{"id":9586,"date":"2019-03-14T19:56:06","date_gmt":"2019-03-14T19:56:06","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9586"},"modified":"2025-08-23T21:48:30","modified_gmt":"2025-08-23T18:48:30","slug":"denemeler","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/denemeler\/","title":{"rendered":"DENEMELER"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/cc-turkiye\/z-2018-Images\/255.JPG\" alt=\"\" width=\"417\" height=\"305\" \/><\/p>\n<p><strong><span lang=\"tr\"><span style=\"font-size: small;\">Montaigne<\/span><\/span><\/strong><b><span lang=\"TR\"><br \/>\n<\/span><\/b><span style=\"font-family: Arial;\">\u00c7eviri: Sabahattin Eyubo\u011flu<br \/>\nCem Yay\u0131nevi<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><span lang=\"TR\"><b>HAYAT VE FELSEFE<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u00c7ok gariptir; \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda i\u015fler o hale geldi ki felsefe, anlay\u0131\u015fl\u0131 insanlar aras\u0131nda bile, ne teorik ne pratik hi\u00e7bir yarar\u0131 ve de\u011feri olmayan bo\u015f ve kuru bir laf olup kald\u0131. Bence bunun nedeni, felsefenin ana yollar\u0131n\u0131 sarm\u0131\u015f olan safsatalard\u0131r. Felsefeyi, \u00e7ocuklar i\u00e7in ula\u015f\u0131lmaz, as\u0131k suratl\u0131, \u00e7at\u0131k ka\u015fl\u0131 ve belal\u0131 g\u00f6stermek b\u00fcy\u00fck bir hatad\u0131r. Onun y\u00fcz\u00fcne bu sahte, bu kaskat\u0131 bu \u00e7irkin maskeyi kim takm\u0131\u015f? O ki hep bayram ve ho\u015f zaman i\u00e7inde ya\u015famay\u0131 emreder bize. Gaml\u0131 ve buz gibi so\u011fuk bir y\u00fcz i\u00e7imizde felsefenin bar\u0131namad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Felsefeyi bar\u0131nd\u0131ran ruh, kendi sa\u011fl\u0131\u011f\u0131yla bedeni de sa\u011flam etmeli.<br \/>\nHuzur ve rahat\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131 ta d\u0131\u015fardan g\u00f6r\u00fcnmelidir. D\u0131\u015f varl\u0131\u011f\u0131 kendi<br \/>\nkal\u0131b\u0131na uydurmal\u0131 ve b\u00f6ylece ona sevimli bir gurur, hareketli ve<br \/>\nne\u015feli bir tav\u0131r, memnun ve g\u00fclery\u00fczl\u00fc bir hal vermelidir. Bilgeli\u011fin<br \/>\nen a\u00e7\u0131k g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fc, s\u00fcrekli bir sevin\u00e7tir. Onun durumu, aydan daha<br \/>\nyukarda olan \u015feylerin durumu gibidir. Hem de rahat. M\u00fcritlerini<br \/>\n\u00e7amur ve kir i\u00e7inde ya\u015fatan felsefe de\u011fil, Barocco ve<br \/>\nBaralipton&#8217;culard\u0131r. (Skolastikte baz\u0131 \u00f6nerme t\u00fcrleriyle ilgili uydurma<br \/>\ns\u00f6zc\u00fckler.) Onlar felsefenin yaln\u0131z ad\u0131n\u0131 duymu\u015flard\u0131r. Yoksa nas\u0131l<br \/>\nolur? Felsefe ruhun f\u0131rt\u0131nalar\u0131n\u0131 dindirmeyi, a\u00e7l\u0131\u011f\u0131 ve hastal\u0131\u011f\u0131 g\u00fclerek<br \/>\nkar\u015f\u0131lamay\u0131, birtak\u0131m uydurma m\u00fcneccim i\u015faretleriyle de\u011fil, do\u011fal ve<br \/>\nsomut yollarla \u00f6\u011fretmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131r. Felsefenin amac\u0131 erdemdir; bu<br \/>\nerdem de, medresenin s\u00f6yledi\u011fi gibi, sarp, yal\u00e7\u0131n ve \u00e7\u0131k\u0131lmaz bir<br \/>\nda\u011f\u0131n ba\u015f\u0131na dikilmi\u015f de\u011fildir. Ona yakla\u015fanlar, tersine g\u00fczel,<br \/>\nbereketli ve \u00e7i\u00e7ekli bir ova i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcrler onu. Orada erdem yine her<br \/>\n\u015feyden y\u00fcksektedir; fakat yerini bilen olunca, ona g\u00f6lgeli, \u00e7imenli,<br \/>\ng\u00fczel kokulu yollardan, g\u00fcle s\u00f6yleye, g\u00f6klerin kubbesi gibi rahat ve<br \/>\nd\u00fcmd\u00fcz bir ini\u015fle var\u0131labilir. Baz\u0131lar\u0131 bu y\u00fcksek, bu g\u00fczel, bu zafer<br \/>\nsevinci dolu, a\u015fk dolu, tad\u0131na doyulmaz, yi\u011fitli\u011fine ula\u015f\u0131lmaz erdemin,<br \/>\ntats\u0131zl\u0131\u011fa, rahats\u0131zl\u0131\u011fa, korkuya, zorbal\u0131\u011fa a\u00e7\u0131k\u00e7a ve amans\u0131zca<br \/>\nd\u00fc\u015fman olan, kendine do\u011fay\u0131 k\u0131lavuz, mutlulu\u011fu ve zevki e\u015f bilen<br \/>\nerdemin semtine u\u011framad\u0131klar\u0131 i\u00e7in gitmi\u015fler, g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fcklerine uygun<br \/>\nolarak, b\u00f6yle kasvetli, titiz, somurtkan, eli sopal\u0131, as\u0131k suratl\u0131,<br \/>\nanlams\u0131z bir erdem \u00f6rne\u011fi tasarlam\u0131\u015flar ve onu, insanlar\u0131 korkutmaya<br \/>\nmahsus bir umac\u0131 gibi, d\u00fcnyadan uzak bir kayal\u0131\u011f\u0131n \u00fcst\u00fcne,<br \/>\ndikenlikler aras\u0131na koymu\u015flar&#8230;<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek erdem zengin, kudretli ve bilgili olmas\u0131n\u0131, mis kokulu<br \/>\nyataklarda yatmas\u0131n\u0131 bilir. Hayat\u0131 sever; g\u00fczelli\u011fi de, \u015fan\u0131 ve onun da,<br \/>\nsa\u011fl\u0131\u011f\u0131 da sever. Fakat onun \u00f6z be \u00f6z i\u015fi, bu nimetler \u00f6l\u00e7\u00fc ile<br \/>\nkullanmas\u0131n\u0131 ve yi\u011fit\u00e7e b\u0131rak\u0131p gitmesini bilmektir: \u00c7etinli\u011finden \u00e7ok<br \/>\ndaha fazla b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fc olan bir i\u015f, ki onsuz her hayat bozuk, kar\u0131\u015f\u0131k ve<br \/>\n\u015fekilsizdir ve bu y\u00fczden tehlikeli engeller, dikenlikler ve ejderhalarla<br \/>\ndolmaya elveri\u015flidir. E\u011fer e\u011fitilecek gen\u00e7, acayip yarat\u0131l\u0131\u015fl\u0131 olur da<br \/>\ng\u00fczel bir yolculuk hikayesi, yahut anlayabilece\u011fi bir felsefe konusu<br \/>\nyerine masal dinlemeyi ye\u011f tutarsa, arkada\u015flar\u0131n\u0131n gen\u00e7 din\u00e7<br \/>\ny\u00fcreklerini co\u015fturan davullar \u00e7al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 zaman o, kendisini hokkabaz<br \/>\noyunlar\u0131na \u00e7a\u011f\u0131ran arkada\u015f\u0131n\u0131n yan\u0131na giderse, bir sava\u015ftan toz topra\u011fa ve zafere b\u00fcr\u00fcn\u00fcp d\u00f6nmeyi, top oyunundan yahut balodan bir<br \/>\narma\u011fanla d\u00f6nmekten daha ho\u015f ve daha \u00e7ekici bulmazsa, bu gen\u00e7 i\u00e7in<br \/>\nbir tek \u00e7are g\u00f6r\u00fcyorum: E\u011fitmeni onu daha \u00e7ocukken, kimseye<br \/>\nduyurmadan bo\u011far; yahut da bu gence, bir d\u00fcka&#8217;n\u0131n o\u011flu bile olsa<br \/>\nherhangi bir \u015fehirde pastac\u0131l\u0131k yapt\u0131r\u0131l\u0131r. Platon der ki, \u00e7ocuklara<br \/>\nbabalar\u0131n\u0131n yeteneklerine g\u00f6re de\u011fil, kendi yeteneklerine g\u00f6re meslek<br \/>\nbulmak gerekir.