlidir. &#8220;Yenenler utku kazanm\u0131\u015f olarak geri d\u00f6nd\u00fckleri zaman d\u00fc\u015fmanlar\u0131n ruhunu bar\u0131\u015ft\u0131rmak i\u00e7in kurbanlar verilir; bu yap\u0131lmazsa sava\u015ftan d\u00f6nenlerin yan\u0131na yakla\u015fanlara kesinlikle bir zarar gelir. Bu ayinde dans edilir, \u015fark\u0131 s\u00f6ylenir, bu \u015fark\u0131larda \u00f6ld\u00fcr\u00fclen d\u00fc\u015fman i\u00e7in yas tutulur ve ondan af dilenir: &#8220;K\u0131zma; \u00e7\u00fcnk\u00fc senin ba\u015f\u0131n burada bizimle birliktedir; oysa biz daha \u015fanss\u0131z olsayd\u0131k, \u015fimdi bizim ba\u015f\u0131m\u0131z senin k\u00f6y\u00fcnde sergilenecekti. Bu kurban\u0131 seni yat\u0131\u015ft\u0131rmak i\u00e7in veriyoruz. Ni\u00e7in bize d\u00fc\u015fman oldun? Dost kalsayd\u0131k daha iyi olmaz m\u0131yd\u0131? O zaman senin kan\u0131n akmaz, ba\u015f\u0131n kesilmezdi&#8221; denir.<\/p>\n<p>Buna benzer adetler Keleb Adas\u0131&#8217;nda Palular aras\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr; Gallalar kendi k\u00f6ylerine d\u00f6nmeden \u00f6nce \u00f6l\u00fc d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n ruhu i\u00e7in kurban verir.<\/p>\n<p>Di\u011fer baz\u0131 budunlar da \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri eski d\u00fc\u015fmanlar\u0131ndan dostlar, g\u00f6zetenler ve koruyucular kazanman\u0131n yolunu bulmu\u015ftur. Bu da kesilmi\u015f ba\u015flara kar\u015f\u0131 \u015fefkatli davranmaktan ibarettir. Borneo&#8217;nun bir\u00e7ok ilkel boyu bunu yapmaktad\u0131r. Sarawak&#8217;ta Dayaklar seferden d\u00f6n\u00fc\u015fte yurtlar\u0131na getirdikleri ba\u015flara aylarca en b\u00fcy\u00fck sayg\u0131 ve \u015fefkati g\u00f6sterir, onlara dillerinin en sevimli adlar\u0131yla seslenirler. Yemeklerinin en iyi par\u00e7alar\u0131n\u0131, en sevilen yemeklerini, sigaralar\u0131n\u0131 onlar\u0131n a\u011fz\u0131na koyarlar. Eski dostlar\u0131ndan y\u00fcz \u00e7evirerek sevgisini yeni dostlar\u0131na vermeleri i\u00e7in \u00f6l\u00fc d\u00fc\u015fmanlara s\u00fcrekli yalvar\u0131l\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar art\u0131k kendilerinden olmu\u015ftur. Bize korkun\u00e7 bile gelse, buna kas\u0131tl\u0131 bir alay kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 sanmak b\u00fcy\u00fck bir yanl\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Kuzey Amerika&#8217;n\u0131n bir\u00e7ok vah\u015fi boyunun aras\u0131nda ya\u015fayanlar, bunlar\u0131n d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckten ve derilerini y\u00fczd\u00fckten sonra tuttuklar\u0131 yasa \u015fa\u015f\u0131p kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bir Choctaw bir d\u00fc\u015fman \u00f6ld\u00fcr\u00fcnce bir ay yasa girer, bir ay kendini belli ba\u015fl\u0131 birtak\u0131m yasaklar alt\u0131na koyar. Dakota yerlileri de bunun gibi yas tutarlar J. O. Dorsay adl\u0131 bir yetkeye g\u00f6re, Osaga k\u0131z\u0131lderilileri kendi \u00f6l\u00fcleri i\u00e7in yas tuttuktan sonra, d\u00fc\u015fmanlar\u0131 i\u00e7in de sanki dostlar\u0131ym\u0131\u015f gibi yas tutar.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015fmanlara uygulanan di\u011fer tabu adetlerine ge\u00e7meden \u00f6nce, yerinde bir itiraza kar\u015f\u0131 durumumuzu belirtmeliyiz. Bu uzla\u015ft\u0131rma kurallar\u0131nda nedenlerin \u00e7ok yal\u0131n oldu\u011funu ve \u00e7ift de\u011ferli duygularla hi\u00e7bir ilgisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bize g\u00f6stermek i\u00e7in gerek Frazer gerekse di\u011fer yetkeler \u00f6ne s\u00fcr\u00fclebilir. Baz\u0131lar\u0131 diyebilirler ki: bu budunlar \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri kimselerin ruhuna inand\u0131klar\u0131 i\u00e7in bunun etkisi alt\u0131nda korkuyorlar. Bu korku klasik ilk\u00e7a\u011fda da vard\u0131; b\u00fcy\u00fck \u0130ngiliz dram yazar\u0131 onu Macbeth&#8217;in ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc Richard&#8217;\u0131n &#8220;hallucination&#8221;lar\u0131yla sahneye getirmi\u015ftir. Gerek b\u00fct\u00fcn uzla\u015ft\u0131rma adetleri, gerekse daha sonra ele alaca\u011f\u0131m\u0131z bir\u00e7ok yasak ve ba\u011f\u0131\u015flanma dile\u011fi b\u00f6yle bir inan\u0131\u015ftan mant\u0131ksal olarak \u00e7\u0131kar\u0131labilir; \u00fcstelik d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc \u00f6be\u011fe giren ayinler de b\u00f6yle bir yorum i\u00e7in kan\u0131t olarak g\u00f6sterilebilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131 ancak ve ancak \u00f6ld\u00fcrenlerin pe\u015finden ayr\u0131lmayan \u00f6l\u00fclerin ruhlar\u0131n\u0131 s\u00fcr\u00fcp \u00e7\u0131karmakla a\u00e7\u0131klayabiliyoruz. Bundan ba\u015fka, vah\u015filerin kendileri de \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri d\u00fc\u015fmanlar\u0131n ruhundan korktuklar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a bildiriyor ve bu tabu adetlerinin k\u00f6k\u00fcn\u00fc de kendileri bu korkuda buluyorlar.<\/p>\n<p>Bu kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015f ku\u015fkusuz yerindedir, e\u011fer do\u011fru olsayd\u0131 ba\u015fka bir a\u00e7\u0131klama bulmak i\u00e7in u\u011fra\u015fmaktan sevinerek vazge\u00e7erdik. Bu kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n incelenmesini sonraya b\u0131rak\u0131yoruz; \u015fimdilik onu, tabu konusunda daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z incelemeden edindi\u011fimiz yorumla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131yoruz. B\u00fct\u00fcn bu tabu kurallar\u0131ndan vard\u0131\u011f\u0131m\u0131z sonu\u00e7, d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 al\u0131nan tav\u0131rlarda yaln\u0131zca d\u00fc\u015fmanca i\u00e7tepilerin de\u011fil, ba\u015fka i\u00e7tepilerin de anlat\u0131lmakta oldu\u011fudur. Bunlarda d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n, sayg\u0131n\u0131n ve \u00f6ld\u00fcrmenin do\u011furdu\u011fu vicdan azab\u0131n\u0131n tepkilerini g\u00f6rmekteyiz. Demek ki, \u00e7i\u011fnenmesi kesinlikle cezayla kar\u015f\u0131lanan &#8220;\u00d6ld\u00fcrmeyeceksin!&#8221; buyru\u011fu insanlara Tanr\u0131 elinden yasa gelmeden \u00f6nce bile bu ilkeller aras\u0131nda varm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>\u015eimdi tabu kurallar\u0131n\u0131n geri kalanlar\u0131na d\u00f6nelim. D\u00fc\u015fman\u0131 \u00f6ld\u00fcrenlere y\u00fckletilen yasaklar \u00e7ok \u00e7e\u015fitli ve \u00e7ok ciddidir. Timor Adas\u0131&#8217;nda (yukar\u0131da s\u00f6ylenen uzla\u015ft\u0131rma adetleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131n\u0131z) seferin \u00f6nderi kendi evine d\u00f6nemez. Kendisine \u00f6zel bir kul\u00fcbe yap\u0131l\u0131r. Burada \u00e7e\u015fit \u00e7e\u015fit temizlenme kurallar\u0131na uyarak iki ay kal\u0131r. Bu iki ay i\u00e7inde kar\u0131s\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00f6remez, kendi kendine yiyemez, yeme\u011fini a\u011fz\u0131na ba\u015fkas\u0131 koyar.<span style=\"color: #0000ff;\"><br \/>\n<\/span><br \/>\nBaz\u0131 Dayak boylar\u0131 aras\u0131nda, ba\u015far\u0131l\u0131 ge\u00e7mi\u015f bir seferden d\u00f6nen sava\u015f\u00e7\u0131lar g\u00fcnlerce karantina alt\u0131nda kalmak ve belirli yiyeceklerden ka\u00e7\u0131nmak zorundad\u0131r. Bunlar demire dokunamaz, kar\u0131lar\u0131ndan ayr\u0131 kalmalar\u0131 gerekir. Yeni Gine yak\u0131nlar\u0131ndaki Logea Adas\u0131&#8217;nda bir d\u00fc\u015fman\u0131 \u00f6ld\u00fcren ya da bunda eli olanlar kendilerini bir hafta evlerine kapat\u0131r; kar\u0131lar\u0131yla ve dostlar\u0131yla ili\u015fkiden sak\u0131n\u0131r, yiyeceklerine elleriyle dokunmazlar. Kendileri i\u00e7in \u00f6zel kaplarda ayr\u0131 pi\u015fen sebze yemeklerinden ba\u015fka bir \u015fey yemezler. Bu sonuncu \u00f6nlemin nedeni olarak bunlar\u0131n \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri d\u00fc\u015fman\u0131n kan\u0131n\u0131 koklamazlarsa hastalan\u0131p \u00f6leceklerini ileri s\u00fcrerler. Yeni Gine&#8217;de Taoripi ya da Motumotu boylar\u0131 aras\u0131nda insan \u00f6ld\u00fcren bir sava\u015f\u00e7\u0131n\u0131n kar\u0131s\u0131na yana\u015fmamas\u0131 ve yeme\u011fine parmaklar\u0131yla dokunmamas\u0131 gerekir. Ona ba\u015fka bir ki\u015finin \u00f6zel olarak yap\u0131lan yemekleri yedirmesi gerekir. Yeni ay do\u011funcaya kadar bu b\u00f6yle s\u00fcrer.<\/p>\n<p>Burada, utku kazanan sava\u015f\u00e7\u0131lar hakk\u0131nda Frazer&#8217;in dedi\u011fi b\u00fct\u00fcn tabu olaylar\u0131n\u0131 saymaktan \u00e7ekinirim, yaln\u0131zca tabunun \u00f6zelli\u011fini g\u00f6ze \u00e7arpt\u0131ran ya da tabu yasaklar\u0131n\u0131 temizlenme ve ayinle ba\u011fl\u0131 olarak g\u00f6steren olaylar\u0131 ele al\u0131yorum.<\/p>\n<p>Alman Yeni Ginesi&#8217;nde Monumbolar aras\u0131nda d\u00f6v\u00fc\u015fte d\u00fc\u015fman\u0131 \u00f6ld\u00fcren adam &#8220;kirli&#8221; olur ve bu deyim, adet g\u00f6ren ya da lohusa olan kad\u0131na da verilen ad\u0131n ayn\u0131d\u0131r. Bu adam\u0131n uzunca zaman erkeklerin toplanma odas\u0131ndan \u00e7\u0131kmas\u0131na izin verilmez. Bu s\u00fcre i\u00e7inde k\u00f6y\u00fcn erkekleri onun \u00e7evresinde toplan\u0131r, \u015fark\u0131lar ve danslarla utkusunu kutlarlar. Bu adam hi\u00e7bir \u015feye, hatta kar\u0131s\u0131na ve \u00e7ocuklar\u0131na bile dokunamaz, e\u011fer dokunursa v\u00fccutlar\u0131nda yaralar ve \u00e7\u0131banlar \u00e7\u0131kar. Bu adam ancak y\u0131kanma, vb. t\u00f6renlerle temizlenebilir.<\/p>\n<p>Kuzey Amerika&#8217;da Natchezler aras\u0131nda ilk kelleyi kesip getiren delikanl\u0131 sava\u015f\u00e7\u0131lar, alt\u0131 ay birtak\u0131m \u015feylerden vazge\u00e7mek zorundad\u0131r. Kar\u0131lar\u0131yla birlikte yatmalar\u0131na ya da yemek yemelerine izin verilmez; besin olarak ancak bal\u0131k ve m\u0131s\u0131r yiyebilirler. Bir Choctaw bir d\u00fc\u015fman\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcp kellesini kesti\u011fi zaman bir ay s\u00fcrecek bir yasa ba\u015flar; bu s\u0131rada sa\u00e7\u0131n\u0131 taramas\u0131 yasakt\u0131r. Ba\u015f\u0131 ka\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman eliyle ka\u015f\u0131yamaz, ba\u015f\u0131n\u0131 ka\u015f\u0131mak i\u00e7in ancak k\u00fc\u00e7\u00fck bir de\u011fnek kullanabilir.<\/p>\n<p>Pimal\u0131 bir k\u0131z\u0131lderili bir Apache k\u0131z\u0131lderilisini \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc zaman enikonu bir temizlenme ve ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme t\u00f6renine uymak zorundad\u0131r. On alt\u0131 g\u00fcnl\u00fck bir oru\u00e7 d\u00f6neminde yeme\u011fe ya da tuza dokunmas\u0131, ate\u015fe bakmas\u0131, konu\u015fmas\u0131 yasakt\u0131r. Ormanda tek ba\u015f\u0131na ya\u015far, orada kendisini yaln\u0131zca bir ya\u015fl\u0131 kad\u0131n bekler, kendisine biraz yiyecek verir. \u00c7o\u011fu kez en yak\u0131n derede y\u0131kan\u0131r ve yas belirtisi olarak ba\u015f\u0131nda bir bal\u00e7\u0131k par\u00e7as\u0131 ta\u015f\u0131r. On \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc g\u00fcn genel bir ayin yap\u0131l\u0131r ve bu ayinde hem kendisi, hem silahlar\u0131 temizlenir. Pima K\u0131z\u0131lderilileri insan \u00f6ld\u00fcrme tabusunu d\u00fc\u015fmanlar\u0131ndan daha ciddiye ald\u0131klar\u0131 i\u00e7in ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme ve temizlenme i\u015fini seferin sonuna b\u0131rakmazlar, bu y\u00fczden ahlak bak\u0131m\u0131ndan d\u00fcr\u00fcstl\u00fckleri (ya da isterseniz sofuluklar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden diyelim), sava\u015ftaki kahramanl\u0131klar\u0131 \u00e7ok zarar g\u00f6r\u00fcr. Son derece cesur olmalar\u0131na kar\u015f\u0131n bunlar, Apachelara kar\u015f\u0131 yap\u0131lan sava\u015flarda beyazlar\u0131n i\u015fine yaramaz ba\u011fda\u015f\u0131klar olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015flerdir.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015fman\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckten sonra yap\u0131lan bu ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme ve temizlenme t\u00f6renlerinin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 ve t\u00fcrleri daha titiz bir ara\u015ft\u0131rma bak\u0131m\u0131ndan dikkate de\u011ferdir; fakat bunlar\u0131 burada daha fazla saymay\u0131 gereksiz g\u00f6r\u00fcyorum. \u00c7\u00fcnk\u00fc bize yeni bir g\u00f6r\u00fc\u015f vermezler. \u015eunu da ekleyeyim ki, profesyonel cellatlar\u0131n zaman\u0131m\u0131za kadar gelen bir y\u00f6nteme g\u00f6re ge\u00e7ici ya da s\u00fcrekli olarak toplumdan yal\u0131t\u0131lmalar\u0131nda bu adetin izlerini buluruz. Orta\u00e7a\u011f toplumundaki malikane sahiplerinin (feodal beylerin) durumu, ilkellerin tabusu \u00fczerine bize g\u00fczel fikir verebilir.<\/p>\n<p>Bu uzla\u015ft\u0131rma, sak\u0131nma, ba\u011f\u0131\u015flanmay\u0131 dileme ve temizlenme kurallar\u0131 hakk\u0131nda yazarlar\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131klamalar iki ilkeyi, yani \u00f6l\u00fcn\u00fcn tabusunun, kendisiyle ili\u015fkiye giren her \u015feyi i\u00e7ine almas\u0131 ilkesiyle \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f adam\u0131n ruhundan korkma ilkesini birle\u015ftiriyor. Bu iki ilke bu t\u00f6reni ne oranda birlikte a\u00e7\u0131klayabiliyor, e\u015fit de\u011ferli mi, yoksa biri birinci derecede, di\u011feri ikinci derecede mi say\u0131l\u0131yor? Bunlar hi\u00e7bir yerde g\u00f6sterilmemi\u015ftir, belirlenmesi de kolay bir i\u015f de\u011fildir. Bunlara kar\u015f\u0131, b\u00fct\u00fcn bu adetleri ilkellerin d\u00fc\u015fmanlar\u0131na kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdikleri \u00e7ift de\u011ferli duygudan \u00e7\u0131karma yoluyla biz a\u00e7\u0131klamam\u0131z\u0131n bir birli\u011fe ula\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmek isteriz.<\/p>\n<p align=\"left\">\n<p align=\"left\"><span style=\"color: #000000;\"><strong><span style=\"font-size: large;\"><span lang=\"tr\">TABU VE KAR\u015eIT DUYGULAR<\/span><\/span><\/strong><\/span><\/p>\n<p align=\"left\"><b>B) H\u00fck\u00fcmdar Tabusu<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u0130lkellerin ba\u015fkanlar\u0131na, krallar\u0131na ve rahiplerine kar\u015f\u0131 olan davran\u0131\u015flar\u0131 birbirine kar\u015f\u0131t olmaktan \u00e7ok, birbirini tamamlayan iki ilke taraf\u0131ndan y\u00f6netilir. Hem onlar\u0131 korurlar, hem de onlardan korunurlar. Bu hedeflerin ikisi de say\u0131s\u0131z tabu kural\u0131yla elde edilir. Ba\u015fkanlardan ni\u00e7in korunmak gerekti\u011fini biliyoruz; ba\u015fkanlar tehlikeli ve gizemli sihir g\u00fcc\u00fcne sahiptir. Bu g\u00fc\u00e7, elektrik y\u00fck\u00fc gibi dokunmayla ge\u00e7er ve buna benzer bir y\u00fckle korunmayan bir kimsenin \u00f6l\u00fcm\u00fcne ya da yok olmas\u0131na neden olur. \u00d6yleyse bu tehlikeyi kutsall\u0131kla (ister do\u011frudan do\u011fruya, ister dolayl\u0131 yoldan olsun) ili\u015fkilendirmekten sak\u0131nmak gerekir. Sak\u0131n\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 zaman hi\u00e7 olmazsa bunun korkun\u00e7 sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 kald\u0131rmak i\u00e7in bir ayin yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin Do\u011fu Afrika&#8217;da Nubalar, rahip-kral\u0131n evine girenin \u00f6lece\u011fine inan\u0131r; fakat girerken sol omuzlar\u0131n\u0131 soyarak kral\u0131n elini oraya de\u011fdirirlerse bu tehlikeden kurtulduklar\u0131na inan\u0131rlar. Burada kral\u0131n dokunmas\u0131n\u0131n, kralla ili\u015fkiden do\u011fan tehlikelere kar\u015f\u0131 iyile\u015ftirici ve koruyucu bir araca d\u00f6n\u00fc\u015fmesi gibi dikkate de\u011fer bir olay g\u00f6r\u00fcyoruz. Fakat bu olas\u0131l\u0131k, krala dokunma tehlikesinden farkl\u0131 olarak, kral\u0131n bir yerine bilerek dokunman\u0131n iyile\u015ftirici g\u00fcc\u00fc sorunu, yani krala kar\u015f\u0131 edilgenlikle etkenlik aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131k sorunudur.<\/p>\n<p>H\u00fck\u00fcmdara dokunman\u0131n iyile\u015ftirici g\u00fcc\u00fcne \u00f6rnek bulmak i\u00e7in vah\u015filer aras\u0131na kadar gitmeye gerek yok. Olduk\u00e7a yak\u0131n zamanlara de\u011fin \u0130ngiliz krallar\u0131 bu g\u00fc\u00e7le s\u0131raca hastalar\u0131n\u0131 iyile\u015ftirirdi ve bundan dolay\u0131 bu g\u00fcce &#8220;King&#8217;s Evil&#8221; ( kral\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc) denirdi. Gerek Krali\u00e7e Elisabeth gerekse ondan sonra gelenler bu h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ayr\u0131cal\u0131\u011f\u0131n\u0131 b\u0131rakmam\u0131\u015flard\u0131r. S\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re, Birinci Charles 1633&#8217;te bir defada y\u00fcz hastay\u0131 iyile\u015ftirmi\u015fti. B\u00fcy\u00fck \u0130ngiliz devriminden sonra o\u011flu \u0130kinci Charles zaman\u0131nda kral\u0131n s\u0131raca iyile\u015ftirmesi en y\u00fcksek derecesine \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. S\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re, bu kral h\u00fck\u00fcmdarl\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcz bin s\u0131racal\u0131ya dokunmu\u015ftur. Bu y\u00f6ntemle iyile\u015ftirilmek isteyenler o kadar \u00e7okmu\u015f ki, bir keresinde alt\u0131 yedi hasta, iyile\u015feyim derken, kalabal\u0131k aras\u0131nda ezilerek \u00f6lm\u00fc\u015f. Stuartlar\u0131n d\u00fc\u015fmesinden sonra \u0130ngiliz taht\u0131na ge\u00e7en \u015f\u00fcpheci Orange soyundan \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc William bu b\u00fcy\u00fcy\u00fc yapmak istemedi; bir defa hastalara dokunmaya raz\u0131 edildi\u011fi zaman dokunurken \u015fu s\u00f6zleri s\u00f6ylemi\u015f: &#8220;Tanr\u0131 size iyilik ve ak\u0131l versin.&#8221;<\/p>\n<p>A\u015fa\u011f\u0131daki olay, bilmeyerek bile olsa, krala ya da onunla ilgili bir \u015feye dokunman\u0131n do\u011furdu\u011fu korkun\u00e7 etkiyi g\u00f6sterir. Yeni Zelanda&#8217;da y\u00fcksek konumlu ve \u00e7ok kutsal say\u0131lan bir kral, nas\u0131lsa, yeme\u011finin art\u0131klar\u0131n\u0131 bir yolun k\u0131y\u0131s\u0131nda b\u0131rakm\u0131\u015f. Yoldan ge\u00e7en gen\u00e7 ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir k\u00f6le bu art\u0131klar\u0131 g\u00f6rerek yeme\u011fe ba\u015flam\u0131\u015f; fakat daha bitirmeye vakit kalmadan korkun\u00e7 bir tayf kendisine ba\u015fkan\u0131n yeme\u011fini yemekte oldu\u011funu bildirmi\u015f. Adamca\u011f\u0131z g\u00fc\u00e7l\u00fc ve cesur bir sava\u015f\u00e7\u0131 oldu\u011fu halde, bunu i\u015fitir i\u015fitmez yere y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f ve korkun\u00e7 \u00e7\u0131rp\u0131nt\u0131lar i\u00e7inde k\u0131vranmaya ba\u015flam\u0131\u015f ve ertesi g\u00fcn\u00fc g\u00fcne\u015fin batmas\u0131na do\u011fru bu y\u00fczden \u00f6lm\u00fc\u015f. Maorili bir kad\u0131n bir meyvay\u0131 yedikten sonra onun tabulu bir yerden geldi\u011fini \u00f6\u011frenmi\u015f. Bu davran\u0131\u015f\u0131yla ba\u015fkan\u0131n ruhunu rahats\u0131z etmi\u015f oldu\u011fundan \u00e7arp\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek a\u011flamaya ba\u015flam\u0131\u015f. Bu olay \u00f6\u011fleden sonra olmu\u015ftu. Ertesi g\u00fcn\u00fc saat on ikide kad\u0131n \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fc. Maori ba\u015fkan\u0131n\u0131n \u00e7akma\u011f\u0131 bir keresinde bir\u00e7ok insan\u0131n ya\u015fam\u0131na mal olmu\u015ftu. Ba\u015fkan \u00e7akma\u011f\u0131 yitirmi\u015f, onu bulanlar da \u00e7ubuklar\u0131n\u0131 yakmak i\u00e7in kullanm\u0131\u015flard\u0131. Fakat \u00e7akma\u011f\u0131n kimin oldu\u011funu \u00f6\u011frenince hepsi de korkudan \u00f6lm\u00fc\u015f.<\/p>\n<p>Ba\u015fkan ve rahip gibi tehlikeli ki\u015fileri, ba\u015fkalar\u0131yla ili\u015fki kurmas\u0131n\u0131 \u00f6nleyecek duvarlarla \u00e7evirerek ay\u0131rma gereksiniminin duyulmas\u0131 \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey de\u011fildir. Asl\u0131nda tabu kurallar\u0131ndan \u00e7\u0131kan bu engellerin, bug\u00fcn saray t\u00f6reni bi\u00e7iminde hala ya\u015famakta oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>Fakat ba\u015fkanlara kar\u015f\u0131 konan bu tabunun b\u00fcy\u00fck bir k\u0131sm\u0131n\u0131n k\u00f6keni, onlardan korunma gereksinimine dayand\u0131r\u0131lamaz. Ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 kimselere kar\u015f\u0131 al\u0131nan ba\u015fka bir tav\u0131r da, bu kimseleri kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya bulunduklar\u0131 tehlikelere kar\u015f\u0131 koruma gereksinimidir.Bu durumda, tabunun olu\u015fmas\u0131nda ve dolay\u0131s\u0131yla saray etiketinin k\u00f6keninde bunun da ayr\u0131 bir pay\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kral\u0131 herhangi olas\u0131 bir tehlikeden koruma zorunlulu\u011fu, krallar\u0131n uyruklar\u0131n\u0131n mutluluk ve y\u0131k\u0131mlar\u0131 y\u00f6n\u00fcnden sahip oldu\u011fu b\u00fcy\u00fck \u00f6nemden do\u011far. Daha \u00f6zel bir deyimle, h\u00fck\u00fcmdar d\u00fcnyan\u0131n gidi\u015fini d\u00fczenleyen bir ki\u015fidir; yaln\u0131zca topra\u011f\u0131n meyvalar\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fcten ya\u011fmur ya da g\u00fcne\u015f i\u00e7in de\u011fil, k\u0131y\u0131lar\u0131na gemileri getiren r\u00fczgardan ya da ayaklar\u0131n\u0131n bast\u0131\u011f\u0131 topraktan \u00f6t\u00fcr\u00fc bile ulusu ona \u015f\u00fckran doludur. Bu ilkel krallar, tanr\u0131lar kadar b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcc\u00fc ve mutluluk verme yetene\u011fini ta\u015f\u0131r; ku\u015fkusuz, uygarl\u0131\u011f\u0131n daha sonraki evrelerinde ancak en k\u00f6le ruhlu uluslar, h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na bunlara benzer nitelikler verme derecesinde ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fck g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu kadar yetkin bir g\u00fcce sahip olan ki\u015filerin, kendilerini tehdit eden tehlikelerden korunmak i\u00e7in bu kadar \u00e7ok \u00f6zene gereksinimi olmas\u0131 apa\u00e7\u0131k bir kar\u015f\u0131tl\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr; fakat ilkellerin krallara kar\u015f\u0131 davran\u0131\u015flar\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan tek kar\u015f\u0131tl\u0131k yaln\u0131zca bu de\u011fildir. Bu insanlar krallar\u0131n kendi ellerinde olan g\u00fc\u00e7leri iyi kullan\u0131p kullanmad\u0131klar\u0131n\u0131 denetlemeyi zorunlu sayar; onlar\u0131n iyi niyetlerinden ve vicdanlar\u0131ndan asla emin de\u011fildirler.<\/p>\n<p>Krallar i\u00e7in olan bu tabu kurallar\u0131n\u0131n kayna\u011f\u0131nda bir g\u00fcvensizlik vard\u0131r. Frazer \u015f\u00f6yle der &#8220;\u0130lk krall\u0131klar, halk\u0131n yaln\u0131zca h\u00fck\u00fcmdar i\u00e7in ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul eden bir y\u00f6netim bi\u00e7imi de\u011fildi. Aksine, onlarda h\u00fck\u00fcmdar yaln\u0131zca uyruklar\u0131 i\u00e7indir; onun ya\u015fam\u0131, ancak do\u011fan\u0131n gidi\u015fini halk\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131na uygun olarak y\u00f6nettik\u00e7e, konumunun gerektirdi\u011fi g\u00f6revleri yapt\u0131k\u00e7a de\u011ferlidir. Bunu yapmaktan aciz oldu mu, ona kar\u015f\u0131 o zamana kadar g\u00f6stermekte olduklar\u0131 \u00f6zen, ba\u011fl\u0131l\u0131k, dinsel sayg\u0131 kesilir, nefret ve a\u015fa\u011f\u0131lamaya d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr, kral utan\u00e7 verici bir bi\u00e7imde yerinden kovulur; can\u0131n\u0131 kurtararak ka\u00e7abilirse \u015f\u00fckretsin. Bir g\u00fcn tanr\u0131 diye tap\u0131n\u0131lan adam, ertesi g\u00fcn bir su\u00e7lu gibi \u00f6ld\u00fcr\u00fclebilir. Fakat halk\u0131n bu de\u011fi\u015fen tavr\u0131nda bir kapris ya da tutars\u0131zl\u0131k yoktur. Aksine, davran\u0131\u015flar\u0131 t\u00fcm\u00fcyle tutarl\u0131d\u0131r. E\u011fer krallar\u0131 onlar\u0131n tanr\u0131s\u0131 ise, onlar\u0131n koruyucusu da olmal\u0131d\u0131r. Oysa onlar\u0131 korumazsa, yerini bunu yapacak birine b\u0131rakmas\u0131 gerekir. Fakat onlar\u0131n gereksinimlerini kar\u015f\u0131lad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece ona kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdikleri \u00f6zenin sonu yoktur. Bu t\u00fcrden bir kral, bir\u00e7ok yasa ve t\u00f6renle \u00f6r\u00fcl\u00fc t\u00f6ren etiketlerinden kurulu bir \u00e7itin i\u00e7inde ya\u015far. Bunun amac\u0131 ona g\u00f6rkem sa\u011flamak anlam\u0131na de\u011fil, do\u011fan\u0131n uyumunu bozma yoluyla kendisini, halk\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 genel bir \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc i\u00e7ine d\u00fc\u015f\u00fcrebilecek bir davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7me anlam\u0131na gelir. Bu t\u00f6ren onun rahatl\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131rmaktan \u00e7ok, her davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne bir olta koyarak onun devinimlerini k\u0131s\u0131tlar ve hatta korunmas\u0131 halk\u0131n amac\u0131 olan ya\u015fam\u0131n\u0131 kendisine bir y\u00fck ve ac\u0131 kayna\u011f\u0131 durumuna getirir.&#8221;<\/p>\n<p>Tabu t\u00f6reniyle kutsal bir ba\u015fkan\u0131 zincir alt\u0131na alman\u0131n ve al\u0131koyman\u0131n en g\u00f6z kama\u015ft\u0131ran \u00f6rneklerine, ilk y\u00fczy\u0131llarda oldu\u011fu gibi, Japon Mikadosu&#8217;nun g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131ndaki adetlerde var\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130ki y\u00fczy\u0131l \u00f6nceyle ilgili bir betimleme bunu \u015f\u00f6yle anlat\u0131yor: &#8220;Mikado ayaklar\u0131yla yere basmay\u0131 g\u00f6rkem ve kutsall\u0131\u011f\u0131na zarar verecek bir \u015fey sayar; bu y\u00fczden bir yere gitmek istedi\u011fi zaman, oraya ancak adamlar\u0131n omuzunda ta\u015f\u0131nabilir. Kutsal bedenini a\u00e7\u0131k havaya g\u00f6stermesinden ac\u0131 duyarlar, g\u00fcne\u015f onun ba\u015f\u0131 \u00fczerinde parlayacak kadar de\u011ferli say\u0131lmaz. Bedeninin b\u00fct\u00fcn par\u00e7alar\u0131na o kadar kutsall\u0131k y\u00fcklenmi\u015ftir ki, sa\u00e7\u0131n\u0131, sakal\u0131n\u0131 ve t\u0131rnaklar\u0131n\u0131 bile kesemez. Bununla birlikte \u00e7ok pis olmamas\u0131 i\u00e7in de, geceleyin uyurken onu temizleyebilirler; \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle zamanda bedeninden al\u0131nan \u015feylerin ondan \u00e7al\u0131nm\u0131\u015f oldu\u011funu ve b\u00f6yle bir h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n onun g\u00f6rkem ve kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 bozmayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. Eski zamanlarda, her sabah ba\u015f\u0131nda imparatorluk tac\u0131 bulundu\u011fu halde taht\u0131n\u0131n \u00fczerine oturmas\u0131 gerekirdi; fakat taht \u00fczerinde ellerini, ayaklar\u0131n\u0131, ba\u015f\u0131n\u0131 ya da g\u00f6zlerini ve bedeninin hi\u00e7bir par\u00e7as\u0131n\u0131 k\u0131m\u0131ldatmaks\u0131z\u0131n put gibi oturmak zorundayd\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu bi\u00e7imde imparatorlu\u011fu i\u00e7inde dirlik ve bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flayabilece\u011fine inan\u0131l\u0131r. Tanr\u0131 g\u00f6stermesin, e\u011fer bir yana d\u00f6nse ya da imparatorlu\u011funun herhangi bir k\u0131sm\u0131na biraz olsun baksa sava\u015f, a\u00e7l\u0131k, yang\u0131n ya da \u00e7ok u\u011fursuz bir \u015feyin \u00fclkeyi harap etmek \u00fczere oldu\u011funu anlarlard\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Barbar krallar\u0131n ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131 tabular\u0131n baz\u0131lar\u0131, katillerin ba\u011fl\u0131 tutuldu\u011fu kay\u0131tlar\u0131 an\u0131msat\u0131r. Do\u011fu Amerika&#8217;da A\u015fa\u011f\u0131 Gine&#8217;de Padron Burnu&#8217;nda Shak Point&#8217;te Kukulu ad\u0131 verilen rahip-kral bir ormanda yaln\u0131z ba\u015f\u0131na ya\u015far. Kad\u0131na dokunmas\u0131 ya da evinde oturmas\u0131 yasakt\u0131r, hatta sandalyesinden kalkamaz bile; bu sandalyenin \u00fcst\u00fcnde, oturur durumda uyumak zorundad\u0131r. E\u011fer yatacak olursa r\u00fczgar kesilir, gemiler denizde hareket edemez. Onun g\u00f6revi f\u0131rt\u0131nalar\u0131 buyru\u011fu alt\u0131na almak ve genellikle havan\u0131n tam ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 olmas\u0131n\u0131 sa\u011flamakt\u0131r. Bastian \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bir kral ne kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc olursa o kadar \u00e7ok tabuya boyune\u011fmelidir. Taht\u0131n\u0131n aday\u0131 da \u00e7ocuklu\u011fundan ba\u015flayarak ayn\u0131 tabularla ba\u011fl\u0131d\u0131r; daha b\u00fcy\u00fcrken bile onun \u00e7evresinde tabular birikmeye ba\u015flar ve tahta \u00e7\u0131kmas\u0131yla birlikte bu tabular\u0131n alt\u0131nda adeta bo\u011fulur&#8221;.<\/p>\n<p>H\u00fck\u00fcmdarla rahibin konumlar\u0131na yap\u0131\u015f\u0131k olan bu tabular hakk\u0131ndaki \u00f6rnekleri \u00e7o\u011faltmaya ne yerimiz, ne amac\u0131m\u0131z uygundur. Yaln\u0131zca, devinme ve yemek yeme \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00fczerine konan s\u0131n\u0131rlamalar\u0131n bunlar aras\u0131nda ba\u015fl\u0131ca rol\u00fc oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ekleyelim. Fakat uygar uluslardan ve \u00e7ok daha y\u00fcksek bir ekin d\u00fczeyinden al\u0131nan tabu t\u00f6renine ilgili iki \u00f6rnek, bu ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 ki\u015filerle ortakl\u0131\u011f\u0131n eski adetleri ne dereceye kadar korumaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 bize g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Roma&#8217;da Juppiter&#8217;in b\u00fcy\u00fck rahibi Flaman Diabis \u015fa\u015f\u0131lacak kadar \u00e7ok tabu kural\u0131na ba\u011fl\u0131yd\u0131. Ata binemez; bakamaz; silahl\u0131 bir adama bakamaz; k\u0131r\u0131lmam\u0131\u015f bir y\u00fcz\u00fck takamaz; giysilerinde bir d\u00fc\u011f\u00fcm yapamaz; bu\u011fday ununa ya da hamura dokunamaz; ke\u00e7inin, k\u00f6pe\u011fin, \u00e7i\u011f etin, bakla ve sarma\u015f\u0131\u011f\u0131n ad\u0131n\u0131 anamaz; sa\u00e7lar\u0131n\u0131 ancak \u00f6zg\u00fcr bir adam , o da yaln\u0131zca bronz bir b\u0131\u00e7akla kesebilir, sa\u00e7\u0131 ve t\u0131rnak par\u00e7alar\u0131 tekin bir a\u011fac\u0131n alt\u0131na g\u00f6m\u00fcl\u00fcr; \u00f6l\u00fcye dokunamaz, d\u0131\u015far\u0131 ancak ba\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k \u00e7\u0131kabilirdi ve bunun gibi daha bir\u00e7ok yasak alt\u0131ndayd\u0131. Kar\u0131s\u0131 Flaminica&#8217;n\u0131n da ayr\u0131 yasaklar\u0131 vard\u0131: Baz\u0131 merdivenlerde \u00fc\u00e7 basamaktan yukar\u0131 \u00e7\u0131kamaz ve baz\u0131 bayramlarda sa\u00e7lar\u0131n\u0131 tarayamazd\u0131; ayakkab\u0131lar\u0131n\u0131n derisi do\u011fal bir \u00f6l\u00fcmle \u00f6len hayvan derisinden olamaz, ancak \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f ya da kurban edilmi\u015f hayvan\u0131n derisinden olabilirdi; g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitti\u011fi zaman bir kefaret kurban\u0131 kesinceye kadar kirli olurdu.<\/p>\n<p>\u0130rlanda&#8217;n\u0131n eski krallar\u0131 bir s\u00fcr\u00fc garip kurallar alt\u0131ndayd\u0131, bunlara boyune\u011fmenin yurda mutluluk getirdi\u011fi, e\u011fmemenin ise k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn her t\u00fcrl\u00fcs\u00fcne neden oldu\u011fu san\u0131l\u0131rd\u0131. Bu tabulara ili\u015fkin bilgiler, en eski yazmalar\u0131 1390 ile 1418 aras\u0131nda bulunan Book of Knights adl\u0131 bir kitaptad\u0131r. Bu yasaklar \u00e7ok ayr\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r ve ayr\u0131 yer ve zamanlarda baz\u0131 etkinlikleri i\u00e7erir. \u00d6rne\u011fin kral haftan\u0131n belirli bir g\u00fcn\u00fcnde baz\u0131 kentlerde duramaz, \u015fu ya da bu saatte \u015funun ya da bunun \u00fcst\u00fcnden ge\u00e7emez, belirli bir ovada tam dokuz g\u00fcn \u00e7ad\u0131r kuramaz, vb.<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok vah\u015fi budun aras\u0131nda rahip-krallar\u0131n \u00fczerine konan tabu kurallar\u0131n\u0131n \u015fiddeti \u00f6zellikle bizim g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcze g\u00f6re \u00e7ok \u00f6nemli olan tarihsel sonu\u00e7lar yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Rahip-kral olma onuru bu y\u00fczden istenilmeyen bir \u015fey olmu\u015ftur; bu yere ge\u00e7me s\u0131ras\u0131 kendisinde olan bir\u00e7ok kimse bundan ka\u00e7mak i\u00e7in her t\u00fcrl\u00fc yola ba\u015fvururdu. \u00d6rne\u011fin Kombodscha&#8217;da ate\u015f ve su kral\u0131n\u0131n yerine ge\u00e7ecek olan\u0131 bu oruna getirmek i\u00e7in zorlamak gerekirdi. Pasifik Okyanusu&#8217;nda bir mercan adas\u0131 olan Niue ve Savage Adas\u0131&#8217;nda krall\u0131k ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu sorumluluk gerektiren ve tehlikeli g\u00f6revi \u00fcst\u00fcne almaya istekli kimse \u00e7\u0131kmam\u0131\u015ft\u0131. Bat\u0131 Afrika&#8217;n\u0131n baz\u0131 yerlerinde kral\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra yerine ge\u00e7ecek adam\u0131 kararla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in bir kurultay toplan\u0131r. \u00dczerinde karar k\u0131l\u0131nan adam derhal yakalan\u0131r, ba\u011flan\u0131r ve taht\u0131 kabul edece\u011fini ilan edinceye kadar feti\u015f evine kapat\u0131l\u0131r. Bazen tasarlanan ard\u0131l bu onurdan ka\u00e7man\u0131n yolunu ve \u00e7aresini bulur; hatta bir ba\u015fkan\u0131n zorla tahta oturtulma tehlikesine kar\u015f\u0131 kendini savunmak i\u00e7in geceli g\u00fcnd\u00fczl\u00fc silahl\u0131 dola\u015ft\u0131\u011f\u0131 aktar\u0131lmaktad\u0131r. Sierra Leone zencileri aras\u0131nda krall\u0131k onurunu kabule kar\u015f\u0131 o kadar b\u00fcy\u00fck bir diren\u00e7 vard\u0131r ki bir\u00e7ok boy, krallar\u0131n\u0131 yabanc\u0131lar aras\u0131ndan se\u00e7mek zorunda kal\u0131r.<\/p>\n<p>Frazer bu durumlar\u0131n nedenini, tarihin geli\u015fmesinde ilk rahip-krall\u0131\u011f\u0131n bir ruhani, bir de cismani g\u00fcce ayr\u0131lmas\u0131nda bulur. Kutsall\u0131klar\u0131n\u0131n y\u00fck\u00fc alt\u0131nda ezilen krallar, g\u00fc\u00e7leri ger\u00e7ek e\u015fya \u00fczerinde etkili olamayacak duruma geldi\u011finden, bu i\u015fi a\u015fa\u011f\u0131 ama krall\u0131k g\u00f6rkeminin onurlar\u0131ndan vazge\u00e7meye istekli ki\u015filere b\u0131rakmaktad\u0131rlar. \u0130\u015fte cismani h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k bu bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131kmakta, art\u0131k uygulamada bir \u00f6nemi kalmayan ruhani h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k ise eski tabu krallara kalmaktad\u0131r. Bu varsay\u0131m\u0131n ne dereceye kadar sa\u011flam oldu\u011funu eski Japonya&#8217;n\u0131n tarihi bize pek iyi g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>\u0130lkel insanlarla h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkilere ili\u015fkin olarak aktard\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu bilgilerden psikanalitik anlay\u0131\u015fa ilerlememizin zor olmayaca\u011f\u0131n\u0131 umabiliriz. Bu ili\u015fkiler son derece kar\u0131\u015f\u0131kt\u0131r ve kar\u015f\u0131tl\u0131klarla doludur. H\u00fck\u00fcmdarlara b\u00fcy\u00fck ayr\u0131cal\u0131klar verilmekte, fakat ba\u015fka alanlarda onlar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na bu ayr\u0131cal\u0131klar\u0131 hi\u00e7e indirecek tabu yasaklar\u0131 \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bu insanlar ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 ki\u015filerdir, tabular\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda her istediklerini yapabilirler. Fakat bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k herkese zarar\u0131 olmayan ba\u015fka tabular\u0131n bask\u0131s\u0131 alt\u0131ndad\u0131rlar. B\u00f6ylece burada ilk kar\u015f\u0131tl\u0131k, hatta tutars\u0131zl\u0131kla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz: Bir yanda s\u0131n\u0131rs\u0131z bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, di\u011fer yanda s\u0131n\u0131rs\u0131z bir bask\u0131 ayn\u0131 insana uygulanmaktad\u0131r. Kendilerine \u00e7ok y\u00fcksek b\u00fcy\u00fcl\u00fc g\u00fc\u00e7ler verilmekte, onun i\u00e7in onlarla ya da onlarla ilgili \u015feylerle ili\u015fkiden korkulmaktad\u0131r; oysa di\u011fer yandan bu ili\u015fkilerden en yararl\u0131 sonu\u00e7lar beklenmektedir. Bu da ikinci ve a\u00e7\u0131k bir tutars\u0131zl\u0131k olarak g\u00f6r\u00fcnmektedir; ancak bunun yaln\u0131zca bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f oldu\u011funu anlam\u0131\u015f bulunmaktay\u0131z. Kral\u0131n kendisinin iyi niyetle kurdu\u011fu ili\u015fki koruyucu ve \u015fifa vericidir; ancak s\u0131radan bir adam krala ya da onunla ilgili e\u015fyaya dokundu\u011fu zaman bu ili\u015fki tehlikeli olmaktad\u0131r, bunun da nedeni, bu dokunman\u0131n sald\u0131rganl\u0131k e\u011filimlerini an\u0131msatmas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bunun kadar kolay \u00e7\u00f6z\u00fclmeyen di\u011fer bir tutars\u0131zl\u0131k, h\u00fck\u00fcmdarda do\u011fa\u00fcst\u00fc b\u00fcy\u00fck bir g\u00fc\u00e7 varsay\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, bu g\u00fcc\u00fc yetmezmi\u015f gibi kendisini tehdit eden tehlikelere kar\u015f\u0131 onu korumaya \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131d\u0131r. Kralla uyruklar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkide kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan di\u011fer bir g\u00fc\u00e7l\u00fck, h\u00fck\u00fcmdar\u0131n bu b\u00fcy\u00fck g\u00fcc\u00fcn\u00fc, kendi kendini korumak i\u00e7in kullanaca\u011f\u0131ndan emin olmad\u0131klar\u0131 gibi uyruklar\u0131n\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 koruma yolunda kullanaca\u011f\u0131na da g\u00fcvenememelerinden \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Onun i\u00e7in h\u00fck\u00fcmdara g\u00fcvenilmemekte, onun g\u00f6z hapsine ve denetim alt\u0131na al\u0131nmas\u0131 gerekmektedir. Kral\u0131n ya\u015fam\u0131n\u0131n ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu tabu etiketi hem kral\u0131n \u00fczerinde bir vesayet kurmaya, hem onu tehlikelerden korumaya, hem de onun uyruklar\u0131na getirece\u011fi tehlikeden uyruklar\u0131n\u0131 korumaya yarar.<br \/>\n\u0130lkel insanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131yla olan bu kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ve kar\u015f\u0131tl\u0131k i\u00e7eren ili\u015fkisi bizce \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klanabilir: H\u00fck\u00fcmdarlara kar\u015f\u0131 bulunulan davran\u0131\u015fta, gerek bo\u015f inan\u00e7lar, gerekse ba\u015fka nedenlerle birbirinden farkl\u0131 e\u011filimler kendini g\u00f6stermekte ve bunlar\u0131n her biri di\u011ferinden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak en a\u015f\u0131r\u0131 bi\u00e7imine kadar gitmektedir. Bunun sonucunda, sorun yaln\u0131zca bir din sorunu ya da yaln\u0131zca bir &#8220;ba\u011fl\u0131l\u0131k&#8221; sorunu olarak kald\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece ortaya \u00f6yle tutars\u0131zl\u0131klar \u00e7\u0131kmaktad\u0131r ki bunlar\u0131 i\u00e7ine sindirmekte ilkel insan uygar insandan hi\u00e7 de daha ileri gitmi\u015f olmamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klama buraya kadar g\u00fczel; fakat psikanalitik teknik sorunun daha derinlerine girmemizi ve birbirinden ayr\u0131 e\u011filimlerin i\u00e7eri\u011fi hakk\u0131nda bir \u015fey eklememizi m\u00fcmk\u00fcn k\u0131l\u0131yor. An\u0131lan \u00f6rnekleri, nevroz belirtileri varsayar ve psikanalize uygularsak, tabu t\u00f6reninin dibinde buldu\u011fumuz korkulu \u00fcz\u00fcnt\u00fclerin \u015fiddeti derhal g\u00f6z\u00fcm\u00fcze \u00e7arpacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu kadar a\u015f\u0131r\u0131 bir \u015fefkat, nevrozlarda ve \u00f6zellikle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma i\u00e7in ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z zorlanma nevrozlar\u0131nda \u00e7ok yayg\u0131n olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu \u015fefkatin kayna\u011f\u0131n\u0131 \u015fimdi t\u00fcm\u00fcyle anlamaktay\u0131z. Egemen olan sevgi duygular\u0131n\u0131n yan\u0131nda, ona kar\u015f\u0131t ama bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 olan bir nefret duygusu da vard\u0131r. Yani bu, tipik bir \u00e7ift de\u011ferli duygunun olu\u015fturdu\u011fu bir \u015feydir. Bu nefret duygusu, \u015fefkat duygusunun \u00fcst\u00fcn gelmesiyle bast\u0131r\u0131lmakta ve \u00fcz\u00fcnt\u00fc bi\u00e7iminde anlat\u0131lmaktad\u0131r; b\u00f6yle olmasayd\u0131, kar\u015f\u0131t duygu bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 bir durumda bask\u0131da tutmaktan ibaret olan g\u00f6revini yapamayaca\u011f\u0131ndan, zorlay\u0131c\u0131 bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f kazanmaktad\u0131r. Her psikanalist son derece ac\u0131l\u0131 ve tutkulu olan bu \u015fefkat duygusunun (\u00f6rne\u011fin anneyle \u00e7ocuk aras\u0131nda ya da birbirini seven evli \u00e7iftler aras\u0131nda oldu\u011fu gibi) en umulmaz durumlarda bile hep abart\u0131l\u0131 bir \u00fcz\u00fcnt\u00fcye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bilir. Ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 ki\u015filerle olan ili\u015fkilerde de, duygular\u0131n bu kar\u015f\u0131t \u00e7ifteli\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc sayesinde, halk\u0131n onlara verdi\u011fi b\u00fct\u00fcn konumlara, b\u00fct\u00fcn tanr\u0131la\u015ft\u0131rmalara kar\u015f\u0131n bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda yo\u011fun bir nefret e\u011filimini ya\u015famakta oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr, yani kar\u015f\u0131t duygululuk durumu ayn\u0131 derecede burada da ge\u00e7erlidir. Kral\u0131 bask\u0131da tutan tabular\u0131n kayna\u011f\u0131 olan g\u00fcvensizlik duygusu, ayn\u0131 bilin\u00e7siz nefretin di\u011fer bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Ger\u00e7ekten de bu \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lar farkl\u0131 uluslarda o kadar \u00e7e\u015fitlidir ki, bu nefretin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 bize kolayca bulduracak \u00f6rnekleri bol bol elde edebiliyoruz.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;den, Sierra Leone&#8217;nin vah\u015fi Timmolar\u0131n\u0131n, se\u00e7tikleri kral\u0131 ta\u00e7 giyme g\u00fcn\u00fcn\u00fcn gecesi d\u00f6vme hakk\u0131na sahip oldu\u011funu \u00f6\u011freniyoruz. Ve bu anayasal haklar\u0131n\u0131 o kadar eksiksiz bi\u00e7imde yerine getirmektedirler ki, zavall\u0131 h\u00fck\u00fcmdar \u00e7o\u011fu kez tahta ge\u00e7tikten sonra uzun s\u00fcre ya\u015fayamamaktad\u0131r. Bu y\u00fczden \u00fclkenin ileri gelenleri, kin besledikleri kimselerin se\u00e7ilmesini bir yasa haline getirmi\u015ftir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde, bu kadar a\u00e7\u0131k durumlarda bile, kin duygusu a\u00e7\u0131\u011fa vurulmaz, sanki bir t\u00f6renmi\u015f gibi g\u00f6sterilir.<\/p>\n<p>\u0130lkel insanlar\u0131n h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na kar\u015f\u0131 ald\u0131klar\u0131 tav\u0131rda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ba\u015fka bir \u00f6zellik, ruh hastal\u0131klar\u0131nda her zaman g\u00f6r\u00fclen ve &#8220;itisafi mani&#8221; ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz rahats\u0131zl\u0131\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015fen ba\u015fka bir mekanizmada g\u00f6r\u00fclmektedir. Bu rahats\u0131zl\u0131\u011fa yakalananlar hep belirli bir ki\u015finin \u00f6nemini son derecede b\u00fcy\u00fct\u00fcrler. Hasta, ba\u015f\u0131na gelen her y\u0131k\u0131m\u0131n sorumlulu\u011funu kolayca ona y\u00fcklemek i\u00e7in, o ki\u015finin g\u00fcc\u00fcn\u00fc eri\u015filmeyecek derecelere y\u00fckseltir. Ger\u00e7ekte vah\u015filerin de h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na ya\u011fmura, g\u00fcne\u015fe, r\u00fczgarlara egemen olma g\u00fcc\u00fcn\u00fc y\u00fckledikten sonra, iyi bir av ya da olgun bir \u00fcr\u00fcn bekledikleri halde do\u011fan\u0131n kendilerini aldatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce h\u00fck\u00fcmdar\u0131 taht\u0131ndan indirerek ya da \u00f6ld\u00fcrerek h\u0131n\u00e7lar\u0131n\u0131 ald\u0131klar\u0131 zaman yapt\u0131klar\u0131, bundan farkl\u0131 bir \u015fey de\u011fildir. Paronayal\u0131lar\u0131n &#8220;itisafi mani&#8221;lerinde kurduklar\u0131 ki\u015finin prototipinin, \u00e7ocuk-baba ili\u015fkisinde bulundu\u011fu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. O\u011fulun imgesinde babada hep b\u00f6yle kesin bir g\u00fc\u00e7 oldu\u011fu varsay\u0131l\u0131r. Babaya kar\u015f\u0131 beslenen g\u00fcvensizlik, yine ona kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen y\u00fcksek bir sayg\u0131yla s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Paranoyak da kendisine kar\u015f\u0131 k\u0131y\u0131c\u0131l\u0131k yapt\u0131\u011f\u0131na inand\u0131\u011f\u0131 kimsenin yapt\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6ylerken, onu babas\u0131n\u0131n d\u00fczeyine y\u00fckseltir, onu ba\u015f\u0131na gelen b\u00fct\u00fcn \u015fanss\u0131zl\u0131klar\u0131n nedeni olabilecek bir konuma getirir. Bu yolla ilkelle nevrozlu aras\u0131ndaki bu ikinci benzerlik bize ilkelin h\u00fck\u00fcmdar\u0131na kar\u015f\u0131 tavr\u0131n\u0131n, \u00e7ocu\u011fun babas\u0131na kar\u015f\u0131 tavr\u0131na ne kadar benzedi\u011fini g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Fakat tabu yasaklar\u0131n\u0131 nevroz belirtileriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya dayanan kuram\u0131m\u0131z\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fc kan\u0131tlar\u0131n\u0131, h\u00fck\u00fcmdarl\u0131k kurumunda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck \u00f6nemini g\u00f6stermi\u015f oldu\u011fumuz tabu t\u00f6renlerinin kendisinde buluruz. Tabu t\u00f6renlerinin yaratt\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lar\u0131n asl\u0131nda g\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc sonu\u00e7lar oldu\u011funu kabul edersek, bu t\u00f6renlerin her zaman \u00e7ifte anlam\u0131 oldu\u011funu ve k\u00f6keninde &#8220;\u00e7ift de\u011ferli&#8221; e\u011filimler bulundu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Bu t\u00f6renler yaln\u0131zca krallar\u0131 ba\u015fkalar\u0131ndan ay\u0131rmakla ve onlar\u0131 s\u0131radan \u00f6l\u00fcml\u00fclerin \u00fczerine y\u00fckseltmekle kalmaz, ayn\u0131 zamanda onlar\u0131n ya\u015fam\u0131n\u0131 bir i\u015fkenceye, dayan\u0131lamaz bir y\u00fcke d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr, onlar\u0131 uyruklar\u0131n\u0131nkinden \u00e7ok daha k\u00f6t\u00fc olan bir tutsakl\u0131k i\u00e7ine s\u00fcr\u00fckler. \u00d6yleyse bu, nevrozlarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz durumun tam kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Nevrozlarda bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131na itilen i\u00e7tepiyle onu iten i\u00e7tepinin ikisi de kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 olarak birlikte doyurulur. Nevrozdaki zorlanmal\u0131 davran\u0131\u015f, yasak olan edime kar\u015f\u0131 s\u00f6zde bir korunma edimidir, oysa ger\u00e7ekte o yasaklanm\u0131\u015f olan edimin kendisinin bir yinelenmesidir. &#8220;S\u00f6zde&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc bilin\u00e7li ruh ya\u015fam\u0131na, &#8220;ger\u00e7ekte&#8221; deyi\u015fi ise bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 ya\u015fama denk d\u00fc\u015fer. B\u00f6ylece krallar\u0131n tabu t\u00f6renleri de, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde onlara g\u00f6sterilen en y\u00fcksek sayg\u0131n\u0131n ve onu koruma yollar\u0131n\u0131n bir anlat\u0131m\u0131d\u0131r; fakat ger\u00e7ekte onu y\u00fckseltmelerinin cezas\u0131, uyruklar\u0131n ondan ald\u0131\u011f\u0131 \u00f6\u00e7t\u00fcr. Cervantes&#8217;in Sancho Panza&#8217;y\u0131 bir adaya vali yaparak orada ba\u015f\u0131ndan ge\u00e7irdi\u011fi olaylara bak\u0131l\u0131rsa, saray te\u015frifat\u0131n\u0131n bu bi\u00e7imde yorumlanmas\u0131n\u0131n do\u011fru yorum bi\u00e7imi oldu\u011funu Cervantes&#8217;in anlad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bug\u00fcnk\u00fc krallar\u0131n ve h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n i\u00e7inden ge\u00e7enleri s\u00f6yletmek elimizde olsayd\u0131, belki onlar da bunu onaylard\u0131.