{"id":9628,"date":"2019-03-14T21:20:03","date_gmt":"2019-03-14T21:20:03","guid":{"rendered":"http:\/\/circassiancenter.com\/tr\/?p=9628"},"modified":"2025-08-23T21:43:26","modified_gmt":"2025-08-23T18:43:26","slug":"sorgulayan-denemeler","status":"publish","type":"post","link":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/sorgulayan-denemeler\/","title":{"rendered":"SORGULAYAN DENEMELER"},"content":{"rendered":"<p><img fetchpriority=\"high\" decoding=\"async\" src=\"http:\/\/www.circassiancenter.com\/cc-turkiye\/z-2013-Images-2\/322.JPG\" alt=\"\" width=\"417\" height=\"305\" \/><\/p>\n<p><span lang=\"tr\"><span style=\"font-size: small;\"><strong>Bertrand Russell<\/strong><br \/>\n<\/span> <\/span> <span lang=\"tr\"> <span> \u00c7eviri: Nermin Ar\u0131k<br \/>\n<\/span> <\/span> <span style=\"font-family: Arial;\">T\u00dcB\u0130TAK Pop\u00fcler Bilim Kitaplar\u0131<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Giri\u015f: Ku\u015fkuculu\u011fun \u00d6nemi \u00dczerine<br \/>\n<\/b><br \/>\nOkuyucular\u0131ma, \u00fczerinde ho\u015fg\u00f6r\u00fc ile d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri i\u00e7in, belki de son<br \/>\nderece paradoksal ve y\u0131k\u0131c\u0131 g\u00f6r\u00fcnebilecek bir doktrin sunmak istiyorum.<br \/>\nS\u00f6z konusu doktrin \u015fudur: Do\u011fru oldu\u011funa dair herhangi bir kan\u0131t bulunmayan bir \u00f6nermeye inanmak sak\u0131ncal\u0131d\u0131r. B\u00f6yle bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn genel kabul g\u00f6rmesi durumunda b\u00fct\u00fcn sosyal ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131n ve politik sistemimizin t\u00fcm\u00fcyle de\u011fi\u015fece\u011fini kabul etmeliyim; \u015fu anda ikisinin de kusursuz olmas\u0131n\u0131n bunu g\u00fc\u00e7le\u015ftirece\u011fini de kabul ediyorum. Ayr\u0131ca (ve daha \u00f6nemli olarak) bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn, bu d\u00fcnyada ve sonras\u0131nda ba\u015far\u0131l\u0131 olmay\u0131 hak etmek i\u00e7in hi\u00e7bir \u015fey yapmam\u0131\u015f insanlar\u0131n ak\u0131ld\u0131\u015f\u0131 umutlar\u0131ndan \u00e7\u0131kar sa\u011flayan ki\u015filerin (gaipten haber verenler, \u00e7ifte bahis\u00e7iler ve din adamlar\u0131 gibi) gelirlerinin azalmas\u0131na yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131n da fark\u0131nday\u0131m. Bu \u00f6nemli d\u00fc\u015f\u00fcncelere kar\u015f\u0131n, ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fcm paradoksun savunulabilece\u011fi kan\u0131s\u0131nday\u0131m ve \u015fimdi bunu yapmaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m. \u0130lk\u00f6nce, a\u015f\u0131r\u0131l\u0131\u011fa ka\u00e7t\u0131\u011f\u0131m d\u00fc\u015f\u00fcncesine kar\u015f\u0131 kendimi savunmak isterim. Ben \u0130ngilizlerin \u0131l\u0131ml\u0131l\u0131k ve uzla\u015fmaya olan tutkular\u0131n\u0131 payla\u015fan bir \u0130ngiliz Whig&#8217;iyim (Whig: 17. ve 18. y\u00fczy\u0131llarda h\u00fck\u00fcmdara karg\u0131 Parlamento&#8217;nun \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc savunan (ve sonradan yerini Liberal Partiye b\u0131rakan) siyasal parti \u00fcyesi. (\u00c7.N.)). Pyhrrhonizm (ku\u015fkuculu\u011fun\/skeptisizmin eski ad\u0131)&#8217;in kurucusu olan Pyhrro hakk\u0131nda bir \u00f6yk\u00fc anlat\u0131l\u0131r. Pyhrro, bir eylemin di\u011ferinden daha ak\u0131ll\u0131ca oldu\u011fundan emin olmam\u0131z i\u00e7in asla yeterince bilgiye sahip olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ileri s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc.<\/p>\n<p>\u00d6yk\u00fcye g\u00f6re gen\u00e7li\u011finde bir ak\u015fam y\u00fcr\u00fcy\u00fc\u015f\u00fc s\u0131ras\u0131nda, felsefe hocas\u0131n\u0131<br \/>\n(ilkelerini ondan alm\u0131\u015ft\u0131) kafas\u0131 bir \u00e7ukura s\u0131k\u0131\u015fm\u0131\u015f ve kendini kurtaramayacak bir durumda g\u00f6r\u00fcr. Bir s\u00fcre onu seyrettikten sonra, ya\u015fl\u0131 adam\u0131 d\u0131\u015far\u0131 \u00e7ekmenin bir yarar\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in yeterli neden olmad\u0131\u011f\u0131na karar verip yoluna devam eder. Onun kadar ku\u015fkucu olmayan \u00e7evredeki insanlar hocay\u0131 kurtar\u0131rlar ve Pyhrro&#8217;yu ac\u0131mas\u0131zl\u0131kla su\u00e7larlar.<\/p>\n<p>Ancak hocas\u0131, kendi \u00f6\u011fretisine sad\u0131k kalarak, onu tutarl\u0131l\u0131\u011f\u0131ndan dolay\u0131 kutlar. Ben bu \u00f6l\u00e7\u00fcde abart\u0131l\u0131 bir ku\u015fkuculuk \u00f6nermiyorum. Teoride olmasa da pratikte, sa\u011fduyudan kaynaklanan g\u00fcndelik inan\u00e7lar\u0131 kabul edebilirim. Bilim alan\u0131nda tam kabul g\u00f6rm\u00fc\u015f bir sonucu, kesin do\u011fru olarak de\u011fil ama rasyonel bir eylem i\u00e7in yeterince olas\u0131 bir temel olarak kabule haz\u0131r\u0131m.<\/p>\n<p>Falan tarihte bir ay tutulmas\u0131 olaca\u011f\u0131 s\u00f6ylenirse bunu, ger\u00e7ekle\u015fip<br \/>\nger\u00e7ekle\u015fmedi\u011fini g\u00f6rmek i\u00e7in g\u00f6ky\u00fcz\u00fcne bakmaya de\u011fer bulurum.<br \/>\nPyhrro ise farkl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fc. Bu nedenle, bir orta yol benimsedi\u011fimizi<br \/>\ns\u00f6ylememin yerinde olaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorum. Ay ve G\u00fcne\u015f tutulmas\u0131 \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi, ara\u015ft\u0131rmac\u0131lar\u0131n \u00fczerinde anla\u015ft\u0131\u011f\u0131 konular vard\u0131r. Uzmanlar\u0131n tam\u00a0 anla\u015famad\u0131\u011f\u0131 konular da vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn uzmanlar hemfikir olduklar\u0131nda bile yan\u0131labilirler.<\/p>\n<p>Einstein&#8217;\u0131n \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n yer\u00e7ekimi etkisiyle sapmas\u0131n\u0131n niceli\u011fi konusundaki sav\u0131 bundan yirmi y\u0131l \u00f6nce, b\u00fct\u00fcn uzmanlar taraf\u0131ndan rededildi ama do\u011fru oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Yine de, uzman olmayanlar, uzmanlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi i\u00e7inde olduklar\u0131 bir sav\u0131n do\u011fru olmas\u0131n\u0131, olmamas\u0131ndan daha olas\u0131 kabul etmelidirler.<\/p>\n<p>Benim savundu\u011fum ku\u015fkuculuk \u015fundan ibarettir: 1) Uzmanlar bir g\u00f6r\u00fc\u015fte<br \/>\nhemfikir ise, bunun tersinin do\u011fru oldu\u011fundan emin olunamaz. 2) Uzmanlar\u0131n hemfikir olmad\u0131\u011f\u0131 bir g\u00f6r\u00fc\u015f uzman olmayanlarca kesin do\u011fru olarak kabul edilemez. 3) B\u00fct\u00fcn uzmanlar, do\u011fru olmas\u0131 i\u00e7in yeterli neden\u00a0 bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyorlarsa, s\u0131radan bir kimsenin karar vermekte \u00e7ekingen davranmas\u0131 ak\u0131ll\u0131ca olur.<\/p>\n<p>Bu \u00f6neriler her ne kadar \u0131l\u0131ml\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcyorlarsa da, e\u011fer kabul edilirlerse<br \/>\ninsan ya\u015fam\u0131n\u0131 k\u00f6k\u00fcnden de\u011fi\u015ftirebilirler.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n u\u011frunda sava\u015fmay\u0131 ve zulmetmeyi g\u00f6ze ald\u0131klar\u0131 fikirler bu<br \/>\nku\u015fkuculu\u011fun reddetti\u011fi yukar\u0131daki \u00fc\u00e7 gruptan biri i\u00e7inde yer al\u0131r.<br \/>\nHerhangi bir g\u00f6r\u00fc\u015f rasyonel nedenlere dayanmaktaysa, insanlar bu nedenleri ortaya koyar ve etkilerini beklerler. B\u00f6yle durumlarda bunlar\u0131 ate\u015fli bir \u015fekilde savunmazlar; s\u00fckunetle benimserler ve nedenleri so\u011fukkanl\u0131l\u0131kla a\u00e7\u0131klarlar. Ate\u015fli bir \u015fekilde savunulan g\u00f6r\u00fc\u015fler asla iyi bir temele dayanmayan g\u00f6r\u00fc\u015flerdir; ger\u00e7ekten de \u015fiddetli duygusall\u0131k, g\u00f6r\u00fc\u015f sahibinin rasyonel kan\u0131tlardan yoksun oldu\u011funun bir g\u00f6stergesidir. Politika ve din konular\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015fler hemen hemen t\u00fcm\u00fcyle a\u015f\u0131r\u0131 duygusall\u0131k ile ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 olan t\u00fcrdendir. Bu konularda g\u00fc\u00e7l\u00fc inan\u00e7lar\u0131 olmayan ki\u015filer, \u00c7in&#8217;in<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131ndaki \u00fclkelerde zavall\u0131 yarat\u0131klar olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr; ku\u015fkuculardan,<br \/>\nkendilerininkine t\u00fcm\u00fcyle kar\u015f\u0131t olan d\u00fc\u015f\u00fcncelere sahip ki\u015filerden daha \u00e7ok<br \/>\nnefret edilir. G\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131n bu konularda fikir sahibi olmay\u0131 gerektirdi\u011fi<br \/>\nve daha rasyonel davranman\u0131n toplum ya\u015fam\u0131n\u0131 olanaks\u0131z k\u0131laca\u011f\u0131<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Ben bunun tam tersine inan\u0131yorum; nedenini de a\u00e7\u0131klamaya<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>1920 sonras\u0131ndaki i\u015fsizlik sorununu ele alal\u0131m. Siyasal partilerden biri,<br \/>\nbunun sendikalar\u0131n su\u00e7u oldu\u011fu kan\u0131s\u0131ndayd\u0131. Bir di\u011feri, nedenin K\u0131ta<br \/>\nAvrupa&#8217;s\u0131ndaki karga\u015fa oldu\u011funa inan\u0131yordu. Bir \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de, bunlar\u0131n rol\u00fc oldu\u011funu kabul etmekle beraber, s\u0131k\u0131nt\u0131n\u0131n temel nedenini, \u0130ngiltere<br \/>\nBankas\u0131&#8217;n\u0131n sterlin de\u011ferini y\u00fckseltme politikas\u0131na ba\u011fl\u0131yordu. Bana<br \/>\nanlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, uzmanlar\u0131n \u00e7o\u011fu bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc partiye mensuptu; ama partide uzmanlar d\u0131\u015f\u0131nda kimse de yoktu. Politikac\u0131lar parti edebiyatlar\u0131na uygun olmayan g\u00f6r\u00fc\u015flere