<\/p>\n<p>Mademki as\u0131l felsefe bize ya\u015famay\u0131 \u00f6\u011freten felsefedir ve mademki<br \/>\n\u00e7ocu\u011fun da \u00f6b\u00fcr ya\u015ftakiler gibi, ondan alacak oldu\u011fu dersler vard\u0131r,<br \/>\nni\u00e7in \u00e7ocu\u011fa felsefe \u00f6\u011fretilemezmi\u015f:<\/p>\n<p>Udum et molle lutum est; nunc properandus, et acri Fingendus sine<br \/>\nfine rota (Persius)<\/p>\n<p>\u00c7amur yumu\u015fak ve \u0131slak; \u00e7abuk, \u00e7abuk olal\u0131m. Durmadan d\u00f6nen<br \/>\n\u00e7ark bi\u00e7im versin ona.<\/p>\n<p>Bize ya\u015famay\u0131 \u00f6m\u00fcr ge\u00e7tikten sonra \u00f6\u011fretiyorlar. Cicero dermi\u015f ki,<br \/>\niki insan hayat\u0131 ya\u015fayacak olsam bile, lirik \u015fairleri incelemeye zaman<br \/>\nharcamam. Bence bu d\u0131rd\u0131rc\u0131lar daha hazin bir \u015fekilde yarars\u0131zd\u0131r.<br \/>\n\u00c7ocu\u011fumuzun o kadar yitirecek zaman\u0131 yoktur: Pedagoglar\u0131n elinde<br \/>\nancak hayat\u0131n\u0131n ilk on be\u015f, on alt\u0131 y\u0131l\u0131n\u0131 ge\u00e7irebilir: Geri kalan zaman<br \/>\nhayat\u0131nd\u0131r. Bu kadar k\u0131sa bir zaman\u0131 zorunlu bilgilere verelim; \u00fcst<br \/>\nyan\u0131 emek israf\u0131d\u0131r. Hayat\u0131m\u0131z\u0131n i\u015fine yaramayan b\u00fct\u00fcn bu \u00e7etrefil<br \/>\ndiyalektik oyunlar\u0131n\u0131 kald\u0131r\u0131p at\u0131n; iyi se\u00e7mesini ve iyi a\u00e7\u0131klamas\u0131n\u0131<br \/>\nbilmek ko\u015fuluyla basit felsefe konular\u0131 al\u0131n: Bunlar Boccacio&#8217;nun<br \/>\nmasal\u0131ndan daha kolay anla\u015f\u0131l\u0131r. Bir \u00e7ocuk bular\u0131 s\u00fctnineye verildi\u011fi<br \/>\nandan itibaren okuma yazmadan \u00e7ok daha kolay \u00f6\u011frenebilir.<\/p>\n<p>Felsefenin insanlara, ya\u015famaya ba\u015flarken de, \u00f6l\u00fcme do\u011fru giderken<br \/>\nde s\u00f6yleyecekleri vard\u0131r. (Kitap 1, b\u00f6l\u00fcm 26)<\/p>\n<p><b>YASALAR \u00dcST\u00dcNE<br \/>\n<\/b><br \/>\nYasalar do\u011fru olduklar\u0131 i\u00e7in de\u011fil yasa olduklar\u0131 i\u00e7in y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte<br \/>\nkal\u0131rlar. Kendilerini dinletmeleri ak\u0131l d\u0131\u015f\u0131 bir g\u00fc\u00e7ten gelir, ba\u015fka bir<br \/>\n\u015feyden de\u011fil. Mistik olmak i\u015flerine gelir. Yasa koyanlar da \u00e7ok kez<br \/>\nbudala, ya da e\u015fitlik korkusuyla haks\u0131zl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fen kimselerdir. Nas\u0131l<br \/>\nolursa olsunlar, insand\u0131rlar sonunda, her yapt\u0131klar\u0131 \u015fey ister istemez<br \/>\nsudan ve de\u011fi\u015fkendir.<\/p>\n<p>Yasalardan daha \u00e7ok, daha a\u011f\u0131r, daha geni\u015f haks\u0131zl\u0131klara yol a\u00e7an ne<br \/>\nvard\u0131r? (Kitap 3, b\u00f6l\u00fcm 13)<\/p>\n<p>Bir filozofu \u00e7iftle\u015firken yakalay\u0131p, ne yap\u0131yorsun diye sormu\u015flar: Bir<br \/>\ninsan ekiyorum diye cevap vermi\u015f serinkanl\u0131l\u0131kla ve hi\u00e7 utanmadan.<br \/>\nSarm\u0131sak ekerken g\u00f6r\u00fclmekle bu i\u015fi yaparken g\u00f6r\u00fclmek aras\u0131nda<br \/>\nayr\u0131m yokmu\u015f onun i\u00e7in. (Kitap 2, b\u00f6l\u00fcm 12)<\/p>\n<p><b>B\u0130LG\u0130 VE D\u00dc\u015e\u00dcNCE<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u00d6\u011frenimden kazanc\u0131m\u0131z daha iyi ve daha ak\u0131ll\u0131 olmakt\u0131r. Epiharmus<br \/>\n(Pythagoras okulundan bir filozof.) der ki, insan d\u00fc\u015f\u00fcnce ile g\u00f6r\u00fcr ve<br \/>\nduyar; her \u015feyden yararlanan her \u015feyi d\u00fczene sokan, ba\u015fa ge\u00e7ip<br \/>\ny\u00f6neten d\u00fc\u015f\u00fcncedir; geri kalan her \u015fey k\u00f6r, sa\u011f\u0131r ve cans\u0131zd\u0131r. \u015eu<br \/>\nkesin ki \u00e7ocu\u011fa kendili\u011finden bir \u015fey yapmak \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc<br \/>\nvermemekle onu korkak bir k\u00f6le durumuna sokuyoruz. Retorika ve<br \/>\ngramer \u00fcst\u00fcne, Cicero&#8217;nun \u015fu veya bu c\u00fcmlesi \u00fcst\u00fcne \u00f6\u011frencisinin ne<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kim sormu\u015ftur? Bunlar\u0131 Tanr\u0131 s\u00f6z\u00fc gibi belle\u011fimize<br \/>\nbasmakal\u0131p yap\u0131\u015ft\u0131r\u0131rlar; harfler ve s\u00f6zc\u00fckler, anlat\u0131lan \u015feyin kendisi<br \/>\nhaline gelir. Ezber bilmek, bilmek de\u011fildir; belle\u011fimize emanet edilen<br \/>\nher \u015feyi saklamakt\u0131r. \u0130nsan, kendili\u011finden bildi\u011fi her \u015feyi ustas\u0131na<br \/>\nbakmadan, kitaptaki yerini aramadan, istedi\u011fi gibi kullan\u0131r. T\u00fcm\u00fcyle<br \/>\nkitaptan bir bilgi ne s\u0131k\u0131c\u0131 bilgidir! B\u00f6yle bir bilgi bir s\u00fcs olarak<br \/>\nkullan\u0131ls\u0131n: Ama temel olarak de\u011fil. Nitekim Platon, ger\u00e7ek felsefenin<br \/>\nsa\u011flam irade, inan\u00e7 ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fck, ama\u00e7lar\u0131 ba\u015fka olan \u00f6teki bilimlerinse yaln\u0131zca s\u00fcs oldu\u011funu s\u00f6yler. (Kitap 1, b\u00f6l\u00fcm 26)<\/p>\n<p><b>YA\u015eAMAK VE \u00c7ALI\u015eMAK<br \/>\n<\/b><br \/>\nDo\u011fa bir ana gibi davranm\u0131\u015f bize: \u0130stemi\u015f ki ihtiya\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131<br \/>\ngidermek zevkli bir i\u015f de olsun \u00fcstelik: Akl\u0131m\u0131z\u0131n istedi\u011fi \u015fey,<br \/>\ni\u015ftah\u0131m\u0131z\u0131n da arad\u0131\u011f\u0131 \u015fey olsun: Onun kurallar\u0131n\u0131 bozmaya hakk\u0131m\u0131z<br \/>\nyok.<\/p>\n<p>Caesar&#8217;\u0131n ve \u0130skender&#8217;in, en b\u00fcy\u00fck i\u015fleri ba\u015far\u0131rken, do\u011fal ve budan<br \/>\n\u00f6t\u00fcr\u00fc gerekli ve akla uygun zevkleri bol bol tatt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcnce, buna<br \/>\nruhu gev\u015femek demem; tersine, o zor i\u015fleri ve yorucu d\u00fc\u015f\u00fcnceleri din\u00e7<br \/>\nbir y\u00fcrekle g\u00fcnl\u00fck hayat\u0131n bir par\u00e7as\u0131 haline sokmak, ruhu<br \/>\nsa\u011flamla\u015ft\u0131rmakt\u0131r derim. Zevklerin g\u00fcndelik zaferlerini ola\u011fan\u00fcst\u00fc i\u015f<br \/>\nsaym\u0131\u015flarsa bilge adamlarm\u0131\u015f. Biz pek \u015fa\u015fk\u0131n varl\u0131klar\u0131z: Filanca<br \/>\nhayat\u0131n\u0131 i\u015fsiz g\u00fc\u00e7s\u00fcz ge\u00e7irdi, deriz; bug\u00fcn hi\u00e7bir \u015fey yapmad\u0131m, deriz<br \/>\n-Bir \u015fey yapmad\u0131m ne demek? Ya\u015fad\u0131n\u0131z ya! Bu sizin yaln\u0131z ba\u015fl\u0131ca<br \/>\ni\u015finiz de\u011fil, en parlak, en onurlu i\u015finizdir: Bana b\u00fcy\u00fck i\u015fler \u00e7evirmek<br \/>\nolana\u011f\u0131n\u0131 verselerdi, neler yapmaya g\u00fcc\u00fcm oldu\u011funu g\u00f6sterirdim,<br \/>\nderiz. \u00d6nce siz kendi hayat\u0131n\u0131z\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmeyi, \u00e7evirmeyi bildiniz mi?