<\/p>\n<p>H\u00fck\u00fcmdarlara kar\u015f\u0131 al\u0131nan duygusal tavr\u0131n ni\u00e7in b\u00f6yle g\u00fc\u00e7l\u00fc bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 bir kin pay\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 sorunu, bu kitab\u0131n alan\u0131n\u0131 a\u015fan, \u00e7ok ilgi \u00e7ekici bir sorundur. \u015eimdiye de\u011fin \u00e7ocu\u011fun baba kompleksine i\u015faret etmi\u015ftik; buna, krall\u0131\u011f\u0131n ilk tarihinin incelenmesinin, bize bu sorun hakk\u0131nda kesin bir yan\u0131t verebilece\u011fini de ekleyelim. Frazer olduk\u00e7a dikkate de\u011fer bir kuram ileri s\u00fcrer: &#8220;\u0130lk krallar yabanc\u0131lard\u0131, bunlar k\u0131sa bir h\u00fck\u00fcmdarl\u0131ktan sonra, tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131n temsilcisi olarak g\u00f6rkemli \u015f\u00f6lenlerde kurban edilmeye mahk\u00fbmdu.&#8221; Fakat Frazer&#8217;in kendisi olaylar\u0131n\u0131 t\u00fcm\u00fcyle kand\u0131r\u0131c\u0131 bulmamaktad\u0131r. Krall\u0131\u011f\u0131n bu ilkel tarihinin yank\u0131s\u0131n\u0131 H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n mitoslar\u0131nda bulabiliriz.<\/p>\n<p><b>C) \u00d6l\u00fcler Tabusu<\/b><\/p>\n<p>\u00d6l\u00fclerin ya\u015fayanlar \u00fczerinde egemen olduklar\u0131na inan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyoruz. Fakat \u00f6l\u00fclerin ayn\u0131 zamanda d\u00fc\u015fman say\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylersek buna \u015fa\u015fars\u0131n\u0131z..<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok ilkel insan aras\u0131nda \u00f6l\u00fcler tabusunun (daha \u00f6nce yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi bula\u015f\u0131c\u0131l\u0131k benzetmemizi korursak) \u00f6zel bir \u015fiddet g\u00f6sterdi\u011fini s\u00f6yleyebiliriz. Bunu \u00f6l\u00fcye dokunman\u0131n do\u011furdu\u011fu sonu\u00e7larda, bir de \u00f6l\u00fc i\u00e7in yas tutanlara kar\u015f\u0131 davran\u0131\u015fta g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Maoriler aras\u0131nda bir cesede dokunmu\u015f ya da g\u00f6m\u00fclmesine kat\u0131lm\u0131\u015f olan bir kimse ola\u011fan\u00fcst\u00fc kirli olur ve b\u00fct\u00fcn arkada\u015flar\u0131yla hemen hemen her t\u00fcrl\u00fc ili\u015fkisi kesilir; adeta ona kar\u015f\u0131 boykot yap\u0131l\u0131r. Bir eve girecek olursa, insanlara ya da e\u015fyaya yana\u015facak olursa, kendi kirlili\u011fini ba\u015fkalar\u0131na bula\u015ft\u0131rm\u0131\u015f olur. Hatta kendi yeme\u011fine \u00e7ok kirli olan eliyle dokunamaz. Yeme\u011fi yere konur, onu ellerini arkas\u0131na alarak dudaklar\u0131yla ve di\u015fleriyle yemekten ba\u015fka \u00e7aresi yoktur. Bazen yeme\u011fini ba\u015fka biri yedirir ve bu \u015fanss\u0131z adama dokunmamak i\u00e7in kollar\u0131 d\u0131\u015far\u0131ya do\u011fru gerilmi\u015f durumda ona yard\u0131m eder; ve bu yard\u0131mc\u0131ya da hemen hemen ayn\u0131 bask\u0131 ve yasaklar uygulan\u0131r. Hemen hemen her toplumda d\u0131\u015flanm\u0131\u015f, sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 olmayan, kimsesiz ve ancak halk\u0131n sadakas\u0131yla yoksul ya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilen kimseler bulunur. \u0130\u015fte ancak bu gibi kimseler \u00f6lm\u00fc\u015fe son g\u00f6revini yapm\u0131\u015f olanlara bir kol uzunlu\u011funda yakla\u015fmaya yetkilidir. Bu yal\u0131t\u0131lma d\u00f6nemi ge\u00e7er ge\u00e7mez ve cesede dokunarak kirlenen bu ki\u015fi yeniden arkada\u015flar\u0131 aras\u0131na kar\u0131\u015f\u0131r kar\u0131\u015fmaz, tehlikeli d\u00f6nem s\u0131ras\u0131nda kulland\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn kaplar at\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6l\u00fcn\u00fcn cesedine dokunmayla ilgili tabular Polinezya&#8217;da, Melanezya&#8217;da ve Afrika&#8217;n\u0131n bir k\u0131sm\u0131nda ayn\u0131d\u0131r; en de\u011fi\u015fmez yan\u0131 yiyeceklere dokunma yasa\u011f\u0131 ve ba\u015fkas\u0131 taraf\u0131ndan yedirilme zorunlulu\u011fudur. Polinezya&#8217;da ya da belki de yaln\u0131zca Hawai&#8217;de rahip-krallar\u0131n da kutsal g\u00f6revlerini yaparken ayn\u0131 yasaklara uymak zorunda olmas\u0131 dikkate de\u011fer bir \u015feydir. Tonga Adas\u0131&#8217;ndaki \u00f6l\u00fc tabusunda, yasa\u011f\u0131n s\u00fcresi ve \u015fiddeti bireyin dokundu\u011fu \u00f6l\u00fcn\u00fcn tabusunda gizli olan g\u00fcce g\u00f6re de\u011fi\u015fir. \u00d6lm\u00fc\u015f bir ba\u015fkan\u0131n cesedine dokunmu\u015f olan bir kimse on ay boyunca kirli say\u0131l\u0131r; fakat bu adam\u0131n kendisi ba\u015fkansa \u00f6l\u00fcn\u00fcn d\u00fczeyine g\u00f6re ancak \u00fc\u00e7, d\u00f6rt ya da be\u015f ay boyunca kirli say\u0131l\u0131r; e\u011fer ceset tanr\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir \u00fcst ba\u015fkan\u0131n cesediyse en b\u00fcy\u00fck ba\u015fkanlar bile on ay tabu olurlar. Bu ilkeller o kadar kaba sofudurlar ki, bu tabu kurallar\u0131n\u0131 bozan bir adam \u015fiddetle hastalan\u0131p \u00f6l\u00fcr ve bir g\u00f6zlemcinin d\u00fc\u015f\u00fcncesine g\u00f6re hi\u00e7bir zaman bunun aksine inanmak istemezler.<\/p>\n<p>\u00d6l\u00fcn\u00fcn cesediyle maddi anlamda de\u011filse bile dolayl\u0131 olarak bir ili\u015fkisi oldu\u011funa inan\u0131lan dul kad\u0131n ya da erkek gibi yasl\u0131 akrabalar\u0131n durumu da temel olarak yukar\u0131da anlatt\u0131klar\u0131m\u0131z gibidir; fakat bunlara bizim a\u00e7\u0131m\u0131zdan \u00e7ok daha b\u00fcy\u00fck bir ilgi g\u00f6sterilmeye de\u011fer. \u015eimdiye de\u011fin anlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z kurallarda yaln\u0131zca tabunun \u015fiddetinin ve yay\u0131lma g\u00fcc\u00fcn\u00fcn tipik anlat\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6rmekteyiz; \u015fimdi verece\u011fimiz \u00f6rneklerdeyse, tabunun hem g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki \u00f6rgelerini, hem de temel ve ger\u00e7ek \u00f6rgelerini g\u00f6rebilece\u011fiz.<\/p>\n<p>\u0130ngiliz Kolombiyas\u0131&#8217;nda Shuswap&#8217;da dul kalan kad\u0131n ve erkekler yas d\u00f6nemleri s\u0131ras\u0131nda yal\u0131t\u0131lm\u0131\u015f olarak kalmak zorundad\u0131r; ba\u015flar\u0131na ya da v\u00fccutlar\u0131na ellerini dokunduramazlar, onlar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 e\u015fyay\u0131 kimse kullanamaz. Avc\u0131lar, i\u00e7inde b\u00f6yle bir yasl\u0131n\u0131n bulundu\u011fu bir kul\u00fcbeye yakla\u015fmaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu, kendisine u\u011fursuzluk getirir; e\u011fer yasl\u0131lardan birinin g\u00f6lgesi onun \u00fczerine d\u00fc\u015ferse, kesinlikle hasta olur. Yasl\u0131lar dikenli \u00e7al\u0131lar \u00fcst\u00fcnde uyur. Yataklar\u0131 da dikenli \u00e7al\u0131larla \u00e7evrilidir. Bunun nedeni \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhunun i\u00e7eriye girmesine engel olmakt\u0131r. Kuzey Amerika boylar\u0131nda dul kad\u0131n\u0131n, kocas\u0131 \u00f6ld\u00fckten sonra \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhunun yakla\u015fmas\u0131na engel olmak i\u00e7in kuru otlardan yap\u0131lm\u0131\u015f bir t\u00fcr pantolon giymek zorunda olma adeti de anlaml\u0131d\u0131r. Bu \u00f6rneklerde, benzetme anlam\u0131ndaki dokunman\u0131n da t\u0131pk\u0131 cesede dokunma gibi say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fclmektedir; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhu akrabas\u0131ndan ayr\u0131lmamakta, yas d\u00f6nemi boyunca onlar\u0131n &#8220;\u00e7evresinde dola\u015fmaktan&#8221; vazge\u00e7memektedir.<\/p>\n<p>Filipin Adalar\u0131ndan biri olan Palawan Adas\u0131&#8217;nda ya\u015fayan Agutainolar aras\u0131nda, dul kalan kad\u0131n, kocas\u0131 \u00f6ld\u00fckten sonra, ilk yedi ya da sekiz g\u00fcn kul\u00fcbesinden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamaz; ancak kimseyle kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmayan bir zamanda, yani geceleyin d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kabilir. E\u011fer onu birisi g\u00f6r\u00fcrse, g\u00f6ren adam derhal \u00f6l\u00fcm tehlikesi alt\u0131nda kal\u0131r. Onun i\u00e7in ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kendisine yana\u015fmas\u0131na engel olmak i\u00e7in her ad\u0131m\u0131nda elindeki bir de\u011fnekle \u00e7al\u0131lara vurarak y\u00fcr\u00fcr. Di\u011fer bir g\u00f6zlem de, bize dullar\u0131n tehlikelili\u011fini g\u00f6stermektedir. \u0130ngiliz Yeni Ginesi&#8217;ndeki Mekeo \u00e7evresinde dul bir erkek b\u00fct\u00fcn yurtta\u015fl\u0131k haklar\u0131ndan yoksun kal\u0131r ve bir s\u00fcre adeta s\u00fcrg\u00fcn gibi ya\u015far. Topra\u011f\u0131 ekemez. Halk i\u00e7ine \u00e7\u0131kamaz, k\u00f6ye giremez, sokaklarda dola\u015famaz. Adeta vah\u015fi bir hayvan gibi, y\u00fcksek otlar ve \u00e7al\u0131l\u0131klar aras\u0131na ka\u00e7ar. \u00d6zellikle de yakla\u015fmakta olan bir kad\u0131n g\u00f6r\u00fcrse, koyu \u00e7al\u0131lar aras\u0131nda saklanmak zorundad\u0131r. Bu olay, dul kad\u0131n ya da erkekteki tehlikenin, ba\u015ftan \u00e7\u0131karma tehlikesinden do\u011fan bir \u015fey oldu\u011funu g\u00f6stermeye yarar. Kar\u0131s\u0131n\u0131 yitirmi\u015f olan bir adam, kar\u0131s\u0131n\u0131n yerine ba\u015fka bir kad\u0131n\u0131 koyma iste\u011finden korunmak zorundad\u0131r; dul kad\u0131n da iste\u011fe kar\u015f\u0131 koymal\u0131d\u0131r. Kocas\u0131z kald\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ba\u015fka bir erke\u011fe kar\u015f\u0131 istek duyabilir. Oysa yerine ge\u00e7irme yoluyla isteklerin doyurulmas\u0131, yas tutmada g\u00f6zetilen ere\u011fe uymaz ve \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhunun \u00f6fkelenmesine yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>\u0130lkel insanlar aras\u0131nda yas tabusu adetlerinin en \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ve ayn\u0131 zamanda en \u00f6\u011fretici olan bir di\u011feri, \u00f6lm\u00fc\u015f\u00fcn ad\u0131n\u0131 anma yasa\u011f\u0131d\u0131r. Bu yasak \u00e7ok yayg\u0131nd\u0131r ve \u00f6nemli sonu\u00e7lar\u0131 olan bir\u00e7ok k\u0131l\u0131k de\u011fi\u015ftirmeye u\u011fram\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Tabu adetlerini bize en iyi durumuyla korunmu\u015f olarak g\u00f6steren Avustralyal\u0131lardan ve Polinezyal\u0131lardan ba\u015fka, bu yasa\u011f\u0131 ayn\u0131 zamanda Sibirya Samoyetleri, G\u00fcney Hindistan Todalar\u0131, Tataristan Mo\u011follar\u0131 ve Sahra Tuaregleri, Japonya Ainolar\u0131, Orta Afrika Akamba ve Nandileri, Filipin Tinguaneleri Nikobar ve Madagaskar Adalar\u0131 ve Borneo gibi birbirinden \u00e7ok ayr\u0131 ve uzak olan yerlerin halklar\u0131nda g\u00f6rmekteyiz. Bu budunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131 aras\u0131nda bu yasak ve yasa\u011f\u0131n do\u011furdu\u011fu sonu\u00e7lar yaln\u0131zca yas d\u00f6nemi s\u0131ras\u0131nda ge\u00e7erlidir, oysa di\u011ferlerinde s\u00fcrekli olarak kal\u0131r; fakat hepsinde de \u00f6l\u00fcmden sonra ge\u00e7en zaman\u0131n \u00e7o\u011falmas\u0131yla azal\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6lm\u00fc\u015f\u00fcn ad\u0131ndan sak\u0131nmaya, kural olarak son derece \u015fiddetle uyulur. \u00d6rne\u011fin G\u00fcney Amerika yerlileri aras\u0131nda, \u00f6lm\u00fc\u015f\u00fcn ad\u0131n\u0131, ya\u015fayanlar\u0131n huzurunda anmak en korkun\u00e7 tecav\u00fcz say\u0131l\u0131r ve cezas\u0131 kendini asmaktan daha hafif de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130lk bak\u0131\u015fta bir ad\u0131n s\u00f6ylenmesinin ni\u00e7in bu kadar yasak oldu\u011funu kestirmek kolay de\u011fildir; fakat onun birlikte getirdi\u011fi tehlikeler bundan sak\u0131nmay\u0131 gerektirecek bir\u00e7ok ilgin\u00e7 ve \u00f6nemli \u00f6nlem yaratm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun i\u00e7in Afrika&#8217;da Masailer \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131n\u0131, \u00f6l\u00fcr \u00f6lmez de\u011fi\u015ftirerek bu tehlikeden kurtulman\u0131n hilesini bulmu\u015ftur; o zaman \u00f6l\u00fcn\u00fcn yeni ad\u0131 hi\u00e7 korkmaks\u0131z\u0131n s\u00f6ylenebilir ve bundan sonra yasaklar eski ad\u0131n \u00fczerinde kal\u0131r. Ruhun bu yeni ad\u0131 bilemeyece\u011fine ve onu bulamayaca\u011f\u0131na inan\u0131l\u0131r. Adelaide ve Encounter K\u00f6rfezi&#8217;ndeki Avustralya yerlileri o kadar tutarl\u0131 bir bi\u00e7imde dikkatlidir ki, bir \u00f6l\u00fcm olmas\u0131 durumunda ayn\u0131 ad\u0131 ya da ona benzer bir ad\u0131 ta\u015f\u0131yan hemen herkes ad\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir. Bazan, Viktoria ve Kuzey Amerika&#8217;daki bir\u00e7ok boyda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, bu yolda daha da ileri gidilerek \u00f6l\u00fcn\u00fcn b\u00fct\u00fcn akrabalar\u0131, adlar\u0131 \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131na ses bak\u0131m\u0131ndan benzemese bile, kendi adlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir. Paraguay&#8217;da Guaycurular aras\u0131nda bu gibi \u00f6l\u00fcm durumlar\u0131nda ba\u015fkan, boyun b\u00fct\u00fcn \u00fcyelerine yeni adlar takar ve onlar da sanki eskiden beri bu adlarla an\u0131l\u0131rlarm\u0131\u015f gibi davran\u0131rlar.<\/p>\n<p>Hatta e\u011fer \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131 bir hayvan\u0131n ya da e\u015fyan\u0131n ad\u0131na benziyorsa, az \u00f6nce an\u0131lan baz\u0131 boylar bu hayvanlara ya da e\u015fyaya yeni adlar takmak zorunda kal\u0131r, b\u00f6ylece bunlar\u0131n ad\u0131n\u0131 s\u00f6ylerken \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131n\u0131 anm\u0131\u015f olman\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7erler. Bu y\u00fczden misyonerlere bir\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7\u0131karan ve kullan\u0131lan dilin hi\u00e7 durmadan de\u011fi\u015fmesi gibi bir sonuca var\u0131lmaktad\u0131r, \u00f6zellikle bir ad \u00fczerine konan yasa\u011f\u0131n s\u00fcrekli oldu\u011fu yerlerde bu daha da \u00e7oktur. Misyoner Dobrizhofer&#8217;in Paraguay&#8217;da Abiponlar aras\u0131nda ge\u00e7irdi\u011fi yedi y\u0131l i\u00e7inde G\u00fcney Amerika&#8217;n\u0131n Jaguar kaplan\u0131n\u0131n ad\u0131 \u00fc\u00e7 kez de\u011fi\u015fmi\u015f ve kertenkele, diken ve hayvan bo\u011fazlaman\u0131n adlar\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na da ayn\u0131 \u015fey gelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6lm\u00fc\u015f biriyle ilgili olan bir ad\u0131 anma korkusu, \u00f6lm\u00fc\u015f adamla bir ilgisi olan her \u015feyin ad\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131na de\u011fin etkisini g\u00f6stermektedir. Bu adetin daha \u00f6nemli bir sonucu da, bu boylar\u0131n geleneklerinin ya da tarihsel an\u0131lar\u0131n\u0131n olmamas\u0131na yol a\u00e7mas\u0131 ve bu yolla onlar\u0131n ge\u00e7mi\u015fteki tarihlerini incelemeyi bir hayli g\u00fc\u00e7le\u015ftirmesidir. Bu ilkel insanlar\u0131n bir k\u0131sm\u0131nda ayn\u0131 zamanda, uzun bir yas d\u00f6neminden sonra \u00f6l\u00fclerin ad\u0131n\u0131 yeniden canland\u0131rmak i\u00e7in birtak\u0131m \u00f6d\u00fcn adetleri vard\u0131r; bu adlar \u00f6l\u00fcn\u00fcn dirilmi\u015fi say\u0131lan \u00e7ocuklara verilmektedir.<\/p>\n<p>\u0130lkellerin kendi adlar\u0131na, ki\u015finin temel bir par\u00e7as\u0131 ve \u00f6nemli bir mal\u0131 gibi bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve e\u015fyan\u0131n b\u00fct\u00fcn anlam\u0131n\u0131 s\u00f6zc\u00fcklere y\u00fckledi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, bu ad tabusunun garipli\u011fi azal\u0131r. Ba\u015fka bir yap\u0131t\u0131mda g\u00f6sterdi\u011fim gibi, bizim \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z da ayn\u0131 \u015feyi yapmaktalar ve bunun i\u00e7in de s\u00f6zc\u00fck benzerliklerinin bir anlam\u0131 olmayaca\u011f\u0131n\u0131 anlayam\u0131yorlar, iki \u015fey ayn\u0131 ad\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 takdirde bu iki \u015fey aras\u0131nda tam bir kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131l\u0131k olmas\u0131 gerekti\u011finde diretiyorlar. Hatta uygar erginlerin bir\u00e7ok durumda ald\u0131\u011f\u0131 tavr\u0131 incelersek, onlar\u0131n bile \u00f6zel adlara bir de\u011fer vermekle ve adlar\u0131n\u0131n kendi ki\u015filikleriyle bir oldu\u011funu sanmakla ayn\u0131 \u015feyi yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 ya\u015famda bir\u00e7ok kez adlar\u0131n \u00f6nemini g\u00f6steren psikanalitik deneyimler de bunu peki\u015ftirmektedir.<\/p>\n<p>Zorlanma nevrozlular\u0131 da adlara kar\u015f\u0131 t\u0131pk\u0131 ilkeller gibi davran\u0131r. Baz\u0131 adlar\u0131n s\u00f6ylenmesine ya da i\u015fitilmesine kar\u015f\u0131 (di\u011fer nevrozlular\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi) ayn\u0131 duyarl\u0131l\u0131k kompleksini g\u00f6sterir ve kendi adlar\u0131na kar\u015f\u0131 al\u0131nan tav\u0131rdan bir\u00e7ok ve \u00e7o\u011funlukla ciddi yasaklamalar \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Bu tabu hastalar\u0131ndan tan\u0131d\u0131\u011f\u0131m bir kad\u0131n, kendi ad\u0131n\u0131n ba\u015fka birisinin eline ge\u00e7mesiyle kendi ki\u015fili\u011finin \u00e7al\u0131naca\u011f\u0131ndan korktu\u011fu i\u00e7in ad\u0131n\u0131 yazmaktan sak\u0131n\u0131yordu. D\u00fc\u015fleminin heveslerinden kendini korumak i\u00e7in gerekli g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc bu \u00e7\u0131lg\u0131nca ba\u011fl\u0131l\u0131k, ona ki\u015fili\u011finden hi\u00e7bir \u015fey kapt\u0131rmamas\u0131n\u0131 buyuruyordu. \u00d6nceleri ad\u0131, ki\u015fili\u011finin bir par\u00e7as\u0131yd\u0131, sonra el yaz\u0131s\u0131n\u0131 ki\u015fili\u011finin bir par\u00e7as\u0131 sayarak sonunda yaz\u0131 yazmay\u0131 bile b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bu yolla ilkellerin, \u00f6lm\u00fc\u015f bir adam\u0131n ad\u0131n\u0131 onun ki\u015fili\u011finin bir par\u00e7as\u0131 saymas\u0131 ve onun da \u00f6lm\u00fc\u015f kimsenin ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu tabuya tutulmas\u0131 bize art\u0131k garip g\u00f6r\u00fcnmez. \u00d6lm\u00fc\u015f bir adam\u0131 ad\u0131yla \u00e7a\u011f\u0131rmak, ayn\u0131 zamanda onunla ili\u015fki durumunda olmak da demektir; \u00f6yleyse daha genel bir anlat\u0131m\u0131yla, \u00f6l\u00fcyle ili\u015fkinin ni\u00e7in bu kadar \u015fiddetli bir tabuyla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 sorusuna geliyoruz.<\/p>\n<p>En yak\u0131n neden, \u00f6zellikle \u00f6l\u00fcmden hemen sonra cesette g\u00f6r\u00fclen de\u011fi\u015fiklikler g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutulursa, \u00f6l\u00fcn\u00fcn verdi\u011fi do\u011fal korku olabilir Fakat ceset korkusu, tabu kurallar\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamamaktad\u0131r; yas bize \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131n\u0131 anman\u0131n geride kalanlara kar\u015f\u0131 ni\u00e7in \u015fiddetli bir tecav\u00fcz say\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 asla a\u00e7\u0131klayamaz. Aksine, yas tutmak, \u00f6lm\u00fc\u015f kimseyle zihnen u\u011fra\u015fmay\u0131, onun an\u0131s\u0131n\u0131 saklamay\u0131 ve onu olabildi\u011fince uzun s\u00fcre an\u0131msamay\u0131 gerektirir.<\/p>\n<p>Tabu adetlerinin \u00f6zelliklerinin nedeni yastan ba\u015fka bir \u015fey, a\u00e7\u0131k\u00e7a ba\u015fka bir amaca yarayan bir \u015fey olsa gerek. Adlar \u00fczerindeki tabu, \u015fimdiye kadar bilmedi\u011fimiz bu gizli nedeni ortaya \u00e7\u0131karmaktad\u0131r; e\u011fer adetler bunun \u00fczerine bize bir \u015fey s\u00f6ylemiyorsa, onu yas tutan ilkellerin kendi anlat\u0131mlar\u0131nda bulabilece\u011fiz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00fcnk\u00fc ilkeller \u00f6lm\u00fc\u015f kimsenin ruhunun geri gelmesinden korktuklar\u0131n\u0131 gizleyememekte, bundan kendilerini koruyacak, onu uzakla\u015ft\u0131racak bir\u00e7ok t\u00f6ren yapmaktad\u0131rlar. Onun ad\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131 \u00f6l\u00fcn\u00fcn derhal gelmesiyle sonu\u00e7lanacak bir y\u0131k\u0131m say\u0131lmaktad\u0131r. Bunun i\u00e7in son derece do\u011fal olarak \u00f6l\u00fc bir kimseyi k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeye k\u0131\u015fk\u0131rtmaktan ve uyand\u0131rmaktan \u00e7ekinmektedirler. \u00d6l\u00fcn\u00fcn ruhu kendilerini tan\u0131mas\u0131n diye adlar\u0131n\u0131 ba\u015fka bi\u00e7ime sokmakta, ya onun ad\u0131n\u0131 ya da kendi adlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmekte, ac\u0131mas\u0131z bir yabanc\u0131 \u00f6l\u00fcn\u00fcn ad\u0131n\u0131 akrabalar\u0131n\u0131n huzurunda and\u0131\u011f\u0131 zaman bu davran\u0131\u015f\u0131 \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhunu \u00e7a\u011f\u0131rmak demek oldu\u011fundan, son derecede k\u0131zmaktad\u0131rlar. Wundt&#8217;un anlat\u0131m\u0131na g\u00f6re, onun &#8220;\u015fimdi bir \u015feytan olan ruhu&#8221;ndan korktuklar\u0131 sonucuna varmaktan kendimizi alam\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Bununla, g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, tabunun i\u00e7eri\u011fini \u015feytan korkusunda g\u00f6ren Wundt&#8217;un anlay\u0131\u015f\u0131na yakla\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Bu kurama g\u00f6re, \u00f6l\u00fcmden sonra bir ailenin sevgili bir bireyi derhal bir \u015feytan olmaktad\u0131r. Ya\u015fayan akrabalar\u0131 bu \u015feytandan k\u00f6t\u00fcl\u00fckten ba\u015fka bir \u015fey bekleyemez, onun i\u00e7in ruhun k\u00f6t\u00fc isteklerine kar\u015f\u0131 her \u00e7areye ba\u015fvurarak kendilerini korumak zorunda kalmaktad\u0131rlar. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f ilk anda inanmak istemeyece\u011fimiz kadar gariptir. Bununla birlikte b\u00fct\u00fcn uzmanlar bu g\u00f6r\u00fc\u015fte birle\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Kan\u0131mca tabuya pek az \u00f6nem vermi\u015f olan Westermarck \u015f\u00f6yle der: &#8220;B\u00fct\u00fcn olgular beni \u00f6l\u00fclerin dost olmaktan \u00e7ok genellikle d\u00fc\u015fman say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sonucuna g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor. Prof. Jevons ve Mr. Grant Allen&#8217;in ilkellerin inan\u0131\u015flar\u0131nda \u00f6l\u00fclerin kendi \u00e7ocuklar\u0131na ve kalanda\u015flar\u0131na iyilik etti\u011fini, buna kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinin daha \u00e7ok yabanc\u0131lara \u00e7evrilmi\u015f oldu\u011funu savlamalar\u0131 yanl\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>R. Kleinpaul, yazd\u0131\u011f\u0131 \u00e7ok esinleyici kitapta, ya\u015fayanla \u00f6l\u00fc aras\u0131ndaki ili\u015fkiyi g\u00f6stermek i\u00e7in uygar uluslar aras\u0131ndaki ruh inanc\u0131n\u0131n art\u0131klar\u0131n\u0131 kullanmaktad\u0131r. Yine ona g\u00f6re, bu ili\u015fki, insan kan\u0131na susayan \u00f6l\u00fcn\u00fcn, canl\u0131lar\u0131 kendine \u00e7ekmek istemesi kan\u0131s\u0131nda kendini g\u00f6stermektedir. \u00d6l\u00fcm\u00fcn ger\u00e7ek bi\u00e7iminin simgesi olan iskelet, \u00f6l\u00fcm\u00fcn kendisinin \u00f6lm\u00fc\u015f bir adamdan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Canl\u0131lar, \u00f6l\u00fclerle kendi aralar\u0131na bir su par\u00e7as\u0131 koymad\u0131k\u00e7a kendilerini \u00f6l\u00fclerin izlemesinden korunuyor saymazlar. \u0130\u015fte \u00f6l\u00fclerin adalara g\u00f6m\u00fclmesini ye\u011flemenin ya da onlar\u0131 bir \u0131rma\u011f\u0131n \u00f6te yakas\u0131na g\u00f6t\u00fcrmenin nedeni budur: &#8220;Burada&#8221; ve &#8220;\u00f6tede&#8221; anlat\u0131mlar\u0131 da bu bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Daha sonraki de\u011fi\u015fmelerle \u00f6l\u00fcn\u00fcn k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapma d\u00fc\u015f\u00fcncesinde de de\u011fi\u015fiklikler olmu\u015f, k\u00f6t\u00fcc\u00fcl bir ruh bi\u00e7iminde katilin pe\u015finden ayr\u0131lmayan \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015flerde ve d\u00fcnya zevklerini tatmadan \u00f6len gelinlerde oldu\u011fu gibi, garip bir kin duyma hakk\u0131 \u00f6l\u00fclere verilmi\u015ftir. Kleinpaul&#8217;e g\u00f6re, ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00f6l\u00fcler hortlak (vampire) idiler; bunlar canl\u0131lara kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fc niyetler ta\u015f\u0131r, onlara k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeye ve onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlard\u0131. K\u00f6t\u00fc ruh kavram\u0131n\u0131 ilk haz\u0131rlayan ceset olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>En \u00e7ok sevdi\u011fimiz insanlar\u0131n \u00f6ld\u00fckten sonra \u015feytan oldu\u011fu varsay\u0131m\u0131, bizi a\u00e7\u0131k\u00e7a bir soru sormaya y\u00f6neltmektedir. Sevilen \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 b\u00f6yle bir duygu de\u011fi\u015fikli\u011fine ilkelleri s\u00fcr\u00fckleyen neydi? Onlardan ni\u00e7in \u015feytan \u00e7\u0131kar\u0131yorlard\u0131? Westermarck&#8217;a g\u00f6re, bu sorunun yan\u0131t\u0131 kolayd\u0131r: &#8220;\u00d6l\u00fcm\u00fcn insan\u0131n dalabilece\u011fi suskunluklar\u0131n en k\u00f6t\u00fcs\u00fc olmas\u0131 y\u00f6n\u00fcnden, \u00f6l\u00fclerin bu sonlar\u0131ndan dolay\u0131 doyumsuz kald\u0131\u011f\u0131na inan\u0131l\u0131r. \u0130lkellerin inan\u0131\u015f\u0131na g\u00f6re \u00f6l\u00fcm, ister zorla, ister b\u00fcy\u00fcyle olsun, ancak \u00f6ld\u00fcr\u00fclme yoluyla ger\u00e7ekle\u015fir ve bunu ruhun incinmesi ve kin g\u00fctmesi i\u00e7in yeterli bir neden sayarlar. \u00c7ok do\u011fal olarak \u00f6l\u00fc canl\u0131lar\u0131 k\u0131skan\u0131r ve eski akrabalar\u0131yla birlikte olmak ister; bu durumda, ruhun onlarla birle\u015fmek i\u00e7in onlar\u0131 hastal\u0131klarla \u00f6ld\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131n\u0131 anlayabiliriz&#8230;&#8221; &#8220;&#8230;Ruhlara y\u00fcklenen k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn di\u011fer bir a\u00e7\u0131klamas\u0131 da, \u00f6l\u00fclerden korkma i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcd\u00fcr ve bu da \u00f6l\u00fcmden korkman\u0131n bir sonucudur.&#8221;<\/p>\n<p>Bizim psikanaliz hastal\u0131klar\u0131 \u00fczerine incelemelerimiz, Westermarck&#8217;\u0131nkini de i\u00e7ine alan daha geni\u015f bir a\u00e7\u0131klama verebilir.<\/p>\n<p>Bir kad\u0131n kocas\u0131n\u0131 ya da bir k\u0131z annesini yitirdi\u011fi zaman, genellikle sa\u011f kalan\u0131n birtak\u0131m azap verici ku\u015fkulara sapland\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr, bunlara &#8220;saplant\u0131 bi\u00e7iminde kendini su\u00e7lu bulma&#8221; ad\u0131n\u0131 veriyoruz; bu, sevdi\u011fi kimsenin \u00f6l\u00fcm\u00fcne acaba dikkatsizlik ya da savsaklama y\u00fcz\u00fcnden kendisinin mi neden oldu\u011fu yolundaki d\u00fc\u015f\u00fcncedir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnceye saplanan kimse, \u00f6len kimseye ne kadar iyi bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 istedi\u011fi kadar an\u0131msas\u0131n, ona kar\u015f\u0131 bir g\u00fcnah i\u015fledi\u011fini istedi\u011fi kadar yads\u0131s\u0131n, yine de azap duymaktan kurtulamaz; bu durum, yas\u0131n patolojik anlat\u0131m\u0131d\u0131r ve zamanla azal\u0131r. Bu gibi olaylar\u0131n psikanalizle incelenmesi bize bu saplant\u0131lar\u0131n gizli kaynaklar\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretir. Bu saplant\u0131 bi\u00e7iminde kendini su\u00e7lu bulmalar\u0131n, belirli bir anlamda hakl\u0131 olduklar\u0131 ve b\u00f6ylece ret ya da kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kma dinlemedikleri belirlenmi\u015ftir. Bu, yasl\u0131 ki\u015finin \u00f6l\u00fcm olay\u0131nda su\u00e7lu olu\u015fundan ya da ger\u00e7ekten \u00f6zensizli\u011finden dolay\u0131 su\u00e7lu olu\u015fundan ileri gelmemektedir; onda hala ya\u015fayan ba\u015fka bir \u015feyin varl\u0131\u011f\u0131ndan ileri gelmektedir. Bu \u015fey onun kendisinin de bilmedi\u011fi bir istek, \u00f6lenin \u00f6l\u00fc\u015f\u00fcnden ger\u00e7ekte pek de \u00fczg\u00fcn olmayan ve hatta elinden gelse bu \u00f6l\u00fcme bizzat neden olacak olan bir istektir. \u015eimdi kendi kendini be\u011fenmeme durumunun yaratt\u0131\u011f\u0131 \u015fey, sevilen ki\u015finin \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00fczerine, onun \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc isteyen bu gizli ve bilin\u00e7siz iste\u011fe kar\u015f\u0131 verilen bir tepkidir. Sevilen ki\u015finin arkas\u0131nda ya\u015fayan ve bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren bu t\u00fcr gizli bir kin, belirli bir kimseye kar\u015f\u0131 beslenen b\u00fct\u00fcn duygusal ba\u011fl\u0131l\u0131k durumlar\u0131n\u0131n hemen hepsinde vard\u0131r ve klasik bir durumu, yani insan duygular\u0131nda bulunan ikili\u011fin ilk tipini temsil eder. Duygulardaki bu \u00e7ift de\u011ferlilik hemen herkeste az \u00e7ok vard\u0131r; normal durumlarda bu, anlatt\u0131\u011f\u0131m\u0131z takanakl\u0131 bi\u00e7imde kendini be\u011fenmeme durumlar\u0131na yol a\u00e7acak kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011fildir. Fakat duruma uygun ko\u015fullar bulundu mu, en \u00e7ok sevdi\u011fimiz insanlara kar\u015f\u0131 hi\u00e7 beklenmedik yerlerde kendini g\u00f6sterir. \u00c7o\u011fu kez tabu sorunlar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131z zorlanma nevrozlar\u0131 gibi \u00f6zg\u00fcn duygu \u00e7ifteli\u011fini y\u00fcksek derecede g\u00f6stermeleri bak\u0131m\u0131ndan \u00f6zellikle ay\u0131rt edilir.<\/p>\n<p>\u015eimdi, \u00f6lenlerin ruhunun \u015feytan oldu\u011funa ni\u00e7in inan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 ve birtak\u0131m tabu kurallar\u0131yla bu ruhlar\u0131n yapabilece\u011fi k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden ni\u00e7in korunma zorunlulu\u011fu duyuldu\u011funu anlayacak duruma geliyoruz. Psikanalizin zorlanma nevrozlar\u0131na tutulmu\u015f olanlarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc duygu \u00e7ifteli\u011finin, bu ilkel budunlar\u0131n duygu ya\u015fam\u0131nda da bulundu\u011funu kabul edince, t\u0131pk\u0131 nevrozlunun yakas\u0131n\u0131 b\u0131rakmayan su\u00e7luluk duygusunun gerisinde bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda ya\u015fayan d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygusuna kar\u015f\u0131 uyanan tepkiye benzer bir tepkinin, sevilen kimsenin ac\u0131 verici \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra ilkelin ruhunda da bir zorunluluk durumuna geldi\u011fini kolayca anlar\u0131z. Fakat sevilen kimsenin \u00f6lmesiyle bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda ac\u0131 duyularak doyurulan bu d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygusu, ilkellerde farkl\u0131 bir sonu\u00e7 do\u011furmaktad\u0131r. Bu duyguya kar\u015f\u0131 savunma, d\u00fc\u015fmanl\u0131k nesnesinin \u00fczerine, yani \u00f6l\u00fcn\u00fcn \u00fczerine kayd\u0131rma (d\u00e9placement) yoluyla yap\u0131l\u0131r. Gerek normal, gerekse hastal\u0131kl\u0131 ruhsal ya\u015famda \u00e7ok s\u0131k g\u00f6r\u00fclen bu savunma yoluna &#8220;\u00fcst\u00fcne atma&#8221; (projection) ad\u0131n\u0131 veriyoruz. Ya\u015fayan, sevgili \u00f6l\u00fcs\u00fcne kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanca bir duygu ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 yads\u0131r; fakat \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhu onlar\u0131 unutmaz ve yas d\u00f6nemi bitince onlar\u0131 a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. \u00dcst\u00fcne atma yoluyla ba\u015far\u0131l\u0131 savunmaya kar\u015f\u0131n, bu duygusal tepkide kendi kendini cezaland\u0131rma ve pi\u015fmanl\u0131k duyma niteli\u011fi vard\u0131r ve bu, korku bi\u00e7iminde, nefsi bir\u00e7ok \u015feyden yoksun b\u0131rakma bi\u00e7iminde, d\u00fc\u015fman \u015feytana kar\u015f\u0131 korunma \u00f6nlemleri ad\u0131 alt\u0131nda kendini birtak\u0131m yasaklara ba\u011fl\u0131 k\u0131lma bi\u00e7iminde g\u00f6steriyor. B\u00f6ylece yine tabunun duygular\u0131n \u00e7ift de\u011ferlili\u011finden \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz. \u00d6l\u00fcn\u00fcn tabu olmas\u0131 da, bilin\u00e7li keder duygusuyla \u00f6l\u00fcm kar\u015f\u0131s\u0131nda kurallara ayk\u0131r\u0131 duruma gelen doyum duygusu aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmadan do\u011fmaktad\u0131r. E\u011fer ruhlar\u0131n \u00f6fkesinin kayna\u011f\u0131 buysa, ya\u015fayanlar i\u00e7inde en yak\u0131nlar\u0131n\u0131n ve en sevdiklerinin ondan en \u00e7ok korkmas\u0131 gerekti\u011fi de a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Nevroz belirtilerinde oldu\u011fu gibi, tabu kurallar\u0131 da kar\u015f\u0131t duygular g\u00f6sterir. Bu kurallar\u0131n yasak edici niteli\u011fi yas\u0131 anlat\u0131r; di\u011fer yandan yine bu kurallar, gizlemek istedikleri \u015feyi, yani \u015fimdi kendini savunma bi\u00e7imine b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f olan \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygusunu a\u00e7\u0131klar. Tabu kurallar\u0131n\u0131n birtak\u0131m ba\u015ftan \u00e7\u0131karma olgular\u0131ndan korkma bi\u00e7iminde anla\u015f\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. \u00d6l\u00fc bir ki\u015fi savunmas\u0131zd\u0131r; kendisine kar\u015f\u0131 beslenen d\u00fc\u015fmanca istekleri doyurmak i\u00e7in bir k\u0131\u015fk\u0131rtma nedeni olabilir; elbette bu ba\u015ftan \u00e7\u0131karmaya birtak\u0131m yasaklarla kar\u015f\u0131 koymak gerekir.<\/p>\n<p>Fakat Westermarck, vah\u015filer aras\u0131nda \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f olanlarla do\u011fal bir \u00f6l\u00fcmle \u00f6lm\u00fc\u015f olanlar aras\u0131nda bir fark g\u00f6zetildi\u011fini kabul etmemekte hakl\u0131d\u0131r ve daha sonra g\u00f6sterece\u011fimiz gibi, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 bi\u00e7iminde do\u011fal \u00f6l\u00fcm bile bir \u00f6ld\u00fcrme say\u0131l\u0131r; ki\u015finin k\u00f6t\u00fc isteklerle \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcne inan\u0131l\u0131r. Anne, baba, erkek ve k\u0131z karde\u015fler gibi en sevilen yak\u0131nlar\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcne ilgili d\u00fc\u015flerin k\u00f6keni ve anlam\u0131yla ilgilenenler, \u00e7ocuk olsun, ilkel olsun d\u00fc\u015f g\u00f6renler \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 ayn\u0131 tavr\u0131 ald\u0131klar\u0131 i\u00e7in, \u00e7ift de\u011ferli duygunun egemen oldu\u011funu g\u00f6recektir.<\/p>\n<p>Biraz \u00f6nce tabunun i\u00e7eri\u011fini \u015feytanlardan korkmayla a\u00e7\u0131klayan Wundt&#8217;un g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc tart\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131k. Bununla birlikte \u00f6l\u00fc tabusunu, \u00f6ld\u00fckten sonra \u015feytana d\u00f6n\u00fc\u015fen \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhundan duyulan korkuyla a\u00e7\u0131klayan g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kabul etmi\u015ftik. Bu bir tutars\u0131zl\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcnmektedir; fakat bunu a\u00e7\u0131klamak g\u00fc\u00e7 de\u011fildir. Ger\u00e7i \u015feytan d\u00fc\u015f\u00fcncesini kabul ettik ama bunun, psikolojinin daha ileri \u00f6\u011felere dayand\u0131ramayaca\u011f\u0131 bir son olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da bilmekteyiz. Biz \u015feytanlar\u0131, ya\u015fayan\u0131n \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 besledi\u011fi d\u00fc\u015fmanca duygular\u0131n ba\u015fka yere \u00e7evrilmi\u015fi olarak g\u00f6stermi\u015ftik.<\/p>\n<p>\u00d6lm\u00fc\u015fe kar\u015f\u0131 beslenen \u00e7ifte duygu, yani \u015fefkat ve d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygular\u0131, sevilen kimsenin \u00f6l\u00fcm\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda kendini yas ve doyum bi\u00e7iminde anlatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, bu kar\u015f\u0131t duygular aras\u0131nda do\u011fal bir \u00e7at\u0131\u015fma ba\u015f g\u00f6sterir; bunlar\u0131n bir tanesi, yani d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygusu, t\u00fcm\u00fcyle ya da b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in, bu \u00e7at\u0131\u015fma (\u00f6rne\u011fin sevdi\u011fimiz bir kimsenin bizi incitti\u011fi zaman onu ba\u011f\u0131\u015flamam\u0131zda oldu\u011fu gibi) d\u00fc\u015fmanl\u0131k ya da \u015fefkat bi\u00e7iminde bilin\u00e7li bir ay\u0131rmayla sonu\u00e7lanmaz. Bu i\u015f genellikle, psikanalizde \u00fcst\u00fcne atma ad\u0131 verilen \u00f6zel bir ruhsal mekanizma arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ba\u015far\u0131l\u0131r. Bilgisiz oldu\u011fumuz ve bilmek de istemedi\u011fimiz bu bilinmeyen d\u00fc\u015fmanl\u0131k, i\u00e7 d\u00fcnyam\u0131zdan d\u0131\u015f d\u00fcnyaya \u00e7evrilir ve b\u00f6ylece kendi benli\u011fimizden s\u00f6k\u00fcl\u00fcp \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131r, ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne at\u0131l\u0131r. \u00d6lm\u00fc\u015f olandan kurtuldu\u011fumuz i\u00e7in sevinmeyiz, tersine onun i\u00e7in yas tutar\u0131z; fakat o zaman, gariptir, o da bizim kederimizden zevk alan ve bizim \u00f6lmemizi isteyen bir cad\u0131ya d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. O zaman ya\u015fayanlar kendilerini bu k\u00f6t\u00fc d\u00fc\u015fmandan korumak ister; b\u00f6ylece i\u00e7lerinden gelen bask\u0131dan kurtulurlar. Fakat ancak bu bask\u0131n\u0131n yerine d\u0131\u015ftan gelen bir bask\u0131y\u0131 koymakla bunu yapmay\u0131 ba\u015far\u0131rlar.<\/p>\n<p>\u00d6l\u00fcy\u00fc k\u00f6t\u00fc bir d\u00fc\u015fman d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcren bu \u00fcst\u00fcne atma durumunun ger\u00e7ek bir deste\u011fi olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc ya\u015fayanlarla \u00f6len aras\u0131ndaki ger\u00e7ek nefretler unutulmam\u0131\u015ft\u0131r ve bunlar an\u0131msand\u0131k\u00e7a \u00f6l\u00fc hakl\u0131 olarak be\u011fenilmeyebilir. Bu nefretler, birbirine kar\u015f\u0131 yap\u0131lan sert davran\u0131\u015flara egemen olma iste\u011fi, haks\u0131zl\u0131k gibi, k\u0131saca, insanlar aras\u0131ndaki en yumu\u015fak ili\u015fkilerin bile i\u00e7inde bulunan duygulard\u0131r. Fakat durum, yaln\u0131zca bu etmenin tek ba\u015f\u0131na cad\u0131lar\u0131n k\u00f6kenini \u00fcst\u00fcne atmayla a\u00e7\u0131klamay\u0131 m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lacak kadar basit olamaz. Ku\u015fkusuz \u00f6l\u00fcn\u00fcn su\u00e7lar\u0131, ya\u015fayanlar\u0131n k\u0131smen d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 uyand\u0131rmaktad\u0131r; fakat bu d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 uyand\u0131rmam\u0131\u015f olsalar, b\u00f6yle bir sonu\u00e7 olu\u015fturmayacaklard\u0131r ve o zaman \u00f6l\u00fcm olay\u0131 \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 hakl\u0131 olarak \u00e7evrilmi\u015f olan su\u00e7lar\u0131n an\u0131s\u0131n\u0131n uyanmas\u0131na neden olmayacakt\u0131r. Bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131, s\u00fcrekli ve ger\u00e7ekten k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131c\u0131 neden olarak kabul etmek zorunday\u0131z. En yak\u0131nlara ve en sevgililere kar\u015f\u0131 olan bu d\u00fc\u015fmanca e\u011filim onlar ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece gizli kal\u0131r, yani ya do\u011frudan do\u011fruya ya da bir yerine koyma arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kendini bilin\u00e7te ele vermekten \u00e7ekinir. Bununla birlikte hem sevilen, hem de kin duyulan ki\u015fi \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc zaman, bu art\u0131k daha fazla m\u00fcmk\u00fcn olmaz ve \u00e7at\u0131\u015fma iyice \u015fiddetlenir. Artan \u015fefkatten do\u011fan yas, bir yandan uyuyan d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011fa, di\u011fer yandan da bu d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n tam bir doyum duygusunu do\u011furmamas\u0131na daha fazla dayanamaz. B\u00f6ylece bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131, \u00fcst\u00fcne atma arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla at\u0131l\u0131r ve \u015feytanlar taraf\u0131ndan cezaland\u0131r\u0131lma korkusunun bir anlat\u0131m\u0131 olan ayin olu\u015fur. Yas d\u00f6neminin sonucuyla \u00e7at\u0131\u015fma da korkutucu yan\u0131n\u0131 yitirir, b\u00f6ylece \u00f6l\u00fc tabusu giderek ortadan kalkar ve sonunda unutulup gider.<\/p>\n<p><b>4<\/b><\/p>\n<p>\u00d6l\u00fc tabusunun olu\u015fmas\u0131n\u0131n dayand\u0131\u011f\u0131 temeli b\u00f6ylece a\u00e7\u0131klarken bu vesileyle genellikle tabunun anla\u015f\u0131lmas\u0131nda \u00f6nemi olan bir iki noktay\u0131 daha ekleyeyim.<\/p>\n<p>\u00d6l\u00fc tabusunda bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n \u015feytan\u0131n \u00fczerine \u00e7evrilmesi, ilkellerin ruhsal ya\u015fam\u0131n\u0131n yap\u0131s\u0131nda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir etkisi olan bir\u00e7ok ruhsal durumun yaln\u0131zca tek bir \u00f6rne\u011fidir. Yukarda aktar\u0131lan olayda ba\u015fka yere \u00e7evirme mekanizmas\u0131, duygular\u0131n \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131 sorununu \u00e7\u00f6zmeye yaramaktad\u0131r; nevrozlulu\u011fa g\u00f6t\u00fcren bir\u00e7ok durumda da ayn\u0131 amaca yarar; fakat ba\u015fka yere \u00e7evirme salt savunma amac\u0131yla yap\u0131lmaz, \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n olmad\u0131\u011f\u0131 yerlerde de olur. \u0130\u00e7 duyu\u015flar\u0131n d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7evrilmesi, \u00f6rne\u011fin duygusal alg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131 da etkileyen ilkel bir mekanizmad\u0131r ve bunun, normal olan d\u0131\u015f d\u00fcnyam\u0131za bi\u00e7im vermede \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir pay\u0131 vard\u0131r. Hen\u00fcz yeterli derecede belirlenmemi\u015f olan ko\u015fullar alt\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnsel ve duygusal durumlar\u0131m\u0131z\u0131n i\u00e7 alg\u0131lar\u0131 bile, duygusal alg\u0131lar gibi d\u0131\u015far\u0131ya do\u011fru \u00e7evrilir ve bunlar i\u00e7 d\u00fcnyada kalmalar\u0131 gerekirken, d\u0131\u015f d\u00fcnyam\u0131za bir bi\u00e7im vermeye yarar. K\u00f6ken bak\u0131m\u0131ndan bu belki de, dikkat i\u015flevinin ba\u015flang\u0131\u00e7ta i\u00e7 d\u00fcnyaya de\u011fil de d\u0131\u015f d\u00fcnyadan gelen uyar\u0131lara \u00e7evrilmi\u015f olmas\u0131 ve &#8220;endopsi\u015fik&#8221; durumlardan yaln\u0131zca haz ve \u00fcz\u00fcnt\u00fc almas\u0131yla ilgilidir. S\u00f6zc\u00fck temsillerinin duyularda b\u0131rakt\u0131klar\u0131n\u0131n i\u00e7 durumlarla \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m yapmas\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla soyut bir d\u00fc\u015f\u00fcnce dilinin geli\u015fmesiyledir ki dikkat yava\u015f yava\u015f alg\u0131layabilir bir duruma gelmi\u015ftir. Bu evreye gelmeden \u00f6nce ilkel, i\u00e7 alg\u0131lar\u0131n\u0131 d\u0131\u015far\u0131ya do\u011fru \u00e7evirerek d\u0131\u015f d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc olu\u015fturmu\u015ftur. Biz \u015fimdi g\u00fc\u00e7lenmi\u015f bilin\u00e7li alg\u0131m\u0131zla bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc yine psikoloji diline \u00e7evirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Bireyin k\u00f6t\u00fc i\u00e7tepilerinin cad\u0131lar \u00fczerine \u00e7evrilmesi, ilkellerin d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ancak bir par\u00e7as\u0131d\u0131r; bu d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ileride &#8220;animism&#8221; ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda g\u00f6rece\u011fiz. O zaman b\u00f6yle bir d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kurman\u0131n psikolojik i\u00e7eri\u011fini belirleyece\u011fiz ve bu d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesinde bulaca\u011f\u0131m\u0131z dayanak noktalar\u0131 bizi yine nevrozlarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131racakt\u0131r. \u015eimdilik yaln\u0131zca d\u00fc\u015flerin i\u00e7eri\u011fine ili\u015fkin &#8220;ikincil ayr\u0131nt\u0131lar&#8221;\u0131n b\u00fct\u00fcn bu d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015flerinin bir prototipi oldu\u011funu s\u00f6ylemek isteriz. (53) Yine d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc kurma evresinden ba\u015flayarak bilincin egemen oldu\u011fu her edimin iki kayna\u011f\u0131, yani sistematik kaynakla ger\u00e7ek ama bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 kayna\u011f\u0131n\u0131n bulundu\u011funu unutmayal\u0131m.<\/p>\n<p>Wundt &#8220;efsanelerin her yerde \u015feytanlara y\u00fckledi\u011fi etki aras\u0131nda daima k\u00f6t\u00fc etkiler \u00fcst\u00fcn gelir, \u00f6yle ki budunlar\u0131n dinlerine g\u00f6re, k\u00f6t\u00fc \u015feytanlar iyi \u015feytanlardan daha eskidir&#8221; der.<\/p>\n<p>\u015eeytan kavram\u0131n\u0131n, \u00f6l\u00fclerle diriler aras\u0131ndaki \u00e7ok \u00f6nemli ili\u015fkiden do\u011fmu\u015f olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n evriminin daha sonraki d\u00f6nemlerinde bu ili\u015fkide gizli olan \u00e7ift de\u011ferlilik birbirine kar\u015f\u0131t iki ruhsal olu\u015fumun, yani \u015feytan korkusuyla hortlak korkusu ve atalara sayg\u0131 duygusunun bir k\u00f6kten \u00e7\u0131kmas\u0131na yol a\u00e7makla kendisini g\u00f6stermi\u015ftir. \u015eeytan inanc\u0131 \u00fczerinde yas\u0131n etkisini en iyi g\u00f6steren olay, \u015feytanlar\u0131n her zaman yak\u0131nlarda \u00f6lm\u00fc\u015f olan kimselerin ruhlar\u0131 olarak kabul edilmesidir. Yas\u0131n belirgin rol\u00fc, ya\u015fayanlar\u0131n \u00f6l\u00fcden an\u0131lar\u0131n\u0131 ve umutlar\u0131n\u0131 kesmeye yaramas\u0131d\u0131r. Bu i\u015f yap\u0131ld\u0131 m\u0131 keder ve onunla birlikte pi\u015fmanl\u0131k ve kendini su\u00e7lu bulma durumu da azal\u0131r ve bu yolla \u015feytan korkusu da hafifler. Fakat \u00f6nce \u015feytan diye korkulan yine bu ruhlarla, daha sonra dost olunur; bunlar ata say\u0131l\u0131r, tehlike zamanlar\u0131nda yard\u0131mlar\u0131na ba\u015fvurulur.