ilgi duymazlar; s\u0131radan insanlarsa felaketleri d\u00fc\u015fmanlar\u0131n entrikalar\u0131na atfetmeyi ye\u011flerler. Sonu\u00e7ta da insanlar konu ile ilgisi olmayan \u015feyler i\u00e7in veya o \u015feylere kar\u015f\u0131 sava\u015f\u0131rlar. Rasyonel d\u00fc\u015f\u00fcnce sahibi birka\u00e7 ki\u015fiye ise, hi\u00e7 kimsenin hislerine hizmet etmediklerinden, kulak as\u0131lmaz. Bu \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc partinin, yanda\u015f toplamak i\u00e7in insanlar\u0131 \u0130ngiltere Bankas\u0131&#8217;n\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funa inand\u0131rmas\u0131; i\u015f\u00e7ileri kendi saflar\u0131na \u00e7ekmek i\u00e7in \u0130ngiltere Bankas\u0131 y\u00f6neticilerinin sendika hareketine d\u00fc\u015fman oldu\u011funu g\u00f6stermesi; Londra Piskoposu&#8217;nu saflar\u0131na almak i\u00e7in de bu y\u00f6neticilerin &#8220;ahlaks\u0131z&#8221; olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6stermesi gerekirdi. Para konusunda tutumlar\u0131n\u0131n yanl\u0131\u015f olmas\u0131 da t\u00fcm bunlar\u0131n bir sonucu olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>Bir ba\u015fka \u00f6rnek ele alal\u0131m. Sosyalizmin insan do\u011fas\u0131na ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc s\u0131k<br \/>\ns\u0131k dile getirilir. Bu sav sosyalistler taraf\u0131ndan, kar\u015f\u0131tlar\u0131ndan a\u015fa\u011f\u0131<br \/>\nkalmayan bir \u015fiddetle reddedilir. Bu konu, \u00f6l\u00fcm\u00fc \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir kay\u0131p olan<br \/>\nDr. Rivers&#8217;\u0131n University College&#8217;de verdi\u011fi bir derste irdelenmi\u015f ve<br \/>\n\u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra yay\u0131nlanan Psychology and Politics (Psikoloji ve Politika) kitab\u0131nda yer alm\u0131\u015ft\u0131r. Bildi\u011fim kadar\u0131yla, bu konunun bilimsel denebilecek tek tart\u0131\u015fmas\u0131 da budur. Yazar, sosyalizmin Melanesia&#8217;da insan do\u011fas\u0131na ters d\u00fc\u015fmedi\u011fini g\u00f6steren baz\u0131 antropolojik veriler ortaya koymakta; sonra da, Melanesia&#8217;da insan do\u011fas\u0131n\u0131n Avrupa&#8217;daki ile ayn\u0131 olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmedi\u011fimize i\u015faret etmekte ve sosyalizmin Avrupa insan\u0131n\u0131n do\u011fas\u0131na ters d\u00fc\u015f\u00fcp d\u00fc\u015fmedi\u011fini anlaman\u0131n tek yolunun onu denemek oldu\u011fu sonucuna varmaktad\u0131r. Ula\u015ft\u0131\u011f\u0131 bu sonu\u00e7 nedeniyle \u0130\u015fci Partisi&#8217;nden adayl\u0131\u011fa istekli olmas\u0131 ilgin\u00e7tir. Ancak bu aday\u0131n, politik tart\u0131\u015fmalar\u0131 genellikle saran h\u0131rs ve \u00f6fke havas\u0131n\u0131 art\u0131r\u0131c\u0131 bir etki yapmayaca\u011f\u0131 ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez.<\/p>\n<p>\u015eimdi de, insanlar\u0131n serinkanl\u0131l\u0131kla tart\u0131\u015fmada g\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ektikleri bir<br \/>\nkonuya, evlilik t\u00f6relerine el ataca\u011f\u0131m. Her \u00fclkede insanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck bir<br \/>\nb\u00f6l\u00fcm\u00fc, kendilerininkinden farkl\u0131 olan evlilik t\u00f6relerinin ahlaka ayk\u0131r\u0131<br \/>\noldu\u011funa inanm\u0131\u015flard\u0131r; bu g\u00f6r\u00fc\u015fe kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar\u0131n ise kendi sorumsuz ya\u015fam tarzlar\u0131n\u0131 hakl\u0131 k\u0131lmay\u0131 ama\u00e7lad\u0131klar\u0131na. Hindistan&#8217;da geleneklere g\u00f6re dul kad\u0131nlar\u0131n yeniden evlenmeleri, ak\u0131l almaz \u00f6l\u00e7\u00fcde korkun\u00e7 bir \u015fey say\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Katolik \u00fclkelerde bo\u015fanmak \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrken evlilikte sadakat kurallar\u0131na yap\u0131lan baz\u0131 ihlaller, en az\u0131ndan erkeklerce yap\u0131lm\u0131\u015fsa, ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle kar\u015f\u0131lan\u0131r. Amerika&#8217;da bo\u015fanmak kolayd\u0131r, ama evlilik d\u0131\u015f\u0131 ili\u015fkiler \u015fiddetle k\u0131nan\u0131r. M\u00fcsl\u00fcmanlar, bize \u00e7ok a\u015fa\u011f\u0131lay\u0131c\u0131 gelen \u00e7ok e\u015flili\u011fe inan\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu farkl\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fler a\u015f\u0131r\u0131 bir \u015fiddetle savunulur ve<br \/>\nbunlara kar\u015f\u0131 gelenler \u00e7ok ac\u0131mas\u0131zca cezaland\u0131r\u0131l\u0131r. Ancak yine de, bu<br \/>\n\u00fclkelerden hi\u00e7 kimse kendi \u00fclkesindeki t\u00f6renin insan mutlulu\u011funa katk\u0131s\u0131n\u0131n di\u011ferlerinden daha \u00e7ok oldu\u011funu g\u00f6stermek i\u00e7in en ufak bir \u00e7aba\u00a0 sarf etmez.<\/p>\n<p>Bu konuda yaz\u0131lm\u0131\u015f herhangi bir bilimsel \u00e7al\u0131\u015fmaya, \u00f6rne\u011fin Westermarck&#8217;\u0131n History of Humc\u0131n Marriage (\u0130nsan Evlili\u011fi Tarihi) adl\u0131 kitab\u0131na bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, benimsenmi\u015f \u00f6nyarg\u0131l\u0131 yakla\u015f\u0131mdan \u00e7ok farkl\u0131 olan bir hava ile kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r, insan do\u011fas\u0131na ters gelece\u011fini sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir\u00e7ok gelene\u011fin var oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. \u00c7ok e\u015flili\u011fin, sald\u0131rgan erkeklerin kad\u0131nlara zorla kabul ettirdi\u011fi bir \u00f6rf olarak a\u00e7\u0131klanabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz.<\/p>\n<p>Peki, bir kad\u0131n\u0131n birden fazla kocas\u0131n\u0131n oldu\u011fu Tibet gelenekleri i\u00e7in ne<br \/>\ns\u00f6ylenebilir? Tibet&#8217;i g\u00f6renler oradaki aile ya\u015fam\u0131n\u0131n en az Avrupa&#8217;daki<br \/>\nkadar uyumlu oldu\u011fu konusunda bize g\u00fcvence veriyorlar. Bu t\u00fcr yaz\u0131lardan<br \/>\nbirka\u00e7\u0131n\u0131 okumak konuya a\u00e7\u0131k kalplilikle yakla\u015fan herkesi tam bir<br \/>\nku\u015fkuculu\u011fa y\u00f6neltecektir; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ki, bir evlilik gelene\u011finin<br \/>\nbir di\u011ferinden daha iyi veya daha k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu s\u00f6ylememizi sa\u011flayan<br \/>\nherhangi bir veri mevcut de\u011fil. Yerel kurallara kar\u015f\u0131 gelenlere ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fck ve ac\u0131mas\u0131zl\u0131k i\u00e7ermeleri d\u0131\u015f\u0131nda ortak bir yanlar\u0131 yok. G\u00fcnah\u0131n co\u011frafi bir \u015fey oldu\u011fu anla\u015f\u0131l\u0131yor. Bu sonu\u00e7tan hemen ba\u015fka bir sonu\u00e7 ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor: &#8220;G\u00fcnah&#8221; ger\u00e7ek olmayan yan\u0131lt\u0131c\u0131 bir kavramd\u0131r ve onu cezaland\u0131rmak i\u00e7in uygulanagelen zul\u00fcm gereksiz bir \u015feydir. \u00c7o\u011fu kimseye ho\u015f gelmeyen de i\u015fte bu sonu\u00e7tur. \u00c7\u00fcnk\u00fc vicdan rahatl\u0131\u011f\u0131yla yap\u0131lan zul\u00fcm moralistler i\u00e7in bir zevktir. Cehennemi de bu nedenle icat ettiler.<\/p>\n<p>Milliyet\u00e7ilik de ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr konularda ate\u015fli inan\u00e7 sahibi olman\u0131n bir u\u00e7<br \/>\n\u00f6rne\u011fidir. \u015eunu rahat\u00e7a s\u00f6yleyebilirim: B\u00fcy\u00fck Sava\u015f\u0131n tarihini g\u00fcn\u00fcm\u00fczde ele alan bilimsel bir tarih\u00e7inin yazd\u0131klar\u0131nda, e\u011fer bunlar sava\u015f s\u0131ras\u0131nda<br \/>\nyaz\u0131lm\u0131\u015f olsalard\u0131, \u00e7arp\u0131\u015fan \u00fclkelerin her birinde tarih\u00e7inin hapse<br \/>\nat\u0131lmas\u0131na neden olacak ifadeler bulunmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. \u0130nsanlar\u0131n<br \/>\nkendileri hakk\u0131ndaki ger\u00e7eklere tahamm\u00fcl g\u00f6sterdikleri, \u00c7in d\u0131\u015f\u0131nda, hi\u00e7bir<br \/>\n\u00fclke yoktur. Ger\u00e7ekler normal zamanlarda sadece kabal\u0131k olarak, sava\u015f halinde ise su\u00e7 olarak alg\u0131lan\u0131rlar. Birbirinin kar\u015f\u0131t\u0131 kat\u0131 inan\u00e7 sistemleri olu\u015fur; bu sistemlere yaln\u0131zca ayn\u0131 ulusal e\u011filimi ta\u015f\u0131yanlar\u0131n inanmalar\u0131, bunlar\u0131n yapay oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koyar. Ancak bu inan\u00e7 sistemlerine mant\u0131k uygulamak, vaktiyle dinsel dogmalara mant\u0131k uygulaman\u0131n g\u00fcnah oldu\u011fu kadar g\u00fcnaht\u0131r. Bu t\u00fcr konularda ku\u015fkuculu\u011fun neden k\u00f6t\u00fcc\u00fcl oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamalar\u0131 istendi\u011finde insanlar\u0131n verdikleri yan\u0131t, mitlerin sava\u015f\u0131 kazanmaya yard\u0131m etti\u011fi, bu nedenle de rasyonalizmi benimseyen uluslar\u0131n ba\u015fkalar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcremeyece\u011fi, tersine, kendilerinin \u00f6ld\u00fcr\u00fclece\u011fi, yolundad\u0131r. Yabanc\u0131lara t\u00fcmden iftira yoluyla insan\u0131n kendisini korumas\u0131n\u0131n utan\u00e7 verici oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesi, bildi\u011fim kadar\u0131yla, \u015fimdiye dek Quaker&#8217;ler (17. y\u00fczy\u0131l ortalar\u0131nda kurulan, sava\u015fa ve askerli\u011fe kar\u015f\u0131, H\u0131ristiyan olduklar\u0131 halde kiliseye gitmeyen, Dostlar Derne\u011fi \u00fcyeleri.(\u00c7.N.)) d\u0131\u015f\u0131nda ahlaki destek bulamam\u0131\u015ft\u0131r. Rasyonel bir ulusun sava\u015fa hi\u00e7 girmemenin yollar\u0131n\u0131\u00a0 bulabilece\u011fi \u00f6ne s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde al\u0131nan yan\u0131t ise genellikle hakaretten ibarettir.