{"id":9571,"date":"2019-03-14T19:28:19","date_gmt":"2019-03-14T19:28:19","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9571"},"modified":"2025-08-23T21:49:01","modified_gmt":"2025-08-23T18:49:01","slug":"herostratos","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/herostratos\/","title":{"rendered":"HEROSTRATOS"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" class=\"alignnone size-full wp-image-9572\" src=\"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2019\/03\/HEROSTRATOS.gif\" alt=\"\" width=\"417\" height=\"305\" \/><\/p>\n<p align=\"left\"><span lang=\"TR\"> <b>Jean Paul Sartre<br \/>\n<\/b> <\/span> <span lang=\"TR\"> \u00c7eviri: Eray Canberk<br \/>\nCan Yay\u0131nlar\u0131. Hayriye Caddesi No. 2, 80060 Galatasaray, \u0130stanbul<br \/>\nTelefon: 252 56 75 -252 59 88 -252 59 89 Fax: 252 72 33<\/span><\/p>\n<p align=\"left\"><strong><span style=\"font-size: large;\"><span lang=\"TR\"> D<\/span><\/span><span lang=\"tr\"><span style=\"font-size: large;\">UVAR<\/span><\/span><\/strong><span lang=\"TR\"><span style=\"font-size: small;\"><br \/>\n<\/span><\/span><\/p>\n<p align=\"left\"><span lang=\"TR\"><span style=\"font-size: small;\">Bizi b\u00fcy\u00fck beyaz bir odaya soktular, g\u00f6zlerim k\u0131rp\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131, \u0131\u015f\u0131k g\u00f6zlerimi rahats\u0131z ediyordu. Sonra bir masa ve masan\u0131n arkas\u0131nda d\u00f6rt herif g\u00f6rd\u00fcm, sivildiler, ka\u011f\u0131tlara bak\u0131yorlard\u0131. \u00d6teki tutuklular\u0131 dibe y\u0131\u011fm\u0131\u015flard\u0131; onlar\u0131n yan\u0131na kadar gidebilmemiz i\u00e7in b\u00fct\u00fcn oday\u0131 ba\u015ftan ba\u015fa ge\u00e7memiz gerekiyordu. Aralar\u0131nda pek \u00e7o\u011funu tan\u0131yordum; \u00f6tekiler yabanc\u0131 olmal\u0131yd\u0131lar. \u00d6n\u00fcmde duran ikisi yuvarlak kafal\u0131, sar\u0131\u015f\u0131nd\u0131lar. Birbirlerine benziyorlard\u0131. Frans\u0131z&#8217;d\u0131lar san\u0131yorum.<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck olan durmadan pantolonunu yukar\u0131 \u00e7ekiyordu: Sinir i\u015fte. Bu \u00fc\u00e7 saate yak\u0131n s\u00fcrd\u00fc. Sersemlemi\u015ftim; kafam bombo\u015ftu. Ama oda iyiden iyiye s\u0131cakt\u0131; bu da ho\u015fuma gitmiyor de\u011fildi; yirmi d\u00f6rt saatten beri buz kesmi\u015ftik. Muhaf\u0131zlar tutuklular\u0131 birbiri ard\u0131 s\u0131ra masan\u0131n \u00f6n\u00fcne g\u00f6t\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. O zaman d\u00f6rt herif, tutuklulara, adlar\u0131n\u0131 ve i\u015flerini soruyorlard\u0131. \u00c7o\u011fu zaman pek derine inmiyorlar ya da m\u00fchimmat depolar\u0131 sabotaj\u0131na kat\u0131ld\u0131n m\u0131? Ay\u0131n dokuzunda sabahleyin neredeydin, ne yap\u0131yordun? gibilerden \u015furadan buradan sorular soruyorlard\u0131. Yan\u0131tlar\u0131 dinlemiyorlard\u0131, dinler gibi bile g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyorlard\u0131. Bir an susuyorlar,<br \/>\ndosdo\u011fru \u00f6nlerine bak\u0131yorlar, sonra da yazmaya koyuluyorlard\u0131. Tom&#8217;a Uluslararas\u0131 Tugay&#8217;da \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131n do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sordular.<\/p>\n<p>Ceketinin i\u00e7inde ele ge\u00e7irilen ka\u011f\u0131tlar y\u00fcz\u00fcnden Tom aksini s\u00f6yleyemiyordu. Juan&#8217;a hi\u00e7bir \u015fey sormad\u0131lar, ama odan\u0131 s\u00f6yledikten sonra uzun uzun bir \u015feyler yazd\u0131lar.<\/p>\n<p>-Anar\u015fist olan erkek karde\u015fim Jose&#8217;dir, dedi Juan. Art\u0131k burada olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 pekala biliyorsunuz. Ben hi\u00e7bir partiden de\u011filim, ben hi\u00e7 siyasetle u\u011fra\u015fmad\u0131m.<\/p>\n<p>Yan\u0131t vermediler. Juan yine:<\/p>\n<p>-Ben bir \u015fey yapmad\u0131m. Ba\u015fkalar\u0131 u\u011fruna g\u00fcr\u00fclt\u00fcye gitmek istemiyorum, dedi.<\/p>\n<p>Dudaklar\u0131 titriyordu. Bir gardiyan onu susturdu ve g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. S\u0131ra bana gelmi\u015fti:<\/p>\n<p>-Sizin ad\u0131n\u0131z Pablo Ibbieta m\u0131?<\/p>\n<p>-Evet, dedim. Herif ka\u011f\u0131tlara bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Ramon Gris nerede? diye sordu.<\/p>\n<p>-Bilmiyorum.<\/p>\n<p>-Ay\u0131n alt\u0131s\u0131ndan on dokuzuna kadar onu evinizde saklam\u0131\u015fs\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r.<\/p>\n<p>Bir an bir \u015feyler yazd\u0131lar, sonra gardiyanlar beni \u00e7\u0131kard\u0131lar. Koridorda Tom ile Juan iki gardiyan\u0131n aras\u0131nda bekliyorlard\u0131. Y\u00fcr\u00fcmeye koyulduk. Tom gardiyanlardan birine sordu:<\/p>\n<p>-\u015eimdi ne olacak?<\/p>\n<p>-Ne olmu\u015f ki? dedi gardiyan:<\/p>\n<p>-Bu bir soru\u015fturma m\u0131yd\u0131, yoksa bir yarg\u0131lama m\u0131?<\/p>\n<p>-Yarg\u0131lamayd\u0131, dedi gardiyan.<\/p>\n<p>-Peki, \u015fimdi bizi ne yapacaklar? Gardiyan, kuru kuru:<\/p>\n<p>-Karar size h\u00fccrelerinizde bildirilecek, dedi.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte bize h\u00fccre olarak verilen yer hastanenin mahzenlerinden biriydi. Buras\u0131, hava ak\u0131m\u0131 y\u00fcz\u00fcnden korkun\u00e7 so\u011fuktu. B\u00fct\u00fcn gece buz kestik; g\u00fcnd\u00fcz de bundan daha iyi de\u011fildi durum.<\/p>\n<p>Bundan \u00f6nceki be\u015f g\u00fcn\u00fc orta\u00e7a\u011fdan kalma bir \u00e7e\u015fit zindan olan ba\u015fpiskoposluk mahzeninde ge\u00e7irmi\u015ftim. \u00c7ok tutuklu olmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k yer az oldu\u011fundan neresi olursa olsun yerle\u015ftiriyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Ben kendi yerimden yana \u015fikayet\u00e7i de\u011fildim, so\u011fuktan \u00fc\u015f\u00fcm\u00fcyordum, ama orada yaln\u0131zd\u0131m. Zaman uzay\u0131nca da bu sinir bozucu bir \u015fey oluyor. Mahzende can yolda\u015f\u0131 vard\u0131. Juan hi\u00e7 konu\u015fmuyordu.<\/p>\n<p>Korkuyordu ve \u00fcstelik s\u00f6yleyecek bir s\u00f6z\u00fc olmayaca\u011f\u0131 kadar gen\u00e7ti. Tom konu\u015fkand\u0131 ve \u0130spanyolca&#8217;y\u0131 iyi biliyordu.<\/p>\n<p>Mahzende bir bank ve saman dolu d\u00f6rt \u015filte vard\u0131. Gardiyanlar bizi getirip b\u0131rak\u0131nca oturduk, sessizce beklemeye koyulduk. Bir s\u00fcre sonra Tom,<\/p>\n<p>-\u0130\u015fimiz bitik, dedi.<\/p>\n<p>-Bence de, dedim. Ama bana \u00f6yle geliyor ki ufakl\u0131\u011fa bir \u015fey yapmayacaklar.<\/p>\n<p>-Ona bir su\u00e7 y\u00fckleyemezler, dedi. O eylemcilerden birinin karde\u015fi, hepsi bu.<\/p>\n<p>Juan&#8217;a bakt\u0131m; s\u00f6ylenenleri i\u015fitirmi\u015f gibi bir hali yoktu. Tom yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-Saragossa&#8217;da ne yapm\u0131\u015flar, biliyor musun? Adamlar\u0131 yerlere yat\u0131rm\u0131\u015flar, sonra \u00fczerlerinden kamyonlarla ge\u00e7mi\u015fler. Bunu bize asker ka\u00e7a\u011f\u0131 bir Fasl\u0131 s\u00f6yledi. Mermi harcamamak i\u00e7in b\u00f6yle yapt\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorlarm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>-Ama onun yerine benzin harc\u0131yorlar, dedim. Tom&#8217;a k\u0131zd\u0131m; b\u00f6yle \u015feyler s\u00f6ylememeliydi.<\/p>\n<p>-Yolda dola\u015fan, durumu kola\u00e7an eden subaylar var, diye devam etti. Elleri ceplerinde, a\u011f\u0131zlar\u0131nda sigarayla bu olanlar\u0131 seyrediyorlar. Adamlar\u0131n i\u015fini bitirdiklerini mi san\u0131yorsun? Hepsine v\u0131z geliyor. Ba\u011f\u0131ra ba\u011f\u0131ra gebermelerine ald\u0131rm\u0131yorlar bile. Bazen bir saat s\u00fcr\u00fcyor. Fasl\u0131, diyordu ki: Bunu ilk g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde neredeyse kusuyormu\u015f.<\/p>\n<p>-Burada da b\u00f6yle yapacaklar\u0131n\u0131 sanm\u0131yorum, dedim. Ama cephaneleri yetersizse, bilemem. Solda, tavana a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne bakan yuvarlak bir delikten ve d\u00f6rt hava deli\u011finden i\u00e7eri \u0131\u015f\u0131k giriyordu. \u00c7o\u011funlukla bir kapakla kapal\u0131 duran bu yuvarlak delikten mahzene k\u00f6m\u00fcr bo\u015falt\u0131l\u0131rm\u0131\u015f. Tam deli\u011fin alt\u0131nda kal\u0131n bir toz y\u0131\u011f\u0131n\u0131 vard\u0131. K\u00f6m\u00fcr hastaneyi \u0131s\u0131ts\u0131n diye getirilmi\u015fti, ama sava\u015f\u0131n ba\u015flamas\u0131yla hastalar hastaneden \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015flar, k\u00f6m\u00fcr de orada i\u015fe<br \/>\nyaramaz bir halde kalm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Yukar\u0131dan i\u00e7eri ya\u011fmur giriyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc kapa\u011f\u0131 kapatmay\u0131 unutmu\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Tom titremeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>-Hay Allah, titriyorum, dedi. \u0130\u015fte yine ba\u015fl\u0131yor.<\/p>\n<p>Aya\u011fa kalkt\u0131, el kol hareketleri yapmaya ba\u015flad\u0131. Her hareketiyle beyaz ve k\u0131ll\u0131 g\u00f6\u011fs\u00fc \u00fcst\u00fcnde g\u00f6mle\u011fi aralan\u0131yordu. Yere s\u0131rt\u00fcst\u00fc uzand\u0131, bacaklar\u0131n\u0131 havaya kald\u0131rd\u0131, makas hareketleri yapt\u0131. \u0130ri sa\u011fr\u0131s\u0131n\u0131n titredi\u011fini g\u00f6r\u00fcyordum. Tom topuz gibiydi, ama ya\u011fl\u0131yd\u0131 da. T\u00fcfek mermilerinin ya da s\u00fcng\u00fc u\u00e7lar\u0131n\u0131n t\u0131pk\u0131 bir topak tereya\u011f\u0131na dalar gibi bu yumu\u015fak et y\u0131\u011f\u0131n\u0131na g\u00f6m\u00fcl\u00fcverece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. Tom s\u0131ska olsayd\u0131 ayn\u0131 \u015fey akl\u0131ma gelmeyecekti.<\/p>\n<p>Ben o kadar \u00fc\u015f\u00fcm\u00fcyordum, ama sanki kollar\u0131m omuzlar\u0131m benim de\u011fildiler. Zaman zaman bir \u015feyim eksikmi\u015f gibi geliyordu da \u00e7evremde ceketimi aramaya koyuluyordum, sonradan birden ceketi bana vermedikleri akl\u0131ma geliyordu. Bu daha da k\u00f6t\u00fcyd\u00fc. Elbiselerimizi kendi askerlerine vermek i\u00e7in alm\u0131\u015flard\u0131 ve kala kala bize g\u00f6mleklerimiz kalm\u0131\u015ft\u0131; bir de hastanede yatan hastalar\u0131n yaz ortas\u0131nda giydikleri bu keten pantolonlar. Bir s\u00fcre sonra Tom kalkt\u0131, oflaya puflaya gelip yan\u0131ma \u00e7\u00f6kt\u00fc.<\/p>\n<p>-Is\u0131nd\u0131n m\u0131?<\/p>\n<p>-Ne gezer, solu\u011fum kesildi.<\/p>\n<p>Ak\u015fam\u0131n saat sekizine do\u011fru yan\u0131nda iki falanjist ile bir komutan i\u00e7eri girdi. Elinde bir y\u0131\u011f\u0131n ka\u011f\u0131t vard\u0131. Gardiyana seslendi:<\/p>\n<p>-Nedir onlar\u0131n adlar\u0131? \u015eu \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fcn?<\/p>\n<p>-Steinbock, Ibbieta, Mirbal, dedi gardiyan.<\/p>\n<p>Komutan kelebek g\u00f6zl\u00fcklerini takt\u0131, elindeki listeye bakt\u0131:<\/p>\n<p>-Steinbock&#8230; Steinbock&#8230; \u0130\u015fte. \u00d6l\u00fcme mahk\u00fcm edildiniz. Yar\u0131n sabah kur\u015funa dizileceksiniz.<\/p>\n<p>Yine bakt\u0131:<\/p>\n<p>-\u00d6teki ikisi de ayn\u0131, dedi.<\/p>\n<p>-Olamaz, dedi Juan. Ben de\u011filim.<\/p>\n<p>Komutan, \u015fa\u015fk\u0131n bir tav\u0131rla ona bakt\u0131:<\/p>\n<p>-Sizin ad\u0131n\u0131z nedir?<\/p>\n<p>-Juan Mirbal, dedi.<\/p>\n<p>-\u0130yi ya, ad\u0131n\u0131z i\u015fte burada, dedi komutan. \u00d6l\u00fcme mahk\u00fcm edildiniz.<\/p>\n<p>-Ben hi\u00e7bir \u015fey yapmad\u0131m ki, dedi Juan.<\/p>\n<p>Komutan omuz silkti, Tom&#8217;la bana d\u00f6nd\u00fc:<\/p>\n<p>-Bask m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>-Yok, Bask de\u011filiz. Can\u0131 s\u0131k\u0131lm\u0131\u015f gibiydi.<\/p>\n<p>-Bana \u00fc\u00e7 tane Bask oldu\u011funu s\u00f6ylediler. Onlar\u0131n pe\u015finden ko\u015fup zaman kaybedemem. Papaz istemezsiniz herhalde, de\u011fil mi?<\/p>\n<p>Yan\u0131t bile vermedik. Komutan,<\/p>\n<p>-\u015eimdi bir Bel\u00e7ikal\u0131 doktor gelecek, dedi. Geceyi sizinle ge\u00e7irmek i\u00e7in emir ald\u0131.<\/p>\n<p>Askerce selam verip \u00e7\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>-Evet, dedim, olan ufakl\u0131\u011fa oldu.<\/p>\n<p>Bunu adil olmak i\u00e7in s\u00f6yl\u00fcyordum, ama ufakl\u0131\u011f\u0131 sevmiyordum. \u0130pince bir y\u00fcz\u00fc vard\u0131; korku, \u0131st\u0131rap y\u00fcz\u00fcn\u00fc y\u00fcz olmaktan \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131, b\u00fct\u00fcn \u00e7izgilerini bozmu\u015ftu. \u00dc\u00e7 g\u00fcn \u00f6ncesine kadar canl\u0131 bir o\u011fland\u0131; b\u00f6ylesinden ho\u015flanabilir insan. Ama \u015fimdi ya\u015fl\u0131 bir ibneye benziyordu, ne yap\u0131lsa ne edilse bir daha gen\u00e7le\u015femeyece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Ona biraz \u015fefkat g\u00f6stermek hi\u00e7<br \/>\nde fena olmazd\u0131, ama \u015fefkat beni tiksindiriyor, giderek midemi buland\u0131r\u0131yordu.<\/p>\n<p>Tek s\u00f6z s\u00f6ylemedi, ama k\u00fcl gibi oldu. Y\u00fcz\u00fc ve elleri k\u00fcl gibiydiler. Tekrar yerine oturdu; iri iri a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f g\u00f6zlerle topra\u011fa bakt\u0131. Tom temiz y\u00fcrekliydi. Onu kucaklamak istedi, ama ufakl\u0131k, y\u00fcz\u00fcn\u00fc buru\u015fturarak kendini sert\u00e7e \u00e7ekiverdi.<\/p>\n<p>-B\u0131rak, dedim, al\u00e7ak sesle. Neredeyse z\u0131rlamaya ba\u015flayacak, g\u00f6r\u00fcyorsun.<\/p>\n<p>Tom ister istemez boyun e\u011fdi. Ufakl\u0131\u011f\u0131 avutmu\u015f olsayd\u0131, bu onu me\u015fgul edecek, kafas\u0131 kendine tak\u0131lmayacakt\u0131. Ama bu benim can\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131yordu; \u00f6l\u00fcm\u00fc hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015ftim, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle bir f\u0131rsat olmam\u0131\u015ft\u0131, ama \u015fimdi f\u0131rsat vard\u0131 ve bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmek dururken neden ba\u015fka \u015feyler yapmal\u0131yd\u0131. Tom konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-Sen herifleri haklad\u0131n m\u0131? diye sordu bana.<\/p>\n<p>Yan\u0131t vermedim: A\u011fustos ba\u015f\u0131ndan beri alt\u0131 adam haklad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlatmaya ba\u015flad\u0131. Durumu pek anlam\u0131yordu; anlamak istemedi\u011fini de a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcyordum. Ben de tam tam\u0131na ne olup bitece\u011fini canland\u0131ram\u0131yordum kafamda; \u00e7ok ac\u0131 \u00e7ekilip \u00e7ekilmeyece\u011fini kendi kendime soruyordum, kur\u015funlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum, bedenimi delip ge\u00e7en yak\u0131c\u0131 sivriliklerini hayal<br \/>\nediyordum. B\u00fct\u00fcn bunlar ger\u00e7ek sorunun d\u0131\u015f\u0131ndayd\u0131, ama ben sakindim. Anlamak i\u00e7in \u00f6n\u00fcm\u00fczde b\u00fct\u00fcn bir gece vard\u0131. Bir s\u00fcre sonra Tom konu\u015fmas\u0131n\u0131 kesti. G\u00f6z ucuyla Tom&#8217;a bakt\u0131m: Onun da k\u00fcl gibi oldu\u011funu g\u00f6rd\u00fcm; zavall\u0131 bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131. Ba\u015fl\u0131yor dedim kendi kendime. Neredeyse gece oluyordu, hava delikleri ve k\u00f6m\u00fcr y\u0131\u011f\u0131n\u0131 boyunca donuk bir<br \/>\n\u0131\u015f\u0131k s\u00fcz\u00fcl\u00fcyor, g\u00f6ky\u00fcz\u00fcn\u00fcn alt\u0131nda iri bir leke yap\u0131yordu.<\/p>\n<p>Tavan\u0131n deli\u011finden belli belirsiz bir y\u0131ld\u0131z g\u00f6r\u00fcyordum. Gece a\u00e7\u0131k ve ayaz olacakt\u0131.Kap\u0131 a\u00e7\u0131ld\u0131, iki gardiyan i\u00e7eri girdiler. Bel\u00e7ika \u00fcniformas\u0131 giymi\u015f kumral bir adam geliyordu arkalar\u0131ndan. Bizi selamlad\u0131.<\/p>\n<p>-Ben doktorum, dedi. Bu eziyetli durumlarda yan\u0131n\u0131zda bulunmak i\u00e7in emir ald\u0131m.<\/p>\n<p>Ho\u015f ve kibar bir sesi vard\u0131.<\/p>\n<p>-Buraya ne yapmaya geldiniz? dedim.<\/p>\n<p>-Kendimi sizin yerinize koyuyorum. \u015eu birka\u00e7 saatinizin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hafifletmek i\u00e7in elimden<br \/>\ngeleni yapaca\u011f\u0131m, dedi.<\/p>\n<p>-Neden bizim yan\u0131m\u0131za geldiniz? Ba\u015fkalar\u0131 da var, hastaneler onlarla dolu.<\/p>\n<p>-Beni buraya yollad\u0131lar, dedi \u015fa\u015fk\u0131n bir tav\u0131rla. Ah! Sigara i\u00e7mek ister misiniz? diye ekledi birden. Sigara da var, yaprak sigara da.<\/p>\n<p>Bize \u0130ngiliz sigaralar\u0131 ve purolar sundu. Ama reddettik. G\u00f6zlerinin i\u00e7ine bak\u0131yordum; s\u0131k\u0131lm\u0131\u015f gibiydi.<\/p>\n<p>-Siz, buraya ac\u0131y\u0131p ilgilenmeye gelmediniz, dedim. Zaten sizi tan\u0131yorum. Beni tutuklad\u0131klar\u0131 g\u00fcn sizi fa\u015fistlerle k\u0131\u015flan\u0131n avlusunda g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcm.<\/p>\n<p>Daha da konu\u015facakt\u0131m, ama birden beni \u015fa\u015f\u0131rtan bir \u015fey oldu: Bu doktorun burada olmas\u0131 beni kendi kendimle ilgilenmekten al\u0131koymu\u015ftu. \u00c7o\u011funlukla ben bir insan\u0131n \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015ft\u00fcm m\u00fc kolay\u0131n\u0131 b\u0131rakmam. Yine de konu\u015fma iste\u011fi yitti gitti i\u00e7imden, omzumu silktim, g\u00f6zlerimi \u00e7evirdim. Biraz sonra ba\u015f\u0131m\u0131 kald\u0131rd\u0131m; merakl\u0131 bir tav\u0131rla beni s\u00fcz\u00fcyordu. Gardiyanlar bir ot minderin \u00fcst\u00fcne oturmu\u015flard\u0131. Koca s\u0131ska Pedro ba\u015fparmaklar\u0131n\u0131 \u00e7eviriyor,<br \/>\n\u00f6teki de uyumamak i\u00e7in zaman zaman ba\u015f\u0131n\u0131 oynat\u0131yordu.<\/p>\n<p>-I\u015f\u0131k ister misiniz? diye Pedro birden sordu doktora. Beriki, ba\u015f\u0131yla Evet, dedi. Doktorun me\u015fe odunu kadar kafas\u0131z oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum, ama ku\u015fkusuz, k\u00f6t\u00fc y\u00fcrekli de\u011fildi. So\u011fuk, mavi iri g\u00f6zlerine bak\u0131nca bana \u00f6yle geldi ki bu adam daha \u00e7ok hayal g\u00fcc\u00fc noksanl\u0131\u011f\u0131 y\u00fcz\u00fcnden yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015f\u00fcyordu. Pedro \u00e7\u0131kt\u0131; bir petrol lambas\u0131yla geri d\u00f6nd\u00fc, lambay\u0131 s\u0131ran\u0131n<br \/>\nk\u00f6\u015fesine koydu. K\u00f6t\u00fc ayd\u0131nlat\u0131yordu, ama hi\u00e7 yoktan iyiydi. Ge\u00e7ti\u011fimiz gece bizi karanl\u0131kta b\u0131rakm\u0131\u015flard\u0131. Lamban\u0131n tavana vuran yuvarlak \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na \u015f\u00f6yle bir s\u00fcre bakt\u0131m. B\u00fcy\u00fclenmi\u015ftim.<\/p>\n<p>Sonra birden kendime geldim, \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n yuvarla\u011f\u0131 silindi, koskoca bir y\u00fck alt\u0131nda ezildi\u011fimi hissettim. Bu ne \u00f6l\u00fcm d\u00fc\u015f\u00fcncesiydi, ne de korku; bu ads\u0131z bir \u015feydi. Elmac\u0131k kemiklerim yan\u0131yordu ve kafam berbatt\u0131.<\/p>\n<p>Silkindim, iki yolda\u015f\u0131ma bakt\u0131m. Tom ba\u015f\u0131n\u0131 ellerinin aras\u0131na gizlemi\u015fti, ancak kal\u0131n ve beyaz ensesini g\u00f6r\u00fcyordum. K\u00fc\u00e7\u00fck Juan b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcn da\u011f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131; a\u011fz\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131, burun delikleri titriyordu.<\/p>\n<p>Doktor ona yakla\u015ft\u0131, sanki ona g\u00fc\u00e7 vermek istercesine elini omzuna koydu; ama g\u00f6zleri so\u011fuk so\u011fuk bak\u0131yordu. Sonra Bel\u00e7ikal\u0131n\u0131n elinin sinsice Juan&#8217;\u0131n kolu boyunca a\u015fa\u011f\u0131ya, bile\u011fine kadar indi\u011fini g\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>Juan kay\u0131ts\u0131z davranarak kendini b\u0131rak\u0131yordu. Bel\u00e7ikal\u0131 dalg\u0131n bir tav\u0131rla bile\u011fi \u00fc\u00e7 parma\u011f\u0131 aras\u0131na ald\u0131, ayn\u0131 anda biraz geri \u00e7ekildi ve bana s\u0131rt\u0131n\u0131 d\u00f6nmek i\u00e7in \u015f\u00f6yle bir yerle\u015fti. Ama ben geriye kayk\u0131ld\u0131m; saatini \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ufakl\u0131\u011f\u0131n bile\u011fini elinden b\u0131rakmadan bir s\u00fcre yakalad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcm. Sonra hareketsiz duran eli b\u0131rak\u0131verdi ve gitti duvara yasland\u0131, acele not<br \/>\netmesi gereken \u00e7ok \u00f6nemli bir \u015fey varm\u0131\u015f gibi birden cebinden bir defter \u00e7\u0131kard\u0131, oraya bir \u015feyler \u00e7iziktirdi. A\u015fa\u011f\u0131l\u0131k herif, diye ge\u00e7irdim i\u00e7imden k\u0131zg\u0131nl\u0131kla, benim de nabz\u0131m\u0131 yoklamaya kalkma sak\u0131n, pis a\u011fz\u0131n\u0131n orta yerine yerle\u015ftiririm yumru\u011fu. Gelmedi, ama bana bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyordum. Ba\u015f\u0131m\u0131 kald\u0131rd\u0131m, ben de ona bakt\u0131m. Kimli\u011fi belirsiz bir sesle sordu:<\/p>\n<p>-\u0130nsan burada buz keser, \u00f6yle de\u011fil mi?<\/p>\n<p>\u00dc\u015f\u00fcm\u00fc\u015f bir hali vard\u0131, morarm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>-\u00dc\u015f\u00fcm\u00fcyorum, dedim.<\/p>\n<p>G\u00f6zlerini dikip bana bakmaktan vazge\u00e7miyordu. Birden anlad\u0131m, elimi y\u00fcz\u00fcme g\u00f6t\u00fcrd\u00fcm: Tere batm\u0131\u015ft\u0131m. Bu mahzende, k\u0131\u015f\u0131n ortas\u0131nda, yel \u00fcf\u00fcr\u00fcr su g\u00f6t\u00fcr\u00fcrken, ben terliyordum. Terle ke\u00e7ele\u015fmi\u015f sa\u00e7lar\u0131m\u0131n aras\u0131na ge\u00e7irdim parmaklar\u0131m\u0131. Ayn\u0131 anda g\u00f6mle\u011fimin \u0131sland\u0131\u011f\u0131n\u0131, tenime yap\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark ettim. En az\u0131ndan bir saattir terliyordum ve bunu hissetmemi\u015ftim. Ama bu, Bel\u00e7ikal\u0131 domuzun g\u00f6z\u00fcnden ka\u00e7mam\u0131\u015ft\u0131. Yanaklar\u0131mdan s\u00fcz\u00fclen<br \/>\ndamlalar\u0131 g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc ve marazl\u0131 say\u0131lacak bir korku durumunun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131 diye d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc; o kendisini do\u011fal hissediyor, b\u00f6yle olmakla da gurur duyuyordu; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00fc\u015f\u00fcyordu. Kalk\u0131p surat\u0131n\u0131 da\u011f\u0131tmak geldi i\u00e7imden, ama tam davranm\u0131\u015ft\u0131m ki utanc\u0131m da, k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131m da silinip gitti, kay\u0131ts\u0131zca s\u0131ran\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u00f6kt\u00fcm.<\/p>\n<p>Boynumu mendilimle kurulamakla yetindim, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015fimdi terlerin sa\u00e7lar\u0131mdan s\u00fcz\u00fcl\u00fcp enseme akt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyordum; bu ho\u015f bir \u015fey de\u011fildi. Birden kurulanmaktan vazge\u00e7tim zaten, yarars\u0131zd\u0131. Mendilim s\u0131r\u0131ls\u0131klam olmu\u015ftu ve hep terliyordum. Kaba etlerim de terliyordu ve \u0131slanan pantolonum s\u0131raya yap\u0131\u015f\u0131yordu.<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck Juan birdenbire konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-Doktor musunuz?<\/p>\n<p>-Evet, dedi Bel\u00e7ikal\u0131.<\/p>\n<p>-\u0130nsan uzun zaman ac\u0131 \u00e7eker mi?<\/p>\n<p>-Ne zaman?.. Yok can\u0131m, dedi Bel\u00e7ikal\u0131 babacan bir sesle, \u00e7abuk biter.<\/p>\n<p>\u00dccretli muayene olmu\u015f bir hastan\u0131n tasas\u0131n\u0131 da\u011f\u0131t\u0131r gibi bir tavr\u0131 vard\u0131.<\/p>\n<p>-Ama ben&#8230; Bana dediler ki&#8230; \u00c7oklukla iki kez yayl\u0131m ate\u015fi a\u00e7\u0131l\u0131rm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>-Bazen, diye ba\u015f\u0131n\u0131 sallayarak yan\u0131t verdi Bel\u00e7ikal\u0131. \u0130lk yayl\u0131m ate\u015finde can al\u0131c\u0131 yerlere bir<br \/>\n\u015fey olmazsa bir daha ate\u015f edebilirler.<\/p>\n<p>-O zaman t\u00fcfekleri yeniden doldurmak ve yeniden ni\u015fan almak gerekmez mi?<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, k\u0131s\u0131lm\u0131\u015f bir sesle ekledi:<\/p>\n<p>-Bu da zaman al\u0131r!<\/p>\n<p>Ufakl\u0131kta ac\u0131 \u00e7ekmenin korkusu vard\u0131, bundan ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordu. Gen\u00e7ti. Bense bunu pek d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordum; beni terleten ac\u0131 \u00e7ekme korkusu de\u011fildi. Aya\u011fa kalkt\u0131m, toz y\u0131\u011f\u0131n\u0131na kadar y\u00fcr\u00fcd\u00fcm. Tom s\u0131\u00e7rad\u0131, kin dolu bir bak\u0131\u015fla bana bakt\u0131; can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordum \u00e7\u00fcnk\u00fc ayakkab\u0131lar\u0131m g\u0131c\u0131rd\u0131yordu. Kendi kendime acaba benim y\u00fcz\u00fcm de onunki kadar kara sar\u0131 m\u0131 diye sordum. Bakt\u0131m o da terliyordu. G\u00f6ky\u00fcz\u00fc muhte\u015femdi, bu kuytu k\u00f6\u015feye hi\u00e7 \u0131\u015f\u0131k girmiyordu, B\u00fcy\u00fck Ay\u0131&#8217;y\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in ba\u015f\u0131m\u0131 kald\u0131rmam yeterdi.<\/p>\n<p>Ama art\u0131k eskiden oldu\u011fu gibi de\u011fildi, \u00f6nceki gece ba\u015fpiskoposluktaki zindan\u0131mda koskoca bir g\u00f6k par\u00e7as\u0131 g\u00f6rebiliyordum ve g\u00fcn\u00fcn her saati bana bir ba\u015fka an\u0131y\u0131 hat\u0131rlat\u0131yordu. Sabahleyin g\u00f6k p\u00fcr\u00fczs\u00fcz ve hafif mavi oldu\u011funda Atlantik k\u0131y\u0131lar\u0131ndaki plajlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum.<\/p>\n<p>\u00d6\u011fleyin g\u00fcne\u015fi g\u00f6r\u00fcyordum ve hamsiyle zeytin yiyerek manzanilla i\u00e7ti\u011fim, Sevilla&#8217;daki bir i\u00e7ki evini hat\u0131rl\u0131yordum. \u00d6\u011fleden sonra g\u00f6lgeye giriyordum ve arenalar\u0131n bir yar\u0131s\u0131 g\u00fcne\u015ften yanarken \u00f6b\u00fcr yar\u0131s\u0131na d\u00fc\u015fen derin g\u00f6lgeyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. D\u00fcnyay\u0131 b\u00f6yle g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne vuran yans\u0131s\u0131yla g\u00f6rmek ger\u00e7ekten ac\u0131 verirdi insana.<\/p>\n<p>Ama \u015fimdi istedi\u011fim kadar bak\u0131yordum g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne. Art\u0131k g\u00f6ky\u00fcz\u00fc bana hi\u00e7bir \u015fey hat\u0131rlatm\u0131yordu. B\u00f6ylesini ye\u011f tutuyordum. Gidip Tom&#8217;un yan\u0131na oturdum. Uzun bir zaman ge\u00e7ti.<\/p>\n<p>Tom al\u00e7ak sesle konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131. Hep konu\u015fmas\u0131 gerekiyordu, b\u00f6yle olmazsa d\u00fc\u015f\u00fcnceleri i\u00e7inde kendine yol bulam\u0131yordu pek. Konu\u015ftu\u011fu bendim, ama y\u00fcz\u00fcme bakm\u0131yordu san\u0131yorum. Ku\u015fkusuz, beni b\u00f6yle k\u00fcl gibi ve ter i\u00e7inde, oldu\u011fum gibi g\u00f6rmekten korkuyordu.<\/p>\n<p>Birbirimize benziyorduk ve i\u015fin k\u00f6t\u00fcs\u00fc birbirimizin aynas\u0131 gibiydik. Capcanl\u0131 duran Bel\u00e7ikal\u0131ya bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Sen anl\u0131yor musun? diyordu. Ben anlam\u0131yorum.<\/p>\n<p>Ben de al\u00e7ak sesle konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131m. Bel\u00e7ikal\u0131ya bak\u0131yordum.<\/p>\n<p>-N&#8217;oldu, ne var?<\/p>\n<p>-Anlayamad\u0131\u011f\u0131m bir \u015fey gelecek ba\u015f\u0131m\u0131za.<\/p>\n<p>Tom&#8217;un \u00e7evresinde acayip bir koku vard\u0131. Her zamankinden daha \u00e7ok koku duyar gibi oldum. Alay ettim:<\/p>\n<p>-\u015eimdi anlars\u0131n.<\/p>\n<p>-Anla\u015f\u0131l\u0131r gibi de\u011fil, dedi inat\u00e7\u0131 bir tav\u0131rla. Tam anlam\u0131yla cesur olmak istiyorum, ama en az\u0131ndan olup bitecekleri bilmeliyim&#8230;<\/p>\n<p>Dinle, bizi avluya g\u00f6t\u00fcrecekler. Herifler gelip kar\u015f\u0131m\u0131za s\u0131ralanacaklar.<\/p>\n<p>-Ka\u00e7 ki\u015fi olurlar?<\/p>\n<p>-Ne bileyim. Be\u015f ya da sekiz. \u00c7ok de\u011fil.<\/p>\n<p>-\u0130yi. Sekiz ki\u015fi olacaklar. Onlara Ni\u015fan al! diye ba\u011f\u0131racaklar ve bana \u00e7evrilmi\u015f sekiz t\u00fcfek g\u00f6rece\u011fim. Duvar\u0131 yar\u0131p i\u00e7ine girmeyi isterim diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum; olanca g\u00fcc\u00fcmle duvara s\u0131rt\u0131mla yaslanaca\u011f\u0131m ve duvar kar\u015f\u0131 koyacak. T\u0131pk\u0131 kabus gibi. B\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 d\u00fc\u015fl\u00fcyorum kafamda. Ah bir bilsen nas\u0131l d\u00fc\u015fledi\u011fimi.<\/p>\n<p>-\u0130yi iyi! dedim, ben de d\u00fc\u015fl\u00fcyorum.<\/p>\n<p>-\u00c7ok ac\u0131 veren bir \u015fey olmal\u0131 bu. Y\u00fcz tan\u0131nmas\u0131n diye insan\u0131n a\u011fz\u0131na ve g\u00f6zlerine ni\u015fan ald\u0131klar\u0131n\u0131 biliyorsun, diye ekledi haince. \u015eimdiden yaralar\u0131 hissediyorum; bir saatten beri boynumda ve ba\u015f\u0131mda a\u011fr\u0131 var. Ger\u00e7ek ac\u0131 de\u011fil. K\u00f6t\u00fcs\u00fc de bu ya, yar\u0131n sabah duyaca\u011f\u0131m ac\u0131lar. Peki sonra?<\/p>\n<p>Ne demek istedi\u011fini \u00e7ok iyi anl\u0131yordum, ama hi\u00e7 de \u00f6yle g\u00f6r\u00fcnmek istemiyordum. Ac\u0131lara gelince, ben de k\u00fc\u00e7\u00fck b\u0131\u00e7ak yaralar\u0131 gibi bedenimde bu ac\u0131lar\u0131 duyuyordum. Al\u0131\u015fam\u0131yordum, ama onun gibiydim, \u00f6nem vermiyordum.<\/p>\n<p>-Sonra, dedim sert bir bi\u00e7imde, nallar\u0131 dikeceksin. Yaln\u0131zca komedi, i\u00e7in konu\u015fmaya koyuldu. G\u00f6zlerini Bel\u00e7ikal\u0131dan ay\u0131rm\u0131yordu. Berikinin dinler gibi bir hali yoktu. Ben onun ne diye buraya geldi\u011fini biliyordum. Ne d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz onu ilgilendirmiyordu. Bizim bedenlerimize bakmaya gelmi\u015fti, diriyken can \u00e7eki\u015fen bedenlerimizi seyretmeye gelmi\u015fti.<\/p>\n<p>-Kabuslarda oldu\u011fu gibi, diyordu Tom, insan baz\u0131 \u015feyler d\u00fc\u015f\u00fcnmek ister, hep b\u00f6yle oldu\u011funu bilir, anlamakta gecikmez ve sonra \u00e7ekilip gider, elimizden ka\u00e7ar ve d\u00fc\u015fer. Kendi kendime, sonra hi\u00e7bir \u015fey olmayacak art\u0131k, diyorum. Ama bunun ne demek oldu\u011funu anlam\u0131yorum. Hemen hemen buraya kadar ula\u015ft\u0131\u011f\u0131m anlar oldu&#8230; ama sonra olan oluyor, yeniden ac\u0131lar\u0131, kur\u015funlar\u0131, patlamalar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015fl\u0131yorum. Ben maddeciyim, inan bana.<br \/>\nDeli olmuyorum. Ama sonu gelmeyen bir \u015fey var. Cesedimi g\u00f6r\u00fcyorum: g\u00fc\u00e7 de\u011fil, ama kendi g\u00f6zlerimle kendimi g\u00f6r\u00fcyorum.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flamam gerekiyor&#8230; hi\u00e7bir \u015feyi g\u00f6rmeyece\u011fimi, hi\u00e7bir \u015feyi i\u015fitmeyece\u011fimi ve d\u00fcnyan\u0131n \u00f6tekiler i\u00e7in s\u00fcr\u00fcp gidece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flamam gerekiyor. \u0130nsan bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in yarat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r Pablo. \u0130nan bana. Baz\u0131 \u015feyler bekleyerek uykusuz ge\u00e7irdi\u011fim b\u00fct\u00fcn bir gecede b\u00fct\u00fcn bunlara ula\u015ft\u0131m. Ama bu ayn\u0131 \u015fey de\u011fil. Arkadan sald\u0131racak bize. Pablo, biz de haz\u0131rl\u0131ks\u0131z olaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>-Kes sesini, dedim ona, istersen bir g\u00fcnah \u00e7\u0131karan papaz \u00e7a\u011f\u0131ray\u0131m sana?<\/p>\n<p>Kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Peygamberlik taslamak, ki\u015filiksiz bir sesle konu\u015farak bana Pablo demek iste\u011finde oldu\u011funu \u00e7oktan fark etmi\u015ftim: B\u00f6ylesi bir \u015feyi sevmiyordum, ama \u00f6yle g\u00f6z\u00fck\u00fcyor ki b\u00fct\u00fcn \u0130rlandal\u0131lar b\u00f6yledirler. Belli belirsiz bir sidik kokuyor gibime gelmi\u015fti. Asl\u0131nda Tom&#8217;a pek yak\u0131nl\u0131k duymuyordum ve her ne kadar birlikte de bulmuyordum. Baz\u0131 adamlar<br \/>\nvard\u0131r ki onlarla olan ili\u015fki farkl\u0131d\u0131r, s\u00f6zgeli\u015fi Ramon Gris&#8217;le. Ama Tom&#8217;la Juan aras\u0131nda kendimi yaln\u0131z hissediyordum: Zaten b\u00f6ylesi daha i\u015fime geliyordu. Ramon&#8217;la bir arada olayd\u0131m belki de yumu\u015fard\u0131m. Ama \u015fu anda korkun\u00e7 derecede kat\u0131yd\u0131m ve b\u00f6yle kalmak istiyordum.<\/p>\n<p>Bir \u00e7e\u015fit dalg\u0131nl\u0131kla Tom, s\u00f6zc\u00fckleri gevelemeye devam ediyordu. Kendini d\u00fc\u015f\u00fcnmekten al\u0131koymak i\u00e7in konu\u015ftu\u011fu kesindi. Ya\u015fl\u0131 prostat hastalar\u0131 gibi keskin sidik kokuyordu. Asl\u0131nda ben de onun gibi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum; b\u00fct\u00fcn s\u00f6ylediklerini ben de s\u00f6yleyebilirdim: B\u00f6ylesi \u00f6lmek do\u011fal bir \u015fey de\u011fildir. \u00d6l\u00fcm yolunu tuttu\u011fumdan bu yana hi\u00e7bir \u015fey bana do\u011fal gelmiyordu, ne bu k\u00f6m\u00fcr y\u0131\u011f\u0131n\u0131, ne tahta s\u0131ra, ne de Pedro&#8217;nun pis surat\u0131. Yaln\u0131zca Tom&#8217;la ayn\u0131 \u015feyleri d\u00fc\u015f\u00fcnmek ho\u015fuma gitmiyordu. Pekala biliyordum ki b\u00fct\u00fcn bir gece, hi\u00e7 olmazsa be\u015f dakika kadar baz\u0131 \u015feyleri ayn\u0131 anda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp duraca\u011f\u0131z, terleyece\u011fiz ya da titreyece\u011fiz. \u015e\u00f6yle yandan bakt\u0131m ona, bana ilk kez tuhaf g\u00f6z\u00fckt\u00fc; \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc y\u00fcz\u00fcnde ta\u015f\u0131yordu. Gururum yaralanm\u0131\u015ft\u0131; yirmi d\u00f6rt saatlik bir s\u00fcre i\u00e7inde Tom&#8217;un yan\u0131 ba\u015f\u0131nda ya\u015fam\u0131\u015ft\u0131m, onu dinlemi\u015ftim, onunla konu\u015fmu\u015ftum, biliyordum ki hi\u00e7 ortak bir \u015feyimiz yoktu. \u015eimdiyse ikiz karde\u015fler kadar birbirimize benziyoruz, basit bir \u015fey, \u00e7\u00fcnk\u00fc birlikte<br \/>\ngeberip gidece\u011fiz. Tom bana bakmaks\u0131z\u0131n elimi tuttu:<\/p>\n<p>-Pablo, kendi kendime soruyorum&#8230; \u0130nsano\u011flunun yok olup gitti\u011fi ger\u00e7ekten do\u011fru mu diye soruyorum.<\/p>\n<p>Elimi \u00e7ektim,<\/p>\n<p>-Ayaklar\u0131n\u0131n aras\u0131na bak, salak, dedim.<\/p>\n<p>Ayaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck bir su birikintisi vard\u0131 ve pantolonundan damlalar d\u00fc\u015f\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Bu da ne? dedi korkuyla.<\/p>\n<p>-Alt\u0131na i\u015femi\u015fsin, dedim.<\/p>\n<p>-Do\u011fru de\u011fil, dedi k\u0131zg\u0131nl\u0131kla. \u0130\u015femem, bir \u015fey yok. Bel\u00e7ikal\u0131 yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6stermelik bir merakla sordu:<\/p>\n<p>-Hasta m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>Tom kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Bel\u00e7ikal\u0131 hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemeden birikintiye bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Bu da nedir, anlamad\u0131m, dedi Tom, sert bir tav\u0131rla. Ama korkmuyorum. Size yemin ederim ki korkmuyorum. Bel\u00e7ikal\u0131 yan\u0131t vermedi. Tom aya\u011fa kalkt\u0131, gitti bir k\u00f6\u015feye i\u015fedi. \u00d6n\u00fcn\u00fc ilikleyerek geri geldi, oturdu, bir daha da a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7mad\u0131. Bel\u00e7ikal\u0131 not al\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcm\u00fcz birden ona bak\u0131yorduk, \u00e7\u00fcnk\u00fc canl\u0131yd\u0131. Bir canl\u0131n\u0131n hareketleri, bir canl\u0131n\u0131n kayg\u0131lar\u0131 vard\u0131. Ya\u015fayan insanlar nas\u0131l titrerse \u00f6yle titriyordu bu mahzenin i\u00e7inde. Kendi emri alt\u0131nda ve iyi beslenmi\u015f bir bedeni vard\u0131. Biz \u00f6tekiler, bedenimiz var m\u0131 yok mu bir \u015fey duymuyorduk. Ne olursa olsun hi\u00e7bir \u015fey. Bacaklar\u0131m\u0131n aras\u0131n\u0131, pantolonumu yoklamak istedim, ama cesaret edemiyordum. Bel\u00e7ikal\u0131ya bak\u0131yordum. Bacaklar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde yay gibi gergin, kaslar\u0131na h\u00fckmediyor ve yar\u0131n\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcnebiliyordu. Biz, kan\u0131m\u0131z \u00e7ekilmi\u015f \u00fc\u00e7 g\u00f6lge, orada duruyorduk, ona bak\u0131yorduk ve vampirler gibi hayat\u0131n\u0131 emiyorduk.<\/p>\n<p>Sonunda k\u00fc\u00e7\u00fck Juan&#8217;a yakla\u015ft\u0131. \u00c7ocu\u011fun ensesine dokunmak istemesi meslek a\u015fk\u0131ndan m\u0131yd\u0131, yoksa bir ac\u0131ma iste\u011fine boyun e\u011fmesinden mi? Ac\u0131mak s\u00f6z konusuysa b\u00fct\u00fcn bir gecede bir tek kere oldu bu. K\u00fc\u00e7\u00fck Juan&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 ve boynunu ok\u015fad\u0131. Ufakl\u0131k kendini b\u0131rak\u0131verdi, g\u00f6zlerini ondan ay\u0131rm\u0131yordu, sonra birden adam\u0131n elini yakalad\u0131, garip garip bakt\u0131. Bel\u00e7ikal\u0131n\u0131n elini iki eli aras\u0131nda tutuyordu ve ellerin hi\u00e7 de ho\u015f bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc yoktu.<\/p>\n<p>Bu tombul ve k\u0131rm\u0131z\u0131 eli, k\u00fcl rengi iki mengene s\u0131k\u0131yordu. Bir\u015feylerin olaca\u011f\u0131ndan ku\u015fkulan\u0131yordum. Tom da ayn\u0131 durumda olmal\u0131yd\u0131. Ama Bel\u00e7ikal\u0131 bir \u015feyin, fark\u0131nda de\u011fildi, babacan bir tav\u0131rla g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu. Bir s\u00fcre sonra ufakl\u0131k, k\u0131rm\u0131z\u0131 iri eli a\u011fz\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc ve \u0131s\u0131rmak istedi. Bel\u00e7ikal\u0131 can havliyle elini kurtard\u0131 ve sendeleyerek duvara kadar gitti. Bir saniye bize korkuyla bakt\u0131, bizim kendisine benzer adamlar olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 birden anlam\u0131\u015f<br \/>\nolmal\u0131yd\u0131. G\u00fclmeye ba\u015flad\u0131m. Gardiyanlardan biri yerinden s\u0131\u00e7rad\u0131. \u00d6teki uyumu\u015ftu; g\u00f6zleri a\u00e7\u0131k ve bembeyazd\u0131.<\/p>\n<p>Kendimi hem yorgun, hem de a\u015f\u0131r\u0131 co\u015fkulu hissediyordum. Sabaha kar\u015f\u0131 ba\u015f\u0131m\u0131za gelecek olan\u0131, \u00f6l\u00fcm\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemiyordum. Bunun hi\u00e7bir anlam\u0131 yoktu, ya kelimeler ya da bo\u015fluktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m. Ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmeye kalkt\u0131\u011f\u0131mda, \u00fczerime \u00e7evrilmi\u015f t\u00fcfek namlular\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordum. Belki yirmi kereden fazla idam edili\u015fimi ya\u015fad\u0131m. Bir keresinde sahiden oldu sand\u0131m; bir dakika dal\u0131p uyumu\u015f olmal\u0131y\u0131m. Beni duvara do\u011fru g\u00f6t\u00fcr\u00fcyorlard\u0131, debelenip duruyordum ve beni ba\u011f\u0131\u015flamalar\u0131n\u0131 istiyordum. S\u0131\u00e7rayarak uyand\u0131m ve Bel\u00e7ikal\u0131ya bakt\u0131m. Uykumda ba\u011f\u0131rm\u0131\u015f olmaktan korkuyordum. Ama o b\u0131y\u0131\u011f\u0131n\u0131 buruyordu, bir \u015feyin fark\u0131nda de\u011fildi.<\/p>\n<p>\u0130steseydim bir an uyurdum san\u0131yorum. K\u0131rk sekiz saattir uyumam\u0131\u015ft\u0131m, can\u0131ma tak etmi\u015fti. Ama hayattan iki saat kaybetmek istemiyordum. \u015eafak atarken gelip beni uyand\u0131racaklard\u0131, uyku sersemi arkalar\u0131ndan gidecektim ve g\u0131k demeden gidecektim. B\u00f6ylesini istemiyordum. Bir hayvan gibi \u00f6lmek istemiyordum. Anlamak istiyordum. \u00dcstelik kabus g\u00f6rmekten de korkuyordum. Aya\u011fa kalkt\u0131m, bir u\u00e7tan bir uca y\u00fcr\u00fcd\u00fcm, kafamdaki d\u00fc\u015f\u00fcnceleri de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in ge\u00e7mi\u015f hayat\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flad\u0131m. B\u00f6l\u00fck p\u00f6r\u00e7\u00fck bir y\u0131\u011f\u0131n an\u0131 kafama y\u0131\u011f\u0131ld\u0131. \u0130yileri de vard\u0131, k\u00f6t\u00fcleri de. Ya da ben \u00f6nceden bunlar\u0131 b\u00f6yle adland\u0131r\u0131yordum. Y\u00fczler ve \u00f6yk\u00fcler vard\u0131. Yortu \u015fenlikleri s\u0131ras\u0131nda Valensiya&#8217;da boynuz yemi\u015f bir matador yama\u011f\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fc,<br \/>\namcalar\u0131mdan birinin y\u00fcz\u00fc, Ramon Gris&#8217;nin y\u00fcz\u00fc g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcnde yeniden canland\u0131.<\/p>\n<p>Ba\u015f\u0131mdan ge\u00e7enleri hat\u0131rlad\u0131m: 1926&#8217;da nas\u0131l \u00fc\u00e7 ay i\u015fsiz g\u00fc\u00e7s\u00fcz kald\u0131\u011f\u0131m\u0131, nas\u0131l a\u00e7l\u0131ktan geberdi\u011fimi, Granada&#8217;da bir s\u0131ra \u00fczerinde ge\u00e7irdi\u011fim geceyi hat\u0131rlad\u0131m: \u00fc\u00e7 g\u00fcnd\u00fcr a\u011fz\u0131ma bir lokma koymam\u0131\u015ft\u0131m, kudurmu\u015ftum, geberip gitmek istemiyordum. Bu beni g\u00fcld\u00fcrd\u00fc. Mutluluk pe\u015finde, kad\u0131nlar\u0131n pe\u015finde, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn pe\u015finde ko\u015fmu\u015ftum, hem de nas\u0131l. Niyeydi b\u00fct\u00fcn bunlar?<\/p>\n<p>\u0130spanya&#8217;y\u0131 kurtarmak istemi\u015ftim. Piy Margall&#8217;a hayrand\u0131m. Anar\u015fist harekete kat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131m. Toplant\u0131larda konu\u015fmu\u015ftum. Her \u015feyi ciddiye al\u0131yordum; sanki \u00f6l\u00fcms\u00fczm\u00fc\u015f\u00fcm gibi.Bu anda b\u00fct\u00fcn hayat\u0131m \u00f6n\u00fcme seriliymi\u015f gibi bir izlenim uyand\u0131 i\u00e7imde ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm: Kutsal bir kuruntuymu\u015f demek ki. Madem ki sona erecek, hi\u00e7bir \u015feye de\u011fmezmi\u015f. K\u0131zlarla nas\u0131l dalga ge\u00e7ebildi\u011fimi, nas\u0131l gezip tozabildi\u011fimi sordum kendime. B\u00f6yle \u00f6lece\u011fimi<br \/>\nbilseydim tek parma\u011f\u0131m\u0131 bile oynatmazd\u0131m. Hayat\u0131m \u00f6n\u00fcmdeydi, kapal\u0131, sakl\u0131, bir \u00e7anta gibi.<\/p>\n<p>Gelgelelim i\u00e7inde olanlar daha bitmemi\u015fti. Bir an hayat\u0131m\u0131 yarg\u0131lamaya kalkt\u0131m. Kendi kendime g\u00fczel bir hayatt\u0131 demek isterdim. Ama bir yarg\u0131ya varam\u0131yordu insan, bu bir taslakt\u0131. Zaman\u0131m\u0131 \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fck i\u00e7in u\u011fra\u015fmakla ge\u00e7irmi\u015fim, bir \u015fey anlamam\u0131\u015f\u0131m. Hi\u00e7bir \u015feyden hay\u0131flanm\u0131yordum. Hay\u0131flanabilece\u011fim bir y\u0131\u011f\u0131n \u015fey vard\u0131, manzanilla&#8217;n\u0131n tad\u0131, Cadiz yak\u0131nlar\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck bir koyda yaz\u0131n denize giri\u015fim gibi. Ama \u00f6l\u00fcm hepsini berbat etmi\u015fti.<br \/>\nBel\u00e7ikal\u0131n\u0131n g\u00fczel bir fikri vard\u0131: birden,<\/p>\n<p>-Dostlar\u0131m, dedi, askeri y\u00f6netimin izin verece\u011fi bi\u00e7imde, sizden sevdiklerinize bir iki s\u00f6z ya da bir hat\u0131ra g\u00f6t\u00fcrebilirim.<\/p>\n<p>Tom, g\u00fcrledi:<\/p>\n<p>-Benim kimsem yok!<\/p>\n<p>Hi\u00e7bir yan\u0131t vermedim. Tom bir an durdu, sonra bana d\u00f6n\u00fcp merakla,<\/p>\n<p>-Concha&#8217;ya s\u00f6yleyecek bir \u015feyin yok mu? dedi.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r.<\/p>\n<p>Bu \u00e7i\u00e7e\u011fi burnunda s\u0131rda\u015fl\u0131ktan tiksiniyordum. Benim yan\u0131lg\u0131md\u0131. Ge\u00e7en gece Concha&#8217;dan s\u00f6z etmi\u015ftim, kendimi tutmal\u0131yd\u0131m. Bir y\u0131ldan beri bu kad\u0131nla birlikteydim. Daha d\u00fcn gece, onu be\u015f dakika g\u00f6rebilmek i\u00e7in bir baltada kolumu kesip atabilirdim. \u0130\u015fte bu y\u00fczden konu\u015ftum, benden daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u015feydi. \u015eimdiyse onu g\u00f6rmek gelmiyordu i\u00e7imden, ona s\u00f6yleyecek s\u00f6z\u00fcm yoktu art\u0131k. Onu kollar\u0131ma al\u0131p s\u0131kmak da istemiyordum.<\/p>\n<p>Bedenimden \u00fcrkm\u00fc\u015ft\u00fcm, \u00e7\u00fcnk\u00fc k\u00fcl rengine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc ve terliyordu. Onunkinden de korkmayaca\u011f\u0131mdan emin de\u011fildim. Concha \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fc \u00f6\u011frenince a\u011flayacakt\u0131. Aylarca i\u00e7inden ya\u015famak iste\u011fi gelmeyecekti. Ama \u00f6lecek olan bendim. Tatl\u0131 g\u00fczel g\u00f6zlerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. Bana bakt\u0131\u011f\u0131 zaman<br \/>\nondan bana bir \u015feyler ge\u00e7erdi. Bunun bitti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. \u015eimdi bana baksayd\u0131 bak\u0131\u015f\u0131 g\u00f6zlerinde kal\u0131r, bana kadar ula\u015fmazd\u0131. Yaln\u0131zd\u0131m.<\/p>\n<p>Tom da yaln\u0131zd\u0131, ama ayn\u0131 bi\u00e7imde de\u011fil. Ata biner gibi oturmu\u015ftu, dudaklar\u0131nda bir \u00e7e\u015fit g\u00fcl\u00fcmsemeyle tahta s\u0131raya bak\u0131yordu; \u015fa\u015fk\u0131n bir hali vard\u0131. Elini uzatt\u0131, sak\u0131narak tahtaya dokundu, sanki bir \u015feyleri k\u0131rmaktan korkuyor gibiydi, sonra birden elini \u00e7ekti ve titredi. Ben Tom olsayd\u0131m s\u0131raya dokunmakla oyalanmazd\u0131m. Bu da bir \u0130rlanda g\u00fcld\u00fcr\u00fcs\u00fcyd\u00fc. Ama ben de e\u015fyalarda garip bir hava bulundu\u011funu teslim ediyordum. Fazlas\u0131yla silikle\u015fmi\u015flerdi, her zamankinden daha az yo\u011fundular. \u00d6l\u00fcme gitti\u011fimi duymam i\u00e7in s\u0131raya, lambaya, toz y\u0131\u011f\u0131n\u0131na bakmam yetip art\u0131yordu bile. Elbette \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fc a\u00e7\u0131k se\u00e7ik d\u00fc\u015f\u00fcnemiyordum. Ama onu her yerde g\u00f6r\u00fcyordum, e\u015fyalar\u0131n \u00fcst\u00fcnde, kuytuya \u00e7ekilmi\u015f ve birbirlerinden geli\u015fig\u00fczel uzakla\u015fm\u0131\u015f, t\u0131pk\u0131 bir \u00f6l\u00fcn\u00fcn ba\u015fucunda al\u00e7ak sesle konu\u015fanlar gibi, bir bi\u00e7imde. S\u0131ran\u0131n \u00fcst\u00fcnde gidip dokundu\u011fu Tom&#8217;un kendi \u00f6l\u00fcm\u00fcyd\u00fc.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7inde ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m durumda elimi kolumu sallayarak evime gidebilece\u011fimi, hayat\u0131m\u0131n ba\u011f\u0131\u015fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleselerdi, buz gibi ederdi bu beni. \u0130nsan \u00f6l\u00fcms\u00fcz olma hayalini yitirince birka\u00e7 saat ya da birka\u00e7 y\u0131l beklemek ayn\u0131 \u015fey. Bir \u015feye ald\u0131rm\u0131yordum, bir anlamda sakindim. Ama bu korkun\u00e7 bir sakinlikti; bedenimin y\u00fcz\u00fcnden. Bedenim. Onun g\u00f6zleriyle g\u00f6r\u00fcyordum, onu kulaklar\u0131yla i\u015fitiyordum, ama bu art\u0131k ben de\u011fildim. Tek ba\u015f\u0131na titriyor, tek<br \/>\nba\u015f\u0131na terliyordu. Ben onu tan\u0131m\u0131yordum art\u0131k. Ne oldu\u011funu anlamak i\u00e7in ona dokunmal\u0131yd\u0131m, ona bakmal\u0131yd\u0131m, bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n bedeni mi de\u011fil mi diye. Vakit vakit onu hissediyordum yine, burun \u00fcst\u00fc ini\u015fe ge\u00e7en bir u\u00e7aktaym\u0131\u015f gibi kaymalar ya da y\u00fcre\u011fimin \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyordum. Ama bu bana yeterli gelmiyordu, bedenimden gelen her \u015feyde kirli karanl\u0131k bir hava vard\u0131. \u00c7o\u011fu zaman susuyordu, sessiz sedas\u0131z oluyordu ve bir \u00e7e\u015fit a\u011f\u0131rl\u0131ktan, bana ayk\u0131r\u0131 i\u011fren\u00e7 bir varl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey hissetmiyordum. Kocaman bir kemirici b\u00f6ce\u011fe ba\u011flanm\u0131\u015f\u0131m gibime geliyordu. Bir an pantolonumu yoklad\u0131m ve \u0131slak oldu\u011funu hissettim. Terden mi yoksak sidikten mi \u0131sland\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmiyordum. Ama \u00f6nlem almak i\u00e7in gittim k\u00f6m\u00fcr y\u0131\u011f\u0131n\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne i\u015fedim.<\/p>\n<p>Bel\u00e7ikal\u0131, saatini \u00e7\u0131kard\u0131 bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Saat \u00fc\u00e7 bu\u00e7uk, dedi.<\/p>\n<p>Salak herif! \u0130lle de bunu demeliydi sanki. Tom havaya s\u0131\u00e7rad\u0131. Zaman\u0131n ak\u0131p gitti\u011finin fark\u0131nda bile de\u011fildik daha. Gece bizi karanl\u0131k ve \u015fekilsiz bir y\u0131\u011f\u0131n gibi sar\u0131yordu. Gecenin ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlam\u0131yordum bile.<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck Juan ba\u011f\u0131rmaya ba\u015flad\u0131. Ellerini e\u011fip b\u00fck\u00fcyor, yalvar\u0131yordu:<\/p>\n<p>-\u00d6lmek istemiyorum, \u00f6lmek istemiyorum!<\/p>\n<p>Kollar\u0131n\u0131 havaya kald\u0131rarak b\u00fct\u00fcn mahzen boyunca ko\u015ftu, sonra ot minderlerden birine y\u0131\u011f\u0131ld\u0131 ve h\u0131\u00e7k\u0131rd\u0131. Tom donuk g\u00f6zlerle ona bak\u0131yordu ve art\u0131k onu avutmak i\u00e7inden gelmiyordu. Asl\u0131nda bu ac\u0131 \u00e7ekme de\u011fildi. Ufakl\u0131k, bizden daha \u00e7ok g\u00fcr\u00fclt\u00fc ediyordu, ama daha az i\u015fin fark\u0131ndayd\u0131. Hastal\u0131\u011f\u0131na ate\u015fle kar\u015f\u0131 koyarak kendini savunan hasta gibiydi. Ate\u015f de olmasa durum daha da k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>A\u011fl\u0131yordu. Kendi kendine ac\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordum a\u00e7\u0131k\u00e7a. \u00d6l\u00fcm\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordu. Bir saniye, yaln\u0131zca bir saniyecik ben de kendime a\u011flamay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm, kendime ac\u0131yarak a\u011flamay\u0131. Ama tam tersi oldu, ufakl\u0131\u011fa \u015f\u00f6yle bir g\u00f6z att\u0131m, sars\u0131lan zay\u0131f omuzlar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcm ve kendimi insanl\u0131k d\u0131\u015f\u0131 buldum. Ben ne ba\u015fkalar\u0131na ac\u0131yabilirdim, ne kendime. Kendi kendime<br \/>\nD\u00fcr\u00fcst\u00e7e \u00f6lmek istiyorum, dedim.<\/p>\n<p>Tom kalkm\u0131\u015ft\u0131, yuvarlak deli\u011fin tam alt\u0131na gitti ve g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zlemeye koyuldu. Benimse akl\u0131m bir \u015feye gelip tak\u0131lm\u0131\u015ft\u0131: d\u00fcr\u00fcst\u00e7e \u00f6lmek istiyordum ve bundan ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordum. Ama her \u015feyin \u00fcst\u00fcnde, doktorun bize saati s\u00f6yledi\u011finden bu yana, zaman\u0131n kay\u0131p gitti\u011fini, damla damla akt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyordum. Tom&#8217;un sesini duydu\u011fumda hava hala karanl\u0131kt\u0131.<\/p>\n<p>-Duyuyor musun?<\/p>\n<p>-Evet.<\/p>\n<p>Herifler avluda y\u00fcr\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>-\u0130\u015fimizi bitirmeye mi geldiler yoksa? Karanl\u0131kta ate\u015f edemezler ki!<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre sonra hi\u00e7bir \u015fey duymad\u0131k. Tom&#8217;a,<\/p>\n<p>-\u0130\u015fte g\u00fcn do\u011fdu, dedim.<\/p>\n<p>Pedro esneyerek aya\u011fa kalkt\u0131, gidip lambay\u0131 s\u00f6nd\u00fcrd\u00fc. Arkada\u015f\u0131na,<\/p>\n<p>-Amma ayaz, dedi.<\/p>\n<p>Mahzen k\u00fcl rengi olmu\u015ftu. Uzaklardan t\u00fcfek sesleri i\u015fittik.<\/p>\n<p>-Ba\u015fl\u0131yor, dedim Tom&#8217;a. Yapsalar yapsalar bu i\u015fi arkadaki avluda yaparlar.<br \/>\nTom doktordan bir sigara istedi. Ben istemedim; can\u0131m ne sigara istiyordu ne de i\u00e7ki. Bu andan sonra s\u00fcrekli ate\u015f edip durdular.<\/p>\n<p>-Anl\u0131yor musun? dedi Tom.<\/p>\n<p>Bir \u015feyler eklemek istiyordu, ama susuyordu, kap\u0131ya bak\u0131yordu. Kap\u0131 a\u00e7\u0131ld\u0131, d\u00f6rt askerle bir te\u011fmen i\u00e7eri girdi. Tom sigaras\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcverdi.<\/p>\n<p>-Steibock kim?<\/p>\n<p>Tom kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Onu g\u00f6steren Pedro oldu.<\/p>\n<p>-Juan Mirbal kim?<\/p>\n<p>-\u015eu ot minderin \u00fcst\u00fcndeki.<\/p>\n<p>-Aya\u011fa kalk\u0131n, dedi te\u011fmen.<\/p>\n<p>Juan k\u0131m\u0131ldamad\u0131. \u0130ki asker koltuk altlar\u0131ndan tuttuklar\u0131 gibi onu kald\u0131rd\u0131lar. Ama b\u0131rak\u0131r b\u0131rakmaz y\u0131\u011f\u0131l\u0131verdi. Askerler duraksad\u0131lar.<\/p>\n<p>-Kendini k\u00f6t\u00fc hisseden ilk mahk\u00fcm de\u011fil bu, dedi te\u011fmen. Siz ikiniz al\u0131n g\u00f6t\u00fcr\u00fcn onu, orada ne yaparlarsa yaps\u0131nlar. Tom&#8217;a d\u00f6nd\u00fc:<\/p>\n<p>-Haydi, y\u00fcr\u00fcy\u00fcn.<\/p>\n<p>Tom iki askerin aras\u0131nda \u00e7\u0131kt\u0131. \u00d6teki iki asker artlar\u0131ndan gidiyorlard\u0131, k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fc<br \/>\nkoltuklar\u0131ndan ve dizlerinden tutmu\u015flar g\u00f6t\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. Bay\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131, g\u00f6zleri iri iri a\u00e7\u0131lm\u0131\u015ft\u0131 ve yanaklar\u0131ndan ya\u015flar ak\u0131yordu. Ben de \u00e7\u0131kmak isteyince te\u011fmen beni durdurdu:<\/p>\n<p>-Siz \u0130bbieta m\u0131s\u0131n\u0131z?<\/p>\n<p>-Evet.<\/p>\n<p>-\u015eimdilik burada bekleyin. Birazdan gelip sizi alacaklar.<\/p>\n<p>\u00c7\u0131kt\u0131lar. Bel\u00e7ikal\u0131 ve iki gardiyan da \u00e7\u0131kt\u0131, ben yaln\u0131z kald\u0131m. Ba\u015f\u0131ma ne gelece\u011fini bilmiyordum, ama hemen i\u015fimi bitirseler benim i\u00e7in iyi olurdu. Hemen hemen d\u00fczenli aral\u0131klarla salvolar\u0131 i\u015fitiyordum, her biriyle titriyordum. Ulumak ve sa\u00e7lar\u0131m\u0131 yolmak istiyordum. Ama di\u015flerimi s\u0131k\u0131yor, ellerimi ceplerime dald\u0131r\u0131yordum; \u00e7\u00fcnk\u00fc d\u00fcr\u00fcst kalmak istiyordum.<\/p>\n<p>Bir saat sonra beni almaya geldiler ve birinci kata, s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bana bo\u011fucu geldi\u011fi, sigara kokan bir odaya g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler. Orada, dizlerinin \u00fcst\u00fcnde ka\u011f\u0131tlar olan, koltuklara oturmu\u015f sigara i\u00e7en iki subay vard\u0131.<\/p>\n<p>-Senin ad\u0131n \u0130bbieta m\u0131?<\/p>\n<p>-Evet.<\/p>\n<p>-Ramon Gris nerede?<\/p>\n<p>-Bilmiyorum.<\/p>\n<p>Beni sorguya \u00e7eken, k\u0131sa boylu, t\u0131knaz biriydi. Kelebek g\u00f6zl\u00fcklerinin ard\u0131nda kat\u0131 bak\u0131\u015fl\u0131 g\u00f6zleri vard\u0131.<\/p>\n<p>-Yakla\u015f, dedi.<\/p>\n<p>Yakla\u015ft\u0131m. Aya\u011fa kalkt\u0131, y\u00fcz\u00fcme, beni yerin dibine sokmak istercesine bakarak kollar\u0131mdan yakalad\u0131. Ayn\u0131 zamanda b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle paz\u0131lar\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131yordu. Bu bana ac\u0131 \u00e7ektirmek i\u00e7in de\u011fildi, bu b\u00fcy\u00fck bir oyundu, bana s\u00f6z\u00fcn\u00fc ge\u00e7irmeye \u00e7abal\u0131yordu. Pis solu\u011funu surat\u0131ma \u00fcflemekten de geri kalm\u0131yordu. B\u00f6yle bir s\u00fcre kald\u0131k, bu bana g\u00fclmek iste\u011fi veriyordu.<br \/>\n\u00d6l\u00fcme giden adam\u0131 y\u0131ld\u0131rmak i\u00e7in daha da fazladan bir \u015feyler yapmak gerekirdi. Bu i\u015fe yaram\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u015eiddetle beni itti ve yine oturdu.<\/p>\n<p>-Onun hayat\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k senin hayat\u0131n. Onun nerede oldu\u011funu bize s\u00f6ylersen hayat\u0131n\u0131 kurtar\u0131r\u0131z. K\u0131rba\u00e7l\u0131, \u00e7izmeli bu iki adam yine de bir g\u00fcn \u00f6lecektiler. Benden biraz daha sonra, ama \u00e7ok sonra de\u011fil. Ellerindeki ka\u011f\u0131t par\u00e7alar\u0131nda ad ar\u0131yorlard\u0131, ba\u015fka insanlar\u0131 hapsetmek ve a\u015fa\u011f\u0131lamak i\u00e7in onlar\u0131n pe\u015flerinden ko\u015fuyorlard\u0131. \u0130spanya&#8217;n\u0131n gelece\u011fi konusunda ve ba\u015fka konularda g\u00f6r\u00fc\u015fleri vard\u0131. Onlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7abalar\u0131 bana kaba, g\u00fcl\u00fcn\u00e7 geliyordu. Kendimi onlar\u0131n yerine koyam\u0131yordum art\u0131k, bana deliymi\u015f gibi geliyorlard\u0131. T\u0131knaz\u0131 hep bana bak\u0131yordu, k\u0131rbac\u0131yla \u00e7izmelerine vuruyordu. B\u00fct\u00fcn hareketleri ona canl\u0131 ve y\u0131rt\u0131c\u0131 bir hayvan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vermek i\u00e7in hesapl\u0131 kitapl\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>-Evet? Anla\u015f\u0131ld\u0131 m\u0131?<\/p>\n<p>-Gris&#8217;in nerede oldu\u011funu bilmiyorum, dedim. San\u0131r\u0131m Madrid&#8217;teydi.<\/p>\n<p>\u00d6teki subay solgun elini \u015f\u00f6yle bir kald\u0131rd\u0131. Bu \u015f\u00f6yle bir hareket bile hesapl\u0131yd\u0131. B\u00fct\u00fcn k\u00fc\u00e7\u00fck oyunlar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordum ve b\u00f6yle e\u011flenmek isteyen insanlar\u0131n bulunmas\u0131 beni \u015fa\u015f\u0131rt\u0131yordu.<\/p>\n<p>Yava\u015f\u00e7a,<\/p>\n<p>-D\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in on be\u015f dakikan\u0131z var, dedi. Al\u0131n bunu \u00e7ama\u015f\u0131rhaneye g\u00f6t\u00fcr\u00fcn, on be\u015f dakika sonra geri getirin. \u0130nkar etmekte direnirse hemen kur\u015funa dizilecek.<\/p>\n<p>Ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 biliyorlard\u0131: Geceyi beklemekle ge\u00e7irmi\u015ftim. Ondan sonra, Tom ve Juan kur\u015funa dizilirken beni bir saat daha mahzende bekletmi\u015flerdi, \u015fimdi de g\u00f6t\u00fcr\u00fcp beni \u00e7ama\u015f\u0131rhaneye kapat\u0131yorlard\u0131. Yapacaklar\u0131 \u015feyi geceden haz\u0131rlam\u0131\u015f olmal\u0131yd\u0131lar.<\/p>\n<p>Zamanla sinirlerin harap olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor ve benim de b\u00f6yle olaca\u011f\u0131m\u0131 umut ediyorlard\u0131.Aldan\u0131yorlard\u0131. \u00c7ama\u015f\u0131rhanede arkal\u0131ks\u0131z bir iskemleye oturdum, \u00e7\u00fcnk\u00fc kendimi pek bitkin hissediyordum. D\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuldum. Ama onlar\u0131n \u00f6nerisini de\u011fil elbette. Gris&#8217;in nerede oldu\u011funu biliyordum do\u011frusu: Ye\u011fenlerinin yan\u0131nda gizleniyordu, \u015fehirden d\u00f6rt kilometre<br \/>\nuzaktayd\u0131. Gizlendi\u011fi yeri a\u00e7\u0131k etmeyece\u011fimi de biliyordum, i\u015fkence yapmazlarsa. (\u0130\u015fkenceyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr gibi bir halleri de yoktu zaten.) B\u00fct\u00fcn bunlar pek d\u00fczg\u00fcn, anla\u015f\u0131l\u0131rd\u0131 ve beni zerre kadar ilgilendirmiyordu. Yaln\u0131zca davran\u0131\u015f\u0131m\u0131n nedenlerini anlamak istemi\u015ftim. Gris&#8217;i ele vermektense gebermeyi ye\u011f tutuyordum. Ni\u00e7in? Art\u0131k Ramon Gris&#8217;i sevmiyordum. Ona olan dostlu\u011fum Concha&#8217;ya olan a\u015fk\u0131mla, ya\u015famak tutkumla birlikte g\u00fcn do\u011fmadan az \u00f6nce \u00f6l\u00fcp gitmi\u015fti. Ku\u015fkusuz ona hep de\u011fer veriyordum, yi\u011fit bir adamd\u0131. Ama onun yerine \u00f6lmeyi kabul edi\u015fimin nedeni bu de\u011fildi; hayat\u0131 benimkinden daha de\u011ferli de\u011fildi. Hi\u00e7bir hayat\u0131n de\u011feri yoktu. Tutup bir adam\u0131 duvara day\u0131yorlar, sonra da geberip gidene kadar \u00fcst\u00fcne ate\u015f ediyorlard\u0131. \u0130ster bu adam ben olay\u0131m, ister Gris olsun, ister bir ba\u015fkas\u0131, hep<br \/>\nayn\u0131yd\u0131. \u0130spanya s\u00f6z konusu olunca, Gris&#8217;nin benden daha i\u015fe yarar bir insan oldu\u011funu biliyordum, ama \u0130spanya ve karga\u015fa v\u0131z geliyordu bana. Art\u0131k hi\u00e7bir \u015feyin \u00f6nemi yoktu.<\/p>\n<p>Gel gelelim ben buradayd\u0131m. Gris&#8217;i ele vererek de postu kurtarabilirdim ve bunu yapmay\u0131 reddediyordum, hatta bunu g\u00fcl\u00fcn\u00e7 bile buluyordum; bu inattand\u0131. Dik ba\u015fl\u0131l\u0131k etmek gerek! diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. \u0130\u00e7ime tuhaf bir sevin\u00e7 doluyordu. Gelip beni ald\u0131lar, iki subay\u0131n yan\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler: Ayaklar\u0131m\u0131z\u0131n dibinden bir fare ge\u00e7ti ve dalgaya ald\u0131m i\u015fi. Falanjistlerden birine d\u00f6nd\u00fcm ve:<\/p>\n<p>-Fareyi g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz m\u00fc? dedim.<\/p>\n<p>Yan\u0131t vermedi. Karamsard\u0131, ciddi olmaya \u00e7abal\u0131yordu. \u0130\u00e7imden g\u00fclmek geliyordu benimse, ama kendimi tutuyordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir ba\u015flad\u0131m m\u0131 kendimi tutamayaca\u011f\u0131mdan korkuyordum. Falanjist, b\u0131y\u0131kl\u0131yd\u0131. Ona yeniden:<\/p>\n<p>-B\u0131y\u0131klar\u0131n\u0131 kesmelisin ahbap, dedim.<\/p>\n<p>Ya\u015farken y\u00fcz\u00fcn\u00fc k\u0131llar\u0131n sarmas\u0131 bana tuhaf geliyordu. Geli\u015fig\u00fczel bir tekme savurdu bana ve sustum.<\/p>\n<p>-Ee, dedi t\u0131knaz subay, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcn m\u00fc?<\/p>\n<p>\u00c7ok ender g\u00f6r\u00fclen cinsten b\u00f6ceklere bakar gibi merakla bakt\u0131m onlara.<\/p>\n<p>-Nerede oldu\u011funu biliyorum, dedim. Mezarl\u0131kta gizleniyor. Ya bir mezar \u00e7ukurunda, ya da mezarc\u0131lar\u0131n kul\u00fcbesinde.<\/p>\n<p>Bu onlara bir oyun oynamak i\u00e7indi. Onlar\u0131n aya\u011fa kalkt\u0131klar\u0131n\u0131, fi\u015fekliklerini ku\u015fand\u0131klar\u0131n\u0131 ve tela\u015fl\u0131 bir tav\u0131rla emirler verdiklerini g\u00f6rmek istiyordum.<\/p>\n<p>Aya\u011fa f\u0131rlad\u0131lar.<\/p>\n<p>-Haydi gidelim. Moles, git Te\u011fmen Lopez&#8217;den on be\u015f adam iste. Sen; dedi t\u0131knaz olan\u0131, sana gelince do\u011fruyu s\u00f6yl\u00fcyorsan s\u00f6z\u00fcm yok; bizi uyutuyorsan bu sana pahal\u0131ya mal olacak.<\/p>\n<p>Ba\u011f\u0131ra \u00e7a\u011f\u0131ra gittiler ve ben falanjistlerin g\u00f6zetimi alt\u0131nda sakin sakin bekledim. Zaman zaman kendi kendime g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc neler yapt\u0131klar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Kendimi sersemlemi\u015f ve k\u00f6t\u00fcc\u00fcl hissediyordum. Onlar\u0131 mezar ta\u015flar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131rken, bir bir lahit kap\u0131lar\u0131n\u0131 a\u00e7arken g\u00f6z\u00fcm\u00fcn \u00f6n\u00fcne getiriyordum. Sanki bir ba\u015fkas\u0131ym\u0131\u015f\u0131m gibi durumu g\u00f6z\u00fcmde canland\u0131r\u0131yordum. Kahramanl\u0131k yapmay\u0131 akl\u0131na koymu\u015f \u015fu mahk\u00fcm, b\u0131y\u0131klar\u0131yla \u015fu heybetli falanjistler ve mezarlar\u0131n aras\u0131nda ko\u015fup duran \u015fu \u00fcniformal\u0131 adamlar: Bu dayan\u0131lmaz bir g\u00fcl\u00fcn\u00e7l\u00fckt\u00fc.<\/p>\n<p>Yar\u0131m saat sonra ufak tefek t\u0131knaz olan\u0131 tek ba\u015f\u0131na \u00e7\u0131kageldi. Beni kur\u015funa dizme emri verece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. \u00d6tekiler mezarl\u0131kta kalm\u0131\u015f olmal\u0131yd\u0131lar.<\/p>\n<p>Subay bana bakt\u0131. Pek \u00f6yle bozum olmu\u015f bir hali yoktu.<\/p>\n<p>-\u00d6tekilerle birlikte bunu da b\u00fcy\u00fck avluya g\u00f6t\u00fcr\u00fcn, dedi. Asker\u00ee harekattan sonra, g\u00f6revli mahkeme kaderini tayin edecek.<\/p>\n<p>Anlamam\u0131\u015ft\u0131m.<\/p>\n<p>-Yani beni&#8230; Beni kur\u015funa dizmeyecek misiniz? diye sordum.<\/p>\n<p>-\u015eimdi de\u011fil herhalde. Sonra. Art\u0131k i\u015fin oras\u0131n\u0131 bilmem.<\/p>\n<p>Hi\u00e7, ama hi\u00e7 anlam\u0131yordum.<\/p>\n<p>-Ama ni\u00e7in? dedim.<\/p>\n<p>Yan\u0131t vermeden omuzlar\u0131n\u0131 silkti ve askerler beni al\u0131p g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler. B\u00fcy\u00fck avluda kad\u0131nlarla, \u00e7ocuklarla, ya\u015fl\u0131larla y\u00fcz kadar tutuklu vard\u0131. Ortadaki ye\u015filli\u011fin \u00e7evresinde d\u00f6nmeye koyuldum, \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131m. \u00d6\u011fleyin, bizi yemekhanede doyurdular. \u0130ki \u00fc\u00e7 herif beni sorguya \u00e7ekti.<\/p>\n<p>Onlar\u0131 tan\u0131yor olmal\u0131yd\u0131m, ama yan\u0131t vermedim. Nerede oldu\u011fumu da bilmiyordum art\u0131k.<\/p>\n<p>Ak\u015fama do\u011fru on kadar yeni tutukluyu avluya getirdiler. F\u0131r\u0131nc\u0131 Garcia&#8217;y\u0131 tan\u0131d\u0131m. Bana:<\/p>\n<p>-\u0130\u015fe bak! Seni hayatta bulaca\u011f\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordum, dedi.<\/p>\n<p>-Beni \u00f6l\u00fcme mahkum etmi\u015flerdi, dedim, sonra da fikirlerini de\u011fi\u015ftirdiler. Nedendir bilmiyorum.<\/p>\n<p>-Beni saat ikide tutuklad\u0131lar, dedi Garcia.<\/p>\n<p>-Ni\u00e7in?<\/p>\n<p>Garcia siyasetle u\u011fra\u015fm\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Bilmiyorum, dedi. Kendileri gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmeyen herkesi tutuklad\u0131lar.<\/p>\n<p>Sesini al\u00e7altt\u0131.<\/p>\n<p>-Gris&#8217;yi de haklad\u0131lar. Titremeye ba\u015flad\u0131m.<\/p>\n<p>-Ne zaman?<\/p>\n<p>-Bu sabah. Aptall\u0131k etmi\u015f. Sal\u0131 g\u00fcn\u00fc ye\u011feninden ayr\u0131lm\u0131\u015f, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir \u015feyler \u00f6\u011frenmi\u015fler. Onu gizleyecek adam yok de\u011filmi\u015f, ama o kimseye y\u00fck olmak istemiyormu\u015f. \u0130bbietalarda gizlenecektim, ama onlar yakalan\u0131nca gidip mezarl\u0131\u011fa gizlenece\u011fim, demi\u015f.<\/p>\n<p>-Mezarl\u0131\u011fa m\u0131?<\/p>\n<p>-Evet. Aptall\u0131k i\u015fte. Tabii bu sabah oradan ge\u00e7tiler, olan oldu. Mezarc\u0131lar\u0131n kul\u00fcbesinde buldular onu. Ate\u015f ettiler, i\u015fini bitirdiler.<\/p>\n<p>-Mezarl\u0131kta!<\/p>\n<p>Her \u015fey d\u00f6nmeye ba\u015flad\u0131 ve topra\u011fa \u00e7\u00f6k\u00fcverdim: \u00d6yle bir g\u00fcl\u00fcyordum ki, g\u00f6z\u00fcmden ya\u015flar<br \/>\ngeliyordu.<\/span><\/span><\/p>\n<p align=\"left\">\n<p align=\"left\"><strong> <span style=\"font-size: large;\"> <span lang=\"TR\"> EROSTRATE <\/span><\/span> <\/strong><\/p>\n<p>\u0130nsanlar; onlara yukar\u0131dan bakmak gerek. I\u015f\u0131\u011f\u0131 s\u00f6nd\u00fcr\u00fcp pencereye ge\u00e7iyordum: Yukar\u0131dan birisinin onlar\u0131 g\u00f6zleyece\u011fini ak\u0131llar\u0131na bile getirmiyorlard\u0131. \u00d6nden g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerine dikkat ederler, baz\u0131 da arkadan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerine, ama b\u00fct\u00fcn g\u00f6sterileri bir yetmi\u015flik seyirciler i\u00e7in<br \/>\nhesaplanm\u0131\u015ft\u0131r. Zaten kim kalkar da bir melon \u015fapkan\u0131n alt\u0131nc\u0131 kattan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr? Omuzlar\u0131n\u0131 ve kafalar\u0131n\u0131 canl\u0131 renkler, g\u00f6z al\u0131c\u0131 kuma\u015flarla savunmay\u0131 bir yana korlar. \u0130nsano\u011flunun bu b\u00fcy\u00fck d\u00fc\u015fman\u0131yla sava\u015fmay\u0131 bilmezler: Ku\u015fbak\u0131\u015f\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fle.<\/p>\n<p>E\u011filiyordum ve g\u00fclmeye ba\u015fl\u0131yordum: O kadar gurur duyduklar\u0131 e\u015fsiz benzersiz \u015fu ayakta olma durumu neredeydi \u015fimdi? Kald\u0131r\u0131ma yap\u0131\u015fm\u0131\u015f eziliyorlard\u0131; yar\u0131 s\u00fcr\u00fcngen iki uzun bacak omuzlar\u0131n\u0131n alt\u0131ndan \u00e7\u0131k\u0131 \u00e7\u0131k\u0131veriyordu.<\/p>\n<p>Alt\u0131nc\u0131 kat\u0131n balkonunda: Ben b\u00fct\u00fcn hayat\u0131m\u0131 burada ge\u00e7irmeliydim. Ahlaki \u00fcst\u00fcnl\u00fckleri maddi simgelerle peki\u015ftirmeli, yoksa y\u0131k\u0131l\u0131p giderler. \u00d6yleyse, kesinkes, insanlar \u00fczerindeki \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcm nedir benim? Bir konum \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcnden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil: \u0130\u00e7imdeki insano\u011flunun \u00fcst\u00fcnde yer alm\u0131\u015f\u0131m ve seyrediyorum onu. \u0130\u015fte bunun i\u00e7in Notre-Dame&#8217;\u0131n<br \/>\nkulelerini, Eiffel Kulesinin sahanl\u0131\u011f\u0131n\u0131, Sacre-Coeur&#8217;\u00fc, Delambre Soka\u011f\u0131ndaki alt\u0131nc\u0131 kat\u0131m\u0131 seviyorum. Bunlar e\u015fsiz simgeler. Baz\u0131 baz\u0131 soka\u011fa inmek gerekiyordu; s\u00f6zgeli\u015fi i\u015fe gitmek i\u00e7in.<\/p>\n<p>Bo\u011fuluyordum. \u0130nsanlarla d\u00fczayak bir yerde birlikte olunca onlar\u0131 kar\u0131nca yerine koymak \u00e7ok g\u00fc\u00e7t\u00fcr. De\u011ferler. Bir kere, sokakta \u00f6lm\u00fc\u015f bir herif g\u00f6rd\u00fcm. Y\u00fcz\u00fckoyun d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>Arka \u00fcst\u00fc \u00e7evirdiler, y\u00fcz\u00fc kan\u0131yordu. A\u00e7\u0131k g\u00f6zlerini de, solgun bezini de, kan\u0131 da g\u00f6rd\u00fcm. Kendi kendime: Bir \u015fey de\u011fil, yeni boyanm\u0131\u015f bir resimden daha fazla heyecan verici de\u011fil. Burnunu k\u0131rm\u0131z\u0131ya boyam\u0131\u015flar i\u015fte, o kadar, diyordum. Ama beni bacaklar\u0131mdan ve ensemden yakalayan pis bir a\u011fr\u0131 duydum, bay\u0131ld\u0131m. Bir eczaneye g\u00f6t\u00fcrd\u00fcler, omuzlar\u0131ma vurdular, alkol i\u00e7irdiler. Onlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrecektim neredeyse.<\/p>\n<p>Onlar\u0131n benim d\u00fc\u015fman\u0131m olduklar\u0131n\u0131 biliyordum, ama onlar bunu bilmiyorlard\u0131. Aralar\u0131nda sevi\u015fiyorlard\u0131, dayan\u0131\u015f\u0131yorlard\u0131; bana gelince, \u015furada burada yard\u0131m eli uzatacaklard\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc benim kendi hemcinsleri oldu\u011fuma inan\u0131yorlard\u0131. Ama ger\u00e7e\u011fin en k\u00fc\u00e7\u00fck yan\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenebilselerdi beni d\u00f6verlerdi. Zaten daha sonra o da oldu. Beni yakalay\u0131p da kim oldu\u011fumu anlad\u0131klar\u0131 zaman tozumu silktiler, komiserlikte iki saat s\u0131rt\u0131ma vurdular, tekme<br \/>\ntokat giri\u015ftiler, kollar\u0131m\u0131 b\u00fckt\u00fcler, pantolonumu indirdiler, sonunda g\u00f6zl\u00fcklerimi yere \u00e7arpt\u0131lar; ben yere kapanm\u0131\u015f, g\u00f6zl\u00fcklerimi ararken g\u00fclerek k\u0131\u00e7\u0131ma tekmeler att\u0131lar. Beni sonunda d\u00f6veceklerini her zaman \u00f6nceden bilmi\u015fimdir. G\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011filim ve kendimi savunam\u0131yorum.<\/p>\n<p>Uzun s\u00fcredir beni onlar g\u00f6zl\u00fcyorlar: B\u00fcy\u00fckler yani. Sokakta, g\u00fclmek i\u00e7in, ne yapaca\u011f\u0131m\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in beni itip kak\u0131yorlard\u0131. Hi\u00e7 sesimi \u00e7\u0131karm\u0131yordum. Hi\u00e7bir \u015fey anlamam\u0131\u015f gibi davran\u0131yordum.<\/p>\n<p>Gel gelelim onlar\u0131n elindeydim. Onlardan korkuyordum: Bu bir \u00f6nseziydi. Ama d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki onlardan nefret etmem i\u00e7in \u00e7ok ciddi nedenlerim vard\u0131.<\/p>\n<p>Bu bak\u0131mdan, her \u015fey, bir tabanca sat\u0131n ald\u0131\u011f\u0131m g\u00fcnden ba\u015flayarak \u00e7ok iyi gitti. \u0130nsan, \u00fcst\u00fcnde patlayabilen ve g\u00fcr\u00fclt\u00fc \u00e7\u0131karan \u015feylerden birini s\u00fcrekli ta\u015f\u0131rsa kendini kuvvetli hissediyor.<\/p>\n<p>Pazar g\u00fcn\u00fc onu al\u0131yor, pantolonumun cebine \u015f\u00f6yle sokuveriyor, dola\u015fmaya \u00e7\u0131k\u0131yordum, genellikle bulvarda dola\u015f\u0131r\u0131m. Onu pantolonumun \u00fcst\u00fcnden bir \u00e7a\u011fanoz \u00e7eki\u015ftirir gibi \u00e7eki\u015ftirdi\u011fini hissediyordum; onu kal\u00e7amda buz gibi hissediyordum. Ama yava\u015f yava\u015f, bedenime de\u011fe de\u011fe \u0131s\u0131n\u0131yordu. Belli bir sertlikle y\u00fcr\u00fcyordum; cinsel organ\u0131 dikle\u015fmekte olan, her ad\u0131m at\u0131\u015fta onu gemleyen bir adam g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131 bende. Elimi cebime sokuyor ve nesne&#8217;yi yokluyordum. Zaman zaman genel tuvalete giriyordum -orada, i\u00e7eride<br \/>\nbile \u00e7ok dikkat ediyordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc yanlarda insanlar olur- tabancam\u0131 \u00e7\u0131kar\u0131yordum, okkal\u0131yordum, siyah t\u0131rt\u0131kl\u0131 kabzas\u0131na ve yar\u0131 kapal\u0131 bir g\u00f6zkapa\u011f\u0131n\u0131 and\u0131ran siyah teti\u011fine bak\u0131yordum. D\u0131\u015far\u0131dan bakanlar, \u00f6tekiler, ayr\u0131k ayaklar\u0131m\u0131 ve pantolonumun pa\u00e7alar\u0131n\u0131 g\u00f6renler i\u015fedi\u011fimi san\u0131yorlard\u0131. Ama ben genel tuvaletlerde hi\u00e7 i\u015femem.