<\/p>\n<p>Ge\u00e7mi\u015f y\u00fczy\u0131llar i\u00e7inde ya\u015fayanlarla \u00f6l\u00fclerin ili\u015fkisini incelersek, duygulardaki \u00e7ift de\u011ferlili\u011fin son derece azald\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Biz bug\u00fcn \u00f6l\u00fcye kar\u015f\u0131 olan bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131, b\u00fcy\u00fck bir ruhsal \u00e7aba harcamadan kolayl\u0131kla kavrayabiliyoruz. \u00d6nceleri doyurulmu\u015f kin ve ac\u0131l\u0131 \u015fefkat birbiriyle \u00e7at\u0131\u015f\u0131rken, \u015fimdi bir yara izi gibi g\u00f6z\u00fcken ve demortuis nil nisi bene diyen sofulu\u011fu g\u00f6r\u00fcyoruz. Psikanalizin eski \u00e7ift de\u011ferli duygudan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bize g\u00f6stermi\u015f oldu\u011fu kendini su\u00e7lu bulma durumlar\u0131yla sevilenin \u00f6l\u00fcm\u00fcne, \u015fimdi yaln\u0131zca nevrozlular yas tutuyor. Bu de\u011fi\u015fmenin nas\u0131l oldu\u011funu, aile ili\u015fkilerindeki de\u011fi\u015fmelerin \u00e7ift de\u011ferli duygular\u0131n azal\u0131\u015f\u0131nda ne dereceye kadar pay\u0131 oldu\u011funu burada tart\u0131\u015fman\u0131n gere\u011fi yoktur. Fakat bu \u00f6rnek bize \u015funu kabul ettirebilir: \u0130lkellerin ruhsal i\u00e7tepilerinde bug\u00fcnk\u00fc uygar insanlar aras\u0131nda g\u00f6r\u00fclenden fazla bir \u00e7ift de\u011ferlilik vard\u0131r. Bu \u00e7ift de\u011ferlili\u011fin azalmas\u0131yla \u00e7ift de\u011ferli duygular aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n uzla\u015f\u0131m\u0131n\u0131n bir belirtisi olan tabu da yava\u015f yava\u015f ortadan kalkar. \u00c7at\u0131\u015fmay\u0131 ve onun sonucu olan tabuyu yinelemeye s\u00fcr\u00fcklenen nevrozlular\u0131n, arkaik bir b\u00fcnye bi\u00e7iminde atavistik bir art\u0131\u011f\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunun uygar ya\u015fam\u0131n zorunluluklar\u0131yla bask\u0131ya u\u011framas\u0131n\u0131n, onlara, korkun\u00e7 bir ruhsal enerji harcamas\u0131na mal oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz.<\/p>\n<p>Burada, Wundt&#8217;un tabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn \u00e7ifte anlam\u0131, yani kutsal ve kirli anlam\u0131 hakk\u0131nda verdi\u011fi ku\u015fku uyand\u0131ran bilgileri an\u0131msayabiliriz. (Yukar\u0131ya bak\u0131n\u0131z). Tabu deyiminin, k\u00f6keninde kutsal ve kirli anlamlar\u0131na de\u011fil, \u015feytanl\u0131 bir \u015fey, dokunulamaz bir \u015fey anlamlar\u0131na geldi\u011fi san\u0131lmakta ve bu yolla bu sonuncu anlam\u0131n her iki kutbuna \u00f6zg\u00fc olan karakteristi\u011fe \u00f6nem verilmekte ve bu s\u00fcrekli ortak niteli\u011fi, daha sonralar\u0131 birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f olan kutsalla kirli aras\u0131nda ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131l\u0131k oldu\u011funu g\u00f6sterdi\u011fi san\u0131lmaktayd\u0131.<\/p>\n<p>Buna kar\u015f\u0131, bizim incelememiz tabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcnde s\u00f6z konusu olan \u00e7iftanlam\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri var oldu\u011funu kolayca g\u00f6steriyor ve hem belirli bir \u00e7ift de\u011ferli duygu, hem de bu temele dayanarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olan \u015feyleri anlat\u0131yordu. Tabunun kendisi de \u00e7ift de\u011ferli bir s\u00f6zc\u00fckt\u00fcr ve \u015funu da ekleyebiliriz ki, zaten bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn yerle\u015fmi\u015f anlam\u0131 ayr\u0131nt\u0131l\u0131 bir incelemenin sonunda vard\u0131\u011f\u0131m\u0131z sonucu, yani tabu yasa\u011f\u0131n\u0131n \u00e7ift de\u011ferli duygunun \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak a\u00e7\u0131klanabilece\u011fini bize kendili\u011finden tahmin ettirebilirdi. En eski dillerin incelenmesi, bize, bir zamanlar kendi kar\u015f\u0131tlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan b\u00f6yle s\u00f6zc\u00fcklerin bulundu\u011funu ve bunlar\u0131n, tabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcndeki anlamda olmamakla birlikte belirli bir anlamda \u00e7ift de\u011ferli oldu\u011funu g\u00f6sterir. \u0130ki kar\u015f\u0131t anlam\u0131 ta\u015f\u0131yan bu ilkel s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn u\u011frad\u0131\u011f\u0131 hafif ses de\u011fi\u015fimleri, ba\u015flang\u0131\u00e7ta bir s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn i\u00e7inde birle\u015fen iki kar\u015f\u0131t anlam i\u00e7in sonralar\u0131 ayr\u0131 bir dil anlat\u0131m\u0131 olu\u015fturulmas\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Tabu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn sonu ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc olmu\u015ftur: Ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 \u00e7ift anlam\u0131n \u00f6neminin azalmas\u0131yla kendisi de kaybolmu\u015f ya da daha do\u011frusu ona benzer s\u00f6zc\u00fckler s\u00f6zl\u00fckten silinmi\u015ftir. \u0130leride ba\u015fka bir nedenle bu kavram\u0131n yok olmas\u0131n\u0131n arkas\u0131nda olas\u0131l\u0131kla belirgin bir tarihsel de\u011fi\u015fimin gizli oldu\u011funu, s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn ba\u015flang\u0131\u00e7ta belirli insan ili\u015fkileriyle birlikte kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu ay\u0131rt edici niteli\u011finin b\u00fcy\u00fck bir \u00e7ift de\u011ferli duygu oldu\u011funu ve bundan di\u011fer benzer ili\u015fkilere de yay\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilece\u011fimi umuyorum.<\/p>\n<p>E\u011fer yan\u0131lm\u0131yorsak, tabunun anla\u015f\u0131lmas\u0131 bize vicdan\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ve k\u00f6kenini de ayd\u0131nlatacak gibidir. Kavramlar\u0131m\u0131z\u0131 zorlamaks\u0131z\u0131n, bir tabu vicdan\u0131n\u0131n ve tabunun \u00e7i\u011fnenmesinden sonra ortaya \u00e7\u0131kan bir g\u00fcnah duygusunun oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz. Tabu vicdan\u0131, vicdan olaylar\u0131n\u0131n belki de rastgeldi\u011fimiz en eski bi\u00e7imidir.<\/p>\n<p>&#8220;Vicdan&#8221; nedir? S\u00f6zc\u00fck anlam\u0131na g\u00f6re, en emin olarak bildi\u011fimiz \u015feye i\u015faret eder; baz\u0131 dillerde anlam\u0131 &#8220;bilin\u00e7&#8221;ten kolayca ayr\u0131lamamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Vicdan, i\u00e7imizde bulunan belirli isteklere kar\u015f\u0131 gelen \u015feylerin i\u00e7erdeki duyulu\u015fudur; fakat as\u0131l sorun, bunun ba\u015fka bir \u015feye ba\u011fl\u0131 olmamas\u0131, yani kendi kendinden emin olmas\u0131d\u0131r. Bu, g\u00fcnahkar bir vicdanda kendini daha a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterir, g\u00fcnahkar vicdan\u0131n, belirli istek ve i\u00e7tepilerimizin baz\u0131lar\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftiren edimlere i\u00e7imizde ilendi\u011fini duyar\u0131z. Bunu daha fazla a\u00e7\u0131klamaya gerek yoktur. Her vicdanl\u0131 adam kendi i\u00e7inde bu ilencin hakl\u0131 oldu\u011funu duyumsar ve davran\u0131\u015f\u0131ndan dolay\u0131 pi\u015fmanl\u0131k duyar. Ancak bu ayn\u0131 nitelik ilkellerin tabuya kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 tav\u0131rda da g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Tabu, vicdan\u0131n bir buyru\u011fudur. Onun \u00e7i\u011fnenmesi, kayna\u011f\u0131 gizli olmakla birlikte kendisi belli olan korkun\u00e7 bir g\u00fcnah duygusunun do\u011fmas\u0131na neden olur.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse vicdan\u0131n da duygular\u0131n \u00e7ift de\u011ferlili\u011fi temeline dayanarak yine \u00e7ift de\u011ferli olan baz\u0131 insan ili\u015fkilerinden do\u011fmu\u015f olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. Belki de hem tabu, hem de zorlanma nevrozunda oldu\u011fu gibi olu\u015fur, yani iki kar\u015f\u0131t duygunun biri bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 olur, \u00f6tekinin zoru alt\u0131nda itilir. Nevrozlar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesinden \u00f6\u011frendi\u011fimiz bir\u00e7ok \u015fey bunu do\u011frulamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi, zorlanma nevrozlar\u0131nda ac\u0131l\u0131 bir vicdanl\u0131l\u0131\u011f\u0131n belirgin nitelikte oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Bu vicdanl\u0131l\u0131k bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda kirli olan ba\u015ftan \u00e7\u0131karmalara kar\u015f\u0131 verilen tepkinin bir belirtisidir; nevrozlular, hastal\u0131klar artt\u0131k\u00e7a g\u00fcnahkar vicdanl\u0131l\u0131\u011f\u0131n en son derecesine gelirler. Bunun i\u00e7in, hatta \u015funu bile savlayabiliriz ki, e\u011fer g\u00fcnahkar vicdan\u0131n k\u00f6kenini zorlanma nevrozlular\u0131nda bulamazsak onu ba\u015fka bir yerde ke\u015ffetmekten umudumuzu kesmeliyiz. Bireysel nevroz olaylar\u0131nda bu k\u00f6keni kesin olarak bulmu\u015f oluyoruz. Budunlar aras\u0131nda da sorunun buna benzer \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc buldu\u011fumuza inan\u0131yoruz.<\/p>\n<p>\u0130kincisi, g\u00fcnah duygusunun i\u00e7inde \u00fcz\u00fcnt\u00fc (i\u00e7 s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131) gibi \u015feyler bulundu\u011funu se\u00e7memek olanaks\u0131zd\u0131r; bu \u00fcz\u00fcnt\u00fcy\u00fc hi\u00e7 \u00e7ekinmeksizin &#8220;vicdan korkusu&#8221; deyi\u015fiyle anlatabiliriz. Fakat korku bize bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 kaynaklar\u0131 oldu\u011funu g\u00f6sterir. Nevrozlular\u0131n psikolojisi bize g\u00f6sterir ki istek duygular\u0131 itildi\u011fi zaman, libido \u00fcz\u00fcnt\u00fc bi\u00e7imini al\u0131r. Yine g\u00fcnah duygusunda ayn\u0131 zamanda bilinmeyen ve bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 olan bir \u015feyin, yani geri itme nedeninin de bulundu\u011funu an\u0131msamak gerekir. G\u00fcnah duygusundaki s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fc bu bilinmeyen \u00f6\u011feye ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Madem ki tabu kendini her \u015feyden \u00f6nce yasaklarda g\u00f6steriyor, o takdirde nevrozlara kadar giderek benzetme yoluyla kan\u0131tlamaya gerek kalmaks\u0131z\u0131n onun kesin birtak\u0131m isteklere dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 pekala a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rebiliriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc kimsenin yapmak istemedi\u011fi \u015feyleri yasaklamaya gerek yoktur ve hi\u00e7 ku\u015fkusuz a\u00e7\u0131k\u00e7a yasak edilen \u015feyler kesinlikle bir iste\u011fin hedefi olan \u015feylerdir. Akla yak\u0131n gelen bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ilkellere uygularsak, \u015fu sonucu \u00e7\u0131kar\u0131r\u0131z: \u0130lkelleri d\u00fcrten en zorlu duygular aras\u0131nda krallar\u0131n\u0131 ve rahiplerini \u00f6ld\u00fcrmek, &#8220;ensest&#8221; yapmak, \u00f6l\u00fclerine k\u00f6t\u00fc davranmak, vb. istekler vard\u0131. Yine ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, kendi vicdan\u0131m\u0131z\u0131n sesini i\u015fitti\u011fimiz durumlara uygularsak, a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00e7eli\u015fkilerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcne d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f oluruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman bu buyruklar\u0131n hi\u00e7birini, \u00f6rne\u011fin &#8220;\u00f6ld\u00fcrmeyeceksin&#8221; buyru\u011funu \u00e7i\u011fnemeye kar\u015f\u0131 en k\u00fc\u00e7\u00fck bir istek bile duymad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131, b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye kar\u015f\u0131 i\u00e7imize i\u011frenmeden ba\u015fka bir \u015fey gelmedi\u011fini kesin olarak savlar\u0131z.<\/p>\n<p>Fakat vicdan\u0131m\u0131z\u0131n kendi hakk\u0131ndaki bu tan\u0131kl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edersek, o zaman ister tabu bi\u00e7iminde, ister ahlak kural\u0131 bi\u00e7iminde olsun, b\u00fct\u00fcn yasaklar\u0131n hi\u00e7bir anlam\u0131 kalmaz, o zaman vicdan\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n hikmeti a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f olur; vicdan, tabu ve nevroz aras\u0131ndaki ba\u011f ortadan kalkar. Soruna psikanaliz a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakmad\u0131k\u00e7a, sonu\u00e7 yine bug\u00fcnk\u00fc anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131za d\u00f6nmekten ibaret kal\u0131r.<\/p>\n<p>Oysa psikanalizin vard\u0131\u011f\u0131 \u015fu sonu\u00e7lar\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutarsak sorun ayd\u0131nlan\u0131r: Normal insanlar\u0131n r\u00fcyalar\u0131n\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye kar\u015f\u0131 i\u00e7imizde duydu\u011fumuz d\u00fcrtmelerin sand\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan daha zorlu ve daha s\u0131k oldu\u011funu ve bilincimize \u00e7\u0131kmad\u0131klar\u0131 zaman bile ruhsal etkiler yapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. Baz\u0131 nevrozlular\u0131n yakas\u0131na yap\u0131\u015fan kurallar\u0131n, \u015fiddetlenen \u00f6ld\u00fcrme i\u00e7tepisinin kar\u015f\u0131s\u0131na dikilen bir sigortadan ve kendini cezaland\u0131rma arac\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da \u00f6\u011frenince, her yasa\u011f\u0131n bir iste\u011fi gizledi\u011fini savlayan varsay\u0131m\u0131m\u0131z\u0131n do\u011frulu\u011funu bir kez daha g\u00f6rebiliriz. O zaman bu \u00f6ld\u00fcrme iste\u011finin ger\u00e7ekten var oldu\u011funu ve gerek tabu gerekse ahlak yasaklar\u0131n\u0131n psikolojik bak\u0131mdan hi\u00e7 de bo\u015f \u015feyler olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edebiliriz, tersine bunlar \u00f6ld\u00fcrme i\u00e7tepisine kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z iki cepheli tav\u0131rla a\u00e7\u0131klanabilir ve varl\u0131klar\u0131n\u0131n hikmeti budur.<\/p>\n<p>Temellili\u011fi \u00fczerinde s\u0131k s\u0131k durulan bu \u00e7ift de\u011ferli tavr\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fc, yani olumlu iste\u011fin bilin\u00e7lenmi\u015f olmas\u0131, bunun daha ba\u015fka sonu\u00e7lara ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6stermek ve ba\u015fka sorunlar\u0131 a\u00e7\u0131klama olana\u011f\u0131n\u0131 vermektedir. Bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131ndaki psi\u015fik s\u00fcre\u00e7ler, bilin\u00e7lenmi\u015f psi\u015fik ya\u015fam\u0131m\u0131zda bizce bilinen s\u00fcre\u00e7lerin t\u00fcm\u00fcyle ayn\u0131 de\u011fildir, bunlar bilin\u00e7 ya\u015fam\u0131m\u0131zdaki s\u00fcre\u00e7lerin yoksun oldu\u011fu baz\u0131 \u00f6nemli \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerden yararlan\u0131r. bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131 bir i\u00e7tepinin kendine g\u00f6sterdi\u011fi yerde do\u011fmu\u015f olmas\u0131 \u015fart de\u011fildir, b\u00fcsb\u00fct\u00fcn ba\u015fka bir yerde de patlak verebilir; k\u00f6kensel olarak ba\u015fka ki\u015filere ve ba\u015fka ili\u015fkilerle ilgili olmakla birlikte yer de\u011fi\u015ftirme mekanizmas\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla bize kendini g\u00f6sterdi\u011fi noktaya gelmi\u015f olabilir. Bilin\u00e7 d\u0131\u015f\u0131nda olup bitenler yok edilemediklerinden ve d\u00fczeltilemediklerinden dolay\u0131 i\u00e7tepiler ilgili olduklar\u0131 d\u00f6nemlerden daha sonraki d\u00f6nem ve ko\u015fullarda ortaya \u00e7\u0131kabilir ve o zaman ba\u015fka ko\u015fullar alt\u0131nda gayet do\u011fal olarak bize yabanc\u0131 ve yersiz gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcrler. B\u00fct\u00fcn bunlar g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir; fakat derinlerine gidecek olursak, uygarl\u0131\u011f\u0131n geli\u015fimini anlamakta bunlar\u0131n ne kadar \u00f6nemli oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>Bu tart\u0131\u015fmalar\u0131 sona erdirirken, daha sonraki ara\u015ft\u0131rmalar\u0131m\u0131z i\u00e7in yararl\u0131 olacak bir g\u00f6zlemi unutmak istemiyoruz. Tabuyla ahlak yasaklar\u0131 aras\u0131nda temelde benzerlik oldu\u011funda ayak diresek bile, aralar\u0131nda psikolojik bir fark oldu\u011funa ku\u015fku yoktur. Yasa\u011f\u0131n art\u0131k tabu bi\u00e7iminde g\u00f6r\u00fcnmemesinin biricik nedeni, temel \u00e7ift de\u011fer ko\u015fullar\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fmesinde aranmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Tabu olaylar\u0131n\u0131n psikanaliz y\u00f6n\u00fcnden a\u00e7\u0131klamas\u0131nda bize buraya kadar yol g\u00f6steren \u015fey, bu tabular\u0131n zorlanma nevrozuyla olan a\u00e7\u0131k benzerli\u011fiydi; fakat tabu nevroz olmay\u0131p toplumsal bir \u00fcr\u00fcn oldu\u011funa g\u00f6re, nevrozla tabu gibi bir ekin \u00fcr\u00fcn\u00fc aras\u0131ndaki temel fark\u0131n ne oldu\u011funu g\u00f6stermek g\u00f6reviyle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Burada da ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olarak yine tek bir olay\u0131 ele alaca\u011f\u0131m. \u0130lkel budunlar, bir tabunun \u00e7i\u011fnenmesinden gelecek cezadan, genellikle a\u011f\u0131r bir hastal\u0131ktan ya da \u00f6l\u00fcmden korkarlar. Bu ceza, yaln\u0131zca tabuyu \u00e7i\u011fneme g\u00fcnah\u0131n\u0131 i\u015flemi\u015f olan\u0131 korkutur. Oysa bu durum, zorlanma nevrozunda ba\u015fkad\u0131r. Hasta kendisine yasaklanm\u0131\u015f olan bir \u015feyi yapmak istedi\u011fi zaman bundan kendine gelecek bir cezadan korkmaz, ba\u015fkas\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na gelecek bir cezadan korkar, bu ki\u015fi genellikle belli de\u011fildir; fakat analiz arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, bu kimsenin kendine \u00e7ok yak\u0131n olan, \u00e7ok sevdi\u011fi bir ki\u015fi oldu\u011fu kolayca anla\u015f\u0131l\u0131r. Onun i\u00e7in nevrozlu \u00f6zgeciymi\u015f gibi davrand\u0131\u011f\u0131 halde, ilkel adam bencil gibi g\u00f6z\u00fckmektedir. Ancak bir tabuyu \u00e7i\u011fneyen hemen ve otomatik olarak yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131n cezas\u0131n\u0131 g\u00f6rmezse, o zaman ilkeller aras\u0131nda toplumsal bir duygu uyan\u0131r, hepsinde bu tehlikenin tehdidi alt\u0131nda olduklar\u0131 duygusu do\u011far ve savsaklanan bu cezay\u0131 derhal kendileri verirler. Bu dayan\u0131\u015fma mekanizmas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klamak bizim i\u00e7in kolayd\u0131r. Bu, olay\u0131n bula\u015f\u0131c\u0131 bir masal olmas\u0131ndan, \u00f6yk\u00fcnme hevesinden, yani tabunun bula\u015fma yetene\u011finden do\u011fan bir korku sorunudur. E\u011fer bir kimse itilen bir iste\u011fi doyuma ula\u015ft\u0131rmay\u0131 ba\u015far\u0131rsa, ayn\u0131 istek ba\u015fkalar\u0131nda da kendini g\u00f6sterebilir; bundan dolay\u0131 bu hevesi bast\u0131rmak i\u00e7in, bu imrenilen kimsenin c\u00fcretinin meyvesinden yoksun edilmesi gerekir. \u00c7o\u011fu kez su\u00e7u i\u015fleyenler, verilen cezayla su\u00e7tan temizlendiklerini ve b\u00f6ylece yasalla\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131 gerek\u00e7e g\u00f6stererek i\u015fledikleri g\u00fcnah\u0131 yeniden i\u015fleme f\u0131rsat\u0131n\u0131 elde eder. Ger\u00e7ekten de insanlar\u0131n ceza yasalar\u0131n\u0131n temel ilkelerinden biri budur; bu yasalar gerek su\u00e7lunun, gerekse onu cezaland\u0131rmakla toplumun \u00f6c\u00fcn\u00fc alanlar\u0131n ayn\u0131 yasak i\u00e7tepilerin etkisi alt\u0131nda oldu\u011funu kabul eder.<\/p>\n<p>Psikanaliz burada, hepimizin zavall\u0131 g\u00fcnahkarlar oldu\u011fumuzu savlayan sofular\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncesini peki\u015ftirmektedir. \u00d6yleyse, kendisi i\u00e7in korkmayan, sevdiklerinin ad\u0131na her \u015feyden \u00fcz\u00fcnt\u00fc duyan nevrozlunun bu beklenmeyen soylulu\u011funu nas\u0131l a\u00e7\u0131klamal\u0131? Psikanaliz incelemeleri, bu soylulu\u011fun temel olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. K\u00f6kende, yani hastal\u0131\u011f\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131nda, birey cezadan kendisi i\u00e7in korkmu\u015f, her zaman kendi ya\u015fam\u0131 \u00fczerine titremi\u015f; \u00f6l\u00fcm korkusu ancak sonralar\u0131 sevilen ki\u015fi \u00fczerine kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bunun olu\u015fu az \u00e7ok kar\u0131\u015f\u0131k olmakla birlikte bug\u00fcn t\u00fcm\u00fcyle a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Her yasa\u011f\u0131n temelinde daima sevilen ki\u015fiye kar\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fc bir i\u00e7tepi, yani \u00f6l\u00fcm iste\u011fi vard\u0131r. Bu iste\u011fi bir yasak i\u00e7eri iter ve kayd\u0131rma yoluyla sevilen kimselerin yerine d\u00fc\u015fman kimseyi koyan belirli bir edimle yasak birle\u015ferek bu edimin ger\u00e7ekle\u015ftirilmesini \u00f6l\u00fcm korkusuyla tehdit eder. Fakat sonu\u00e7 daha da ileri gider ve sevilen ki\u015finin \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc istemek yerine bu defa onun \u00f6lece\u011fi korkusu ge\u00e7er. \u00d6yleyse nevrozlunun \u015fefkatli \u00f6zgecili\u011fi, bu duygunun temelinde ve ona kar\u015f\u0131t olan kaba bencilli\u011fin yerine a\u011f\u0131r basar. Cinsel nesne olarak al\u0131nmayan kimselere kar\u015f\u0131 sayg\u0131 bi\u00e7imindeki duygulara toplumsal duygular ad\u0131n\u0131 verirsek, bu toplumsal etmenlerin ortadan kalkmas\u0131n\u0131 nevrozun sonralar\u0131 a\u015f\u0131r\u0131 &#8220;compensation&#8221; ile k\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftiren temel niteli\u011fi sayabiliriz.<\/p>\n<p>Bu toplumsal i\u00e7tepilerin k\u00f6keni ve insan\u0131n di\u011fer temel i\u00e7tepileriyle ili\u015fkisi konusunda s\u00f6z\u00fc uzatmaks\u0131z\u0131n, ba\u015fka bir \u00f6rnekle nevrozun di\u011fer bir temel devinimsizli\u011fini g\u00f6sterelim. Tabunun kendini g\u00f6sterdi\u011fi bi\u00e7im, nevrozlunun dokunma korkusuna (&#8220;d\u00e9lire de toucher&#8221;sine) bir hayli benzer. Bu nevroz temel olarak cinsel ili\u015fkiyle ilgilidir ve psikanaliz, nevrozdaki yolundan \u00e7evrilip kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f olan g\u00fcc\u00fcn k\u00f6keninin cinsel oldu\u011funu pekala g\u00f6stermi\u015ftir. Tabudaki yasak dokunmalar, ku\u015fkusuz yaln\u0131zca cinsel anlamda de\u011fil, daha \u00e7ok daha yayg\u0131n olan sald\u0131rma, elde etme ve kendinin oldu\u011funu savlama i\u00e7tepilerinden do\u011fmad\u0131r. Ba\u015fkana ya da onunla ili\u015fkide bulunan bir \u015feye dokunmak yasaksa, bunun amac\u0131 ba\u015fka durumlarda ba\u015fkan\u0131n ku\u015fkulu bir g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcnde kendini g\u00f6steren ve hatta ba\u015fkanl\u0131\u011fa ge\u00e7irili\u015finde ona g\u00f6sterilen k\u00f6t\u00fc davran\u0131\u015flarda g\u00f6r\u00fclen i\u00e7tepinin \u00f6n\u00fcne bir duvar \u00e7ekmektir (yukar\u0131ya bak\u0131n). Bu yolla i\u00e7tepinin cinsel \u00f6\u011felerinin toplumsal \u00f6\u011fe kar\u015f\u0131s\u0131nda \u00fcst\u00fcn gelmesi nevrozun karakteristik niteli\u011fini olu\u015fturur. Fakat toplumsal i\u00e7tepilerin kendileri de benci ve erotik \u00f6\u011felerin birle\u015fmesinden do\u011far. Tabuyla zorlanma nevrozu aras\u0131ndaki bu son kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmadan, nevrozun \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imleriyle ekin olu\u015fumlar\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fkileri ve nevroz psikolojisinin incelenmesinin, ekinin geli\u015fimini anlatmadaki \u00f6nemini kestirebiliriz.<\/p>\n<p>Nevrozlar bir yandan sanat, din ve felsefe gibi b\u00fcy\u00fck ekin \u00fcr\u00fcnleriyle s\u0131k\u0131 ve derin bir ili\u015fki g\u00f6sterir, di\u011fer yandan da bu toplumsal \u00fcr\u00fcnlerin bozuk bi\u00e7imleri gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Adeta, histeri bir sanat yap\u0131t\u0131n\u0131n karikat\u00fcr\u00fc, zorlanma nevrozu bir dinin karikat\u00fcr\u00fc, paranoya manisi bir felsefe sisteminin karikat\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Son \u00e7\u00f6z\u00fcmlemede bu \u00e7arp\u0131kl\u0131\u011f\u0131n k\u00f6keni, nevrozlar\u0131n toplumsal \u00fcr\u00fcnler olmas\u0131nda bulunur. Toplumda kolektif \u00e7al\u0131\u015fmayla olu\u015fan \u015feyi nevrozlar \u00f6zel ara\u00e7larla yapmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Nevrozlar\u0131n temelini olu\u015fturan e\u011filimleri ara\u015ft\u0131rmakla k\u00f6keni cinsel olan g\u00fc\u00e7lerin bunlarda belirleyici bir rol\u00fc oldu\u011funu, bunlara denk d\u00fc\u015fen ekin \u00fcr\u00fcnlerindeyse toplumsal i\u00e7tepilere ve benci \u00f6\u011felerle erotik \u00f6\u011felerin birle\u015fmesinden \u00e7\u0131kan e\u011filimlere dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmekteyiz. Cinsel gereksinimin, kendi kendini koruma davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi insanlar\u0131 birle\u015ftirmeye yetecek g\u00fc\u00e7te olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir: Cinsel doyum, her \u015feyden \u00f6nce bireysel, \u00f6zel bir i\u015ftir.<\/p>\n<p>Genetik bak\u0131mdan, nevrozun toplumsal i\u00e7eri\u011fi onun \u00f6zg\u00fcn bir e\u011filiminden ileri gelir ve bu da, ger\u00e7ekli\u011fin doyumsuzluklar\u0131ndan d\u00fc\u015flem d\u00fcnyas\u0131n\u0131n zevklerine s\u0131\u011f\u0131nma iste\u011fidir. Nevrozlular\u0131n ka\u00e7t\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7eklik d\u00fcnyas\u0131na insanlar\u0131n olu\u015fturdu\u011fu toplum ve kurdu\u011fu ili\u015fkiler egemendir; bu ger\u00e7eklikten y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7eviren nevrozlu, ayn\u0131 zamanda kendini insan toplumundan da d\u0131\u015far\u0131 \u00e7ekiyor demektir.<\/p>\n<p align=\"left\">\n<p align=\"left\"><span style=\"color: #000000;\"><strong> <span style=\"font-size: large;\"> <span lang=\"tr\">AN\u0130M\u0130ZM, S\u0130H\u0130R VE D\u00dc\u015e\u00dcNCELER\u0130N SALT ERK\u0130<\/span><\/span><\/strong><\/span><\/p>\n<p align=\"left\">Psikanaliz g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc manevi bilimlere uygulamaya \u00e7al\u0131\u015fan incelemelerin her iki alana da e\u015fit davranamamas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir eksikliktir. Onun i\u00e7in bu incelemeler uzmanlar\u0131 y\u00fcreklendirme, ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n\u0131 yaparken kendilerine yararlanacaklar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceler esinleme g\u00f6revine \u00f6zg\u00fc kalmaktad\u0131r. Bu eksiklik, animizm denen koca alan\u0131 incelemeye \u00e7al\u0131\u015fan b\u00f6yle bir denemede \u00f6zellikle kendini \u015fiddetle duyumsat\u0131r. Animizm, dar anlam\u0131nda, ruhla ilgili kavramlar kuram\u0131, geni\u015f anlam\u0131ndaysa, genellikle tinsel varl\u0131klar kuram\u0131d\u0131r. Animatizm, yani d\u0131\u015far\u0131dan cans\u0131z g\u00f6r\u00fcnen do\u011fan\u0131n ruhland\u0131r\u0131lmas\u0131 (canland\u0131r\u0131lmas\u0131), i\u00e7ine animalizmi ve manizmi de alan daha geni\u015f bir b\u00f6l\u00fcmd\u00fcr. \u00d6nceleri belirli bir felsefe sistemi i\u00e7in kullan\u0131lan animizm terimine bug\u00fcnk\u00fc anlam\u0131n\u0131 veren E. B. Tylor olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Gerek ge\u00e7mi\u015fte, gerekse zaman\u0131m\u0131zda ya\u015fayan ilkellerin do\u011fa ve d\u00fcnya \u00fczerine \u00e7ok dikkate de\u011fer g\u00f6r\u00fc\u015fleri kavranmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131rken bu terimler kullan\u0131lmaya ba\u015flanm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ilkel insanlara g\u00f6re d\u00fcnya insanlara iyilik ya da k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapan bir\u00e7ok ruhsal varl\u0131kla doludur. \u0130lkeller do\u011fa olaylar\u0131n\u0131n nedenlerini bu cinlere ya da \u015feytanlara y\u00fcklemektedir. Bundan ba\u015fka yaln\u0131zca hayvanlar\u0131n ve bitkilerin de\u011fil, cans\u0131z \u015feylerin de bu ruhlarla canland\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131na inanmaktad\u0131rlar. Bu ilkel &#8220;do\u011fa felsefesi&#8221;nin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc ve belki de en \u00f6nemli bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc bize o kadar garip g\u00f6z\u00fckmez; \u00e7\u00fcnk\u00fc bug\u00fcn biz ruhlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 \u00e7ok daraltm\u0131\u015f oldu\u011fumuz halde ve do\u011fa olaylar\u0131n\u0131 ki\u015fisel olmayan maddi g\u00fc\u00e7lerle a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131m\u0131z halde bile, bu felsefeden t\u00fcm\u00fcyle kurtulmu\u015f say\u0131lamay\u0131z. O da \u015fudur: \u0130lkeller, insanlar i\u00e7in de di\u011fer \u015feylerde g\u00f6rd\u00fckleri &#8220;ruhlulu\u011fa&#8221; inan\u0131yorlar. Onlara g\u00f6re, insanlarda da bulunduklar\u0131 yerden ayr\u0131larak ba\u015fka varl\u0131klara ge\u00e7ebilen ruhlar vard\u0131r; bu ruhlar birtak\u0131m g\u00f6r\u00fcnmez etkinliklerde bulunurlar ve bir dereceye kadar bulunduklar\u0131 &#8220;bedenler&#8221;den ba\u011f\u0131ms\u0131zd\u0131rlar. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta ruhlar t\u0131pk\u0131 bireyler gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrd\u00fc; fakat uzun bir evrimle maddi karakterlerini yitirdiler ve daha y\u00fcksek bir anlamda ruhland\u0131rma g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olu\u015ftu.<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok yazar, bu ruh g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn animizm sisteminin ilk \u00e7ekirde\u011fi, cinlerinse ancak bedenden kurtulmu\u015f ruhlar oldu\u011funu, insan ruhuna benzetme yoluyla hayvanlarda, bitkilerde ve e\u015fyada da ruh oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesinin do\u011fdu\u011funu sanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Acaba ilkel insanlar, bu animizm sisteminin dayand\u0131\u011f\u0131 ruh ve beden ikili\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne nas\u0131l varm\u0131\u015ft\u0131? San\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu g\u00f6r\u00fc\u015f, uyku (d\u00fc\u015f) ve uykuya benzeyen \u00f6l\u00fcm olaylar\u0131na bakarak insanlar\u0131 bu kadar yak\u0131ndan etkileyen bu durumlar\u0131 a\u00e7\u0131klama \u00e7abas\u0131n\u0131n sonucu olarak ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Herhalde \u00f6l\u00fcm bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olsa gerektir. \u0130lkel insan i\u00e7in ya\u015fam\u0131n s\u00fcreklili\u011fi yani \u00f6lmezlik apa\u00e7\u0131k bir \u015feydi. \u00d6l\u00fcm kavram\u0131 daha sonra ortaya \u00e7\u0131kan ve ancak ister istemez kabul edilen bir kavramd\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6l\u00fcm d\u00fc\u015f\u00fcncesi bizim i\u00e7in bile i\u00e7i bo\u015f ve ger\u00e7ekli\u011fi anla\u015f\u0131lamaz bir kavramd\u0131r. Animizm kavramlar\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131nda d\u00fc\u015flerde g\u00f6r\u00fclen imgeler, g\u00f6lge, yans\u0131ma gibi g\u00f6zlem ve deneyimlerin oynad\u0131\u011f\u0131 san\u0131lan rol \u00fczerinde de tart\u0131\u015fmalar olmu\u015f, fakat bunlar hi\u00e7bir sonuca varmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kendisini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren olaylar kar\u015f\u0131s\u0131nda ilkel insan\u0131n kafas\u0131nda bu ruh kavram\u0131n\u0131n do\u011fmas\u0131nda ve sonra bu kavram\u0131 d\u0131\u015f d\u00fcnyadaki e\u015fyaya kayd\u0131rmas\u0131nda do\u011fal olmayan gizemli bir s\u0131r g\u00f6rmemeliyiz. Animizm kavramlar\u0131n\u0131n bir\u00e7ok ulus aras\u0131nda ve bir\u00e7ok devlette birbirine benzedi\u011fini g\u00f6ren Wundt, bu kavramlar\u0131n &#8220;efsane kurucu bilincin zorunlu ruhsal \u00fcr\u00fcnleri oldu\u011funu ve ilkellerdeki animizmin, g\u00f6rebildi\u011fimiz kadar\u0131yla insanlar\u0131n do\u011fa halinin ruhland\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir anlat\u0131m\u0131 say\u0131labilece\u011fini&#8221; s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Hume, Dinlerin Do\u011fal Tarihi adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda cans\u0131z do\u011fan\u0131n canl\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 hakl\u0131 g\u00f6r\u00fcr ve \u015f\u00f6yle der: &#8220;B\u00fct\u00fcn insanl\u0131kta her \u015feyi kendisi gibi g\u00f6rme ve yak\u0131ndan tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 ve bildi\u011fi nitelikleri her \u015feye kayd\u0131rma e\u011filimi vard\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Animizm bir d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemidir, tek bir olay\u0131 a\u00e7\u0131klamakla kalmaz, b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 bir noktadan bir s\u00fcreklilik (continuit\u00e9) olarak kavrayan bir a\u00e7\u0131klama verir. Yazarlar, zaman\u0131n ge\u00e7mesiyle bu t\u00fcrden \u00fc\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f sisteminin, \u00fc\u00e7 d\u00fcnya sisteminin ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmektedir: animistik (mitolojik) d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f, dinsel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f ve bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f sistemleri. Bunlardan ilk sistem olan animizm, belki de en tutarl\u0131 ve en kapsaml\u0131 olan ve d\u00fcnyan\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc i\u00e7inde a\u00e7\u0131klayan tek sistemdir. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n bu ilk d\u00fcnya sistemi bug\u00fcn bir psikoloji kuram\u0131d\u0131r. \u0130ster bo\u015f inan\u00e7larda oldu\u011fu gibi eski \u00e7a\u011flardan kalma bir kal\u0131nt\u0131 bi\u00e7iminde, ister dilimizin, inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n, felsefemizin temelinde oldu\u011fu gibi ya\u015fayan bir bi\u00e7imde olsun, bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn bug\u00fcnk\u00fc ya\u015fam\u0131m\u0131zda h\u00e2l\u00e2 ne kadar yeri oldu\u011funu g\u00f6stermek konumuzun d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r.<\/p>\n<p>Birbiri ard\u0131 s\u0131ra gelen bu \u00fc\u00e7 d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc evresini g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tutarak diyoruz ki, animizmin kendisi<br \/>\nhen\u00fcz bir din de\u011fildir, ancak daha sonra dini do\u011furacak olan ilk ko\u015fullar\u0131 ta\u015f\u0131maktayd\u0131. Efsanelerin (mitoslar\u0131n) animizmin temelleri \u00fczerine kurulmu\u015f oldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r; fakat bunlar\u0131n animizmle olan ilgisinin ayr\u0131nt\u0131s\u0131 baz\u0131 temel noktalarda hen\u00fcz ayd\u0131nlat\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bizim psikanaliz incelemelerimiz i\u015fe ba\u015fka bir noktadan ba\u015flayacakt\u0131r. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n, en eski d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc s\u0131rf &#8220;spek\u00fclatif&#8221; bir bilgi h\u0131rs\u0131yla yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 sanmamal\u0131y\u0131z. Do\u011faya egemen olmak gibi uygulamayla ilgili gereksinimlerin herhalde bu i\u015fte bir pay\u0131 olmu\u015ftur. Onun i\u00e7in animizm sistemiyle birlikte ba\u015fka bir \u015feyin daha y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, yani insanlar, hayvanlar, e\u015fya ve ayn\u0131 zamanda cinler \u00fczerinde egemen olma y\u00f6ntemlerinin de ilerledi\u011fini g\u00f6r\u00fcrsek bunda \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey yoktur. S. Reinach <span style=\"color: #0000ff;\">(7)<\/span> &#8220;b\u00fcy\u00fcyle sihir&#8221; ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz bu y\u00f6ntemlere animizmin stratejisi ad\u0131n\u0131 vermek istemektedir; fakat ben Mauss ve Hubert ile birlikte, bunlar\u0131 tekni\u011fe benzetece\u011fim.<\/p>\n<p>Acaba b\u00fcy\u00fc ve sihir kavramlar\u0131 birbirinden ayr\u0131labilir mi? Ancak kendi yetkimize dayanarak, dil al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n keyfiliklerinden kendimizi kurtarmay\u0131 g\u00f6ze al\u0131rsak bunu yapabiliriz. O zaman b\u00fcy\u00fcn\u00fcn temel olarak, belirli ko\u015fullar alt\u0131nda insanlara nas\u0131l davran\u0131l\u0131yorsa, ruhlara da \u00f6yle davranma yoluyla, yani onlar\u0131 ho\u015fnut etme, uzla\u015ft\u0131rma, bizi kay\u0131rmalar\u0131n\u0131 sa\u011flama, g\u00f6zlerini y\u0131ld\u0131rma, g\u00fc\u00e7lerini ellerinden alma, kendi istenci alt\u0131na sokma yoluyla etkileme sanat\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. B\u00fct\u00fcn bunlar ya\u015fayan insanlar\u0131n \u00fczerinde etkisi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclen y\u00f6ntemlerin ayn\u0131 olan y\u00f6ntemlerle yap\u0131lmaktad\u0131r. Oysa sihir ba\u015fka bir \u015feydir; o temel olarak ruhlarla u\u011fra\u015fmaz, bildi\u011fimiz psikolojik y\u00f6ntemleri kullanmaz, \u00f6zel ara\u00e7lar kullan\u0131r. Sihrin daha eski ve daha \u00f6nemli bir animizm tekni\u011fi oldu\u011funu kolayl\u0131kla kestirebiliriz; \u00e7\u00fcnk\u00fc cinlere kar\u015f\u0131 davran\u0131\u015f bi\u00e7imleri aras\u0131nda sihir t\u00fcr\u00fcnden olanlar da g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bundan ba\u015fka sihrin do\u011fan\u0131n canl\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmad\u0131\u011f\u0131 yerlerde kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclmektedir.<\/p>\n<p>Sihir \u00e7ok \u00e7e\u015fitli ama\u00e7lara yarar. Do\u011fa olaylar\u0131n\u0131 insan\u0131n istencine ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lar, insan\u0131 d\u00fc\u015fmanlardan ve tehlikelerden korur, insanlara d\u00fc\u015fmanlar\u0131na zarar verme g\u00fcc\u00fc kazand\u0131r\u0131r. Fakat sihir etkinli\u011finin dayand\u0131\u011f\u0131 ilkeler o kadar ortadad\u0131r ki b\u00fct\u00fcn yazarlar ayn\u0131 \u015feyi g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00d6rne\u011fin E. B. Tylor&#8217;un d\u00fc\u015f\u00fcncesine g\u00f6re sihri en k\u0131sa bir bi\u00e7imde onun \u015fu s\u00f6zleriyle anlatabiliriz: &#8220;Zihinde kurulan bir ili\u015fkiyi ger\u00e7ekte olan bir ili\u015fki sanmak.&#8221; Bu \u00f6zelli\u011fi iki t\u00fcr sihri ele alarak a\u00e7\u0131klayal\u0131m.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015fmana zarar vermek i\u00e7in kullan\u0131lan en yayg\u0131n sihir y\u00f6ntemi bir d\u00fc\u015fman\u0131n herhangi bir maddeden bir fig\u00fcr\u00fcn\u00fc yapmaktan ibarettir. T\u0131pk\u0131 benzemek \u015fart de\u011fildir, hatta herhangi bir \u015fey onun fig\u00fcr\u00fc say\u0131labilir.<\/p>\n<p>Bundan sonra bu imgeye ne yap\u0131l\u0131rsa, nefret edilen asl\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na gelece\u011fine inan\u0131l\u0131r. \u00d6rne\u011fin fig\u00fcr herhangi bir yerinden incitilirse, d\u00fc\u015fman\u0131n v\u00fccudunda ona kar\u015f\u0131l\u0131k olan yer hastalanacakt\u0131r. Ayn\u0131 sihir tekni\u011fi, k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmak i\u00e7in kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi iyi ama\u00e7lar i\u00e7in de kullan\u0131labilir; \u00f6rne\u011fin k\u00f6t\u00fc \u015feytanlara kar\u015f\u0131 tanr\u0131lara yard\u0131m etmek i\u00e7in de kullan\u0131labilir. Frazer \u015f\u00f6yle der: &#8220;Eski M\u0131s\u0131r&#8217;da G\u00fcne\u015f-Tanr\u0131 Ra her gece karanl\u0131k bat\u0131daki yerine batt\u0131\u011f\u0131 zaman, ba\u015f \u015feytan Apepi&#8217;nin \u00f6nderli\u011fi alt\u0131nda b\u00fct\u00fcn \u015feytanlar ona sald\u0131r\u0131r. Ra, b\u00fct\u00fcn gece onlarla d\u00f6v\u00fc\u015f\u00fcr ve hatta bazen karanl\u0131\u011f\u0131n g\u00fc\u00e7leri mavi M\u0131s\u0131r g\u00f6klerinde onun \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 karartmak ve zay\u0131flatmak i\u00e7in bulutlar g\u00f6nderir. G\u00fcne\u015f Tanr\u0131&#8217;ya bu her g\u00fcnk\u00fc sava\u015f\u0131nda yard\u0131m etmek i\u00e7in Thebes&#8217;deki tap\u0131na\u011f\u0131nda her g\u00fcn \u00e2yin yap\u0131l\u0131r. D\u00fc\u015fman\u0131 Apepi, mumdan yap\u0131lm\u0131\u015f korkun\u00e7 \u00e7ehreli bir timsah suretinde ya da kangall\u0131 bir y\u0131lan bi\u00e7imiyle simgelenir ve \u00fczerine \u015feytan\u0131n ad\u0131 ye\u015fil m\u00fcrekkeple yaz\u0131l\u0131r. \u00dczerine ye\u015fil m\u00fcrekkeple Apepi&#8217;nin di\u011fer bir resmi \u00e7izilen bir papir\u00fcs bir koruyucuya sar\u0131larak resim siyah sa\u00e7la ba\u011flan\u0131r, \u00fczerine t\u00fck\u00fcr\u00fcl\u00fcr, ta\u015f bir b\u0131\u00e7akla \u00fczerine vurularak yaralan\u0131r ve yere at\u0131l\u0131r. O zaman rahip onun \u00fczerine sol aya\u011f\u0131yla yeniden basar ve sonunda onu belirli bir a\u011fa\u00e7tan ya da ottan yap\u0131lm\u0131\u015f bir ate\u015fte yakar.<\/p>\n<p>Apepi&#8217;nin kendisi b\u00f6ylece kesin olarak yok edildikten sonra ba\u015fl\u0131ca \u015feytanlar\u0131n\u0131n, onlar\u0131n babalar\u0131n\u0131n, annelerinin ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n mumdan fig\u00fcrleri yap\u0131l\u0131r ve ayn\u0131 bi\u00e7imde yak\u0131l\u0131r. Bu ayine belirli efsunlar\u0131n okunmas\u0131 da kat\u0131l\u0131r ve bu ayin yaln\u0131zca sabahleyin, \u00f6\u011fleyin ve ak\u015fam \u00fczeri de\u011fil, f\u0131rt\u0131na koptu\u011fu ve \u015fiddetli ya\u011fmur ya\u011fd\u0131\u011f\u0131 ya da siyah bulutlar g\u00fcne\u015fin parlak \u0131\u015f\u0131klar\u0131n\u0131 kapatmak \u00fczere g\u00f6\u011f\u00fc kaplad\u0131\u011f\u0131 zamanlarda da yap\u0131l\u0131r. Karanl\u0131k bulut ve ya\u011fmurun \u015feytanlar\u0131, fig\u00fcrlerine kar\u015f\u0131 yap\u0131lan k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri kendilerine kar\u015f\u0131 yap\u0131lm\u0131\u015f gibi duyumsarlar; hi\u00e7 olmazsa bir zaman i\u00e7in ge\u00e7ip giderler ve iyilik\u00e7i G\u00fcne\u015f-Tanr\u0131 yengi kazanarak yeniden parlar&#8221;.<\/p>\n<p>Buna benzer ama\u00e7larla yap\u0131lan daha bir s\u00fcr\u00fc sihir i\u015flemi vard\u0131r; fakat ilkel budunlar aras\u0131nda hep b\u00fcy\u00fck bir rol oynayan ve evrimin daha y\u00fcksek evrelerinde g\u00f6r\u00fclen efsanelerde ve k\u00fcltlerde k\u0131smen kalan iki sihir bi\u00e7imi \u00fczerinde duraca\u011f\u0131m, bunlar sihirle ya\u011fmur ya\u011fd\u0131rma ve meyve verdirme sanat\u0131d\u0131r. Ya\u011fmur sihrinde, ya\u011fmura \u00f6yk\u00fcnerek ve hatta ya\u011fmuru ya\u011fd\u0131ran bulutlara ve f\u0131rt\u0131nalara \u00f6yk\u00fcnerek ya\u011fmur ya\u011fd\u0131r\u0131l\u0131r. Bu \u00e2det, &#8220;ya\u011fmur oyunu oynamak&#8221; gibi bir \u015feydir. \u00d6rne\u011fin Japonya&#8217;n\u0131n Ainolar\u0131, b\u00fcy\u00fck bir kalburdan su d\u00f6kerek ya\u011fmur ya\u011fd\u0131r\u0131rlar, ba\u015fka yerlerde b\u00fcy\u00fck bir kaba t\u0131pk\u0131 bir gemi gibi yelken ve k\u00fcrek takarlar, ondan sonra bu kab\u0131 k\u00f6y\u00fcn ve bah\u00e7elerin \u00e7evresinde s\u00fcr\u00fcklerler. Topra\u011f\u0131n verimlili\u011fi i\u00e7in yap\u0131lan sihir ise, topra\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcnde insanlar aras\u0131nda cinsel ili\u015fkide bulunmaktan ibarettir. Bir\u00e7ok \u00f6rnekten bir tanesini anal\u0131m: Java&#8217;n\u0131n baz\u0131 yerlerinde, pirin\u00e7lerin \u00e7i\u00e7eklenme zaman\u0131nda, pirin\u00e7lerin iyi \u00fcr\u00fcn vermesi i\u00e7in \u00f6rnek olsun diye k\u00f6yl\u00fcler geceleyin tarlalara \u00e7\u0131karak \u00e7iftle\u015firlerdi. Ayn\u0131 zamanda yasak olan &#8220;ensest&#8221;in yap\u0131lmas\u0131n\u0131n, topra\u011f\u0131 zararl\u0131 otlarla dolduraca\u011f\u0131ndan ve \u00fcr\u00fcn verdiremeyece\u011finden de korkulur.<\/p>\n<p>Baz\u0131 olumsuz kurallar, yani sihirle ilgili sak\u0131nma \u00f6nlemleri vard\u0131r ve bunlar da, bir t\u00fcr sihir bi\u00e7imine sokulabilir. \u00d6rne\u011fin Dayak k\u00f6ylerinde k\u00f6yl\u00fclerin baz\u0131lar\u0131 yabandomuzu av\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman, k\u00f6yde kalanlar\u0131n av s\u00fcresince elleriyle ya\u011fa ya da suya dokunmalar\u0131 yasakt\u0131r, dokunurlarsa bu hareketleri avc\u0131lar\u0131n parmaklar\u0131n\u0131n yumu\u015famas\u0131na ve av\u0131n ellerinin aras\u0131ndan s\u0131yr\u0131l\u0131p ka\u00e7mas\u0131na neden olur. Gilyakl\u0131 bir avc\u0131 ormanda av pe\u015finde ko\u015farken, \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n a\u011fa\u00e7 ya da kum \u00fczerine resim \u00e7izmesi yasakt\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc s\u0131k ormanlardaki patikalar bu resimlerdeki \u00e7izgiler kadar kar\u0131\u015fabilir ve b\u00f6ylece avc\u0131n\u0131n av\u0131n\u0131n yolunu \u015fa\u015f\u0131rmas\u0131na neden olabilir.<\/p>\n<p>Gerek bu \u00f6rneklerde gerekse bunlar gibi olan daha bir\u00e7ok \u00f6rnekte uzakl\u0131\u011f\u0131n hesaba kat\u0131lmamas\u0131, telepatinin do\u011fal bir \u015fey gibi kabul edilmesi, sihrin \u00f6zelliklerini kavramam\u0131z\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu \u00f6rneklerde etkili g\u00fc\u00e7 olarak kabul edilen \u015feyin ne oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rebiliriz: bu g\u00fc\u00e7, ger\u00e7ekle\u015ftirilen edimle beklenen olay aras\u0131ndaki benzerliktir. Bunun i\u00e7in Frazer bu t\u00fcrl\u00fc sihre \u00f6yk\u00fcnmeyle yap\u0131lan ya da homoeopathic sihir diyor. Ya\u011fmur ya\u011fmas\u0131n\u0131 isterseniz, ya\u011fmur gibi g\u00f6r\u00fcnen ya da ya\u011fmuru an\u0131msatan bir \u015fey yapman\u0131z yeterlidir. Daha sonraki evrim a\u015famas\u0131nda ya\u011fmurun sihirle ya\u011fd\u0131r\u0131lmas\u0131 yerine, evliyalardan ya\u011fmur ya\u011fd\u0131rmalar\u0131n\u0131 rica etmek i\u00e7in tap\u0131naklara gidilerek dua edildi\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Sonunda bu din tekni\u011fi de terk edilmi\u015f, bunun yerine ya\u011fmurun ya\u011fmas\u0131nda havay\u0131 etkileyen g\u00fc\u00e7lerin neler oldu\u011fu anla\u015f\u0131lmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Sihrin di\u011fer bir t\u00fcr\u00fcnde ise benzerlik ilkesi yoktur, bunlarda ba\u015fka bir ilke vard\u0131r, bu ilkeyi \u015fu \u00f6rnekler anlatabilir.<\/p>\n<p>Bir d\u00fc\u015fmana k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmek i\u00e7in ba\u015fka bir y\u00f6ntem daha kullan\u0131labilir. Onun \u00fcst\u00fcnden herhangi bir \u015fey, \u00f6rne\u011fin bir sa\u00e7, t\u0131rnak par\u00e7as\u0131 ve hatta giysinin bir par\u00e7as\u0131 elde edilir ve bunlara d\u00fc\u015fmanca bir \u015fey yap\u0131l\u0131r. Adeta o adam\u0131n kendisine yap\u0131lm\u0131\u015f gibi, bunlar\u0131n etkisi oldu\u011funa ve ona ilgili olan e\u015fyan\u0131n ba\u015f\u0131na gelenlerin onun da ba\u015f\u0131na gelece\u011fine inan\u0131l\u0131r. \u00d6rne\u011fin ilkel adam\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncesine g\u00f6re, ad, bir adam\u0131n ki\u015fili\u011finin bir par\u00e7as\u0131d\u0131r; onun i\u00e7in bu adam\u0131n ya da bir ruhun ad\u0131 bilinirse, o ad\u0131 ta\u015f\u0131yan\u0131n \u00fczerine de etki etme g\u00fcc\u00fc kazan\u0131lm\u0131\u015f olur. \u0130\u015fte tabuyu irdelerken de\u011finmi\u015f oldu\u011fumuz adlar\u0131n kullan\u0131lmas\u0131ndaki dikkate de\u011fer sak\u0131nma ve s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 bu a\u00e7\u0131klar. Bu \u00f6rneklerde benzerlik yerine par\u00e7an\u0131n b\u00fct\u00fcn yerine konmas\u0131 ilkesi ge\u00e7mektedir.