{"id":9610,"date":"2019-03-14T21:03:16","date_gmt":"2019-03-14T21:03:16","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9610"},"modified":"2025-08-23T21:47:43","modified_gmt":"2025-08-23T18:47:43","slug":"turlerin-kokenine-yolculuk","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/turlerin-kokenine-yolculuk\/","title":{"rendered":"T\u00dcRLER\u0130N K\u00d6KEN\u0130NE YOLCULUK"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" class=\"alignnone size-full wp-image-9611\" src=\"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/wp-content\/uploads\/2019\/03\/Darwin.gif\" alt=\"\" width=\"417\" height=\"305\" \/><\/p>\n<p align=\"left\"><span style=\"font-size: small;\"><b>Charles Robert Darwin<\/b><\/span><span lang=\"tr\"><b><span style=\"font-size: small;\"><br \/>\n<\/span><\/b>Focus Dergisi<\/span><\/p>\n<p align=\"left\"><strong><span lang=\"tr\">T\u00dcRLER\u0130N K\u00d6KEN\u0130NE YOLCULUK<\/span><\/strong><\/p>\n<p align=\"left\"><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\">&#8220;Biny\u0131l\u0131n en b\u00fcy\u00fck bilimsel geli\u015fmesi hangisidir&#8221; sorusuna, olas\u0131l\u0131kla farkl\u0131 yan\u0131tlar gelecektir: Bir ihtimalle B\u00fcy\u00fck Patlama, izafiyet, belki de kuvantum kuram\u0131. Ancak, herkes Darwin&#8217;in &#8220;evrim kuram\u0131&#8221;n\u0131 bilir&#8230; Charles Darwin, getirdi\u011fi yeni bilimsel yakla\u015f\u0131mlar nedeniyle, evrim biliminin babas\u0131 olarak nitelendiriliyor. Hatta, evrim s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc \u00e7o\u011funlukla Darwin&#8217;le e\u015fanlaml\u0131 kullan\u0131l\u0131yor ve bu y\u00fczden de darwincilik diye an\u0131l\u0131yor. Darwin ve ona ait terimler, &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6ke&#8221;ni&#8221; adl\u0131 kitab\u0131n\u0131n yay\u0131m\u0131ndan bug\u00fcne ge\u00e7en 140 y\u0131l\u0131 a\u015fk\u0131n bir s\u00fcreden beri, d\u00fcnyan\u0131n en uzun bilimsel tart\u0131\u015fmas\u0131n\u0131 olu\u015fturuyor.<\/p>\n<p>Charles Robert Darwin, 12 \u015eubat 1809&#8217;da, \u0130ngiltere&#8217;nin Shrewsburg kentinde d\u00fcnyaya geldi. \u00c7ocukluk y\u0131llar\u0131nda, zaman\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc b\u00f6cek, bitki, ku\u015f yumurtas\u0131 ve \u00e7ak\u0131lta\u015f\u0131 toplamakla ge\u00e7irdi. Bilime merakl\u0131yd\u0131, babas\u0131 doktor olmas\u0131n\u0131 istedi\u011finden, onu Edinburg \u00dcniversitesi&#8217;ne g\u00f6nderdi. Ancak, doktorluk Darwin&#8217;e g\u00f6re bir meslek de\u011fildi. Bu sefer de, teoloji \u00f6\u011frenimi yapmas\u0131 i\u00e7in Cambridge \u00dcniversitesi&#8217;ne yolland\u0131. Okulu yeterli bir dereceyle tamamlad\u0131.<br \/>\n\u0130lgin\u00e7 bir bi\u00e7imde, Darwin&#8217;i &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; adl\u0131 kitab\u0131 yazmaya y\u00f6nlendiren ki\u015fi bir papazd\u0131. Cambridge \u00dcniversitesi botanik profes\u00f6r\u00fc John Stevens Henslow&#8217;un bilimsel \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, Darwin&#8217;in zooloji ve botani\u011fe merak salmas\u0131na \u00f6nc\u00fcl\u00fck etti. Zaman\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funu, Henslow&#8217;la birlikte araziye \u00e7\u0131k\u0131p k\u0131nkanatl\u0131 b\u00f6cekleri toplamakla ge\u00e7iriyordu.<\/p>\n<p>Bu arada, \u0130ngiliz gemisi HMS Beagle, bilimsel ara\u015ft\u0131rmalar yapmak \u00fczere, G\u00fcney Amerika&#8217;y\u0131 yak\u0131ndan tan\u0131yan kaptan Robert Fitzroy&#8217;un y\u00f6netiminde, d\u00fcnya turu yapmak i\u00e7in sefere haz\u0131rlan\u0131yordu. Ba\u015fta, yolculu\u011fun iki y\u0131l s\u00fcrece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu; ama, be\u015f y\u0131lda tamamland\u0131. Kaptan, yan\u0131nda jeolojik yap\u0131y\u0131 g\u00f6zlemesi i\u00e7in iyi yeti\u015fmi\u015f bir do\u011fabilimcisini de g\u00f6t\u00fcrmek istiyordu. Darwin, babas\u0131n\u0131n itiraz\u0131na kar\u015f\u0131n, Henslow&#8217;un \u00e7abalar\u0131yla bu geziye \u00e7\u0131kmay\u0131 kabul etti. 27 Aral\u0131k 1831&#8217;de, 22 ya\u015f\u0131ndaki Darwin, Devenport liman\u0131ndan denize a\u00e7\u0131ld\u0131.<\/p>\n<p>Yan\u0131na pek \u00e7ok kitap alm\u0131\u015ft\u0131. Bunlardan biri de, Henslow&#8217;un sal\u0131k verdi\u011fi, \u0130sko\u00e7 bilim adam\u0131 Charles Lyell&#8217;in yazd\u0131\u011f\u0131 &#8220;Jeolojinin \u0130lkeleri&#8221; (Principles of Geology) ba\u015fl\u0131kl\u0131 kitab\u0131n birinci cildiydi. Kitapta, d\u00fcnya y\u00fcz\u00fcn\u00fcn devaml\u0131 de\u011fi\u015fme fikri i\u015fleniyordu ve Darwin bundan b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde etkilendi. Lyell&#8217;in kitab\u0131 ona, g\u00fcn\u00fcn\u00fcn d\u00fcnyas\u0131 ile ge\u00e7mi\u015f aras\u0131nda ili\u015fki kurulabilece\u011fini g\u00f6sterdi. Dahas\u0131, d\u00fcnyan\u0131n ge\u00e7mi\u015fi \u00e7ok eskilere uzan\u0131yordu. \u0130\u015fte bu kavramlar, Darwin&#8217;in evrim kuram\u0131n\u0131n kayna\u011f\u0131n\u0131 olu\u015fturdu.<\/p>\n<p>G\u00fcney Amerika&#8217;daki yolculu\u011fu, bilim adam\u0131na birtak\u0131m anahtar g\u00f6stergeler de sundu. K\u0131y\u0131larda yol al\u0131rken, t\u00fcrlerin \u00e7evre etkisiyle nas\u0131l de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frad\u0131\u011f\u0131n\u0131 saptad\u0131. Patagonya&#8217;da, Arjantin pampalar\u0131ndaki b\u00fcy\u00fck deveku\u015flar\u0131n\u0131n, yerini daha k\u00fc\u00e7\u00fck olanlara b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131na tan\u0131k oldu. O zaman, bu ku\u015flar\u0131n ortak bir atadan geldi\u011fini ve co\u011frafi ayr\u0131lmalara ba\u011fl\u0131 olarak birbirinden farkl\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 varsayd\u0131. Galapagos Adalar\u0131&#8217;na ula\u015ft\u0131\u011f\u0131nda, ilk bak\u0131\u015fta \u00e7ok \u0131ss\u0131z g\u00f6r\u00fcnen bu adalarda, evrimsel uyuma \u00e7ok iyi bir \u00f6rnek olu\u015fturan bir\u00e7ok canl\u0131 buldu. Bu hayvanlar, G\u00fcney Amerika&#8217;dakilere benziyordu, ancak onlardan belirli derecelerde farkl\u0131la\u015fm\u0131\u015flard\u0131.<br \/>\nHer adada, di\u011fer adalara u\u00e7arak ula\u015famayan, bir \u00e7e\u015fit ispinoz ku\u015fu ya\u015f\u0131yordu. Her ku\u015f, bulundu\u011fu adaya uyum sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131. Bu, &#8220;uyumsal a\u00e7\u0131l\u0131m&#8221; ad\u0131 verilen evrimsel kurala en iyi \u00f6rneklerden biri. Yine dev kaplumba\u011falar\u0131, iguanalar\u0131 inceleyerek, her t\u00fcr\u00fcn birinden di\u011ferine evrimle farkl\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 kaleme ald\u0131.<\/p>\n<p>1836 y\u0131l\u0131nda \u0130ngiltere&#8217;ye d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fcnde, elindeki malzemeler bir kitap yazmak i\u00e7in yeterli de\u011fildi. Ancak yine de, t\u00fcrlerin standart g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerine ili\u015fkin birtak\u0131m sorular\u0131 sormaya ba\u015flad\u0131. G\u00fcvercin yeti\u015ftiricilerini ziyaret ederek, onlar\u0131n ay\u0131klanma (se\u00e7ilim) yoluyla nas\u0131l yeni \u00f6zellikler elde ettiklerini \u00f6\u011frendi. \u00d6rne\u011fin, yapay ay\u0131klanma y\u00f6ntemiyle birka\u00e7 d\u00f6l sonra b\u00fcy\u00fck kuyruklu g\u00fcvercinler elde ediliyordu.