<\/p>\n<p>Bir ak\u015fam insanlara ate\u015f etmek d\u00fc\u015f\u00fcncesi geldi akl\u0131ma. Bir cumartesi ak\u015fam\u0131yd\u0131; Montparnasse Soka\u011f\u0131nda bir otelin \u00f6n\u00fcnde n\u00f6bet tutan sar\u0131\u015f\u0131n\u0131, Lea&#8217;y\u0131 aramak i\u00e7in \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131m.<\/p>\n<p>Bir kad\u0131nla yak\u0131n ili\u015fkim hi\u00e7 olmad\u0131. Olsayd\u0131 kendimi soyguna u\u011fram\u0131\u015f hissederdim. Onlar\u0131n \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131kars\u0131n, tamam, ama onlar da t\u00fcyl\u00fc koca a\u011f\u0131zlar\u0131yla sizin ap\u0131\u015f aran\u0131z\u0131 yer bitirirler. Duydu\u011fuma g\u00f6re de bu al\u0131\u015fveri\u015fte kazan\u00e7l\u0131 \u00e7\u0131kan onlar olurmu\u015f.<\/p>\n<p>Ben kimseden bir \u015fey istemiyorum, ama art\u0131k bir \u015fey vermek de\u00a0 istemiyorum. Ya da, bana tiksintiyle boyun e\u011fen so\u011fuk ve sofu bir kad\u0131n gerekiyor olmal\u0131yd\u0131. Her ay\u0131n ilk cumartesi g\u00fcn\u00fc Lea ile Duquesne Otelinin bir odas\u0131na kapan\u0131yordum. O soyunuyordu, ben de elimi s\u00fcrmeden ona bak\u0131yordum. Baz\u0131 zamanlar ne olursa pantolonumun i\u00e7inde oluyordu,<br \/>\nbaz\u0131 zamanlarda da i\u015fin sonunu getirmek i\u00e7in eve gidecek kadar vaktim olmuyordu. O ak\u015fam onu yerinde bulamad\u0131m. Bir zaman bekledim, gelmedi\u011fini g\u00f6r\u00fcnce so\u011fuk alg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ge\u00e7irdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. Ocak ay\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131yd\u0131; hava \u00e7ok so\u011fuktu. \u00dcz\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcm: Ben hayalci bir insan\u0131md\u0131r;<br \/>\nbu ak\u015fam \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131m zevki canland\u0131rm\u0131\u015ft\u0131m kafamda. Odessa Caddesinde s\u0131k s\u0131k g\u00f6z\u00fcme \u00e7arpan biraz ge\u00e7kince, ama etine dolgun bir esmer vard\u0131. Biraz ge\u00e7kince kad\u0131nlardan nefret etmem: Soyunduklar\u0131 zaman \u00f6tekilerden daha \u00e7\u0131plakm\u0131\u015f gibi olurlar. Ama benim huyumu soyumu bilmiyordu, a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k ona anlatmak da beni biraz utand\u0131r\u0131yordu. Sonra yeni yeni<br \/>\ntan\u0131\u015f\u0131kl\u0131klardan ka\u00e7\u0131n\u0131r\u0131m. Bu kad\u0131nlar bir kap\u0131n\u0131n arkas\u0131na bir h\u0131rs\u0131z saklayabilirler ve herif \u00fcst\u00fcn\u00fcze sald\u0131r\u0131r, paran\u0131z\u0131 al\u0131r. Bir yumruk da yemezseniz talihiniz varm\u0131\u015f say\u0131l\u0131r. Gel gelelim bu ak\u015fam nereden geldi\u011fini bilmedi\u011fim bir kahramanl\u0131kla eve gidip tabancam\u0131 almaya ve bir ser\u00fcvene at\u0131lmaya karar verdim.<\/p>\n<p>Kad\u0131na yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131mda aradan bir \u00e7eyrek saat ge\u00e7mi\u015fti; tabancam da cebimdeydi, art\u0131k hi\u00e7bir \u015feyden korkmuyordum. Yak\u0131ndan bak\u0131l\u0131nca daha \u00e7ok ac\u0131nacak bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131. Kar\u015f\u0131 kom\u015fuma, \u00e7avu\u015fun kar\u0131s\u0131na benziyordu. Bundan da a\u015f\u0131r\u0131 ho\u015fnut oldum, \u00e7\u00fcnk\u00fc uzun s\u00fcreden beri can\u0131m onu \u00e7\u0131plak g\u00f6rmeyi istiyordu. \u00c7avu\u015f gidince, pencere a\u00e7\u0131k giyiniyordu; ben de onu yakalamak i\u00e7in genellikle perdenin arkas\u0131na gizleniyordum. Ama tuvaletini odan\u0131n dibinde yap\u0131yordu.<\/p>\n<p>Stella Otelinin yaln\u0131z d\u00f6rd\u00fcnc\u00fc kat\u0131nda bo\u015f bir oda vard\u0131. \u00c7\u0131kt\u0131k. Kad\u0131n olduk\u00e7a a\u011f\u0131rd\u0131, soluk almak i\u00e7in her basamakta duruyordu. Bense pek rahatt\u0131m: G\u00f6be\u011fime ra\u011fmen kuru bir bedenim var ve solu\u011fumun kesilmesi i\u00e7in d\u00f6rt kattan fazla olmas\u0131 gerekir. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc kat\u0131n sahanl\u0131\u011f\u0131nda kad\u0131n durdu; derin bir soluk alarak sa\u011f elini kalbine bast\u0131rd\u0131. Sol elinde de<br \/>\nodan\u0131n anahtar\u0131n\u0131 tutuyordu.<\/p>\n<p>Beni g\u00fcld\u00fcrmeye \u00e7al\u0131\u015farak,<\/p>\n<p>-Y\u00fcksek, dedi.<\/p>\n<p>Hi\u00e7 yan\u0131t vermeden elinden anahtar\u0131 ald\u0131m, kap\u0131y\u0131 a\u00e7t\u0131m. Tabancam\u0131 cebimin i\u00e7inde \u00f6n\u00fcme \u00e7evrik olarak sol elimle tutuyordum, elektrik d\u00fc\u011fmesini \u00e7evirene kadar da elimden b\u0131rakmad\u0131m. Oda bo\u015ftu. Lavaboya bir kal\u0131p ye\u015fil sabun koymu\u015flard\u0131. G\u00fcl\u00fcmsedim: Benim i\u00e7in bidelerin, sabun kal\u0131plar\u0131n\u0131n hi\u00e7bir \u00f6nemi yoktu. Kad\u0131n arkamda durmadan soluyordu, bu beni co\u015fkuland\u0131r\u0131yordu. D\u00f6nd\u00fcm; bana dudaklar\u0131n\u0131 uzatt\u0131. Kad\u0131n\u0131 ittim.<\/p>\n<p>-Soyun, dedim.<\/p>\n<p>T\u00fcyl\u00fc bir koltuk vard\u0131, rahat\u00e7a oturdum. Bu gibi durumlarda sigara i\u00e7medi\u011fime \u00fcz\u00fcl\u00fcr\u00fcm. Kad\u0131n, giysisini \u00e7\u0131kard\u0131, sonra bana ku\u015fkuyla bir g\u00f6z atarak durdu.<\/p>\n<p>Arkaya do\u011fru kayk\u0131larak,<\/p>\n<p>-Ad\u0131n ne senin? dedim.<\/p>\n<p>-Renee.<\/p>\n<p>-Peki Renee, \u00e7abuk ol, bekliyorum.<\/p>\n<p>-Sen soyunmuyor musun?<\/p>\n<p>-Hadi, hadi, dedim ona, sen i\u015fine bak, benimle u\u011fra\u015fma.<\/p>\n<p>Donunu ayaklar\u0131na indirdi, sonra \u00e7\u0131kar\u0131p sutyeniyle birlikte \u00f6zenle giysisinin \u00fcst\u00fcne koydu.<\/p>\n<p>-Sen k\u00fc\u00e7\u00fck bir yaramaz, bir tembel misin yoksa \u015fekerim? diye sordu kad\u0131n. \u0130ster misin kar\u0131c\u0131\u011f\u0131n her i\u015fi yaps\u0131n? Ayn\u0131 zamanda bana do\u011fru geldi, oturdu\u011fum koltu\u011fun dirseklerine elleriyle dayanarak b\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yla bacaklar\u0131m\u0131n aras\u0131na diz \u00e7\u00f6kmeye kalkt\u0131. Kad\u0131n\u0131 sert\u00e7e kald\u0131rd\u0131m.<\/p>\n<p>-B\u00f6yle de\u011fil, b\u00f6yle de\u011fil, dedim. \u015ea\u015fk\u0131nl\u0131kla bana bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Ne yapay\u0131m istiyorsun ama?<\/p>\n<p>-Hi\u00e7. Y\u00fcr\u00fc, dola\u015f, senden daha fazlas\u0131n\u0131 istemiyorum. Beceriksiz bir tav\u0131rla bir boydan bir boya y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flad\u0131. Kad\u0131nlar\u0131n \u00e7\u0131plakken y\u00fcr\u00fcmeleri kadar hi\u00e7bir \u015fey canlar\u0131n\u0131 s\u0131kamaz. Topuklar\u0131n\u0131 yere basmaya al\u0131\u015f\u0131k de\u011fillerdir. Yosma s\u0131rt\u0131n\u0131 kamburla\u015ft\u0131r\u0131yor ve kollar\u0131n\u0131 sal\u0131veriyordu. Bense pek ho\u015fnuttum; burada bir koltu\u011fa sakin sakin oturmu\u015f, bo\u011faz\u0131na kadar<br \/>\ngiyinik bir durumda, eldivenlerim bile elimde; \u015fu ge\u00e7kince kad\u0131nsa benim emrim \u00fczerine \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak soyunmu\u015f, \u00e7evremde dolan\u0131p duruyor.<\/p>\n<p>Ba\u015f\u0131n\u0131 bana do\u011fru d\u00f6nd\u00fcrd\u00fc, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc kurtarmak i\u00e7in fettanca g\u00fcl\u00fcmsedi.<\/p>\n<p>-Beni g\u00fczel buluyor musun? G\u00f6z banyosu mu yap\u0131yorsun?<\/p>\n<p>-\u0130lgilenme sen.<\/p>\n<p>Bana, birden d\u0131\u015fa vuran bir isteksizlikle:<\/p>\n<p>-S\u00f6yle bakal\u0131m, dedi, beni b\u00f6yle uzun zaman y\u00fcr\u00fctmek niyetinde misin?<\/p>\n<p>-Otur.<\/p>\n<p>Yata\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcne oturdu; sessizce birbirimize bak\u0131\u015ft\u0131k. T\u00fcyleri diken diken olmu\u015ftu. Duvar\u0131n \u00f6teki yan\u0131ndan bir \u00e7alar saatin tik taklar\u0131 duyuluyordu. Birdenbire,<\/p>\n<p>-A\u00e7 bacaklar\u0131n\u0131, dedim.<\/p>\n<p>Bir \u00e7eyrek saniye duraksad\u0131, sonra boyun e\u011fdi. Bacaklar\u0131n\u0131n aras\u0131na bakt\u0131m ve burnumdan soludum. Sonra \u00f6yle bir g\u00fcld\u00fcm, \u00f6yle bir g\u00fcld\u00fcm ki g\u00f6zlerimden ya\u015flar geldi. Kad\u0131na sadece,<\/p>\n<p>-Anl\u0131yor musun? dedim.<\/p>\n<p>Ve yeniden g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131m.<\/p>\n<p>Aptalca bana bakt\u0131, sonra k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oldu, bacaklar\u0131n\u0131 kapatt\u0131.<\/p>\n<p>Di\u015flerinin aras\u0131ndan,<\/p>\n<p>-Aptal, dedi.<\/p>\n<p>Ama ben bir g\u00fczel g\u00fcld\u00fcm, sonunda aya\u011fa f\u0131rlad\u0131, iskemlenin \u00fcst\u00fcndeki sutyenini ald\u0131.<\/p>\n<p>-Yooo, dedim kad\u0131na, daha bitmedi. \u015eimdi sana elli frank verece\u011fim, ama param\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 isterim.<\/p>\n<p>Kad\u0131n sinirli sinirli k\u00fclotunu da ald\u0131.<\/p>\n<p>-Yetti art\u0131k, anl\u0131yor musun? Ne istiyorsun bilmiyorum. Beni buraya dalga ge\u00e7meye \u00e7\u0131kard\u0131nsa&#8230;<\/p>\n<p>Sonunda tabancam\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131m, kad\u0131na g\u00f6sterdim. Ciddi bir tav\u0131rla bana bakt\u0131, hi\u00e7bir \u015fey demeden k\u00fclotunu b\u0131rak\u0131verdi.<\/p>\n<p>-Y\u00fcr\u00fc, dedim. Dola\u015f.<\/p>\n<p>Be\u015f dakika dola\u015ft\u0131. Sonra kam\u0131\u015f\u0131m\u0131 eline verdim ve kad\u0131n\u0131 u\u011fra\u015ft\u0131rd\u0131m. Donumun \u0131sland\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissedince aya\u011fa kalkt\u0131m, kad\u0131na elli frankl\u0131k bir ka\u011f\u0131t para uzatt\u0131m. Kad\u0131n paray\u0131 ald\u0131.<\/p>\n<p>-Ho\u015f\u00e7a kal, diye ekledim. Bu paraya kar\u015f\u0131l\u0131k seni pek yormad\u0131m.<\/p>\n<p>Kad\u0131n\u0131 bir elinde sutyeni, \u00f6tekinde elli frankl\u0131k ka\u011f\u0131t parayla odan\u0131n ortas\u0131nda \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak b\u0131rak\u0131p gittim. Verdi\u011fim paradan yana i\u00e7im s\u0131zlam\u0131yordu: Kad\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131rtm\u0131\u015ft\u0131m. Bir orospu b\u00f6yle kolay kolay \u015fa\u015f\u0131rt\u0131lmazd\u0131. Merdivenleri inerken: \u0130\u015fte benim istedi\u011fim, herkesi \u015fa\u015f\u0131rtmak, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm. Bir \u00e7ocuk gibi sevin\u00e7liydim. Ye\u015fil sabunu al\u0131p g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcm; eve gelince parmaklar\u0131m\u0131n aras\u0131nda incelinceye ve uzun zaman emilmi\u015f naneli bir bonbon \u015fekerine benzeyinceye kadar sabunu s\u0131cak suyun alt\u0131nda uzun uzun ovu\u015fturdum.<br \/>\nGece s\u0131\u00e7rayarak uyand\u0131m; kad\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc, tabancam\u0131 g\u00f6sterdi\u011fim zaman g\u00f6zlerinin ald\u0131\u011f\u0131 \u015fekli ve her ad\u0131m at\u0131\u015f\u0131nda hoplayan ya\u011fl\u0131 karn\u0131n\u0131 yine g\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>Kendi kendime, amma, aptalm\u0131\u015f\u0131m, dedim. Ac\u0131 bir pi\u015fmanl\u0131k duydum: Oradayken ate\u015f etmeli, o karn\u0131 kalbura \u00e7evirmeliydim. O gece ve daha sonraki \u00fc\u00e7 gece, r\u00fcyamda g\u00f6be\u011finin \u00e7evresine dizilmi\u015f alt\u0131 tane k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131rm\u0131z\u0131 delik g\u00f6rd\u00fcm. K\u0131sacas\u0131, tabancam olmadan art\u0131k soka\u011fa \u00e7\u0131kmad\u0131m. \u0130nsanlar\u0131n s\u0131rt\u0131na bak\u0131yordum ve y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015flerine g\u00f6re, \u00fcstlerine ate\u015f etsem<br \/>\nnas\u0131l yere yuvarlan\u0131rlar diye akl\u0131mdan ge\u00e7iriyordum. Pazar g\u00fcn\u00fc klasik konserlerin \u00e7\u0131k\u0131\u015f yerine, Chatelet&#8217;nin \u00f6n\u00fcne gidip dola\u015fmay\u0131 adet edindim. Saat alt\u0131ya do\u011fru bir zil sesi duyuyordum, yer g\u00f6sterici kad\u0131nlar caml\u0131 kap\u0131lar\u0131 a\u00e7\u0131p \u00e7engelliyorlard\u0131. Bu ba\u015flang\u0131\u00e7t\u0131: Kalabal\u0131k a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r bo\u015fal\u0131yordu. \u0130nsanlar, g\u00f6zleri hala h\u00fclyal\u0131, y\u00fcrekleri hala tatl\u0131 duygularla dolu, karars\u0131z ad\u0131mlarla y\u00fcr\u00fcyorlard\u0131. \u0130\u00e7lerinde \u00e7evresine \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n bakan pek<br \/>\n\u00e7ok ki\u015fi vard\u0131. Sokak onlara masmavi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor olmal\u0131yd\u0131. \u00dcstelik esrarl\u0131 bir g\u00fcl\u00fc\u015fle g\u00fcl\u00fcyorlard\u0131. Bir d\u00fcnyadan bir \u00f6tekine ge\u00e7iyorlard\u0131. \u00d6b\u00fcr d\u00fcnyada onlar\u0131 bekleyen bendim, ben. Sa\u011f elimi pantolonuma dald\u0131rm\u0131\u015ft\u0131m ve olanca g\u00fcc\u00fcmle silah\u0131m\u0131n kabzas\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordum.<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre sonra kendimi \u00fcstlerine ate\u015f ederken g\u00f6r\u00fcyordum. Deynekler gibi deviriyordum onlar\u0131, birbirlerinin \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131; hayatta kalanlar tela\u015fa kap\u0131l\u0131p kap\u0131n\u0131n camlar\u0131n\u0131 k\u0131r\u0131p gerisin geriye tiyatrodan i\u00e7eri dal\u0131yorlard\u0131. \u00c7ok sinir bozucu bir oyundu bu: Ellerim titriyordu sonunda ve kendime gelmek i\u00e7in Dreher&#8217;de gidip bir konyak i\u00e7mek zorunda kal\u0131yordum.<\/p>\n<p>Kad\u0131nlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmezdim. Barsaklar\u0131na ate\u015f ederdim. Ya da daha olmazsa oynas\u0131nlar diye bald\u0131rlar\u0131na. Hen\u00fcz bir \u015feye karar vermemi\u015ftim. Sanki karar\u0131m kesinmi\u015f gibi davranmay\u0131 ye\u011fledim. \u0130\u015fe, \u00f6nemsiz ayr\u0131nt\u0131lar\u0131 d\u00fczene koymakla ba\u015flad\u0131m. Denfert-Rochereau Fuar\u0131&#8217;nda, bir kapal\u0131 at\u0131\u015f yerinde kendimi yeti\u015ftirdim. Hedeflerim pek \u00f6yle b\u00fcy\u00fck de\u011fildi, ama insanlar,<br \/>\n\u00f6zellikle yak\u0131ndan ate\u015f edildi\u011finde geni\u015f bir hedef olu\u015ftururlar. Sonra kendimi tan\u0131tmak i\u015fiyle u\u011fra\u015ft\u0131m. B\u00fct\u00fcn arkada\u015flar\u0131m\u0131n i\u015fyerinde topland\u0131\u011f\u0131 bir g\u00fcn\u00fc se\u00e7tim. Bir pazartesi sabah\u0131. Her ne kadar ellerini s\u0131karken deh\u015fete kap\u0131lsam da g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte aram \u00e7ok iyiydi onlarla.<\/p>\n<p>G\u00fcnayd\u0131n demek i\u00e7in eldivenlerini \u00e7\u0131kar\u0131yorlard\u0131; eldivenlerini s\u0131y\u0131r\u0131rlarken el ayalar\u0131n\u0131n \u00e7izik \u00e7izik ve ya\u011fl\u0131 \u00e7\u0131plakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya sererek parmaklar\u0131ndan yava\u015f\u00e7a eldiveni \u00e7ekerlerken m\u00fcstehcen bir havalar\u0131 vard\u0131. Bense hep eldivenliydim. Pazartesi sabah\u0131 \u00f6nemli bir \u015fey olmad\u0131. Ticaret b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn yaz\u0131c\u0131s\u0131, terkleri getirdi b\u0131rakt\u0131 bize. Lemercier, k\u0131za kibarca tak\u0131ld\u0131, k\u0131z gidince de b\u0131kk\u0131n bir \u00e7okbilmi\u015flikle k\u0131z\u0131n g\u00fczelliklerini say\u0131p d\u00f6kt\u00fcler. Sonra<br \/>\nLindbergh konu\u015fuldu. Lindbergh&#8217;i pek seviyorlard\u0131.<\/p>\n<p>-Ben siyah kahramanlar\u0131 severim, dedim.<\/p>\n<p>-Zenciler mi? diye sordu Masse.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r. B\u00fcy\u00fcc\u00fc denen siyahlar\u0131. Lindberg beyaz bir kahramand\u0131r, beni ilgilendirmez.<\/p>\n<p>-Git g\u00f6r bakal\u0131m Atlantik&#8217;i ge\u00e7mek kolay m\u0131? dedi Bouxin, ters\u00e7e.<\/p>\n<p>Onlara siyah kahramandan ne anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131 anlatt\u0131m.<\/p>\n<p>-Bir anar\u015fist, diye \u00f6zetledi Lemercier:<\/p>\n<p>Yava\u015f\u00e7a:<\/p>\n<p>-Hay\u0131r, dedim, anar\u015fistler kendi tarzlar\u0131ndaki adamlar\u0131 severler.<\/p>\n<p>-\u00d6yleyse kafadan sakat biri olmal\u0131.<\/p>\n<p>Bu s\u0131rada, m\u00fcrekkep yalam\u0131\u015f biri olarak, Masse araya girdi:<\/p>\n<p>-Ben sizin kahraman\u0131n\u0131z\u0131 anlad\u0131m, dedi bana. Ad\u0131 Erostrate. Tan\u0131nm\u0131\u015f biri olmak istiyordu; bunun i\u00e7in D\u00fcnyan\u0131n Yedi Harikas\u0131ndan biri olan Efes Tap\u0131na\u011f\u0131n\u0131 yakmaktan ba\u015fka bir \u015fey bulamad\u0131.<\/p>\n<p>-Ya tap\u0131na\u011f\u0131 yapan mimar\u0131n ad\u0131 neydi?<\/p>\n<p>-Pek hat\u0131rlam\u0131yorum, diye itiraf etti, san\u0131yorum ad\u0131 bilinmiyor.<\/p>\n<p>-Sahi mi? Erostrate&#8217;\u0131n ad\u0131n\u0131 hat\u0131rl\u0131yorsunuz ama? G\u00f6r\u00fcyorsunuz ki pek de yanl\u0131\u015f hesap yapmam\u0131\u015f.<\/p>\n<p>Konu\u015fma bu s\u00f6zc\u00fcklerle son buldu, ama ben iyice sakindim. Bunu zaman\u0131 gelince hat\u0131rlayacaklard\u0131. Bense, \u015fimdiye kadar Erostrate ad\u0131n\u0131 hi\u00e7 duymam\u0131\u015ft\u0131m; ama hikayesi beni y\u00fcreklendirdi. \u00d6leli iki bin y\u0131ldan fazla olmu\u015ftu, yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fse bir siyah elmas gibi par\u0131lday\u0131p duruyordu. Al\u0131nyaz\u0131m\u0131n k\u0131sa ve dokunakl\u0131 olaca\u011f\u0131na inanmaya ba\u015flad\u0131m. Bu beni \u00f6nceleri korkuttu, sonra sonra al\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131m. Bu durum belli bir bi\u00e7imde ele al\u0131n\u0131rsa t\u00fcyler<br \/>\n\u00fcrperticidir, ama \u00f6te yandan, ge\u00e7en zamana az\u0131msanmayacak bir g\u00fc\u00e7 ve g\u00fczellik verir. Soka\u011fa indi\u011fimde, bedenimde garip bir kuvvet hissediyordum. \u00dcst\u00fcmde tabancam oluyordu; patlayan ve g\u00fcr\u00fclt\u00fc yapan \u015fu nesne. Ama kendime g\u00fcvenim bu nesneden ileri gelmiyordu, bu bendendi: Tabancalar, kundaklar ve bombalar cinsinden bir varl\u0131kt\u0131m ben. Ben de bir g\u00fcn,<br \/>\nkaranl\u0131k \u00f6mr\u00fcm\u00fcn sonunda, patlayacak ve magnezyum par\u0131lt\u0131s\u0131 gibi \u015fiddetli ve k\u0131sa bir alevle d\u00fcnyay\u0131 ayd\u0131nlatacakt\u0131m. Bu d\u00f6neme do\u011fru, bir\u00e7ok geceler ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fc g\u00f6r\u00fcr oldum: Bir anar\u015fisttim. \u00c7ar&#8217;\u0131n ge\u00e7ece\u011fi yola pusu kuruyordum ve \u00fczerimde bomba. S\u00f6ylenilen saatte alay ge\u00e7iyordu, bomba patl\u0131yor ve kalabal\u0131\u011f\u0131n g\u00f6z\u00fc \u00f6n\u00fcnde ben, \u00c7ar ve giyimli ku\u015faml\u0131 \u00fc\u00e7 subay<br \/>\nhavaya u\u00e7uyorduk.<\/p>\n<p>\u0130\u015fe gitmez oldum haftalarca. Bulvarlarda, gelecekteki kurbanlar\u0131m aras\u0131nda geziniyordum ya da odama kapan\u0131yor, tasar\u0131lar yap\u0131yordum. Ekim ay\u0131 ba\u015f\u0131nda i\u015fimden \u00e7\u0131kar\u0131ld\u0131m. Bo\u015f vakitlerimi a\u015fa\u011f\u0131daki mektubu kaleme alarak, y\u00fcz iki kopya \u00e7\u0131kararak de\u011ferlendiriyordum.<\/p>\n<p>Bay\u0131m, Tan\u0131nm\u0131\u015f birisiniz, kitaplar\u0131n\u0131z otuz bin bas\u0131l\u0131yor. Bunun nedenini size s\u00f6yleyeyim: \u0130nsanlar\u0131 seviyorsunuz da ondan. \u0130nsanc\u0131ll\u0131k kan\u0131n\u0131zda var: Talihin i\u015fi. Topluluk i\u00e7inde oldu\u011funuzda \u00e7i\u00e7ek gibi a\u00e7\u0131yorsunuz.<\/p>\n<p>Hemcinslerinizden birini g\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez, tan\u0131masan\u0131z bile, ona kar\u015f\u0131 kan\u0131n\u0131z\u0131n kaynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyorsunuz. Bedenine, konu\u015fma bi\u00e7imine, istenildi\u011fi zaman a\u00e7\u0131l\u0131p kapanan bacaklar\u0131na ve \u00f6zellikle ellerine bay\u0131l\u0131yorsunuz, ellerine: Her elde be\u015f parmak olmas\u0131 ve ba\u015fparma\u011f\u0131n \u00f6teki parmaklar\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131na \u00e7\u0131kart\u0131labilmesi ho\u015funuza gidiyor. Yan\u0131n\u0131zdaki kom\u015funuz masan\u0131n \u00fcst\u00fcnden bir fincan ald\u0131\u011f\u0131 zaman haz duyuyorsunuz, \u00e7\u00fcnk\u00fc insana \u00f6zg\u00fc ve kitaplar\u0131n\u0131zda s\u0131k s\u0131k betimledi\u011finiz, maymunun hareketinden daha az yumu\u015fak ve daha az h\u0131zl\u0131 bir fincan\u0131 tutma bi\u00e7imi var, ama daha zekice,<br \/>\nde\u011fil mi? \u0130nsan\u0131n etini, yeniden hareket etmeye al\u0131\u015fan bir a\u011f\u0131r yaral\u0131n\u0131n y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc, her ad\u0131mda yeniden icat eder gibi olan g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc ve y\u0131rt\u0131c\u0131 hayvanlar\u0131n bile dayanamayaca\u011f\u0131 e\u015fsiz bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 da seviyorsunuz. \u0130nsana kendi kendinden s\u00f6z etmek i\u00e7in uygun olan s\u00f6yleyi\u015f bi\u00e7imini bulmak da kolayd\u0131 sizin i\u00e7in: Edepli, ama \u00e7\u0131lg\u0131n bir bi\u00e7im. \u0130nsanlar kitaplar\u0131n\u0131z\u0131n<br \/>\n\u00fcst\u00fcne i\u015ftahla at\u0131l\u0131yorlar, onlar\u0131 rahat bir koltukta okuyorlar, sizin onlara ula\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131z bahts\u0131z ve \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc b\u00fcy\u00fck a\u015fk\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorlar ve bu bir\u00e7ok \u015feyin avuntusu demek oluyor onlar i\u00e7in; \u00e7irkin olman\u0131n, k\u00f6t\u00fc olman\u0131n, aldat\u0131lm\u0131\u015f koca olman\u0131n, y\u0131lba\u015f\u0131nda ayl\u0131klar\u0131n\u0131n artmam\u0131\u015f olmas\u0131n\u0131n. Son roman\u0131n\u0131z \u00f6v\u00fclerek dillerde dola\u015f\u0131yor: \u0130yi bir \u00e7al\u0131\u015fma.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131 sevmeyen bir insan\u0131n olabilece\u011fini bilmek sizi merakland\u0131racakt\u0131r san\u0131yorum. \u0130\u015fte ben, hem de \u00f6ylesine az seviyorum ki onlar\u0131, yar\u0131m d\u00fczinesini hemen \u015fimdi \u00f6ld\u00fcrebilirim.<\/p>\n<p>Belki kendi kendinize sorars\u0131n\u0131z: Neden sadece yar\u0131m d\u00fczine diye? \u00c7\u00fcnk\u00fc tabancam alt\u0131 mermi al\u0131yor. \u0130\u015fte bir canavarl\u0131k, de\u011fil mi? \u00dcstelik de tam anlam\u0131yla siyaset d\u0131\u015f\u0131 bir davran\u0131\u015f. Ama size diyorum ki: ben onlar\u0131 sevemem. Ne hissetti\u011finizi \u00e7ok iyi anl\u0131yorum. Ama onlarda sizi \u00e7eken \u015fey beni tiksindiriyor. Bir iktisat dergisini sol eliyle kar\u0131\u015ft\u0131rarak edepli edepli<br \/>\nyemek yiyen adamlar g\u00f6rd\u00fcm ben de sizin gibi. Foklar\u0131n sofras\u0131nda olmay\u0131 ye\u011flemem benim hatam m\u0131? Y\u00fcz \u00e7izgilerini bir yana b\u0131rak\u0131rsan\u0131z, insan y\u00fcz\u00fcyle hi\u00e7bir \u015fey yapamaz.<\/p>\n<p>A\u011fz\u0131n\u0131 kapal\u0131 tutarak bir \u015fey geveledi\u011fi zaman a\u011fz\u0131n\u0131n kenarlar\u0131 iner ve kalkar, sanki durmaks\u0131z\u0131n dinginlikten a\u011flamakl\u0131 bir \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa ge\u00e7er gibidir. Siz bunu seversiniz, biliyorum, siz buna Zeka&#8217;n\u0131n uyan\u0131kl\u0131\u011f\u0131 diyorsunuz. Ama bu benim midemi buland\u0131r\u0131yor, nedendir bilmiyorum, ben do\u011fu\u015ftan b\u00f6yleyim.<\/p>\n<p>Aram\u0131zda ancak bir be\u011feni ayr\u0131m\u0131 olsayd\u0131 tedirgin etmeyecektim sizi. Ama her \u015fey sizin yetene\u011finiz varm\u0131\u015f da benim yokmu\u015f gibisine ak\u0131p gidiyor. Amerikanvari haz\u0131rlanm\u0131\u015f \u0131stakozu sevip sevmemekte \u00f6zg\u00fcr\u00fcm, ama insanlar\u0131 sevmiyorsam bir zavall\u0131y\u0131m ve g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda bana yer yok. Onlar hayat\u0131n anlam\u0131n\u0131 kendi tekellerine ald\u0131lar. Umar\u0131m ki s\u00f6ylemek istedi\u011fimi anl\u0131yorsunuz. \u00dcst\u00fcnde: \u0130nsanc\u0131l olmayan buraya giremez yaz\u0131l\u0131 kap\u0131lar\u0131<br \/>\notuz \u00fc\u00e7 y\u0131ld\u0131r zorluyorum i\u015fte. Giri\u015fti\u011fim her \u015feyi b\u0131rakmak zorunda kald\u0131m. Se\u00e7mek gerekiyordu: Ya uyumsuz ve mahk\u00fbm edilmi\u015f bir giri\u015fimi, ya da erge\u00e7 onlar\u0131n \u00e7\u0131kar\u0131na y\u00f6nelmesi gereken bir giri\u015fimi. \u0130nsanlara kesin olarak aktarmad\u0131\u011f\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcnceler; onlar\u0131 kendimden ay\u0131rmay\u0131 ba\u015faram\u0131yordum, d\u00fczene koymay\u0131 ba\u015faram\u0131yordum. D\u00fc\u015f\u00fcnceler, hafif organik devinimler olarak i\u00e7imde kal\u0131yorlard\u0131. Kulland\u0131\u011f\u0131m ayg\u0131tlar da \u00f6yle, ba\u015fkalar\u0131na ait olduklar\u0131n\u0131 hissediyordum. S\u00f6zgeli\u015fi s\u00f6zc\u00fckler; Bana ait s\u00f6zc\u00fckler olsun isterdim. Ama kulland\u0131\u011f\u0131m bu s\u00f6zc\u00fckler, bilmiyorum ka\u00e7 bilin\u00e7te s\u00fcr\u00fcklendi. S\u00f6zc\u00fckler, ba\u015fkalar\u0131nda kazand\u0131klar\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131k gere\u011fince benim kafamda kendi kendilerine d\u00fczene giriyorlar ve size yazarken bu s\u00f6zc\u00fckleri kullan\u0131rken tiksinti duyuyorum. Ama bu sondur art\u0131k. Size s\u00f6yledim:<br \/>\n\u0130nsanlar\u0131 sevmek gerekiyor ya da ufak tefek i\u015flerle u\u011fra\u015fman\u0131za izin verilirse bu yeter. \u0130yi, ama ben ufak tefek i\u015flerle u\u011fra\u015fmak istemiyorum. \u015eimdi tabancam\u0131 kapt\u0131\u011f\u0131m gibi soka\u011fa inece\u011fim ve onlara kar\u015f\u0131 bakal\u0131m ne yap\u0131labilirmi\u015f g\u00f6rece\u011fiz. Ho\u015f\u00e7a kal\u0131n bay\u0131m, kar\u015f\u0131la\u015faca\u011f\u0131m insan siz de olabilirsiniz. Kafan\u0131z\u0131 patlataca\u011f\u0131m zaman duyaca\u011f\u0131m zevki siz hi\u00e7 bilemeyeceksiniz.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olmazsa -b\u00fcy\u00fck bir olas\u0131l\u0131kla b\u00f6yle olmayacak- yar\u0131n\u0131n gazetelerini bir okuyun. Gazetede Paul Hilbert ad\u0131nda birinin bir \u00f6fke an\u0131nda soka\u011fa f\u0131rlay\u0131p Edgar-Quinet Bulvar\u0131&#8217;nda be\u015f yayay\u0131 temizledi\u011fini yazd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6receksiniz: B\u00fcy\u00fck g\u00fcnl\u00fck gazete haberlerinin ne anlam ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 sizin kadar kimse bilmez. Benim \u00f6fkeli bir adam olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131 anlayacaks\u0131n\u0131z \u015fu halde.<\/p>\n<p>Tam tersi, ben \u00e7ok sakinim ve en derin duygular\u0131m\u0131n kabul\u00fcn\u00fc rica ederim bay\u0131m.<\/p>\n<p>Paul HILBERT<\/p>\n<p>Y\u00fcz iki mektubu y\u00fcz iki zarf\u0131n i\u00e7ine koydum ve zarflar\u0131n \u00fczerine y\u00fcz iki Frans\u0131z yazar\u0131n\u0131n adreslerini yazd\u0131m. Sonra alt\u0131 yaprakl\u0131k pul destesiyle hepsini masam\u0131n \u00e7ekmecesine koydum.<\/p>\n<p>Bunu izleyen on be\u015f g\u00fcn i\u00e7inde d\u0131\u015far\u0131 pek az \u00e7\u0131kt\u0131m, yava\u015f yava\u015f su\u00e7umla ba\u015f ba\u015fa kalmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordum. Baz\u0131 baz\u0131 gidip bakt\u0131\u011f\u0131m aynada y\u00fcz\u00fcm\u00fcn de\u011fi\u015fimlerini zevkle g\u00f6zl\u00fcyordum. G\u00f6zler b\u00fcy\u00fcm\u00fc\u015flerdi, b\u00fct\u00fcn y\u00fcz\u00fc kapl\u0131yorlard\u0131. Kelebek g\u00f6zl\u00fcklerin alt\u0131nda siyah ve yumu\u015fakl\u0131lar ve gezegenler gibi d\u00f6nd\u00fcr\u00fcyordum onlar\u0131. Sanat\u00e7\u0131n\u0131n ve katilin g\u00fczel g\u00f6zleri.<br \/>\nAma k\u0131y\u0131m\u0131 yapt\u0131ktan hemen sonra iyiden iyiye de\u011fi\u015fece\u011fini umuyordum. \u015eu iki g\u00fczel k\u0131z\u0131n resimlerini g\u00f6rd\u00fcm, han\u0131mlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcren ve do\u011frayan hizmet\u00e7ilerin resimlerini. \u00d6nceki ve sonraki resimlerini g\u00f6rd\u00fcm. \u00d6nce, y\u00fczleri nazl\u0131 \u00e7i\u00e7ekler gibi pike yakalar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde sal\u0131n\u0131p duruyordu. Sa\u011fl\u0131k ve i\u015ftah a\u00e7\u0131c\u0131 bir temizlik sa\u00e7\u0131yorlard\u0131. Belli belirsiz bir ma\u015fa darbesiyle<br \/>\nsa\u00e7lar\u0131 ayn\u0131 bi\u00e7imde k\u0131vr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. \u00dcstelik, k\u0131vr\u0131k sa\u00e7lar\u0131ndan, yakalar\u0131ndan ve foto\u011fraf\u00e7\u0131da resim \u00e7ektirmeye gelmi\u015f havas\u0131nda olu\u015flar\u0131ndan daha da g\u00fcven verici olan bir k\u0131z karde\u015f benzerlikleri vard\u0131; \u00f6ylesine bask\u0131n olan benzerlikleri kan ba\u011flar\u0131n\u0131 ve ayn\u0131 aile k\u00f6k\u00fcnden gelme \u00f6zelliklerini hemen \u00f6ne \u00e7\u0131kar\u0131yordu. Sonra, y\u00fczleri yang\u0131nlar gibi \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l ayd\u0131nlan\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u0130leride u\u00e7urulacak olan kellenin \u00e7\u0131plak boynu vard\u0131 k\u0131zlard\u0131. Her yerde \u00e7izgiler, korkunun ve kinin \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc \u00e7izgileri, k\u0131vr\u0131mlar, y\u00fczlerinde t\u0131rnakl\u0131 bir hayvan ko\u015fturup durmu\u015f gibi ette olu\u015fmu\u015f \u00e7ukurluklar. Sonra bu g\u00f6zler, her zaman b\u00fcy\u00fck kara ve dipsiz g\u00f6zler -benimkiler gibi. Gel gelelim art\u0131k birbirlerine benzemiyorlard\u0131. Her biri ortak su\u00e7lar\u0131n\u0131n an\u0131s\u0131n\u0131 kendine<br \/>\ng\u00f6re ta\u015f\u0131yordu. Bu kimsesiz, masum k\u0131z y\u00fczlerini bu kadar de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in talihin b\u00fcy\u00fck pay\u0131 olan bir korkun\u00e7 cinayet yetiyorsa, oldu\u011fu gibi benim taraf\u0131mdan tasarlanm\u0131\u015f ve d\u00fczenlenmi\u015f bir cinayetten neler umabilirim? diyordum kendi kendime. Beni ele ge\u00e7irecek, fazlas\u0131yla insani olan i\u011fren\u00e7li\u011fimi yerle bir edecekti&#8230; Bir su\u00e7, onu i\u015fleyenin ya\u015fam\u0131n\u0131 ikiye b\u00f6ler. \u0130nsan\u0131n geri d\u00f6nmeyi istedi\u011fi zamanlar vard\u0131r mutlaka, ama orada, sizin<br \/>\nard\u0131n\u0131zda, yolunuzu keser bu par\u0131ldayan maden.<\/p>\n<p>Kendi su\u00e7umdan zevk almak, ezici a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetmek i\u00e7in ancak bir tek saat istiyordum. Bu saat, b\u00fct\u00fcn\u00fcyle benim olsun diye her \u015feyi d\u00fczenleyece\u011fim. Odessa Soka\u011f\u0131n\u0131n yukar\u0131s\u0131nda su\u00e7u i\u015flemeye karar verdim. Onlar \u00f6l\u00fcleriyle u\u011fra\u015f\u0131rken ka\u00e7mak i\u00e7in \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131ktan yararlanacakt\u0131m. Ko\u015facak, Edgar-Quinet Bulvar\u0131n\u0131 ge\u00e7ecek, h\u0131zla Delambre Soka\u011f\u0131na dalacakt\u0131m. Oturdu\u011fum binaya ula\u015fmam i\u00e7in olsa olsa otuz saniyeye gereksinimim olurdu. Bu s\u0131rada pe\u015fime d\u00fc\u015fenler daha Edgar-Quinet Bulvar\u0131nda olurlar, izimi kaybederler ve izi bulmalar\u0131 i\u00e7in bir saatten fazla gerekirdi kesinlikle. Onlar\u0131 evde bekleyecek, kap\u0131m\u0131 vurduklar\u0131n\u0131 i\u015fitti\u011fim zaman tabancam\u0131 yeniden dolduracak ve a\u011fz\u0131ma ate\u015f edecektim.<br \/>\nAlabildi\u011fine ya\u015f\u0131yordum. Sabah ak\u015fam bana iyi yemekler getiren Vavin Soka\u011f\u0131ndaki bir lokantac\u0131yla anla\u015fm\u0131\u015ft\u0131m. Lokantac\u0131n\u0131n yama\u011f\u0131 kap\u0131y\u0131 \u00e7al\u0131yordu, a\u00e7m\u0131yordum; birka\u00e7 dakika bekliyordum sonra kap\u0131m\u0131 a\u00e7\u0131yordum ve yere konmu\u015f koca tepsiyi g\u00f6r\u00fcyordum; bu\u011fusu t\u00fcten i\u00e7i dolu tabaklar.<\/p>\n<p>27 Ekim ak\u015fam saat alt\u0131da yan\u0131mda on yedi bu\u00e7uk frank kalm\u0131\u015ft\u0131. Tabancam\u0131 ve mektup paketini ald\u0131m, a\u015fa\u011f\u0131 indim. Yapaca\u011f\u0131m\u0131 yapt\u0131ktan sonra \u00e7abucak i\u00e7eri girebilmem i\u00e7in de kap\u0131y\u0131 kapatmadan \u00e7\u0131kt\u0131m. Kendimi iyi hissetmiyordum, ellerim buz gibiydi, kan ba\u015f\u0131ma \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131, g\u00f6zlerim bat\u0131yordu.<\/p>\n<p>Ma\u011fazalara, Hotel des Ecoles&#8217;e, kalemlerimi ald\u0131\u011f\u0131m k\u0131rtasiyeciye bakt\u0131m, ama onlar\u0131 tan\u0131mad\u0131m. Kendi kendime: Bu sokak da nesi? diyordum. Montparnasse Bulvar\u0131 insanlarla doluydu. Dirsekleri ya da omuzlar\u0131yla bana \u00e7arp\u0131yorlar, vuruyorlar, yaslan\u0131yorlard\u0131. Kendimi \u00e7alkant\u0131ya b\u0131rakt\u0131m, aralar\u0131ndan s\u0131yr\u0131lmaya g\u00fcc\u00fcm yetmiyordu. Birdenbire bu kalabal\u0131\u011f\u0131n<br \/>\ni\u00e7inde kendimi yaln\u0131z ve k\u00fc\u00e7\u00fck hissettim. \u0130steseler bana k\u00f6t\u00fcl\u00fck edebilecek gibiydiler!<\/p>\n<p>Cebimdeki silah y\u00fcz\u00fcnden de korkuyordum. Onun orada oldu\u011funu anlayacaklarm\u0131\u015f gibime geliyordu. Sert sert bana bakacaklar, hayvan pen\u00e7elerini and\u0131ran elleriyle bana vurarak ne\u015feli bir sald\u0131rganl\u0131kla Haydi&#8230; Haydi&#8230; diyeceklerdi. Lin\u00e7 edilmek! Beni ba\u015flar\u0131n\u0131n \u00fczerine, havaya do\u011fru atacaklar ve ben de kukla gibi yeniden kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na d\u00fc\u015fecektim. Ertesi<br \/>\ng\u00fcn, tasar\u0131m\u0131n uygulanmas\u0131n\u0131 daha akl\u0131 ba\u015f\u0131nda bir \u015fekilde kafamdan ge\u00e7irdim. Ak\u015fam yeme\u011fini gidip on alt\u0131 frank seksen santim \u00f6deyerek Coupol&#8217;de yedim. Geri kalan yetmi\u015f santimi dereye att\u0131m.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7 g\u00fcn yemeden, uyumadan odamda kald\u0131m. Kepenkleri kapatm\u0131\u015ft\u0131m; ne pencerelere yakla\u015fmaya, ne de \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 yakmaya cesaret edebiliyordum. Pazar g\u00fcn\u00fc biri kap\u0131m\u0131 t\u0131klatt\u0131. Nefesimi tuttum, bekledim. Bir dakika sonra yine \u00e7al\u0131nd\u0131. Ayaklar\u0131m\u0131n ucuna basarak kap\u0131ya yakla\u015ft\u0131m, g\u00f6z\u00fcm\u00fc anahtar deli\u011fine uydurdum. Ancak siyah bir kuma\u015f par\u00e7as\u0131 ve bir d\u00fc\u011fme g\u00f6rd\u00fcm. Herif yine \u00e7ald\u0131, sonra a\u015fa\u011f\u0131ya indi. Kim oldu\u011funu anlayamad\u0131m. Geceleyin,<br \/>\npalmiyeler, akan sular, bir kubbenin \u00fcst\u00fcnde menek\u015fe rengi bir g\u00f6k, ferahlat\u0131c\u0131 \u015feyler gibi hayaller g\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>Susam\u0131yordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc zaman zaman gidip musluktan su i\u00e7iyordum. Ama ac\u0131km\u0131\u015ft\u0131m. Esmer orospuyu da g\u00f6rd\u00fcm. Buras\u0131, k\u00f6ye tam yirmi fersah uzakta Causses Noires&#8217;da yapt\u0131rd\u0131\u011f\u0131m bir \u015fatoydu. Kad\u0131n \u00e7\u0131plakt\u0131 ve benimle yaln\u0131zd\u0131. Tabancam\u0131 do\u011frultup diz \u00fcst\u00fc \u00e7\u00f6kmeye zorlad\u0131m onu, emekleyerek ko\u015fmaya zorlad\u0131m. Sonra bir dire\u011fe ba\u011flad\u0131m, ne yapaca\u011f\u0131m\u0131 uzun uzun<br \/>\nanlatt\u0131ktan sonra kur\u015funlarla kalbura \u00e7evirdim onu.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler beni \u00f6ylesine etkiledi ki kendi kendime doyuma ula\u015fmak zorunda kald\u0131m. Sonra karanl\u0131kta hareketsiz durdum; kafam bombo\u015ftu. E\u015fyalar \u00e7\u0131t\u0131rdamaya ba\u015flad\u0131lar. Saat sabah\u0131n be\u015fiydi. Odamdan \u00e7\u0131kmak i\u00e7in ne isteseler verirdim, ama sokakta dola\u015fan insanlar vard\u0131, a\u015fa\u011f\u0131ya inemiyordum.<\/p>\n<p>G\u00fcn do\u011fdu. A\u00e7l\u0131\u011f\u0131m\u0131 art\u0131k duymuyordum, ama terlemeye ba\u015flad\u0131m. G\u00f6mle\u011fim su i\u00e7inde kalm\u0131\u015ft\u0131. D\u0131\u015far\u0131da g\u00fcne\u015f vard\u0131. Sonra d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm: Karanl\u0131kta, kapal\u0131 bir odada b\u00fcz\u00fcl\u00fcp kalm\u0131\u015f O. \u00dc\u00e7 g\u00fcnden beri ne yedi ne uyudu O. Kap\u0131s\u0131 \u00e7al\u0131nd\u0131, a\u00e7mad\u0131 O. \u015eimdi neredeyse a\u015fa\u011f\u0131ya inecek ve \u00f6ld\u00fcrecek O. Kendimden korkuyordum. Ak\u015fam\u0131n saat alt\u0131s\u0131nda a\u00e7l\u0131k yine<br \/>\nyakama yap\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6fkeden delirmi\u015ftim. Bir s\u00fcre e\u015fyalar\u0131n aras\u0131nda oraya buraya \u00e7arpt\u0131m; sonra odan\u0131n, mutfa\u011f\u0131n, tuvaletlerin elektriklerini yakt\u0131m. Avaz avaz \u015fark\u0131 s\u00f6ylemeye ba\u015flad\u0131m, ellerimi y\u0131kad\u0131m ve d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131m. Tam tam\u0131na iki dakika gerekti b\u00fct\u00fcn mektuplar\u0131m\u0131 kutuya atmak i\u00e7in: Onarl\u0131k paketler halinde t\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131yordum. Birka\u00e7 zarf\u0131 bu y\u00fczden buru\u015fturmak zorunda kald\u0131m. Sonra Odessa Soka\u011f\u0131na kadar Mountparnasse Bulvar\u0131ndan gittim. Bir<br \/>\ng\u00f6mlek\u00e7i d\u00fckkan\u0131n\u0131n aynas\u0131 \u00f6n\u00fcnde durdum, y\u00fcz\u00fcm\u00fc g\u00f6r\u00fcnce: Bu ak\u015fam tam zaman\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm.<\/p>\n<p>Bir gaz lambas\u0131ndan pek uzakla\u015fmadan Odessa Soka\u011f\u0131n\u0131n yukar\u0131s\u0131nda dikilip bekledim. \u0130ki kad\u0131n ge\u00e7ti. Kol kola girmi\u015flerdi:<\/p>\n<p>-B\u00fct\u00fcn pencereleri hal\u0131yla kaplam\u0131\u015flard\u0131, dedi sar\u0131\u015f\u0131n, bunlar memleketi temsil eden soylulard\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6teki: -Meteliksizler mi? diye sordu.<\/p>\n<p>-Her g\u00fcn be\u015f Louis alt\u0131n\u0131 getiren bir i\u015fi kabul etmek i\u00e7in meteliksiz olmaya gerek yok.<\/p>\n<p>-Be\u015f alt\u0131n m\u0131? dedi sar\u0131\u015f\u0131n, g\u00f6zleri kama\u015farak. Tam yan\u0131mdan ge\u00e7erken ekledi:<\/p>\n<p>-Hem sonra, atalar\u0131n\u0131n k\u0131l\u0131klar\u0131na b\u00fcr\u00fcnmek e\u011flenceli de olmal\u0131 diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Uzakla\u015ft\u0131lar. \u00dc\u015f\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcm, ama alabildi\u011fine terliyordum. Bir s\u00fcre sonra, \u00fc\u00e7 adam\u0131n geldi\u011fini g\u00f6rd\u00fcm, ge\u00e7ip gitmelerine ald\u0131rmad\u0131m, bana alt\u0131 tane gerekiyordu. Solda olan bana bakt\u0131 ve dilini \u015faklatt\u0131. G\u00f6zlerimi ba\u015fka yana \u00e7evirdim. Saat yediyi be\u015f ge\u00e7e birbirine yak\u0131n gelen iki<br \/>\ntopluluk Edgar-Quinet Bulvar\u0131ndan d\u00f6k\u00fcld\u00fc kalabal\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inden. Bir kad\u0131n, bir erkek ve iki \u00e7ocuk vard\u0131. Onlar\u0131n ard\u0131ndan \u00fc\u00e7 ya\u015fl\u0131 kad\u0131n geliyordu. \u00d6ne do\u011fru bir ad\u0131m att\u0131m. Kad\u0131n\u0131n k\u0131zm\u0131\u015f bir hali vard\u0131 ve k\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flan\u0131 kolundan tutmu\u015f tartakl\u0131yordu. Adam tekd\u00fcze bir sesle:<\/p>\n<p>-Bok soyu bu yumurcak, dedi.<\/p>\n<p>Kalbim \u00f6yle h\u0131zl\u0131 \u00e7arpt\u0131 ki kollar\u0131mda bir a\u011fr\u0131 duydum. \u0130lerledim, \u00f6nlerinde hareketsiz dikildim. Parmaklar\u0131m cebimde teti\u011fin \u00e7evresinde s\u0131r\u0131ls\u0131klamd\u0131.<\/p>\n<p>-\u0130zninizle, dedi adam beni itekleyerek.<\/p>\n<p>Dairemin kap\u0131s\u0131n\u0131 kapam\u0131\u015f oldu\u011fum akl\u0131ma geldi ve bu duraklatt\u0131 beni. Kap\u0131y\u0131 a\u00e7mam i\u00e7in bana de\u011feri \u00e7ok olan ufac\u0131k bir zaman gerekecekti. Y\u00fcz geri d\u00f6nd\u00fcm, makinele\u015fmi\u015f gibi onlar\u0131n ard\u0131ndan gittim. Ama art\u0131k onlara ate\u015f etmek niyetinde de\u011fildim. Bulvar\u0131n kalabal\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde kayboldular. Ben duvara dayand\u0131m. Saatin sekizi ve dokuzu vurdu\u011funu duydum. Kendi kendime Zaten \u00f6lm\u00fc\u015f olan bu insanlar\u0131 ni\u00e7in \u00f6ld\u00fcrmek gerekiyor? diye tekrar ediyordum.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7imden g\u00fclmek geliyordu. Bir k\u00f6pek geldi ayaklar\u0131m\u0131 koklad\u0131. \u0130ri bir adam yan\u0131mdan ge\u00e7ince irkildim, ad\u0131mlar\u0131m\u0131 ona uydurdum. \u015eapkas\u0131yla pard\u00f6s\u00fcs\u00fcn\u00fcn aras\u0131ndaki k\u0131rm\u0131z\u0131mt\u0131rak ensesinin k\u0131vr\u0131m\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordum. Sallana sallana y\u00fcr\u00fcyordu ve kuvvetle soluyordu; sa\u011flam bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131. Tabancam\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131m: Parlak ve so\u011fuktu, beni tiksindiriyordu, ne yapmam gerekti\u011fini pek iyi hat\u0131rlamad\u0131m. Bazen tabancama, bazen da adam\u0131n ensesine bak\u0131yordum.<\/p>\n<p>Ensenin k\u0131vr\u0131m\u0131, g\u00fcl\u00fcmseyen ve ac\u0131 duyan bir a\u011f\u0131z gibi, bana g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu. Tabancam\u0131 bir pis su \u0131zgaras\u0131na at\u0131p atmamay\u0131 soruyordum kendi kendime. Birdenbire herif bana d\u00f6nd\u00fc, k\u0131zg\u0131n bir tav\u0131rla bana bakt\u0131. Bir ad\u0131m geriledim.<\/p>\n<p>-Size&#8230; Soracakt\u0131m&#8230;<\/p>\n<p>Beni dinler gibi g\u00f6z\u00fckm\u00fcyordu, ellerime bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>G\u00fc\u00e7l\u00fckle sonunu getirdim.<\/p>\n<p>-Gaiete Soka\u011f\u0131n\u0131n nerede oldu\u011funu s\u00f6yler misiniz bana?<\/p>\n<p>Y\u00fcz\u00fc iyiydi ve dudaklar\u0131 titriyordu. Bir \u015fey s\u00f6ylemedi, elini uzatt\u0131. Tekrar geriledim.<\/p>\n<p>-\u0130stiyordum ki&#8230; dedim.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 anda neredeyse ulumaya ba\u015flayaca\u011f\u0131m\u0131 anlad\u0131m. \u0130stemiyordum bunu: Karn\u0131na \u00fc\u00e7 kur\u015fun s\u0131kt\u0131m. Aptalca bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fle yere y\u0131k\u0131ld\u0131, dizlerinin \u00fcst\u00fcne ve ba\u015f\u0131 sol omzuna d\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>-H\u0131yar o\u011flu h\u0131yar, dedim, h\u0131yar!<\/p>\n<p>Kiri\u015fi k\u0131rd\u0131m. \u00d6ks\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc duydum. Ba\u011fr\u0131\u015fmalar ve ard\u0131mda ko\u015fu\u015fmalar da duydum. Biri: N&#8217;oluyor, kavga m\u0131 var? diye sordu, sonra hemen arkas\u0131ndan: Katil! Katil! diye ba\u011f\u0131rd\u0131lar. Bu ba\u011fr\u0131\u015fmalar\u0131n beni ilgilendirdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordum. Ama \u00e7ocuklu\u011fumda duydu\u011fum itfaiyenin canavar d\u00fcd\u00fckleri gibi u\u011fursuz geliyordu bana. U\u011fursuz ve biraz da g\u00fcl\u00fcn\u00e7. Bacaklar\u0131m\u0131n b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle ko\u015fuyordum.<\/p>\n<p>Yaln\u0131zca affedilemeyecek bir yanl\u0131\u015f yapm\u0131\u015ft\u0131m: Edgar-Quinet Bulvar\u0131na do\u011fru Odessa Soka\u011f\u0131ndan gidece\u011fim yerde, oradan Montpamasse Bulvar\u0131na do\u011fru iniyordum. Fark\u0131na vard\u0131\u011f\u0131mda \u00e7ok ge\u00e7ti art\u0131k. Kalabal\u0131\u011f\u0131n tam orta yerindeydim, \u015fa\u015fk\u0131n y\u00fczler bana do\u011fru d\u00f6n\u00fcyorlard\u0131 (T\u00fcyl\u00fc ye\u015fil bir \u015fapkas\u0131 olan \u00e7ok boyal\u0131 bir kad\u0131n\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc hat\u0131rl\u0131yorum), arkamda katil diye ba\u011f\u0131ran Odessa Soka\u011f\u0131n\u0131n aptallar\u0131n\u0131n sesini i\u015fitiyordum. Bir el omzuma<br \/>\ndokundu. Sonra kafam bozuldu: Bu kalabal\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inde bo\u011fulup gitmek istemiyordum: \u0130ki el daha ate\u015f ettim. \u0130nsanlar ba\u011fr\u0131\u015fmaya ba\u015flad\u0131lar ve ka\u00e7\u0131\u015ft\u0131lar. Ko\u015farak bir kahveye girdim.<\/p>\n<p>Ge\u00e7ti\u011fim yerlerde m\u00fc\u015fteriler aya\u011fa kalkt\u0131lar, ama beni durdurmaya yeltenmediler, bir boydan bir boya kahvenin i\u00e7inden ge\u00e7tim, gidip tuvalete kapand\u0131m. Tabancamda bir kur\u015fun vard\u0131 daha.<\/p>\n<p>Bir zaman ge\u00e7ti. Soluk solu\u011fayd\u0131m ve t\u0131kan\u0131yordum. Her yerde m\u00fcthi\u015f bir sessizlik vard\u0131, sanki insanlar \u00f6zellikle b\u00fct\u00fcn b\u00fct\u00fcne susmu\u015flard\u0131. Silah\u0131m\u0131 g\u00f6zlerimin hizas\u0131na kadar kald\u0131rd\u0131m ve siyah, yuvarlak k\u00fc\u00e7\u00fck deli\u011fini g\u00f6rd\u00fcm: Kur\u015fun oradan \u00e7\u0131kacakt\u0131, barut y\u00fcz\u00fcm\u00fc yakacakt\u0131. Kolumu b\u0131rak\u0131verdim, bekledim. Bir zaman sonra sessiz ad\u0131mlarla yakla\u015ft\u0131lar.<br \/>\nYerden ayak seslerine bak\u0131l\u0131rsa kalabal\u0131k olmal\u0131yd\u0131lar. Biraz f\u0131s\u0131lda\u015ft\u0131lar, sonra sustular.<\/p>\n<p>Bense hep soluyordum ve solumam\u0131 duyduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Biri yava\u015f\u00e7a yakla\u015ft\u0131, kap\u0131n\u0131n tokma\u011f\u0131n\u0131 sarst\u0131. Kur\u015funlar\u0131mdan sak\u0131nmak i\u00e7in duvara yaslanm\u0131\u015f olmal\u0131yd\u0131. Birden ate\u015f etmek istedim; ama son kur\u015fun benimdi.<\/p>\n<p>Ne bekliyorlar? diye sordum kendi kendime. Kap\u0131ya y\u00fcklenirlerse ve hemen kap\u0131y\u0131 k\u0131rarlarsa, kendimi \u00f6ld\u00fcrecek zaman\u0131m olmaz, beni canl\u0131 yakalarlar. Ama acele etmiyorlard\u0131, bana hep \u00f6lecek bo\u015f vakit b\u0131rak\u0131yorlard\u0131. Aptallar, korkuyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre sonra bir ses y\u00fckseldi:<\/p>\n<p>-Haydi a\u00e7\u0131n, size k\u00f6t\u00fcl\u00fck etmeyece\u011fiz. Bir sessizlik oldu ve ayn\u0131 ses yeniden:<\/p>\n<p>-Ka\u00e7amayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 pekala biliyorsunuz, dedi.<\/p>\n<p>Kar\u015f\u0131l\u0131k vermedim, hep soluyordum. Kendime ate\u015f etmek cesaretini bulmak i\u00e7in: Beni yakalarlarsa d\u00f6verler, di\u015flerimi k\u0131rarlar, belki de bir g\u00f6z\u00fcm\u00fc patlat\u0131rlar, diyordum kendi kendime. O koca herifin \u00f6l\u00fcp \u00f6lmedi\u011fini bilmek isterdim do\u011frusu. Belki de onu yaln\u0131zca yaralam\u0131\u015ft\u0131m&#8230; \u00d6teki iki kur\u015fun da belki kimseyi yaralamam\u0131\u015ft\u0131. Bir \u015feyler haz\u0131rl\u0131yorlard\u0131, yerde a\u011f\u0131r bir \u015fey \u00e7ekiyor gibiydiler? Silah\u0131m\u0131n namlusunu h\u0131zla a\u011fz\u0131ma soktum, onu kuvvetle \u0131s\u0131rd\u0131m. Ama teti\u011fi \u00e7ekemedim, parma\u011f\u0131m\u0131 teti\u011fe bile g\u00f6t\u00fcremedim.<\/p>\n<p>Her \u015fey yeniden sessizli\u011fe g\u00f6m\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>Sonra tabancay\u0131 yere at\u0131p onlara kap\u0131y\u0131 a\u00e7t\u0131m.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p><strong> <span lang=\"TR\"> <span style=\"font-size: large;\"> \u00d6ZEL YA\u015eAM<\/span><\/span><\/strong><\/p>\n<p>Lulu \u00e7\u0131plak yat\u0131yordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6rt\u00fclerin tenine de\u011fmesinden ho\u015flan\u0131yordu. Ayr\u0131ca, \u00e7ama\u015f\u0131r y\u0131katmak pahal\u0131ya mal oluyordu. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Henri buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131: \u0130nsan yatakta \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak yatmamal\u0131, b\u00f6yle \u015fey olmaz, bu pisliktir, diye. Ama daha sonra o da kar\u0131s\u0131na uymu\u015ftu, bu da bo\u015fvericili\u011finden ileri geliyordu.\u00a0 Herkesin i\u00e7inde kaz\u0131k gibi sert olurdu, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 gere\u011fi, (\u0130svi\u00e7relilere, \u00f6zellikle de Cenevrelilere bay\u0131l\u0131yordu. Onlarda bir hava buluyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc tahta gibiydiler) ama kendini k\u00fc\u00e7\u00fck \u015feylerle de yormuyordu; s\u00f6zgeli\u015fi pek temiz de\u011fildi, donunu olduk\u00e7a seyrek de\u011fi\u015ftirirdi.<\/p>\n<p>Lulu donlar\u0131 kirliye atarken bacak aralar\u0131n\u0131n s\u00fcrt\u00fcnmeden sarard\u0131\u011f\u0131n\u0131 hemen fark ederdi. Lulu&#8217;nun ki\u015fisel olarak pislikten i\u011frendi\u011fi yoktu: Bu \u00e7ok mahrem bir \u015feydir, yumu\u015fak g\u00f6lgeler b\u0131rak\u0131r. S\u00f6zgeli\u015fi dirseklerin b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 \u00e7ukurlar. \u015eu \u0130ngilizleri hi\u00e7 sevmiyordu. Hi\u00e7bir \u015fey kokmayan bu ki\u015filiksiz bedenleri sevmiyordu. Ama kocas\u0131n\u0131n bo\u015fvericili\u011finden tiksiniyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn bunlar kendini dara sokmamak i\u00e7in yap\u0131lan ka\u00e7amaklard\u0131. Sabah<br \/>\nkalkt\u0131\u011f\u0131nda kendine kar\u015f\u0131 pek yumu\u015fakt\u0131; kafas\u0131 hayallerle doluydu ve g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131, so\u011fuk su, f\u0131r\u00e7alar\u0131n uzun ve sert k\u0131llar\u0131 \u015fiddet dolu haks\u0131zl\u0131klar gibi geliyordu Henri&#8217;ye.<\/p>\n<p>Lulu s\u0131rt\u00fcst\u00fc yatm\u0131\u015f, sol aya\u011f\u0131n\u0131n ba\u015fparma\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ar\u015faf\u0131n y\u0131rt\u0131\u011f\u0131na sokmu\u015ftu. Bu bir y\u0131rt\u0131k de\u011fildi, s\u00f6k\u00fckt\u00fc. Bu Lulu&#8217;nun can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordu; buray\u0131 yar\u0131 dikmem gerekiyor. Ama ipliklerin kopu\u015funu duymak i\u00e7in yine de biraz \u00e7ekip gerdi \u00e7ar\u015faf\u0131. Henri daha uyumam\u0131\u015ft\u0131, ama art\u0131k rahats\u0131z etmiyordu. G\u00f6zlerini kapatt\u0131ktan sonra \u00e7ok ince ve \u00e7ok dayan\u0131kl\u0131 ba\u011flarla sar\u0131l\u0131p<br \/>\nba\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetti\u011fini, k\u00fc\u00e7\u00fck parma\u011f\u0131n\u0131 bile oynatamayaca\u011f\u0131n\u0131 Lulu&#8217;ya her zaman s\u00f6ylemi\u015ftir. Bir \u00f6r\u00fcmcek a\u011f\u0131na tak\u0131lm\u0131\u015f iri bir sinek gibi. Lulu bu ele ge\u00e7irilmi\u015f koca bedeni kendi yan\u0131nda hissetmekten ho\u015flan\u0131yordu. B\u00f6yle inmeli gibi kala kalsa ona bakacak olan bendim; \u00e7ocuk gibi temizleyip paklard\u0131m, bazen onu y\u00fcz\u00fckoyun yat\u0131r\u0131p k\u0131\u00e7\u0131na k\u0131\u00e7\u0131na vururdum, g\u00fcn\u00fcn birinde annesi Henri&#8217;yi g\u00f6rmeye gelince bir bahane bulup \u00fcst\u00fcn\u00fc \u00f6rten<br \/>\n\u00f6rt\u00fcleri a\u00e7\u0131verirdim, annesi de onu \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak g\u00f6r\u00fcverirdi. Kad\u0131n\u0131n kaskat\u0131 kesilece\u011fini, o\u011flunu on be\u015f y\u0131ld\u0131r b\u00f6yle \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak g\u00f6rmedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Lulu elini kocas\u0131n\u0131n kal\u00e7as\u0131 \u00fcst\u00fcnde hafif\u00e7e gezdirdi ve kas\u0131\u011f\u0131na k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00e7imdik att\u0131.<\/p>\n<p>Henri m\u0131r\u0131ldand\u0131, ama k\u0131m\u0131ldamad\u0131. \u0130ktidars\u0131zl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. Lulu g\u00fcld\u00fc: iktidars\u0131zl\u0131k s\u00f6z\u00fc onu her zaman g\u00fcld\u00fcr\u00fcrd\u00fc. Yan\u0131nda b\u00f6yle k\u00f6t\u00fcr\u00fcm gibi yatarken ve Henri&#8217;yi hala sevip ok\u015fad\u0131\u011f\u0131 zaman, onu, k\u00fc\u00e7\u00fckken Gulliver&#8217;in ser\u00fcvenlerini okudu\u011fu kitaplarda g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc resimlerdeki k\u00fc\u00e7\u00fck adamlar taraf\u0131ndan sab\u0131rla sar\u0131l\u0131p sarmalanm\u0131\u015f olarak hayal etmekten ho\u015flan\u0131yordu. Henri&#8217;ye \u00e7oklukla Gulliver diyordu. Henri de bundan ho\u015flan\u0131yordu; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu<br \/>\nbir \u0130ngiliz ad\u0131yd\u0131 ve Lulu e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f biri havas\u0131na giriyordu; ama Lulu&#8217;n\u00fcn asl\u0131na uygun s\u00f6ylemesini ye\u011f tutard\u0131. Can\u0131m\u0131 s\u0131kmay\u0131 becerdiler: e\u011fitilmi\u015f biriyle evlenmek isterse Jeanne Beder&#8217;le evlenmeliydi; av borusu gibi g\u00f6\u011f\u00fcsleri vard\u0131r, ama be\u015f dil bilir. Pazar g\u00fcn\u00fc Sceau&#8217;lara gidildi\u011fi zaman ailenin aras\u0131nda \u00f6yle can\u0131m s\u0131k\u0131l\u0131rd\u0131 ki ne olursa olsun elime bir kitap al\u0131rd\u0131m. Muhakkak ne okudu\u011fumu g\u00f6zetleyen biri \u00e7\u0131kard\u0131 ve k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131z karde\u015fi gelir<br \/>\nsorard\u0131: Anl\u0131yor musunuz, Lucie? Henri&#8217;nin beni iyi yeti\u015fmi\u015f bulmad\u0131\u011f\u0131 meydanda.<\/p>\n<p>\u0130svi\u00e7reliler, evet, onlar se\u00e7kin insanlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00fcy\u00fck k\u0131z karde\u015fi ona be\u015f \u00e7ocuk do\u011furtan bir \u0130svi\u00e7reliyle evlendi ve \u0130svi\u00e7reliler onu da\u011flar\u0131yla etkilediler. Ben \u00e7ocuk do\u011furam\u0131yorum, beden yap\u0131s\u0131yla ilgili bir \u015fey, ama onun yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyin se\u00e7kin bir \u015fey oldu\u011funu da hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmedim; benimle \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman genel tuvaletlere gider durmadan, onu beklerken d\u00fckkanlar\u0131n vitrinlerini seyretmek zorunda kal\u0131r\u0131m; durumum ne oluyor benim? Sonra pantolonunu \u00e7eki\u015ftirerek ve bacaklar\u0131n\u0131 ya\u015fl\u0131 bir adam gibi \u00e7arp\u0131k \u00e7arp\u0131k kullanarak d\u0131\u015far\u0131<br \/>\n\u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>Lulu \u00e7ar\u015faf\u0131n y\u0131rt\u0131\u011f\u0131ndan parma\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ekti, bu tutsak ve gev\u015fek et y\u0131\u011f\u0131n\u0131n\u0131n yan\u0131nda kendi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 daha canl\u0131 duymak zevkine varmak i\u00e7in ayaklar\u0131n\u0131 biraz oynatt\u0131. Bir gurultu duydu: \u015eark\u0131 s\u00f6yleyen bir kar\u0131n, can\u0131m\u0131 s\u0131kar bu, benim karn\u0131m m\u0131 onun karn\u0131 m\u0131 guruldayan, bunu bilemem. G\u00f6zlerini kapad\u0131: Yumu\u015fak borular y\u0131\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7inde dola\u015fan s\u0131v\u0131yd\u0131 bu, b\u00f6yle \u015feyler herkeste olabilir, Rirette&#8217;de de, bende de (bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemiyorum, karn\u0131ma a\u011fr\u0131lar giriyor). Beni seviyor, barsaklar\u0131m\u0131 sevmiyor, bir cam kavanoz i\u00e7inde ona apandisitimi g\u00f6sterseler tan\u0131mazd\u0131, her zaman beni m\u0131nc\u0131klar durur, ama cam kavanozu eline verseler, hi\u00e7bir \u015fey hissetmez, i\u00e7indeki onunla ilgili bir \u015feydir diye d\u00fc\u015f\u00fcnmez; insan\u0131n birini her \u015feyiyle, yemek borusuyla, karaci\u011feriyle, barsaklar\u0131yla sevebilmesi gerekir. Belki de insan onlar\u0131 al\u0131\u015fmad\u0131\u011f\u0131ndan sevmiyor; onlar\u0131 da ellerimiz ve kollar\u0131m\u0131z gibi g\u00f6rseydik belki de severdik. \u00d6yleyse deniz y\u0131ld\u0131zlar\u0131n\u0131n bizden daha iyi sevi\u015fmesi gerekir; hava g\u00fcne\u015fli olunca kumsala yay\u0131l\u0131rlar, hava ald\u0131rmak i\u00e7in midelerini d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kart\u0131rlar ve herkes onlar\u0131 g\u00f6rebilir.<\/p>\n<p>Kendi kendime soruyorum, biz midemizi nereden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131z, g\u00f6be\u011fimizden mi yoksa? G\u00f6zlerini yummu\u015ftu ve mavi daireler d\u00f6nmeye ba\u015flad\u0131lar, d\u00fcn, fuarda oldu\u011fu gibi; lastik oklarla dairelere at\u0131\u015f yap\u0131yordum, okum daireye her vuru\u015funda yanan harfler vard\u0131, harfler bir kentin ad\u0131n\u0131 olu\u015fturuyorlard\u0131; gelip bana arkamdan abanma tutkusu y\u00fcz\u00fcnden Dijon<br \/>\ns\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yazmama engel oldu. Birinin gelip arkamdan bana dokunmas\u0131ndan ho\u015flanmam.<\/p>\n<p>S\u0131rt\u0131m olmas\u0131n isterdim; ben onlar\u0131 g\u00f6rmedi\u011fim zaman insanlar\u0131n bana bir \u015feyler yapmalar\u0131ndan ho\u015flanm\u0131yorum, bununla yetinebilirler ve sonra elleri g\u00f6r\u00fclmez, a\u015fa\u011f\u0131ya indikleri ya da \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131 hissedilir, ellerinin nereye do\u011fru gittikleri \u00f6nceden kestirilemez, g\u00f6zlerini dikip size bakarlar, siz onlar\u0131 g\u00f6rmezsiniz, Henri buna bay\u0131l\u0131r, bunu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015f olmal\u0131d\u0131r, ama o benim arkama ge\u00e7mekten ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmez ve yaln\u0131zca k\u0131\u00e7\u0131ma<br \/>\ndokunmak i\u00e7in yarat\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan eminim, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir k\u0131\u00e7\u0131m oldu\u011fu i\u00e7in utan\u00e7tan geberdi\u011fimi biliyor, benim utanmam onu k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131yor, ama onu d\u00fc\u015f\u00fcnmek istemiyorum (korktu), Rirette&#8217;i d\u00fc\u015f\u00fcnmek istiyorum. Tam Henri&#8217;nin inleyip horuldamaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131 s\u0131ralarda, her gece ayn\u0131 saatte Rirette&#8217;i d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor. Ama bir direnme vard\u0131 ortada, \u00f6teki kendini g\u00f6stermek istiyordu, bir anda kara k\u0131v\u0131rc\u0131k sa\u00e7lar\u0131 g\u00f6rd\u00fc, orada oldu\u011funu sand\u0131 ve titredi, \u00e7\u00fcnk\u00fc insan ne<br \/>\nolaca\u011f\u0131n\u0131 bilemezdi, yaln\u0131zca bir surat olsa neyse, ge\u00e7er gider, ama y\u00fczeye \u00e7\u0131kan pis an\u0131lar y\u00fcz\u00fcnden g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u0131rpmadan ge\u00e7irdi\u011fi geceler vard\u0131. Bir erke\u011fi b\u00fct\u00fcn\u00fcyle tan\u0131mak berbat bir \u015feydi, \u00f6zellikle b\u00f6ylesini. Henri, ayn\u0131 \u015fey de\u011fil o, tepeden t\u0131rna\u011fa g\u00f6z\u00fcmde canland\u0131rabilirim onu, bu beni gev\u015fetir, \u00e7\u00fcnk\u00fc o yumu\u015fac\u0131kt\u0131r, yaln\u0131zca kar\u0131n taraflar\u0131 pembe olan boz renkli bir<br \/>\net y\u0131\u011f\u0131n\u0131d\u0131r, iyi yap\u0131l\u0131 bir erke\u011fin karn\u0131 oturdu\u011fu zaman \u00fc\u00e7 k\u0131vr\u0131m yapar der, ama onunki alt\u0131 k\u0131vr\u0131m yapar, yaln\u0131zca onlar\u0131 iki\u015fer iki\u015fer sayar, \u00f6tekileri g\u00f6rmezlikten gelir.<\/p>\n<p>Rirette&#8217;i d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken y\u00fcz\u00fcn\u00fc buru\u015fturdu. Lulu, sen g\u00fczel bir erkek bedeninin ne oldu\u011funu bilmezsin. G\u00fcl\u00fcn\u00e7, pekala da bilirim ne oldu\u011funu, kasl\u0131 ve ta\u015f gibi kat\u0131 bir beden demek istiyor, ho\u015flanmam b\u00f6ylesinden, Patterson b\u00f6yleydi, bana sar\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman bir t\u0131rt\u0131l gibi yumu\u015fac\u0131km\u0131\u015f\u0131m san\u0131rd\u0131m kendimi, Henri bir rahibe benzedi\u011fi i\u00e7in, yumu\u015fak oldu\u011fu i\u00e7in onunla evlendim. Rahipler uzun giysileriyle han\u0131m han\u0131mc\u0131k gibidirler zaten, kad\u0131n \u00e7orab\u0131 bile giyerlermi\u015f gibi gelir insana. On be\u015f ya\u015f\u0131ndayken yava\u015f\u00e7a entarilerini kald\u0131rmak, erkek dizlerini ve uzun donlar\u0131n\u0131 g\u00f6rmek isterdim. Bacaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda bir \u015feyler olaca\u011f\u0131 tuhaf gelirdi bana; bir elimle entarilerini tutmal\u0131, \u00f6teki elimi de ayak bileklerinden ta yukar\u0131lara, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm yere kadar \u00e7\u0131karmal\u0131yd\u0131m; kad\u0131nlar\u0131 o denli sevmedi\u011fimden de\u011fil, ama bir erkek organ\u0131, bir giysi alt\u0131ndayken, yumu\u015fac\u0131kt\u0131r, iri bir \u00e7i\u00e7ek gibidir. Ama ger\u00e7ekte hi\u00e7bir zaman bu bi\u00e7imde ele gelmez, b\u00f6ylesi yaln\u0131z dingin kal\u0131nca olur, ama bir hayvan gibi k\u0131p\u0131rdar, sertle\u015fir, bu beni \u00fcrk\u00fct\u00fcr, sertle\u015fmesi, dimdik havaya kalkmas\u0131, hoyrat\u00e7a bir \u015fey; pis olan bu a\u015fk. Bense Henri&#8217;yi seviyordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc, k\u00fc\u00e7\u00fck z\u0131mb\u0131rt\u0131s\u0131 hi\u00e7 sertle\u015fmiyordu, ba\u015f\u0131n\u0131 hi\u00e7 kald\u0131rm\u0131yordu, g\u00fcl\u00fcyordum, bazen onu \u00f6p\u00fcyordum, art\u0131k bir<br \/>\n\u00e7ocu\u011funki kadar korku vermiyordu bana; ak\u015fam, k\u00fc\u00e7\u00fck yumu\u015fak \u015feyini parmaklar\u0131m\u0131n aras\u0131na al\u0131yordum, Henri k\u0131zar\u0131yor, i\u00e7ini \u00e7ekerek ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6te yana \u00e7eviriyordu, ama o \u015fey k\u0131p\u0131rdam\u0131yordu, uslu uslu duruyordu elimde, s\u0131km\u0131yordum, uzun s\u00fcre b\u00f6yle kal\u0131yorduk ve Henri uyuyordu. O zaman s\u0131rt\u00fcst\u00fc uzan\u0131yor, papazlar\u0131, saf \u015feyleri, kad\u0131nlar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor, \u00f6nce<br \/>\ng\u00fczelim d\u00fcz karn\u0131m\u0131 ok\u015fuyor, ellerimi a\u015fa\u011f\u0131 indiriyor, indiriyordum ve i\u015fte zevk buradayd\u0131; ancak kendi kendime vermesini bilebildi\u011fim zevk.<\/p>\n<p>K\u0131v\u0131rc\u0131k sa\u00e7lar, Zenci sa\u00e7lar\u0131. Ve s\u0131k\u0131nt\u0131 bir yumak gibi bo\u011fazda. Ama g\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131 kuvvetle s\u0131kt\u0131, sonunda Rirette&#8217;in kula\u011f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131 ortaya. N\u00f6bet \u015fekerini and\u0131ran yald\u0131zl\u0131 ve k\u0131rm\u0131z\u0131ms\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck bir kulak. Bunu g\u00f6ren Lulu her zamankinden fazlaca ho\u015flanmad\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc ayn\u0131 zamanda Rirette&#8217;in sesini de duyuyordu.<\/p>\n<p>Bu ses Lulu&#8217;n\u00fcn sevmedi\u011fi i\u011fneli, keskin bir sesti: Pierre&#8217;le birlikte gitmelisiniz, Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm, yap\u0131lacak tek ak\u0131ll\u0131ca \u015fey bu. Rirette&#8217;e kar\u015f\u0131 fazlas\u0131yla yak\u0131nl\u0131k duyar\u0131m, ama kendini \u00f6nemseyince, s\u00f6yledikleriyle kendini bir \u015fey san\u0131nca biraz can\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131yor.<\/p>\n<p>Ge\u00e7en g\u00fcn, Coupole&#8217;de, Rirette ak\u0131ll\u0131 g\u00f6r\u00fcnen bir havayla, sert\u00e7e \u00f6ne do\u011fru e\u011filip: Henri&#8217;yle birlikte kalamazs\u0131n\u0131z, art\u0131k onu sevmedi\u011finize g\u00f6re bu bir su\u00e7 olur, demi\u015fti. Henri hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc konu\u015fmak i\u00e7in f\u0131rsatlar\u0131 ka\u00e7\u0131rmaz, ben bu davran\u0131\u015f\u0131n\u0131 nazik bulmuyorum, Henri ona hep a\u00e7\u0131k davran\u0131r, Henri&#8217;yi art\u0131k sevmiyorum, olabilir, ama bunu s\u00f6ylemek Rirette&#8217;e d\u00fc\u015fmez. Kendi a\u00e7\u0131s\u0131ndan her \u015fey yal\u0131n ve kolay g\u00f6r\u00fcl\u00fcr: Sevilir ya da sevilmez, ama ben, o<br \/>\nkadar basit de\u011filim. Burada \u00f6nce benim al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m gelir, sonra Henri&#8217;yi pekala seviyorum, benim kocam. Rirette&#8217;i d\u00f6vmek isterdim, \u015fi\u015fman bir kad\u0131n oldu\u011fu i\u00e7in hep can\u0131n\u0131 ac\u0131tmaya niyetlendim. Bu bir su\u00e7 olurdu. Kolunu kald\u0131rd\u0131. Koltuk alt\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcm, \u00e7\u0131plak kolla dola\u015fmas\u0131n\u0131 her zaman ye\u011flerim. Koltuk alt\u0131. Sanki bir a\u011f\u0131z gibi koltuk alt\u0131 araland\u0131 ve Lulu, sa\u00e7a benzeyen k\u0131v\u0131rc\u0131k t\u00fcyler alt\u0131nda, biraz k\u0131r\u0131\u015f\u0131k, morumsu bir et g\u00f6rd\u00fc. Pierre,<br \/>\nRirette&#8217;e tombul Minerve der, o b\u00f6yle \u015feyleri sevmez. Lulu, s\u0131rt\u0131nda kombinezonla dola\u015f\u0131rken, k\u00fc\u00e7\u00fck karde\u015fi Robert&#8217;in kendisine s\u00f6ylediklerini d\u00fc\u015f\u00fcnerek g\u00fcld\u00fc: Senin ni\u00e7in kollar\u0131n\u0131n alt\u0131nda sa\u00e7 var? Kar\u015f\u0131l\u0131k vermi\u015fti: Bu bir hastal\u0131kt\u0131r. K\u00fc\u00e7\u00fck karde\u015finin \u00f6n\u00fcnde giyinmekten \u00e7ok ho\u015flan\u0131yordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc her zaman tuhaf \u015feyler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fc, insan kendi kendine bunlar\u0131 nereden bulur diye sorard\u0131. Ve \u00e7ocuk, Lulu&#8217;n\u00fcn her \u015feyine elini s\u00fcrerdi,<br \/>\n\u00f6zenle entarilerini katlard\u0131, eli yatk\u0131nd\u0131, gelecekte b\u00fcy\u00fck bir kad\u0131n terzisi olacak. Terzilik g\u00fczel bir meslek ve ben onun i\u00e7in kuma\u015flara desen \u00e7izece\u011fim. Bir erkek \u00e7ocu\u011fun ileride kad\u0131n terzisi olmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmesi ilgin\u00e7 bir durum. Erkek \u00e7ocuk olsayd\u0131m ya ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 ya da oyuncu olmak isterdim gibime geliyor, kad\u0131n terzisi de\u011fil ama. Robert her zaman hayal kurar,<br \/>\nyeterince konu\u015fmaz, d\u00fc\u015f\u00fcncelerini uygular; bense varl\u0131kl\u0131 evlerden onun i\u00e7in yard\u0131m toplayan bir rahibe olmak isterdim. G\u00f6zlerimin yumu\u015fak etten yap\u0131lm\u0131\u015f gibi yumu\u015fac\u0131k oldu\u011funu hissediyorum, neredeyse uyuyaca\u011f\u0131m. Rahibe ba\u015fl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda solgun g\u00fczel y\u00fcz\u00fcm, kibar bir tavr\u0131m olacakt\u0131. Y\u00fczlerce karanl\u0131k sofa g\u00f6recektim. Ama hizmet\u00e7i k\u0131z hemen \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 yakacakt\u0131, o zaman aile resimleri, konsollar \u00fcst\u00fcnde bronz sanat yap\u0131tlar\u0131 g\u00f6z\u00fcme \u00e7arpacakt\u0131. Ve giysi ask\u0131lar\u0131.<\/p>\n<p>Evin han\u0131m\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck bir karne ve 50 frankl\u0131k bir pusulayla geliyor. Buyurun, rahibe han\u0131m. -Te\u015fekk\u00fcr ederim han\u0131mefendi, Tanr\u0131 sizi esirgesin. Yine g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcz. Ama ben ger\u00e7ek bir rahibe olmayacakt\u0131m. Baz\u0131 kez otob\u00fcste adam\u0131n birine g\u00f6z k\u0131rpacakt\u0131m, adam \u00f6nce \u015fa\u015f\u0131p kalacakt\u0131, sonra bana birtak\u0131m yalanlar anlatarak pe\u015fime d\u00fc\u015fecekti ve sonra onu polise verip<br \/>\ndeli\u011fe t\u0131kt\u0131racakt\u0131m. Toplanan yard\u0131m paralar\u0131n\u0131 kendime ay\u0131racakt\u0131m. Ne al\u0131rd\u0131m kendime?<\/p>\n<p>PANZEH\u0130R. Yok can\u0131m. G\u00f6zlerim kay\u0131yor, ho\u015fuma gidiyor bu; insan onlar\u0131n suya batt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyebilir, t\u00fcm bedenim rahat. Ye\u015fil g\u00fczel ta\u00e7, z\u00fcmr\u00fctlerle ve lacivert ta\u015flarla s\u00fcsl\u00fc. Ta\u00e7 d\u00f6nd\u00fc d\u00f6nd\u00fc ve korkun\u00e7 bir inek ba\u015f\u0131 oldu, ama Lulu korkmad\u0131: Aman\u0131n. Cantal&#8217;\u0131n ku\u015flar\u0131. Kal. Uzun k\u0131rm\u0131z\u0131 bir \u0131rmak kurak k\u0131rlar boyunca uzan\u0131p gidiyordu. Lulu k\u0131yma makinesini ve sonra briyantini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Bu bir su\u00e7 olurdu! S\u0131\u00e7rad\u0131 ve bak\u0131\u015flar\u0131 sert, gecesinin i\u00e7inde dimdik oturdu. Bana i\u015fkence ediyorlar, bunun fark\u0131na varmayacaklar m\u0131? Rirette&#8217;in iyi niyetle b\u00f6yle yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi biliyorum, ama \u00f6tekilere g\u00f6re \u00e7ok daha akl\u0131 ba\u015f\u0131nda biri olarak, d\u00fc\u015f\u00fcnmem gerekti\u011fini de anlamal\u0131yd\u0131. Pierre bana Geleceksin! dedi, g\u00f6zlerini a\u011fartarak. Benim evimde benim olacaks\u0131n. Benim olman\u0131 istiyorum. G\u00f6zleriyle beni etkilemek istedi\u011fi zaman ondan<br \/>\nkorkuyorum; kolumu s\u0131k\u0131yordu. Bu g\u00f6zlerle onu g\u00f6r\u00fcnce g\u00f6\u011fs\u00fcndeki k\u0131llar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcm. Geleceksin, benim olman\u0131 istiyorum; insan nas\u0131l s\u00f6yler b\u00f6yle \u015feyleri? Ben bir k\u00f6pek de\u011filim.<\/p>\n<p>Oturdu\u011fum zaman, ona g\u00fcl\u00fcmsedim, onun i\u00e7in pudram\u0131 de\u011fi\u015ftirmi\u015ftim. B\u00f6ylesini seviyor diye g\u00f6zlerimi boyam\u0131\u015ft\u0131m, ama o hi\u00e7bir \u015feyi g\u00f6rmedi, y\u00fcz\u00fcme bakmaz ki, memelerime bak\u0131yordu, memelerim g\u00f6\u011fs\u00fcm\u00fcn \u00fcst\u00fcnde kuruyup kals\u0131nlar isterdim, onu aptalla\u015ft\u0131rmak i\u00e7in. Yine de memelerim iri de\u011fillerdir, k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fckt\u00fcrler.<\/p>\n<p>Nice&#8217;deki villama geleceksin. Beyaz boyal\u0131 oldu\u011funu, mermer merdivenleri bulundu\u011funu, denize bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve b\u00fct\u00fcn g\u00fcn \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak ya\u015fayaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 s\u00f6yledi. Bir merdiveni \u00e7\u0131plakken \u00e7\u0131kmak acayip olsa gerek, bana bakmas\u0131n diye onu benim \u00f6n\u00fcmden \u00e7\u0131kmak zorunda b\u0131rakaca\u011f\u0131m. Yoksa aya\u011f\u0131m\u0131 bile k\u0131p\u0131rdatamam, i\u00e7imden k\u00f6r olmas\u0131n\u0131 dileyerek kaskat\u0131 dururum. Zaten benim i\u00e7in bu hi\u00e7bir \u015feyi de\u011fi\u015ftirmeyecek; o orada olduk\u00e7a hep \u00e7\u0131plakm\u0131\u015f\u0131m gibime gelir.<\/p>\n<p>Beni kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na ald\u0131, \u015feytanca bir hali vard\u0131. Sen benim derimin alt\u0131ndas\u0131n, dedi bana; ben korktum. Evet, dedim. Sana mutluluk vermek istiyorum, otomobille, vapurla gezintiye \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131z, \u0130talya&#8217;ya gidece\u011fiz; ne istersen alaca\u011f\u0131m sana. Ama villas\u0131nda neredeyse hi\u00e7 e\u015fya yok ve biz bir \u00f6rt\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde yerde yataca\u011f\u0131z. Kollar\u0131n\u0131n aras\u0131nda uyumam\u0131 istiyor;<br \/>\nkokusunu duyaca\u011f\u0131m; g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc severim, geni\u015f ve yan\u0131kt\u0131r \u00e7\u00fcnk\u00fc, ama yukar\u0131lar\u0131nda bir k\u0131l y\u0131\u011f\u0131n\u0131 var. Erkekler k\u0131ls\u0131z olsun isterim. Onunkiler kara ve yosun gibi yumu\u015fakt\u0131r. \u00c7ok kereler ok\u015fuyorum, \u00e7ok kereler \u00fcrk\u00fcyorum, gidebildi\u011fim kadar uza\u011fa gidiyorum, ama o beni kendine \u00e7ekiyor.<\/p>\n<p>Kollar\u0131nda uyuyay\u0131m isteyecek, beni kollar\u0131nda s\u0131kmak isteyecek, kokusunu duyaca\u011f\u0131m ve karanl\u0131k bas\u0131nca denizin g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitece\u011fiz; can\u0131 bir \u015fey yapmak istiyorsa beni gece yar\u0131s\u0131 uyand\u0131rabilecek. Ancak ayba\u015f\u0131 oldu\u011fum zamanlar rahat edece\u011fim, onun d\u0131\u015f\u0131nda sakin sakin uyuyamayaca\u011f\u0131m. \u00c7\u00fcnk\u00fc beni huzura kavu\u015fturan tek \u015fey o i\u015fi yapmak ve yine de kanamal\u0131 kad\u0131nlarla o \u015feyi yapan erkekler var gibi geliyor bana ve sonra kar\u0131nlar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde kanlar, kendilerinin olmayan kanlar, \u00f6rt\u00fclerin \u00fcst\u00fcnde her yerde kan, i\u011fren\u00e7 bir \u015fey; Neden bedenlerimiz var?