<\/p>\n<p>\u0130lkel insanlar\u0131n yamyaml\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00e7ok daha y\u00fcksek kaynaklar\u0131 ve anlam\u0131 da bu bi\u00e7imde ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kimsenin v\u00fccudunun par\u00e7alar\u0131n\u0131 yemekle ve onu kendimizin bir par\u00e7as\u0131 yapmakla o adam\u0131n \u00f6zelliklerine de sahip olmu\u015f oluruz. \u0130\u015fte baz\u0131 durumlarda yemek yeme konusunda birtak\u0131m sak\u0131nmalara ve yasaklara dikkat etmenin kayna\u011f\u0131 buradad\u0131r. \u00d6rne\u011fin gebe bir kad\u0131n\u0131n baz\u0131 hayvanlar\u0131n etini yemekten sak\u0131nmas\u0131 gerekir; \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n, \u00f6rne\u011fin korkakl\u0131k gibi istenmeyen \u00f6zelliklerinin beslemekte oldu\u011fu \u00e7ocu\u011fa ge\u00e7mesi olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Sihrin etkilemesi i\u00e7in iki \u015fey aras\u0131nda kesinlikle bir dokunu\u015f ya da hi\u00e7 olmazsa en \u00f6nemli noktada dokunu\u015f ko\u015fulu yoktur. \u00d6rne\u011fin bir yaran\u0131n iyile\u015fip iyile\u015fmeyece\u011fi, bu yaraya neden olan silaha ba\u011fl\u0131d\u0131r; yaran\u0131n gelece\u011fiyle silah\u0131n kendisi aras\u0131nda bir ba\u011f oldu\u011funu sanan b\u00f6yle bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc hi\u00e7 de\u011fi\u015fmeden binlerce y\u0131l boyunca izlemek olas\u0131d\u0131r. Bir Melanezyal\u0131 kendisini yaralayan yay\u0131 eline ge\u00e7irirse, yaran\u0131n iltihaplanmas\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne ge\u00e7mek i\u00e7in onu so\u011fuk bir yerde dikkatle saklar. Fakat e\u011fer yay d\u00fc\u015fman\u0131n elinde kal\u0131rsa, yaran\u0131n ate\u015f gibi ac\u0131mas\u0131 ve iyice iltihaplanmas\u0131 i\u00e7in yay kesinlikle bir ate\u015f kenar\u0131na konur. Pliny Do\u011fal Tarih&#8217;inde (XXXVIII) \u015fu \u00f6neride bulunur: Bir kimse birinin can\u0131n\u0131 ac\u0131tt\u0131\u011f\u0131na pi\u015fman olursa, bu k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc yapan elinin \u00fcst\u00fcne t\u00fck\u00fcrs\u00fcn, incitilmi\u015f ki\u015finin ac\u0131s\u0131 derhal diner. Francis Bacon Do\u011fal Tarih&#8217;inde, pek reva\u00e7ta olan \u015f\u00f6yle bir inan\u00e7tan s\u00f6z ediyor:<\/p>\n<p>Yaralayan silah\u0131n \u00fcst\u00fcne merhem koymak yaran\u0131n iyile\u015fmesine neden olur. Hatta bug\u00fcn bile \u0130ngiliz k\u00f6yl\u00fcleri bu \u00e2dete uyar ve orakla bir yerlerini kestikleri zaman, yaran\u0131n cerahatlenmemesi i\u00e7in o andan itibaren arac\u0131 temiz tutmaya bakarlar.<\/p>\n<p>1902 y\u0131l\u0131 Haziran\u0131&#8217;nda yerel bir \u0130ngiliz haftal\u0131k gazetesinin bildirdi\u011fine g\u00f6re, Norwichli Matilde Henry ad\u0131nda bir kad\u0131n\u0131n aya\u011f\u0131n\u0131n taban\u0131na kazayla demir \u00e7ivi batm\u0131\u015f. Kad\u0131n yaraya hi\u00e7 ald\u0131r\u0131\u015f etmeksizin ve hatta \u00e7orab\u0131n\u0131 bile \u00e7\u0131karmaks\u0131z\u0131n tek tedavi \u00f6nlemi olmak \u00fczere k\u0131z\u0131na bu \u00e7iviyi derhal ya\u011flamas\u0131n\u0131 emreder; fakat yaran\u0131n mikrop kapmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden kad\u0131n birka\u00e7 g\u00fcn i\u00e7inde tetanostan \u00f6l\u00fcr.<\/p>\n<p>\u0130kinci t\u00fcr sihir y\u00f6ntemleri \u00fczerine buraya kadar ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00f6rnekler, bize Frazer&#8217;in bula\u015fkan sihirle \u00f6yk\u00fcnmeyle yap\u0131lan sihir ayr\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6sterir. Bu \u00f6rneklerde etkili olarak kabul edilen g\u00fc\u00e7 benzerlik de\u011fil, bir yerde birlikte bulunu\u015f, biti\u015fiklik ve hatta d\u00fc\u015fsel bir biti\u015fiklik ya da bu biti\u015fikli\u011fin an\u0131msanmas\u0131d\u0131r. Fakat benzerlik ve biti\u015fiklik, zihinde d\u00fc\u015f\u00fcncelerin birbirini \u00e7a\u011f\u0131rmas\u0131 olay\u0131n\u0131n iki temel ilkesi oldu\u011fu i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bu sa\u00e7ma sihir kurallar\u0131n\u0131 bu olayla a\u00e7\u0131klayabilece\u011fimiz sonucu ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da Tylor&#8217;un sihiri nitelendirmek i\u00e7in s\u00f6yledi\u011fi &#8220;zihinde kurulan bir ili\u015fkiyi ger\u00e7ekte olan bir ili\u015fki sanmak&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn ne kadar do\u011fru oldu\u011funu \u015fimdi g\u00f6rebiliriz. Bunu a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 ayn\u0131 terimlerle anlatan Frazer&#8217;in \u015fu s\u00f6zleri i\u00e7in de s\u00f6yleyebiliriz: &#8220;\u0130nsanlar kendi kafalar\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcnce d\u00fczeninin do\u011fan\u0131n d\u00fczeni oldu\u011funu sanm\u0131\u015f ve bu y\u00fczden kendi d\u00fc\u015f\u00fcncelerini denetleyebilmelerinin ya da denetler gibi g\u00f6r\u00fcnmelerinin kendilerine e\u015fyay\u0131 da denetleme erkini verdi\u011fini sanm\u0131\u015flard\u0131r&#8221;.<\/p>\n<p>Sihirin ne oldu\u011funu ayd\u0131nlatan bu a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imini baz\u0131 yazarlar\u0131n inand\u0131r\u0131c\u0131 bulmayarak reddetmeleri bize ilk bak\u0131\u015fta garip gelir. Fakat daha yak\u0131ndan incelersek, sihrin d\u00fc\u015f\u00fcncelerin \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131yla a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131n, bize yaln\u0131zca sihrin ge\u00e7ti\u011fi yollar\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131\u011f\u0131n\u0131, onun as\u0131l niteli\u011fini anlatmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, yani do\u011fa yasalar\u0131 yerine psikolojik yasalar\u0131n konmas\u0131na yol a\u00e7an yan\u0131lmay\u0131 bize a\u00e7\u0131klamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Burada a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcyoruz ki, dinamik bir etmenin bulunmas\u0131 gerekir; fakat bu etmenin ne oldu\u011funu ararken Frazer&#8217;in kuram\u0131n\u0131 ele\u015ftirenler de yan\u0131lmaktad\u0131r; oysa biz sihrin d\u00fc\u015f\u00fcnceler \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131yla a\u00e7\u0131klanmas\u0131n\u0131 daha \u00e7ok inceleyerek ve daha \u00e7ok derinle\u015ftirerek inand\u0131r\u0131c\u0131 bir a\u00e7\u0131klama yolunu kolayca bulabiliriz.<\/p>\n<p>\u00d6nce \u00f6yk\u00fcnmeyle yap\u0131lan sihrin daha basit ve daha \u00f6nemli olan bi\u00e7imini ele alal\u0131m. Frazer&#8217;e g\u00f6re, bula\u015fkan sihir kural olarak \u00f6yk\u00fcnmeyle yap\u0131lan sihrin varl\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu halde, \u00f6yk\u00fcnmeyle yap\u0131lan sihir kendi kendine yap\u0131labilir. Bir kimseyi sihir yapmaya y\u00f6nlendiren nedenler ortadad\u0131r. Bu nedenler, insanlar\u0131n istekleridir. Yaln\u0131zca ilkel adam\u0131n, kendi isteklerinin g\u00fcc\u00fcne kar\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcveni oldu\u011funu kabul etmemiz gerekir. \u0130lkelin sihir ara\u00e7lar\u0131yla elde etti\u011fi \u015feyler, salt bu \u015feyleri istemesinden \u00f6t\u00fcr\u00fc yap\u0131lmas\u0131 gereken \u015feylerdir. Bu yolla ba\u015flang\u0131\u00e7ta, sihirde yaln\u0131zca ilkelin iste\u011finin b\u00fcy\u00fck rol\u00fc vard\u0131r.<\/p>\n<p>Di\u011fer bir yaz\u0131m\u0131zda, buna benzer ruhsal ko\u015fullar i\u00e7inde bulunan ama hen\u00fcz daha devinimsel etkinlikte bulunmayan \u00e7ocu\u011fun durumunu \u00e7\u00f6z\u00fcmlerken, \u00e7ocu\u011fun \u00f6nce kendi isteklerini birtak\u0131m &#8220;hallucination&#8221;larla ger\u00e7ekten doyurdu\u011funu, yani bu &#8220;hallucination&#8221;larda duyu organlar\u0131n\u0131n merkezinden gelen komutlarla kendine doyurucu bir durum yaratt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ergin ilkel ise ba\u015fka bir yol bilmektedir. Isteklerine devinimsel bir zorlamay\u0131 da, yani istenci de katmaktad\u0131r, daha sonralar\u0131 isteklerin doyumu u\u011fruna d\u00fcnyan\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc de\u011fi\u015ftirecek olan bu isten\u00e7, ilkel insanda isteklerin doyumunun simgesi olmaktad\u0131r ve bu doyum hareketi &#8220;hallucination&#8221;larla elde edilebilmektedir.Doyurulmu\u015f iste\u011fin bu bi\u00e7imdeki simgele\u015ftirilmesini \u00e7ocuklar\u0131n oyunlar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rabiliriz; \u00e7ocuklarda oyun salt kendine doyum sa\u011flama tekni\u011finin yerine ge\u00e7er. E\u011fer oyun ve \u00f6yk\u00fcnmeyle canland\u0131rma \u00e7ocu\u011fu ve ilkeli doyuruyorsa, bunu ne bizim anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z anlamda bir al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck belirtisi ne de g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fcklerini anlamaktan ileri gelen bir boyun e\u011fi\u015f \u00fcr\u00fcn\u00fc saymal\u0131y\u0131z; bu, salt isteklere ya da iste\u011fe dayanan istence ve iste\u011fin tuttu\u011fu yola pek fazla de\u011fer verilmesinin do\u011fal bir sonucudur. Fakat zamanla sihir ediminin nedenlerinin \u00f6nemi kalkarak onun yerine sihrin ara\u00e7lar\u0131, yani sihir ediminin kendisi \u00f6nem kazan\u0131r. Belki de do\u011fru olan, ilkel insan\u0131n, kendi ruhsal edimlerine haddinden fazla de\u011fer verdi\u011fini sihirde kulland\u0131\u011f\u0131 ara\u00e7larla a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcnceye kadar bu davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n fark\u0131na varmamas\u0131d\u0131r. Hatta belki de istenen \u015feye benzedi\u011fi i\u00e7in sihir ediminin kendisinin, isteklerin doyurulmas\u0131na insan\u0131 s\u00fcr\u00fckledi\u011fi san\u0131lmaktad\u0131r. Animist d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f evresinde olaylar\u0131n ger\u00e7ek durumu hen\u00fcz daha nesnel bir bi\u00e7imde g\u00f6sterilememektedir; fakat daha sonraki bir evrede bu y\u00f6ntemler yine kullan\u0131ladursa bile, ku\u015fkuculuk ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz ruh olay\u0131 istekleri iten bir g\u00fc\u00e7 halinde kendini g\u00f6sterdi\u011fi zaman bu m\u00fcmk\u00fcn olmaktad\u0131r. Bu evrede insanlar inan\u00e7 olmad\u0131k\u00e7a ruhlara yalvarman\u0131n para etmedi\u011fini, duaya inanmay\u0131nca da duan\u0131n hi\u00e7bir sihir etkisi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse biti\u015fiklikle \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131ma dayanan bula\u015fkan sihrin m\u00fcmk\u00fcn olmas\u0131 bize, iste\u011fin ve istencin ruhsal olarak de\u011fer kazanmas\u0131n\u0131n, istencin egemenli\u011fi alt\u0131na giren b\u00fct\u00fcn ruhsal edimleri kendi kapsam\u0131na ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Diyebiliriz ki, b\u00fct\u00fcn ruhsal yollar\u0131n hepsine de a\u015f\u0131r\u0131 de\u011fer verilmektedir, yani d\u00fcnyaya kar\u015f\u0131 al\u0131nan tav\u0131rda ger\u00e7eklikle d\u00fc\u015f\u00fcnce ili\u015fkisi bak\u0131m\u0131ndan d\u00fc\u015f\u00fcnceye de\u011fer verilmektedir.<\/p>\n<p>E\u015fyay\u0131 temsil eden d\u00fc\u015f\u00fcncelerin \u00f6n\u00fcnde e\u015fya g\u00f6lgede kalmaktad\u0131r; d\u00fc\u015f\u00fcncelerde olan biten her \u015feyin e\u015fyada da oldu\u011fu san\u0131lmakta, d\u00fc\u015f\u00fcnceler aras\u0131ndaki ili\u015fkilerin e\u015fya aras\u0131nda da oldu\u011fu varsay\u0131lmaktad\u0131r. D\u00fc\u015f\u00fcnme uzakl\u0131k tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131, yer ve zaman bak\u0131m\u0131ndan birbirinden \u00e7ok ayr\u0131 olan \u015feyleri tek bir bilin\u00e7 edimiyle birle\u015ftirdi\u011fi i\u00e7in sihir d\u00fcnyas\u0131 da telepati arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla yer ve uzakl\u0131k tan\u0131mamaktad\u0131r, ge\u00e7mi\u015fteki bir \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131 \u015fimdi olan bir \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m saymaktad\u0131r. Animistik evrede i\u00e7 d\u00fcnyan\u0131n g\u00f6lgesi, bildi\u011fimize inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z di\u011fer d\u00fcnyan\u0131n, d\u0131\u015f d\u00fcnyan\u0131n \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015fer.<\/p>\n<p>\u015euna da i\u015faret edelim ki \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m\u0131n iki ilkesi, yani benzerlik ve biti\u015fiklik ilkeleri, d\u00f6n\u00fcp dola\u015f\u0131p yine dokunu\u015f ilkesinde birle\u015fir. Biti\u015fiklikle \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m do\u011frudan do\u011fruya anlam\u0131nda dokunu\u015ftan ibarettir, benzerlikle \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m da, s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn mecazi anlam\u0131nda dokunu\u015f demektir. Tabunun \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesinde buldu\u011fumuz dokunu\u015f kavram\u0131 da bu kategoriye girer.<\/p>\n<p>\u00d6zet olarak, diyebiliriz ki sihire egemen olan ilke ve animistik d\u00fc\u015f\u00fcnme y\u00f6nteminin tekni\u011fi &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcncelerin kesin erki&#8221;dir.<\/p>\n<p><b>3<\/b><\/p>\n<p>&#8220;D\u00fc\u015f\u00fcncelerin kesin erki&#8221; terimini obsession nevrozundan dertliyken psikanaliz tedavisiyle iyile\u015ferek yeteneklerini ve sa\u011fduyusunu g\u00f6steren \u00e7ok zeki bir ki\u015fiden ald\u0131m. Bu ki\u015fi, kendisini ve kendi hastal\u0131\u011f\u0131na yakalanm\u0131\u015f olanlar\u0131n yakas\u0131n\u0131 b\u0131rakmayan birtak\u0131m garip ve \u00fcz\u00fcc\u00fc duygular\u0131 anlatmak i\u00e7in b\u00f6yle bir terim bulmu\u015ftu. \u00d6rne\u011fin akl\u0131na birisi geldi\u011fi zaman, sanki bu adam\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015f gibi ger\u00e7ekten kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya geldiklerini san\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u00c7oktan beri g\u00f6rmedi\u011fi bir tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131n sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 ans\u0131z\u0131n kendisine sorulursa, o tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131n hemen \u00f6lm\u00fc\u015f oldu\u011funu i\u015fitece\u011fine, hatta \u00f6l\u00fcn\u00fcn telepati arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla dikkatini kendisine \u00e7ekmi\u015f oldu\u011funa bile inan\u0131yordu; tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131 birine kar\u015f\u0131 bilerek bilmeyerek a\u011fz\u0131ndan bir k\u00fcf\u00fcr ka\u00e7\u0131rsa o adam\u0131n \u00e7ok ge\u00e7meden \u00f6lece\u011fine ve bu \u00f6l\u00fcmden kendisinin sorumlu olaca\u011f\u0131na inan\u0131rd\u0131. Bu gibi durumlar\u0131n \u00e7o\u011funu tedavi s\u00fcresince kendisi a\u00e7\u0131klayabiliyor, kuruntular\u0131n\u0131n nas\u0131l do\u011fdu\u011funu, bu bo\u015f inan\u00e7lar\u0131n artmas\u0131nda kendinin de hayli pay\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliyordu. \u0130\u015fte b\u00fct\u00fcn &#8220;obsession&#8221; nevrozlular\u0131 bu bi\u00e7imde hurafecidirler ve \u00e7o\u011fu kez b\u00fct\u00fcn ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmelerine kar\u015f\u0131n b\u00f6yle oluyorlar.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erkinin darl\u0131\u011f\u0131 en ayd\u0131n bi\u00e7imde &#8220;obsession&#8221;lu nevrozda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bu hastal\u0131kta bu ilkel d\u00fc\u015f\u00fcnce y\u00f6nteminin sonu\u00e7lar\u0131 \u00e7o\u011fu kez bilin\u00e7te bulunur ya da bunlara bilin\u00e7te rastlan\u0131r. Fakat bunda bu nevrozlar\u0131n ay\u0131rt edici niteli\u011fini ararken sak\u0131ngan davranmal\u0131y\u0131z; \u00e7\u00fcnk\u00fc psikanaliz ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 ayn\u0131 mekanizman\u0131n di\u011fer nevrozlarda da oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Her nevrozda belirti olu\u015fumunun temeli, olaylar de\u011fil, d\u00fc\u015f\u00fcnmenin kendisidir. Nevrozlular \u00f6yle \u00f6zel bir d\u00fcnya i\u00e7inde ya\u015farlar ki, o d\u00fcnyada, ba\u015fka yerde de s\u00f6yledi\u011fim gibi, yaln\u0131zca &#8220;nevrozlunun piyasa \u00f6l\u00e7\u00fcleri&#8221; ge\u00e7er. \u00dcst\u00fcne d\u00fc\u015f\u00fclen ya da \u015fiddetle s\u00f6ylenen \u015feyler, d\u0131\u015f ger\u00e7ekli\u011fe ister uygun olsun, ister olmas\u0131n, nevrozluyu etkileyen \u015feylerdir. Histerikler, histeri n\u00f6betlerinde ve belirtilerinde yaln\u0131zca imgelemlerinde ge\u00e7en olaylar\u0131 yineler ve saptarlar, son \u00e7\u00f6z\u00fcmlemede bunlar\u0131n hepsi, olan olaylara dayan\u0131r. Ya da bu gibi olaylar\u0131n \u00fcr\u00fcn\u00fc olarak olu\u015fmu\u015f olsalar bile histerik, yaln\u0131zca imgelemindeki olaylarla u\u011fra\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Nevrozlunun g\u00fcnahk\u00e2r vicdan\u0131n\u0131, ger\u00e7ekte yap\u0131lm\u0131\u015f yanl\u0131\u015flara indirgemekle anlayamay\u0131z. Bir &#8220;obsession&#8221; nevrozlusu insanlara kar\u015f\u0131 \u00e7ocuklu\u011fundan beri \u00e7ekingen ve kibar davrand\u0131\u011f\u0131 halde i\u00e7inde adeta bir caniye yak\u0131\u015f\u0131r bir g\u00fcnah duygusunun bask\u0131s\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle oldu\u011fu halde, bu g\u00fcnah duygusunun yine bir nedeni vard\u0131r ve bu da yak\u0131nlar\u0131na kar\u015f\u0131 ancak bilin\u00e7siz olarak kendini s\u0131k s\u0131k g\u00f6steren \u015fiddetli \u00f6l\u00fcm isteklerid\u0131r. Bu g\u00fcnah duygusunun nedenleri bilerek bulunulan davran\u0131\u015flar de\u011fil, bilin\u00e7siz d\u00fc\u015f\u00fcncelerdir. B\u00f6ylece d\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erki, di\u011fer bir deyi\u015fle, ger\u00e7ekli\u011fe kar\u015f\u0131l\u0131k ruhsal s\u00fcre\u00e7lerin gere\u011finden \u00e7ok de\u011fer kazanmas\u0131 nevrozlunun \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc ya\u015fam\u0131nda ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc ya\u015fam\u0131yla ilgili \u015feylerde s\u0131n\u0131rs\u0131z bir etki yapar. Onu psikanaliz tedavisi alt\u0131na ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z ve bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelerini bilin\u00e7li hale getirdi\u011fimiz zaman g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, hasta, d\u00fc\u015f\u00fcncelerin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne inanmaktan ka\u00e7\u0131n\u0131r ve k\u00f6t\u00fc isteklerini s\u00f6yler s\u00f6ylemez bunlar olacakm\u0131\u015f korkusuyla isteklerini a\u00e7\u0131\u011fa vurmaktan hep korkar. Fakat bu durumuyla ya\u015fam\u0131nda etkin bir rol oynayan yersiz inanmalar\u0131yla, d\u0131\u015f d\u00fcnyay\u0131 salt kendi d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle de\u011fi\u015ftirebilece\u011fini sanan ilkele ne kadar benzedi\u011fini a\u00e7\u0131\u011fa vurur.<\/p>\n<p>Bu nevrozlular\u0131n, ba\u015fl\u0131ca &#8220;obsessive&#8221; davran\u0131\u015flar\u0131 ger\u00e7ekte t\u00fcm\u00fcyle sihirsel bir niteliktedir. Sihir de\u011fillerse bile bir t\u00fcr sihirsel \u00f6nlem niteli\u011findedirler ve ama\u00e7lar\u0131 nevrozun ba\u015flad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret olarak daima g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir korkuya, k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeye kar\u015f\u0131 kendini korumakt\u0131r. Bu gibi noktalara derinlemesine girince bu beklenilen k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn i\u00e7inde daima bir \u00f6l\u00fcm oldu\u011funu g\u00f6rd\u00fcm. Schopenhauer&#8217;e g\u00f6re, her felsefenin ba\u015f\u0131nda \u00f6l\u00fcm sorunu gelir; animismin \u00f6zellikleri olan ruh anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n ve \u015feytanlara inanman\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda da, hep \u00f6l\u00fcm\u00fcn insan \u00fczerindeki etkisinin rol oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyoruz.<\/p>\n<p>Bu ilk &#8220;obsession&#8221; ve korunma davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131n benzerlik ilkesine mi, yoksa dokunu\u015f ilkesine g\u00f6re mi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirlemek g\u00fc\u00e7t\u00fcr; \u00e7\u00fcnk\u00fc nevrozlarda bunlar daima \u00f6nemsiz bir olay ya da kendili\u011finden hi\u00e7bir anlam\u0131 olmayan bir edim \u00fczerine kayd\u0131r\u0131larak bi\u00e7imini de\u011fi\u015ftirmi\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler. Zorlanma nevrozunun koruyucu t\u0131ls\u0131mlar\u0131n\u0131n sihir b\u00fcy\u00fclerinde bir kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Fakat &#8220;obsession&#8221;lar\u0131n de\u011fi\u015fmesini, bu gibi davran\u0131\u015flar\u0131n cinsel ya\u015famla hi\u00e7bir ilgisi olmayan k\u00f6t\u00fc isteklere kar\u015f\u0131 bir t\u00fcr t\u0131ls\u0131m bi\u00e7iminde ba\u015flayarak sonunda yasaklanm\u0131\u015f cinsel etkinliklerin yerine ge\u00e7tiklerine ve as\u0131llar\u0131na t\u0131p\u0131 t\u0131p\u0131na \u00f6yk\u00fcnd\u00fcklerini g\u00f6stererek anlatabiliriz.<\/p>\n<p>Bireydeki libido i\u00e7tepilerinin olgun bi\u00e7iminde geriye do\u011fru, yani \u00e7ocukluktaki ilk ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131na do\u011fru gitti\u011fimiz zaman ilk defa Drei Abhandlungen zur Sexualtheorie (1905) adl\u0131 yap\u0131t\u0131m\u0131zda g\u00f6sterdi\u011fimiz \u00f6nemli bir ayr\u0131m\u0131 buluruz. Cinsel i\u00e7tepilerin g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerini ba\u015flang\u0131\u00e7tan itibaren se\u00e7ebiliriz; fakat bunlar ba\u015flang\u0131\u00e7ta herhangi bir d\u0131\u015f nesneye \u00e7evirilmi\u015f de\u011fildir. Her birey cinsel i\u00e7tepiler ta\u015f\u0131yan bir insan olmas\u0131 nedeniyle, zevk almaya u\u011fra\u015f\u0131r ve bunun doyumunu kendi v\u00fccudunda bulur. Bu evreye otoerotizm evresi demi\u015f ve nesne se\u00e7mesi evresinden ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n<p>\u0130ncelememizi daha da ilerlettik\u00e7e bu iki evre aras\u0131na bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc evre koymay\u0131, daha do\u011frusu ilk otoerotizm evresini ikiye ay\u0131rmay\u0131 kolayl\u0131k sa\u011flay\u0131c\u0131 ve zorunlu bulmu\u015ftuk. \u0130ncelemeler yap\u0131ld\u0131k\u00e7a \u00f6nemi artan bu ortanca evrede \u00f6nceden ayr\u0131 olan cinsel i\u00e7tepiler birle\u015fir ve hatta kendilerine bir nesne de bulurlar; fakat bu nesne bireyin d\u0131\u015f\u0131nda ve ona yabanc\u0131 de\u011fildir, bu d\u00f6nemde olu\u015fmu\u015f olan onun kendi egosudur. Bu yeni evreye narsizm demi\u015ftik. Bu terimle adland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n nedeni de, bu evrenin, sonralar\u0131 g\u00f6zlemlenme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan patolojik bi\u00e7imidir. Birey sanki kendine \u00e2\u015f\u0131km\u0131\u015f gibi davran\u0131r; \u00e7\u00f6z\u00fcmlemelerimiz bak\u0131m\u0131ndan ego i\u00e7tepileri ve libidonun istekleri hen\u00fcz daha birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce birbirinden ayr\u0131lm\u0131\u015f olan cinsel i\u00e7tepilerin bir b\u00fct\u00fcn halinde birle\u015fti\u011fi ve egonun nesne olarak al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 bu narsist evre hen\u00fcz kat\u0131 bir bi\u00e7imde ay\u0131rt edilemese de, narsistli\u011fin bundan sonra asla kaybolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyebiliriz. \u0130nsan belirli bir dereceye kadar, hatta libidosu i\u00e7in d\u0131\u015far\u0131da nesneler buldu\u011fu zaman bile narsist kal\u0131r ve libidosunu y\u00f6neltti\u011fi bu nesneler, egosuyla birlikte kalan ve egosunun i\u00e7ine \u00e7ekilebilen libidonun g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerini simgeler. Olduk\u00e7a dikkate de\u011fer psikolojik bir olay olan ve normal bir psikoz prototipi olan \u00e2\u015f\u0131k olma durumu, kendi kendine \u00e2\u015f\u0131k olma evresinin kar\u015f\u0131t\u0131 olarak, bu libido g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerinin en y\u00fcksek evresine denk d\u00fc\u015fer.<\/p>\n<p>A\u015f\u0131r\u0131 de\u011ferlendirme bi\u00e7iminde g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ve ilkellerle nevrozlular aras\u0131nda buldu\u011fumuz bu &#8220;ruhsal edimlerin y\u00fcksek de\u011ferlendirilmesi&#8221; durumunun, narsizmle ili\u015fkisini \u015fimdiden pek\u00e2l\u00e2 g\u00f6sterebiliriz ve narsizmin temel bir par\u00e7as\u0131 olarak yorumlayabiliriz. \u0130lkel insanlar aras\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcnmenin hen\u00fcz y\u00fcksek derecede nesnelendirilmi\u015f bir durumda oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz, bunun nedeni de d\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erkine olan inan\u00e7 ya da d\u00fcnyaya egemen olma erkine kar\u015f\u0131 olan ve hen\u00fcz daha sars\u0131lmam\u0131\u015f g\u00fcven, insan\u0131n d\u00fcnyadaki ger\u00e7ek konumunu kendisine ayd\u0131nlatacak do\u011fal olaylar\u0131 anlayamamas\u0131d\u0131r. Nevrozlularda bir yandan bu ilkel zihniyetin \u00f6nemli bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc bir etmen olarak kal\u0131r; di\u011fer yandan da onlardaki cinsel tutukluklar d\u00fc\u015f\u00fcnce s\u00fcre\u00e7lerinin yeniden nesnele\u015fmesine yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>Libidonun d\u00fc\u015f\u00fcnsel ba\u015fkala\u015f\u0131m\u0131nda, ister ilk ilkel bi\u00e7iminde, ister geriye d\u00f6nm\u00fc\u015f bi\u00e7iminde olsun, her iki durumda da psi\u015fik sonu\u00e7lar birdir, yani d\u00fc\u015f\u00fcnsel narsizm ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erkidir.<\/p>\n<p>\u0130lkellerin narsizminin bir kan\u0131t\u0131 olarak ele al\u0131rsak, insanlar\u0131n d\u00fcnyay\u0131 anlay\u0131\u015flar\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli geli\u015fme evrelerini bireylerin libido geli\u015fme evreleriyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmaya giri\u015febiliriz. O zaman animistik evrenin, gerek zaman gerekse i\u00e7erik a\u00e7\u0131s\u0131ndan, narsizme denk d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6r\u00fcr\u00fcz; dinsel evre, baba ve anneye ba\u015fe\u011fmenin anlatt\u0131\u011f\u0131 nesne bulma evresine denk d\u00fc\u015fer; bilimsel evreyse, zevk ilkesiyle ili\u015fkisini keserek ve kendini ger\u00e7ekli\u011fe uyumlula\u015ft\u0131rarak nesnesini d\u0131\u015f d\u00fcnyada arayan bireyin olgunluk durumuna t\u00fcm\u00fcyle denk d\u00fc\u015fer.<\/p>\n<p>E\u011fer insan\u0131n d\u00fcnya anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n yukarda s\u00f6ylenen evrimini kabul edersek, yani animistik evreden sonra dinsel evre ve ondan sonra bilimsel evre geldi\u011fini kabul edersek, &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erki&#8221;nin geli\u015fmesini b\u00fct\u00fcn bu evrelerde izlemekte g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekmeyiz.<\/p>\n<p>Animistik evrede insan, salt erkin kayna\u011f\u0131n\u0131n kendisi; dinsel evredeyse tanr\u0131lar oldu\u011funa inan\u0131r; fakat onu yine ciddi olarak b\u0131rakmaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc isteklerinin \u00e7\u0131karlar\u0131, tanr\u0131lar\u0131n davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131 denetleme hakk\u0131n\u0131 kendine b\u0131rak\u0131r. Ya\u015fama kar\u015f\u0131 bilimsel tav\u0131rdaysa art\u0131k insan\u0131n salt erkine yer kalmam\u0131\u015ft\u0131r; insan k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kabul etmi\u015ftir ve bir boyun e\u011fme duygusu i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn di\u011fer do\u011fal zorunluluklar gibi \u00f6l\u00fcme de boyun e\u011fmi\u015ftir.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olmakla birlikte ger\u00e7ekli\u011fin yasalar\u0131yla kar\u0131\u015fan insan kafas\u0131n\u0131n erkine besledi\u011fimiz g\u00fcven h\u00e2l\u00e2 d\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erkine olan bu ilkel inanc\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olarak i\u00e7imizde ya\u015famaktad\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcncelerin salt erki kendi uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131zda yaln\u0131zca bir alanda, sanat alan\u0131nda kalm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsanlar bug\u00fcn yaln\u0131zca sanat alan\u0131nda isteklerine uyarak, bu isteklerin doyumuna benzer bir \u015fey yarat\u0131yor ve bu oyun, sanatsal imgeler sayesinde ger\u00e7ekmi\u015f gibi sonu\u00e7lar ortaya \u00e7\u0131kar\u0131yor. Sanat\u0131n sihrinden hakl\u0131 olarak s\u00f6z ediyoruz ve sanat\u00e7\u0131y\u0131 sihirbazla hakl\u0131 olarak kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131yoruz. Fakat bu kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rma, savland\u0131\u011f\u0131ndan belki de \u00e7ok daha \u00f6nemlidir. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, sanat sanat i\u00e7indir bi\u00e7iminde ba\u015flamam\u0131\u015f olan sanat, k\u00f6kensel olarak bug\u00fcn b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcyle art\u0131k varolmayan e\u011filimlerin i\u015fine yaram\u0131\u015ft\u0131. Bunlar aras\u0131nda \u00e7e\u015fitli sihirsel ama\u00e7lar\u0131n bulundu\u011funu varsayabiliriz.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse, insanl\u0131\u011f\u0131n kurmay\u0131 ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 ilk d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc olan animizm psikolojik bir anlay\u0131\u015ft\u0131. Onu kurmak i\u00e7in herhangi bir bilime gerek yoktu; \u00e7\u00fcnk\u00fc bilim, d\u00fcnyay\u0131 bilmedi\u011fimizi ve onu bilmemiz i\u00e7in gerekli olan ara\u00e7lar\u0131 aramam\u0131z gerekti\u011fini anlad\u0131ktan sonra ortaya \u00e7\u0131kar. Oysa animizm ilkel insana do\u011fal ve a\u00e7\u0131k geliyordu; d\u00fcnyay\u0131 olu\u015fturan \u015feylerin t\u00fcm\u00fcyle insan gibi davrand\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendi \u00f6zel deneyimiyle anl\u0131yordu. \u00d6yleyse ilkel insan\u0131n kendi ruhunun kurulu\u015fundaki ili\u015fkileri d\u0131\u015f d\u00fcnyaya aktarm\u0131\u015f olmas\u0131 kolayca a\u00e7\u0131klanabilir. Buna kar\u015f\u0131 \u015fimdi animizmin e\u015fyan\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fc \u00fczerine bize \u00f6\u011frettiklerini yeniden insan ruhuna d\u00f6nd\u00fcrebiliriz.<\/p>\n<p>Animizmin tekni\u011fi olan sihir, a\u00e7\u0131k ve yan\u0131lmaz bir bi\u00e7imde psi\u015fik ya\u015fam\u0131n yasalar\u0131n\u0131 e\u015fyan\u0131n ger\u00e7ekli\u011fi \u00fczerine zorlama e\u011filimini g\u00f6sterir, bu durum ruhlar\u0131n hen\u00fcz daha bir rol oynamad\u0131klar\u0131 ve hen\u00fcz sihir i\u015finin nesneleri olarak al\u0131nabilecekleri ko\u015fullar alt\u0131nda olur. \u00d6yleyse sihirin kabul etti\u011fi ilkelerin k\u00f6keni animizmin \u00e7ekirde\u011fi olan cinler g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn k\u00f6keninden daha eskidir. Psikanaliz g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc burada R.R. Marett&#8217;in bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyle birle\u015fmektedir; bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re animizmden \u00f6nce gelen bir pre-animizm evresi vard\u0131r ve bunun i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc bize en iyi animatizm (her \u015feyi canland\u0131rma g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc) anlat\u0131r. Uygulamada pre-animizm \u00fczerine fazla bilgimiz yoktur; \u00e7\u00fcnk\u00fc hen\u00fcz cinler kavram\u0131na sahip olmayan hi\u00e7bir budun bulunmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Sihir, d\u00fc\u015f\u00fcncelerin b\u00fct\u00fcn salt erkini hen\u00fcz korurken, animizm bu salt erkin bir par\u00e7as\u0131n\u0131 cinlere vermi\u015f ve bu yolla bir din olu\u015fturmaya y\u00f6neltilmi\u015ftir. \u00d6yleyse ilkel insan\u0131 bu ilk vazge\u00e7me davran\u0131\u015f\u0131na s\u00fcr\u00fckleyen acaba neydi? Bunun nedeni, varsay\u0131mlar\u0131n\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 derinden anlamak olamazd\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc yine sihir tekni\u011fini korumay\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Ba\u015fka yerde g\u00f6sterildi\u011fi gibi, cinler ve \u015feytanlar ilkel insan\u0131n co\u015fkulu i\u00e7tepilerinin d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7evrilmesinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Libidosunun saplant\u0131lar\u0131n\u0131, kendi imgeleminin yaratt\u0131\u011f\u0131 &#8220;tanr\u0131 \u0131\u015f\u0131nlar\u0131&#8221;n\u0131n \u00e2k\u0131betinde becerikli paranoyak Schreber gibi, \u0130lkel insan etki y\u00fckledi\u011fi e\u015fyay\u0131 ki\u015fiselle\u015ftirmi\u015f, d\u00fcnyay\u0131 bunlarla doldurmu\u015f ve kendi i\u00e7indeki ruhsal olu\u015flar\u0131 kendi d\u0131\u015f\u0131nda yeniden bulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce ba\u015fka bir nedenle yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in, psi\u015fik s\u00fcre\u00e7leri d\u0131\u015f d\u00fcnyaya atma e\u011filiminin k\u00f6keni sorununu tart\u0131\u015fmayaca\u011f\u0131z. Bununla birlikte bu d\u0131\u015f d\u00fcnyaya atma e\u011filiminin ruhsal bir hafiflik verdi\u011fi zaman daha g\u00fc\u00e7l\u00fc oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz. \u0130\u00e7tepiler salt erki elde etmek i\u00e7in birbirleriyle \u00e7at\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 zaman b\u00f6yle bir durumu kesinlikle bekleyebiliriz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu i\u00e7tepilerin hepsi birden b\u00f6yle bir erk sahibi olamaz. Paranoyadaki hastal\u0131\u011f\u0131n geli\u015fimi psi\u015fik ya\u015famda g\u00f6z\u00fcken bu gibi \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131 ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in bu \u00fcst\u00fcne atma (projection) mekanizmas\u0131n\u0131 kullan\u0131r. Bununla birlikte, bir kar\u015f\u0131sav\u0131n iki par\u00e7as\u0131 aras\u0131ndaki b\u00f6yle bir \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n \u00f6rne\u011fi, sevilen bir kimsenin \u00f6l\u00fcm\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda yas tutma sorununda inceledi\u011fimiz \u00e7iftde\u011ferli duygu duyma durumudur. B\u00f6yle bir durum d\u0131\u015far\u0131ya \u00e7evirme mekanizmas\u0131n\u0131 \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmaya en uygun olan durumdur. Burada da yine, cinler aras\u0131nda ilk \u00f6nce k\u00f6t\u00fc cinlerin do\u011fdu\u011funu kabul ederek ruh kavramlar\u0131n\u0131n k\u00f6kenini \u00f6l\u00fcm\u00fcn ya\u015fayanlar \u00fczerinde b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 izlenimlerde bulan yazarlarla birle\u015fiyoruz. Ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z nokta, \u00f6l\u00fcm olay\u0131n\u0131n ya\u015fayanlar \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnsel etkiye birinci derecede \u00f6nem vermeyi\u015fimizdedir, biz onun yerine \u00f6l\u00fcm olay\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda ya\u015fayan kimselerin i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fckleri duygu \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 incelemeye bizi s\u00fcr\u00fckleyen g\u00fcc\u00fcn \u00fczerinde duruyoruz. \u00d6yleyse, insanlar\u0131n ilk kuramsal ba\u015far\u0131s\u0131 olan ruh d\u00fc\u015f\u00fcncesi de, insanlar\u0131n ilk boyun e\u011fdikleri ahl\u00e2k kurallar\u0131yla, yani tabu kurallar\u0131yla ayn\u0131 kaynaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Fakat bunun b\u00f6yle olu\u015fu, \u00f6nceden, onlar\u0131n zaman bak\u0131m\u0131ndan da ayn\u0131 oldu\u011fu yarg\u0131s\u0131na varmam\u0131z\u0131 gerektirmez. E\u011fer ilkel insanda d\u00fc\u015f\u00fcnmeyi ilk uyand\u0131ran olay ger\u00e7ekten de \u00f6l\u00fcmle kar\u015f\u0131la\u015fmas\u0131 ve bunun kar\u015f\u0131s\u0131nda kendi erkinin bir par\u00e7as\u0131n\u0131 ruhlara b\u0131rakmas\u0131, devinim ve isten\u00e7 \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcnden vazge\u00e7mesi olmu\u015fsa, bu ilk ekin \u00fcr\u00fcnleri, insanlar\u0131n narsizminin kar\u015f\u0131s\u0131na dikilen anagch&#8217;n\u0131n ilk kez tan\u0131nmas\u0131 demektir. \u0130lkel adam \u00f6l\u00fcm\u00fc yads\u0131r g\u00f6r\u00fcn\u00fcrken, \u015fimdi \u00f6l\u00fcm\u00fcn \u00fcst\u00fcn erkine boyun e\u011fmektedir.<\/p>\n<p>Varsay\u0131m\u0131m\u0131z\u0131 biraz daha ileri g\u00f6t\u00fcrmeye cesaret edersek, \u00fcst\u00fcne atma mekanizmas\u0131yla ortaya \u00e7\u0131kan ruhlar\u0131n ve cinlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda psikolojik pay\u0131m\u0131z\u0131n hangi b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn yans\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rabiliriz. \u015euras\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r ki t\u00fcm\u00fcyle nesnel olmayan daha sonraki ruh anlay\u0131\u015f\u0131ndan hen\u00fcz daha \u00e7ok uzak olmakla birlikte, ilkellerin ruh anlay\u0131\u015f\u0131nda ona benzer bir yan vard\u0131r ve bu bak\u0131mdan insanlar\u0131 ve e\u015fyay\u0131 bir ikilik olarak g\u00f6r\u00fcr; bu bi\u00e7imde g\u00f6r\u00fclen nitelikler ve de\u011fi\u015fmeler bu ikili\u011fin iki \u00f6\u011fesi aras\u0131nda b\u00f6l\u00fcn\u00fcr. Herbert Spencer&#8217;in deyi\u015fiyle bu k\u00f6ken ikili\u011fi bizim ruhu bedenden ay\u0131r\u0131\u015f\u0131m\u0131zda g\u00f6r\u00fclen ikicili\u011fin ayn\u0131d\u0131r ve bunun h\u00e2l\u00e2 dilde ya\u015fayan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerini, \u00f6rne\u011fin bay\u0131lan ya da sabuklayan kimseler i\u00e7in kullan\u0131lan &#8220;kendinden ge\u00e7ti&#8221; gibi deyimlerde buluruz.<\/p>\n<p>T\u0131pk\u0131 ilkel insan\u0131n yapt\u0131\u011f\u0131 gibi biz de d\u0131\u015f ger\u00e7ekli\u011fe \u00f6yle bir durumu kayd\u0131r\u0131yoruz ki, bunda hem belirli bir \u015feyin duyu ve bilincimize ba\u015fe\u011fdi\u011fi, hem de o \u015feyin gizli olarak bulundu\u011fu ve yeniden ba\u015fe\u011febilece\u011fi bir durum yan yana bulunmaktad\u0131r. Di\u011fer bir deyi\u015fle alg\u0131 ve bellek yan yana bulunur. Daha genel olarak s\u00f6ylersek, bilin\u00e7li ruhsal s\u00fcre\u00e7lerin yan\u0131nda bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 ruhsal s\u00fcre\u00e7ler bulunmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz ne ilkel ruh anlay\u0131\u015f\u0131nda, ne de bug\u00fcnk\u00fc ruh anlay\u0131\u015f\u0131nda (bug\u00fcnk\u00fc bilimin ruhsal ya\u015famda bilin\u00e7liyle bilin\u00e7sizi birbirinden ay\u0131rt edi\u015fi gibi) ruhun di\u011fer k\u0131s\u0131mlardan b\u0131\u00e7ak kesimi ay\u0131rt edildi\u011fini beklememeliyiz. Tersine, animizmde anla\u015f\u0131lan ruh, her iki b\u00f6l\u00fcm\u00fcn da \u00f6zelliklerini kendinde birle\u015ftirmektedir. Ruhun u\u00e7uculu\u011fu ve hareketlili\u011fi, bedenden ayr\u0131lma erki, ge\u00e7ici ya da s\u00fcrekli olarak ba\u015fka bir bedene girme yetene\u011fi bize yan\u0131lmaz bir bi\u00e7imde bilincin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc an\u0131msatan \u00f6zelliklerdir. Fakat somut g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerinin arkas\u0131na gizlenmesi bize bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131n\u0131 an\u0131msat\u0131r; bug\u00fcn art\u0131k biz onun de\u011fi\u015fmezli\u011fini ve yok edilemezli\u011fini bilince de\u011fil, bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 s\u00fcre\u00e7lere ba\u011fl\u0131yoruz ve bunlara ya\u015fam\u0131n ger\u00e7ek i\u00e7erikleri olarak bak\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Animizmin bir d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f sistemi, ilk ve tam bir evren g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftik. \u015eimdi bu sistemin psikanalizce yorumundan baz\u0131 sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karmak istiyoruz. G\u00fcnl\u00fck deneyimimiz bize bu &#8220;sistem&#8221;in ba\u015fl\u0131ca \u00f6zelliklerini g\u00f6sterebilir. Geceleyin d\u00fc\u015f g\u00f6r\u00fcr\u00fcz, g\u00fcnd\u00fcz\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcm\u00fcz\u00fc yorumlat\u0131r\u0131z. D\u00fc\u015f, i\u00e7eri\u011fi gere\u011fi bize kar\u0131\u015f\u0131k ve tutars\u0131z g\u00f6r\u00fcnebilir; fakat di\u011fer yandan da deneyimimizden edindi\u011fimiz izlenimlerin s\u0131ras\u0131na \u00f6yk\u00fcnebilir; bir olaydan di\u011fer bir olay\u0131 \u00e7\u0131karabilir, bir olay\u0131n i\u00e7indekilerin bir par\u00e7as\u0131n\u0131 bir di\u011ferine ge\u00e7irebilir. D\u00fc\u015f bunda az \u00e7ok ba\u015far\u0131l\u0131 olur; fakat d\u00fc\u015f\u00fcn yap\u0131s\u0131nda bir yerde kesinlikle bir sa\u00e7mal\u0131k ya da bir bo\u015fluk olmamas\u0131na olanak yoktur. D\u00fc\u015f\u00fc yoruma ba\u011fl\u0131 tutarsak g\u00f6r\u00fcr\u00fcz ki, i\u00e7eri\u011finin bu kaypak ve kar\u0131\u015f\u0131k d\u00fczeninin d\u00fc\u015f\u00fc anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131zda b\u00fcy\u00fck bir pay\u0131 yoktur. D\u00fc\u015f\u00fcn ana b\u00f6l\u00fcm\u00fc, hi\u00e7 ku\u015fkusuz anlaml\u0131 ve tutarl\u0131 bir d\u00fczene sahip olan d\u00fc\u015fteki d\u00fc\u015f\u00fcncelerdir. Fakat bunlar\u0131n d\u00fczeni, d\u00fc\u015f\u00fcn hat\u0131r\u0131m\u0131zda kalan i\u00e7eri\u011finden t\u00fcm\u00fcyle farkl\u0131d\u0131r. Bizim an\u0131msad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bi\u00e7imde, d\u00fc\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnceleri aras\u0131ndaki tutarl\u0131l\u0131k bozulmu\u015f ya da t\u00fcm\u00fcyle ortadan kaybolmu\u015ftur ya da yerine d\u00fc\u015f i\u00e7eri\u011finin \u00f6\u011feleri aras\u0131nda yeni bir s\u0131ralama yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fc\u015f \u00f6\u011felerinin yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131ndan ba\u015fka, bu \u00f6\u011felerin as\u0131l s\u0131ras\u0131ndan az \u00e7ok ba\u011f\u0131ms\u0131z olan yeni bir s\u0131ralama yap\u0131l\u0131r. K\u0131sacas\u0131, d\u00fc\u015fteki d\u00fc\u015f\u00fcnce gere\u00e7lerinden d\u00fc\u015f\u00fcn olu\u015fturdu\u011fu yap\u0131t bir t\u00fcr ikinci bir i\u015flenmeye ba\u011fl\u0131 k\u0131l\u0131n\u0131r ve bunun da amac\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcn yap\u0131s\u0131n\u0131n olu\u015fturdu\u011fu tutars\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ve anlams\u0131zl\u0131\u011f\u0131 ortadan kald\u0131r\u0131p yerine yeni bir anlam koymakt\u0131r. B\u00f6ylece ortaya \u00e7\u0131kan bu yeni anlam art\u0131k d\u00fc\u015fteki d\u00fc\u015f\u00fcncelerin anlam\u0131 de\u011fildir.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcn bu bi\u00e7imde ikinci bir d\u00fczenlemeye ba\u011fl\u0131 k\u0131l\u0131nmas\u0131, sistemlerin i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc ve savlar\u0131n\u0131 bize g\u00fczelce g\u00f6stermektedir. \u0130nsanlarda bulunan zihinsel bir i\u015flev, alg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131 ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizi birle\u015ftirmemizi, onlara bir tutarl\u0131l\u0131k ve bir anlam vermemizi ister, bunlar aras\u0131ndaki k\u00fc\u00e7\u00fck ba\u011flar\u0131 birtak\u0131m ko\u015fullar\u0131n etkisi alt\u0131nda bulamay\u0131nca yanl\u0131\u015f ili\u015fkiler kurmaktan bile \u00e7ekinmez. Bu gibi sistem kurmalar\u0131 yaln\u0131zca d\u00fc\u015flerde de\u011fil fobilerde, tak\u0131nt\u0131l\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelerde ve kuruntularda da (delusion) g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Kuruntularda (paranoyada) sistem kurma en ustaca bi\u00e7imini al\u0131r ve b\u00fct\u00fcn belirtilere egemen bir duruma gelir; fakat di\u011fer b\u00fct\u00fcn nevropsikoz bi\u00e7imlerinde de savsaklanabilecek gibi de\u011fildir. B\u00fct\u00fcn bu durumlar\u0131n hepsinde, sistem bak\u0131m\u0131ndan anlamland\u0131r\u0131lmak ko\u015fuluyla ruhsal gere\u00e7lerin yeni bir d\u00fczenlemeye sokuldu\u011funu g\u00f6sterebiliriz; bu i\u015f bazen \u00e7ok \u015fiddetli olur. \u00d6yleyse bir sistem kuruldu\u011funu bize g\u00f6steren en iyi i\u015faret, iki ayr\u0131 nedenin ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131d\u0131r; bu nedenlerden biri sistemin temellerinden gelir ve bu y\u00fczden kuruntu (delusion) nedenleridir. \u00d6tekiyse gizli ama gizli olmakla birlikte ger\u00e7ek ve as\u0131l kaynakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bir nevroz \u00f6rne\u011fi bunu pek g\u00fczel betimler. Tabu konusundaki b\u00f6l\u00fcmde obsessionlar\u0131n\u0131n Maoriler aras\u0131ndaki tabu kurallar\u0131na benzedi\u011fini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir yanl\u0131\u015f\u0131 anm\u0131\u015ft\u0131m. Bu kad\u0131n\u0131n nevrozu, kocas\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7evrilmi\u015fti ve kocas\u0131n\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcne kar\u015f\u0131 ya\u015fayan bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 iste\u011fe kar\u015f\u0131 kendini savunma bi\u00e7iminde g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu. Fakat kad\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki sistematik fobisi, genellikle \u00f6l\u00fcm\u00fcn s\u00f6z\u00fcn\u00fcn edilmesine kar\u015f\u0131yd\u0131; bunda kocas\u0131 t\u00fcm\u00fcyle ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131, bilin\u00e7li kuruntu nesnesi de\u011fildi. Bu kad\u0131n bir g\u00fcn kocas\u0131n\u0131n, k\u00f6rle\u015fen usturalar\u0131n\u0131 biletmek i\u00e7in bir d\u00fckk\u00e2na verilmesini buyurdu\u011funu s\u00f6yler, garip bir rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131n y\u00f6nlendirmesiyle kad\u0131n kendisi d\u00fckk\u00e2na gider, d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcnde bu usturalardan salt kendi iyili\u011fi i\u00e7in vazge\u00e7mesini kocas\u0131ndan rica eder; \u00e7\u00fcnk\u00fc usturalar\u0131n g\u00f6nderildi\u011fi d\u00fckk\u00e2n\u0131n yan\u0131nda tabut ve cenaze gere\u00e7leri satan bir d\u00fckk\u00e2n bulundu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Kad\u0131n\u0131n sav\u0131na g\u00f6re, kocas\u0131 s\u00fcrekli olarak usturalarla \u00f6l\u00fcm d\u00fc\u015f\u00fcncesi aras\u0131nda kar\u015f\u0131s\u0131na kasten bir ili\u015fki \u00e7\u0131kar\u0131yordu. \u00d6yleyse sistemde korkunun nedeni bu olay gibi g\u00f6z\u00fckmektedir, hastan\u0131n, oradaki d\u00fckk\u00e2n\u0131 g\u00f6rmemi\u015f olsayd\u0131 bile eve yine bu ustura yasa\u011f\u0131yla d\u00f6nece\u011finden emin olabiliriz; d\u00fckk\u00e2na giderken yolda bir cenaze arabas\u0131na, yasl\u0131 bir adama ya da \u00e7elenk ta\u015f\u0131yan bir kimseye rastgelmesi yeterliydi.Etmenlerin olu\u015fturdu\u011fu a\u011f kendine hep bir av yakalamaya haz\u0131rd\u0131r, bu av\u0131 a\u011f\u0131na \u00e7ekip \u00e7ekmemesi basit bir i\u015ftir. Kad\u0131n\u0131n ba\u015fka durumlarda da bu gibi rastlant\u0131lara g\u00f6z yumaca\u011f\u0131n\u0131 ve eve d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman herhalde &#8220;g\u00fczel bir gezinti&#8221; yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyece\u011fini kesinlikle s\u00f6yleyebiliriz. Ustura korkusunun as\u0131l nedeninin, kocas\u0131n\u0131n bu keskinle\u015fmi\u015f usturalarla g\u0131rtla\u011f\u0131n\u0131 kesmesi gibi kad\u0131n\u0131n akl\u0131na gelen zevkle kar\u0131\u015f\u0131k bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi direni\u015f oldu\u011funu kolayca kestirebiliriz.