<\/p>\n<p>Rasyonel bir ku\u015fkuculu\u011fun yay\u0131lmas\u0131n\u0131n etkileri ne olabilir? \u0130nsano\u011flu ile<br \/>\nilgili olaylar g\u00fc\u00e7l\u00fc tutkulardan kaynaklan\u0131r; bu da onlar\u0131 destekleyen<br \/>\nbirtak\u0131m mitlerin do\u011fmas\u0131na yol a\u00e7ar. Psikanalizciler bu s\u00fcrecin ki\u015fisel<br \/>\ng\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc, vesikal\u0131 ve vesikas\u0131z deliler \u00fczerinde incelemi\u015flerdir.<\/p>\n<p>Baz\u0131 a\u015fa\u011f\u0131lamalara maruz kalm\u0131\u015f bir ki\u015fi kendisinin \u0130ngiltere Kral\u0131 oldu\u011fu<br \/>\nyolunda bir kuram benimser ve kendisine bu y\u00fcce konumunun gerektirdi\u011fi sayg\u0131 ile davran\u0131lmamas\u0131n\u0131 mazur g\u00f6stermek i\u00e7in de zekice i\u015flenmi\u015f bir s\u00fcr\u00fc a\u00e7\u0131klama icat eder. Bu \u00f6rnekte, kom\u015fular\u0131 onun bu hayallerine s\u0131cak bakmazlar ve kendisini bir t\u0131marhaneye kapat\u0131rlar. Fakat o kendi b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc de\u011fil de ulusunun veya s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n veya mezhebinin b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc ileri s\u00fcrerse, g\u00f6r\u00fc\u015fleri, d\u0131\u015far\u0131dan bakan tarafs\u0131z bir ki\u015fiye t\u0131marhanede kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lanlar kadar abes gelse bile, bir\u00e7ok yanda\u015f kazan\u0131r; bir siyasal veya dinsel \u00f6nder olur. Bu yolla, ki\u015fisel delilikle benzer kurallar\u0131 izleyen bir toplumsal delilik geli\u015fir. Kendini \u0130ngiltere Kral\u0131 sanan bir deli ile tart\u0131\u015fman\u0131n tehlikeli oldu\u011funu herkes bilir; fakat tek ba\u015f\u0131na oldu\u011fu i\u00e7in onun hakk\u0131ndan gelinebilir. B\u00fct\u00fcn bir ulus bir kuruntuya kap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 zaman, savlar\u0131na kar\u015f\u0131 gelindi\u011finde kap\u0131ld\u0131klar\u0131 \u00f6fke tek bir delininkiyle ayn\u0131d\u0131r; fakat o ulusun akl\u0131n\u0131 ba\u015f\u0131na getirecek tek \u015fey sava\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Entelekt\u00fcel etkenlerin insan davran\u0131\u015f\u0131n\u0131 ne \u00f6l\u00e7\u00fcde etkiledi\u011fi konusunda<br \/>\nruhbilimciler aras\u0131nda b\u00fcy\u00fck g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 vard\u0131r. Burada birbirinden<br \/>\ntamamen ayr\u0131 iki soru s\u00f6z konusudur: 1) \u0130nan\u00e7lar, eylemlerin nedeni olarak, ne \u00f6l\u00e7\u00fcde etkindirler? 2) \u0130nan\u00e7lar ne \u00f6l\u00e7\u00fcde mant\u0131ksal a\u00e7\u0131dan yeterli delillerden kaynaklan\u0131rlar ve kaynaklanabilirler? Bu iki soruda s\u00f6z konusu olan entelekt\u00fcel fakt\u00f6r\u00fcn etkisine ruhbilimciler, s\u0131radan insanlar\u0131n<br \/>\nvereceklerinden \u00e7ok daha k\u00fc\u00e7\u00fck bir yer vermekte uyum i\u00e7indedirler; ancak bu genel uyum alan\u0131 i\u00e7inde \u00f6nemli \u00f6l\u00e7\u00fcde derece farklar\u0131 yer almaktad\u0131r. Bu iki soruyu s\u0131rayla ele alal\u0131m.<\/p>\n<p><b>1) <\/b>\u0130nan\u00e7lar eylemlerin nedeni olarak ne \u00f6l\u00e7\u00fcde etkindirler? Bu soruyu<br \/>\nkuramsal olarak de\u011fil, s\u0131radan bir insan\u0131n s\u0131radan bir g\u00fcnde ya\u015fad\u0131klar\u0131n\u0131<br \/>\nele alarak tart\u0131\u015faca\u011f\u0131z. G\u00fcne sabah yataktan kalkmakla ba\u015flar. B\u00fcy\u00fck<br \/>\nolas\u0131l\u0131kla bunu hi\u00e7bir inanc\u0131n etkisi olmadan, al\u0131\u015fkanl\u0131k nedeniyle yapar.<br \/>\nKahvalt\u0131 eder, trenine biner, gazetesini okur, i\u015fyerine gider; b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131<br \/>\nyine al\u0131\u015fkanl\u0131k nedeniyle yapar. Ge\u00e7mi\u015fte bu al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 edindi\u011fi bir<br \/>\nd\u00f6nem olmu\u015ftur; en az\u0131ndan i\u015fyerinin se\u00e7iminde inanc\u0131n bir etkisi vard\u0131r.<br \/>\nBelki de vaktiyle o i\u015fyerinde teklif edilen i\u015fin, bulabilece\u011fi en iyi i\u015f<br \/>\noldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fcr. \u00c7o\u011fu ki\u015fide mesle\u011fi ilk se\u00e7ti\u011fi zaman inanc\u0131n bir rol\u00fc olmu\u015ftur; bu nedenle de, o se\u00e7imin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 her \u015feyde inanc\u0131n pay\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer k\u00fc\u00e7\u00fck bir g\u00f6revli ise i\u015f yerinde etkin irade kullanmaks\u0131z\u0131n ve inanc\u0131n<br \/>\na\u00e7\u0131k katk\u0131s\u0131 olmaks\u0131z\u0131n, sadece al\u0131\u015f\u0131k oldu\u011fu \u015fekilde davranmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilir.<\/p>\n<p>S\u00fctunlarla rakam\u0131 toplarken uygulad\u0131\u011f\u0131 aritmetik kurallar\u0131na inand\u0131\u011f\u0131<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Ancak bu do\u011fru de\u011fildir; bu kurallar salt bedensel<br \/>\nal\u0131\u015fkanl\u0131klard\u0131r; bir tenis oyuncusunda oldu\u011fu gibi. Bu al\u0131\u015fkanl\u0131klar,<br \/>\nonlar\u0131n do\u011fru olduklar\u0131na dair bilin\u00e7li bir inan\u00e7 nedeniyle de\u011fil, bir<br \/>\nk\u00f6pe\u011fin arka ayaklar\u0131 \u00fczerinde durarak yiyecek istemeyi \u00f6\u011frenmesi gibi<br \/>\n\u00f6\u011fretmeni ho\u015fnut k\u0131lmak i\u00e7in gen\u00e7likte edinilmi\u015f al\u0131\u015fkanl\u0131klard\u0131r. B\u00fct\u00fcn<br \/>\ne\u011fitimin bu t\u00fcrden oldu\u011funu s\u00f6ylemiyorum; ancak \u00fc\u00e7 R \u00f6\u011freniminin (Okuma, Yazma, Aritmetik) \u00e7o\u011fu kesinlikle \u00f6yledir.<\/p>\n<p>S\u00f6z konusu ki\u015fi i\u015f yerinde bir ortak veya bir y\u00f6netici konumundaysa g\u00fcnl\u00fck i\u015fleri aras\u0131nda baz\u0131 zor y\u00f6netimsel kararlar almas\u0131 gerekebilir.<br \/>\nBu kararlarda inanc\u0131n da bir etkisi bulunmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. Baz\u0131 hisselerin<br \/>\ny\u00fckselip baz\u0131lar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015febilece\u011fine veya falan ki\u015finin g\u00fcvenilir oldu\u011funa,<br \/>\nfalan\u0131n da iflas e\u015fi\u011finde oldu\u011funa inanmaktad\u0131r. Bu inan\u00e7lar do\u011frultusunda<br \/>\nkararlar al\u0131r.<\/p>\n<p>Salt al\u0131\u015fkanl\u0131kla de\u011fil, inand\u0131\u011f\u0131 \u015feylere g\u00f6re davrand\u0131\u011f\u0131 i\u00e7indir ki bir<br \/>\nsekreterden daha \u00fcst\u00fcn bir ki\u015fi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr ve \u00e7ok daha fazla para<br \/>\nkazan\u0131r -tabii e\u011fer inand\u0131\u011f\u0131 \u015feyler do\u011fru \u00e7\u0131karsa.<\/p>\n<p>Eylem nedeninin inan\u00e7tan kaynakland\u0131\u011f\u0131 durumlar \u00f6zel ya\u015fam\u0131 i\u00e7in de ayn\u0131<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcde ge\u00e7erlidir. Normal zamanlarda, kar\u0131s\u0131na ve \u00e7ocuklar\u0131na davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131klar veya al\u0131\u015fkanl\u0131kla de\u011fi\u015fime u\u011fram\u0131\u015f olan i\u00e7g\u00fcd\u00fc y\u00f6netecektir. \u00d6nemli durumlarda -evlenme teklif ederken, o\u011flunu hangi okula g\u00f6nderece\u011fine karar verirken veya kar\u0131s\u0131n\u0131n kendisine sad\u0131k olup olmad\u0131\u011f\u0131ndan ku\u015fkuland\u0131\u011f\u0131nda- salt al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n etkisiyle davranamaz. Evlenme teklifinde yaln\u0131zca i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fc veya han\u0131m\u0131n zengin oldu\u011fu san\u0131s\u0131 etken olabilir. E\u011fer kararda i\u00e7g\u00fcd\u00fc etken olmu\u015fsa, ku\u015fkusuz, han\u0131m\u0131n her t\u00fcrl\u00fc erdeme sahip oldu\u011funa inan\u0131r. Bu da ona, karar\u0131n\u0131n bir nedeni gibi gelebilir; ancak ger\u00e7ekte bu da i\u00e7g\u00fcd\u00fcn\u00fcn de\u011fi\u015fik bir etkisinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir ve i\u00e7g\u00fcd\u00fc tek ba\u015f\u0131na eylemin yeterli nedenidir.<\/p>\n<p>O\u011fluna okul se\u00e7erken izledi\u011fi yol b\u00fcy\u00fck olas\u0131l\u0131kla \u00f6nemli i\u015f kararlar\u0131<br \/>\nal\u0131rken izledi\u011finin ayn\u0131d\u0131r; burada da inan\u00e7 \u00f6nemli bir rol oynar. Kar\u0131s\u0131n\u0131n<br \/>\nsadakatsizli\u011fi hakk\u0131nda bir bilgi edinmi\u015fse davran\u0131\u015f\u0131 b\u00fcy\u00fck olas\u0131l\u0131kla salt<br \/>\ni\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olacakt\u0131r; ancak bu i\u00e7g\u00fcd\u00fc sonradan olacaklar\u0131n temel nedenini de olu\u015fturan bir inan\u00e7 etkisiyle harekete ge\u00e7mi\u015ftir.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, inan\u00e7lar eylemlerimizin yaln\u0131zca ufak bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcnden<br \/>\ndo\u011frudan sorumlu olsalar da sorumlu olduklar\u0131 eylemler en \u00f6nemli<br \/>\nolan ve ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131n genel yap\u0131s\u0131n\u0131 belirleyen eylemler aras\u0131nda yer al\u0131r.<br \/>\nSiyasal ve dinsel eylemlerimiz \u00f6zellikle inan\u00e7lar\u0131m\u0131zla ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p><b>2) <\/b>\u015eimdi ikinci sorumuza geliyorum. Bu soru iki y\u00f6nl\u00fcd\u00fcr: a) \u0130nan\u00e7lar<br \/>\nger\u00e7ekten ne \u00f6l\u00e7\u00fcde kan\u0131tlara dayan\u0131r? b) \u00d6yle olmalar\u0131 ne \u00f6l\u00e7\u00fcde<br \/>\nolanakl\u0131 veya arzu edilen bir \u015feydir?