<\/p>\n<p>Lulu g\u00f6zlerini a\u00e7t\u0131, perdeler sokaktan gelen bir \u0131\u015f\u0131kla k\u0131rm\u0131z\u0131 renk alm\u0131\u015ft\u0131, aynada da k\u0131rm\u0131z\u0131 bir yans\u0131ma vard\u0131; Lulu bu k\u0131rm\u0131z\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 seviyordu. \u00c7in i\u015fi g\u00f6lge oyununu and\u0131ran bir koltuk vard\u0131 pencerenin \u00f6n\u00fcnde. Henri pantolonunu koymu\u015ftu \u00fcst\u00fcne, ask\u0131lar\u0131 bo\u015flukta sark\u0131yordu. Ona bir ask\u0131 lasti\u011fi almam gerekiyor. Oh! istemiyorum, gitmek istemiyorum. B\u00fct\u00fcn g\u00fcn beni \u00f6pecek ve onun olaca\u011f\u0131m, ona zevk verece\u011fim, bana bakacak ve akl\u0131ndan ge\u00e7irecek: Bu benim zevkim, oras\u0131na buras\u0131na dokundum ve can\u0131m\u0131n istedi\u011fi zaman yeniden ba\u015flayabilirim. Port-Royal&#8217;de, Lulu \u00f6rt\u00fcleri ayaklar\u0131yla tekmeledi. Port-Royal&#8217;de olup bitenleri an\u0131msad\u0131k\u00e7a Pierre&#8217;den tiksiniyordu. \u00c7itin arkas\u0131ndayd\u0131. Pierre&#8217;in otomobilde oldu\u011funu, haritay\u0131 inceledi\u011fini san\u0131yordu ve birden onu g\u00f6rd\u00fc, sinsi sinsi arkas\u0131na gelmi\u015fti,<br \/>\nona bak\u0131yordu. Lulu Henri&#8217;ye bir tekme att\u0131, uyans\u0131n diye. Ama Henri homurdand\u0131, uyanmad\u0131. Gen\u00e7 g\u00fczel bir erkek tan\u0131mak isterdim, bir k\u0131z gibi saf; birbirimize dokunmazd\u0131k, deniz k\u0131y\u0131s\u0131nda gezerdik, el ele tutu\u015furduk, geceleri birbirine benzeyen iki ayr\u0131 yatakta yatard\u0131k, karde\u015f karde\u015f, sabaha kadar konu\u015furduk.<\/p>\n<p>Ya da Rirette&#8217;le ya\u015famak isterdim, kad\u0131nlar kendi aralar\u0131nda ne kadar sevimli oluyorlar. Ya\u011fl\u0131 ve parlak omuzlar\u0131 var Rirette&#8217;in. Fresnel&#8217;i sevdi\u011fi zaman iyiden iyiye bozulmu\u015ftum.<\/p>\n<p>Ama as\u0131l beni alt\u00fcst eden Fresnel&#8217;in onu ok\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekti, ellerini omuzlar\u0131nda ve kal\u00e7alar\u0131nda gezdirdi\u011fini ve Rirette&#8217;in i\u00e7 ge\u00e7irdi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmekti. Bir erke\u011fin alt\u0131na, \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak, b\u00f6yle uzand\u0131\u011f\u0131 zaman acaba y\u00fcz\u00fc nas\u0131l olur ve etinde dola\u015fan ellerden ne hisseder, kendi kendime bunu soruyorum.<\/p>\n<p>Yery\u00fcz\u00fcn\u00fcn b\u00fct\u00fcn alt\u0131nlar\u0131n\u0131 verseler ona dokunmazd\u0131m. \u00c7ok istese, bana \u00e7ok istiyorum dese bile yine de ne yapaca\u011f\u0131m\u0131 bilemezdim, ama g\u00f6r\u00fcnmez adam olsayd\u0131m, ona o i\u015fi yaparlarken orada olmak, y\u00fcz\u00fcn\u00fc seyretmek isterdim (yine de Minerva gibi g\u00f6r\u00fcnmesi beni \u015fa\u015f\u0131rt\u0131rd\u0131) ve a\u00e7\u0131kta kalm\u0131\u015f dizlerini ok\u015famak, pembe dizlerini ok\u015famak, inleyi\u015fini duymak isterdim. Lulu, bo\u011faz\u0131 kurumu\u015f, kesik kesik g\u00fcld\u00fc: Gelir akl\u0131na insan\u0131n baz\u0131 b\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnceler. Bir keresinde, Pierre, Rirette&#8217;in \u0131rz\u0131na ge\u00e7mek istese diye bir \u015fey uydurmu\u015ftu. Ve ben ona yard\u0131m ediyordum. Rirette&#8217;i kollar\u0131m\u0131n aras\u0131nda tutuyordum. D\u00fcn. Yanaklar\u0131 ate\u015fliydi, divan\u0131n \u00fcst\u00fcnde kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 oturmu\u015ftuk, bacaklar\u0131n\u0131 yan yana biti\u015ftirmi\u015fti, ama hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylememi\u015ftik, hi\u00e7bir \u015fey de s\u00f6ylemeyece\u011fiz. Henri horlamaya ba\u015flad\u0131 ve Lulu \u0131sl\u0131k \u00e7ald\u0131.<br \/>\nBen buraday\u0131m, uyuyam\u0131yorum, sinirleniyorum ve o orada horlay\u0131p uyuyor, aptal. Beni kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na alsayd\u0131, bana yalvarsayd\u0131, Sen benim i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015fs\u0131n, Lulu, seni seviyorum, gitme, deseydi, bu dile\u011fini yapard\u0131m, kal\u0131rd\u0131m, evet onunla kal\u0131rd\u0131m, b\u00fct\u00fcn ya\u015fam\u0131m boyunca, onu ho\u015fnut etmek i\u00e7in.<\/p>\n<p>Rirette, D\u00f6me Kahvesi&#8217;nin tara\u00e7as\u0131na oturdu, porto \u015farab\u0131 s\u00f6yledi. Yorgunluk duyuyordu, Lulu&#8217;ya k\u0131zm\u0131\u015ft\u0131. &#8230;ve portolar\u0131nda mantar tad\u0131 var, Lulu alay eder, \u00e7\u00fcnk\u00fc o kahve i\u00e7er, ama insan aperitif al\u0131nacak saatte de kahve i\u00e7emez ya. Burada b\u00fct\u00fcn g\u00fcn ya kahve i\u00e7erler ya da kafe-krem, \u00e7\u00fcnk\u00fc meteliksizdirler, bu durum onlar\u0131 sinirlendirse gerek, ben yapamazd\u0131m,<br \/>\nb\u00fct\u00fcn d\u00fckkandakileri m\u00fc\u015fterilerin y\u00fcz\u00fcne f\u0131rlat\u0131rd\u0131m, bunlar olmasa da olur t\u00fcrden adamlar.<\/p>\n<p>Ni\u00e7in benimle hep Montparnasse&#8217;da bulu\u015fmak ister, anlam\u0131yorum, ya Cafe de la Paix&#8217;de ya da Pam-Pam&#8217;da benimle bulu\u015fsa hem onun i\u00e7in yak\u0131n olurdu hem de ben i\u015fimden \u00e7ok uzakla\u015fmam\u0131\u015f olurdum. Hep bu suratlar\u0131 g\u00f6rmek bana h\u00fcz\u00fcn verir de diyemeyece\u011fim, bir dakikam bo\u015f olsun da ben buraya geleyim, yine de tara\u00e7aya belki gelinebilir, ama i\u00e7erisi kirli \u00e7ama\u015f\u0131r kokuyor, ben ba\u015f\u0131bozuklardan ho\u015flanmam. \u00dcstelik tara\u00e7a bile benim yerim<br \/>\nde\u011filmi\u015f gibime geliyor, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00fcst\u00fcme ba\u015f\u0131ma biraz \u00f6zenirim; t\u0131ra\u015f bile olmayan erkeklerle neye benzedikleri belli olmayan kad\u0131nlar aras\u0131nda beni g\u00f6rmeleri, sokaktan ge\u00e7enleri \u015fa\u015f\u0131rt\u0131yor olmal\u0131. Kendi kendilerine: Ne i\u015fi var onun orada? derler kesinlikle. Yaz\u0131n arada bir olduk\u00e7a paral\u0131 Amerikal\u0131 kad\u0131nlar\u0131n geldi\u011fini biliyorum, ama \u015fimdi bizim h\u00fck\u00fcmetin tutumu y\u00fcz\u00fcnden \u0130ngiltere&#8217;de tak\u0131l\u0131p kal\u0131yorlar gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyor, \u00f6teberi ticareti bundan iyi gitmiyor, ge\u00e7en y\u0131l bu s\u0131ralarda yapt\u0131\u011f\u0131m sat\u0131\u015f\u0131n yar\u0131s\u0131ndan daha az sat\u0131\u015f yapt\u0131m, \u00f6tekiler ne yapar acaba, madem ki en iyi tezgahlar benim, Bayan Dubech s\u00f6yledi bunu bana, k\u00fc\u00e7\u00fck Yonel&#8217;e ac\u0131yorum, sat\u0131\u015f yapmas\u0131n\u0131 bilmiyor, \u00fccretinden bir metelik fazla alamad\u0131 bu ay. \u0130nsan b\u00fct\u00fcn g\u00fcn ayak\u00fcst\u00fc durunca \u015f\u00f6yle g\u00fczel bir yere gidip rahatlamak ister, l\u00fcks ister biraz, biraz sanat kokan bir \u015feyler ister, yan\u0131nda adama benzer biriyle, \u015f\u00f6yle kendinden ge\u00e7mek ister, kendini \u015f\u00f6yle bir sal\u0131vermek ister ve sonra hafiften bir m\u00fczik olmal\u0131, arada s\u0131rada, Ambassadeurs dansingine gitmek pek o kadar pahal\u0131ya oturmazd\u0131. Ama buran\u0131n garsonlar\u0131 pek sayg\u0131s\u0131z, bana<br \/>\nhizmet eden k\u00fc\u00e7\u00fck kumraldan ba\u015fka hepsi halk tabakas\u0131yla ha\u015f\u0131r ne\u015fir; o naziktir.<\/p>\n<p>Lulu \u00e7evresinde \u015fu herifleri g\u00f6rmekten ho\u015flan\u0131r san\u0131r\u0131m; biraz s\u00fcsl\u00fc bir yere gitmek onu korkutuyordu, ger\u00e7ekte kendine g\u00fcveni yoktur, yol yordam bilen bir adam\u0131n yan\u0131nda utan\u0131r. Louis&#8217;yi sevmiyordu. Burada kendini rahat hissedece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcm pekala, baz\u0131lar\u0131n\u0131n yakal\u0131\u011f\u0131 bile yok, yoksul g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri ve pipolar\u0131 var, ya \u00fcst\u00fcn\u00fcze dikilen g\u00f6zleri, gizlemeye bile yeltenmiyorlar, kad\u0131nlara bir \u015fey \u0131smarlayacak paralar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 ortada, gel gelelim \u00e7evrede eksik olan bir \u015fey de\u011fil kad\u0131n; can s\u0131k\u0131c\u0131 olan da bu. Size sanki yiyiverecekmi\u015f gibi bakarlar, size kar\u015f\u0131 istekli olduklar\u0131n\u0131 bile birazc\u0131k incelikle s\u00f6yleyemezler, i\u015fi sizin ho\u015funuza gidecek bir yola sokamazlar.<\/p>\n<p>Garson yakla\u015f\u0131yor:<\/p>\n<p>-\u015earab\u0131n\u0131z sek mi olsun matmazel?<\/p>\n<p>-Evet, te\u015fekk\u00fcr ederim. Sevimli bir tav\u0131rla ekliyor:<\/p>\n<p>-Ne g\u00fczel hava!<\/p>\n<p>-Erken say\u0131lmaz, diyor Rirette.<\/p>\n<p>-Do\u011fru, k\u0131\u015f hi\u00e7 bitmeyecek gibi gelmi\u015fti.<\/p>\n<p>Garson \u00e7ekip gitti. Rirette g\u00f6zleriyle adam\u0131 izledi. Seviyorum bu \u00e7ocu\u011fu, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Yerini doldurmas\u0131n\u0131 biliyor, i\u00e7li d\u0131\u015fl\u0131 de\u011fil, ama bana s\u00f6yleyecek bir s\u00f6z buluyor, \u00f6zel k\u00fc\u00e7\u00fck bir ilgi. Zay\u0131f ve kambur bir gen\u00e7 adam durmadan ona bak\u0131yordu; Rirette omuz silkip arkas\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc. Kad\u0131nlara g\u00f6z eden bir adam\u0131n hi\u00e7 olmazsa \u00e7ama\u015f\u0131rlar\u0131 temiz olmal\u0131. B\u00f6yle<br \/>\nkar\u015f\u0131l\u0131k veririm ona e\u011fer bana s\u00f6z atarsa. Lulu neden gitmiyor diye soruyorum kendi kendime. Henri&#8217;ye eziyet etmek istemiyor, \u00e7ok ho\u015f buluyorum bunu: Bir kad\u0131n\u0131n kendi ya\u015fay\u0131\u015f\u0131n\u0131 bir iktidars\u0131z i\u00e7in berbat etmeye hakk\u0131 yoktur. Rirette iktidars\u0131zlardan i\u011freniyordu, bu insan\u0131n yap\u0131s\u0131ndan gelen bir \u015feydi. Lulu gitmeli, diye karar verdi. S\u00f6z konusu olan onun mutlulu\u011fu; mutlulu\u011fuyla oynanamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyece\u011fim. Lulu, mutlulu\u011funuzla oynamaya hakk\u0131n\u0131z yok. Bundan ba\u015fka tek s\u00f6zc\u00fck s\u00f6ylemeyece\u011fim, bu kadar; y\u00fcz kez s\u00f6yledim ona, kendisi istemedi mi insano\u011flu zorla mutlu edilemez ki. Rirette kafas\u0131nda b\u00fcy\u00fck bir bo\u015fluk duydu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok yorulmu\u015ftu, \u015faraba bak\u0131yordu, s\u0131v\u0131 bir karamela gibi barda\u011fa yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131 ve i\u00e7inde bir ses tekrarlay\u0131p duruyordu: Mutluluk, mutluluk. \u0130nsan\u0131<br \/>\nduyguland\u0131ran, ciddi bir s\u00f6zc\u00fckt\u00fc bu. Paris-Soir gazetesinin yar\u0131\u015fmas\u0131nda kendisine sormu\u015f olsalar, bu s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn Frans\u0131z dilinin en g\u00fczel s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc oldu\u011funu s\u00f6yleyece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Bunu d\u00fc\u015f\u00fcnen biri var m\u0131 acaba? \u00c7aba dediler, y\u00fcreklilik dediler, ama bunlar\u0131 s\u00f6yleyenler erkekler, bir kad\u0131n olmal\u0131yd\u0131, b\u00f6yle \u015feyleri bulabilenler kad\u0131nlard\u0131r, ortaya iki \u00f6d\u00fcl konmas\u0131 gerekirdi, biri erkekler i\u00e7in ve en g\u00fczel ad\u0131 onur olmal\u0131yd\u0131, biri de kad\u0131nlar i\u00e7in, mutluluk diyerek ben kazanm\u0131\u015f olurdum. Onur ve mutluluk, uyumlu, ne ho\u015f. Ona Lulu, mutlulu\u011funuzu elden ka\u00e7\u0131rmaya hakk\u0131n\u0131z yok, mutlulu\u011funuz, Lulu, mutlulu\u011funuz, diyece\u011fim. Ki\u015fisel olarak ben Pierre&#8217;i iyi buluyorum, \u00f6nce ger\u00e7ekten erkek adam, sonra ak\u0131ll\u0131, \u015f\u0131marm\u0131yor, paras\u0131 var, onun \u00fcst\u00fcne titreyecek. Ya\u015faman\u0131n ufak tefek g\u00fc\u00e7l\u00fcklerini ortadan kald\u0131rmay\u0131 beceren adamlardan, bu da bir kad\u0131n i\u00e7in ho\u015f bir \u015fey, buyurup y\u00f6netmesini bilen adama bay\u0131l\u0131r\u0131m, bu bir ayr\u0131nt\u0131, ama konu\u015fmas\u0131n\u0131 da bilir, garsonlarla, otel katipleriyle.<\/p>\n<p>Herkes ona boyun e\u011fer, ben b\u00f6ylesine adam derim. Belki de Henri&#8217;de eksik olan bu. Sonra sa\u011fl\u0131k konular\u0131 var, babas\u0131yla birlikte \u00e7ok dikkat etmesi gerekirdi, ince ve narin olmak ho\u015f, ne ac\u0131kmak ne de uyumak, o da iyi; gecede d\u00f6rt saat uyumak ve kuma\u015f i\u015flerini d\u00fczene sokmak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn g\u00fcn Paris&#8217;te dola\u015fmak o da iyi, ama d\u00fc\u015f\u00fcncesizlik bu, akla yatk\u0131n bir beslenme<br \/>\nd\u00fczeni izlemek zorunda olmal\u0131, ayn\u0131 zamanda az yemek, ben de \u00e7ok istiyorum, ama s\u0131k s\u0131k ve belli saatlerde. On y\u0131ll\u0131\u011f\u0131na bir sanatoryuma g\u00f6nderildi\u011fi zaman hali bitik olacak.<\/p>\n<p>G\u00f6stergeleri on bir yirmiyi g\u00f6steren Montparnasse Kav\u015fa\u011f\u0131n\u0131n saatine \u015fa\u015fk\u0131n bir tav\u0131rla g\u00f6z att\u0131. Lulu&#8217;yu anlam\u0131yorum, acayip bir huyu var, erkekleri seviyor mu, onlardan i\u011freniyor mu hi\u00e7 anlayamad\u0131m. Gelgelelim Pierre&#8217;den ho\u015fnut olmal\u0131, bu y\u00fczden, benim Rebut (d\u00f6k\u00fcnt\u00fc) dedi\u011fim, Rabut denen adam\u0131 bir kenara b\u0131rak\u0131yor. Bu an ona e\u011flenceli geldi, ama g\u00fcl\u00fcmsemekten vazge\u00e7ti, \u00e7\u00fcnk\u00fc zay\u0131f gen\u00e7 adam durmadan ona bak\u0131yordu, ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirince<br \/>\nonun bak\u0131\u015f\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Rabut&#8217;n\u00fcn kara noktalarla dolu bir surat\u0131 vard\u0131 ve Lulu t\u0131rnaklar\u0131 aras\u0131nda deriyi s\u0131karak onlar\u0131 p\u0131rtlatmaktan ho\u015flan\u0131yordu:<\/p>\n<p>Tiksindirici bir \u015fey bu, ama onun hatas\u0131 de\u011fil, Lulu g\u00fczel bir erke\u011fin ne oldu\u011funu bilmiyor, ben \u015f\u0131k erkeklere bay\u0131l\u0131yorum, \u00f6nce g\u00fczel erkek giysileri, g\u00f6mlekleri, ayakkab\u0131lar\u0131, yanar d\u00f6ner g\u00fczel boyunba\u011flar\u0131 ne ho\u015ftur; biraz kabad\u0131r istenirse, ama istenilince de ne kadar yumu\u015fakt\u0131rlar, kuvvetli, tatl\u0131 bir kuvvet, \u00fcstlerine sinen \u0130ngiliz t\u00fct\u00fcn\u00fc ve kolonya kokusu ve g\u00fczelce t\u0131ra\u015f olduklar\u0131 zaman derilerinin g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc kad\u0131n teni gibi de\u011fil, Cordoba derisi sanki, kuvvetli kollar\u0131 bedeninizi sarar, ba\u015f\u0131n\u0131z\u0131 g\u00f6\u011f\u00fcslerine yaslarlar, bak\u0131ml\u0131 erkek kokular\u0131 kuvvetle hissedilir, size tatl\u0131 s\u00f6zler f\u0131s\u0131ldarlar; g\u00fczel giysileri vard\u0131r, \u00f6k\u00fcz derisinden yap\u0131lma sert ayakkab\u0131lar\u0131, size f\u0131s\u0131ldarlar: G\u00fczelim, tatl\u0131m, ve elinizin aya\u011f\u0131n\u0131z\u0131n kesildi\u011fini hissedersiniz. Rirette ge\u00e7en y\u0131l onu b\u0131rak\u0131p giden Louis&#8217;yi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve y\u00fcre\u011fi darald\u0131: Sevilen bir adam ve bir y\u0131\u011f\u0131n ufak tefe\u011fi olan bir adam, bir \u015f\u00f6valye y\u00fcz\u00fck, bir alt\u0131ndan sigara tabakas\u0131,<br \/>\nk\u00fc\u00e7\u00fck tutkular\u0131&#8230; Yaln\u0131zca bunlar, baz\u0131 kez kaba adamlar olurlar, kad\u0131nlardan beter.<\/p>\n<p>En iyisi k\u0131rk ya\u015f\u0131nda bir erkek olmal\u0131, arkaya taranm\u0131\u015f ve \u015fakaklar\u0131nda k\u0131rla\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015f sa\u00e7lar\u0131yla hen\u00fcz kendine \u00f6zen g\u00f6steren biri, \u00e7ok kuru, geni\u015f omuzlar\u0131yla, \u00e7ok \u00e7evik, ama hayat\u0131 tan\u0131yan bilen biri, ac\u0131 \u00e7ekmi\u015f oldu\u011fu i\u00e7in babacan biri. Lulu bir yumurcaktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, benim gibi bir dostu oldu\u011fu i\u00e7in de talihli, \u00e7\u00fcnk\u00fc Pierre ondan b\u0131kmaya ba\u015flad\u0131, ona hep sabretmesini s\u00f6yleyen benim gibi biri yerine bu durumdan yararlanmaya kalkanlar var ve ben bana biraz yak\u0131n davran\u0131nca bunu g\u00f6rmezden gelirim de her zaman onu \u00f6vecek bir iki g\u00fczel s\u00f6z bulurum, ama o eline ge\u00e7irdi\u011fi talihe lay\u0131k bir kad\u0131n de\u011fil, kendine g\u00fcveni yok, Louis gitti\u011finden beri benim yaln\u0131z ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m gibi yaln\u0131z ya\u015fas\u0131n da g\u00f6reyim, ak\u015famlar\u0131 odas\u0131na yaln\u0131z d\u00f6nmek, b\u00fct\u00fcn g\u00fcn \u00e7al\u0131\u015f\u0131p da oday\u0131 bombo\u015f bulmak ve ba\u015f\u0131n\u0131 bir omuza<br \/>\ndayamak dile\u011fiyle \u00f6lmek neymi\u015f g\u00f6r\u00fcrd\u00fc. Ertesi sabah kalkmak ve i\u015fe gitmek cesaretini nereden bulur insan, \u00e7ekici ve ne\u015feli olmak, b\u00f6yle ya\u015famaktansa \u00f6lmeyi ye\u011fleyenlere nas\u0131l cesaret verir insan.<\/p>\n<p>Saat on bir otuzu \u00e7ald\u0131. Rirette mutlulu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu, mavi ku\u015fu, mutluluk ku\u015funu, a\u015fk\u0131n ba\u015fkald\u0131ran ku\u015funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Kendine geldi: Lulu otuz dakika ge\u00e7 kald\u0131, olabilir. Kocas\u0131ndan hi\u00e7 ayr\u0131lamayacak, bunun i\u00e7in yeteri kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc de\u011fil. Asl\u0131nda Henri ile ya\u015famas\u0131n\u0131n nedeni sayg\u0131 g\u00f6rmek: Ona Madam, deniyor, ama bir yandan da Henri&#8217;yi aldat\u0131yor, bunu \u00f6nemsemiyor. Onun i\u00e7in k\u00f6t\u00fc s\u00f6zler s\u00f6yl\u00fcyor, ama onun d\u00fcn s\u00f6ylediklerini s\u00f6yleyince de k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 kesilip g\u00fcceniyor. Ben elimden geleni yapt\u0131m, ona s\u00f6yleyece\u011fimi<br \/>\ns\u00f6yledim, yaz\u0131k eder kendine.<\/p>\n<p>Dome&#8217;un \u00f6n\u00fcnde bir taksi durdu ve Lulu indi i\u00e7inden. Koca bir valiz ta\u015f\u0131yordu ve y\u00fcz ifadesi kas\u0131nt\u0131l\u0131yd\u0131 biraz.<\/p>\n<p>-Henri&#8217;den ayr\u0131ld\u0131m, b\u0131rakt\u0131m onu, diye ba\u011f\u0131rd\u0131 uzaktan.<\/p>\n<p>Valizin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131yla biraz yamulmu\u015f yakla\u015ft\u0131. G\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Nas\u0131l, Lulu, dedi Rirette \u015fa\u015fk\u0131n. Ne diyorsunuz?..<\/p>\n<p>-Evet, dedi Lulu. Bitti, b\u0131rak\u0131verdim.<\/p>\n<p>Rirette hen\u00fcz inanam\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Biliyor mu? Kendisine s\u00f6yledin mi?<\/p>\n<p>Lulu&#8217;n\u00fcn g\u00f6zlerinde bir f\u0131rt\u0131na dola\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>-Elbette! dedi.<\/p>\n<p>-\u00c7ok iyi Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm!<\/p>\n<p>Rirette ne d\u00fc\u015f\u00fcnece\u011fini bilemiyordu, ama Lulu&#8217;n\u00fcn de y\u00fcreklendirilmeye ihtiyac\u0131 vard\u0131.<\/p>\n<p>-Ne kadar iyi, ne kadar da cesaretliymi\u015fsiniz, dedi. S\u00f6zlerine eklemeye niyetlendi:<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcyorsunuz ya pek de zor de\u011filmi\u015f. Ama kendini tuttu. Lulu hayranl\u0131kla izleniyordu: Yanaklar\u0131 k\u0131rm\u0131z\u0131, g\u00f6zleri alevliydi. Oturdu, valizini yan\u0131na koydu. \u00dcst\u00fcnde k\u00fcl renkli bir mantoyla deri bir kemer, yuvarlak yakal\u0131 a\u00e7\u0131k sar\u0131 bir kazak vard\u0131. Ba\u015f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131. Rirette Lulu&#8217;n\u00fcn b\u00f6yle ba\u015f\u0131 a\u00e7\u0131k gezmesini sevmiyordu: Lulu&#8217;n\u00fcn i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc k\u0131nama ve alay dolu o garip karma\u015f\u0131k tavr\u0131 kavramakla gecikmedi. Lulu onda hep bu etkiyi yarat\u0131yordu. Lulu&#8217;da<br \/>\nsevdi\u011fim \u015fey, diye karara vard\u0131 Rirette, onun canl\u0131l\u0131\u011f\u0131.<\/p>\n<p>-\u015eip \u015fak, dedi Lulu. Ona istim \u00fcst\u00fcnde oldu\u011fumu s\u00f6yledim. \u015eafak att\u0131.<\/p>\n<p>-Kendimi toplayamad\u0131m, dedi Rirette. Peki, kim k\u0131\u015fk\u0131rtt\u0131 sizi Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm? Aslan kesildiniz. D\u00fcn ak\u015fam kellemi keserim, onu b\u0131rakmaya niyetiniz yoktu.<\/p>\n<p>-Ne olduysa k\u00fc\u00e7\u00fck erkek karde\u015fimin y\u00fcz\u00fcnden oldu. Bana babalans\u0131n, ne yaparsa yaps\u0131n, tamam, ama aileme dokununca dayanam\u0131yorum.<\/p>\n<p>-Peki nas\u0131l oldu bunlar?<\/p>\n<p>-Garson nerede? dedi Lulu iskemlede oynayarak:<\/p>\n<p>D\u00f6me&#8217;un garsonlar\u0131, \u00e7a\u011fr\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman ortadan kaybolurlar. Bize hizmet eden \u015fu k\u00fc\u00e7\u00fck sar\u0131\u015f\u0131n m\u0131?<\/p>\n<p>-Evet, dedi Rirette. Onunla aram iyi, bilmez misiniz?<\/p>\n<p>-Ya? Peki \u00f6yleyse lavabodaki kad\u0131na g\u00f6z kulak olun, onunla, pek s\u0131k\u0131 f\u0131k\u0131. Yaltaklan\u0131yor ona, ama bazen, tuvalete giren kad\u0131nlar\u0131 g\u00f6zlemek i\u00e7in, kad\u0131nlar\u0131 utand\u0131rmak i\u00e7in, \u00e7\u0131karlarken onlar\u0131n g\u00f6zlerinin i\u00e7ine bak\u0131yor. Sizi bir dakika yaln\u0131z b\u0131raksam. \u0130nip Pierre&#8217;e telefon etmeliyim. Takaza eder sonra! Garsonu g\u00f6r\u00fcrseniz bana bir kafe-krem s\u00f6yleyin, yaln\u0131zca bir dakika ve sonra her \u015feyi anlataca\u011f\u0131m size.<\/p>\n<p>Aya\u011fa kalkt\u0131, birka\u00e7 ad\u0131m y\u00fcr\u00fcd\u00fc ve Rirette&#8217;e do\u011fru d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>-\u00c7ok mutluyum Rirette&#8217;ci\u011fim.<\/p>\n<p>-Sevgili Lulu, dedi Rirette, ellerini tutarak.<\/p>\n<p>Lulu kurtuldu, tara\u00e7ay\u0131 u\u00e7arak ge\u00e7ti. Rirette onun uzakla\u015fmas\u0131n\u0131 seyretti. B\u00f6yle bir \u015fey yapabilece\u011fine hi\u00e7 mi hi\u00e7 inanmazd\u0131m. Ne kadar ne\u015feli, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Biraz ba\u015f\u0131na buyruk gibi, kocas\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131ndan atmay\u0131 da b\u00f6ylece ba\u015fard\u0131. Beni dinlemi\u015f olsayd\u0131, \u00e7oktan her \u015fey olup bitmi\u015fti. Ne olursa olsun benim y\u00fcz\u00fcmden oldu. S\u00f6z\u00fcn k\u0131sas\u0131 \u00e7ok etkiledim onu. Lulu bir s\u00fcre sonra geldi.<\/p>\n<p>-Pierre ap\u0131\u015ft\u0131 kald\u0131, dedi. \u0130\u015fin. ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmek istiyor. Az sonra anlataca\u011f\u0131m ona. Yeme\u011fi birlikte yiyece\u011fiz. Yar\u0131n ak\u015fam gidebilece\u011fimizi s\u00f6yl\u00fcyor.<\/p>\n<p>-Bilsen ne kadar mutluyum Lulu, dedi Rirette. \u00c7abuk anlat\u0131n bana. Bu gece mi karar verdiniz buna?<\/p>\n<p>-Bilirsiniz, hi\u00e7bir \u015feye karar vermedim, dedi Lulu al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fckle. Ne olduysa kendi kendine oldu.<\/p>\n<p>Sinirli sinirli vurdu masaya:<\/p>\n<p>-Garson! Garson! Can\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131yor \u015fu garson, bir kafe-krem istemi\u015ftim.<\/p>\n<p>Rirette \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131. Lulu&#8217;n\u00fcn yerinde olsa, b\u00f6ylesi ciddi bir durumda, bir kafe-krem i\u00e7in bu kadar zaman yitirmezdi. Lulu cana yak\u0131n bir insand\u0131, ama b\u00f6yle bo\u015f kafa oldu\u011fu zaman \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir \u015fey, ku\u015f gibi.<\/p>\n<p>Lulu alabildi\u011fine g\u00fcld\u00fc:<\/p>\n<p>-Henri&#8217;nin surat\u0131n\u0131 g\u00f6rmeliydiniz!<\/p>\n<p>-Anneniz bu i\u015fe ne der diye kendi kendime soruyorum, dedi Rirette, ciddi ciddi.<\/p>\n<p>-Annem mi? B\u00fc-y\u00fc-le-ne-cek, dedi Lulu, g\u00fcvenle. Aralar\u0131 bozuktu onunla biliyorsunuz, k\u0131zar ona. Henri hep benim k\u00f6t\u00fc yeti\u015ftirildi\u011fimi dokundurur ona, yok b\u00f6yleymi\u015fim, yok \u015f\u00f6yleymi\u015fim, yok ne id\u00fc\u011f\u00fc belirsiz bir e\u011fitim g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm apa\u00e7\u0131km\u0131\u015f. Biliyorsunuz, ona biraz da anneme yapt\u0131klar\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle davrand\u0131m.<\/p>\n<p>-Neler oldu?<\/p>\n<p>-Ne olsun, Robert&#8217;e bir \u015famar att\u0131.<\/p>\n<p>-Robert sizde miydi?<\/p>\n<p>-Evet, bu sabah ge\u00e7erken u\u011fram\u0131\u015f, \u00e7\u00fcnk\u00fc annem bir \u015feyler \u00f6\u011frensin diye Gompez&#8217;nin yan\u0131na vermek istiyor onu. San\u0131r\u0131m bunu size s\u00f6yledi. Kahvalt\u0131m\u0131z\u0131 yaparken bize u\u011frad\u0131. Henri bir \u015famar att\u0131 ona.<\/p>\n<p>-Ama niye? diye sordu Rirette, y\u00fcz\u00fcn\u00fc hafif\u00e7e buru\u015fturarak. Lulu&#8217;n\u00fcn olup bitenleri anlat\u0131\u015f bi\u00e7iminden ho\u015flanm\u0131yordu.<\/p>\n<p>-At\u0131\u015ft\u0131lar, dedi Lulu, belli belirsiz. K\u00fc\u00e7\u00fck de ona katlanmazd\u0131, kafa tuttu, a\u011f\u0131z dolusu k\u00fcfretti. \u00c7\u00fcnk\u00fc Henri k\u00f6t\u00fc yeti\u015fmi\u015f diyordu ona. Bunu bilir, bunu s\u00f6yler; buruluyordum. Sonra Henri kalkt\u0131, odada kahvalt\u0131 ediyorduk ve bir tokat att\u0131; \u00f6ld\u00fcrecektim onu.<\/p>\n<p>-Sonra evi terk mi ettiniz.<\/p>\n<p>-Terk etmek mi? Lulu \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>-Nereyi?<\/p>\n<p>-\u0130\u015fte o zaman b\u0131rakt\u0131n\u0131z Henri&#8217;yi san\u0131yordum. Dinle, Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm, olup biteni s\u0131rayla anlat\u0131n bana, b\u00f6yle olmazsa hi\u00e7bir \u015fey anlayamam. S\u00f6yleyin bana, diye ekledi, ku\u015fkuya kap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, Henri&#8217;yi kesinlikle b\u0131rakt\u0131n\u0131z m\u0131, do\u011fru mu bu?<\/p>\n<p>-Evet, tabii, bir saattir size bunu anlat\u0131yorum.<\/p>\n<p>-G\u00fczel. Henri, Robert&#8217;e tokat att\u0131. Sonra?<\/p>\n<p>-Sonra, dedi Lulu, Henri&#8217;yi balkona kapatt\u0131m, \u00e7ok g\u00fcl\u00fcn\u00e7 bir \u015feydi bu. S\u0131rt\u0131nda pijamas\u0131 vard\u0131, cama vuruyordu, ama k\u0131rmaya da cesaret edemiyordu; \u00e7\u00fcnk\u00fc cimridir. Ben onun yerinde olsam, ellerim kan i\u00e7inde de kalsa her \u015feyi k\u0131rar d\u00f6kerdim. Sonra Texier&#8217;ler geldiler. Cam\u0131n \u00f6teki taraf\u0131ndan Henri bana g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu, i\u015fi \u015fakaya bo\u011far gibi g\u00f6steriyordu.<\/p>\n<p>Garson ge\u00e7ti. Lulu adam\u0131 kolundan yakalad\u0131:<\/p>\n<p>-Buraya bakar m\u0131yd\u0131n\u0131z? Zahmet olmazsa bana bir kafe-krem getirseniz?<\/p>\n<p>Rirette can\u0131n\u0131n s\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetti, garsona biraz su\u00e7lu gibi g\u00fcl\u00fcmsedi, ama garson anlams\u0131zca durdu, alay dolu a\u015f\u0131r\u0131 bir sayg\u0131yla e\u011fildi. Rirette, Lulu&#8217;ye biraz k\u0131zd\u0131: Kendinden a\u015fa\u011f\u0131 olanlara nas\u0131l davranaca\u011f\u0131n\u0131 bir t\u00fcrl\u00fc bilemiyordu, baz\u0131 kez senli benli, baz\u0131 kez \u00e7ok uzak ve \u00e7ok kuru.<\/p>\n<p>Lulu g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>-Henri&#8217;yi pijamayla balkonda g\u00f6r\u00fcyorum da ona g\u00fcl\u00fcyorum. So\u011fuktan titriyordu. Biliyor musunuz, nas\u0131l kapatt\u0131m onu balkona? Henri salonun dibindeydi. Robert a\u011fl\u0131yordu, o da d\u0131r d\u0131r \u00f6\u011f\u00fctler veriyordu. Kap\u0131y\u0131 a\u00e7t\u0131m, Henri, bak, bir araba \u00e7i\u00e7ek\u00e7i kad\u0131na \u00e7arpt\u0131, dedim.<\/p>\n<p>Yan\u0131ma geldi, \u00e7i\u00e7ek\u00e7i kad\u0131n\u0131 sever; \u00e7\u00fcnk\u00fc Henri&#8217;ye \u0130svi\u00e7reli oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015f, kendine a\u015f\u0131k da san\u0131yor onu. Nerede, nerede? diyordu. Ben yava\u015f\u00e7ac\u0131k \u00e7ekildim, odaya girdim, kap\u0131y\u0131 kapatt\u0131m. Cam\u0131n ard\u0131ndan ba\u011f\u0131rd\u0131m: Sana \u00f6\u011fretirim ben karde\u015fimle dala\u015fman\u0131n ne oldu\u011funu. Bir saatten fazla b\u0131rakt\u0131m onu balkonda. G\u00f6zlerini iri iri a\u00e7m\u0131\u015f bize bak\u0131yordu.<br \/>\n\u00d6fkeden morarm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Henri&#8217;ye dilimi \u00e7\u0131kar\u0131yordum ve Robert&#8217;e \u015feker veriyordum. Ondan sonra \u00f6teberimi salona getirdim. Henri&#8217;nin bundan tiksindi\u011fini bildi\u011fim i\u00e7in Robert&#8217;in \u00f6n\u00fcnde giyindim. Robert k\u00fc\u00e7\u00fck bir erkek gibi sar\u0131l\u0131yordu bana, \u00e7ok sevimli, sanki Henri orada yokmu\u015f gibi davran\u0131yorduk. Bu hengamede y\u00fcz\u00fcm\u00fc y\u0131kamay\u0131 unuttum.<\/p>\n<p>-Cam\u0131n \u00f6teki taraf\u0131nda seninki. \u00c7ok g\u00fcl\u00fcn\u00e7, dedi Rirette, y\u00fcksek sesle g\u00fclerek.<\/p>\n<p>Lulu g\u00fclmeyi kesti.<\/p>\n<p>-So\u011fuk alm\u0131\u015f olmas\u0131n sak\u0131n, dedi acele, sinirliyken insan\u0131n akl\u0131na gelmiyor. Ne\u015feyle yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131: yumru\u011funu sall\u0131yordu bize, durmadan konu\u015fuyordu, ama dediklerinin yar\u0131s\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131yordu. Sonra Robert gitti, hemen ard\u0131ndan Texier&#8217;ler kap\u0131y\u0131 \u00e7ald\u0131lar. Onlar\u0131 i\u00e7eri ald\u0131m.<\/p>\n<p>Onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcnce g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131, balkondan onlara selamlar verdi ve ben Texier&#8217;lere Bak\u0131n kocama, \u015fu \u015feker adama, akvaryumda bir bal\u0131\u011fa benzemiyor mu? diyordum. Texier&#8217;ler cam\u0131n ard\u0131ndan ona selam verdiler; biraz \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015flard\u0131, ama renk vermediler.<\/p>\n<p>-G\u00f6r\u00fcr gibiyim, dedi Rirette g\u00fclerek. Ha hay! Kocan\u0131z balkonda ve Texier&#8217;ler i\u00e7eride! Bir\u00e7ok kez tekrarlad\u0131:<\/p>\n<p>-Kocan\u0131z balkonda ve Texier&#8217;ler i\u00e7eride&#8230; Sahneyi Lulu&#8217;ye betimlemek i\u00e7in g\u00fcl\u00fcn\u00e7 ve tuhaf s\u00f6zc\u00fckler bulmak isterdi, Lulu&#8217;n\u00fcn g\u00fclmece duygundan yoksun oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ama s\u00f6zc\u00fckler akl\u0131na gelmedi.<\/p>\n<p>-Pencereyi a\u00e7t\u0131m, dedi Lulu, ve Henri i\u00e7eri girdi. Texier&#8217;lerin \u00f6n\u00fcnde \u00f6pt\u00fc beni, k\u00fc\u00e7\u00fck haylaz dedi bana. K\u00fc\u00e7\u00fck haylaz, diyordu, bana bir oyun oynamak istedi. Ben de g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordum. Texier&#8217;ler de g\u00fcl\u00fcms\u00fcyorlard\u0131 kibarca, herkes g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu. Ama onlar gidince kula\u011f\u0131m\u0131n tozuna bir yumruk indirdi. O zaman bir f\u0131r\u00e7a kapt\u0131m ve a\u011fz\u0131n\u0131n ortas\u0131na f\u0131rlatt\u0131m, iki duda\u011f\u0131n\u0131 da yard\u0131m.<\/p>\n<p>-Zavall\u0131 Lulu, dedi Rirette, \u015fefkatle.<\/p>\n<p>Ama Lulu bu \u015fefkat g\u00f6sterisini bir hareketle savu\u015fturdu. Kumral sa\u00e7 k\u0131vr\u0131mlar\u0131yla oynayarak kavgac\u0131 bir tav\u0131rla dimdik duruyordu. G\u00f6zlerinden k\u0131v\u0131lc\u0131mlar sa\u00e7\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Orada d\u00fc\u015f\u00fcnceler ortaya d\u00f6k\u00fcld\u00fc; olanlar orada oldu; bir havluyla dudaklar\u0131n\u0131 sildim ve can\u0131ma tak etti\u011fini, art\u0131k onu sevmedi\u011fimi, gidece\u011fimi s\u00f6yledim ona. A\u011flamaya ba\u015flad\u0131, kendini \u00f6ld\u00fcrece\u011fini s\u00f6yledi. Ama laf bunlar, an\u0131msars\u0131n\u0131z, Rirette, ge\u00e7en y\u0131l, Rhenanie&#8217;yle olan hikayeler s\u0131ras\u0131nda, b\u00fct\u00fcn g\u00fcn ayn\u0131 teraneyi okurdu bana; Neredeyse sava\u015f<br \/>\n\u00e7\u0131kacak, Lulu, gidece\u011fim, \u00f6lece\u011fim, benim i\u00e7in \u00fcz\u00fcleceksin, bana \u00e7ektirdi\u011fin b\u00fct\u00fcn ac\u0131lar y\u00fcz\u00fcnden pi\u015fmanl\u0131k duyacaks\u0131n. \u0130yi iyi, diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordum ona, sen iktidars\u0131zs\u0131n, seni askere falan almazlar. Ard\u0131ndan yat\u0131\u015ft\u0131rd\u0131m onu, \u00e7\u00fcnk\u00fc beni odaya kilitlemekten s\u00f6z ediyordu, bir aydan \u00f6nce gitmeyece\u011fime s\u00f6z verdim. Bundan sonra i\u015fine gitti, g\u00f6zleri k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131yd\u0131, duda\u011f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde yara band\u0131 vard\u0131, hi\u00e7 de ho\u015f g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyordu.<br \/>\nBen ev i\u015fleriyle u\u011fra\u015ft\u0131m, mercime\u011fi ate\u015fe koydum ve \u00e7antam\u0131 haz\u0131rlad\u0131m. Mutfak masas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne de bir iki sat\u0131r not yaz\u0131p b\u0131rakt\u0131m.<\/p>\n<p>-Ne yazd\u0131n\u0131z ona?<\/p>\n<p>-\u015e\u00f6yle yazd\u0131m, dedi Lulu, gururla: Mercimek ate\u015fin \u00fcst\u00fcnde, yeme\u011fi ye ve gaz\u0131 kapat. Buzdolab\u0131nda jambon var. Benden bu kadar, ben gidiyorum. Ho\u015f\u00e7a kal.<\/p>\n<p>\u0130kisi birden g\u00fcld\u00fcler ve ge\u00e7enler d\u00f6n\u00fcp bakt\u0131. Rirette sevimli bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve ni\u00e7in Viel ya da Cafe de la Paix&#8217;in tara\u00e7as\u0131nda oturmam\u0131\u015f olmalar\u0131na \u00fcz\u00fcld\u00fc. G\u00fclmeleri ge\u00e7ince sustular. Rirette art\u0131k s\u00f6yleyecek bir\u015feyleri kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc. Biraz hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>-Ben ka\u00e7\u0131yorum, dedi Lulu, kalkarak, Pierre&#8217;i \u00f6\u011fleyin g\u00f6rece\u011fim. \u00c7antam\u0131 ne yapsam acaba?<\/p>\n<p>-Onu bana b\u0131rak\u0131n, dedi Rirette, az sonra lavabodaki kad\u0131na emanet ederim. Sizi bir daha ne zaman g\u00f6rece\u011fim?<\/p>\n<p>-Saat ikide sizi almaya gelece\u011fim, sizinle birlikte yapacak bir y\u0131\u011f\u0131n i\u015f var, \u00f6teberimin yar\u0131s\u0131n\u0131 almad\u0131m; Pierre bana para vermeli.<\/p>\n<p>Lulu gitti. Rirette garsonu \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131. \u0130kisi i\u00e7in de kendini kayg\u0131l\u0131 ve \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc hissediyordu. Garson ko\u015ftu: \u00c7a\u011f\u0131ran kendisi olursa garsonun hemen geldi\u011fini Rirette daha \u00f6nceden fark etmi\u015fti.<\/p>\n<p>-Be\u015f frank, dedi. Biraz kuru bir tav\u0131rla ekledi: \u0130kiniz de pek ne\u015feliydiniz, kahkahalar\u0131n\u0131z a\u015fa\u011f\u0131dan duyuluyordu. Lulu onu k\u0131rd\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Rirette, can\u0131 s\u0131kk\u0131n, k\u0131zararak.<\/p>\n<p>-Arkada\u015f\u0131m bu sabah biraz sinirli, dedi.<\/p>\n<p>-Sevimli bir kad\u0131n, dedi garson i\u00e7inden gelerek. Te\u015fekk\u00fcr ederim, k\u00fc\u00e7\u00fck han\u0131m.<\/p>\n<p>Alt\u0131 frank\u0131 cebine indirdi, \u00e7ekip gitti. Rirette biraz \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131, ama saat \u00f6\u011fleyi \u00e7ald\u0131, Rirette, Henri&#8217;nin eve d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, Lulu&#8217;n\u00fcn yaz\u0131s\u0131n\u0131 buldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Bu onun i\u00e7in huzur dolu bir an oldu.<\/p>\n<p>-T\u00fcm bunlar\u0131n yar\u0131n ak\u015famdan \u00f6nce Vondamme Soka\u011f\u0131ndaki Hotel du Theatre&#8217;a g\u00f6nderilmesini istiyorum, dedi.<\/p>\n<p>Lulu kasadaki kad\u0131na, bir han\u0131mefendi tavr\u0131yla.<\/p>\n<p>Rirette&#8217;e do\u011fru d\u00f6nd\u00fc:<\/p>\n<p>-Bitti, Rirette, ba\u011flar koptu.<\/p>\n<p>-\u0130sim? dedi kasadaki kad\u0131n.<\/p>\n<p>-Mme Lucienne Crispin.<\/p>\n<p>Lulu mantosunu koluna att\u0131, ko\u015fmaya ba\u015flad\u0131. Samaritaine&#8217;nin b\u00fcy\u00fck merdivenlerini ko\u015farak indi. Rirette onu izliyordu, ama bast\u0131\u011f\u0131 yere bakmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in az kals\u0131n ka\u00e7 kez d\u00fc\u015fecekti: G\u00f6zleri ancak \u00f6n\u00fcnde dans eden mavi ve a\u00e7\u0131k sar\u0131 incecik bedeni g\u00f6r\u00fcyordu! Ne olursa olsun insan\u0131 ba\u015ftan \u00e7\u0131karan bir bedeni oldu\u011fu bir ger\u00e7ek&#8230; Rirette, Lulu&#8217;yu s\u0131rt\u0131ndan ya da yandan her g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde \u00e7izgilerinin ba\u015ftan \u00e7\u0131kar\u0131c\u0131l\u0131\u011f\u0131yla sersemliyor, ama kendi kendine bunun ni\u00e7inini a\u00e7\u0131klayam\u0131yordu; bu bir izlenimdi. K\u0131vrak ve ince, ama uygunsuz bir \u015feyler var onda, nedir \u00e7\u0131kartam\u0131yorum. Her giydi\u011fini bedenine kal\u0131p gibi oturtmay\u0131 beceriyor, bundan olmal\u0131. Arkas\u0131ndan utand\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler, sonra da kal\u00e7alar\u0131na yap\u0131\u015fan eteklikler giyer. Pekala biliyorum, arkas\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck, benimkinden \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck, ama daha \u00e7ok g\u00f6z\u00fck\u00fcyor. Yusyuvarlak, zay\u0131f b\u00f6\u011f\u00fcrlerinin alt\u0131nda, etekli\u011fi iyice dolduruyor, oradan i\u00e7eri ak\u0131t\u0131lm\u0131\u015f sanki; sonra da \u00e7alkalan\u0131yor.<\/p>\n<p>Lulu d\u00f6nd\u00fc; birbirlerine g\u00fcld\u00fcler. Rirette, bir ay\u0131planma ve isteksizlik kar\u0131\u015f\u0131m\u0131yla arkada\u015f\u0131n\u0131n uygunsuz bedenini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu:<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck kalk\u0131k g\u00f6\u011f\u00fcsler, d\u00fcz ve parlak bir ten, sapsar\u0131 -insan ona dokunsa kau\u00e7uktan oldu\u011funa yemin eder- uzun oyluklar, uzun uzun organl\u0131, b\u0131\u00e7k\u0131n bir beden. Bir Zenci kad\u0131n bedeni, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Rirette, rumba yapan bir Zenci kad\u0131n havas\u0131 var. D\u00f6ner kap\u0131n\u0131n yan\u0131ndaki bir ayna dolgun \u00e7izgilerinin g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fc yans\u0131tt\u0131 Rirette&#8217;e: Ben daha sportmenim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lulu&#8217;n\u00fcn kolundan tutarak. Giyinik oldu\u011fumuz zaman benden daha \u00e7ok etki yap\u0131yor, ama \u00e7\u0131plakken, ondan daha iyi oldu\u011fum kesin.<\/p>\n<p>Bir an sessiz kald\u0131lar, sonra Lulu,<\/p>\n<p>-Pierre iyiydi. Siz de, siz de iyiydiniz, Rirette; her ikinize de bir\u015feyler bor\u00e7luyum, dedi.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131 zoraki bir tav\u0131rla s\u00f6ylemi\u015fti, ama Rirette buna dikkat etmedi: Lulu hi\u00e7 mi hi\u00e7 te\u015fekk\u00fcr etmesini bilmezdi, \u00e7ok utanga\u00e7t\u0131.<\/p>\n<p>-Can\u0131m istemiyor, dedi birden Lulu, ama bir sutyen almak zorunday\u0131m.<\/p>\n<p>-Buradan m\u0131? dedi Rirette. \u00c7ama\u015f\u0131r satan bir ma\u011fazan\u0131n \u00f6n\u00fcnden ge\u00e7iyorlard\u0131.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r. Burada g\u00f6rd\u00fcm de akl\u0131ma geldi. Sutyeni Fischer&#8217;den al\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>-Montparnasse Bulvar\u0131nda m\u0131? diye ba\u011f\u0131rd\u0131 Rirette. Dikkatli olun, Lulu, diye devam etti ciddiyetle, Montparnasse Bulvar\u0131nda pek g\u00f6z\u00fckmemek iyi olurdu, hele \u015fu saatlerde: Henri&#8217;yle burun buruna geliveririz, bu da son derece tats\u0131z bir \u015fey olur.<\/p>\n<p>-Henri&#8217;yle mi? dedi Lulu, omuz silkerek. Yok can\u0131m, ni\u00e7in olsun?<\/p>\n<p>\u00d6fkeden Rirette&#8217;in yanaklar\u0131 ve \u015fakaklar\u0131 pembele\u015fmi\u015fti.<\/p>\n<p>-Siz her zaman ayn\u0131s\u0131n\u0131z, Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm, bir \u015fey ho\u015funuza gitmedi mi, onu safl\u0131kla ve kolayl\u0131kla yads\u0131yorsunuz. Fischer&#8217;e gitmek istiyorsunuz, gelgelelim, bana, Henri&#8217;nin Montparnasse Bulvar\u0131ndan ge\u00e7medi\u011fini s\u00f6yl\u00fcyorsunuz. Her g\u00fcn saat alt\u0131da buradan ge\u00e7ti\u011fini pekala biliyorsunuz, buras\u0131 onun yolu. Bunu bana siz s\u00f6ylemi\u015ftiniz:<\/p>\n<p>Rennes Soka\u011f\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kar, otob\u00fcs\u00fc Raspail Bulvar\u0131n\u0131n k\u00f6\u015fesinde bekler, diye.<\/p>\n<p>-\u015eimdi saat olsa olsa be\u015f, dedi Lulu. Sonra, belki i\u015fe gitmedi. Ona yazd\u0131\u011f\u0131m yaz\u0131dan sonra yay\u0131l\u0131p kalm\u0131\u015f olmal\u0131.<\/p>\n<p>-Ama Lulu, dedi Rirette, bir ba\u015fka Fischer var, biliyorsunuz. Opera&#8217;dan pek uzak de\u011fil, Quatre-Septembre Soka\u011f\u0131nda.<\/p>\n<p>-Evet, dedi Lulu, gev\u015fek bir tav\u0131rla. Ama oraya kadar gitmek gerekiyor.<\/p>\n<p>-A! \u00c7ok ho\u015fsunuz Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm! Oraya kadar gitmek gerekiyor! Ama iki ad\u0131ml\u0131k yer, Montparnasse Kav\u015fa\u011f\u0131ndan \u00e7ok daha yak\u0131n.<\/p>\n<p>-Satt\u0131klar\u0131 \u015feyleri be\u011fenmiyorum.<\/p>\n<p>Rirette i\u00e7inden alayl\u0131 alayl\u0131 t\u00fcm Fischer&#8217;lerin ayn\u0131 mal\u0131 satt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ama Lulu&#8217;n\u00fcn anla\u015f\u0131lmaz dikkafal\u0131l\u0131klar\u0131 vard\u0131: Henri, \u015fu anda Lulu&#8217;n\u00fcn en az kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmek zorunda oldu\u011fu s\u00f6z g\u00f6t\u00fcrmez bir ki\u015fiydi. Sanki bunu ayaklar\u0131na kapans\u0131n diye bile bile yap\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Pekala, dedi ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle. Haydi Montpainasse&#8217;a, zaten Henri o kadar iri ki, o bizi g\u00f6rmeden biz onu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>-Hem ni\u00e7in? dedi Lulu. Onunla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131rsak kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r\u0131z, o kadar, bizi yemez ya.<\/p>\n<p>Lulu, Montparnasse&#8217;a do\u011fru y\u00fcr\u00fcmeye koyuldu; hava almaya ihtiyac\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyordu. Seine Soka\u011f\u0131ndan, sonra Odeon Soka\u011f\u0131ndan ve Vaugirard Soka\u011f\u0131ndan ge\u00e7tiler. Rirette, Pierre&#8217;e \u00f6vg\u00fcler ya\u011fd\u0131rd\u0131 ve bu durumda yapmas\u0131 gerekeni yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 Lulu&#8217;ya anlatt\u0131.<\/p>\n<p>-Paris&#8217;i bu kadar sevdi\u011fime g\u00f6re \u00fcz\u00fclece\u011fim oralarda, dedi Lulu.<\/p>\n<p>-Susun \u015fimdi Lulu. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum da Nice&#8217;e gitmek gibi bir f\u0131rsat var ve Paris&#8217;ten yana \u00fcz\u00fcnt\u00fc \u00e7ekiyorsunuz.<\/p>\n<p>Lulu kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi, ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 ve h\u00fcz\u00fcnl\u00fc bir havayla sa\u011fa sola bakmaya koyuldu.Fischer&#8217;den \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131nda saatin alt\u0131y\u0131 vurdu\u011funu i\u015fittiler. Rirette, Lulu&#8217;yu dirse\u011finden yakalad\u0131, onu daha h\u0131zl\u0131 g\u00f6t\u00fcrmek istedi. Ama Lulu, \u00e7i\u00e7ek\u00e7i Baumann&#8217;\u0131n \u00f6n\u00fcnde durdu.<\/p>\n<p>-\u015eu a\u00e7elyalara bak\u0131n, Rirette&#8217;ci\u011fim. \u0130yi bir salonum olsayd\u0131 bunlardan her yana koyard\u0131m.<\/p>\n<p>-Saks\u0131da \u00e7i\u00e7ek sevmem, dedi Rirette.<\/p>\n<p>\u00c7ileden \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Ba\u015f\u0131n\u0131 Rennes Soka\u011f\u0131ndan yana \u00e7evirdi ve olan oldu, bir dakika sonra Henri&#8217;nin aptal iri g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcn\u00fcn belirdi\u011fini g\u00f6rd\u00fc. Ba\u015f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131, s\u0131rt\u0131nda kestane rengi tweed spor bir ceket vard\u0131.<\/p>\n<p>Rirette kestane renginden tiksiniyordu.<\/p>\n<p>-\u0130\u015fte Lulu, i\u015fte, dedi, at\u0131l\u0131rcas\u0131na.<\/p>\n<p>-Nerede? dedi Lulu, nerede? Rirette kadar bile sakin de\u011fildi.<\/p>\n<p>-Ard\u0131m\u0131zda, \u00f6teki kald\u0131r\u0131mda. Gidelim, o yana da d\u00f6nmeyin.<\/p>\n<p>Lulu birden d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>-G\u00f6rd\u00fcm onu, dedi.<\/p>\n<p>Rirette onu s\u00fcr\u00fcklemeye kalkt\u0131, ama Lulu kar\u015f\u0131 koydu, sabit g\u00f6zlerle Henri&#8217;ye bak\u0131yordu. Sonunda,<\/p>\n<p>-San\u0131r\u0131m bizi g\u00f6rd\u00fc, dedi.<\/p>\n<p>Korkmu\u015f g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu, kendini Rirette&#8217;e b\u0131rak\u0131verdi ve uysalca onun pe\u015fine tak\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>-\u015eimdi, Tanr\u0131 a\u015fk\u0131na, Lulu, d\u00f6nmeyiniz art\u0131k, dedi Rirette, biraz nefes nefese. Sa\u011fdaki en yak\u0131n sokaktan d\u00f6n\u00fcveririz. Delambre Soka\u011f\u0131ndan. \u00c7ok h\u0131zl\u0131 y\u00fcr\u00fcyorlard\u0131, ge\u00e7enleri itip kak\u0131yorlard\u0131. Bazen Lulu s\u00fcr\u00fckleniyordu, bazen da Rirette&#8217;i ileri do\u011fru s\u00fcr\u00fckleyen o oluyordu.<\/p>\n<p>Ama Rirette Lulu&#8217;n\u00fcn biraz ard\u0131nda iri kumral bir g\u00f6lge g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman daha Delambre Soka\u011f\u0131n\u0131n k\u00f6\u015fesine ula\u015fmam\u0131\u015flard\u0131; bunun Henri oldu\u011funu anlad\u0131 ve \u00f6fkeden titremeye ba\u015flad\u0131. Lulu g\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131 e\u011fik tutuyor, sinsi ve inat\u00e7\u0131 bir havada g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu. Tedbirsizli\u011fine \u00fcz\u00fcl\u00fcyor, ama \u00e7ok ge\u00e7, bu \u00e7ok k\u00f6t\u00fc onun i\u00e7in. Ad\u0131mlar\u0131n\u0131 s\u0131kla\u015ft\u0131rd\u0131lar, Henri onlar\u0131 tek bir s\u00f6z s\u00f6ylemeden izliyordu. Delambre Soka\u011f\u0131n\u0131 ge\u00e7tiler, Observatoire y\u00f6n\u00fcnde y\u00fcr\u00fcmeye devam ettiler. Rirette, Henri&#8217;nin ayakkab\u0131lar\u0131n\u0131n g\u0131c\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 duyuyordu,<br \/>\ny\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015flerini noktalayan d\u00fczenli ve hafif bir \u00e7e\u015fit h\u0131r\u0131lt\u0131 da vard\u0131. Bu Henri&#8217;nin soluklar\u0131yd\u0131 (Henri her zaman kuvvetli soluk al\u0131r verirdi, ama hi\u00e7bir zaman \u015fu andaki gibi de\u011fil; ya onlara yeti\u015fmek i\u00e7in ko\u015ftu\u011fundan, ya da heyecandan). Sanki o burada de\u011filmi\u015f gibi davranmal\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Rirette.<\/p>\n<p>Varl\u0131\u011f\u0131 g\u00f6z\u00fcm\u00fcze ili\u015fmemi\u015f gibi g\u00f6z\u00fckmeli. Ama g\u00f6z ucuyla ona bakmaktan da kendini alam\u0131yordu. \u00c7ama\u015f\u0131r gibi beyazd\u0131 ve g\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131 \u00f6ylesine e\u011fmi\u015fti ki g\u00f6zleri kapal\u0131 gibiydi. Uyurgezer dense yeridir, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Rirette bir \u00e7e\u015fit korkuyla. Henri&#8217;nin dudaklar\u0131 titriyordu ve alt duda\u011f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde yar\u0131 kopmu\u015f k\u0131rm\u0131z\u0131ms\u0131 bir yara band\u0131 da titreyip duruyordu. Ve solu\u011fu, d\u00fczenli ve bo\u011fuk solu\u011fu \u015fimdi h\u0131mh\u0131m bir m\u00fczikle sona eriyordu.<br \/>\nRirette kendini k\u00f6t\u00fc hissediyordu. Henri&#8217;den korkmuyordu, ama hastal\u0131k ve tutkuydu hep ona korku veren.<\/p>\n<p>Biraz sonra Henri, elini, bakmaks\u0131z\u0131n yava\u015f\u00e7a uzatt\u0131, Lulu&#8217;n\u00fcn kolunu yakalad\u0131. Lulu neredeyse a\u011flayacakm\u0131\u015f gibi a\u011fz\u0131n\u0131 b\u00fczd\u00fc ve irkilerek kendini kurtard\u0131.<\/p>\n<p>-\u00dc\u00fcf! yapt\u0131 Henri.<\/p>\n<p>Rirette&#8217;in durmak gibi \u00e7\u0131lg\u0131nca bir d\u00fc\u015f\u00fcnce vard\u0131 kafas\u0131nda. G\u00f6\u011fs\u00fcnde bir sanc\u0131 vard\u0131, kulaklar\u0131 u\u011fulduyordu. Ama Lulu neredeyse ko\u015fuyordu; o da bir uyurgezeri and\u0131r\u0131yordu. Lulu&#8217;n\u00fcn kolunu b\u0131raksa ve kendisi dursa, \u00f6teki ikisi yan yana, suskun \u00f6l\u00fcler gibi solgun ve g\u00f6zleri kapal\u0131 ko\u015fmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrecekler gibi geliyordu Rirette&#8217;e.<\/p>\n<p>Henri konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131. K\u0131s\u0131k, garip bir sesle konu\u015fuyordu:<\/p>\n<p>-Benimle eve d\u00f6n.<\/p>\n<p>Lulu kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Henri bo\u011fuk ve vurgusuz ayn\u0131 sesle yeniden konu\u015ftu:<\/p>\n<p>-Benim kar\u0131ms\u0131n. Benimle gel.<\/p>\n<p>-D\u00f6nmek istemedi\u011fini pekala g\u00f6r\u00fcyorsunuz, dedi Rirette, di\u015flerini s\u0131karak. Rahat b\u0131rak\u0131n onu. Henri&#8217;nin Rirette&#8217;i duymam\u0131\u015f bir hali vard\u0131. Tekrarl\u0131yordu:<\/p>\n<p>-Senin kocan\u0131m, benimle eve d\u00f6nmeni istiyorum.<\/p>\n<p>-Onu rahat b\u0131rak\u0131n rica ederim, dedi Rirette, tiz bir sesle. Onun can\u0131n\u0131 s\u0131kmakla hi\u00e7bir \u015fey ge\u00e7mez elinize. Rahat b\u0131rak\u0131n bizi.<\/p>\n<p>Henri, Rirette&#8217;e do\u011fru \u015fa\u015fk\u0131nca d\u00f6nd\u00fc:<\/p>\n<p>-Bu benim kar\u0131m, dedi. Bu kad\u0131n benimdir, benimle evine d\u00f6ns\u00fcn istiyorum. Lulu&#8217;n\u00fcn kolunu yakalad\u0131, bu kez kendini kurtaramad\u0131 Lulu.<\/p>\n<p>-Defolun, dedi Rirette.<\/p>\n<p>-Bir yere gitmem, onu her yerde izleyece\u011fim, eve d\u00f6ns\u00fcn istiyorum. Zorlanarak konu\u015fuyordu. Birden di\u015flerini g\u00f6steren bir y\u00fcz hareketi yapt\u0131 ve var g\u00fcc\u00fcyle ba\u011f\u0131rd\u0131:<\/p>\n<p>-Sen benimsin!<\/p>\n<p>\u0130nsanlar g\u00fclerek d\u00f6n\u00fcp bakt\u0131lar. Henri, Lulu&#8217;n\u00fcn kolunu sars\u0131yor, dudaklar\u0131n\u0131 oynatarak bir hayvan gibi homurdan\u0131yordu. Bereket versin bo\u015f bir araba ge\u00e7iverdi. Rirette arabaya i\u015faret etti ve araba durdu. Henri de durdu. Lulu y\u00fcr\u00fcy\u00fcp gitmek istedi, ama her biri bir kolundan s\u0131k\u0131ca tuttular onu.<\/p>\n<p>-Anlamal\u0131s\u0131n\u0131z, dedi Rirette, Lulu&#8217;y\u00fc yola do\u011fru \u00e7ekerek. Bu zorbal\u0131kla onu eve g\u00f6t\u00fcremezsiniz.<\/p>\n<p>-B\u0131rak\u0131n onu; b\u0131rak\u0131n kar\u0131m\u0131, diye Henri, Lulu&#8217;y\u00fc \u00f6teki yana \u00e7ekiyordu. Lulu bir \u00e7ama\u015f\u0131r paketi gibi yumu\u015fakt\u0131.<\/p>\n<p>-Binecek misiniz, binmeyecek misiniz? diye ba\u011f\u0131rd\u0131 \u015fof\u00f6r sab\u0131rs\u0131zl\u0131kla.<\/p>\n<p>Rirette, Lulu&#8217;n\u00fcn kolunu b\u0131rakt\u0131 ve Henri&#8217;nin eline ya\u011fmur gibi yumruklar indirdi. Ama Henri, bunlar\u0131 duymuyormu\u015f gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu. Biraz sonra Henri, Lulu&#8217;y\u00fc koyuverdi, aptal bir tav\u0131rla Rirette&#8217;e bakmaya ba\u015flad\u0131. Rirette de ona bakt\u0131. D\u00fc\u015f\u00fcncelerini toplamakta zorluk \u00e7ekiyordu; u\u00e7suz bucaks\u0131z bir tiksinti kaplam\u0131\u015ft\u0131 i\u00e7ini. Bir iki saniye g\u00f6z g\u00f6ze durdular. \u0130kisi de soluyordu. Rirette, Lulu&#8217;y\u00fc g\u00f6vdesinden yakalad\u0131, arabaya dek s\u00fcr\u00fckledi.<\/p>\n<p>-Nereye? dedi \u015fof\u00f6r.<\/p>\n<p>Henri onlar\u0131n ard\u0131ndayd\u0131, birlikte arabaya binmek istiyordu. Ama Rirette onu var g\u00fcc\u00fcyle itti ve kap\u0131y\u0131 birdenbire kapatt\u0131.<\/p>\n<p>-Oh, kalk\u0131n, kalk\u0131n! dedi \u015fof\u00f6re. Nereye gidece\u011fimizi sonra s\u00f6yleriz.<\/p>\n<p>Araba kalkt\u0131, Rirette araban\u0131n arkas\u0131na do\u011fru kayk\u0131ld\u0131. Her \u015fey ne kadar baya\u011f\u0131yd\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Lulu&#8217;dan nefret ediyordu.<\/p>\n<p>-Nereye gitmek istiyorsunuz, Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm, diye sordu tatl\u0131l\u0131kla.<\/p>\n<p>Lulu kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Rirette onu kollar\u0131yla sard\u0131, inand\u0131r\u0131c\u0131 olmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>-Bana kar\u015f\u0131l\u0131k vermelisiniz. \u0130ster misiniz sizi Pierre&#8217;e b\u0131rakay\u0131m?<\/p>\n<p>Lulu, Rirette&#8217;in evet anlam\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 bir hareket yapt\u0131. Rirette \u00f6ne e\u011fildi:<\/p>\n<p>-Messine Soka\u011f\u0131, 11.<\/p>\n<p>Rirette d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman Lulu ona garip bir tav\u0131rla bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Nesi vard\u0131&#8230; diye s\u00f6ze ba\u015flad\u0131 Rirette.<\/p>\n<p>-Sizden i\u011freniyorum! diye ba\u011f\u0131rd\u0131 Lulu, Pierre&#8217;den i\u011freniyorum, Henri&#8217;den i\u011freniyorum. Nedir benden istedi\u011finiz? Bana i\u015fkence ediyorsunuz.<\/p>\n<p>Birden durdu, t\u00fcm \u00e7izgileri gerildi.<\/p>\n<p>-A\u011flay\u0131n, dedi Rirette, sakin bir a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131kla. A\u011flay\u0131n, iyi gelir size. Lulu iki b\u00fckl\u00fcm oldu, h\u0131\u00e7k\u0131rmaya ba\u015flad\u0131. Rirette onu kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na ald\u0131, s\u0131kt\u0131. Sa\u00e7lar\u0131n\u0131 ok\u015fuyordu. Ama, bunun d\u0131\u015f\u0131nda, kendini so\u011fuk ve a\u015fa\u011f\u0131lanm\u0131\u015f hissediyordu. Araba durdu\u011fu zaman Lulu yat\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6zlerini kurulad\u0131 ve y\u00fcz\u00fcne pudra s\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>-Ba\u011f\u0131\u015flay\u0131n beni, dedi kibarca. Sinirden. Onu bu durumda g\u00f6rmeye dayanamad\u0131m, bana ac\u0131 veriyordu.<\/p>\n<p>-Bir orangutana benziyordu, dedi Rirette durgunca. Lulu g\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>-Sizi ne zaman g\u00f6rece\u011fim? diye sordu Rirette.<\/p>\n<p>-O! Yar\u0131ndan \u00f6nce olmaz. Pierre, annesinin y\u00fcz\u00fcnden beni eve g\u00f6t\u00fcremez, biliyorsunuz. Ben Hotel du Theatre&#8217;day\u0131m. Zahmet olmazsa, biraz erkence gelebilirseniz; dokuza do\u011fru, \u00e7\u00fcnk\u00fc daha sonra annemi g\u00f6rmeye gidece\u011fim.<\/p>\n<p>Rengi u\u00e7uktu. Lulu&#8217;n\u00fcn darmada\u011f\u0131n olmas\u0131ndaki kolayl\u0131\u011f\u0131n korkun\u00e7lu\u011funu h\u00fcz\u00fcnle d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Rirette.<\/p>\n<p>-Bu gece pek yormay\u0131n kendinizi, dedi.<\/p>\n<p>-Korkun\u00e7 derecede yorgunum, dedi Lulu, san\u0131r\u0131m Pierre beni erken rahat b\u0131rak\u0131r, ama b\u00f6yle \u015feyleri hi\u00e7 anlam\u0131yor.<\/p>\n<p>Rirette arabada kald\u0131 ve evine gitti. Bir an i\u00e7in sinemaya gitmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ama bunu yapmay\u0131 art\u0131k y\u00fcre\u011fi g\u00f6t\u00fcrmedi. \u015eapkas\u0131n\u0131 bir sandalyenin \u00fcst\u00fcne att\u0131, cama do\u011fru y\u00fcr\u00fcd\u00fc.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>Ama yatak \u00e7ekti onu, g\u00f6lgeli \u00e7ukurlu\u011fu i\u00e7inde serin, yumu\u015fac\u0131k, bembeyaz. Oraya kendini atmak, yanan yanaklar\u0131nda yast\u0131\u011f\u0131n ok\u015fay\u0131\u015f\u0131n\u0131 duymak. Ben g\u00fc\u00e7l\u00fcy\u00fcm, ne yapt\u0131ysam ben yapt\u0131m Lulu i\u00e7in ve \u015fimdi yaln\u0131z\u0131m ve kimse benim i\u00e7in bir \u015fey yapm\u0131yor. Kendine \u00f6ylesine ac\u0131d\u0131 ki bir h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131k d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc geldi tak\u0131ld\u0131 bo\u011faz\u0131na. Nice&#8217;e gidecekler, onlar\u0131 art\u0131k g\u00f6rmeyece\u011fim: Onlar\u0131n mutlulu\u011funu yaratan bendim, ama beni d\u00fc\u015f\u00fcnmeyecekler art\u0131k. Ve<br \/>\nben burada, Burma&#8217;da yalanc\u0131 inciler satarak g\u00fcnde sekiz saat \u00e7al\u0131\u015f\u0131p duraca\u011f\u0131m. \u0130lk g\u00f6zya\u015flar\u0131 yana\u011f\u0131ndan akt\u0131\u011f\u0131 zaman kendini yava\u015f\u00e7a yata\u011fa b\u0131rakt\u0131. Nice&#8217;e&#8230; diye tekrarl\u0131yordu ac\u0131 ac\u0131 a\u011flayarak, Nice&#8217;e&#8230; g\u00fcne\u015fe&#8230; Riviera k\u0131y\u0131lar\u0131na&#8230;<\/p>\n<p>Off! Karanl\u0131k gece. Sanki biri odan\u0131n i\u00e7inde y\u00fcr\u00fcyor gibi: Terlikleriyle bir adam.<\/p>\n<p>Sak\u0131narak bir ad\u0131m at\u0131yordu, d\u00f6\u015femenin hafif\u00e7e g\u0131c\u0131rdamas\u0131na ald\u0131rmadan, sonra \u00f6tekini.<\/p>\n<p>Duruyor, bir an suskunluk oluyor, sonra odan\u0131n \u00f6teki k\u00f6\u015fesinden, birden bir sap\u0131k gibi, ama\u00e7s\u0131zca y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015fl\u0131yordu. Lulu \u00fc\u015f\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fc, \u00f6rt\u00fcler son derece hafifti. Y\u00fcksek sesle Off! dedi ve kendi sesinden kendi korktu.<\/p>\n<p>Off! \u015eimdi y\u0131ld\u0131zlara ve g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne bakt\u0131\u011f\u0131na eminim, bir sigara yakar, d\u0131\u015far\u0131dad\u0131r, Paris&#8217;in g\u00f6\u011f\u00fcn\u00fcn morumsu rengini sevdi\u011fini s\u00f6ylerdi. K\u0131sa ad\u0131mlarla evine d\u00f6ner, k\u0131sa ad\u0131mlarla: B\u00f6yle yapt\u0131\u011f\u0131 zamanlar kendini \u015fair gibi hisseder, bunu bana s\u00f6yledi, sa\u011f\u0131lmaya g\u00f6t\u00fcr\u00fclen bir inek kadar hafif, d\u00fc\u015f\u00fcnmez art\u0131k ve ben kirliyim. \u015eu anda temiz olmas\u0131 beni \u015fa\u015f\u0131rtm\u0131yor,<br \/>\npisli\u011fini burada b\u0131rakt\u0131, karanl\u0131kta, bir havlu onunla dolu, yata\u011f\u0131n ortas\u0131nda \u00e7ar\u015faf \u0131slak, bacaklar\u0131m\u0131 geremiyorum, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u0131slakl\u0131\u011f\u0131 derimin alt\u0131nda duyaca\u011f\u0131m, ne pislik. O kupkuru, \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 zaman pencerenin alt\u0131nda \u0131sl\u0131k \u00e7ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 duydum, o orada a\u015fa\u011f\u0131da, g\u00fczel giysileri i\u00e7inde kuru ve taze, mevsimlik pard\u00f6s\u00fcs\u00fc i\u00e7inde; giyinmesini bilmekle tan\u0131n\u0131r o, bir kad\u0131n<br \/>\nonunla d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmaktan gururlanabilir, o pencerenin alt\u0131ndayd\u0131 ve ben \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak gecenin i\u00e7indeydim, \u00fc\u015f\u00fcm\u00fc\u015ft\u00fcm ve ellerimle karn\u0131m\u0131 ovu\u015fturuyordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc hala \u0131p\u0131slak oldu\u011funa inan\u0131yordum. Bir dakikal\u0131\u011f\u0131na buraya \u00e7\u0131kt\u0131m, demi\u015fti, yaln\u0131zca odan\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in. \u0130ki saat kald\u0131 ve yatak g\u0131c\u0131rdad\u0131 -\u015fu pis demir karyola.<\/p>\n<p>Nereden bulmu\u015ftu bu oteli, diye sordum kendi kendime, bana eskiden burada on be\u015f g\u00fcn ge\u00e7irdi\u011fini s\u00f6ylemi\u015fti, pek rahat olacakm\u0131\u015f\u0131m burada, odalar\u0131n tuhafl\u0131klar\u0131 bunlar, iki oda g\u00f6rd\u00fcm, bu denli k\u00fc\u00e7\u00fck oda g\u00f6rmemi\u015ftim, e\u015fyayla doluydular, puflar, kanepeler, k\u00fc\u00e7\u00fck masalar vard\u0131, bunlar pis pis a\u015fk kokuyor, on be\u015f g\u00fcn ge\u00e7irdi mi ge\u00e7irmedi mi bilmem, ama muhakkak ki yaln\u0131z de\u011fildi on be\u015f g\u00fcn, bana olduk\u00e7a sayg\u0131 g\u00f6stermesi gerekiyor beni buraya ba\u011flamas\u0131 i\u00e7in: Biz yukar\u0131 \u00e7\u0131karken otelin garsonu alay ediyordu.<\/p>\n<p>Cezayirliydi, bu adamlardan nefret ederim, korkar\u0131m onlardan, bacaklar\u0131ma bakt\u0131, sonra yaz\u0131haneye girdi, kendi kendime Tamam, i\u015fi pi\u015firecekler demi\u015ftir, pis \u015feyler kurumu\u015ftur kafas\u0131nda, orada, kad\u0131nlara yapt\u0131klar\u0131 \u015feyler korkun\u00e7 g\u00f6z\u00fck\u00fcyor; ellerine bir kad\u0131n d\u00fc\u015ferse, ya\u015fam\u0131 boyunca eksik kal\u0131r. Pierre durmadan can\u0131m\u0131 s\u0131karken, benim ne yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen ve<br \/>\noldu\u011fundan da daha k\u00f6t\u00fc pislikleri kafas\u0131nda canland\u0131ran bu Cezayirliyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Odada biri var! Lulu solu\u011funu kesti, ama \u00e7\u0131t\u0131rt\u0131 da durdu hemen hemen. Oyluklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda a\u011fr\u0131 var, bu ka\u015f\u0131nd\u0131r\u0131yor beni, bu yak\u0131yor beni, can\u0131m a\u011flamak istiyor, bu b\u00f6yle her gece olacak, yaln\u0131z \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki gece de\u011fil, \u00e7\u00fcnk\u00fc trende olaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>Lulu duda\u011f\u0131n\u0131 \u0131s\u0131rd\u0131 ve titredi \u00e7\u00fcnk\u00fc inledi\u011fini an\u0131ms\u0131yordu. Do\u011fru de\u011fil bu, inlemedim, yaln\u0131zca biraz g\u00fc\u00e7l\u00fc soluk ald\u0131m, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok a\u011f\u0131rd\u0131, \u00fcst\u00fcmde oldu\u011fu zaman solu\u011fumu kesiyor. \u0130nledin, ho\u015flan\u0131yorsun, dedi bana, b\u00f6yleyken konu\u015fulmas\u0131ndan tiksinirim, insan kendini unutsun isterim, ama o a\u00e7\u0131k sa\u00e7\u0131k \u015feyler s\u00f6ylemekten geri kalmaz. \u0130nlemedim bir kere, zevk<br \/>\nalam\u0131yorum, bu bir olgu, hekim s\u00f6yledi, \u00fcstelik de ben vermiyorum kendimi ona. Buna inanmak istemiyor, buna hi\u00e7 inanmak istemediler. Hepsi: \u00c7\u00fcnk\u00fc sen k\u00f6t\u00fc ba\u015flam\u0131\u015fs\u0131n, zevkin ne oldu\u011funu \u00f6\u011fretece\u011fim ben sana, diyorlard\u0131. B\u0131rak\u0131yordum s\u00f6ylesinler, olup biteni pek iyi biliyordum, t\u0131pla ilgili bir olayd\u0131, ama bu i\u015flerine gelmiyor.<\/p>\n<p>Biri merdivenleri \u00e7\u0131k\u0131yordu. \u0130\u015fte, biri giriyor i\u00e7eri. Ne olur, Tanr\u0131m, gelen o olsun. E\u011fer onu g\u00f6t\u00fcrmek d\u00fc\u015f\u00fcncesi varsa kafas\u0131nda, yapar o yapaca\u011f\u0131n\u0131. Bu de\u011fil o, a\u011f\u0131r ad\u0131mlar bunlar -\u00f6yleyse -Lulu&#8217;n\u00fcn y\u00fcre\u011fi hoplad\u0131 -Cezayirliyse, yaln\u0131z oldu\u011fumu biliyor; neredeyse y\u00fcklenecek kap\u0131ya, dayanamam, b\u00f6ylesine dayanamam, hay\u0131r, a\u015fa\u011f\u0131daki kattan bu, biri odas\u0131na d\u00f6n\u00fcyor, anahtar\u0131n\u0131 kilide sokuyor, zaman gerek ona, sarho\u015f, kim oturuyor<br \/>\nbu otelde diye soruyorum kendime, s\u00f6z\u00fcm ona temiz kimseler olmal\u0131; bu \u00f6\u011fleden sonra merdivende k\u0131z\u0131l sa\u00e7l\u0131 bir kad\u0131na rastlad\u0131m, g\u00f6zleri esrarke\u015f g\u00f6z\u00fcyd\u00fc. Ben inlemedim! Ama do\u011fal olarak, beni uyarmak i\u00e7in sonunda b\u00fct\u00fcn marifetlerini ortaya d\u00f6k\u00fcyor, bu i\u015fi beceriyor, bu i\u015fi bilenlerden korkar\u0131m, bozulmam\u0131\u015f bir erkekle yatmay\u0131 ye\u011flerdim. Gitmesi gereken yere<br \/>\ndosdo\u011fru giden hafif\u00e7e dokunan, biraz bast\u0131ran, fazla de\u011fil, eller&#8230; \u00c7almas\u0131n\u0131 bildikleri i\u00e7in bundan bir \u00f6v\u00fcn\u00e7 pay\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131klar\u0131 bir \u00e7alg\u0131 yerine koyuyorlar sizi.<\/p>\n<p>Beni uyarmalar\u0131ndan i\u011freniyorum, bo\u011faz\u0131m kuru, korkuyorum, a\u011fz\u0131mda bir tat var ve bana egemen olduklar\u0131n\u0131 sand\u0131klar\u0131 i\u00e7in yerin dibine ge\u00e7iyorum; Pierre, kendini be\u011fenmi\u015f budalaca bir tav\u0131r tak\u0131nd\u0131\u011f\u0131 ve -Benim tekni\u011fim var, dedi\u011fi zaman tokatlasam onu. Tanr\u0131m, ya\u015fam bunun i\u00e7in mi, bunun i\u00e7in mi giyinip ku\u015fanmak, y\u0131kanmak ve g\u00fczel olmak, t\u00fcm romanlar da bunun \u00fcst\u00fcne mi yaz\u0131lm\u0131\u015flar, her zaman bu mu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyor, sonunda i\u015fte meydanda olup<br \/>\nbiten, yar\u0131 yar\u0131ya solu\u011funuzu kesen ve i\u015fin sonunu getirmek i\u00e7in karn\u0131n\u0131z\u0131 \u0131slatan adam\u0131n biriyle bir odaya giriliyor. Uyumak istiyorum, oh! Yaln\u0131zca biraz uyuyabilsem, yar\u0131n b\u00fct\u00fcn gece yolculuk yapaca\u011f\u0131m, harap olaca\u011f\u0131m. Nice&#8217;de ba\u015f\u0131bo\u015f dola\u015fmak i\u00e7in biraz diri olmak isterim; g\u00fczel bir \u015fey gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyor.<\/p>\n<p>\u0130talyanvari k\u00fc\u00e7\u00fck sokaklar ve g\u00fcne\u015fte kuruyan renkli \u00e7ama\u015f\u0131rlar vard\u0131r. Resim sehpamla kurulaca\u011f\u0131m oraya ve resim yapaca\u011f\u0131m ve k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131zlar gelip ne yapt\u0131\u011f\u0131ma bakacaklar. Pislik! (Biraz kayk\u0131lm\u0131\u015ft\u0131 ve kal\u00e7as\u0131 \u00e7ar\u015faf\u0131n \u0131slak lekesine dokunmu\u015ftu.) Bunun i\u00e7in beni g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor. Kimse sevmiyor beni. Yan\u0131mda y\u00fcr\u00fcyordu ve ben hemen hemen bitkindim, tatl\u0131 bir s\u00f6z<br \/>\nbekliyordum. Seni seviyorum, deseydi, muhakkak onun evine d\u00f6nemeyecektim, ama ona ho\u015f \u015feyler s\u00f6yleyecektim, dost\u00e7a ayr\u0131lacakt\u0131, bekliyordum, bekliyordum, kolumu tuttu, kolumu ona b\u0131rakt\u0131m, Rirette k\u0131zg\u0131nd\u0131, orangutana benzedi\u011fi do\u011fru de\u011fil, ama bilirim Rirette b\u00f6ylesi \u015feyler d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr, k\u00f6t\u00fc bak\u0131\u015flarla yan yan ona bak\u0131yordu, k\u00f6t\u00fc olabilmesi \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir<br \/>\n\u015fey, pekala, buna kar\u015f\u0131n kolumu yakalad\u0131\u011f\u0131 zaman kar\u015f\u0131 koymad\u0131m, ama onun istedi\u011fi ben de\u011fildim, kar\u0131s\u0131n\u0131 istiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc benimle evliydi ve \u00e7\u00fcnk\u00fc benim kocamd\u0131; beni her zaman eziyordu, benden daha ak\u0131ll\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyordu, ba\u015f\u0131na ne geldiyse kendi hatas\u0131ndand\u0131r, bana y\u00fcksekten bakmamal\u0131yd\u0131; yine de onunla olurdum.<\/p>\n<p>\u015eu anda beni aramad\u0131\u011f\u0131na, \u00f6zlemedi\u011fine eminim, a\u011flamaz, d\u0131rlan\u0131r, i\u015fte b\u00fct\u00fcn yapt\u0131\u011f\u0131 budur ve ho\u015fnuttur; \u00e7\u00fcnk\u00fc t\u00fcm yatak onundur ve iri bacaklar\u0131n\u0131 yayabilir. \u00d6lmek isterdim. Benim i\u00e7in k\u00f6t\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr diye \u00e7ok korkuyorum. Ona hi\u00e7bir \u015feyi a\u00e7\u0131klayam\u0131yordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc Rirette aram\u0131zdayd\u0131, konu\u015fuyordu, konu\u015fuyordu, konu\u015fuyordu, h\u0131r\u00e7\u0131n bir hali vard\u0131. Rirette de ho\u015fnuttur \u015fimdi, y\u00fcreklili\u011fi i\u00e7in kendi kendini \u00f6ver, bir koyun kadar uysal olan Henri&#8217;ye k\u00f6t\u00fc<br \/>\ndavrand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in. Gidece\u011fim. Bir k\u00f6pek gibi onu ortada koyup gitmeye zorlayamazlar beni. Yata\u011f\u0131n d\u0131\u015f\u0131na atlad\u0131 ve d\u00fc\u011fmeyi \u00e7evirdi. \u00c7oraplar\u0131m ve kombinezonum yeter. Sa\u00e7lar\u0131n\u0131 taramak zahmetine bile katlanmad\u0131, \u00f6ylesine aceleciydi. Beni g\u00f6recek insanlar koca k\u00fclrengi mantom i\u00e7inde benim \u00e7\u0131plak oldu\u011fumu bilmeyecekler; ayaklar\u0131ma dek iniyor. Cezayirli -y\u00fcre\u011fi \u00e7arparak duraklad\u0131- bana kap\u0131y\u0131 a\u00e7mas\u0131 i\u00e7in onu uyand\u0131rmam gerekiyor. Merdivenleri<br \/>\nsessizce indi- ama basamaklar\u0131 tek tek g\u0131c\u0131rd\u0131yordu, yaz\u0131hanenin cam\u0131na vurdu.<\/p>\n<p>-Ne var? dedi Cezayirli.<\/p>\n<p>G\u00f6zleri k\u0131rm\u0131z\u0131 ve sa\u00e7lar\u0131 karmakar\u0131\u015f\u0131kt\u0131, pek \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc gibi g\u00f6z\u00fckm\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Bana kap\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131n, dedi Lulu kuruca.<\/p>\n<p>Bir \u00e7eyrek kadar sonra Henri&#8217;nin kap\u0131s\u0131n\u0131 \u00e7al\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Kim o? diye sordu Henri kap\u0131n\u0131n ard\u0131ndan.<\/p>\n<p>-Benim!<\/p>\n<p>Kar\u015f\u0131l\u0131k vermiyor, benim i\u00e7eri girmemi istemiyor. A\u00e7ana dek vuraca\u011f\u0131m kap\u0131ya, kom\u015fular y\u00fcz\u00fcnden direnmez. Bir dakika sonra kap\u0131 araland\u0131 ve Henri burnunun \u00fcst\u00fcnde bir sivilceyle, solgun bir y\u00fczle \u00e7\u0131kt\u0131 ortaya, s\u0131rt\u0131nda pijamas\u0131 vard\u0131. Uyumad\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lulu \u015fevkatle.<\/p>\n<p>-B\u00f6yle gitmek istemedim; seni yeniden g\u00f6rmek istedim.<\/p>\n<p>Henri hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemiyordu. Lulu onu biraz iterek i\u00e7eri girdi. Ne de beceriksizdir, insan onu hep yolunun \u00fcst\u00fcnde bulur, bana g\u00f6zlerini a\u00e7m\u0131\u015f bak\u0131yor, eli kolu sallan\u0131yor, ancak g\u00f6vde g\u00f6sterisi bilir. Sus, git, sus, can\u0131n\u0131n s\u0131kk\u0131n oldu\u011funu ve konu\u015famad\u0131\u011f\u0131n\u0131 pekala g\u00f6r\u00fcyorum. Henri t\u00fckr\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yutmak i\u00e7in \u00e7aba harc\u0131yordu, kap\u0131y\u0131 Lulu kapatmak zorunda kald\u0131.<\/p>\n<p>-Dost\u00e7a ayr\u0131lal\u0131m istiyorum, dedi.<\/p>\n<p>Henri konu\u015fmak istiyormu\u015f gibi a\u011fz\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131, birden d\u00f6nd\u00fc ve ka\u00e7t\u0131. Ne oldu? Ard\u0131ndan gitmeye cesaret edemiyordu. A\u011fl\u0131yor mu? Lulu birden onun \u00f6ks\u00fcr\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc duydu; tuvaletteydi. Henri d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc zaman boynuna sar\u0131ld\u0131 ve a\u011fz\u0131n\u0131 onun a\u011fz\u0131na yap\u0131\u015ft\u0131rd\u0131: Kusmuk kokuyordu. Lulu h\u0131\u00e7k\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>-\u00dc\u015f\u00fcyorum, dedi Henri.<\/p>\n<p>-Yatal\u0131m, diye \u00f6nerdi a\u011flayarak Lulu. Yar\u0131n sabaha dek kalmak istiyorum.<\/p>\n<p>Yatt\u0131lar. Lulu b\u00fcy\u00fck h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131klarla sars\u0131ld\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc odas\u0131na, g\u00fczel temiz yata\u011f\u0131na ve camdaki k\u0131rm\u0131z\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011fa yeniden kavu\u015fmu\u015ftu. Henri onu kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na al\u0131r diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu; ama o hi\u00e7bir \u015fey yapmad\u0131:<\/p>\n<p>Boylu boyunca yat\u0131yordu, yata\u011fa serilmi\u015f bir \u00f6rt\u00fc gibiydi sanki. Bir \u0130svi\u00e7reliyle konu\u015ftu\u011fu zamanki kadar kat\u0131yd\u0131. Lulu onun ba\u015f\u0131n\u0131 ellerinin aras\u0131na ald\u0131 ve ona sabit sabit bakt\u0131, Sen temizsin, sen, sen temizsin. Henri a\u011flamaya ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>-\u00d6ylesine mutsuzum ki, dedi, hi\u00e7 b\u00f6ylesi mutsuz olmam\u0131\u015ft\u0131m.<\/p>\n<p>-Ben mutsuz de\u011filim art\u0131k, dedi Lulu.<\/p>\n<p>Uzun s\u00fcre a\u011flad\u0131lar. Bir s\u00fcre sonra Lulu yat\u0131\u015ft\u0131 ve ba\u015f\u0131n\u0131 Henri&#8217;nin omzuna koydu. Uzun s\u00fcre b\u00f6yle kal\u0131nabilse: Saf ve mahzun iki \u00f6ks\u00fcz gibi, ama olana\u011f\u0131 yok bunun, hayatta olmaz bu. Ya\u015fam Lulu&#8217;n\u00fcn \u00fcst\u00fcne \u00fcst\u00fcne gelen ve onu Henri&#8217;nin kollar\u0131ndan \u00e7ekip koparan koskoca bir dalgayd\u0131. Elin, kocaman elin. Elleriyle gururlan\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc iridir onlar, eski ailelerden gelenlerin ellerinin ayaklar\u0131n\u0131n iri oldu\u011funu s\u00f6yler. Bedenimi ellerinin aras\u0131na almayacak art\u0131k -biraz g\u0131d\u0131kl\u0131yordu beni, ama gururlan\u0131yordum, \u00e7\u00fcnk\u00fc neredeyse parmaklar\u0131 birbirine de\u011fiyordu. \u0130ktidars\u0131z oldu\u011fu do\u011fru de\u011fil, temiz o, temiz -ve biraz tembel. Ya\u015fl\u0131 g\u00f6zleriyle g\u00fcld\u00fc ve onu \u00e7enesinin alt\u0131ndan \u00f6pt\u00fc.<\/p>\n<p>-Ne diyece\u011fim anneme babama? dedi Henri. Annem duyunca \u00f6l\u00fcr.<\/p>\n<p>Mme Crispin \u00f6lmeyecekti, sevin\u00e7 duyacakt\u0131 tersine. Benden s\u00f6z edecekler, yemekte, be\u015fi birden k\u0131nayan bir tav\u0131rla, her \u015feyi enine boyuna bilen insanlar gibi, ama on alt\u0131 ya\u015f\u0131ndaki k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131z\u0131n varl\u0131\u011f\u0131ndan \u00f6t\u00fcr\u00fc her \u015feyi s\u00f6ylemek istemeyen insanlar gibi, yan\u0131nda baz\u0131 \u015feylerden s\u00f6z edilmeyecek ya\u015fta bir k\u0131zd\u0131 o. \u00d6te yandan benimle e\u011flenecek, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6\u011frenecek her \u015feyi, her \u015feyi bilir her zaman ve tiksinir benden. T\u00fcm \u00e7amur bu! Ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fler bana kar\u015f\u0131.<\/p>\n<p>-Hemen \u015fimdi s\u00f6yleme, diye yalvard\u0131 Lulu. De ki sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in Nice&#8217;e gitti.<\/p>\n<p>-\u0130nanmayacaklar bana.<\/p>\n<p>Lulu, Henri&#8217;nin t\u00fcm y\u00fcz\u00fcn\u00fc \u00e7abuk \u00e7abuk \u00f6pt\u00fc.<\/p>\n<p>-Benimleyken yeterince kibar de\u011fildin, Henri.<\/p>\n<p>-Sahi, dedi Henri, yeteri kadar kibar de\u011fildim. Ama sen de de\u011fildin, dedi d\u00fc\u015f\u00fcnceli bir y\u00fczle; kibar de\u011fildin.<\/p>\n<p>-Ben de\u011fildim, ha! dedi Lulu. Ne kadar mutsuzuz. Lulu o kadar kuvvetli a\u011fl\u0131yordu ki t\u0131kanaca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131: Birazdan g\u00fcn do\u011facak ve o gidecekti. \u0130stenilen \u015fey hi\u00e7 mi hi\u00e7 yap\u0131lm\u0131yor, s\u00fcr\u00fcklenip gidiyor insan.<\/p>\n<p>-B\u00f6yle gitmek zorunda de\u011fildin, dedi Henri. Lulu i\u00e7ini \u00e7ekti:<\/p>\n<p>-Seni \u00e7ok seviyordum, Henri:<\/p>\n<p>-E \u015fimdi sevmiyor musun beni art\u0131k?<\/p>\n<p>-Ayn\u0131 \u015fey de\u011fil bu.<\/p>\n<p>-Kiminle gidiyorsun?<\/p>\n<p>-Senin tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131n kimselerle.<\/p>\n<p>-Benim tan\u0131mad\u0131\u011f\u0131m kimseleri sen nas\u0131l tan\u0131yorsun, dedi Henri \u00f6fkeyle. Nerede g\u00f6r\u00fcyorsun onlar\u0131?<\/p>\n<p>-B\u0131rak bunu, \u015fekerim, benim k\u00fc\u00e7\u00fck Gulliverim, kocal\u0131k yapmayacaks\u0131n ya \u015fu s\u0131ra?<\/p>\n<p>-Bir erkekle gidiyorsun! dedi Henri a\u011flayarak.<\/p>\n<p>-Dinle, Henri, yemin ederim ki de\u011fil, annemin ba\u015f\u0131 i\u00e7in erkekler fazlas\u0131yla tiksindiriyor beni \u015fu an. Bir kar\u0131-kocayla gidiyorum, Rirette&#8217;in dostlar\u0131, ya\u015fl\u0131 insanlar. Yaln\u0131z ya\u015famak istiyorum, bana i\u015f bulacaklar. Oh! Henri bir bilsen yaln\u0131z ya\u015famaya nas\u0131l ihtiya\u00e7 duyuyorum, t\u00fcm bunlar i\u011frendiriyor beni.<\/p>\n<p>-Ne? dedi Henri. Seni i\u011frendiren ne?<\/p>\n<p>-Her \u015fey! \u00d6pt\u00fc onu. Beni i\u011frendirmeyen tek \u015fey sensin, \u015fekerim.<\/p>\n<p>Ellerini Henri&#8217;nin pijamas\u0131ndan i\u00e7eri soktu ve t\u00fcm bedenini ok\u015fad\u0131. Henri bu so\u011fuk ellerden titredi, ama b\u0131rakt\u0131 onu, yaln\u0131zca,<\/p>\n<p>-Hastalanaca\u011f\u0131m, dedi.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7inde k\u0131r\u0131lan bir\u015feylerin oldu\u011fu kesindi.<\/p>\n<p>Saat yedide Lulu kalkt\u0131, a\u011flamaktan g\u00f6zleri \u015fi\u015fmi\u015fti; bitkince,<\/p>\n<p>-Oraya d\u00f6nmem gerekiyor, dedi.<\/p>\n<p>-Oras\u0131 neresi?<\/p>\n<p>-Hotel de Theatre&#8217;day\u0131m, Vandamme Soka\u011f\u0131nda. Pis bir yer.<\/p>\n<p>-Benimle kal.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r, Henri, rica ederim, zorlama; sana bunun olanaks\u0131z oldu\u011funu s\u00f6yledim. Sizi s\u00fcr\u00fckleyen dalgad\u0131r, ya\u015fam bu; ne yarg\u0131lanabilir, ne anla\u015f\u0131labilir, b\u0131rak\u0131n gitsin demekten ba\u015fka yapacak bir \u015fey yok. Yar\u0131n Nice&#8217;de olaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Il\u0131k suda g\u00f6zlerini y\u0131kamak i\u00e7in tuvalete ge\u00e7ti. Titreyerek mantosunu giydi. Bir al\u0131nyaz\u0131s\u0131 gibidir bu. Allah vere de bu gece trende uyuyabilsem, \u00f6yle olmazsa Nice&#8217;e var\u0131nca gebermi\u015f olurum. Birinci mevki al\u0131r umar\u0131m. Birinciyle ilk kez yolculuk yapaca\u011f\u0131m. Her \u015fey her zaman b\u00f6yledir: Y\u0131llard\u0131r birinci mevkide uzun bir yolculuk yapmak isterdim; tam bunun ger\u00e7ekle\u015fece\u011fi s\u0131rada her \u015fey \u00f6ylesi bir d\u00fczene girdi ki ne tad\u0131 kald\u0131, ne tuzu benim i\u00e7in. Gitmekte acele ediyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015fu son anlarda katlan\u0131lmaz\u0131 olanaks\u0131z bir \u015feyler vard\u0131.<\/p>\n<p>-\u015eu Gallois&#8217;yla ne yapacaks\u0131n? diye sordu Lulu. Gallois, Henri&#8217;den bir duvar ilan\u0131 istemi\u015fti, Henri yapt\u0131 onu, \u015fimdi de Gallois art\u0131k istemiyordu ilan\u0131.<\/p>\n<p>-Bilmiyorum, dedi Henri.<\/p>\n<p>Henri \u00f6rt\u00fclerin alt\u0131nda b\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc, sa\u00e7lar\u0131ndan ve kula\u011f\u0131n\u0131n ucundan ba\u015fka bir \u015fey g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyordu art\u0131k. A\u011f\u0131r ve cans\u0131z bir sesle,<\/p>\n<p>-Sekiz g\u00fcn boyunca uyumak isterdim, dedi.<\/p>\n<p>-Ho\u015f\u00e7a kal, \u015fekerim, dedi Lulu.<\/p>\n<p>-Ho\u015f\u00e7a kal.<\/p>\n<p>Onun \u00fcst\u00fcne e\u011fildi, \u00f6rt\u00fcy\u00fc biraz aralad\u0131 ve aln\u0131ndan \u00f6pt\u00fc. Uzun bir s\u00fcre kap\u0131n\u0131n sahanl\u0131\u011f\u0131nda, kap\u0131y\u0131 kapat\u0131p kapatmama karars\u0131zl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde durdu. Bir s\u00fcre sonra, g\u00f6zlerini \u00e7evirdi ve \u015fiddetle kap\u0131y\u0131 \u00e7ekti. Kuru bir g\u00fcr\u00fclt\u00fc duydu ve az daha bay\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131.<\/p>\n<p>Buna benzer bir duyguyu babas\u0131n\u0131n tabutu \u00fcst\u00fcne ilk toprak at\u0131l\u0131rken de duymu\u015ftu.<\/p>\n<p>-Henri pek nazik davranmad\u0131. Beni kap\u0131ya kadar ge\u00e7irmek i\u00e7in yataktan kalkabilirdi. Kap\u0131y\u0131 o kapatsayd\u0131 daha az ac\u0131 duyard\u0131m gibi geliyor bana.<\/p>\n<p>-Yapt\u0131 yapaca\u011f\u0131n\u0131! dedi Rirette, bak\u0131\u015flar\u0131 uzakta. Yapt\u0131 yapaca\u011f\u0131n\u0131! Ak\u015famd\u0131. Saat alt\u0131ya do\u011fru Pierre, Rirette&#8217;e telefon etmi\u015fti ve Rirette, D\u00f6me&#8217;da gelip onu bulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>-Peki siz, dedi Pierre; biz onu bu sabah saat dokuza do\u011fru g\u00f6rmeyecek miydiniz?<\/p>\n<p>-G\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>-Tuhaf bir durumu yok muydu?<\/p>\n<p>-Yo, hay\u0131r, dedi Rirette. Bir \u015fey fark etmedim. Biraz yorgundu, ama bana siz gittikten sonra Nice&#8217;i g\u00f6rmek d\u00fc\u015f\u00fcncesinden do\u011fan co\u015fkudan ve biraz da Cezayirli garsonun korkusundan pek iyi uyumad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi&#8230; Bak\u0131n, \u00fcstelik de bence sizin birinci mevki bilet al\u0131p almayaca\u011f\u0131n\u0131z\u0131 sordu bana, birinci mevkide yolculuk etmenin hayat\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fc oldu\u011funu s\u00f6yledi. Yok, diye kesti att\u0131 Rirette, kafas\u0131nda bu gibi \u015feyler yoktu eminim, hi\u00e7 olmazsa ben<br \/>\noradayken yoktu. \u0130ki saat kald\u0131m onunla, t\u00fcm bunlar\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda olduk\u00e7a da g\u00f6zlemciyimdir, g\u00f6z\u00fcme ili\u015fen bir \u015fey olsayd\u0131, o \u00e7ok gizli kapakl\u0131d\u0131r diyeceksiniz bana, ama onu d\u00f6rt y\u0131ld\u0131r tan\u0131yorum, y\u0131\u011f\u0131nla olaylar\u0131n aras\u0131nda g\u00f6rd\u00fcm onu, ezberime alm\u0131\u015f\u0131md\u0131r ben Lulu&#8217;c\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc.<\/p>\n<p>-\u00d6yleyse Texier&#8217;ler onu karar vermeye zorlam\u0131\u015flard\u0131r. Tuhaf&#8230; Biraz dald\u0131 ve birden yeniden ba\u015flad\u0131 s\u00f6ze: Onlara kim verdi Lulu&#8217;n\u00fcn adresini diye soruyorum kendi kendime, oteli se\u00e7en benim, bu otelden s\u00f6z edildi\u011fini daha \u00f6nce hi\u00e7 duymam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Dalg\u0131n dalg\u0131n Lulu&#8217;n\u00fcn mektubuyla oynuyordu Pierre, Rirette&#8217;in can\u0131 s\u0131kk\u0131nd\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc mektubu okumak isterdi ve Pierre bu konuda bir \u015fey \u00f6nermiyordu.<\/p>\n<p>-Ne zaman ald\u0131n\u0131z mektubu? diye sordu sonunda.<\/p>\n<p>-Mektup mu? Mektubu ald\u0131rmadan uzatt\u0131 ona. Bak\u0131n, okuyabilirsiniz. Saat bire do\u011fru kap\u0131c\u0131 kad\u0131na b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f olmal\u0131. Menek\u015fe renkli ince bir ka\u011f\u0131tt\u0131 bu, t\u00fct\u00fcnc\u00fclerde sat\u0131lan cinsten. \u015eekerim, Texier&#8217;ler geldiler (adresi kim verdi onlara bilmiyorum), sana \u00e7ok zahmet veriyorum, ama gitmiyorum, sevgilim, sevgili Pierre, Henriyle kal\u0131yorum, \u00e7\u00fcnk\u00fc son derece \u00fczg\u00fcn. Texier&#8217;ler onu bu sabah g\u00f6rm\u00fc\u015fler, onlara kap\u0131y\u0131 a\u00e7mak istememi\u015f. Mme Texier adamda insan surat\u0131 kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. Pek naziklerdi ve s\u00f6yledi\u011fim nedenleri anlad\u0131lar. Mme Texier olup biteni bir yana b\u0131rakal\u0131m, dedi, ay\u0131n\u0131n tekidir, ama i\u00e7inde k\u00f6t\u00fcl\u00fck yoktur, dedi. Dedi ki: onun i\u00e7in ne kadar \u00f6nemli oldu\u011fumu anlamas\u0131 i\u00e7in b\u00f6yle bir \u015fey gerekliydi. Kim verdi onlara adresimi bilmiyorum, s\u00f6ylemediler bana, bu sabah ben Rirette&#8217;le otelden \u00e7\u0131karken beni g\u00f6rm\u00fc\u015f olmal\u0131. Mme Texier benden hat\u0131r\u0131 say\u0131l\u0131r bir \u00f6zveride bulunmam\u0131 istedi\u011finin fark\u0131nda oldu\u011funu, ama buna kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kmayaca\u011f\u0131m\u0131 bilecek kadar da beni tan\u0131d\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi.<\/p>\n<p>Nice yolculu\u011fumuz i\u00e7in \u00e7ok \u00fcz\u00fcl\u00fcyorum, sevgilim, pek mutsuz say\u0131lmazs\u0131n diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm, \u00e7\u00fcnk\u00fc sen bana her zaman i\u00e7in sahipsin. Ben t\u00fcm y\u00fcre\u011fim ve b\u00fct\u00fcn bedenimle seninim, eskisi kadar s\u0131k s\u0131k g\u00f6rece\u011fiz birbirimizi. Ama Henri bana art\u0131k sahip olmasayd\u0131 \u00f6ld\u00fcr\u00fcrd\u00fc kendini, ben onun i\u00e7in vazge\u00e7ilmez bir \u015feyim, kendimi b\u00f6ylesi bir sorumluluk i\u00e7inde hissetmek benim ho\u015fuma gitmiyor, inan. Umar\u0131m beni pek korkutan a\u011f\u0131z kavgalar\u0131 yapmaya kalkmayacaks\u0131n, pi\u015fmanl\u0131k ac\u0131s\u0131 \u00e7ekeyim istemezsin, de\u011fil mi? \u015eimdi Henri&#8217;nin yan\u0131na d\u00f6n\u00fcyorum, onu da bu halde g\u00f6rece\u011fimi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcnce biraz kan\u0131m \u00e7ekilir gibi oluyor, ama ko\u015fullar\u0131m\u0131 ileri s\u00fcrecek kadar cesaretim olacak. \u00d6nce fazlas\u0131yla \u00f6zg\u00fcrl\u00fck isteyece\u011fim, \u00e7\u00fcnk\u00fc seni seviyorum, sonra<br \/>\nRobert&#8217;i rahat b\u0131rakmas\u0131n\u0131 ve annem i\u00e7in k\u00f6t\u00fc \u015feyler s\u00f6ylememesini isteyece\u011fim.<\/p>\n<p>\u015eekerim, \u00e7ok mutsuzum, burada olman\u0131 isterdim, seni istiyorum, sar\u0131l bana, t\u00fcm bedenimde ok\u015fay\u0131\u015flar\u0131n\u0131 duyay\u0131m. Yar\u0131n saat be\u015fte D\u00f6me&#8217;da olaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>-Lulu.<\/p>\n<p>-Zavall\u0131 Pierre&#8217;ci\u011fim! Rirette onun elini tuttu.<\/p>\n<p>-As\u0131l onun i\u00e7in \u00fcz\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc size s\u00f6yleyeyim! dedi Pierre. Havaya ve g\u00fcne\u015fe ihtiyac\u0131 vard\u0131. Ama madem ki, b\u00f6yle karar verdi&#8230; Annem korkun\u00e7 sahneler yaratt\u0131, diye s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. Villa onun ya, oraya bir kad\u0131n g\u00f6t\u00fcrmemi istemiyordu.<\/p>\n<p>-Ya? dedi Rirette kesik kesik. Ya? \u00c7ok iyi \u00f6yleyse herkes durumdan ho\u015fnut.<\/p>\n<p>Pierre&#8217;nin elini b\u0131rakt\u0131. Neden bilinmez i\u00e7ini ac\u0131 bir pi\u015fmanl\u0131k duygusu kaplad\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyordu.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p><strong> <span style=\"font-size: large;\"> <span lang=\"TR\"> B\u0130R Y\u00d6NET\u0130C\u0130N\u0130N \u00c7OCUKLU\u011eU<\/span><\/span><\/strong><\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck melek elbisemin i\u00e7inde pek g\u00fczelim. Bayan Portier, anneme, Minik o\u011flunuz pek \u015feker \u015fey. K\u00fc\u00e7\u00fck melek k\u0131l\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde \u00e7ok g\u00fczel, demi\u015fti. Bay Bouffardier, Lucien&#8217;i dizlerinin aras\u0131na \u00e7ekti ve \u00e7ocu\u011fun kollar\u0131n\u0131 ok\u015fad\u0131. Bu sahiden k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z, dedi g\u00fcl\u00fcmseyerek. Senin ad\u0131n ne bakay\u0131m? Jacqueline mi, Lucienne mi, Margot mu? Lucien k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oldu ve Benim ad\u0131m Lucien, dedi. K\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z m\u0131yd\u0131, de\u011fil miydi art\u0131k pek bilmiyordu. Bir\u00e7ok kimse onu k\u00fc\u00e7\u00fckhan\u0131m diye \u00f6pm\u00fc\u015ft\u00fc. Herkes onu ince kanatlar\u0131yla, uzun mavi elbisesiyle, k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7\u0131plak kollar\u0131 ve l\u00fcle l\u00fcle kumral sa\u00e7lar\u0131yla pek sevimli buluyordu.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n birdenbire onun art\u0131k k\u00fc\u00e7\u00fck bir o\u011flan \u00e7ocuk olmad\u0131\u011f\u0131na karar vereceklerinden korkuyordu. Bo\u015fu bo\u015funa kar\u015f\u0131 koydu; kimse onu dinlemezdi, ancak uyurken elbisesini \u00e7\u0131karmas\u0131na izin verilirdi, sabahleyin uyan\u0131nca da elbiseyi ayakucunda bulurdu ve \u00e7i\u015fini yapmak istedi\u011fi zaman da, g\u00fcnd\u00fcz Nenette&#8217;in yapt\u0131\u011f\u0131 gibi entarisini kald\u0131rmas\u0131 ve topuklar\u0131n\u0131n<br \/>\n\u00fcst\u00fcne \u00e7\u00f6melmesi gerekirdi. Herkes ona Benim k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fczel k\u0131z\u0131m, derdi. Belki de b\u00f6yledir, ben k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>Kendini i\u00e7inden ne kadar yumu\u015fak hissediyordu, sesi de dudaklar\u0131ndan tatl\u0131 ve ince \u00e7\u0131k\u0131yordu; belki bu birazc\u0131k tiksindiriciydi; yumu\u015fak hareketlerle herkese \u00e7i\u00e7ek de sunard\u0131; kollar\u0131n\u0131 dolayarak kucakla\u015fmak isterdi. Lucien d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: b\u00f6yle bir \u015fey ger\u00e7ekten olamaz. B\u00f6yle bir \u015fey ger\u00e7ekten olmay\u0131nca pek seviyordu, ama Mardi Gras g\u00fcn\u00fc daha fazla e\u011flenmi\u015fti. Ona Pierrot k\u0131l\u0131\u011f\u0131 giydirmi\u015flerdi, Riri&#8217;yle birlikte ba\u011f\u0131ra \u00e7a\u011f\u0131ra ko\u015fup z\u0131plam\u0131\u015ft\u0131 ve<br \/>\nmasalar\u0131n alt\u0131na saklanm\u0131\u015flard\u0131. Annesi ona sapl\u0131 g\u00f6zl\u00fc\u011f\u00fcyle hafif\u00e7e vurdu. K\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flumla iftihar ediyorum. G\u00f6steri\u015fli ve g\u00fczel kad\u0131nd\u0131, b\u00fct\u00fcn bu han\u0131mlar\u0131n en tombulu, en irisiydi. Beyaz bir \u00f6rt\u00fcyle kapl\u0131 uzun b\u00fcfenin \u00f6n\u00fcnden ge\u00e7ti\u011fi zaman bir kupa \u015fampanya i\u00e7mekte olan babas\u0131, Lucien&#8217;i Koca adam! diyerek yerden kald\u0131rd\u0131. Lucien&#8217;in a\u011flamak ve I-\u0131h, demek<br \/>\niste\u011fi duydu i\u00e7inden. Portakal \u015ferbeti istedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u015ferbet buzluydu ve i\u00e7mesi yasaklanm\u0131\u015ft\u0131. Ama k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir barda\u011fa iki parmak koyarak verdiler. \u015eerbetin yap\u0131\u015f yap\u0131\u015f bir tad\u0131 vard\u0131 ve o kadar da buzlu de\u011fildi: Lucien, \u00e7ok hasta oldu\u011fu zaman i\u00e7ti\u011fi hintya\u011fl\u0131 portakal \u015ferbetlerini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuldu. H\u0131\u00e7k\u0131ra h\u0131\u00e7k\u0131ra a\u011flad\u0131 ve otomobilin i\u00e7inde babas\u0131yla annesinin aras\u0131na oturmu\u015f olmay\u0131 pek avundurucu buldu. Anne, Lucien&#8217;i kendine do\u011fru \u00e7ekip bast\u0131r\u0131yordu, s\u0131cakt\u0131 ve g\u00fczel kokuyordu, her \u015feyi ipektendi. Zaman zaman, otomobilin i\u00e7i tebe\u015fir gibi beyaz oluyor, Lucien g\u00f6zlerini k\u0131rp\u0131\u015ft\u0131r\u0131yor, annesinin elbisesinin g\u00f6\u011f\u00fcs k\u0131sm\u0131ndaki menek\u015feler g\u00f6lgeden \u00e7\u0131k\u0131yor ve Lucien birden onlar\u0131n kokusunu i\u00e7ine \u00e7ekiyordu.<\/p>\n<p>Yine de birazc\u0131k h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131yordu, ama kendini nemli ve p\u0131r\u0131lt\u0131l\u0131 hissediyordu, biraz da yap\u0131\u015f yap\u0131\u015f, portakal \u015ferbeti gibi. K\u00fc\u00e7\u00fck banyolu\u011funun i\u00e7inde suyla oynamay\u0131 severdi ve annesi kau\u00e7uk s\u00fcngerle onu y\u0131kasayd\u0131. Bebekli\u011finde oldu\u011fu gibi, anne ve babas\u0131n\u0131n odas\u0131nda yatmas\u0131na izin verildi. G\u00fcld\u00fc ve k\u00fc\u00e7\u00fck yata\u011f\u0131n\u0131n yaylar\u0131n\u0131 g\u0131c\u0131rdatt\u0131, babas\u0131 da Bu \u00e7ocuk pek afacan, dedi. Biraz portakal \u00e7i\u00e7e\u011fi suyu i\u00e7ti ve babas\u0131n\u0131 \u00fczerinde yaln\u0131z g\u00f6mlekle g\u00f6rd\u00fc.<br \/>\nErtesi g\u00fcn, Lucien baz\u0131 \u015feyleri unutmu\u015f oldu\u011fundan emindi. G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc d\u00fc\u015f\u00fc \u00e7ok iyi hat\u0131rl\u0131yordu: Annesi ve babas\u0131 melek elbisesi giymi\u015flerdi, Lucien \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak otura\u011f\u0131na oturmu\u015ftu, trampet \u00e7al\u0131yordu, baba ve anne onun \u00e7evresinde u\u00e7u\u015fuyorlard\u0131; bu bir karabasand\u0131. Ama, d\u00fc\u015f g\u00f6rmeden \u00f6nce baz\u0131 \u015feyler olmu\u015ftu, Lucien uyanmak zorunda kalm\u0131\u015ft\u0131. Hat\u0131rlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131nca, ak\u015famleyin yak\u0131lan gece lambas\u0131na t\u0131pat\u0131p benzeyen mavi k\u00fc\u00e7\u00fck bir lambayla ayd\u0131nlat\u0131lm\u0131\u015f karanl\u0131k uzun bir t\u00fcnel g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu, anne ve babas\u0131n\u0131n odas\u0131nda. Bu karanl\u0131k ve mavi gecenin i\u00e7inde ger\u00e7ekten bir \u015fey olup bitmi\u015fti -beyaz bir \u015fey.<\/p>\n<p>Annesinin ayaklar\u0131 yan\u0131nda yere oturdu ve trampetini ald\u0131. Annesi Ni\u00e7in bana g\u00f6zlerini dikmi\u015f bak\u0131yorsun, \u015fekerim? dedi. Lucien g\u00f6zlerini indirdi ve Bum, bum, tararabum! diye ba\u011f\u0131rarak trampetine vurdu. Ama kad\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirince ona inceden inceye bakmaya koyuldu, sanki ilk kez g\u00f6r\u00fcyordu onu. Kuma\u015ftan yap\u0131lma g\u00fcl\u00fcyle bir entari. Lucien entariyi iyi biliyordu, y\u00fcz\u00fc de. Bununla birlikte art\u0131k benzer de\u011fillerdi. Birdenbire b\u00f6yle oldu\u011funu sand\u0131; olup biteni biraz olsun daha da d\u00fc\u015f\u00fcnseydi arad\u0131\u011f\u0131n\u0131 buluverecekti. T\u00fcnel k\u00fcl rengi<br \/>\nsolgun bir g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131yla ayd\u0131nland\u0131 ve baz\u0131 \u015feylerin de k\u0131p\u0131rdad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Lucien korktu ve bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131k att\u0131: t\u00fcnel kayboldu. Neyin var yavrucu\u011fum? dedi annesi. Yan\u0131na diz \u00e7\u00f6km\u00fc\u015ft\u00fc ve kayg\u0131l\u0131 bir hali vard\u0131. Kendi kendime e\u011fleniyorum, dedi Lucien. Anne g\u00fczel kokuyordu, kendine dokunmayaca\u011f\u0131ndan korktu, ona tuhaf g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu, baba da \u00f6yle. Onlar\u0131n odas\u0131nda bir daha uyumamaya karar verdi.<\/p>\n<p>Sonraki g\u00fcnler anne hi\u00e7bir \u015feyin fark\u0131na varmad\u0131. Lucien her zaman etekliklerinin i\u00e7indeydi, her zaman oldu\u011fu gibi, ger\u00e7ek k\u00fc\u00e7\u00fck bir erkek gibi kad\u0131nla gevezelik ediyordu. Kendine K\u0131rm\u0131z\u0131 \u015eapkal\u0131 K\u0131z&#8217;\u0131 anlatmas\u0131n\u0131 istedi ve anne onu dizlerinin \u00fcst\u00fcne oturttu. Kurttan ve K\u0131rm\u0131z\u0131 \u015eapkal\u0131 K\u0131z&#8217;\u0131n b\u00fcy\u00fckannesinden s\u00f6z etti, bir parma\u011f\u0131 havada, g\u00fcl\u00fcmseyerek ve a\u011f\u0131r<br \/>\na\u011f\u0131r. Lucien ona bak\u0131yor, E sonra? diyordu ve baz\u0131 baz\u0131 boynundaki sa\u00e7 l\u00fclelerine dokunuyordu, ama onu dinlemiyordu, ger\u00e7ek annesi olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendi kendine soruyordu.<\/p>\n<p>Hikayesini bitirince ona Anne, bana k\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z oldu\u011fun zaman\u0131 anlat, dedi. Anne de anlatt\u0131. Ama belki de yalan s\u00f6yl\u00fcyordu. Belki de eskiden k\u00fc\u00e7\u00fck bir o\u011flan \u00e7ocuktu ve ona entariler giydirmi\u015flerdi -Lucien&#8217;e oldu\u011fu gibi, ge\u00e7en ak\u015fam- bir k\u0131za benzemek i\u00e7in b\u00f6yle giyinip durmu\u015ftu. Tereya\u011f gibi yumu\u015fak g\u00fczel tombul kollar\u0131n\u0131 ipekli kuma\u015f\u0131n alt\u0131ndan uslu uslu elledi. Annenin entarisi \u00e7\u0131kart\u0131lsa ne olurdu, baban\u0131n pantolonlar\u0131 giydirilse? Belki<br \/>\nannede hemencecik bir kara b\u0131y\u0131k \u00e7\u0131kard\u0131. B\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle annesinin kollar\u0131n\u0131 s\u0131kt\u0131, anne kendi g\u00f6z\u00fcnde korkun\u00e7 bir hayvana d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcveriyor gibi bir izlenime kap\u0131ld\u0131 -ya da panay\u0131r yerindeki gibi sakall\u0131 bir kad\u0131n olurdu belki de.<\/p>\n<p>Kad\u0131n a\u011fz\u0131n\u0131 kocaman a\u00e7arak g\u00fcld\u00fc, Lucien k\u0131rm\u0131z\u0131 dilini ve bo\u011faz\u0131n\u0131n dibini g\u00f6rd\u00fc. Pisti, i\u00e7ine t\u00fck\u00fcrmek istedi. Ha ha ha! diyordu annesi, nas\u0131l da s\u0131k\u0131yorsun, yavrucu\u011fum! \u00c7ok kuvvetli s\u0131k beni. Beni sevdi\u011fin kadar kuvvetli. Lucien g\u00fcm\u00fc\u015f y\u00fcz\u00fcklerle dolu g\u00fczel ellerinden birini ald\u0131 ve onu \u00f6p\u00fcc\u00fcklere bo\u011fdu. Ama ertesi g\u00fcn, anne, Lucien&#8217;in yan\u0131nda otururken ve otura\u011f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde onu elleriyle tutarken ve ona Et, Lucien, et \u015fekerim, n&#8217;olursun, derken Lucien birden \u00e7i\u015fini tuttu ve ona, biraz nefes nefese, sordu: Ama sen<br \/>\nbenim sahici annem misin, sahici? Kad\u0131n ona, K\u00fc\u00e7\u00fck aptal, dedi ve \u015fimdi \u00e7i\u015finin olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sordu. O g\u00fcnden sonra Lucien annesinin g\u00fcld\u00fcr\u00fc oynad\u0131\u011f\u0131na inand\u0131 ve ona b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fc zaman evlenece\u011fini hi\u00e7 s\u00f6ylemedi. Ama bu g\u00fcld\u00fcr\u00fcn\u00fcn ne oldu\u011funu pek bilmiyordu.<\/p>\n<p>T\u00fcneli g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc gece h\u0131rs\u0131zlar anne ve babas\u0131n\u0131 yataklar\u0131ndan almaya gelmi\u015f olabilirler ve onlar\u0131n yerine bu ikisini koymu\u015f olabilirlerdi. Ya da bunlar sahici annesi ve babas\u0131yd\u0131lar da g\u00fcnd\u00fcz bir rol oynuyorlard\u0131, gece de ba\u015fka oluyorlard\u0131. Lucien s\u0131\u00e7rayarak uyand\u0131\u011f\u0131 ve Noel gecesi, onlar\u0131 \u015f\u00f6mineye oyuncaklar\u0131 koyarken g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc zaman olduk\u00e7a \u015fa\u015f\u0131rd\u0131. Ertesi g\u00fcn Noel babadan s\u00f6z ettiler ve Lucien de onlara inan\u0131r gibi yapt\u0131. Bu onlar\u0131n rol\u00fcn\u00fcn i\u00e7indeydi diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Oyuncaklar\u0131 \u00e7alm\u0131\u015f olmalar\u0131 gerekiyordu. \u015eubat ay\u0131nda, k\u0131z\u0131la yakaland\u0131 ve \u00e7ok e\u011flendi.<\/p>\n<p>\u0130yile\u015fince yetim oyunu oynamay\u0131 adet edindi. Kestane a\u011fac\u0131n\u0131n alt\u0131na, \u00e7imenli\u011fin orta yerine oturuyordu, ellerini toprakla dolduruyor ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Bir yetim olurdum, ad\u0131m Louis olurdu. Alt\u0131 g\u00fcnden beri yemek yememi\u015f olurdum. Hizmet\u00e7i kad\u0131n Germanie, \u00f6\u011fle yeme\u011fi i\u00e7in ona seslendi ve masada oyununa devam etti. Anne ve baba hi\u00e7bir \u015feyin fark\u0131nda<br \/>\nde\u011fillerdi.<\/p>\n<p>Onu bir yankesici yapmak isteyen h\u0131rs\u0131zlar taraf\u0131ndan al\u0131p g\u00f6t\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. \u00d6\u011fle yeme\u011fini yiyince ka\u00e7ard\u0131, gider onlara haber verirdi. Az yemek yedi, az su i\u00e7ti, Koyuncu Mele\u011fin Han\u0131&#8217;nda karn\u0131 ac\u0131km\u0131\u015f bir adam\u0131n ilk yeme\u011finin hafif olmas\u0131 gerekti\u011fini okumu\u015ftu.<\/p>\n<p>Bu \u00e7ok e\u011flenceliydi, \u00e7\u00fcnk\u00fc herkes oyun oynuyordu. Baba ve anne, baba ve anne olma oyunu oynuyordu. Anne pek \u00fczg\u00fcn olma oyunu oynuyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc yavrucu\u011fu pek az yemek yemi\u015fti, baba gazete okumak ve zaman zaman Lucien&#8217;in \u00f6n\u00fcnde Badabum, koca adam! diyerek parma\u011f\u0131n\u0131 oynatma oyunu oynuyordu. Lucien de oynuyordu, ama sonunu nas\u0131l getirece\u011fini<br \/>\nart\u0131k pek iyi bilmiyordu. Yetim mi? Yoksa Lucien mi olmak? S\u00fcrahiye bakt\u0131. Suyun dibinde oyna\u015fan k\u0131rm\u0131z\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u0131\u015f\u0131k vard\u0131 ve kara k\u0131llar\u0131yla, b\u00fcy\u00fck ve \u0131\u015f\u0131kl\u0131 s\u00fcrahinin i\u00e7indeki babas\u0131n\u0131n eli oldu\u011funa insan yemin ederdi. Lucien&#8217;de birdenbire s\u00fcrahinin de s\u00fcrahi olma oyunu oynad\u0131\u011f\u0131 izlenimi uyand\u0131. Sonunda yemeklere pek az dokundu ve \u00f6yle ac\u0131kt\u0131 ki \u00f6\u011fleden sonra bir d\u00fczine erik \u00e7almak zorunda kald\u0131; az kals\u0131n midesini bozuyordu. Lucien<br \/>\nolma oyununu oynaman\u0131n can\u0131na yetti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>Gelgelelim kendini bu i\u015ften al\u0131koyam\u0131yordu ve her zaman oyun oynuyormu\u015f gibisine geliyordu. Pek \u00e7irkin ve pek ciddi olan Bay Bouffardier gibi olmak isterdi. Ak\u015fam yeme\u011fine geldi\u011fi zaman Bay Bouffardier Sayg\u0131lar\u0131m\u0131 sunar\u0131m, han\u0131mefendi, diyerek annesinin elinin \u00fcst\u00fcne e\u011filiyordu, Lucien salonun orta yerine dikiliyordu, adama hayranl\u0131kla bak\u0131yordu. Ama Lucien&#8217;in ba\u015f\u0131ndan ge\u00e7en hi\u00e7bir \u015fey ciddiyet ta\u015f\u0131m\u0131yordu. D\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc ve bir yeri \u015fi\u015fti\u011fi zaman, \u00e7o\u011fu kez a\u011flamay\u0131 b\u0131rak\u0131yor ve kendi kendine soruyordu: Ben ger\u00e7ekten kaka m\u0131y\u0131m? B\u00f6ylece kendini daha da h\u00fcz\u00fcnl\u00fc hissediyordu ve g\u00f6zya\u015flar\u0131 yeniden bir g\u00fczel akmaya ba\u015fl\u0131yordu. Sayg\u0131lar\u0131m\u0131 sunar\u0131m han\u0131mefendi, diyerek elini \u00f6pt\u00fc\u011f\u00fc zaman annesi Bu ho\u015f bir \u015fey de\u011fil, sevgilim, b\u00fcy\u00fcklerle alay etmemelisin, diyerek onun sa\u00e7lar\u0131n\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Kendini iyice cesareti k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f hissetti. Ay\u0131n ilk ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc cumas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kendini \u00f6nemli bulmuyordu. O g\u00fcnler bir\u00e7ok han\u0131m annesini g\u00f6rmeye geliyordu; i\u00e7lerinden biri ya da ikisi yasta oluyordu. Lucien yas tutan kad\u0131nlar\u0131 seviyordu, \u00f6zellikle ayaklar\u0131 b\u00fcy\u00fck olursa. Genellikle b\u00fcy\u00fcklerle e\u011fleniyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar pek sayg\u0131de\u011ferdirler -ve insan, k\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flan<br \/>\n\u00e7ocuklar\u0131n\u0131n altlar\u0131na ka\u00e7\u0131rd\u0131klar\u0131 gibi o kad\u0131nlar\u0131n da yataklar\u0131n\u0131 kirletti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeye kalk\u0131\u015famaz- \u00e7\u00fcnk\u00fc iyi giyinmi\u015flerdir, giysileri koyu renklidir, elbisenin alt\u0131nda da ne oldu\u011funu, insan, kafas\u0131n da canland\u0131ramaz. Hep bir arada olduklar\u0131 zaman her \u015feyi yerler, konu\u015furlar, g\u00fcl\u00fc\u015fleri bile oturakl\u0131d\u0131r, ayindeki gibidir.<\/p>\n<p>Lucien&#8217;i adam yerine koyuyorlard\u0131. Bayan Couff\u0131n, Lucien&#8217;i dizlerinin \u00fcst\u00fcne al\u0131yordu, G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm en cici \u00e7ocuk, diyerek bald\u0131rlar\u0131n\u0131 elliyordu. Ard\u0131ndan ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 \u015feyleri soruyordu, onu \u00f6p\u00fcyordu, b\u00fcy\u00fcy\u00fcnce ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 soruyordu. Lucien baz\u0131 baz\u0131 Jeanne d&#8217;Arc gibi b\u00fcy\u00fck bir general olaca\u011f\u0131n\u0131, Almanlardan Alsace-Lorraine&#8217;i geri alaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu, baz\u0131 da misyoner olmak istedi\u011fini s\u00f6yl\u00fcyordu. Her konu\u015ftu\u011funda s\u00f6ylediklerine inan\u0131yordu.<br \/>\nBayan Besse, hafif b\u0131y\u0131kl\u0131, iri, kuvvetli bir kad\u0131nd\u0131. Lucien&#8217;i arka\u00fcst\u00fc yat\u0131r\u0131yor, K\u00fc\u00e7\u00fck bebe\u011fim, diyerek onu g\u0131d\u0131kl\u0131yordu. Lucien ho\u015fnuttu, rahat\u00e7a g\u00fcl\u00fcyordu ve g\u0131d\u0131kland\u0131k\u00e7a k\u0131vran\u0131yordu. K\u00fc\u00e7\u00fck bir bebek oldu\u011funu, b\u00fcy\u00fckler i\u00e7in sevimli k\u00fc\u00e7\u00fck bir bebek oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu ve Bayan Besse&#8217;in onu soymas\u0131ndan, y\u0131kamas\u0131ndan, onu kau\u00e7uk bir bebek gibi k\u00fc\u00e7\u00fck bir be\u015fi\u011fin i\u00e7ine uykuya yat\u0131rmas\u0131ndan ho\u015flanaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Baz\u0131 kereler<br \/>\nde Ne diyor, benim bebe\u011fim? diyordu ve birdenbire Lucien&#8217;in karn\u0131na bas\u0131yordu. O zaman, Lucien mekanik bir bebek taklidi yap\u0131yordu, bo\u011fuk bir sesle \u00dceee, diyordu ve ikisi birden g\u00fcl\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Her cumartesi eve \u00f6\u011fle yeme\u011fine gelen Papaz Efendi, Lucien&#8217;e, annesini sevip sevmedi\u011fini sordu. Lucien g\u00fczel annesine bay\u0131l\u0131yordu ve babas\u0131 da ne kadar kuvvetli, ne kadar iyiydi. Herkesi g\u00fcld\u00fcren gururlu ve kararl\u0131 bir tav\u0131r tak\u0131n\u0131p Papaz Efendinin g\u00f6zlerinin i\u00e7ine bakarak Evet, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi. Papaz Efendinin bir a\u011fa\u00e7\u00e7ile\u011fi gibi kafas\u0131 vard\u0131: k\u0131rm\u0131z\u0131 ve p\u00fcrt\u00fckl\u00fc; her bir p\u00fcrt\u00fc\u011f\u00fcn \u00fcst\u00fcnde de bir k\u0131l. Papaz Efendi bunun iyi oldu\u011funu ve daima<br \/>\nannesini \u00e7ok sevmesi gerekti\u011fini Lucien&#8217;e s\u00f6yledi ve sonra Lucien&#8217;in, Tanr\u0131 Babay\u0131 m\u0131, yoksa annesini mi ye\u011f tuttu\u011funu sordu. Lucien, birden sorunun i\u00e7inden \u00e7\u0131kamad\u0131 ve sa\u00e7 l\u00fclelerini oynatmaya, Bum, tararabum, diyerek havaya tekmeler atmaya koyuldu ve b\u00fcy\u00fckler sanki o orada yokmu\u015f gibi yeniden konu\u015fmalar\u0131na dald\u0131lar. Bah\u00e7eye ko\u015ftu, arka kap\u0131dan d\u0131\u015far\u0131 s\u0131v\u0131\u015ft\u0131;<br \/>\nk\u00fc\u00e7\u00fck kam\u0131\u015f sopas\u0131n\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131. Do\u011fal olarak Lucien bah\u00e7eden d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kamazd\u0131, yasakt\u0131.<\/p>\n<p>\u00c7oklukla Lucien uslu k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u00e7ocuktu, ama bug\u00fcn s\u00f6z dinlemek istememi\u015fti. B\u00fcy\u00fck \u0131s\u0131rganotu y\u0131\u011f\u0131n\u0131na g\u00fcvensizce bakt\u0131, buran\u0131n yasaklanm\u0131\u015f bir yer oldu\u011fu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Duvar kararm\u0131\u015ft\u0131, \u0131s\u0131rganotlar\u0131 zararl\u0131 k\u00f6t\u00fc bitkilerdendi, bir k\u00f6pek \u0131s\u0131rganlar\u0131n tam dibine<br \/>\nbecermi\u015fti, buras\u0131 bitki, k\u00f6pek pisli\u011fi ve s\u0131cak \u015farap kokuyordu. Lucien Ben annemi seviyorum, ben annemi seviyorum! diye ba\u011f\u0131rarak kam\u0131\u015f\u0131yla \u0131s\u0131rganlar\u0131 kam\u00e7\u0131lad\u0131. Beyaz su salarak sarkan k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f \u0131s\u0131rganlara bak\u0131yordu, akla\u015fan, t\u00fcyl\u00fc boyunlar\u0131 k\u0131r\u0131larak tarazlanm\u0131\u015flard\u0131, ba\u011f\u0131ran yaln\u0131z k\u00fc\u00e7\u00fck bir ses duyuluyordu: Ben annemi seviyorum, ben annemi seviyorum! V\u0131z\u0131ldayan iri bir mavi sinek vard\u0131. Bu bir kaka sine\u011fiydi. Lucien sinekten korkuyordu. G\u00fc\u00e7l\u00fc, \u00e7\u00fcr\u00fcm\u00fc\u015f ve dingin bir yasak koku burun deliklerini dolduruyordu.<br \/>\nTekrarlad\u0131: Ben annemi seviyorum, ama sesi kendine bir tuhaf geldi, t\u00fcyler \u00fcrpertici bir korku duydu ve bir \u00e7\u0131rp\u0131da salona kadar ko\u015ftu.<\/p>\n<p>O g\u00fcn, Lucien annesini sevmedi\u011fini anlad\u0131. Kendini su\u00e7lu hissetmiyordu, ama inceli\u011fini artt\u0131rd\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn ya\u015fay\u0131\u015f\u0131 boyunca anne ve babas\u0131n\u0131 sever g\u00f6z\u00fckmek zorunda oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu, b\u00f6yle olmazsa k\u00f6t\u00fc k\u00fc\u00e7\u00fck bir o\u011flan olurdu insan. Bayan Fleurier, Lucien&#8217;i gitgide tatl\u0131 buluyordu, o yaz sava\u015f da vard\u0131, baba \u00e7arp\u0131\u015fmaya gitti, anne, \u00fcz\u00fcnt\u00fcl\u00fc de olsa mutluydu. Lucien pek dikkatli olmu\u015ftu; bir y\u0131\u011f\u0131n \u00fcz\u00fcnt\u00fcs\u00fc olan anne, \u00f6\u011fleden sonra bah\u00e7ede a\u00e7\u0131l\u0131r kapan\u0131r iskemlesine uzan\u0131p dinlenirken, Lucien ona bir yast\u0131k aramak i\u00e7in ko\u015fuyor, yast\u0131\u011f\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131n alt\u0131na koyuyor, ya da bacaklar\u0131na bir \u00f6rt\u00fc seriyordu ve anne g\u00fclerek kar\u015f\u0131 koyuyor.<\/p>\n<p>Ama s\u0131caktan patlar\u0131m, yavrucu\u011fum, ne kadar da naziksin! diyordu. Lucien Anne sen benimsin, diyerek, soluk solu\u011fa, co\u015fkuyla \u00f6p\u00fcyordu anneyi ve gidip kestane a\u011fac\u0131n\u0131n alt\u0131na oturuyordu.<\/p>\n<p>Kestane a\u011fac\u0131! dedi ve bekledi. Ama hi\u00e7bir \u015fey olmad\u0131. Anne verandan\u0131n alt\u0131nda uzanm\u0131\u015ft\u0131, her yan\u0131 \u00f6rten a\u011f\u0131r bir sessizli\u011fin dibinde k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fckt\u00fc. Buras\u0131 s\u0131cak ot kokuyordu, insan aya\u011f\u0131 basmam\u0131\u015f, ormanda bir ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 olma oyunu oynanabilirdi, ama Lucien&#8217;in can\u0131 oyun oynamak istemiyordu art\u0131k. Hava, duvar\u0131n k\u0131rm\u0131z\u0131 \u00e7at\u0131s\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde titre\u015fiyordu, g\u00fcne\u015f toprakta ve Lucien&#8217;in elleri \u00fcst\u00fcnde yak\u0131c\u0131 lekeler olu\u015fturuyordu. Kestane a\u011fac\u0131! Bu<br \/>\n\u00e7arp\u0131c\u0131yd\u0131: Lucien, annesine, G\u00fczel anne benimsin, dedi\u011fi zaman anne g\u00fcl\u00fcyordu. Garmaine&#8217;e `Salak&#8217; dedi\u011fi zaman Germaine a\u011flam\u0131\u015ft\u0131 ve onu anneye \u015fikayet etmi\u015fti. Ama `Kestane a\u011fac\u0131&#8217; dedi\u011fi zaman hi\u00e7bir \u015fey olmuyordu. Di\u015flerinin aras\u0131ndan f\u0131s\u0131ldad\u0131: `Pis a\u011fa\u00e7&#8217; ve emin de\u011fildi, ama a\u011fa\u00e7 k\u0131p\u0131rdamad\u0131\u011f\u0131ndan, daha kuvvetli tekrar etti: Pis a\u011fa\u00e7, pis kestane<br \/>\na\u011fac\u0131! Bekle de g\u00f6r, birazc\u0131k bekle! ve a\u011faca tekme att\u0131. Fakat a\u011fa\u00e7 hareketsiz kald\u0131, hareketsiz -odundan yap\u0131lma oldu\u011fundand\u0131. Ak\u015famleyin yemekte, Lucien, annesine: Biliyor musun anne, a\u011fa\u00e7lar evet a\u011fa\u00e7lar, odundand\u0131r, dedi, annesinin pek sevdi\u011fi \u015fa\u015fk\u0131n y\u00fcz ifadesiyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. Bayan Fleurier \u00f6\u011fle postas\u0131ndan mektup almam\u0131\u015ft\u0131. Kuru kuru Budala<br \/>\nolma, dedi: Lucien k\u00fc\u00e7\u00fck bir sakar oldu.<\/p>\n<p>Nas\u0131l yap\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in b\u00fct\u00fcn oyuncaklar\u0131n\u0131 k\u0131r\u0131yordu. Baban\u0131n eski bir usturas\u0131yla bir koltu\u011fun koluna \u00e7entikler yapt\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcnce k\u0131r\u0131l\u0131p k\u0131r\u0131lmayaca\u011f\u0131n\u0131 ve i\u00e7inde bir \u015fey olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in salondaki heykelci\u011fi itip d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc; gezinirken elindeki kam\u0131\u015fla \u00e7i\u00e7eklerin ve bitkilerin kellelerini u\u00e7uruyordu; her keresinde derin bir hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fruyordu; nesneler sa\u00e7mal\u0131kt\u0131; sahiden yoktular. Anne \u00e7oklukla \u00e7i\u00e7ekleri ya da a\u011fa\u00e7lar\u0131 g\u00f6stererek, Bunun ad\u0131 ne? diye soruyordu ona. Lucien ba\u015f\u0131n\u0131 sall\u0131yor ve kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordu: Hi\u00e7bir \u015fey de\u011fil o, ad\u0131 yok. B\u00fct\u00fcn bunlar dikkat etmek i\u00e7in katlan\u0131lan zahmete de\u011fmiyordu. Bir \u00e7ekirgenin ayaklar\u0131n\u0131 koparmak \u00e7ok daha e\u011flenceliydi, \u00e7\u00fcnk\u00fc bir topa\u00e7 gibi parmaklar\u0131n\u0131z\u0131n aras\u0131nda titre\u015fiyordu ve karn\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne ayakla bas\u0131l\u0131nca ondan sar\u0131 bir krem<br \/>\n\u00e7\u0131k\u0131yordu. Bununla birlikte \u00e7ekirgeler ba\u011f\u0131rm\u0131yordu. Kendilerine eziyet edilince ba\u011f\u0131ran hayvanlardan birine ac\u0131 vermek pek istemi\u015fti, s\u00f6zgeli\u015fi bir tavuk, ama onlara yakla\u015fmaya cesaret edemiyordu.<\/p>\n<p>Bay Fleurier mart ay\u0131nda geri d\u00f6nd\u00fc, \u00e7\u00fcnk\u00fc o bir y\u00f6neticiydi, herhangi biri gibi siperde duraca\u011f\u0131na fabrikas\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131nda durmas\u0131n\u0131n daha yararl\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemi\u015fti general. Baba, Lucien&#8217;i \u00e7ok de\u011fi\u015fmi\u015f buldu, k\u00fc\u00e7\u00fck koca adam\u0131 art\u0131k tan\u0131yamaz oldu\u011funu s\u00f6yledi. Lucien bir \u00e7e\u015fit uyu\u015fukluk i\u00e7ine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc, aptalca yan\u0131tlar veriyordu, hemen her zaman bir parma\u011f\u0131<br \/>\nburnundayd\u0131 ya da parmaklar\u0131na \u00fcfl\u00fcyor ve onlar\u0131 koklamaya ba\u015fl\u0131yordu, kakas\u0131n\u0131 yapmas\u0131 i\u00e7in yalvar\u0131p yakarmak gerekiyordu. \u015eimdi ayak yoluna yaln\u0131z ba\u015f\u0131na gidiyordu, yaln\u0131zca kap\u0131y\u0131 aral\u0131k b\u0131rakmas\u0131 gerekiyordu ve zaman zaman anne ya da Germaine ona cesaret vermeye geliyorlard\u0131. Saatlerce oturakta oturuyordu ve bir keresinde \u00f6yle can\u0131 s\u0131k\u0131ld\u0131 ki<br \/>\nuyuyakald\u0131. Hekim \u00e7abuk b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve kuvvet ilac\u0131na ihtiya\u00e7 duydu\u011funu s\u00f6yledi. Anne, Lucien&#8217;i yeni oyunlarla yeti\u015ftirmek istedi, ama o yeteri kadar b\u00f6yle oyunlar oynad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve sonu\u00e7 olarak b\u00fct\u00fcn oyunlar\u0131n ayn\u0131 de\u011ferde oldu\u011funu s\u00f6yledi; hepsi ayn\u0131 \u015feydi.<\/p>\n<p>Her zaman y\u00fcz\u00fcn\u00fc as\u0131yordu: Bu da bir oyundu, ama daha \u00e7ok e\u011flenceliydi. Anneye eziyet edilir, insan kendini kederli ve h\u0131n\u00e7l\u0131 hissederdi, kapal\u0131 bir a\u011f\u0131z ve dumanl\u0131 bak\u0131\u015flarla biraz sa\u011f\u0131r olunurdu, i\u00e7teyse, t\u0131pk\u0131 gece yatakta \u00f6rt\u00fclerin alt\u0131nda ve kendi kokusunu duyar gibi \u0131l\u0131k ve rahat olunurdu, insan d\u00fcnyada bir ba\u015f\u0131nayd\u0131. Lucien as\u0131k y\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcnden art\u0131k kurtulam\u0131yordu. Babas\u0131 ona, Y\u00fcz\u00fcn\u00fc as\u0131yorsun, demek i\u00e7in alayc\u0131 sesini kulland\u0131\u011f\u0131 zaman<br \/>\nLucien h\u0131\u00e7k\u0131rarak yerlerde yuvarlan\u0131yordu. Annesinin konuklar\u0131 geldi\u011finde salona olduk\u00e7a s\u0131k gidiyordu, ama sa\u00e7 l\u00fclelerini kestiklerinden bu yana b\u00fcy\u00fckler onunla az ilgileniyorlard\u0131 ya da ilgilenseler bile bu, ona ahlak dersi vermek ve e\u011fitici \u00f6yk\u00fcler anlatmak i\u00e7indi. Ye\u011feni Riri, g\u00fczel annesiyle, yani Berthe Halayla bombard\u0131man y\u00fcz\u00fcnden Ferolles&#8217;e geldi\u011fi zaman Lucien \u00e7ok sevindi; ona oyun oynamay\u0131 \u00f6\u011fretmeyi denedi. Ama Riri&#8217;nin kafas\u0131na Boches&#8217;lardan tiksinmeyi sokmu\u015flard\u0131; Lucien&#8217;den alt\u0131 ay b\u00fcy\u00fck olmas\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k a\u011fz\u0131 daha s\u00fct kokuyordu. Y\u00fcz\u00fcnde \u00e7iller vard\u0131 ve \u00e7o\u011fu zaman s\u00f6ylenenleri iyi anlam\u0131yordu. Yine de Lucien ona bir uyurgezer oldu\u011fu s\u0131rr\u0131n\u0131 verdi. Baz\u0131 insanlar geceleyin kalkar, konu\u015fur ve uyurken gezer.<\/p>\n<p>Lucien bunu K\u00fc\u00e7\u00fck Ara\u015ft\u0131r\u0131c\u0131 adl\u0131 kitapta okumu\u015ftu ve geceleyin y\u00fcr\u00fcyen, konu\u015fan ve annesini babas\u0131n\u0131 ger\u00e7ekten seven sahici bir Lucien olmas\u0131 gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc. Yaln\u0131z, sabah olunca, her \u015feyi unutuyordu ve Lucien olmu\u015f gibi g\u00f6z\u00fckme i\u015fine yeniden ba\u015fl\u0131yordu. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta Lucien bu \u00f6yk\u00fcn\u00fcn ancak yar\u0131s\u0131na inan\u0131yordu, ama bir g\u00fcn \u0131s\u0131rganotlar\u0131n\u0131n oraya gittiler. Riri Lucien&#8217;e pipisini g\u00f6sterdi, ona, Bak ne kadar b\u00fcy\u00fck, ben b\u00fcy\u00fck bir o\u011flan\u0131m. \u0130yice b\u00fcy\u00fcy\u00fcnce bir erkek olaca\u011f\u0131m ve siperlerde Boches&#8217;lara kar\u015f\u0131 d\u00f6v\u00fc\u015fmeye gidece\u011fim, dedi. Lucien, Riri&#8217;yi \u00e7ok tuhaf buldu, deli gibi g\u00fcld\u00fc. Seninkini g\u00f6ster, dedi Riri. Kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131lar, Lucien&#8217;inki daha k\u00fc\u00e7\u00fckt\u00fc, ama Riri hile yap\u0131yordu, kendininkini uzatmak i\u00e7in \u00e7ekiyordu.<\/p>\n<p>Daha b\u00fcy\u00fck olan benimki, dedi Riri. Evet, ama ben bir uyurgezerim, dedi Lucien, sakin sakin, Riri, uyurgezerin ne oldu\u011funu bilmiyordu ve Lucien bunu ona anlatmak zorunda kald\u0131. Bitirince d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Sahi mi benim uyurgezer oldu\u011fum? ve korkun\u00e7 bir a\u011flamak iste\u011fi duydu. Ayn\u0131 yatakta yatt\u0131klar\u0131ndan ertesi gece Riri&#8217;nin uyan\u0131k kalmas\u0131n\u0131, Lucien kalkt\u0131\u011f\u0131 zaman onu iyice g\u00f6zlemesini ve Lucien&#8217;in s\u00f6yleyece\u011fi \u015feyleri iyice akl\u0131nda tutmas\u0131n\u0131 kararla\u015ft\u0131rd\u0131lar. Bir zaman sonra beni uyand\u0131racaks\u0131n, dedi Lucien; bakal\u0131m yapt\u0131klar\u0131m\u0131 hat\u0131rlayabilecek miyim? Ak\u015fam, uyuyamayan Lucien, tiz horlamalar duydu ve Riri&#8217;yi uyand\u0131rmak zorunda kald\u0131. Zanzibar! dedi Riri. Uyan, Riri, kalkaca\u011f\u0131m zaman beni g\u00f6zlemelisin. B\u0131rak uyuyay\u0131m, dedi Riri, a\u011f\u0131r bir sesle.<\/p>\n<p>Lucien onu sarst\u0131 ve g\u00f6mle\u011finin alt\u0131ndan bir \u00e7imdik att\u0131; Riri debelenmeye ba\u015flad\u0131 ve g\u00f6zleri a\u00e7\u0131k, y\u00fcz\u00fcnde tuhaf bir g\u00fcl\u00fc\u015fle uyand\u0131. Lucien babas\u0131n\u0131n ona almas\u0131 gereken bir bisikleti d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, bir lokomotifin sesini duydu ve sonra, birdenbire hizmet\u00e7i kad\u0131n i\u00e7eri girdi ve perdeleri \u00e7ekti, saat sabah\u0131n sekiziydi. Lucien geceleyin ne yapm\u0131\u015f oldu\u011funu hi\u00e7 bilmedi. Bunu y\u00fcce Tanr\u0131 Baba biliyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc Tanr\u0131 Baba her \u015feyi g\u00f6r\u00fcyordu. Lucien dua minderine diz \u00e7\u00f6k\u00fcyordu ve ayinden \u00e7\u0131karken annesi ona aferin desin diye uslu olmaya \u00e7abal\u0131yordu, ama Tanr\u0131 Babadan nefret ediyordu. Tanr\u0131 Baba Lucien&#8217;le ilgili her \u015feyi biliyordu da Lucien kendisiyle ilgili pek \u00e7ok \u015feyi bilmiyordu. Lucien&#8217;in annesini, babas\u0131n\u0131 sevmedi\u011fini, uslu gibi g\u00f6z\u00fckt\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, geceleyin yatakta pipisini elledi\u011fini biliyordu. Neyse ki Tanr\u0131 Baba b\u00fct\u00fcn<br \/>\nbunlar\u0131 hat\u0131r\u0131nda tutam\u0131yordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc yery\u00fcz\u00fcnde bir y\u0131\u011f\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flan \u00e7ocuk vard\u0131. Lucien, `Arpal\u0131k&#8217; diye aln\u0131na vurdu\u011fu zaman Tanr\u0131 Baba b\u00fct\u00fcn g\u00f6rd\u00fcklerini hemen unutuyordu.<\/p>\n<p>Lucien, Tanr\u0131 Babay\u0131, annesini sevdi\u011fine inand\u0131rmak i\u00e7in de \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Zaman zaman kafas\u0131n\u0131n i\u00e7inde Anneci\u011fimi nas\u0131l da seviyorum! diyordu. Her zaman bir t\u00fcrl\u00fc pek inanmayan bir k\u00f6\u015fecik kal\u0131yordu kafas\u0131nda, Tanr\u0131 Baba da bu k\u00f6\u015feci\u011fi g\u00f6r\u00fcyordu tabii. B\u00f6yle olunca kazanan O oluyordu. Fakat insan baz\u0131 kere s\u00f6ylenenlerin i\u00e7ine b\u00fct\u00fcn\u00fcyle dalabiliyordu. \u00c7ar\u00e7abuk s\u00f6yleniyordu: Oh! Ben annemi seviyorum. Tane tane s\u00f6yl\u00fcyordu ve annenin y\u00fcz\u00fc g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu ve insan kendini ba\u015ftan a\u015fa\u011f\u0131 duygulanm\u0131\u015f hissediyordu,<br \/>\nTanr\u0131 Baban\u0131n size bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 belli belirsiz d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordunuz ve sonra bunu bile d\u00fc\u015f\u00fcnmemenin ard\u0131ndan \u015fefkatle b\u00fcsb\u00fct\u00fcn yumu\u015fac\u0131k olunuyordu ve sonra kulaklar\u0131n\u0131zda oyna\u015f\u0131p duran kelimeler oluyordu; anne, anne, ANNE. Bu ancak bir an s\u00fcrerdi, ku\u015fkusuz, t\u0131pk\u0131 Lucien&#8217;in iki aya\u011f\u0131 \u00fcst\u00fcnde bir iskemleyi dengede tutmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zamanki gibi. Ama tam o s\u0131rada,<br \/>\n`Pacoto&#8217; denirse Tanr\u0131 Baba kand\u0131r\u0131lm\u0131\u015f oluyordu: Yaln\u0131zca \u0130yi&#8217;yi g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fc ve bu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc de sonsuza dek Belle\u011fi&#8217;nde kalm\u0131\u015ft\u0131. Ama Lucien bu oyundan yoruldu, \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fc\u00e7 harcamak gerekiyordu ve sonra sonu\u00e7 olarak da Tanr\u0131 Baban\u0131n kazand\u0131\u011f\u0131 ya da yitirdi\u011fi hi\u00e7 bilinemiyordu.<\/p>\n<p>Lucien art\u0131k Tanr\u0131yla u\u011fra\u015fmad\u0131. \u0130lk ayinine gitti\u011finde Papaz Efendi onu \u00e7ok uslu ve din dersinin en iyi \u00f6\u011frencisi oldu\u011funu s\u00f6yledi. Lucien \u00e7abuk anl\u0131yordu ve iyi bir belle\u011fi vard\u0131, fakat kafas\u0131n\u0131n i\u00e7i sislerle doluydu. Pazar g\u00fcn\u00fc bir ayd\u0131nlanma oldu. Lucien babayla birlikte Paris soka\u011f\u0131nda gezinirken sisler de da\u011f\u0131l\u0131yordu. G\u00fczelim denizci elbisesini giymi\u015fti ve babay\u0131 ve Lucien&#8217;i selamlayan babas\u0131n\u0131n i\u015f\u00e7ileriyle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yordu. Baba onlara yakla\u015f\u0131yor onlar da, G\u00fcnayd\u0131n, Bay Fleurier, diyorlard\u0131; G\u00fcnayd\u0131n, k\u00fc\u00e7\u00fck bey, de diyorlard\u0131. Lucien i\u015f\u00e7ileri seviyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar b\u00fcy\u00fckt\u00fcler, ama \u00f6tekiler gibi de\u011fil. \u00d6nce ona bey, diyorlard\u0131. Sonra ba\u015flar\u0131nda kasketleri vard\u0131 ve \u00e7ile \u00e7ekmi\u015f ve \u00e7atlam\u0131\u015f bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc olan k\u00fct t\u0131rnakl\u0131 iri elleri vard\u0131.<\/p>\n<p>G\u00fcvenilir ve sayg\u0131de\u011ferdiler. Baba Bouligaud&#8217;un b\u0131y\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00e7ekilmemesi gerekirdi, babas\u0131 paylard\u0131 Lucien&#8217;i. Ama baba Bouligaud, babas\u0131yla konu\u015fmak i\u00e7in kasketini \u00e7\u0131kar\u0131rd\u0131 ba\u015f\u0131ndan, babas\u0131 ve Lucien \u015fapkalar\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karm\u0131yorlard\u0131 ba\u015flar\u0131ndan ve babas\u0131 ne\u015feli ve p\u00fcr\u00fczl\u00fc a\u011f\u0131r bir sesle konu\u015fuyordu: Evet baba Bouligaud, senin o\u011flan\u0131 bekliyoruz, ne zaman alacak iznini? Ay\u0131n sonunda, Bay Fleurier, sa\u011folun Bay Fleurier. Baya Bouligaud&#8217;nun mutlu bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131 ve Bay Bouffardier gibi `Afacan&#8217; diyerek Lucien&#8217;in s\u0131rt\u0131na vurmazd\u0131. Lucien Bay Bouffardier&#8217;den tiksiniyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc pek \u00e7irkindi. Ama baba Bouligaud&#8217;yu g\u00f6r\u00fcnce i\u00e7i rahat ediyordu ve iyi olmak istiyordu can\u0131.<\/p>\n<p>Bir keresinde gezmeden d\u00f6nd\u00fcklerinde, baba, Lucien&#8217;i dizlerine ald\u0131 ve bir y\u00f6neticinin ne oldu\u011funu ona a\u00e7\u0131klad\u0131. Lucien, fabrikadayken babas\u0131n\u0131n i\u015f\u00e7ilerle nas\u0131l konu\u015ftu\u011funu \u00f6\u011frenmek istedi, baba bu i\u015fi nas\u0131l yapmas\u0131 gerekti\u011fini g\u00f6sterdi ona ve sesi iyice de\u011fi\u015fmi\u015fti.<\/p>\n<p>-Ben de y\u00f6netici olacak m\u0131y\u0131m? diye sordu Lucien.<\/p>\n<p>-Elbette koca adam, seni bunun i\u00e7in yeti\u015ftirdim.<\/p>\n<p>-Peki ben kime emir verece\u011fim?<\/p>\n<p>-Bak, ben \u00f6lece\u011fim, sen benim fabrikam\u0131n sahibi olacaks\u0131n ve benim i\u015f\u00e7ilerime emir vereceksin.<\/p>\n<p>-Ama i\u015f\u00e7iler de \u00f6lecek.<\/p>\n<p>-\u00d6yle, onlar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131na emir vereceksin, s\u00f6z\u00fcn\u00fc dinletmeyi, kendini sevdirmeyi bilmen gerekecek.<\/p>\n<p>-Ee, peki kendimi nas\u0131l sevdirece\u011fim, baba? Baba biraz d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve kar\u015f\u0131l\u0131k verdi: \u00d6nce, hepsini adlar\u0131yla tan\u0131man gerekir. Lucien iyice heyecanland\u0131 ve ustaba\u015f\u0131 Morel&#8217;in o\u011flu babas\u0131n\u0131n iki parma\u011f\u0131n\u0131 kesti\u011fini haber vermek i\u00e7in eve geldi\u011fi zaman Lucien \u00e7ocu\u011fun g\u00f6zlerinin i\u00e7ine bakarak ona Morel diyerek \u00e7ocukla ak\u0131ll\u0131 uslu ve tatl\u0131 tatl\u0131 konu\u015ftu. Anne b\u00f6ylesine iyi ve b\u00f6ylesine duygulu bir o\u011flu oldu\u011fu i\u00e7in gurur duydu\u011funu s\u00f6yledi. Bundan sonra ate\u015fkes anla\u015fmas\u0131 oldu, baba her ak\u015fam y\u00fcksek sesle gazete okuyordu, herkes<br \/>\nRuslardan s\u00f6z ediyordu, Alman h\u00fck\u00fcmetinden, sava\u015f tazminatlar\u0131ndan s\u00f6z ediyordu ve baba, Lucien&#8217;e harita \u00fcst\u00fcnde \u00fclkeler g\u00f6steriyordu.<\/p>\n<p>Lucien hayat\u0131n\u0131n en can s\u0131k\u0131c\u0131 y\u0131l\u0131n\u0131 ge\u00e7irdi, sava\u015f oldu\u011fu zamanlar\u0131 daha \u00e7ok seviyordu. \u015eimdiyse herkeste bir aylakl\u0131k vard\u0131 ve Bayan Coff\u0131n&#8217;in g\u00f6zlerinde g\u00f6r\u00fclen \u0131\u015f\u0131lt\u0131lar s\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc. 1919 y\u0131l\u0131n\u0131n ekiminde Bayan Fleurier onu g\u00fcnd\u00fczl\u00fc olarak Saint-Joseph Okulunun derslerine g\u00f6t\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>Papaz Gerromet&#8217;nin odas\u0131 \u00e7ok s\u0131cakt\u0131. Lucien, Papaz Efendinin koltu\u011funun yan\u0131nda ayaktayd\u0131, ellerini arkas\u0131nda ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131 ve \u00e7ok s\u0131k\u0131l\u0131yordu. Annem \u015fimdi al\u0131p ba\u015f\u0131n\u0131 gitmeyecek mi? Ama Bayan Fleurier \u015fimdilik gitmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordu. Ye\u015fil bir koltu\u011fun iyice ucuna oturuyor ve iri g\u00f6\u011f\u00fcslerini Papaz Efendiye do\u011frultuyordu; \u00e7ok h\u0131zl\u0131 konu\u015fuyordu ve k\u0131z\u0131p da k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek istemedi\u011fi zamanlardaki gibi sesi ahenkliydi. Papaz Efendi<br \/>\na\u011f\u0131r a\u011f\u0131r konu\u015fuyordu, ba\u015fkalar\u0131ndan daha \u00e7ok uzat\u0131yor gibiydi a\u011fz\u0131nda s\u00f6zc\u00fckleri, a\u011fz\u0131ndan \u00e7\u0131karmadan ince onlar\u0131 akide \u015fekeri gibi emiyor dense yeriydi. Lucien&#8217;in \u00e7ok efendi ve \u00e7al\u0131\u015fkan bir \u00e7ocuk oldu\u011funu, ama korkun\u00e7 derecede kay\u0131ts\u0131z oldu\u011funu anneye anlat\u0131yordu.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>Bayan Fleurier hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc yer de\u011fi\u015fikli\u011finin \u00e7ocu\u011fa iyi gelece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yledi. Hi\u00e7 olmazsa teneff\u00fcslerde oynay\u0131p oynamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sordu. Ne yaz\u0131k ki, han\u0131mfendi, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi; muhterem peder, oyunlar da onu pek ilgilendirir g\u00f6z\u00fckm\u00fcyor. Baz\u0131 baz\u0131 g\u00fcr\u00fclt\u00fcc\u00fc oluyor ve hatta yaramazl\u0131k ediyor, ama \u00e7ar\u00e7abuk b\u0131k\u0131yor. San\u0131r\u0131m ki bu \u00e7ocukta sebat yok. Lucien d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: S\u00f6z\u00fc edilen benim. T\u0131pk\u0131 sava\u015f\u0131n, Alman h\u00fck\u00fcmetinin ya da Bay Poincare&#8217;nin konu\u015fma konusu yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi bu iki b\u00fcy\u00fck kendinden s\u00f6z ediyorlard\u0131. Ciddi bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri vard\u0131 ve durumu \u00fczerine d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorlard\u0131. Ancak bu d\u00fc\u015f\u00fcnce de ho\u015funa gitmedi. Kulaklar\u0131 annesinin ahenkli s\u00f6zc\u00fckleri, Papaz Efendinin emilmi\u015f ve yap\u0131\u015fkan s\u00f6zc\u00fckleriyle doluydu, i\u00e7inden a\u011flamak geliyordu. Neyse ki zil \u00e7ald\u0131, onu da b\u0131rakt\u0131lar. Ama, co\u011frafya dersinde pek sinirleri bozuldu ve Papaz Jacquin&#8217;den tuvalete gitmek i\u00e7in izin istedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc hareket etmeye ihtiyac\u0131 vard\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6nce tuvaletin serinli\u011fi, sessizli\u011fi ve g\u00fczel kokusu onu yat\u0131\u015ft\u0131rd\u0131. Adet yerini bulsun diye \u00e7\u00f6meldi, ama bir \u015fey yoktu; ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131, kap\u0131y\u0131 ba\u015ftan ba\u015fa donatan yaz\u0131lar\u0131 okumaya koyuldu. Mavi kalemle `Barataud bir tahtakurusudur&#8217; diye yazm\u0131\u015flard\u0131. Lucien g\u00fcld\u00fc: Do\u011fruydu; Barataud bir tahtakurusuydu, minicikti ve biraz b\u00fcy\u00fcyece\u011fi s\u00f6yleniyordu, ama hemen hemen hi\u00e7 b\u00fcy\u00fcm\u00fcyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc babas\u0131 ufac\u0131kt\u0131, neredeyse bir c\u00fcceydi. Lucien kendi kendine Barataud&#8217;nun bu yaz\u0131y\u0131 okuyup okumam\u0131\u015f oldu\u011funu sordu ve okumam\u0131\u015ft\u0131r diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, yoksa yaz\u0131 silinmi\u015f olurdu. Barataud parma\u011f\u0131n\u0131 emip \u0131slatacak ve harfleri yitip gidinceye dek silip duracakt\u0131.<\/p>\n<p>Lucien, Barataud&#8217;nun saat d\u00f6rtte tuvalete gelece\u011fini ve k\u00fc\u00e7\u00fck kadife donunu indirece\u011fini ve `Barataud bir tahtakurusudur&#8217; yaz\u0131s\u0131n\u0131 okuyaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek biraz ne\u015felendi. Belki de bu kadar k\u00fc\u00e7\u00fck oldu\u011funu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015fti. Lucien yar\u0131n sabahtan itibaren teneff\u00fcste ona tahtakurusu demeyi kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131. Aya\u011fa kalkt\u0131 ve sa\u011fdaki duvar \u00fcst\u00fcnde bir ba\u015fka yaz\u0131 g\u00f6rd\u00fc,<br \/>\nayn\u0131 mavi kalemle yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131: Lucien Fleurier koca bir s\u0131r\u0131kt\u0131r. Yaz\u0131y\u0131 \u00f6zenle sildi ve s\u0131n\u0131fa d\u00f6nd\u00fc. Do\u011fru, dedi arkada\u015flar\u0131na bakarak, bunlar\u0131n hepsi benden \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck. Kendini rahats\u0131z hissetti. Koca s\u0131r\u0131k. Iles tahtas\u0131ndan yap\u0131lma k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7al\u0131\u015fma masas\u0131na oturmu\u015ftu. Germaine mutfaktayd\u0131, annesi daha eve d\u00f6nmemi\u015fti. Yaz\u0131l\u0131\u015f\u0131n\u0131 d\u00fczeltmek i\u00e7in beyaz bir ka\u011f\u0131d\u0131n \u00fcst\u00fcne `koca s\u0131r\u0131k&#8217; yazd\u0131. Ama s\u00f6zc\u00fckler pek al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f gibi g\u00f6z\u00fckt\u00fc, hi\u00e7bir etki yapmad\u0131lar. Germaine, Germaine&#8217;ci\u011fim! diye seslendi<\/p>\n<p>-Ne istiyorsunuz? diye sordu Germaine.<\/p>\n<p>-Germaine, \u015fu ka\u011f\u0131da `Lucien Fleurier koca bir s\u0131r\u0131kt\u0131r,&#8217; diye yazman\u0131 istiyorum.<\/p>\n<p>-Deli misiniz Bay Lucien? Lucien kollar\u0131n\u0131 Germaine&#8217;in boynuna dolad\u0131. Germaine, Germaine&#8217;ci\u011fim, n&#8217;olursunuz.<\/p>\n<p>Germaine g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131 ve parmaklar\u0131n\u0131 \u00f6nl\u00fc\u011f\u00fcne kurulad\u0131. Kad\u0131n yazarken Lucien ona bakmad\u0131, ama sonra, yaz\u0131y\u0131 odas\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc, uzun uzun seyretti. Germaine&#8217;in yaz\u0131s\u0131 kargac\u0131k burgac\u0131kt\u0131, Lucien kula\u011f\u0131na `Koca s\u0131r\u0131k&#8217; diyen kuru bir ses geldi\u011fini san\u0131yordu. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Ben b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcm. Utan\u00e7tan ezildi:<\/p>\n<p>Barataud nas\u0131l k\u00fc\u00e7\u00fckse \u00f6yle b\u00fcy\u00fck olmak. -Ve \u00f6tekiler arkas\u0131ndan alay ediyorlard\u0131. Sanki bir yazg\u0131ya ba\u011flanm\u0131\u015f gibiydi: \u015eimdiye kadar arkada\u015flar\u0131n\u0131 yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru g\u00f6rmek ona do\u011fal geliyordu. Ama \u015fimdi, hayat\u0131n\u0131n geri kalan\u0131 i\u00e7in birdenbire b\u00fcy\u00fck olmaya mahkum edilmi\u015f buluyordu kendini. Ak\u015famleyin, insan b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle istese yeniden k\u00fc\u00e7\u00fclebilir mi, diye babas\u0131na sordu. Bay Fleurier, hay\u0131r dedi: B\u00fct\u00fcn Fleurier&#8217;ler b\u00fcy\u00fck ve g\u00fc\u00e7l\u00fcyd\u00fcler ve Lucien de daha b\u00fcy\u00fcyecekti. Lucien umutsuzlu\u011fa kap\u0131ld\u0131. Annesi onu yat\u0131r\u0131nca kalkt\u0131, aynada kendine bakmaya gitti: Ben b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcm. Ama bo\u015funa bak\u0131yordu, bu g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyordu, ne b\u00fcy\u00fck ne k\u00fc\u00e7\u00fck gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu. G\u00f6mle\u011fini biraz kald\u0131rd\u0131 ve bacaklar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc, o zaman Costil&#8217;in<br \/>\nHebrard&#8217;a: Bak bak, s\u0131r\u0131\u011f\u0131n uzun bacaklar\u0131na bak, dedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve bu ona b\u00fcsb\u00fct\u00fcn tuhaf geldi. Hava so\u011fuktu, Lucien \u00fcrperdi ve biri ona. S\u0131r\u0131\u011f\u0131n t\u00fcyleri diken diken olmu\u015f, dedi. Lucien g\u00f6mle\u011finin ete\u011fini daha yukar\u0131 kald\u0131rd\u0131, b\u00fct\u00fcn g\u00f6be\u011fi ve b\u00fct\u00fcn tak\u0131m taklavat\u0131 g\u00f6r\u00fcnd\u00fc. Sonra yata\u011f\u0131na ko\u015ftu ve i\u00e7ine dald\u0131 yata\u011f\u0131n.<\/p>\n<p>Elini g\u00f6mle\u011finin alt\u0131na soktu\u011fu zaman Costil&#8217;in onu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve Bak\u0131n, koca s\u0131r\u0131k ne yap\u0131yor! dedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. K\u0131p\u0131rdand\u0131 ve yata\u011f\u0131nda soluyarak d\u00f6nd\u00fc: Koca s\u0131r\u0131k! Koca s\u0131r\u0131k! ta ki parmaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fck mayho\u015f bir ka\u015f\u0131nt\u0131 yarat\u0131ncaya kadar. Sonraki g\u00fcnler, s\u0131n\u0131f\u0131n en arka s\u0131ras\u0131nda oturmak i\u00e7in Papaz Efendiden izin almaya niyetlendi. Bunun nedeni, arkas\u0131nda oturan ve ensesine bakabilen Boisset, Winckelmar\u0131n ve Costil&#8217;di.<\/p>\n<p>Lucien, ensesinin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyor, ama onu g\u00f6rm\u00fcyordu ve genellikle unutuyordu. Ama Papaz Efendiye elinden geldi\u011fince yan\u0131t vermeye \u00e7abalad\u0131\u011f\u0131 ve Don Diegue tirad\u0131n\u0131 ezbere okudu\u011fu s\u0131rada, \u00f6tekiler arkas\u0131ndayd\u0131lar ve ensesine bak\u0131yorlard\u0131. Ne kadar zay\u0131f, boynu ip gibi, diye d\u00fc\u015f\u00fcnerek onunla alay edebiliyorlard\u0131. Lucien, sesini y\u00fckseltmek ve Don<br \/>\nDiegue&#8217;in meydan okuyu\u015funu anlatmak i\u00e7in kendini zorluyordu. Sesiyle istedi\u011fini yap\u0131yordu, ama ensesi hep oldu\u011fu yerde, durgun ve kaskat\u0131yd\u0131, dinlenen biri gibi. Basset de ensesini g\u00f6r\u00fcyordu. Yer de\u011fi\u015ftirmeyi g\u00f6ze alamad\u0131. Arka s\u0131ra tembel \u00f6\u011frencilere ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, ama ensesi ve k\u00fcrek kemikleri durmadan onu ka\u015f\u0131nd\u0131r\u0131yordu. Durmadan da ka\u015f\u0131nmak zorundayd\u0131.<br \/>\nLucien yeni bir oyun buldu: Sabahlar\u0131 b\u00fcy\u00fck bir adam gibi kendi ba\u015f\u0131na banyoda y\u0131kan\u0131rken birinin anahtar deli\u011finden bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 hayal ediyordu: bazan Costil&#8217;in, bazan Baba Bouligaud&#8217;nun, bazan Germaine&#8217;in. B\u00f6ylece, her yan\u0131n\u0131 g\u00f6rs\u00fcnler diye her yana d\u00f6n\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Bazen arkas\u0131n\u0131 kap\u0131ya d\u00f6n\u00fcyor, iyice \u00e7\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 ve g\u00fcl\u00fcn\u00e7 olsun diye y\u00fcz\u00fckoyun duruyordu. Bay Bouffardier lavman yapmak i\u00e7in sezdirmeden ona yakla\u015f\u0131yordu. Bir g\u00fcn banyodayken s\u00fcrt\u00fcnme sesleri duydu. Bu i\u00e7erideki dolab\u0131n cilas\u0131n\u0131 parlatan Gertrude&#8217;d\u00fc. Kalbi durur gibi oldu, yava\u015f\u00e7a kap\u0131y\u0131 a\u00e7\u0131p \u00e7\u0131kt\u0131; donu topuklar\u0131na kadar inikti ve g\u00f6mle\u011fi b\u00f6\u011f\u00fcrlerine kadar<br \/>\nk\u0131vr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Dengesini bozmadan ilerlemek i\u00e7in k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck s\u0131\u00e7ramalar yapmas\u0131 gerekiyordu.<\/p>\n<p>Germaine ona hi\u00e7 tepki g\u00f6stermeden bir g\u00f6z att\u0131. \u00c7uval yar\u0131\u015f\u0131 m\u0131 yap\u0131yorsunuz? diye sordu. Lucien, \u00f6fkeyle pantolonunu \u00e7ekti ve yata\u011f\u0131na girmek i\u00e7in ko\u015ftu. Bayan Fleurier \u015fikayet\u00e7iydi, kocas\u0131na s\u0131k s\u0131k: K\u00fc\u00e7\u00fckken ne kadar edepliydi, bak bozuldu, tehlikeli bu! diyordu. Bay Fleurier Lucien&#8217;e \u015f\u00f6yle bir bak\u0131yordu ve \u00c7a\u011f\u0131, diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordu. Lucien bedenini ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyordu, hangi i\u015fe giri\u015fse, hi\u00e7 fikrini sormadan, bu bedeni de her k\u00f6\u015fede kendini g\u00f6stermeye koyuluyor gibisine geliyordu. Lucien g\u00f6r\u00fcnmez adam olmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve bundan ho\u015fland\u0131.<\/p>\n<p>\u00d6c\u00fcn\u00fc almak, \u00f6tekilerin bundan habersizken nas\u0131l olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in anahtar deliklerinden bakmay\u0131 adet edindi. Y\u0131kan\u0131rken annesini g\u00f6rd\u00fc. Banyoda oturmu\u015ftu, uyur gibiydi, bedenini ve hatta y\u00fcz\u00fcn\u00fc tamam\u0131yla unutmu\u015ftu, kimsenin onu g\u00f6rmedi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Yaln\u0131z bu kendi kendine b\u0131rak\u0131lm\u0131\u015f bedenin \u00fcst\u00fcnde bir s\u00fcnger gidip geliyordu; tembel hareketleri vard\u0131 ve i\u015fi yar\u0131 yolda b\u0131rak\u0131verecekmi\u015f gibi geliyordu insana. Anne bir<br \/>\nsabun par\u00e7as\u0131yla bir bezi k\u00f6p\u00fcrtt\u00fc ve eli bacaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda kayboldu. Y\u00fcz\u00fc dinlenikti, hemen hemen h\u00fcz\u00fcnl\u00fcyd\u00fc, ba\u015fka \u015feyleri d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu kesinlikle, Lucien&#8217;in e\u011fitimini ya da Bay Poincare&#8217;yi. Ama o s\u0131rada da, bu k\u0131rm\u0131z\u0131 b\u00fcy\u00fck y\u0131\u011f\u0131nd\u0131, bu iri beden banyonun fayans\u0131 \u00fcst\u00fcnde oturup duruyordu. Bir ba\u015fka defa Lucien terliklerini \u00e7\u0131kard\u0131 ve \u00e7at\u0131 aral\u0131\u011f\u0131na kadar t\u0131rmand\u0131. Germaine&#8217;i g\u00f6rd\u00fc. Ayaklar\u0131na kadar inen uzun ye\u015fil bir g\u00f6mle\u011fi<br \/>\nvard\u0131, k\u00fc\u00e7\u00fck yuvarlak bir aynan\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda sa\u00e7lar\u0131n\u0131 tar\u0131yordu, kendi g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcne uyu\u015fuk uyu\u015fuk g\u00fcl\u00fcyordu. Lucien&#8217;i bir g\u00fclmedir ald\u0131 ve \u00e7ar\u00e7abuk a\u015fa\u011f\u0131ya inmek zorunda kald\u0131.<\/p>\n<p>Bundan sonra salonun b\u00fcy\u00fck aynas\u0131 kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00fcl\u00fcms\u00fcyor ve y\u00fcz\u00fcn\u00fc buru\u015fturuyordu, bir s\u00fcre sonra berbat bir korkuya yakaland\u0131. Lucien, sonunda uyuyakald\u0131, ama ona ormanda uyuyan g\u00fczel diyen Bayan Coff\u0131n&#8217;den ba\u015fka kimse bunun fark\u0131nda de\u011fildi; ne yutabildi\u011fi, ne t\u00fck\u00fcrebildi\u011fi koca bir hava kabarc\u0131\u011f\u0131 a\u011fz\u0131n\u0131n hep yar\u0131 a\u00e7\u0131k kalmas\u0131na neden oluyordu: Bu onun esnemesiydi. Yaln\u0131z oldu\u011fu zaman dilini ve a\u011fz\u0131n\u0131n i\u00e7ini yava\u015f\u00e7a ok\u015fayarak bu kabarc\u0131k irile\u015fiyordu. A\u011fz\u0131 koskocaman a\u00e7\u0131l\u0131yor, yana\u011f\u0131na ya\u015flar d\u00f6k\u00fcl\u00fcyordu. Bunlar \u00e7ok ho\u015f zamanlard\u0131.<\/p>\n<p>Tuvaletlerde pek eskisi kadar e\u011flenemiyordu, buna kar\u015f\u0131l\u0131k aks\u0131rmay\u0131 \u00e7ok seviyordu, bu onu uyand\u0131r\u0131yordu, bir an keyifle \u00e7evresine bak\u0131yor, sonra yeniden uyuklamaya ba\u015fl\u0131yordu. \u00c7e\u015fitli bi\u00e7imlerde uyumay\u0131 \u00f6\u011frendi: K\u0131\u015f\u0131n oca\u011f\u0131n \u00f6n\u00fcne oturuyor ve ba\u015f\u0131n\u0131 ate\u015fe do\u011fru uzat\u0131yordu; k\u0131rm\u0131z\u0131la\u015f\u0131p iyice k\u0131zar\u0131nca ba\u015f\u0131 bir anda bo\u015fal\u0131yordu; o buna kafayla uyumak, diyordu.<br \/>\nPazar sabah\u0131, tam kar\u015f\u0131t\u0131, ayaklar\u0131yla uyuyordu: Banyosuna giriyordu, yava\u015f\u00e7a e\u011filiyordu ve uyku, bacaklar\u0131 ve b\u00f6\u011f\u00fcrleri boyunca \u00e7alkalanarak yukar\u0131 do\u011fru \u00e7\u0131k\u0131yordu. Bembeyaz ve suyun dibinde \u015fi\u015fkince g\u00f6z\u00fcken, kaynayan bir tavu\u011fu and\u0131ran, uyumu\u015f bedenin \u00fcst\u00fcnde k\u00fc\u00e7\u00fck kumral bir ba\u015f, i\u00e7i templum, templi, templo, deprem, putk\u0131r\u0131c\u0131lar gibi bilgece s\u00f6zc\u00fcklerle dolu bir ba\u015f, \u00fcst\u00fcnl\u00fck tasl\u0131yordu.<\/p>\n<p>S\u0131n\u0131fta uyku beyazd\u0131, \u0131\u015f\u0131klarla delinmi\u015fti: \u00dc\u00e7e kar\u015f\u0131 ne yaps\u0131n istiyorsunuz? Birincisi. Lucien Fleurier. Halk s\u0131n\u0131f\u0131 nedir: hi\u00e7. Birinci Lucien Fleurier, ikinci Winckelmar\u0131n. Pellereau cebirde birinciydi. Tek yumurtal\u0131\u011f\u0131 vard\u0131, \u00f6teki \u00e7\u0131kmam\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6rmek i\u00e7in iki kuru\u015f, dokunmak i\u00e7in on kuru\u015f vermek gerekiyordu. Lucien on kuru\u015f verdi, duraksad\u0131, elini uzatt\u0131 ve dokunmadan gitti, ama sonra pi\u015fmanl\u0131klar\u0131 \u00f6ylesine can al\u0131c\u0131yd\u0131 ki bu y\u00fczden bazan bir<br \/>\nsaatten fazla uykusuz kald\u0131\u011f\u0131 oluyordu. Tarihten iyiydi de, jeolojiden k\u00f6t\u00fcyd\u00fc; birinci: Winckelmar\u0131n, ikinci: Fleurier. Pazar g\u00fcn\u00fc, Costil ve Winckelmar\u0131n&#8217;la birlikte bisikletle dola\u015fmaya gittiler. S\u0131ca\u011f\u0131n alt\u0131nda kavrulmu\u015f \u00e7ay\u0131rlar boyunca bisikletler yumu\u015fak tozun \u00fcst\u00fcnde kay\u0131yordu.<\/p>\n<p>Lucien&#8217;in bacaklar\u0131 canl\u0131 ve kasl\u0131yd\u0131, ama yolun uyku veren kokusu ba\u015f\u0131na vuruyordu, gidonun \u00fcst\u00fcne e\u011filmi\u015fti, g\u00f6zleri k\u0131zar\u0131yor yar\u0131 yar\u0131ya kapan\u0131yordu. \u00dc\u00e7 kez ba\u015far\u0131 \u00f6d\u00fcl\u00fc alm\u0131\u015ft\u0131 sonunda. Ona Fabiola ya da Yer Alt\u0131 Kiliseleri, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n Dehas\u0131 ve Lavigerie Kardinalinin Hayat\u0131 adl\u0131 kitaplar verildi.<\/p>\n<p>Yaz tatili sonunda Costil, onlara De Profundis Morpionibus ve Metz&#8217;in Top\u00e7usu&#8217;nu \u00f6\u011fretti. Lucien, daha iyisini yapmaya karar verdi ve babas\u0131n\u0131n t\u0131bbi Larousse&#8217;undaki `D\u00f6l Yata\u011f\u0131&#8217; b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc inceledi, sonra da kad\u0131nlar\u0131n yap\u0131s\u0131 \u00fczerine onlara a\u00e7\u0131klamalar yapt\u0131. Tahtaya bir \u015fekil de \u00e7izdi, Costil bunun uydurma oldu\u011funu ileri s\u00fcrd\u00fc. Ama bundan sonra boru s\u00f6z\u00fc edildi mi g\u00fclmekten k\u0131r\u0131l\u0131yorlard\u0131. Lucien b\u00fct\u00fcn Fransa&#8217;da kendi kadar kad\u0131n organlar\u0131<br \/>\n\u00fczerinde bilgisi olan bir ikinci s\u0131n\u0131f ve hatta son s\u0131n\u0131f \u00f6\u011frencisinin bulunamayaca\u011f\u0131n\u0131 sevinerek d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Fleurier&#8217;ler Paris&#8217;e yerle\u015fince bu pek parlak bir \u015fey oldu. Lucien, sinemalar, otomobiller ve yollar y\u00fcz\u00fcnden art\u0131k uyuyam\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bir Voisin&#8217;i bir Packard&#8217;tan, bir Hispano-Suiza&#8217;y\u0131 bir Rolls&#8217;dan ay\u0131rdetmeyi \u00f6\u011frendi. F\u0131rsat d\u00fc\u015ft\u00fck\u00e7e bas\u0131k arabalardan s\u00f6z ediyordu. Bir y\u0131ldan fazla bir s\u00fcredir uzun pantolon giyiyordu. Bakaloryas\u0131n\u0131n ilk b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde g\u00f6sterdi\u011fi ba\u015far\u0131y\u0131 \u00f6d\u00fcllendirmek i\u00e7in babas\u0131 onu \u0130ngiltere&#8217;ye g\u00f6nderdi; Lucien suyla kabarm\u0131\u015f \u00e7ay\u0131rlar\u0131 ve beyaz yal\u0131yarlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc. John Latimer&#8217;le birlikte boks yapt\u0131 ve overarm-stroke&#8217;u \u00f6\u011frendi, ama g\u00fczel bir sabah, sersem sersem uyand\u0131, yeniden eski huyu depre\u015fmi\u015fti; dalg\u0131n dalg\u0131n Paris&#8217;e d\u00f6nd\u00fc. Condorcet Lisesinin Matematik-Ba\u015flang\u0131\u00e7 s\u0131n\u0131f\u0131nda otuz yedi \u00f6\u011frenci vard\u0131. Bu \u00f6\u011frencilerden sekizi kendilerinin g\u00f6z\u00fc-a\u00e7\u0131klar oldu\u011funu ve \u00f6tekilerin de \u00e7aylaklar olduklar\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131.