<br \/>\nBildinizse b\u00fct\u00fcn i\u015flerin en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rmek i\u00e7in b\u00fcy\u00fck f\u0131rsatlara<br \/>\nihtiya\u00e7 yoktur hangi mevkide olursa olsun, perde arkas\u0131nda da, perde<br \/>\n\u00f6n\u00fcnde de insan kendini g\u00f6sterir. Bizim i\u015fimiz kitap doldurmak de\u011fil,<br \/>\nahlak\u0131m\u0131z\u0131 yapmakt\u0131r; sava\u015fmak \u00fclke kazanmak de\u011fil, ya\u015fay\u0131\u015f\u0131m\u0131za<br \/>\ndirlik d\u00fczenlik getirmektir; En b\u00fcy\u00fck en onurlu eserimiz do\u011fru d\u00fcr\u00fcst<br \/>\nya\u015famakt\u0131r. Geri kalan her \u015fey, ba\u015fa ge\u00e7mek, para yapmak, binalar<br \/>\nkurmak, nihayet ufak tefek eklentiler, yollard\u0131r. Bir komutan\u0131n, az<br \/>\nsonra h\u00fccum edecek oldu\u011fu bir kalenin ete\u011finde dostlar\u0131yla t\u00fcm\u00fcyle<br \/>\nserbest ve rahat\u00e7a, kayg\u0131s\u0131zca sohbete dalmas\u0131, Brutus&#8217;un herkesin<br \/>\nkendisine ve Roma&#8217;n\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131 pusu kurdu\u011fu bir s\u0131rada<br \/>\ngece dola\u015fmalar\u0131ndan birka\u00e7 saat \u00e7alarak tam bir sessizlik i\u00e7inde<br \/>\nPolybius&#8217;u okuyup notlar yazmas\u0131 ne g\u00fczel bir \u015fey! D\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fck\u00e7e i\u00e7im<br \/>\na\u00e7\u0131l\u0131r. Ancak k\u00fc\u00e7\u00fck ruhlar i\u015flerin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 alt\u0131nda ezilir; onlardan<br \/>\ns\u0131yr\u0131lmay\u0131, bir yerde durup yeniden ba\u015flamay\u0131 bilmezler.<\/p>\n<p>O fortes pejoraque passi<br \/>\nMecum saepe viri, nunc vino pellite curas;<br \/>\nCras ingens iterabimus aequor. (Horatius)<br \/>\nEy benimle bunca \u00e7etin i\u015fler g\u00f6rm\u00fc\u015f yi\u011fitler,<br \/>\nBug\u00fcn, dertlerinizi \u015farapla giderin<br \/>\nYar\u0131n engin denize a\u00e7\u0131laca\u011f\u0131z. (Kitap 3, b\u00f6l\u00fcm 13)<\/p>\n<p><b>RUH VE BEDEN<br \/>\n<\/b><br \/>\nG\u00fczellik, insanlar aras\u0131nda, \u00e7ok tutulan bir \u015feydir. Aram\u0131zda ilk<br \/>\nanla\u015fma onunla ba\u015flar. \u0130nsan ne kadar vah\u015fi, ne kadar k\u00f6t\u00fc yarat\u0131l\u0131\u015fl\u0131<br \/>\nolursa olsun onun b\u00fcy\u00fcs\u00fcne kap\u0131lmaktan kendini alamaz. Bedenin<br \/>\nvarl\u0131\u011f\u0131m\u0131zdaki pay\u0131 ve de\u011feri b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bu bak\u0131mdan onun yap\u0131s\u0131na<br \/>\nve d\u00fczenine verilen \u00f6nem pek yerindedir. \u0130ki temel ta\u015f\u0131m\u0131z\u0131 (ruh ve<br \/>\nbedeni) birbirinden ay\u0131rmak, koparmak isteyenler yan\u0131l\u0131yorlar tam<br \/>\ntersine onlar\u0131 \u00e7iftle\u015ftirmek, birle\u015ftirmek gerek. Ruhtan istenecek \u015fey<br \/>\nbir k\u00f6\u015feye \u00e7ekilmek, kendi kendine d\u00fc\u015f\u00fcnmek, bedeni hor g\u00f6r\u00fcp<br \/>\nkendi ba\u015f\u0131na b\u0131rakmak de\u011fil (Ho\u015f, bunu ancak sahte bir \u00e7e\u015fit<br \/>\nmaymunlukla yapabilir ya), ona ba\u011flanmak, onu kucaklamak, sevmek,<br \/>\nona arkada\u015fl\u0131k ve k\u0131lavuzluk etmek, \u00f6\u011f\u00fct vermek, yanl\u0131\u015f yola sapt\u0131\u011f\u0131<br \/>\nzaman geri \u00e7evirmek, k\u0131sacas\u0131 onunla evlenmek, ona ger\u00e7ekten bir<br \/>\nkoca olmakt\u0131r. Ta ki ikisinin hareketleri aras\u0131nda ba\u015fkal\u0131k ve kar\u015f\u0131tl\u0131k<br \/>\nde\u011fil, uygunluk ve benzerlik olsun.<\/span><\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"> <span lang=\"TR\"> <b>\u0130NSAN VE \u00d6TES\u0130<br \/>\n<\/b><br \/>\nKendini be\u011fenmek insan\u0131n \u00f6z\u00fcnde, yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131nda olan bir hastal\u0131kt\u0131r. \u0130nsan yarat\u0131klar\u0131n en zavall\u0131s\u0131, en c\u0131l\u0131z\u0131d\u0131r \u00f6yleyken en ma\u011fruru da odur. \u015eurada, d\u00fcnyan\u0131n \u00e7amuru ve pisli\u011fi i\u00e7inde oturdu\u011funu, evrenin<br \/>\nen k\u00f6t\u00fc, en \u00f6l\u00fc, en a\u015fa\u011f\u0131 kat\u0131nda, g\u00f6klerin kubbesinden en uzakta, \u00fc\u00e7 cinsten yarat\u0131klar\u0131n en k\u00f6t\u00fc haldekileriyle birlikte, d\u00fcnya evinin en alt kat\u0131na ba\u011fl\u0131 ve \u00e7ak\u0131l\u0131 oldu\u011funu bilir, g\u00f6r\u00fcr ve yine hayaliyle, aydan yukar\u0131lara \u00e7\u0131k\u0131p g\u00f6kleri ayaklar\u0131m\u0131n alt\u0131na indirmek sevdas\u0131yla ya\u015far.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 hayal g\u00fcc\u00fcyle kendini tanr\u0131yla bir g\u00f6r\u00fcr; kendisine tanr\u0131sal<br \/>\n\u00f6zellikler verir; kendini \u00f6teki yarat\u0131klar s\u00fcr\u00fcs\u00fcnden ay\u0131r\u0131p kenara<br \/>\n\u00e7eker, arkada\u015flar\u0131, yolda\u015f\u0131 olan varl\u0131klara yukardan bakar; her birine<br \/>\nuygun g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fc\u00e7ler ve yetenekler da\u011f\u0131t\u0131r.<\/span><\/span><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><span lang=\"TR\"><\/p>\n<p>Biz insanlar \u00f6teki yarat\u0131klar\u0131n ne \u00fcst\u00fcnde ne alt\u0131nday\u0131z. Bilge der ki,<br \/>\ng\u00f6klerin alt\u0131ndaki her \u015fey, ayn\u0131 yasan\u0131n ve ayn\u0131 yazg\u0131n\u0131n<br \/>\nbuyru\u011fundad\u0131r.<\/p>\n<p>Indupedita suis fatalibus omnia vinclis. (Lucretius)<br \/>\nHer \u015fey, k\u0131r\u0131lmaz zincirleriyle ba\u011fl\u0131 yazg\u0131n\u0131n.<\/p>\n<p>Baz\u0131 ayr\u0131l\u0131klar, d\u00fczeyler ve dereceler vard\u0131r; ama her \u015feyde ayn\u0131<br \/>\ndo\u011fan\u0131n y\u00fcz\u00fc g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Res quoeque suo ritu procedit, et ommes<br \/>\nFoedere naturae certo discrimina servant (Lucretius)<br \/>\nHer \u015fey kendine g\u00f6re geli\u015fir ve hepsi<br \/>\nS\u00fcrd\u00fcr\u00fcr do\u011fa d\u00fczeninin ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131. (Kitap 11, b\u00f6l\u00fcm 12)<\/p>\n<p><b>EV\u0130N\u0130 KORUMA<br \/>\n<\/b><br \/>\nBunca bek\u00e7ili, silahl\u0131 evler yok oldu gitti de benimki ni\u00e7in duruyor?<br \/>\nAnla\u015f\u0131lan, diyorum, o evler bek\u00e7ili, silahl\u0131 olduklar\u0131 i\u00e7in yok olup<br \/>\ngittiler. Korunmak sald\u0131rana hem istek veriyor, hem de hak<br \/>\nkazand\u0131r\u0131yor: Her korunma sava\u015f\u00e7\u0131 bir k\u0131l\u0131\u011fa girer ister istemez.