<\/p>\n<p><b>Charles Robert Darwin<br \/>\n<\/b><br \/>\nDarwin, evrimle ilgili a\u00e7\u0131klayamad\u0131\u011f\u0131 bir i\u015fleyi\u015fi, Thomas Malthus&#8217;un 1798 y\u0131l\u0131nda yazd\u0131\u011f\u0131 &#8220;N\u00fcfusun Kurallar\u0131 \u00dczerine bir Deneme&#8221; (An Essay on the Principles of Population) adl\u0131 makalesini okurken \u00e7\u00f6zd\u00fc. Makale, t\u00fcrlerin say\u0131s\u0131n\u0131 sabit tutacak d\u00fczeyden \u00e7ok, daha fazla \u00fcreyebilme yetene\u011fini savunuyordu ve kavram\u0131 insana uygulam\u0131\u015ft\u0131. Darwin, bundan hareketle t\u00fcrlerin gerekenden fazla \u00fcrediklerini, aralar\u0131nda ba\u015far\u0131l\u0131 olan varyasyonlar\u0131n uyum sa\u011flayarak ayakta kald\u0131klar\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131klad\u0131. Bunlar, gelecek i\u00e7in se\u00e7eneklerin do\u011fmas\u0131n\u0131 sa\u011fl\u0131yordu.<\/p>\n<p>1858&#8217;de, do\u011fabilimci Alfred Russel Wallace&#8217;tan bir yay\u0131n tasla\u011f\u0131 ald\u0131. Bu k\u0131sa makalede de, Darwin&#8217;in uzun y\u0131llar sonra ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 sonu\u00e7, yani canl\u0131lar\u0131n yava\u015f yava\u015f de\u011fi\u015fme kavram\u0131 a\u00e7\u0131klan\u0131yordu. Sonralar\u0131 \u00e7ok s\u0131k\u0131 dost olan iki bilim adam\u0131, ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n\u0131 yay\u0131mlatmaya karar verdiler. 24 Kas\u0131m 1859&#8217;da, &#8220;Do\u011fal Ay\u0131klanma ile T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; ya da k\u0131sa ad\u0131yla &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; (Origin of Species) adl\u0131 kitap 1.250 adet bas\u0131ld\u0131. Bu kitapta, t\u00fcm organizmalar\u0131n gere\u011finden fazla yavru meydana getirme yetene\u011fine sahip oldu\u011funu; ancak, elenenlerle n\u00fcfusta denge sa\u011fland\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtti. \u0130kinci olarak, bir t\u00fcr\u00fcn i\u00e7erisindeki bireylerin, kal\u0131tsal \u00f6zellikler bak\u0131m\u0131ndan farkl\u0131 oldu\u011fu ger\u00e7e\u011fini anlatt\u0131. Bu ger\u00e7eklerden hareketle, yavrular\u0131n hayatta kalmas\u0131 i\u00e7in ya\u015fam kavgas\u0131 vermek zorunda oldu\u011funu, \u00e7evreye uyum sa\u011flayan t\u00fcrlerin ya\u015fam\u0131na devam etti\u011fini, veremeyenlerinse ortadan kalkt\u0131\u011f\u0131n\u0131, istenen \u00f6zelliklerin de kal\u0131tsal olarak gelecek d\u00f6llere aktar\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve t\u00fcrlerin \u00f6zelliklerinin se\u00e7iminin her b\u00f6lge ve ko\u015fulda farkl\u0131 olmas\u0131 gerekti\u011fini varsayd\u0131.<\/p>\n<p>Bilimsel \u00e7evrelerde b\u00fcy\u00fck yank\u0131 uyand\u0131ran kitap, sald\u0131r\u0131larla da kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131. Asl\u0131nda kitab\u0131nda Tanr\u0131sal bir yarat\u0131l\u0131\u015f fikrini benimsedi\u011fini belirtmi\u015fti. Ona g\u00f6re, tanr\u0131 taraf\u0131ndan ruh verilmi\u015f bir ya da pek az basit formdan, d\u00fcnyada var olan fiziki g\u00fc\u00e7lerle \u00e7e\u015fitlenmeler ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f ve \u00e7ok say\u0131da m\u00fckemmel, g\u00fczel yarat\u0131klar olu\u015fmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Darwin, t\u00fcm tepkilere ra\u011fmen ara\u015ft\u0131rmalar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc ve insan evrimi konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015flerini saklaman\u0131n gereksiz oldu\u011funa karar vererek, 1867&amp;#x27;de, &#8220;\u0130nsan Soyunun T\u00fcremesi ve Cinsiyetine Ba\u011fl\u0131 Ay\u0131klanma&#8221; (The Descent of Man and Selection in Relation to Sex) kitab\u0131n\u0131 yay\u0131mlad\u0131. Burada, insan\u0131n di\u011fer memelilerden morfolojik, fizyolojik ve psikolojik bak\u0131mdan farkl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunuyordu. \u00c7\u00fcnk\u00fc insan da evrim yasalar\u0131na ba\u011fl\u0131yd\u0131. Bu kitapta ayn\u0131 zamanda e\u015feysel ay\u0131klanma kavram\u0131 da a\u00e7\u0131klan\u0131yordu.<\/p>\n<p>Biyolojideki yeni geli\u015fmeler, genetik bilimi, \u00f6zellikle kal\u0131t\u0131m konusundaki bilgi birikimi, Darwin&#8217;in varsay\u0131m\u0131n\u0131 \u00f6z\u00fc itibariyle destekliyor. 19 Nisan 1882&#8217;de hayata g\u00f6zlerini yuman Darwin&#8217;in &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; adl\u0131 eseri, bilim tarihinin en \u00f6nemli eserlerinden. Darwin&#8217;in mezar\u0131, tarihe ad\u0131n\u0131 yazd\u0131rm\u0131\u015f ki\u015filerin g\u00f6m\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc Westminister Manast\u0131r\u0131&#8217;nda bulunuyor.<\/p>\n<p>Darwin, Galapagos Adalar\u0131&#8217;ndaki kaplumba\u011falar\u0131n h\u0131z\u0131n\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcyor<br \/>\nEvrim kuram\u0131, son zamanlarda ciddi ele\u015ftirilere hedef oluyor. Hatta baz\u0131lar\u0131na g\u00f6re, biny\u0131l\u0131n en \u00f6nemli yap\u0131tlar\u0131ndan biri olan &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; \u00e7\u00f6kmek \u00fczere. Bu sald\u0131r\u0131lara ge\u00e7meden \u00f6nce, ilk bas\u0131m\u0131 1859 tarihinde yap\u0131lan bu bilimsel eserin ana tezlerini bir kez daha h\u0131zl\u0131 bir bi\u00e7imde an\u0131msayal\u0131m.<\/p>\n<p>Bu eserinde, Darwin&#8217;in en b\u00fcy\u00fck fikri, &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; kavram\u0131yd\u0131. Evrim kuram\u0131nda &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221;, t\u00fcrlerin de\u011fi\u015fimini y\u00f6nlendiren tek de\u011filse bile, temel etkendi. Darwin, bu g\u00f6r\u00fc\u015fe bir \u00e7\u0131karsamadan ve bir g\u00f6zlemden yola \u00e7\u0131karak ula\u015fm\u0131\u015ft\u0131. \u00c7\u0131karsamas\u0131n\u0131n temelinde, d\u00f6nemin havas\u0131 egemendi. 19. y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131nda insanl\u0131k &#8220;ilerleme&#8221; hareketinin pe\u015fine d\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc. \u0130\u015fte Darwin, pozitivistlerin \u00f6nc\u00fcs\u00fc oldu\u011fu bu &#8220;ilerleme&#8221; kavram\u0131n\u0131, toplumsal ve ekonomik boyuttan al\u0131p do\u011faya ta\u015f\u0131m\u0131\u015ft\u0131. Ona g\u00f6re t\u00fcrler, i\u00e7inde ya\u015fad\u0131klar\u0131 ortamdan her zaman daha iyi bir ortama uyum sa\u011flama e\u011filimi i\u00e7indeydiler.