<\/p>\n<p>G\u00f6z\u00fca\u00e7\u0131klar, onu 1 Kas\u0131ma kadar hor g\u00f6rd\u00fcler, ama Toussaint g\u00fcn\u00fc Lucien hepsinin en g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131\u011f\u0131 olan Garry&#8217;yle gezmeye gitti, insan yap\u0131s\u0131 bilgisinin pek de\u011ferli oldu\u011funu kan\u0131tlay\u0131nca Garry \u015fa\u015ft\u0131 kald\u0131. Lucien g\u00f6z\u00fc a\u00e7\u0131klar toplulu\u011funa girmedi, \u00e7\u00fcnk\u00fc annesi babas\u0131 gece d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmas\u0131na izin vermiyorlard\u0131. Ama onlarla g\u00fc\u00e7l\u00fc m\u00fc g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ili\u015fki kurdu. Per\u015fembe g\u00fcn\u00fc<br \/>\nBerthe Hala, Riri&#8217;yle birlikte Raynouard Soka\u011f\u0131na \u00f6\u011fle yeme\u011fine geliyordu. Kad\u0131n irile\u015fmi\u015f ve h\u00fcz\u00fcnlenmi\u015fti; zaman\u0131n\u0131 i\u00e7 \u00e7ekerek ge\u00e7iriyordu. Ama teni nazik ve bembeyaz kalm\u0131\u015ft\u0131 yine. Pierre onu \u00e7\u0131r\u0131l\u00e7\u0131plak g\u00f6rmek isterdi. Gece yata\u011f\u0131nda bunu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Bu bir k\u0131\u015f g\u00fcn\u00fc olabilirdi; Boulogne Orman\u0131nda, onu \u00e7\u0131plak, kollar\u0131 g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcne kavu\u015fmu\u015f; \u00fc\u015f\u00fcmekten t\u00fcyleri diken diken olmu\u015f bulurlard\u0131.<\/p>\n<p>Miyop birinin Bu da ne? diyerek kam\u0131\u015f bastonunun ucuyla ona dokundu\u011funu hayal ediyordu. Lucien, ye\u011feni Riri&#8217;yle iyi anla\u015fam\u0131yordu: Riri biraz fazla nazik, sevimli bir gen\u00e7 adam olmu\u015ftu. Lakanal&#8217;de felsefe okuyordu, matematikten de zerre kadar anlam\u0131yordu. Lucien, Riri&#8217;nin, yedi y\u0131l ge\u00e7se de, b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc alt\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve o zaman bir \u00f6rdek gibi bacaklar\u0131n\u0131 a\u00e7a a\u00e7a y\u00fcr\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ve annesine Yok hay\u0131r yapmad\u0131m anneci\u011fim, yemin ederim, diyerek saf saf bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmekten kendini alam\u0131yordu. Lucien, Riri&#8217;nin eline dokunmak konusunda bir i\u011frenme duyard\u0131. Yine de onunla bir aradayken \u00e7ok nazikti ve ona matematik derslerinde yard\u0131m ediyordu; sabr\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131rmamak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir g\u00fc\u00e7 harcamas\u0131 gerekiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc Riri pek kafas\u0131 \u00e7al\u0131\u015fan bir \u00e7ocuk de\u011fildi. Ama hi\u00e7 \u00f6fkelenmiyordu,<br \/>\n\u00e7ok sakin ve a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 bir sesle konu\u015fuyordu. Bayan Fleurier, Lucien&#8217;i pek incelikli buluyordu, ama Berthe Hala ona hi\u00e7bir g\u00f6n\u00fcl borcu duymuyordu. Lucien, Riri&#8217;ye ders vermek isteyince, kad\u0131n k\u0131zar\u0131yordu, Ama olmaz, pek naziksin Lucien&#8217;ci\u011fim, fakat koca \u00e7ocuk. \u0130sterse yapar:<\/p>\n<p>Ba\u015fkalar\u0131na g\u00fcvenmeye al\u0131\u015ft\u0131rmamak gerek, diyerek sandalyesinde k\u0131p\u0131rdan\u0131yordu. Bir ak\u015fam, Bayan Fleurier, birdenbire Lucien&#8217;e Sen san\u0131yorsun ki Riri senin ona yapt\u0131klar\u0131n\u0131n fark\u0131nda, \u00f6yle mi? Kendini yan\u0131lg\u0131dan kurtar \u00e7ocu\u011fum. O senin yuttu\u011funu ileri s\u00fcr\u00fcyor, Berthe Halan bunu s\u00f6yledi bana, dedi. \u0130yilik\u00e7i bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc ve ahenkli bir sesi vard\u0131. Lucien, annesinin \u00f6fkeden deliye d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc anlad\u0131. \u015e\u00f6yle ya da b\u00f6yle bir bi\u00e7imde aldat\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 anl\u0131yordu, verecek bir yan\u0131t bulamad\u0131. Ertesi g\u00fcn ve daha ertesi g\u00fcn \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015ft\u0131 ve olup biteni akl\u0131ndan \u00e7\u0131kard\u0131.<\/p>\n<p>Pazar sabah\u0131 birdenbire kalemini b\u0131rakt\u0131 ve kendi kendine sordu: Yutuyor muyum? Saat on birdi, Lucien masas\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na oturmu\u015f, duvar ka\u011f\u0131tlar\u0131n\u0131n \u00fczerindeki k\u0131rm\u0131z\u0131 adamlar\u0131na bak\u0131yordu, sol yana\u011f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde ilk nisan g\u00fcne\u015finin tozlu ve kuru s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyordu, sa\u011f yana\u011f\u0131nda da radyat\u00f6r\u00fcn yo\u011fun s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131n\u0131. Yutuyor muyum? Bunun kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 vermek g\u00fc\u00e7t\u00fc. Lucien \u00f6nce Riri&#8217;yle olan son tart\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, kendi durumunu yarg\u0131lamaya<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Riri&#8217;ye do\u011fru e\u011filmi\u015fti ve ona \u00c7ak\u0131yor musun? \u00c7akm\u0131yorsan bunu b\u0131rakal\u0131m demekten \u00e7ekinme, aslan Riri, diyerek g\u00fcl\u00fcmsemi\u015fti. Biraz daha sonra ince bir hesapta bir yanl\u0131\u015f yapm\u0131\u015ft\u0131 ve ne\u015feyle Al benden de bu kadar, demi\u015fti. Bu Bay Fleurier&#8217;den ald\u0131\u011f\u0131 ve onun ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 bir deyimdi. Yapacak ba\u015fka da bir \u015feyi yoktu. Ama b\u00f6yle dedi\u011fim s\u0131rada yutuyor muydum acaba? Aray\u0131p dururken birdenbire beyaz, yuvarlak, bir bulut par\u00e7as\u0131 kadar yumu\u015fak bir \u015feyler canland\u0131 kafas\u0131nda.<\/p>\n<p>Bu ge\u00e7en g\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcncesiydi. \u00c7ak\u0131yor musun? demi\u015fti. Bu vard\u0131 kafas\u0131nda, ama bu, a\u00e7\u0131klamaya yetmiyordu. Lucien bu bulut par\u00e7as\u0131na bakmak i\u00e7in umutsuzca \u00e7abalad\u0131 ve birden bulutun d\u0131\u015f\u0131na d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc hissetti, \u00f6nce ba\u015f\u0131, i\u00e7i bu\u011fuyla dopdoluydu, kendi de bu\u011fula\u015f\u0131yordu, \u00e7ama\u015f\u0131r kokan \u0131slak ve beyaz bir s\u0131cakl\u0131ktan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi. Bu bu\u011fuyu \u00e7ekip atmak istedi, ka\u00e7mak istedi ondan, ama bu\u011fu onunla birlikte geliyordu. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Bu benim, Lucien Fleurier, odamday\u0131m, bir f\u0131zik problemi \u00e7\u00f6z\u00fcyorum, bug\u00fcn pazar. Ama d\u00fc\u015f\u00fcnceleri sisler i\u00e7inde eriyip gidiyordu, beyaz \u00fcst\u00fcne beyazd\u0131. Kendini sarst\u0131, duvar ka\u011f\u0131tlar\u0131 \u00fcst\u00fcndeki adamlar\u0131 bir bir ay\u0131rdetmeye koyuldu, iki kad\u0131n \u00e7oban, iki erkek \u00e7oban ve A\u015fk. Sonra birden kendi kendine: Ben&#8230; dedi ve hafif\u00e7e bir tetik d\u00fc\u015ft\u00fc: uzun dalg\u0131nl\u0131\u011f\u0131ndan uyanm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Bu ho\u015f de\u011fildi: \u00e7obanlar geriye s\u0131\u00e7ram\u0131\u015flard\u0131, sanki bir d\u00fcrb\u00fcn\u00fcn tersinden onlara bakar gibiydi Lucien. Ona \u00e7ok tatl\u0131 gelen, kendi s\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde kendini \u015fehvetle kaybetti\u011fi bu sersemli\u011fin yerine, ona Ben kimim? diye soran pek uyan\u0131k k\u00fc\u00e7\u00fck bir \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k vard\u0131 ortada.Ben kimim? Masaya bak\u0131yorum, deftere bak\u0131yorum. Ad\u0131m Lucien Fleurier, ama bu bir addan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil. Yutuyorum. Yutmuyorum. Bilmiyorum, bir anlam\u0131 yok bunun.<br \/>\nBen iyi bir \u00f6\u011frenciyim. Hay\u0131r. G\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte \u00f6yle: \u0130yi bir \u00f6\u011frenci \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 sever. \u0130yi notlar al\u0131yorum, ama \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 sevmiyorum. Art\u0131k bundan nefret etmiyorum, akl\u0131m\u0131 ka\u00e7\u0131r\u0131yorum. Her \u015fey beni \u00e7\u0131ld\u0131rt\u0131yor. Hi\u00e7bir zaman bir y\u00f6netici olamayaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>S\u0131k\u0131nt\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Peki, ama ne olaca\u011f\u0131m? Bir an ge\u00e7ti, yana\u011f\u0131 ka\u015f\u0131nd\u0131, sol g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u0131rpt\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fcne\u015f g\u00f6z\u00fcne giriyordu: Ben neyim, ben? Kendi \u00fcst\u00fcne k\u0131vr\u0131lm\u0131\u015f, belirsiz, bu bulut vard\u0131. Ben! Uza\u011fa bakt\u0131, kelime kafas\u0131n\u0131n i\u00e7inde \u00e7\u0131nl\u0131yordu, sonra k\u00f6\u015feleri uzakta, sis i\u00e7inde yitip giden bir piramidin karanl\u0131k tepesi gibi bir \u015fey se\u00e7ebiliyordu belki. Lucien \u00fcrperdi ve elleri titriyordu: Bu ortada, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, bu ortada! Bundan eminim ben var de\u011filim.<\/p>\n<p>Sonraki aylar, Lucien \u00e7oklukla kendinden ge\u00e7meyi denedi, ama ba\u015faramad\u0131. Her gece d\u00fczenli olarak dokuz saat uyuyordu, geri kalan zamanda capcanl\u0131yd\u0131 ve gitgide daha \u015fa\u015fk\u0131nd\u0131: Annesi babas\u0131 hi\u00e7 bu kadar iyi olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorlard\u0131. Kafas\u0131na kendinde y\u00f6netici olma niteli\u011fi bulunmad\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesi gelince kendini romantik buluyordu ve ay\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda saatlerce y\u00fcr\u00fcmek istiyordu can\u0131. Ama annesi babas\u0131 ak\u015famlar\u0131 \u00e7\u0131kmas\u0131na izin vermiyorlard\u0131. Genellikle yata\u011f\u0131na uzan\u0131yor; ate\u015fine bak\u0131yordu: derece 37.5 ve 37.6&#8217;y\u0131 g\u00f6steriyordu.<\/p>\n<p>Lucien, ac\u0131 bir zevkle anne babas\u0131n\u0131n onu iyi bulduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ben var de\u011filim. G\u00f6zlerini kapat\u0131yor, kendini sal\u0131veriyordu: Varl\u0131k bir yan\u0131lsamad\u0131r, madem ki varolmad\u0131\u011f\u0131m\u0131 biliyorum, kulaklar\u0131m\u0131 t\u0131kamaktan, hi\u00e7bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmemekten ba\u015fka yapacak bir \u015feyim yok ve ben hi\u00e7le\u015fmeliyim. Ama yan\u0131lsama dayat\u0131yordu. Hi\u00e7 olmazsa \u00f6teki insanlara kar\u015f\u0131, bir s\u0131rra sahip olman\u0131n pek k\u00f6t\u00fcc\u00fcl \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc vard\u0131 onda: Garry, s\u00f6zgeli\u015fi, Lucien&#8217;den daha<br \/>\nfazla var olmuyordu. Ama hayranlar\u0131n\u0131n aras\u0131nda onu g\u00fcr\u00fclt\u00fcyle h\u0131r\u0131ldarken g\u00f6rmek yetiyordu: Kendi \u00f6z varl\u0131\u011f\u0131na demir gibi kaskat\u0131 inand\u0131\u011f\u0131 hemencecik anla\u015f\u0131l\u0131yordu. Bay Fleurier de art\u0131k var de\u011fildi -ne Riri, ne kimse vard\u0131- d\u00fcnya oyuncusuz bir g\u00fcld\u00fcr\u00fcyd\u00fc.<\/p>\n<p>`Ahlak ve Bilim&#8217; \u00fczerine yazd\u0131\u011f\u0131 bir \u00f6devden 15 alan Lucien, Yoklu\u011fun \u0130ncelenmesi diye bir yaz\u0131 yazmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc; bunu okuyunca insanlar\u0131n t\u0131pk\u0131 alacakaranl\u0131k vampirleri gibi birbiri ard\u0131 s\u0131ra kendi kendilerini yok edeceklerini hayal ediyordu. \u0130ncelemesini yazmadan \u00f6nce, felsefe \u00f6\u011fretmeni \u015eebek&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc almak istedi. Afedersiniz efendim, dedi bir dersin sonunda, bizim varolmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z savunulabilir mi? Maymun hay\u0131r, dedi. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, dedi, \u00f6yleyse var\u0131m. Madem ki varl\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan ku\u015fkuya kap\u0131l\u0131yorsunuz, \u00f6yleyse vars\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>Lucien ikna olmam\u0131\u015ft\u0131, ama yap\u0131t\u0131n\u0131 yazmaktan vazge\u00e7ti. Temmuzda, g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fczce matematik bakaloryas\u0131n\u0131 kazand\u0131 ve anne babas\u0131yla birlikte Ferolles&#8217;e gitti. \u015ea\u015fk\u0131nl\u0131k bir t\u00fcrl\u00fc pe\u015fini b\u0131rakm\u0131yordu: Aks\u0131rmak iste\u011fi gibi bir \u015feydi bu.<\/p>\n<p>Baba Bouligaud \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fc ve Bay Fleurier&#8217;nin i\u015f\u00e7ilerinin d\u00fc\u015f\u00fcnceleri \u00e7ok de\u011fi\u015fmi\u015fti. \u015eimdi y\u00fcksek \u00fcret al\u0131yorlar ve kar\u0131lar\u0131 ipek \u00e7oraplar giyiyorlard\u0131. Bayan Bouffardier, olup bitenleri \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla Bayan Fleurier&#8217;ye anlat\u0131yordu: Hizmet\u00e7im d\u00fcn kasapta k\u00fc\u00e7\u00fck Ansiaum&#8217;u g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yledi bana. Hani \u015fu kocan\u0131z\u0131n iyi i\u015f\u00e7ilerinden birinin k\u0131z\u0131, annesi \u00f6l\u00fcnce onunla me\u015fgul olmu\u015ftuk. Beaupertuis&#8217;nin bir tesviyecisiyle evlendi. G\u00fczel, yirmi frankl\u0131k bir tavuk<br \/>\n\u0131smarlam\u0131\u015f! Bir kibir, bir kibir! Hi\u00e7bir \u015feyi be\u011fenmiyorlar! Bizim nemiz varsa kendilerinin de olsun istiyorlar. \u015eimdi, pazar g\u00fcn\u00fc, Lucien babas\u0131yla k\u00fc\u00e7\u00fck bir gezinti yaparken i\u015f\u00e7iler onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri zaman kasketlerine \u015f\u00f6yle bir dokunarak selam veriyorlard\u0131 ve hatta selam vermemek i\u00e7in ba\u015fka taraflardan ge\u00e7enler vard\u0131.<\/p>\n<p>Bir g\u00fcn, Lucien onu tan\u0131mam\u0131\u015f gibi g\u00f6z\u00fcken Bouligaud baban\u0131n o\u011fluyla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. Lucien biraz heyecanland\u0131, bir y\u00f6netici oldu\u011funu g\u00f6stermenin tam s\u0131ras\u0131yd\u0131. Jules Bouligaud&#8217;ya sert\u00e7e bakt\u0131 ve ona do\u011fru ilerledi, elleri arkas\u0131ndayd\u0131. Ama Bouligaud&#8217;da utanm\u0131\u015f bir hal yoktu. Bo\u015f g\u00f6zlerle Lucien&#8217;e bakt\u0131 ve \u0131sl\u0131k \u00e7alarak ge\u00e7ti gitti. Beni tan\u0131mad\u0131, dedi kendi kendine Lucien. Ama iyiden iyiye d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Sonraki g\u00fcnler, d\u00fcnyan\u0131n bundan b\u00f6yle var olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Bayan Fleurier&#8217;nin k\u00fc\u00e7\u00fck tabancas\u0131, konsolunun sol \u00e7ekmecesinde duruyordu. Kocas\u0131 bunu ona 1914&#8217;te cepheye gitmeden \u00f6nce arma\u011fan etmi\u015fti. Lucien onu eline ald\u0131, uzun s\u00fcre parmaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda evirdi \u00e7evirdi: Bu, kabzas\u0131 sedef kakmal\u0131, namlusu alt\u0131ndan olan k\u00fc\u00e7\u00fck bir m\u00fccevherdi. \u0130nsan, insanlara var olmad\u0131klar\u0131n\u0131 inand\u0131rmak i\u00e7in bir felsefe incelemesine g\u00fcvenemezdi. Bunun bir eylem olmas\u0131 gerekiyordu, ger\u00e7ekten \u00f6ylesine umutsuz bir eylem ki g\u00f6r\u00fcnt\u00fcleri silsin g\u00f6t\u00fcrs\u00fcnd\u00fc ve d\u00fcnyan\u0131n hi\u00e7li\u011fini g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda g\u00f6stersindi.<\/p>\n<p>Bir patlama, kan i\u00e7inde gen\u00e7 bir beden hal\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde, bir ka\u011f\u0131da yaz\u0131lm\u0131\u015f s\u00f6zc\u00fckler: Kendimi \u00f6ld\u00fcr\u00fcyorum, \u00e7\u00fcnk\u00fc var de\u011filim. Ve siz de, insan karde\u015flerim, hi\u00e7siniz! \u0130nsanlar sabahleyin gazetelerini okuyacaklard\u0131 ve g\u00f6receklerdi: Bir gen\u00e7 kendini \u00f6ld\u00fcrd\u00fc. Her biri kendini fena halde karmakar\u0131\u015f\u0131k hissedecekti ve kendi kendilerine soracaklard\u0131: Ya ben? Ben<br \/>\nvar m\u0131y\u0131m? Tarihte, Werther&#8217;in intihar haberinden beri \u00f6tekiler aras\u0131nda, buna benzer intihar salg\u0131nlar\u0131 oldu\u011fu bilinirdi. Lucien fikir kurban\u0131n\u0131n yunancada `tan\u0131k&#8217; anlam\u0131na geldi\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>Bir y\u00f6netici yaratmak i\u00e7in \u00e7ok hevesliydi, ama bir fikir kurban\u0131 yaratmak i\u00e7in de\u011fildi. K\u0131sacas\u0131, s\u0131k s\u0131k annesinin odas\u0131na girdi; tabancaya bak\u0131yor ve can \u00e7eki\u015fir gibi oluyordu. Kabzay\u0131 parmaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda kuvvetle s\u0131karak alt\u0131n namluyu \u0131s\u0131rd\u0131\u011f\u0131 da oluyordu. Geri kalan zamanda ne\u015feliydi, \u00e7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek y\u00f6neticilerin intihar k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131s\u0131n\u0131 tan\u0131m\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. S\u00f6zgeli\u015fi, Napoleon Lucien, umutsuzlu\u011fun sonuna vard\u0131\u011f\u0131n\u0131 kendinden gizlemeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu, ama tavlanm\u0131\u015f bir ruhla bu bunal\u0131mdan \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 umuyordu ve ilgiyle Sainte-Helene An\u0131lar\u0131&#8217;n\u0131 okudu. Bununla birlikte bir kesinli\u011fe varmak gerekiyordu: Lucien 30 Ekimi karars\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131n son g\u00fcn\u00fc olarak saptad\u0131. Son g\u00fcnler \u00e7ok \u00fcz\u00fcc\u00fc oldular: bunal\u0131m kurtar\u0131c\u0131yd\u0131, ama Lucien \u00f6yle bir gerilimle zorluyordu ki kendini, g\u00fcn\u00fcn birinde camdan yap\u0131lma bir \u015fey gibi k\u0131r\u0131laca\u011f\u0131ndan korkuyordu.<\/p>\n<p>Art\u0131k tabancaya dokunmaya cesaret etmiyordu; \u00e7ekmeceyi a\u00e7makla yetiniyordu, annesinin kombinezonlar\u0131n\u0131 birazc\u0131k kald\u0131r\u0131yor, uzun uzun kendi ba\u015f\u0131na pembe ipe\u011fin i\u00e7inde g\u00f6m\u00fcl\u00fc oturan bu k\u00fc\u00e7\u00fck so\u011fuk, inat\u00e7\u0131 devi seyrediyordu. Bununla birlikte ya\u015famay\u0131 kabul etti\u011finden canl\u0131 bir hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131 duydu ve kendini i\u015fe yaramaz olarak g\u00f6rd\u00fc. Ama okullar a\u00e7\u0131l\u0131nca bir<br \/>\ny\u0131\u011f\u0131n kayg\u0131yla doldu i\u00e7i: anne babas\u0131 onu y\u00fcksek okul i\u00e7in haz\u0131rl\u0131k derslerini izlesin diye Saint-Louis Lisesine g\u00f6nderdiler. Armas\u0131yla birlikte k\u0131rm\u0131z\u0131 z\u0131h\u0131 olan g\u00fczel bir kasketi vard\u0131 ve \u015fark\u0131 s\u00f6yl\u00fcyordu:<\/p>\n<p>Makineleri y\u00fcr\u00fcten pistondur.<\/p>\n<p>Vagonlar\u0131 y\u00fcr\u00fcten pistondur&#8230;<\/p>\n<p>`Piston&#8217;un bu yeni sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131, Lucien&#8217;in i\u00e7ini gururla dolduruyordu; sonra s\u0131n\u0131f\u0131 da \u00f6tekilere benzemiyordu. Bir gelene\u011fi ve bir t\u00f6ren d\u00fczeni vard\u0131; bu bir g\u00fc\u00e7t\u00fc. S\u00f6zgeli\u015fi, Frans\u0131zca derslerinde zil \u00e7almadan bir \u00e7eyrek saat \u00f6nce bir sesin: Bir Harbiyeli nedir? diye sormas\u0131 adetti, herkes yava\u015f\u00e7a: Bir aptald\u0131r! diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordu. Bunun \u00fcst\u00fcne ses yeniden: Bir tar\u0131mc\u0131 nedir? diye soruyordu, bu kez daha kuvvetli: Bir aptald\u0131r! diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyorlard\u0131.<\/p>\n<p>O zaman, hemen hemen g\u00f6zleri hi\u00e7 g\u00f6rmeyen ve kara bir g\u00f6zl\u00fck takan Bay Bethune b\u0131kk\u0131nl\u0131kla: Rica ederim, baylar! diyordu. Birka\u00e7 dakikal\u0131k kesin bir sessizlik oluyordu ve \u00f6\u011frenciler birbirlerine anlaml\u0131 g\u00fcl\u00fcmsemelerle bak\u0131yorlard\u0131, sonra biri ba\u011f\u0131r\u0131yordu: Bir piston nedir? ve hepsi birden ba\u011f\u0131r\u0131yorlard\u0131: Koskocaman biridir! Bu zamanlarda Lucien kendini k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131lm\u0131\u015f hissediyordu.<\/p>\n<p>Ak\u015fam, b\u00fct\u00fcn olup bitenleri bir bir anne babas\u0131na anlat\u0131yordu. B\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131f dalga ge\u00e7meye ba\u015flad\u0131, ya da b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131f Meyrinez&#8217;yi d\u00f6rtl\u00fckler yapmaya karar verdi, derken, s\u00f6zc\u00fckler, sanki alkol yudumlam\u0131\u015f gibi, a\u011fz\u0131n\u0131 \u0131s\u0131t\u0131yordu. Bununla birlikte ilk aylar pek zor ge\u00e7ti. Lucien, matematikten ve fizikten geriydi, arkada\u015flar\u0131 da pek cana yak\u0131n ki\u015filer de\u011fillerdi. Bunlar bursluydular, k\u00f6t\u00fc davranan, inek ve pis \u00f6\u011frencilerdi. Bir tanecik bile yok, dedi babas\u0131na, bir tanecik bile kendime arkada\u015f yapacak adam yok. Burslular, dedi dalg\u0131n<br \/>\ndalg\u0131n, Bay Fleurier, okumu\u015f se\u00e7kin ki\u015filerdir; bununla birlikte k\u00f6t\u00fc y\u00f6neticiler olurlar. Dur durak bilmezler. Lucien `k\u00f6t\u00fc y\u00f6neticiler&#8217;den s\u00f6z edildi\u011fini duyunca y\u00fcre\u011finde ho\u015f olmayan bir s\u0131k\u0131nt\u0131 duydu ve sonraki haftalarda kendini \u00f6ld\u00fcrmeyi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc yeniden; ama tatildeki heyecan de\u011fildi \u015fimdi duydu\u011fu.<\/p>\n<p>Ocak ay\u0131nda Berliac adl\u0131 bir yeni \u00f6\u011frenci b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131f\u0131 k\u0131rd\u0131 ge\u00e7irdi: Son moda ye\u015fil ya da a\u00e7\u0131k mor renk kemerli ceketler giyiyordu, k\u00fc\u00e7\u00fck yuvarlak yakal\u0131yd\u0131, terzilerdeki resimlerde g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi pantolonlar giyiyordu, o kadar dard\u0131lar ki insan onlar\u0131 nas\u0131l giydi\u011fine \u015fa\u015f\u0131r\u0131yordu. Hemen matematikte s\u0131n\u0131f\u0131n sonuncusu oldu. Deli oluyorum, diye s\u00f6ylendi, ben bir edebiyat\u00e7\u0131y\u0131m, beni gebertmek i\u00e7in matematik okutuyorlar. Bir ay\u0131n sonunda herkesi ba\u015ftan \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131. Ka\u00e7ak sigaralar da\u011f\u0131t\u0131yordu; pek \u00e7ok kad\u0131nla tan\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi<br \/>\n\u00e7ocuklara ve kad\u0131nlar\u0131n ona yollad\u0131klar\u0131 mektuplar\u0131 g\u00f6sterdi. B\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131f bunun parlak \u00e7ocuk oldu\u011funa ve onunla iyi ge\u00e7inmek gerekti\u011fine karar verdi. Lucien onun inceli\u011fine ve tav\u0131rlar\u0131na bay\u0131l\u0131yordu, ama Berliac, Lucien&#8217;e al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fckle davran\u0131yor, ona Zengin \u00e7ocu\u011fu diyordu. Her \u015fey bir yana, dedi Lucien g\u00fcn\u00fcn birinde, yoksul \u00e7ocu\u011fu olsam daha iyi olurdu! Berliac, g\u00fcld\u00fc, Sen k\u00fc\u00e7\u00fck bir edepsizsin! dedi ona ve ertesi g\u00fcn ona \u015fiirlerinden<br \/>\nbirini okuttu: Caruso her ak\u015fam \u00e7i\u011f g\u00f6zler yutuyordu, bunun d\u0131\u015f\u0131nda deve gibi kanaatkard\u0131.<\/p>\n<p>Bir kad\u0131n evdekilerin g\u00f6zlerinden bir demet \u00e7i\u00e7ek yapt\u0131 ve sahneye att\u0131 onu. Bu \u00f6rnek hareket kar\u015f\u0131s\u0131nda ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fdi herkes. Ama unutmay\u0131n ki otuz yedi dakika s\u00fcrd\u00fc onun g\u00f6rkemli \u00e7a\u011f\u0131: Tam\u0131 tam\u0131na ilk bravodan operan\u0131n b\u00fcy\u00fck avizesinin s\u00f6nmesine kadar (sonu\u00e7 olarak kad\u0131n\u0131n kocas\u0131n\u0131, bir\u00e7ok yar\u0131\u015fmalarda \u00f6d\u00fcl alm\u0131\u015f, g\u00f6zlerinin pembe \u00e7ukurlar\u0131n\u0131 iki sava\u015f ni\u015fan\u0131yla kapatm\u0131\u015f kocas\u0131n\u0131 keyfince g\u00fctmesi gerekiyordu.) \u015eunu iyice not ediniz:<br \/>\nkonserve halinde fazlaca insan eti yiyenlerden aram\u0131zdakilerin hepsi iskorpit hastal\u0131\u011f\u0131ndan telef olacaklard\u0131r. \u00c7ok g\u00fczel, dedi Lucien, sars\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Bunlar\u0131 yeni bir yolla elde ediyorum, dedi rahatl\u0131kla Berliac, buna otomatik yaz\u0131 diyorlar! Bundan bir s\u00fcre sonra, korkun\u00e7 bir kendini \u00f6ld\u00fcrme iste\u011fi duydu Lucien ve Berliac&#8217;tan ak\u0131l dan\u0131\u015fmaya karar verdi.<\/p>\n<p>Ne yapmal\u0131y\u0131m? diye sordu durumunu g\u00f6z \u00f6n\u00fcne serdikten sonra. Berliac onu dikkatle dinlemi\u015fti; parmaklar\u0131n\u0131 emmek adetiydi, sonra da y\u00fcz\u00fcndeki sivilcelere t\u00fck\u00fcr\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00fcrerdi, \u00f6yle ki y\u00fcz\u00fc ya\u011fmurdan sonra bir yol gibi yer yer parl\u0131yordu. Diledi\u011fin gibi yap, dedi sonunda, bir \u00f6nemi yok bunun. Bir an d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve s\u00f6zc\u00fcklerin \u00fcst\u00fcne basa basa ekledi: Hi\u00e7bir \u015feyin asla \u00f6nemi yoktur. Lucien&#8217;in biraz can\u0131 s\u0131k\u0131ld\u0131, ama Berliac&#8217;\u0131n \u00e7ok sars\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131, kendisini bir dahaki per\u015fembe g\u00fcn\u00fc eve \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman anlad\u0131 Lucien. Bayan Berliac pek sevimliydi, y\u00fcz\u00fcnde et benleri ve sol yana\u011f\u0131nda \u015farap tortusu renginde bir leke vard\u0131. G\u00f6r\u00fcyorsun, dedi Berliac, as\u0131l sava\u015f kurbanlar\u0131 bizleriz. Lucien&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcncesi de tam buydu ve her ikisi de kurban edilmi\u015f bir ku\u015faktan olduklar\u0131 konusunda anla\u015ft\u0131lar.<\/p>\n<p>Ak\u015fam oluyordu, Berliac ellerini ensesinin alt\u0131nda kenetlemi\u015f, yata\u011f\u0131na yatm\u0131\u015ft\u0131. \u0130ngiliz sigaralar\u0131 i\u00e7tiler, gramofonda plak \u00e7ald\u0131lar; Lucien, Sophie Tucker ve Al Johnson&#8217;\u0131n sesini i\u015fitti. H\u00fcz\u00fcnlendiler ve Lucien, Berliac&#8217;\u0131n kendisinin en iyi arkada\u015f\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Berliac ona psikanalizi bilip bilmedi\u011fini sordu; sesi ciddiydi, Lucien&#8217;e ciddiyetle bak\u0131yordu. On be\u015f ya\u015f\u0131ma kadar annemi arzulad\u0131m, diye ona itiraf etti. Lucien kendini rahats\u0131z hissetti, k\u0131zarmaktan korkuyordu; sonra Bayan Berliac&#8217;\u0131n benleri akl\u0131na geliyor, insan\u0131n b\u00f6yle bir kad\u0131n\u0131 arzulayabilece\u011fini pek anlayam\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bununla birlikte kad\u0131n onlara kahvalt\u0131 getirmek i\u00e7in i\u00e7eri girince Lucien allak bullak oldu ve kad\u0131n\u0131n giydi\u011fi sar\u0131 kaza\u011f\u0131n alt\u0131ndan g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc ke\u015ffetmek i\u00e7in \u00e7abalad\u0131. Kad\u0131n \u00e7\u0131k\u0131nca Berliac kendinden emin birinin sesiyle: Do\u011fal bir \u015fey bu, sen de annenle yatmak istemi\u015fsindir, dedi. Sorgulam\u0131yordu, do\u011fruluyordu. Lucien omuz silkti: Do\u011fal bir \u015fey, dedi. Ertesi g\u00fcn kayg\u0131l\u0131yd\u0131, Berliac&#8217;\u0131n konu\u015fmalar\u0131n\u0131 sa\u011fda solda tekrarlayaca\u011f\u0131ndan korktu. Ama \u00e7abuk<br \/>\nrahatlad\u0131: Her \u015fey bir yana, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, benden daha \u00e7ok kendi kendine sayg\u0131s\u0131 vard\u0131. Onlar\u0131n s\u0131rlar\u0131n\u0131 gizleyen bilimsel oyun Lucien&#8217;i pek sarm\u0131\u015ft\u0131 ve sonraki per\u015fembe Sainte Genevieve kitapl\u0131\u011f\u0131nda d\u00fc\u015fler konusunda Freud&#8217;un bir yap\u0131t\u0131n\u0131 okudu. Bu ona bir\u00e7ok \u015feyi a\u00e7\u0131klad\u0131.<\/p>\n<p>Yollarda aylak aylak y\u00fcr\u00fcyerek Demek ki buymu\u015f, diye kendi kendine tekrar ediyordu Lucien, demek ki buymu\u015f! Sonunda Psikanalize Giri\u015f&#8217;i ve G\u00fcnl\u00fck Ya\u015fay\u0131\u015f\u0131n Psikopatalojisi&#8217;ni ald\u0131, her \u015fey apayd\u0131nl\u0131k oldu onun i\u00e7in. Bu acayip var olmamak izlenimi, bilincinde uzun s\u00fcre kalan bu bo\u015fluk, dalg\u0131nl\u0131klar\u0131, s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131, kendini tan\u0131mak i\u00e7in bo\u015fa harcanan \u00e7abalar, ki b\u00fct\u00fcn bunlar ancak bir sis perdesiyle kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yorlard\u0131&#8230; K\u00f6r \u015feytan, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, benim bir kompleksim var. Berliac&#8217;a \u00e7ocuklu\u011funda uyurgezer oldu\u011funu<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc, nas\u0131l nesneleri b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ger\u00e7ek olarak g\u00f6remedi\u011fini anlatt\u0131: Bende, dedi; \u00e7ok gizlilerde kalm\u0131\u015f bir kompleks var. Tam benim gibi, dedi Berliac. Bizde aile kompleksleri var! G\u00f6rd\u00fckleri d\u00fc\u015fleri en ince ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na var\u0131ncaya kadar yorumlamay\u0131 adet edindiler. Berliac her zaman \u00f6ylesine hikayeler anlat\u0131yordu ki Lucien baz\u0131lar\u0131n\u0131 onun uydurdu\u011funu ya da hi\u00e7 olmazsa onlar\u0131 s\u00fcsledi\u011fini san\u0131yordu. Ama \u00e7ok iyi anla\u015f\u0131yorlard\u0131 ve en<br \/>\nince konulara nesnellikle yakla\u015f\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>Birbirlerine, \u00e7evrelerindekileri aldatmak i\u00e7in g\u00fcl\u00fcmseyen bir y\u00fcz tak\u0131nd\u0131klar\u0131n\u0131, ama asl\u0131nda korkun\u00e7 bir bi\u00e7imde alt\u00fcst olduklar\u0131n\u0131 itiraf ettiler. Lucien, kayg\u0131lar\u0131ndan kurtulmu\u015ftu. Psikanalizin \u00fcst\u00fcne a\u00e7g\u00f6zl\u00fcl\u00fckle at\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc kendisine uygun d\u00fc\u015fenin bu oldu\u011funu anlam\u0131\u015ft\u0131; \u015fimdi kendini daha sa\u011flam hissediyordu; tasalanmaya ve bilincinde ki\u015fili\u011finin<br \/>\nbelirgin a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131n\u0131 durmadan aramak zorunda kalmaya art\u0131k ihtiyac\u0131 yoktu. Ger\u00e7ek Lucien, bilin\u00e7alt\u0131nda derin bir yere ka\u00e7\u0131p gizlenmi\u015fti; onu g\u00f6rmeden d\u00fc\u015flemek gerekiyordu, t\u0131pk\u0131 var olmayan bir beden gibi. Lucien b\u00fct\u00fcn g\u00fcn komplekslerini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor, bilincinin sisleri alt\u0131nda k\u0131p\u0131rdayan karanl\u0131k, acayip ve \u015fiddetli d\u00fcnyay\u0131 sa\u011flam bir g\u00fcvenle d\u00fc\u015fl\u00fcyordu. Anl\u0131yorsun, diyordu Berliac&#8217;a, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte ben uyu\u015fuk ve kay\u0131ts\u0131z bir o\u011flan\u0131m, kimse umurumda de\u011fil. \u0130\u00e7te de b\u00f6yle, biliyorsun, kendimi b\u00f6ylesine sal\u0131vermem gerekti.<\/p>\n<p>Ama bunun bir ba\u015fka \u015fey oldu\u011funu da pekala biliyordum. Her zaman bir ba\u015fka \u015fey vard\u0131r, diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordu Berliac. Gururla birbirlerine g\u00fcl\u00fcms\u00fcyorlard\u0131. Lucien, Sis A\u00e7\u0131laca\u011f\u0131 Zaman diye ad koydu\u011fu bir \u015fiir yazd\u0131 ve Berliac \u015fiiri e\u015fsiz buldu, ama kurallara uygun dizeler yazm\u0131\u015f oldu\u011fundan \u00f6t\u00fcr\u00fc Lucien&#8217;e sitem etti. Hemen \u015fiiri ezberlediler ve libidolar\u0131ndan s\u00f6z etmek istedikleri zaman \u015f\u00f6yle diyorlard\u0131: Yay\u0131lm\u0131\u015f b\u00fcy\u00fck \u00e7a\u011fanozlar sisin<br \/>\n\u00f6rt\u00fcs\u00fc alt\u0131nda, sonra, yaln\u0131zca g\u00f6z k\u0131rparak `\u00e7a\u011fanozlar&#8217;. Ama belli bir s\u00fcre sonra, Lucien, yaln\u0131zken ve \u00f6zellikle geceleri, b\u00fct\u00fcn bu olup bitenleri biraz korkutucu buldu. Annesinin y\u00fcz\u00fcne bakmaya art\u0131k cesaret edemiyordu ve yatmaya gitmeden \u00f6nce onu \u00f6pt\u00fc\u011f\u00fc zaman karanl\u0131k bir g\u00fcc\u00fcn \u00f6p\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn yolunu sapt\u0131raca\u011f\u0131ndan, onu Bayan Fleurier&#8217;nin dudaklar\u0131na do\u011fru itece\u011finden korkuyordu, sanki bu i\u00e7inde bir yanarda\u011f ta\u015f\u0131mak gibi bir \u015feydi. Ke\u015ffetmi\u015f oldu\u011fu karanl\u0131k ve g\u00f6steri\u015fli ruhunu zorlamamak i\u00e7in kendini kendinden sak\u0131n\u0131yordu. \u015eimdi onu ne pahas\u0131na olursa olsun tan\u0131yordu ve ondaki tehlikeli uyan\u0131\u015flardan korkuyordu.<\/p>\n<p>Kendimden korkuyorum, diyordu kendi kendine. Alt\u0131 aydan beri kendi ba\u015f\u0131na yapt\u0131\u011f\u0131 \u00e7al\u0131\u015fmalardan vazge\u00e7mi\u015fti, \u00e7\u00fcnk\u00fc can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordu onlar ve bir y\u0131\u011f\u0131n \u00e7al\u0131\u015facak \u015feyi vard\u0131, ama o \u00f6tekilerle u\u011fra\u015f\u0131yordu. Herkesin kendi e\u011filimiyle u\u011fra\u015fmas\u0131 gerekiyordu, Freud&#8217;un kitaplar\u0131, al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131yla birdenbire aralar\u0131ndaki ili\u015fki kopmu\u015f oldu\u011fundan sinir hastal\u0131\u011f\u0131na yakalanm\u0131\u015f bahts\u0131z gen\u00e7lerin hikayeleriyle doluydu. Biz de deli olmak \u00fczere miyiz? diye soruyordu Berliac&#8217;a. Ve baz\u0131 per\u015fembeler, kendilerini bir tuhaf hissediyorlard\u0131. Yar\u0131 g\u00f6lge, Berliac&#8217;\u0131n odas\u0131n\u0131 sinsice doldurmu\u015ftu, paket paket afyonlu sigaralar i\u00e7mi\u015flerdi, elleri titriyordu. Sonra biri, tek bir s\u00f6z s\u00f6ylemeden kalkt\u0131, sessiz ad\u0131mlarla kap\u0131ya kadar gitti, elektrik d\u00fc\u011fmesini \u00e7evirdi. Sar\u0131 bir \u0131\u015f\u0131k oday\u0131 kapl\u0131yor, birbirlerine g\u00fcvensizlikle bak\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>Lucien, Berliac&#8217;la olan dostluklar\u0131n\u0131n bir yanl\u0131\u015fl\u0131k \u00fcst\u00fcne kuruldu\u011funu fark etmekte gecikmedi; \u015furas\u0131 kesin ki hi\u00e7 kimse onun kadar Oedipus kompleksinin co\u015fkulu g\u00fczelli\u011fine kar\u015f\u0131 duyarl\u0131 de\u011fildi, ama burada, daha ba\u015fka u\u00e7lara do\u011fru y\u00f6nelmesini diledi\u011fi bir tutku g\u00fcc\u00fcn\u00fcn i\u015faretini g\u00f6r\u00fcyordu. Berliac, bunun kar\u015f\u0131t\u0131, durumundan ho\u015fnut gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu,<br \/>\nbu durumdan \u00e7\u0131kmak da istemiyordu. Biz g\u00fcmb\u00fcrt\u00fcye gitmi\u015f insanlar\u0131z, diyordu gururla, biz rate&#8217;yiz. Hi\u00e7bir i\u015fe yaramayaca\u011f\u0131z. Hi\u00e7bir i\u015fe, diye kar\u015f\u0131l\u0131k veriyordu Lucien, yank\u0131 gibi. Paskalya tatili d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcnde Berliac, Dipon&#8217;da bir otelde annesiyle ayn\u0131 odada kald\u0131klar\u0131n\u0131 anlatt\u0131 ona: Sabah erkenden kalkm\u0131\u015ft\u0131, annesinin daha uyudu\u011fu yata\u011fa yakla\u015fm\u0131\u015ft\u0131 ve<br \/>\nyava\u015f\u00e7ac\u0131k \u00f6rt\u00fcy\u00fc a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131. Geceli\u011fi s\u0131yr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, dedi alay ederek.<\/p>\n<p>Bu s\u00f6zc\u00fckleri duyunca Lucien, Berliac&#8217;\u0131 a\u015fa\u011f\u0131lamaktan kendini alamad\u0131 ve kendini yapayaln\u0131z hissetti. Kompleksleri olmak iyiydi, ama zaman\u0131nda onlar\u0131n hesab\u0131n\u0131 g\u00f6rmek gerekiyordu. Bir insan nas\u0131l sorumluluklar y\u00fcklenebilirdi, nas\u0131l y\u00f6neticilik yapard\u0131 i\u00e7inde \u00e7ocuksu bir cinsellik varsa? Lucien birdenbire kendi kendinden ciddi ciddi kayg\u0131lanmaya ba\u015flad\u0131. Akl\u0131 ba\u015f\u0131nda bir adama dan\u0131\u015fmak isterdi, ama kime ba\u015fvuraca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyordu.<\/p>\n<p>Berliac ona, psikanalizde derinle\u015fmi\u015f ve kendi \u00fczerinde b\u00fcy\u00fck bir etkisi oldu\u011fu sezilen Bergere adl\u0131 bir ger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fcden s\u0131k s\u0131k s\u00f6z ediyordu. Ama hi\u00e7bir zaman onu Lucien&#8217;le tan\u0131\u015ft\u0131rmaya yana\u015fmam\u0131\u015ft\u0131. Lucien b\u00fcy\u00fck bir hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015ft\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc Berliac&#8217;a kad\u0131nlar\u0131 elde etme konusunda da g\u00fcvenmi\u015fti. G\u00fczel bir kad\u0131na sahip olmak, do\u011fal olarak d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 da de\u011fi\u015ftirdi, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ama Berliac g\u00fczel kad\u0131n dostlar\u0131ndan hi\u00e7 s\u00f6z etmiyordu.<\/p>\n<p>Baz\u0131 baz\u0131 bulvarda dola\u015f\u0131yorlar, kad\u0131nlar\u0131n pe\u015fine tak\u0131l\u0131yorlard\u0131, ama onlarla konu\u015fmaya cesaret edemiyorlard\u0131: Neylersin, babal\u0131k, diyordu Berliac, biz ho\u015fa giden cinsten de\u011filiz demek ki. Kad\u0131nlar bizde onlar\u0131 \u00fcrk\u00fcten bir\u015feyler hissediyorlar. Lucien kar\u015f\u0131l\u0131k vermiyordu. Berliac onu sinirlendirmeye ba\u015fl\u0131yordu. \u00c7o\u011fu kez Lucien&#8217;in anne ve babas\u0131 i\u00e7in \u00e7ok k\u00f6t\u00fc \u015fakalar yap\u0131yordu, onlara Bay ve Bayan Dumollet (Bald\u0131r) diyordu. Lucien, bir<br \/>\nger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fcn\u00fcn genellikle kentsoylulu\u011fu a\u015fa\u011f\u0131lad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi anl\u0131yordu, ama Berliac, ona kar\u015f\u0131 dost\u00e7a ve g\u00fcvenle davranan Bayan Fleurier taraf\u0131ndan eve \u00e7ok kereler \u00e7a\u011fr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Minnettarl\u0131k bir yana, kad\u0131na kar\u015f\u0131 b\u00f6yle konu\u015fmaktan ufac\u0131k bir kibar davranma kayg\u0131s\u0131 onu engellemi\u015f olacakt\u0131. Sonra Berliac&#8217;\u0131n \u00f6d\u00fcn\u00e7 ald\u0131\u011f\u0131 paray\u0131 geri vermemek gibi bir de k\u00f6t\u00fc huyu<br \/>\nvard\u0131.<\/p>\n<p>Otob\u00fcste hep paras\u0131z olurdu, onun paras\u0131n\u0131 vermek gerekirdi, kahvelerde be\u015f kere Lucien \u00f6derse ancak bir kere \u00f6teki \u00f6derdi paray\u0131. Lucien bunu ona g\u00fcn\u00fcn birinde a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6yledi, b\u00f6ylesini anlam\u0131yordu, arkada\u015flar aras\u0131nda, d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131k\u0131ld\u0131 m\u0131 her \u015fey ortakla\u015fa olmal\u0131yd\u0131. Berliac anlaml\u0131 anlaml\u0131 bakt\u0131 ve ona: Ben ku\u015fkulan\u0131yorum, sen bir anal&#8217;s\u0131n, dedi, Freud&#8217;cu ili\u015fkilerin a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131 yapt\u0131: insan d\u0131\u015fk\u0131s\u0131-alt\u0131n ve cimrili\u011fin Freud&#8217;cu kuram\u0131. \u015eunu<br \/>\n\u00f6\u011frenmek isterim, dedi, ka\u00e7 ya\u015f\u0131na kadar annen sildi alt\u0131n\u0131? Az kald\u0131 aralar\u0131 a\u00e7\u0131l\u0131yordu.May\u0131s ay\u0131n\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131ndan sonra okulu asmaya ba\u015flad\u0131 Berliac. Lucien onu dersten sonra, Crucuf\u0131x vermutlar\u0131 i\u00e7tikleri Petits-Champs Soka\u011f\u0131ndaki bir barda bulmaya gidiyordu. Bir sal\u0131 \u00f6\u011fleden sonra Lucien, Berliac&#8217;\u0131 bo\u015f bir \u015fi\u015fenin ba\u015f\u0131nda otururken buldu. Sen misin, dedi Berliac, dinle, benim saat be\u015fte di\u015f\u00e7ide olmam gerek. Beni bekle, k\u00f6\u015fe ba\u015f\u0131nda oturuyor, yar\u0131m saatte bitiririm i\u015fimi. O.K., diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi Lucien, bir iskemleye \u00e7\u00f6kerek, Fran\u00e7ois bana beyaz vermut ver. Bu s\u0131rada bir adam girdi i\u00e7eri ve onlar\u0131 g\u00f6r\u00fcnce \u015fa\u015f\u0131rarak g\u00fcl\u00fcmsedi. Berliac k\u0131zard\u0131 ve birden kalk\u0131verdi.<\/p>\n<p>Kim olabilir? diye sordu kendi kendine Lucien. Berliac yabanc\u0131n\u0131n elini s\u0131karken Lucien&#8217;i gizlemeye \u00e7abalam\u0131\u015ft\u0131. Al\u00e7ak sesle ve h\u0131zl\u0131 h\u0131zl\u0131 konu\u015fuyordu, \u00f6teki a\u00e7\u0131k se\u00e7ik kar\u015f\u0131l\u0131k verdi: Ama hay\u0131r, k\u00fc\u00e7\u00fc\u011f\u00fcm, de\u011fil, sen bir soytar\u0131dan ba\u015fka bir \u015fey olmayacaks\u0131n. Ayn\u0131 anda ayaklar\u0131n\u0131n ucunda y\u00fckselerek ve Berliac&#8217;\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnden Lucien&#8217;e bakt\u0131, sakin bir g\u00fcven<br \/>\ni\u00e7indeydi. Otuz be\u015f ya\u015flar\u0131nda olabilirdi; solgun bir y\u00fcz\u00fc ve muhte\u015fem beyaz sa\u00e7lar\u0131 vard\u0131: Bu muhakkak Bergere&#8217;dir, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien y\u00fcre\u011fi \u00e7arparak, ne yak\u0131\u015f\u0131kl\u0131 adam!Berliac, utanga\u00e7, ama etkili bir hareketle beyaz sa\u00e7l\u0131 adam\u0131 dirse\u011finden tuttu:<\/p>\n<p>-Benimle gelin, dedi, di\u015f\u00e7iye gidiyorum, iki ad\u0131ml\u0131k yer.<\/p>\n<p>-\u0130yi, ama bir arkada\u015flayd\u0131n, galiba, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi \u00f6teki g\u00f6zlerini Lucien&#8217;den ay\u0131rmadan,<br \/>\nbizi tan\u0131\u015ft\u0131rman gerekir.<\/p>\n<p>Lucien g\u00fcl\u00fcmseyerek kalkt\u0131. Tuzak! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Yanaklar\u0131 ate\u015f gibiydi. Berliac&#8217;\u0131n boynu omuzlar\u0131n\u0131n i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcld\u00fc ve Lucien bir an i\u00e7in onun itiraz edece\u011fini sand\u0131. Haydi \u00f6yleyse, beni tan\u0131t, dedi ne\u015feli bir sesle. Ama konu\u015fur konu\u015fmaz \u015fakaklar\u0131na kan h\u00fccum etti, yerin dibine girmek istemi\u015f olmal\u0131yd\u0131. Berliac y\u00fcz geri d\u00f6nd\u00fc ve kimseye bakmadan m\u0131r\u0131ldand\u0131:<\/p>\n<p>-Lucien Fleurier, liseden arkada\u015f\u0131m, Bay Achille Bergere.<\/p>\n<p>-Beyefendi, yap\u0131tlar\u0131n\u0131za hayran\u0131m, dedi Lucien, zay\u0131f bir sesle. Bergere onun elini uzun ince elleriyle tuttu ve onu oturmaya zorlad\u0131. Bir sessizlik oldu. Bergere, Lucien&#8217;i yumu\u015fak s\u0131cak bir bak\u0131\u015fla sarmalad\u0131. Hep elini tutuyordu:<\/p>\n<p>-Kayg\u0131l\u0131 m\u0131s\u0131n\u0131z? diye sordu tatl\u0131l\u0131kla.<\/p>\n<p>Lucien sesini yumu\u015fatt\u0131 ve Bergere&#8217;e kararl\u0131 bir bak\u0131\u015fla bakt\u0131:<\/p>\n<p>-Kayg\u0131l\u0131y\u0131m! diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k. Ona \u00f6yle geliyordu ki bir giri\u015f s\u0131nav\u0131yla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yayd\u0131. Berliac bir an duraksad\u0131 sonra \u015fapkas\u0131n\u0131 masan\u0131n \u00fcst\u00fcne atarak \u00f6fkeyle yerine oturuverdi. Lucien, Bergere&#8217;e kendi intihar etme e\u011filimini anlatmak iste\u011fiyle yan\u0131p tutu\u015fuyordu. Bu, kendisiyle hi\u00e7 \u00f6zenip bezenilmeden ve oldu\u011fu gibi konu\u015fulmas\u0131 gereken biriydi. Berliac nedeniyle hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemeye cesaret edemedi, Berliac&#8217;tan nefret ediyordu.<\/p>\n<p>-Rak\u0131n\u0131z var m\u0131? diye sordu garsona Bergere.<\/p>\n<p>-Hay\u0131r, yoktur, dedi Berliac aceleyle, buras\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck sevimli bir yer, ama vermuttan ba\u015fka i\u00e7ecek bir \u015fey yok.<\/p>\n<p>-\u015eu yukar\u0131da s\u00fcrahinin i\u00e7indeki sar\u0131 \u015fey nedir? diye sordu Bergere, yumu\u015fakl\u0131k dolu bir rahatl\u0131kla.<\/p>\n<p>-O beyaz Crucifix, dedi garson.<\/p>\n<p>-\u0130yi \u00f6yleyse, bana ondan ver.<\/p>\n<p>Berliac iskemlesinde k\u0131p\u0131rdan\u0131yordu: dostlar\u0131yla \u00f6v\u00fcnmek zevkiyle Lucien&#8217;i masrafa sokmak korkusu aras\u0131nda kalm\u0131\u015fa benziyordu. Sonunda tasal\u0131 ve gururlu bir sesle s\u00f6ylendi:<\/p>\n<p>-Kendini \u00f6ld\u00fcrmek istedi.<\/p>\n<p>-Neden olmas\u0131n! dedi Bergere, bunu umar\u0131m.<\/p>\n<p>Yeni bir sessizlik oldu: Lucien al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc bir tav\u0131rla yere indirmi\u015fti g\u00f6zlerini, ama kendi kendine Berliac&#8217;\u0131n gidip gitmeyece\u011fini soruyordu. Bergere birden saatine bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Di\u015f\u00e7i ne oldu? diye sordu. Berliac istemeyerek kalkt\u0131.<\/p>\n<p>-Benimle gel, Bergere, diye rica etti, iki ad\u0131ml\u0131k yer.<\/p>\n<p>-Niye can\u0131m, nas\u0131l olsa geri d\u00f6neceksin. Arkada\u015f\u0131n\u0131n yan\u0131nda kalay\u0131m.<\/p>\n<p>Berliac bir an durdu, bir bu aya\u011f\u0131n\u0131n bir \u00f6tekinin \u00fcst\u00fcnde s\u0131\u00e7r\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Haydi git, dedi Bergere, h\u00fckmedici bir sesle, bizi burada bulursun. Berliac gidince Bergere kalkt\u0131, teklifsizce Lucien&#8217;\u0131n yan\u0131na oturdu.<\/p>\n<p>Lucien ona uzun uzun intihar\u0131n\u0131, annesini arzulam\u0131\u015f oldu\u011funu ve bir sadikoanal oldu\u011funu, asl\u0131nda hi\u00e7bir \u015feyi sevmedi\u011fini, her \u015feyin ona g\u00fcl\u00fcn\u00e7 geldi\u011fini anlatt\u0131. Bergere ona derin derin bakarak tek bir s\u00f6z s\u00f6ylemeden dinliyordu onu. Lucien anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f olmay\u0131 tad\u0131na doyulmaz bir \u015fey olarak g\u00f6r\u00fcyordu. Bitirdi\u011fi zaman Bergere teklifsizce kolunu onun omzuna att\u0131 ve Lucien bir limon kolonyas\u0131 ve \u0130ngiliz t\u00fct\u00fcn\u00fc kokusu duydu.<\/p>\n<p>-Biliyor musun Lucien, sizin durumunuza ne ad verilir?<\/p>\n<p>Lucien, Bergere&#8217;e umutla bakt\u0131, umutsuz de\u011fildi.<\/p>\n<p>-Ben buna, dedi Bergere, karma\u015fa diyorum. Karma\u015fa: s\u00f6zc\u00fck yumu\u015fak ve ak, t\u0131pk\u0131 ay\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 gibi ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131, ama o son `\u015fa&#8217; da bir borunun bak\u0131rs\u0131 sesi vard\u0131.<\/p>\n<p>-Karma\u015fa&#8230; dedi Lucien.<\/p>\n<p>T\u0131pk\u0131 Riri&#8217;ye uyurgezer oldu\u011funu s\u00f6yledi\u011fi zamanki gibi kendini k\u00f6t\u00fc ve kayg\u0131l\u0131 hissetti. Bar karanl\u0131k\u00e7ayd\u0131, ama kap\u0131, soka\u011fa, ilkbahar\u0131n kumral \u0131\u015f\u0131kl\u0131 sisine ard\u0131na kadar a\u00e7\u0131l\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bergere&#8217;den yay\u0131lan ho\u015f koku i\u00e7inde Lucien k\u0131rm\u0131z\u0131 \u015farap ve \u0131slak tahta kokusundan olu\u015fan, karanl\u0131k\u00e7a salonun a\u011f\u0131r kokusunu duyuyordu. Karma\u015fa&#8230; diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ne yap\u0131p ne etmeliyim?<\/p>\n<p>Ama yeni bir hastal\u0131\u011f\u0131n ya da bir sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n a\u00e7\u0131klan\u0131p a\u00e7\u0131klanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 pek bilemiyordu. G\u00f6zlerinin pek yak\u0131n\u0131nda Bergere&#8217;in, alt\u0131n bir di\u015fin par\u0131lt\u0131s\u0131n\u0131 durmadan \u00f6rten ve ortaya \u00e7\u0131kartan dudaklar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Karma\u015fa i\u00e7inde olan yarat\u0131klar\u0131 severim, diyordu Bergere; sizi ola\u011fan\u00fcst\u00fc talihli buluyorum. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu size sunulmu\u015f. B\u00fct\u00fcn bu domuzlar\u0131 g\u00f6r\u00fcyor musunuz? Kendilerine yer edip oturmu\u015flar.<\/p>\n<p>Onlar\u0131 k\u0131rm\u0131z\u0131 kar\u0131ncalara vermeli, biraz tedirgin olsunlar diye. Bilir misiniz bu ak\u0131ll\u0131 hayvanc\u0131klar ne yaparlar?<\/p>\n<p>-\u0130nsan yerler, dedi Lucien.<\/p>\n<p>-Evet, insan\u0131n etini iskeletinden s\u0131y\u0131r\u0131rlar.<\/p>\n<p>-Bilirim, dedi Lucien. Arkas\u0131ndan ekledi: Ya ben? Benim ne yapmam gerekir?<\/p>\n<p>-Hi\u00e7, Tanr\u0131 a\u015fk\u0131na, dedi Bergere, g\u00fcl\u00fcn\u00e7 bir korkuyla. \u00d6zellikle oturup kalmay\u0131n. Oturulursa hi\u00e7 olmazsa, dedi g\u00fclerek, bu bir kaz\u0131\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcne olsun, Rimbaud&#8217;yu okudunuz mu?<\/p>\n<p>-Yooo, dedi Lucien.<\/p>\n<p>-Size Illuminations&#8217;u verece\u011fim. Dinleyin, yeniden g\u00f6r\u00fc\u015fmemiz gerekir. Per\u015fembe g\u00fcn\u00fc bo\u015fsan\u0131z saat \u00fc\u00e7e do\u011fru bana gelin, Montparnasse&#8217;da, Campagne-Premiere Soka\u011f\u0131nda 9 numarada oturuyorum.<\/p>\n<p>Sonraki per\u015fembe Lucien, Bergere&#8217;e gitti ve may\u0131s ay\u0131n\u0131n hemen hemen her g\u00fcn\u00fc ona u\u011frad\u0131. Berliac&#8217;a haftada bir kere g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcklerini s\u00f6ylemeyi uygun bulmu\u015flard\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc onu \u00fczmemek i\u00e7in her \u015feyden ka\u00e7\u0131narak onunla ili\u015fkilerinde a\u00e7\u0131k olmak istiyorlard\u0131. Berliac tam anlam\u0131yla yer de\u011fi\u015ftirmi\u015f g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu. Lucien&#8217;e alay ederek: Ne muhabbet, ha? O sana kayg\u0131 numaras\u0131 \u00e7ekti, sen de ona intihar; ne numara be! demi\u015fti. Lucien kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131: Benim intihar\u0131mdan ilk s\u00f6z eden sen oldun; hat\u0131rlat\u0131r\u0131m, dedi k\u0131zararak. O! dedi Berliac, senin bunu s\u00f6ylemen gerekirdi, benim yapt\u0131\u011f\u0131m yaln\u0131zca seni utan\u00e7tan kurtarmak i\u00e7indi.<\/p>\n<p>Bulu\u015fmalar\u0131n\u0131 seyrekle\u015ftirdiler.<\/p>\n<p>Onda ho\u015fuma giden \u015fey, dedi bir g\u00fcn Lucien, Bergere&#8217;e, sizden ald\u0131klar\u0131yd\u0131, \u015fimdi bunu anl\u0131yorum. Berliac bir maymundur, dedi Bergere g\u00fclerek. Beni ona \u00e7eken hep buydu. Biliyor musunuz, ana taraf\u0131ndan b\u00fcy\u00fckannesi Yahudidir? Bu bir\u00e7ok \u015feyi a\u00e7\u0131klar.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekten, dedi Lucien. Bir s\u00fcre sonra ekledi: Asl\u0131nda ho\u015f biridir. Bergere&#8217;in<br \/>\napartman\u0131nda her yan g\u00fcl\u00fcn\u00e7 ve acayip \u015feylerle doluydu: boyal\u0131 tahtadan yap\u0131lma kad\u0131n bacaklar\u0131 \u00fcst\u00fcnde duran k\u0131rm\u0131z\u0131 ipekli sandalyelerin minderleri, k\u00fc\u00e7\u00fck Zenci heykelleri, demirden yap\u0131lma, \u00fcst\u00fc dikenli bir bekaret kemeri, i\u00e7ine k\u00fc\u00e7\u00fck ka\u015f\u0131klar bat\u0131r\u0131lm\u0131\u015f al\u00e7\u0131dan yap\u0131lma kad\u0131n g\u00f6\u011f\u00fcsleri, masan\u0131n \u00fcst\u00fcnde bronzdan yap\u0131lma koskocaman bir bit ve ka\u011f\u0131t<br \/>\nu\u00e7urmaz i\u015fi g\u00f6ren ve Mirtra Mezarl\u0131\u011f\u0131ndan a\u015f\u0131r\u0131lm\u0131\u015f bir ke\u015fi\u015f kafatas\u0131. Duvarlar ger\u00e7ek\u00fcst\u00fcc\u00fc Bergere&#8217;in \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bildiren ve cenaze t\u00f6renine \u00e7a\u011f\u0131ran davetiyelerle kapl\u0131yd\u0131. Her \u015feye kar\u015f\u0131l\u0131k, apartman rahat ve ak\u0131ll\u0131ca d\u00f6\u015fenmi\u015f izlenimi veriyordu ve Lucien oturma odas\u0131n\u0131n divan\u0131na uzan\u0131p yatmay\u0131 seviyordu. \u00d6zellikle onu \u015fa\u015f\u0131rtan \u015fey Bergere taraf\u0131ndan bir raf\u0131n<br \/>\n\u00fcst\u00fcne y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015f olan \u0131v\u0131r z\u0131v\u0131r ve g\u00fcl\u00fcn\u00e7 \u015feylerin \u00e7oklu\u011fuydu: aks\u0131r\u0131k tozu, ka\u015f\u0131nt\u0131 t\u00fcy\u00fc, kad\u0131n \u00e7orab\u0131 lasti\u011fi, \u015feytan boku, yapay buz, yapay kesme\u015feker. Bergere, konu\u015furken, \u015feytan bokunu eline al\u0131yor, \u00f6nemseyerek inceliyordu: Bu \u0131v\u0131r z\u0131v\u0131r\u0131n devrimci bir de\u011feri vard\u0131r,<br \/>\ntedirgin ederler. Lenin&#8217;in b\u00fct\u00fcn yap\u0131tlar\u0131ndan daha fazla bir y\u0131k\u0131c\u0131 g\u00fc\u00e7 vard\u0131r bunlarda.<\/p>\n<p>Lucien, \u015fa\u015fk\u0131n ve hayran, bir \u00e7ukur g\u00f6zl\u00fc bu f\u0131rt\u0131nal\u0131 g\u00fczel y\u00fcze ve bir kusursuzca taklit edilmi\u015f d\u0131\u015fk\u0131y\u0131 \u00f6zenle tutan ince parmaklara bak\u0131yordu. Bergere ona s\u0131k s\u0131k Rimbaud&#8217;dan ve b\u00fct\u00fcn duygular\u0131n sistematik d\u00fczensizli\u011finden s\u00f6z ediyordu. Concorde Alan\u0131ndan ge\u00e7erken isteyerek ve bilin\u00e7le g\u00f6rebildi\u011finiz zaman bir Zenci kad\u0131n\u0131 diz \u00e7\u00f6k\u00fcp dikilita\u015f\u0131 emmeye koyulmu\u015f olarak g\u00f6r\u00fcnce, kendinize dekoru gebertti\u011finizi ve kurtuldu\u011funu s\u00f6yleyebilirsiniz.<\/p>\n<p>Ona Illuminatinos&#8217;u Maldoror&#8217;un \u015eark\u0131lar\u0131&#8217;n\u0131 ve Marki de Sade&#8217;\u0131n kitaplar\u0131n\u0131 verdi. Lucien anlamak i\u00e7in i\u015fi ciddi tutuyordu, ama pek \u00e7ok \u015feyi yakalayam\u0131yordu ve \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc Rimbaud o\u011flanc\u0131yd\u0131. Bunu, Bergere&#8217;e s\u00f6yledi; Bergere kat\u0131la kat\u0131la g\u00fclerek Ni\u00e7in \u015fa\u015ft\u0131n, dostum? dedi. Lucien \u00e7ok s\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>K\u0131zard\u0131 ve bir dakika s\u00fcresince varg\u00fcc\u00fcyle Bergere&#8217;den nefret etti; ama kendine hakim oldu, ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131 ve alabildi\u011fine a\u00e7\u0131ky\u00fcreklilikle: Aptall\u0131k ettim, dedi. Bergere onun sa\u00e7lar\u0131n\u0131 ok\u015fad\u0131, duygulanm\u0131\u015fa benziyordu: Bu \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k dolu iri g\u00f6zler, dedi, bu maral g\u00f6zleri&#8230;<\/p>\n<p>Evet, Lucien, aptall\u0131k ettiniz. Rimbaud&#8217;nun o\u011flanc\u0131l\u0131\u011f\u0131; duyarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n ilk ve dahice karga\u015fas\u0131d\u0131r. Bu \u015fiirleri ona bor\u00e7luyuz. Cinsel iste\u011fin kendine \u00f6zg\u00fc nesneleri oldu\u011funa ve kad\u0131nlar demek olan bu nesnelere inanmal\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n bacaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda bir delik vard\u0131r, durmu\u015f oturmu\u015flar\u0131n \u00e7irkin ve iradeli yan\u0131lg\u0131s\u0131d\u0131r bu. Bak! Masas\u0131ndan bir d\u00fczine kadar sararm\u0131\u015f resim \u00e7\u0131kard\u0131 ve onlar\u0131 Lucien&#8217;in kuca\u011f\u0131na att\u0131. Lucien, di\u015fleri d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015f a\u011f\u0131zlar\u0131yla g\u00fclen, bacaklar\u0131n\u0131 dudak gibi ay\u0131ran ve oyluklar\u0131n\u0131n aras\u0131ndan yosunlu bir dil gibi bir \u015fey g\u00f6steren korkun\u00e7 orospular g\u00f6rd\u00fc.<\/p>\n<p>Bou-Saada&#8217;da \u00fc\u00e7 frankl\u0131k koleksiyonum vard\u0131, dedi. Bergere. Bu kad\u0131nlara arkadan yakla\u015fsan\u0131z bile iyi aile \u00e7ocu\u011fusunuzdur ve herkes de erkek\u00e7e hayat ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 s\u00f6yler. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunlar kad\u0131nd\u0131r, anl\u0131yor musunuz? Ama yap\u0131lacak ilk i\u015f her \u015feyin cinsel zevk nesnesi olabilece\u011fine kendinizi inand\u0131rman\u0131z oldu\u011funu s\u00f6yleyece\u011fim, bir diki\u015f makinesi, bir deney kab\u0131, bir at ya da bir terlik gibi. Ben, dedi g\u00fclerek, sineklerle a\u015fk yapt\u0131m, \u00f6rdeklerle yatan bir deniz piyadesi tan\u0131d\u0131m. Ba\u015flar\u0131n\u0131 \u00e7ekmeceye sokuyordu, ayaklar\u0131ndan s\u0131k\u0131ca tutuyordu ve haydi yallah! Bergere, dalg\u0131n dalg\u0131n Lucien&#8217;in kula\u011f\u0131n\u0131 s\u0131kt\u0131 ve s\u00f6z\u00fcn\u00fc bitirdi: \u00d6rdek bu y\u00fczden \u00f6l\u00fcnce tabur da onu yiyordu.<\/p>\n<p>Lucien bu konu\u015fmalardan kafas\u0131 kazan gibi \u00e7\u0131k\u0131yor, Bergee&#8217;in bir dahi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu, ama geceleri ter i\u00e7inde, kafas\u0131n\u0131n i\u00e7i \u00fcrk\u00fcn\u00e7 ve a\u00e7\u0131k sa\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnt\u00fclerle dolu uyan\u0131yordu ve Bergere&#8217;in onun \u00fcst\u00fcnde iyi bir etkisi olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 soruyordu kendi kendine: Yaln\u0131z olmak! diye ellerini ovu\u015fturarak inliyordu, ak\u0131l dan\u0131\u015facak kimsesi olmamak, do\u011fru yolda m\u0131y\u0131m, de\u011fil miyim bana s\u00f6yleyecek birisi! Sonuna kadar gidiyorsa, b\u00fct\u00fcn duygular\u0131n\u0131n karma\u015fas\u0131n\u0131 ya\u015f\u0131yorsa yolunu yitirmesine ve bo\u011fulmas\u0131na k\u0131l pay\u0131 kalm\u0131yor muydu acaba? Bir g\u00fcn Bergere ona uzun uzun Andre Breton&#8217;dan s\u00f6z etmi\u015fti, Lucien uykuda gibi m\u0131r\u0131ldand\u0131: Evet, ama nas\u0131l, bundan sonra, nas\u0131l geriye d\u00f6nebilirim? Bergere \u015fa\u015f\u0131rd\u0131: Geriye mi d\u00f6nmek? Kim s\u00f6z etti sana geriye d\u00f6nmekten? Delirsen daha iyi. Sonra, Rimbaud&#8217;nun dedi\u011fi gibi, \u00f6teki \u00fcrk\u00fct\u00fcc\u00fc i\u015f\u00e7iler gelecekler. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm iyidir, diye<br \/>\nm\u0131r\u0131ldand\u0131 Lucien kederli kederli. Bu uzun tart\u0131\u015fmalar\u0131n Bergere&#8217;in dile\u011finin tam kar\u015f\u0131t\u0131 bir sonu\u00e7 verdi\u011fini fark etmi\u015fti: Lucien ne zaman istemeden ince bir duyum, \u00f6zg\u00fcn bir izlenim ya\u015famaya kalk\u0131\u015fsa bir titremedir al\u0131yordu onu: Ba\u015fl\u0131yor, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: En baya\u011f\u0131 ve en kaba saba ya\u015fant\u0131lardan ba\u015fkas\u0131n\u0131 ya\u015famamay\u0131 g\u00f6n\u00fclden isteyecekti. Kendini ancak ak\u015famleyin annesi ve babas\u0131yla bir aradayken rahat hissediyordu: bu onun s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Briand&#8217;an, Almanlar\u0131n k\u00f6t\u00fc niyetinden de\u011ferinden s\u00f6z ediyorlard\u0131. Lucien onlarla tatl\u0131 tatl\u0131 g\u00fcndelik, s\u0131radan s\u00f6yle\u015filer yap\u0131yordu. Bir g\u00fcn, Bergere&#8217;den ayr\u0131ld\u0131ktan sonra odas\u0131na girdi\u011fi zaman makinele\u015fmi\u015f gibi kap\u0131y\u0131 anahtarla kapad\u0131 ve s\u00fcrg\u00fcy\u00fc \u00e7ekti. Yapt\u0131\u011f\u0131 hareketin fark\u0131na var\u0131nca kendini g\u00fclmekten alamad\u0131, ama gece uyuyamad\u0131: korktu\u011funu anlamakta gecikmedi.<\/p>\n<p>Yine de Bergere&#8217;in d\u00fcnyas\u0131yla yok yere dostlu\u011funu kesmedi. O beni b\u00fcy\u00fcl\u00fcyor, diyordu kendi kendine. Bergere&#8217;in aralar\u0131nda kurmay\u0131 becerdi\u011fi o s\u0131k\u0131 f\u0131k\u0131 ve \u00f6ylesine ince arkada\u015fl\u0131\u011fa \u00e7ok de\u011fer veriyordu. Bergere erkek\u00e7e, neredeyse ha\u015fin bir havay\u0131 elden b\u0131rakmaks\u0131z\u0131n duyguland\u0131rmak ve giderek \u015fefkatle Lucien&#8217;e yakla\u015fmak g\u00fcc\u00fcne sahipti. S\u00f6zgeli\u015fi k\u00f6t\u00fc giyindi\u011fini homur homur s\u00f6ylenerek kravat\u0131n\u0131 yeniden ba\u011fl\u0131yor, Kambo\u00e7ya&#8217;dan gelme<br \/>\nalt\u0131n bir tarakla sa\u00e7lar\u0131n\u0131 tar\u0131yordu. Lucien&#8217;e onun kendi bedenini ke\u015ffettiriyor, gen\u00e7li\u011fin co\u015fkulu, al\u0131ml\u0131 g\u00fczelli\u011fini ona a\u00e7\u0131kl\u0131yordu: Siz Rimbaud&#8217;sunuz, diyordu ona, Verlaine&#8217;i g\u00f6rmek i\u00e7in Paris&#8217;e geldi\u011fi zaman sizin b\u00fcy\u00fck elleriniz vard\u0131 onda da, sa\u011fl\u0131kl\u0131 k\u00f6yl\u00fc delikanl\u0131s\u0131n\u0131n bu k\u0131rm\u0131z\u0131 y\u00fcz\u00fc ve kumral gen\u00e7 k\u0131z\u0131 and\u0131ran bir dal gibi ince bedeni vard\u0131. Lucien&#8217;i yakas\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131p g\u00f6mle\u011fini aralamaya zorluyordu ve onu, pek utanm\u0131\u015f, olarak bir aynan\u0131n \u00f6n\u00fcne g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor ona k\u0131rm\u0131z\u0131 yanaklar\u0131n\u0131n, beyaz boynunun g\u00fczel uyumunu seyrettiriyordu; o s\u0131rada Lucien&#8217;in kal\u00e7alar\u0131n\u0131 eliyle hafif\u00e7e ok\u015fuyor; kederli kederli ekliyordu: \u0130nsan yirmi ya\u015f\u0131nda kendini \u00f6ld\u00fcrmeli.<\/p>\n<p>\u015eimdi s\u0131k s\u0131k Lucien, kendine aynalarda bakar olmu\u015ftu, sall\u0131kla dolu gen\u00e7 sevimlili\u011finden tat almay\u0131 \u00f6\u011freniyordu. Ben Rimbaud&#8217;yum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ak\u015famleyin, yumu\u015fak hareketlerle giysilerini \u00e7\u0131kart\u0131rken, \u00e7ok g\u00fczel bir \u00e7i\u00e7e\u011fin ac\u0131kl\u0131 ve k\u0131sa hayat\u0131na sahip olaca\u011f\u0131na inanmaya ba\u015fl\u0131yordu. Bu s\u0131ralarda, buna benzer izlenimleri uzun s\u00fcreler \u00f6nce duymu\u015f gibi geliyordu ona ve sa\u00e7ma bir imge canlan\u0131yordu kafas\u0131nda: kendini uzun mavi bir<br \/>\ngiysi ve melek kanatlar\u0131yla, ba\u011f\u0131\u015f toplamak i\u00e7in yap\u0131lan bir sat\u0131\u015fta \u00e7i\u00e7ek da\u011f\u0131t\u0131rken, k\u00fc\u00e7\u00fckken g\u00f6r\u00fcyordu. Uzun bacaklar\u0131na bak\u0131yordu. Benim yumu\u015fak bir tenim oldu\u011fu do\u011fru mu acaba? diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc dalga ge\u00e7erek. Bir keresinde de dudaklar\u0131n\u0131, kolunda bile\u011finden dirsek i\u00e7ine kadar uzanan k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fczel mavi damar boyunca gezdirdi.<\/p>\n<p>Bir g\u00fcn Bergere&#8217;in evine girince ho\u015f olmayan bir \u015feyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131: Berliac oradayd\u0131; elindeki b\u0131\u00e7akla bir toprak topa\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcndeki karams\u0131 bir \u015feyin kabuklar\u0131n\u0131 ay\u0131rmaya u\u011fra\u015f\u0131yordu. \u0130ki gen\u00e7 on g\u00fcnden beri birbirlerini g\u00f6rmemi\u015flerdi, so\u011fuk bir tav\u0131rla el s\u0131k\u0131\u015ft\u0131lar. Bu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn \u015fey, dedi Berliac, ha\u015fha\u015f. \u0130ki kat esmer t\u00fct\u00fcn aras\u0131na bu pipolara koyaca\u011f\u0131z bunu, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 bir sonu\u00e7 veriyor.<\/p>\n<p>Senin i\u00e7in de var, diye ekledi. Te\u015fekk\u00fcrler, dedi Lucien, istemem. \u00d6teki ikisi g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131lar. Berliac \u015feytanca diretti: Amma aptals\u0131n dostum, i\u00e7eceksin, ho\u015f olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcremezsin. Ben sana hay\u0131r dedim! dedi Lucien. Berliac hi\u00e7 kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi, \u00fcstten bakan bir edayla g\u00fcl\u00fcmsedi Lucien, Bergere&#8217;in de g\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rd\u00fc. H\u0131zla yere vurdu aya\u011f\u0131n\u0131 ve:<\/p>\n<p>\u0130stemiyorum, harap olmaya niyetim yok, sizi serseme \u00e7eviren \u015fu dalavereleri i\u00e7meyi salak\u00e7a buluyorum, dedi. Elinde olmadan kendini koyvermi\u015fti, ama az \u00f6nce s\u00f6ylediklerini ve Bergere&#8217;in onun i\u00e7in ne d\u00fc\u015f\u00fcnece\u011fini akl\u0131na getirence Berliac&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcresi geldi; g\u00f6zleri ya\u015fla doldu. Sen bir kentsoylusun, dedi Berliac, omuz silkerek, y\u00fczer gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyorsun, ama aya\u011f\u0131n\u0131 dipten \u00e7ekmekten \u00f6d\u00fcn patl\u0131yor. Uyu\u015fturucuya al\u0131\u015fmak niyetinde de\u011filim, dedi<br \/>\nLucien, sakin bir sesle, bir ba\u015fka k\u00f6lelik bu, oysa ben ba\u011f\u0131ms\u0131z kalmak istiyorum. Kendini ba\u011f\u0131mlamaktan korkuyorsun desene, diye sert\u00e7e kar\u015f\u0131l\u0131k verdi Berliac. Lucien, az daha tokat\u0131 yap\u0131\u015ft\u0131racakken Bergere&#8217;in emredici sesini duydu: B\u0131rak onu Charles, diyordu.<\/p>\n<p>Berliac&#8217;a, hakl\u0131 olan o. Onun ba\u011f\u0131mlanmak korkusu, o bile karma\u015fadan geliyor. Divana uzanm\u0131\u015f olarak ikisi i\u00e7tiler ve bir Armenie ka\u011f\u0131d\u0131 kokusu doldurdu oday\u0131. Lucien k\u0131rm\u0131z\u0131 ipekten bir pufun \u00fcst\u00fcne oturmu\u015f sessizce onlar\u0131 seyrediyordu. Bir s\u00fcre sonra Berliac ba\u015f\u0131n\u0131 arkaya att\u0131 ve g\u00f6zlerini bayg\u0131n bir g\u00fcl\u00fc\u015fle k\u0131rp\u0131\u015ft\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Lucien ona h\u0131n\u00e7la bak\u0131yordu ve kendini a\u015fa\u011f\u0131lanm\u0131\u015f hissediyordu. Sonunda Berliac aya\u011fa kalkt\u0131, odadan sallant\u0131l\u0131 bir y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015fle \u00e7\u0131kt\u0131: Dudaklar\u0131nda hep o uykulu ve arzulu g\u00fcl\u00fc\u015f\u00fcn tuhafl\u0131\u011f\u0131 vard\u0131. Bana bir pipo ver, dedi Lucien bo\u011fuk bir sesle. Bergere g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131. U\u011fra\u015fma, dedi: Berliac y\u00fcz\u00fcnden yapma bunu. \u015eimdi ne halde bilmiyorsun, de\u011fil mi? Deli olaca\u011f\u0131m, dedi Lucien. Ee, peki, \u015fimdi kusuyor, bunu bil, dedi Bergere sakin sakin.<br \/>\nHa\u015fha\u015f\u0131n ona yapaca\u011f\u0131 tek etki bu. Gerisi bir g\u00fcld\u00fcr\u00fcden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, ama ona birka\u00e7 kez i\u00e7irdim, \u00e7\u00fcnk\u00fc beni \u015fa\u015f\u0131rtmak istiyor ve bu beni e\u011flendiriyor. Ertesi g\u00fcn Berliac liseye geldi, Lucien&#8217;e tepeden bakarak, Trenlere biniyorsun, dedi, ama garda kalanlar\u0131 \u00f6zenle se\u00e7iyorsun. Ama kar\u015f\u0131s\u0131ndaki de konu\u015ftu: Sen d\u00fczenbazs\u0131n, dedi ona Lucien, d\u00fcn<br \/>\nbanyoda ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorum san\u0131yorsun belki, de\u011fil mi? Kustun dostum!<\/p>\n<p>Berliac solgunla\u015ft\u0131. Bunu sana Bergere mi s\u00f6yledi? Ya kim olsun isterdin? G\u00fczel, diye kekeledi Berliac, ama Bergere&#8217;in yeni dostlar \u00f6n\u00fcnde eski dostlar\u0131n\u0131 harcayan bir adam oldu\u011funu sanm\u0131yordum. Lucien biraz kayg\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131:<\/p>\n<p>Bergere&#8217;e kimseye bir \u015fey s\u00f6ylemeyece\u011fine s\u00f6z vermi\u015fti. Hadi can\u0131m sen de, dedi, seni harcamad\u0131 o, yaln\u0131zca bana i\u015fin b\u00f6yle olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermek istedi. Ama Berliac s\u0131rt\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc, Lucien&#8217;in elini s\u0131kmadan y\u00fcr\u00fcd\u00fc gitti. Lucien, Bergere&#8217;le yeniden bulu\u015ftu\u011fu zaman pek rahat de\u011fildi. Berliac&#8217;a ne s\u00f6ylediniz? diye sordu Bergere, yan tutmayan bir tav\u0131rla. Lucien, kar\u015f\u0131l\u0131k vermeden ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6ne e\u011fdi: Ezilmi\u015fti. Ama birden Bergere&#8217;in elini ensesinde hissetti: Zarar\u0131 yok, dostum.<\/p>\n<p>Ne olursa olsun bitmesi gerekiyordu: Komedyenler uzun s\u00fcre benimle e\u011flenemezler. Lucien biraz y\u00fcreklendi: Ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131 ve g\u00fcld\u00fc: Ama ben de bir komedyenim, dedi, g\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131 indirerek. Evet, ama sen, sevimlisin, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi Bergere, onu kendine do\u011fru \u00e7ekerek. Lucien kendini b\u0131rak\u0131verdi, kendini bir k\u0131z gibi uysal hissediyordu ve g\u00f6zleri ya\u015fl\u0131yd\u0131. Bergere onu yana\u011f\u0131ndan \u00f6pt\u00fc, Benim k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fczel serserim, dedi. Karde\u015fim benim, diyerek hafif\u00e7e kula\u011f\u0131n\u0131 \u0131s\u0131rd\u0131. Lucien, b\u00f6yle duygulu, b\u00f6yle ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc bir a\u011fabeye sahip olman\u0131n \u00e7ok ho\u015f bir \u015fey oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>Bay ve Bayan Fleurier, Lucien&#8217;in bu kadar s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fi \u015fu Bergere&#8217;i tan\u0131mak istediler ve onu ak\u015fam yeme\u011fine davet ettiler. Hi\u00e7 bu kadar yak\u0131\u015f\u0131kl\u0131 bir erkek g\u00f6rmemi\u015f olan Germaine&#8217;e var\u0131ncaya kadar herkes onu \u00e7ok canayak\u0131n buldu. Bay Fleurier, Bergere&#8217;in day\u0131s\u0131 olan General Nizan&#8217;\u0131 tan\u0131yordu, uzun uzun ondan s\u00f6z etti. Bayan Fleurier de tatilde Bente-Cote&#8217;a gitmek i\u00e7in Lucien&#8217;i Bergere&#8217;e emanet edece\u011finden pek ho\u015fnuttu.<\/p>\n<p>Otomobille Rouen&#8217;a kadar gittiler, Lucien, katedrali ve belediyeyi g\u00f6rmek istedi, ama Bergere kesinlikle reddetti bunu: O s\u00fcpr\u00fcnt\u00fcleri mi? dedi, sayg\u0131s\u0131zca. Sonunda Cordeliers Soka\u011f\u0131nda bir geneleve gidip iki saatlerini ge\u00e7irdiler ve Bergere tuhaf bir havaya girdi:<\/p>\n<p>Masan\u0131n alt\u0131ndan Lucien&#8217;i diziyle d\u00fcrterken bir yandan b\u00fct\u00fcn k\u0131zlara K\u00fc\u00e7\u00fckhan\u0131m, diyordu; sonra onlardan biriyle yukar\u0131 \u00e7\u0131kmaya kalkt\u0131, ama be\u015f dakika sonra a\u015fa\u011f\u0131 indi. Kiri\u015fi k\u0131ral\u0131m, diye f\u0131s\u0131ldad\u0131, yoksa \u00e7\u0131ngar \u00e7\u0131kacak. \u00c7ar\u00e7abuk paray\u0131 \u00f6deyip \u00e7\u0131kt\u0131lar.<\/p>\n<p>Sokakta Bergere olup biteni anlatt\u0131: Bir avu\u00e7 ka\u015f\u0131nt\u0131 tozunu yata\u011fa atmak i\u00e7in kad\u0131n\u0131n arkas\u0131n\u0131 d\u00f6nmesinden yararlanm\u0131\u015f, sonra iktidars\u0131z oldu\u011funu s\u00f6yleyip a\u015fa\u011f\u0131 inmi\u015f. Lucien iki viski i\u00e7mi\u015fti, biraz kafay\u0131 bulmu\u015ftu, Metz Top\u00e7usu&#8217;nu ve De Profundis Morpionubus&#8217;u s\u00f6yledi, Bergere&#8217;in hem a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131, hem de haylaz olmas\u0131na hayran oluyordu. Bir tek oda tuttum sadece, dedi Bergere otele geldiklerinde. Ama b\u00fcy\u00fck bir banyosu var. Lucien \u015fa\u015f\u0131rmad\u0131: yolculuk boyunca Bergere&#8217;le birlikte ayn\u0131 oday\u0131 payla\u015faca\u011f\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle bir d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc, ama bu d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00fcst\u00fcnde uzun s\u00fcre durmam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>\u015eimdi art\u0131k geri ad\u0131m atamazd\u0131; durumu biraz i\u011fren\u00e7 buluyordu, \u00f6zellikle ayaklar\u0131 temiz de\u011fildi. Valizler yukar\u0131 \u00e7\u0131karken, Bergere&#8217;in ona: Pek kirlisin, \u00f6rt\u00fcleri kirleteceksin, diyece\u011fini ve ona kay\u0131ts\u0131zl\u0131kla: Temizlik konusunda pek kentsoyluca d\u00fc\u015f\u00fcncelerin var, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ama Bergere onu valiziyle birlikte banyo odas\u0131na soktu: Sen i\u00e7eride haz\u0131rlan, ben odada soyunaca\u011f\u0131m, dedi. Lucien, ayaklar\u0131n\u0131 ve yar\u0131 belinden a\u015fa\u011f\u0131s\u0131n\u0131<br \/>\ny\u0131kad\u0131. Tuvalete gitmek ihtiyac\u0131 duydu, ama cesaret edemedi ve lavaboya i\u015feyerek i\u015fini bitirdi: sonra gecelik g\u00f6mle\u011fini giydi, annesinin ona verdi\u011fi ponponlu terlikleri aya\u011f\u0131na ge\u00e7irdi (kendininkiler delik de\u015fik olmu\u015ftu) ve kap\u0131y\u0131 vurdu: Haz\u0131r m\u0131s\u0131n\u0131z? diye sordu. Evet, evet, gir. Bergere g\u00f6k mavisi bir pijaman\u0131n \u00fcst\u00fcne siyah bir ropd\u00f6\u015fambr giymi\u015fti. Oda limon kolonyas\u0131 kokuyordu. Tek bir yatak m\u0131 yaln\u0131zca? diye sordu Lucien, Bergere kar\u015f\u0131l\u0131k<br \/>\nvermedi: Lucien&#8217;e, kuvvetli bir kahkahayla son bulan bir \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla bak\u0131yordu: Giyinip ku\u015fanm\u0131\u015fs\u0131n! dedi g\u00fclerek. Yatak takkeni ne yapt\u0131n? Aa yok, \u00e7ok tuhafs\u0131n, kendi halini g\u00f6rmeni isterdim. \u0130\u015fte iki y\u0131ld\u0131r, dedi Lucien, \u00e7ok s\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131, anneme bana pijama almas\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyorum.<\/p>\n<p>Bergere ona do\u011fru y\u00fcr\u00fcd\u00fc: Haydi, \u00e7\u0131kar \u015funu, dedi, \u00f6tekine s\u00f6z hakk\u0131 vermeyen bir tav\u0131rla, benimkilerden birini vereyim sana. Biraz b\u00fcy\u00fck olacak, ama bundan daha iyi gidecek sana. Lucien, g\u00f6zleri duvar ka\u011f\u0131d\u0131n\u0131n ye\u015fil k\u0131rm\u0131z\u0131 yollar\u0131na tak\u0131lm\u0131\u015f, odan\u0131n orta yerinde \u00e7ak\u0131ld\u0131 kald\u0131. Banyoya d\u00f6nmek en iyisiydi, ama aptal yerine konmaktan korktu, sert bir hareketle gecelik entarisini ba\u015f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnden \u00e7\u0131kar\u0131verdi. Bir s\u00fcre sessizlik oldu: Bergere g\u00fclerek Lucien&#8217;e bak\u0131yordu. Lucien birdenbire odan\u0131n orta yerinde \u00e7\u0131plak durdu\u011funu, ayaklar\u0131nda da annesinin ponponlu terlikleri oldu\u011funu anlad\u0131. Ellerine bakt\u0131 -Rimbaud&#8217;nun b\u00fcy\u00fck ellerine-kas\u0131\u011f\u0131na onlar\u0131 kapatmak, hi\u00e7 olmazsa oras\u0131n\u0131 gizlemek isterdi, ama kendini toplad\u0131, ellerini kahramanca arkas\u0131na koydu. Duvarlarda, e\u015fkenar d\u00f6rtgen dizilerinin aras\u0131nda uzaktan uza\u011fa k\u00fc\u00e7\u00fck mor bir kare vard\u0131. Do\u011frusu, dedi Bergere, bir bakire kadar iffetlisin.<\/p>\n<p>Aynada kendine bak Lucien, g\u00f6\u011fs\u00fcne kadar k\u0131zard\u0131n. \u00d6teki k\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan b\u00f6ylesi daha iyi. Evet, dedi Lucien kuvvetle, ama insan \u00e7\u0131plakken hi\u00e7 de kibar g\u00f6z\u00fckmez. Bana \u00e7abuk pijamay\u0131 ver.<\/p>\n<p>Bergere ona lavanta kokan bir pijama att\u0131 ve yata\u011fa girdiler. A\u011f\u0131r bir sessizlik oldu: Durum k\u00f6t\u00fc, dedi Lucien. Kusaca\u011f\u0131m. Bergere kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Lucien ge\u011firince a\u011fz\u0131nda viski tad\u0131 hissetti. Benimle sevi\u015fecek, diye s\u00f6ylendi i\u00e7inden. Limon kolonyas\u0131n\u0131n bo\u011fucu kokusu bo\u011faz\u0131n\u0131 sard\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada duvar ka\u011f\u0131tlar\u0131n\u0131n \u00e7izgileri d\u00f6nmeye ba\u015flad\u0131. Bu yolculu\u011fa \u00e7\u0131kmay\u0131 kabul etmemem gerekirdi. Talihi yoktu; son zamanlarda belki yirmi kere Bergere&#8217;in kendinden ne istedi\u011fini ke\u015ffedecek gibi olmu\u015ftu, sonra her keresinde, bilerek yap\u0131lm\u0131\u015f gibi, onu d\u00fc\u015f\u00fcncesinden cayd\u0131ran bir olay \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131 ortaya. \u015eimdiyse, burada, bu adam\u0131n yata\u011f\u0131ndayd\u0131 ve onun keyfini bekliyordu. Yast\u0131\u011f\u0131m\u0131 al\u0131p banyoya yatmaya gideyim. Ama cesaret edemedi. Bergere&#8217;in alayc\u0131 bak\u0131\u015f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. G\u00fclmeye ba\u015flad\u0131: Birden orospu akl\u0131ma geldi, dedi, ka\u015f\u0131n\u0131p duruyor olmal\u0131. Bergere hi\u00e7 kar\u015f\u0131l\u0131k vermiyordu, Lucien ona g\u00f6z ucuyla bakt\u0131: Masum bir tav\u0131rla, elleri ensesinin alt\u0131nda, uzanm\u0131\u015f yat\u0131yordu. O zaman \u015fiddetli bir \u00f6fke sard\u0131 Lucien&#8217;i, dirse\u011finin \u00fcst\u00fcnde do\u011fruldu ve ona:<\/p>\n<p>Ee peki ne bekliyorsunuz? Beni buraya ipli\u011fe inci dizmeye mi getirdiniz?<\/p>\n<p>S\u00f6yledi\u011fi c\u00fcmleden pi\u015fman olmas\u0131 i\u00e7in \u00e7ok ge\u00e7ti art\u0131k: Bergere ona do\u011fru d\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc; alayc\u0131 bir bak\u0131\u015fla onu seyrediyordu:<\/p>\n<p>Melek y\u00fczl\u00fc bir k\u00fc\u00e7\u00fck orospuyla ba\u015f\u0131m belada. Haydi, bebe\u011fim, ben sana s\u00f6yletmedim bunu; s\u0131radan duygular\u0131n\u0131 \u00e7\u0131\u011f\u0131r\u0131ndan \u00e7\u0131karmak i\u00e7in bana bel ba\u011flayan sensin. Bir an ona bakt\u0131, y\u00fczleri hemen hemen birbirine de\u011fiyordu, sonra Lucien&#8217;i kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na ald\u0131, pijama ceketinin alt\u0131ndan g\u00f6\u011fs\u00fcn\u00fc ok\u015fad\u0131. Bu ho\u015f olmayan bir \u015fey de\u011fildi, biraz g\u0131d\u0131kl\u0131yordu, yaln\u0131zca Bergere korkutucuydu; aptals\u0131 bir tav\u0131r alm\u0131\u015ft\u0131 ve kuvvetle tekrarl\u0131yordu: Utanma,<br \/>\nk\u00fc\u00e7\u00fck domuz, utanma, k\u00fc\u00e7\u00fck domuz! t\u0131pk\u0131 garlarda trenlerin geli\u015fini haber veren gramofon plaklar\u0131 gibi. Bergere&#8217;in eli, tersine, canl\u0131 ve hafif, insana benziyordu.<\/p>\n<p>Lucien&#8217;in g\u00f6\u011f\u00fcslerinin ucunu tatl\u0131 tatl\u0131 ok\u015fuyordu; sanki banyoda \u0131l\u0131k suyun ok\u015famas\u0131 gibi. Lucien bu eli yakalamak, kendinden ay\u0131rmak, onu b\u00fckmek isterdi, ama Bergere alay etmi\u015fti: Orospuyla ba\u015f\u0131m belada.<\/p>\n<p>El yava\u015f\u00e7a karn\u0131ndan a\u015fa\u011f\u0131 kayd\u0131 ve pantolonunu tutan d\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in durdu. Yaps\u0131n yapaca\u011f\u0131n\u0131 diye b\u0131rakt\u0131 eli: Islak bir s\u00fcnger gibi a\u011f\u0131r ve yumu\u015fakt\u0131 ve fena halde \u00f6d\u00fc kopuyordu.<\/p>\n<p>Bergere \u00f6rt\u00fcleri a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131, ba\u015f\u0131n\u0131 Lucien&#8217;in g\u00f6\u011fs\u00fcne koymu\u015ftu ve onu dinler gibi bir hali vard\u0131. Lucien arka arkaya iki kere ge\u011firdi, g\u00fcm\u00fc\u015f renkli bu g\u00fczel sa\u00e7lar\u0131n \u00fcst\u00fcne kusaca\u011f\u0131ndan korktu. Karn\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131\u015ft\u0131r\u0131yorsunuz, dedi. Bergere biraz kalkt\u0131 ve bir elini Lucien&#8217;in b\u00f6\u011fr\u00fcn\u00fcn alt\u0131na ge\u00e7irdi, \u00f6teki el art\u0131k ok\u015fam\u0131yordu, s\u0131k\u0131yordu. K\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fczel kal\u00e7alar\u0131n var, dedi birden Bergere. Lucien bir kabus g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc san\u0131yordu:<\/p>\n<p>Ho\u015funuza gidiyorlar m\u0131? diye sordu nazlanarak. Ama Bergere birden b\u0131rakt\u0131 onu ve can\u0131 s\u0131k\u0131lm\u0131\u015f bir tav\u0131rla ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Ah k\u00fc\u00e7\u00fck bl\u00f6f\u00e7\u00fc, dedi \u00f6fkeyle, Rimbaud numaralar\u0131 yap\u0131yor ve ben de bir saatten fazlad\u0131r onu ba\u015ftan \u00e7\u0131karay\u0131m diye ak\u0131nt\u0131ya k\u00fcrek \u00e7ekiyorum. Lucien&#8217;in sinirden g\u00f6zleri ya\u015fard\u0131. Bergere&#8217;i b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle itti: Bu benim su\u00e7um de\u011fil, dedi t\u0131slayan bir sesle, bana fazlas\u0131yla i\u00e7ki i\u00e7irdiniz, i\u00e7imden kusmak geliyor.<\/p>\n<p>\u0130yi \u00f6yleyse git, dedi Bergere, git, ne halin varsa g\u00f6r. Di\u015flerinin aras\u0131ndan ekledi. Aman ne gece. Lucien pantolonunu \u00e7ekti, s\u0131rt\u0131na siyah robd\u00f6\u015fambr\u0131 ge\u00e7irdi \u00e7\u0131kt\u0131. Tuvaletin kap\u0131s\u0131n\u0131 kapatt\u0131\u011f\u0131 zaman kendini o kadar yaln\u0131z ve dayan\u0131ks\u0131z hissetti ki h\u0131\u00e7k\u0131r\u0131klar\u0131n\u0131 tutamad\u0131.<\/p>\n<p>Ropd\u00f6\u015fambr\u0131n cebinde mendil yoktu, g\u00f6zleriyle burnunu tuvalet ka\u011f\u0131d\u0131na sildi. Bo\u015f yere iki parma\u011f\u0131n\u0131 bo\u011faz\u0131na soktu, kusamad\u0131.<\/p>\n<p>Sonra durup dururken pantolonunu indirdi ve so\u011fuktan titreyerek tuvalete oturdu. H\u0131yar herif, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, h\u0131yar herif! Canavarca a\u015fa\u011f\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131, ama Bergere&#8217;in ok\u015fay\u0131\u015flar\u0131na boyun e\u011fmi\u015f olmaktan ya da allak bullak olmamaktan utan\u0131p utanmayaca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyordu. Kap\u0131n\u0131n \u00f6teki yan\u0131ndan \u00e7\u0131t\u0131rt\u0131lar geliyordu, Lucien her \u00e7\u0131t\u0131rt\u0131da yerinden s\u0131\u00e7r\u0131yordu, odaya d\u00f6nmeye karar veremiyordu: Oraya gitmeliyim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, gitmeliyim, yoksa beni<br \/>\nb\u0131rak\u0131r \u00e7eker gider; Berliac&#8217;la! ve yar\u0131m do\u011fruldu, ama hemen g\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne Bergere&#8217;in y\u00fcz\u00fc ve hayvanca tavr\u0131 geliyordu, Utanma, k\u00fc\u00e7\u00fck domuz, dedi\u011fini i\u015fitiyordu. Yeniden oturuyordu, umutsuzca! Bir s\u00fcre sonra onu biraz yat\u0131\u015ft\u0131ran \u015fiddetli bir s\u00fcrg\u00fcne tutuldu: A\u015fa\u011f\u0131dan gidiyor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, b\u00f6ylesi daha iyi. Ger\u00e7ekte art\u0131k kusma ihtiyac\u0131 kalmam\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Fena oluyorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc birdenbire, neredeyse bay\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 sand\u0131. Lucien sonunda \u00f6yle \u00fc\u015f\u00fcd\u00fc ki di\u015fleri tak\u0131rdamaya ba\u015flad\u0131, hasta olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve birden aya\u011fa kalkt\u0131. \u0130\u00e7eri girdi\u011fi zaman Bergere ona s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 bir tav\u0131rla bakt\u0131; sigara i\u00e7iyordu, pijamas\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131 ve zay\u0131f bedeni g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu. Lucien yava\u015f\u00e7a terliklerini ve robd\u00f6\u015fambr\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131, tek s\u00f6z s\u00f6ylemeden \u00f6rt\u00fcn\u00fcn alt\u0131na girdi: Nas\u0131l gidiyor? diye sordu Bergere. Lucien omuz silkti: \u00dc\u015f\u00fcyorum! Seni \u0131s\u0131tmam\u0131 istiyor musun?<\/p>\n<p>Deneyin hi\u00e7 olmazsa, dedi Lucien. O zaman b\u00fcy\u00fck bir a\u011f\u0131rl\u0131k alt\u0131nda ezildi\u011fini hissetti. Il\u0131k ve yumu\u015fak bir a\u011f\u0131z kendi a\u011fz\u0131na yap\u0131\u015ft\u0131, \u00e7i\u011f bir biftekti sanki. Lucien art\u0131k hi\u00e7bir \u015fey anlam\u0131yordu, nerede oldu\u011funu bilmiyordu art\u0131k; yar\u0131 yar\u0131ya solu\u011fu kesilmi\u015fti, ama ho\u015fnuttu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u0131s\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. Benim k\u00fc\u00e7\u00fck bebe\u011fim, diye karn\u0131na elini bast\u0131ran Bayan Besse&#8217;i, ona koca s\u0131r\u0131k, diyen Hebrard&#8217;\u0131, Bay Bouffardier&#8217;nin gelip ona lavman yapaca\u011f\u0131n\u0131 hayal ederek y\u0131kand\u0131\u011f\u0131 banyo le\u011fenlerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve kendi kendine Ben senin k\u00fc\u00e7\u00fck bebe\u011finim! dedi. Bu anda Bergere bir zafer \u00e7\u0131\u011fl\u0131\u011f\u0131 att\u0131. \u0130\u015fte, dedi, karar\u0131n\u0131 veriyorsun, haydi, diye ekledi soluyarak, sende i\u015f var. Lucien kendisi \u00e7\u0131kar\u0131p pijamas\u0131n\u0131 bir yana att\u0131.<\/p>\n<p>Ertesi g\u00fcn \u00f6\u011fleyin uyand\u0131lar. Garson kahvalt\u0131lar\u0131n\u0131 yata\u011fa getirdi ve Lucien onun tavr\u0131n\u0131 \u00e7al\u0131ml\u0131 buldu. Beni bir yem yerine koyuyor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 bir \u00fcrpertiyle. Bergere pek nazik olmu\u015ftu, ilk \u00f6nce o giyindi, Vieux-Marche Alan\u0131nda sigara t\u00fctt\u00fcrmeye gitti. Bu s\u0131rada Lucien y\u0131kan\u0131yordu. Olanlar can s\u0131k\u0131c\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien, keseyi a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r bedeninde gezdirirken. \u0130lk \u00fcrk\u00fc an\u0131 ge\u00e7ince ve bunun sand\u0131\u011f\u0131 kadar ac\u0131 veren bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 fark etti\u011fi zaman, h\u00fcz\u00fcnl\u00fc bir s\u0131k\u0131nt\u0131ya g\u00f6m\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>Hep bunun bitmesini, uykuya dal\u0131vermeyi diliyordu, ama Bergere sabah\u0131n saat d\u00f6rd\u00fcne kadar onu rahat b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131. \u0130\u00e7inden Trigonometri problemimi hemen bitirmem gerekirdi, diye s\u00f6ylendi. \u00d6devinden ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmemeye zorlad\u0131 kendini. G\u00fcn uzad\u0131k\u00e7a uzad\u0131. Bergere ona Lautreamont&#8217;nun hayat\u0131n\u0131 anlatt\u0131, ama Lucien onu pek dikkatle dinlemiyordu.<br \/>\nBergere onun can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordu biraz. Ak\u015fam Caudebec&#8217;de yatt\u0131lar ve Bergere, Lucien&#8217;i uzun bir s\u00fcre rahats\u0131z etti, ama sabah\u0131n birine do\u011fru Lucien, ona a\u00e7\u0131k a\u00e7\u0131k uykusu oldu\u011funu s\u00f6yledi Bergere de k\u0131zmadan onu rahat b\u0131rakt\u0131. Ak\u015fam \u00fcst\u00fcne do\u011fru Paris&#8217;e vard\u0131lar. Genellikle Lucien kendi ad\u0131na ho\u015fnuttu.<\/p>\n<p>Anne babas\u0131 onu kucaklayarak kar\u015f\u0131lad\u0131lar: Hi\u00e7 olmazsa Bay Bergere&#8217;e bir te\u015fekk\u00fcr ettin mi? diye sordu annesi. Normand k\u0131rlar\u0131 konusunda onlarla biraz gevezelik etti ve erkenden yatt\u0131. Bir melek gibi uyudu, ama ertesi g\u00fcn uyan\u0131nca i\u00e7i titriyormu\u015f gibi geldi. Kalkt\u0131, kendini aynada uzun uzun seyretti. Ben bir e\u015fcinselim, dedi kendi kendine. Ve y\u0131k\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Uyan Lucien, diye ba\u011f\u0131rd\u0131 annesi kap\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131ndan, bu sabah okula gideceksin. Evet anne, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi Lucien, uysall\u0131kla, ama kendini yata\u011fa att\u0131 ve ayak parmaklar\u0131na bakmaya ba\u015flad\u0131. Bu \u00e7ok haks\u0131zca bir \u015fey, kendime g\u00fcvenemiyorum, deneyimim yok benim. Bu parmaklar\u0131, bir adam s\u0131rayla emmi\u015fti.<\/p>\n<p>Lucien ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirdi: Biliyor o. Bana nas\u0131l bir ad yak\u0131\u015ft\u0131rtt\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyor, buna bir erkekle yatmak derler ve o bunu biliyor. Can s\u0131k\u0131c\u0131yd\u0131 bu. Lucien ac\u0131yla g\u00fcld\u00fc. G\u00fcnler boyu insan kendi kendine sorabilirdi: Ben ak\u0131ll\u0131 m\u0131y\u0131m, kendimi bir \u015fey mi san\u0131yorum, diye; asla bir karara var\u0131lamazd\u0131. Bunun yan\u0131nda bir sabah size tak\u0131lan etiketler vard\u0131 ve hayat boyu onlar\u0131 ta\u015f\u0131mak gerekiyordu: s\u00f6zgeli\u015fi, Lucien iri ve kumrald\u0131, babas\u0131na benziyordu, onun tek o\u011fluydu ve d\u00fcnden beri e\u015fcinseldi. Ondan \u015f\u00f6yle s\u00f6z edeceklerdi: Fleurier, tan\u0131r m\u0131s\u0131n\u0131z, hani \u015fu erkeklerden ho\u015flanan iri kumral \u00e7ocuk? \u00d6tekiler kar\u015f\u0131l\u0131k vereceklerdi:<\/p>\n<p>Ha! Evet. Koca tekerlek mi? Onu iyi tan\u0131r\u0131m can\u0131m.<\/p>\n<p>Giyinip \u00e7\u0131kt\u0131, ama okula gitmeye cesareti yoktu. Seine nehrine kadar Lambelle Soka\u011f\u0131&#8217;ndan a\u015fa\u011f\u0131ya indi; iskeleleri izledi. Hava a\u00e7\u0131kt\u0131, sokaklar ye\u015fil yaprak, katran ve \u0130ngiliz t\u00fct\u00fcn\u00fc kokuyordu. Yepyeni bir ruhla birlikte iyice y\u0131kanm\u0131\u015f bir bedene tertemiz giysiler giymek i\u00e7in hayal edilen bir zaman. \u0130nsanlar, tepeden t\u0131rna\u011fa ahlaki bir hava i\u00e7indeydiler; bir tek Lucien,<br \/>\nbu ilkbaharda kendini tuhaf ve ahlaks\u0131z hissediyordu. Bu ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir e\u011filim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, Oidipus kompleksiyle ba\u015flad\u0131m, bundan sonra sadikoanal oldum, \u015fimdi de e\u015fcinsel oldum, nerede duraca\u011f\u0131m acaba? Ger\u00e7ekte durumu hen\u00fcz pek vahim de\u011fildi, Bergere&#8217;in ok\u015famalar\u0131ndan b\u00fcy\u00fck bir zevk almam\u0131\u015ft\u0131. Ama ya al\u0131\u015fkanl\u0131k kazan\u0131rsam? diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc s\u0131k\u0131nt\u0131yla. Bundan ayr\u0131lamazsam, esrar gibi bir al\u0131\u015fkanl\u0131k olur! \u00c7\u00fcr\u00fck bir adam olacakt\u0131,<br \/>\nkimse onunla bir arada olmak istemeyecekti, bir emir verdi\u011fi zaman babas\u0131n\u0131n i\u015f\u00e7ileri onunla alay edeceklerdi.<\/p>\n<p>Lucien korkun\u00e7 yazg\u0131s\u0131n\u0131 rahat\u00e7a hayal etti. Kendini, y\u00fcz\u00fc g\u00f6z\u00fc boyal\u0131, otuz be\u015f ya\u015f\u0131nda g\u00f6r\u00fcyordu ve g\u00f6\u011fs\u00fcnde Legion d&#8217;honneur ni\u015fan\u0131 olan b\u0131y\u0131kl\u0131 bir adam korkun\u00e7 bir tav\u0131rla bastonunu kald\u0131r\u0131yordu. Sizin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131z burada, bay\u0131m, k\u0131zlar\u0131m\u0131z i\u00e7in hakarettir. Sonra birden salland\u0131 ve oyun oynamay\u0131 kesti: Bergere&#8217;in bir s\u00f6z\u00fc geliyordu akl\u0131na. Caudebec&#8217;de, geceleyindi, Bergere ona: S\u00f6yle ama! Ho\u015flan\u0131yorsun, de\u011fil mi! demi\u015fti. Ne demek<br \/>\nistemi\u015fti? Do\u011fal olarak, Lucien tahtadan de\u011fildi ve m\u0131nc\u0131klana m\u0131nc\u0131klana&#8230;<\/p>\n<p>Bu bir \u015feyi kan\u0131tlamaz, dedi kendi kendine, kayg\u0131yla. Ama benzerlerini bulup \u00e7\u0131karmakta bu adamlar\u0131n usta olduklar\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcl\u00fcyordu, bu alt\u0131nc\u0131 duyu gibiydi. Lucien uzun uzun Iena K\u00f6pr\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcnde gidi\u015f geli\u015fi y\u00f6neten polis memuruna bakt\u0131. Bu polis beni tahrik edebilir miydi?<\/p>\n<p>Polisin mavi pantolonuna g\u00f6zlerini dikiyor, kasl\u0131 ve t\u00fcyl\u00fc oyluklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Acaba bu beni etkiliyor mu? \u00c7ok rahatlam\u0131\u015f olarak yola koyuldu. Bu o kadar ciddi bir durum de\u011fil, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, hen\u00fcz kendimi kurtarabilirim. Ya\u015fad\u0131\u011f\u0131m karma\u015fay\u0131 k\u00f6t\u00fcye kulland\u0131 o, ama ben bir e\u015fcinsel de\u011filim ger\u00e7ekten. Kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn erkeklerle deneyi yeniledi ve her<br \/>\nkeresinde de sonu\u00e7 olumsuzdu. Of! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, iyi, s\u0131caklad\u0131m! Bu bir uyar\u0131yd\u0131, hepsi bu. Art\u0131k yeniden ba\u015flamamas\u0131 gerekiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc k\u00f6t\u00fc bir al\u0131\u015fkanl\u0131k \u00e7abuk kap\u0131l\u0131r. Onun, komplekslerini sa\u011fl\u0131\u011fa kavu\u015fturmakta acele etmesi gerekiyordu. Anne babas\u0131na s\u00f6ylemeden bir uzmana gidip psikanaliz yapt\u0131rmaya karar verdi. Sonra bir dost tutacakt\u0131, o da \u00f6tekiler gibi bir erkek olacakt\u0131. Lucien birdenbire akl\u0131na Bergere gelince kendini kurtarmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. \u015eu anda Bergere Paris&#8217;te bir yerdeydi, kendinden ho\u015fnut ve kafas\u0131 an\u0131larla dolu: Nas\u0131l oldu\u011fumu biliyor, dudaklar\u0131ma yabanc\u0131 de\u011fil, bana: Unutmayaca\u011f\u0131m bir kokun var, dedi, gidip arkada\u015flar\u0131n\u0131n yan\u0131nda \u00f6v\u00fcnecek, `Ona sahip oldum,&#8217; diyerek, sanki ben bir orta mal\u0131ym\u0131\u015f\u0131m gibi. \u015eu s\u0131rada belki de ge\u00e7irdikleri geceleri anlatmaya koyulmu\u015ftur filancaya&#8230;<\/p>\n<p>-Lucien&#8217;in y\u00fcre\u011fi durdu sanki-Berliac&#8217;a! B\u00f6yle bir \u015fey yaparsa \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm onu: Berliac benden nefret eder, olup biteni b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131fa anlatacak, ben a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir insan\u0131m, arkada\u015flar\u0131m elimi s\u0131kmayacaklar. Bunun do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yleyece\u011fim, dedi<\/p>\n<p>Lucien i\u00e7inden, kendini kaybetmi\u015f\u00e7esine, dava a\u00e7aca\u011f\u0131m, beni kirletti\u011fini s\u00f6yleyece\u011fim. Lucien b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle Bergere&#8217;den tiksiniyordu: onsuz, bu rezil ve onar\u0131lmaz bilin\u00e7 olmaks\u0131z\u0131n, her \u015fey d\u00fczene girebilirdi, hi\u00e7 kimse bir \u015fey bilmezdi ve Lucien bile sonunda unuturdu bunu. Geberip gitse birdenbire! Tanr\u0131m, yalvar\u0131r\u0131m sana, bu olanlar\u0131 kimseye anlatmadan bu gece \u00f6ld\u00fcr onu. Tanr\u0131m, bunu yap ki bu olay kapanm\u0131\u015f olsun, bir e\u015fcinsel<br \/>\nolmam\u0131 sen isteyemezsin! Ne olursa olsun, beni elinden b\u0131rakmaz, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien h\u0131rsla. Ona d\u00f6nmem ve istedi\u011fi her \u015feyi yapmam ve b\u00f6ylesini sevdi\u011fimi s\u00f6ylemem gerekiyor, yoksa giderim g\u00fcr\u00fclt\u00fcye! Bir iki ad\u0131m daha att\u0131 ve \u00f6nlem olarak ekledi: Tanr\u0131m, Berliac da \u00f6ls\u00fcn.<\/p>\n<p>Lucien Bergere&#8217;e gitmeye kalk\u0131\u015fmad\u0131. Sonraki haftalar her ad\u0131mda ona rastlayaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yordu, odas\u0131nda \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 zaman kap\u0131 \u00e7ald\u0131k\u00e7a yerinden s\u0131\u00e7r\u0131yor, geceleri korkun\u00e7 kabuslar g\u00f6r\u00fcyordu: Bergere, Saint-Louis Lisesinin bah\u00e7esinden onu zorla al\u0131yordu, b\u00fct\u00fcn \u00f6\u011frenciler oradayd\u0131lar ve ona alay ederek bak\u0131yorlard\u0131. Ama Bergere onu g\u00f6rmek i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey yapm\u0131yordu; ya\u015fay\u0131p ya\u015famad\u0131\u011f\u0131 bile belli de\u011fildi. Benim bedenimden ba\u015fka bir \u015fey<br \/>\nistemiyordu, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien, s\u0131k\u0131nt\u0131yla. Berliac da ortadan yok olmu\u015ftu. Baz\u0131 Pazar g\u00fcnleri \u00e7al\u0131\u015fmaya onunla birlikte gelen Guigard, onun bir sinir bunal\u0131m\u0131 sonunda Paris&#8217;ten ayr\u0131l\u0131p gitti\u011fini s\u00f6yl\u00fcyordu. Lucien yava\u015f yava\u015f yat\u0131\u015ft\u0131. Rouen&#8217;e yapt\u0131\u011f\u0131 yolculuk onda karanl\u0131k, kaba bir d\u00fc\u015f etkisi yap\u0131yordu, bu d\u00fc\u015f hi\u00e7bir \u015feye ba\u011flanm\u0131yordu. Olup bitenlerin b\u00fct\u00fcn ayr\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131 hemen hemen unutmu\u015ftu, yaln\u0131zca tats\u0131z bir beden ve limon kolonyas\u0131 kokusunun ve dayan\u0131lmaz can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131n b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 izleri ta\u015f\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bay Fleurier, bir\u00e7ok kereler dostlar\u0131 Bergere&#8217;in ne oldu\u011funu sordu: Kendisine te\u015fekk\u00fcr etmemiz i\u00e7in onu Ferolles&#8217;e \u00e7a\u011f\u0131rmal\u0131y\u0131z. New York&#8217;a gitti, diye s\u00f6z\u00fc kapatmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131 Lucien. Bir\u00e7ok kereler Guigard ve k\u0131zkarde\u015fiyle birlikte Marne&#8217;da sandala binmeye gitti ve Guigard ona dans etmeyi \u00f6\u011fretti. Uyan\u0131yorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, yeniden d\u00fcnyaya geliyorum. Ama yine de, s\u0131k s\u0131k, \u00e7uval gibi bir \u015feyin s\u0131rt\u0131na a\u011f\u0131rl\u0131k verdi\u011fini hissediyordu.<\/p>\n<p>Bu onun kompleksiydi. Gidip Viyana&#8217;da Freud&#8217;u bulmas\u0131 m\u0131 gerekirdi, bunu soruyordu kendi kendine: Meteliksiz gidece\u011fim, gerekirse yayan y\u00fcr\u00fcyece\u011fim, ona: Param yok, ama ben bir olguyum, diyece\u011fim. Haziran\u0131n s\u0131cak bir \u00f6\u011fleden sonras\u0131nda, Saint-Michel Alan\u0131nda \u015eebek&#8217;le yani eski felsefe \u00f6\u011fretmeniyle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. Ee Fleurier, dedi.<\/p>\n<p>\u015eebek, Y\u00fcksekokula haz\u0131rlan\u0131yor musunuz? Evet efendim, dedi Lucien. Kendinizi edebiyat \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131na do\u011fru y\u00f6neltebileceksiniz, dedi \u015eebek. Felsefeden iyiydiniz. Felsefeyi b\u0131rakmad\u0131m, dedi Lucien. Bu y\u0131l kitaplar okuyorum. Freud&#8217;u s\u00f6zgeli\u015fi. S\u0131ras\u0131 gelmi\u015fken, diye ekledi, akl\u0131na gelmi\u015f gibi, psikanaliz \u00fczerine ne d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcz\u00fc sormak isterim? \u015eebek g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131: Bir moda, dedi. Ge\u00e7ecek. Freud&#8217;da \u00e7ok iyi buldu\u011funuz \u015feyleri daha \u00f6nce Platon&#8217;da buluyorsunuz. Size diyece\u011fim \u015fu ki, diye ekledi, soluk almadan, ben b\u00f6yle \u015feylere kulak asm\u0131yorum. Spinoza&#8217;y\u0131 okusan\u0131z daha iyi edersiniz. Lucien kendini b\u00fcy\u00fck bir y\u00fckten kurtulmu\u015f gibi hissetti, hafiften bir \u0131sl\u0131k tutturup y\u00fcr\u00fcyerek eve d\u00f6nd\u00fc: Bir karabasand\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ama geriye hi\u00e7bir \u015fey kalmad\u0131 art\u0131k! O g\u00fcn g\u00fcne\u015f g\u00fc\u00e7l\u00fc ve yak\u0131c\u0131yd\u0131, ama Lucien ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p g\u00f6zlerini k\u0131rpmadan g\u00fcne\u015fe bakt\u0131: Bu herkesin g\u00fcne\u015fiydi; Lucien&#8217;in ona g\u00f6zlerini dikerek bakmaya hakk\u0131 vard\u0131, kurtulmu\u015ftu! Sa\u00e7ma<br \/>\n\u015feyler! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, bunlar sa\u00e7masapan \u015feylerdi! Beni yoldan \u00e7\u0131karmaya kalk\u0131\u015ft\u0131lar, ama yapamad\u0131lar. Ger\u00e7ekte kar\u015f\u0131 koymay\u0131 elden b\u0131rakmam\u0131\u015ft\u0131: Bergere d\u00fc\u015f\u00fcncelerinde onu karmakar\u0131\u015f\u0131k etmi\u015fti, ama Lucien, s\u00f6zgeli\u015fi, Rimbaud&#8217;nun e\u015fcinselli\u011finin bir kusur oldu\u011funu pekala hissetmi\u015fti ve \u015fu Berliac denen k\u00fc\u00e7\u00fck ke\u00e7i ona ha\u015fha\u015f i\u00e7irmek istedi\u011fi zaman Lucien<br \/>\nona a\u011fz\u0131n\u0131n pay\u0131n\u0131 vermi\u015fti: Az daha kendimi kaybediyordum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ama beni koruyan \u015fey sa\u011flam ahlak\u0131m oldu! Ak\u015fam yemekte, babas\u0131na sevgiyle bakt\u0131. Bay Fleurier geni\u015f omuzluydu, onda bir k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn aheste ve a\u011f\u0131r hareketleri, soydan gelme bir \u015fey, bir y\u00f6neticinin so\u011fuk, metalsi gri g\u00f6zleri vard\u0131. Ben ona benziyorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien.<\/p>\n<p>D\u00f6rt ku\u015faktan beri Fleurier&#8217;lerin babadan o\u011fula sanayiyle u\u011fra\u015fan y\u00f6neticiler olduklar\u0131 akl\u0131na geldi. Ne derlerse desinler, aile diye bir \u015fey var! Ve Fleurier&#8217;lerin sa\u011flam ahlak\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc gururla.<\/p>\n<p>O y\u0131l Lucien, Ecole Centrale&#8217;in s\u0131navlar\u0131na girmedi ve Fleurier&#8217;ler Frollese daha erken gittiler. Lucien, evi, bah\u00e7eyi, fabrikay\u0131, sakin ve dengeli k\u00fc\u00e7\u00fck \u015fehri yeniden bulunca \u00e7ok sevinmi\u015fti. Ba\u015fka bir d\u00fcnyayd\u0131 bu. Y\u00f6rede uzun gezintiler yapmak i\u00e7in erkenden kalkmaya karar verdi. Temiz havayla ci\u011ferlerimi doldurmak, a\u011f\u0131r \u00e7al\u0131\u015fmalar ba\u015flamadan \u00f6nce gelecek y\u0131l i\u00e7in sa\u011fl\u0131kl\u0131 olmak istiyorum, dedi babas\u0131na. Bouffardier&#8217;lere ve Besse&#8217;lere gitmek i\u00e7in annesine arkada\u015fl\u0131k etti. Herkes onu koskocaman ak\u0131ll\u0131 uslu bir \u00e7ocuk olarak buldu. Hebard ve Winckelmann, Paris&#8217;te hukuk okuyorlard\u0131, tatil i\u00e7in Ferolles&#8217;e gelmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Lucien bir\u00e7ok kereler onlarla birlikte gezmeye \u00e7\u0131kt\u0131, Papaz Jacquemant&#8217;a yapt\u0131klar\u0131 \u015fakalardan, bisikletle gittikleri gezilerden s\u00f6z ettiler ve \u00fc\u00e7l\u00fc olarak Metz Top\u00e7usu&#8217;nu s\u00f6ylediler. Lucien eski arkada\u015flar\u0131n\u0131n ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve yak\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok be\u011feniyordu; onlar\u0131 bir yana b\u0131rakm\u0131\u015f olmas\u0131na k\u0131zd\u0131 kendi kendine. Hebard&#8217;a Paris&#8217;i hi\u00e7 sevmedi\u011fini itiraf etti, ama Hebard onu anlayam\u0131yordu: Anne babas\u0131 onu bir papaza emanet etmi\u015flerdi ve papaz \u00e7ok s\u0131k\u0131 bir adamd\u0131, Louvre M\u00fczesine yapt\u0131\u011f\u0131 ziyaretler ve Opera&#8217;da ge\u00e7irdi\u011fi geceler onun d\u00fcnyas\u0131n\u0131 doldurmaya yetiyordu. Lucien&#8217;in bu basitli\u011fe i\u00e7i s\u0131zlam\u0131\u015ft\u0131, kendini Hebard ve Winckelmann&#8217;\u0131n a\u011fabeyi sand\u0131 ve b\u00f6ylesine karma\u015f\u0131k bir ya\u015fay\u0131\u015f\u0131 olmas\u0131na \u00fcz\u00fclmedi\u011fini kendi kendine s\u00f6ylemeye ba\u015flad\u0131. Deneyim kazanm\u0131\u015ft\u0131. Onlara Freud ve psikanalizden s\u00f6z etti ve onlar\u0131 \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar i\u00e7inde b\u0131rakarak biraz keyiflendi. Komplekslerle ilgili kuram\u0131 amans\u0131zca ele\u015ftirdiler, ama kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015flar\u0131 saf\u00e7ayd\u0131 ve Lucien bunu onlara g\u00f6sterdi, sonra Freud&#8217;un yanl\u0131\u015flar\u0131n\u0131n kolayca bulunabilece\u011fini, bunun felsefe a\u00e7\u0131s\u0131ndan yap\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 ekledi.<\/p>\n<p>Ona \u00e7ok hayran kald\u0131lar, ama Lucien bunun fark\u0131na varmam\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnd\u00fc. Bay Fleurier, Lucien&#8217;e fabrikan\u0131n i\u015fleyi\u015f bi\u00e7imini anlatt\u0131. G\u00f6t\u00fcr\u00fcp ona \u00f6nemli binalar\u0131 g\u00f6sterdi. Lucien uzun uzun i\u015f\u00e7ilerin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 inceledi. Ben \u00f6l\u00fcrsem, dedi Bay Fleurier, hemen ertesi g\u00fcn fabrikan\u0131n y\u00f6netimini eline alabilmelisin. Lucien babas\u0131n\u0131 paylad\u0131 ve ona: Babac\u0131\u011f\u0131m, b\u00f6yle konu\u015fmasan iyi olur! dedi. Ama erge\u00e7 kendi s\u0131rt\u0131na y\u00fcklenecek sorumluluklar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek<br \/>\nsonraki g\u00fcnler daha a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 davrand\u0131. \u0130\u015fverenin g\u00f6revleri konusunda uzun konu\u015fmalar\u0131 oldu, Bay Fleurier ona sahipli\u011finin bir hak de\u011fil bir g\u00f6rev oldu\u011funu anlatt\u0131: \u0130\u015fverenlerle i\u015f\u00e7ilerin \u00e7\u0131karlar\u0131 kar\u015f\u0131t olsayd\u0131, dedi, s\u0131n\u0131f kavgalar\u0131yla gelir bizim can\u0131m\u0131z\u0131 s\u0131karlard\u0131.<\/p>\n<p>Benim tutumumu al Lucien. Ben k\u00fc\u00e7\u00fck bir i\u015f sahibiyim, Paris argosunda buna esnaf derler.<\/p>\n<p>Ben aileleriyle birlikte y\u00fcz i\u015f\u00e7iyi besliyorum, iyi i\u015f yap\u0131yorsam bundan ilk yararlananlar onlard\u0131r. Ama fabrikay\u0131 kapamak zorunda kal\u0131rsam, i\u015fte hepsi kald\u0131r\u0131mlara d\u00f6k\u00fcl\u00fcrler. Buna hakk\u0131m yok, dedi \u00fcst\u00fcne basarak, k\u00f6t\u00fc i\u015fler yapmaya hakk\u0131m yok. \u0130\u015fte ben buna s\u0131n\u0131flar\u0131n dayan\u0131\u015fmas\u0131 diyorum.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7 haftadan fazla bir zaman her \u015fey iyi gitti, a\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131, Bergere&#8217;i hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmedi, onu affetmi\u015fti: yaln\u0131zca ya\u015fay\u0131\u015f\u0131 boyunca onu bir daha g\u00f6rmemeyi diliyordu. Baz\u0131 baz\u0131, g\u00f6mle\u011fini de\u011fi\u015ftirdi\u011fi s\u0131rada aynaya yakla\u015f\u0131yor, \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla kendine bak\u0131yordu: Bir erkek bu bedeni arzulad\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ellerini yava\u015f yava\u015f bacaklar\u0131nda gezdiriyordu ve d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Bu bacaklar bir erke\u011fin akl\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131ndan ald\u0131. B\u00f6\u011f\u00fcrlerine dokunuyordu ve ipek bir kuma\u015f\u0131 ok\u015far gibi kendi bedenini ok\u015fayabilmek i\u00e7in bir ba\u015fka ki\u015fi olamad\u0131\u011f\u0131na \u00fcz\u00fcl\u00fcyordu. Baz\u0131 baz\u0131 komplekslerinden dolay\u0131 \u00fcz\u00fcnt\u00fcye kap\u0131l\u0131yordu: dayan\u0131kl\u0131yd\u0131lar onlar\u0131n koskoca karanl\u0131k k\u00fctleleri, bir safra gibi as\u0131l\u0131yor, a\u011f\u0131r geliyordu ona. \u015eimdi hepsi bitmi\u015fti, Lucien art\u0131k onlara inanm\u0131yordu ve kendinde garip bir hafiflik duyuyordu. Bu o kadar tats\u0131z bir \u015fey de\u011fildi, daha \u00e7ok, biraz can s\u0131kan, pekala katlan\u0131labilecek t\u00fcrden bir ho\u015fnutsuzluktu, gerekti\u011finde can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 yerine ge\u00e7ebiliyordu. Hi\u00e7bir \u015fey de\u011filim ben, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu, i\u015fte bunun i\u00e7in de hi\u00e7bir \u015fey beni kirletmedi. Berliac, o, i\u011fren\u00e7 bir bi\u00e7imde ba\u011f\u0131mlanm\u0131\u015f.<\/p>\n<p>Biraz belirsizli\u011fe pekala katlanabilirim: Bu safl\u0131\u011f\u0131n fidyesidir. Bir gezinti s\u0131ras\u0131nda, bir bay\u0131rda oturup d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Alt\u0131 y\u0131l uyudum, sonra, g\u00fczel bir g\u00fcnde kozamdan \u00e7\u0131kt\u0131m. Tepeden t\u0131rna\u011fa canlanm\u0131\u015ft\u0131. B\u00fct\u00fcn iyi niyetiyle kar\u015f\u0131daki g\u00f6r\u00fcn\u00fcme bakt\u0131: Ben eylem i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131m! dedi kendi kendine. Ama o anda \u00f6v\u00fcnme d\u00fc\u015f\u00fcnceleri yavan ka\u00e7t\u0131. Al\u00e7ak sesle: Biraz beklesinler, neymi\u015fim g\u00f6rs\u00fcnler, dedi. Y\u00fcksek sesle konu\u015fmu\u015ftu, ama s\u00f6zc\u00fckler a\u011fz\u0131ndan bo\u015f kabuklar gibi d\u0131\u015far\u0131 d\u00f6k\u00fcld\u00fcler. Neyim var benim? Bu garip kayg\u0131y\u0131 yeniden tatmak istemiyordu, bu kayg\u0131n\u0131n ona \u00e7ok k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc dokunmu\u015ftu bir zamanlar. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Bu sessizlik&#8230; bu yerler&#8230; Sar\u0131 ve kara kar\u0131nlar\u0131n\u0131 tozlar\u0131n i\u00e7inde s\u00fcr\u00fckleyen c\u0131rc\u0131rb\u00f6ceklerinden ba\u015fka tek bir canl\u0131 yoktu. Lucien, c\u0131rc\u0131rb\u00f6ceklerinden tiksiniyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n hep yar\u0131 yar\u0131ya \u00e7atlam\u0131\u015f gibi bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri vard\u0131. Yolun \u00f6teki yan\u0131nda k\u00fcl renkli, s\u0131caktan \u00f6lg\u00fcnle\u015fmi\u015f, geni\u015f bir fundal\u0131k \u0131rma\u011fa kadar alabildi\u011fine uzan\u0131yordu. Hi\u00e7 kimse Lucien&#8217;i g\u00f6rm\u00fcyordu, hi\u00e7 kimse onu i\u015fitmiyordu, aya\u011fa f\u0131rlad\u0131, hareketleri hi\u00e7bir engelle, kendi a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131n engeliyle bile kar\u015f\u0131la\u015fmad\u0131 gibi bir izlenim uyand\u0131 i\u00e7inde.<\/p>\n<p>\u015eimdi ayaktayd\u0131, k\u00fcl renkli bir bulut perdesinin alt\u0131nda, sanki bo\u015flukta gibiydi. Bu sessizlik&#8230; diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Bu sessizlikten de fazla bir \u015feydi, hi\u00e7likti. Lucien&#8217;in \u00e7evresinde k\u0131r son derece sessiz ve cans\u0131z, insan d\u0131\u015f\u0131yd\u0131; onu rahats\u0131z etmemek i\u00e7in solu\u011funu tutuyor, kendini k\u00fc\u00e7\u00fclt\u00fcyor gibiydi. Metz Top\u00e7usu k\u0131\u015flaya d\u00f6n\u00fcnce&#8230; S\u00f6zc\u00fckler dudaklar\u0131nda bo\u015fluktaki bir alev gibi s\u00f6nd\u00fc: Lucien, bu a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 olmayan, \u00e7ok \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc do\u011fan\u0131n orta yerinde, g\u00f6lgesiz, yank\u0131s\u0131z tekba\u015f\u0131nayd\u0131. Kendini sarst\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcncelerinin ak\u0131\u015f\u0131n\u0131 yakalamaya yeltendi.<\/p>\n<p>Ben eylem i\u00e7in yarat\u0131lm\u0131\u015f\u0131m. \u00d6nce etkinli\u011fim var; aptall\u0131klar yapabilirim, ama bu uzun s\u00fcrmez, \u00e7\u00fcnk\u00fc kendimi topluyorum. D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Benim sa\u011flam ahlak\u0131m var. Ama y\u00fcz\u00fcn\u00fc tiksintiyle buru\u015fturarak durdu, can \u00e7eki\u015fen hayvanlar\u0131n dola\u015f\u0131p durdu\u011fu bu beyaz yol \u00fcst\u00fcnde sa\u011flam ahlak&#8217;tan s\u00f6z etmek sa\u00e7ma g\u00f6r\u00fcnd\u00fc ona.<\/p>\n<p>\u00d6fkeyle bir c\u0131rc\u0131rb\u00f6ce\u011finin \u00fcst\u00fcne bast\u0131 Lucien, aya\u011f\u0131n\u0131n alt\u0131nda k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck esnek bir yuvarlak\u00e7\u0131k hissetti ve aya\u011f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131 zaman c\u0131rc\u0131rb\u00f6ce\u011fi hala ya\u015f\u0131yordu: Lucien onun \u00fcst\u00fcne t\u00fck\u00fcrd\u00fc. \u015ea\u015fk\u0131n\u0131m. \u015ea\u015fk\u0131n\u0131m. T\u0131pk\u0131 ge\u00e7en y\u0131lki gibi. Ona as&#8217;lar\u0131n as&#8217;\u0131 diyen Winckelmann&#8217;\u0131, onu adam yerine koyan Bay Fleurier&#8217;yi, ona Benim k\u00fc\u00e7\u00fck bebe\u011fim dedi\u011fim koca o\u011flan olmu\u015f, \u015fimdi onunla senli benli konu\u015fam\u0131yorum, utand\u0131r\u0131yor beni, diyen Bayan Besse&#8217;i d\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuldu. Ama onlar uzaktayd\u0131lar, \u00e7ok uzaktayd\u0131lar. Ona \u00f6yle geldi ki, ger\u00e7ek Lucien kaybolmu\u015ftu, beyaz ve \u015fa\u015fk\u0131n bir kurt\u00e7uktan ba\u015fka bir \u015fey yoktu ortada. Ben neyim?<\/p>\n<p>Kilometrelerce fundal\u0131k, otsuz, kokusuz; d\u00fcz, \u00e7atlak toprak ve sonra birdenbire bu ak\u00e7\u0131l k\u00f6t\u00fc resmin sa\u011f\u0131nda \u00e7\u0131kan ku\u015fkonmaz, \u00f6ylesine tuhaf ki arkas\u0131nda g\u00f6lgesi bile yoktu. Ben neyim? Soru, \u00f6nceki tatillerden beri de\u011fi\u015fmemi\u015fti, b\u0131rakm\u0131\u015f oldu\u011fu yerde Lucien&#8217;i bekliyordu. Ya da bu bir soru sormaktan \u00e7ok bir durumdu. Lucien omuz silkti. Ben \u00e7ok kuruntuluyum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, kendimi pek fazla dinliyorum. Sonraki g\u00fcnler, kendini pek dinlememeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131: Dikkatini nesnelere vermek istemi\u015fti; uzun uzun rafadan yumurta fincanlar\u0131na, havlu ge\u00e7irilen maden\u00ee halkalara, a\u011fa\u00e7lara, d\u00fckkanlar\u0131n camekanlar\u0131na bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>Annesinin g\u00f6nl\u00fcn\u00fc ok\u015fayarak g\u00fcm\u00fc\u015f tak\u0131mlar\u0131n\u0131 g\u00f6stermesini istedi. Ama g\u00fcm\u00fc\u015flere bakarken g\u00fcm\u00fc\u015flere bakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor, bak\u0131\u015f\u0131n\u0131n ard\u0131nda hareketli k\u00fc\u00e7\u00fck bir sis k\u0131p\u0131rd\u0131yordu. Lucien&#8217;in Bay Fleurier ile bir konu\u015fmaya dalmas\u0131 da bo\u015funayd\u0131; yalanc\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 and\u0131ran donuk k\u0131vams\u0131z k\u00fctlesiyle bu yo\u011fun ve ince sis, babas\u0131n\u0131n konu\u015fmalar\u0131n\u0131 anlamak i\u00e7in harcad\u0131\u011f\u0131 dikkatin arkas\u0131na ge\u00e7ip duruyordu. Bu sis ta kendisiydi. Can\u0131 s\u0131k\u0131lan Lucien, zaman zaman dinlemeyi bir yana b\u0131rak\u0131p ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirip bak\u0131yor, sisi yakalamay\u0131 ve ona cepheden bakmay\u0131 deniyordu. Bo\u015fluktan ba\u015fka bir \u015feyle kar\u015f\u0131la\u015fm\u0131yordu; sis bunun da arkas\u0131ndayd\u0131.<\/p>\n<p>Germaine iki g\u00f6z\u00fc iki \u00e7e\u015fme Bayan Fleurier&#8217;ye geldi: Erkek karde\u015fi zat\u00fcrree olmu\u015ftu. Zavall\u0131 Germaine&#8217;ci\u011fim, dedi Bayan Fleurier, her zaman onun ne kadar sa\u011flam biri oldu\u011funu s\u00f6yler dururdunuz! Germaine&#8217;e bir ayl\u0131\u011f\u0131na izin verdi ve onun yerine de fabrika i\u015f\u00e7ilerinden birinin k\u0131z\u0131n\u0131, on yedi ya\u015f\u0131ndaki k\u00fc\u00e7\u00fck Berthe Mozelle&#8217;i getirtti. K\u00fc\u00e7\u00fckt\u00fc, sa\u00e7 \u00f6rg\u00fclerini halkalam\u0131\u015ft\u0131. Hafif\u00e7e aks\u0131yordu. Concarneau&#8217;dan geldi\u011finde Bayan Fleurier ondan dantel bir ba\u015fl\u0131k giymesini istemi\u015fti: B\u00f6ylesi daha g\u00fczel olacak. \u0130lk g\u00fcnden beri Lucien&#8217;le<br \/>\nher kar\u015f\u0131la\u015f\u0131\u015f\u0131nda iri mavi g\u00f6zleri tutkulu ve sayg\u0131l\u0131 bir hayranl\u0131kla parl\u0131yordu; Lucien onun kendine hayran oldu\u011funu anlad\u0131. Onunla i\u00e7tenlikle konu\u015ftu ve ona bir\u00e7ok kereler: Bizim ev ho\u015funuza gidiyor mu? diye sordu. Koridorlarda, etkileyip etkilemedi\u011fini g\u00f6rmek i\u00e7in ge\u00e7erken ona hafif\u00e7e dokunarak kendince e\u011fleniyordu. Ama k\u0131z onu etkileyip duyguland\u0131r\u0131yordu. O da bu sevgiden de\u011ferli bir avuntu \u00e7\u0131kard\u0131. Berthe&#8217;in g\u00f6z\u00fcnde yaratm\u0131\u015f oldu\u011fu hayalini s\u0131k s\u0131k b\u00fcy\u00fck bir co\u015fkuyla d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ger\u00e7ekte ben onun ahbapl\u0131k etti\u011fi gen\u00e7 i\u015f\u00e7ilere hi\u00e7 benzemiyorum. Winekelmann, k\u0131z\u0131 pek esasl\u0131 buldu: Talihlisin, diye s\u00f6z\u00fcn\u00fc tamamlad\u0131, ben senin yerinde olsam i\u015fi hallederdim. Ama Lucien karars\u0131zd\u0131: K\u0131z ter kokuyordu, siyah g\u00f6mle\u011finin koltuk altlar\u0131 yenmi\u015fti.<\/p>\n<p>Ya\u011fmurlu bir eyl\u00fcl \u00f6\u011fleden sonras\u0131 Bayan Fleurier otomobille Paris&#8217;e gitti. Lucien odas\u0131nda yaln\u0131z kald\u0131. Yata\u011f\u0131na yatt\u0131 ve esnemeye ba\u015flad\u0131. Hep ayn\u0131 ve hep ba\u015fka, k\u0131y\u0131 taraflarda havada hep suya d\u00f6n\u00fc\u015fen, ge\u00e7ici ve tutkulu bir bulut olmu\u015f gibisine geliyordu. Ni\u00e7in var\u0131m diye kendi kendime soruyorum? Oradayd\u0131, yedi\u011fi yeme\u011fi sindiriyor, esniyor, cama vuran ya\u011fmuru i\u015fitiyordu, kafas\u0131n\u0131n i\u00e7inde tiftiklenen bu beyaz sis vard\u0131: Ya sonra? Varl\u0131\u011f\u0131 bir rezaletti ve daha sonra \u00fcst\u00fcne alaca\u011f\u0131 sorumluluklar bu rezaleti do\u011frulamaya yetecekti. Her \u015fey bir yana, d\u00fcnyaya gelmeyi ben istemedim, dedi kendi kendine. Kendisine ac\u0131r gibi bir hareket yapt\u0131. \u00c7ocukluk kayg\u0131lar\u0131, uzun s\u00fcren uyu\u015fuklu\u011fu geldi akl\u0131na; b\u00fct\u00fcn bunlar ona yeni bir g\u00fcn\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda g\u00f6z\u00fckt\u00fcler. Asl\u0131nda, ya\u015fay\u0131\u015f\u0131nda, bu oylumlu ve yarars\u0131z arma\u011fandan s\u0131k\u0131nt\u0131 duymay\u0131 bir yana atamam\u0131\u015ft\u0131; ne yapaca\u011f\u0131n\u0131, nereye koyaca\u011f\u0131n\u0131 bilmeksizin kollar\u0131nda ta\u015f\u0131m\u0131\u015ft\u0131 onu. Zaman\u0131m\u0131 do\u011fmu\u015f olmama yaz\u0131klanmakla ge\u00e7irdim.<br \/>\nAma d\u00fc\u015f\u00fcncelerini daha uzaklara itmek u\u011fruna pek yorgun d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc, kalkt\u0131, bir sigara yakt\u0131 ve Berthe&#8217;e kendisine \u00e7ay yapmas\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek i\u00e7in mutfa\u011fa indi.<\/p>\n<p>K\u0131z onun girdi\u011fini g\u00f6rmedi. K\u0131z\u0131n omzuna dokundu, k\u0131z korkuyla s\u0131\u00e7rad\u0131. Sizi korkuttum mu? diye sordu. K\u0131z, iki elini masaya dayam\u0131\u015f korkuyla ona bak\u0131yordu, g\u00f6\u011fs\u00fc kalk\u0131p iniyordu, bir zaman sonra g\u00fcld\u00fc ve: Bo\u015f bulunup s\u0131\u00e7rad\u0131m, evde kimsenin olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yordum, dedi. Lucien, ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle g\u00fcld\u00fc, Bana biraz \u00e7ay yapsan\u0131z, zahmet olmazsa, dedi. Hemen \u015fimdi, Bay Lucien, dedi k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131z ve oca\u011fa do\u011fru seyirtti: Lucien&#8217;in orada olu\u015fu k\u0131za s\u0131k\u0131nt\u0131 verirmi\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu. Lucien karars\u0131z bir durumda kap\u0131n\u0131n e\u015fi\u011finde duruyordu. Ee, s\u00f6yleyin bakal\u0131m, dedi babacan bir tav\u0131rla, bizden ho\u015fnut musunuz? Berthe ona s\u0131rt\u0131n\u0131 d\u00f6nm\u00fc\u015f, musluktan bir kaba su dolduruyordu. Suyun g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc verdi\u011fi yan\u0131t\u0131 bo\u011funtuya getirdi. Lucien bir an bekledi, k\u0131z kab\u0131 gazoca\u011f\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne koyunca yeniden sordu: Hi\u00e7 sigara i\u00e7tiniz mi? Pek \u00e7ok, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi k\u0131zca\u011f\u0131z, ku\u015fkuyla. Lucien, Craven paketini a\u00e7t\u0131, k\u0131za uzatt\u0131. Durumdan pek ho\u015fnut de\u011fildi: sanki k\u0131z\u0131n g\u00f6z\u00fcnde<br \/>\nsayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131 azalt\u0131yordu; k\u0131za sigara i\u00e7irmemeliydi. K\u0131z \u0130\u00e7memi mi&#8230; istiyordunuz? diye sordu \u015fa\u015f\u0131rarak. Neden olmas\u0131n?<\/p>\n<p>Han\u0131mefendi gelince bana k\u0131zar.<\/p>\n<p>Lucien&#8217;in i\u00e7ine su\u00e7orta\u011f\u0131 olman\u0131n tedirgin edici duygusu d\u00fc\u015ft\u00fc. G\u00fclmeye ba\u015flad\u0131. Ona s\u00f6ylemeyiz, dedi. Berthe k\u0131zard\u0131, parmaklar\u0131n\u0131n ucuyla bir sigara al\u0131p sigaray\u0131 dudaklar\u0131n\u0131 aras\u0131na yerle\u015ftirdi. Sigaras\u0131n\u0131 yakmal\u0131 m\u0131y\u0131m? Bu yak\u0131\u015f\u0131ks\u0131z ka\u00e7ar. K\u0131za: Sigaran\u0131z\u0131 yakm\u0131yor musunuz? dedi. K\u0131z ona s\u0131k\u0131nt\u0131 veriyordu. Orada, kollar\u0131 kaskat\u0131, hareketsiz, k\u0131rm\u0131z\u0131 ve uysal, sigaran\u0131n \u00e7evresinde dudaklar\u0131 tavuk k\u0131\u00e7\u0131 gibi b\u00fcz\u00fclm\u00fc\u015f dikelip duruyordu:<br \/>\nsanki a\u011fz\u0131n\u0131n ortas\u0131na bir derece sokulmu\u015ftu.<\/p>\n<p>K\u0131z sonunda bir teneke kutudan bir kibrit ald\u0131, \u00e7akt\u0131, g\u00f6zlerini k\u0131rp\u0131\u015ft\u0131rarak birka\u00e7 nefes \u00e7ekti ve: Yumu\u015fak, dedi, sonra birdenbire a\u011fz\u0131ndan sigaray\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131, be\u015f parma\u011f\u0131n\u0131n aras\u0131nda beceriksizce s\u0131kt\u0131. Do\u011fu\u015ftan bir kurban, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien. Bretagne&#8217;\u0131 sevip sevmedi\u011fini sorunca, k\u0131z biraz \u00e7\u00f6z\u00fcld\u00fc, ona de\u011fi\u015fik bi\u00e7imlerdeki Bretonne ba\u015f s\u00fcslerini anlatt\u0131, bir de, tatl\u0131<br \/>\nve yapmac\u0131kl\u0131 bir sesle bir Rosporden \u015fark\u0131s\u0131 s\u00f6yledi. Lucien ona kibarca tak\u0131ld\u0131, ama k\u0131z yap\u0131lan \u015fakay\u0131 anlam\u0131yor, ona \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n bak\u0131yordu: bu s\u0131rada bir tav\u015fana benziyordu. Lucien bir arkal\u0131ks\u0131z iskemleye oturmu\u015ftu, kendini t\u00fcm\u00fcyle rahat hissediyordu: Siz de oturun, dedi k\u0131za. O! Olmaz Bay Lucien, siz varken oturamam Bay Lucien. Lucien k\u0131z\u0131 koltuk altlar\u0131ndan tutup dizlerinin \u00fcst\u00fcne \u00e7ekti: Ya b\u00f6yle? diye sordu. K\u0131z m\u0131r\u0131ldanarak kendini b\u0131rakt\u0131: Dizlerinizin \u00fcst\u00fcne mi?<\/p>\n<p>Bunu tuhaf bir tarzda sitemli ve co\u015fkulu bir tav\u0131rla m\u0131r\u0131ldanm\u0131\u015ft\u0131. Lucien can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131yla d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Kendimi fazla b\u0131rak\u0131yorum, bu kadar ileri gitmemeliyim. Sustu: k\u0131z dizlerinde s\u0131cac\u0131k, sakin sakin oturuyordu, Lucien y\u00fcre\u011finin \u00e7arpt\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyordu. K\u0131z benim mal\u0131m, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ne istersem yapar\u0131m. K\u0131z\u0131 b\u0131rakt\u0131, \u00e7aydanl\u0131\u011f\u0131 ald\u0131, odas\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131: Berthe onu tutmak i\u00e7in hi\u00e7bir hareket yapmad\u0131. Lucien \u00e7ay\u0131n\u0131 i\u00e7meden \u00f6nce annesinin kokulu sabunuyla<br \/>\ngitti ellerini y\u0131kad\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc elleri koltuk alt\u0131 kokuyordu.<\/p>\n<p>Onunla yatay\u0131m m\u0131? Sonraki g\u00fcnler bu k\u00fc\u00e7\u00fck sorun onun \u00e7ok zaman\u0131n\u0131 ald\u0131. Berthe durmadan her ge\u00e7ti\u011fi yerde \u00f6n\u00fcne \u00e7\u0131k\u0131yor, ona bir \u0130spanyol k\u00f6pe\u011finin mahzun g\u00f6zleriylebak\u0131yordu. Ahlak \u00e7\u0131k\u0131yordu Lucien&#8217;in kar\u015f\u0131s\u0131na: K\u0131z\u0131 gebe b\u0131rakmak tehlikesi oldu\u011funu anlad\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc pek deney ge\u00e7irmemi\u015fti (Ferolles&#8217;de prezervatif de sat\u0131n alamazd\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc herkes tan\u0131yordu onu), bir de Bay Fleurier&#8217;nin ba\u015f\u0131na dert a\u00e7mak vard\u0131 i\u015fin i\u00e7inde. Sonra kendi<br \/>\nkendine, i\u015f\u00e7ilerden birinin k\u0131z\u0131, ileride, onunla yatm\u0131\u015f olmakla kalkar da \u00f6v\u00fcn\u00fcrse fabrikadaki otoritesinin azalaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ona dokunmamam gerekir. Eyl\u00fcl\u00fcn son g\u00fcnlerinde onunla birlikte evde yaln\u0131z kalmaktan ka\u00e7\u0131nd\u0131.<\/p>\n<p>Ne bekliyorsun yani? dedi Winckelmann. Yapamam, dedi Lucien so\u011fuk bir bi\u00e7imde, hizmet\u00e7i a\u015fklar\u0131n\u0131 sevmiyorum. ilk kez hizmet\u00e7i a\u015fklar\u0131ndan s\u00f6z edildi\u011fini duyan Winckelmann, hafif bir \u0131sl\u0131k \u00e7al\u0131verdi ve sustu.<\/p>\n<p>Lucien kendinden yana pek ho\u015fnuttu: Kibar bir adam gibi davranm\u0131\u015ft\u0131 ve bu da hatalar\u0131 b\u00fct\u00fcn\u00fcyle \u00f6nl\u00fcyordu. Biraz yaz\u0131klanarak K\u0131z haz\u0131rd\u0131, diyordu kendi kendine. Ama Avucumun i\u00e7inde gibiydi, kendini vermi\u015fti ve ben bunu istemedim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Bundan b\u00f6yle kendini art\u0131k bakir olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmedi.<\/p>\n<p>Bu k\u00fc\u00e7\u00fck ho\u015fnutluklar birka\u00e7 g\u00fcn onun akl\u0131n\u0131 kurcalad\u0131, sonra onlar da sisler i\u00e7inde eriyip gittiler. Ekimde okula d\u00f6n\u00fc\u015fte, kendini ge\u00e7en ders y\u0131l\u0131 ba\u015f\u0131ndaki kadar isteksiz hissediyordu.<\/p>\n<p>Berliac gelmemi\u015fti; kimsenin ondan haberi yoktu. Lucien bir\u00e7ok tan\u0131mad\u0131k y\u00fcz g\u00f6rd\u00fc: Lemordant adl\u0131 sa\u011f\u0131ndaki \u00e7ocuk, Poitiers&#8217;de bir y\u0131l \u00f6zel matematik okumu\u015ftu. Lucien&#8217; den daha da b\u00fcy\u00fckt\u00fc, kara b\u0131y\u0131klar\u0131yla bir erkek y\u00fcz\u00fc vard\u0131 onda. Lucien arkada\u015flar\u0131n\u0131 kuru buldu. Ona, \u00e7ocuksu ve b\u00f6n g\u00fcr\u00fclt\u00fcc\u00fcler toplulu\u011fu gibi geldiler:<\/p>\n<p>Papaz okulundan yeti\u015fmeydiler. Yine de onlar\u0131n ortak g\u00f6sterilerine kat\u0131l\u0131yordu, ama ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmemektendi bu; zaten kendisi dobra dobra niteli\u011fine izin veriyordu. Lemordant onu genellikle kendine \u00e7ekiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc olgundu, ama olgunlu\u011funu Lucien gibi say\u0131s\u0131z ve g\u00fc\u00e7 deneyimlerle kazanm\u0131\u015fa benzemiyordu: O do\u011fu\u015ftan bir yeti\u015fkindi. Lucien baz\u0131 baz\u0131,<br \/>\nomuzlar\u0131n\u0131n i\u00e7inde e\u011fik duran boyunsuz, bu iri ve d\u00fc\u015f\u00fcnce dolu ba\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck bir ho\u015fnutlukla seyrediyordu: Sanki oraya ne kulaklar\u0131ndan, ne de k\u0131rm\u0131z\u0131mt\u0131rak ve donuk k\u00fc\u00e7\u00fck \u00c7inli g\u00f6zlerinden bir \u015fey girebilirdi: Bu kan\u0131lar\u0131 olan bir adam, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu Lucien, sayg\u0131yla. Kendi kendine, biraz da k\u0131skanarak, Lemordant&#8217;a b\u00f6ylesine kendi bilincinde olmay\u0131 veren bu kesinli\u011fin nas\u0131l olabilece\u011fini soruyordu. \u0130\u015fte nas\u0131l olmam gerekti\u011fin: Bir kaya gibi.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 zamanda matematiksel ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmelerden de Lemordant&#8217;\u0131n anl\u0131yor olmas\u0131 Lucien&#8217;i biraz \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131, ama Bay Husson&#8217;un ilk \u00f6devleri vermesi onu rahatlatt\u0131; Lucien yedinciydi ve Lemordant be\u015f numara alm\u0131\u015ft\u0131 ve altm\u0131\u015f dokuzuncu s\u0131radayd\u0131. Lemordant \u015fa\u015f\u0131rmad\u0131, daha k\u00f6t\u00fcs\u00fcn\u00fc, bunu bekler gibiydi, minicik a\u011fz\u0131, sar\u0131 ve parlak yanaklar\u0131 duygular\u0131n\u0131 anlatmak i\u00e7in yarat\u0131lmam\u0131\u015flard\u0131; o bir Buda&#8217;yd\u0131. Ancak bir kere k\u0131zd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcler, o da Loewy&#8217;nin vestiyerde onu itti\u011fi g\u00fcnd\u00fc. \u00d6nce bir d\u00fczine homurtu \u00e7\u0131kard\u0131 g\u00f6zlerini k\u0131rp\u0131\u015ft\u0131rarak: Polonya&#8217;ya! dedi sonunda, Polonya&#8217;ya! Pis Bezirgan, bize bok s\u00fcrmek i\u00e7in de yan\u0131m\u0131za gelme. Loewy&#8217;yi yukar\u0131dan a\u015fa\u011f\u0131 s\u00fcz\u00fcyordu ve koskoca g\u00f6vdesi uzun bacaklar\u0131 \u00fcst\u00fcnde titriyordu. Sonunda ona iki tokat att\u0131 ve k\u00fc\u00e7\u00fck Loewy ondan \u00f6z\u00fcrler diledi; olay da orada bitti.<\/p>\n<p>Per\u015fembe g\u00fcn\u00fc, onu k\u0131zkarde\u015finin arkada\u015flar\u0131ndan dansa g\u00f6t\u00fcren Guigard&#8217;la birlikte \u00e7\u0131kt\u0131lar. Ama Guigard sonunda bu aptall\u0131klar\u0131n can\u0131n\u0131 s\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi: Bir k\u0131z arkada\u015f\u0131m var, diye ona s\u0131rr\u0131n\u0131 a\u00e7t\u0131, Royale Soka\u011f\u0131nda, Plisnier&#8217;lerde birincidir. Onun da bir k\u0131z arkada\u015f\u0131 var,<br \/>\nk\u0131z\u0131n kimsesi yok: cumartesi ak\u015fam\u0131 bizimle gelsene. Lucien anne babas\u0131na bir numara yapt\u0131 ve b\u00fct\u00fcn cumartesi ak\u015famlar\u0131 \u00e7\u0131kmak i\u00e7in izin kopard\u0131. Ona anahtar\u0131 paspas\u0131n alt\u0131na b\u0131rakacaklard\u0131. Saint-Honore Soka\u011f\u0131ndaki bir barda Guigard&#8217;\u0131 saat dokuza do\u011fru gitti buldu. G\u00f6receksin, dedi Guigard, Fanny sevimli k\u0131zd\u0131r, sonra, \u00f6nemli olan, giyinmesini de bilir.<\/p>\n<p>Ya benim ki? Onu tan\u0131m\u0131yorum, ufak tefek oldu\u011funu ve Paris&#8217;e yeni geldi\u011fini biliyorum, Angouleme&#8217;li. S\u0131ras\u0131 gelmi\u015fken s\u00f6yleyeyim, diye ekledi, \u00e7am devirme sak\u0131n. Ben Pierre Daurat&#8217;y\u0131m. Sen de, sar\u0131\u015f\u0131n oldu\u011fun i\u00e7in \u0130ngiliz kan\u0131 var sende de, bu daha iyi; senin ad\u0131n da Lucien Bonnieres. Ama ni\u00e7in? diye sordu Lucien ku\u015fkulu. Babal\u0131k, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi Guigard, bu bir yoldur. Bu kad\u0131nlarla diledi\u011fini yapabilirsin, ama kendi ad\u0131n\u0131 hi\u00e7 mi hi\u00e7 s\u00f6ylememelisin. \u0130yi, iyi! dedi Lucien, pek&#8217;i ben ne i\u015f yap\u0131yor olaca\u011f\u0131m? Ne istersen; en iyisi \u00f6\u011frenciyim dersin. Bu onlar\u0131n ho\u015funa gider, sonra \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n zaman da \u00e7ok para harcamamana yarar. Giderler ortakla\u015fa verilir. Ama bu ak\u015fam bana b\u0131rak, pazar g\u00fcn\u00fc bana ne \u00f6deyece\u011fini s\u00f6ylerim.<\/p>\n<p>Lucien, Guigard&#8217;\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7\u0131karlar pe\u015finde oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc birden: G\u00f6r\u00fcnen o ki ben de giderek ku\u015fkucu oluyorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc alayl\u0131 alayl\u0131. Fanny bu s\u0131rada giriverdi: Esmer, zay\u0131f, uzun bir k\u0131zd\u0131, kal\u00e7alar\u0131 uzundu, y\u00fcz\u00fc \u00e7ok boyal\u0131yd\u0131. Lucien, onu f\u00fctursuz buldu. \u0130\u015fte Bonnieres, dedi Guigard, sana s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim arkada\u015f. Sevindim, dedi Fanny, g\u00f6zlerini k\u0131sarak. \u0130\u015fte Maud, k\u00fc\u00e7\u00fck arkada\u015f\u0131m. Lucien, kar\u015f\u0131s\u0131nda, tersine d\u00f6nm\u00fc\u015f<br \/>\nsaks\u0131y\u0131 and\u0131ran bir \u015fapka giymi\u015f, ya\u015f\u0131n\u0131 belli etmeyen k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir kad\u0131n g\u00f6rd\u00fc.<\/p>\n<p>Y\u00fcz\u00fcn\u00fc boyamam\u0131\u015ft\u0131, g\u00f6z al\u0131c\u0131 Fanny&#8217;nin yan\u0131nda rengi solgun gibi duruyordu. Lucien fena halde bozuldu, ama k\u0131z\u0131n g\u00fczel bir a\u011fz\u0131 oldu\u011funu fark etti, -hem sonra k\u0131zla kibarl\u0131k oyunu oynamaya da gerek yoktu. Guigard, \u00f6nceden bira bardaklar\u0131n\u0131 ayarlamaya \u00f6zen g\u00f6stermi\u015fti; \u00f6yle ki k\u0131zlara bir \u015fey i\u00e7ecek vakit b\u0131rakmadan, geldikleri s\u0131radaki kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131ktan yararlanarak,<br \/>\nonlar\u0131 g\u00fcl\u00fc\u015fe s\u00f6yle\u015fe kap\u0131ya do\u011fru iti\u015ftirivermi\u015fti. Lucien&#8217;in bu ho\u015funa gitti: Bay Fleurier ona ancak haftada y\u00fcz yirmi be\u015f frank veriyordu, bu parayla da yol paralar\u0131n\u0131 \u00f6demesi gerekiyordu. Gece e\u011flenceli ge\u00e7ti. Quartierlatin&#8217;de, kuytu k\u00f6\u015feleri olan, s\u0131cak ve k\u0131rm\u0131z\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck bir salona dans etmeye gittiler ve kokteylin fiyat\u0131 y\u00fcz sous&#8217;ydu. Fanny t\u00fcr\u00fcnden kad\u0131nlarla gelmi\u015f bir\u00e7ok \u00f6\u011frenci vard\u0131, ama kad\u0131nlar Fanny&#8217;den daha az g\u00fczeldiler. Fanny al\u0131ml\u0131yd\u0131: Pipo i\u00e7en koca sakall\u0131 bir adam\u0131n g\u00f6zlerinin i\u00e7ine bakt\u0131, y\u00fcksek sesle:<\/p>\n<p>Dansinglerde pipo i\u00e7en adamlardan korkar\u0131m, dedi. Adam k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oldu ve piposu yan\u0131kken cebine soku\u015fturdu. Guigard ile Lucien&#8217;i biraz alaya al\u0131yor, onlara s\u0131k s\u0131k, anac\u0131l ve nazik bir tav\u0131rla -Siz koca bebeklersiniz, diyordu. Lucien kendini \u00e7ok rahat ve gev\u015femi\u015f hissediyordu; Fanny&#8217;ye ufak tefek e\u011flenceli \u015feyler anlatt\u0131; bunlar\u0131 anlat\u0131rken g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu. Sonunda y\u00fcz\u00fcnden g\u00fcl\u00fcmseme hi\u00e7 eksik olmad\u0131, kendini hi\u00e7 sal\u0131vermeden, hafif bir alayla s\u00fcsl\u00fc inceli\u011fini elden b\u0131rakmadan \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc bir konu\u015fma tutturmay\u0131 bildi. Ama Fanny onunla az konu\u015fuyordu: Guigard&#8217;\u0131n \u00e7enesini eline al\u0131yor, a\u011fz\u0131n\u0131 d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kartmak i\u00e7in yanaklar\u0131na bast\u0131r\u0131yordu.<\/p>\n<p>Dudaklar\u0131, \u00f6zsuyla \u015fi\u015fmi\u015f meyveler ya da s\u00fcm\u00fckl\u00fcb\u00f6cekler gibi biraz salyal\u0131 ve koskocaman olunca Baby, diyerek onlar\u0131 hafif dokunu\u015flarla yal\u0131yordu. Lucien&#8217;in fena halde can\u0131 s\u0131k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Guigard&#8217;\u0131 g\u00fcl\u00fcn\u00e7 buluyordu: Guigard&#8217;\u0131n duda\u011f\u0131n\u0131n kenar\u0131nda ruj ve yanaklar\u0131nda parmak izleri vard\u0131. Ama \u00f6teki \u00e7iftlerin durumu daha da ba\u015f\u0131bo\u015ftu: herkes \u00f6p\u00fc\u015f\u00fcyordu, zaman zaman vestiyerci kad\u0131nlar k\u00fc\u00e7\u00fck bir sepetle ge\u00e7iyorlard\u0131 ve Oley, \u00e7ocuklar, e\u011flenin, g\u00fcl\u00fcn, oley oley! diye ba\u011f\u0131rarak sepetten renk renk \u015feritler at\u0131yorlard\u0131 ve herkes g\u00fcl\u00fcyordu. Lucien, en sonunda Maud&#8217;un varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 hat\u0131rlad\u0131 ve ona g\u00fcl\u00fcmseyerek: \u015eu gen\u00e7 a\u015f\u0131klara bak\u0131n, dedi. Guigard ve Fanny&#8217;yi g\u00f6steriyordu, ekledi: Biz \u00f6tekiler, soylu ya\u015fl\u0131lar&#8230; C\u00fcmlesini bitirmedi,<br \/>\nama \u00f6yle bir tuhaf g\u00fcld\u00fc ki Maud da g\u00fcld\u00fc. Maud \u015fapkas\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131 ve Lucien onun, dansingdeki \u00f6teki kad\u0131nlardan olduk\u00e7a daha iyi oldu\u011funu g\u00f6rd\u00fc. Sonra k\u0131z\u0131 dansa kald\u0131rd\u0131 ve bakalorya y\u0131l\u0131nda \u00f6\u011fretmenlerine yapt\u0131\u011f\u0131 numaralar\u0131 anlatt\u0131. K\u0131z iyi dans ediyordu, siyah ak\u0131ll\u0131 g\u00f6zleri, g\u00f6rm\u00fc\u015f ge\u00e7irmi\u015f bir tavr\u0131 vard\u0131. Lucien ona Berthe&#8217;den s\u00f6z etti ve ona pi\u015fmanl\u0131klar duydu\u011funu s\u00f6yledi. Ama, diye ekledi, onun i\u00e7in b\u00f6ylesi daha uygun oldu. Maud, Berthe&#8217;in hikayesini \u015fairane ve h\u00fcz\u00fcnl\u00fc buldu, Lucien&#8217;in anne babas\u0131n\u0131n yan\u0131nda Berthe&#8217;in ne kadar \u00fccret ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 sordu. Hizmet\u00e7ilik yapmak bir k\u0131z i\u00e7in \u00e7ok daha tuhaf de\u011fil, diye ekledi.<\/p>\n<p>Guigard ile Fanny art\u0131k onlarla ilgilenmiyorlard\u0131, birbirlerini ok\u015fuyorlard\u0131 ve Guigard&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fc ter i\u00e7indeydi: Lucien, zaman zaman tekrarl\u0131yordu: Gen\u00e7 a\u015f\u0131klara bak, baksana \u015funlara! ve c\u00fcmlesi haz\u0131rd\u0131: Onlar bana kendileri gibi yapmak arzusunu veriyorlar. Ama bunu s\u00f6ylemeye cesaret edemiyordu ve g\u00fcl\u00fcmsemekle yetiniyordu; hem sonra ona \u00f6yle geliyordu ki Maud ile o eskiden beri dostturlar, a\u015fk\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00f6r\u00fcrler ve Lucien ona eski dost der ve<br \/>\ns\u0131rt\u0131na vururdu. Fanny birden ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirip onlara \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131kla bakt\u0131. Siz ne yap\u0131yorsunuz? dedi. Haydi \u00f6p\u00fc\u015f\u00fcn, bunun i\u00e7in can at\u0131yorsunuz. Lucien, Maud&#8217;u kollar\u0131na ald\u0131, ama biraz rahats\u0131z oldu, \u00e7\u00fcnk\u00fc Fanny onlara bak\u0131yordu: \u00d6p\u00fc\u015fme uzun ve ba\u015far\u0131l\u0131 olsun isterdi, ama kendi kendine, insanlar soluk almak i\u00e7in ne yaparlar, diye soruyordu. Sonu\u00e7 olarak bu<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar zor de\u011fildi, burun deliklerini tam a\u00e7\u0131k b\u0131rakmak i\u00e7in yanlamas\u0131na \u00f6pmek yetiyordu. Guigard&#8217;\u0131n Bir, iki&#8230; \u00fc\u00e7&#8230; d\u00f6rt&#8230; diye sayd\u0131\u011f\u0131n\u0131 duyuyordu ve elli ikide Maud&#8217;u b\u0131rakt\u0131. Ba\u015flang\u0131\u00e7 i\u00e7in fena de\u011fil, dedi Guigard, ama ben daha iyisini yapaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Lucien, kol saatine bakt\u0131; sayma s\u0131ras\u0131 kendindeydi: Guigard, elli dokuzuncu saniyede Fanny&#8217;nin a\u011fz\u0131n\u0131 b\u0131rakt\u0131. Lucien, k\u0131zg\u0131nd\u0131 ve bu yar\u0131\u015fmay\u0131 aptalca buluyordu. Ben Maud&#8217;u \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fc-davranmak i\u00e7in b\u0131rakt\u0131m, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ama bu zor bir \u015fey de\u011fil, bir kere nefes alabildi mi insan, alabildi\u011fince s\u00fcrd\u00fcrebilir. \u0130kinci bir yar\u0131\u015fma \u00f6nerdi ve kazand\u0131. Sonuna geldikleri zaman Maud, Lucien&#8217;e bakt\u0131 ve ona ciddi ciddi: G\u00fczel \u00f6p\u00fcyorsun, dedi. Lucien,<br \/>\nzevkten k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oldu. Emrinize amadeyim, dedi e\u011filerek. Ama daha \u00e7ok Fanny&#8217;yi \u00f6pmek isterdi. Son metroyu ka\u00e7\u0131rmamak i\u00e7in geceyar\u0131s\u0131 yar\u0131ma do\u011fru birbirlerinden ayr\u0131ld\u0131lar. Lucien \u00e7ok ne\u015feliydi, Raynouard Soka\u011f\u0131nda hoplaya z\u0131playa dans etti ve \u00c7antada keklik, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>Duda\u011f\u0131n\u0131n ucu a\u011fr\u0131yordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok g\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Maud&#8217;u per\u015fembe g\u00fcnleri saat alt\u0131da ve cumartesi ak\u015famlar\u0131 g\u00f6rmeyi adet edinmi\u015fti. K\u0131z \u00f6p\u00fclmeye ses \u00e7\u0131karm\u0131yordu, ama kendini ona vermek istemiyordu.<\/p>\n<p>Lucien, Guigard&#8217;a bu s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 anlatt\u0131, Guigard da onu y\u00fcreklendirdi: B\u0131rak bunlar\u0131, dedi Guigard, Fanny, k\u0131z\u0131n yataca\u011f\u0131ndan emin, yaln\u0131z \u00e7ok gen\u00e7, ancak iki a\u015f\u0131\u011f\u0131 olmu\u015f. Fanny ona \u00e7ok yumu\u015fak davranman\u0131 sal\u0131k verdi. Yumu\u015fak m\u0131? dedi Lucien. Emin misin? \u0130kisi de g\u00fcld\u00fcler. Guigard ekledi: Gereken neyse yap\u0131lmal\u0131 ahbap! Lucien pek yumu\u015fak oldu. Maud&#8217;u \u00e7ok \u00f6p\u00fcyordu ve onu sevdi\u011fini s\u00f6yl\u00fcyordu, ama bu uzad\u0131k\u00e7a pek tekd\u00fcze oluyordu. Hem sonunda k\u0131zla \u00e7\u0131kmaktan pek de kendine pay \u00e7\u0131kartam\u0131yordu: s\u00fcslenmesi konusunda ona bir \u015feyler s\u00f6yl\u00fcyordu, ama k\u0131z \u00f6nyarg\u0131larla doluydu, sinirleniveriyordu. \u00d6p\u00fc\u015fmeler aras\u0131nda sessiz sedas\u0131z, g\u00f6zleri dalg\u0131n el ele tutu\u015farak duruyorlard\u0131. B\u00f6ylesine a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 bak\u0131\u015flarla<br \/>\nne d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc Tanr\u0131 bilir. Lucien, her zaman ayn\u0131 \u015feyi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: kendini, bu k\u00fc\u00e7\u00fck kederli ve belirsiz varl\u0131\u011f\u0131. Kendi kendine: Lemordant olmak isterdim, i\u015fte yolunu bulmu\u015f biri! diyordu. Bu s\u0131ralarda kendini bir ba\u015fkas\u0131 gibi g\u00f6r\u00fcyordu: Kendini seven bir kad\u0131n\u0131n yan\u0131na oturmu\u015f, eli elinde, \u00f6p\u00fc\u015flerle dudaklar\u0131 hala \u0131slak ve kad\u0131n\u0131n ona verdi\u011fi al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc mutlulu\u011fu geri \u00e7eviren biri. Yaln\u0131z biri. B\u00f6ylece k\u00fc\u00e7\u00fck Maud&#8217;un parmaklar\u0131n\u0131 kuvvetle<br \/>\ns\u0131k\u0131yordu ve ya\u015flar g\u00f6zlerine birikiyordu: K\u0131z\u0131 mutlu etmek isterdi. Bir kas\u0131m sabah\u0131 Lemordant, Lucien&#8217;e yakla\u015ft\u0131. Elinde bir ka\u011f\u0131t tutuyordu. \u0130mzalamak ister misin? diye sordu. Nedir bu?<\/p>\n<p>Y\u00fcksek \u00d6\u011fretmen Okulunun korkak Yahudileri y\u00fcz\u00fcnden, Oeuvre&#8217;e, zorunlu askerlik haz\u0131rl\u0131\u011f\u0131na \u00e7\u0131kan iki y\u00fcz imzal\u0131 bir pa\u00e7avra g\u00f6ndermi\u015fler. \u015eimdi biz bunu protesto ediyoruz, en az\u0131ndan bin tane isim gerekir bize: askeri okul, denizci, tar\u0131mc\u0131, X&#8217;ler, b\u00fct\u00fcn kodamanlara imzalat\u0131lacak. Lucien koltuklar\u0131n\u0131n kabard\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetti, sordu: Yay\u0131nlanacak m\u0131 bu? Action&#8217;da tabii. Belki Echo de Paris&#8217;de de. Lucien hemen imzalamak niyetindeydi, ama bunun ho\u015f ka\u00e7mayaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ka\u011f\u0131d\u0131 ald\u0131, dikkatle okudu. Lemordant, ekledi: Sen siyasetle u\u011fra\u015fmazs\u0131n san\u0131r\u0131m, senin tavr\u0131n bu. Ama bir Frans\u0131zs\u0131n, s\u00f6z\u00fcn\u00fc s\u00f6ylemek hakk\u0131n senin. Lucien, `S\u00f6z\u00fcn\u00fc s\u00f6ylemek hakk\u0131n senin&#8217; s\u00f6z\u00fcn\u00fc i\u015fitince i\u00e7ine anlat\u0131lmaz, co\u015fkun bir sevin\u00e7 dolmu\u015ftu. \u0130mzas\u0131n\u0131 att\u0131. Ertesi g\u00fcn Action Fran\u00e7aise&#8217;i ald\u0131, ama bildiri ortada yoktu.<\/p>\n<p>Ancak per\u015fembe g\u00fcn\u00fc yay\u0131nland\u0131. Lucien onu ikinci sayfada \u015fu ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda buldu: Frans\u0131z gen\u00e7li\u011fi Uluslararas\u0131 Yahudili\u011fin a\u011fz\u0131n\u0131n ortas\u0131na sa\u011flam bir yumruk indiriyor. Ad\u0131 oradayd\u0131, s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f, keskin, Lemordant&#8217;\u0131n ad\u0131ndan pek uza\u011fa d\u00fc\u015fmemi\u015f, kendi yak\u0131n\u0131ndaki Fleche ve Flippo&#8217;nun adlar\u0131 kadar yabanc\u0131 bir ad; giyimli ku\u015faml\u0131 duran bir ad. Lucien Fleurier, diye<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, bir k\u00f6yl\u00fc ad\u0131, tam bir Frans\u0131z ad\u0131. F ile ba\u015flayan b\u00fct\u00fcn ad dizisini y\u00fcksek sesle okudu, s\u0131ra kendisininkine gelince onu tan\u0131m\u0131yormu\u015f gibi yaparak okudu. Sonra gazeteyi katlay\u0131p cebine koydu, ne\u015feyle eve d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>Birka\u00e7 g\u00fcn sonra Lemordant&#8217;\u0131 gidip bulan o oldu. Siyasetle u\u011fra\u015f\u0131yor musun? diye sordu ona. Ben birlik \u00fcyesiyim, dedi Lemordant, baz\u0131 baz\u0131 Action&#8217;u okur musun? Pek s\u0131k de\u011fil, diye itiraf etti Lucien, \u015fimdiye kadar bu beni pek ilgilendirmezdi, ama de\u011fi\u015fmekte oldu\u011fumu san\u0131yorum. Lemordant ona y\u00fcz\u00fcn\u00fcn anlat\u0131ms\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcyle hi\u00e7 ilgi duymadan bak\u0131yordu. Lucien ona Bergere&#8217;in `karma\u015fa&#8217; diye adland\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 oldu\u011fu gibi anlatt\u0131.<\/p>\n<p>Nerelisin? diye sordu Lemordant. Ferolles&#8217;lu. Babam\u0131n orada bir fabrikas\u0131 var. Ne kadar zaman kald\u0131n orada? Orta&#8217;ya kadar. Anl\u0131yorum, dedi Lemordant, g\u00fczel, \u00e7ok basit, sen bir ta\u015fral\u0131s\u0131n. Barres&#8217;yi okudun mu? Colette Baudoche&#8217;u okudum. Bu de\u011fil can\u0131m, dedi Lemordant sab\u0131rs\u0131zca. Ben sana Gurbet\u00e7iler&#8217;i getireyim \u00f6\u011fleden sonra: bu senin hikayen. Orada hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve ilac\u0131n\u0131 bulacaks\u0131n.<\/p>\n<p>Kitap ye\u015fil deri ciltliydi. Birinci sayfada bir `exlibris Andre Lemordant&#8217; damgas\u0131 gotik harflerle belli belirsiz yaz\u0131l\u0131 duruyordu. Lucien \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131: Lemordant&#8217;\u0131n bir k\u00fc\u00e7\u00fck ad\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015fti.<\/p>\n<p>Okumaya b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcvensizlikle ba\u015flad\u0131: Ka\u00e7 kereler durumu ona a\u00e7\u0131klamak istenmi\u015fti, ka\u00e7 kereler, Oku bunu, tam tam\u0131na seni anlat\u0131yor, diyerek kitaplar vermi\u015flerdi. Lucien, biraz kederli bir g\u00fcl\u00fc\u015fle, b\u00f6yle birka\u00e7 c\u00fcmleyle \u00e7\u00f6z\u00fcmlenebilecek biri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Oidipus kompleksi, Karma\u015fa: ne \u00e7ocuk\u00e7a \u015feyler ve ne kadar uzaktalar, b\u00fct\u00fcn bunlar! Ama ilk<br \/>\nsayfadan ba\u015flayarak kitaba ba\u011fland\u0131. Bir kere, kitap, psikolojiyle ilgili de\u011fildi -Lucien&#8217;e g\u0131na gelmi\u015fti \u015fu psikolojiden-Barres&#8217;in s\u00f6z etti\u011fi gen\u00e7ler, soyut ki\u015filikler, Rimbaud ve Verlaine gibi bir s\u0131n\u0131fa sokulamayanlar de\u011fillerdi; ne de Freud&#8217;un psikanalizlerini yapt\u0131\u011f\u0131 Viyanal\u0131 aylak kad\u0131nlar gibi hasta insanlard\u0131. Barres onlar\u0131 ortamlar\u0131na, ailelerinin i\u00e7ine yerle\u015ftirerek i\u015fe ba\u015fl\u0131yordu: kat\u0131 gelenekler i\u00e7inde, ta\u015frada, iyi yeti\u015fmi\u015flerdi, Lucien Struel&#8217;i kendine benzer<br \/>\nbuluyordu. Bu do\u011fru i\u015fte, dedi kendi kendine ben do\u011fdu\u011fu yerden kopmu\u015f biriyim.