<br \/>\n(Kitap 2, b\u00f6l\u00fcm 15)<\/p>\n<p>Bilinecek, bilinince de daha fazla hat\u0131r\u0131 say\u0131lacak diye iyi adam olan,<br \/>\ninsanlar\u0131n kula\u011f\u0131na gitmesi ko\u015fuluyla iyilik eden ki\u015fi, kendisinden<br \/>\nfazla yarar sa\u011flanabilecek bir insan de\u011fildir. (Kitap 2, b\u00f6l\u00fcm 16)<\/p>\n<p><b>A\u015eK \u00dcST\u00dcNE<br \/>\n<\/b><br \/>\nKitaplar\u0131 bir yana b\u0131rak\u0131r da dobra dobra konu\u015fursak, a\u015fk dedi\u011fimiz<br \/>\n\u015fey, arzulanan bir varl\u0131kta bulaca\u011f\u0131m\u0131z tada susamaktan ba\u015fka bir \u015fey<br \/>\nde\u011fildir, gibi geliyor bana. Ven\u00fcs&#8217;\u00fcn bize verdi\u011fi \u015fey sonunda bir<br \/>\nbo\u015falma hazz\u0131 de\u011fil mi? T\u0131pk\u0131 do\u011fan\u0131n ba\u015fka taraflar\u0131m\u0131z\u0131n<br \/>\nbo\u015falmas\u0131na katt\u0131\u011f\u0131 haz gibi. Bu haz \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fczl\u00fck yahut hayas\u0131zl\u0131k<br \/>\ny\u00fcz\u00fcnden k\u00f6t\u00fcl\u00fck haline geliyor. Sokrates&#8217;e g\u00f6re a\u015fk, g\u00fczelli\u011fin<br \/>\narac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla \u00e7o\u011falma arzusudur. Ama nedir, bu hazz\u0131n insana verdi\u011fi o<br \/>\nacayip g\u0131d\u0131klama, Zenon&#8217;u, Kratippos&#8217;u d\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc o delice, budalaca,<br \/>\nsa\u00e7ma sapan haller, bizi s\u00fcr\u00fckledi\u011fi o uygunsuz azg\u0131nl\u0131k, a\u015fk\u0131n en tatl\u0131<br \/>\nan\u0131nda o alev sa\u00e7an, kudurmu\u015f, zalim surat, sonra nedir o birden<br \/>\nkabar\u0131p b\u00f6b\u00fcrlenme, bu kadar \u00e7\u0131lg\u0131nca bir i\u015fin i\u00e7inde o ciddile\u015fip<br \/>\nkendinden ge\u00e7me? Hem ne diye hazlar\u0131m\u0131zla pisliklerimizi sarma\u015f<br \/>\ndola\u015f edip hep bir yere koymu\u015flar? Ne diye insan hazz\u0131n son<br \/>\nkertesinde ac\u0131 \u00e7eker gibi, \u00f6lecek gibi inlemekli oluyor? Bunlara<br \/>\nbak\u0131nca, Platon&#8217;un dedi\u011fi gibi, tanr\u0131lar\u0131n insan\u0131 kendilerine oyuncak<br \/>\ndiye yaratt\u0131klar\u0131na inanas\u0131m geliyor. \u0130nsanlar\u0131n bu en bulan\u0131k, en<br \/>\nkar\u0131\u015f\u0131k i\u015finin en ortak i\u015fleri olmas\u0131 da do\u011fan\u0131n bir cilvesidir, diyorum.<br \/>\nB\u00f6ylelikle bizi denkle\u015ftirmek, ak\u0131ll\u0131larla delileri, insanlarla hayvanlar\u0131<br \/>\nbirle\u015ftirmek istemi\u015f. \u0130nsanlar\u0131n en a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131s\u0131n\u0131 o bilinen hal i\u00e7inde bir<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcm m\u00fc, b\u00fct\u00fcn a\u011f\u0131rba\u015fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 bir yapmac\u0131k oluverir. Tavus<br \/>\nku\u015funa haddini bildiren ayaklar\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Oyun aras\u0131nda ciddi d\u00fc\u015f\u00fcncelere yer vermeyenler, bir aziz heykelinin<br \/>\nkar\u015f\u0131s\u0131nda, \u00f6n\u00fc a\u00e7\u0131k diye, dua etmekten \u00e7ekinenler gibidir. Biz de<br \/>\npekala hayvanlar gibi yeriz, i\u00e7eriz; ama bunlar ruhumuzun g\u00f6rece\u011fi<br \/>\ni\u015flere engel olmaz, bu i\u015fte hayvanlara \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc g\u00f6sterebiliriz.<br \/>\n\u0130\u015fte gelgelelim \u00f6teki i\u015f b\u00fct\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, Platon&#8217;un b\u00fct\u00fcn felsefesini<br \/>\nve ilahiyat\u0131n\u0131 emri alt\u0131na al\u0131r, amans\u0131z h\u0131\u015fm\u0131yla bizi, hem de seve seve, insanl\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan \u00e7\u0131kart\u0131p hayvanla\u015ft\u0131r\u0131r. Ba\u015fka her yerde az \u00e7ok nazik<br \/>\nolabilirsiniz; ba\u015fka her i\u015f kibarl\u0131k kurallar\u0131na uydurulabilir, ama bu<br \/>\ni\u015fin hayvanca ve g\u00fcl\u00fcn\u00e7 olmayan \u015fekli d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez bile. Bir aray\u0131n<br \/>\nda bulun bakal\u0131m bu i\u015f bilgece ve edepli bir \u015fekilde nas\u0131l yap\u0131labilir?<br \/>\nB\u00fcy\u00fck \u0130skender, herkes gibi bir \u00f6l\u00fcml\u00fc oldu\u011funu bir bu i\u015fte, bir de<br \/>\nuyumada anlad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylermi\u015f. Uyku ruhun k\u00f6t\u00fc g\u00fc\u00e7lerini sar\u0131p<br \/>\nyokeder, bu i\u015f de hepsini kaplay\u0131p darmada\u011f\u0131n eder. Onu sadece<br \/>\nmayam\u0131zdaki bozuklu\u011fun de\u011fil, hi\u00e7li\u011fimizin, noksanl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n bir<br \/>\nbelirtisi sayabiliriz ku\u015fkusuz.<\/p>\n<p>Do\u011fa bir yandan bizi bu arzuya do\u011fru s\u00fcrer, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc i\u015flerin en<br \/>\nsoylusunu, en yararl\u0131s\u0131n\u0131, en g\u00fczelini de ona ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r bir yandan da<br \/>\nbizi b\u0131rak\u0131r, onu k\u00f6t\u00fcleriz, ondan ay\u0131p, g\u00fcnah diye utan\u0131r ka\u00e7ar\u0131z,<br \/>\nperhizi sevap sayar\u0131z. Bizi yaratan i\u015fi hayvanl\u0131k saymaktan daha<br \/>\nb\u00fcy\u00fck hayvanl\u0131k m\u0131 olur? T\u00fcrl\u00fc uluslar\u0131n dinlerinde vard\u0131klar\u0131,<br \/>\nkurban, mum yakma, oru\u00e7, adak gibi ortak taraflardan biri de cinsel<br \/>\narzunun k\u00f6t\u00fclenmesidir. Onun bir cezalanmas\u0131 demek olan s\u00fcnnet bir<br \/>\nyana, b\u00fct\u00fcn kan\u0131lar bu konuda birle\u015fir. Ho\u015f, bir bak\u0131ma insan denilen<br \/>\nbu budala varl\u0131\u011f\u0131 yaratma i\u015fini ay\u0131plamakta, bu i\u015fe yarayan<br \/>\ntaraflar\u0131m\u0131zdan utanmakta pek de haks\u0131z de\u011filiz ya&#8230; \u0130nsan\u0131n<br \/>\ndo\u011fu\u015funu g\u00f6rmekten herkes ka\u00e7ar, ama \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc g\u00f6rmeye hep ko\u015fa<br \/>\nko\u015fa gideriz. \u0130nsan\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek i\u00e7in g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131nda, gelmi\u015f meydanlar<br \/>\narar\u0131z, ama onu yaratmak i\u00e7in karanl\u0131k k\u00f6\u015felere gizleniriz. \u0130nsan\u0131<br \/>\nyaparken gizlenip utanmak bir \u00f6dev, onu \u00f6ld\u00fcrmesini bilmekse bir\u00e7ok<br \/>\nerdemleri i\u00e7ine alan bir \u015fereftir. Biri g\u00fcnah, \u00f6teki sevapt\u0131r. Aristoteles<br \/>\n\u00fclkesinin bir deyimine g\u00f6re birini iyile\u015ftirmenin \u00f6ld\u00fcrmek anlam\u0131na<br \/>\ngeldi\u011fini s\u00f6yler.