<\/p>\n<p>Darwin&#8217;in g\u00f6zlemi ise, do\u011fadaki ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00e7e\u015fitlilikti. O, bunu Beagle adl\u0131 tekneyle yapt\u0131\u011f\u0131 d\u00fcnya turunda, \u00f6zellikle de Galapagos Adalar\u0131&#8217;ndaki ispinoz ku\u015flar\u0131 \u00fcst\u00fcndeki \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda edinmi\u015fti. Nitekim bu ku\u015flar, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde Darwin ispinozlar\u0131 olarak adland\u0131r\u0131l\u0131yor. Darwin&#8217;in dikkatini, bu ku\u015flardaki beslenme ihtiyac\u0131ndan kaynaklanan \u00e7ok farkl\u0131 gaga yap\u0131lar\u0131 \u00e7ekmi\u015fti. Bu arada, \u00e7e\u015fitli ihtiya\u00e7lar i\u00e7in yeti\u015ftiricilerin geli\u015ftirdi\u011fi &#8220;yapay ay\u0131klanma&#8221; \u00fcr\u00fcn\u00fc g\u00fcvercin t\u00fcrlerini de g\u00f6zlemleyen Darwin, onlardan farkl\u0131 olarak &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; hipotezini geli\u015ftirdi: Bu ay\u0131klanma, yeti\u015ftiricilerin fantezilerinden de\u011fil, ortama uyum sa\u011flama gereksinmesinden kaynaklan\u0131yordu.<\/p>\n<p><b>Darwin&#8217;in yola \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 &#8220;HMS Beagle&#8221; gemisi<br \/>\n<\/b><br \/>\nPeki bu mekanizma nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015f\u0131yordu? T\u00fcrler aras\u0131ndaki m\u00fccadele ve fizik ko\u015fullar, uygun de\u011fi\u015fikliklerin korunmas\u0131n\u0131, \u00f6tekilerin de yok olmas\u0131n\u0131 getiriyordu. Ba\u015fka bir deyi\u015fle, ortama en iyi uyum g\u00f6steren ayakta kal\u0131yordu. Tabii bu noktada hemen \u015fu sorular g\u00fcndeme geliyordu: Do\u011fal ay\u0131klanman\u0131n ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi de\u011fi\u015fimlerin do\u011fas\u0131 neydi? Bunlar nas\u0131l ortaya \u00e7\u0131k\u0131yordu ve nas\u0131l aktar\u0131l\u0131yordu? Darwin, bu konuda \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131 gibi \u00e7ok a\u00e7\u0131k fikirlere sahip de\u011fildi. Hemen hat\u0131rlatal\u0131m ki, Mendel \u00fcnl\u00fc yasalar\u0131n\u0131, &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221;nin yay\u0131mlanmas\u0131ndan 6 y\u0131l sonra form\u00fclle\u015ftirmi\u015f; ama \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131, ne yaz\u0131k ki 1900 y\u0131l\u0131na kadar tamamen g\u00f6z ard\u0131 edilmi\u015fti.<br \/>\nDarwin, bu de\u011fi\u015fimlerin esas olarak kendili\u011finden ve rastlant\u0131sal oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordu. Ama bu arada, \u00e7evrenin kendisinin de yeni uyumlar\u0131 gerektiren de\u011fi\u015fimleri zorlayabilece\u011fini ve bunlar\u0131n, kullan\u0131m ilkesine ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu da kabul ediyordu. Ona g\u00f6re bir organ, e\u011fer gerekliyse, artan derecede g\u00fc\u00e7lenip geli\u015fecek, ama bir \u015feye yaramad\u0131\u011f\u0131 zaman da yok oluncaya kadar da gerileyecekti. Bu konuda, Frans\u0131z do\u011fabilimci Lamarck&#8217;\u0131n &#8220;z\u00fcrafan\u0131n boynu&#8221; \u00f6rne\u011fini esas al\u0131yordu. Bu hayvan\u0131n boynu, akasya a\u011fac\u0131n\u0131n y\u00fcksek dallar\u0131ndaki yapraklar\u0131 yemek i\u00e7in evrim ge\u00e7irerek bug\u00fcnk\u00fc uzun konumunu alm\u0131\u015ft\u0131. Her ku\u015fakta kazan\u0131lan de\u011fi\u015fimler, bir sonraki ku\u015fa\u011fa iletiliyordu. Bu mekanizmaya Lamarck &#8220;kazan\u0131lan karakterlerin kal\u0131t\u0131m\u0131&#8221; ad\u0131 vermi\u015fti. Kal\u0131t\u0131m kuram\u0131nda Darwin, kesin bir bi\u00e7imde Lamarck&#8217;\u0131 izliyordu.<\/p>\n<p>Ne var ki, Darwin&#8217;in \u00e7a\u011fda\u015f izleyicileri yenidarwinciler, Lamarck&#8217;\u0131n &#8220;kazan\u0131lm\u0131\u015f karakterlerin kal\u0131t\u0131m\u0131&#8221; kuram\u0131n\u0131 kabul etmiyorlar. Onlara g\u00f6re, Darwin&#8217;de de\u011fi\u015fiklikler kendili\u011finden ya da rastlant\u0131sald\u0131; ama, bunlar\u0131n ay\u0131klanmas\u0131nda ana belirleyici &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; kavram\u0131yd\u0131. Ancak 80&#8217;li y\u0131llarda yap\u0131lan baz\u0131 deneyler, tamamen olumsuz bir ortam\u0131n, \u00e7evrenin etkisiyle, normalin \u00fcst\u00fcnde, daha y\u00fcksek bir oranda mutasyonlara yol a\u00e7abilece\u011fini g\u00f6sterdi. Bunun en somut kan\u0131t\u0131, &#8220;Escherichia coli&#8221; adl\u0131 bakteriydi. Normalde enerji kayna\u011f\u0131 olarak s\u00fct \u015fekerini (laktoz) kullanamayan bu bakteri, sadece laktoz sa\u011flayan bir ortamda b\u00fcy\u00fcmeyi ve \u00e7o\u011falmay\u0131 ba\u015farabiliyordu. Yine baz\u0131 genlerin, anne ve babadan miras kald\u0131\u011f\u0131ndan farkl\u0131 oldu\u011funu, bug\u00fcn bilim kan\u0131tlam\u0131\u015f durumda. Yani do\u011fada, Lamarck&#8217;\u0131n iddia etti\u011fi gibi bir &#8220;kazan\u0131lm\u0131\u015f karakterlerin kal\u0131t\u0131m\u0131&#8221; s\u00f6z konusu. Asl\u0131nda, yenidarwinciler, bu kavrama t\u00fcmden kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131km\u0131yorlar; ama, olay\u0131n yaln\u0131z k\u00fclt\u00fcrel kal\u0131t\u0131mla s\u0131n\u0131rl\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yl\u00fcyorlar. Ve bunun, sadece &#8220;ileri&#8221; primatlarda ve insanda g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc vurguluyorlar.<\/p>\n<p>Son y\u0131llarda Darwin&#8217;e y\u00f6neltilen ele\u015ftirilerden biri de &#8220;evrimin ritmi&#8221; konusunda. Bu ak\u0131m\u0131n ba\u015f\u0131n\u0131, 1972 y\u0131l\u0131nda bir dizi omurgas\u0131z fosilini inceleyen ve &#8220;amaca y\u00f6nelik dengeler&#8221; (ponctual denge) kuram\u0131n\u0131 geli\u015ftiren, iki Amerikal\u0131 bilim adam\u0131, Niles Eldredge ile Stephen Jay Gould \u00e7ekiyor. Darwin&#8217;e g\u00f6re, t\u00fcrlerin d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc a\u015famal\u0131 bir bi\u00e7imde, k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmlerin birikimiyle ger\u00e7ekle\u015fiyordu. Bu mant\u0131ktan hareket edince, belli bir zaman aral\u0131\u011f\u0131n\u0131n ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131 ayn\u0131 fosil \u00e7izgisindeki iki t\u00fcr aras\u0131nda, ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak ara serilerin varl\u0131\u011f\u0131 gerekiyordu. Aktar\u0131m\u0131n devaml\u0131l\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in bu \u015fartt\u0131. Yine Darwincilere g\u00f6re, e\u011fer bug\u00fcn bu ara t\u00fcrlerin fosilleri yoksa, nedeni ya fosille\u015fmemi\u015f olmalar\u0131 ya da hen\u00fcz ke\u015ffedilmemeleriydi. Yani, zincirin halkalar\u0131nda bo\u015fluklar vard\u0131. Ku\u015fkusuz bu halkalardaki bo\u015fluklar\u0131n en \u00f6nemlisi, b\u00fcy\u00fck maymunlarla insan aras\u0131nda kalan t\u00fcrlere ili\u015fkin \u00f6rneklerdi.