<\/p>\n<p>Yine bu bi\u00e7imde, belirti bir kez bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 bir iste\u011fi temsil etmeyi ve bu iste\u011fe kar\u015f\u0131 savunma d\u00fczeni olu\u015fturmay\u0131 ba\u015fard\u0131 m\u0131, &#8220;abasite&#8221; ya da alan korkusu (agoraphobie) bi\u00e7iminde devinimsel bir yasaklama k\u00f6kle\u015fir ve dal budak salar. Hastan\u0131n ya\u015fayan b\u00fct\u00fcn bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 fantezileri ve an\u0131lar\u0131 bir kez a\u00e7\u0131ld\u0131 m\u0131, art\u0131k bu kanaldan belirti bi\u00e7iminde kendilerini g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar ve devinim bozukluklar\u0131 alan\u0131nda yeni bir d\u00fczenle s\u0131ralan\u0131rlar. \u00d6yleyse, \u00f6rne\u011fin bir agorafobinin belirtilerinin yap\u0131s\u0131n\u0131 ve ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 bu hastal\u0131\u011f\u0131n kendi savlar\u0131yla anlatmaya kalk\u0131\u015fmak bo\u015funa ve ger\u00e7ekten sa\u00e7ma bir \u015fey olur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu savlar\u0131n b\u00fct\u00fcn mant\u0131kl\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve g\u00f6sterdi\u011fi ili\u015fkilerin b\u00fct\u00fcn kesinli\u011fi yaln\u0131zca g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015ften ibarettir. D\u00fc\u015flerdeki Fa\u00e7ade&#8217;\u0131n olu\u015fumunda oldu\u011fu gibi, belirtilerin yap\u0131s\u0131nda da b\u00fcy\u00fck bir tutars\u0131zl\u0131k ve keyfilik oldu\u011funu daha dikkatli bir g\u00f6zlem bize g\u00f6sterir. B\u00f6yle bir fobi sisteminin ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n as\u0131l nedenleri, y\u00fcr\u00fcme yasa\u011f\u0131yla hi\u00e7bir ilgisi olmayan gizli etmenlerden gelir; i\u015fte bunun i\u00e7indir ki bu gibi fobilerin say\u0131s\u0131z bi\u00e7imi vard\u0131r ve ayr\u0131 ayr\u0131 kimselerde birbirine o kadar kar\u015f\u0131t bi\u00e7imlerde g\u00f6r\u00fcn\u00fcrler.<\/p>\n<p>\u015eimdi animizm sisteminin izlerinden geriye do\u011fru gitmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsak di\u011fer psikolojik sistemlerden edindi\u011fimiz bu g\u00f6r\u00fc\u015ften \u015funu \u00e7\u0131karabiliriz: \u0130lkel insanlar aras\u0131nda da, bir kural\u0131n ya da \u00e2detin biricik ve as\u0131l nedeninin &#8220;bo\u015f inan\u00e7&#8221; olmas\u0131na olanak yoktur, onun i\u00e7in gizli \u00f6rgeler aramak zorunday\u0131z. Animizm sisteminin egemenli\u011fi alt\u0131nda her kural\u0131n ve her davran\u0131\u015f\u0131n bug\u00fcn bizim &#8220;hurafevi&#8221; dedi\u011fimiz bir d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemiyle do\u011frula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 kesinlikle zorunludur. Fakat &#8220;\u00fcz\u00fcnt\u00fc&#8221;, &#8220;d\u00fc\u015f&#8221; ve &#8220;\u015feytan&#8221; gibi &#8220;bo\u015f inan\u00e7&#8221; da, psikanaliz ara\u015ft\u0131rmalar\u0131yla psikolojinin y\u0131k\u0131lan ilkelerinden biridir. Biz bunlar\u0131n gerisinde neler oldu\u011funu kavrayabilirsek, ilkellerin psi\u015fik ya\u015fam\u0131n\u0131n ve ekinsel durumunun \u015fimdiye kadar yanl\u0131\u015f anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7tepilerin bo\u011fulmas\u0131n\u0131, var\u0131lan ekin d\u00fczeyinin bir \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fc olarak ele al\u0131rsak, animizm sisteminin de bo\u015f inan\u00e7lardan geldi\u011fi i\u00e7in haks\u0131z yere de\u011ferlendirilemeyen bir ilerleme ve evrim oldu\u011funu kabul etmemiz gerekir. \u0130lkellerin, sefere \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 zaman yolda temizlenme kurallar\u0131na uyduklar\u0131n\u0131 ve pislemediklerini g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman, bunu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yoruz: E\u011fer d\u00fc\u015fmanlar\u0131 ki\u015finin bir par\u00e7as\u0131 olan bu pislikleri ele ge\u00e7irirse, sihir arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kendilerine bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapabilirler. Onun i\u00e7in pisliklerini \u00e7\u0131karmazlar. Oru\u00e7lar\u0131n\u0131 da buna benzer bo\u015f inan\u00e7larla a\u00e7\u0131klayabiliriz. Oysa i\u00e7tepinin bast\u0131r\u0131lmas\u0131 bununla a\u00e7\u0131klanmaz, vah\u015fi sava\u015f\u00e7\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131k olarak ba\u015fka bir \u015feyi elde etmek i\u00e7in bu kurallara ba\u015fe\u011fdi\u011fini kabul edersek, sorunu daha iyi anlar\u0131z; \u00e7\u00fcnk\u00fc ba\u015fka durumlarda kendisine yasak edilen d\u00fc\u015fmanl\u0131k ve k\u00f6t\u00fcl\u00fck etme i\u00e7tepilerini \u015fimdi istedi\u011fi gibi doyurma f\u0131rsat\u0131n\u0131 elde edecektir. Ayn\u0131 \u015fey cinsel s\u0131n\u0131rlamalarla ilgili bir\u00e7ok olayda da ge\u00e7erlidir. Bu yasaklar\u0131n nedenlerinin sihirle bir ilgisi oldu\u011fu kabul edilse bile, az \u00f6nce s\u00f6yledi\u011fimiz gibi istekleri doyurarak g\u00fc\u00e7 kazanmak iste\u011fi yine temeldir ve yasa\u011f\u0131 hakl\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in sihirin g\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc nedenlerin sa\u011fl\u0131\u011fa ili\u015fkin bir neden oldu\u011funu da savsaklamamak gerekir. \u0130lkel boyun \u00fcyeleri bal\u0131k, vb. avlamaya, sava\u015fmaya ya da i\u015fe yarar bitkiler toplamaya gitti\u011fi zaman, evde kalan kad\u0131nlar bir s\u00fcr\u00fc yasaklar\u0131n bask\u0131s\u0131 alt\u0131na girerken vah\u015filerin kendilerine g\u00f6re bu av\u0131n ya da sava\u015f\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 uzaktan duygusal olarak etkiler. Fakat uzaktan etkileyen bu \u00f6\u011fenin av\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek, geride b\u0131rak\u0131lanlar\u0131 \u00f6zlemek gibi \u015feylerden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in ve bu k\u0131l\u0131\u011fa b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015f duygular\u0131n alt\u0131nda erkeklerin geride kalan kar\u0131lar\u0131n\u0131n ne yapt\u0131klar\u0131ndan t\u00fcm\u00fcyle emin olduklar\u0131 zaman daha iyi \u00e7al\u0131\u015fabileceklerini g\u00f6steren \u00e7ok yerinde bir psikolojik sezi\u015fin gizlendi\u011fini kestirmek i\u00e7in \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir zekaya gerek yoktur. Bazen ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce sihir d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, vb. kar\u0131\u015fmaks\u0131z\u0131n da anlat\u0131l\u0131r ve kad\u0131n\u0131n kocas\u0131n\u0131 aldatmas\u0131n\u0131n uzaktaki kocas\u0131n\u0131n i\u015fini alt \u00fcst etti\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>\u0130lkellerin kad\u0131nlar\u0131n\u0131n ayba\u015f\u0131 zamanlar\u0131nda ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131 say\u0131s\u0131z tabu kural\u0131n\u0131n nedenleri bir bo\u015finan\u00e7 olan kan korkusudur ve ger\u00e7ek nedeninin de bu olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. Fakat bu kan korkusunun yan\u0131nda, daima sihirsel nedenlerle \u00f6rt\u00fclen estetik ve sa\u011fl\u0131\u011fa ili\u015fkin ama\u00e7lar\u0131n da olmas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 savsaklamak yanl\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu a\u00e7\u0131klamalar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda, bizi bug\u00fcnk\u00fc vah\u015filere psikolojik bir incelik y\u00fcklemek gibi sa\u00e7ma bir i\u015f yapmakla su\u00e7layanlar olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylersek herhalde yan\u0131lm\u0131\u015f olmay\u0131z. Fakat biz erginlerin hi\u00e7 de iyice anlayamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z, zenginli\u011fine ve duygu inceli\u011fine pek az \u00f6nem verdi\u011fimiz \u00e7ocu\u011fun psi\u015fik ya\u015fam\u0131nda yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z yanl\u0131\u015f\u0131 animizm evresinde bulunan budunlar\u0131n psikolojisinde de yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 san\u0131yorum.<\/p>\n<p>\u015eimdiye kadar a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f olan bir iki tabu kural\u0131n\u0131 daha anmak isterim; \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar da psikanalizin yorumlar\u0131 alt\u0131na girebilir. Bir\u00e7ok ilkel budun aras\u0131nda baz\u0131 durumlarda evde keskin silahlar\u0131n ve kesici aletlerin bulundurulmas\u0131 yasakt\u0131r. Frazer, b\u0131\u00e7a\u011f\u0131n keskin yan\u0131 yukar\u0131ya d\u00f6n\u00fck olarak bir yere b\u0131rak\u0131lmamas\u0131n\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc tanr\u0131n\u0131n ve meleklerin bundan zarar g\u00f6rece\u011fini buyuran bir Alman bo\u015financ\u0131n\u0131 anar. Bu tabuda, keskin silah\u0131n bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 k\u00f6t\u00fc i\u00e7tepilerce kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan baz\u0131 &#8220;belirti niteli\u011findeki edimler&#8221;e kar\u015f\u0131 bir uyar\u0131n\u0131n sakl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6rmemek m\u00fcmk\u00fcn m\u00fc?<\/p>\n<p align=\"left\">\n<p align=\"left\"><span style=\"color: #000000;\"><strong><span style=\"font-size: large;\"><span lang=\"tr\">TOTEM\u0130ZM\u0130N \u00c7OCUKLUKTAK\u0130 Y\u0130NELENMELER\u0130<\/span><\/span><\/strong><\/span><\/p>\n<p align=\"left\">Ruhsal etkinliklerin ve olu\u015fumlar\u0131n \u00e7ok derin belirlenimcili\u011fini ilk kez ortaya \u00e7\u0131karan psikanalizin din gibi karma\u015f\u0131k bir olguyu tek bir kaynaktan \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015faca\u011f\u0131ndan okurlar\u0131m\u0131z korkmamal\u0131d\u0131r. E\u011fer psikanaliz bu kurumun kaynaklar\u0131ndan yaln\u0131zca birini ister istemez ara\u015ft\u0131r\u0131yorsa, bu tek kayna\u011f\u0131n her \u015feyi a\u00e7\u0131klamaya yetece\u011fini asla savlamad\u0131\u011f\u0131 gibi dinin etmenleri aras\u0131nda ona birinci dereceyi de vermez. Ancak \u00e7e\u015fitli ara\u015ft\u0131rma alanlar\u0131ndan al\u0131nacak sonu\u00e7lar\u0131n bile\u015fimi, bize dinin do\u011fu\u015funda \u015fimdi tart\u0131\u015faca\u011f\u0131m\u0131z mekanizman\u0131n g\u00f6rece \u00f6nemini belirleyebilir; ancak b\u00f6yle bir g\u00f6rev, psikanalizcinin hem ara\u00e7lar\u0131n\u0131n, hem de ama\u00e7lar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kal\u0131r.<\/p>\n<p>Bu kitab\u0131n birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fc bize totemizm kavram\u0131n\u0131 tan\u0131tm\u0131\u015ft\u0131. Totemizmin Avustralya, Amerika ve Afrika&#8217;n\u0131n baz\u0131 ilkel insanlar\u0131 aras\u0131nda dinin yerini alan ve toplumsal \u00f6rg\u00fctlenmenin temelini olu\u015fturan bir sistem oldu\u011funu \u00f6\u011frenmi\u015ftik. Biliyoruz ki 1869&#8217;da \u0130sko\u00e7yal\u0131 Mac Lennan eski ve hatt\u00e2 yeni bir\u00e7ok toplumda bir\u00e7ok \u00e2det ve gelene\u011fin totemizm d\u00f6neminin art\u0131\u011f\u0131 oldu\u011funu ortaya atarak o zamana kadar ancak merak konusu say\u0131lan totemizm olaylar\u0131na herkesin ilgisini \u00e7ekmi\u015fti.<\/p>\n<p>O zamandan beri bilim, totemizmin bu \u00f6nemli konumunu anlam\u0131\u015ft\u0131r. Bu sorun \u00fczerine en son s\u00f6z olarak Wundt&#8217;un Elemente der V\u00f6lkerpsyhologie (1912) adl\u0131 yap\u0131t\u0131ndan bir par\u00e7a al\u0131yorum: &#8220;B\u00fct\u00fcn bu olaylar\u0131 bir araya getirince, totemizm ekininin daha sonraki evrim a\u015famalar\u0131ndan \u00f6nce gelen ilk a\u015fama oldu\u011funu ve ilkellik a\u015famas\u0131yla tanr\u0131lar ve kahramanlar d\u00f6nemi aras\u0131nda, ge\u00e7i\u015f evresi oldu\u011funu duraksamadan kabul edebiliriz.&#8221;<\/p>\n<p>Bu b\u00f6l\u00fcm\u00fc anlamak i\u00e7in totemizmin ne oldu\u011funu daha derinden kavramak gerekir. Daha sonra anla\u015f\u0131lacak baz\u0131 nedenlerden \u00f6t\u00fcr\u00fc burada 1900 y\u0131l\u0131nda Code du totemisme adl\u0131 bir yaz\u0131s\u0131nda totem dininin on iki maddelik bir t\u00fcr kate\u015fizminin ana hatlar\u0131n\u0131 \u00e7izen S. Reinach&#8217;\u0131n tasla\u011f\u0131n\u0131 al\u0131yorum:<\/p>\n<p><b>1-<\/b> Belirli baz\u0131 hayvanlar \u00f6ld\u00fcr\u00fclmeyecek ya da yenmeyecek, bu hayvan t\u00fcrlerinden birer hayvan al\u0131narak onlara bak\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p><b>2-<\/b> Bunlardan kazayla \u00f6len olursa onun i\u00e7in yas tutulur ve oyma\u011f\u0131n bir bireyine kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen sayg\u0131 hayvana da g\u00f6sterilerek g\u00f6m\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p><b>3-<\/b> Yeme yasa\u011f\u0131 bazen hayvan\u0131n yaln\u0131zca belirli bir par\u00e7as\u0131yla s\u0131n\u0131rl\u0131 olur.<\/p>\n<p><b>4-<\/b> \u00d6ld\u00fcr\u00fclmeyen bir hayvan\u0131 bir zorunluluk nedeniyle \u00f6ld\u00fcrmek gerekirse, hayvandan af dilenir ve \u00e7e\u015fitli hile ve oyunlarla tabunun \u00e7i\u011fneni\u015fini hafifletme yoluyla hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeye giri\u015filir.<\/p>\n<p><b>5- <\/b>E\u011fer hayvan ritlerle kurban edilmi\u015fse ona t\u00f6renle yas tutulur.<\/p>\n<p><b>6-<\/b> Dinsel t\u00f6renler gibi belirli t\u00f6renlerde baz\u0131 hayvanlar\u0131n derileri giyilir. Totemizmin h\u00e2l\u00e2 varoldu\u011fu yerlerde bunlar totem olan hayvanlard\u0131r.<\/p>\n<p><b>7- <\/b>Oymaklar ve bireyler totem olan hayvanlar\u0131n adlar\u0131n\u0131 al\u0131r.<\/p>\n<p><b>8-<\/b> Bir\u00e7ok oymak, hayvanlar\u0131n resimlerini arma olarak kullan\u0131r ve silahlar\u0131n\u0131 bunlarla s\u00fcsler; hayvan resimlerini v\u00fccutlar\u0131na \u00e7izer ya da d\u00f6vme yapar.<br \/>\n<b><br \/>\n9-<\/b> Totem korkulan ve tehlikeli hayvanlardan biriyse, ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan oyma\u011f\u0131n \u00fcyelerine ac\u0131yaca\u011f\u0131 kabul edilir.<\/p>\n<p><b>10- <\/b>Totem olan hayvan oymak \u00fcyelerini korur ve onlara yol g\u00f6sterir.<\/p>\n<p><b>11-<\/b> Totem olan hayvan kendisine inananlara gelece\u011fi bildirir ve onlara \u00f6nderlik g\u00f6revi yapar.<br \/>\n<b><br \/>\n12-<\/b> Bir totem oyma\u011f\u0131n\u0131n \u00fcyeleri \u00e7o\u011fu kez totem hayvana ortak bir k\u00f6ken ba\u011f\u0131yla ba\u011fl\u0131 olduklar\u0131na inan\u0131r.<\/p>\n<p>Reinach&#8217;\u0131n bir zamanlar bir totem sistemi oldu\u011funu g\u00f6steren b\u00fct\u00fcn i\u015faretleri ve ipu\u00e7lar\u0131n\u0131 da kullanm\u0131\u015f oldu\u011funu an\u0131msarsak, totem dininin bu kate\u015fizminin de\u011ferini daha iyi kavrayabiliriz. Bu yazar\u0131n sorunu ele al\u0131\u015f\u0131ndaki \u00f6zellikler, totemizmin temel niteliklerini bir dereceye kadar savsaklamas\u0131nda kendini g\u00f6sterir. \u0130leride bu yazar\u0131n, totemizmin kate\u015fizminin belli ba\u015fl\u0131 iki kural\u0131ndan birini ikinci derecede g\u00f6sterdi\u011fini g\u00f6rece\u011fiz, di\u011ferini ise b\u00fcsb\u00fct\u00fcn g\u00f6zden ka\u00e7\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Totemizmin \u00f6zyap\u0131sal nitelikleri \u00fczerine daha geni\u015f bilgi edinmek i\u00e7in bu konuya d\u00f6rt ciltlik bir yap\u0131t ay\u0131rarak bu konudaki b\u00fct\u00fcn g\u00f6zlemleri toplayan ve bu g\u00f6zlemlerden \u00e7\u0131kan sorunlar\u0131 b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla inceleyen ba\u015fka bir yazara ba\u015fvurmam\u0131z gerekir. Psikanalizin ara\u015ft\u0131rmalar\u0131 bizi bu yazar\u0131n vard\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lardan ba\u015fka sonu\u00e7lara g\u00f6t\u00fcrmekle birlikte, bize verdi\u011fi zevk ve bilgiden dolay\u0131 Totemizm and Exogamy (3)&#8217;nin yazar\u0131 J.G. Frazer&#8217;e \u00e7ok \u015fey bor\u00e7luyuz.<\/p>\n<p>Frazer ilk yap\u0131t\u0131nda \u015f\u00f6yle der: &#8220;Bir totem vah\u015filerin sayg\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi bir maddi e\u015fya \u00f6be\u011fidir; ilkel kendisiyle bu toplulu\u011fun i\u00e7inde bulunan e\u015fya aras\u0131nda s\u0131k\u0131 ve \u00f6zel bir ili\u015fki oldu\u011funa inan\u0131r.<\/p>\n<p>Totemle birey aras\u0131ndaki bu ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n iki yana da kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 yarar\u0131 vard\u0131r; totem insan\u0131 korur, insan da e\u011fer bu totem hayvansa \u00f6ld\u00fcrmeme, bitkiyse kesmeme ya da toplamama yoluyla \u00e7e\u015fitli bi\u00e7imlerde ona sayg\u0131 g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Totem, feti\u015ften farkl\u0131 olarak tek bir \u015fey de\u011fil, her zaman bir e\u015fya \u00f6be\u011fidir, bunlar genellikle bir hayvan ya da bitki t\u00fcr\u00fc, ara s\u0131ra da cans\u0131z do\u011fa e\u015fyas\u0131 ve pek az da yapma e\u015fyad\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>En az \u00fc\u00e7 totem t\u00fcr\u00fc ayr\u0131labilir:<\/p>\n<p><b>1-<\/b> B\u00fct\u00fcn boyun ortak totemi olan ve ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa ge\u00e7en boy totemi,<br \/>\n<b><br \/>\n2-<\/b> Boyun b\u00fct\u00fcn erkek ya da kad\u0131nlar\u0131yla ilgili olan cinsellik totemi,<\/p>\n<p><b>3-<\/b> Bireyle ilgili olan ve \u00e7ocuklar\u0131na ge\u00e7meyen bireysel totem.<\/p>\n<p>Son iki t\u00fcr totem, boy totemine oranla daha az \u00f6nem ta\u015f\u0131r. E\u011fer yan\u0131lm\u0131yorsak bunlar sonradan ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r ve tabunun i\u00e7eri\u011fi y\u00f6n\u00fcnden \u00f6nemsizdirler.<\/p>\n<p>Boy totemi (klan totemi), adlar\u0131n\u0131 bu totemden alan, kendilerini ortak bir atadan gelme ve birbirlerinin kan akrabas\u0131 sayan ve gerek totem inan\u00e7lar\u0131nda, gerekse birbirleriyle ili\u015fkilerinde ortak bor\u00e7larla s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131 olan erkek ve kad\u0131nlardan kurulu bir toplulu\u011fun sayg\u0131 konusudur.<\/p>\n<p>Totemizm, toplumsal oldu\u011fu kadar dinsel bir sistemdir. Dinsel cephesinde bir kimseyle totemi aras\u0131nda kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 sayg\u0131 ili\u015fkisinden, toplumsal cephesinde de boy \u00fcyelerinin birbirlerine ve di\u011fer oymaklara kar\u015f\u0131 bor\u00e7luluk ili\u015fkilerinden ibarettir. Totemizmin daha sonraki tarihinde bu iki cephe birbirinden ayr\u0131lmaya do\u011fru bir e\u011filim g\u00f6sterir; toplumsal sistem genellikle dinsel sistemin izlerini ya\u015fat\u0131r ve buna kar\u015f\u0131l\u0131k totemizm \u00fczerine kurulu toplumsal sistemin kayboldu\u011fu \u00fclkelerin dininde totemizmin arta kalanlar\u0131 ya\u015far. Totemizmin k\u00f6keni konusundaki bilgisizli\u011fimiz kar\u015f\u0131s\u0131nda, bu iki cephenin ba\u015flang\u0131\u00e7ta nas\u0131l birbirine kar\u0131\u015f\u0131k bir durumda oldu\u011funu kesin olarak s\u00f6ylemek olanaks\u0131zd\u0131r. Fakat genel g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan ba\u015flang\u0131\u00e7ta totemizmin bu iki cephesinin birbirinden ay\u0131rt edilebilmesi olas\u0131d\u0131r. Di\u011fer bir deyi\u015fle geriye do\u011fru gittik\u00e7e, bir boyun bir bireyinin totemiyle kendisini birt\u00fcrden saymakta oldu\u011funu ve totemle olan ili\u015fkileriyle boy arkada\u015flar\u0131yla olan ili\u015fkileri aras\u0131nda bir ayr\u0131l\u0131k g\u00f6rmedi\u011fini daha ayd\u0131nl\u0131k olarak g\u00f6r\u00fcyoruz. Dinsel bir sistem olma a\u00e7\u0131s\u0131ndan totemizmi betimlerken Frazer, bir boyun \u00fcyelerinin, totemlerinin ad\u0131n\u0131 ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ayn\u0131 zamanda kural olarak bu totemden geldiklerine inand\u0131klar\u0131n\u0131 \u0131srarla g\u00f6stermektedir. Bu kan\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ilkeller totem olan hayvan\u0131 avlamaz, \u00f6ld\u00fcrmez ya da yemezler ve totem e\u011fer hayvan de\u011filse onu hi\u00e7bir bi\u00e7imde kullanmazlar. Totem tabular\u0131, totemin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi ya da kesilmesi yasa\u011f\u0131ndan ibaret de\u011fildir; bazen toteme dokunmak ya da hatta bakmak bile yasakt\u0131r; bir\u00e7ok yerde totem kendi ad\u0131yla an\u0131lmaz bile. Totemi koruyan tabular\u0131n dikine bir davran\u0131\u015f, vahim bir hastal\u0131kla ya da \u00f6l\u00fcmle otomatik olarak cezaland\u0131r\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Boy taraf\u0131ndan bazen totem hayvanlar\u0131ndan \u00f6rnekler yeti\u015ftirilir. Ve tutsak olarak korunur; \u00f6l\u00fc bulunan bir totem hayvan i\u00e7in yas tutulur ve oymak \u00fcyesi gibi g\u00f6m\u00fcl\u00fcr. Bir totem hayvan\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi gerekirse, bu, ancak ba\u011f\u0131\u015flanma iste\u011fi ayinleri ve t\u00f6vbe t\u00f6renleriyle yap\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Boy, toteminden korunma ve sab\u0131r bekler. Totem tehlikeli bir hayvansa (\u00f6rne\u011fin y\u0131rt\u0131c\u0131 ve vah\u015fi ya da zehirli bir hayvansa) bir zarar vermeyece\u011fine inan\u0131l\u0131r ve bu inanc\u0131n do\u011fru \u00e7\u0131kmad\u0131\u011f\u0131 zamanlarda sald\u0131r\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015fan ki\u015fi boydan at\u0131l\u0131r. Frazer&#8217;e g\u00f6re, antlar k\u00f6kensel olarak &#8220;ordalie&#8221; (*) idiler, bir kimsenin soyu bu y\u00f6ntemle totemler taraf\u0131ndan belirlenirdi. Totem hastal\u0131k durumlar\u0131nda yard\u0131m eder ve boya uyar\u0131larda bulunur. Totem olan hayvan\u0131n bir ev yak\u0131n\u0131nda g\u00f6r\u00fcnmesi \u00e7o\u011fu kez bir \u00f6l\u00fcm haberi say\u0131l\u0131r, totem kendisinin olan\u0131 almaya gelmi\u015ftir&#8221; denir.<\/p>\n<p>Bir boyun \u00fcyeleri totemle ili\u015fkisini bir\u00e7ok anlaml\u0131 yolla g\u00fc\u00e7lendirmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar: Totem-hayvan\u0131n derisini giyip ona d\u0131\u015ftan benzemeye \u00e7al\u0131\u015farak ona \u00f6yk\u00fcn\u00fcrler, totemin resmini v\u00fccutlar\u0131na d\u00f6vd\u00fcr\u00fcrler, vb. Do\u011fum, erkekli\u011fe erdirme (initation) ya da cenaze alay\u0131 gibi t\u00f6renlerde totemle bu \u00f6zde\u015fle\u015fme (identification) i\u015fi bir\u00e7ok davran\u0131\u015f ve s\u00f6zle yap\u0131l\u0131r. Boyun b\u00fct\u00fcn \u00fcyeleri totemlerine benzeyen k\u0131l\u0131klara girerek ve onlar gibi devinimler yaparak dans eder, bunlar da bir\u00e7ok sihir ve din ere\u011fine hizmet eder. Sonunda totem hayvan\u0131n \u00e2yinlerle \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi t\u00f6renlerine s\u0131ra gelir.<\/p>\n<p>Totemizmin toplumsal cephesi her \u015feyden \u00f6nce yasaklarda g\u00f6r\u00fclen \u015fiddetle ve s\u0131n\u0131rlamalar\u0131n geni\u015flik ve bollu\u011fuyla kendini g\u00f6sterir. Bir totem boyunun \u00fcyeleri karde\u015f ve k\u0131z karde\u015flerdir, birbirlerine yard\u0131m etmek ve birbirlerini korumak zorundad\u0131rlar; klan\u0131n bir \u00fcyesi bir yabanc\u0131 taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, \u00f6ld\u00fcrenin boyunun t\u00fcm \u00fcyeleri bu cinayetin hesab\u0131n\u0131 vermek zorundad\u0131r ve \u00f6lenin boyu tam bir dayan\u0131\u015fmayla ak\u0131t\u0131lan kan\u0131n temizlenmesini ister. Totem ba\u011flar\u0131 bizim bug\u00fcnk\u00fc aile ba\u011flar\u0131 \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcncelerimizden daha g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr; ilkeller aile ba\u011flar\u0131yla ba\u011fl\u0131 de\u011fildiler; \u00e7\u00fcnk\u00fc totem kural olarak anadan kal\u0131t\u0131m olarak ge\u00e7er, ba\u015flang\u0131\u00e7ta baba kal\u0131t\u0131m\u0131n\u0131n hemen hemen hi\u00e7 \u00f6nemi yoktu.<\/p>\n<p>Totemda\u015fl\u0131\u011f\u0131n do\u011furdu\u011fu tabu s\u0131n\u0131rlamas\u0131, birbiriyle evlenen ya da birbirleriyle her ne bi\u00e7imde olursa olsun cinsel ili\u015fkide bulunan ayn\u0131 boyun \u00fcyelerine kar\u015f\u0131 konan yasaktan ibarettir. \u00dcnl\u00fc ve bilmeceli ekzogaminin totemizmle olan ili\u015fkisi budur. Kitab\u0131m\u0131z\u0131n ilk b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc buna ay\u0131rm\u0131\u015ft\u0131k, onun i\u00e7in burada yaln\u0131zca ekzogaminin ilkel insanlar\u0131n \u015fiddetli ensest korkular\u0131ndan do\u011fdu\u011funu ve topluluk evliliklerinde enseste kar\u015f\u0131 bir g\u00fcvenlik \u00f6nlemi bi\u00e7iminde anla\u015f\u0131labilece\u011fini, \u00f6nceleri daha gen\u00e7 ku\u015fa\u011f\u0131n ensestten \u00e7ekinmesini sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ancak daha sonraki geli\u015fimde eski ku\u015fa\u011fa kar\u015f\u0131 da bir engel oldu\u011funu g\u00f6stermek yeterlidir.<\/p>\n<p>Bu konu \u00fczerine en \u00f6nde gelen yap\u0131tlardan olan Frazer&#8217;in yap\u0131t\u0131n\u0131n totemizm konusundaki bu betimlemesine ben \u015fimdi en son \u00f6zetlerin birinden birka\u00e7 par\u00e7a kataca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>W. Wundt, 1912&#8217;de \u00e7\u0131kan Elemente der V\u00f6lkerpsychologie&#8217;sinde \u015f\u00f6yle der: &#8220;Totem hayvan, ata hayvan say\u0131l\u0131r. \u00d6yleyse totem hem bir topluluk ad\u0131, hem de bir soy ad\u0131d\u0131r ve soy ad\u0131 olmak a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu ad\u0131n ayn\u0131 zamanda mitolojik bir anlam\u0131 da vard\u0131r. Fakat kavram\u0131n b\u00fct\u00fcn bu anlamlar\u0131 kesinlikle s\u0131n\u0131rlanm\u0131\u015f de\u011fildir, baz\u0131 durumlarda baz\u0131lar\u0131 arka plana at\u0131l\u0131r, o zaman totemler boy b\u00f6l\u00fcmlerinin yaln\u0131zca adland\u0131r\u0131lmas\u0131ndan ibaret olurlar, di\u011fer baz\u0131 durumlardaysa soyu g\u00f6steren bir kavram olurlar; yani totemin toplumsal anlam\u0131 \u00f6n safta kal\u0131r&#8230;<\/p>\n<p>Totem kavram\u0131 boyun d\u00fczenlenmesini ve \u00f6rg\u00fctlenmesini belirler. Bu kurallar ve boy \u00fcyelerinin inan\u00e7 ve duygular\u0131nda bunlar\u0131n yerle\u015fmesi, k\u00f6kensel olarak, totem-hayvan\u0131n herhalde bir \u00f6be\u011fin ad\u0131 de\u011fil, kendisine denk d\u00fc\u015fen kolun atas\u0131 say\u0131lmas\u0131 olgusunun nedenidir. Bunun da nedeni, bu hayvan atalar\u0131n bir ekin nesnesi olmas\u0131d\u0131r. Bu hayvan ekini, \u00f6zel t\u00f6renden ve \u015f\u00f6lenlerden ba\u015fka totem olan hayvana kar\u015f\u0131 tak\u0131n\u0131lan tav\u0131rda da kendini g\u00f6sterir: Yaln\u0131zca tek bir hayvan de\u011fil, ayn\u0131 zamanda ayn\u0131 t\u00fcr\u00fcn b\u00fct\u00fcn temsilcileri de belirli bir dereceye kadar kutsal hayvanlard\u0131r; totem \u00fcyelerinin totem hayvan\u0131n etini yemesi yasakt\u0131r ya da ancak baz\u0131 durumlarda yenmesine izin verilir. Bu durum, burada g\u00f6r\u00fclen anlaml\u0131 bir kar\u015f\u0131tl\u0131kla, yani baz\u0131 durumlarda totem olan hayvan\u0131n etinin t\u00f6renle yenmesi olgusuyla uyumludur&#8230;&#8221;<\/p>\n<p>&#8220;&#8230; Fakat bu totemik boy \u00f6rg\u00fct\u00fcn\u00fcn en \u00f6nemli toplumsal cephesi topluluklar\u0131n, birbirleriyle olan ili\u015fkilerinde, belirli davran\u0131\u015f kurallar\u0131na ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 durumudur. Bunlar\u0131n en \u00f6nemlisi, evlilik ili\u015fkileri konusundaki kurallard\u0131r. Bu oymak b\u00f6l\u00fcmleri bu yolla kendini \u00f6nce totemik d\u00f6nemde, yani ekzogamide g\u00f6steren \u00f6nemli bir olayla ilgilidir.&#8221;<\/p>\n<p>Daha sonraki geli\u015fmelere ya da gerilemeye denk d\u00fc\u015fme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 olan her \u015feyi eleyerek ilk totemizmin \u00f6zyap\u0131sal niteliklerini bulmak istersek, \u015fu temel olaylar\u0131 buluruz: Totemler ba\u015flang\u0131\u00e7ta yaln\u0131zca hayvand\u0131lar ve tek boylar\u0131n atalar\u0131 say\u0131lm\u0131\u015flard\u0131r. Totem yaln\u0131zca anne yoluyla ge\u00e7erdi; totemi \u00f6ld\u00fcrmek (ya da yemek, ki bu ilkellere g\u00f6re ayn\u0131 \u015fey demekti) yasakt\u0131; bir totemin \u00fcyelerinin birbiriyle cinsel ili\u015fkide bulunmalar\u0131 yasakt\u0131.<\/p>\n<p>Reinach&#8217;\u0131n \u00e7izdi\u011fi Code du tot\u00e9misme&#8217;de ikinci tabu, yani totem hayvandan geldi\u011fine inanma g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc an\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, birinci tabu, yani ekzogaminin an\u0131lmamas\u0131 bize garip g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Bununla birlikte Reinach bu alanda kendisine \u00e7ok bor\u00e7lu oldu\u011fumuz bir yazard\u0131r; onun betimlemesini, \u015fimdi dikkatimizi y\u00f6neltece\u011fimiz yazarlar aras\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131na bizi haz\u0131rlamas\u0131 i\u00e7in se\u00e7mi\u015ftim.<\/p>\n<p>Totemizmin, kesinlikle her ekinin bir evresi oldu\u011funa ne kadar inan\u0131rsak, onu anlama ve i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fcn bilmecesini \u00e7\u00f6zme zorunlulu\u011fu da o kadar artar. Evet, totemizm \u00fczerine her \u015fey bilmece niteli\u011findedir; kesin sorun, totemin k\u00f6keni, ekzogaminin (ya da onun temsil etti\u011fi ensest tabular\u0131n\u0131n) kaynaklar\u0131yla ikisi aras\u0131ndaki, yani totem \u00f6rg\u00fct\u00fcyle ensest yasa\u011f\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fki sorunudur. Sorunu hem tarihsel, hem de psikolojik y\u00f6nden kavrayabiliriz; bu bize, bu garip kurumun ne gibi ko\u015fullar alt\u0131nda geli\u015fti\u011fini ve insan\u0131n hangi ruhsal gereksinimlerini anlatt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterecektir.<\/p>\n<p>Bu sorunlara ne kadar farkl\u0131 bak\u0131larak yan\u0131t verildi\u011fine ve uzman ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin birbirinden ne kadar ayr\u0131ld\u0131\u011f\u0131na okur ku\u015fkusuz \u015fa\u015facakt\u0131r. Totemizm \u00fczerine ileri s\u00fcr\u00fclebilecek hemen hemen her d\u00fc\u015f\u00fcnce ku\u015fkuludur: Hatta Frazer&#8217;in 1887&#8217;de yay\u0131mlanan bir makalesinden yukar\u0131da ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z anlat\u0131m\u0131 bile, yazar\u0131n keyfi bir tercihini anlat\u0131yor diye ele\u015ftirmek olas\u0131d\u0131r ve o g\u00f6r\u00fc\u015fe bu konu \u00fczerindeki d\u00fc\u015f\u00fcncelerini s\u00fcrekli de\u011fi\u015ftirmi\u015f olan Frazer&#8217;in kendisi bile kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>A\u00e7\u0131kt\u0131r ki totemizmle ekzogaminin i\u00e7 y\u00fczleri, her iki kurumun k\u00f6kenine daha yak\u0131ndan de\u011finebilseydik, \u00e7ok daha kolayca kavranabilirdi. Fakat sorunun durumu \u00fczerine yarg\u0131ya var\u0131rken, Andrew Lang&#8217;\u0131n \u015fu uyar\u0131s\u0131n\u0131 da unutmamal\u0131y\u0131z: \u0130lkel budunlar bile bu \u00f6zg\u00fcn bi\u00e7imleri ve asl\u0131ndaki ko\u015fullar\u0131 an\u0131msamamaktad\u0131r ve bu y\u00fczden g\u00f6zlem yapamay\u0131nca t\u00fcm\u00fcyle varsay\u0131mlara ba\u011fl\u0131 kalmak zorunday\u0131z.<\/p>\n<p>Psikoloji bak\u0131m\u0131ndan yap\u0131lan a\u00e7\u0131klamalar aras\u0131nda baz\u0131lar\u0131 daha ba\u015flang\u0131\u00e7tan yanl\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnmektedir. Bunlar \u00e7ok ak\u0131lc\u0131d\u0131r ve a\u00e7\u0131klamak istedikleri \u015feyin duygusal \u00f6zyap\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almazlar. Baz\u0131lar\u0131 da g\u00f6zlemlerin kan\u0131tlayamad\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131mlara dayan\u0131r; baz\u0131lar\u0131ysa pek\u00e2l\u00e2 ba\u015fka bir yoruma ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131l\u0131nabilecek olaylara ba\u015fvurur. Bu \u00e7e\u015fitli irdelemelerin reddedilmesi genellikle pek g\u00fc\u00e7 de\u011fildir; genellikle yazarlar kendi yap\u0131tlar\u0131na yapt\u0131klar\u0131ndan \u00e7ok birbirlerine kar\u015f\u0131 yapt\u0131klar\u0131 ele\u015ftirilerde daha g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. Ele al\u0131nan noktalar\u0131n bir\u00e7o\u011fundan \u00e7\u0131kan sonu\u00e7 bir non liquet&#8217;den ibarettir. Onun i\u00e7in burada b\u0131rakmak zorunda oldu\u011fumuz yeni yay\u0131nlar\u0131n \u00e7o\u011funun, totem sorunlar\u0131n\u0131n toptan \u00e7\u00f6z\u00fclmesi olana\u011f\u0131n\u0131 reddeden yap\u0131tlar olmas\u0131 \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey de\u011fildir. (\u00d6rne\u011fin bkz.: B. Goldenweiser: Journal of American Folklore, XXIII, 1910. Bu, Britannica Year Book&#8217;da incelenmi\u015ftir, 1913) Bu birbirine kar\u015f\u0131t varsay\u0131mlar\u0131 g\u00f6sterirken tarih s\u0131ras\u0131na bakmad\u0131m.<\/p>\n<p><b>a) Totemizmin K\u00f6keni<br \/>\n<\/b><br \/>\nTotemizmin k\u00f6keni sorunu \u015fu bi\u00e7imde de anlat\u0131labilir: \u0130lkel insanlar, kendileri ve boylar\u0131 i\u00e7in hayvan, bitki ve cans\u0131z e\u015fya adlar\u0131n\u0131 nas\u0131l se\u00e7mi\u015flerdir?<\/p>\n<p>Totemizm ve ekzogaminin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ke\u015ffeden \u0130sko\u00e7yal\u0131 MacLennan, totemizmin k\u00f6keni konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015flerini yay\u0131mlamaktan \u00e7ekinmi\u015ftir. Andrew Lang&#8217;\u0131n bildirdi\u011fine g\u00f6re, MacLennan bir ara totemizmi d\u00f6vme \u00e2detine dek indirgeme e\u011filimindeydi. Ben totemizmin nereden \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 konusunda ileri s\u00fcr\u00fclen g\u00f6r\u00fc\u015fleri \u00fc\u00e7 \u00f6be\u011fe ay\u0131raca\u011f\u0131m: (a) Nominalist, (b) sosyolojik, (g) psikolojik g\u00f6r\u00fc\u015fler.<\/p>\n<p><b>a) Nominalist G\u00f6r\u00fc\u015fler<\/p>\n<p><\/b>Bu g\u00f6r\u00fc\u015flerle ilgili bilgileri okuyunca bu ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 ni\u00e7in kulland\u0131\u011f\u0131m anla\u015f\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Peru \u0130nkalar\u0131ndan gelme bir ki\u015fi olan ve on yedinci y\u00fczy\u0131lda kendi budununun tarihini yazan Gracilaso de la Vega totem olaylar\u0131n\u0131, boylar\u0131n birbirlerini adlarla ay\u0131rmalar\u0131 gereksiniminden do\u011fdu\u011fu bi\u00e7iminde yorumlar (18). Ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce y\u00fczy\u0131llarca sonra A.K. Keane&#8217;nin Ethnology adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda da g\u00f6r\u00fclmektedir, burada totemlerin heraldik imlerden do\u011fdu\u011fu ve bireylerin, ailelerin ve oymaklar\u0131n bu imlerle kendilerini ba\u015fkalar\u0131ndan ay\u0131rmak istedikleri s\u00f6ylenir.<\/p>\n<p>Max M\u00fcller Contributions to the Science of Mythology adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda ayn\u0131 irdelemeyi yapar. Ona g\u00f6re bir totem: 1. Boyun bir imi, 2. Bir boyun ad\u0131, 3. Boyun atas\u0131n\u0131n ad\u0131, 4. Boyun sayg\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi \u015feyin ad\u0131d\u0131r. Daha sonra J. Pikler 1899&#8217;da \u00f6bekler ve bireyler i\u00e7in, yaz\u0131da s\u00fcrekli olarak korunabilecek adlara gereksinim duyuldu\u011fundan s\u00f6z eder.<\/p>\n<p>Demek ki totemizm dinsel bir gereksinimden de\u011fil, insanlar\u0131n s\u0131radan ve g\u00fcnl\u00fck gereksinimlerinden do\u011fmu\u015ftur. Totemizmin temeli olan adlar\u0131n verilmesi ilkel yaz\u0131 tekni\u011finin bir sonucudur. Totem kolayca g\u00f6sterilebilen bir yaz\u0131 simgesi niteli\u011fini ta\u015f\u0131r. Fakat vah\u015filer \u00f6nceleri bir hayvan ad\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131rken, akrabal\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcncesini bu hayvandan \u00e7\u0131karm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Herbert Spencer de totemizmin olu\u015fumunda ad vermenin kesin rol\u00fc oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesindedir. Ona g\u00f6re baz\u0131 bireylere, hayvanlar\u0131n adlar\u0131na g\u00f6re nitelikler verilmi\u015ftir ve b\u00f6ylece sonraki ku\u015faklar\u0131na kadar kalan onur adlar\u0131 ve lakaplar alm\u0131\u015flard\u0131r. \u0130lkel dillerin kesin olmay\u0131\u015f\u0131 ve kavran\u0131lmas\u0131n\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fc y\u00fcz\u00fcnden, sonra gelen ku\u015faklar bu adlar\u0131 bu hayvanlar\u0131n kendilerinden gelmi\u015f oldu\u011funun bir kan\u0131t\u0131 sanm\u0131\u015flard\u0131r. B\u00f6ylece totemizm, atalara kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen \u015fa\u015fmaz bir sayg\u0131n\u0131n sonucudur.<\/p>\n<p>Eski ad\u0131 Sir John Lubbock&#8217;la tan\u0131nm\u0131\u015f olan Lord Avebury de bu yanl\u0131\u015f anlamaya \u00f6nem vermemekle birlikte, totemizmin k\u00f6keni \u00fczerine ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncededir. Hayvanlara kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen sayg\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131klamak istersek, insan adlar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fu kez hayvanlardan al\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 unutmamal\u0131y\u0131z. Ay\u0131 ya da aslan diye \u00e7a\u011fr\u0131lan bir adam\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 ve torunlar\u0131 do\u011fal olarak bu ad\u0131 ata ad\u0131 olarak al\u0131rlar. Bu yolla hayvan\u0131n kendisi bir sayg\u0131 ve en sonunda da bir tap\u0131n\u0131m konusu olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Fison, totem ad\u0131n\u0131n bireylerin ad\u0131ndan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 savlayanlara kar\u015f\u0131 reddedilemez bir itiraz ileri s\u00fcrer. Avustralya&#8217;da totemin bir bireyin imi de\u011fil, hep bir insan toplulu\u011fun imi oldu\u011funu g\u00f6sterir: Fakat bunun tersi olsayd\u0131, yani totem k\u00f6kensel olarak bir bireyin ad\u0131 olsayd\u0131, soyun anne yoluyla ge\u00e7mesi y\u00fcz\u00fcnden asla o adam\u0131n \u00e7ocuklar\u0131na ge\u00e7mezdi.<\/p>\n<p>Buraya kadar g\u00f6sterilen g\u00f6r\u00fc\u015fler a\u00e7\u0131k\u00e7a yanl\u0131\u015ft\u0131r. Bunlar, hayvan adlar\u0131n\u0131n ilkel oymaklara nas\u0131l verildi\u011fini a\u00e7\u0131klayabilir ama totemik sistemi olu\u015fturan ad vermeye g\u00f6sterilen \u00f6nemi asla a\u00e7\u0131klayamazlar. Bu toplulu\u011fun en dikkate de\u011fer g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, Andrew Lang taraf\u0131ndan Social Origins (1903) ve The Secret of the Totem adl\u0131 kitaplar\u0131nda ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Lang, bu g\u00f6r\u00fc\u015fte adland\u0131rmay\u0131 sorunun merkezi olarak ele al\u0131r; fakat ilgin\u00e7 iki psikolojik etmeni de araya sokar. Bundan dolay\u0131 totemizm sorununun son \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne yard\u0131m etmi\u015f oldu\u011funu savlayabilir.<\/p>\n<p>Andrew Lang&#8217;a g\u00f6re, boylar\u0131n hayvan adlar\u0131n\u0131 almalar\u0131 sorunu \u00f6nemli de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130lkellerin, g\u00fcn\u00fcn birinde ald\u0131klar\u0131 adlar\u0131n nereden geldi\u011fini bilmeden ald\u0131klar\u0131n\u0131n fark\u0131na varm\u0131\u015f olmalar\u0131 olas\u0131d\u0131r. Bu adlar\u0131n k\u00f6keni unutulmu\u015ftur. O zaman adlar\u0131n\u0131n \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ta\u015f\u0131nma yoluyla daha fazla bilgi almaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flar ve adlar\u0131n\u0131n \u00f6nemine kar\u015f\u0131 olan inan\u00e7lar\u0131 ve bundan da ad\u0131n \u00f6nemli oldu\u011fu inanc\u0131 ve totem d\u00fc\u015f\u00fcncesi do\u011fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnk\u00fc ilkeller i\u00e7in oldu\u011fu gibi insanlar i\u00e7in de ve hatta \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z i\u00e7in de ad, bizim sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi anlams\u0131z ve keyfi olarak konmu\u015f bir \u015fey de\u011fil, \u00f6nemli ve temel bir \u015feydir. Bir adam\u0131n ad\u0131 onun ki\u015fili\u011finin ba\u015fl\u0131ca \u00f6\u011felerinden birisidir ve belki de onun ruhunun bir par\u00e7as\u0131d\u0131r. Hayvanlar\u0131n adlar\u0131n\u0131n ayn\u0131 olan adlar\u0131 ta\u015f\u0131malar\u0131 durumu, ilkel insanlarda herhalde ki\u015filerle \u00f6zel hayvan t\u00fcrleri aras\u0131nda gizli ve \u00f6nemli bir ba\u011f oldu\u011fu kan\u0131s\u0131n\u0131 do\u011furmu\u015ftur. Bu ba\u011f kan ba\u011f\u0131ndan ba\u015fka ne olabilirdi? Fakat adlar\u0131n benzerli\u011fi bir kez b\u00f6yle bir kan\u0131ya yol a\u00e7\u0131nca, ekzogami de i\u00e7inde olmak \u00fczere kan tabusuyla ilgili b\u00fct\u00fcn totemik yasaklar\u0131n nedeninin bu olmas\u0131 gerekir&#8230;<\/p>\n<p>&#8220;Ekzogami de i\u00e7inde olmak \u00fczere, b\u00fct\u00fcn totemik kurallar\u0131n ve davran\u0131\u015flar\u0131n k\u00f6keninin nedeni ancak \u015fu \u00fc\u00e7 \u015fey olabilir: K\u00f6keni bilinmeyen bir \u00f6bek hayvan ad\u0131; insan ya da hayvan olsun ayn\u0131 ad\u0131 ta\u015f\u0131yanlar aras\u0131nda a\u015fk\u0131n bir ba\u011fl\u0131l\u0131k ve kan bo\u015f inan\u00e7lar\u0131 inan\u0131\u015f\u0131.&#8221; (The Secret of the Totem, s. 126.)<\/p>\n<p>Demek oluyor ki Lang&#8217;\u0131n a\u00e7\u0131klamas\u0131 iki d\u00f6nemi kapsamaktad\u0131r. Lang, totemik sistemi psikolojik zorunlulukla totem adlar\u0131ndan \u00e7\u0131karmakta ve adland\u0131rman\u0131n k\u00f6keninin unutulmu\u015f oldu\u011funu kabul etmektedir. Kuram\u0131n\u0131n di\u011fer b\u00f6l\u00fcm\u00fc bu adlar\u0131n k\u00f6kenini ayd\u0131nlatmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Bunun t\u00fcm\u00fcyle farkl\u0131 bir damga ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rece\u011fiz.<\/p>\n<p>Lang&#8217;in kuram\u0131n\u0131n bu di\u011fer b\u00f6l\u00fcm\u00fc &#8220;nominalist&#8221; ad\u0131n\u0131 verdi\u011fim g\u00f6r\u00fc\u015flerden pek farkl\u0131 de\u011fildir. Ona g\u00f6re, ay\u0131rt etme gereksinimi, boylar\u0131 ad almaya y\u00f6nlendirmi\u015ftir ve bu yolla her boy kendisine di\u011fer boy taraf\u0131ndan verilen ad\u0131 benimsemi\u015ftir. \u0130\u015fte bu &#8220;d\u0131\u015far\u0131dan adlanma&#8221; Lang&#8217;\u0131n kuram\u0131n\u0131n \u00f6zelli\u011fidir. Bu yolla kabul edilen adlar\u0131n hayvanlardan al\u0131nm\u0131\u015f olmas\u0131nda \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u015fey yoktur ve hi\u00e7 ku\u015fkusuz ilkel insanlar bunlar\u0131 a\u015fa\u011f\u0131lama ya da alay olarak d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorlard\u0131. Bundan ba\u015fka Lang, tarihin daha sonraki d\u00f6nemlerinden \u00f6rnekler alarak d\u0131\u015far\u0131dan verilen baz\u0131 adlar\u0131n \u00f6nceleri alayc\u0131 anlamlar\u0131 oldu\u011fu halde, bu lakaplar\u0131n zamanla verildi\u011fi kimseler taraf\u0131ndan kabul edildi\u011fini ve istenerek ta\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir. (Guise&#8217;ler, Whig&#8217;ler, Tor&#8217;ler gibi.) Lang&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc, bu adlar\u0131n zaman\u0131n ge\u00e7mesiyle unutulmu\u015f olmas\u0131 varsay\u0131m\u0131 az \u00f6nce and\u0131\u011f\u0131m birinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcyle birle\u015ftiriyor.<\/p>\n<p><b>b) Sosyolojik G\u00f6r\u00fc\u015fler<br \/>\n<\/b><br \/>\nTotemik sistemin art\u0131klar\u0131n\u0131n izlerini daha sonraki d\u00f6nemlerin \u00e2detlerinde ve k\u00fcltlerinde bulmay\u0131 ba\u015faran S. Reinach, daha ba\u015flang\u0131\u00e7tan totem hayvan\u0131n soyundan gelme etmenine \u00e7ok az de\u011fer vermekle birlikte, totemizmin &#8220;une hypertrophie de l&#8217;instinct social&#8221;den ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 vurgular.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 yorum E. Durkheim&#8217;\u0131n 1912&#8217;de \u00e7\u0131kan Din Ya\u015fam\u0131n\u0131n \u0130lkel Bi\u00e7imleri adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Durkheim&#8217;a g\u00f6re, totem bu budunlar\u0131n toplumsal dininin bir simgesinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Totem ger\u00e7ek sayg\u0131 hedefi olan toplumu g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Di\u011fer yazarlar, totemik kurumlar\u0131n ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda toplumsal zorlamalar\u0131n rol\u00fcn\u00fc daha g\u00fc\u00e7l\u00fc nedenlerle g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rne\u011fin A.C. Haddon her ilkel boyun k\u00f6kensel olarak \u00f6zel bir bitki ya da hayvan t\u00fcr\u00fcyle ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve belki de bu maddeyle ticaret yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve onu di\u011fer boylarla de\u011fi\u015ftirdi\u011fini kabul etmektedir. Bu durumda bir boyun, di\u011fer boylar\u0131 bu kadar \u00f6nemli bir rol oynam\u0131\u015f olan hayvan\u0131n ad\u0131yla tan\u0131mas\u0131 gerekiyordu. Ayn\u0131 zamanda oyma\u011f\u0131n hayvana kar\u015f\u0131 bir t\u00fcr al\u0131\u015fkanl\u0131k kazanm\u0131\u015f olmas\u0131, ona kar\u015f\u0131 \u00f6zel bir ilgi duymas\u0131n\u0131 gerektiriyordu ve bu da insan\u0131n en ilkel ve zorunlu gereksinimi olan a\u00e7l\u0131k gibi ruhsal bir kayna\u011fa dayanmaktayd\u0131.<\/p>\n<p>Totem \u00fczerine ileri s\u00fcr\u00fclen g\u00f6r\u00fc\u015flerin en ak\u0131lc\u0131s\u0131 olan bu g\u00f6r\u00fc\u015fe yap\u0131lacak itirazlar bu bi\u00e7imde bir besin sa\u011flanmas\u0131 sorununun ilkel insanlar aras\u0131nda asla g\u00f6r\u00fclmedi\u011fi ve belki de hi\u00e7 bulunmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Vah\u015filer ilkellikleri oran\u0131nda hem et, hem ot yiyicidirler. Bundan ba\u015fka, b\u00f6yle bir \u00f6zel beslenme bi\u00e7iminin toteme kar\u015f\u0131 t\u00fcm\u00fcyle dinsel bir tavr\u0131 nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 ve bu besinlerden kesinlikle neden sak\u0131n\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi anla\u015f\u0131lamaz.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;in, totemizmin k\u00f6keni \u00fczerine ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc \u00fc\u00e7 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn birincisi psikolojiktir. Onu ba\u015fka yerde anlataca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;in burada tart\u0131\u015faca\u011f\u0131m\u0131z ikinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, Orta Avustralyal\u0131 iki ara\u015ft\u0131rmac\u0131n\u0131n \u00f6nemli bir yap\u0131t\u0131n\u0131n etkisi alt\u0131nda ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Gillen ve Spencer, Arunta denen boylar \u00f6be\u011finin bir\u00e7ok garip kurumunu, \u00e2detini ve d\u00fc\u015f\u00fcncesini betimlemi\u015ftir, Frazer de onlar\u0131n irdelemesine dayanarak bu \u00f6zelliklerin en ilkel evrenin \u00f6zyap\u0131sal nitelikleri olarak ele al\u0131nmas\u0131n\u0131 ve bunlar\u0131n totemizmin ilk ve as\u0131l anlam\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayabilece\u011fini kabul eder.<\/p>\n<p>Aruntalar\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olan Arunta boyundaki bu \u00f6zellikler \u015funlard\u0131r:<\/p>\n<p><b>1- <\/b>Bu boy birtak\u0131m totem oymaklar\u0131na ayr\u0131l\u0131r; fakat totemler kal\u0131tsal de\u011fildir, bireyler taraf\u0131ndan belirlenir (ileride g\u00f6rece\u011fimiz gibi).<\/p>\n<p><b>2-<\/b> Totem oymaklar\u0131 ekzogam de\u011fildir, evlenme kurallar\u0131 hayli geli\u015fmi\u015f olan ve totemlerle ilgisi bulunmayan evlenme s\u0131n\u0131flar\u0131 b\u00f6l\u00fcmlerinin sonucudur.<br \/>\n<b><br \/>\n3-<\/b> Totem oyma\u011f\u0131n\u0131n i\u015flevi sihir yoluyla yenebilen totem hayvan\u0131n\u0131 \u00fcreten bir ayin yapmaktan ibarettir. (Bu ayine Inti\u015fiuma denir).