<\/p>\n<p><b>a) <\/b>\u0130nan\u00e7lar\u0131n kan\u0131tlara dayanma oran\u0131 onlara inananlar\u0131n sand\u0131klar\u0131ndan<br \/>\n\u00e7ok daha d\u00fc\u015f\u00fckt\u00fcr. Olduk\u00e7a rasyonel bir eylem ele alal\u0131m: zengin bir<br \/>\ni\u015fadam\u0131n\u0131n parasal yat\u0131r\u0131m yapmas\u0131. \u0130\u015fadam\u0131n\u0131n, \u00f6rne\u011fin Frans\u0131z Frank\u0131n\u0131n<br \/>\nini\u015f \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn, politik e\u011filimine ba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011funu<br \/>\ng\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz; ve de bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00f6ylesine benimsemi\u015ftir ki paras\u0131n\u0131 o yolda riske sokmaktan ka\u00e7\u0131nmaz. \u0130flas olaylar\u0131nda, \u00e7o\u011fu kez, felaketin nedeninin baz\u0131 duygusal etkenlerden kaynakland\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kar. Politik g\u00f6r\u00fc\u015fler, onlar\u0131 a\u00e7\u0131klamalar\u0131 yasaklanm\u0131\u015f olan devlet g\u00f6revlilerine ait olanlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda,<br \/>\nnadir olarak kan\u0131tlara dayan\u0131rlar. Baz\u0131 istisnalar ku\u015fkusuz vard\u0131r. Yirmi be\u015f<br \/>\ny\u0131l \u00f6nce ba\u015flam\u0131\u015f olan g\u00fcmr\u00fck resimleri reformu tart\u0131\u015fmalar\u0131nda sanayicilerin \u00e7o\u011funun destekledi\u011fi taraf, kendi gelirlerini art\u0131racak taraft\u0131. Bu, g\u00f6r\u00fc\u015flerinin ger\u00e7ekten kan\u0131tlara dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor; ancak, ifadelerinde bunu ima eden en ufak bir \u015fey yoktu. Freudcular bizi &#8220;rasyonalize etme&#8221; s\u00fcreciyle, yani ger\u00e7ekte irrasyonel olan bir g\u00f6r\u00fc\u015f veya karar i\u00e7in kendimize rasyonel g\u00f6r\u00fcnen nedenler uydurma s\u00fcreciyle tan\u0131\u015ft\u0131rd\u0131. Ancak, \u00f6zellikle \u0130ngilizce konu\u015fulan \u00fclkelerde &#8220;irrasyonalize etme&#8221; denebilecek bir de ters s\u00fcre\u00e7 var.<\/p>\n<p>Kurnaz bir ki\u015fi bir sorunun lehinde ve aleyhinde olan y\u00f6nleri az veya \u00e7ok<br \/>\nbilin\u00e7-alt\u0131 bir yolla, bencil bir a\u00e7\u0131dan de\u011ferlendirebilir (\u0130nsan\u0131n kendi<br \/>\n\u00e7ocuklar\u0131n\u0131n s\u00f6z konusu olmas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, bencil olmayan d\u00fc\u015f\u00fcnceler \u00e7o\u011fu zaman bilin\u00e7-alt\u0131na inmezler). Bilin\u00e7-alt\u0131n\u0131n yard\u0131m\u0131yla sa\u011flam bir bencil karara vard\u0131ktan sonra ki\u015fi nas\u0131l b\u00fcy\u00fck fedakarl\u0131klarla kamu yarar\u0131n\u0131 g\u00f6zetti\u011fini g\u00f6steren b\u00fcy\u00fck b\u00fcy\u00fck laflar uydurur veya ba\u015fkalar\u0131ndan al\u0131nt\u0131lar yapar. Bu laflar\u0131n, sahibinin ger\u00e7ek nedenlerini belirtti\u011fine inananlar o ki\u015finin ger\u00e7ek kan\u0131tlar\u0131 de\u011ferlendirebilmekten yoksun oldu\u011funu da d\u00fc\u015f\u00fcnecektir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, o ki\u015finin eylemleri, kamu yarar\u0131na olan bir \u015feye yol a\u00e7mayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu durumdaki bir ki\u015fi, oldu\u011fundan daha az rasyonel g\u00f6r\u00fcn\u00fcr. Daha da ilgin\u00e7 olan\u0131, onun irrasyonel y\u00f6n\u00fcn\u00fcn bilin\u00e7li, rasyonel y\u00f6n\u00fcn\u00fcn ise bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131 olmas\u0131d\u0131r. \u0130ngiliz ve Amerikal\u0131lar\u0131 bu denli ba\u015far\u0131l\u0131 k\u0131lan da bu \u00f6zelliktir.<\/p>\n<p>Kurnazl\u0131k, ger\u00e7ek oldu\u011fu zaman, insan do\u011fas\u0131n\u0131n bilincinden \u00e7ok bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131na ait bir \u015feydir ve san\u0131r\u0131m ki i\u015f aleminde ba\u015far\u0131 i\u00e7in gereken en \u00f6nemli<br \/>\n\u00f6zelliktir. Ahlaki a\u00e7\u0131dan ise, her zaman bencil oldu\u011fu i\u00e7in, k\u00fc\u00e7\u00fcmsenen bir<br \/>\n\u00f6zelliktir; bununla birlikte insanlar\u0131 en k\u00f6t\u00fc su\u00e7lardan al\u0131koymay\u0131 da<br \/>\nba\u015farabilir. Bu \u00f6zellik e\u011fer Almanlarda var olsayd\u0131 s\u0131n\u0131rs\u0131z denizalt\u0131<br \/>\nharekat\u0131na giri\u015fmezlerdi; e\u011fer Frans\u0131zlarda var olsayd\u0131 Ruhr&#8217;da yapt\u0131klar\u0131n\u0131<br \/>\nyapmazlard\u0131; e\u011fer Napolyon&#8217;da olsayd\u0131 Amiens Antla\u015fmas\u0131&#8217;ndan sonra tekrar sava\u015fa girmezdi. Baz\u0131 istisnalar\u0131 olsa da, ortaya \u015f\u00f6yle bir genel kural koyabiliriz: \u0130nsanlar neyin kendi yararlar\u0131na oldu\u011fu konusunda yan\u0131l\u0131rlarsa, akla uygun oldu\u011funu sand\u0131klar\u0131 tutum, ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in, ger\u00e7ekten akla uygun olan tutumdan \u00e7ok daha fazla k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe yol a\u00e7ar. Bu nedenle, insanlar\u0131 kendi \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 iyi de\u011ferlendirecek duruma getiren her \u015fey yararl\u0131d\u0131r. Ahlaki nedenlerle, kendi \u00e7\u0131karlar\u0131na ters oldu\u011funa inand\u0131klar\u0131 \u015feyleri yapt\u0131klar\u0131 halde \u00e7ok zengin olmu\u015f say\u0131s\u0131z insan vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin ilk-d\u00f6nem Quakerlerden baz\u0131 d\u00fckkan sahipleri, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n s\u00fcrekli olarak yapt\u0131\u011f\u0131 gibi her m\u00fc\u015fteriyle pazarl\u0131k etmek yerine, satt\u0131klar\u0131 mallar i\u00e7in kabul edebilecekleri en d\u00fc\u015f\u00fck miktardan daha \u00e7ok para istememe yolunu tutmu\u015flard\u0131r. Bu karar\u0131 almalar\u0131n\u0131n nedeni, raz\u0131 olduklar\u0131ndan \u00e7ok para istemeyi yalan s\u00f6ylemek saymalar\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Ancak m\u00fc\u015fteriye sa\u011flanan bu kolayl\u0131k \u00f6ylesine b\u00fcy\u00fckt\u00fc ki herkes onlar\u0131n<br \/>\nd\u00fckkanlar\u0131na ko\u015ftu; sonu\u00e7ta zengin oldular (Bunu nerede okudu\u011fumu<br \/>\nunuttum; ancak, belle\u011fim beni yan\u0131ltm\u0131yorsa g\u00fcvenilir bir kaynakt\u0131). Ayn\u0131<br \/>\namaca a\u00e7\u0131kg\u00f6zl\u00fcl\u00fck yaparak da ula\u015fmak olanakl\u0131yd\u0131; ancak hi\u00e7 kimse<br \/>\nyeterince a\u00e7\u0131kg\u00f6z de\u011fildi. Bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131m\u0131z g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden daha k\u00f6t\u00fc niyetlidir.<\/p>\n<p>Bu nedenle, ahlaki gerek\u00e7elerle, kendi yararlar\u0131na ters d\u00fc\u015fen \u015feyleri<br \/>\nbilerek yapan ki\u015filer kendi yararlar\u0131na olan\u0131 tam olarak yapan ki\u015filerdir.<br \/>\nOnlar\u0131n arkas\u0131ndan, \u015fiddetli duygular\u0131 olabildi\u011fince saf d\u0131\u015f\u0131 ederek, kendi<br \/>\nyararlar\u0131n\u0131 bilin\u00e7li ve rasyonel olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmeye \u00e7aba g\u00f6sterenler gelir.<br \/>\n\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak, i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olarak a\u00e7\u0131kg\u00f6z olan ki\u015filer gelir. Bunlar ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mahvolmas\u0131n\u0131 ama\u00e7lad\u0131klar\u0131 yollarda kendilerini mahvederler. Bu son grup Avrupa n\u00fcfusunun y\u00fczde doksan\u0131n\u0131 kapsar.<\/p>\n<p>Biraz konu d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131km\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcnebilirim; ancak a\u00e7\u0131kg\u00f6zl\u00fcl\u00fck dedi\u011fimiz<br \/>\nbilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131 mant\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilin\u00e7li t\u00fcrlerinden ay\u0131rmam gerekliydi. Normal e\u011fitim<br \/>\ny\u00f6ntemlerinin bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131na hi\u00e7bir belirgin etkisi yoktur. \u00d6yleyse,<br \/>\na\u00e7\u0131kg\u00f6zl\u00fcl\u00fck bug\u00fcnk\u00fc teknik olanaklar\u0131m\u0131zla \u00f6\u011fretilebilir bir \u015fey de\u011fildir.<br \/>\nYaln\u0131zca al\u0131\u015fkanl\u0131ktan kaynaklanan ahlak d\u0131\u015f\u0131nda, ahlak\u0131n da bug\u00fcnk\u00fc<br \/>\ny\u00f6ntemlerle \u00f6\u011fretilmesi olanaks\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor; en az\u0131ndan, ben \u015fahsen s\u0131k\u00e7a \u00f6\u011f\u00fctlenen ki\u015filerde iyiye do\u011fru bir etki fark etmedim. Bu nedenle, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bilin\u00e7li olarak yap\u0131lmak istenen her \u0131slahat\u0131n rasyonel yollar kullanarak yap\u0131lmas\u0131 zorunludur. \u0130nsanlara a\u00e7\u0131kg\u00f6z veya erdemli olmay\u0131 nas\u0131l \u00f6\u011fretece\u011fimizi bilmesek de onlara rasyonel olmay\u0131 \u00f6\u011fretmeyi bir \u00f6l\u00e7\u00fcde biliyoruz: E\u011fitimden sorumlu olanlar\u0131n her konuda uygulad\u0131klar\u0131n\u0131n tam tersini yapmak bunun i\u00e7in yeterlidir. Gelecekte, i\u00e7 salg\u0131 bezleriyle<br \/>\noynayarak, salg\u0131lar\u0131n\u0131 azalt\u0131p \u00e7o\u011faltarak, erdem yaratmay\u0131 da<br \/>\n\u00f6\u011frenebiliriz. Ancak g\u00fcn\u00fcm\u00fczde rasyonalizmi yaratmak erdem yaratmaktan daha kolayd\u0131r -rasyonalizm s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc ile, eylemlerimizin etkilerini \u00f6nceden tahmin etme s\u00fcrecinde bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcnme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kastediyorum.<\/p>\n<p><b>b)<\/b> Bu, bizi \u015fu soruya getiriyor: \u0130nsanlar\u0131n eylemleri ne \u00f6l\u00e7\u00fcde rasyonel<br \/>\nolabilir veya olmal\u0131d\u0131r? \u00d6nce &#8220;olmal\u0131 m\u0131&#8221; sorusunu ele alal\u0131m. Kan\u0131mca<br \/>\nrasyonalizmin uygulama alan\u0131n\u0131 belirleyen kesin s\u0131n\u0131rlar vard\u0131r; ya\u015fam\u0131n en<br \/>\n\u00f6nemli b\u00f6l\u00fcmlerinden baz\u0131lar\u0131 mant\u0131\u011f\u0131n i\u015fe kar\u0131\u015fmas\u0131yla mahvolurlar.