<\/p>\n<p>Amerikal\u0131 Eldregde ve Gould&#8217;a g\u00f6re &#8220;halka bo\u015fluklar\u0131&#8221; diye bir \u015fey s\u00f6z konusu de\u011fil&#8230; Onlar i\u00e7in, evrim s\u00fcrecinde a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde var olan bu bo\u015fluklar, asl\u0131nda \u00e7ok uzun denge d\u00f6nemlerinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fil. Bu uzun denge d\u00f6-nemlerinde, s\u00f6z konusu olan bir grup t\u00fcr, anlaml\u0131de\u011fi\u015fiklikler g\u00f6stermiyor ve yeni t\u00fcrlerin olu\u015fumuna yol a\u00e7m\u0131yor. Bu uzun denge d\u00f6nemleri i\u00e7inde, amaca y\u00f6nelik, yo\u011fun t\u00fcrle\u015fme d\u00f6nemleri bulunuyor. Yo\u011fun t\u00fcrle\u015fme d\u00f6neminin uzunlu\u011fu, 5 ile 50 bin y\u0131l aras\u0131nda de\u011fi\u015firken, uzun denge d\u00f6nemleri birka\u00e7 milyon y\u0131la yay\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>Amaca y\u00f6nelik dengeler kuram\u0131, darwincili\u011fe &#8220;yok olu\u015f kuram\u0131&#8221; alan\u0131nda da bir darbe indiriyor. Eldredge ve Gould&#8217;a g\u00f6re, yok olu\u015f d\u00f6nemleri de t\u0131pk\u0131 t\u00fcr-le\u015fme d\u00f6nemleri gibi ani, h\u0131zl\u0131 ve yo\u011fun bir \u00f6zellik g\u00f6steriyor. T\u0131pk\u0131 dinozorlar\u0131n yok olmas\u0131 gibi&#8230; Yenidarwincilere g\u00f6re ise, yok olu\u015fu belirleyen, t\u00fcrler aras\u0131ndaki rekabet&#8230; En zor uyum g\u00f6steren elenirken, iyi uyum sa\u011flayan varl\u0131-\u011f\u0131n\u0131 koruyor. Chicago \u00dcniversitesi \u00f6\u011fretim \u00fcyelerinden David Raup, yok olu\u015f ile &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; aras\u0131nda hi\u00e7bir ili\u015fki bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunuyor. Ona g\u00f6re, baz\u0131 t\u00fcrler yanl\u0131\u015f zamanda yanl\u0131\u015f yerde olduklar\u0131 i\u00e7in, o g\u00fcne kadar \u00e7evrelerine m\u00fckemmel bir uyum g\u00f6sterseler de yok oluyorlar. Ne var ki, bu konuda Darwin&#8217;i a\u015f\u0131r\u0131 ele\u015ftirmemek gerekiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bir asteroit d\u00fc\u015fmesinin ya da yanarda\u011f patlamas\u0131n\u0131n Darwin&#8217;in kuram\u0131yla tamamen \u00e7at\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bu olaylar son kertede \u00e7evrenin fizik kurallar\u0131n\u0131 etkiliyor ve yeni olu\u015fan ko\u015fullar, t\u00fcrlerin baz\u0131lar\u0131 i\u00e7in duruma uyumu olanaks\u0131z k\u0131l\u0131yor.<\/p>\n<p>Dengeci ponkt\u00fcalistlerin ele\u015ftirisi, bug\u00fcne kadar Darwin&#8217;e yap\u0131lan sald\u0131r\u0131lar\u0131n en sert olan\u0131. Onlara g\u00f6re, &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221;, sadece, ama sadece t\u00fcrlerin \u00e7evrelerine uyumunu a\u00e7\u0131klayan bir eser. Yeni t\u00fcrlerin yarat\u0131l\u0131\u015f\u0131 ve yok olu\u015fu konusunda kesinlikle yetersiz. Amerika&#8217;daki Santa Fe Enstit\u00fcs\u00fc&#8217;nden kuramsal biyoloji profes\u00f6r\u00fc Stuart Kaufmann ise, ele\u015ftiriyi bir ba\u015fka noktaya ta\u015f\u0131yor ve Darwin&#8217;in, &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma, t\u00fcrlerin \u00e7evreye uyumunun s\u00fcrekli bir bi\u00e7imde ileri gitmesini garanti eder&#8221; \u00e7\u0131karmas\u0131n\u0131n do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcyor. \u00d6zellikle enformatik modeller, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde durumun her zaman b\u00f6yle ger\u00e7ekle\u015fmedi\u011fini g\u00f6steriyor.<\/p>\n<p>&#8220;\u0130nsan maymundan geliyor&#8221;&#8230; Darwin&#8217;in bu s\u00f6zleri, o y\u0131llarda b\u00fcy\u00fck bir skandal yaratm\u0131\u015ft\u0131. Bug\u00fcn, \u00e7ok az say\u0131da insan bunun tersini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyor. Ancak mesele b\u00fct\u00fcn\u00fcyle a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fmu\u015f de\u011fil. \u00d6zellikle bir soru h\u00e2l\u00e2 yan\u0131t\u0131n\u0131 ar\u0131yor: Maymundan insana ge\u00e7i\u015f nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015fti? Bu soruyu \u015f\u00f6yle de sorabiliriz: \u0130nsan\u0131n evrimi a\u015famal\u0131 bir bi\u00e7imde mi, yoksa bir anda, aniden mi ger\u00e7ekle\u015fti? Ya da insan s\u00fcrekli bir bi\u00e7imde, \u00e7evresindeki de\u011fi\u015fikliklerin etkisiyle a\u015famal\u0131 bir bi\u00e7imde mi aya\u011fa kalkt\u0131, yoksa bir tramplenden atlar gibi, embriyon geli\u015fimini etkileyen \u00e7ok ani d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcmlerin sonucu her \u015fey bir anda m\u0131 ger\u00e7ekle\u015fti?<\/p>\n<p>Geli\u015fme a\u015famalar\u0131yla (fazlar\u0131yla) ilgili uzunluk ve h\u0131z de\u011fi\u015fmelerinin, yeni t\u00fcrlerin do\u011fmas\u0131nda \u00e7ok \u00f6nemli bir etken oldu\u011fu tezi, 70&#8217;li y\u0131llarda Harvard \u00dcniversitesi paleontologlar\u0131ndan Stephen Jay Gould taraf\u0131ndan yeniden g\u00fcndeme getirilmi\u015fti. Son g\u00fcnlerde bir ba\u015fka ara\u015ft\u0131rmac\u0131, Paris&#8217;teki Do\u011fal Tarih Ulusal M\u00fczesi paleontologlar\u0131ndan Anne Dambricourt Malasse, insan evriminin mekani\u011finin geometrik bir modelini olu\u015fturarak, bu kurama yeni bir soluk kazand\u0131rd\u0131. Baz\u0131 uzmanlar, Malasse&#8217;\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n Yarat\u0131l\u0131\u015f Kuram\u0131na temel olu\u015fturdu\u011funu ileri s\u00fcrerken, bir ba\u015fka grup, tamamen bilimsel bir \u00f6zelli\u011fi oldu\u011funu savunuyorlar.<\/p>\n<p>Malasse \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131, \u00e7ocuklardaki y\u00fcz ve alt\u00e7ene b\u00fcy\u00fcme anormallikleri inceleyen \u00fcnl\u00fc a\u011f\u0131zbilimci (stomatolog) Marie Josephe Deshayes&#8217;\u0131n ara\u015ft\u0131rma sonu\u00e7lar\u0131na dayand\u0131r\u0131yor. Y\u00fcz ve a\u011f\u0131z ortopedisi uzmanlar\u0131, bu b\u00f6lgelerin geli\u015fiminde s\u0131k s\u0131k anormallikler sapt\u0131yorlar. Boynu y\u00fcze ba\u011flayan altkafatas\u0131ndaki b\u00fcy\u00fcme sorunlar\u0131ndan kaynaklanan bu anormallikler iki b\u00fcy\u00fck kategoriye ayr\u0131l\u0131yor: Alt\u00e7ene geriledi\u011fi i\u00e7in, omurili\u011fin i\u00e7inden ge\u00e7ti\u011fi artkafa bo\u015flu\u011fu yukar\u0131da kal\u0131yor ya da alt\u00e7ene \u00e7ok \u00f6ne \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, boyun ve bo\u011faz \u00e7ok fazla \u00f6n tarafta bir konum al\u0131yor. Birincisinde, y\u00fcz\u00fcn dikey ve yatay b\u00fcy\u00fcmesinde yetersizlik s\u00f6z konusuyken, ikincisinde y\u00fcz, \u00e7ok dikey bir bi\u00e7imde b\u00fcy\u00fcyor.<\/p>\n<p>Peki ama, embriyon ya da \u00e7ocuk b\u00fcy\u00fcmesiyle insan evrimi aras\u0131ndaki ili\u015fki ne? Ge\u00e7en y\u00fczy\u0131lda geli\u015ftirilen bir ilkeye g\u00f6re, ontojeni (bireyolu\u015f; embriyonun ve \u00e7ocu\u011fun yeti\u015fkinlik d\u00f6nemine kadar olan geli\u015fimi) ile filojeni (soyolu\u015f; t\u00fcrler aras\u0131ndaki akrabal\u0131k ili\u015fkileri) aras\u0131nda bir paralellik var. \u0130\u015fte bu ilkeden hareket eden Malasse, \u00e7ocuklar \u00fcst\u00fcnde ger\u00e7ekle\u015ftirilen g\u00f6zlemleri, 1952&#8217;de paleontolog Robert Gudin taraf\u0131ndan geli\u015ftirilen geometri \u00f6\u011felerini kullanarak, primatlardaki kafatas\u0131 temelinin evrimine uyarlad\u0131. Gudin, profilden g\u00f6r\u00fclen kafatas\u0131 \u00f6rne\u011finde, kafatas\u0131n\u0131n taban\u0131yla yanlar\u0131n\u0131 birer \u00e7izgiyle birbirine ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131. B\u00f6ylece &#8220;pantograf&#8221; ad\u0131 verilen bir geometrik \u015fekil elde etmi\u015fti. Embriyonun geli\u015fimi boyunca bu pantograf, kafatas\u0131 ve y\u00fcz kemiklerinin kas\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131lmas\u0131 sonucu d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcme u\u011fruyor ve sonunda, Homo sapiens t\u00fcr\u00fcne \u00f6zg\u00fc bir denge durumuna geliyordu. Bu denge durumu, ger\u00e7ek anlamda bir ontojenik bellekti ve insan, insan oldu\u011fundan, yani tam 120 bin y\u0131ldan beri b\u00fct\u00fcn insanlarda tekrarlan\u0131yordu. Evrimimiz boyunca s\u0131ralanan her t\u00fcr, kendi karakteristik denge durumuna (pantograf\u0131na) sahipti.