<\/p>\n<p><b>4-<\/b> Aruntalar\u0131n gebelik ve yeniden do\u011fu\u015f \u00fczerine garip bir g\u00f6r\u00fc\u015fleri vard\u0131r. Onlara g\u00f6re kendi totemlerinden bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhu yeniden do\u011fmak i\u00e7in baz\u0131 yerlerde pusuda bekler ve buralardan ge\u00e7en kad\u0131nlar\u0131n v\u00fccuduna girer. \u00c7ocuk do\u011fdu\u011fu zaman anne, \u00e7ocu\u011funu hangi ruhtan gebe kalarak do\u011furdu\u011funu bildirir. \u0130\u015fte bu, \u00e7ocu\u011fun totemini belirler. Bundan ba\u015fka, onlara g\u00f6re gerek \u00f6l\u00fcn\u00fcn, gerekse yeniden do\u011fan\u0131n ruhlar\u0131 \u015euringa denen ve bu yerlerde bulunan garip birtak\u0131m ta\u015f par\u00e7alar\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;i totemizmin en eski bi\u00e7iminin Aruntalar\u0131n kurumlar\u0131nda bulunmu\u015f oldu\u011funa inanmaya iki etmen y\u00f6neltmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Frazer, her totem oyma\u011f\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7ta hi\u00e7bir ko\u015fula ba\u011fl\u0131 olmaks\u0131z\u0131n yaln\u0131zca kendi totemiyle ge\u00e7indi\u011fini s\u00f6yleyen Arunta gelene\u011fini kabul eder. Bu yolla, bunu izleyen evreyi anlamak g\u00fc\u00e7le\u015fmektedir, bu evrede vah\u015filerin ni\u00e7in totemin yenmesini kendilerine yasaklarken ba\u015fkalar\u0131na izin verdikleri anla\u015f\u0131lmamaktad\u0131r. O zaman Frazer, bu yasa\u011f\u0131n asla bir t\u00fcr dinsel sayg\u0131 sonucu olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, hayvanlar\u0131n kendi t\u00fcrlerini yemedi\u011fini g\u00f6rerek ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00f6yleyse bu noktada da totem gibi davran\u0131lmazsa hayvan \u00fczerinde egemen olma erkini elde edemeyeceklerini anlad\u0131klar\u0131ndan bu yasa\u011f\u0131n ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyor ya da hi\u00e7 olmazsa kendisine kar\u015f\u0131 ilgi duyulan hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeme iste\u011finden do\u011fmakla a\u00e7\u0131klayabiliyordu. Frazer bu a\u00e7\u0131klaman\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fcklerini saklamamaktad\u0131r. Aruntalar\u0131n efsanelerindeki totem i\u00e7inde evlenme \u00e2detinin nas\u0131l ekzogamiye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6stermeye de cesaret edemiyor.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;in inti\u015fiuma \u00fczerine kurulmu\u015f olan g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn do\u011frulu\u011fu ya da yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 Arunta kurumlar\u0131n\u0131n en ilkel kurumlar olup olmad\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Durkheim ve Lang&#8217;in ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc itirazlar kar\u015f\u0131s\u0131nda bunu kabul etmek olanaks\u0131z g\u00f6r\u00fcnmektedir. Aksine, Aruntalar Avustralya oymaklar\u0131n\u0131n en olgunlar\u0131 olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ve totemizmin ba\u015flang\u0131\u00e7 d\u00f6nemlerinden \u00e7ok da\u011f\u0131lma d\u00f6nemlerini g\u00f6steriyorlar.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;i b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceye s\u00fcr\u00fckleyen ve bug\u00fcn\u00fcn kurumlar\u0131na kar\u015f\u0131t olarak Aruntalar\u0131n efsanelerinde, totemin yenebildi\u011finin ve onunla evlenilebilece\u011finin anlat\u0131lmas\u0131 alt\u0131n \u00e7a\u011f\u0131n efsaneleri gibi ge\u00e7mi\u015fe y\u00f6neltilen istek fantezileri olarak kolayca a\u00e7\u0131klanabilir.<\/p>\n<p>Birincisi, Aruntalar\u0131n atalar\u0131n\u0131n hep kendi totem hayvanlar\u0131nda ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve kendi totemlerinden ba\u015fka kad\u0131nla evlenmedi\u011fini savlayan baz\u0131 efsanelerin varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. \u0130kincisi, gebelik g\u00f6r\u00fc\u015flerinde cinsel ili\u015fkiye a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde \u00f6nem vermeyi\u015fleridir. Gebeli\u011fin cinsel ili\u015fkinin sonucu oldu\u011funu \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hen\u00fcz bilmeyen insanlar bug\u00fcn ya\u015fayan en geri ve en ilkel \u0131rk olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir.<\/p>\n<p>Frazer, totemizmi a\u00e7\u0131klamak i\u00e7in \u0130nti\u015fiuma ayinine ba\u015fvurunca, totemik sistemi t\u00fcm\u00fcyle ba\u015fka bir bak\u0131mdan g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr, yani bu sistemin insan\u0131n en do\u011fal gereksinimlerini sa\u011flayan pratik bir \u00f6rg\u00fct oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr (Burada Haddon&#8217;un yukar\u0131da ge\u00e7en d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz.)<\/p>\n<p>Sistem &#8220;ortak sihir&#8221;in bir par\u00e7as\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. \u0130lkel insanlar, sihirsel bir ele ge\u00e7irme ve t\u00fcketme kooperatifi diyebilece\u011fimiz bir \u015fey kurmu\u015flard\u0131. Her totem oyma\u011f\u0131, belirli bir t\u00fcr besin maddesinin temizli\u011fini sa\u011flamay\u0131 \u00fcst\u00fcne alm\u0131\u015ft\u0131. Zararl\u0131 hayvan, ya\u011fmur, r\u00fczg\u00e2r ya da bunlara benzer \u015feyler gibi yenmeyen totemlerdeyse totem oyma\u011f\u0131n\u0131n g\u00f6revi, bu do\u011fa olaylar\u0131na egemen olmak, onlar\u0131 zarars\u0131z duruma getirmekti. Her oyma\u011f\u0131n \u00e7abas\u0131, b\u00fct\u00fcn di\u011fer oymaklar\u0131n iyili\u011fi i\u00e7indi. Klan kendi totemini yiyemedi\u011fi i\u00e7in ya da yaln\u0131zca \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc yiyebildi\u011fi i\u00e7in, bu de\u011ferli \u00fcr\u00fcn\u00fc di\u011ferleri i\u00e7in haz\u0131rl\u0131yordu ve kar\u015f\u0131l\u0131k olarak da onlar\u0131n totem konusundaki toplumsal<\/p>\n<p><b>c) Psikolojik G\u00f6r\u00fc\u015fler<br \/>\n<\/b><br \/>\nFrazer&#8217;in, Spencer ve Gillen&#8217;in g\u00f6zlemleriyle tan\u0131\u015fmadan \u00f6nce ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc ilk psikolojik g\u00f6r\u00fc\u015f, ruhun ba\u015fka bir \u015feye ge\u00e7mesi inanc\u0131 \u00fczerine kurulmu\u015ftu. Bu inan\u0131\u015fa g\u00f6re, totem kendisini korkutan tehlikelerden ka\u00e7mak i\u00e7in ruhun s\u0131\u011f\u0131nd\u0131\u011f\u0131 g\u00fcvenilir bir s\u0131\u011f\u0131nakt\u0131. \u0130lkel insan ruhunu toteme yerle\u015ftirdikten sonra kendisinin yararlanamayaca\u011f\u0131na inan\u0131yor ve do\u011fal olarak kendi ruhunu ta\u015f\u0131yan \u015feye k\u00f6t\u00fcl\u00fck yapmamaya dikkat ediyordu. Fakat kendi ruhunun, s\u00f6z konusu t\u00fcr\u00fcn hangi bireyinde ta\u015f\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmedi\u011fi i\u00e7in, t\u00fcr\u00fcn hi\u00e7bir bireyini t\u00fcketmemeye dikkat ediyordu. Frazer&#8217;in kendisi de sonralar\u0131, totemizmin bu inan\u00e7tan \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnden vazge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>Spencer ile Gillen&#8217;in g\u00f6zlemlerini aktard\u0131ktan sonra, az \u00f6nce s\u00f6yledi\u011fimiz g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ortaya koymu\u015f, fakat o zaman totemizmin k\u00f6keni olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u00f6rgenin \u00e7ok &#8220;ak\u0131lc\u0131&#8221; oldu\u011funu ve bunun i\u00e7in de ilkel denemeyecek kadar karma\u015f\u0131k olan bir toplumsal \u00f6rg\u00fct kabul etmi\u015f oldu\u011funu g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>O zaman sihir kooperatifleri ona totemizmin tohumu olmaktan \u00e7ok meyvesi olarak g\u00f6r\u00fcnmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bu bi\u00e7imlerin ard\u0131nda totemizmi ilkel inanma durumunda olu\u015fturan daha basit nedenler aram\u0131\u015ft\u0131r. Ve sonunda bu ilk etmeni Aruntalar\u0131n dikkate de\u011fer g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde bulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Biraz \u00f6nce s\u00f6yledi\u011fimiz gibi, Aruntalar gebelikle cinsel davran\u0131\u015f aras\u0131nda bir ba\u011f g\u00f6rm\u00fcyorlard\u0131. Bir kad\u0131n kendisini anne olarak duyumsuyorsa, bunun anlam\u0131 yeniden do\u011fmay\u0131 bekleyen \u00e7evredeki en yak\u0131n ruhlardan birisinin v\u00fccuduna girmi\u015f ve bir \u00e7ocuk olarak do\u011fmu\u015f olmas\u0131 demekti. Bu \u00e7ocu\u011fun totemi de o belirli yerdeki ruhlar\u0131n toteminin ayn\u0131s\u0131yd\u0131. Fakat bir ad\u0131m daha ilerlemek istersek ve kad\u0131nlar\u0131n, k\u00f6kensel olarak bir hayvan\u0131n, bir bitkinin ya da bir ta\u015f\u0131n ya da gebe oldu\u011funu duyumsamaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 anda imgeleminde yer alan ba\u015fka bir \u015feyin ger\u00e7ekten v\u00fccuduna girdi\u011fine ve insan bi\u00e7iminde v\u00fccudundan do\u011fdu\u011funa inand\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul edersek, o zaman bir insan\u0131n totemiyle ayn\u0131l\u0131\u011f\u0131, ger\u00e7ekten annenin inan\u0131\u015f\u0131 \u00fczerine kurulabilecek ve di\u011fer b\u00fct\u00fcn totem yasaklar\u0131 (ekzogami d\u0131\u015f\u0131nda) kolayca bu inan\u00e7tan \u00e7\u0131kar\u0131labilecekti. \u0130nsanlar o belirli hayvan\u0131 ya da bitkiyi yemekten \u00e7ekineceklerdi; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu kendi kendilerini yemek anlam\u0131na gelecekti. Fakat bazen totemlerinin bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc t\u00f6renlerle yemek zorunda kalmaktad\u0131rlar; \u00e7\u00fcnk\u00fc bununla totemizmin temel bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc olan totemle kendilerini bir sanmalar\u0131n\u0131 g\u00fc\u00e7lendirmi\u015f olmaktad\u0131rlar. W.H.R. Rivers&#8217;in Bank Adalar\u0131 halk\u0131 \u00fczerindeki g\u00f6zlemleri, b\u00f6yle bir gebelik kuram\u0131n\u0131, yani kendilerini totemleriyle do\u011frudan do\u011fruya bir sand\u0131klar\u0131n\u0131 kan\u0131tlar gibidir.<\/p>\n<p>Bu durumda, totemizmin son kaynaklar\u0131 ilkellerin, insan ve hayvanlarda \u00e7iftle\u015fmeyle do\u011furman\u0131n mekanizmas\u0131n\u0131, \u00f6zellikle de erkek tohumunun rol\u00fcn\u00fc bilmemeleridir. Tohumun a\u015f\u0131lanmas\u0131yla \u00e7ocu\u011fun do\u011fmas\u0131 ya da \u00e7ocu\u011fun ilk devinimlerinin duyumsanmas\u0131 aras\u0131ndaki uzun ara da bu bilgisizli\u011fi kolayla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6yleyse totemizm erkek kafas\u0131n\u0131n de\u011fil, kad\u0131n kafas\u0131n\u0131n bir yarat\u0131s\u0131d\u0131r. K\u00f6kleri de gebe kad\u0131n\u0131n a\u015fermelerindedir. Kad\u0131n, kendisini anne olarak duyumsad\u0131\u011f\u0131, ya\u015fam\u0131n\u0131n bu gizemli an\u0131nda dikkatini \u00e7eken her \u015feyi rahmindeki \u00e7ocukla kolayca \u00f6zde\u015fle\u015ftirebiliyordu. Kad\u0131n\u0131n bu denli do\u011fal ve bu denli evrensel g\u00f6r\u00fcnen bu a\u015fermeleri, totemizmin k\u00f6keni olarak g\u00f6r\u00fcnmektedir.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;in bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc kuram\u0131na yap\u0131lacak ba\u015fl\u0131ca itiraz, onun ikinci g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne, yani sosyolojik g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne kar\u015f\u0131 yap\u0131lacak itiraz\u0131n ayn\u0131s\u0131d\u0131r. Aruntalar totemizmin ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131ndan \u00e7ok daha ileride g\u00f6r\u00fcnmektedir. Babal\u0131\u011f\u0131 yads\u0131malar\u0131, a\u00e7\u0131k\u00e7a bilgisizliklerine dayanmamaktad\u0131r, tersine bir\u00e7ok durumda soyun baba yolu say\u0131lmas\u0131 \u00e2deti de vard\u0131r. Babal\u0131\u011f\u0131, ruhlar\u0131n\u0131 onurland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fan bir t\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015fe kurban etmi\u015f g\u00f6r\u00fcnmektedirler.<\/p>\n<p>Bunlar bir ruh arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla gebe kalma efsanesini genel bir gebelik g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne g\u00f6t\u00fcr\u00fcyorlarsa da, biz bu nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc onlar\u0131, \u00e7iftle\u015fmeyle gebelik durumu konusunda, H\u0131ristiyanl\u0131k efsanelerinin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda ya\u015fam\u0131\u015f olan eski uluslardan daha da bilgisiz sayamay\u0131z.<\/p>\n<p>Totemizmin k\u00f6keni \u00fczerine di\u011fer bir psikolojik g\u00f6r\u00fc\u015f, Hollandal\u0131 yazar G.A. Wilcken taraf\u0131ndan ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, totemizmle ruh g\u00f6\u00e7\u00fc aras\u0131nda bir ba\u011fl\u0131l\u0131k bulur. &#8220;Yayg\u0131n inanca g\u00f6re, \u00f6l\u00fcn\u00fcn ruhunun ge\u00e7ti\u011fi hayvan bir kan akrabas\u0131, bir ata olur ve bu onur nedeniyle sayg\u0131 g\u00f6r\u00fcr.&#8221; Fakat ruhlar\u0131n hayvanlara ge\u00e7mesi inanc\u0131 totemizmi do\u011furmam\u0131\u015f, totemizmden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Totemizm \u00fczerine di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015f, \u00fcnl\u00fc Amerikan etnologlar\u0131 Franz Boas, Hill Tout ve di\u011ferlerince ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f, totemli Amerika K\u0131z\u0131lderili oymaklar\u0131 \u00fczerinde yap\u0131lan g\u00f6zlemlere dayan\u0131r; buna g\u00f6re, totem k\u00f6kensel olarak bir atan\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnde alarak soyuna b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 koruyucu ruhudur. Totemizmi tek bir bireyin kal\u0131t\u0131m\u0131yla \u00e7\u0131karman\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fckleri bilinir; bundan ba\u015fka Avustralya g\u00f6zlemleri, totemin g\u00f6zeten ruha dayand\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 do\u011frulayacak nitelikte de\u011fildir.<\/p>\n<p>Psikolojik g\u00f6r\u00fc\u015flerin sonuncusu olan Wundt&#8217;un g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, iki olay\u0131 kesin g\u00f6rmektedir: Birincisi, en eski ve bir hayli kabul g\u00f6ren, totemin hayvan olmas\u0131; ikincisi, ilk totem hayvanlar\u0131n ruhu olan hayvanlardan olmas\u0131. Ku\u015f, y\u0131lan, kertenkele, fare gibi hayvanlar\u0131n, son derece hareketli olmalar\u0131, havada u\u00e7malar\u0131 gibi \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k ve korku uyand\u0131ran bir\u00e7ok nitelikleri y\u00fcz\u00fcnden bedenlerinden ayr\u0131labilen ruhlar\u0131 oldu\u011fu kabul edilmi\u015ftir. Totem olan hayvan, insan ruhunun hayvansal ba\u015fkala\u015f\u0131mlar\u0131n\u0131n bir \u00e7ocu\u011fudur. B\u00f6ylece, Wundt&#8217;a g\u00f6re, totemizm ruh inanc\u0131 ya da animizmle do\u011frudan do\u011fruya ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><b>d) ve e) Ekzogaminin k\u00f6keni ve totemizmle ili\u015fkisi<\/b><\/p>\n<p>Totemizm g\u00f6r\u00fc\u015flerini olduk\u00e7a geni\u015f olarak ele ald\u0131m; bununla birlikte s\u00fcrekli konuyu toparlama zorunlulu\u011fundan \u00f6t\u00fcr\u00fc, onu yeterli derecede ayd\u0131nlatamad\u0131\u011f\u0131m\u0131 san\u0131yorum. Okurun \u00e7\u0131kar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek, \u00e7\u0131kacak di\u011fer sorunlar\u0131 da \u00f6zetleme cesaretini g\u00f6steriyorum. Totemli budunlar\u0131n ekzogamisi konusundaki tart\u0131\u015fmalar\u0131n, kullan\u0131lan gere\u00e7lerin i\u00e7eri\u011fi y\u00fcz\u00fcnden \u00f6zellikle karma\u015f\u0131k, inat\u00e7\u0131 ve hatta kar\u0131\u015f\u0131k oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir. Bereket versin ki bu yap\u0131t\u0131n amac\u0131, yol g\u00f6sterici noktalara i\u015faret etmekle ve konunun daha geni\u015f olarak incelenmesi i\u00e7in s\u0131k s\u0131k al\u0131nt\u0131lar yapt\u0131\u011f\u0131m uzmanlar\u0131 g\u00f6stermekle yetinmeme uygundur.<\/p>\n<p>Bir yazar\u0131n ekzogami sorunlar\u0131na kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 tav\u0131r, totem g\u00f6r\u00fc\u015flerinden birine kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 durumdan hi\u00e7 ku\u015fkusuz ba\u011f\u0131ms\u0131z de\u011fildir. Totemizmin bu a\u00e7\u0131klamalar\u0131ndan baz\u0131lar\u0131n\u0131n ekzogamiyle hi\u00e7bir ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 yoktur, bunlar iki kurumu birbirinden ay\u0131rmaktad\u0131r. Demek ki birbirine kar\u015f\u0131t iki g\u00f6r\u00fc\u015f buluyoruz; birisi, ekzogaminin totemik sistemin temel bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011funu kabul etti\u011fi halde, di\u011feri b\u00f6yle bir ba\u011fl\u0131l\u0131ktan ku\u015fku duymakta ve en eski ekinlerdeki bu iki niteli\u011fin raslant\u0131 sonucu bir arada bulundu\u011funa inanmaktad\u0131r. Son yap\u0131tlar\u0131nda Frazer \u015fiddetle bu ikinci g\u00f6r\u00fc\u015ften yanad\u0131r.<\/p>\n<p>Frazer, &#8220;totemizm ve ekzogami kurumlar\u0131n\u0131n bir\u00e7ok boyda raslant\u0131sal olarak \u00e7at\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve kayna\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmekle birlikte k\u00f6ken ve i\u00e7erik a\u00e7\u0131s\u0131ndan ayr\u0131 olduklar\u0131n\u0131 hep akl\u0131nda tutmas\u0131n\u0131 okurdan rica ederim&#8221; demektedir. (Totemism and Exogamy, I, \u00f6ns\u00f6z, XII)<\/p>\n<p>Frazer, \u00f6teki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn bir\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fck ve yan\u0131lmaya yol a\u00e7aca\u011f\u0131ndan \u00e7ekinmektedir. B\u00f6yle oldu\u011fu halde, bir\u00e7ok yazar ekzogamiyi totemizmin zorunlu bir sonucu olarak g\u00f6rmenin yolunu bulmu\u015ftur. Durkheim yaz\u0131lar\u0131nda, toteme y\u00fcklenen tabunun, ayn\u0131 oymaktan bir kad\u0131n\u0131 cinsel alanda kullanmaya kar\u015f\u0131 nas\u0131l birtak\u0131m yasaklar koymu\u015f olmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6stermektedir. Totem, insanla ayn\u0131 kana sahiptir ve bu nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc kan ba\u011f\u0131 (bekaretin bozulmas\u0131 ve ayba\u015f\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla) ayn\u0131 totemden bir kad\u0131nla cinsel birle\u015fmeyi yasaklamaktad\u0131r. Burada Durkheimle ayn\u0131 kan\u0131da olan Andrew Lang, ayn\u0131 boydan olan kad\u0131n\u0131n tabu olmas\u0131 i\u00e7in kan tabusunun ko\u015ful olmad\u0131\u011f\u0131na inanmaya kadar varmaktad\u0131r, \u00f6rne\u011fin totem olan a\u011fac\u0131n g\u00f6lgesinde oturmay\u0131 yasaklayan yayg\u0131n totem tabusu yeterliydi.<\/p>\n<p>Andrew Lang ekzogaminin bir k\u00f6keni daha oldu\u011funa inanmakta (a\u015fa\u011f\u0131ya bak\u0131n) ve bu iki a\u00e7\u0131klaman\u0131n birbiriyle ne dereceye kadar ilgili oldu\u011funu ku\u015fkulu b\u0131rakmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Totemizmle ekzogami aras\u0131ndaki zaman ili\u015fkilerine gelince, yazarlar\u0131n \u00e7o\u011fu totemizmin, daha eski bir kurum oldu\u011fu ve ekzogaminin daha sonra geldi\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesinde birle\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Ekzogamiyi totemizmden ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fan g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131nda, yazarlar\u0131n ensest sorununa kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 \u00e7e\u015fitli tav\u0131rlar\u0131 g\u00f6stermek a\u00e7\u0131s\u0131ndan, yaln\u0131zca birka\u00e7 tanesini anmaya gerek vard\u0131r.<\/p>\n<p>MacLannan, ekzogaminin, kad\u0131na zorla sahip olman\u0131n daha eski bi\u00e7imlerine i\u015faret eden birtak\u0131m \u00e2detlerin art\u0131klar\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015f oldu\u011funu kestirmektedir. Ona g\u00f6re, eski zamanlarda kad\u0131nlar\u0131 yabanc\u0131 boylardan sa\u011flama yoluyla evlenmek \u00e2det oldu\u011fundan, ayn\u0131 boydan bir kad\u0131nla evlenme yava\u015f yava\u015f &#8220;\u00e2det olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in uygun&#8221; olmamaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece MacLennan, ekzogami \u00e2detinin kayna\u011f\u0131n\u0131 bu boylar aras\u0131nda kad\u0131n k\u0131tl\u0131\u011f\u0131nda aram\u0131\u015ft\u0131r, bu da bir\u00e7ok k\u0131z \u00e7ocu\u011funun do\u011farken \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi \u00e2detinden geliyordu. Biz burada, ger\u00e7ekteki olaylar\u0131n MacLannan&#8217;\u0131n varsay\u0131mlar\u0131yla uyu\u015fup uyu\u015fmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ara\u015ft\u0131rmakla ilgilenmemekteyiz. Ensest sorununun burada t\u00fcm\u00fcyle savsaklanmas\u0131ndan ba\u015fka, bu varsay\u0131m \u015fu sava da yan\u0131t vermemektedir: Boyun erkekleri ni\u00e7in kendi kanlar\u0131ndan olan bu az say\u0131daki kad\u0131nlarla evlenmiyor?<\/p>\n<p>Aksine, di\u011fer yazarlar, ekzogaminin ensestin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7en bir kurum say\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini ku\u015fkusuz hakl\u0131 olarak kabul etmektedir.<\/p>\n<p>Avustralya&#8217;daki evlenme kurallar\u0131n\u0131n gittik\u00e7e karma\u015f\u0131kla\u015fmas\u0131n\u0131 incelersek, Morgan, Frazer, Howitt ve Baldwin Spencer&#8217;\u0131n sand\u0131klar\u0131 gibi, bu kurumlar\u0131n Frazer&#8217;in deyi\u015fiyle bilin\u00e7li bir plan damgas\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve edim olarak yapmakta olduklar\u0131 i\u015flevi yerine getirmek amac\u0131yla olu\u015fturuldu\u011funu kolay kolay kabul edemeyiz.<\/p>\n<p>&#8220;Bu kadar karma\u015f\u0131k ve bu kadar kurall\u0131 bir sistemi b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131yla a\u00e7\u0131klamak, ba\u015fka hi\u00e7bir bi\u00e7imde olas\u0131 g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor.&#8221;<\/p>\n<p>\u015euras\u0131 dikkate de\u011fer ki, evlilik s\u0131n\u0131flar\u0131n\u0131n kurulmas\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 ilk yasaklar, gen\u00e7 ku\u015fa\u011f\u0131n cinsel \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, yani erkek karde\u015flerle k\u0131z karde\u015fler aras\u0131nda ve o\u011fullarla anneler aras\u0131ndaki ensest ili\u015fkisini etkiledi\u011fi halde, babayla k\u0131z\u0131 aras\u0131ndaki ensest yaln\u0131zca daha k\u00f6kten \u00f6nlemlerle kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bununla birlikte ekzogaminin cinsel yasaklar\u0131n\u0131 ama\u00e7lara dayand\u0131rmak, bu kurumlar\u0131 yaratm\u0131\u015f olan \u00f6rgenin anla\u015f\u0131lmas\u0131na hi\u00e7bir \u015fey katmaz. Son \u00e7\u00f6z\u00fcmlemede, ekzogaminin k\u00f6k\u00fc olarak tan\u0131nmas\u0131 gereken ensest korkusu nereden \u00e7\u0131kmaktad\u0131r?. A\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, kan akrabalar\u0131yla cinsel birle\u015fmeye kar\u015f\u0131 i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir nefrete ba\u015fvurmak, yani ensestten korkmay\u0131 ensest korkusuna y\u00fcklemek yeterli de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc toplumsal deneyim, bu i\u00e7g\u00fcd\u00fcye kar\u015f\u0131n, ensestin bizim toplumumuzda bile ender bir olay olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve tarih deneyimimiz de birtak\u0131m ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 kimselerin tabu olan kimselerle evlenmesinin \u00e2det oldu\u011fu yerler bulundu\u011funu bize g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Westermack ensest korkusunu \u015f\u00f6yle a\u00e7\u0131klar: &#8220;\u00c7ocukluktan beri birlikte ya\u015fayan ki\u015filer aras\u0131nda cinsel ili\u015fkiye kar\u015f\u0131 bir nefret vard\u0131r ve bu gibi ki\u015filer kural olarak kan akrabas\u0131 olmalar\u0131 y\u00f6n\u00fcnden, bu duygu birbirine bu denli yak\u0131n kimseler aras\u0131nda cinsel ili\u015fkiyi yasak eden \u00e2det ve yasalarda do\u011fal bir anlat\u0131m bulmaktad\u0131r.&#8221; Bu nefretin i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel i\u00e7eri\u011fini Havelock Ellis Studies in the Psychology of Sex adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda tart\u0131\u015fma konusu yapmakla birlikte, o da ayn\u0131 a\u00e7\u0131klamay\u0131 temelleri a\u00e7\u0131s\u0131ndan kabul etmektedir: \u00c7ocukluktan beri birlikte ya\u015fayan erkek ve k\u0131z karde\u015flerde, o\u011flan ve k\u0131zlarda birle\u015fme i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcn\u00fcn do\u011fal olarak g\u00f6r\u00fcnmemesi, bu ko\u015fullar alt\u0131nda \u00e7iftle\u015fme i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcn\u00fc uyand\u0131racak ko\u015fullar\u0131n bulunmamas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ortaya \u00e7\u0131kan, t\u00fcm\u00fcyle olumsuz bir olayd\u0131r&#8230; \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00e7ocukluktan beri birlikte b\u00fcy\u00fcyen kimseler aras\u0131ndaki al\u0131\u015fkanl\u0131klar g\u00f6rme, i\u015fitme ve dokunma gibi maddi \u00e7ekimleri k\u00f6kle\u015ftirir ve cinsel iste\u011fi uyand\u0131rmak i\u00e7in ko\u015ful olan erotik uyar\u0131lar\u0131 uyand\u0131rma g\u00fcc\u00fcn\u00fc ortadan kald\u0131rarak dingin bir sevgi kanal\u0131na \u00e7evirir.&#8221;<\/p>\n<p>\u00c7ocukluklar\u0131n\u0131 bir arada ge\u00e7iren kimseler aras\u0131nda cinsel ili\u015fkiye kar\u015f\u0131 do\u011fu\u015ftan gelen bu nefreti, Westermarck&#8217;\u0131n biyolojik bak\u0131mdan i\u00e7eriden \u00fcremenin t\u00fcr i\u00e7in zararl\u0131 olu\u015funun psikolojik bir anlat\u0131m\u0131 olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmesi, bana \u00e7ok dikkate de\u011fer geliyor. B\u00f6yle bir biyolojik i\u00e7g\u00fcd\u00fcn\u00fcn psikolojik g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fcn, \u00fcreme bak\u0131m\u0131ndan zararl\u0131 olan kan akrabalar\u0131 aras\u0131nda evlenmeyi etkilemekle kalmay\u0131p bu bak\u0131mdan zarars\u0131z olan ayn\u0131 \u00e7at\u0131 alt\u0131nda ya\u015fayan kimseler aras\u0131ndaki evlenmeyi de etkilemesi kabul olunamaz. Burada, Frazer&#8217;in Westermarck&#8217;a kar\u015f\u0131 ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc yetkin ele\u015ftirileri anmaktan kendimi alam\u0131yorum. Frazer, cinsel duyarl\u0131l\u0131\u011f\u0131n bug\u00fcn ayn\u0131 \u00e7at\u0131 alt\u0131nda ya\u015fayan kimseler aras\u0131nda cinsel ili\u015fkiye asla engel olmad\u0131\u011f\u0131 halde, bu isteksizli\u011fin bir sonucu oldu\u011fu savlanan, ensest korkusunun bug\u00fcn bu kadar etkili olmas\u0131n\u0131 anlayamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemektedir. Fakat Frazer&#8217;in ele\u015ftirileri daha da ileriye gider, tabu konusundaki b\u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fczde ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcm savlara temel bir bi\u00e7imde uydu\u011fu i\u00e7in bunlar\u0131 oldu\u011fu gibi buraya ge\u00e7iriyorum.<\/p>\n<p>&#8220;K\u00f6kl\u00fc bir insansal i\u00e7g\u00fcd\u00fcn\u00fcn yasa yoluyla g\u00fc\u00e7lendirilmesine neden gerek olsun? \u0130nsana yemeyi ve i\u00e7meyi buyuran ya da ellerini ate\u015fe koymas\u0131n\u0131 yasaklayan bir yasa yoktur. \u0130nsanlar bu i\u00e7g\u00fcd\u00fclerine kar\u015f\u0131 yap\u0131lacak \u015fiddet hareketleriyle ve hukuki cezalarla de\u011fil, do\u011fal cezalardan korktuklar\u0131 i\u00e7in i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olarak yer, i\u00e7er ve ellerini ate\u015fe sokmaktan sak\u0131n\u0131rlar; yasa, insanlar\u0131n ancak i\u00e7g\u00fcd\u00fclerinin k\u0131\u015fk\u0131rtt\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri yapmalar\u0131n\u0131 yasaklar; do\u011fan\u0131n kendisinin yasaklad\u0131\u011f\u0131 ve cezaland\u0131rd\u0131\u011f\u0131 \u015feyi yasan\u0131n da yasaklamas\u0131 ve cezaland\u0131rmas\u0131 sa\u00e7ma bir \u015feydir. \u00d6yleyse hemen kabul edebiliriz ki, yasan\u0131n yasaklad\u0131\u011f\u0131 cinayetler, bir\u00e7ok kimsenin do\u011fal bir e\u011filim duydu\u011fu cinayetlerdir. E\u011fer b\u00f6yle bir e\u011filim olmasayd\u0131, b\u00f6yle cinayetler olmaz ve bu cinayetler de i\u015flenmemi\u015f olsayd\u0131, onlar\u0131 yasaklamaya gerek kalmazd\u0131. \u00d6yleyse, enseste kar\u015f\u0131 g\u00f6sterilen do\u011fal nefretin yasa taraf\u0131ndan yasakland\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in do\u011fmu\u015f oldu\u011funu kabul etmek yerine, ondan yana \u00e7al\u0131\u015fan do\u011fal bir i\u00e7g\u00fcd\u00fc oldu\u011funu kabul etmek gerekir; yasa bunu yasakl\u0131yorsa, uygarla\u015fm\u0131\u015f insanlar bu do\u011fal i\u00e7g\u00fcd\u00fclerin doyumunun toplumun genel \u00e7\u0131karlar\u0131na zararl\u0131 oldu\u011funu anlad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in yasakl\u0131yor&#8221;.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;in bu de\u011ferli sav\u0131na ben \u015funu katarak diyece\u011fim ki, psikanaliz denemeleri ensest ili\u015fkilerine kar\u015f\u0131 do\u011fu\u015ftan bir tiksinme oldu\u011funu kabul etme olana\u011f\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Tersine, bu denemeler gen\u00e7lerin ilk cinsel i\u00e7tepilerinin daima ensest yapmaya e\u011filimli oldu\u011funu ve bu edinilmi\u015f i\u00e7tepilerin, daha sonraki nevrozlar\u0131n nedeni olarak kabul edebilece\u011fimiz bir rol oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse ensest korkusunu, do\u011fu\u015ftan gelen bir i\u00e7tepi olarak a\u00e7\u0131klamaktan vazge\u00e7mek gerekir. Ensestin k\u00f6keni \u00fczerine bir\u00e7ok yanda\u015f\u0131 olan di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015f i\u00e7in de, yani ilkel budunlar\u0131n i\u00e7ten \u00fcremenin g\u00f6sterdi\u011fi tehlikeyi g\u00f6rerek bilin\u00e7li olarak ensest yasa\u011f\u0131n\u0131 koydu\u011funu kabul eden g\u00f6r\u00fc\u015f i\u00e7in de ayn\u0131 \u015feyi s\u00f6yleyebiliriz. Ensest korkusunu b\u00f6ylece a\u00e7\u0131klamak isteyenlere kar\u015f\u0131 bir\u00e7ok itiraz ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u0130nsanlar, i\u00e7ten \u00fcremenin soyun nitelikleri \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131 etkiyi ancak hayvanlardan \u00f6\u011frenebilirdi, oysa ensest yasa\u011f\u0131n\u0131n evcil hayvanlar\u0131n \u00fcretiminden \u00f6nce bulunmas\u0131 \u015f\u00f6yle dursun, i\u00e7eriden \u00fcremenin zararl\u0131 sonu\u00e7lar\u0131 bug\u00fcn bile b\u00fct\u00fcn ku\u015fkulardan ba\u011f\u0131ms\u0131z olarak kan\u0131tlanmam\u0131\u015ft\u0131r ve insanlarda b\u00f6yle bir sonu\u00e7 do\u011furdu\u011fu da ancak g\u00fc\u00e7l\u00fckle g\u00f6sterilebilir. Bundan ba\u015fka bug\u00fcnk\u00fc ilkeller konusundaki bilgilerimiz, bu insanlar\u0131n en eski atalar\u0131n\u0131n, gelecek ku\u015faklar\u0131n zarar g\u00f6rmesinin \u00f6n\u00fcne ge\u00e7meyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sanmam\u0131z\u0131 sa\u011flayacak gibi de\u011fildir. Bug\u00fcn bizim ekinimizde bile kolay kolay yerle\u015fmeyen sa\u011fl\u0131k ve \u0131rk sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin, yar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden ya\u015fayan ve bug\u00fcne g\u00f6re insanl\u0131\u011f\u0131n \u00e7ocukluk d\u00f6neminde bulunan insanlar aras\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc sanmak, adamak\u0131ll\u0131 g\u00fcl\u00fcn\u00e7 bir \u015fey olur. Ve sonu\u00e7 olarak \u015funu da belirtelim ki, \u0131rk\u0131 zay\u0131flatma etmeni olma a\u00e7\u0131s\u0131ndan i\u00e7eriden \u00fcremeye kar\u015f\u0131 uygulamasal sa\u011fl\u0131k d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle konan bir yasak, bizim toplumumuzun enseste kar\u015f\u0131 duydu\u011fu derin tiksintiyi a\u00e7\u0131klayamaz. Bu ensest korkusu, di\u011fer bir yerde de g\u00f6sterdi\u011fim gibi, uygar insanlardan \u00e7ok bug\u00fcn ya\u015fayan ilkel insanlar aras\u0131nda \u00e7ok etkili ve g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Ensest korkusunun k\u00f6kenini ara\u015ft\u0131r\u0131rken burada da sosyolojik, biyolojik ve psikolojik a\u00e7\u0131klamalar aras\u0131nda bir se\u00e7me yapmam\u0131z beklenebilirdi ve biz psikolojik \u00f6rgeleri belki de biyolojik g\u00fc\u00e7lerin g\u00f6r\u00fcn\u00fcmleri olarak ele alabilirdik. Buna kar\u015f\u0131n yine en sonunda insan Frazer&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncelerinden vazge\u00e7erken, onun s\u00f6ylediklerine, yani ensest korkusunun k\u00f6kenini ve hatta onu nas\u0131l tahmin edece\u011fimizi bile bilmedi\u011fimiz s\u00f6z\u00fcne kat\u0131lmaktan kendini alam\u0131yor. Buraya kadar ileri s\u00fcr\u00fclen bilmecenin \u00e7\u00f6z\u00fclme yollar\u0131ndan hi\u00e7biri bize inand\u0131r\u0131c\u0131 gelmemektedir.<\/p>\n<p>Burada, \u015fimdiye kadar s\u00f6ylenen g\u00f6r\u00fc\u015flerden t\u00fcm\u00fcyle ayr\u0131 bir i\u00e7erikte olan ve ensestin k\u00f6kenini a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015fan di\u011fer bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc daha anmal\u0131y\u0131m. Buna tarihsel a\u00e7\u0131klama diyebiliriz.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klama giri\u015fimi, Charles Darwin&#8217;in insanl\u0131\u011f\u0131n ilk toplumsal durumu konusundaki bir varsay\u0131m\u0131ndan ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Darwin, daha y\u00fcksek maymunlar\u0131n al\u0131\u015fkanl\u0131klarna bakarak insanlar\u0131n da, k\u00f6kensel olarak k\u00fc\u00e7\u00fck s\u00fcr\u00fcler halinde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 ve bu s\u00fcr\u00fclerin i\u00e7inde en eski ve en g\u00fc\u00e7l\u00fc erke\u011fin k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131, cinsel promiskuite&#8217;yi * yasaklad\u0131\u011f\u0131 sonucuna varm\u0131\u015ft\u0131. &#8220;Rakipleriyle d\u00f6v\u00fc\u015fmek i\u00e7in \u00f6zel silahlarla donanm\u0131\u015f olan b\u00fct\u00fcn erkek &#8220;d\u00f6rt ayakl\u0131lar&#8221;\u0131n k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine bildiklerimizden, do\u011fa durumundayken promiskuite bi\u00e7iminde birle\u015fmenin kesinlikle olas\u0131l\u0131k d\u0131\u015f\u0131 oldu\u011funu \u00e7\u0131karabiliriz&#8230; Buna dayanarak \u00e7ok gerilere gidersek ve bug\u00fcnk\u00fc bi\u00e7imiyle insan\u0131n toplumsal al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131na bakarak yarg\u0131ya var\u0131rsak, insanlar\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7ta, her biri tek ya da g\u00fc\u00e7l\u00fcyse bir\u00e7ok kar\u0131s\u0131 olan ve bu kad\u0131nlar\u0131 ba\u015fkalar\u0131na kar\u015f\u0131 k\u0131skan\u00e7l\u0131kla savunan k\u00fc\u00e7\u00fck topluluklar halinde ya\u015fam\u0131\u015f olmalar\u0131 olas\u0131d\u0131r. Ya da toplumsal bir hayvan de\u011fildiyseler bile, goril gibi, bir\u00e7ok di\u015fiyle birlikte ya\u015f\u0131yorlard\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn yerliler, oy birli\u011fiyle yaln\u0131zca bir ergin goril erke\u011fin topluluk i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6ylemektedir; gen\u00e7 erkek b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc zaman bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck kavgas\u0131 ba\u015flar; en g\u00fc\u00e7l\u00fc olan ba\u015fkalar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrerek ya da s\u00fcrerek kendisi toplulu\u011fun ba\u015f\u0131na ge\u00e7er. (Dr. Savage&#8217;in Boston Journal of Natural History, cilt V, 1845-7.) Daha gen\u00e7 erkekler bu yolla s\u00fcr\u00fclerek ba\u015f\u0131bo\u015f dola\u015f\u0131rlar. Her biri en sonunda bir e\u015f bulmay\u0131 ba\u015far\u0131nca, kendi ailesinin s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde \u00fcremeyi daha s\u0131k\u0131 bir bi\u00e7imde yasaklar.&#8221;<\/p>\n<p>Darwin&#8217;in betimledi\u011fi bir ilkel s\u00fcr\u00fcde g\u00f6r\u00fclen bu ko\u015fullar\u0131n ger\u00e7ekte gen\u00e7 erkeklerin d\u0131\u015far\u0131dan evlenmesi kural\u0131na yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131 ilk anlayan Atkinson olmu\u015ftur. Bu s\u00fcrg\u00fcnlerin her biri, ba\u015fkan\u0131n k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131 y\u00fcz\u00fcnden i\u00e7eriden \u00e7iftle\u015fmenin yasak oldu\u011fu ba\u015fka bir topluluk bulabiliyordu ve zamanla bu ko\u015fullar\u0131n, bug\u00fcn yasa olarak bilinen &#8220;s\u00fcr\u00fcn\u00fcn \u00fcyeleriyle cinsel birle\u015fme olamaz&#8221; kural\u0131n\u0131 ortaya \u00e7\u0131karmas\u0131 olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Andrew Lang ekzogaminin bu a\u00e7\u0131klamas\u0131na yanda\u015f oldu\u011funu ilan etmi\u015ftir. Fakat yine ayn\u0131 kitapta ekzogamiyi totem yasalar\u0131n\u0131n bir sonucu olarak a\u00e7\u0131klayan Durkheim&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc de savunur. Bu iki a\u00e7\u0131klama bi\u00e7imini uyu\u015fturmak \u00e7ok g\u00fc\u00e7t\u00fcr; birincisinde, ekzogami totemizmden \u00f6nce gelmektedir; ikincisinde ise totemizm onun bir sonucudur.<\/p>\n<p>Bu karanl\u0131\u011f\u0131 psikanaliz incelemeleri ayd\u0131nlat\u0131yor.<\/p>\n<p>\u00c7ocu\u011fun hayvanlarla olan ili\u015fkisinin ilkel adam\u0131n ili\u015fkisiyle bir\u00e7ok ortak yan\u0131 vard\u0131r. Ergin uygar adama kendisiyle b\u00fct\u00fcn di\u011fer hayvanlar aras\u0131nda b\u0131\u00e7ak kesmi\u015f\u00e7esine bir ay\u0131r\u0131m yapt\u0131ran gururun \u00e7ocukta hen\u00fcz daha hi\u00e7bir izi g\u00f6r\u00fclmez. \u00c7ocuk hi\u00e7 \u00e7ekinmeksizin hayvanlar\u0131 kendisiyle e\u015fit sayar; hayvanla kendisi aras\u0131nda, hi\u00e7 ku\u015fkusuz daha gizemli olan erginden \u00e7ok daha s\u0131k\u0131 bir ili\u015fki g\u00f6r\u00fcr ve bunu kendi gereksiniminin y\u00f6nlendirdi\u011fi bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck i\u00e7inde yapar.<\/p>\n<p>\u00c7ocukla hayvan aras\u0131ndaki bu eksiksiz anla\u015fmada s\u0131k s\u0131k birtak\u0131m garip kar\u0131\u015fmalar g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00c7ocuk birdenbire bir hayvan t\u00fcr\u00fcnden korkmaya ve bu t\u00fcr\u00fcn bir bireyini g\u00f6rmeye ya da dokunmaya kar\u015f\u0131 kendini korumaya ba\u015flar. Bu ya\u015f\u0131n psikonevrozlu hastal\u0131klar\u0131 aras\u0131nda en s\u0131k ge\u00e7enlerden biri olan ve belki de b\u00f6yle bir hastal\u0131\u011f\u0131n en eski bi\u00e7imi olan hayvan fobisinin hastal\u0131kl\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc ortaya \u00e7\u0131kar. Bu fobi genellikle \u00e7ocu\u011fun o zamana kadar en canl\u0131 ilgisini g\u00f6sterdi\u011fi hayvanlara kar\u015f\u0131d\u0131r ve tek bir hayvanla hi\u00e7bir ilgisi yoktur. Kentlerde fobinin nesnesi olarak se\u00e7ilen hayvanlar s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Bunlar at, k\u00f6pek, kedi, pek ender olarak ku\u015f ve dikkati \u00e7eken bi\u00e7imde genellikle tahtakurusu ve kelebek gibi \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck hayvanlard\u0131r. Bazen \u00e7ocu\u011fun resimli kitaplardan ve masallardan \u00f6\u011frendi\u011fi hayvanlar, bu fobilerle kendini g\u00f6steren anlams\u0131z ve a\u015f\u0131r\u0131 \u00fcz\u00fcnt\u00fc nesneleri olur; al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda b\u00f6yle bir \u00fcz\u00fcnt\u00fcn\u00fcn ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f bi\u00e7imini \u00f6\u011frenmek ender olarak m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr. A\u015fa\u011f\u0131daki olay\u0131, Dr. Karl Abraham&#8217;a bor\u00e7luyum: Bir \u00e7ocuk e\u015fek ar\u0131s\u0131ndan korkmakta ve bu korkusunu da e\u015fek ar\u0131s\u0131n\u0131n renginin ve nak\u0131\u015flar\u0131n\u0131n, kendisine korkun\u00e7 \u00f6yk\u00fclerden i\u015fitti\u011fi kaplanlar\u0131 an\u0131msatmas\u0131yla a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7ocuklar\u0131n hayvan fobileri hen\u00fcz daha dikkatli bir \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeli ara\u015ft\u0131rman\u0131n konusu olmam\u0131\u015ft\u0131r, oysa b\u00f6yle bir incelemeye konu olmaya de\u011ferler. Bu savsaklaman\u0131n nedenleri, bu kadar k\u00fc\u00e7\u00fck ya\u015ftaki \u00e7ocuklar\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmlemenin g\u00fc\u00e7 olmas\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Onun i\u00e7in bu gibi hastal\u0131klar\u0131n genel anlam\u0131n\u0131n bilindi\u011fi s\u00f6ylenemez, ben kendim de bunun anlam\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn olaylarda ayn\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 sanm\u0131yorum. Fakat daha b\u00fcy\u00fck hayvanlara yorulan benzer birtak\u0131m fobilerin \u00e7\u00f6z\u00fcmlenebilece\u011fi kan\u0131tlanm\u0131\u015f ve bu yolla s\u0131rlar ara\u015ft\u0131rmac\u0131ya a\u00e7\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn olaylarda incelenen \u00e7ocuklar o\u011flan oldu\u011fu zaman, korkunun dibinde baba korkusunun oldu\u011fu ve yaln\u0131zca bunun hayvan \u00fczerine kayd\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr.<\/p>\n<p>Psikanalizde deneyimi olan herkes hi\u00e7 ku\u015fkusuz bu gibi olaylar\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015f ve ayn\u0131 izlenimi edinmi\u015ftir. Fakat ben bu konu \u00fczerinde ancak geni\u015f kapsaml\u0131 birka\u00e7 rapora i\u015faret edebilece\u011fim. Bunun nedeni, bu gibi olaylar \u00fczerindeki yay\u0131nlar\u0131n azl\u0131\u011f\u0131d\u0131r; fakat bundan genel sav\u0131m\u0131z\u0131n yaln\u0131zca da\u011f\u0131n\u0131k g\u00f6zlemlere dayanaca\u011f\u0131 sonucu \u00e7\u0131kar\u0131lmamal\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin \u00e7ocuklar\u0131n nevrozlar\u0131n\u0131 b\u00fcy\u00fck bir anlay\u0131\u015fla inceleyen bir yazar\u0131, Odesal\u0131 M. Wulff&#8217;u anaca\u011f\u0131m. Wulff, bir hastal\u0131\u011f\u0131n \u00f6yk\u00fcs\u00fcn\u00fc anlat\u0131rken, dokuz ya\u015f\u0131nda bir o\u011flan \u00e7ocu\u011fun d\u00f6rt ya\u015f\u0131ndayken k\u00f6pek fobisine tutuldu\u011funu s\u00f6yler. &#8220;\u00c7ocuk sokakta ko\u015fan bir k\u00f6pek g\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez a\u011flamaya ve &#8216;cici k\u00f6pek bana dokunma; uslu duraca\u011f\u0131m&#8217; diye ba\u011f\u0131rmaya ba\u015fl\u0131yordu. &#8221; &#8216;Uslu durmak&#8217;la, &#8216;Bir daha keman \u00e7almayaca\u011f\u0131m&#8217; (Yani mast\u00fcrbasyon * yapmayaca\u011f\u0131m) demek istiyordu.&#8221;<\/p>\n<p>Bundan sonra ayn\u0131 yazar durumu \u015f\u00f6yle \u00f6zetler: &#8220;\u00c7ocu\u011fun k\u00f6pek fobisi ger\u00e7ekte k\u00f6pek \u00fczerine kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f baba korkusudur; \u00e7\u00fcnk\u00fc &#8216;k\u00f6pek, uslu duraca\u011f\u0131m&#8217;, yani &#8216;mast\u00fcrbasyon yapmayaca\u011f\u0131m&#8217; anlat\u0131m\u0131 ger\u00e7ekte kendisine mast\u00fcrbasyonu yasaklam\u0131\u015f olan babas\u0131na i\u015faret ediyordu.&#8221; Yazar bundan sonra, benim deneyimimle t\u00fcm\u00fcyle birle\u015fen ve ayn\u0131 zamanda bu gibi deneyimlerin bollu\u011funa tan\u0131kl\u0131k eden baz\u0131 \u015feyler ekler: &#8220;Bu gibi (at, k\u00f6pek kedi, tavuk, vb. evcil hayvan) fobiler, kan\u0131mca, \u00e7ocukluktaki pavor nocturnus kadar s\u0131kl\u0131kla g\u00f6r\u00fcl\u00fcr ve genellikle \u00e7\u00f6z\u00fcmlemede kendilerini ana babadan birine kar\u015f\u0131 olan korkunun hayvanlar \u00fczerine kayd\u0131r\u0131lmas\u0131yla g\u00f6sterirler. \u00c7ok yay\u0131lm\u0131\u015f olan fare fobisinin de ayn\u0131 mekanizmay\u0131 ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 savlamaya haz\u0131rlanm\u0131\u015f de\u011filim.&#8221;<\/p>\n<p>Jahrburch f\u00fcr psychoanalytische und psychopathologische Forschungen&#8217;in ilk cildinde babas\u0131 taraf\u0131ndan tedavim alt\u0131na verilmi\u015f olan &#8220;Be\u015f ya\u015f\u0131nda bir o\u011flan \u00e7ocu\u011fun fobisinin \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesi&#8221;ni bildirmi\u015ftim.<\/p>\n<p>Bu bir at korkusuydu ve bunun sonucunda da \u00e7ocuk sokakta y\u00fcr\u00fcmek istemiyordu. Hatta at\u0131n odas\u0131na kadar girece\u011fini ve kendisini \u0131s\u0131raca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu. Bu g\u00f6steriyor ki, \u00e7ocuk at\u0131n d\u00fc\u015fmesi (\u00f6lmesi) i\u00e7in i\u00e7inde duydu\u011fu iste\u011fin bir cezas\u0131 olarak onun kendisini \u0131s\u0131raca\u011f\u0131ndan korkuyordu. Kendisine g\u00fcven vererek baba korkusundan \u00e7ocu\u011fu kurtard\u0131ktan sonra, \u00e7ocu\u011fun kendi i\u00e7inde baban\u0131n yoklu\u011funun (ayr\u0131lmas\u0131 ya da \u00f6lmesi) olu\u015fturdu\u011fu isteklerle \u00e7at\u0131\u015fmakta oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Yaln\u0131zca, yeni a\u00e7\u0131lmaya ba\u015flayan cinsel isteklerinin karanl\u0131k y\u00f6nlendirmelerle annesine kar\u015f\u0131 duydu\u011fu sevgide babas\u0131n\u0131 kendisine rakip duyumsamakta oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermi\u015fti. \u00d6yleyse bu \u00e7ocukta, erkek \u00e7ocuklar\u0131n ana babaya kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 &#8220;Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131&#8221; ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz ve i\u00e7erisinde genellikle nevrozlar\u0131n merkezi karma\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 buldu\u011fumuz tavr\u0131n bir \u00f6rne\u011fi vard\u0131. &#8220;K\u00fc\u00e7\u00fck Hans&#8221;\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcmlemesiyle totemizm i\u00e7in \u00e7ok de\u011ferli bir olay\u0131, yani bu gibi ko\u015fullar alt\u0131nda \u00e7ocu\u011fun duygular\u0131n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc babadan bir hayvana kayd\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmekteyiz.<\/p>\n<p>\u00c7\u00f6z\u00fcmleme, b\u00f6yle bir kayd\u0131rman\u0131n, i\u00e7erik bak\u0131m\u0131ndan hem anlaml\u0131, hem de raslant\u0131sal olan \u00e7a\u011fr\u0131\u015f\u0131m yollar\u0131n\u0131 bize g\u00f6stermi\u015ftir. Ayn\u0131 zamanda bu kayd\u0131rman\u0131n \u00f6rgelerini tahmin etmeyi de m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Anne i\u00e7in babayla yar\u0131\u015fmadan do\u011fan nefret, \u00e7ocu\u011fun psi\u015fik ya\u015fam\u0131ndan yasaks\u0131z ge\u00e7mezdi; ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri babas\u0131 i\u00e7in duydu\u011fu \u015fefkat ve hayranl\u0131\u011f\u0131n ard\u0131na d\u00fc\u015fmek zorundayd\u0131, \u00f6yle ki \u00e7ocukta babas\u0131na kar\u015f\u0131 \u00e7ifte ya da \u00e7ift de\u011ferli bir duygu vard\u0131. Bu \u00e7ift duygu \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131ndan kendini, d\u00fc\u015fmanca duygular\u0131n\u0131 babas\u0131n\u0131n yerine gelebilecek birisinin \u00fczerine kayd\u0131rmakla kurtar\u0131yordu. Bununla birlikte kayd\u0131rma i\u015fi sevgi duygular\u0131yla d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygular\u0131 aras\u0131nda bir denklik olu\u015fturarak \u00e7at\u0131\u015fmay\u0131 hafifletemiyordu. Aksine, \u00e7at\u0131\u015fma duygular\u0131, kayd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oldu\u011fu ve \u00e7ift duygular\u0131n \u00e7evrildi\u011fi nesne \u00fczerinde s\u00fcr\u00fcyordu. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz, k\u00fc\u00e7\u00fck Hans atlardan yaln\u0131zca korkmuyor, ayn\u0131 zamanda onlara kar\u015f\u0131 sayg\u0131 ve ilgi de duyuyordu. Korkusu azal\u0131nca Hans kendini korktu\u011fu hayvanla \u00f6zde\u015fle\u015ftirdi; bir at gibi s\u0131\u00e7rad\u0131, o zaman babas\u0131n\u0131 \u0131s\u0131ran kendisi oluyordu.<\/p>\n<p>Fobinin \u00e7\u00f6z\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn di\u011fer bir evresinde ana babas\u0131n\u0131 di\u011fer b\u00fcy\u00fck hayvanlarla \u00f6zde\u015fle\u015ftirmekten \u00e7ekinmedi.