<\/p>\n<p>Baz\u0131 uluslar yemek yerken ba\u015flar\u0131n\u0131 bir \u00f6rt\u00fcyle kaparlarm\u0131\u015f. Bir<br \/>\nbayan tan\u0131r\u0131m, hem de en b\u00fcy\u00fcklerden bir bayan, o da ayn\u0131 kafada:<br \/>\n\u00c7i\u011fnemek hi\u00e7 g\u00fczel bir hareket de\u011filmi\u015f, kad\u0131n\u0131n zerafetine,<br \/>\ng\u00fczelli\u011fine \u00e7ok zarar verirmi\u015f. Bu bayan i\u015ftah\u0131 oldu\u011fu zaman<br \/>\nherkesten ka\u00e7arm\u0131\u015f. Ba\u015fka bir adam bilirim ne ba\u015fkalar\u0131n\u0131 yemek<br \/>\nyerken g\u00f6rmeye, ne de ba\u015fkalar\u0131n\u0131n kendini yerken g\u00f6rmesine<br \/>\nkatlanamaz. Karn\u0131n\u0131 doldurmak, i\u00e7ini bo\u015faltmaktan \u00e7ok daha ay\u0131p bir<br \/>\ni\u015ftir. T\u00fcrk padi\u015fah\u0131n\u0131n \u00fclkesinde bir\u00e7ok insanlar varm\u0131\u015f ki<br \/>\nba\u015fkalar\u0131ndan \u00fcst\u00fcn say\u0131lmak i\u00e7in kendilerini yemek yerken<br \/>\ng\u00f6stermezlermi\u015f, haftada bir tek \u00f6\u011f\u00fcn yerlermi\u015f, y\u00fczlerini g\u00f6zlerini<br \/>\nparam par\u00e7a ederlermi\u015f, kimselerle de konu\u015fmazlarm\u0131\u015f. Bu softalar<br \/>\ndemek do\u011fay\u0131 bozduk\u00e7a de\u011ferlendireceklerini, yarat\u0131l\u0131\u015flar\u0131n\u0131 hor<br \/>\ng\u00f6rmekle y\u00fckseleceklerini, ne kadar k\u00f6t\u00fcle\u015firlerse, o kadar<br \/>\niyile\u015feceklerini san\u0131yorlar. \u015eu insan ne korkun\u00e7 bir hayvan ki, kendi<br \/>\nkendinden bu kadar i\u011freniyor, kendi zevklerini ba\u015f\u0131n\u0131n belas\u0131 say\u0131yor.<br \/>\nHayatlar\u0131n\u0131 gizleyen, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n g\u00f6z\u00fcne g\u00f6r\u00fcnmekten ka\u00e7an insanlar<br \/>\nda var. Sa\u011fl\u0131k, sevin\u00e7 i\u00e7inde olmak onlar i\u00e7in en zararl\u0131, en belal\u0131<br \/>\nhallerdir. De\u011fil yaln\u0131z bir\u00e7ok tarikatlar, bir\u00e7ok uluslar var ki<br \/>\ndo\u011fu\u015flar\u0131na lanet eder, \u00f6l\u00fcmlerine \u015f\u00fckrederler. G\u00fcne\u015fe lanet edip<br \/>\nkaranl\u0131klara tapanlar bile var. Biz insanlar kendimizi k\u00f6t\u00fclemeye<br \/>\ng\u00f6sterdi\u011fimiz zekay\u0131 hi\u00e7bir yerde g\u00f6steremeyiz. Kafam\u0131z\u0131n, o her \u015feyi<br \/>\nbozabilen tehlikeli aletin pe\u015fine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc, \u00f6ld\u00fcrmeye kastetti\u011fi av<br \/>\nkendi kendimizdir.<\/p>\n<p>O miseri! quorum guadia crimen habent. (Gallus)<br \/>\nAh zavall\u0131lar, sevin\u00e7lerini su\u00e7 sayanlar.<\/p>\n<p>Bre zavall\u0131 insan, az m\u0131 derdin var ki kendine yeni dertler<br \/>\nuyduruyorsun. Az m\u0131 k\u00f6t\u00fc haldesin ki, bir de kendi kendini<br \/>\nk\u00f6t\u00fclemeye \u00f6zeniyorsun. Ne diye yeni \u00e7irkinlikler yaratmaya<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015f\u0131yorsun? \u0130\u00e7inde ve d\u0131\u015f\u0131nda zaten o kadar \u00e7irkinlikler var ki! O<br \/>\nkadar rahat m\u0131s\u0131n ki rahat\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131 sana bat\u0131yor? Do\u011fan\u0131n seni zorlad\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn yararl\u0131 i\u015fleri g\u00f6rd\u00fcn bitirdin, i\u015fsiz g\u00fc\u00e7s\u00fcz kald\u0131n da m\u0131<br \/>\nba\u015fka i\u015fler \u00e7\u0131kar\u0131yorsun kendine? Sen tut, do\u011fan\u0131n \u015fa\u015fmaz, hi\u00e7bir<br \/>\nyerde de\u011fi\u015fmez yasalar\u0131n\u0131 hor g\u00f6r\u00fcr, sonra o senin yapt\u0131\u011f\u0131n, bir tarafl\u0131<br \/>\nacayip, uygunsuz yasalara uymaya \u00e7abala. \u00dcstelik bu yasalar ne kadar<br \/>\n\u00f6zel, dar, dayan\u0131ks\u0131z, ger\u00e7e\u011fe ayk\u0131r\u0131 olursa \u00e7abalar\u0131n da o \u00f6l\u00e7\u00fcde<br \/>\nar\u0131t\u0131yor senin. Mahalle papaz\u0131n\u0131n sana emretti\u011fi g\u00fcndelik i\u015flere s\u0131k\u0131<br \/>\ns\u0131k\u0131ya ba\u011flan\u0131rs\u0131n; tanr\u0131n\u0131n, do\u011fan\u0131n emirleri umurunda de\u011fildir. Bak,<br \/>\nbir d\u00fc\u015f\u00fcn bunlar \u00fczerinde: B\u00fct\u00fcn ya\u015fam\u0131n b\u00f6yle ge\u00e7iyor. (Kitap 3,<br \/>\nb\u00f6l\u00fcm 5)<\/p>\n<p><b>DOSTLUK<br \/>\n<\/b><br \/>\nDost ve dostluk dedi\u011fimiz, \u00e7okluk ruhlar\u0131m\u0131z\u0131n beraber olmas\u0131n\u0131<br \/>\nsa\u011flayan bir raslant\u0131 ya da zorunlulukla edindi\u011fimiz ilintiler,<br \/>\nyak\u0131nl\u0131klard\u0131r. Benim anlatt\u0131\u011f\u0131m dostlukta ruhlar o kadar derinden<br \/>\nuyu\u015fmu\u015f, kar\u0131\u015fm\u0131\u015f kayna\u015fm\u0131\u015ft\u0131r ki onlar\u0131 birle\u015ftiren diki\u015fi silip<br \/>\ns\u00fcp\u00fcrm\u00fc\u015f ve art\u0131k bulamaz olmu\u015flard\u0131r. Onu (Etienne de la Boetie:<br \/>\nMontaigne&#8217;in en iyi dostu. \u0130yi y\u00fcreklili\u011fi ve baz\u0131 \u015fiirleriyle<br \/>\ntan\u0131nm\u0131\u015ft\u0131r.) ni\u00e7in sevdi\u011fimi bana s\u00f6yletmek isterlerse bunu ancak<br \/>\n\u015f\u00f6yle anlatabilirim san\u0131yorum: \u00c7\u00fcnk\u00fc o, o idi; ben de bendim.<\/p>\n<p>Ruhlar\u0131m\u0131z o kadar s\u0131k\u0131 bir birliktelikle y\u00fcr\u00fcd\u00fc, birbirini o kadar<br \/>\nco\u015fkun bir sevgiyle seyretti ve en gizli yanlar\u0131na kadar birbirine \u00f6yle<br \/>\na\u00e7\u0131ld\u0131lar ki ben onun ruhunu benimki kadar tan\u0131makla kalm\u0131yor,<br \/>\nkendimden \u00e7ok ona g\u00fcvenecek hale geliyordum.<\/p>\n<p>\u00d6teki s\u0131radan dostluklar\u0131 buna benzetmeye kalk\u0131\u015fmay\u0131n: Onlar\u0131, hem<br \/>\nde en iyilerini ben de herkes kadar bilirim. O dostluklarda insan\u0131n, eli<br \/>\ndizginde y\u00fcr\u00fcmesi gerekir: Aradaki ba\u011f, g\u00fcvensizli\u011fe hi\u00e7 yer<br \/>\nvermeyecek kadar d\u00fc\u011f\u00fcmlenmi\u015f de\u011fildir. Chilon (Eski Yunanistan&#8217;\u0131n<br \/>\n\u00fcnl\u00fc bilgelerinden biri.) dermi\u015f ki: \u00abOnu (dostunuzu), bir g\u00fcn<br \/>\nkendisinden nefret edecekmi\u015f gibi sevin; ondan, bir g\u00fcn kendisini<br \/>\nsevecekmi\u015f gibi nefret edin.\u00bb Benim anlatt\u0131\u011f\u0131m y\u00fcksek ve yal\u0131n<br \/>\ndostluk i\u00e7in hi\u00e7 yerinde olmayan bu davran\u0131\u015f, \u00f6teki dostluklara<br \/>\nuyabilir. Bunlar i\u00e7in, Aristoteles&#8217;in s\u0131k s\u0131k tekrarlad\u0131\u011f\u0131 \u015fu s\u00f6z\u00fc de<br \/>\nkullanabiliriz: \u00abEy dostlar\u0131m, d\u00fcnyada dost yoktur&#8230;\u00bb<\/p>\n<p>Onsuz yorgun ve bezgin s\u00fcr\u00fcklenip gidiyorum: Tatt\u0131\u011f\u0131m zevkler bile,<br \/>\nbeni avutacak yerde \u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn ac\u0131s\u0131n\u0131 daha fazla art\u0131r\u0131yor. Biz her<br \/>\n\u015feyde birbirimizin yar\u0131s\u0131 idik; \u015fimdi ben onun pay\u0131n\u0131 \u00e7alar gibi<br \/>\noluyorum:<\/p>\n<p>Nec fas esse ulla me voluptate hic frui<br \/>\nDecrevi, tantisper dum ille abest meus particeps (Terentius)<br \/>\nOnunla her \u015feyi payla\u015fmak zevkinden yoksun kal\u0131nca,<br \/>\nHi\u00e7bir zevki tatmamaya karar verdim.