<\/p>\n<p>Malassea g\u00f6re, \u00e7ocuklardaki g\u00fcncel dengesizlikler, s\u00f6z konusu dengenin \u015fimdiye kadar g\u00f6zlenen korelasyonlar\u0131n\u0131n kopma noktas\u0131na geldi\u011fini g\u00f6steriyor. \u00d6te yandan di\u015f ve \u00e7ene ortopedisi, normal bir geli\u015fimin, dengesizli\u011fe girip farkl\u0131 bir y\u00f6nde evrim g\u00f6sterebilece\u011fi d\u00f6nemlerin varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyor. Malasse bunlara &#8220;dinamik pencereler&#8221; (dynamic windows) ad\u0131n\u0131 veriyor ve evrimimiz s\u0131ras\u0131nda da b\u00f6yle &#8220;dinamik pencereler&#8221;in var olabilece\u011fini s\u00f6yl\u00fcyor. Sonu\u00e7lar, kafatas\u0131 ve y\u00fcz kemiklerindeki 5 kas\u0131l\u0131p a\u00e7\u0131lman\u0131n, bizi ilk primatlardan ay\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor. Kafatas\u0131 geli\u015fimindeki de\u011fi\u015fikliklerden her biri, b\u00fct\u00fcn embriyojenezi tamamen yeniden yap\u0131land\u0131rabiliyor. \u00d6rne\u011fin, bipedi rahats\u0131zl\u0131\u011f\u0131, bu kas\u0131lmalar\u0131n bir sonucu olarak ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Oysa bu kas\u0131lmalar, kesinlikle yeni bir \u00e7evreye uyumun \u00fcr\u00fcn\u00fc de\u011fil.<\/p>\n<p>\u0130nsan \u00e7izgisinin \u00e7e\u015fitli t\u00fcrleri aras\u0131ndaki zincir o denli fazla alt \u00fcst olmu\u015f de\u011fil. Homo habilis, ergaster, rudolfensis, erectus; hatta neardertaller, ayn\u0131 pantografa ve denge durumuna sahipler. B\u00fct\u00fcn bunlar, asl\u0131nda bir grup olu\u015fturuyor ve Malasse, bunlara &#8220;ilkel insanlar&#8221; ad\u0131n\u0131 veriyor. Sadece modern insan, &#8220;sapiens&#8221; t\u00fcr\u00fcn\u00fcn sahip oldu\u011fu pantograf\u0131n ayn\u0131s\u0131na sahip. \u0130\u015fte bu nedenle, insan\u0131n var olu\u015funu sapiens t\u00fcr\u00fc ile \u00f6zde\u015fle\u015ftiriyor.<br \/>\nPeki b\u00fct\u00fcn bu a\u00e7\u0131klamalarda Darwin nerede? Malasse, &#8220;Kesinlikle uyum mant\u0131\u011f\u0131 \u00fczerine kurulu bir kuram\u0131 kabul edemeyiz&#8221; diyor. Ona g\u00f6re tesad\u00fcf ve do\u011fal ay\u0131klanma, ku\u015fkusuz bir rol oynuyor; ama, kesinlikle bir maymunu Homo australopithecus yapm\u0131yor. Hemen \u015fu soruyu ekliyor: &#8220;Her t\u00fcr\u00fcn kendisine \u00f6zg\u00fc olan embriyon belle\u011fi nereye kay\u0131tl\u0131? DNA&#8217;ya m\u0131, h\u00fccrelere mi, yoksa h\u00fccreler aras\u0131ndaki interaktif ili\u015fkilere mi?&#8221; Bunun yan\u0131t\u0131n\u0131 hen\u00fcz bilmedi\u011fimizi s\u00f6yl\u00fcyor. Ama ona g\u00f6re bir tek \u015fey kesin: G\u00fcn\u00fcm\u00fczde evrim mekanizmalar\u0131na ili\u015fkin s\u00f6ylenenlerin hemen t\u00fcm\u00fc b\u00fcy\u00fck bir d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm s\u00fcrecinde&#8230; E\u011fer yukar\u0131daki sorunun yan\u0131t\u0131 bulunursa, darwincili\u011fin g\u00fcnleri say\u0131l\u0131 demektir.<\/p>\n<p>&#8220;Do\u011fal Ay\u0131klanma&#8221;, Hitler&#8217;in elinde \u00f6ld\u00fcr\u00fcc\u00fc bir silaha d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc.<br \/>\nDarwin kuram\u0131, 1859 y\u0131l\u0131nda yay\u0131mland\u0131\u011f\u0131 tarihten hemen sonra, bir anda birbirine tamamen z\u0131t ideolojilerin \u00e7ekim merkezi haline d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fc. Asl\u0131nda buna o kadar da \u015fa\u015fmamak gerekir. Toplumsal ve ekonomik eylemin temeli olarak m\u00fccadele, o g\u00fcnlerde \u00e7ok yayg\u0131nd\u0131. Nitekim Karl Marx ve Friderich Engels, &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; eserinin sat\u0131r aralar\u0131nda, toplumlar\u0131n tarihsel de\u011fi\u015fiminin ipu\u00e7lar\u0131n\u0131 yakalad\u0131klar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorlard\u0131. Onlar, sadece do\u011fadaki var olma m\u00fccadelesini s\u0131n\u0131f m\u00fccadelesine d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmekle yetindiler.<\/p>\n<p>Darwin&#8217;in d\u00fc\u015f\u00fcnceleri, marksizmden tamamen uzak bir ba\u015fka ideoloji i\u00e7in de \u00e7ok elveri\u015fli zemin haz\u0131rlam\u0131\u015ft\u0131. \u00dcst\u00fcn \u0131rk hayali pe\u015finde ko\u015fanlar\u0131n elinde, art\u0131k ciddi bir silah vard\u0131. Bu konuda ilk ad\u0131m\u0131, Darwin&#8217;in kuzeni \u0130ngiliz antropolog Francis Galton (1822-1911) att\u0131. Darwin&#8217;in eserinde yakalad\u0131\u011f\u0131 \u0130ngilizce &#8220;eugenics&#8221; kelimesinden hareket ederek, \u00f6jenizm (soyar\u0131t\u0131mc\u0131l\u0131k) ak\u0131m\u0131n\u0131 ba\u015flatt\u0131. Ona g\u00f6re, \u00f6jenizm iki ana biyolojik kuram \u00e7evresinde bi\u00e7imleniyordu: Evrim ve kal\u0131t\u0131m kuramlar\u0131&#8230; Evrim konusunda Darwin&#8217;in &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; kavram\u0131n\u0131 benimsemi\u015flerdi. Bireyler ve topluluklar aras\u0131ndaki rekabet, ayakta kalacak olan\u0131 belirleyecekti. Ne var ki, evrim kuram\u0131n\u0131n yorumunda &#8220;soyar\u0131t\u0131mc\u0131lar&#8221; ikiye ayr\u0131lm\u0131\u015flard\u0131. \u0130ngiliz do\u011fabilimci ve sosyalist Alfred Wallace ile Alman biyoloji uzman\u0131 Ernst Haeckel &#8220;pasif&#8221; bir \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n s\u00f6zc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yap\u0131yorlard\u0131. Onlara g\u00f6re, &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; insan\u0131, \u00f6zellikle de beyinsel ve etik yeteneklerini etkiliyordu. Bu duruma kesinlikle m\u00fcdahale etmeye gerek yoktu. \u0130lerlemeye olan genel e\u011filim ve toplumlar\u0131n yetkinle\u015fmesi, ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bi\u00e7imde &#8220;ilkel&#8221; olanlar\u0131 eleyecek, &#8220;ileri&#8221; unsurlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 koruyacakt\u0131. Bu s\u00fcre\u00e7, yine ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olarak &#8220;beyaz \u0131rk\u0131n&#8221; \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcyle sonu\u00e7lanacakt\u0131.<\/p>\n<p>Antropometre, insan v\u00fccudunu bir \u00e7izgilere indirgiyor ve bu \u00e7izgilerle \u0131rklar\u0131 ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131yor.