<br \/>\nLeibniz son y\u0131llar\u0131nda bir muhabire ya\u015fam\u0131nda yaln\u0131z bir kere, o da elli<br \/>\nya\u015f\u0131ndayken, bir bayana evlenme teklif etti\u011fini anlatm\u0131\u015f; sonra da \u015funu<br \/>\neklemi\u015f: &#8220;\u015e\u00fck\u00fcrler olsun ki d\u00fc\u015f\u00fcnmek i\u00e7in zaman istedi. Bu bana da d\u00fc\u015f\u00fcnme f\u0131rsat\u0131 verdi ve teklifimi geri ald\u0131m.&#8221; Davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n \u00e7ok rasyonel oldu\u011fu ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez; ancak be\u011fendi\u011fimi s\u00f6yleyemem.<\/p>\n<p>Shakespeare &#8220;deli, a\u015f\u0131k ve \u015fair&#8221;i &#8220;yo\u011funla\u015fm\u0131\u015f hayal g\u00fcc\u00fc&#8221; olarak bir araya getirir. Sorun deliyi sal\u0131verip a\u015f\u0131k ve \u015fairi bir arada tutmakt\u0131r. Bir \u00f6rnek verece\u011fim: 1919 y\u0131l\u0131nda Old Vic&#8217;de oynanan The Trojan Women (Truval\u0131 Kad\u0131nlar) oyununu seyrediyordum. B\u00fcy\u00fcy\u00fcnce ikinci bir Hector olur korkusuyla Greklerin Astyanax&#8217;\u0131 \u00f6ld\u00fcrd\u00fckleri, dayan\u0131lmaz \u00f6l\u00e7\u00fcde ac\u0131kl\u0131 bir sahne vard\u0131r. Tiyatroda b\u00fct\u00fcn g\u00f6zler ya\u015fl\u0131yd\u0131; seyirciler Greklerin bu gaddarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ak\u0131l almaz buluyorlard\u0131 ama orada a\u011flayan bu insanlar, ayn\u0131 anda, ayn\u0131 gaddarl\u0131\u011f\u0131 Euripides&#8217;in bile hayal g\u00fcc\u00fcn\u00fc a\u015fan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kendileri uyguluyorlard\u0131. K\u0131sa bir s\u00fcre \u00f6nce, ate\u015fkesten sonra Almanya&#8217;ya uygulanmakta olan ablukay\u0131 uzatan ve Rusya&#8217;ya da abluka \u00f6ng\u00f6ren karar\u0131 alan bir h\u00fck\u00fcmete -b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu- oy vermi\u015flerdi. Bu ablukalar\u0131n \u00e7ok say\u0131da \u00e7ocu\u011fun \u00f6l\u00fcm\u00fcne neden oldu\u011fu biliniyordu; ama d\u00fc\u015fman<br \/>\n\u00fclkelerin n\u00fcfusunun azalmas\u0131n\u0131 arzuluyorlard\u0131: \u00e7ocuklar, Astyanax gibi,<br \/>\nb\u00fcy\u00fcy\u00fcp babalar\u0131n\u0131n yolundan gidebilirlerdi. \u015eair Euripides seyircilerin<br \/>\nhayalinde &#8216;a\u015f\u0131k&#8217;\u0131 canland\u0131rm\u0131\u015ft\u0131. Ancak tiyatro kap\u0131s\u0131nda a\u015f\u0131k ve \u015fair<br \/>\nunutulmu\u015flard\u0131; ve kendilerini iyi y\u00fcrekli ve erdemli sayan bu bay ve<br \/>\nbayanlar\u0131n siyasal eylemleri deli&#8217;nin (\u00e7\u0131ld\u0131rm\u0131\u015f katil ki\u015fili\u011finde)<br \/>\negemenli\u011fine girmi\u015fti.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 zamanda &#8216;deli&#8217;yi de al\u0131koymadan \u015fair ve a\u015f\u0131k&#8217;\u0131 al\u0131koymak olanakl\u0131<br \/>\nm\u0131d\u0131r? Her birimizin i\u00e7inde onlar\u0131n \u00fc\u00e7\u00fc de de\u011fi\u015fik \u00f6l\u00e7\u00fclerde mevcuttur.<br \/>\nBunlar, birisi kontrol alt\u0131na al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda di\u011fer ikisinin yok olmas\u0131n\u0131<br \/>\ngerektirecek \u00f6l\u00e7\u00fcde, birbirlerine ba\u011fl\u0131 m\u0131d\u0131rlar? \u00d6yle oldu\u011funu sanm\u0131yorum.<br \/>\nHepimizin i\u00e7inde mant\u0131ktan esinlenmeyen eylemlerle t\u00fcketilmesi gereken bir miktar enerji oldu\u011funa inan\u0131yorum; bu, \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolunu, ko\u015fullara g\u00f6re sanatta, tutkulu a\u015fkta veya tutkulu nefrette bulur. Sayg\u0131nl\u0131k, d\u00fczen ve rutin<br \/>\n-yani modern end\u00fcstri toplumunun demir gibi kat\u0131 disiplini- sanatsal d\u00fcrt\u00fcy\u00fc k\u00f6reltmi\u015f ve a\u015fk\u0131 verimli, \u00f6zg\u00fcr ve yarat\u0131c\u0131 olmak yerine bunal\u0131ma<br \/>\nveya gizlili\u011fe mahkum etmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Haset, gaddarl\u0131k ve nefret hemen b\u00fct\u00fcn piskoposlar s\u0131n\u0131f\u0131 taraf\u0131ndan takdis<br \/>\nedilirken, \u00f6zellikle \u00f6zg\u00fcr olmalar\u0131 gereken \u015feyler bask\u0131 alt\u0131nda tutulmu\u015ftur.<br \/>\n\u0130\u00e7g\u00fcd\u00fcsel yap\u0131m\u0131z iki b\u00f6l\u00fcmden olu\u015fur; birisi kendimizin ve \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z\u0131n<br \/>\nya\u015fam\u0131n\u0131 geli\u015ftirmeye, di\u011feri ise rakip g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz ki\u015filerin ya\u015fam\u0131n\u0131<br \/>\nengellemeye y\u00f6nelir.<\/p>\n<p>Birincisi ya\u015fama a\u015fk\u0131n\u0131, sevgiyi ve psikolojik olarak sevginin bir kolu<br \/>\nolan sanat\u0131 i\u00e7erir; ikincisi de rekabeti, milliyet\u00e7ili\u011fi ve sava\u015f\u0131. Geleneksel<br \/>\nahlak birincisini bast\u0131rmak, ikincisini y\u00fcreklendirmek i\u00e7in her \u015feyi yapar.<br \/>\nGer\u00e7ek ahlak bunun tam tersini gerektirirdi. Sevdiklerimizle ilgili davran\u0131\u015flar<br \/>\ni\u00e7g\u00fcd\u00fcye g\u00fcvenle b\u0131rak\u0131labilir. Ak\u0131l kapsam\u0131na al\u0131nmas\u0131 gerekli olan ise<br \/>\nnefret duydu\u011fumuz ki\u015filere kar\u015f\u0131 olan davran\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fcz d\u00fcnyas\u0131nda etkin olarak nefret ettiklerimiz bizden uzak olan<br \/>\ngruplar, \u00f6zellikle de yabanc\u0131 uluslard\u0131r. Onlar\u0131 soyut olarak alg\u0131lar\u0131z<br \/>\nve ger\u00e7ekte nefretin ta kendisi olan eylemleri, adalete olan a\u015fk\u0131m\u0131z ve<br \/>\nbenzeri y\u00fcce ama\u00e7lar i\u00e7in yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ileri s\u00fcrerek kendimizi kand\u0131r\u0131r\u0131z.<br \/>\nBu ger\u00e7e\u011fi bizden saklayan perdeyi ancak, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ku\u015fkuculukla<br \/>\nkald\u0131rabiliriz. Bunu ve k\u0131skan\u00e7l\u0131k \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131\u011f\u0131n\u0131n tedavisini ger\u00e7ekle\u015ftirdikten sonra, k\u0131skan\u00e7l\u0131klara ve s\u0131n\u0131rlamalara dayal\u0131 olmayan, dopdolu bir ya\u015fam arzusuna ve ba\u015fka insanlar\u0131n birer engel de\u011fil, birer yard\u0131mc\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131n idrakine dayal\u0131 yeni bir ahlak olu\u015fturmaya ba\u015flayabiliriz.<\/p>\n<p>Bu \u00fctopik bir beklenti de\u011fildir; Elizabeth \u0130ngiltere&#8217;sinde k\u0131smen ger\u00e7ekle\u015fmi\u015fti.<\/p>\n<p>E\u011fer insanlar bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n mutsuzlu\u011fu pe\u015finde ko\u015fmak yerine kendi<br \/>\nmutluluklar\u0131n\u0131n pe\u015fine d\u00fc\u015fmeyi \u00f6\u011frenirlerse, bu beklenti hemen yar\u0131n<br \/>\nger\u00e7ekle\u015febilir. Bu, hi\u00e7 de uygulanmayacak kadar sert bir ahlak t\u00f6resi<br \/>\nde\u011fildir; ama benimsenmesi d\u00fcnyay\u0131 Cennet&#8217;e d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrebilir.<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>D\u00fc\u015fler ve Ger\u00e7ekler<br \/>\n<\/b><br \/>\n<b>1<\/b><\/p>\n<p>Arzular\u0131m\u0131z\u0131n inan\u0131\u015flar\u0131m\u0131z \u00fczerindeki etkisi herkes\u00e7e bilinen ve g\u00f6zlenen bir olgudur; ancak bu etkinin niteli\u011fi \u00e7o\u011fu zaman yanl\u0131\u015f alg\u0131lan\u0131r. \u0130nan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn baz\u0131 rasyonel temellere dayand\u0131\u011f\u0131n\u0131; arzunun ise yaln\u0131z arada bir i\u015fi kar\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 varsaymak al\u0131\u015fkanl\u0131k haline gelmi\u015ftir. Bunun tam kar\u015f\u0131t\u0131 ger\u00e7e\u011fe daha yak\u0131n olsa gerek. G\u00fcnl\u00fck ya\u015famla ilgili inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc arzular\u0131m\u0131z\u0131n \u015fekille\u015fmesinden ibarettir; ancak orada burada baz\u0131 izole noktalarda, ger\u00e7e\u011fin sert darbesiyle do\u011fru yola y\u00f6neltilirler.<\/p>\n<p>\u0130nsan genelde bir d\u00fc\u015f aleminde ya\u015far; d\u0131\u015f d\u00fcnyadan gelen a\u015f\u0131r\u0131 zorlay\u0131c\u0131 bir etkiyle bir an i\u00e7in uyan\u0131r; ancak \u00e7ok ge\u00e7meden d\u00fc\u015f aleminin tatl\u0131 uykusuna yeniden dalar. Freud geceleri g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz d\u00fc\u015flerin, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, arzular\u0131m\u0131z\u0131n g\u00f6r\u00fcnt\u00fc \u015feklinde ger\u00e7ekle\u015fmesi oldu\u011funu g\u00f6stermi\u015f; bunun, g\u00fcnd\u00fcz g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz d\u00fc\u015fler i\u00e7in de ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde do\u011fru oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015ftir. \u0130nan\u00e7lar dedi\u011fimiz g\u00fcnd\u00fcz d\u00fc\u015flerini de buna eklemesi yerinde olurdu.