<\/p>\n<p>Her i\u015fte onun yar\u0131s\u0131, ikinci yar\u0131s\u0131 olmaya o kadar al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131m ki \u015fimdi<br \/>\nart\u0131k yar\u0131m bir varl\u0131k gibiyim.<\/p>\n<p>Illam meae si partem animae tulit<br \/>\nMaturior vis, quid moror altera,<br \/>\nNec chan\u0131s aeque, nec superstes<br \/>\nInteger? Ille dies utramque<br \/>\nDuxit ruinam (Horatius)<\/p>\n<p>Mademki zamans\u0131z bir \u00f6l\u00fcm seni, ruhumun yar\u0131s\u0131 olan seni al\u0131p<br \/>\ng\u00f6t\u00fcrd\u00fc, yery\u00fcz\u00fcnde varl\u0131\u011f\u0131m\u0131n yar\u0131s\u0131ndan, en aziz par\u00e7as\u0131ndan<br \/>\nyoksun ya\u015famakta ne anlam var? O g\u00fcn ikimiz birden \u00f6ld\u00fck.<\/p>\n<p>Ne yapsam, ne d\u00fc\u015f\u00fcnsem onun eksikli\u011fini duyuyorum. O da benim<br \/>\ni\u00e7in elbette ayn\u0131 \u015feyi duyard\u0131. \u00c7\u00fcnk\u00fc o, di\u011fer b\u00fct\u00fcn de\u011ferlerinde<br \/>\noldu\u011fu gibi dostluk duygusunda da benden kat kat \u00fcst\u00fcnd\u00fc. (Kitap 1,<br \/>\nb\u00f6l\u00fcm 28)<\/span><\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><span lang=\"TR\"> <b>DOSTLUK BA\u011eLARI<br \/>\n<\/b><br \/>\nKar\u0131 koca aras\u0131ndaki sevginin, arada bir ayr\u0131lmakla gev\u015feyece\u011fini san\u0131rlar. Bence hi\u00e7 de gev\u015femez. Tersine, fazla s\u00fcrekli bir beraberlik bu sevgiyi so\u011futur, bozar. Uzaktan her kad\u0131n insana ho\u015f gelir. Herkes kendi hayat\u0131ndan bilir ki, her g\u00fcn birbirini g\u00f6rmenin tad\u0131 ba\u015fka, ayr\u0131l\u0131p kavu\u015fman\u0131n tad\u0131 ba\u015fkad\u0131r. Ayr\u0131l\u0131klar benim yak\u0131nlar\u0131ma sevgimi tazeler, ev hayat\u0131m\u0131n tad\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131r. De\u011fi\u015fiklik, arzular\u0131m\u0131 bir o yana, bir bu yana s\u00fcrt\u00fcp k\u0131z\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Dostlu\u011fun kollar\u0131 birbirimizi d\u00fcnyan\u0131n bir ucundan bir ucuna kucaklayabilecek kadar uzundur. Hele kar\u0131 koca dostlu\u011funda, uzun bir i\u015f ortakl\u0131\u011f\u0131 dolay\u0131s\u0131yla bizi birbirimize \u00e7ekecek, hat\u0131rlatacak nice ba\u011flar vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek dostlu\u011fun ne oldu\u011funu bilirim; bildi\u011fim i\u00e7in de dostumu<br \/>\nkendime \u00e7ekmekten \u00e7ok, kendimi ona veririm. Ona iyilik etmeyi onun<br \/>\nbana iyilik etmesinden daha \u00e7ok istemekle kalmam; kendine her<br \/>\nedece\u011fi iyili\u011fin bana da iyilik olmas\u0131n\u0131 isterim. Bana en b\u00fcy\u00fck iyili\u011fi<br \/>\nkendine iyilik etti\u011fi zaman etmi\u015f olur. Bir yere gitmek ona ho\u015f<br \/>\ngeliyor, yahut bir i\u015fine yar\u0131yorsa, uzakta olmas\u0131 bana yan\u0131mda<br \/>\nolmas\u0131ndan daha tatl\u0131 gelir. Kald\u0131 ki haberle\u015fmek olana\u011f\u0131 varsa insan<br \/>\nayr\u0131 d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f de say\u0131lmaz. Ben vaktiyle dostumdan ayr\u0131lmada yarar<br \/>\nbile buldum. Birbirimizden uzakla\u015fmakla hayat\u0131m\u0131z\u0131 daha fazla<br \/>\ndoldurmu\u015f, olanaklar\u0131m\u0131z\u0131 geni\u015fletmi\u015f oluyorduk. Ba\u015fka ba\u015fka<br \/>\nyerlerde, o benim i\u00e7in ya\u015f\u0131yor, keyfediyordu, ben de onun i\u00e7in.<\/p>\n<p>Hayat\u0131n tad\u0131n\u0131 bir aradaym\u0131\u015f\u0131z gibi \u00e7\u0131kar\u0131yorduk. Hatta bir aradayken<br \/>\nbirimizden biri i\u015fsiz kal\u0131yordu. O kadar kayna\u015fm\u0131\u015ft\u0131k ki ayr\u0131 ayr\u0131<br \/>\nyerlerde olmakla anam\u0131zdaki g\u00f6n\u00fcl birli\u011fi bir kat daha<br \/>\nzenginle\u015fiyordu. (Kitap 3, b\u00f6l\u00fcm 9)<\/p>\n<p><b>DIRDIRCILAR<br \/>\n<\/b><br \/>\nM\u0131zm\u0131z, d\u0131rd\u0131rc\u0131 insanlar\u0131 hi\u00e7 sevmem; bu adamlar ya\u015faman\u0131n<br \/>\nsevin\u00e7lerine yan \u00e7izer, dertlere can atar, dertlerle kayna\u015f\u0131rlar: Sinekler<br \/>\ngibi, cilal\u0131 p\u0131r\u0131l p\u0131r\u0131l yerlerde tutunamaz, p\u00fcrt\u00fckl\u00fc, p\u00fcr\u00fczl\u00fc yerlere<br \/>\naban\u0131r, oralarda rahat ederler; ya da s\u00fcl\u00fckler gibi kara kan i\u00e7er, kanla<br \/>\nbeslenirler. (Kitap 3, b\u00f6l\u00fcm 5)<\/p>\n<p>E\u011fitimin insan\u0131 bozmamas\u0131 yetmez, daha iyiden yana de\u011fi\u015ftirmesi<br \/>\ngerekir. (Kitap 1, b\u00f6l\u00fcm 25)<\/p>\n<p><b>YALNIZLIK<br \/>\n<\/b><br \/>\nYaln\u0131z ya\u015faman\u0131n bir tek amac\u0131 vard\u0131r san\u0131yorum; o da daha ba\u015f\u0131bo\u015f,<br \/>\ndaha rahat ya\u015famak. Fakat her zaman, buna hangi yoldan varaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131<br \/>\npek bilmiyoruz. \u00c7ok kez insan d\u00fcnya i\u015flerini b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131n\u0131 san\u0131r; oysaki<br \/>\nbu i\u015flerin yolunu de\u011fi\u015ftirmekten ba\u015fka bir \u015fey yapmam\u0131\u015ft\u0131r. Bir aileyi<br \/>\ny\u00f6netmek bir devleti y\u00f6netmekten hi\u00e7 de kolay de\u011fildir. Ruh nerde<br \/>\nbunal\u0131rsa bunals\u0131n, hep ayn\u0131 ruhtur; ev i\u015flerinin az \u00f6nemli olmalar\u0131,<br \/>\ndaha az yorucu olmalar\u0131n\u0131 gerektirmez. Bundan ba\u015fka, saraydan ve<br \/>\npazardan el \u00e7ekmekle hayat\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015f kayg\u0131lar\u0131ndan kurtulmu\u015f<br \/>\nolmuyoruz.<\/p>\n<p>Ratio et prudentia curas,<br \/>\nNon locus effusi late maris arbiter, aufert. (Horatlus)<br \/>\nDertlerimizi avutan ak\u0131l ve hikmettir,<br \/>\nO engin denizlerin \u00f6tesindeki yerler de\u011fil<\/span><\/span><span lang=\"TR\"><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><\/p>\n<p>\u00dclke de\u011fi\u015ftirmekle k\u0131skan\u00e7l\u0131k, cimrilik, karars\u0131zl\u0131k, korku, tutku bizi<br \/>\nb\u0131rakmaz.<\/p>\n<p>Et post equitem sade atra cura. (Horatius)<br \/>\nVe keder, at\u0131m\u0131z\u0131n terkisine binip gelir.<\/p>\n<p>Onlar manast\u0131rlarda, medreselerde bile pe\u015fimizi b\u0131rakmazlar. Bizi<br \/>\nonlardan ne \u00e7\u00f6ller kurtarabilir, ne ma\u011faralar, ne de bedenimize<br \/>\netti\u011fimiz i\u015fkenceler<\/p>\n<p>Haeret lateri letalis arundo. (Virgilius)<br \/>\n\u00d6ld\u00fcr\u00fcc\u00fc yara ba\u011fr\u0131m\u0131zda kal\u0131r.<\/p>\n<p>Sokrates&#8217;e birisi i\u00e7in, seyahat onu hi\u00e7 de\u011fi\u015ftirmedi, demi\u015fler. O da:<br \/>\n\u00c7ok do\u011fal, \u00e7\u00fcnk\u00fc kendisini de beraber g\u00f6t\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr, demi\u015f.