<\/p>\n<p>Fleurier&#8217;lerin ahlak sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, ancak k\u00f6yl\u00fck yerde kazan\u0131lan bir sa\u011fl\u0131k, beden g\u00fcc\u00fcyle kazan\u0131lan bir sa\u011fl\u0131k. (B\u00fcy\u00fckbabas\u0131 bronz bir paray\u0131 parmaklar\u0131 aras\u0131nda b\u00fckerdi.) Ferolles sabahlar\u0131n\u0131 co\u015fkuyla hat\u0131rlad\u0131: kalk\u0131yordu, anne babas\u0131n\u0131 uyand\u0131rmamak i\u00e7in ayaklar\u0131n\u0131n ucuna basarak a\u015fa\u011f\u0131 iniyor, bisikletine atl\u0131yor ve Ilede-France&#8217;\u0131n yumu\u015fak g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc onu belli belirsiz ok\u015fay\u0131\u015fla sar\u0131yordu. Paris&#8217;ten hep tiksindim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<br \/>\nBerenice&#8217;in Bah\u00e7esi&#8217;ni de okudu; zaman zaman okumas\u0131n\u0131 kesiyor, g\u00f6zleri dalg\u0131n, d\u00fc\u015f\u00fcnmeye koyuluyordu: i\u015fte yeniden ona bir ki\u015filik ve al\u0131nyaz\u0131s\u0131, bilincinin bitip t\u00fckenmeyen gevezeliklerinden kurtulma yolu, kendini tan\u0131mlama ve de\u011ferlendirmesi i\u00e7in bir y\u00f6ntem sunuluyordu.<\/p>\n<p>Ama Freud&#8217;un pis ve kirli hayvanlar\u0131na Barres&#8217;nin ona arma\u011fan etti\u011fi k\u00f6yl\u00fck kokular\u0131yla dolu bilin\u00e7alt\u0131n\u0131 nas\u0131l da ye\u011f tutard\u0131. Bunu yakalamak i\u00e7in Lucien&#8217;in kendi kendine kuru ve korkun\u00e7 bir g\u00f6zlem y\u00f6neltmekten ba\u015fka yapacak bir \u015feyi yoktu. Ferolles&#8217;\u00fcn topra\u011f\u0131n\u0131 ve toprak alt\u0131n\u0131 incelemesi, Sernette&#8217;e kadar uzanan dalgal\u0131 tepelerinin anlam\u0131n\u0131 \u00e7\u00f6zmesi, insan co\u011frafyas\u0131na ve tarihe ba\u015fvurmas\u0131 gerekiyordu. Ya da yaln\u0131zca, Ferolles&#8217;e geri gitmeli, orada ya\u015famal\u0131yd\u0131: Orada kendine uygun olan\u0131 bulacakt\u0131; zarars\u0131z ve verimli, Ferolle k\u0131rlar\u0131 boyunca yay\u0131lm\u0131\u015f; ormanlara, kaynaklara, ota kesmi\u015f, besleyici bir humus gibi olan bu yerde Lucien bir y\u00f6netici olma g\u00fcc\u00fcn\u00fc en sonunda elde edecekti. Lucien bu uzun d\u00fc\u015flerden b\u00fcy\u00fck co\u015fkuyla \u00e7\u0131k\u0131yor, zaman zaman da yolunu bulmu\u015f gibi oluyordu.<\/p>\n<p>\u015eimdi, Maud&#8217;un yan\u0131nda, bir kolunu beline dolam\u0131\u015f, sessiz sessiz otururken, i\u00e7inde s\u00f6zc\u00fckler, c\u00fcmle art\u0131klar\u0131 ses veriyordu: gelene\u011fe yeniden ba\u011flanmak, toprak ve \u00f6l\u00fcler, derin ve donuk, bitmez t\u00fckenmez s\u00f6zc\u00fckler. Ne kadar da ayart\u0131c\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Yine de buna inanmaya cesaret edemiyordu: \u00f6nceleri \u00e7oklukla d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frat\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Korkular\u0131n\u0131 Lemordant&#8217;a a\u00e7t\u0131: Bu \u00e7ok g\u00fczel olurdu. Azizim, diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi<br \/>\nLemordant, insan istedi\u011fine hemen inan\u0131vermemeli: yap\u0131p etmeler gerekir. Biraz d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve ekledi: Bizimle birlikte gelmelisin. Lucien b\u00fcy\u00fck bir istekle kabul etti, ama \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc elinde tutmak i\u00e7in titizlendi: Gelirim, dedi, ama bu beni ba\u011f\u0131mlamaz.<\/p>\n<p>G\u00f6rmek ve d\u00fc\u015f\u00fcnmek isterim. Lucien, gen\u00e7 dernek\u00e7ilerin arkada\u015fl\u0131\u011f\u0131yla b\u00fcy\u00fclenmi\u015fti: Ona y\u00fcrekten ve yal\u0131n bir kabul g\u00f6sterdiler, hemen kendini onlar\u0131n aras\u0131nda rahat hissetti. Hemen hemen hepsi kadife bere giyen yirmi kadar \u00f6\u011frenciden olu\u015fan Lemordant `\u00e7etesi&#8217;ni b\u00f6ylece tan\u0131d\u0131. Bri\u00e7 ya da bilardo oynad\u0131klar\u0131 Polder&#8217;in birahanesinin birinci kat\u0131nda oturumlar\u0131n\u0131<br \/>\nyap\u0131yorlard\u0131. Lucien, s\u0131k s\u0131k orada onlar\u0131 bulmaya gidiyordu. Hemen anlad\u0131 ki onlar onu ba\u011f\u0131rlar\u0131na basm\u0131\u015flard\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc her zaman \u0130\u015fte en g\u00fczel \u00e7ocuk! ya da Bizim ulusal Fleurier&#8217;imiz! diye ba\u011f\u0131rarak kar\u015f\u0131lam\u0131\u015flard\u0131 onu.<\/p>\n<p>Ama Lucien&#8217;i \u00f6zellikle onlara \u00e7eken bu iyi huylar\u0131yd\u0131: y\u00fcksekten bakmak, ukalal\u0131k etmek gibi \u015feyler yoktu, siyasal konu\u015fmalar azd\u0131. G\u00fcl\u00fcn\u00fcyor, \u015fark\u0131 s\u00f6yleniyordu, i\u015fte o kadar. Bir hayk\u0131r\u0131\u015ft\u0131r kopuyor, ya da \u00f6\u011frenci gen\u00e7li\u011fi \u015ferefine alk\u0131\u015f tutuluyordu. Lemordant da, hi\u00e7 kimsenin tan\u0131mazl\u0131k etmeye cesaret edemeyece\u011fi bir yetkiden vazge\u00e7meksizin, biraz yay\u0131l\u0131yor, y\u00fcz\u00fcn\u00fc bir g\u00fcl\u00fcmsemedir kapl\u0131yordu.<\/p>\n<p>Lucien, genellikle susuyor, g\u00f6zlerini bu g\u00fcr\u00fclt\u00fcc\u00fc ve kaslar\u0131 geli\u015fmi\u015f gen\u00e7 adamlar\u0131n \u00fczerlerinde gezdiriyordu: Bu bir g\u00fc\u00e7t\u00fcr, diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Onlar\u0131n aras\u0131nda gen\u00e7li\u011fin ger\u00e7ek anlam\u0131n\u0131 azar azar ke\u015ffediyordu: bir Bergere&#8217;in de\u011ferlendirdi\u011fi yapmac\u0131kl\u0131 safl\u0131k i\u00e7inde de\u011fildi art\u0131k. Gen\u00e7lik. Fransa&#8217;n\u0131n gelece\u011fiydi bu. Lemordant&#8217;\u0131n arkada\u015flar\u0131 zaten ergenlik \u00e7a\u011f\u0131n\u0131n karma\u015fas\u0131 i\u00e7inde de\u011fillerdi: bunlar yeti\u015fkindiler, \u00e7o\u011funun da sakallar\u0131 vard\u0131. Onlara iyice bak\u0131nca, hepsinde, bir yak\u0131n tav\u0131r buluyordu insan: ya\u015flar\u0131n\u0131n gere\u011fi olan<br \/>\nba\u015f\u0131bo\u015fluktan, belirsizlikten kurtulmu\u015flard\u0131, \u00f6\u011frenecek bir\u015feyleri yoktu art\u0131k,<br \/>\nolgunla\u015fm\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>Ciddi olmayan y\u0131rt\u0131c\u0131 \u015fakalar\u0131 ba\u015flang\u0131\u00e7ta Lucien&#8217;i biraz \u015fa\u015f\u0131rtt\u0131: insan onlar\u0131n bilin\u00e7siz olduklar\u0131 san\u0131s\u0131na kap\u0131labilirdi. Remy gelip de k\u00f6ktenci liderin kar\u0131s\u0131 Bayan Dubus&#8217;\u00fcn bacaklar\u0131n\u0131 bir kamyonun \u00e7i\u011fnedi\u011fini haber verince Lucien, \u00f6nce, bahts\u0131z hasma bir sayg\u0131 g\u00f6sterisi yapmalar\u0131n\u0131 bekledi. Ama onlar kat\u0131la kat\u0131la g\u00fcld\u00fcler ve \u0130htiyar le\u015f!, Sayg\u0131de\u011fer kamyoncu! diye ba\u011f\u0131rarak kal\u00e7alar\u0131na vurdular. Lucien&#8217;in biraz can\u0131 s\u0131k\u0131ld\u0131, ama birden, bu ar\u0131nd\u0131r\u0131c\u0131 g\u00fcl\u00fc\u015flerin bir s\u0131\u011f\u0131nak oldu\u011funu anlad\u0131: bir tehlike kokusu sezmi\u015flerdi, a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir ac\u0131ma duygusuna g\u00f6n\u00fclleri elvermemi\u015fti; kapanm\u0131\u015flard\u0131. Lucien de g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131. Azar azar, onlar\u0131n afacanl\u0131klar\u0131 Lucien&#8217;e ger\u00e7ek ayd\u0131nl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde g\u00f6z\u00fckt\u00fc: afacanl\u0131klar\u0131 havailikten \u00f6teye gitmiyordu, ger\u00e7ekte bu bir hakk\u0131n olumlanmas\u0131yd\u0131: inan\u00e7lar\u0131 \u00f6ylesine derin, \u00f6ylesine dinseldi ki bu inan\u00e7 onlara havai gibi g\u00f6z\u00fckme, gezip tozma hakk\u0131n\u0131 veriyordu, b\u00fct\u00fcn bunlar i\u015fin \u00f6z\u00fc de\u011fildi. Charles Maurras&#8217;n\u0131n so\u011fuk mizah\u0131yla Desperreau&#8217;nun \u015fakalar\u0131 aras\u0131nda (s\u00f6zgeli\u015fi sokaklarda cebinde bir \u0130ngiliz kaputu par\u00e7as\u0131 ta\u015f\u0131yarak geziyor ve buna Blum&#8217;un s\u00fcnnet art\u0131\u011f\u0131 diyordu) ancak bir derece fark\u0131 vard\u0131. Ocak ay\u0131nda, \u00fcniversite, iki \u0130sve\u00e7li minerolojiste, `\u015feref doktoru&#8217; unvan\u0131n\u0131n resmi bir t\u00f6renle verilece\u011fini bildirdi. G\u00fczel bir c\u00fcmb\u00fc\u015f g\u00f6rmek ister misin? dedi Lemordant, Lucien&#8217;e bir \u00e7a\u011fr\u0131 kart\u0131 uzatarak. B\u00fcy\u00fck anfi silme doluydu. Marseillaise&#8217;in sesleri aras\u0131nda Cumhurba\u015fkan\u0131n\u0131n ve Rekt\u00f6r\u00fcn girdi\u011fini g\u00f6r\u00fcnce Lucien&#8217;in y\u00fcre\u011fi atmaya ba\u015flad\u0131. Arkada\u015flar\u0131 i\u00e7in korkuya kap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Hemen ayn\u0131 anda, trib\u00fcnlerde baz\u0131 gen\u00e7ler aya\u011fa kalkt\u0131lar ve ba\u011f\u0131rmaya ba\u015flad\u0131lar. Lucien yak\u0131n biri olarak Remy&#8217;yi tan\u0131d\u0131, domates gibi k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131yd\u0131, ceketinden \u00e7eki\u015ftiren iki adam\u0131n aras\u0131ndan y\u0131rt\u0131narak Fransa Frans\u0131zlar\u0131nd\u0131r! diye ba\u011f\u0131r\u0131p duruyordu.<\/p>\n<p>Ama \u00f6te yanda, ha\u015far\u0131 bir \u00e7ocuk havas\u0131yla, ya\u015fl\u0131 bir beyin k\u00fc\u00e7\u00fck bir trompeti \u00fcfledi\u011fini g\u00f6r\u00fcnce \u00e7ok ho\u015funa gitti. Sa\u011fl\u0131kl\u0131 do\u011frusu, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. \u00c7ok gen\u00e7lere bu a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 havay\u0131 ve daha ya\u015fl\u0131lara bu afacan tavr\u0131 veren g\u00fcr\u00fclt\u00fcc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn ve inat\u00e7\u0131 ciddili\u011fin bu bir e\u015fi daha olmayan karma\u015fas\u0131n\u0131n tad\u0131na var\u0131yordu. Lucien, sonra kendi de alaya almay\u0131 denedi. Baz\u0131 sonu\u00e7lara vard\u0131 ve Herriot \u00fczerine Rahat yata\u011f\u0131nda \u00f6l\u00fcrse bu adam, insan Tanr\u0131&#8217;ya inanmamal\u0131, yarg\u0131s\u0131na vard\u0131\u011f\u0131 zaman i\u00e7inde kutsal bir \u00f6fkenin do\u011fdu\u011funu duyuyordu.<\/p>\n<p>Di\u015flerini s\u0131k\u0131yordu o zaman ve bir an i\u00e7in kendini Remy ya da Desperreau kadar inan\u00e7l\u0131, sa\u011flam, g\u00fc\u00e7l\u00fc hissediyordu. Lemordant hakl\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, insan yap\u0131p etmeli, hepsi bu. Tart\u0131\u015fmada kar\u015f\u0131 koymay\u0131 da \u00f6\u011frendi. Bir Cumhuriyet\u00e7iden ba\u015fka bir \u015fey olmayan Guigard itirazlarla onu yoruyordu. Lucien iyi niyetle dinliyor, ama bir s\u00fcre sonra bo\u015f veriyordu. Guigard durmadan konu\u015fuyordu, ama Lucien ona bakm\u0131yordu art\u0131k; Pantolonunun kat yeriyle oynuyor, kad\u0131nlara do\u011fru sigaras\u0131n\u0131n duman\u0131yla halkalar yaparak dalga ge\u00e7iyordu. Her \u015feye kar\u015f\u0131l\u0131k Guigard&#8217;\u0131n kar\u015f\u0131 koymalar\u0131n\u0131 biraz dinliyordu, ama onlar a\u011f\u0131rl\u0131klar\u0131n\u0131 yitiriyorlar ve \u00fcst\u00fcnden hafif ve ba\u015f\u0131bo\u015f kay\u0131p gidiyorlard\u0131. Guigard sonunda burulup susuyordu.<\/p>\n<p>Lucien anne babas\u0131na yeni arkada\u015flar\u0131ndan s\u00f6z etti. Bay Fleurier, ona \u00e7\u0131\u011f\u0131rtkanl\u0131kla yetinip yetinmeyece\u011fini sordu. Lucien teredd\u00fct etti ve a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131kla: \u0130stiyorum, dedi, ger\u00e7ekten istiyorum. Lucien, rica ederim b\u00f6yle \u015feylerle u\u011fra\u015fma, dedi annesi, onlar \u00e7ok hareketlidirler, hemen bir felaket gelir ba\u015f\u0131na. Bakars\u0131n paparay\u0131 yersin ya da hapse girersin, de\u011fil mi? Hem sonra siyaset yapmak i\u00e7in \u00e7ok gen\u00e7sin daha. Lucien annesine tats\u0131z bir<br \/>\ng\u00fcl\u00fc\u015fle kar\u015f\u0131l\u0131k verdi. Bay Fleurier araya girdi: B\u0131rak \u00e7ocu\u011fu \u015fekerim, dedi tatl\u0131l\u0131kla, b\u0131rak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yaps\u0131n, bu yollar\u0131 ge\u00e7mesi gerek. Bu g\u00fcnden sonra Lucien&#8217;e \u00f6yle geldi ki annesi babas\u0131 ona belli bir sayg\u0131nl\u0131kla davran\u0131yorlar. Bununla birlikte, o kendi kendine karar vermiyordu. Bu birka\u00e7 hafta ona \u00e7ok \u015fey \u00f6\u011fretmi\u015fti; zaman zaman babas\u0131n\u0131n iyilik\u00e7i merak\u0131yla, Bayan Fleurier&#8217;nin kayg\u0131lar\u0131yla, Guigard&#8217;\u0131n beliren sayg\u0131s\u0131yla, Lemordant&#8217;\u0131n<br \/>\n\u0131srar\u0131yla, Remy&#8217;nin sab\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yordu ve ba\u015f\u0131n\u0131 sallayarak kendi kendine: Bu k\u00fc\u00e7\u00fck bir i\u015f de\u011fil, diyordu. Lemordant&#8217;la uzun bir konu\u015fmalar\u0131 oldu. Lemordant onun d\u00fc\u015f\u00fcncelerini \u00e7ok iyi anlad\u0131, ona kendini s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rmamas\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. Lucien \u015fimdi de \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131k bunal\u0131mlar\u0131 i\u00e7indeydi; i\u00e7inde, bir kahve iskemlesinde oturup duran saydam bir pelte y\u0131\u011f\u0131n\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 izlenimi uyan\u0131yor, \u00e7\u0131\u011f\u0131rtkanlar\u0131n devinimleri ona sa\u00e7ma gibi g\u00f6z\u00fck\u00fcyordu. Ama bir ba\u015fka zaman, kendini bir ta\u015f kadar kat\u0131 ve a\u011f\u0131r hissediyor, hemen hemen mutlu oluyordu.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn \u00e7eteyle iyiden iyiye arkada\u015f olmu\u015ftu. Hebard&#8217;\u0131n ge\u00e7en yaz tatilinde ona \u00f6\u011fretti\u011fi Rebecca&#8217;n\u0131n D\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u015fark\u0131s\u0131n\u0131 s\u00f6yledi onlara; herkes onun pek e\u011flendirici buldu. Lucien co\u015fkulu ve g\u00fczel bir konu\u015fmayla Yahudilerle ilgili bir\u00e7ok i\u011fneleyici d\u00fc\u015f\u00fcnceler s\u00f6yledi ve \u00e7ok hasis olan Berliac&#8217;tan s\u00f6z etti: Her zaman kendi kendime diyorum: bu kadar eli s\u0131k\u0131 olmak m\u00fcmk\u00fcn de\u011filken, nas\u0131l b\u00f6ylesine eli s\u0131k\u0131d\u0131r? G\u00fcn\u00fcn birinde bunun nedenini anlad\u0131m: \u00e7\u00fcnk\u00fc o soydand\u0131r. Herkes g\u00fclmeye ba\u015flad\u0131 ve bir \u00e7e\u015fit co\u015fku sard\u0131 Lucien&#8217;i;<br \/>\nkendini Yahudilere kar\u015f\u0131 ger\u00e7ekten \u00f6fkeli hissetti. Berliac&#8217;\u0131n an\u0131s\u0131 onun i\u00e7in pek tiksindiriciydi. Lemordant onun g\u00f6zlerinin i\u00e7ine bakt\u0131 ve ona: Sen temiz bir adams\u0131n, dedi. Bundan sonra, Lucien&#8217;den s\u0131k s\u0131k dilekte bulunuyorlard\u0131: Fleurier, bize m\u0131hs\u0131\u00e7t\u0131larla ilgili g\u00fczel bir hikaye anlat, ve Lucien babas\u0131ndan duydu\u011fu Yahudi hikayelerini anlat\u0131yordu. Bir g\u00fcn Lefy rastlar Plum&#8217;e&#8230; diye belli bir deyi\u015fle ba\u015flayarak arkada\u015flar\u0131n\u0131 ne\u015felendiriyordu.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcn birinde Remy ile Paten\u00f6tre, Seine Nehri k\u0131y\u0131s\u0131nda Cezayirli bir Yahudi&#8217;yle kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131n\u0131, onu suya atmak istermi\u015f gibi \u00fczerine y\u00fcr\u00fcy\u00fcp onu fena halde korkuttuklar\u0131n\u0131 anlatt\u0131lar: Kendi kendime diyordum ki, diye s\u00f6z\u00fcn\u00fc tamamlad\u0131 Remy, Fleurier&#8217;nin bizimle birlikte olmamas\u0131 ne k\u00f6t\u00fc. Belki b\u00f6ylesi daha iyi oldu, yani orada olmamas\u0131, diye araya girdi Desperreau. Yahudiyi suya atard\u0131! Bir bak\u0131\u015fta Yahudileri tan\u0131makta Lucien&#8217;in \u00fcst\u00fcne yoktu. Guigard&#8217;la soka\u011fa \u00e7\u0131kt\u0131klar\u0131nda onu dirse\u011fiyle d\u00fcrt\u00fcyordu: Birdenbire geri d\u00f6nme; k\u00fc\u00e7\u00fck, t\u0131knaz, arkam\u0131zda onlardan biri! Bu konuda, diyordu Guigard, senin koklama yetene\u011fin var! Fanny&#8217;yse Yahudilerin kokusunu hi\u00e7 alam\u0131yordu. Bir per\u015fembe d\u00f6rd\u00fc de Maud&#8217;un odas\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131lar ve Lucien, Rebecca&#8217;n\u0131n D\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc \u015fark\u0131s\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. Fanny dayanam\u0131yordu, Yeter yeter, alt\u0131ma edece\u011fim, diyordu. Lucien \u015fark\u0131y\u0131 bitirince Fanny ona<br \/>\nmutlu, daha da \u00e7ok tatl\u0131 bir bak\u0131\u015fla bakt\u0131.<\/p>\n<p>Polder birahanesinde Lucien&#8217;e sonunda bir oyun oynad\u0131lar. Her zaman Yahudileri seven Fleurier, ya da Leon Blum, yani Fleurier&#8217;nin yak\u0131n dostu&#8230; diye uluorta konu\u015fan biri \u00e7\u0131k\u0131yordu ve \u00f6tekiler a\u011f\u0131zlar\u0131 a\u00e7\u0131k, soluklar\u0131n\u0131 tutarak kendilerinden ge\u00e7ip bekliyorlard\u0131. Lucien k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oluyordu, Yeter be!.. diye ba\u011f\u0131rarak elini masaya vuruyordu ve \u00f6tekiler g\u00fclmekten k\u0131r\u0131l\u0131yorlard\u0131.<\/p>\n<p>Yuttu! Yuttu! Hem de nas\u0131l yuttu! diyorlard\u0131. Siyasal toplant\u0131larda s\u0131k s\u0131k onlarla birlikte oluyordu. Bu arada Profes\u00f6r Claude&#8217;u ve Maxime Real del Sartre&#8217;\u0131 dinledi. Yeni u\u011fra\u015flar\u0131 y\u00fcz\u00fcnden \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 biraz aks\u0131yordu, ama bu y\u00fczden de Lucien, Centrale s\u0131navlar\u0131na g\u00fcvenemiyordu, Bay Fleurier olgunluk g\u00f6sterdi: Lucien&#8217;in, ya\u015famay\u0131 \u00f6\u011frenmesi gerek, dedi kar\u0131s\u0131na. Bu toplant\u0131lar\u0131n \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda Lucien ve arkada\u015flar\u0131 ate\u015fleniyorlard\u0131 ve yaramazl\u0131klar<br \/>\nyap\u0131yorlard\u0131. Bir keresinde bir d\u00fczine kadard\u0131lar ve Humanite gazetesini okuyarak Saint-Andre-des-Arts Soka\u011f\u0131&#8217;ndan ge\u00e7en sessiz sedas\u0131z, ufak tefek bir adama rastlad\u0131lar.<\/p>\n<p>Adam\u0131 bir duvar\u0131n k\u00f6\u015fesine s\u0131k\u0131\u015ft\u0131rd\u0131lar ve Remy emretti: At elinden o gazeteyi. Ufak tefek adam numara yapmak istiyordu, ama Desperreau adam\u0131n arkas\u0131na ge\u00e7iverdi, Lemordant gazeteyi \u00e7ekip ald\u0131\u011f\u0131 s\u0131rada onu k\u0131sk\u0131vrak tuttu. \u00c7ok e\u011flenceliydi durum. K\u00fc\u00e7\u00fck adam: B\u0131rak\u0131n beni, b\u0131rak\u0131n beni! diye ba\u011f\u0131rarak \u00f6fkeyle havaya tekmeler savuruyordu, tuhaf bir tav\u0131r vard\u0131 ama Lemordant, sakin sakin gazeteyi y\u0131rt\u0131yordu. Ama Desperreau adam\u0131 b\u0131rakmak isteyince olanlar oldu, adam Lemordant&#8217;\u0131n \u00fcst\u00fcne at\u0131ld\u0131; Remy tam zaman\u0131nda adam\u0131n kula\u011f\u0131n\u0131n arkas\u0131na bir yumruk patlamasayd\u0131 adam Lemordant&#8217;a vuracakt\u0131. Adam gitti duvara toslad\u0131, hepsine k\u00f6t\u00fc k\u00f6t\u00fc bakarak: Pis Frans\u0131zlar! dedi. S\u0131k\u0131ysa bir daha s\u00f6yle, dedi Marchesseau. Lucien \u00e7\u0131ngar \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 anlad\u0131. Marchesseau Fransa s\u00f6z konusu oldu mu<br \/>\n\u015fakaya gelmiyordu. Pis Frans\u0131zlar! dedi yabanc\u0131. Fena bir tokat yedi ve ba\u015f\u0131 \u00f6ne e\u011fik, homurdanarak ileri do\u011fru at\u0131ld\u0131: Pis Frans\u0131zlar, pis kentsoylular, sizden tiksiniyorum, dilerim hepiniz geberesiniz, hepiniz, hepiniz! ve Lucien&#8217;in bile akl\u0131na getiremeyece\u011fi bir \u015fiddet ve bir y\u0131\u011f\u0131n ba\u015fka s\u00f6vg\u00fc dalgas\u0131.<\/p>\n<p>O zaman hepsinin sabr\u0131 ta\u015ft\u0131, ona hep birden giri\u015fmek, iyi bir ders vermek zorunda kald\u0131lar. Bir s\u00fcre sonra adam\u0131 b\u0131rakt\u0131lar; adam duvar\u0131n \u00fcst\u00fcne y\u0131\u011f\u0131ld\u0131, bacaklar\u0131 titriyordu, bir yumruk sa\u011f g\u00f6z\u00fcn\u00fc \u015fi\u015firmi\u015fti, \u00f6tekiler onun \u00e7evresinde vurmaktan yorulmu\u015f, adam\u0131n yere y\u0131\u011f\u0131lmas\u0131n\u0131 bekliyorlard\u0131. Adam a\u011fz\u0131n\u0131 b\u00fczd\u00fc ve t\u00fck\u00fcrd\u00fc: Pis Frans\u0131zlar! Yeniden ba\u015flayal\u0131m m\u0131 istiyorsun? dedi Desperreau, nefes nefeseydi. Adam i\u015fitmemi\u015f gibiydi; onlara sol g\u00f6z\u00fcyle, meydan okurcas\u0131na bak\u0131yor ve tekrarl\u0131yordu: Pis Frans\u0131zlar! Pis Frans\u0131zlar! Bir duraksama an\u0131 oldu ve Lucien, arkada\u015flar\u0131n\u0131n d\u00f6v\u00fc\u015f\u00fc b\u0131rakacaklar\u0131n\u0131 anlad\u0131. O zaman kendinden g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u015fey onu itti, ileri f\u0131rlad\u0131 ve b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle vurdu. \u00c7at\u0131rdayan bir \u015fey i\u015fitti ve adamca\u011f\u0131z ona \u015fa\u015fk\u0131n ve bitik bir tav\u0131rla bakt\u0131: Pis&#8230; diye geveledi a\u011fz\u0131nda. Ama patlam\u0131\u015f olan g\u00f6z\u00fc, k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 bir k\u00fcre ve g\u00f6zbebeksiz olarak ortaya \u00e7\u0131kmaya ba\u015flad\u0131, di\u015flerinin \u00fcst\u00fcne d\u00fc\u015ft\u00fc ve tek bir s\u00f6z s\u00f6ylemedi art\u0131k. Kiri\u015fi k\u0131ral\u0131m, diye soludu Remy. Ko\u015ftular ve ancak Saint-Michel Alan\u0131nda durdular; pe\u015flerinde kimse yoktu. Kravatlar\u0131n\u0131 d\u00fczelttiler; elinin i\u00e7iyle her biri bir \u00f6tekinin \u00fcst\u00fcn\u00fc ba\u015f\u0131n\u0131 silkti.<\/p>\n<p>Ak\u015fam, gen\u00e7lerin bir \u015fey yapt\u0131klar\u0131n\u0131 an\u0131\u015ft\u0131rmayacak bir \u015fekilde ge\u00e7ti. Birbirlerine kar\u015f\u0131 \u00f6zellikle nazik g\u00f6z\u00fckt\u00fcler. Onlara duygular\u0131n\u0131 \u00f6rtmeye yarayan bu edepli sertli\u011fi b\u0131rakm\u0131\u015flard\u0131 her zaman oldu\u011fu gibi. Birbirleriyle nezaketle konu\u015fuyorlard\u0131, Lucien aileleri i\u00e7inde nas\u0131l olmak zorunda olduklar\u0131n\u0131 ilk kez g\u00f6sterdiklerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ama o da \u00e7ok sinirliydi; sokak ortas\u0131nda serserilerle d\u00f6v\u00fc\u015fmek adeti yoktu. Sevgiyle Maud ve Fanny&#8217;yi<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>G\u00f6z\u00fc uyku tutmad\u0131. Bir amat\u00f6r olarak pe\u015flerinden gitmeyi s\u00fcrd\u00fcremeyece\u011fim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. \u015eimdi her \u015fey iyice belli oldu, ba\u011f\u0131mlanmam gerekiyor! \u0130yi haberi Lemordant&#8217;a verirken kendini a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 ve neredeyse dindar hissediyordu. Karar verildi, dedi, sizinle birlikteyim. Lemordant onun omzuna vurdu ve \u00e7ete, bu olay\u0131 birka\u00e7 \u015fi\u015fe devirerek kutlad\u0131. Ne\u015feli g\u00fcr\u00fclt\u00fcc\u00fc tav\u0131rlar\u0131n\u0131 yeniden kazanm\u0131\u015flard\u0131. D\u00fcnk\u00fc olaydan hi\u00e7 s\u00f6z etmediler. Ayr\u0131l\u0131rlarken Marchesseau, Lucien&#8217;e k\u0131saca: Zehir zemberek adams\u0131n! dedi. Lucien, Bir Yahudi&#8217;ydi! diye kar\u015f\u0131l\u0131k verdi.<\/p>\n<p>Ertesi g\u00fcn Lucien, elinde Saint-Michel Bulvar\u0131&#8217;nda bir ma\u011fazadan ald\u0131\u011f\u0131 hezaren bastonla gitti, Maud&#8217;u buldu. Maud hemencecik anlad\u0131; bastona bakt\u0131 ve Yoksa oldu mu? dedi, Lucien g\u00fcl\u00fcmseyerek Oldu, dedi. Maud ho\u015flanm\u0131\u015f gibi g\u00f6z\u00fckt\u00fc; ki\u015fisel olarak daha \u00e7ok sol d\u00fc\u015f\u00fcncelere yatk\u0131nd\u0131, ama geni\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnceliydi.<\/p>\n<p>Ben b\u00fct\u00fcn partilerde, dedi k\u0131z, iyi yanlar buluyorum. Gece boyunca onun k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7\u0131\u011f\u0131rtkan\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yleyerek bir\u00e7ok kez Lucien&#8217;in ensesini ok\u015fad\u0131. Bundan k\u0131sa bir s\u00fcre sonra, bir cumartesi gecesi, Maud kendini yorgun hissetti: Eve gitmek istiyorum galiba, dedi k\u0131z, Uslu uslu oturursan yukar\u0131 \u00e7\u0131kabilirsin benimle: elimden tutars\u0131n ye \u00e7ok hasta olan k\u00fc\u00e7\u00fck Maud&#8217;una nazik davran\u0131rs\u0131n, ona hikayeler anlat\u0131rs\u0131n. Lucien&#8217;in hi\u00e7 can\u0131 \u00e7ekmiyordu;<br \/>\nMaud&#8217;un odas\u0131 d\u00fczenli yoksullu\u011fuyla onu h\u00fcz\u00fcnlendiriyordu: Buraya bir hizmet\u00e7i odas\u0131 denebilirdi. Ama b\u00f6ylesine g\u00fczel bir f\u0131rsat\u0131 ka\u00e7\u0131rmakla su\u00e7 i\u015flemi\u015f olurdu. Daha i\u00e7eri yeni girmi\u015flerdi ki Maud Oh! Ne kadar rahatlad\u0131m, diyerek kendini yata\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcne att\u0131, sonra sustu ve dudaklar\u0131n\u0131 b\u00fczerek g\u00f6zlerini Lucien&#8217;e dikti. Lucien yan\u0131na gelip uzand\u0131 ve k\u0131z parmaklar\u0131n\u0131 aral\u0131k b\u0131rakarak elini g\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcne kapatt\u0131 ve \u00e7ocuksu bir sesle: Hu hu, seni<br \/>\ng\u00f6r\u00fcyorum, biliyor musun, seni g\u00f6r\u00fcyorum, Lucien! diyordu Lucien kendini a\u011f\u0131r ve yumu\u015fak hissediyordu; k\u0131z parmaklar\u0131n\u0131 onun a\u011fz\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc ve Lucien onlar\u0131 emdi, sonra k\u0131zla tatl\u0131 tatl\u0131 konu\u015ftu, ona: K\u00fc\u00e7\u00fck Maud hasta, nedir onu s\u0131kan, k\u00fc\u00e7\u00fck Maud&#8217;cu\u011fu? dedi. K\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn bedenini ok\u015fad\u0131, k\u0131z g\u00f6zlerini kapam\u0131\u015ft\u0131 ve esrarl\u0131 esrarl\u0131 g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu. Bir s\u00fcre sonra, Maud&#8217;un etekli\u011fini yukar\u0131 s\u0131y\u0131rm\u0131\u015ft\u0131, a\u015fk yapmaktayd\u0131lar. Lucien: Ben nasipli biriyim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ah bilsen, dedi Maud bitirdikleri zaman, bunu ne kadar bekliyordum! Lucien&#8217;e tatl\u0131 bir yak\u0131nl\u0131kla bakt\u0131: Koca o\u011flan, bir de senin uslu duraca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yordum! Lucien de onun kadar \u015fa\u015f\u0131rm\u0131\u015f oldu\u011funu s\u00f6yledi.<\/p>\n<p>Bu da oldu i\u015fte, dedi Lucien. K\u0131z biraz d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve ona ciddi ciddi: Hi\u00e7bir \u015feyden pi\u015fman de\u011filim, dedi. Bundan \u00f6ncekiler belki \u00e7ok temizdi, ama eksikti.<\/p>\n<p>Benim bir metresim var, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien, metroda. \u0130\u00e7ki ve taze bal\u0131k kokusu sinmi\u015fti \u00fcst\u00fcne, yorgun ve bombo\u015ftu. Terle \u0131slanm\u0131\u015f g\u00f6mle\u011fi bedenine de\u011fmesin diye dimdik oturdu, bedeni kesilmi\u015f s\u00fct gibi geliyordu ona. Kendi kendine tekrarlad\u0131: Benim bir metresim var, ama kendini eksikle\u015fmi\u015f hissediyordu: daha geceleyin Maud&#8217;ta arzulad\u0131\u011f\u0131 \u015fey, \u00f6rt\u00fcl\u00fc gibi<br \/>\nduran kapal\u0131 ve s\u0131n\u0131rl\u0131 y\u00fcz\u00fc, ince g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc, a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 hal ve tavr\u0131, kendini bilen k\u0131z olu\u015fu, erkek cinsine kar\u015f\u0131 \u00f6nemsemez davran\u0131\u015flar\u0131yd\u0131; yani kendine \u00f6zg\u00fc k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fc\u015f\u00fcnceleriyle, utanmalar\u0131yla, ipek \u00e7oraplar\u0131yla, krepten entarisiyle, dalgal\u0131 sa\u00e7lar\u0131yla onu bilinmeyen, sahiden bir ba\u015fka cins, kat\u0131 ve belirli, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda yapan b\u00fct\u00fcn bunlard\u0131. B\u00fct\u00fcn bu boyalar onun kucaklamalar\u0131yla erimi\u015fti, ona bir et y\u0131\u011f\u0131n\u0131 kal\u0131yordu, bir kar\u0131n gibi \u00e7\u0131plak,<br \/>\ng\u00f6zs\u00fcz bir y\u00fcze yakla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131 dudaklar\u0131n\u0131, nemlenmi\u015f bedeninin kocaman \u00e7i\u00e7e\u011fine sahip olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>\u00d6rt\u00fclerin alt\u0131nda \u00e7alkant\u0131larla ve t\u00fcyl\u00fc esnemelerle se\u011firen k\u00f6r hayvan\u0131 yeniden g\u00f6rd\u00fc ve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Biz ikimiz&#8217;indik. \u0130kisi bir olmu\u015flard\u0131, Maud&#8217;un etinden kendi etini ay\u0131ram\u0131yordu, hi\u00e7 kimse ona bu tiksindirici mahremiyet duygusunu vermemi\u015fti, \u00e7al\u0131l\u0131\u011f\u0131n arkas\u0131ndan pipisini g\u00f6sterdi\u011fi ya da alt\u0131na etti\u011fi ve kar\u0131n \u00fcst\u00fc yatt\u0131\u011f\u0131 ve donu kurutulurken arkas\u0131 \u00e7\u0131plak debelendi\u011fi zaman belki Riri d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7 kimse. Lucien, Guigard&#8217;\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek biraz<br \/>\nrahatlamay\u0131 denedi; ona yar\u0131n, Maud&#8217;la yatt\u0131m, k\u00fc\u00e7\u00fck yaman bir kad\u0131n, babal\u0131k; onun kan\u0131nda var bu, diyecekti. Ama oturdu\u011fu yerde rahat de\u011fildi: kendini metronun s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131 i\u00e7inde \u00e7\u0131plak, elbiselerinin ince \u00f6rt\u00fcs\u00fc alt\u0131nda \u00e7\u0131plak, bir papaz\u0131n yan\u0131nda otururken, iki olgun kad\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda kirlenmi\u015f koca bir ku\u015fkonmaz gibi kat\u0131 ve \u00e7\u0131plak hissediyordu.<\/p>\n<p>Guigard onu co\u015fkuyla kutlad\u0131. Fanny&#8217;den yana can\u0131 s\u0131kk\u0131nd\u0131: Onun sahiden pek k\u00f6t\u00fc huyu var. D\u00fcn b\u00fct\u00fcn gece kafam\u0131 \u015fi\u015firdi. \u0130kisi de bir konuda anla\u015ft\u0131lar: kad\u0131nlar b\u00f6yleydi, onlar\u0131n olmas\u0131 da gerekiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc insan evleninceye kadar elini kad\u0131na s\u00fcrmeden ya\u015fayamazd\u0131 ve sonra k\u0131zlar ne \u00e7\u0131karc\u0131yd\u0131lar, ne de hasta, ama k\u0131zlara ba\u011flanmak yanl\u0131\u015f bir i\u015f olacakt\u0131.<\/p>\n<p>Guigard b\u00fcy\u00fck bir incelikle ger\u00e7ek gen\u00e7 k\u0131zlardan s\u00f6z etti. Lucien, k\u0131z karde\u015finin ne yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 sordu.<\/p>\n<p>\u0130yidir, babal\u0131k, dedi Guigard, senin bir d\u00f6nek oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyor.<\/p>\n<p>Anl\u0131yorsun, diye biraz ald\u0131rmazl\u0131kla ekledi, bir k\u0131z karde\u015fim var diye \u015fikayet\u00e7i de\u011filim; yoksa insan\u0131n anlayamayaca\u011f\u0131 bir y\u0131\u011f\u0131n \u015fey var. Lucien onu \u00e7ok iyi anl\u0131yordu. Sonunda s\u0131k s\u0131k gen\u00e7 k\u0131zlardan s\u00f6z ettiler ve kendilerini i\u00e7leri \u015fiir dolu hissettiler. Guigard kad\u0131nlardan yana pek ba\u015far\u0131l\u0131 olan day\u0131lar\u0131ndan birinin s\u00f6zlerini tekrarlamay\u0131 seviyordu: Belki her zaman<br \/>\niyilik yapmad\u0131m \u015fu kahrolas\u0131 \u00f6mr\u00fcmde, ama Tanr\u0131n\u0131n benim i\u00e7in hesaba kataca\u011f\u0131 bir \u015fey var: Bir gen\u00e7 k\u0131za el s\u00fcrmektense elimi keserim daha iyi. Baz\u0131 kereler Pierrette Guigard&#8217;\u0131n arkada\u015flar\u0131na gittiler. Lucien, Pierrette&#8217;i \u00e7ok seviyordu, onunla biraz muzip bir a\u011fabey gibi konu\u015fuyordu. Lucien ona minnettard\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc Pierrette sa\u00e7lar\u0131n\u0131 kesmemi\u015fti. Lucien, siyasal eylemlerle \u00e7ok u\u011fra\u015f\u0131yordu, her pazar sabah\u0131 Neully Kilisesinin \u00f6n\u00fcnden bir Action<br \/>\nFran\u00e7aise almaya gidiyordu.<\/p>\n<p>\u0130ki saatten fazla, bir boydan bir boya, ciddi bir y\u00fczle dola\u015f\u0131yordu. Ayinden \u00e7\u0131kan gen\u00e7 k\u0131zlar baz\u0131 baz\u0131 g\u00fczel g\u00f6zlerini ona do\u011fru \u00e7eviriyorlard\u0131, o zaman Lucien biraz gev\u015fiyordu, kendini temiz ve g\u00fc\u00e7l\u00fc hissediyordu, onlara g\u00fcl\u00fcyordu. Kad\u0131nlara sayg\u0131 g\u00f6sterdi\u011fini \u00e7eteye anlatt\u0131. Bekledi\u011fi anlay\u0131\u015f\u0131 onlarda buldu\u011fu i\u00e7in mutlu olmu\u015ftu. Zaten hemen hemen hepsinin<br \/>\nk\u0131z karde\u015fleri vard\u0131.<\/p>\n<p>17 Nisanda Guigard&#8217;lar Pierrette&#8217;in on sekizinci ya\u015f g\u00fcn\u00fc i\u00e7in bir toplant\u0131 yapt\u0131lar ve do\u011fal olarak Lucien de \u00e7a\u011fr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Pierrette&#8217;le pek yak\u0131n dosttu, k\u0131z ona kavalyem diyordu ve Lucien onu biraz kendisine a\u015f\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcyordu. Bayan Guigard, acemi bir piyanist getirtmi\u015fti; \u00f6\u011fleden sonra \u00e7ok ne\u015feli ge\u00e7ece\u011fe benziyordu. Lucien bir\u00e7ok kere Pierrette&#8217;le dans etti ve sonra dostlar\u0131n\u0131 holde kar\u015f\u0131layan Guigard&#8217;\u0131 bulmaya gitti. Merhaba, dedi Guigard, san\u0131r\u0131m hepiniz tan\u0131\u015f\u0131yorsunuz: Fleurier, Simon, Vanusse, Ledoux. Guigard<br \/>\narkada\u015flar\u0131n\u0131n adlar\u0131n\u0131 s\u00f6ylerken Lucien, s\u00fct gibi beyaz tenli ve siyah ka\u015fl\u0131, k\u0131z\u0131l k\u0131v\u0131rc\u0131k sa\u00e7l\u0131 gen\u00e7 bir adam\u0131n \u00e7ekinerek onlara do\u011fru yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc, \u00f6fkelendi: Bu adam\u0131n burada ne i\u015fi var, diye sordu kendi kendine Guigard Yahudilerden ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00e7ok iyi biliyor \u00fcstelik!<\/p>\n<p>Topuklar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde d\u00f6nd\u00fc, tan\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaktan kurtulmak i\u00e7in oradan h\u0131zla uzakla\u015ft\u0131. Bir zaman sonra Yahudi de kim? diye Pierrette&#8217;e sordu Weill ad\u0131nda biri, Y\u00fcksek Ticaret Okulu&#8217;nda, karde\u015fim onu silah salonunda tan\u0131m\u0131\u015f. Yahudiler beni tiksindiriyor, dedi Lucien. Pierrette hafif\u00e7e g\u00fcld\u00fc. Olduk\u00e7a iyi bir \u00e7ocuk, dedi k\u0131z. Hadi beni b\u00fcfeye g\u00f6t\u00fcr\u00fcn. Lucien bir \u015fampanya kupas\u0131 ald\u0131 eline ve kupay\u0131 daha yeni b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131 ki Guigard ve Weill&#8217;le burun buruna geldi. Guigard&#8217;a \u00f6fkeyle bakt\u0131 ve y\u00fcz geri d\u00f6nd\u00fc. Ama Pierrette onu kolundan yakalad\u0131. Guigard i\u00e7ten bir tav\u0131rla ona yakla\u015ft\u0131: Dostun Fleurier, dostum Weill, dedi rahatl\u0131kla. \u0130\u015fte tan\u0131\u015ft\u0131n\u0131z. Weill elini uzatt\u0131 ve Lucien kendini \u00e7ok mutsuz hissetti. Neyse ki birdenbire Desperreau geldi akl\u0131na: Fleurier, Yahudi&#8217;yi suya g\u00f6nderirdi dosdo\u011fru. Lucien<br \/>\nellerini cebine soktu, Guigard&#8217;a s\u0131rt\u0131n\u0131 d\u00f6nd\u00fc, \u00e7ekip gitti. Bu eve ad\u0131m\u0131m\u0131 atamam art\u0131k, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, \u00f6teberisini isterken. Ac\u0131 bir gurur duyuyordu i\u00e7inde. \u0130\u015fte insan\u0131n kendi g\u00f6r\u00fc\u015flerine s\u0131k\u0131 s\u0131k\u0131ya ba\u011fl\u0131 olmas\u0131 bu demek; toplumun i\u00e7inde art\u0131k ya\u015fanamaz. Ama sokakta gururu eridi ve Lucien \u00e7ok kayg\u0131land\u0131.<\/p>\n<p>Guigard k\u0131zm\u0131\u015f olmal\u0131! Ba\u015f\u0131n\u0131 sallad\u0131, Beni \u00e7a\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131 yere bir Yahudiyi \u00e7a\u011f\u0131rmaya hakk\u0131 yoktu! diye kendi kendini kand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Ama k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 s\u00f6nm\u00fc\u015ft\u00fc, bir \u00e7e\u015fit tedirginlikle Weill&#8217;yin \u015fa\u015fk\u0131n y\u00fcz\u00fcn\u00fc, uzanm\u0131\u015f elini g\u00f6r\u00fcyordu yeniden. Kendini uzla\u015fmaya e\u011filimli buluyordu:<\/p>\n<p>Pierrette benim hamhalat\u0131n biri oldu\u011fumu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordur herhalde. O eli s\u0131kmal\u0131yd\u0131m. Her \u015fey bir yana bu beni ba\u011f\u0131mlam\u0131yordu. K\u0131saca bir selam vermek, sonra da hemen oradan uzakla\u015fmak; i\u015fte yap\u0131lmas\u0131 gereken buydu.<\/p>\n<p>Kendi kendine, Guigard&#8217;lara zaman ge\u00e7meden d\u00f6nsem mi? diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Weill&#8217;ye yakla\u015f\u0131r, \u00d6z\u00fcr dilerim, birden rahats\u0131zland\u0131m, derdi, onun elini s\u0131kard\u0131 ve k\u0131sa nazik bir konu\u015fma yapard\u0131. Ama hay\u0131r; \u00e7ok ge\u00e7ti, yapt\u0131\u011f\u0131 hareket onar\u0131lmazd\u0131. D\u00fc\u015f\u00fcncelerimi, onlar\u0131 anlayamayan insanlara g\u00f6stermeye ihtiyac\u0131m yok! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Sinirli sinirli omuzlar\u0131n\u0131 silkti, bu bir y\u0131k\u0131md\u0131.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 anda Guigard ve Pierrette onun hareketini konu\u015fuyorlard\u0131. Tam bir deli! diyordu Guigard. Lucien yumruklar\u0131n\u0131 s\u0131kt\u0131 Of! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc umutsuzlukla, tiksiniyorum onlardan! Tiksiniyorum Yahudilerden! Bu engin tiksinti d\u00fc\u015f\u00fcncesini i\u00e7inden \u00e7ekip \u00e7\u0131kartmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Ama g\u00fc\u00e7, g\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcnde y\u0131k\u0131l\u0131p gitti; Almanlardan para alan, Frans\u0131zlardan nefret eden Leon Blum&#8217;\u00fc bo\u015fu bo\u015funa d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, tuhaf bir kay\u0131ts\u0131zl\u0131ktan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey hissetmiyordu. Maud&#8217;u evinde bulmas\u0131 konusunda Lucien&#8217;e talih yard\u0131m etti. K\u0131za onu sevdi\u011fini s\u00f6yledi ve ona bir\u00e7ok kereler, bir \u00e7e\u015fit kudurganl\u0131kla sahip oldu. Her \u015fey bitti, diyordu kendi kendine, hi\u00e7bir zaman \u00f6nemli biri olamayaca\u011f\u0131m. Olmaz, olmaz! diyordu Maud, dur \u015fekerim, o olmaz, yasak o! Ama sonunda Lucien&#8217;i istedi\u011fini yaps\u0131n diye b\u0131rakt\u0131: Lucien onu her yerinden \u00f6pmek istedi.<\/p>\n<p>Kendini \u00e7ocuksu ve yoldan \u00e7\u0131km\u0131\u015f hissediyordu, can\u0131 a\u011flamak istiyordu. Ertesi sabah, lisede Guigard&#8217;\u0131 g\u00f6r\u00fcnce y\u00fcre\u011fi darald\u0131. Guigard&#8217;\u0131n sinsice bir g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc vard\u0131, onu g\u00f6rmezden gelir gibi yapt\u0131. Lucien o kadar k\u0131zd\u0131 ki dersi izleyemedi. Aptal! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, aptal! Dersin sonunda Guigard ona yakla\u015ft\u0131, pek solgundu. Su koyverirse kafas\u0131n\u0131 k\u0131rar\u0131m, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien, \u00f6fkeyle. Bir zaman yan yana kald\u0131lar, ikisi de ayakkab\u0131lar\u0131n\u0131n ucuna bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>Sonunda Guigard al\u00e7ak bir sesle: \u00d6z\u00fcr dilerim, babal\u0131k, sana \u00f6yle davranmamal\u0131yd\u0131m, dedi. Lucien \u015fa\u015f\u0131rd\u0131, ku\u015fkuyla ona bakt\u0131. Ama Guigard s\u0131k\u0131nt\u0131yla devam etti: Ona salonda rastl\u0131yorum, anl\u0131yor musun, i\u015fte istedim ki&#8230; hep birlikte tart\u0131\u015fmalar yapal\u0131m. Hem beni evine de \u00e7a\u011f\u0131rm\u0131\u015ft\u0131, ama anl\u0131yorum, biliyorsun, gitmek zorunda de\u011fildim, nas\u0131l oldu bilmiyorum, ama \u00e7a\u011fr\u0131lar\u0131 yazd\u0131\u011f\u0131m zaman bunu bir saniyecik bile d\u00fc\u015f\u00fcnmedim&#8230; Lucien hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc s\u00f6yleyecek \u015fey bulam\u0131yordu, ama kendisinin kabal\u0131k etti\u011fini anl\u0131yordu. Guigard, ba\u015f\u0131 \u00f6ne e\u011fik, ekledi: Ee peki, bir patavats\u0131zl\u0131k y\u00fcz\u00fcnden&#8230; Hay budala, dedi.<\/p>\n<p>Lucien onun omzuna vurarak, senin bilerek yapmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyorum. A\u00e7\u0131k y\u00fcreklilikle ekledi: Zaten ben de yap\u0131lmayacak \u015feyler yapt\u0131m. Kedimi kaba bir adam yerine koydum. Ama neylersin, bu benden daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u015fey, onlara dokunam\u0131yorum, sanki ellerinin \u00fcst\u00fcnde pullar varm\u0131\u015f gibi geliyor. Pierrette ne dedi? Deli gibi g\u00fcld\u00fc, dedi Guigard berbat bir halle. Ya adam? Anlad\u0131. Elimden geldi\u011fince bir\u015feyler s\u00f6yledim, ama bir \u00e7eyrek sonra yayland\u0131 gitti. Hep \u00fcz\u00fcnt\u00fc i\u00e7indeydi, ekledi: Annem, babam senin hakl\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylediler, b\u00f6yle bir kan\u0131dayken ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc davranamayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylediler. Lucien `kan\u0131&#8217; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn tad\u0131n\u0131 \u00e7\u0131kard\u0131. Can\u0131 Guigard&#8217;\u0131 kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na al\u0131p s\u0131kmak istiyordu. Ziyan\u0131 yok, babal\u0131k, dedi ona, ziyan\u0131 yok, \u015fimdi yine dost kalal\u0131m. Fevkalade bir co\u015fkuyla Saint-Michel Bulvar\u0131ndan a\u015fa\u011f\u0131 indi, sanki kendi kendisi de\u011filmi\u015f gibi geliyordu art\u0131k ona. Kendi kendine s\u00f6ylendi: \u00c7ok tuhaf, art\u0131k ben ben de\u011filim, kendimi tan\u0131m\u0131yorum! Hava s\u0131cak ve ho\u015ftu, insanlar dola\u015f\u0131yorlard\u0131, y\u00fczlerinde ilkbahar\u0131n ilk \u015fa\u015fk\u0131n g\u00fcl\u00fcmseyi\u015fi vard\u0131.<\/p>\n<p>Bu yumu\u015fak kalabal\u0131\u011f\u0131n i\u00e7ine Lucien \u00e7elikten bir sivrilik gibi g\u00f6m\u00fcl\u00fcyordu. D\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Art\u0131k ben, ben de\u011filim. Ben, daha \u00f6nceki g\u00fcn, Ferolles&#8217;deki c\u0131rc\u0131rb\u00f6cekleri gibi \u015fi\u015fkin iri bir b\u00f6cekti, \u015fimdiyse Lucien kendini bir kronometre kadar yerli yerinde ve kesin hissediyordu. Source&#8217;a girdi ve bir pernod s\u00f6yledi. \u00c7ete Source&#8217;a gelmiyordu, \u00e7\u00fcnk\u00fc yabanc\u0131lar buraya \u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcyorlard\u0131, ama o g\u00fcn, yabanc\u0131lar ve Yahudiler Lucien&#8217;i rahats\u0131z etmiyordu. R\u00fczgar alt\u0131nda bir yulaf tarlas\u0131 gibi hafif sesler \u00e7\u0131karan bu kara renkli bedenlerin ortas\u0131nda kendini tuhaf ve korkutucu hissediyordu, banketin k\u00f6\u015fesine dayanm\u0131\u015f p\u0131r\u0131l p\u0131r\u0131l par\u0131ldayan koskoca bir duvar saati.<\/p>\n<p>Ge\u00e7en d\u00f6nem Hukuk Fak\u00fcltesinin koridorlar\u0131nda J.P.&#8217;lerin fena halde d\u00f6vd\u00fckleri k\u00fc\u00e7\u00fck bir Yahudi&#8217;yi g\u00f6r\u00fcr g\u00f6rmez tan\u0131d\u0131. Ya\u011fl\u0131 ve d\u00fc\u015f\u00fcnceli k\u00fc\u00e7\u00fck dev&#8217;de yumruklar\u0131n izi kalmam\u0131\u015ft\u0131, bir zaman yamru yumru kalm\u0131\u015f olmal\u0131yd\u0131, sonra tostoparlak bi\u00e7imini kazanm\u0131\u015ft\u0131 yeniden, ama onda bir \u00e7e\u015fit utanmazca ald\u0131rmazl\u0131k vard\u0131.<\/p>\n<p>O an i\u00e7in mutlu gibiydi: \u0130stekle esnedi; bir g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 burun deliklerini ka\u015f\u0131nd\u0131r\u0131yordu, burnunu ka\u015f\u0131d\u0131 ve g\u00fcld\u00fc. Bu bir g\u00fcl\u00fc\u015f m\u00fcyd\u00fc? Ya da daha \u00e7ok, salonun birka\u00e7 ad\u0131m \u00f6tesinden, d\u0131\u015far\u0131da bir yerde do\u011fmu\u015f ve gelip onun dudaklar\u0131nda \u00f6lm\u00fc\u015f bir k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131p\u0131rt\u0131 m\u0131yd\u0131? B\u00fct\u00fcn bu yabanc\u0131lar, anaforlar\u0131yla, onlar\u0131n kollar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p parmaklar\u0131n\u0131 k\u0131p\u0131rdat\u0131p biraz dudaklar\u0131yla oynay\u0131p yumu\u015fak bedenlerini sarsan karanl\u0131k ve a\u011f\u0131r bir suda y\u00fcz\u00fcyorlard\u0131. Zavall\u0131 adamlar! Lucien onlara biraz ac\u0131d\u0131. Fransa&#8217;ya ne yapmaya geliyorlard\u0131? Hangi deniz ak\u0131nt\u0131s\u0131 onlar\u0131 buraya ta\u015f\u0131m\u0131\u015f ve y\u0131\u011fm\u0131\u015ft\u0131? Bo\u015fu bo\u015funa Saint-Michel Bulvar\u0131&#8217;n\u0131n terzilerinden \u00f6zenle giyiniyorlard\u0131. Deniz analar\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fillerdi. Lucien bir denizanas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bu a\u015fa\u011f\u0131lanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fe sahip olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu; kendi kendine: Ben suya dalm\u0131\u015f\u0131m! dedi. Sonra birdenbire Source&#8217;u ve yabanc\u0131lar\u0131 unuttu, bir s\u0131rt,<br \/>\nkaslarla kamburla\u015fm\u0131\u015f bir geni\u015f s\u0131rttan ba\u015fka bir \u015fey g\u00f6rmedi; s\u0131rt, sakin bir g\u00fc\u00e7le uzakla\u015f\u0131yordu, sislerin i\u00e7inde, \u00e7aresiz, kayboluyordu. Guigard&#8217;\u0131 da g\u00f6rd\u00fc: Guigard solgundu, g\u00f6zleriyle bu s\u0131rt\u0131 izliyordu; g\u00f6r\u00fcnmeyen Pierrette&#8217;e Ee peki, bir patavats\u0131zl\u0131k y\u00fcz\u00fcnden!.. diyordu.<\/p>\n<p>Guigard&#8217;in i\u00e7ini neredeyse dayan\u0131lmaz bir sevin\u00e7 kaplad\u0131: Bu g\u00fc\u00e7l\u00fc ve sa\u011flam s\u0131rt kendisininkiydi! Ve bu olay da d\u00fcn olmu\u015ftu! \u015eiddetli bir g\u00fcn pahas\u0131na bir an i\u00e7in Guigard olmu\u015ftu, kendi s\u0131rt\u0131n\u0131 Guigard&#8217;\u0131n g\u00f6zleriyle izledi, kendi \u00f6n\u00fcnde Guigard&#8217;\u0131n a\u015fa\u011f\u0131lan\u0131\u015f\u0131n\u0131 ya\u015fad\u0131 ve kendini ho\u015f bir bi\u00e7imde \u00fcrkm\u00fc\u015f hissetti. Bu onlara ders olur! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Dekor de\u011fi\u015fti: Pierrette&#8217;in odas\u0131yd\u0131, gelecekte ge\u00e7iyordu olay.<\/p>\n<p>Pierrette ile Guigard bir \u00e7a\u011fr\u0131 listesinde bir ad g\u00f6steriyorlard\u0131. Lucien yoktu, ama etkisi onlar\u0131n \u00fcst\u00fcndeydi. Guigard: A! Hay\u0131r! Oraya de\u011fil! Ee peki, Lucien&#8217;le g\u00fczel olurdu, Yahudilere katlanamayan Lucien&#8217;dir! Lucien bir kere daha kendi kendini seyretti, d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Lucien, yani ben! Yahudilere katlanamayan biri! O s\u0131k s\u0131k s\u00f6ylemi\u015fti bu c\u00fcmleyi, ama bug\u00fcnk\u00fc ge\u00e7mi\u015ftekilere benzemiyordu. Hi\u00e7 benzemiyordu. \u015euras\u0131 kesin ki g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte basit bir ger\u00e7ekli\u011fi g\u00f6sterme de\u011fildi, Lucien istiridyeleri sevmiyor, ya da Lucien dans\u0131 seviyor, der gibi de\u011fildi. Ama burada aldanmamak gerekiyordu; dans sevgisi belki k\u00fc\u00e7\u00fck Yahudi&#8217;de bile olan bir \u015feydi, bu denizanas\u0131n\u0131n titre\u015fmesinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi; ona kokusu, derisinin \u0131\u015f\u0131lt\u0131s\u0131 gibi yap\u0131\u015fm\u0131\u015f duran ho\u015fland\u0131klar\u0131n\u0131 ve tiksindiklerini anlamak i\u00e7in \u015fu korkak bezirgana sadece bakmak yeterdi, bunlar onunla birlikte t\u0131pk\u0131 a\u011f\u0131r g\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131n k\u0131rp\u0131\u015fmas\u0131, t\u0131pk\u0131 hazz\u0131n yap\u0131\u015fkan g\u00fcl\u00fc\u015fleri gibi kaybolup gideceklerdi.<\/p>\n<p>Ama Lucien&#8217;in Yahudi d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131 ba\u015fka bir t\u00fcrdendi; ac\u0131ma bilmez, kat\u0131\u015f\u0131ks\u0131z, ba\u015fka g\u00f6\u011f\u00fcsleri tehdit eden, \u00e7elik bir namlu gibi uzan\u0131yordu. Bu, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Bu&#8230; bu kutsal bir \u015fey! K\u00fc\u00e7\u00fckken annesinin baz\u0131 ona kesin bir tav\u0131rla: Baban odas\u0131nda \u00e7al\u0131\u015f\u0131yor, dedi\u011fini hat\u0131rlad\u0131. Ve bu c\u00fcmle ona, haval\u0131 t\u00fcfe\u011fiyle oynamamas\u0131, Tararabum, diye ba\u011f\u0131rmamas\u0131n\u0131 gerektiren, birdenbire bir y\u0131\u011f\u0131n dinsel y\u00fck\u00fcml\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc hat\u0131rlatan kutsal bir s\u00f6z gibi geliyordu. Koridorlarda ayaklar\u0131n\u0131n ucuna basa basa y\u00fcr\u00fcyordu, sanki bir tap\u0131naktayd\u0131. \u015eimdi s\u0131ra bende, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc hazla. Seslerini al\u00e7altarak: Lucien Yahudileri sevmiyor, diyeceklerdi ve insanlar, bedenlerinin her yan\u0131 ac\u0131 veren k\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck oklarla delik de\u015fik olmu\u015f gibi, kendilerini felce u\u011fram\u0131\u015f hissedeceklerdi. Guigard ve Pierette, dedi kendi kendine duygulanarak, \u00e7ocuklar. \u00c7ok su\u00e7luydular, ama Lucien&#8217;in onlara biraz di\u015flerini g\u00f6stermesi<br \/>\nyetmi\u015fti ve hemen pi\u015fmanl\u0131k duymu\u015flar, al\u00e7ak sesle konu\u015fmu\u015flar ve ayaklar\u0131n\u0131n ucuna basarak y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>\u0130kinci bir kere daha Lucien kendini sayg\u0131yla dolu hissetti kendine kar\u015f\u0131. Ama bu kez, Guigard&#8217;\u0131n g\u00f6zlerine ihtiya\u00e7 yoktu: sayg\u0131de\u011fer g\u00f6z\u00fcken kendi g\u00f6zleriydi -etin, tiksintilerin ve ho\u015flanmalar\u0131n, al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131n ve miza\u00e7lar\u0131n kabuklar\u0131n\u0131 delip ge\u00e7en kendi g\u00f6zleri. Kendimi ar\u0131yordum orada, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, kendimi bulam\u0131yordum. A\u00e7\u0131k y\u00fcreklilikle, ne oldu\u011funun d\u00f6k\u00fcm\u00fcn\u00fc yapm\u0131\u015ft\u0131. Oldu\u011fum gibi olmak zorundaysam bu k\u00fc\u00e7\u00fck bezirgandan fazla bir<br \/>\nde\u011ferim olmazd\u0131. B\u00f6ylece bu y\u0131v\u0131\u015f\u0131k mahremiyetin i\u00e7ine dalarak, etin kederi, e\u015fitli\u011fin a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k kuruntusu, d\u00fczensizlik yoksa, insan ne ke\u015ffedebilirdi?<\/p>\n<p>\u0130lk atalar s\u00f6z\u00fc, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Lucien, kendi i\u00e7ini g\u00f6rmeye kalkmamak; bundan daha b\u00fcy\u00fck yanl\u0131\u015f yoktur. Ger\u00e7ek Lucien -\u015fimdi biliyordu- onu ba\u015fkalar\u0131n\u0131n g\u00f6zlerinde, Pierette&#8217;in ve Guigard&#8217;\u0131n korkan boyun e\u011fi\u015flerinde, onun i\u00e7in b\u00fcy\u00fcyen ve olgunla\u015fan b\u00fct\u00fcn bu varl\u0131klar\u0131n, onun i\u015f\u00e7ileri olacak olan b\u00fct\u00fcn bu gen\u00e7 acemilerin, bir g\u00fcn belediyesine ba\u015fkan olaca\u011f\u0131 b\u00fcy\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck Ferolles&#8217;l\u00fclerin umut dolu bekleyi\u015finde aramas\u0131 gerekiyordu.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p>Lucien biraz korkuyordu, kendini biraz fazla b\u00fcy\u00fck hissediyordu. Nice insan onu haz\u0131r ol durumunda bekliyordu: o oydu, her zaman ba\u015fkalar\u0131n\u0131n sonsuz bekleyi\u015fi olacakt\u0131 o. \u0130\u015fte b\u00f6yle, bir y\u00f6netici, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Ve yeniden kaslarla kamburla\u015fm\u0131\u015f s\u0131rt\u0131n ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc ve sonra hemen ard\u0131ndan bir tap\u0131nak. \u0130\u00e7erideydi, camlardan i\u00e7eri d\u00fc\u015fen \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n alt\u0131nda ayaklar\u0131n\u0131n ucuna basarak y\u00fcr\u00fcyordu. Sadece, i\u015fte bu, sadece ben tap\u0131na\u011f\u0131m! Bir sigar gibi<br \/>\nyumu\u015fak ve esmer uzun bir K\u00fcbal\u0131 olan yan\u0131ndaki kom\u015fusuna g\u00f6zlerini dikti. \u00c7ok g\u00fczel bulu\u015funu anlatmak i\u00e7in kesinlikle yeni s\u00f6zc\u00fckler bulmas\u0131 gerekiyordu. T\u0131pk\u0131 yanan bir mumu kald\u0131r\u0131r gibi, elini a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r, sak\u0131narak aln\u0131na kadar kald\u0131rd\u0131, sonra kendini bir an, d\u00fc\u015f\u00fcnceli ve kutsalca, d\u00fc\u015f\u00fcnmeye b\u0131rakt\u0131 ve s\u00f6zc\u00fckler kendiliklerinden geldiler; m\u0131r\u0131ldand\u0131: BEN\u0130M<br \/>\nHAKLARIM VAR! Haklar! \u00dc\u00e7genler ve daireler cinsinden bir \u015fey; \u00f6ylesine m\u00fckemmeldi ki var de\u011fildi, pergellerle bo\u015fu bo\u015funa binlerce yuvarlak \u00e7izilmi\u015fti, bir tek daire \u00e7\u0131km\u0131yordu ortaya. \u0130\u015f\u00e7i ku\u015faklar\u0131 Lucien&#8217;in emirlerine k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne boyun e\u011febiliyorlard\u0131. Onun komuta etme hakk\u0131n\u0131 hi\u00e7bir zaman t\u00fcketmeyeceklerdi; haklar, varl\u0131\u011f\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda, matematik do\u011frular, dinsel do\u011fmalar gibiydi. \u0130\u015fte Lucien tam\u0131 tam\u0131na buydu: Sorumluluklardan ve haklardan yap\u0131lma koskoca bir demet. Raslant\u0131sal olarak varoldu\u011funa uzun s\u00fcre inanm\u0131\u015ft\u0131; ama bu az d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015f olman\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131yd\u0131&#8230;<\/p>\n<p>Do\u011fumundan \u00e7ok \u00f6nce onun yeri g\u00fcne\u015f \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda, Ferolles&#8217;de belirlenmi\u015fti. Daha \u00f6nce -giderek babas\u0131n\u0131n evlili\u011finden bile \u00f6nce- o bekleniyordu. D\u00fcnyaya gelmi\u015fse bu yeri almak i\u00e7indi. Var\u0131m, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, \u00e7\u00fcnk\u00fc var olmaya hakk\u0131m var. Ve belki de ilk kez, kaderinin \u015fanl\u0131, \u015ferefli bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc canland\u0131 g\u00f6z\u00fcnde. Erge\u00e7 Centrale&#8217;e girecekti (bunun zaten \u00f6nemi de yoktu). Sonra Maud&#8217;u b\u0131rakacakt\u0131. (K\u0131z her zaman onunla yatmak istiyordu, bu can s\u0131k\u0131c\u0131yd\u0131: birbirine girmi\u015f bedenleri, ilkbahar\u0131n bu ba\u015flang\u0131c\u0131n\u0131n yak\u0131c\u0131 s\u0131cakl\u0131\u011f\u0131nda biraz yan\u0131k bir tav\u015fan yahnisi kokusu sal\u0131yordu.<\/p>\n<p>Hem sonra Maud orta mal\u0131, bug\u00fcn benimle, yar\u0131n bir ba\u015fkas\u0131yla, bunun hi\u00e7bir anlam\u0131 yok. Ferolles&#8217;de oturmaya gidecekti. Fransa&#8217;da bir yerde Pierrette&#8217;in cinsinden p\u0131r\u0131l p\u0131r\u0131l bir gen\u00e7 k\u0131z vard\u0131, \u00e7i\u00e7ek g\u00f6zl\u00fc, ta\u015fral\u0131 bir k\u0131z, kendini onun i\u00e7in el de\u011fmemi\u015f olarak sakl\u0131yordu; baz\u0131 baz\u0131 gelecekteki efendisini, bu tatl\u0131 sert adam\u0131 d\u00fc\u015fl\u00fcyordu, ama k\u0131z oraya ula\u015fm\u0131yordu. K\u0131zo\u011flank\u0131zd\u0131, bir tek Lucien&#8217;in sahip olmaya hakk\u0131 olan bedeninin s\u0131rlar\u0131n\u0131 biliyordu olsa olsa. Lucien onunla evlenecekti, k\u0131z onun kar\u0131s\u0131 olacakt\u0131, kendi haklar\u0131n\u0131n en tatl\u0131s\u0131. K\u0131z geceleyin neredeyse kutsal davran\u0131\u015flarla soyundu\u011fu zaman, bu bir t\u00f6ren gibi olacakt\u0131.<\/p>\n<p>Herkesin be\u011fenip onaylad\u0131\u011f\u0131 bir k\u0131z olarak onu kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na alacakt\u0131, ona Sen benimsin, diyecekti. K\u0131z kendini ona g\u00f6sterecekti. Ondan ba\u015fka kimseye kendini g\u00f6stermemek k\u0131z\u0131n \u00f6deviydi ve a\u015fk eylemi Lucien i\u00e7in mallar\u0131n\u0131n tad\u0131na doyulmayan d\u00f6k\u00fcm\u00fc olacakt\u0131. En tatl\u0131 hakk\u0131; hakk\u0131n\u0131n en mahremi: onun etine kadar sayg\u0131 g\u00f6sterilmek hakk\u0131, yata\u011f\u0131na kadar boyun e\u011fmi\u015f olma hakk\u0131. Gen\u00e7 evlenece\u011fim, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. \u00c7ok \u00e7ocu\u011fu olaca\u011f\u0131n\u0131 da s\u00f6yledi kendi kendine: Sonra babas\u0131n\u0131n i\u015fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Onu s\u00fcrd\u00fcrmek i\u00e7in sab\u0131rs\u0131zlan\u0131yordu. Kendi kendine Bay Fleurier&#8217;in hemen \u00f6l\u00fcp \u00f6lmeyece\u011fini sordu.<\/p>\n<p>Bir saat, \u00f6\u011fleyi vurdu, Lucien aya\u011fa kalkt\u0131. De\u011fi\u015fim sona ermi\u015fti: Bu kahveye, bir saat \u00f6nce, \u015fa\u015fk\u0131n ve sevimli bir ergen \u00e7ocuk girmi\u015fti, \u015fimdi buradan \u00e7\u0131kan bir erkekti; Frans\u0131zlar aras\u0131nda bir y\u00f6neticiydi, \u00f6nderdi. Lucien bir Fransa sabah\u0131n\u0131n \u015fanl\u0131 \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda birka\u00e7 ad\u0131m y\u00fcr\u00fcd\u00fc. Ecoles Soka\u011f\u0131nda ve Saint Michel Soka\u011f\u0131n\u0131n k\u00f6\u015fesinde bir ka\u011f\u0131t\u00e7\u0131ya yakla\u015ft\u0131, aynada kendine bakt\u0131: Lemordant&#8217;\u0131n y\u00fcz\u00fcnde hayran hayran seyretti\u011fi duyars\u0131z tavr\u0131 kendi y\u00fcz\u00fcnde bulmak istemi\u015fti. Ama ayna ona k\u00fc\u00e7\u00fck g\u00fczel bir y\u00fczden a\u015fka bir \u015fey yans\u0131tmad\u0131, hen\u00fcz pek g\u00f6steri\u015fli de\u011fildi: B\u0131y\u0131k b\u0131rakaca\u011f\u0131m, diye karar verdi.<\/p>\n<p>&nbsp;<\/p>\n<p><strong><span style=\"font-size: large;\"><span lang=\"TR\"> ODA<\/span><\/span><\/strong><\/p>\n<p>Mme Darbedat parmaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda bir lokum tutuyordu. Lokumu sak\u0131na sak\u0131na dudaklar\u0131na yakla\u015ft\u0131rd\u0131, lokumun buland\u0131\u011f\u0131 pudra \u015fekeri tozlar\u0131n\u0131n u\u00e7u\u015fmas\u0131ndan korktu\u011fu i\u00e7in nefesini tuttu. Kendi kendine G\u00fcll\u00fc, dedi. Bu billurla\u015fm\u0131\u015f eti birden \u0131s\u0131rd\u0131 ve a\u011fz\u0131n\u0131n i\u00e7ine beklemi\u015f bir su tad\u0131 yay\u0131ld\u0131. Hastal\u0131k, duygular\u0131 nas\u0131l da inceltiyor; ne garip bir \u015fey. Camileri, sayg\u0131l\u0131 Do\u011fulular\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeye ba\u015flad\u0131 (D\u00fc\u011f\u00fcnden sonra balay\u0131 gezilerinde Cezayir&#8217;e gitmi\u015flerdi) ve solgun dudaklar\u0131nda hafif bir g\u00fcl\u00fcmseme belirdi.<\/p>\n<p>Latilokum da sayg\u0131l\u0131yd\u0131. Elinin ayas\u0131n\u0131 kitab\u0131n\u0131n sayfalar \u00fcst\u00fcnde bir\u00e7ok kereler dola\u015ft\u0131rmas\u0131 gerekti, \u00e7\u00fcnk\u00fc, b\u00fct\u00fcn sak\u0131nmalar\u0131na kar\u015f\u0131l\u0131k, sayfalara beyaz pudradan bir tabakayla kaplanm\u0131\u015ft\u0131. Elleri, d\u00fcz ve parlak ka\u011f\u0131t \u00fcst\u00fcndeki k\u00fc\u00e7\u00fck \u015feker taneciklerini kayd\u0131r\u0131yor, yuvarl\u0131yor, g\u0131c\u0131rdat\u0131yordu. Bu bana Arcochon&#8217;u, kumsalda kitap okudu\u011fum zamanlar\u0131 hat\u0131rlat\u0131yor. 1907 yaz\u0131n\u0131 deniz k\u0131y\u0131s\u0131nda ge\u00e7irmi\u015fti. O zaman ba\u015f\u0131nda ye\u015fil kurdeleli b\u00fcy\u00fck has\u0131r \u015fapkas\u0131 vard\u0131, elinde Gyp ya da Colette Yver&#8217;den bir roman, gidip<br \/>\ndalgak\u0131ran\u0131n hemen yan\u0131nda bir yere oturuyordu. R\u00fczgar dizlerine bir kum sa\u011fana\u011f\u0131 ya\u011fd\u0131r\u0131yordu. Zaman zaman kitab\u0131n\u0131 k\u00f6\u015felerinden tutup silkelemek zorunda kal\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bu da tam\u0131 tam\u0131na ayn\u0131 duyumdu: Yaln\u0131zca kum taneleri kupkuruydular, oysa bu \u015feker tanecikleri parmaklar\u0131n\u0131n ucuna biraz yap\u0131\u015f\u0131yorlard\u0131. Siyah bir denizin \u00fczerindeki boz inci rengindeki g\u00f6k par\u00e7as\u0131 tekrar canland\u0131 g\u00f6z\u00fcnde. Eve, daha d\u00fcnyaya gelmemi\u015fti. Kendini hat\u0131ralar\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda, sandal a\u011fac\u0131ndan yap\u0131lma de\u011ferli bir \u00e7ekmece gibi hissediyordu. Derken, okudu\u011fu roman\u0131n ad\u0131 birdenbire akl\u0131na geldi: Ad\u0131 K\u00fc\u00e7\u00fckhan\u0131m&#8217;d\u0131 ve s\u0131k\u0131c\u0131 de\u011fildi. Ama bilinmeyen bir hastal\u0131k onu odas\u0131na ba\u011flad\u0131\u011f\u0131ndan beri, Mme Darbedat, an\u0131lar\u0131 ve tarihsel yap\u0131tlar\u0131 ye\u011fliyordu. Ac\u0131n\u0131n, a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 okumalar\u0131n, an\u0131lar\u0131na, \u00e7ok incelmi\u015f duygular\u0131na y\u00f6nelmi\u015f ve keskin bir dikkatin, onu g\u00fczel bir sera meyvesi gibi olgunla\u015ft\u0131rmas\u0131n\u0131 diliyordu.<\/p>\n<p>Biraz da sinirlenerek, kocas\u0131n\u0131n neredeyse gelip kap\u0131s\u0131n\u0131 vuraca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Haftan\u0131n \u00f6b\u00fcr g\u00fcnleri sadece ak\u015fama do\u011fru geliyordu, kad\u0131n\u0131 aln\u0131ndan sessizce \u00f6p\u00fcyor ve Temps&#8217;\u0131n\u0131, kad\u0131n\u0131n kar\u015f\u0131s\u0131nda, bir koltu\u011fa oturup okuyordu. Ama per\u015fembe g\u00fcn\u00fc M. Darbedat&#8217;\u0131n g\u00fcn\u00fcyd\u00fc: Genellikle saat \u00fc\u00e7ten d\u00f6rde kadar bir saati gidip k\u0131z\u0131nda ge\u00e7iriyordu. D\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce kar\u0131s\u0131n\u0131n yan\u0131na giriyor ve ikisi damatlar\u0131ndan \u00fcz\u00fcnt\u00fcyle s\u00f6z ediyorlard\u0131. Bu<br \/>\nper\u015fembe s\u00f6yle\u015fileri, en ince ayr\u0131nt\u0131lar\u0131na kadar nereye varaca\u011f\u0131 bilinen bu konu\u015fmalar, Mme Darbedat&#8217;y\u0131 t\u00fcketiyordu. M. Darbedat sakin oday\u0131 b\u00fct\u00fcn varl\u0131\u011f\u0131yla dolduruyordu.<\/p>\n<p>Oturmuyor, bir a\u015fa\u011f\u0131 bir yukar\u0131 y\u00fcr\u00fcyor, kendi \u00e7evresinde d\u00f6n\u00fcp duruyordu. \u00d6fkeyle s\u00f6ylediklerinin her biri Mme Darbedat&#8217;y\u0131 bir cam k\u0131r\u0131\u011f\u0131 gibi yaral\u0131yordu. Bu per\u015fembe her zamanki al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f per\u015fembelerden daha da k\u00f6t\u00fcyd\u00fc: \u015eimdi Eve&#8217;in itiraflar\u0131n\u0131 kocas\u0131na tekrarlamak ve bu koca bedenin k\u0131zg\u0131nl\u0131ktan titredi\u011fini g\u00f6rmek d\u00fc\u015f\u00fcncesi Mme Darbedat&#8217;y\u0131 kan ter i\u00e7inde b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. Tabaktan bir lokum daha ald\u0131, birka\u00e7 dakika teredd\u00fctle d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc,<br \/>\nsonra kederli kederli gerisin geri koydu; kocas\u0131n\u0131n onu lokum yerken g\u00f6rmesini istemiyordu. Kap\u0131n\u0131n vuruldu\u011funu duyarak s\u0131\u00e7rad\u0131.<\/p>\n<p>Zay\u0131f bir sesle:<\/p>\n<p>-Girin, dedi.<\/p>\n<p>M. Darbedat ayaklar\u0131n\u0131n ucuna basarak i\u00e7eri girdi, her per\u015fembe oldu\u011fu gibi:<\/p>\n<p>-Eve&#8217;i g\u00f6rmeye gidiyorum, dedi.<\/p>\n<p>Mme Darbedat ona g\u00fcl\u00fcmsedi.<\/p>\n<p>-Benim i\u00e7in de \u00f6p onu.<\/p>\n<p>M. Darbedat kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi, kayg\u0131l\u0131 bir tav\u0131rla aln\u0131 k\u0131r\u0131\u015ft\u0131. Her per\u015fembe ayn\u0131 saatte pis bir \u00f6fke midesindeki haz\u0131ms\u0131zl\u0131kla birbirine kar\u0131\u015f\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Ondan \u00e7\u0131k\u0131nca Franchot&#8217;yu g\u00f6rmeye gidece\u011fini; hemen Eve ile ciddi ciddi konu\u015fmas\u0131n\u0131 ve onu inand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 isteyece\u011fim.<\/p>\n<p>Doktor Franchot&#8217;yla s\u0131k s\u0131k g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcyordu. Ama bo\u015funa. Mme Darbedat ka\u015flar\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131. Eskiden, sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 yerindeyken, omuzlar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131rd\u0131. Ama hastal\u0131k bedenine bir a\u011f\u0131rl\u0131k verdi\u011finden beri, bedenini \u00e7ok yordu\u011fundan, beden hareketlerinin yerini y\u00fcz \u00e7izgileri al\u0131yordu. G\u00f6zleriyle evet, a\u011fz\u0131n\u0131n kenarlar\u0131yla hay\u0131r diyordu. Omuzlar\u0131n\u0131n yerini de ka\u015flar\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>-Onu elinden alabilmek gerek.<\/p>\n<p>-Ben sana bunun imkans\u0131z oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftim. Zaten yasa \u00e7ok k\u00f6t\u00fc yap\u0131lm\u0131\u015f. Franchot, ge\u00e7en g\u00fcn bana, hastalar\u0131n aileleriyle kendi aralar\u0131nda ak\u0131l almaz sorunlar do\u011fdu\u011funu s\u00f6yledi: karar veremeyenler, hastay\u0131 evde tutmak isteyenler.<\/p>\n<p>Doktorlar da eli kolu ba\u011fl\u0131 kal\u0131yorlar, d\u00fc\u015f\u00fcncelerini s\u00f6yl\u00fcyorlar, hepsi bu. Ya hastan\u0131n, herkesin ortas\u0131nda bir rezalet \u00e7\u0131karmas\u0131 ya da hastan\u0131n kendisinin `beni kapat\u0131n&#8217; demesi gerek.<\/p>\n<p>-Bu da, dedi Mme Darbedat, bug\u00fcnden yar\u0131na olmaz.<\/p>\n<p>-Olmaz.<\/p>\n<p>Adam aynaya do\u011fru d\u00f6nd\u00fc, parmaklar\u0131n\u0131 sakal\u0131na dald\u0131rarak taramaya koyuldu. Mme Darbedat duygusuzca kocas\u0131n\u0131n kuvvetli ve k\u0131rm\u0131z\u0131 ensesine bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-K\u0131z b\u00f6yle devam ederse, dedi M. Darbedat, ondan daha divane olacak, korkun\u00e7 derecede tehlikeli bir \u015fey. Bir ad\u0131m yan\u0131ndan ayr\u0131lm\u0131yor, bir seni g\u00f6rmek i\u00e7in d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131k\u0131yor, kimseyi kabul etmiyor. Odas\u0131n\u0131n havas\u0131 dayan\u0131l\u0131r gibi de\u011fil.<\/p>\n<p>Pencereyi a\u00e7m\u0131yor, \u00e7\u00fcnk\u00fc Pierre istemiyor. Sanki insan bir hastadan ak\u0131l almak zorundad\u0131r. Kokular yak\u0131yorlar, san\u0131r\u0131m buhurdanda, pis bir \u015fey. \u0130nsan kilisede san\u0131yor kendini. Aman Tanr\u0131m, baz\u0131 baz\u0131 kendi kendime soruyorum&#8230; bir garip g\u00f6zleri var k\u0131z\u0131n, biliyorsun.<\/p>\n<p>-Fark\u0131nda de\u011filim, dedi Mme Darbedat. Ben onu do\u011fal buluyorum. Kederli bir hali var elbette.<\/p>\n<p>-Benzi \u00f6l\u00fc gibi. Uyur mu? Yer mi? Bu konularda ona soru sormamak gerekiyor. Ama Pierre gibi bir adam\u0131n yan\u0131nda geceleri g\u00f6z\u00fcn\u00fc k\u0131rpmamal\u0131 diye d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum.<\/p>\n<p>Omuzlar\u0131n\u0131 silkti: \u0130nan\u0131lmaz buldu\u011fum da, yani bizim, ana babas\u0131n\u0131n onu kendine kar\u015f\u0131 korumaya hakk\u0131m\u0131z olmay\u0131\u015f\u0131. Pierre&#8217;in, Frachot&#8217;nun yan\u0131nda \u00e7ok daha iyi bak\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcnde tut. Koskoca bir bah\u00e7e var. Sonra, diye biraz g\u00fcl\u00fcmseyerek ekledi, kendine benzer insanlarla daha iyi anla\u015f\u0131r diye de d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Bu t\u00fcr yarat\u0131klar \u00e7ocuk gibidirler, onlar\u0131 kendi benzerleri aras\u0131nda b\u0131rakmak gerekir, bir \u00e7e\u015fit masonluk \u00f6rg\u00fct\u00fc kuruyorlar. Daha ilk g\u00fcnden onun oraya konmas\u0131 gerekirdi ve ben s\u00f6yledim; kendisi i\u00e7in. Bu onun yarar\u0131 i\u00e7in elbette.<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre sonra ekledi:<\/p>\n<p>-Sana diyece\u011fim \u015fu ki: onun bir ba\u015f\u0131na Pierre&#8217;le birlikte olmas\u0131, \u00f6zellikle gece, ho\u015fuma gitmiyor. D\u00fc\u015f\u00fcnsene, d\u00fcnyan\u0131n bin t\u00fcrl\u00fc hali var. Pierre fazlas\u0131yla i\u00e7inden pazarl\u0131kl\u0131.<\/p>\n<p>-Bilmem ama, dedi Mme Darbedat, pek kayg\u0131lanmaya gerek yok; \u00e7\u00fcnk\u00fc onun her zamanki hali bu. Herkesle alay eder gibi bir izlenim b\u0131rak\u0131yor. Zavall\u0131 o\u011flan, \u00f6nce \u00e7al\u0131m sat sonra da bu hale gel, diye i\u00e7ini \u00e7ekerek ekledi. Bizim hepimizden daha ak\u0131ll\u0131 oldu\u011funu san\u0131yor. Tart\u0131\u015fmay\u0131 kesmek i\u00e7in sana \u015f\u00f6yle bir: `Hakl\u0131s\u0131n\u0131z&#8217; deyi\u015fi vard\u0131&#8230; Durumunu fark edememesi onun i\u00e7in Tanr\u0131n\u0131n bir l\u00fctfudur.<\/p>\n<p>Her zaman bir par\u00e7a yana e\u011fik o uzun alayc\u0131 y\u00fcz\u00fc can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131yla hat\u0131rl\u0131yordu. Eve&#8217;in evlili\u011finin ilk g\u00fcnlerinde, damad\u0131yla biraz s\u0131k\u0131 f\u0131k\u0131 olmak Mme Darbedat&#8217;n\u0131n can\u0131na minnetti. Ama adam \u00e7abalar\u0131n\u0131 bo\u015fa \u00e7\u0131karm\u0131\u015ft\u0131; hemen hemen hi\u00e7 konu\u015fmuyordu, her zaman a\u015f\u0131r\u0131 hareketlerle ve dalg\u0131n bir tav\u0131rla ba\u015f\u0131n\u0131 sall\u0131yordu.<\/p>\n<p>M. Darbedat d\u00fc\u015f\u00fcncesini s\u00f6ylemeye devam etti:<\/p>\n<p>-Franchot bana binas\u0131n\u0131 gezdirdi. M\u00fckemmel. Hastalar\u0131n me\u015fin koltuklu ve yatar koltuklu, nas\u0131l istersen \u00f6yle, \u00f6zel odalar\u0131 var.<\/p>\n<p>Biliyorsun bir tenis alan\u0131 var, bir de y\u00fczme havuzu yapt\u0131r\u0131yor.<\/p>\n<p>Pencerenin \u00f6n\u00fcnde dikilip duruyordu, bacaklar\u0131n\u0131n \u00fczerinde yaylanarak camdan d\u0131\u015far\u0131 bak\u0131yordu. Birden, omuzlar\u0131 inik, elleri ceplerinde topuklar\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde d\u00f6nd\u00fc. Mme Darbiedat neredeyse terlemeye ba\u015flayaca\u011f\u0131n\u0131 hissetti. Her seferinde ayn\u0131 \u015feydi. \u015eimdi kafese kapat\u0131lm\u0131\u015f bir ay\u0131 gibi bir a\u015fa\u011f\u0131 bir yukar\u0131 y\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flar ve her ad\u0131m at\u0131\u015f\u0131nda ayakkab\u0131lar\u0131 g\u0131c\u0131rdard\u0131.<\/p>\n<p>-Dostum, dedi kad\u0131n, rica ederim otur, beni yoruyorsun.<\/p>\n<p>Sak\u0131narak ekledi: Sana s\u00f6yleyece\u011fim \u00f6nemli \u015feyler var. M. Darbedat geni\u015f koltu\u011fa oturdu, ellerini dizlerine koydu. Mme Darbedat&#8217;n\u0131n s\u0131rt\u0131nda hafif bir \u00fcrperti dola\u015ft\u0131. Zaman\u0131 gelmi\u015fti, konu\u015fmas\u0131 gerekiyordu.<\/p>\n<p>-Biliyorsun, dedi s\u0131k\u0131nt\u0131yla \u00f6ks\u00fcrerek, sal\u0131 g\u00fcn\u00fc Eve&#8217;i g\u00f6rd\u00fcm.<\/p>\n<p>-Evet.<\/p>\n<p>-Bir y\u0131\u011f\u0131n \u015fey \u00fcst\u00fcne gevezelik ettik, \u00e7ok sevimliydi, uzun zamandan beri ben onu bu kadar g\u00fcven i\u00e7inde g\u00f6rmemi\u015ftim.<\/p>\n<p>Sonra ona baz\u0131 sorular sordum, Pierre&#8217;le ilgili konu\u015fturdum. Uzatmayal\u0131m, dedi yeniden s\u0131k\u0131larak, iyice ona tutkun oldu\u011funu \u00f6\u011frendim.<\/p>\n<p>-Hay Allah bunu ben de biliyorum, dedi M. Darbedat. Mme Darbedat&#8217;\u0131n biraz can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yordu. S\u00f6zc\u00fcklerin \u00fczerine basa basa her \u015feyi enine boyuna ona a\u00e7\u0131klamak gerekiyordu. Mme Darbedat, leb demeden leblebiyi anlayan ince duygulu ki\u015filerin aras\u0131nda ya\u015famay\u0131 hayal ediyordu.<\/p>\n<p>-Ama ben demek istiyorum ki, diye yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131, k\u0131z bizim d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczden ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc tutkun ona. M. Darbedat, tan\u0131mlanan ya da anlat\u0131lan bir \u015feyin anlam\u0131n\u0131 pek kavrayamad\u0131\u011f\u0131nda yapt\u0131\u011f\u0131 gibi g\u00f6zlerini k\u0131zg\u0131nca ve kayg\u0131yla kayd\u0131rd\u0131:<\/p>\n<p>-Ne demek istiyorsun yani?<\/p>\n<p>-Charles, dedi. Mme Darbedat, beni yorma. Bir annenin baz\u0131 \u015feyleri s\u00f6yleyebilmek i\u00e7in g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekece\u011fini anlamal\u0131s\u0131n.<\/p>\n<p>-B\u00fct\u00fcn bu anlatt\u0131klar\u0131n\u0131n tek s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bile anlam\u0131yorum, dedi M. Darbedat, \u00f6fkeyle. \u015eimdi bana \u015fey mi demek istiyorsun yoksa?<\/p>\n<p>-Evet ya! dedi kad\u0131n.<\/p>\n<p>-Onlar daha&#8230; daha \u015fimdi?<\/p>\n<p>Kad\u0131n s\u0131k\u0131larak kuru kuru \u00fc\u00e7 kere:<\/p>\n<p>-Evet! Evet! Evet! dedi.<\/p>\n<p>M. Darbedat kollar\u0131n\u0131 iki yana sal\u0131verdi, ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fip sustu.<\/p>\n<p>-Charles, dedi kar\u0131s\u0131 kayg\u0131yla, bunu sana s\u00f6ylememeliydim. Ama kendime de saklayamazd\u0131m.<\/p>\n<p>-\u00c7ocu\u011fumuz, dedi adam a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r. Bu deliyle! \u00dcstelik adam onu tan\u0131m\u0131yor art\u0131k, Agathe diye sesleniyor. K\u0131z\u0131n duymas\u0131 gereken duyguyu kaybetmi\u015f olmas\u0131 gerek.<\/p>\n<p>Adam ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p kar\u0131s\u0131na bakt\u0131.<\/p>\n<p>-\u0130yi anlam\u0131\u015f oldu\u011funa emin misin?