<\/p>\n<p>Do\u011fru oldu\u011funa inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feylerin bu rasyonel olmayan k\u00f6kenini g\u00f6z \u00f6n\u00fcne serecek \u00fc\u00e7 y\u00f6ntem vard\u0131r: deli ve isterik ki\u015filerin incelenmesinden yola \u00e7\u0131k\u0131p, giderek bu hastalar\u0131n temelde normal sa\u011fl\u0131kl\u0131 ki\u015filerden pek az farkl\u0131 oldu\u011funu ortaya koyan psikanaliz y\u00f6ntemi; ikincisi, en de\u011ferli<br \/>\ng\u00f6r\u00fc\u015flerimizin rasyonel kan\u0131tlar\u0131n\u0131n ne kadar zay\u0131f olduklar\u0131n\u0131 g\u00f6steren<br \/>\nku\u015fkucu filozoflar\u0131n y\u00f6ntemi; son olarak da, insanlar\u0131 genel olarak g\u00f6zlemleme y\u00f6ntemi. Ben yaln\u0131z bu sonuncusu \u00fczerinde duraca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Antropologlar\u0131n uzun \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131ndan \u00f6\u011frendi\u011fimize g\u00f6re, en ilkel insanlar<br \/>\nanlamad\u0131klar\u0131n\u0131n fark\u0131nda olduklar\u0131 olaylarla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131nda cahilliklerinin<br \/>\nbilinci i\u00e7inde \u00e7\u0131rp\u0131n\u0131p durmazlar; tersine, b\u00fct\u00fcn \u00f6nemli eylemlerini<br \/>\ny\u00f6netecek \u00f6l\u00e7\u00fcde s\u0131k\u0131ca ba\u011fland\u0131klar\u0131 say\u0131s\u0131z inan\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. Bir<br \/>\nhayvan\u0131n veya sava\u015f\u00e7\u0131n\u0131n etini yemekle, kurban\u0131n ya\u015farken sahip oldu\u011fu<br \/>\nerdemleri elde edebileceklerine inan\u0131rlar. Bir\u00e7o\u011fu, kabile reisinin ad\u0131n\u0131<br \/>\na\u011f\u0131zlar\u0131na alman\u0131n insan\u0131 hemen \u00f6ld\u00fcrecek b\u00fcy\u00fck bir g\u00fcnah oldu\u011funa inan\u0131r, hatta ismin bir hece olarak yer ald\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn s\u00f6zc\u00fckleri de\u011fi\u015ftirecek kadar ileri giderler. \u00d6rne\u011fin John ad\u0131nda bir kral\u0131n\u0131z varsa Jonquil yerine George-quil veya dungeon yerine dun-george demeniz gerekir. Tar\u0131m d\u00fczeyine geldiklerinde yiyecek \u00fcretimi nedeniyle hava durumu \u00f6nem kazan\u0131yor; baz\u0131 b\u00fcy\u00fclerin ya\u011fmur getirece\u011fine veya ufak ate\u015fler yakmakla g\u00fcne\u015f a\u00e7aca\u011f\u0131na inan\u0131l\u0131yor. Bir ki\u015fi \u00f6ld\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde kan\u0131n\u0131n veya hayaletinin \u00f6\u00e7 almak i\u00e7in \u00f6ld\u00fcreni izledi\u011fine, onun ancak y\u00fcz\u00fc k\u0131rm\u0131z\u0131ya boyama veya matem tutma gibi basit y\u00f6ntemlerle aldat\u0131labilece\u011fine inan\u0131yorlard\u0131. Bu inanc\u0131n ilk b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn \u00f6ld\u00fcr\u00fclmekten korkanlardan, ikinci b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn de \u00f6ld\u00fcrenlerden kaynakland\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor.<\/p>\n<p>Rasyonel olmayan inan\u00e7lar ilkel insanlara \u00f6zg\u00fc de\u011fildir. \u0130nsan \u0131rk\u0131n\u0131n<br \/>\nb\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc bizimkilerden farkl\u0131 olan, bu nedenle de do\u011fal olarak, asl\u0131<br \/>\nesas\u0131 bulunmayan dinsel inan\u00e7lara sahiptir.<\/p>\n<p>\u00d6nyarg\u0131s\u0131z herhangi bir insan i\u00e7in rasyonel bir sonuca varman\u0131n olanaks\u0131z<br \/>\noldu\u011fu bir\u00e7ok konuda politikayla ilgilenen ama politikac\u0131 olmayan ki\u015filer<br \/>\n\u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fc kan\u0131lara sahiptirler.<\/p>\n<p>\u00c7eki\u015fmeli bir se\u00e7imde g\u00f6rev alan g\u00f6n\u00fcll\u00fcler hep kendi taraflar\u0131n\u0131n<br \/>\nkazanaca\u011f\u0131na inan\u0131rlar; kaybetme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131na i\u015faret eden bir\u00e7ok neden bulunmas\u0131n\u0131n bir \u00f6nemi yoktur. 1914 sonbahar\u0131nda Alman ulusunun \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn Almanya&#8217;n\u0131n zaferinden kesinlikle emin oldu\u011fu ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez. Bu \u00f6rnekte ger\u00e7ek i\u015fe kar\u0131\u015fm\u0131\u015f, d\u00fc\u015fleri alt\u00fcst etmi\u015ftir. Alman olmayan b\u00fct\u00fcn tarih\u00e7ilerin \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki y\u00fcz y\u0131l boyunca yazmalar\u0131 \u00f6nlenebilseydi yine d\u00fc\u015fler canlan\u0131r, sadece ba\u015flang\u0131\u00e7taki zaferler an\u0131msan\u0131r ve sava\u015f\u0131n sonunda ya\u015fanan felaketler unutulurdu.<\/p>\n<p>Nezaket, bir ki\u015finin, kendisinin veya \u00e7evresindekilerin meziyetlerine<br \/>\nili\u015fkin g\u00f6r\u00fc\u015flerine sayg\u0131l\u0131 olma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Herkes, her gitti\u011fi yerde,<br \/>\nrahatlat\u0131c\u0131 bir kan\u0131lar bulutu ile sar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r; bu kan\u0131lar, yaz\u0131n u\u00e7u\u015fan<br \/>\nsinekler gibi, kendisiyle beraber hareket eder. Bunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131 ki\u015fiseldir;<br \/>\nki\u015fiye, kendi erdemlerinden ve \u00fcst\u00fcnl\u00fcklerinden, arkada\u015flar\u0131n\u0131n sevgisinden ve tan\u0131d\u0131klar\u0131n\u0131n sayg\u0131s\u0131ndan, mesle\u011finin parlak gelece\u011finden, pek iyi olmayan sa\u011fl\u0131\u011f\u0131na kar\u015f\u0131n t\u00fckenmeyen enerjisinden s\u00f6z ederler. Onun ard\u0131ndan ailesinin ola\u011fan\u00fcst\u00fc y\u00fcceli\u011fi hakk\u0131ndaki inan\u00e7lar gelir: babas\u0131n\u0131n \u015fimdilerde ender rastlanan d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fc ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n \u015fimdiki modern ana-babalarda bulunmayan bir disiplinle yeti\u015ftirmi\u015f olmas\u0131; o\u011fullar\u0131n\u0131n okul sporlar\u0131nda herkesi nas\u0131l geride b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131; k\u0131z\u0131n\u0131n kendini uygunsuz bir evlili\u011fe atacak k\u0131zlardan olmad\u0131\u011f\u0131 gibi. Daha sonra, ait oldu\u011fu toplumsal s\u0131n\u0131f hakk\u0131ndaki inan\u00e7lar\u0131 gelir. Toplumdaki konumuna ba\u011fl\u0131 olarak bu s\u0131n\u0131f b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131flar i\u00e7inde ya sosyal a\u00e7\u0131dan en iyisidir; ya en bilgilisidir, ya da ahlak y\u00f6n\u00fcnden en de\u011ferlisidir -her ne kadar bu de\u011ferlerden birincisinin ikincisinden, ikincisinin de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fcnden daha \u00e7ok aran\u0131lan nitelikler oldu\u011fu konusunda herkes hemfikir ise de. Ulus konusunda da, hemen herkes kendi ulusu hakk\u0131nda rahatlat\u0131c\u0131 kuruntular besler. &#8220;Yabanc\u0131 uluslar ne yaz\u0131k ki \u0131srarla kendi bildikleri gibi davran\u0131yorlar.&#8221; Mr. Podsnap bu s\u00f6zleriyle insan kalbinin en k\u00f6kl\u00fc duygular\u0131ndan birini dile getirmi\u015f oluyordu.<\/p>\n<p>Son olarak da genel olarak insanl\u0131\u011f\u0131, mutlak olarak veya kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmayla<br \/>\n&#8220;hayvani yarat\u0131klar&#8221;dan \u00fcst\u00fcn tutan kuramlara geliyoruz: \u0130nsan\u0131n ruhu vard\u0131r,<br \/>\nama hayvan\u0131n yoktur; insan &#8220;rasyonel bir hayvan&#8221;d\u0131r. A\u015f\u0131r\u0131 ac\u0131mas\u0131z veya<br \/>\nanormal bir eylem &#8220;hayvan gibi&#8221;, veya &#8220;vah\u015fi&#8221; olarak nitelenir (halbuki b\u00f6yle<br \/>\neylemler kesinlikle insanlara \u00f6zg\u00fcd\u00fcr, Tanr\u0131 insan\u0131 kendi g\u00f6r\u00fcnt\u00fcs\u00fcnden yaratt\u0131 ve evrenin nihai amac\u0131 \u0130nsan&#8217;\u0131n mutlulu\u011fudur.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece, bizi rahatlatan a\u015famal\u0131 bir inan\u00e7lar dizisine sahip bulunuyoruz:<br \/>\nki\u015fiye ait olanlar, ailesi ile payla\u015ft\u0131klar\u0131, s\u0131n\u0131f\u0131nda veya ulusunda yayg\u0131n<br \/>\nolanlar, son olarak da b\u00fct\u00fcn insanl\u0131\u011fa ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ho\u015f gelenler. Bir kimseyle iyi ili\u015fkilerimiz olmas\u0131n\u0131 istiyorsak onun inand\u0131klar\u0131na sayg\u0131 g\u00f6stermemiz beklenir. Bu nedenle de insanlar\u0131n y\u00fczlerine kar\u015f\u0131, arkalar\u0131ndan konu\u015ftu\u011fumuz gibi konu\u015fmay\u0131z. Bu fark, onlar\u0131n bizim ki\u015fili\u011fimizden olan farklar\u0131 artt\u0131k\u00e7a daha da belirginle\u015fir. Karde\u015fimizle konu\u015furken ana-babalar konusunda bilin\u00e7li bir nezaket g\u00f6stermeye gerek g\u00f6rmeyiz. Yabanc\u0131 \u00fclke insanlar\u0131yla konu\u015furken nazik olma gere\u011fi doruk noktas\u0131ndad\u0131r ve yaln\u0131z kendi vatanda\u015flar\u0131na al\u0131\u015f\u0131k olanlara dayan\u0131lmaz \u00f6l\u00e7\u00fcde s\u0131k\u0131c\u0131 gelir.<\/p>\n<p>Bir keresinde, \u00fclkesinden hi\u00e7 \u00e7\u0131kmam\u0131\u015f bir Amerikal\u0131ya \u0130ngiliz Anayasas\u0131&#8217;n\u0131n birka\u00e7 \u00f6nemsiz noktada Amerikal\u0131lar\u0131nkinden daha iyi olabilece\u011fini s\u00f6ylemi\u015ftim. Hemen b\u00fcy\u00fck bir \u00f6fkeye kap\u0131ld\u0131; bu t\u00fcrden bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyi daha \u00f6nce hi\u00e7 duymam\u0131\u015f oldu\u011fundan, bir kimsenin ger\u00e7ekten b\u00f6yle bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnebilece\u011fini akl\u0131 almam\u0131\u015ft\u0131. \u0130kimiz de nezaketi ihmal etmi\u015ftik; sonu\u00e7 da bir felaket olmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Sosyal ama\u00e7l\u0131 toplant\u0131larda nezakette kusur her ne kadar ho\u015f de\u011filse de<br \/>\nmitleri yok etme bak\u0131m\u0131ndan \u00e7ok yararl\u0131d\u0131r. Do\u011fal kan\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fczeltmenin<br \/>\niki yolu vard\u0131r; biri, zehirli bir mantar\u0131 yenebilir bir mantar san\u0131p sonu\u00e7ta<br \/>\nac\u0131 \u00e7ekmek gibi, ger\u00e7ekle y\u00fczle\u015fmek; di\u011feri de kan\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n, ger\u00e7ek olgulara de\u011fil, di\u011fer insanlar\u0131n inan\u00e7lar\u0131na ters d\u00fc\u015fmesi durumudur. Baz\u0131lar\u0131 domuz eti yemenin helal, dana eti yemenin haram oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr; ba\u015fkalar\u0131 ise tam tersine inan\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u00e7o\u011fu zaman kan d\u00f6k\u00fclmesine yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kisinin de belki ger\u00e7ekten g\u00fcnah olmad\u0131\u011f\u0131 yolunda rasyonel bir g\u00f6r\u00fc\u015f yava\u015f yava\u015f olu\u015fmaya ba\u015flam\u0131\u015f bulunuyor. Nezaket ile yak\u0131ndan ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 olan al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fck, kendimizi ve kendimizde olan \u015feyleri, kar\u015f\u0131m\u0131zdakilerden veya onlarda bulunan \u015feylerden \u00fcst\u00fcn tutmuyor gibi davranmay\u0131 gerektirir. Bu h\u00fcner sadece \u00c7in&#8217;de tam olarak anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bana anlatt\u0131klar\u0131na g\u00f6re, \u00c7in&#8217;de bir Mandarin&#8217;e kar\u0131s\u0131n\u0131n ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n<br \/>\nsa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 sorarsan\u0131z size \u015f\u00f6yle cevap verirmi\u015f: &#8220;Zat\u0131alilerinin sormaya tenezz\u00fcl buyurduklar\u0131 o pasakl\u0131 a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k kad\u0131n ve i\u011fren\u00e7 yumurcaklar\u0131 tam bir sa\u011fl\u0131k i\u00e7indedirler.