<\/p>\n<p>Bu pasif \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00f6nerenlere, Francis Galton ve gazeteci William Greg &#8220;aktif \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131k&#8221; ile kar\u015f\u0131l\u0131k veriyorlard\u0131. Onlara g\u00f6re, &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221;n\u0131n toplumlardaki en &#8220;ilkel&#8221; unsurlar\u0131 eleyip, &#8220;ileri&#8221; unsurlar\u0131 korumas\u0131n\u0131 beklemek yeterli de\u011fildi. Bu anlamda, &#8220;evrim kuram\u0131&#8221;na, geli\u015fmi\u015f toplumlarda fazla g\u00fcvenilemezdi. \u00c7\u00fcnk\u00fc geli\u015fmi\u015f toplumlar, \u00f6zellikle t\u0131p bilimindeki kazan\u0131mlar ve insanlarda artan iyilik yapma duygusu nedeniyle yozla\u015fma i\u00e7indeydiler. 1868 y\u0131l\u0131nda \u0130ngiliz gazeteci William Greg, geli\u015fmi\u015f \u0130ngiliz toplumunda soylular\u0131n yozla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131, fakirle\u015fip yoksulla\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131, buna kar\u015f\u0131n, daha \u00fcretken ve daha ileri bir g\u00fc\u00e7 olan orta s\u0131n\u0131f\u0131n \u00e7ok az \u00e7ocuk yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 yaz\u0131yordu. Bu durumda, &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; s\u00fcrecine d\u0131\u015far\u0131dan m\u00fcdahale gerekiyordu. Tabii &#8220;ilkel&#8221; olanlar\u0131 bir bi\u00e7imde safd\u0131\u015f\u0131 ederek&#8230;<br \/>\n\u00d6jenizmin bir aya\u011f\u0131n\u0131 Darwin kuram\u0131, ikincisini ise Mendel&#8217;in genetik kuram\u0131 olu\u015fturuyordu. Mendel&#8217;e g\u00f6re genetik miras, ku\u015faktan ku\u015fa\u011fa sadece cinsel h\u00fccreler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla aktar\u0131l\u0131yordu. Kazan\u0131lm\u0131\u015f karakterlerin miras\u0131n\u0131 reddeden bu k\u00f6ktenci yakla\u015f\u0131m, \u0131rk\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n elinde hastal\u0131klar\u0131, \u00f6zellikle de beyinsel hastal\u0131klar\u0131, toplumsal handikaplar\u0131 ve su\u00e7lulu\u011fu a\u00e7\u0131klayan bir araca d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>Peki ama b\u00fct\u00fcn bu su\u00e7lamalar kar\u015f\u0131s\u0131nda Darwin kendisini nas\u0131l savundu? \u00d6nceleri yapaca\u011f\u0131 bir \u015fey yoktu. \u00c7\u00fcnk\u00fc, &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; eserinde Darwin insandan hi\u00e7 s\u00f6z etmemi\u015fti. Ancak 1871 y\u0131l\u0131nda yay\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 &#8220;\u0130nsan Soyunun T\u00fcremesi&#8221; ba\u015fl\u0131kl\u0131 yap\u0131t\u0131nda, \u00f6jenizme bilimsel ve ahlaki a\u00e7\u0131dan kar\u015f\u0131 oldu\u011funu a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde ifade etti. Yoksul s\u0131n\u0131flar\u0131n h\u0131zla artan n\u00fcfusunun bir tehlike olu\u015fturmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yledi. \u00c7\u00fcnk\u00fc, bu s\u0131n\u0131f i\u00e7inde \u00f6l\u00fcm oran\u0131 da y\u00fcksekti. Bu noktadan yola \u00e7\u0131kan Darwin, herhangi bir bi\u00e7imde do\u011fumlar\u0131n kontrol\u00fcn\u00fc \u00f6ng\u00f6ren toplumsal programlara da kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131. Ve son olarak sempati ve merhamet gibi kavramlar\u0131n &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221;n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 oldu\u011funu, toplumsalla\u015fman\u0131n temelini olu\u015fturduklar\u0131 i\u00e7in de gerekli oldu\u011funu s\u00f6yledi. Ku\u015fkusuz b\u00fct\u00fcn bunlar, \u00f6jenizmin temellerini Darwin kuram\u0131n\u0131n \u00fcst\u00fcne in\u015fa etti\u011fi ger\u00e7e\u011fini de\u011fi\u015ftirmedi.<\/p>\n<p><b>A\u015f\u0131r\u0131larda dola\u015fmak<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u00d6jenizm, s\u00fcre\u00e7 i\u00e7inde \u00e7ok de\u011fi\u015fik bi\u00e7imler kazand\u0131. Alfred Wallace, ya\u015fam\u0131n\u0131n sonlar\u0131na do\u011fru, &#8220;cinsel ay\u0131klanma&#8221; tezini geli\u015ftirdi. Asl\u0131nda bu kavram Darwin&#8217;de de vard\u0131. Eserinde &#8220;do\u011fal ay\u0131klanma&#8221; ile uyu\u015fmayan baz\u0131 karakteristiklerin &#8220;cinsel ay\u0131klanma&#8221;dan kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirtmi\u015fti. Wallace ise, &#8220;cinsel ay\u0131klanma&#8221; s\u00fcrecinde, insan topluluklar\u0131n\u0131n kal\u0131t\u0131msal \u00f6zelliklerini iyile\u015ftirici bir nitelik g\u00f6r\u00fcyordu. Bu noktadan hareketle \u015fu tezi ileri s\u00fcr\u00fcyordu: &#8220;E\u015fitlik\u00e7i bir toplumda, kad\u0131nlar bundan b\u00f6yle kocalar\u0131n\u0131 paralar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, fizik, entelekt\u00fcel ve moral nitelikleri i\u00e7in se\u00e7eceklerdi.&#8221; \u0130\u015fte bu d\u00fc\u015f\u00fcnce, daha sonra do\u011fmakta olan feminizm hareketi taraf\u0131ndan a\u00e7\u0131k bir bi\u00e7imde benimsendi. \u00d6yle ki, feministler &#8220;cinsel ay\u0131klanma&#8221;y\u0131, \u00f6jenizmin kabul edilebilir tek bi\u00e7imi olarak ald\u0131lar.<\/p>\n<p>\u00d6jenizmin, tam bir as\u0131r \u00f6nce &#8220;T\u00fcrlerin K\u00f6keni&#8221; eserinde dile getirilen kuramlarla uzaktan yak\u0131ndan ilgisi yok. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde, art\u0131k sadece &#8220;bireysel \u00f6jenizm&#8221; s\u00f6z konusu. Yani, ailelerin normal \u00e7ocuklar do\u011furma kayg\u0131s\u0131n\u0131 ifade ediyor. Bu konu da Darwin&#8217;i hi\u00e7 ilgilendirmeyen, bamba\u015fka bir sorun&#8230;<\/p>\n<p>Prof. Dr. Ali Demirsoy<br \/>\nProf. Dr. Ali Demirsoy&#8217;un yorumuyla Darwin ve evrim:<\/p>\n<p>&#8220;Darwin&#8217;in, temel ilkeler olarak kabul edilen hi\u00e7bir bulgusu, bug\u00fcne kadar a\u015f\u0131nd\u0131r\u0131lm\u0131\u015f ya da tersi kan\u0131tlanm\u0131\u015f de\u011fildir. \u00d6rne\u011fin, Darwin&#8217;in kurmu\u015f oldu\u011fu &#8216;Do\u011fal Ay\u0131klanma Yasas\u0131&#8217;, kesinlikle g\u00fcncelli\u011fini ve bilimselli\u011fini yitirmedi. Darwin&#8217;in ayr\u0131ca bir s\u00f6yledi\u011fi de \u015fuydu, &#8216;Fakir toplumlar istedikleri kadar \u00e7ocuk yaps\u0131nlar, bunun \u00e7ok b\u00fcy\u00fck zarar\u0131 olmaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc burada zaten \u00f6l\u00fcm oran\u0131 \u00e7ok y\u00fcksek olacakt\u0131r ve ay\u0131klanma fazlad\u0131r.&#8217; Bence do\u011fru da s\u00f6ylemi\u015ftir. Ama Darwin antibiyoti\u011fin bulunaca\u011f\u0131n\u0131 bilemezdi. Yani, bu kadar ilac\u0131n ve t\u0131bbi geli\u015fmenin, insan soyuna yap\u0131lacak m\u00fcdahalelerin gelece\u011fini bilemezdi. Dolay\u0131s\u0131yla, bug\u00fcn fazla \u00e7ocuk yapan ailelerin \u00e7ocuklar\u0131 da ya\u015fam\u0131\u015f oluyor. B\u00f6ylece denge bozulmu\u015f ve do\u011fal ay\u0131klanma \u00f6nlenmi\u015f oluyor. Tabii bir s\u00fcr\u00fc hastal\u0131kl\u0131, rahats\u0131z ve zay\u0131f olan birey, kal\u0131tsal materyallerini gen havuzuna sokmu\u015f oluyor. Darwin&#8217;in bu anlamdaki s\u00f6zleri do\u011frudur ve sonradan yapay yollardan yap\u0131lan m\u00fcdahaleler, ilke olarak do\u011faya terstir. Darwin do\u011fal olaylar\u0131 i\u015flemi\u015ftir; do\u011fal olmayan olaylar\u0131 herhangi bir \u015fekilde g\u00f6z \u00f6n\u00fcne almam\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rne\u011fin bir meteorun d\u00fcnyaya \u00e7arpmas\u0131, d\u00fcnyada \u00f6nemli bir deprem olay\u0131n\u0131n ger\u00e7ekle\u015fmesi, yanarda\u011flar\u0131n patlamas\u0131 ya da insan\u0131n \u00fcretti\u011fi do\u011fad\u0131\u015f\u0131 verilerle Darwin aras\u0131nda ili\u015fki kurulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131lmas\u0131, Darwinizm&#8217;e k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne sald\u0131r\u0131dan ba\u015fka bir sonu\u00e7 do\u011furmaz.