<\/p>\n<p>Quid terras alio calentes<br \/>\nSole mutamus? patria quis exul<br \/>\nSe quoque fugit? (Horatius)<br \/>\nNi\u00e7in ba\u015fka g\u00fcne\u015f ba\u015fka toprak arars\u0131n?<br \/>\nYurdundan ka\u00e7makla kendinden ka\u00e7ar m\u0131s\u0131n?<\/p>\n<p>\u0130nsan \u00f6nce i\u00e7indeki s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 da\u011f\u0131tmazsa yer de\u011fi\u015ftirmek daha fazla<br \/>\nbunalt\u0131r onu: Nas\u0131l ki yerine oturmu\u015f y\u00fckler daha az engel olur<br \/>\ngeminin gidi\u015fine. Bir hastaya iyilikten \u00e7ok k\u00f6t\u00fcl\u00fck edersiniz yerini<br \/>\nde\u011fi\u015ftirmekle. Hastal\u0131\u011f\u0131 azd\u0131r\u0131rs\u0131n\u0131z k\u0131m\u0131ldatmakla, nas\u0131l ki kaz\u0131klar<br \/>\ndaha derine gidip sa\u011flamla\u015f\u0131r sars\u0131p sallamakla. Onun i\u00e7in<br \/>\nkalabal\u0131ktan ka\u00e7mak yetmez, bir yerden ba\u015fka bir yere gitmekle i\u015f<br \/>\nbitmez: \u0130\u00e7imizdeki kalabal\u0131k hallerimizden kurtulmam\u0131z, kendimizi<br \/>\nkendimizden koparmam\u0131z gerek<\/p>\n<p>Rupi jam vincula dicas;<br \/>\nNam luctata canis nodum arripit; attemen illi,<br \/>\nCum fugit, a collo trahitur pars longa catenae. (Persius)<br \/>\nK\u0131rd\u0131m diyorsun zincirlerini;<br \/>\nEvet, k\u00f6pek de \u00e7eker kopar\u0131r zincirini,<br \/>\nKa\u00e7ar o da, ama halkalar\u0131 boynunda ta\u015f\u0131yarak<\/p>\n<p>Zincirlerimizi g\u00f6t\u00fcr\u00fcr\u00fcz kendimizle birlikte; tam bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck<br \/>\nde\u011fildir kavu\u015ftu\u011fumuz; d\u00f6ner d\u00f6ner bakar\u0131z b\u0131rak\u0131p gitti\u011fimize;<br \/>\nonunla dolu kal\u0131r d\u00fc\u015flerimiz.<\/p>\n<p>Nisi purgatum est pectus, quae prelia nobis<br \/>\nAtque pericula tonc ingratis insinuandum?<br \/>\nQuantae conscindunt hominem cuppedinis acres<br \/>\nSollicitum curae, quantique perinde timores?<br \/>\nQuidve superbia spurcita, ac petulantia, quantas <\/span><\/span> <span lang=\"TR\"> <span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><br \/>\nEfficiunt clades? Quid luxus desidiesque? (Lucretius)<br \/>\n\u0130\u00e7i ar\u0131nmam\u0131\u015fsa, neler bekler insan\u0131,<br \/>\nKendi kendisiyle ne sava\u015flar eder bo\u015funa!<br \/>\nTutkular\u0131 i\u00e7inde ne kemirici kayg\u0131lar.<br \/>\nNe korkular i\u00e7inde k\u0131vran\u0131r insan!<br \/>\nNe \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcler yapar bizde gurur, \u015fehvet,<br \/>\n\u00d6fke, gev\u015feklik ve tembellik!<\/p>\n<p>K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz i\u00e7imizde bizim; i\u00e7imizse kurtulam\u0131yor kendi<br \/>\nkendisinden.<\/p>\n<p>In culpa est animus qui se non efiugit unquam. (Horatius)<br \/>\nRuhun derdi i\u00e7inde ve ka\u00e7amaz kendi kendinden.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n, olanak varsa kar\u0131s\u0131, \u00e7ocu\u011fu, paras\u0131 ve hele sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 olmal\u0131,<br \/>\nama mutlulu\u011funu yaln\u0131z bunlara ba\u011flamamal\u0131. Kendimize d\u00fckkan\u0131n<br \/>\narkas\u0131nda, yaln\u0131z bizim i\u00e7in ba\u011f\u0131ms\u0131z bir k\u00f6\u015fe ay\u0131r\u0131p orada ger\u00e7ek<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz\u00fc, kendi sultanl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 kurmal\u0131y\u0131z. Orada, yabanc\u0131<br \/>\nhi\u00e7bir konu\u011fa yer vermeksizin kendi kendimizle her g\u00fcn ba\u015fba\u015fa verip<br \/>\ndertle\u015fmeliyiz; kar\u0131m\u0131z, \u00e7ocu\u011fumuz, servetimiz, adamlar\u0131m\u0131z yokmu\u015f<br \/>\ngibi konu\u015fup g\u00fclmeliyiz. \u00d6yle ki, hepsini yitirmek felaketine<br \/>\nu\u011fray\u0131nca onlars\u0131z ya\u015famak bizim i\u00e7in yeni bir \u015fey olmas\u0131n. Kendi<br \/>\ni\u00e7ine \u00e7evrilebilen bir ruhumuz var; kendi kendine yolda\u015f olabilir;<br \/>\nkendi kendisiyle, \u00e7eki\u015f d\u00f6v\u00fc\u015f, al\u0131\u015fveri\u015f edebilir. Yaln\u0131z kal\u0131nca s\u0131k\u0131l\u0131r,<br \/>\nne yapaca\u011f\u0131m\u0131z\u0131 bilmez oluruz diye korkmamal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p>In solis sis tibi turba locis (Tibulh\u0131s)<br \/>\nIss\u0131z yerlerde kendin i\u00e7in bir evren ol<\/p>\n<p>Erdem, der Antishenes, kendi kendisiyle yetinir; ne kurallara ba\u015f<br \/>\nvurur, ne laflara, ne g\u00f6steri\u015flere.<\/p>\n<p>Yapmaya al\u0131\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u015flerden binde biri bile kendimizle<br \/>\ndo\u011frudan do\u011fruya ilgili de\u011fil. Bakars\u0131n\u0131z bir adam can\u0131n\u0131 di\u015fine<br \/>\ntakm\u0131\u015f, kur\u015fun ya\u011fmuru alt\u0131nda, y\u0131k\u0131k bir kale duvar\u0131na t\u0131rman\u0131yor<br \/>\nb\u00fct\u00fcn h\u0131nc\u0131yla; bir ba\u015fkas\u0131, kar\u015f\u0131 tarafta, kan revan i\u00e7inde, a\u00e7 susuz<br \/>\nsavunuyor o kaleyi \u00f6lesiye: Kendileri i\u00e7in mi g\u00f6steriyorlar bu<br \/>\nyararl\u0131\u011f\u0131? U\u011frunda \u00f6lecekleri ve hi\u00e7 g\u00f6rmedikleri insan belki o s\u0131rada<br \/>\nk\u0131l\u0131m k\u0131p\u0131rdatmadan keyif s\u00fcrmektedir. Bakars\u0131n\u0131z bir ba\u015fkas\u0131, bitkin,<br \/>\nperi\u015fan, sa\u00e7\u0131 sakal\u0131 birbirine kar\u0131\u015fm\u0131\u015f kitapl\u0131ktan \u00e7\u0131k\u0131yor gece<br \/>\nyans\u0131ndan sonra: Bunca kitab\u0131 daha iyi, daha ak\u0131ll\u0131 bir insan olmak<br \/>\ni\u00e7in mi kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131 san\u0131rs\u0131n\u0131z? Yok can\u0131m sen de! Ya \u00f6lecek o kitapl\u0131kta<br \/>\nya \u00f6\u011fretecek yar\u0131nki ku\u015faklara Platus&#8217;un dizelerini hangi d\u00fczenle<br \/>\nkurdu\u011funu ve falan Latince s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn nas\u0131l yaz\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini. Kim<br \/>\nseve seve feda etmiyor sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131, can\u0131n\u0131 \u015fan \u015feref i\u00e7in? Oysa kalp bir<br \/>\nparadan ba\u015fka nedir ki \u015fan \u015feref? Kendi \u00f6l\u00fcm\u00fcm\u00fczden korkmakla<br \/>\nyetinemeyiz; kar\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n, \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z\u0131n, adamlar\u0131m\u0131z\u0131n \u00f6l\u00fcm\u00fcnden<br \/>\nde korkmak zorunday\u0131z. Kendi i\u015flerimizden \u00e7ekti\u011fimiz s\u0131k\u0131nt\u0131<br \/>\nyetmiyormu\u015f gibi kom\u015fular\u0131m\u0131z\u0131n, dostlar\u0131m\u0131z\u0131n i\u015fleriyle de dertlere<br \/>\nsokar, bunalt\u0131r\u0131z kendimizi.