&#8221; Ne var ki, b\u00f6yle incelikler sakin ve dingin bir ya\u015fam<br \/>\ntarz\u0131 gerektirir; i\u015f ve politika d\u00fcnyas\u0131n\u0131n h\u0131zl\u0131 ve \u00f6nemli ili\u015fkilerinde ise<br \/>\nbu olanaks\u0131zd\u0131r. Ba\u015fka insanlarla olan ili\u015fkiler, en ba\u015far\u0131l\u0131 olan ki\u015filer<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda kalan herkesin mitlerini birer birer y\u0131kmaktad\u0131r. Ki\u015fisel \u00f6v\u00fcn\u00e7leri<br \/>\nkarde\u015fler, aile \u00f6v\u00fcn\u00e7lerini okul arkada\u015flar\u0131, s\u0131n\u0131fsal \u00f6v\u00fcn\u00e7leri politika,<br \/>\nmilli \u00f6v\u00fcn\u00e7leri de sava\u015flar ve ticari ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar ortadan kald\u0131rmaktad\u0131r.<br \/>\nAncak insan olman\u0131n \u00f6v\u00fcnc\u00fc varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcr; ve sosyal sohbetler s\u0131ras\u0131nda, mit-yaratma yetisi bu alanda serbest\u00e7e at ko\u015fturur. Bilim bu t\u00fcr hayallerin d\u00fczeltilmesinde bir \u00f6l\u00e7\u00fcde etkilidir. Ancak bu d\u00fczeltme hi\u00e7bir zaman k\u0131smi olmaktan \u00f6teye gidemez; \u00e7\u00fcnk\u00fc biraz safdillik olmazsa bilimin kendisi de \u00e7\u00f6ker.<\/p>\n<p><b>2<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u0130nsanlar\u0131n ki\u015fisel ve s\u0131n\u0131fsal d\u00fc\u015fleri g\u00fcl\u00fcn\u00e7 olabilir; ancak toplumsal<br \/>\nd\u00fc\u015fler insanl\u0131k \u00e7emberi d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kamayan bizler i\u00e7in h\u00fcz\u00fcn vericidir. Astronominin ortaya koydu\u011fu Evren \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Teleskopla g\u00f6rd\u00fcklerimizin \u00f6tesinde daha neler var, bilemiyoruz; ancak bilebildi\u011fimiz kadar\u0131 ak\u0131l almaz b\u00fcy\u00fckl\u00fcktedir. Samanyolu bu bilinebilen evrende \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck bir yer kaplar. Bu ufak b\u00f6l\u00fcm\u00fcn i\u00e7indeki G\u00fcne\u015f Sistemi sonsuz k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fckte minik bir benek, gezegenimiz ise bene\u011fin mikroskopik bir noktas\u0131d\u0131r. Bu nokta \u00fczerinde, karma\u015f\u0131k yap\u0131l\u0131 ve kendilerine \u00f6zg\u00fc fiziksel ve kimyasal \u00f6zellikleri olan, su ve saf olmayan karbon kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 minik topaklar birka\u00e7 y\u0131l s\u00fcr\u00fcklenir durur; ta ki bile\u015fimi olu\u015fturan elementlere tekrar ayr\u0131l\u0131p yok olana kadar. Vakitlerini iki i\u015f aras\u0131nda b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcrler: kendilerinin yok olma an\u0131n\u0131 ertelemek ve tela\u015fl\u0131 bir \u00e7aba ile, kendi t\u00fcrlerinden olan ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in bu an\u0131 \u00e7abukla\u015ft\u0131rmak. Do\u011fal<br \/>\nsars\u0131nt\u0131lar belirli aral\u0131klarla binlercesini, hatta milyonlarcas\u0131n\u0131 yok eder;<br \/>\nhastal\u0131k daha bir\u00e7o\u011funu vaktinden \u00f6nce al\u0131p g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Bu olaylar felaket olarak de\u011ferlendirilir; ancak insanlar ayn\u0131 yok edi\u015fi kendi \u00e7abalar\u0131yla ba\u015far\u0131rlarsa \u00e7ok sevinir ve Tanr\u0131&#8217;ya \u015f\u00fckranlar\u0131n\u0131 sunarlar. \u0130nsan ya\u015fam\u0131n\u0131n fiziksel olarak var olabilece\u011fi s\u00fcre G\u00fcne\u015f Sistemi&#8217;nin toplam \u00f6mr\u00fcn\u00fcn \u00e7ok ufak bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Ancak insanlar\u0131n birbirlerini yok etme \u00e7abalar\u0131yla, bu s\u00fcre dolmadan da kendi sonlar\u0131n\u0131 getireceklerini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcren nedenler var. D\u0131\u015far\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda insan ya\u015fam\u0131 b\u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Ya\u015fama b\u00f6yle bir bak\u0131\u015f\u0131n dayan\u0131lmaz oldu\u011funu, bunun, insanlar\u0131n var olmalar\u0131n\u0131 sa\u011flayan i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel enerjiyi yok edece\u011fini s\u00f6yleyenler var. Onlar\u0131n bulduklar\u0131 ka\u00e7\u0131\u015f yolu din ve felsefedir.<\/p>\n<p>D\u0131\u015f d\u00fcnya her ne kadar yabanc\u0131 ve duyars\u0131z g\u00f6r\u00fcnse de, bizi teselli<br \/>\nedenlerin verdikleri g\u00fcvenceye g\u00f6re, g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fteki bu \u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131n gerisinde<br \/>\nbir uyum vard\u0131r. \u0130lk nebuladan bu yana s\u00fcregelen uzun geli\u015fimin, en son a\u015fama olarak insano\u011fluna eri\u015fti\u011fi varsay\u0131lmaktad\u0131r. Hamlet \u00e7ok \u00fcnl\u00fc bir yap\u0131tt\u0131r; ancak onu okuyanlar\u0131n pek az\u0131 Birinci Denizci&#8217;nin &#8220;Tanr\u0131 sizi kutsas\u0131n, efendim&#8221; \u015feklindeki d\u00f6rt s\u00f6zc\u00fckten olu\u015fan rol\u00fcn\u00fc an\u0131msar. Ya\u015famdaki tek u\u011fra\u015flar\u0131 bu rol\u00fc oynamak olan bir topluluk d\u00fc\u015f\u00fcnelim; onlar\u0131n Hamletlerle, Horatiolarla, ve hatta Guildensternlerle hi\u00e7 bir temaslar\u0131 olamayacak bir \u015fekilde izole edilmi\u015f olduklar\u0131n\u0131 varsayal\u0131m. Bu ki\u015filer Birinci Denizci&#8217;nin d\u00f6rt s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn b\u00fct\u00fcn oyunun temelini olu\u015fturdu\u011fu yolunda bir tak\u0131m edebi ele\u015ftiriler icat etmezler miydi? \u0130\u00e7lerinden biri \u00f6teki rollerin de belki ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6nemli olabilece\u011fini \u00f6ne s\u00fcrseydi, onu a\u015fa\u011f\u0131lama veya d\u0131\u015flamayla cezaland\u0131rma yoluna gitmezler miydi? Evrende insano\u011flunun ya\u015fam\u0131 Birinci Denizci&#8217;nin Hamlet&#8217;te ald\u0131\u011f\u0131 rolden \u00e7ok daha az yer tutmaktad\u0131r. Ancak sahnenin arkas\u0131ndaki oyunun gerisini dinlememiz olanaks\u0131zd\u0131r; oyunun konusu ve ki\u015fileri hakk\u0131nda da \u00e7ok az \u015fey biliyoruz.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131k denince onun bir temsilcisi olarak daha \u00e7ok kendimizi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz.<br \/>\nBu nedenle de insanl\u0131k konusunda olumlu hisler besler, korunmas\u0131n\u0131 \u00f6nemli buluruz. Nonkonformist (\u0130ngiltere Kilisesi&#8217;nden ayr\u0131lm\u0131\u015f bir tarikat\u0131n mensubu. (\u00e7.n.) bakkal Mr. Jones kendisinin \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011fe lay\u0131k<br \/>\noldu\u011fundan emindir; bunu kendisinden esirgeyecek bir evrenin de dayan\u0131lmaz \u00f6l\u00e7\u00fcde k\u00f6t\u00fc oldu\u011fu kan\u0131s\u0131ndad\u0131r. Ancak \u015fekere kum kar\u0131\u015ft\u0131ran ve Pazar g\u00fcnleri kiliseyi ihmal eden Anglikan (\u0130ngiltere Kilisesi mensubu. (\u00e7.n.) rakibi Mr. Robinson&#8217;u d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnde, evrenin gere\u011finden fazla merhametli davrand\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir. Mutlulu\u011funun eksiksiz olmas\u0131, Mr. Robinson i\u00e7in yak\u0131lacak bir Cehennem ate\u015fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bu \u015fekilde hem insan\u0131n evrensel \u00f6nemi korunmu\u015f, hem de dost ve d\u00fc\u015fman aras\u0131ndaki ya\u015famsal farkl\u0131l\u0131k evrensel merhametin zaaf\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ortadan kalkmam\u0131\u015f olur. Mr. Robinson da ayn\u0131 kan\u0131dad\u0131r; ancak roller de\u011fi\u015fmi\u015f olarak. Sonu\u00e7ta herkes mutludur.<\/p>\n<p>Korpenik&#8217;ten \u00f6nceki \u00e7a\u011flarda insan-merkezli d\u00fcnya g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmak i\u00e7in felsefi oyunlara gerek yoktu. G\u00f6k kubbesinin d\u00fcnya \u00e7evresinde d\u00f6nd\u00fc\u011f\u00fc g\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu; d\u00fcnyada da insan, \u00e7evresindeki b\u00fct\u00fcn hayvanlara h\u00fckmetmekteydi. Ancak d\u00fcnya merkezi konumunu yitirince insan da bulundu\u011fu doruktan indirildi.<\/p>\n<p>Bunun \u00fczerine, bilimin &#8220;kabal\u0131\u011f\u0131n\u0131&#8221; d\u00fczeltecek bir metafizi\u011fe gerek duyuldu.