<\/p>\n<p>\u00c7ocuklar\u0131n bu hayvan fobilerinde, totemizmin baz\u0131 niteliklerinin olumsuz bir bi\u00e7imde anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 seziyoruz.<\/p>\n<p>\u00c7ocukta olumlu totemizm olay\u0131 demek gereken g\u00fczel bir bireysel g\u00f6zlemi S. Ferenczi&#8217;ye bor\u00e7luyuz. Ferenczi&#8217;nin anlatt\u0131\u011f\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck Arpad&#8217;da totemik ilgiler Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131yla do\u011frudan do\u011fruya ilgili olarak uyanmamakta, narsistik bir temelle, yani had\u0131m edilme korkusuyla ba\u015flamaktad\u0131r. Fakat k\u00fc\u00e7\u00fck Hans&#8217;\u0131n ge\u00e7mi\u015fine dikkatle bak\u0131lacak olursa, orada da, baban\u0131n \u00fcreme organlar\u0131 b\u00fcy\u00fck oldu\u011fu i\u00e7in \u00e7ocu\u011fun ona hayranl\u0131k ve korku duydu\u011fu, \u00e7ocu\u011fun kendi \u00fcreme organlar\u0131n\u0131 tehdit etmesinden korkuldu\u011funu g\u00f6steren bir\u00e7ok kan\u0131t oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Had\u0131m edilme karma\u015f\u0131\u011f\u0131nda oldu\u011fu kadar Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131nda da, baba, \u00e7ocu\u011fun cinsel ilgilerine kar\u015f\u0131 korkulan bir kar\u015f\u0131c\u0131 rol\u00fcn\u00fc oynamaktad\u0131r. Had\u0131m edilme ve onun yerine ge\u00e7en k\u00f6rl\u00fck, \u00e7ocu\u011fun korktu\u011fu cezad\u0131r.<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck Arpad iki bu\u00e7uk ya\u015f\u0131nda, bir yazl\u0131kta, tavuk k\u00fcmesinde i\u015femeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, bir tavuk \u00e7ocu\u011fun \u00fcreme organ\u0131n\u0131 \u0131s\u0131rm\u0131\u015f ya da gagalam\u0131\u015f. Bir y\u0131l sonra yine ayn\u0131 yere geldikleri zaman \u00e7ocuk tavuk oluyor, yaln\u0131zca k\u00fcmesle ve k\u00fcmeste olup bitenlerle ilgileniyordu, insan gibi konu\u015fmaktan vazge\u00e7erek g\u0131daklamaya ve \u00f6tmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6zlem d\u00f6nemi s\u0131ras\u0131nda, be\u015f ya\u015f\u0131ndayken, yeniden konu\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131; fakat b\u00fct\u00fcn s\u00f6zlerinin konusu pili\u00e7ler, tavuklar, horozlard\u0131. Tavuklardan ba\u015fka hi\u00e7bir oyuncakla oynam\u0131yor, i\u00e7inde tavuklarla ilgili bir \u015fey olmayan hi\u00e7bir \u015fark\u0131 s\u00f6ylemiyordu. Totem hayvan\u0131na kar\u015f\u0131 ald\u0131\u011f\u0131 tav\u0131r t\u00fcm\u00fcyle \u00e7ift bir duyguydu, yani tavu\u011fa kar\u015f\u0131 a\u015f\u0131r\u0131 bir nefret ve sevgi g\u00f6steriyordu. Tavuk kesme oyunu oynamaya bay\u0131l\u0131rd\u0131. &#8220;Tavuk kesildi\u011fi zaman, onun i\u00e7in eksiksiz bir \u015f\u00f6len olurdu.Hayvan\u0131n \u00f6l\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00e7evresinde saatlerce dans eder ve bu s\u0131rada \u015fiddetli bir co\u015fma durumu g\u00f6sterirdi&#8221;. Fakat ondan sonra, kesilen hayvan\u0131 \u00f6per, elleriyle ok\u015far, k\u00f6t\u00fc kulland\u0131\u011f\u0131 oyuncak tavuklar\u0131n\u0131 temizler ve ok\u015fard\u0131.<\/p>\n<p>Bu garip davran\u0131\u015flar\u0131n anlam\u0131n\u0131 Arpad&#8217;\u0131n kendisi ayd\u0131nlatt\u0131. Zaman zaman isteklerini totemik anlat\u0131m y\u00f6ntemi yerine g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131n anlat\u0131m y\u00f6ntemiyle dile getiriyordu. Bir g\u00fcn \u015f\u00f6yle bir \u015fey s\u00f6yledi: &#8220;Babam horozdur; ben k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcm, ben pilicim. B\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcm zaman tavuk olaca\u011f\u0131m. Daha \u00e7ok b\u00fcy\u00fcy\u00fcnce horoz olaca\u011f\u0131m.&#8221; Bir g\u00fcn ans\u0131z\u0131n (tavuk k\u0131zartmas\u0131na benzeterek) &#8220;Anne k\u0131zartmas\u0131&#8221; yemek istedi\u011fini s\u00f6yledi. \u00dcreme organ\u0131yla oynamas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden kendisini had\u0131m etmeyle tehdit ettikleri kadar kendisi de ba\u015fkalar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131ktan a\u00e7\u0131\u011fa had\u0131m etmeyle tehdit ediyordu.<\/p>\n<p>Ferenczi&#8217;ye g\u00f6re tavuk k\u00fcmesinde olan bitenlere kar\u015f\u0131 \u00e7ocu\u011fun g\u00f6sterdi\u011fi ilginin k\u00f6keni ku\u015fku duyulamayacak kadar ortadad\u0131r: &#8220;Tavukla horoz aras\u0131ndaki s\u00fcrekli cinsel etkinlik, yumurtlama ve civcivlerin \u00e7\u0131kmas\u0131, bu ilginin k\u00f6kenidir.&#8221; Bu olaylar, \u00e7ocu\u011fun insanlar aras\u0131ndaki ili\u015fkilere kar\u015f\u0131 duydu\u011fu cinsel merak\u0131 doyurmuyordu. Kom\u015fu bir kad\u0131na s\u00f6yledi\u011fi \u015fu s\u00f6zlerde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi nesne isteyi\u015f bi\u00e7iminde tavu\u011fun ya\u015fam\u0131 kendisine \u00f6rnek oluyordu: &#8220;Seninle, k\u0131z karde\u015fimle, \u00fc\u00e7 kuzenimle ve a\u015f\u00e7\u0131yla evlenece\u011fim; hay\u0131r, a\u015f\u00e7\u0131n\u0131n yerine annemle evlenece\u011fim.&#8221;<\/p>\n<p>Bu g\u00f6zlemler konusundaki d\u00fc\u015f\u00fcncemizi daha sonra tamamlayabilece\u011fiz; \u015fimdilik yaln\u0131zca totemizmin iki niteli\u011fine benzeyen iki niteli\u011fe i\u015faret edece\u011fiz, o da totem hayvanla tam bir \u00f6zde\u015fle\u015fme ve hayvana kar\u015f\u0131 \u00e7ift de\u011ferli bir duygu beslenmesidir. Bu g\u00f6zlemler kar\u015f\u0131s\u0131nda totemizmin erkek form\u00fcl\u00fcnde totem olan hayvan yerine babay\u0131 koymakta pek\u00e2l\u00e2 hakl\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Bunu yapmakla yepyeni ve g\u00f6z\u00fcpek bir ad\u0131m atm\u0131\u015f da oluyoruz. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunu bizzat ilkellerin kendileri s\u00f6ylemekteler; totemik sistemin bug\u00fcn ge\u00e7erli oldu\u011fu yerlerde, toteme ata ve ilk baba denmektedir. Biz yaln\u0131zca bu budunlar\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 ve etnologlar\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtan ve o y\u00fczden bu noktay\u0131 savsaklamaya y\u00f6nelten bu anlat\u0131m\u0131 oldu\u011fu gibi al\u0131yoruz: Oysa psikanaliz bu noktaya g\u00f6z\u00fcm\u00fcz\u00fc a\u00e7makta ve totemizmi a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, onunla totemizm aras\u0131ndaki ba\u011f\u0131 g\u00f6stermemizi an\u0131msatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu yer de\u011fi\u015ftirmenin ilk sonucu olduk\u00e7a dikkate de\u011fer. Totem olan hayvan e\u011fer babaysa, o zaman totemizmin ba\u015fl\u0131ca iki buyru\u011fu, yani onun \u00e7ekirde\u011fini olu\u015fturan iki tabu kural\u0131 (totem hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmeme ve ayn\u0131 toteme ba\u011fl\u0131 kad\u0131n\u0131 cinsel ama\u00e7lar i\u00e7in kullanmama kurallar\u0131) i\u00e7erik a\u00e7\u0131s\u0131ndan, babas\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcren ve annesiyle evlenen Oidipus&#8217;un iki cinayetinin; ve \u00e7ocukta yeterli derecede itilmemesi ya da yeniden uyanmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden b\u00fct\u00fcn nevrozlar\u0131n \u00e7ekirde\u011fi olan iki ilkel iste\u011fin ayn\u0131s\u0131d\u0131r. E\u011fer bu benzerlik raslant\u0131n\u0131n aldat\u0131c\u0131 bir oyunu de\u011filse, tarihten \u00f6nceki zamanlardaki totemizmin k\u00f6keni ayd\u0131nlat\u0131labilecektir. Di\u011fer bir deyi\u015fle, k\u00fc\u00e7\u00fck Hans&#8217;\u0131n hayvan fobisi ve k\u00fc\u00e7\u00fck Arpad&#8217;\u0131n tavuk sap\u0131t\u0131m\u0131 nas\u0131l Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 olu\u015fturan ko\u015fullar alt\u0131nda ger\u00e7ekle\u015fmi\u015fse, totemik sistemin de b\u00fcy\u00fck bir olas\u0131l\u0131kla bu ko\u015fullar alt\u0131nda olu\u015ftu\u011fu g\u00f6sterilebilecektir. Bu olana\u011f\u0131n nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek i\u00e7in totemik sistemin ya da totemik dinin \u015fimdiye kadar tart\u0131\u015fma konusu yapmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir \u00f6zelli\u011fini inceleyece\u011fiz.<\/p>\n<p>1894&#8217;te \u00f6len ve fizik\u00e7i, filolog, Kutsal Kitap uzman\u0131 ve bir arkeolog, keskin ve \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnceli oldu\u011fu kadar \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir bilgin olan W. Robertson Smith, The Religion of the Semites adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda, totem \u015f\u00f6leni denen garip bir t\u00f6renin ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri totemik sistemin tamamlay\u0131c\u0131 bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu varsay\u0131m\u0131n\u0131 ortaya atm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p align=\"left\"><b>4<br \/>\n<\/b><br \/>\n1894&#8217;te \u00f6len ve fizik\u00e7i, filolog, Kutsal Kitap uzman\u0131 ve bir arkeolog, keskin ve \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnceli oldu\u011fu kadar \u00e7ok y\u00f6nl\u00fc bir bilgin olan W. Robertson Smith, The Religion of the Semites (68) adl\u0131 yap\u0131t\u0131nda, totem \u015f\u00f6leni denen garip bir t\u00f6renin ba\u015flang\u0131\u00e7tan beri totemik sistemin tamamlay\u0131c\u0131 bir par\u00e7as\u0131 oldu\u011fu varsay\u0131m\u0131n\u0131 ortaya atm\u0131\u015ft\u0131. Bu varsay\u0131m\u0131n kan\u0131t\u0131 olarak da, elinde o zaman \u0130.S. 500 y\u0131l\u0131ndan kalma tek bir belge vard\u0131; bununla birlikte eski Samiler aras\u0131ndaki kurban\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fc \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131 \u00e7\u00f6z\u00fcmlemede varsay\u0131m\u0131na b\u00fcy\u00fck bir olas\u0131l\u0131k derecesi verebilmi\u015ftir. Kurbanda tanr\u0131sal bir ki\u015fi d\u00fc\u015f\u00fcncesi oldu\u011fu i\u00e7in, burada y\u00fcksek bir dinsel tap\u0131n\u0131m evresinden en a\u015fa\u011f\u0131 evreye, yani totemizme geri gitme sorunuyla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz demektir.<\/p>\n<p>Robertson Smith&#8217;in bu yetkin yap\u0131t\u0131ndan bizim i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nemi olan kurban ayininin k\u00f6ken ve anlam\u0131 konusundaki sat\u0131rlar\u0131 alaca\u011f\u0131m; yaln\u0131zca \u00e7ok ayr\u0131nt\u0131ya giren b\u00f6l\u00fcmleri ve daha sonraki geli\u015fimlerle ilgili olan yerlerini atlayaca\u011f\u0131m. B\u00f6yle bir par\u00e7ada yap\u0131t\u0131n \u00f6zg\u00fcn sav g\u00fcc\u00fcn\u00fc, ak\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 okura duyurmak olanaks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Robertson Smith, sunakta kurban verilmesi \u00e2detinin eski dinlerin ayinlerinde temel bir b\u00f6l\u00fcm oldu\u011funu g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Kurban b\u00fct\u00fcn dinlerde ayn\u0131 rol\u00fc oynamakta ve k\u00f6keninin, sonu\u00e7lar\u0131 her yerde ayn\u0131 olan \u00e7ok genel nedenlere dayand\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekmektedir.<\/p>\n<p>Fakat kurban\u0131n (kutsal edim catezogh ierourgia sacrificium) k\u00f6kenindeki anlam\u0131 sonraki zamanlarda anla\u015f\u0131lan anlam\u0131ndan ba\u015fkayd\u0131: Kurban, tanr\u0131y\u0131 bar\u0131\u015ft\u0131rma ya da kazanma amac\u0131yla tanr\u0131ya bir t\u00fcr arma\u011fan sunma anlam\u0131na geliyordu. S\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn din d\u0131\u015f\u0131nda anla\u015f\u0131lan anlam\u0131, kendini yads\u0131mak demek olan ikincil anlam\u0131ndan sonralar\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Kurban ba\u015flang\u0131\u00e7ta &#8220;tanr\u0131yla kendisine tapanlar aras\u0131nda toplumsal bir arkada\u015fl\u0131k i\u015fi&#8221;nden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi.<\/p>\n<p>Kurban olarak tanr\u0131ya yenecek ve i\u00e7ilecek \u015feyler getiriliyordu; insanlar tanr\u0131lar\u0131na kendilerini ya\u015fatan et, tah\u0131l, meyva, \u015farap ve ya\u011f gibi besinleri sunuyorlard\u0131. Ancak kurban eti \u00fczerine birtak\u0131m kurallar ve kurald\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131. Tanr\u0131, bitki t\u00fcr\u00fcnden olan kurbanlar yaln\u0131zca kendisine b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131 halde, hayvan t\u00fcr\u00fcnden olan kurbanlar\u0131 kendisine tapanlarla payla\u015f\u0131yordu. Herhalde hayvan kurbanlar daha eskiydi ve bir zamanlar kurban\u0131n tek bi\u00e7imi b\u00f6yleydi. Bitki t\u00fcr\u00fcnden kurban vermek, ilk meyvalar\u0131n sunulmas\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r; topra\u011f\u0131n ve yurdun efendisine bir t\u00fcr vergi vermek gibi bir \u015feydi. Oysa hayvan kurbanlar tar\u0131mdan daha \u00f6nce ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Dilde kalan izler, tanr\u0131ya sunulan kurban\u0131n onun ger\u00e7ekten besini say\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 kesin olarak g\u00f6stermektedir. Zamanla tanr\u0131 maddi olmayan bir varl\u0131k olarak g\u00f6r\u00fcld\u00fck\u00e7e, bu g\u00f6r\u00fc\u015f sald\u0131rgan bir nitelik kazand\u0131 ve tanr\u0131ya yaln\u0131zca etin su b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn sunulmas\u0131yla yetinilmeye ba\u015fland\u0131. Daha sonralar\u0131 kurban etini dumanlar i\u00e7inde sunaktan y\u00fckselten ate\u015fin kullan\u0131lmas\u0131yla tanr\u0131lar i\u00e7in daha uygun bir besin olarak insan besinlerinin sunulmas\u0131 ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. \u0130\u00e7ki kurban\u0131, k\u00f6kensel olarak, kurban edilen hayvanlar\u0131n kan\u0131yd\u0131; sonralar\u0131 bunun yerine \u015farap konmu\u015ftur. \u0130lkel insan \u015faraba, bug\u00fcn h\u00e2l\u00e2 \u015fairlerimizin de dedi\u011fi gibi, &#8220;\u00fcz\u00fcm\u00fcn kan\u0131&#8221; g\u00f6z\u00fcyle bakard\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse ate\u015fin ve tar\u0131m\u0131n bulunmas\u0131ndan \u00f6nce, kurban\u0131n en eski bi\u00e7iminde, kurban etini ve kan\u0131n\u0131 tanr\u0131larla inananlar birlikte yiyorlard\u0131. \u00d6nemli olan, her iki taraf\u0131n da etten paylar\u0131n\u0131 almalar\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6zetle, kurban genel bir ayin, b\u00fct\u00fcn klan\u0131n bir t\u00f6reniydi. Temelde b\u00fct\u00fcn din bir kamu sorunuydu; dinsel g\u00f6rev, toplumsal bor\u00e7lar\u0131n bir par\u00e7as\u0131yd\u0131. Kurban ve \u015f\u00f6len b\u00fct\u00fcn budunlarda hep birlikte bulunurdu; her kurban\u0131n bir bayram\u0131 vard\u0131, hi\u00e7bir bayram kurbans\u0131z kutlanmazd\u0131. Kurban \u015f\u00f6leni, herkesin seve seve kendi \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne y\u00fckseldi\u011fi, toplumun ve toplumla birlikte tanr\u0131n\u0131n y\u00fckseltildi\u011fi bir vesileydi.<\/p>\n<p>Genel kurban \u015f\u00f6leninin ahl\u00e2ksal g\u00fcc\u00fc, hep birlikte yeme ve i\u00e7me kurallar\u0131 \u00fczerine kuruluydu. Ba\u015fkalar\u0131yla birlikte yeme ve i\u00e7me, ayn\u0131 zamanda toplulu\u011fun ve kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ba\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131n tan\u0131nd\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir i\u015fareti ve do\u011frulanmas\u0131yd\u0131; kurban yeme inananlar\u0131n aras\u0131ndaki ili\u015fkileri g\u00fc\u00e7lendirerek b\u00fct\u00fcn inananlar\u0131n bir tanr\u0131ya erdi\u011fini do\u011frudan do\u011fruya g\u00f6stermeye yar\u0131yordu. Bug\u00fcn \u00e7\u00f6l Araplar\u0131 aras\u0131nda ya\u015famakta olan baz\u0131 \u00e2detler, bir arada yemek yemenin olu\u015fturdu\u011fu ba\u011flay\u0131c\u0131 g\u00fcc\u00fcn dinsel bir etmen olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, ama bu yemekten sonra olu\u015fan kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bor\u00e7lar\u0131n yeme ediminin sonucu oldu\u011funu kan\u0131tlar. Bir Bedeviyle birlikte bir lokma yiyen ya da s\u00fct\u00fcnden bir yudum i\u00e7en bir kimsenin art\u0131k ondan bir d\u00fc\u015fman olarak korkmas\u0131na gerek yoktur, onun koruma ve yard\u0131m\u0131na her zaman g\u00fcvenebilir. Birlikte yenen yemek bedende kald\u0131\u011f\u0131 kabul olunmakla birlikte, bu sonsuza kadar s\u00fcremez. \u0130\u015fte bunlar\u0131n anlad\u0131klar\u0131 birlik ba\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi bu kadar ger\u00e7ek\u00e7idir; g\u00fc\u00e7lenmesi ve s\u00fcrmesi i\u00e7in yinelenmesi gerekir.<\/p>\n<p>Fakat ortakla\u015fa yeme ve i\u00e7meye y\u00fcklenen bu ba\u011flay\u0131c\u0131 g\u00fc\u00e7 nereden \u00e7\u0131k\u0131yor? En ilkel toplumlarda tek ko\u015fulsuz ve s\u00fcrekli olan ba\u011f, akrabal\u0131k ba\u011f\u0131d\u0131r. Bir toplulu\u011fun bireyleri her zaman birbirinin yan\u0131nda ve birbirine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Akrabalar, ya\u015famlar\u0131 ortak bir ya\u015fam\u0131n ayr\u0131 ayr\u0131 par\u00e7as\u0131 say\u0131labilecek derecede birbirlerine maddi olarak ba\u011fl\u0131 say\u0131lan bir insan \u00f6be\u011fidir. Bu akrabalardan bir birey \u00f6ld\u00fcr\u00fcl\u00fcrse, oyma\u011f\u0131n kan\u0131 akm\u0131\u015ft\u0131r demezler, kan\u0131m\u0131z akm\u0131\u015ft\u0131r derler. Oymak ili\u015fkisini anlatan \u0130brani s\u00f6z\u00fc \u015fudur: &#8220;Sen benim bel kemi\u011fim ve etimsin&#8221;. \u00d6yleyse akrabal\u0131k ortak bir \u00f6zde birle\u015fme anlam\u0131na gelir. Akrabal\u0131k yaln\u0131zca bizi do\u011furan ve s\u00fct\u00fcyle besleyen annemizin \u00f6z\u00fcn\u00fcn bir par\u00e7as\u0131 olmam\u0131zdan ileri gelmez, sonralar\u0131 yenen ve v\u00fccudu yenile\u015ftiren besin arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla da akraba olunur ve bu akrabal\u0131k g\u00fc\u00e7lendirilir: Bir kimse di\u011fer bir kimsenin tanr\u0131s\u0131yla birlikte yemek yerse, onun da kendisinin \u00f6z\u00fcnden oldu\u011fu s\u00f6ylenir; onun i\u00e7in yabanc\u0131 say\u0131lan bir kimseyle birlikte asla yemek yenmez.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse kurban yeme\u011fi, ancak bir soptan (kin) olanlarla birlikte yemek yenebilir kural\u0131 uyar\u0131nca, k\u00f6kensel olarak bir akraba \u015f\u00f6leniydi. Bizim toplumumuzda yemek, aile \u00fcyelerini birbirine ba\u011flar; oysa kurban yeme\u011finin aileyle bir ilgisi yoktur. Sopda\u015fl\u0131k (kinship) aileden daha eskidir; bildi\u011fimiz en eski aileler hep ayr\u0131 ayr\u0131 akrabal\u0131k \u00f6beklerine ba\u011fl\u0131 olan kimseleri i\u00e7erir. Erkekler yabanc\u0131 oymaktan kad\u0131nlarla evlenmi\u015f ve \u00e7ocuklar annenin oyma\u011f\u0131na ge\u00e7mi\u015ftir; erkekle ailenin di\u011fer bireyleri aras\u0131nda hi\u00e7bir akrabal\u0131k yoktur. B\u00f6yle bir ailede ortak hi\u00e7bir yemek yoktu. Bug\u00fcn bile ayr\u0131 ve yaln\u0131z yerler ve totemizmin yemek konusundaki dinsel yasaklar\u0131 \u00e7o\u011fu kez onlar\u0131 kar\u0131lar\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131yla birlikte yemek yemekten al\u0131koyar.<\/p>\n<p>\u015eimdi yine kurban hayvana d\u00f6nelim. Sopda\u015flar\u0131n hayvan kurban\u0131 olmaks\u0131z\u0131n toplanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fck; fakat b\u00f6yle bir ayin vesilesi d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir hayvan\u0131n kesilmemesi de anlaml\u0131d\u0131r. \u0130nsanlar hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeksizin meyve yer, evcil hayvanlar\u0131n s\u00fct\u00fcn\u00fc i\u00e7erler; fakat dinsel yasaklar bir bireyin evcil bir hayvan\u0131 yemek i\u00e7in kesmesini kesinlikle \u00f6nler. Robertson Smith, hi\u00e7 ku\u015fkusuz, her kurban\u0131n k\u00f6kensel olarak bir oymak kurban\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yler, bir kurban hayvan\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek k\u00f6kensel olarak bireye yasak olan ve ancak b\u00fct\u00fcn sopda\u015flar sorumlulu\u011fu \u00fczerlerine ald\u0131klar\u0131 zaman yasal olan edimlerle ilgiliydi. \u0130lkel insanlar\u0131n bu niteli\u011fe sahip yaln\u0131zca bir t\u00fcr davran\u0131\u015flar\u0131 vard\u0131r ve onlar da sopun ortak kan\u0131n\u0131n kutsall\u0131\u011f\u0131na dokunan edimlerdir. Hi\u00e7bir bireyin alamad\u0131\u011f\u0131 ve ancak oyma\u011f\u0131n b\u00fct\u00fcn bireylerinin r\u0131zas\u0131 ve kat\u0131l\u0131m\u0131yla kurban edilecek bir ya\u015fam, sopun bir bireyinin ya\u015fam\u0131yla ayn\u0131 d\u00fczeydeydi. Kurban yeme\u011finde bulunan her konu\u011fun, kurban hayvan\u0131n\u0131n kan\u0131na kat\u0131lmas\u0131, sopda su\u00e7 i\u015fleyen bir bireyin ancak b\u00fct\u00fcn sop taraf\u0131ndan \u00f6ld\u00fcr\u00fclebilece\u011fi kural\u0131n\u0131n iki ayr\u0131 anlat\u0131m\u0131d\u0131r. Di\u011fer bir deyi\u015fle, kurban hayvan\u0131 sopun bir organ\u0131 gibidir; kurban kesen topluluk, toplulu\u011fun tanr\u0131s\u0131, kurban edilen hayvan hepsi bir kandand\u0131r ve ayn\u0131 oyma\u011f\u0131n \u00fcyesidir.<\/p>\n<p>Robertson Smith, bir\u00e7ok kan\u0131ta dayanarak kurban hayvan\u0131n\u0131 eski totem-hayvanla bir g\u00f6rmektedir. Daha sonraki bir evrede iki t\u00fcr kurban ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r, biri genellikle yenebilen evcil hayvanlar\u0131n kurban\u0131, di\u011feri temiz olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in yasak olan hayvanlar\u0131n al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndaki kurban\u0131. Daha \u00e7ok incelenince, bu kirli hayvanlar\u0131n kutsal hayvanlar oldu\u011fu ve tanr\u0131lara kurban edildi\u011fi, k\u00f6kensel olarak tanr\u0131larla yenile\u015ftirildi\u011fi ve kurban kesmekle inananlar\u0131n tanr\u0131 ve hayvanla olan kan ba\u011flar\u0131n\u0131 belirtti\u011fi g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Fakat al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f kurbanlarla &#8220;mistik&#8221; kurbanlar aras\u0131ndaki bu fark daha eski zamanlarda yoktu. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta b\u00fct\u00fcn hayvanlar kutsald\u0131, etleri yasakt\u0131 ve ancak ender durumlarda yenebilirdi, o da b\u00fct\u00fcn sopun kat\u0131l\u0131m\u0131 olmak ko\u015fuluyla. Bir hayvan\u0131n kesilmesi sopun kan\u0131n\u0131n akmas\u0131na neden olur ve bunun i\u00e7in ayn\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k ve g\u00fcvenceyle yap\u0131lmas\u0131 gerekirdi.<\/p>\n<p>Evcil hayvanlar\u0131n evcille\u015ftirilmesi ve s\u0131\u011f\u0131r cinsinden hayvanlar\u0131n \u00fcretilmesi, ilk zamanlar\u0131n saf ve \u015fiddetli totemizmine her yanda son vermi\u015f olur. Fakat &#8220;pastoral din&#8221;de h\u00e2l\u00e2 evcil hayvanlara y\u00fcklenen kutsall\u0131k, bize onun totemik i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc g\u00f6sterecek kadar a\u00e7\u0131kt\u0131r. Hatta klasik zamanlar\u0131n sonlar\u0131nda bile bir\u00e7ok yerde kurbandan sonra kurban sahibinin sanki kendisinden \u00f6\u00e7 al\u0131nacakm\u0131\u015f gibi ka\u00e7ma zorunlulu\u011fu vard\u0131. Eski Yunanistan&#8217;da bir zamanlar \u00f6k\u00fcz \u00f6ld\u00fcrmenin ger\u00e7ekten cinayet say\u0131lmas\u0131 yayg\u0131nd\u0131. Atina&#8217;n\u0131n Bouphonia \u015f\u00f6leninde, kurbandan sonra, \u015f\u00f6lene kat\u0131lan herkesin \u00e7a\u011fr\u0131ld\u0131\u011f\u0131 resmi bir mahkeme kurulurdu. Muhakemede en sonunda cinayetin su\u00e7unun b\u0131\u00e7a\u011fa ba\u011flanmas\u0131na karar verilir ve bunun \u00fczerine de b\u0131\u00e7ak denize at\u0131l\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Hayvan sopda\u015f say\u0131ld\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in onu \u00f6ld\u00fcrmekten korkulmas\u0131na kar\u015f\u0131n, zaman zaman resmi t\u00f6renlerle hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek, etini ve kan\u0131n\u0131 oymak \u00fcyeleri aras\u0131nda payla\u015fmak zorunlu olmu\u015ftur. B\u00f6yle davranmay\u0131 gerektiren buyruk, kurban\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fcn en derin anlam\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131\u011fa vurmaktad\u0131r. G\u00f6r\u00fcyoruz ki, daha sonraki zamanlarda birlikte yemek yeme, v\u00fccutlara giren ayn\u0131 \u00f6ze kat\u0131lma, \u00fcyeler aras\u0131nda kutsal bir ba\u011f kurmaktad\u0131r: En eski zamanlarda bu yaln\u0131zca kutsal bir kurban\u0131n \u00f6z\u00fcne kat\u0131lma anlam\u0131na geliyordu. Kurbanla \u00f6ld\u00fcrmenin kutsal gizinin nedeni, \u00fcyeleri birbirine ve tanr\u0131lar\u0131na ba\u011flayan ba\u011f\u0131n ancak bu \u00f6l\u00fcmle kurulabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesidir.<\/p>\n<p>Bu ba\u011f, kurban \u015f\u00f6leniyle etine ve kan\u0131na kat\u0131lan b\u00fct\u00fcn \u00fcyeleri birle\u015ftiren kurbanl\u0131k hayvan\u0131n ya\u015fam\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnce, daha sonraki d\u00f6nemlerde bile herkesi birbirine ba\u011flayan kan ba\u011flar\u0131n\u0131n temeliydi. Bir \u00f6zde birle\u015fme bi\u00e7imindeki kan akrabal\u0131\u011f\u0131 gibi ger\u00e7ek\u00e7i bir d\u00fc\u015f\u00fcnce, bu akrabal\u0131\u011f\u0131 ni\u00e7in zaman zaman kurban yeme gibi fiziki i\u015flemlerle tazelemek gerekti\u011fini bize anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Robertson Smith&#8217;in bu d\u00fc\u015f\u00fcncelerindeki temel noktalar\u0131 \u00f6zetlemek i\u00e7in burada dural\u0131m. \u00d6zel m\u00fclkiyet d\u00fc\u015f\u00fcncesi ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman kurban, tanr\u0131ya verilmi\u015f bir arma\u011fan, insan\u0131n m\u00fclkiyetinden tanr\u0131n\u0131n m\u00fclkiyetine bir ge\u00e7i\u015f say\u0131l\u0131yordu. Fakat bu yorum, kurban ayininin b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerini a\u00e7\u0131klayamaz. En eski zamanlarda kurban hayvan\u0131n\u0131n kendisi kutsald\u0131, ya\u015fam\u0131na dokunulamazd\u0131.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn oymak bireylerinin birbirleriyle ve tanr\u0131yla \u00f6zde\u015fliklerini hayvan\u0131n etini yemek yoluyla sa\u011flamak i\u00e7in, onun ya\u015fam\u0131, ancak tanr\u0131 huzurunda b\u00fct\u00fcn oymak halk\u0131n\u0131n haz\u0131r bulundu\u011fu ve g\u00fcnaha kat\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir yerde al\u0131nabilirdi. Kurban bir dinsel edim, kurban hayvan\u0131n\u0131n kendisi de sopun \u00fcyelerinden biriydi. Ger\u00e7ekte bu hayvan eski totem hayvan\u0131, yani ilkel tanr\u0131n\u0131n kendisidir, onun \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi ve yenmesiyle oyma\u011f\u0131n bireyleri olduklar\u0131 gibi kal\u0131yor ve tanr\u0131yla benzerliklerini sa\u011fl\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>Robertson Smith kurban\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fc \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131 bu \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeden antropomorfik tanr\u0131lar\u0131n tap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 evreden \u00f6nce totemin belirli zamanlarda \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin ve yenmesinin, totem dininin \u00f6nemli bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc oldu\u011fu sonucunu \u00e7\u0131kar\u0131r. B\u00f6yle bir totem \u015f\u00f6leninde yap\u0131lan t\u00f6renleri, ona g\u00f6re daha sonraki zamanlarla ilgili olan bir kurban bayram\u0131 betimlemesinden \u00f6\u011freniyoruz. Saint Nilus \u0130.S. IV. y\u00fczy\u0131lda Sina \u00c7\u00f6l\u00fc&#8217;nde ya\u015fayan Bedevilerin bir kurban \u00e2detini bize betimler. Kurban olan deve ba\u011flanm\u0131\u015f ve ta\u015flardan kurulu kaba bir sunak \u00fczerine konmu\u015ftur; oyma\u011f\u0131n \u00f6nderi kat\u0131lanlar\u0131 bir ilahiye davet ederek suna\u011f\u0131n \u00e7evresinde \u00fc\u00e7 kez d\u00f6nd\u00fcr\u00fcr, hayvana vurulan ilk darbeyle f\u0131\u015fk\u0131ran kan\u0131 i\u00e7er. Ondan sonra b\u00fct\u00fcn topluluk hayvan\u0131n \u00fczerine \u00e7ullan\u0131r, hen\u00fcz daha titreyen cesedi k\u0131l\u0131\u00e7lar\u0131yla par\u00e7alayarak \u00e7i\u011f \u00e7i\u011f o kadar aceleyle yerler ki, bu kurban\u0131n, u\u011fruna kestikleri sabah y\u0131ld\u0131z\u0131n\u0131n do\u011fu\u015fundan g\u00fcne\u015fin \u0131\u015f\u0131nlar\u0131 aras\u0131nda kaybolu\u015funa kadar ge\u00e7en k\u0131sa s\u00fcre i\u00e7inde b\u00fct\u00fcn kan\u0131, eti, derisi, kemikleri ve ba\u011f\u0131rsaklar\u0131 s\u00f6m\u00fcr\u00fcl\u00fcr. Bir\u00e7ok kan\u0131ta g\u00f6re \u00e7ok eski bir ge\u00e7mi\u015fi olan bu barbarca ayin ender bir \u00e2det de\u011fil, sonraki zamanlarda bir\u00e7ok de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frayan totem kurban\u0131n\u0131n ilk genel bi\u00e7imiydi.<\/p>\n<p>Bir\u00e7ok yazar, bu totem \u015f\u00f6leni d\u00fc\u015f\u00fcncesine \u00f6nem vermemektedir. \u00c7\u00fcnk\u00fc totemizm evresinde bunu do\u011frudan do\u011fruya g\u00f6zlemleme yoluyla ara\u015ft\u0131rman\u0131n olana\u011f\u0131 yoktur. Robertson Smith g\u00f6sterdi\u011fi ba\u015fka \u00f6rneklerde, Azteklerin kurban \u015f\u00f6lenini an\u0131msatan insan kurban etmelerinde, Amerika&#8217;da Ouataouaklar\u0131n ayn\u0131 boyun ayn\u0131 kurban\u0131nda dinsel bir t\u00f6ren olma anlam\u0131n\u0131n a\u00e7\u0131k oldu\u011funu s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Frazer, son \u00e7\u0131kan b\u00fcy\u00fck yap\u0131t\u0131n\u0131n iki b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde de bu ve buna benzer olaylar\u0131 uzun uzad\u0131ya anlat\u0131r. Kaliforniya&#8217;da y\u0131rt\u0131c\u0131 bir t\u00fcr b\u00fcy\u00fck \u015fahine tapan bir K\u0131z\u0131lderili oyma\u011f\u0131, bu hayvan\u0131 her y\u0131l bir defa d\u00fczenledi\u011fi ayinlerle \u00f6ld\u00fcr\u00fcr, ondan sonra ku\u015f i\u00e7in yas tutulur, derisi ve t\u00fcyleri saklan\u0131r. Yeni Meksika&#8217;daki Zuni yerlileri de kutsal kurumlar\u0131 i\u00e7in ayn\u0131 \u015feyi yaparlar.<\/p>\n<p>Orta Avustralya oymaklar\u0131n\u0131n \u0130nti\u015fiuma ayinlerinde Robertson Smith&#8217;in varsay\u0131mlar\u0131na t\u00fcm\u00fcyle uygun bir nitelik g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Yenmesi yasak olan toteminin artmas\u0131 i\u00e7in sihir yapan her boy, ba\u015fka boylar bu toteme dokunmadan \u00f6nce bir t\u00f6ren yaparak onun bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc yemek zorundayd\u0131.<\/p>\n<p>Frazer&#8217;e g\u00f6re, di\u011fer durumlarda yasak olan totemin kutsal t\u00f6renle yenmesinin en iyi \u00f6rne\u011fi Bat\u0131 Afrika&#8217;da Binilerin g\u00f6mme t\u00f6reninde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Ba\u015fka durumlarda yasak olan totem hayvan\u0131n dinsel t\u00f6renle \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi ve ortakla\u015fa yenmesinin totem dininin \u00f6nemli bir niteli\u011fi olmas\u0131 sorununda biz Robertson Smith&#8217;i izleyece\u011fiz.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu totem yeme\u011fi evresini ele alarak onu \u00f6ncelikle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi olana\u011f\u0131 bulunmayan baz\u0131 olas\u0131 niteleklerle s\u00fcsleyelim. \u015eimdi elimizde, totemini haince bir ayinle \u00f6ld\u00fcren, onun \u00e7i\u011f olarak kan\u0131n\u0131, etini ve kemiklerini yiyen oymak var. Ayn\u0131 zamanda da oyma\u011f\u0131n \u00fcyeleri toteme \u00f6yk\u00fcnerek giyimlerini de\u011fi\u015ftirmekte ve sanki onunla ortak ayin yerlerini belirtmek ister gibi onun b\u00fct\u00fcn ses ve davran\u0131\u015flar\u0131na \u00f6yk\u00fcnmektedir. Bundan ba\u015fka b\u00fct\u00fcn bireylere yasak olan ve ancak herkesin kat\u0131l\u0131m\u0131yla do\u011fru say\u0131labilen ve bu \u00f6ld\u00fcrme ve \u015f\u00f6len t\u00f6renine herkesin kat\u0131lmak zorunda oldu\u011fu bir i\u015fin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 da bilin\u00e7li olarak bilinmektedir. Bu i\u015f yap\u0131ld\u0131ktan sonra \u00f6ld\u00fcr\u00fclen hayvan i\u00e7in a\u011flanmakta ve yas tutulmaktad\u0131r. \u00d6l\u00fcm yas\u0131 zorunludur; \u00e7\u00fcnk\u00fc olas\u0131 bir ceza korkusu bunu gerektirmektedir ve ba\u015fl\u0131ca hedefi, Robertson Smith&#8217;in buna benzer bir vesilede i\u015faret etti\u011fi gibi, herkesi kendini \u00f6ld\u00fcrme sorumlulu\u011fundan temize \u00e7\u0131karmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat bu yastan sonra, b\u00fct\u00fcn i\u00e7tepileren zincirlerinin k\u0131r\u0131lmas\u0131 ve istenildi\u011fi gibi doyurulmas\u0131na izin verilmesi anlam\u0131na gelen b\u00fcy\u00fck bir \u015f\u00f6len ne\u015fesi gelir. Burada bayram\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fc kolayca anlayabiliriz.<\/p>\n<p>Bayram, bir yasa\u011f\u0131n resmi olarak \u00e7i\u011fnenmesine izin verir ya da bunu zorunlu k\u0131lar. Bayramlara \u00f6zg\u00fc a\u015f\u0131r\u0131 davran\u0131\u015flar\u0131 herkes bir bayram durumuna girsin gibi bir buyrukla yapmaz, bayram\u0131n i\u00e7 y\u00fcz\u00fcn\u00fcn kendisinde a\u015f\u0131r\u0131l\u0131k vard\u0131r; bayram durumu, di\u011fer durumlarda yasak olan \u015feylerden kurtulmayla ortaya \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>Fakat totem hayvan\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcyle tutulan yas\u0131n, bu bayram havas\u0131n\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla ne ilgisi var? E\u011fer insanlar, di\u011fer durumlarda kendilerine yasak olan totemi \u00f6ld\u00fcrmekle mutlu oluyorlarsa, neden onun i\u00e7in yas tutuyorlar?<\/p>\n<p>Oyma\u011f\u0131n \u00fcyelerinin totemi yeme yoluyla kutsalla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve bunu yapmakla ayn\u0131 zamanda totemle ve birbirleriyle olan \u00f6zde\u015fliklerini de g\u00fc\u00e7lendirdiklerini g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fck. Totemin \u00f6z\u00fcnde bulunan kutsal ya\u015fam\u0131 kendi nefislerine ge\u00e7irmeleri bu bayram durumunu ve onun b\u00fct\u00fcn sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klayabilir.<\/p>\n<p>Psikanaliz bize, totem hayvan\u0131n ger\u00e7ekte baban\u0131n yerine konmu\u015f bir \u015fey oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015ftir, bu bize kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z tutars\u0131zl\u0131\u011f\u0131, yani totemin \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin s\u0131radan durumlarda yasak olmas\u0131n\u0131 ve \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman da bayram edilmesini, di\u011fer yandan da hayvan \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc zaman yas tutulmas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klar. Bug\u00fcn h\u00e2l\u00e2 \u00e7ocuklar\u0131m\u0131zda bulunan ve \u00e7o\u011fu kez erginlerin ya\u015fam\u0131nda da s\u00fcren baba karma\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir niteli\u011fi olan \u00e7ift duygu, b\u00f6ylece baban\u0131n yerine ge\u00e7en totem hayvana de\u011fin geni\u015fletilmektedir.<\/p>\n<p>Ancak e\u011fer psikanalizin totemi bu yorumlama bi\u00e7imini, totem \u015f\u00f6leniyle ve Darwin&#8217;in betimledi\u011fi ilk insan toplumlar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131rsak daha iyi anlar\u0131z ve bize imgesi bile g\u00f6r\u00fcnse, \u015fimdiye kadar birbirinden ayr\u0131lan bir\u00e7ok olay aras\u0131nda beklenmeyen bir birlik kurma gibi bir yarar\u0131 olan bir varsay\u0131m elde etmi\u015f oluruz.<\/p>\n<p>Darwin&#8217;in g\u00f6sterdi\u011fi ilk s\u00fcr\u00fc, ku\u015fkusuz, totemizmin ba\u015flamas\u0131na uygun de\u011fildir. Bu s\u00fcr\u00fcde b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlar\u0131 kendine saklayan, b\u00fcy\u00fcyen o\u011fullar\u0131 s\u00fcr\u00fcden kovan g\u00fc\u00e7l\u00fc, k\u0131skan\u00e7 bir baba vard\u0131. Toplumun bu ilk durumu hi\u00e7bir yerde g\u00f6r\u00fclmemi\u015ftir. Bug\u00fcn hen\u00fcz baz\u0131 oymaklarda egemen olan en ilkel \u00f6rg\u00fct, e\u015fit haklara sahip, totem sisteminin kurallar\u0131na ba\u011fl\u0131 bireylerden kurulu ve anaerkilli\u011fe, yani anne taraf\u0131ndan akrabal\u0131\u011fa dayanan insan topluluklar\u0131d\u0131r. Bu, \u00f6tekinden \u00e7\u0131kabilir mi ve \u00e7\u0131km\u0131\u015fsa bu nas\u0131l olabilir?<\/p>\n<p>Buna, sav\u0131m\u0131z\u0131 totemin kutland\u0131r\u0131lmas\u0131 olay\u0131na dayayarak yan\u0131t verebiliriz: Bir g\u00fcn s\u00fcr\u00fcden kovulmu\u015f olan karde\u015fler birle\u015fir, babalar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrerek yer ve b\u00f6ylece baban\u0131n s\u00fcr\u00fcs\u00fcne bir son verirler. Her birinin tek ba\u015f\u0131na yapmas\u0131na olanak olmayan bir i\u015fi el birli\u011fiyle yapmaya cesaret eder ve ba\u015farabilirler. Ekindeki bir derecelik bir ilerlemenin, \u00f6rne\u011fin yeni bir silah\u0131n icad\u0131n\u0131n onlara bu \u00fcst\u00fcnl\u00fck duygusunu vermesi olas\u0131d\u0131r. Ku\u015fkusuz bu yamyam vah\u015filer kurbanlar\u0131n\u0131 yemi\u015ftir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc ilk baba, b\u00fct\u00fcn karde\u015flerin k\u0131skand\u0131\u011f\u0131 ve korktu\u011fu bir \u00f6rnekti, \u015fimdi onu yeme yoluyla onunla \u00f6zde\u015fle\u015fmi\u015f olmakta ve her biri onun g\u00fcc\u00fcnden bir par\u00e7a kazanmaktad\u0131r. \u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n belki de ilk bayram\u0131 olan totem \u015f\u00f6leni, bu cinayetin bir\u00e7ok \u015feyi, toplumsal \u00f6rg\u00fctlenmeyi, ahl\u00e2k kurallar\u0131n\u0131 ve dini ba\u015flatan bu unutulmaz olay\u0131n yinelenmesi ve an\u0131lmas\u0131 olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu sonu\u00e7lar\u0131 kabul edebilmek i\u00e7in varsay\u0131m\u0131m\u0131zdan t\u00fcm\u00fcyle ayr\u0131 olarak yaln\u0131zca birle\u015fen karde\u015fler \u00f6be\u011finin, \u00e7ocuklarda ve nevrozlularda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz baba karma\u015f\u0131\u011f\u0131ndaki \u00e7ift duygunun i\u00e7eri\u011fi olan kar\u015f\u0131t duygular\u0131n etkisi alt\u0131nda bulundu\u011funu kabul etmemiz gerekir.<\/p>\n<p>O\u011fullar cinsellik ve erk isteklerinin yolunda olanca g\u00fcc\u00fcyle kar\u015f\u0131lar\u0131na \u00e7\u0131kan babadan nefret ediyor ama ayn\u0131 zamanda onu seviyorlar ve ona hayranl\u0131k duyuyorlard\u0131. Onu ortadan kald\u0131rmakla nefretlerini doyurduktan ve onunla \u00f6zde\u015fle\u015fme isteklerini ger\u00e7ekle\u015ftirdikten sonra itilen \u015fefkat i\u00e7tepileri bu kez g\u00f6r\u00fcnmeye ba\u015flar. Bu bir pi\u015fmanl\u0131k bi\u00e7iminde olmu\u015f ve genel olarak duyulan pi\u015fmanl\u0131kla birle\u015fen bir g\u00fcnah duygusu ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. O zaman \u00f6l\u00fc, ya\u015fayanlardan daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olmaya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. Bug\u00fcn bile insanlar\u0131n sonunda bunu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Baban\u0131n sa\u011fl\u0131\u011f\u0131nda yasaklad\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri (psikanalizin bize \u00e7ok iyi g\u00f6sterdi\u011fi ve &#8220;arkadan gelen ba\u015fe\u011fme&#8221; ad\u0131n\u0131 verdi\u011fimiz ruh durumuyla) \u015fimdi kendileri yasaklamaktad\u0131r. \u0130\u015fledikleri cinayeti baban\u0131n yerine konan totemi \u00f6ld\u00fcrmenin yasak oldu\u011funu ilan etmekle onarmakta ve kad\u0131nlar\u0131n\u0131n herkese serbest oldu\u011funu reddetme yoluyla cinayetin yarar\u0131ndan vazge\u00e7mektedirler. B\u00f6ylece totemizmin temel iki tabusu o\u011fulun g\u00fcnah duygusundan ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r, i\u015fte bu nedenden \u00f6t\u00fcr\u00fc bunlar Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131n itilmi\u015f iki iste\u011fine denk d\u00fc\u015fmektedir. Bu tabulara ba\u015fe\u011fmeyenler, ilkel toplumun tek derdi olan iki su\u00e7u i\u015flemi\u015f olur.<\/p>\n<p>Ahl\u00e2k\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131 olu\u015fturan totemizmin iki tabusu psikolojik bak\u0131mdan denk de\u011ferde de\u011fildir. Bunlar\u0131n biri, yani totem hayvan\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmemesi t\u00fcm\u00fcyle etkili, ac\u0131l\u0131 \u00f6rgelere dayan\u0131r; baba ortadan kald\u0131r\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r, ger\u00e7ekte hi\u00e7bir \u015fey onun yerini tutamayacakt\u0131r. Oysa di\u011ferinin, yani ensest yasa\u011f\u0131n\u0131n, bundan ba\u015fka, uygulamada g\u00fc\u00e7l\u00fc bir temeli vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc cinsel gereksinimler onlar\u0131 birle\u015ftiren bir \u015fey de\u011fil, birbirine d\u00fc\u015f\u00fcren bir \u015feydir. Ger\u00e7i karde\u015fler babay\u0131 yenmek i\u00e7in g\u00fc\u00e7lerini birle\u015ftirmi\u015fse de, kad\u0131nlar kar\u015f\u0131s\u0131nda birbirlerinin rakibiydiler. Hepsi de babalar\u0131 gibi kad\u0131nlar\u0131 kendi tekellerine almak istiyordu, birbirleriyle d\u00f6v\u00fc\u015f\u00fcrken olu\u015fan yeni \u00f6rg\u00fct yok olabilirdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc art\u0131k baban\u0131n rol\u00fcn\u00fc ba\u015far\u0131yla oynayacak ve hepsinden daha g\u00fc\u00e7l\u00fc olan biri yoktu. \u00d6yleyse, birlikte ya\u015famak istiyorlarsa (belki de bir\u00e7ok deneyimden sonra g\u00f6r\u00fclen buydu), karde\u015fler i\u00e7in ensest yasa\u011f\u0131n\u0131 koymaktan ba\u015fka \u00e7are yoktu. O zaman hepsinin istedi\u011fi ve hatta u\u011fruna \u00f6nce babalar\u0131n\u0131 ortadan kald\u0131rd\u0131klar\u0131 kad\u0131ndan vazge\u00e7iyorlar, b\u00f6ylece s\u00fcrg\u00fcnl\u00fckleri s\u0131ras\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir olas\u0131l\u0131kla al\u0131\u015fm\u0131\u015f olduklar\u0131 homoseks\u00fcel duygulara ve etkinliklere dayanan bu \u00f6rg\u00fct\u00fc kurtarm\u0131\u015f oluyorlard\u0131. Bachofen&#8217;\u0131n ke\u015ffetti\u011fi ana hakk\u0131 kurumunun tohumunun bu durum olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r, daha sonralar\u0131 babaerkil aile \u00f6rg\u00fct\u00fc buna bir son vermi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan totemizmin bir din giri\u015fimi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi sav\u0131, totem hayvan\u0131n ya\u015fam\u0131n\u0131 koruyan \u00f6teki tabuyla ilgilidir. O\u011fullar\u0131n duygular\u0131 baban\u0131n yerine hayvanda do\u011fal ve uygun bir vekil bulmu\u015ftur; fakat ona kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdikleri y\u00fcreksiz davran\u0131\u015f, pi\u015fmanl\u0131k g\u00f6sterme gereksiniminden daha g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fc. G\u00fcnahlar\u0131n\u0131n yak\u0131c\u0131 duygusunu dindirmek ve babayla bir t\u00fcr uzla\u015fma sa\u011flayabilmek i\u00e7in, belki de baban\u0131n bu vekilini kullanmak istemi\u015flerdir. Totemik sistem babayla bir t\u00fcr uyu\u015fma bi\u00e7imi olmu\u015ftur; baba, \u00e7ocuk fantezisinin kendisinden bekledi\u011fi her \u015feyi, koruma, \u00f6zen ve sab\u0131r g\u00f6stermeyi s\u00f6z verir, buna kar\u015f\u0131l\u0131k da ya\u015fam\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stermek, yani ger\u00e7ek babay\u0131 ortadan kald\u0131ran davran\u0131\u015f\u0131 toteme kar\u015f\u0131 yinelememek i\u00e7in s\u00f6z verilir. Totemizmde bunu yasalla\u015ft\u0131ran bir \u00e7aba vard\u0131r. &#8220;E\u011fer baba bize totem gibi davran\u0131rsa, biz de asla onu \u00f6ld\u00fcrmeye kalkmay\u0131z.&#8221; B\u00f6ylece totemizm, durumu tatl\u0131ya ba\u011flamaya ve insana k\u00f6kenini bor\u00e7lu oldu\u011fu olay\u0131 unutturmaya yard\u0131m etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu noktada her dinin \u00f6zyap\u0131s\u0131n\u0131 belirleyen baz\u0131 \u00f6zellikler ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Totem dini, o\u011fullar\u0131n duydu\u011fu g\u00fcnah duygusundan, bu duyguyu dindirmek ve incinmi\u015f babay\u0131, yeniden ba\u015f e\u011fmeyle bar\u0131\u015ft\u0131rma giri\u015fiminden do\u011fmu\u015ftur. B\u00fct\u00fcn daha sonraki dinlerin de ayn\u0131 sorunu \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeye\u00a0 \u00e7abalaman\u0131n bir sonucu oldu\u011funu g\u00f6steren belirtiler vard\u0131r, yaln\u0131z bu \u00e7abalamaya sahne olan ekinin d\u00fczeyine ve ald\u0131\u011f\u0131 yola g\u00f6re ayr\u0131 ayr\u0131 bi\u00e7imlere b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015flerdir, yoksa hepsi de ekinin ba\u015flang\u0131c\u0131 olan ve bundan sonra da insanl\u0131\u011f\u0131n yakas\u0131n\u0131 bir daha b\u0131rakmayan ayn\u0131 b\u00fcy\u00fck olaya kar\u015f\u0131l\u0131k olarak olu\u015fmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bundan ba\u015fka yine bu evrede totemizmde ortaya \u00e7\u0131kan ve dinde ba\u011fl\u0131l\u0131kla korunan bir \u00f6zellik daha vard\u0131r. Kar\u015f\u0131t duygulardaki gerginlik belki de hi\u00e7bir ara\u00e7la \u00f6rtbas edilemeyecek kadar b\u00fcy\u00fckt\u00fc ya da psikolojik ko\u015fullar bu kar\u015f\u0131t duygular\u0131 her ne bi\u00e7imde olursa olsun \u00e7\u00f6z\u00fcmlemeye hi\u00e7 uygun de\u011fildi. Baba karma\u015f\u0131\u011f\u0131na ba\u011fl\u0131 olan \u00e7ift de\u011ferlili\u011fin totemizmde ve b\u00fct\u00fcn dinlerde de s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kolayca g\u00f6rebiliriz. Totemizm dininde yaln\u0131zca pi\u015fmanl\u0131k g\u00f6r\u00fcn\u00fcmleri ve uyu\u015fma giri\u015fimleri de\u011fil, babaya kar\u015f\u0131 kazan\u0131lan utkunun kutlanmas\u0131 da vard\u0131r. Bundan elde edilen doyum duygusu totem \u015f\u00f6lenindeki anma t\u00f6renini ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r. Bu t\u00f6rende &#8220;sonradan gelen ba\u015f e\u011fme&#8221;nin koydu\u011fu yasaklar kald\u0131r\u0131l\u0131r, totem hayvan\u0131 kurban etmekle baba \u00f6ld\u00fcr\u00fcm\u00fcn\u00fc yinelemeyi bir g\u00f6reve d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr, bu \u00f6ld\u00fcr\u00fcm\u00fcn sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 yararlar, yani baba erkinin ele ge\u00e7irilmesi, ya\u015fam\u0131n de\u011fi\u015fen etkileri alt\u0131nda ortadan kalkmaya her y\u00fcz tutu\u015funda bu g\u00f6rev yinelenir. O\u011fulun babaya kar\u015f\u0131 koymas\u0131 olay\u0131na, \u00e7o\u011fu kez en dikkate de\u011fer giyimlerde ve bamba\u015fka bi\u00e7imler alt\u0131nda daha sonraki dinlerin olu\u015fumunda rastlarsak \u015fa\u015fmamal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Buraya kadar dinde ve ahl\u00e2kta (bunlar totemizmde birbirinden pek o kadar ayr\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131) babaya kar\u015f\u0131 duyulan sevgi duygular\u0131n\u0131n pi\u015fmanl\u0131k bi\u00e7imine d\u00f6n\u00fc\u015fmesinin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015fsek de, baba \u00f6ld\u00fcr\u00fcm\u00fcne neden olan as\u0131l e\u011filimlerin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc unutmamal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Bu b\u00fcy\u00fck de\u011fi\u015fmenin dayand\u0131\u011f\u0131 toplumsal duygular ve karde\u015flik duygular\u0131, bundan sonra gelen d\u00f6nemlerde toplumun geli\u015fmesi \u00fczerine en b\u00fcy\u00fck etkiyi yapm\u0131\u015ft\u0131r. Ortak kan\u0131n kutsalla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve oymak ya\u015fam\u0131nda dayan\u0131\u015fman\u0131n \u00f6nemi bunun anlat\u0131m\u0131d\u0131r. Karde\u015fler, herkesin ya\u015fam\u0131n\u0131 g\u00fcvenceye almakla babalar\u0131na yapt\u0131klar\u0131n\u0131n ba\u015fkalar\u0131na da yap\u0131lmayaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir; baban\u0131n sonunun yinelenmesine engel olmaktad\u0131rlar. Dinsel d\u00fc\u015f\u00fcncelerle ortaya \u00e7\u0131kan totemi \u00f6ld\u00fcrme yasa\u011f\u0131na \u015fimdi toplumun bir de karde\u015f \u00f6ld\u00fcrmeyi yasaklamas\u0131 eklenmektedir. Ancak \u00f6ld\u00fcrme yasa\u011f\u0131n\u0131n boy \u00fcyelerini s\u0131n\u0131rland\u0131rmaktan \u00e7\u0131kmas\u0131 ve yaln\u0131zca &#8220;\u00f6ld\u00fcrmeyeceksin&#8221; bi\u00e7imini almas\u0131, \u00e7ok daha sonrad\u0131r. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta karde\u015f oyma\u011f\u0131, baba s\u00fcr\u00fcs\u00fcn\u00fcn yerini almakta ve kan ba\u011f\u0131 da bu konuda g\u00fcvence vermektedir. Toplum, art\u0131k ortak cinayette su\u00e7 ortakl\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine, din, g\u00fcnah ve arkadan gelen pi\u015fmanl\u0131k duygusu \u00fczerine kurulmu\u015f olmaktad\u0131r, ahl\u00e2ksa k\u0131smen toplumun zorunluluklar\u0131 ve k\u0131smen de bu g\u00fcnah duygusunun buyurdu\u011fu af dileme \u00fczerine kurulmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece psikanaliz, totemik sistem konusundaki daha yeni d\u00fc\u015f\u00fcncelerin aksine ve daha eski d\u00fc\u015f\u00fcncelere uygun olarak gerek totemizmle ekzogami aras\u0131nda s\u0131k\u0131 bir ba\u011flant\u0131 oldu\u011funu, gerekse bunlar\u0131n k\u00f6kenlerinin ayn\u0131 zamana denk d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kabul etmeyi gerektirmektedir.<\/p>\n<p>Dinlerin totemizmden ba\u015flayarak bug\u00fcnk\u00fc durumlar\u0131na kadar ge\u00e7irdi\u011fi geli\u015fme evrelerini tart\u0131\u015fmaya kalk\u0131\u015fmaktan beni al\u0131koyan bir\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc nedenin etkisi alt\u0131nday\u0131m. Yaln\u0131zca, belirgin bir bi\u00e7imde kendini g\u00f6steren iki ipucunu izleyece\u011fim: totem kurban\u0131yla baba-o\u011ful ili\u015fkisi.<\/p>\n<p>Robertson Smith, eski totem \u015f\u00f6leninin kurban\u0131n \u00f6zg\u00fcn bi\u00e7imi oldu\u011funu bize g\u00f6stermi\u015ftir. \u0130kisinin de anlam\u0131 ayn\u0131d\u0131r: Yani birlikte yemek yemekle kutsalla\u015fmakt\u0131r. Kurbanda, ancak b\u00fct\u00fcn\u00fcn kat\u0131l\u0131m\u0131yla dindirilebilecek olan g\u00fcnah duygusu da s\u00fcrer. Buna ek olarak, huzurunda kurban\u0131n kesildi\u011fi varsay\u0131lan boy tanr\u0131s\u0131 da vard\u0131r ve o da, boyun bir bireyi gibi yeme\u011fe kat\u0131l\u0131r ve bu yeme edimiyle boy kendisini onunla \u00f6zde\u015fle\u015ftirir.<\/p>\n<p>Acaba tanr\u0131 k\u00f6kensel olarak kendisine yabanc\u0131 olan b\u00f6yle bir duruma nas\u0131l gelmi\u015ftir?<\/p>\n<p>Bunun yan\u0131t\u0131 \u015fu olabilir: Bu s\u0131rada -ne zaman oldu\u011funu kimse bilmez- tanr\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, b\u00fct\u00fcn ya\u015fama egemen olmu\u015f, oldu\u011fu gibi kalmak isteyen her \u015fey gibi totem \u015f\u00f6leni de kendini yeni sisteme uydurmak zorunda kalm\u0131\u015ft\u0131r. Bununla birlikte bireyler \u00fczerindeki psikanaliz incelemeleri, bize \u00f6zellikle tanr\u0131 kavram\u0131 \u00f6rne\u011finin hep baba oldu\u011funu, tanr\u0131yla ki\u015fisel ili\u015fkimizin v\u00fccudumuzun babas\u0131na olan ili\u015fkisine ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011funu, onunla birlikte dalgalan\u0131p de\u011fi\u015fti\u011fini \u00f6\u011fretmektedir. Tanr\u0131 asl\u0131nda y\u00fckseltilmi\u015f bir babadan ba\u015fka bir \u015fey olmam\u0131\u015ft\u0131r. Totemizmde oldu\u011fu gibi burada da psikanaliz, t\u0131pk\u0131 ilkellerin totemlerine ata dedikleri gibi tanr\u0131ya baba diyen dindara inanmay\u0131 \u00f6\u011f\u00fctlemektedir. Tanr\u0131n\u0131n psikanaliz taraf\u0131ndan ayd\u0131nlat\u0131lmayan b\u00fct\u00fcn di\u011fer k\u00f6ken ve anlamlar\u0131 ne olursa olsun, e\u011fer psikanalizin dikkate al\u0131nmaya de\u011fer bir de\u011feri varsa, baban\u0131n tanr\u0131 kavram\u0131ndaki pay\u0131n\u0131n \u00e7ok \u00f6nemli olmas\u0131 gerekir. Fakat baba ilkel kurbanda iki defa temsil edilmi\u015f oluyor demektir, birincisinde tanr\u0131 olarak, ikincisinde de kurbanl\u0131k totem hayvan olarak temsil edilmi\u015f olmas\u0131 gerekir, psikanalizin verdi\u011fi s\u0131n\u0131rl\u0131 hal suretlerini kabul edersek, bunun m\u00fcmk\u00fcn olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve anlam\u0131n\u0131n ne olabilece\u011fini ara\u015ft\u0131rmam\u0131z gerekir.<\/p>\n<p>Tanr\u0131n\u0131n kutsal hayvanla (totem ve kurban edilen hayvanla) bir\u00e7ok ili\u015fkisi oldu\u011funu biliyoruz:<\/p>\n<p><b>1.<\/b> Genellikle bir hayvan, hatta bazen bir\u00e7ok hayvan her tanr\u0131 i\u00e7in kutsald\u0131r.<\/p>\n<p><b>2.<\/b> Baz\u0131 kurbanlarda, \u00f6zellikle kutsal kurbanlarda, &#8220;gizemli&#8221; kurbanlardan tanr\u0131 arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla kutsalla\u015ft\u0131r\u0131lan hayvan\u0131n kendisi tanr\u0131ya kurban edilir.<\/p>\n<p><b>3. <\/b>Tanr\u0131ya \u00e7o\u011fu kez bir hayvan bi\u00e7iminde sayg\u0131 g\u00f6sterilir ya da di\u011fer bir bak\u0131mdan, hayvanlar totemizm d\u00f6neminden \u00e7ok sonra da tanr\u0131 gibi sayg\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015flerdir.<\/p>\n<p><b>4.<\/b> Mitlerde tanr\u0131 s\u0131k s\u0131k bir hayvan bi\u00e7imine, \u00e7o\u011fu kez kendisine kutsal olan hayvan\u0131n bi\u00e7imine sokulur; b\u00f6ylece tanr\u0131n\u0131n kendisinin hayvan oldu\u011fu ve dinin daha sonraki evresinde hayvandan geldi\u011fi varsay\u0131m\u0131 apa\u00e7\u0131k olur. Fakat totemin kendisini, baban\u0131n yerine ge\u00e7irmeden ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, bir\u00e7ok tart\u0131\u015fmadan kendimizi kurtar\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse totemin, baban\u0131n yerine ilk ge\u00e7en bi\u00e7im olmas\u0131, baban\u0131n kendi insan bi\u00e7imini yeniden kazand\u0131\u011f\u0131 daha sonraki bir d\u00f6nemde, tanr\u0131n\u0131n baban\u0131n di\u011fer bir bi\u00e7imi olmas\u0131 gerekir. B\u00fct\u00fcn dinsel evrimin k\u00f6k\u00fcnden b\u00f6yle yeni bir \u00fcr\u00fcn\u00fcn, yani babaya \u00f6zlemin ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131, zamanla babayla ve belki de hayvanla ili\u015fkide olu\u015fan bir de\u011fi\u015fikli\u011fin sonucunda m\u00fcmk\u00fcn olmu\u015f olabilir.<\/p>\n<p>Hayvandan ruhsal bir so\u011fuman\u0131n ba\u015flamas\u0131n\u0131, ayn\u0131 zamanda hayvanlar\u0131n evcille\u015ftirilmesiyle totemizmin bozulmaya ba\u015flamas\u0131n\u0131 bir yana b\u0131raksak bile, bu de\u011fi\u015fiklikleri yine de kolayca ortaya \u00e7\u0131karabiliriz.<\/p>\n<p>Baban\u0131n yenilmesiyle ortaya \u00e7\u0131kan durumda, zaman ge\u00e7tikte son derece \u00e7o\u011falan bir baba \u00f6zlemi yaratmas\u0131 gereken bir etmen vard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc babay\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in g\u00fc\u00e7lerini birle\u015ftirmi\u015f olan o\u011fullar\u0131n her biri, baba gibi olma iste\u011finin bask\u0131s\u0131 alt\u0131ndayd\u0131, bu isteklerini baban\u0131n yerine koyduklar\u0131 \u015feyin par\u00e7alar\u0131n\u0131 totem \u015f\u00f6leninde birle\u015ftirmelerinde g\u00f6stermi\u015flerdir. Karde\u015f oyma\u011f\u0131n\u0131n her bir bireye yapt\u0131\u011f\u0131 bask\u0131 sonucunda, bu istek doyurulmam\u0131\u015f olarak kalm\u0131\u015ft\u0131r. Hi\u00e7 kimsenin baban\u0131n tam erkini elde etmesine (hepsinin arad\u0131\u011f\u0131 \u015fey bu oldu\u011fu halde) izin verilmemi\u015f ve hi\u00e7 kimse de bunu ba\u015faramam\u0131\u015ft\u0131r. B\u00f6ylece o\u011fullar\u0131 cinayete y\u00f6nelten, babaya kar\u015f\u0131 duyulan bu ac\u0131 duygunun zaman ge\u00e7tik\u00e7e dinmi\u015f ve baba \u00f6zleminin \u00e7o\u011falm\u0131\u015f olmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr; i\u00e7eri\u011fi o\u011fullar\u0131 babaya ba\u011f\u0131ml\u0131 k\u0131lma iste\u011fi kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc olan, yenilgiye u\u011fram\u0131\u015f baban\u0131n yasaklar\u0131ndan kurtulu\u015f demek olan bir ideal do\u011fmas\u0131 m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr.<\/p>\n<p>Boyun bireyleri aras\u0131ndaki eski demokratik e\u015fitlik, ekindeki de\u011fi\u015fikliklerin i\u015fe kar\u0131\u015fmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden art\u0131k s\u00fcrd\u00fcr\u00fclemezdi; bunun sonucu olarak da eski baba idealini, \u00fcst\u00fcn bir bireye sayg\u0131 g\u00f6stererek onu tanr\u0131 a\u015famas\u0131na y\u00fckseltme yoluyla, yeniden canland\u0131rma e\u011filimi uyanm\u0131\u015ft\u0131r. Bir adam\u0131n tanr\u0131 olmas\u0131, tanr\u0131n\u0131n \u00f6lmesi gibi, bize bug\u00fcn \u00e7irkin g\u00f6r\u00fcnen bir d\u00fc\u015f\u00fcnce klasik Antikite&#8217;nin d\u00fc\u015f\u00fcncelerine bile uymayan bir d\u00fc\u015f\u00fcnce de\u011fildi (83). Fakat boyun kendi atas\u0131 sayd\u0131\u011f\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f baban\u0131n tanr\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131, totemle daha \u00f6nce yap\u0131lan s\u00f6zle\u015fmeden daha \u00f6nemli bir af dileme \u00e7abas\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Belki de her yerde baba tanr\u0131lardan \u00f6nce gelen b\u00fcy\u00fck ana tanr\u0131lar\u0131n bu evrimdeki yerini g\u00f6stermem olanaks\u0131z. Fakat baba-o\u011fullar ili\u015fkisindeki de\u011fi\u015fikli\u011fin yaln\u0131zca dine \u00f6zg\u00fc kalmad\u0131\u011f\u0131 kesin gibidir, baban\u0131n sessizli\u011finden etkilenen insan ya\u015fam\u0131n\u0131n di\u011fer cephesine, yani toplumsal \u00f6rg\u00fcte de\u011fin do\u011fal olarak geni\u015fletilmi\u015ftir. Baba-tanr\u0131 kurumuyla babas\u0131z toplum yava\u015f yava\u015f ata erkil bir duruma gelmi\u015ftir. Aile, daha \u00f6nceki ilk s\u00fcr\u00fcn\u00fcn yeniden kurulmas\u0131 ve ayn\u0131 zamanda babalar\u0131n eski haklar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn kendilerine geri verilmesi demekti. Bu durumda, yine aile ba\u015fkan\u0131 babalar vard\u0131; fakat karde\u015f oyma\u011f\u0131n\u0131n elde etti\u011fi toplumsal ba\u015far\u0131lardan vazge\u00e7ilmemi\u015fti ve yeni aile ba\u015fkanlar\u0131yla hi\u00e7bir s\u0131n\u0131r tan\u0131mayan eski baba aras\u0131ndaki as\u0131l fark, dinsel gereksinimin, yani babaya kar\u015f\u0131 duyulan doyurulmam\u0131\u015f \u00f6zlemin s\u00f6nmemesini sa\u011flayacak kadar b\u00fcy\u00fckt\u00fc.<\/p>\n<p>\u00d6yleyse boyun tanr\u0131s\u0131ndan \u00f6nce baba, kurban sahnesinde ger\u00e7ekte iki kez, yani bir keresinde tanr\u0131 olarak, ikinci keresinde de kurbanl\u0131k totem hayvan olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor demektir. Fakat bu durumu anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rken, bunu \u00fcst\u00fcnk\u00f6r\u00fc bir benzetme deyip ge\u00e7ivermek isteyen, bu olu\u015ftaki tarihsel evreleri unutan yorumlara kar\u015f\u0131 uyan\u0131k davranmal\u0131y\u0131z. Baban\u0131n iki bi\u00e7imde g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc, sahnenin birbiri ard\u0131na gelen iki anlam\u0131na denk d\u00fc\u015fer. Gerek babaya kar\u015f\u0131 duyulan \u00e7ift duygular, gerekse o\u011fullar\u0131n sevgi duygular\u0131n\u0131n d\u00fc\u015fmanl\u0131k duygular\u0131n\u0131 yenmesi, burada esnek bir anlat\u0131m bulmaktad\u0131r. Bunda baban\u0131n yenilgiye u\u011frat\u0131lmas\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesi o\u011fullar\u0131n en b\u00fcy\u00fck utkusunu g\u00f6steren gere\u00e7 olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Kurban\u0131n hemen her tarafta kazand\u0131\u011f\u0131 anlam, yap\u0131lan k\u00f6t\u00fc davran\u0131\u015f\u0131n an\u0131s\u0131n\u0131n ya\u015famas\u0131 durumunun kendisinde, yap\u0131lan a\u015fa\u011f\u0131lamaya kar\u015f\u0131l\u0131k baban\u0131n doyumunu sa\u011flayacak bir \u015fey bulmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Daha sonraki evrelerde hayvan kutsall\u0131\u011f\u0131n\u0131 yitirir, kurbanla totemin kutlamas\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fki ortadan kalkar; kurban ayini yaln\u0131zca tanr\u0131ya bir arma\u011fan sunumu, tanr\u0131 u\u011fruna bir \u00f6zveriyi simgelemeye d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr. Bu d\u00f6nemde tanr\u0131ya insan\u0131n \u00fcst\u00fcnde o kadar y\u00fcksek bir yer verilmi\u015ftir ki, ancak arac\u0131 rol\u00fc oynayan bir rahibin araya girmesiyle kendisiyle ili\u015fkiye girilebilir. Bu s\u0131rada toplumsal d\u00fczen de ataerkil sistemi devlete d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcren tanr\u0131 krallar\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar\u0131r. Taht\u0131ndan indirilen ve yeniden yerine ge\u00e7en baban\u0131n \u00f6c\u00fcn\u00fcn \u00e7ok haince oldu\u011funu s\u00f6yleyebiliriz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu \u00f6\u00e7 alma, son derece g\u00fc\u00e7l\u00fc bir yetke bi\u00e7iminde kendini g\u00f6stermi\u015ftir. Yola getirilen o\u011fullar bu yeni ili\u015fkiyi, eski g\u00fcnah duygular\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in kullanm\u0131\u015flard\u0131r. O zaman olu\u015fan kurban art\u0131k onlar\u0131n i\u015fi de\u011fildir. Bu kurban\u0131 ancak tanr\u0131 istemekte ve buyurmaktayd\u0131. Tanr\u0131n\u0131n kendisi i\u00e7in kutsal olan, ama ger\u00e7ekte kendisinden ba\u015fka bir \u015fey olmayan hayvan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmesine ili\u015fkin efsane i\u015fte bu evreyle ilgilidir. Bu olay, toplumu ve g\u00fcnah duygusunu ba\u015flatan b\u00fcy\u00fck yanl\u0131\u015f\u0131n olas\u0131 en b\u00fcy\u00fck yads\u0131nmas\u0131d\u0131r. Bu kurban t\u00f6reninde ikinci bir \u015fa\u015fmaz anlam daha vard\u0131r. Daha \u00f6nce baban\u0131n yerine konan tanr\u0131n\u0131n, \u015fimdi daha y\u00fcksek bir tanr\u0131 kavram\u0131na yer vermesine raz\u0131 olu\u015fu anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Sahnenin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcndeki alegorik yorum, tanr\u0131n\u0131n hayvana kar\u015f\u0131 utku kazanm\u0131\u015f olarak simgelendi\u011fini s\u00f6ylemekle, pskianalizin yorumuna ancak kaba bir bi\u00e7imde denk d\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Fakat ataerkil yetkenin yeniden do\u011fdu\u011fu bu d\u00f6nemde baba karma\u015f\u0131\u011f\u0131yla ilgili olan d\u00fc\u015fmanca i\u00e7tepilerin t\u00fcm\u00fcyle yok edildi\u011fine inanmak yanl\u0131\u015f olur. Tam tersine, baba yerine iki yeni bi\u00e7imin, yani tanr\u0131lar\u0131n ve krallar\u0131n ilk egemenlik evreleri, bize dinin \u00f6zyap\u0131sal \u00f6zelli\u011fi olan \u00e7ift tavr\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fc anlat\u0131m\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermektedir.<\/p>\n<p>Frazer b\u00fcy\u00fck yap\u0131t\u0131 olan The Golden Bough&#8217;da, Latin boylar\u0131n\u0131n ilk krallar\u0131n\u0131n, tanr\u0131 rol\u00fc oynayan ve bu rol\u00fcnde \u00f6zel bayramlarda t\u00f6renle kurban edilen yabanc\u0131lar oldu\u011fu san\u0131s\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrmektedir. Bir tanr\u0131n\u0131n y\u0131ll\u0131k kurban edili\u015fi (kendi kendini kurban bundan farkl\u0131d\u0131r) Sami dinlerin \u00f6nemli bir niteli\u011fi olarak g\u00f6r\u00fcnmektedir. D\u00fcnyan\u0131n \u00e7e\u015fitli insan ya\u015fayan yerlerinde yap\u0131lan insan kurban\u0131 t\u00f6reni, bu insanlar\u0131n ya\u015famlar\u0131na tanr\u0131n\u0131n temsilcileri s\u0131fat\u0131yla son verdiklerini kesin olarak g\u00f6stermektedir. Bu kurban \u00e2detinin izlerini daha sonraki zamanlarda, canl\u0131 ki\u015fi yerine cans\u0131z bir \u015feyin (manken) taklidinin konmas\u0131nda buluruz. Ne yaz\u0131k ki hayvan kurban\u0131n\u0131 inceledi\u011fim kadar sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir incelemeye giri\u015femeyece\u011fim, teheoanthropik tanr\u0131 kurban\u0131, kurban\u0131n en eski bi\u00e7imlerini kesin olarak ayd\u0131nlat\u0131r. Fakat kesin kan\u0131m\u0131za g\u00f6re, kurban ediminin nesnesi hep ayn\u0131 \u015fey olmu\u015ftur, bu \u015fey de bir tanr\u0131 olarak sayg\u0131 g\u00f6sterilen \u015feyin, yani baban\u0131n kendisidir.<\/p>\n<p>Hayvan kurban\u0131n\u0131n insan kurban\u0131yla ili\u015fkisi sorunu \u015fimdi kolayl\u0131kla \u00e7\u00f6z\u00fclebilir. \u0130lk hayvan kurban\u0131 zaten insan kurban\u0131n\u0131n, yani baban\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesinin yerine ge\u00e7irilmi\u015fti ve baban\u0131n yerine ge\u00e7irilen \u015fey yeniden insansal bi\u00e7imini al\u0131nca, yerine ge\u00e7irilen hayvan da insan kurban\u0131 bi\u00e7imine ge\u00e7ti.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece ilk b\u00fcy\u00fck kurban ediminin an\u0131s\u0131, b\u00fct\u00fcn unutma \u00e7abalar\u0131na kar\u015f\u0131n yok edilemez oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. \u0130nsanlar bu kurban ediminin nedenlerinden m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar kendilerini kurtarmaya \u00e7abalad\u0131klar\u0131 anda o yine eski bi\u00e7imini de\u011fi\u015ftirmeksizin bu kez tanr\u0131 kurban\u0131 olarak ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bu yeniden g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc birtak\u0131m yeniden yorumlamalarla m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan dinsel d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn ge\u00e7irdi\u011fi evrim a\u015famalar\u0131n\u0131 burada t\u00fcm\u00fcyle g\u00f6sterecek de\u011filim. Kurban\u0131 insanl\u0131\u011f\u0131n ilk tarihinin bu b\u00fcy\u00fck olay\u0131na geri g\u00f6t\u00fcrme d\u00fc\u015f\u00fcncesinden hi\u00e7 ku\u015fkusuz \u00e7ok uzak olan Robertson Smith, eski Samilerin tanr\u0131n\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc kutlad\u0131klar\u0131 \u015f\u00f6len t\u00f6renlerinin &#8220;efsanevi bir trajedinin an\u0131s\u0131n\u0131n an\u0131lmas\u0131&#8221; oldu\u011funu, bu t\u00f6renle birlikte yap\u0131lan a\u011flamalar\u0131n \u00f6zelliklerinin kendili\u011finden sevimli olmay\u0131p zorlay\u0131c\u0131 bir nitelik g\u00f6sterdi\u011fini, bunun tanr\u0131sal bir \u00f6fkeden korku oldu\u011funu bize s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Bu yorumun do\u011frulu\u011funu kabul edebilecek durumday\u0131z, kurban bayram\u0131n\u0131 kutlayanlar\u0131n duygular\u0131nda s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz durumun do\u011frudan do\u011fruya anlat\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>\u015eimdi, dinlerin daha sonraki geli\u015fiminde bu iki temel etmenin, yani o\u011fulun g\u00fcnah duygusuyla ba\u015fkald\u0131rma duygusunun asla kaybolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bir ger\u00e7ek olarak kabul edebiliriz. Dinin ortaya koydu\u011fu sorunun \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne do\u011fru yap\u0131lan her giri\u015fim, birbirine kar\u015f\u0131t iki ruhsal g\u00fcc\u00fcn uzla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 giri\u015fimleri, ekin de\u011fi\u015fmelerinin, tarihsel olaylar\u0131n ve ruhsal i\u00e7 de\u011fi\u015fmelerin belki de hep birden etkisi alt\u0131nda, yava\u015f yava\u015f ortadan kalkar.<\/p>\n<p>O\u011fulun, kendini baba-tanr\u0131n\u0131n yerine koyma \u00e7abas\u0131 gittik\u00e7e daha belirgin olarak g\u00f6z\u00fckmektedir. Tar\u0131m\u0131n ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla ataerkil ailede o\u011fulun \u00f6nemi artar. O zaman o\u011ful, ana-topra\u011f\u0131 alt\u00fcst ederek i\u015flemekte simgesel anlat\u0131m\u0131n\u0131 bulan ensest\u00e7i libidosuna yeni bir anlat\u0131m verme cesaretini g\u00f6sterir. Attis, Adonis, Tammuz, vb. tanr\u0131 bi\u00e7imleri ortaya \u00e7\u0131kar; bunlar bereket tanr\u0131lar\u0131 oldu\u011fu kadar ana-tanr\u0131lar\u0131n yak\u0131nl\u0131k g\u00f6stermesinden yararlanarak babaya ba\u015fkald\u0131ran ve anneleriyle ensest yapan gen\u00e7 tanr\u0131lard\u0131. Fakat bu simgelerle dindirilmeyen g\u00fcnah duygusu, efsanelerde ana-tanr\u0131lar\u0131n bu gen\u00e7 \u00e2\u015f\u0131klar\u0131na k\u0131sa \u00f6m\u00fcr verme, onlar\u0131 had\u0131m etme cezas\u0131yla ya da hayvan bi\u00e7iminde g\u00f6r\u00fcnen baba-tanr\u0131n\u0131n \u00f6fkesiyle cezaland\u0131rma bi\u00e7iminde kendini anlat\u0131r.<\/p>\n<p>Adonis&#8217;i, Afrodit&#8217;in kutsal hayvan\u0131 olan erkek domuz \u00f6ld\u00fcr\u00fcr; Kibele&#8217;nin a\u015f\u0131\u011f\u0131 olan Attis, had\u0131m edildi\u011fi i\u00e7in \u00f6l\u00fcr.<\/p>\n<p>Bu tanr\u0131lar\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fc kar\u015f\u0131s\u0131nda tutulan yas, yeniden dirildikleri zaman g\u00f6sterilen sevin\u00e7, tanr\u0131l\u0131\u011f\u0131 sonsuz olan ba\u015fka bir o\u011ful k\u00fclt\u00fcne de ge\u00e7mi\u015ftir:<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanl\u0131k eski d\u00fcnyada ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman, Mitra dininin rekabetiyle kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131 ve uzun zaman hangisinin tanr\u0131s\u0131n\u0131n utku kazanaca\u011f\u0131 kesin olarak belli olmam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Gen\u00e7 \u0130ran tanr\u0131s\u0131 Mitra&#8217;n\u0131n parlak \u00e7ehresi g\u00f6zden ka\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. Mitra&#8217;n\u0131n \u00f6k\u00fczleri \u00f6ld\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6steren tasar\u0131mlardan, Mitra&#8217;n\u0131n, babay\u0131 yaln\u0131z ba\u015f\u0131na kurban ederek karde\u015fleri olaya kar\u0131\u015fma g\u00fc\u00e7l\u00fcklerinden kurtaran o\u011flu simgeledi\u011fi sonucunu \u00e7\u0131karabiliriz.<\/p>\n<p>Bu g\u00fcnah duygusunu dindirmenin ba\u015fka bir yolu daha vard\u0131, bunu da \u0130sa yapm\u0131\u015ft\u0131r. Yani \u0130sa kendi ya\u015fam\u0131n\u0131 kurban etmi\u015f ve bu yolla karde\u015flerini ilk g\u00fcnahtan kurtarm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130lk g\u00fcnah g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn k\u00f6keni Orpheus inan\u00e7lar\u0131ndad\u0131r; bu g\u00f6r\u00fc\u015f dinsel oyunlarda ya\u015fam\u0131\u015f ve sonralar\u0131 eski Yunan felsefe okullar\u0131na ge\u00e7mi\u015ftir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, insanlar gen\u00e7 Dionisos Zagreus&#8217;u \u00f6ld\u00fcrerek v\u00fccudunu par\u00e7alayan Titanlardan gelmi\u015ftir ve bu cinayetin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 onlar\u0131n \u00fcst\u00fcne y\u00fcklenmi\u015ftir. Anaximander&#8217;den kalan bir yaz\u0131, d\u00fcnyan\u0131n birli\u011fini bu ilk cinayetin bozdu\u011funu, ondan \u00e7\u0131kan her \u015feyin bu cinayetin cezas\u0131n\u0131 \u00e7ekece\u011fini s\u00f6yler. Nilus&#8217;un betimledi\u011fi totem kurban\u0131n\u0131 (Antikite&#8217;nin di\u011fer bir\u00e7ok efsanesinde, \u00f6rne\u011fin Orpheus&#8217;un kendisinin \u00f6l\u00fcm\u00fcnde oldu\u011fu gibi) a\u00e7\u0131k\u00e7a an\u0131msatmakla birlikte, burada gen\u00e7 bir tanr\u0131n\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi gibi bir farkl\u0131l\u0131kla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyan efsanelerinde insan\u0131n ilk g\u00fcnah\u0131 hi\u00e7 ku\u015fkusuz tanr\u0131-babaya kar\u015f\u0131 ba\u015fkald\u0131rmas\u0131yd\u0131, e\u011fer \u0130sa kendi ya\u015fam\u0131n\u0131 kurban etmekle insanl\u0131\u011f\u0131 bu ilk g\u00fcnah\u0131n y\u00fck\u00fcnden kurtarm\u0131\u015fsa, bu g\u00fcnah\u0131n asl\u0131nda bir \u00f6ld\u00fcrme oldu\u011fu sonucu \u00e7\u0131kar\u0131labilir. \u0130nsanda \u00e7ok derin k\u00f6kleri olan ayn\u0131 bi\u00e7imde kar\u015f\u0131l\u0131k verme yasas\u0131na g\u00f6re, bir \u00f6ld\u00fcrme ancak ba\u015fka bir can\u0131n kurban edilmesiyle \u00f6denebilir; kendi kendini kurban etmek, bir kan g\u00fcnah\u0131na i\u015faret eder. E\u011fer bir kimsenin can\u0131n\u0131 kurban etmesi, tanr\u0131yla, yani babayla bir uzla\u015fmay\u0131 sa\u011fl\u0131yorsa, o takdirde, t\u00f6vbe edilmesi gereken cinayet ancak baban\u0131n \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi olabilir.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece H\u0131ristiyanl\u0131k kural\u0131nda insanl\u0131k en a\u00e7\u0131k bi\u00e7imde ilk zamanlarda i\u015flenen g\u00fcnah\u0131n\u0131 kabul ediyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015fimdi o\u011fulun kurban olarak \u00f6l\u00fcm\u00fcnde en eksiksiz temizleni\u015fini bulmu\u015ftur. Bu kuralda, babayla uzla\u015fma \u00e7ok daha ba\u015far\u0131l\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu kurbanla birlikte, insanl\u0131\u011f\u0131n babaya kar\u015f\u0131 ba\u015fkald\u0131rmas\u0131na neden olan kad\u0131nda da t\u00fcm\u00fcyle vazge\u00e7me vard\u0131r. Fakat o zaman da kar\u015f\u0131t duygular\u0131n psikolojik zorunlulu\u011fu kendi hakk\u0131n\u0131 istiyor, babaya m\u00fcmk\u00fcn olan en b\u00fcy\u00fck t\u00f6vbeyi ettiren edimin kendisinde ayn\u0131 zamanda o\u011ful da baban\u0131n aleyhine besledi\u011fi isteklerin hedefini elde etmi\u015f oluyor. Kendisi de babas\u0131n\u0131n yan\u0131nda ya da babas\u0131n\u0131n yerine bir tanr\u0131 oluyor. O\u011fulun dini baban\u0131n dinini izliyor. Bu yerini alman\u0131n bir g\u00f6stergesi olarak eski totem \u015f\u00f6leni yeniden kom\u00fcnyon bi\u00e7iminde canlan\u0131yor, karde\u015fler birli\u011fi art\u0131k baban\u0131n de\u011fil, o\u011fulun etini ve kan\u0131n\u0131 yiyorlar; bunu yapmakla karde\u015fler o\u011fulla kendilerini \u00f6zde\u015fle\u015ftiriyor ve onunla kendilerini kutsalla\u015ft\u0131r\u0131yorlar. B\u00f6ylece \u00e7e\u015fitli d\u00f6nemlerde totem \u015f\u00f6leniyle hayvan kurban\u0131n\u0131n, theoanthropik insan kurban\u0131n\u0131n ve H\u0131ristiyan encharistinin ayn\u0131 \u015feyler olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyoruz ve b\u00fct\u00fcn bu ayinlerde insanlara o kadar bask\u0131 yapan ve fakat ayn\u0131 zamanda o kadar da gururland\u0131ran cinayetin sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 se\u00e7ebiliyoruz. Bununla birlikte, H\u0131ristiyan kom\u00fcnyonu temelinde baban\u0131n yeniden bir kez daha ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131, g\u00fcnah\u0131n\u0131n temizlenmesi gereken cinayetin bir yinelenmesidir. &#8220;Hi\u00e7 ku\u015fku duyulamaz ki H\u0131ristiyan kom\u00fcnyonu H\u0131ristiyanl\u0131ktan \u00e7ok daha eski olan sacrament&#8217;i kendi i\u00e7inde eritmi\u015ftir&#8221; diyen Frazer&#8217;in bu s\u00f6z\u00fcnde ne kadar hakl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyoruz.<\/p>\n<p>\u0130lk baban\u0131n karde\u015fler birli\u011fi taraf\u0131ndan ortadan kald\u0131r\u0131l\u0131\u015f\u0131 gibi bir olay\u0131n insanl\u0131k tarihinde silinmez izler b\u0131rakm\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n, kendini hi\u00e7 olmazsa an\u0131msanacak bir\u00e7ok yerine ge\u00e7irme bi\u00e7imiyle s\u0131k s\u0131k g\u00f6stermesi gerekir. Bu izleri, bulunmas\u0131 pek g\u00fc\u00e7 olmayan mitolojide g\u00f6stermek hevesinden sak\u0131n\u0131yorum, yaln\u0131zca S.Reinach&#8217;\u0131n Orpheus&#8217;un \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00fczerine yapt\u0131\u011f\u0131 esinleyici incelemedeki bir kayd\u0131 izleyerek ba\u015fka bir alana ge\u00e7iyorum.<\/p>\n<p>Derin ayr\u0131l\u0131klar\u0131na kar\u015f\u0131n Robertson Smith&#8217;in ke\u015ffetti\u011fi totem \u015f\u00f6lenine Grek sanat tarihinde g\u00f6ze \u00e7arpacak kadar yak\u0131n bir durum vard\u0131r. Bu, en eski Grek trajedisinin durumudur: Ayn\u0131 ad\u0131 ta\u015f\u0131yan, ayn\u0131 giysileri giymi\u015f kimselerden kurulu bir topluluk bir tek fig\u00fcr\u00fcn \u00e7evresini sarar ve onun s\u00f6zlerine ve davran\u0131\u015flar\u0131na ba\u011f\u0131ml\u0131 olur; bu, koroyla kahraman\u0131n asl\u0131nda tek olan temsilcisini simgeler. Daha sonra geli\u015ferek oyundaki kar\u015f\u0131c\u0131lar\u0131 temsil etmek i\u00e7in, ikinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir akt\u00f6r daha ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f, fakat gerek kahraman\u0131n \u00f6zyap\u0131s\u0131, gerekse bu kahraman\u0131n koroyla ili\u015fkisi de\u011fi\u015fmemi\u015ftir. Trajedinin kahraman\u0131 ac\u0131 \u00e7ekiyordu; bu h\u00e2l\u00e2 bug\u00fcn trajedinin ana i\u00e7eri\u011fidir. Bu kahraman kendi \u00fcst\u00fcne, a\u00e7\u0131klamas\u0131 her zaman kolay olmayan &#8220;trajik bir g\u00fcnah&#8221; al\u0131yordu. G\u00fcnah hemen her zaman tanr\u0131sal ya da insansal bir yetkeye kar\u015f\u0131 ba\u015fkald\u0131rmaktan ibaretti, koro kahramana sempatiyle kat\u0131l\u0131yor, onu tehdit etmeye ya da uyarmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor ve en sonunda onun yapmaya kalk\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 edimin hak etti\u011fi cezaya gelince kahraman\u0131n sonu i\u00e7in yas tutuyordu.<\/p>\n<p>Fakat trajedinin kahraman\u0131 ni\u00e7in ac\u0131 \u00e7ekiyordu, onun &#8220;trajik g\u00fcnah\u0131&#8221;n\u0131n anlam\u0131 neydi? Tart\u0131\u015fmay\u0131 k\u0131sa bir yan\u0131tla kesece\u011fiz. Kahraman ac\u0131 \u00e7ekiyordu; \u00e7\u00fcnk\u00fc o ilk babayd\u0131, o ilk trajedinin kahraman\u0131yd\u0131, (bu trajedinin oyunda yinelenmesi belirli bir evrime denk d\u00fc\u015fer), trajik g\u00fcnahsa koroyu g\u00fcnahtan kurtarmak i\u00e7in kendi \u00fcst\u00fcne ald\u0131\u011f\u0131 g\u00fcnaht\u0131. Sahnede g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz g\u00f6r\u00fcn\u00fcm, tarihsel sahnenin istenerek bozulmu\u015f bir bi\u00e7imiydi, hatta incelmi\u015f bir ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn sonucu oldu\u011funu bile s\u00f6yleyebiliriz. Ger\u00e7ekte ilk durumunda, kahraman\u0131n ac\u0131lar\u0131na neden olanlar koro \u00fcyelerinin kendileriydi; oysa onlar burada kahramana kar\u015f\u0131 olan sempatilerini ve yaz\u0131klanmalar\u0131n\u0131 g\u00f6stererek d\u00f6v\u00fcnmektedirler, kahramansa g\u00fcnah\u0131n\u0131n ac\u0131s\u0131n\u0131 kendisi \u00e7eker. Kahraman\u0131n \u00fcst\u00fcne at\u0131lan cinayet, yani b\u00fcy\u00fck bir yetkeye kar\u015f\u0131 sald\u0131r\u0131 ve ba\u015fkald\u0131rma, ge\u00e7mi\u015fte koro \u00fcyelerine, yani karde\u015fler birli\u011fine bask\u0131 yapan sald\u0131r\u0131 ve ba\u015fkald\u0131rman\u0131n kendisiydi. Bu yolla trajik kahraman, kendi istencine kar\u015f\u0131n, koronun kurtar\u0131c\u0131s\u0131 durumuna getirilmektedir.<\/p>\n<p>Grek trajedisinin oynan\u0131\u015f\u0131nda kutsal ke\u00e7i Dionisos&#8217;un ac\u0131lar\u0131n\u0131, onun yan\u0131nda bulunan ve kendilerini onunla \u00f6zde\u015fle\u015ftiren di\u011fer ke\u00e7ilerin yaslar\u0131n\u0131 an\u0131msarsak, hemen hemen s\u00f6nm\u00fc\u015f olan dram\u0131n orta zamanlarda ni\u00e7in \u0130sa tutkusunda yeniden canland\u0131\u011f\u0131n\u0131 kolayca anlar\u0131z.<\/p>\n<p>Buraya kadar \u00e7ok k\u0131sa bir bi\u00e7imde yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z bu incelemeyi bitirirken, din, ahl\u00e2k, toplum ve sanat\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131n Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131nda birle\u015ftikleri sonucunun \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek isterdim. Bu d\u00fc\u015f\u00fcnce, psikanalizin vard\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7lara, yani bug\u00fcnk\u00fc bilgimizin bize bildirebildi\u011fine g\u00f6re, b\u00fct\u00fcn nevrozlar\u0131n \u00e7ekirde\u011finin Oidipus karma\u015f\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu sonucuna t\u00fcm\u00fcyle uygundur. Budunlar psikolojisinin bu sorunlar\u0131n\u0131n da, \u00f6rne\u011fin babayla olan ili\u015fki gibi, tek bir ki\u015file\u015ftirilmi\u015f \u00f6rnekle \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesine \u00e7ok \u015fa\u015f\u0131yorum. Belki de bunda ba\u015fka bir psikolojik sorun vard\u0131r. Co\u015fkular\u0131n \u00e7iftelili\u011fini ger\u00e7ek anlam\u0131nda \u00e7ok kez g\u00f6sterme f\u0131rsat\u0131n\u0131 bulmu\u015ftuk, yani \u00f6nemli ekinsel olu\u015fumlar\u0131n k\u00f6k\u00fcnde ayn\u0131 nesneye kar\u015f\u0131 a\u015fk ve kinin birlikteli\u011finden s\u00f6z etmi\u015ftik.<\/p>\n<p>Bu \u00e7iftelili\u011fin k\u00f6keni \u00fczerine hi\u00e7bir \u015fey bilmiyoruz. Onu yaln\u0131zca co\u015fku ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131n temel olaylar\u0131ndan biri olarak kabul edebiliriz. Fakat bana, di\u011fer bir olana\u011f\u0131n da \u00fcst\u00fcnde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmeye de\u011fer gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor:<\/p>\n<p>K\u00f6kensel olarak co\u015fku ya\u015fam\u0131m\u0131za yabanc\u0131 olan bu duygu \u00e7iftli\u011fini insanl\u0131k baba karma\u015f\u0131\u011f\u0131ndan kazanm\u0131\u015ft\u0131r. Bireylerin \u00fczerinde yap\u0131lan bug\u00fcnk\u00fc psikanaliz incelemeleri bunun en g\u00fc\u00e7l\u00fc anlat\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>S\u00f6zlerime son vermeden \u00f6nce b\u00fct\u00fcn bu \u00f6rneklerden elde etti\u011fimiz sonu\u00e7lar\u0131n birbirine uymas\u0131 ve hepsinin tek bir nokta \u00e7evresinde bulu\u015fmas\u0131, varsay\u0131mlar\u0131m\u0131z\u0131n kesin olmay\u0131\u015f\u0131na ve sonu\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fcklere kar\u015f\u0131 bizi k\u00f6rle\u015ftirmemelidir. Okurlar\u0131n da herhalde fark\u0131na varm\u0131\u015f oldu\u011fu bu g\u00fc\u00e7l\u00fcklerin ikisini g\u00f6sterece\u011fim.<\/p>\n<p>Birincisi, her \u015feyi toplulu\u011fa ili\u015fkin ruh varsay\u0131m\u0131 \u00fczerine kurdu\u011fumuz, toplulu\u011fa ili\u015fkin bu ruhtaki psi\u015fik s\u00fcre\u00e7lerin bireyin ruhunda oldu\u011fu gibi ger\u00e7ekle\u015fti\u011fini kabul etmekte oldu\u011fumuz herhalde kimsenin g\u00f6z\u00fcnden ka\u00e7mam\u0131\u015ft\u0131r. \u00dcstelik bir olay\u0131n g\u00fcnah duygusunu binlerce y\u0131l arta kalm\u0131\u015f olarak, bu olaydan hi\u00e7 haberi olmayan ku\u015faklarda bile izler b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da kabul etmekteyiz. Babalar\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fc davran\u0131\u015flar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015fan o\u011fullar\u0131n aras\u0131nda \u00e7\u0131kabilecek \u00fcz\u00fcc\u00fc olaylar\u0131, babay\u0131 ortadan kald\u0131rma yoluyla bu davran\u0131\u015ftan kurtulan o\u011fullar\u0131n ku\u015fa\u011f\u0131na kadar uzatmaktay\u0131z. Bunlar ger\u00e7ekten a\u011f\u0131r itirazlar gibi duruyor ve buna benzer varsay\u0131mlardan sak\u0131nacak ba\u015fka bir a\u00e7\u0131klama ye\u011flenebilir gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Fakat daha fazla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek, bizim kendimizin, b\u00f6yle bir c\u00fcretin b\u00fct\u00fcn sorumlulu\u011funu ta\u015f\u0131mak zorunda olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Toplulu\u011fa ili\u015fkin bir ruhu kabul etmeden ya da bireylerin ortadan kalkmas\u0131n\u0131n sonucu olarak ruhsal edimlerin kesintilerini dikkate almamam\u0131z\u0131 m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan bir s\u00fcreklili\u011fi insanl\u0131\u011f\u0131n co\u015fku ya\u015fam\u0131nda kabul etmeden, toplumsal psikoloji asla m\u00fcmk\u00fcn olamaz. E\u011fer bir ku\u015fa\u011f\u0131n ruhsal s\u00fcre\u00e7leri ondan sonra gelen ku\u015fakta s\u00fcrmeseydi, e\u011fer her ku\u015fak ya\u015fama kar\u015f\u0131 tavr\u0131n\u0131 yeniden d\u00fczenleseydi, bu alanda hi\u00e7bir ilerleme ve hi\u00e7bir geli\u015fme olamazd\u0131. O zaman iki yeni soruyla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yoruz: Ku\u015faklar\u0131n birbiri ard\u0131nca geli\u015finde bu ruhsal s\u00fcreklili\u011fe ne dereceye kadar \u00f6nem verilebilir ve bir ku\u015fak kendi ruhsal durumlar\u0131n\u0131 gelecek ku\u015fa\u011fa ge\u00e7irmek i\u00e7in ne gibi y\u00f6ntem ve ara\u00e7lar kullan\u0131r?<\/p>\n<p>Bu sorunlar\u0131n yeterli derecede a\u00e7\u0131kland\u0131\u011f\u0131n\u0131, bir ku\u015faktan di\u011fer ku\u015fa\u011fa do\u011frudan do\u011fruya ge\u00e7menin ve gelene\u011fin bunu a\u00e7\u0131klayabildi\u011fini savlam\u0131yorum. Toplumsal psikoloji genellikle sonraki ku\u015faklar\u0131n ruhsal ya\u015fam\u0131ndaki zorunlu s\u00fcreklili\u011fin nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 sorunuyla pek az ilgilidir. Etkili olabilmesi i\u00e7in herhalde yine bireysel ya\u015famda baz\u0131 nedenlerin varl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in zorunlu olan ruhsal e\u011filimlerin kal\u0131t\u0131mla ge\u00e7mesi olay\u0131yla bu a\u00e7\u0131klama k\u0131smen yap\u0131l\u0131yor gibidir. \u015eairin &#8220;atalar\u0131ndan sana kalana kendin sahip olmaya \u00e7al\u0131\u015f&#8221; s\u00f6z\u00fcn\u00fcn anlam\u0131 bu olsa gerektir. E\u011fer arkalar\u0131nda iz olarak hi\u00e7 bir \u015fey b\u0131rakmayacak kadar tutuklu kalm\u0131\u015f ruhsal i\u00e7tepilerin var oldu\u011funu kabul etseydik, sorun daha da g\u00fc\u00e7le\u015fecekti. Fakat bu yoktur. En b\u00fcy\u00fck tutukluk bile bi\u00e7im de\u011fi\u015ftirmi\u015f vekillere ve bunlardan do\u011fan tepkilere yer verir. Fakat bu noktada, hi\u00e7bir ku\u015fa\u011f\u0131n en \u00f6nemli ruhsal s\u00fcre\u00e7lerini kendinden sonra gelen ku\u015faktan asla gizleyemedi\u011fini kabul edebiliriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc psikanaliz bize, herkesin bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 ruhsal etkinliklerinde ba\u015fkalar\u0131n\u0131n tepkilerini yorumlamamas\u0131n\u0131 m\u00fcmk\u00fcn k\u0131lan bir araca sahip oldu\u011funu, yani di\u011fer ki\u015finin kendi duygular\u0131n\u0131 anlat\u0131rken g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde g\u00f6sterdi\u011fi bozulmalar\u0131 do\u011frultan bir arac\u0131 oldu\u011funu \u00f6\u011fretmi\u015ftir. Sonraki ku\u015faklar\u0131n, k\u00f6kensel olarak baba ili\u015fkisinin kal\u0131t\u0131 olan b\u00fct\u00fcn \u00e2detleri, t\u00f6renleri ve yasalar\u0131 bilin\u00e7d\u0131\u015f\u0131 anlama y\u00f6ntemiyle kal\u0131t olarak almay\u0131 ba\u015farm\u0131\u015f olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7\u00f6z\u00fcmlemeli d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f y\u00f6nteminin bizzat kendisinin ortaya ataca\u011f\u0131 di\u011fer bir itiraz daha vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ahl\u00e2k\u0131n ilk kurallar\u0131n\u0131 ve ilkel toplumun ahl\u00e2ksal s\u0131n\u0131rlamalar\u0131n\u0131, i\u015fleyenlerine bir cinayet duygusu vermi\u015f olan bir olaya kar\u015f\u0131 tepkiler olarak yorumlam\u0131\u015ft\u0131k.<\/p>\n<p>Olay\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirenler bu olaydan etkilenmi\u015f, bir daha yinelenmemesine ve yinelenmesinin bir kazan\u00e7 sa\u011flamayaca\u011f\u0131na karar vermi\u015ftir. Bu yarat\u0131c\u0131 g\u00fcnah duygusu bizim aram\u0131zda s\u00f6nmemi\u015ftir. Onun toplumsal nitelikte olmayan sonu\u00e7lar\u0131n\u0131, kendileri i\u00e7in birtak\u0131m yeni ahl\u00e2k kurallar\u0131 yaratan, yapt\u0131klar\u0131 yanl\u0131\u015f davran\u0131\u015flardan t\u00f6vbe niteli\u011finde ya da yapmalar\u0131 olas\u0131 yanl\u0131\u015f davran\u0131\u015flardan sak\u0131nma niteli\u011finde birtak\u0131m yeni ka\u00e7\u0131nma kurallar\u0131 yaratan nevrozlular da buluyoruz.<\/p>\n<p>Fakat bu gibi tepkilere neden olan olaylar i\u00e7in nevrozlar\u0131 inceledi\u011fimizde, d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frar\u0131z. \u00c7\u00fcnk\u00fc olaylar bulmuyoruz, yaln\u0131zca k\u00f6t\u00fcl\u00fck isteyen ama o k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc i\u015flemekten al\u0131konan birtak\u0131m i\u00e7tepiler ve duygular buluyoruz.<\/p>\n<p>Nevrozlunun g\u00fcnah duygusunun temeli ger\u00e7ek olaylar de\u011fil, yaln\u0131zca birtak\u0131m ruhsal ger\u00e7ekliklerdir. Ruhsal bir ger\u00e7ekli\u011fi g\u00fcncel bir ger\u00e7ekli\u011fin \u00fcst\u00fcne koymak, normal adam\u0131n ger\u00e7ekliklere verdi\u011fi tepkileri ayn\u0131 ciddilikle d\u00fc\u015f\u00fcncelere de vermek, nevrozlulara \u00f6zg\u00fc bir \u015feydir.<\/p>\n<p>\u0130lkel adam i\u00e7in de durum ayn\u0131 olamaz m\u0131yd\u0131? \u0130lkellerin narsisizmlerinin k\u0131smi bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc olarak ruhsal durumlar\u0131na ola\u011fan\u00fcst\u00fc de\u011fer verdi\u011fini savlayabiliriz. Buna g\u00f6re, babaya kar\u015f\u0131 s\u0131radan d\u00fc\u015fmanl\u0131k i\u00e7tepileri ve babay\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek ve yemek gibi fantezili bir istek, totemizmle tabuyu yaratan ahl\u00e2ksal tepkiyi ortaya \u00e7\u0131karmaya yeterliydi. \u00d6yleyse, pek hakl\u0131 olarak gururunu duydu\u011fumuz ekinsel varl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7lar\u0131n\u0131, b\u00fct\u00fcn duygular\u0131m\u0131z\u0131 yaralayan korkun\u00e7 bir cinayete geri g\u00f6t\u00fcrme zorunlulu\u011fundan kendimizi kurtar\u0131yoruz. Bu sayede bu ba\u015flang\u0131\u00e7la \u015fimdiki zaman\u0131 birle\u015ftiren nedensel ba\u011fl\u0131l\u0131k kopmam\u0131\u015f olur, \u00e7\u00fcnk\u00fc ruhsal ger\u00e7eklik b\u00fct\u00fcn bu sonu\u00e7lar\u0131n nedeni olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclecek kadar \u00f6nem kazanm\u0131\u015f olur. Baba s\u00fcr\u00fcs\u00fcnden karde\u015f oyma\u011f\u0131na kadar toplumun bi\u00e7iminde ger\u00e7ekten bir de\u011fi\u015fikli\u011fin oldu\u011fu kabul edilebilir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc bir savd\u0131r; fakat kesin de\u011fildir. Bu de\u011fi\u015fiklik daha hafif bile olsayd\u0131, yine de ahl\u00e2k\u0131n olu\u015fmas\u0131na neden olabilirdi. \u0130lk baban\u0131n bask\u0131s\u0131 duyumsad\u0131k\u00e7a, ona kar\u015f\u0131 duyulan d\u00fc\u015fmanca duygular ya\u015fayacak, ba\u015fka bir f\u0131rsat gelinceye kadar bu duygulardan pi\u015fmanl\u0131k duyulmayacakt\u0131. \u0130kinci itiraz, yani tabular\u0131n, kurban kurallar\u0131n\u0131n hep babaya kar\u015f\u0131 beslenen kar\u015f\u0131t duygulardan \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131na kesin olarak inan\u0131lmas\u0131na ve bunun ger\u00e7ek olarak kabul edilmesine y\u00f6neltilecek itiraz ise pek yerinde de\u011fildir.<\/p>\n<p>Zorlanma nevrozlular\u0131n\u0131n t\u00f6renleri ve yasaklamalar\u0131 de bize bu niteli\u011fi g\u00f6sterdi\u011fi halde, bunlar yaln\u0131zca ruhsal bir ger\u00e7ekli\u011fe, edime de\u011fil niyete dayan\u0131rlar. Yaln\u0131zca maddi de\u011ferlerle dolu olan kendi ger\u00e7ek d\u00fcnyam\u0131z\u0131n yaln\u0131zca d\u00fc\u015f\u00fcncede kalan ve isteklenen \u015feylere kar\u015f\u0131 duydu\u011fu k\u00fc\u00e7\u00fcmsemeyi, ancak i\u00e7 zenginliklerle dolu olan ilkelin ve nevrozlunun d\u00fcnyas\u0131na sokmaktan sak\u0131nmal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>Burada ger\u00e7ekte pek kolay olmayan bir kararla kar\u015f\u0131la\u015fmaktay\u0131z. Fakat \u00f6nce, ba\u015fkalar\u0131na temel g\u00f6r\u00fcnen fark\u0131n, bizim d\u00fc\u015f\u00fcncemizde konunun en \u00f6nemli b\u00f6l\u00fcm\u00fcne de\u011finmedi\u011fini kabul etmekle i\u015fe ba\u015flamal\u0131y\u0131z. E\u011fer istekler ve i\u00e7tepiler ilkel adam i\u00e7in tam bir olay de\u011ferine sahipse, bize d\u00fc\u015fen \u015fey, b\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyi kendi \u00f6l\u00e7\u00fclerimize g\u00f6re d\u00fczeltmek de\u011fil, onu anlamaya \u00e7al\u0131\u015fmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Fakat o zaman da bu itiraza yol a\u00e7an nevroz prototipini daha yak\u0131ndan incelemeliyiz. Bug\u00fcn fazla ahl\u00e2kl\u0131l\u0131\u011f\u0131n bask\u0131s\u0131 alt\u0131nda bulunan obsession nevrozlular\u0131n\u0131n kendilerini yaln\u0131zca heveslerin ruhsal ger\u00e7ekli\u011fine kar\u015f\u0131 savunduklar\u0131, kendilerini yaln\u0131zca duyumsad\u0131klar\u0131 i\u00e7tepiler i\u00e7in cezaland\u0131rd\u0131klar\u0131 do\u011fru de\u011fildir. \u0130\u015fin i\u00e7inde tarihsel bir ger\u00e7eklik par\u00e7as\u0131 da vard\u0131r; bu ki\u015filerin \u00e7ocukluklar\u0131nda yaln\u0131zca k\u00f6t\u00fc i\u00e7tepileri vard\u0131 ve \u00e7ocukluk g\u00fc\u00e7leri elveri\u015fli oldu\u011fu oranda bunlar\u0131 ba\u015f edime yerle\u015ftirmi\u015flerdir. Bu a\u015f\u0131r\u0131 iyi insanlar\u0131n hepsinin \u00e7ocuklu\u011funda bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck d\u00f6nemi, sonraki gere\u011finden fazla ahl\u00e2kl\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6ncesi olan bir ters evre vard\u0131. \u00d6yleyse, e\u011fer nevrozlularda, yap\u0131s\u0131ndan hi\u00e7 ku\u015fku duyulmayan ruhsal ger\u00e7ekli\u011fin k\u00f6kensel olarak as\u0131l ger\u00e7eklikle bir oldu\u011funu, b\u00fct\u00fcn kan\u0131tlara g\u00f6re ilkellerin ger\u00e7ekte yapmay\u0131 istedikleri her \u015feyi yapt\u0131klar\u0131n\u0131 kabul edersek, ilkel insanlarla nevrozlular aras\u0131ndaki benzerlik \u00e7ok daha temelli olarak g\u00f6sterilmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Fakat ilkel insanlar konusundaki yarg\u0131m\u0131z, nevrozlularla olan benzerli\u011fin fazla etkisi alt\u0131nda kalmamal\u0131. Aradaki ayr\u0131l\u0131klar da hesaba kat\u0131lmal\u0131d\u0131r. Hi\u00e7 ku\u015fkusuz d\u00fc\u015f\u00fcnmeyle yapma aras\u0131ndaki keskin ayr\u0131m, ne vah\u015filerde ne de nevrozlularda vard\u0131r. Fakat nevrozlu her \u015feyin \u00fcst\u00fcnde edimlerini yasaklam\u0131\u015f kimsedir; d\u00fc\u015f\u00fcnme onda edimin tam bir vekilidir. \u0130lkel insansa yasaklamalar alt\u0131nda de\u011fildir, d\u00fc\u015f\u00fcnce onda do\u011frudan do\u011fruya eyleme ge\u00e7er; eylem ona g\u00f6re daha \u00e7ok \u00e2deta d\u00fc\u015f\u00fcncenin bir vekilidir ve bundan dolay\u0131 verdi\u011fimiz yarg\u0131n\u0131n salt kesinli\u011fine kefil olmamakla birlikte, tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z konuda pek\u00e2l\u00e2 \u015funu kabul edebilece\u011fimizi sanmaktay\u0131m:\u00a0 &#8220;Ba\u015flang\u0131\u00e7ta eylem vard\u0131.&#8221;<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Jigmund Freud &Ccedil;eviri: Niyazi Berkes TOTEM ve TABU Remzi Kitapevi 1971 TABU VE KAR&#350;IT DUYGULAR 1 Tabu s&ouml;zc&uuml;&#287;&uuml; Polinezyaca bir s&ouml;zc&uuml;kt&uuml;r, tam &ccedil;evirisi g&uuml;&ccedil;t&uuml;r; &ccedil;&uuml;nk&uuml; kar&#351;&#305;lad&#305;&#287;&#305; anlam bug&uuml;n bizde kalmam&#305;&#351;t&#305;r. Eski Romal&#305;lar zaman&#305;nda b&ouml;yle bir s&ouml;zc&uuml;k vard&#305;: Sacer s&ouml;zc&uuml;&#287;&uuml; Polinezyal&#305;lar&#305;n tabusuna kar&#351;&#305;l&#305;kt&#305;. Yunanl&#305;lar&#305;n Agov s&ouml;zc&uuml;&#287;&uuml;, &#304;branilerin kodaush s&ouml;zc&uuml;&#287;&uuml;, Polinezyal&#305;lar&#305;n ve Afrika&rsquo;daki (Madagaskar), Kuzey ve Orta [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9545","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9545","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9545"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9545\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":9547,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9545\/revisions\/9547"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9545"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9545"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9545"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}