<br \/>\nDarwin&#8217;in en \u00e7ok tart\u0131\u015f\u0131lan s\u00f6zlerinden biri de, geli\u015fmemi\u015f \u0131rklar\u0131n, eninde sonunda geli\u015fmi\u015f \u0131rklar\u0131n egemenli\u011fine girece\u011fidir. Bu \u00e7ok do\u011frudur ve bug\u00fcn de ge\u00e7erlidir. Nitekim T\u00fcrkiye&#8217;nin, \u015fu anda kendisinin koymad\u0131\u011f\u0131, zorlama bir s\u00fcr\u00fc kural\u0131 kabul etmesi, herkesin cebinde dolarlar\u0131n bulunmas\u0131 ve dolarla konu\u015fmam\u0131z bile, uygarl\u0131k bak\u0131m\u0131ndan bizden ileride olan \u00fclkelerin, Darwin anlam\u0131nda egemenli\u011fine girdi\u011fimizin kan\u0131t\u0131d\u0131r.<br \/>\nDarwin hatalar yapm\u0131\u015f olabilir. \u00c7\u00fcnk\u00fc, dinler tarihine bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda bile bir dolu yanl\u0131\u015f ve eksiklikler g\u00f6rebiliyoruz. Bunlar\u0131n hepsi bilgi eksikli\u011finden kaynaklan\u0131yor ve bu Darwin i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Ancak bu eksiklikler kuram\u0131n do\u011fru ve ge\u00e7erlili\u011fini etkilemez.<\/p>\n<p>Yukar\u0131da s\u00f6ylediklerimizin d\u0131\u015f\u0131nda, Darwin&#8217;in ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde k\u0131talar\u0131n kaymas\u0131 bilinmiyordu, mutasyonlar bilinmiyordu, kromozomlar bilinmiyordu, mayoz b\u00f6l\u00fcnme bilinmiyordu, sperm bilinmiyordu, yumurta bilinmiyordu, e\u015feysel \u00fcremenin kurallar\u0131 bilinmiyordu, neredeyse hi\u00e7bir \u015fey bilinmiyordu. Yaln\u0131z Darwin, do\u011fay\u0131 g\u00f6zledi\u011fi zaman, \u00fcst\u00fcn olan ve uyum yapan bireylerin ay\u0131klanm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zledi. Biyolojide bu hi\u00e7 de\u011fi\u015fmedi. Darwin&#8217;in belki a\u00e7\u0131klama tarz\u0131nda bir eksiklik bulunabilir; ama, bu da dedi\u011fimiz gibi, bilgi eksikli\u011finden kaynaklan\u0131yordu. Bug\u00fcn biz bu kuram\u0131n ayr\u0131nt\u0131s\u0131na girdi\u011fimizde \u015funu anl\u0131yoruz; ger\u00e7ekten de bireyler, olmas\u0131 gerekti\u011finden fazla say\u0131da yavru ya da kombinasyon meydana getiriyor. \u00d6rne\u011fin bir insan, kuramsal olarak, ya\u015fam\u0131 boyunca 70 trilyon \u00e7ocuk meydana getirme \u015fans\u0131na sahip. \u00dcstelik bir kad\u0131nla bir erkek, hi\u00e7bir baz ya da n\u00fckleotik de\u011fi\u015fiklik ve mutasyon olmazsa, ancak 70 trilyon \u00e7ocuk meydana getirdi\u011finde birbirinin ayn\u0131s\u0131 olabiliyor.<\/p>\n<p>Bu say\u0131, a\u015fa\u011f\u0131 organizasyonlu canl\u0131larda \u00e7ok daha fazla ve nedeni de, ku\u015fkusuz 70 trilyon ya\u015fas\u0131n diye de\u011fil. Bunlar aras\u0131nda, gelecek kombinasyonlardan hangisi yeni ortama uyum sa\u011flarsa, o ay\u0131klans\u0131n diye&#8230; Canl\u0131lar\u0131n ayakta kalmas\u0131n\u0131n nedeni bu. Darwin bunu bilmeden, g\u00f6zlem ve sezinleme yoluyla ortaya koymu\u015ftu. Modern biyoloji de Darwin&#8217;in b\u00fct\u00fcn s\u00f6ylediklerini molek\u00fcler d\u00fczeyde kan\u0131tl\u0131yor.<br \/>\nBiyolojinin d\u0131\u015f\u0131nda Darwin&#8217;in kuram\u0131, toplumsal olaylarda da ge\u00e7erli. Bug\u00fcnk\u00fc bilgilerimize g\u00f6re, d\u00fcnya tarihinde kaybolmu\u015f y\u00fczlerce toplum ve k\u00fclt\u00fcr\u00fcn bir zamanlar var oldu\u011funu biliyoruz. Bunlar\u0131n temel \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f nedeni, sosyal evrimlerini olu\u015fturamamalar\u0131nda yat\u0131yor. Bilimsel at\u0131l\u0131m\u0131n\u0131 yapm\u0131\u015f olan, do\u011fan\u0131n mekani\u011fini de\u011fi\u015ftirmeye kalkan toplumlar, giderek daha bir g\u00fc\u00e7lenip ayakta kald\u0131 ve di\u011ferlerine egemen oldular.<\/p>\n<p>1950&#8217;den sonra DNA \u00fczerinde yap\u0131lan \u00e7al\u0131\u015fmalar, 2000 y\u0131l\u0131na geldi\u011fimizde evrimi ad\u0131m ad\u0131m kan\u0131tlam\u0131\u015f durumda&#8230; \u00c7\u00fcnk\u00fc biz DNA&#8217;y\u0131, yani temel harfleri buldu\u011fumuzda, art\u0131k sorunu daha rahat olarak \u00e7\u00f6-zebiliyoruz. \u00d6rne\u011fin, DNA&#8217;n\u0131n \u00fczerindeki \u00e7e\u015fitlenmelerin neden meydana geldi\u011fini sordu\u011fumuzda, Darwin&#8217;in Do\u011fal Ay\u0131klanma Yasas\u0131 ile kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya gelmi\u015f oluyoruz. Bir ba\u015fka deyi\u015fle, DNA \u00fczerinde \u00e7e\u015fitlilik, Do\u011fal Ay\u0131klanma&#8217;ya tam ve ger\u00e7ek bir temel olu\u015fturuyor. \u00d6rne\u011fin, siz herhangi bir solunum enzimini ald\u0131\u011f\u0131n\u0131zda, ayn\u0131 toplumda \u00e7ok \u00e7e\u015fitli farkl\u0131l\u0131klar\u0131n oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcyorsunuz. \u0130\u015fte bu farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n olmas\u0131, temelde evrimsel s\u00fcrece bir taban haz\u0131rl\u0131yor. Bunu do\u011fan\u0131n bilin\u00e7li olarak getirmesi de m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil. \u00c7\u00fcnk\u00fc bilin\u00e7li olsa, fazladan malzeme olu\u015fturmas\u0131na gerek yok. Do\u011fa 70 trilyon \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi, ni\u00e7in \u00e7ok say\u0131da i\u015fe yaramayan bireyler \u00fcretsin?<br \/>\nGer\u00e7ekte ise, do\u011fan\u0131n mekani\u011finde, tamamen rasgele ve yeni durumlara uyum yapabilecek \u00e7e\u015fitli varyasyonlar meydana geliyor. Yani, \u00f6nceden gidece\u011fi yeri \u00f6ng\u00f6rm\u00fcyor; daha temel bir anlat\u0131mla ama\u00e7l\u0131 de\u011fil. Ancak onlar\u0131n i\u00e7erisinde hangisi yeterliyse, hangisi uyumluysa, hangisi ba\u015far\u0131l\u0131ysa, o do\u011fal olarak ay\u0131klan\u0131yor. Bu nedenle, bir alabal\u0131k her defas\u0131nda 1 milyon yumurta yap\u0131yor, ancak bunlar\u0131n aras\u0131ndan 10 tanesi uyum yapmay\u0131 ba\u015far\u0131p ya\u015fayabiliyor. Bu geri kalan b\u00fcy\u00fck miktar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131, temelde do\u011fa i\u00e7in bir savurganl\u0131k gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Yani, siz bu i\u015fleyi\u015fi planlayan bir do\u011fa\u00fcst\u00fc g\u00fcce inan\u0131rsan\u0131z, d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn ki, ancak binde birinin kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir d\u00fczenin kurulmu\u015f oldu\u011funa inanman\u0131z gerekiyor. B\u00f6yle bir mekanizma kolayca anla\u015f\u0131laca\u011f\u0131 gibi verimli de\u011fil, ama do\u011fan\u0131n mekanizmas\u0131, yani Darwinizm a\u00e7\u0131s\u0131ndan son derece d\u00fczg\u00fcn bir mekanizma. \u00c7\u00fcnk\u00fc zay\u0131f \u00e7o\u011funluk elenecek, uyum sa\u011flayabilen hayatta kalacak. \u0130\u015fte temel \u00e7eli\u015fki burada yatmaktad\u0131r. Biyolojinin kendi i\u00e7erisinde, d\u00fc\u015f\u00fcnebilen bir mant\u0131\u011f\u0131 yoktur, ama i\u015fle-yebilir bir mant\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Dolay\u0131s\u0131yla, bizim geri kafal\u0131 dedi\u011fimiz tutucu kesim, biyolojik i\u015fleyi\u015fe bir do\u011fa\u00fcst\u00fc mant\u0131k ve ak\u0131lc\u0131 bir ama\u00e7 sokmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r, ama \u00f6yle de\u011fildir. Mekanizman\u0131n kendi i\u00e7erisinde bir i\u015fleyi\u015f mant\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r ve bu da d\u00fczensizlikler i\u00e7erisinde kurulu bir d\u00fczen \u015feklinde i\u015flemektedir. Ku\u015fkusuz biyolojinin temeli de budur.