<\/p>\n<p><\/span> <span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"> Vah! quemquamne hominem in animum instituere, aut<br \/>\nParare, quod sit charius quam ipse est sibi? (Terentius)<br \/>\nVah, vah! Nas\u0131l olur da insan bir \u015feyi<br \/>\nKendinden daha \u00e7ok sevmeye kalkar? (Kitap 1. b\u00f6l\u00fcm 39)<\/p>\n<p><b>DEVR\u0130M<br \/>\n<\/b><br \/>\nBir devleti hi\u00e7bir \u015fey yenilik kadar rahats\u0131z etmez: De\u011fi\u015fiklik hep<br \/>\nk\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe ve zorbal\u0131\u011fa yol a\u00e7ar. Bir tek par\u00e7a bozulunca d\u00fczeltilebilir:<br \/>\nHer \u015feyin \u00f6z\u00fcndeki bozulma ve \u00e7\u00fcr\u00fcme e\u011filiminin bizi ilkelerimizden<br \/>\nuzakla\u015ft\u0131rmas\u0131na da kar\u015f\u0131 koyabiliriz; ama koca toplumu yeniden<br \/>\nkal\u0131ba d\u00f6kmeye, bu kadar b\u00fcy\u00fck bir yap\u0131n\u0131n temellerini de\u011fi\u015ftirmeye<br \/>\nkalkmak, d\u00fczeltecek yerde silip s\u00fcp\u00fcrmek, ufak tefek kusurlar\u0131 toptan<br \/>\nbir karga\u015fal\u0131kla d\u00fczeltmek, hastal\u0131klar\u0131 \u00f6l\u00fcmle iyi etmek, \u00abDevlet<br \/>\nde\u011fi\u015ftirmekten \u00e7ok y\u0131kmak isteyen\u00bb (Cicero) kimselerin i\u015fidir.<br \/>\nD\u00fcnyan\u0131n birden d\u00fczelece\u011fi yoktur; ama insan kendini s\u0131kan \u015fey<br \/>\nkar\u015f\u0131s\u0131nda o kadar sab\u0131rs\u0131zd\u0131r ki, her ne pahas\u0131na olursa olsun ondan<br \/>\nkurtulmak ister. Binlerce \u00f6rnek de g\u00f6steriyor ki d\u00fcnya b\u00f6yle \u00e7abuk<br \/>\niyile\u015fme aramaktan hep zarar g\u00f6r\u00fcr: Durumunda genel bir iyile\u015fme<br \/>\nolmad\u0131k\u00e7a, bir an dertten kurtulmas\u0131 iyile\u015fmesi demek de\u011fildir. (Kitap<br \/>\n3, b\u00f6l\u00fcm 9)<\/p>\n<p><b>PAR\u0130S<br \/>\n<\/b><br \/>\nFransa&#8217;ya ne kadar k\u0131zsam Paris&#8217;e k\u00f6t\u00fc g\u00f6zle bakamam;<br \/>\n\u00e7ocuklu\u011fumdan beri y\u00fcre\u011fim ona ba\u011fl\u0131d\u0131r. O, benim i\u00e7imde en g\u00fczel<br \/>\n\u015feylerle bir aradad\u0131r: Sonradan ba\u015fka g\u00fczel \u015fehirler g\u00f6rd\u00fck\u00e7e onun<br \/>\ng\u00fczelli\u011fine daha derin bir sevgiyle ba\u011fland\u0131m. Paris&#8217;i yaln\u0131z kendisi<br \/>\ni\u00e7in seviyorum; yabanc\u0131 s\u00fcslere bo\u011fulmu\u015f olarak de\u011fil, kendi haliyle<br \/>\nseviyorum; kusurlu, belal\u0131 taraflar\u0131na var\u0131ncaya kadar her \u015feyi ile ve<br \/>\ncandan seviyorum. Beni Frans\u0131z yapan yaln\u0131z bu b\u00fcy\u00fck \u015fehirdir;<br \/>\nhalk\u0131yla b\u00fcy\u00fck, d\u00fcnyadaki yeriyle b\u00fcy\u00fck, hele t\u00fcrl\u00fc t\u00fcrl\u00fc<br \/>\nrahatl\u0131klar\u0131yla b\u00fcy\u00fck ve e\u015fsiz olan, Fransa&#8217;n\u0131n onuru ve d\u00fcnyan\u0131n en<br \/>\nsoylu ziynetlerinden biri say\u0131lan bu \u015fehirdir. Allah onu<br \/>\n\u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131zdan korusun. Toplu ve birle\u015fik oldu\u011fu s\u00fcrece, her<br \/>\nkuvvete kar\u015f\u0131 koyabilece\u011finden eminim; \u015funu bilelim ki, b\u00fct\u00fcn<br \/>\npartilerin en k\u00f6t\u00fcs\u00fc, onu kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fckleyecek parti olacakt\u0131r. Paris<br \/>\ni\u00e7in beni korkutan yaln\u0131z kendisidir; ve onun i\u00e7in korktu\u011fum kadar,<br \/>\ndo\u011frusu, bu devletin hi\u00e7bir par\u00e7as\u0131 i\u00e7in korkmam. (Kitap 3, b\u00f6l\u00fcm<br \/>\n9)<\/p>\n<p><b>\u00c7EV\u0130R\u0130<br \/>\n<\/b><br \/>\nJacques Amyot&#8217;ya (\u0130lk ve b\u00fcy\u00fck Frans\u0131z \u00e7eviricilerinden (1513-<br \/>\n1593) bizim Frans\u0131z yazarlar\u0131 aras\u0131nda en onurlu yeri vermekte<br \/>\nhaks\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131 san\u0131yorum. Yaln\u0131z anlat\u0131m\u0131n\u0131n do\u011fall\u0131\u011f\u0131 ve<br \/>\ntemizli\u011fi (ki bunda b\u00fct\u00fcn \u00f6tekileri a\u015far), bu kadar uzun bir i\u015f \u00fczerinde<br \/>\ndayan\u0131\u015f\u0131, b\u00f6yle \u00e7etrefil ve \u00e7etin bir yazar\u0131 b\u00fcy\u00fck bir ba\u015far\u0131yla<br \/>\n\u00e7evirecek kadar derin bilgisi i\u00e7in de\u011fil (b\u00fcy\u00fck bir ba\u015far\u0131yla diyorum,<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc kim ne derse desin, hi\u00e7 Yunanca bilmememe kar\u015f\u0131n, \u00e7evirinin<br \/>\nher yerinde anlam\u0131n pek d\u00fczg\u00fcn ve tutarl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyorum, o<br \/>\nkadar ki, ya yazar\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncesini tam anlam\u0131\u015f yahut da uzun bir<br \/>\nu\u011fra\u015ftan sonra Plutarkhos&#8217;un ruhunu toptan bir kavray\u0131\u015fla kendi<br \/>\nruhuna a\u015f\u0131lam\u0131\u015f ve b\u00f6ylece ona hi\u00e7 de\u011filse ayk\u0131r\u0131 ve birbirini<br \/>\ntutmayan d\u00fc\u015f\u00fcnceler s\u00f6yletmemi\u015ftir); Amyot&#8217;ya en \u00e7ok \u015funun i\u00e7in<br \/>\nminnet borcu duyuyorum ki, \u00fclkesine hediye etmek \u00fczere bu kadar<br \/>\nde\u011ferli ve yararl\u0131 bir kitab\u0131 (Plutarkhos&#8217;un \u00ab\u00dcnl\u00fc Adamlar\u00bb\u0131.) aray\u0131p<br \/>\nbulmu\u015f. Bu kitap bizi i\u00e7inde bulundu\u011fumuz \u00e7amurdan \u00e7\u0131karmasayd\u0131 <\/span><\/span><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Montaigne &Ccedil;eviri: Sabahattin Eyubo&#287;lu Cem Yay&#305;nevi HAYAT VE FELSEFE &Ccedil;ok gariptir; &ccedil;a&#287;&#305;m&#305;zda i&#351;ler o hale geldi ki felsefe, anlay&#305;&#351;l&#305; insanlar aras&#305;nda bile, ne teorik ne pratik hi&ccedil;bir yarar&#305; ve de&#287;eri olmayan bo&#351; ve kuru bir laf olup kald&#305;. Bence bunun nedeni, felsefenin ana yollar&#305;n&#305; sarm&#305;&#351; olan safsatalard&#305;r. Felsefeyi, &ccedil;ocuklar i&ccedil;in ula&#351;&#305;lmaz, as&#305;k suratl&#305;, &ccedil;at&#305;k ka&#351;l&#305; [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9586","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9586","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9586"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9586\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":9588,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9586\/revisions\/9588"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9586"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9586"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9586"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}