<\/p>\n<p>-Ortada ku\u015fkulanacak hi\u00e7bir \u015fey yoktu. Ben de senin gibiyim, diye canla ba\u015fla ekledi. Ona inanam\u0131yordum. Zaten onu anlam\u0131yorum. Bana g\u00f6re, bu zavall\u0131 bahts\u0131z adam taraf\u0131ndan etkilenmek d\u00fc\u015f\u00fcncesi yaln\u0131zca&#8230; \u0130\u015fte, diye i\u00e7ini \u00e7ekti, san\u0131r\u0131m adam onu buradan yakal\u0131yor.<\/p>\n<p>-\u00c7ok yaz\u0131k! dedi M. Darbedat. Gelip k\u0131z\u0131 bizden istedi\u011fi zaman sana s\u00f6yledi\u011fimi hat\u0131rl\u0131yor musun? Sana: Eve&#8217;den fazlas\u0131yla ho\u015flan\u0131yor galiba, demi\u015ftim. Bana inanmak istememi\u015ftin. Birden masaya vurdu ve k\u0131pk\u0131rm\u0131z\u0131 oldu.<\/p>\n<p>-Bu bir sap\u0131kl\u0131k! K\u0131z\u0131 kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na al\u0131yor, Agathe diyerek, onu, u\u00e7an heykeller, yok bilmem ne \u00fcst\u00fcne bir y\u0131\u011f\u0131n bo\u015f laf geveleyerek kucakl\u0131yor! K\u0131z da kendini ona b\u0131rak\u0131veriyor! \u0130yi, ama ne var aralar\u0131nda? K\u0131z ona b\u00fct\u00fcn y\u00fcre\u011fiyle ac\u0131s\u0131n, ama uygun saatlerde onu her g\u00fcn gidip g\u00f6rece\u011fi bir dinlenme evine koysun. Ama hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmemi\u015ftim&#8230; K\u0131z\u0131 dul gibi kabul<br \/>\nediyordum. Dinle, Janette, dedi a\u011f\u0131r bir sesle, seninle a\u00e7\u0131k konu\u015fuyorum, baz\u0131 duygular\u0131 varsa, bir sevgilisi olmas\u0131n\u0131 ye\u011flerdim ben!<\/p>\n<p>-Charles, sus! diye ba\u011f\u0131rd\u0131 Mme Darbedat.<\/p>\n<p>M. Darbedat, girerken yuvarlak bir masan\u0131n \u00fcst\u00fcne b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 \u015fapkas\u0131n\u0131, bastonunu yorgun bir tav\u0131rla ald\u0131.<\/p>\n<p>S\u00f6zlerini:<\/p>\n<p>-Bana s\u00f6ylediklerinden sonra, benim pek umudum kalm\u0131yor. Gidip \u015fimdi yine de onunla konu\u015faca\u011f\u0131m, \u00e7\u00fcnk\u00fc bu benim \u00f6devim, diye bitirdi.<\/p>\n<p>Mme Darbedat, gitsin diye acele etti. Adam\u0131 y\u00fcreklendirmek i\u00e7in,<\/p>\n<p>-Bilirsin, her \u015feye kar\u015f\u0131n, Eve&#8217;de her \u015feyden&#8230; \u00e7ok dikkafal\u0131l\u0131k vard\u0131r san\u0131yorum. Adam\u0131n hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n iyi olmayaca\u011f\u0131n\u0131 bilir, ama dikkafal\u0131l\u0131k eder, bu y\u00fczden ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131\u011fa u\u011fray\u0131p utanmak istemez; dedi.<\/p>\n<p>M. Darbedat dalg\u0131n dalg\u0131n sakal\u0131n\u0131 ok\u015fuyordu.<\/p>\n<p>-\u0130nat\u00e7\u0131l\u0131k m\u0131? Evet, belki. Peki, sen hakl\u0131ysan, sonunda yorulacakt\u0131r. Adam\u0131n her g\u00fcn keyfi yerinde de\u011fil; hem sonra konu\u015fmuyor. G\u00fcnayd\u0131n dedi\u011fim zaman bana \u015f\u00f6yle bir elini uzat\u0131yor, konu\u015fmuyor. Yaln\u0131z kald\u0131klar\u0131nda saplant\u0131lar\u0131na yeniden d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc san\u0131yorum. K\u0131z, bana, onun bo\u011fazlanan bir adam gibi ba\u011f\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131, \u00e7\u00fcnk\u00fc sanr\u0131lar g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yl\u00fcyor. Heykeller<br \/>\ny\u00fcz\u00fcnden. Onu korkutuyorlar, \u00e7\u00fcnk\u00fc v\u0131z\u0131ld\u0131yorlar. \u00c7evresinde u\u00e7tuklar\u0131n\u0131, g\u00f6zlerini buland\u0131rd\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor.<\/p>\n<p>Eldivenlerini giydi, yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-B\u0131k\u0131p usanacak, demiyorum sana. Ama ya bu yak\u0131nlarda sap\u0131t\u0131rsa? Biraz d\u0131\u015far\u0131 \u00e7\u0131ks\u0131n istiyorum, d\u00fcnyay\u0131 g\u00f6rs\u00fcn. Birka\u00e7 kibar gen\u00e7le kar\u015f\u0131la\u015fs\u0131n, Simplon&#8217;da m\u00fchendis olan Schroder&#8217;i al i\u015fte; gelece\u011fi olan biri, birilerinde biraz g\u00f6r\u00fcr, \u00f6tekilerde biraz g\u00f6r\u00fcr ve hayat\u0131n\u0131 yeniden kurmak d\u00fc\u015f\u00fcncesine yava\u015f yava\u015f al\u0131\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Mme Darbedat, s\u00f6z\u00fc uzatmaktan korktu\u011fu i\u00e7in kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi. Kocas\u0131 \u00fcst\u00fcne do\u011fru e\u011fildi.<\/p>\n<p>-Haydi, dedi, gitmem gerekiyor.<\/p>\n<p>-Ho\u015f\u00e7a kal, tontonum, dedi Mme Darbedat, aln\u0131n\u0131 ona uzatarak. Onu \u00f6p ve zavall\u0131 bir k\u0131zca\u011f\u0131z oldu\u011funu benim taraf\u0131mdan s\u00f6yle.<\/p>\n<p>Kocas\u0131 gidince Mme Darbedat koltu\u011funun i\u00e7ine g\u00f6m\u00fcld\u00fc, bitkin bir halde g\u00f6zlerini yumdu. Ne canl\u0131l\u0131k, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc sitemle. Biraz kuvvet bulunca, el yordam\u0131yla ve g\u00f6zlerini a\u00e7madan solgun elini yava\u015f\u00e7a uzat\u0131p tabaktan bir lokum ald\u0131.<\/p>\n<p>Eve, kocas\u0131yla birlikte Bac Soka\u011f\u0131nda eski bir binan\u0131n be\u015finci kat\u0131nda oturuyordu. M. Darbedat y\u00fcz on iki basamak merdiveni \u00e7evik ad\u0131mlarla t\u0131rmand\u0131. Zilin d\u00fc\u011fmesine uzand\u0131\u011f\u0131 zaman solumuyordu bile. Mme Dormoy&#8217;un s\u00f6z\u00fc akl\u0131na geldi, ho\u015fland\u0131: Ya\u015f\u0131n\u0131za g\u00f6re harkuladesiniz, Charles. \u00d6zellikle bu h\u0131zl\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015flardan sonra hi\u00e7bir zaman per\u015fembe g\u00fcn\u00fc<br \/>\noldu\u011fu kadar kendini sa\u011flam ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 hissetmiyordu.<\/p>\n<p>Kap\u0131y\u0131 a\u00e7an Eve oldu. Do\u011fru ya hizmet\u00e7i yok. Bu k\u0131zlar hi\u00e7 kalamazlar. Kendimi onlar\u0131n yerine koyuyorum da. K\u0131z\u0131n\u0131 \u00f6pt\u00fc.<\/p>\n<p>-G\u00fcnayd\u0131n zavall\u0131 yavrum.<\/p>\n<p>Eve de ona belirgin bir so\u011fuklukla,<\/p>\n<p>-G\u00fcnayd\u0131n, dedi.<\/p>\n<p>-Biraz solgunsun, dedi M. Darbedat, k\u0131z\u0131n\u0131n yana\u011f\u0131na dokunarak. Yeteri kadar hareketli de\u011filsin.<\/p>\n<p>Bir sessizlik oldu.<\/p>\n<p>-Annem iyi mi? diye sordu Eve.<\/p>\n<p>-\u015e\u00f6yle b\u00f6yle. Sal\u0131 g\u00fcn\u00fc g\u00f6rmedin mi? \u0130\u015fte her zaman oldu\u011fu gibi. Louise Teyzen d\u00fcn onu g\u00f6rmeye geldi, ho\u015funa gitti annenin. Konuk gelmesinden pek ho\u015flan\u0131yor, ama \u00e7ok kalmamalar\u0131 ko\u015fuluyla. Louise Teyzen \u015fu ipotek sorunu i\u00e7in \u00e7ocuklarla birlikte gelmi\u015f Paris&#8217;e. Sana anlatm\u0131\u015ft\u0131m, garip bir hikaye. Bana dan\u0131\u015fmak i\u00e7in i\u015fyerime geldi. Yap\u0131lacak tek \u015fey vard\u0131: Satmak. Zaten al\u0131c\u0131 da bulmu\u015f. \u015eu Bretonnel. Bretonnel&#8217;i hat\u0131rl\u0131yor musun? \u015eimdi i\u015ften \u00e7ekildi.<\/p>\n<p>Birdenbire durdu. Eve onu \u015f\u00f6ylesine dinliyordu. K\u0131z\u0131n art\u0131k hi\u00e7bir \u015feyle ilgilenmedi\u011fini \u00fcz\u00fclerek d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Kitaplar gibi. Eskiden kitaplar\u0131 elinden \u00e7ekip almak gerekiyordu. \u015eimdi okumuyor bile art\u0131k.<\/p>\n<p>-Pierre nas\u0131l?<\/p>\n<p>-\u0130yi, dedi Eve. Onu g\u00f6rmek ister misin? M. Darbedat, sevin\u00e7le,<\/p>\n<p>-Elbette, dedi, onu g\u00f6rmeye geldim.<\/p>\n<p>Bu zavall\u0131 \u00e7ocu\u011fa kar\u015f\u0131 i\u00e7i ac\u0131mayla doluydu. Ama i\u011frenmeden de ona bakam\u0131yordu. Hastal\u0131kl\u0131 yarat\u0131klardan korkuyorum.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte bu Pierre&#8217;in hatas\u0131 de\u011fil: Alabildi\u011fine soyuna \u00e7ekmi\u015f. M. Darbedat i\u00e7 ge\u00e7iriyordu: \u00d6nlemler almak bo\u015funa, bu gibi \u015feyler hep \u00e7ok ge\u00e7 \u00f6\u011frenilir. Hay\u0131r, Pierre sorumlu de\u011fil. Ama yine de bu kusuru her zaman i\u00e7inde ta\u015f\u0131m\u0131\u015ft\u0131. \u0130nsan\u0131 yarg\u0131lamak istedi\u011fimiz zaman bu hastal\u0131klar\u0131 hesaba katmayabiliriz; bu kusur ki\u015fili\u011finin temelini olu\u015fturuyordu. Bir kanser ya<br \/>\nda verem gibi de\u011fildi. K\u0131zla a\u015fk d\u00f6nemini ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 zamanlar, Eve&#8217;in bu kadar ho\u015funa giden, bu sinirli \u00e7ekicilik, bu incelik, bu delilik \u00e7i\u00e7ekleriydi. K\u0131zla evlendi\u011fi zaman zaten deliydi, ama belli etmiyordu. \u0130nsan kendi kendine sormal\u0131, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc M. Darbedat, sorumluluk nerede ba\u015flar, ya da daha \u00e7ok nerede biter. Her an, kendini \u00e7ok dinlerdi, her an i\u00e7ine d\u00f6n\u00fckt\u00fc. Ama bu onun hastal\u0131\u011f\u0131n\u0131n nedeni mi, sonucu mu? Uzun lo\u015f bir koridorda k\u0131z\u0131n\u0131n<br \/>\narkas\u0131ndan gidiyordu.<\/p>\n<p>-Bu apartman sizin i\u00e7in \u00e7ok b\u00fcy\u00fck, dedi. Ba\u015fka yere ta\u015f\u0131nmal\u0131s\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>-Hep bunu s\u00f6ylersin, baba, dedi Eve. Sana, Pierre&#8217;in, odas\u0131ndan ayr\u0131lmak istemedi\u011fini s\u00f6yledim.<\/p>\n<p>Eve \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131yd\u0131. Bu y\u00fczden, insan kocas\u0131n\u0131n durumunu iyi bilip bilmedi\u011fini kendi kendine soruyordu. Adam ba\u011flanacak cinsten deliydi ve kad\u0131n, sanki sa\u011fduyu sahibiymi\u015f gibi onun kararlar\u0131na ve d\u00fc\u015f\u00fcncelerine sayg\u0131 g\u00f6steriyordu.<\/p>\n<p>M. Darbedat hafif\u00e7e can\u0131 s\u0131k\u0131lm\u0131\u015f olarak yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-B\u00fct\u00fcn bu s\u00f6ylediklerim sana. Bana \u00f6yle geliyor ki, kad\u0131n olsayd\u0131m, k\u00f6t\u00fc ayd\u0131nlanan bu eski odalardan korkard\u0131m.<\/p>\n<p>Ben senin i\u00e7in ayd\u0131nl\u0131k bir apartman olsun isterim, \u015fu son y\u0131llarda bu dedi\u011fimden bir tanesini Auteu\u0131l&#8217;\u00fcn k\u00f6\u015fesine yapt\u0131lar, iyice havadar \u00fc\u00e7 k\u00fc\u00e7\u00fck odas\u0131 var. Kirac\u0131 bulamad\u0131klar\u0131ndan kiray\u0131 iyice indirdiler, tam zaman\u0131.<\/p>\n<p>Eve kap\u0131n\u0131n tokma\u011f\u0131n\u0131 yava\u015f\u00e7a d\u00f6nd\u00fcrd\u00fc, odaya girdiler. M. Darbedat a\u011f\u0131r bir g\u00fcnl\u00fck kokusunun bo\u011faz\u0131n\u0131 sard\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetti. Perdeler \u00f6rt\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Yar\u0131 g\u00f6lgede bir koltu\u011fun arkal\u0131\u011f\u0131ndan g\u00f6z\u00fcken zay\u0131f bir ense fark etti. Pierre&#8217;in arkas\u0131 d\u00f6n\u00fckt\u00fc, yemek yiyordu.<\/p>\n<p>-G\u00fcnayd\u0131n Pierre, dedi M. Darbedat, sesini y\u00fckselterek.<\/p>\n<p>Ee, bug\u00fcn nas\u0131ls\u0131n bakal\u0131m?<\/p>\n<p>M. Darbedat yakla\u015ft\u0131: Hasta, k\u00fc\u00e7\u00fck bir masan\u0131n ba\u015f\u0131na oturmu\u015ftu, sinsi bir tavr\u0131 vard\u0131.<\/p>\n<p>-Rafadan yumurta ha, dedi M. Darbedat, sesini daha y\u00fckselterek. \u00c7ok iyi!<\/p>\n<p>Pierre tatl\u0131 bir sesle:<\/p>\n<p>-Sa\u011f\u0131r de\u011filim, dedi.<\/p>\n<p>M. Darbedat, \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n, i\u015fte g\u00f6r gibilerden Eve&#8217;e \u00e7evirdi g\u00f6zlerini. Ama Eve ona sert\u00e7e bakt\u0131 ve sustu. M. Darbedat onu k\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlad\u0131. Pekala, onun bilece\u011fi i\u015f. Bu zavall\u0131 \u00e7ocukla konu\u015fma bi\u00e7imi bulmak olanaks\u0131zd\u0131. D\u00f6rt ya\u015f\u0131nda bir \u00e7ocuktan daha az akl\u0131 vard\u0131. Eve ise onun bir adam yerine konmas\u0131n\u0131 istiyordu.<\/p>\n<p>M. Darbedat, b\u00fct\u00fcn bu g\u00fcl\u00fcn\u00e7 ilgilerin gereksiz olaca\u011f\u0131 zaman\u0131 sab\u0131rs\u0131zl\u0131kla bekleyip sesini \u00e7\u0131karam\u0131yordu. Hastalar, hep onu biraz s\u0131kard\u0131, \u00f6zellikle de deliler, \u00e7\u00fcnk\u00fc haks\u0131zd\u0131lar. S\u00f6zgeli\u015fi, zavall\u0131 Pierre her y\u00f6nden haks\u0131zd\u0131, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcp ta\u015f\u0131nmadan konu\u015fuyordu, gel gelelim ondan biraz al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck beklemek, hatlar\u0131n\u0131 ge\u00e7ici olarak kabul etmesini istemek bo\u015funayd\u0131.<\/p>\n<p>Eve, kabuklar\u0131 ve yumurta fincan\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131. Pierre&#8217;in \u00f6n\u00fcne \u00e7atal b\u0131\u00e7akla, bir \u00f6rt\u00fc koydu.<\/p>\n<p>M. Darbedat ne\u015feli ne\u015feli:<\/p>\n<p>-\u015eimdi ne yiyecek? diye sordu.<\/p>\n<p>-Biftek.<\/p>\n<p>Pierre \u00e7atal\u0131 eline alm\u0131\u015ft\u0131, uzun solgun parmaklar\u0131n\u0131n ucuyla tutuyordu. \u00c7atal\u0131 dikkatle inceledi, sonra hafif\u00e7e g\u00fcld\u00fc:<\/p>\n<p>-Bu kez bu olmayacak, diye m\u0131r\u0131ldand\u0131 \u00e7atal\u0131 koyarak. \u00d6nceden haberliydim.<\/p>\n<p>Eve yakla\u015ft\u0131, \u00e7atala a\u015f\u0131r\u0131 bir ilgiyle bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Agathe, dedi Pierre, bana bir ba\u015fkas\u0131n\u0131 ver.<\/p>\n<p>Eve emri yerine getirdi ve Pierre yeme\u011fini yemeye ba\u015flad\u0131. K\u0131z ku\u015fku uyand\u0131ran \u00e7atal\u0131 eline alm\u0131\u015ft\u0131, g\u00f6zlerini ondan ay\u0131rmadan s\u0131k\u0131ca elinde tutuyordu: M\u00fcthi\u015f bir kuvvet harc\u0131yor gibiydi. M. Darbedat, B\u00fct\u00fcn hareketleri ve b\u00fct\u00fcn ili\u015fkileri ne kadar da karanl\u0131k! diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Rahats\u0131z olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>-Dikkat, dedi Pierre, k\u0131ska\u00e7lar\u0131 nedeniyle orta yerinden tut onu.<\/p>\n<p>Eve i\u00e7ini \u00e7ekti ve \u00e7atal\u0131 masan\u0131n \u00fcst\u00fcne koydu. M. Darbedat kafas\u0131n\u0131n k\u0131zmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissetti. Bu bahts\u0131z\u0131n b\u00fct\u00fcn z\u0131p\u0131rl\u0131klar\u0131na boyun e\u011fmenin iyi olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyordu, hatta Pierre a\u00e7\u0131s\u0131ndan da bu zararl\u0131yd\u0131. Frachot ona iyi s\u00f6ylemi\u015fti: \u0130nsan bir hastan\u0131n ta\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131na asla g\u00f6z yummamal\u0131. Ona bir ba\u015fka \u00e7atal vermek yerine yava\u015f yava\u015f onu d\u00fc\u015f\u00fcnmeye zorlamak, ilk \u00e7atal\u0131n \u00f6tekilerin t\u0131pk\u0131s\u0131 oldu\u011funu anlatmak daha do\u011fru olurdu. Masaya do\u011fru ilerledi, g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re \u00e7atal\u0131 ald\u0131, parma\u011f\u0131n\u0131n ucuyla \u00e7atal\u0131n di\u015flerine dokundu.<\/p>\n<p>Sonra Pierre&#8217;e d\u00f6nd\u00fc.<\/p>\n<p>Ama beriki sakin sakin etini kesiyordu. Kay\u0131nbabas\u0131na tatl\u0131 ve anlams\u0131z bir bak\u0131\u015fla bakt\u0131.<\/p>\n<p>M. Darbedat, Eve&#8217;e,<\/p>\n<p>-Seninle biraz gevezelik etsek iyi olur, dedi.<\/p>\n<p>Eve sesini \u00e7\u0131karmadan onun pe\u015finden salona gitti. Kanepeye otururken \u00e7atal\u0131 elinde tuttu\u011funu fark etti M. Darbedat. \u00c7atal\u0131 k\u0131zg\u0131nl\u0131kla konsolun \u00fcst\u00fcne att\u0131.<\/p>\n<p>-Buras\u0131 daha iyi, dedi.<\/p>\n<p>-Hi\u00e7 gelmiyorum buraya.<\/p>\n<p>-Sigara i\u00e7ebilir miyim?<\/p>\n<p>-Elbette baba, dedi aceleyle Eve. Puro ister misin? M. Darbedat sigaray\u0131 tercih etti. Birazdan yapaca\u011f\u0131 konu\u015fmay\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu: Pierre&#8217;le konu\u015furken, bir dev, bir \u00e7ocukla oynarken nas\u0131l zor duruma d\u00fc\u015ferse, akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olmas\u0131ndan dolay\u0131 s\u0131k\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyordu. Kendinde ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn ayd\u0131nl\u0131k, a\u00e7\u0131kl\u0131k, kesinlik nitelikleri ona s\u0131rt \u00e7eviriyorlard\u0131. Benim zavall\u0131<br \/>\nJeannette&#8217;imle birlikte, kabul etmemiz gerekirse, durum yine ayn\u0131. Muhakkak ki Mme Darbedat deli de\u011fildi, ama hastal\u0131k onu&#8230; yat\u0131\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Eve, aksine, babas\u0131na \u00e7ekmi\u015fti, do\u011fru ve akl\u0131 ba\u015f\u0131nda bir yap\u0131s\u0131 vard\u0131. Onunla konu\u015fmak bir zevk olurdu.<\/p>\n<p>\u0130\u015fte bunun i\u00e7in aram\u0131z bozulsun istemiyorum. M. Darbedat g\u00f6zlerini kald\u0131rd\u0131, k\u0131z\u0131n\u0131n ak\u0131ll\u0131 ve ince \u00e7izgilerini yeniden g\u00f6rmek istiyordu. Hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015ft\u0131: Eskiden o kadar anlaml\u0131 ve a\u00e7\u0131k se\u00e7ik olan bu y\u00fczde bulan\u0131k ve donuk bir\u015feyler vard\u0131. Eve her zaman \u00e7ok g\u00fczeldi. M. Darbedat k\u0131z\u0131n \u00f6zene bezene, hatta fazlas\u0131yla boyanm\u0131\u015f oldu\u011funu fark etti.<\/p>\n<p>G\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131 maviye boyam\u0131\u015f, rimel uzun kirpiklerine kadar \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Bu eksiksiz ve \u00e7arp\u0131c\u0131 makyaj babas\u0131na dokundu:<\/p>\n<p>-Boyan\u0131n alt\u0131nda yemye\u015filsin, dedi k\u0131za, hasta de\u011filsin korkar\u0131m. Hem \u015fimdi ne kadar da \u00e7ok boyan\u0131yorsun! Eskiden daha \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcyd\u00fcn.<\/p>\n<p>Eve yan\u0131t vermedi. M. Darbedat, siyah sa\u00e7 y\u0131\u011f\u0131n\u0131n\u0131n alt\u0131ndaki bu parlak ve y\u0131pranm\u0131\u015f y\u00fcz\u00fc bir an s\u0131k\u0131nt\u0131yla seyretti. K\u0131zda bir trajedi oyuncusu havas\u0131 var, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Kime benzedi\u011fini de tam tam\u0131na biliyorum. Orange&#8217;da Phedre&#8217;i Frans\u0131zca oynayan \u015fu kad\u0131na, \u015fu Romanyal\u0131ya.<\/p>\n<p>Bu yersiz a\u00e7\u0131klamay\u0131 yapt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in onu g\u00fccendirmi\u015f olmaktan kayg\u0131land\u0131: Laf olsun i\u015fte! K\u00fc\u00e7\u00fck \u015feyler i\u00e7in tats\u0131zl\u0131k en iyisi.<\/p>\n<p>-Kusura bakma, dedi g\u00fcl\u00fcmseyerek, bilirsin ki ben ya\u015fl\u0131 bir do\u011falc\u0131y\u0131m. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz kad\u0131nlar\u0131n\u0131n y\u00fczlerine s\u0131vad\u0131klar\u0131 b\u00fct\u00fcn bu g\u00fczellik m\u00fcstahzarlar\u0131n\u0131 pek sevmiyorum. Ama haks\u0131z olan benim, insan \u00e7a\u011f\u0131nda ya\u015famal\u0131.<\/p>\n<p>Eve, sevimli sevimli g\u00fcld\u00fc. M. Darbedat sigaras\u0131n\u0131 yakt\u0131, birka\u00e7 nefes \u00e7ekti.<\/p>\n<p>-Yavrucu\u011fum, diye konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131, uzun laf\u0131n k\u0131sas\u0131, ikimiz eskiden oldu\u011fu gibi gel yine gevezelik edelim. Haydi gel, otur, ak\u0131ll\u0131 uslu beni dinle. \u015eu ya\u015fl\u0131 babac\u0131\u011f\u0131na kulak vermen gerek.<\/p>\n<p>-Ayakta duray\u0131m daha iyi, dedi Eve. Bana s\u00f6yleyecek neyin var ki?<\/p>\n<p>-Sana basit bir soru soraca\u011f\u0131m, dedi M. Darbedat; biraz kuru bir tav\u0131rla. B\u00fct\u00fcn bunlar seni nereye s\u00fcr\u00fckl\u00fcyor?<\/p>\n<p>-B\u00fct\u00fcn bunlar m\u0131? diye \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n tekrarlad\u0131 Eve.<\/p>\n<p>-Evet, tabii, b\u00fct\u00fcn bu ya\u015fad\u0131\u011f\u0131n hayat. Dinle, diye yeniden ba\u015flad\u0131, seni anlamad\u0131\u011f\u0131ma kimse inanmaz (birden bir ilham gelmi\u015fti).<\/p>\n<p>Ama senin de yapmak istedi\u011fin \u015fey insano\u011flunun g\u00fcc\u00fcn\u00fc a\u015f\u0131yor. Yaln\u0131zca hayal kurarak ya\u015famak istiyorsun, de\u011fil mi? Onun hasta oldu\u011funu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyor musun? Bug\u00fcn\u00fcn Pierre&#8217;ini g\u00f6rmek istemiyorsun, \u00f6yle de\u011fil mi? G\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcnde eskinin Pierre&#8217;i var. Yavrucu\u011fum, k\u0131z\u0131m, bu olur \u015fey de\u011fil, diye tekrarlad\u0131 M. Darbedat. Bak sana belki bilmedi\u011fin bir hikayeyi anlatay\u0131m: Biz Sablesd&#8217; Olonne&#8217;dayken, sen \u00fc\u00e7 ya\u015f\u0131ndayd\u0131n, annenin gen\u00e7<br \/>\nsevimli bir han\u0131m tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 vard\u0131, kad\u0131n\u0131n da g\u00fczel ve g\u00f6steri\u015fli k\u00fc\u00e7\u00fck bir o\u011flu. Bu k\u00fc\u00e7\u00fck o\u011flanla kumsalda oynuyordunuz, siz \u00fc\u00e7 elma boyundayd\u0131n\u0131z, sen onun ni\u015fanl\u0131s\u0131yd\u0131n. Birka\u00e7 zaman sonra, annen Paris&#8217;te bu gen\u00e7 kad\u0131n\u0131 g\u00f6rmek istedi. \u00d6\u011frendik ki kad\u0131n\u0131n ba\u015f\u0131na bir felaket gelmi\u015f: Bir otomobilin \u00f6n taraf\u0131 \u00e7ocukca\u011f\u0131z\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131 koparm\u0131\u015f. Annene: Haydi git onu g\u00f6r, ama \u00e7ocu\u011funun \u00f6l\u00fcm\u00fcnden ona hi\u00e7 s\u00f6z a\u00e7ma, \u00e7ocu\u011fun \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fcne inanmak istemiyor, dediler. Annen kad\u0131n\u0131n yan\u0131na gitti, yar\u0131 yar\u0131ya deli\u015fmen bir yarat\u0131kla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Sanki o\u011flu daha hayattaym\u0131\u015f gibi ya\u015f\u0131yordu. Onunla konu\u015fuyor, sofrada yerini haz\u0131rl\u0131yordu. B\u00f6ylece \u00f6yle bir sinir bozuklu\u011fu i\u00e7inde ya\u015fad\u0131 ki alt\u0131 ay sonra zorla bir dinlenme evine yat\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekti, orada \u00fc\u00e7 y\u0131l ge\u00e7irmek zorunda kald\u0131.<\/p>\n<p>Hay\u0131r yavrucu\u011fum, dedi M. Darbedat, ba\u015f\u0131n\u0131 sallayarak, bu gibi \u015feyler olanaks\u0131zd\u0131r. Kad\u0131n\u0131n ger\u00e7e\u011fi cesaretle kar\u015f\u0131lamas\u0131 daha yerinde olurdu. Gere\u011fi gibi ac\u0131 duyard\u0131 ve sonra zaman bunun \u00fcst\u00fcne bir s\u00fcnger \u00e7ekerdi. \u0130nan bana, her \u015feye kendini kand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fmadan bakmak, en iyisidir.<\/p>\n<p>-Yan\u0131l\u0131yorsun, dedi Eve. \u00c7ok iyi biliyorum ki, Pierre&#8230;<\/p>\n<p>Gerisi a\u011fz\u0131ndan \u00e7\u0131kmad\u0131. Dimdik duruyordu ve elleri bir koltu\u011fun arkal\u0131\u011f\u0131ndayd\u0131. Y\u00fcz\u00fcn\u00fcn alt k\u0131sm\u0131nda kuru, \u00e7irkin bir anlam vard\u0131.<\/p>\n<p>-\u0130yi ya&#8230; sonra? diye sordu M. Darbedat, \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n.<\/p>\n<p>-Sonras\u0131 ne?<\/p>\n<p>-Sen?..<\/p>\n<p>Eve, can\u0131 s\u0131k\u0131lm\u0131\u015f bir tav\u0131rla,<\/p>\n<p>-Onu oldu\u011fu gibi seviyorum, dedi \u00e7abuk \u00e7abuk.<\/p>\n<p>-Bu do\u011fru de\u011fil, dedi M. Darbedat, \u00fcst\u00fcne basa basa. Do\u011fru de\u011fil. Sen onu sevmiyorsun, sen onu sevemezsin. B\u00f6ylesi duygular ancak sa\u011flam ve normal bir insana kar\u015f\u0131 duyulabilir. Pierre&#8217;e gelince, sen ona ilgi duyup ac\u0131yorsun, bundan ku\u015fkum yok; ona bor\u00e7lu oldu\u011fun \u00fc\u00e7 mutlu y\u0131l\u0131n an\u0131s\u0131 var i\u00e7inde. Ama bana onu sevdi\u011fini s\u00f6yleme, sana inanmayaca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Eve susup kalm\u0131\u015ft\u0131; orada de\u011filmi\u015f\u00e7esine hal\u0131ya dikmi\u015fti g\u00f6zlerini.<\/p>\n<p>-Bana yan\u0131t verebilirsin, dedi M. Darbedat, so\u011fuk so\u011fuk. Bu konu\u015fman\u0131n senin i\u00e7in can s\u0131k\u0131c\u0131 da benim i\u00e7in daha az can s\u0131k\u0131c\u0131 oldu\u011funu sanma.<\/p>\n<p>-Nas\u0131l olsa bana inanmayacaks\u0131n.<\/p>\n<p>-\u0130yi \u00f6yleyse, onu seviyorsan, diye ba\u011f\u0131rd\u0131 \u00e7ileden \u00e7\u0131karak, bu senin i\u00e7in, benim i\u00e7in, zavall\u0131 annen i\u00e7in b\u00fcy\u00fck bir felaket, \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00f6zlemeyi ye\u011f tuttu\u011fum bir \u015feyi \u015fimdi sana s\u00f6yleyece\u011fim: \u00dc\u00e7 y\u0131la varmadan Pierre tam bir \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n i\u00e7ine d\u00fc\u015fecek, bir hayvan gibi olacak.<\/p>\n<p>Adam k\u0131z\u0131na g\u00f6zlerini dikip bakt\u0131; inad\u0131yla kendisini bu \u00fcz\u00fcc\u00fc a\u00e7\u0131klamay\u0131 yapmaya zorlad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in k\u0131z\u0131na \u00f6fkeleniyordu.<\/p>\n<p>Eve, oral\u0131 olmad\u0131, g\u00f6zlerini bile kald\u0131rmad\u0131.<\/p>\n<p>-Bunu biliyorum.<\/p>\n<p>-Kim s\u00f6yledi sana? diye \u015fa\u015f\u0131rarak sordu adam.<\/p>\n<p>-Franchot. Bunu alt\u0131 ayd\u0131r biliyorum.<\/p>\n<p>-Bense sana s\u00f6ylememesi i\u00e7in onu uyarm\u0131\u015ft\u0131m, dedi M. Darbedat, ac\u0131 ac\u0131. Neyse, b\u00f6ylesi belki daha iyi. Ama bu durumda Pierre&#8217;i yan\u0131nda tutman ba\u011f\u0131\u015flan\u0131r \u015fey de\u011fil. Giri\u015fti\u011fin m\u00fccadele ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131kla sonu\u00e7lanmaya mahkum, onun hastal\u0131\u011f\u0131 affetmez. Yap\u0131lacak bir \u015fey varsa, \u00f6zen g\u00f6stererek kurtar\u0131labilecekse bir \u015fey demem. Ama bak biraz; g\u00fczeldin, ak\u0131ll\u0131yd\u0131n,<br \/>\nne\u015feliydin, kendini bile bile ve bir hi\u00e7 u\u011fruna harap ediyorsun. Evet, herkes biliyor, yapt\u0131\u011f\u0131n \u015fey \u00e7ok g\u00fczel, ama bak i\u015fte, bitti art\u0131k, \u00f6devini tam yapt\u0131n, fazlas\u0131yla yapt\u0131n, \u015fimdi \u0131srar etmek sa\u00e7ma. \u0130nsan\u0131n kendine kar\u015f\u0131 yapmas\u0131 gereken \u00f6devlerin var, yavrucu\u011fum. Sonra bizi de d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorsun.<\/p>\n<p>Pierre&#8217;i, diye tane tane tekrar etti, Franchot&#8217;nun klini\u011fine g\u00f6ndermen gerekiyor. Sana mutsuzluktan ba\u015fka bir \u015fey getirmeyen bu apartman\u0131 da b\u0131rak\u0131p yan\u0131m\u0131za geleceksin. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ac\u0131lar\u0131n\u0131 dindirmek ve yararl\u0131 olmak istiyorsan i\u015fte annen. Zavall\u0131 kad\u0131n hastabak\u0131c\u0131lar\u0131n elinde kald\u0131, yak\u0131n\u0131nda birine ihtiyac\u0131 var. O kad\u0131n, diye ekledi, iyilik\u00e7ili\u011finle ve ona yapacaklar\u0131nla senin de\u011ferini bilecek.<\/p>\n<p>Uzun bir sessizlik oldu. M. Darbedat, yan odada Pierre&#8217;in \u015fark\u0131 s\u00f6yledi\u011fini duydu. Bir \u015fark\u0131 da de\u011fil, daha \u00e7ok dokunakl\u0131, h\u0131zl\u0131 bir \u015fiir gibi bir \u015feydi. M. Darbedat g\u00f6zlerini k\u0131z\u0131na kald\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>-Oldu mu?<\/p>\n<p>-Pierre benimle kalacak, dedi k\u0131z, yava\u015f\u00e7a, ben onunla iyi anla\u015f\u0131yorum.<\/p>\n<p>-B\u00fct\u00fcn g\u00fcn al\u0131k\u00e7a \u015feyler yaparak m\u0131?<\/p>\n<p>Eve g\u00fcl\u00fcmsedi, babas\u0131na alayc\u0131, daha \u00e7ok da ne\u015feli tuhaf bir bak\u0131\u015fla bakt\u0131. Do\u011fru, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc M. Darbedat, \u00f6fkeyle, bundan ba\u015fka bir \u015fey yapt\u0131klar\u0131 yok; bir aradalar ya.<\/p>\n<p>-Sen iyice delisin, dedi aya\u011fa kalkarak.<\/p>\n<p>Eve kederli kederli g\u00fcl\u00fcmsedi, o da kendi kendine m\u0131r\u0131ldan\u0131r gibi:<\/p>\n<p>-Pek de\u011fil, dedi.<\/p>\n<p>-Pek de\u011fil mi? Sana s\u00f6yleyecek tek s\u00f6z\u00fcm var yavrucu\u011fum, beni korkutuyorsun.<\/p>\n<p>K\u0131z\u0131n\u0131 \u00e7abucak \u00f6p\u00fcp \u00e7\u0131kt\u0131. Merdivenlerden inerken: Bunlara \u015fu zavall\u0131y\u0131 yakalay\u0131p g\u00f6t\u00fcrecek ve d\u00fc\u015f\u00fcncesini sormadan so\u011fuk suyun alt\u0131na sokacak iki tane esasl\u0131 adam g\u00f6ndermek gerekiyor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>Sakin ve g\u00fczel bir sonbahar g\u00fcn\u00fcyd\u00fc. G\u00fcne\u015f, ge\u00e7enlerin y\u00fczlerini alt\u0131n sar\u0131s\u0131 bir renkle ayd\u0131nlat\u0131yordu. M. Darbedat bu y\u00fczlerin sadeli\u011fiyle irkildi. Aralar\u0131nda y\u00fczleri karanl\u0131k olanlar da vard\u0131, \u0131\u015f\u0131ldayanlar da, ama bunlar hep kendisine yak\u0131n olan mutluluklardan ve kederlerdendi.<\/p>\n<p>Saint-Germain Bulvar\u0131nda y\u00fcr\u00fcrken Eve&#8217;in kusurunu y\u00fcz\u00fcne vurdu\u011fumu \u00e7ok iyi biliyorum. Ona insano\u011flunun d\u0131\u015f\u0131nda ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in k\u0131z\u0131yorum. Pierre art\u0131k bir insan de\u011fil. Ona g\u00f6sterdi\u011fi b\u00fct\u00fcn \u00f6zeni, b\u00fct\u00fcn sevgiyi, b\u00fct\u00fcn bu insanlardan esirgiyor. \u0130nsanlar\u0131 bir yana atmaya kimsenin hakk\u0131 yok; zar zor da olsa toplum halinde ya\u015f\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Ge\u00e7enlere sevgiyle, yak\u0131nl\u0131kla bak\u0131yordu. Onlar\u0131n a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 ve duru bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 seviyordu. Bu g\u00fcne\u015fli sokaklarda, bu insanlar\u0131n aras\u0131nda, insan sanki b\u00fcy\u00fck bir aile kalabal\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indeymi\u015f gibi, kendini g\u00fcvencede hissediyor.<\/p>\n<p>G\u00fcr sa\u00e7l\u0131 bir kad\u0131n bir a\u00e7\u0131k hava sergisinin \u00f6n\u00fcnde durmu\u015ftu. K\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z\u0131 elinden tutuyordu.<\/p>\n<p>K\u00fc\u00e7\u00fck bir k\u0131z radyo al\u0131c\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6stererek sordu:<\/p>\n<p>-Bu nedir?<\/p>\n<p>-Hi\u00e7bir \u015feye dokunma, dedi annesi, bir alet; m\u00fczik aleti.<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre hi\u00e7 konu\u015fmadan durdular. M. Darbedat sevecenlikle k\u00fc\u00e7\u00fck k\u0131za do\u011fru, e\u011fildi ve g\u00fcl\u00fcmsedi.<\/p>\n<p>Gitti. Giri\u015f kap\u0131s\u0131 kuru bir g\u00fcr\u00fclt\u00fcyle kapanm\u0131\u015ft\u0131. Eve salonda yaln\u0131zd\u0131. Ke\u015fke geberse. Elleriyle koltu\u011fun arkal\u0131\u011f\u0131na tutunup gerindi. Babas\u0131n\u0131n g\u00f6zleri akl\u0131na geliyordu. M. Darbedat, Pierre&#8217;in \u00fcst\u00fcne uzmanca bir tav\u0131rla e\u011filmi\u015fti. Ona: \u0130yi iyi! demi\u015fti hastalarlakonu\u015fmas\u0131n\u0131 bilen biri gibi. Ona bakm\u0131\u015f ve Pierre&#8217;in y\u00fcz\u00fc iri, f\u0131ld\u0131r f\u0131ld\u0131r g\u00f6zlerinin dibinde belirmi\u015fti. Babamdan nefret ediyorum Pierre&#8217;e bakt\u0131\u011f\u0131 zaman, onu g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrken. Eve&#8217;in elleri koltuktan a\u015fa\u011f\u0131 do\u011fru kayd\u0131, pencereye d\u00f6nd\u00fc. G\u00f6zleri kama\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Oda g\u00fcne\u015f i\u00e7indeydi, her yerde g\u00fcne\u015f vard\u0131: Hal\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde yusyuvarlak solgun \u0131\u015f\u0131lt\u0131lar halinde, havada, k\u00f6r edici bir toz gibiydi. Eve, bu her yere dalan, her k\u00f6\u015feyi temizleyen, e\u015fyalar\u0131 silip s\u00fcp\u00fcren ve iyi bir hizmet\u00e7i kad\u0131n gibi onlar\u0131 p\u0131r\u0131l p\u0131r\u0131l yapan bu patavats\u0131z ve hamarat \u0131\u015f\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kaybetmi\u015fti. Yine de pencereye kadar gitti, cam\u0131n \u00f6n\u00fcndeki muslin perdeyi kald\u0131rd\u0131. O s\u0131rada M. Darbedat binadan \u00e7\u0131k\u0131yordu; Eve, birdenbire onun geni\u015f omuzlar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc. Adam ba\u015f\u0131n\u0131 kald\u0131rd\u0131, g\u00f6zlerini k\u0131rparak g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne bakt\u0131, sonra gen\u00e7 bir adam gibi geni\u015f ad\u0131mlarla uzakla\u015ft\u0131. Eve: Kendini zorluyor, \u015fimdi g\u00f6\u011f\u00fcs sanc\u0131s\u0131 tutacak, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc.<\/p>\n<p>Art\u0131k ondan nefret etmiyordu. Onun kafas\u0131nda, hen\u00fcz gen\u00e7 g\u00f6r\u00fcnmek gibi k\u00fc\u00e7\u00fck kayg\u0131lar vard\u0131. Yine de babas\u0131n\u0131n Saint-Germain Bulvar\u0131n\u0131n k\u00f6\u015fesini d\u00f6n\u00fcp kayboldu\u011funu g\u00f6r\u00fcnce k\u0131zd\u0131. Pierre&#8217;i d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor. Hayatlar\u0131n\u0131n bir par\u00e7as\u0131 kapal\u0131 odadan ka\u00e7m\u0131\u015f ve g\u00fcne\u015fte, insanlar\u0131n aras\u0131nda sokaklarda s\u00fcr\u00fckleniyordu. Bizi hi\u00e7 ak\u0131llar\u0131ndan silmeyecekler mi? Bac Soka\u011f\u0131 hemen hemen bombo\u015ftu. Ya\u015fl\u0131 bir kad\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck ad\u0131mlarla kar\u015f\u0131dan kar\u015f\u0131ya ge\u00e7iyordu; \u00fc\u00e7 gen\u00e7 k\u0131z g\u00fclerek ge\u00e7ip gittiler.<\/p>\n<p>Sonra erkekler, ellerinde \u00e7antalar\u0131 ve aralar\u0131nda konu\u015farak ge\u00e7en g\u00fc\u00e7l\u00fc kuvvetli erkekler. Normal insanlar, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Eve, i\u00e7inde b\u00f6ylesine kuvvetli bir kin oldu\u011funa \u015fa\u015f\u0131rd\u0131. Etine dolgun g\u00fczel bir kad\u0131n \u015f\u0131k bir adama do\u011fru ko\u015ftu. Adam, kad\u0131na sar\u0131ld\u0131, dudaklar\u0131ndan \u00f6pt\u00fc. Eve, ac\u0131 ac\u0131 g\u00fcld\u00fc, perdeyi indirdi.<\/p>\n<p>Pierre art\u0131k \u015fark\u0131 s\u00f6ylemiyordu, ama \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc kattaki gen\u00e7 kad\u0131n piyanoya ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131. Chopin&#8217;in bir Et\u00fcd&#8217;\u00fcn\u00fc \u00e7al\u0131yordu. Eve, kendini \u00e7ok sakin hissediyordu. Pierre&#8217;in odas\u0131na do\u011fru bir ad\u0131m att\u0131, ama birden durdu, s\u0131k\u0131nt\u0131yla s\u0131rt\u0131n\u0131 duvara dayad\u0131. Odadan her \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131nda oraya yeniden girmek d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle korkuya kap\u0131l\u0131yordu. Yine de bir ba\u015fka yerde ya\u015fayamayaca\u011f\u0131n\u0131 pekala biliyordu: Oday\u0131 seviyordu. Cesaretini toplamak i\u00e7in durdu\u011fu bu g\u00f6lgesiz ve kokusuz odada, biraz zaman kazanmak istermi\u015f gibi, so\u011fuk bir ilgiyle bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 \u00e7evresinde dola\u015ft\u0131rd\u0131. Bir di\u015f\u00e7inin bekleme odas\u0131na benziyor.<\/p>\n<p>G\u00fcl kurusu renginde ipek koltuklar, divan, tabureler, insana yak\u0131n, babacan, lo\u015f ve sessizdiler. Eve, pencereden g\u00f6rd\u00fcklerine benzer, a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131 ve a\u00e7\u0131k renk elbise giymi\u015f beylerin ba\u015flad\u0131klar\u0131 bir konu\u015fmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrerek salona giri\u015flerini g\u00f6z\u00fcn\u00fcn \u00f6n\u00fcne getirdi. Bulunduklar\u0131 yerin neresi oldu\u011funa ald\u0131rmadan odan\u0131n ortas\u0131na kadar dosdo\u011fru ilerliyorlard\u0131. \u0130\u00e7lerinden biri elini bir d\u00fcmen gibi arkas\u0131na sal\u0131vermi\u015f, yolu \u00fcst\u00fcndeki yast\u0131klara, masan\u0131n \u00fcst\u00fcndeki \u00f6teberiye hafif\u00e7e dokunuyor, bu ilintilerden hi\u00e7 irkilmiyordu. Yollar\u0131na \u00e7\u0131kan bir e\u015fya oldu mu da bu oturakl\u0131 adamlar \u00e7arpmamak i\u00e7in sak\u0131nacaklar\u0131 yerde e\u015fyan\u0131n yerini sakin sakin de\u011fi\u015ftiriyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Sonunda, aralar\u0131ndaki tart\u0131\u015fmaya dalm\u0131\u015f, arkalar\u0131na bir g\u00f6z bile atmadan oturuyorlard\u0131. Normal insanlar i\u00e7in bir oda, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc Eve. Kapal\u0131 kap\u0131n\u0131n tokma\u011f\u0131na bak\u0131yor, s\u0131k\u0131nt\u0131 bo\u011faz\u0131na yap\u0131\u015f\u0131yordu. Buraya girmeliyim. Onu bu kadar uzun zaman yaln\u0131z b\u0131rakmamal\u0131y\u0131m. Bu kap\u0131y\u0131 a\u00e7mas\u0131 gerekecek, sonunda g\u00f6zlerini yar\u0131 karanl\u0131\u011fa al\u0131\u015ft\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015farak Eve e\u015fikte duracak ve oda onu b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle itecekti. Eve&#8217;in bu direni\u015fi y\u0131kmas\u0131 ve odan\u0131n ta i\u00e7ine kadar girmesi gerekiyordu. Birden i\u00e7inde Pierre&#8217;i g\u00f6rmek iste\u011fi uyand\u0131. Onun<br \/>\nM. Darbedat ile alay etmesinden ho\u015flanm\u0131\u015ft\u0131. Ama Pierre&#8217;in ona ihtiyac\u0131 yoktu. Eve adam\u0131n onu nas\u0131l kar\u015f\u0131layaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6nceden bilemiyordu. Birden, bir \u00e7e\u015fit gururla hi\u00e7bir yerde yeri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. S\u0131radan insanlar benim onlardan oldu\u011fumu san\u0131yorlar. Ama ben onlar\u0131n aras\u0131nda bir saat bile ya\u015fayamam. Benim orada, bu duvar\u0131n \u00f6te yan\u0131nda ya\u015famaya ihtiyac\u0131m<br \/>\nvar. Ama orada da beni isteyen yok. \u00c7evresinde derin bir de\u011fi\u015fim olmu\u015ftu. I\u015f\u0131k ya\u015flanm\u0131\u015ft\u0131; k\u0131r\u00e7\u0131lla\u015f\u0131yordu: G\u00fcnlerdir de\u011fi\u015ftirilememi\u015f bir vazodaki su gibi a\u011f\u0131rla\u015fm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Eve, bu ya\u015flanan \u0131\u015f\u0131k alt\u0131nda e\u015fyalarda, \u00e7oktand\u0131r unuttu\u011fu bir h\u00fczn\u00fc yeniden buluyordu. Bu biten bir sonbahar\u0131n h\u00fczn\u00fcyd\u00fc. Biraz utanarak, \u00e7ekinerek \u00e7evresine bak\u0131yordu. B\u00fct\u00fcn bunlar ne kadar uzakt\u0131. Odada ne g\u00fcnd\u00fcz, ne gece, ne mevsim, ne de h\u00fcz\u00fcn vard\u0131. \u00c7ok eski sonbaharlar\u0131, \u00e7ocuklu\u011funun sonbaharlar\u0131n\u0131 \u015f\u00f6yle bir hat\u0131rlad\u0131, sonra birdenbire kendini<br \/>\ntoplad\u0131: An\u0131lardan korkmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Pierre&#8217;in sesini i\u015fitti.<\/p>\n<p>-Agathe! Neredesin? Kad\u0131n:<\/p>\n<p>-Geliyorum, diye ba\u011f\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>G\u00f6zlerini falta\u015f\u0131 gibi a\u00e7\u0131p ellerini \u00f6ne do\u011fru uzat\u0131rken a\u011f\u0131r g\u00fcnl\u00fck kokusu burun deliklerini ve a\u011fz\u0131n\u0131 doldurdu -koku ve yar\u0131 g\u00f6lge, su, hava ya da ate\u015f gibi ona bildik, basit bir \u00f6\u011feydi; bo\u011fucu ve tiksindirici gelmiyorlard\u0131- ve sis i\u00e7inde y\u00fczermi\u015f gibi duran solgun bir g\u00f6lgeye do\u011fru sak\u0131narak ilerledi.<\/p>\n<p>Bu Pierre&#8217;in y\u00fcz\u00fcyd\u00fc. Pierre&#8217;in elbisesi (hasta oldu\u011fundan beri siyahlar giyiyordu) karanl\u0131\u011f\u0131n i\u00e7inde eriyip gitmi\u015fti. Pierre ba\u015f\u0131n\u0131 geriye do\u011fru atm\u0131\u015f, g\u00f6zlerini kapam\u0131\u015ft\u0131. G\u00fczeldi. Eve onun uzun k\u0131vr\u0131k kirpiklerine bakt\u0131, sonra yan\u0131ndaki al\u00e7ak iskemleye oturdu.<\/p>\n<p>Ac\u0131 \u00e7eker gibi bir hali var, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Kad\u0131n\u0131n g\u00f6zleri yava\u015f yava\u015f alacakaranl\u0131\u011fa al\u0131\u015f\u0131yordu. \u0130lk olarak yaz\u0131 masas\u0131 belirdi, sonra yatak, sonra koltu\u011fun yan\u0131ndaki hal\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne da\u011f\u0131lm\u0131\u015f Pierre&#8217;in kendi e\u015fyalar\u0131: ustura, zamk kutusu, kitaplar, kuru ot koleksiyonu.<\/p>\n<p>-Agathe, sen misin?<\/p>\n<p>Pierre g\u00f6zlerini a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131, ona g\u00fclerek bak\u0131yordu.<\/p>\n<p>-\u00c7atal, biliyorsun de\u011fil mi? dedi. Bunu adam\u0131 korkutmak i\u00e7in yapt\u0131m. \u00c7atal\u0131n hemen hemen hi\u00e7bir \u015feysi yoktu. Eve&#8217;nin kayg\u0131lar\u0131 silindi, hafif\u00e7e g\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>-\u00c7ok iyi ba\u015fard\u0131n, dedi. \u00c7ok \u015fa\u015f\u0131rd\u0131. Pierre g\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>-G\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? \u00c7atal\u0131 elinde uzun s\u00fcre kurcalad\u0131; avucunun i\u00e7inde tutuyordu. Bu nesneleri tutmas\u0131n\u0131 bilmemekten, avu\u00e7luyorlar, dedi.<\/p>\n<p>-Do\u011fru, dedi Eve.<\/p>\n<p>Pierre sol elinin ayas\u0131na sa\u011f elinin ba\u015fparma\u011f\u0131yla hafif\u00e7e vurdu.<\/p>\n<p>-Bununla tutuyorlar. Parmaklar\u0131n\u0131 yakla\u015ft\u0131r\u0131yorlar, nesneyi yakalay\u0131nca avu\u00e7lar\u0131n\u0131 onu gebertmek i\u00e7in \u00fcst\u00fcne bast\u0131r\u0131yorlar.<\/p>\n<p>H\u0131zl\u0131 h\u0131zl\u0131, dudaklar\u0131n\u0131n ucuyla konu\u015fuyordu. \u015ea\u015fk\u0131n bir hali vard\u0131. Sonra,<\/p>\n<p>-Kendi kendime ne istediklerini soruyorum, dedi. Bu adam daha \u00f6nce gelmi\u015fti. Ni\u00e7in beni oraya g\u00f6ndermek istiyorlar?<\/p>\n<p>Ne yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131 \u00f6\u011frenmek istiyorlarsa, ancak perdede okumak zorundalar, evlerinden \u00e7\u0131kmalar\u0131 da gerekmez. Hatalar yap\u0131yorlar. Bense hi\u00e7 hata yapmam, bu benim kozum. Hoffka, dedi, Hoffka: Uzun ellerini aln\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcnde oynat\u0131yordu: -S\u00fcrt\u00fck! Hoffka paffka suffka. Daha da ister misin?<\/p>\n<p>-\u00c7an m\u0131? diye sordu Eve.<\/p>\n<p>-Evet. \u00c7an gitti. A\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131kla yeniden konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131: -Bu herif bir ast dedi. Onu tan\u0131yorsun, onunla salona gittin. Eve kar\u015f\u0131l\u0131k vermedi.<\/p>\n<p>-Ne istiyor? diye sordu Pierre. Sana s\u00f6ylemi\u015f olmal\u0131. Kad\u0131n bir an karar veremedi, sonra birdenbire:<\/p>\n<p>-Senin oraya kapat\u0131lman\u0131 istiyor, dedi.<\/p>\n<p>Pierre&#8217;e ger\u00e7ek yava\u015f yava\u015f s\u00f6ylenince ku\u015fkulan\u0131yordu, \u015fa\u015f\u0131rtmak ve ku\u015fkular\u0131n\u0131 fel\u00e7 etmek i\u00e7in ger\u00e7e\u011fi \u015fiddetle y\u00fcz\u00fcne vurmak gerekiyordu. Eve onu aldatmaktansa, sert davranmay\u0131 ye\u011f tutuyordu. Ona yalan s\u00f6yledi\u011fi ve adam buna inanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc zaman, kad\u0131n ona kar\u015f\u0131 hafif de olsa, \u00fcst\u00fcn gelmi\u015f gibi bir izlenimden kendini kurtaram\u0131yor ve bu kendi kendisinden<br \/>\ntiksinmesine yol a\u00e7\u0131yordu.<\/p>\n<p>-Beni kapatmak ha! diye alayc\u0131 bir tav\u0131rla yeniden s\u00f6ze ba\u015flad\u0131 Pierre. Do\u011fru yoldan \u00e7\u0131k\u0131yorlar. Duvarlar bana ne yapabilir ki? Bunun beni durduraca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorlar. \u0130ki t\u00fcrl\u00fc \u00e7ete var m\u0131 yok mu diye, baz\u0131 kez soruyorum kendime: Do\u011fru \u00e7ete, yani Zencinin \u00e7etesi. \u00d6teki \u00e7ete, kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131c\u0131n\u0131n, burnunu her \u015feye sokan ve aptall\u0131k \u00fcst\u00fcne aptall\u0131k yapan m\u00fcsveddelerin \u00e7etesi.<\/p>\n<p>Elini koltu\u011fun kenar\u0131na do\u011fru att\u0131 ve eline ne\u015feli bir tav\u0131rla bakt\u0131:<\/p>\n<p>-Duvarlar a\u015f\u0131l\u0131r can\u0131m. Sen ona ne yan\u0131t verdin? diye merakla Eve&#8217;e d\u00f6nerek sordu.<\/p>\n<p>-Seni kapatamayacaklar\u0131n\u0131. Adam omuzlar\u0131n\u0131 silkti.<\/p>\n<p>-Bunu s\u00f6ylememek gerekiyordu. Sen de yapmayaca\u011f\u0131n bir hatay\u0131 yapt\u0131n. B\u0131rakal\u0131m oyunlar\u0131n\u0131 oynas\u0131nlar.<\/p>\n<p>Adam sustu. Eve \u00fczg\u00fcn \u00fczg\u00fcn ba\u015f\u0131n\u0131 \u00f6n\u00fcne e\u011fdi. Tutup avu\u00e7luyorlar. Nas\u0131l a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 bir tav\u0131rla s\u00f6ylemi\u015fti bunu ve do\u011fru gibiydi. Ben de nesneleri s\u0131k\u0131yor muyum? Bo\u015funa g\u00f6zl\u00fcyorum kendimi, hareketlerimin \u00e7o\u011fu onun can\u0131n\u0131 s\u0131k\u0131yor san\u0131yorum. Ama bana bunu s\u00f6ylemiyor. Kad\u0131n kendini birdenbire zavall\u0131 hissetti, t\u0131pk\u0131 on d\u00f6rt ya\u015f\u0131ndayken ve M. Darbedat&#8217;n\u0131n, canl\u0131 ve hafif\u00e7e: \u0130nsan sana bak\u0131nca, ellerini ne yapaca\u011f\u0131n\u0131 bilemiyormu\u015fsun san\u0131yor, dedi\u011fi zamanki gibi. Bir hareket yapmaya cesaret edemiyordu ve tam bu anda, durumunu de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in dayan\u0131lmaz bir istek duydu. Ayaklar\u0131n\u0131 hal\u0131ya de\u011fdirerek yava\u015f\u00e7a iskemlenin alt\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Masan\u0131n \u00fcst\u00fcndeki lambaya, Pierre&#8217;in alt k\u0131sm\u0131n\u0131 siyaha boyad\u0131\u011f\u0131 lambaya ve satran\u00e7 tak\u0131m\u0131na bak\u0131yordu. Satran\u00e7 tahtas\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcnde Pierre yaln\u0131zca siyah ta\u015flar\u0131 b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131. Baz\u0131 baz\u0131 aya\u011fa kalk\u0131yor, masaya kadar gidiyor, ta\u015flar\u0131 bir bir eline al\u0131yordu. Onlarla konu\u015fuyor, onlara Robot&#8217;lar diyor ve sanki parmaklar\u0131n\u0131n aras\u0131nda daha ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015f bir hayata can veriyordu. Onlar\u0131 yerine koyunca s\u0131ra Eve&#8217;e geliyor, gidip o dokunuyordu. (Biraz g\u00fcl\u00fcn\u00e7 oluyordu bu.) Ta\u015flar, \u00f6l\u00fc tahta par\u00e7alar\u0131 haline d\u00f6n\u00fcyorlard\u0131, ama \u00fcstlerinde de\u011fi\u015fik, kavranamaz bir \u015feyler kal\u0131yordu, anlam gibi bir \u015feyler. Bunlar onun nesneleri, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Odan\u0131n i\u00e7inde bana bir \u015fey kalm\u0131yor. Eskiden onun birka\u00e7 mobilyas\u0131 vard\u0131. Ona anneannesinden kalan markal\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fck bir tuvalet masas\u0131 ve ayna. Pierre buna alay yollu senin masan, diyordu. Pierre onlar\u0131 kendisiyle birlikte s\u00fcr\u00fcklemi\u015fti; e\u015fyalar ger\u00e7ek y\u00fczlerini yaln\u0131z Pierre&#8217;e g\u00f6steriyorlard\u0131. Eve onlara saatlerce bakabiliyordu.<\/p>\n<p>E\u015fyalar, yorulmadan inatla onu hayal k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frat\u0131yorlar, ona d\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015flerinden ba\u015fka bir \u015feylerini a\u00e7\u0131k etmiyorlard\u0131. Franchot ve M. Darbedat&#8217;a da \u00f6yle olmal\u0131yd\u0131. Eve kendi kendine s\u0131k\u0131nt\u0131yla, Yine de ben onlar\u0131 tam babam gibi de g\u00f6rm\u00fcyorum. T\u0131pk\u0131 Pierre gibi g\u00f6rmem de m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil, dedi.<\/p>\n<p>Eve birazc\u0131k dizlerini oynatt\u0131. Bacaklar\u0131 kar\u0131ncalanm\u0131\u015ft\u0131. Bedeni sert ve gergindi, ona ac\u0131 veriyordu. Bedenini \u00e7ok canl\u0131, deli\u015fmen hissediyordu: G\u00f6r\u00fcnmez olmak ve orada kalmak istiyorum; o beni g\u00f6rmeden, ben onu g\u00f6rmek istiyorum. Bana ihtiyac\u0131 yok; odada fazlal\u0131\u011f\u0131m ben. Biraz ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7evirdi ve Pierre&#8217;in \u00fcst taraf\u0131ndaki duvara bakt\u0131. Duvar\u0131n \u00fcst\u00fcnde tehlikeli<br \/>\n\u015feyler yaz\u0131l\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Eve biliyordu, ama onlar\u0131 okuyam\u0131yordu. G\u00f6zlerinin \u00f6n\u00fcnde oynamaya ba\u015flayana kadar hep duvar ka\u011f\u0131tlar\u0131ndaki iri k\u0131rm\u0131z\u0131 g\u00fcllere bak\u0131yordu. G\u00fcller alacakaranl\u0131kta alev alev yan\u0131yorlard\u0131. Tehlike, \u00e7o\u011fu zaman, yata\u011f\u0131n\u0131n sol \u00fcst\u00fcnde, tavana yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Ama baz\u0131 baz\u0131 yer de\u011fi\u015ftiriyordu.<\/p>\n<p>Kalkmam gerekiyor. Uzun zaman oturam\u0131yorum, olmuyor. Duvarda, so\u011fan kesitlerine benzeyen beyaz yuvarlaklar da vard\u0131. Yuvarlaklar kendi \u00e7evrelerinde d\u00f6nd\u00fcler ve Eve&#8217;in elleri titremeye ba\u015flad\u0131: \u00c7\u0131lg\u0131na d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcm anlar oluyor. Ama hay\u0131r, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ac\u0131 ac\u0131, ben deli olamam.<\/p>\n<p>Sinirleniyorum o kadar. Birden elinin \u00fcst\u00fcnde Pierre&#8217;in elini hissetti. Pierre tatl\u0131 tatl\u0131,<\/p>\n<p>-Agathe, dedi.<\/p>\n<p>Ona g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu, ama elini parmaklar\u0131n\u0131n ucuyla, bir \u00e7e\u015fit i\u011frenmeyle tutuyordu, sanki bir yenge\u00e7 yakalam\u0131\u015ft\u0131 da yengecin k\u0131ska\u00e7lar\u0131ndan korunmak istemi\u015fti.<\/p>\n<p>-Agathe, dedi, sana fazlas\u0131yla g\u00fcvenmek isterdim:<\/p>\n<p>Eve g\u00f6zlerini yumdu ve g\u00f6\u011fs\u00fc kabard\u0131: Hi\u00e7 yan\u0131t vermemek gerekiyor, yoksa hemen ku\u015fkulanacak, hi\u00e7bir \u015fey s\u00f6ylemeyecek.<\/p>\n<p>Pierre, elini b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>-Seni ne kadar seviyorum Agathe, dedi. Ama seni anlayam\u0131yorum. Ni\u00e7in her zaman odada duruyorsun?<\/p>\n<p>Eve, yan\u0131t vermedi.<\/p>\n<p>-S\u00f6yle bana, ni\u00e7in?<\/p>\n<p>Kad\u0131n kuru kuru:<\/p>\n<p>-Seni sevdi\u011fimi \u00e7ok iyi biliyorsun, dedi.<\/p>\n<p>-Sana inanm\u0131yorum, dedi Pierre. Ni\u00e7in beni sevecekmi\u015fsin?<\/p>\n<p>Sana korku vermem gerek, ben kafadan sakat\u0131m. G\u00fcld\u00fc, ama birden ciddile\u015fti.<\/p>\n<p>-Seninle benim aramda bir duvar var. Seni g\u00f6r\u00fcyorum, seninle konu\u015fuyorum, ama sen \u00f6te yandas\u0131n. Bizi sevi\u015fmekten al\u0131koyan nedir? Bana \u00f6yle geliyor ki bu eskiden \u00e7ok kolayd\u0131. Hamburg&#8217;dayken.<\/p>\n<p>-Evet, dedi. Eve, ac\u0131 ac\u0131. Hep Hamburg.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek ge\u00e7mi\u015flerinden hi\u00e7 s\u00f6z etmiyordu. Ne Eve, ne de o, hi\u00e7bir zaman Hamburg&#8217;da olmu\u015flard\u0131.<\/p>\n<p>-Kanallar boyunca gezerdik. Bir mavna vard\u0131, hat\u0131rl\u0131yor musun? Mavna siyaht\u0131. Kaptan k\u00f6\u015fk\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcnde bir k\u00f6pek vard\u0131.<\/p>\n<p>Alabildi\u011fine uyduruyordu, yapmac\u0131kl\u0131 bir hali vard\u0131.<\/p>\n<p>-Senin elinden tutuyordum, ba\u015fka bir tenin vard\u0131. Bana s\u00f6ylediklerinin hepsine inan\u0131yordum. Susunuz! diye ba\u011f\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Bir an kulak kabartt\u0131. Tasal\u0131 bir sesle:<\/p>\n<p>-\u015eimdi geliyorlar, dedi.<\/p>\n<p>Eve s\u0131\u00e7rad\u0131:<\/p>\n<p>-Geliyorlar m\u0131? Art\u0131k hi\u00e7 gelmeyeceklerini san\u0131yordum. \u00dc\u00e7 g\u00fcnden beri Pierre \u00e7ok sakindi, heykeller gelmemi\u015fti. Her ne kadar hi\u00e7 kabullenmese de Pierre&#8217;in heykellere kar\u015f\u0131 m\u00fcthi\u015f bir korkusu vard\u0131.<\/p>\n<p>Eve&#8217;in yoktu, ama gelip de odada v\u0131z\u0131ldayarak u\u00e7maya ba\u015flad\u0131lar m\u0131 kad\u0131n Pierre&#8217;den korkuyordu. Pierre:<\/p>\n<p>-Bana ziuthre&#8217;\u00fc ver, dedi.<\/p>\n<p>Eve aya\u011fa kalkt\u0131 ve zuithre&#8217;\u00fc ald\u0131. Bu Pierre&#8217;in kendi yap\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 karton par\u00e7alar\u0131 y\u0131\u011f\u0131n\u0131yd\u0131. Bunu heykelleri savu\u015fturmak i\u00e7in kullan\u0131yordu. Ziuthre bir \u00f6r\u00fcmce\u011fe benziyordu. Bu kartonlardan birinin \u00fcst\u00fcne Pierre: Tuza\u011fa kar\u015f\u0131 kuvvet, \u00f6tekinin \u00fcst\u00fcne: Kara, diye yazm\u0131\u015ft\u0131. Bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcn\u00fcn \u00fcst\u00fcne de g\u00f6zleri k\u0131r\u0131\u015f k\u0131r\u0131\u015f, g\u00fclen bir y\u00fcz resmi \u00e7izmi\u015fti. Bu Voltaire&#8217;di. Pierre, ziuthre&#8217;\u00fc bir aya\u011f\u0131ndan yakalad\u0131 ve anla\u015f\u0131lmaz bir tav\u0131rla dikkatle bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Art\u0131k bana hizmet etmiyor, dedi.<\/p>\n<p>-Ni\u00e7in?<\/p>\n<p>-Onu alt\u00fcst etmi\u015fler. Kad\u0131na uzun uzun bakt\u0131. Di\u015flerinin aras\u0131ndan:<\/p>\n<p>-Pek isterdin bunu, dedi.<\/p>\n<p>Eve, Pierre&#8217;e k\u0131zm\u0131\u015ft\u0131. Her geli\u015flerinde, haberi oldu; nas\u0131l yap\u0131yor bunu? Hi\u00e7 aldanmaz. Ziuthre, Pierre&#8217;in parmaklar\u0131n\u0131n ucundan ac\u0131nacak bir halde sark\u0131yordu. Onu kullanmamak i\u00e7in her defas\u0131nda iyi bir bahane bulur. Pazar g\u00fcn\u00fc geldiklerinde ziuthre&#8217;\u00fcn kaybolmu\u015f oldu\u011funu ileri s\u00fcr\u00fcyordu, ama ben onun zamk kutusunun arkas\u0131nda oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyordum. Pierre onu g\u00f6rmek istemiyordu. Heykelleri kendine \u00e7ekenin yine kendisi mi, de\u011fil mi diye kendi kendime soruyorum. \u0130nsan onun i\u00e7ten olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 asla bilemiyordu.<\/p>\n<p>Baz\u0131 zamanlar, Eve&#8217;e \u00f6yle geliyordu ki Pierre elinde olmadan d\u00fc\u015f\u00fcnce ve g\u00f6r\u00fc\u015flerinde hastal\u0131kl\u0131 bir bollukla dolup ta\u015f\u0131yordu. Ama ba\u015fka zamanlar, Pierre&#8217;in uydurur gibi bir hali vard\u0131. Ac\u0131 \u00e7ekiyor. Ama nereye kadar heykellere ve Zenciye inan\u0131yor? Ne olursa olsun heykelleri g\u00f6rmedi\u011fini biliyorum, yaln\u0131zca i\u015fitiyor. Onlar ge\u00e7erken ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7eviriyor, -hemen arkas\u0131ndan onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yl\u00fcyor, onlar\u0131 betimliyor. Birden Doktor Franchot&#8217;nun k\u0131rm\u0131z\u0131 y\u00fcz\u00fcn\u00fc hat\u0131rlad\u0131: Ama, han\u0131mefendi, b\u00fct\u00fcn ak\u0131l hastalar\u0131 yalanc\u0131d\u0131rlar. Ger\u00e7ekten hissettikleriyle, hissettiklerini ileri s\u00fcrd\u00fcklerini ay\u0131rdetmeye kalkarsan\u0131z zaman\u0131n\u0131z\u0131 bo\u015fa harcars\u0131n\u0131z, dedi\u011fini hat\u0131rlad\u0131. S\u0131\u00e7rad\u0131: Franchot niye d\u0131\u015far\u0131dan gelip i\u015fe kar\u0131\u015f\u0131yor? Ben kendimi onun yerine koyup d\u00fc\u015f\u00fcnemem.<\/p>\n<p>Pierre aya\u011fa kalkm\u0131\u015ft\u0131, zuithre&#8217;\u00fc gidip ka\u011f\u0131t sepetine att\u0131: \u0130stedi\u011fim senin gibi d\u00fc\u015f\u00fcnmektir? diye m\u0131r\u0131ldand\u0131 kad\u0131n. Pierre m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu kadar az yer kaplamak i\u00e7in dirseklerini yanlar\u0131na yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131p ayaklar\u0131n\u0131n ucunda, k\u00fc\u00e7\u00fck ad\u0131mlar atarak y\u00fcr\u00fcyordu. Geri gelip oturdu ve anla\u015f\u0131lmaz bir tav\u0131rla Eve&#8217;e bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Siyah duvar ka\u011f\u0131tlar\u0131 yap\u0131\u015ft\u0131rmak gerek, dedi. Bu odada yeteri kadar siyah yok.<\/p>\n<p>Koltu\u011fa y\u0131\u011f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131. Eve, her zaman \u00e7ekilmeye, b\u00fcz\u00fclmeye haz\u0131r bu cimri bedene kederle bakt\u0131: Kollar, bacaklar, kafa, i\u00e7eri \u00e7ekilebilen uzuvlar gibiydiler. Saat alt\u0131y\u0131 vurdu, piyano susmu\u015ftu. Eve i\u00e7ini \u00e7ekti:<\/p>\n<p>Heykeller hemen gelmiyorlard\u0131, onlar\u0131 beklemek gerekiyordu.<\/p>\n<p>-I\u015f\u0131\u011f\u0131 yakmam\u0131 ister misin?<\/p>\n<p>Kad\u0131n, onlar\u0131 karanl\u0131kta beklemeyi ye\u011fliyordu.<\/p>\n<p>-\u0130stedi\u011fini yap, dedi Pierre.<\/p>\n<p>Eve k\u00fc\u00e7\u00fck masa lambas\u0131n\u0131 yakt\u0131 ve oday\u0131 k\u0131rm\u0131z\u0131 bir sis kaplad\u0131. Pierre de bekliyordu. Konu\u015fmuyordu, ama dudaklar\u0131 k\u0131p\u0131rd\u0131yordu; k\u0131rm\u0131z\u0131 siste iki koyu g\u00f6lge yap\u0131yorlard\u0131. Eve, Pierre&#8217;in dudaklar\u0131n\u0131 seviyordu. Eskiden co\u015fturucu ve duyguland\u0131r\u0131c\u0131yd\u0131lar, ama haz vericiliklerini yitirmi\u015flerdi.<\/p>\n<p>Biraz titreyerek birbirlerinden ayr\u0131l\u0131yorlar ve durmadan birle\u015fiyorlard\u0131, yeniden ayr\u0131lmak i\u00e7in birbirlerini eziyorlard\u0131. Bu i\u00e7ine kapanm\u0131\u015f y\u00fczde yaln\u0131zca onlar ya\u015f\u0131yorlard\u0131; iki korkak hayvan gibiydiler. Pierre a\u011fz\u0131ndan tek bir ses \u00e7\u0131kmadan saatlerce b\u00f6yle m\u0131r\u0131ldanabiliyordu ve \u00e7oklukla Eve, bu s\u00fcrekli k\u00fc\u00e7\u00fck hareketlerle b\u00fcy\u00fcleniyordu. A\u011fz\u0131n\u0131 seviyorum. Pierre onu hi\u00e7 \u00f6pm\u00fcyordu art\u0131k; dokunu\u015flardan korkuyordu: Geceleri Pierre&#8217;e, kat\u0131 ve kuru erkek elleri dokunuyordu, b\u00fct\u00fcn bedenini \u00e7imdikliyorlard\u0131; \u00e7ok uzun t\u0131rnakl\u0131 kad\u0131n elleri i\u011fren\u00e7 i\u011fren\u00e7 ok\u015fuyorlard\u0131 onu. Her zaman ba\u015ftan a\u015fa\u011f\u0131ya giyimli yat\u0131yordu, ama eller elbiselerinin alt\u0131na giriyorlard\u0131 ve g\u00f6mle\u011fini \u00e7ekiyorlard\u0131. Bir kere, g\u00fclme duymu\u015ftu ve \u015fi\u015fkin dudaklar kendi dudaklar\u0131 \u00fcst\u00fcne gelip yap\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>O geceden beridir art\u0131k Eve&#8217;i \u00f6pm\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Agathe, dedi Pierre, a\u011fz\u0131ma bakma! Eve g\u00f6zlerini indirdi.<\/p>\n<p>Arkas\u0131ndan nobranca:<\/p>\n<p>-Dudaklardan bir\u015feyler okuman\u0131n \u00f6\u011frenilebilece\u011fini bilmiyor de\u011filim, dedi.<\/p>\n<p>Eli koltu\u011fun kolu \u00fcst\u00fcnde titriyordu. \u0130\u015faret parma\u011f\u0131 gerildi, gelip ba\u015fparma\u011fa \u00fc\u00e7 kere vurdu ve \u00f6teki parmaklar kas\u0131ld\u0131lar:<\/p>\n<p>Bu bir k\u00f6t\u00fc ruhlar\u0131 kovma i\u015faretiydi. Kad\u0131n Ba\u015fl\u0131yor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Pierre&#8217;i kollar\u0131n\u0131n aras\u0131na almak istedi. Pierre y\u00fcksek sesle ve kibar bir tav\u0131rla konu\u015fmaya ba\u015flad\u0131:<\/p>\n<p>-San Pauli&#8217;yi hat\u0131rl\u0131yor musun? Yan\u0131t vermemeli. Belki bir tuzakt\u0131r.<\/p>\n<p>-Ben seni orada tan\u0131m\u0131\u015ft\u0131m, dedi ho\u015fnut\u00e7a. Bir Danimarkal\u0131 denizcinin elinden alm\u0131\u015ft\u0131m seni. Az daha d\u00f6v\u00fc\u015fecektik, ama hesab\u0131n\u0131 \u00f6dedim de seni g\u00f6t\u00fcrmeme ses \u00e7\u0131karmad\u0131. G\u00fcld\u00fcr\u00fcden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi bu.<\/p>\n<p>Yalan s\u00f6yl\u00fcyor, s\u00f6ylediklerinin birine inanm\u0131yor. Ad\u0131m\u0131n Agathe olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyor. Yalan s\u00f6yledi\u011fi zaman ondan nefret ediyorum. Ama kad\u0131n, onun sabit bak\u0131\u015flar\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fc ve k\u0131zg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 eriyip gitti. Yalan s\u00f6ylemiyor, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, t\u00fckenmi\u015f bitmi\u015f. Heykellerin yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 hissediyor. Onlar\u0131 duymamak i\u00e7in konu\u015fuyor. Pierre iki elini de koltu\u011fun kenarlar\u0131na yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131yordu. Y\u00fcz\u00fc u\u00e7uktu, g\u00fcl\u00fcms\u00fcyordu.<\/p>\n<p>-Bu kar\u015f\u0131lamalar her zaman bir gariptir, dedi adam, ama ben rastlant\u0131 oldu\u011funa inanm\u0131yorum. Seni kimin g\u00f6nderdi\u011fini sormuyorum, biliyorum ki yan\u0131t vermeyeceksin. Ne olursa olsun, sen beni \u00e7atlatma konusunda olduk\u00e7a beceriklisin.<\/p>\n<p>\u0130\u011fneleyici ve aceleci bir sesle g\u00fc\u00e7l\u00fckle konu\u015fuyordu.<\/p>\n<p>Do\u011fru d\u00fcr\u00fcst s\u00f6yleyemedi\u011fi ve a\u011fz\u0131ndan yumu\u015fak ve \u015fekilsiz bir madde gibi \u00e7\u0131kan s\u00f6zc\u00fckler vard\u0131.<\/p>\n<p>-Beni \u015fenli\u011fin orta yerine g\u00f6t\u00fcrd\u00fcn; siyah otomobillerin oldu\u011fu yere, ama ben s\u0131rt\u0131m\u0131 d\u00f6ner d\u00f6nmez k\u0131rm\u0131z\u0131 g\u00f6zleri \u0131\u015f\u0131l \u0131\u015f\u0131l yanan bir kalabal\u0131k vard\u0131 otomobillerin arkas\u0131nda. Benim koluma girmi\u015f, onlara i\u015faret etti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum, ama ben bir \u015fey g\u00f6rm\u00fcyordum. Ben Kutlama T\u00f6renlerinin b\u00fcy\u00fcs\u00fc i\u00e7indeydim.<\/p>\n<p>Kad\u0131n\u0131n \u00f6n\u00fcne do\u011fru, g\u00f6zleri iri iri a\u00e7\u0131lm\u0131\u015f, bakt\u0131. Elini, \u00e7abucak, k\u0131sa bir hareketle ve konu\u015fmas\u0131n\u0131 kesmeksizin aln\u0131ndan ge\u00e7irdi. Konu\u015fmas\u0131n\u0131 kesmek istemiyordu.<\/p>\n<p>-Bu Cumhuriyeti kutlama t\u00f6renleriydi, dedi keskin bir sesle. S\u00f6m\u00fcrgelerin t\u00f6ren i\u00e7in g\u00f6nderdikleri cins cins hayvanlar nedeniyle ilgi \u00e7ekici bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fc vard\u0131. Sen maymunlar\u0131n aras\u0131nda kaybolmaktan korkuyordun. Maymunlar aras\u0131nda dedim, diye \u00e7evresine bakarak k\u00fcstah bir sesle tekrarlad\u0131: Zenciler aras\u0131nda diyebilirdim! Masalar\u0131n alt\u0131na ka\u00e7an ve g\u00f6r\u00fcnmediklerini sanan eci\u015f b\u00fcc\u00fc\u015fler, benim bak\u0131\u015f\u0131m taraf\u0131ndan hemen ortaya \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015flar ve \u00e7ivilenip kalm\u0131\u015flard\u0131r. Emir susmak&#8217;t\u0131r, diye ba\u011f\u0131rd\u0131. Susmak. Herkes yerine ve heykellerin girmesi i\u00e7in haz\u0131r ol, bu emirdir. Taralala -uluyor ve ellerini a\u011fz\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fcp boru gibi yap\u0131yordu- tralala, trala-lalala.<\/p>\n<p>Adam sustu ve Eve anlad\u0131 ki heykeller odaya girmekteler. Solgun ve a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 bir ifadeyle dimdik ayakta duruyordu. Eve de kaskat\u0131 olmu\u015ftu ve ikisi birden sessizlik i\u00e7inde beklediler. Koridorda biri y\u00fcr\u00fcyordu: Marie, hizmet\u00e7i kad\u0131nd\u0131 bu, ku\u015fkusuz \u015fimdi gelmi\u015fti. Eve d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc: Gaz i\u00e7in ona para vermem gerekecek. Sonra heykeller u\u00e7maya ba\u015flad\u0131lar, Eve ile Pierre&#8217;in<br \/>\naras\u0131ndan ge\u00e7iyorlard\u0131.<\/p>\n<p>Pierre H\u0131nk, yapt\u0131 ve ayaklar\u0131n\u0131 alt\u0131na alarak koltu\u011fa b\u00fcz\u00fcld\u00fc. Ba\u015f\u0131n\u0131 \u00e7eviriyordu, zaman zaman s\u0131r\u0131t\u0131yordu, ama aln\u0131nda ter damlalar\u0131 boncuk boncuk beliriyordu. Eve, bu solgun y\u00fcz\u00fcn, yumu\u015fak bir titremeyle \u015fekil de\u011fi\u015ftiren bu a\u011fz\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcne dayanamad\u0131, g\u00f6zlerini kapatt\u0131. G\u00f6zkapaklar\u0131n\u0131n k\u0131rm\u0131z\u0131 fonunda yald\u0131zl\u0131 \u00e7izgiler oynamaya ba\u015flad\u0131lar.<\/p>\n<p>Kendini ya\u015fl\u0131 ve bitkin hissediyordu. Kad\u0131n\u0131n hemen yan\u0131nda Pierre g\u00fcr\u00fclt\u00fcyle soluyordu. Heykeller u\u00e7uyorlar, v\u0131z\u0131ld\u0131yorlar, onun \u00fcst\u00fcne do\u011fru e\u011filiyorlar&#8230; Hafif bir g\u0131d\u0131klanma, omzunda ve sa\u011f b\u00f6\u011fr\u00fcnde bir a\u011fr\u0131 duydu. \u0130\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcyle, bedeni i\u011fren\u00e7 bir \u015feye de\u011fmekten sak\u0131n\u0131r gibi, a\u011f\u0131r ve bi\u00e7imsiz bir e\u015fyan\u0131n ge\u00e7i\u015fine yol verir gibi sola do\u011fru e\u011fildi. Birden yer tahtas\u0131 g\u0131c\u0131rdad\u0131, i\u00e7inden, g\u00f6zlerini a\u00e7mak, elleriyle havay\u0131 yoklayarak sa\u011f\u0131na bakmak iste\u011fi delice kabarm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Hi\u00e7bir \u015fey yapmad\u0131. G\u00f6zlerini kapal\u0131 tuttu ve yak\u0131c\u0131 bir sevin\u00e7 onu \u00fcrpertti: Ben de korkuyorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. B\u00fct\u00fcn ya\u015farl\u0131\u011f\u0131 gelip sa\u011f yan\u0131na s\u0131\u011f\u0131nm\u0131\u015ft\u0131. G\u00f6zlerini a\u00e7madan Pierre&#8217;e do\u011fru e\u011fildi. K\u00fc\u00e7\u00fcc\u00fck bir \u00e7aba ona yetecek ve ilk kez bu dokunakl\u0131 evrene girecekti. Heykellerden korkuyorum, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc. Bu \u015fiddetli ve g\u00f6z\u00fc kapal\u0131 bir kabullenme, bir dua idi.<\/p>\n<p>Kad\u0131n b\u00fct\u00fcn g\u00fcc\u00fcyle onlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131na inanmak istiyordu. S\u0131k\u0131nt\u0131 sa\u011f yan\u0131n\u0131<br \/>\nk\u00f6t\u00fcr\u00fcmle\u015ftiriyordu. Bundan yeni bir duygu, bir dokunum \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu. Kolunda, b\u00f6\u011fr\u00fcnde ve omzunda onlar\u0131n ge\u00e7i\u015fini hissediyordu.<\/p>\n<p>Heykeller al\u00e7aktan ve yava\u015f u\u00e7uyorlard\u0131. V\u0131z\u0131ld\u0131yorlard\u0131. Eve onlar\u0131n k\u00f6t\u00fcc\u00fcl bir tav\u0131rlar\u0131 oldu\u011funu ve g\u00f6zlerini \u00e7evreleyen kirpiklerin ta\u015ftan \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 biliyordu, ama onlar\u0131 \u00e7ok k\u00f6t\u00fc canland\u0131rabiliyordu. Onlar\u0131n t\u00fcm\u00fcyle canl\u0131 olmad\u0131klar\u0131n\u0131 da biliyordu, ama koskoca bedenlerin \u00fcst\u00fcnde et tabakalar\u0131n\u0131n, \u0131l\u0131k pullar\u0131n g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc de biliyordu; parmaklar\u0131n\u0131n ucunda ta\u015f, deri soyulur gibi soyuluyor ve avu\u00e7 i\u00e7leri onlar\u0131 ka\u015f\u0131nd\u0131r\u0131yordu. Eve b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131 g\u00f6remiyordu. Devanas\u0131 gibi iri, g\u00f6steri\u015fli ve g\u00fcl\u00fcn\u00e7 kad\u0131nlar\u0131n, bir insano\u011flu tavr\u0131 ve ta\u015f\u0131n som inat\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131yla, tam onu yalay\u0131p ge\u00e7tiklerini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu yaln\u0131zca. Pierre&#8217;in \u00fcst\u00fcne e\u011filiyorlar. Eve \u00f6yle bir g\u00fc\u00e7 harc\u0131yordu ki elleri titremeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>Bana do\u011fru e\u011filiyorlar&#8230; Korkun\u00e7 bir \u00e7\u0131\u011fl\u0131k birdenbire onu dondurdu. Pierre&#8217;e<br \/>\ndokundular. Kad\u0131n g\u00f6zlerini a\u00e7t\u0131: Pierre ba\u015f\u0131n\u0131 ellerinin aras\u0131na alm\u0131\u015ft\u0131, soluk solu\u011fayd\u0131. Eve t\u00fckendi\u011fini, bitti\u011fini hissetti: Bir oyun, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ac\u0131 bir pi\u015fmanl\u0131kla, bir oyundan ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil, bir an olsun buna i\u00e7ten inanmad\u0131m. Ama bu s\u0131rada Pierre ger\u00e7ekten ac\u0131 \u00e7ekmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Pierre yat\u0131\u015ft\u0131 ve derin bir soluk ald\u0131. Ama g\u00f6zbebekleri garip bir \u015fekilde iri iri duruyorlard\u0131; terliyordu.<\/p>\n<p>-Onlar\u0131 g\u00f6rd\u00fcn m\u00fc? diye sordu adam.<\/p>\n<p>-G\u00f6rmedim.<\/p>\n<p>-B\u00f6ylesi senin i\u00e7in daha iyi, seni korkuturlard\u0131. Ben al\u0131\u015ft\u0131m buna.<\/p>\n<p>Eve&#8217;in elleri hep titriyordu, kan\u0131 ba\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Pierre cebinden bir sigara \u00e7\u0131kar\u0131p a\u011fz\u0131na g\u00f6t\u00fcrd\u00fc. Ama sigaray\u0131 yakmad\u0131.<\/p>\n<p>-Benim i\u00e7in fark etmez onlar\u0131 g\u00f6rmek, dedi, ama bana dokunmalar\u0131n\u0131 istemiyorum. Bana sivilce bula\u015ft\u0131rmalar\u0131ndan korkuyorum.<\/p>\n<p>Bir an d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve sordu:<\/p>\n<p>-Onlar\u0131 i\u015fittin mi?<\/p>\n<p>-Evet, dedi Eve, bir u\u00e7ak motoru gibi.<\/p>\n<p>(Pierre, ge\u00e7en pazar, kad\u0131na tam b\u00f6yle s\u00f6ylemi\u015fti.) Pierre biraz babacan bir tav\u0131rla g\u00fcl\u00fcmsedi.<\/p>\n<p>-Abart\u0131yorsun, dedi. Ama solgundu. Eve&#8217;in ellerine bakt\u0131: Ellerin titriyor. Seni etkiledi bu. Agathe&#8217;c\u0131\u011f\u0131m. Ama sinirlenmenin gere\u011fi yok, yar\u0131ndan \u00f6nce gelmeyecekler. Eve konu\u015fam\u0131yordu, di\u015fleri tak\u0131rd\u0131yordu ve Pierre&#8217;in bunu g\u00f6rmesinden korkuyordu. Pierre ona uzun uzun bakt\u0131.<\/p>\n<p>-Adamak\u0131ll\u0131 g\u00fczelsin, dedi ba\u015f\u0131n\u0131 sallayarak. Yaz\u0131k, ger\u00e7ekten yaz\u0131k. H\u0131zla elini uzatt\u0131 ve kula\u011f\u0131n\u0131 ok\u015fad\u0131.<\/p>\n<p>-Benim g\u00fczel \u015feytan\u0131m! Biraz can\u0131m\u0131 s\u0131k\u0131yorsun; \u00e7ok g\u00fczelsin. Beni rahats\u0131z ediyor bu. \u00d6zetleme s\u00f6z konusu olmasayd\u0131&#8230;<\/p>\n<p>Durdu ve \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n Eve&#8217;e bakt\u0131:<\/p>\n<p>-Bu s\u00f6zc\u00fck olmad\u0131&#8230; Dilimin ucunda&#8230; Dilimin ucunda, dedi belirsiz bir tav\u0131rla g\u00fcl\u00fcmseyerek. Bir ba\u015fka s\u00f6zc\u00fck var dilimin ucunda&#8230; \u015eey can\u0131m&#8230; tam yerinde. Sana s\u00f6yleyece\u011fimi unuttum.<\/p>\n<p>Bir an d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc ve ba\u015f\u0131n\u0131 sallad\u0131:<\/p>\n<p>-Haydi, dedi, ben uyuyorum. \u00c7ocuksu bir sesle ekledi: Biliyorsun Agathe, yoruldum. Kafam\u0131 toparlayam\u0131yorum. Sigaras\u0131n\u0131 att\u0131 ve kayg\u0131yla hal\u0131ya bakt\u0131. Eve yast\u0131\u011f\u0131 ba\u015f\u0131n\u0131n alt\u0131na koydu.<\/p>\n<p>-Sen de uyuyabilirsin, dedi g\u00f6zlerini kapayarak, gelmeyecekler.<\/p>\n<p>\u00d6ZETLEME. Pierre uyuyordu, dudaklar\u0131nda saf bir yar\u0131m g\u00fcl\u00fc\u015f vard\u0131, ba\u015f\u0131n\u0131 e\u011fiyordu. Yana\u011f\u0131yla omzunu ok\u015famak istiyor gibiydi. Eve&#8217;in uykusu yoktu, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu:<\/p>\n<p>\u00d6zetleme. Pierre birden aptalca bir havaya b\u00fcr\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc ve s\u00f6zc\u00fck a\u011fz\u0131ndan d\u0131\u015far\u0131 d\u00f6k\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc, uzun ve beyaz\u0131ms\u0131. Pierre \u015fa\u015fk\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n \u00f6n\u00fcne bakm\u0131\u015ft\u0131; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6r\u00fcyor ve onu tan\u0131m\u0131yor gibi. A\u011fz\u0131 yumu\u015fakt\u0131, a\u00e7\u0131kt\u0131. \u0130\u00e7inde bir \u015fey k\u0131r\u0131lm\u0131\u015f gibiydi. Geveledi. Bu ilk kez geliyor onun ba\u015f\u0131na. Fark\u0131na vard\u0131 zaten. Art\u0131k kafas\u0131n\u0131 toplayamad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. Pierre tatl\u0131 tatl\u0131 inledi ve eli belli belirsiz k\u0131p\u0131rdad\u0131. Eve ona dik dik bakt\u0131: Nas\u0131l uyanacak bakal\u0131m? Bu d\u00fc\u015f\u00fcnce i\u00e7ini kemiriyordu. Pierre uyur uyumaz, bunu d\u00fc\u015f\u00fcnmesi gerekiyordu, bundan vazge\u00e7emiyordu. G\u00f6zleri d\u00f6nm\u00fc\u015f bir halde uyanmas\u0131ndan ve sa\u00e7malamaya ba\u015flamas\u0131ndan korkuyordu. Ben aptal\u0131m, diye d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc, bu bir y\u0131ldan \u00f6nce ba\u015flamaz, Franchot s\u00f6yledi ya. Ama i\u00e7inin s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 gitmiyordu. Bir y\u0131l; bir k\u0131\u015f, bir ilkbahar, bir yaz, bir ba\u015fka sonbahar\u0131n<br \/>\nba\u015flang\u0131c\u0131. Bir g\u00fcn bu \u00e7izgiler bozulacakt\u0131; \u00e7enesi sarkacakt\u0131, sulu g\u00f6zlerini yar\u0131m yamalak aralayacakt\u0131. Eve, Pierre&#8217;in elinin \u00fcst\u00fcne do\u011fru e\u011fildi ve dudaklar\u0131n\u0131 de\u011fdirdi:<\/p>\n<p>Daha \u00f6nce \u00f6ld\u00fcr\u00fcr\u00fcm seni.<\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Jean Paul Sartre &Ccedil;eviri: Eray Canberk Can Yay&#305;nlar&#305;. Hayriye Caddesi No. 2, 80060 Galatasaray, &#304;stanbul Telefon: 252 56 75 -252 59 88 -252 59 89 Fax: 252 72 33 DUVAR Bizi b&uuml;y&uuml;k beyaz bir odaya soktular, g&ouml;zlerim k&#305;rp&#305;&#351;maya ba&#351;lad&#305;, &#305;&#351;&#305;k g&ouml;zlerimi rahats&#305;z ediyordu. Sonra bir masa ve masan&#305;n arkas&#305;nda d&ouml;rt herif g&ouml;rd&uuml;m, sivildiler, ka&#287;&#305;tlara bak&#305;yorlard&#305;. [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9571","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9571","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9571"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9571\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":9573,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9571\/revisions\/9573"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9571"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9571"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9571"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}