<\/p>\n<p>2000 y\u0131l\u0131 bizim i\u00e7in \u00e7ok \u00f6nemli bir y\u0131l. Bug\u00fcne kadar do\u011fal evrime b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131m\u0131z canl\u0131 soyunu, bundan b\u00f6yle insan soyu giderek yapay bir evrimle y\u00f6nlendirmeye \u00e7al\u0131\u015facak. Bunun sak\u0131ncal\u0131 taraflar\u0131 da var, verimli olaca\u011f\u0131 yanlar\u0131 da olacakt\u0131r. \u00dczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesi gerekiyor&#8230; \u015eimdi yedi\u011fimiz domateslerden sebzelerden tutunuz da, ad\u0131 yeni yeni duyulan meyvelere kadar, bunlar\u0131n hepsi yapay evrim ya da m\u00fcdahalelerle ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f \u0131rklar, t\u00fcrler ya da altt\u00fcrlerdir. Bug\u00fcn sadece yabani lahanadan, ayr\u0131 ayr\u0131 yenilebilir ve t\u00fcr d\u00fczeyinde, 8 \u00e7e\u015fit yeni ve g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fleri farkl\u0131 bitkiyi yapay yollarla olu\u015fturabilmi\u015fiz. Bunlar\u0131n do\u011fada ayr\u0131 yabani formlar\u0131 yok ve hepsi insan\u0131n bizzat \u00fcretti\u011fi sebzeler. \u00d6rne\u011fin brokkoli, marul, kara lahana, lahana gibi&#8230; Bunlar\u0131n do\u011fal yollardan olu\u015fmas\u0131 da m\u00fcmk\u00fcn, ama do\u011fada bunlar uzun s\u00fcrede meydana gelebilirler. Oysa, insan evrime m\u00fcdahale edince, yeni ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015flar k\u0131sa s\u00fcrede, ama do\u011frudan insan\u0131n etkisiyle ger\u00e7ekle\u015fiyor.<\/p>\n<p>Biz art\u0131k ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131 do\u011fan\u0131n inisiyatifine ve uzun s\u00fcren etkile\u015fimine b\u0131rakam\u0131yoruz. Bunun nedeni, e\u011fer ge\u00e7mi\u015fte insan soyu di\u011fer canl\u0131lar\u0131n ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu kurallara uysayd\u0131, yani 10 \u00e7ocuk meydana getirip de, biri ya\u015fasayd\u0131, yapay evrime y\u00f6nlenmemi\u015f olacakt\u0131k. Ama do\u011fan\u0131n i\u015fleyi\u015fine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kan bir sosyal yap\u0131y\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirdik.<\/p>\n<p>Bunun ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131yla da, ister istemez \u00e7evremizi de ayn\u0131 bi\u00e7imde yapay olarak y\u00f6nlendirmeye ba\u015flad\u0131k. Bunun getirece\u011fi kazan\u0131mlar\u0131n yan\u0131nda bir dolu sorunlar da olacakt\u0131r. Ancak bir kez ba\u015flam\u0131\u015f\u0131z ve b\u0131rakabilmemiz m\u00fcmk\u00fcn de\u011fil. \u00d6n\u00fcm\u00fczdeki y\u0131llarda insan soyunun bug\u00fcne kadar tahmin edemeyece\u011fi son derece ilgin\u00e7 bir yol izlenecektir ve biyolojide yeni yeni canl\u0131 t\u00fcrleri ve yapay sistemler ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Bu ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r ve e\u011fer insanlar ger\u00e7ekten do\u011fal ya\u015famak istiyorlarsa, en az\u0131ndan ila\u00e7 kullanmamalar\u0131 gerekiyor. \u00d6rne\u011fin hastal\u0131klarda ila\u00e7 kullanmak, do\u011faya do\u011frudan do\u011fruya bir m\u00fcdahaledir. \u00c7\u00fcnk\u00fc do\u011fan\u0131n kendisinde olmayan bir nesneyi sisteme sokmu\u015f oluyorsunuz. Sonu\u00e7ta ger\u00e7ek\u00e7i olmak zorunday\u0131z ve Darwinizm&#8217;i e\u011fer iyi \u00f6\u011fretirsek, okullar\u0131m\u0131zda iyi kavrat\u0131rsak, 2000 y\u0131l\u0131ndan sonra olabilecekleri de insanlara \u00e7ok iyi kavratm\u0131\u015f olaca\u011f\u0131z. Yoksa, di\u011fer geli\u015fmi\u015f toplumlar\u0131n zorunlu olarak gerisinde kalaca\u011f\u0131z. Darwinizm&#8217;e kar\u015f\u0131 olmak, gericilik, tutuculuk, Osmanl\u0131 Devleti \u00f6rne\u011findeki gibi tarihte elenmi\u015f bir s\u00fcr\u00fc toplumun ba\u015f\u0131na gelen yok olu\u015fun, sizin ba\u015f\u0131n\u0131za da gelmesi anlam\u0131ndad\u0131r. Nitekim ABD&#8217;deki Y\u00fcksek Mahkeme&#8217;nin orta e\u011fitimde mecburen evrim \u00f6\u011fretisinin verilmesi karar\u0131n\u0131n arkas\u0131nda, 1957 y\u0131l\u0131ndan itibaren Amerika&#8217;n\u0131n bilimsel olarak gerilemesinin etkisi \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r ki, Amerika&#8217;da Darwinizm okutulmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, bilimsel geli\u015fim kendini s\u00fcrd\u00fcremiyor. Dolay\u0131s\u0131yla, Darwinizm&#8217;in i\u00e7eri\u011finden k\u00fc\u00e7\u00fck k\u00fc\u00e7\u00fck par\u00e7alar al\u0131p da, Darwin&#8217;in o \u00e7a\u011fda hen\u00fcz bilmedi\u011fi konulardan ona h\u00fccum edip, \u00f6\u011fretiyi s\u00f6z\u00fcm ona y\u0131kma gibi bir safl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmemek gerekiyor. Aksine onun mant\u0131\u011f\u0131n\u0131 kavray\u0131p, onu b\u00fct\u00fcn sosyal geli\u015fmelere de uygulamak gerekiyor.&#8221; <\/span><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Charles Robert Darwin Focus Dergisi T&Uuml;RLER&#304;N K&Ouml;KEN&#304;NE YOLCULUK &ldquo;Biny&#305;l&#305;n en b&uuml;y&uuml;k bilimsel geli&#351;mesi hangisidir&rdquo; sorusuna, olas&#305;l&#305;kla farkl&#305; yan&#305;tlar gelecektir: Bir ihtimalle B&uuml;y&uuml;k Patlama, izafiyet, belki de kuvantum kuram&#305;. Ancak, herkes Darwin&rsquo;in &ldquo;evrim kuram&#305;&rdquo;n&#305; bilir&hellip; Charles Darwin, getirdi&#287;i yeni bilimsel yakla&#351;&#305;mlar nedeniyle, evrim biliminin babas&#305; olarak nitelendiriliyor. Hatta, evrim s&ouml;zc&uuml;&#287;&uuml; &ccedil;o&#287;unlukla Darwin&rsquo;le e&#351;anlaml&#305; kullan&#305;l&#305;yor ve bu [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9610","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9610","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9610"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9610\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":9612,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9610\/revisions\/9612"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9610"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9610"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9610"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}