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6rev de &#8220;idealist&#8221; denilen ki\u015filerce yerine getirildi. Onlara g\u00f6re<br \/>\nmaddesel d\u00fcnya ger\u00e7ek olmayan bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcmden ibarettir; ger\u00e7ek olan ise Ak\u0131l veya Ruh&#8217;tur; o, filozofun ak\u0131l ve ruhundan \u00fcst\u00fcnd\u00fcr; t\u0131pk\u0131 filozofun s\u0131radan insandan \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu gibi. &#8220;\u0130nsan\u0131n evi gibisi yoktur&#8221; deyiminin tersine, bu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler bize her yerin kendi evimiz gibi oldu\u011fu g\u00fcvencesi verirler. En iyi olan her \u015feyimizde, yani s\u00f6z konusu filozofla payla\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z her \u015feyde, evrenle uyum i\u00e7indeyiz. Hegel bize evrenin, onun d\u00f6nemindeki Prusya Devleti&#8217;ne benzedi\u011fi g\u00fcvencesini de verir; onun \u0130ngiliz ard\u0131llar\u0131 da evreni daha \u00e7ok iki meclisli pl\u00fctokratik bir demokrasiye benzetirler. Bu g\u00f6r\u00fc\u015fler i\u00e7in \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen gerek\u00e7elerde, bunlar\u0131n insanc\u0131l \u00f6zlemlerle olan ba\u011f\u0131nt\u0131s\u0131, o g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn sahiplerinden bile gizlenecek bi\u00e7imde kamufle edilmi\u015ftir: bu gerek\u00e7eler g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015fte mant\u0131k ve \u00f6nermelerin tart\u0131\u015f\u0131lmas\u0131 gibi kuru kaynaklardan \u00e7\u0131kar\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak hep tek bir do\u011frultuda yanl\u0131\u015flar yap\u0131lm\u0131\u015f olmas\u0131, \u00f6zlemlerin etkisini a\u00e7\u0131\u011fa vurmaktad\u0131r. Bir aritmetik toplamas\u0131 yaparken insan\u0131n kendi lehine yanl\u0131\u015f yapmas\u0131, aleyhine olan\u0131 yapmas\u0131ndan daha olas\u0131d\u0131r. Bunun gibi, bir kimsenin mant\u0131k y\u00fcr\u00fct\u00fcrken kendi \u00f6zlemleri y\u00f6n\u00fcnde yanl\u0131\u015flar yapmas\u0131, \u00f6zlemlerine ters olan y\u00f6nde yanl\u0131\u015flar yapmas\u0131ndan daha olas\u0131d\u0131r. Demek oluyor ki, soyut d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr olarak adland\u0131r\u0131lan ki\u015filerin incelenmesinde, ki\u015filiklerinin anahtar\u0131 yapt\u0131klar\u0131 yanl\u0131\u015flardan anla\u015f\u0131labilir.<\/p>\n<p>\u00c7ok ki\u015fi insanlar\u0131n icat etti\u011fi sistemlerin, ger\u00e7ek olmasalar bile zarars\u0131z<br \/>\nve rahatlat\u0131c\u0131 olduklar\u0131n\u0131 ve onlara dokunulmamas\u0131 gerekti\u011fini savunur. Ancak onlar ger\u00e7ekte zarars\u0131z de\u011fildirler ve insanlar\u0131 \u00f6nlenebilecek ac\u0131lara<br \/>\nkatlanmaya y\u00f6nelttikleri i\u00e7in getirdikleri rahatl\u0131k \u00e7ok pahal\u0131ya malolmaktad\u0131r. Ya\u015famdaki k\u00f6t\u00fcl\u00fckler k\u0131smen do\u011fal nedenlerden, k\u0131smen de insanlar\u0131n birbirlerine olan d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Eskiden rekabet ve sava\u015flar, yiyecek sa\u011flamak i\u00e7in gerekliydi; bu<br \/>\nyiyecekler de sadece galip gelenlerce elde edilebiliyordu. \u015eimdi bilim<br \/>\nsayesinde do\u011fal g\u00fc\u00e7lere egemen olma yoluna girildi\u011fine g\u00f6re, insanlar<br \/>\nbirbirlerini yenmek yerine kendilerini do\u011fay\u0131 fethetmeye adarlarsa herkes<br \/>\ndaha rahat ve mutlu olur. Do\u011fan\u0131n bir dost, bazen de ba\u015fka insanlarla<br \/>\nkavgalar\u0131m\u0131zda bir m\u00fcttefik olarak takdim edilmesi, insan\u0131n d\u00fcnyadaki ger\u00e7ek konumunu belirsizle\u015ftirmekte ve insano\u011flunun kal\u0131c\u0131 mutlulu\u011funu sa\u011flayacak yegane sava\u015f\u0131m olan bilimsel g\u00fc\u00e7 aray\u0131\u015f\u0131na giden \u00e7abalar\u0131 sapt\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu faydac\u0131 gerek\u00e7eler yan\u0131nda ger\u00e7ekd\u0131\u015f\u0131 inan\u00e7lara dayal\u0131 bir mutluluk aray\u0131\u015f\u0131n\u0131n y\u00fcce ve yetkin bir y\u00f6n\u00fc yoktur. D\u00fcnyadaki ger\u00e7ek konumumuzu korkusuzca alg\u0131lamakta tam bir mutluluk, ve mit duvarlar\u0131 arkas\u0131na saklananlar\u0131n g\u00f6rebileceklerinden \u00e7ok daha canl\u0131 bir dram vard\u0131r.<br \/>\nD\u00fc\u015f\u00fcnce d\u00fcnyas\u0131nda, kendi fiziksel g\u00fc\u00e7s\u00fczl\u00fckleriyle y\u00fczle\u015fmeye haz\u0131r<br \/>\nolanlar\u0131n a\u00e7\u0131labilecekleri &#8220;engin denizler&#8221; vard\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlardan daha<br \/>\n\u00f6nemli olarak da g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n\u0131 karartan, insanlar\u0131 kavgac\u0131 ve ac\u0131mas\u0131z yapan<br \/>\nKorku&#8217;nun zulm\u00fcnden kurtulu\u015f vard\u0131r. D\u00fcnyadaki konumunu oldu\u011fu gibi g\u00f6rme y\u00fcreklili\u011fi g\u00f6stermeyen hi\u00e7 kimse bu korkudan kurtulamaz; kendisine, kendi k\u00fc\u00e7\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc g\u00f6rme olana\u011f\u0131 vermeyen hi\u00e7 kimse muktedir oldu\u011fu y\u00fcceli\u011fe eri\u015femez.<\/p>\n<p><b>Bilim Bo\u015f-\u0130nanl\u0131 m\u0131d\u0131r?<br \/>\n<\/b><br \/>\nModern ya\u015fam iki y\u00f6nden bilim temeline oturmaktad\u0131r. Hepimiz ekmek paras\u0131, rahat\u0131m\u0131z\u0131 sa\u011flayan ara\u00e7lar ve e\u011flence gereksinimlerimizi kar\u015f\u0131lamada bir bak\u0131ma bilimsel bulu\u015f ve ke\u015fiflere ba\u011f\u0131ml\u0131y\u0131zd\u0131r. \u00d6te yandan son \u00fc\u00e7 y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde bilimsel g\u00f6r\u00fc\u015fle ilintili olan baz\u0131 zihinsel al\u0131\u015fkanl\u0131klar bir avu\u00e7 \u00fcst\u00fcn yetenekli ki\u015fiden giderek toplumun b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcne yay\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Yeterince uzun s\u00fcreler g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda, bilimin bu iki \u00f6zelli\u011finin birbiriyle ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr; ancak her ikisi de \u00f6tekisi olmadan y\u00fczy\u0131llarca var olabilirler. Bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131<br \/>\non sekizinci y\u00fczy\u0131l sonlar\u0131na kadar g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131 pek etkilemedi; \u00e7\u00fcnk\u00fc<br \/>\ns\u0131nai teknolojide devrim yapan b\u00fcy\u00fck bulu\u015flara hen\u00fcz yol a\u00e7mam\u0131\u015ft\u0131. \u00d6te<br \/>\nyandan, bilimin getirdi\u011fi ya\u015fam tarz\u0131, bilimin sadece pratikteki<br \/>\nbaz\u0131 uygulamalar\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmi\u015f toplumlarca da benimsenebilir. B\u00f6yle toplumlar ba\u015fka yerlerde ke\u015ffedilmi\u015f makineleri yapabilir, kullanabilir ve hatta onlarda baz\u0131 ufak tefek geli\u015fmeler ger\u00e7ekle\u015ftirebilir. Ortak insanl\u0131k zekas\u0131 bir g\u00fcn yozla\u015fsa bile, bilimin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 teknik ve g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam, b\u00fcy\u00fck olas\u0131l\u0131kla, nesiller boyu var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilir. Ancak bu durum sonsuza dek s\u00fcremez; \u00e7\u00fcnk\u00fc e\u011fer bir felaket sonucu ciddi \u015fekilde zedelenirse bir daha yerine gelmesi olanaks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, olumlu ya da olumsuz, bilimsel g\u00f6r\u00fc\u015f insanl\u0131k i\u00e7in \u00f6nemli bir konudur. Sanat alan\u0131nda oldu\u011fu gibi bilimsel g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn kendisi de<br \/>\niki y\u00f6nl\u00fcd\u00fcr. Yaratanlar ile de\u011ferlendirenler ayn\u0131 ki\u015filer de\u011fildir ve<br \/>\nbirbirinden farkl\u0131 zihinsel al\u0131\u015fkanl\u0131klar gereksinirler. Her yarat\u0131c\u0131 gibi<br \/>\nbilimsel yarat\u0131c\u0131 da entelekt\u00fcel bir yolla ifade edilen g\u00fc\u00e7l\u00fc duygulardan<br \/>\nesinlenir; bu ifade a\u00e7\u0131klanmam\u0131\u015f bir inanc\u0131 da i\u00e7erir; e\u011fer bu inan\u00e7 olmasa<br \/>\nbilimci belki de pek bir \u015fey ba\u015faramaz. De\u011ferlendiricinin b\u00f6yle bir inanca<br \/>\ngereksinimi yoktur; o her \u015feyi yerli yerinde g\u00f6r\u00fcr; kendince gerekli<br \/>\nnoktalar\u0131 de\u011ferlendirir; belki de yarat\u0131c\u0131y\u0131 kendisine k\u0131yasla kaba ve ilkel<br \/>\nbir ki\u015fi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Uygarl\u0131k daha yayg\u0131n ve daha ola\u011fan bir a\u015famaya<br \/>\ngeldi\u011finde de\u011ferlendirenin d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131nda, yarat\u0131c\u0131 olabilecek ki\u015filere<br \/>\nkar\u015f\u0131 bir h\u00fckmetme e\u011filimi ba\u015fg\u00f6sterir. Sonu\u00e7ta s\u00f6z konusu uygarl\u0131k Bizansla\u015f\u0131r ve geriye d\u00f6n\u00fck bir hal al\u0131r. Bilimde bu t\u00fcr bir geli\u015fim ba\u015flamakta gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. \u00d6nc\u00fclere g\u00fc\u00e7 veren inan\u00e7, \u00f6z\u00fcnden \u00e7\u00fcr\u00fcmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Rusya, Japonya ve Yeni \u00c7in gibi Uzakdo\u011fu \u00fclkeleri bilimi hala on yedinci<br \/>\ny\u00fczy\u0131ldaki co\u015fku ile kar\u015f\u0131lamaktad\u0131r. Bat\u0131l\u0131 uluslar halklar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu<br \/>\nda b\u00f6yledir. Ancak ba\u015frahipler, kendilerinin resmen adand\u0131klar\u0131 bu ibadetten art\u0131k usanmaya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131r. Vaktiyle dinib\u00fct\u00fcn gen\u00e7 Luther,<br \/>\nhastal\u0131ktan kurtulmak i\u00e7in Kapitol&#8217;de J\u00fcpiter&#8217;e kendi ad\u0131na \u00f6k\u00fcz kurban<br \/>\nedilmesine ses \u00e7\u0131karmayan serbest-d\u00fc\u015f\u00fcnceli Papa&#8217;ya sayg\u0131lar\u0131n\u0131 sunmu\u015ftu.<\/p>\n<p>Bunun gibi, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de k\u00fclt\u00fcr odaklar\u0131ndan uzakta olanlar bilime, onun<br \/>\nkahinlerinin art\u0131k duymad\u0131klar\u0131 sayg\u0131y\u0131 beslemektedir. Bol\u015feviklerin<br \/>\n&#8220;bilimsel&#8221; maddecili\u011fi de, vaktiyle ilk d\u00f6nem Alman Protestanlar\u0131nda oldu\u011fu gibi, bu sofulu\u011fu dost d\u00fc\u015fman herkesin yenilik sayaca\u011f\u0131 bir \u015fekil i\u00e7inde devam ettirmeye y\u00f6nelik bir \u00e7abad\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak onlar\u0131n Newton&#8217;un \u00f6\u011fretilerine hararetle ve harfi harfine ba\u011fl\u0131<br \/>\nolmalar\u0131, Bat\u0131&#8217;n\u0131n &#8220;burjuva&#8221; bilimcileri aras\u0131nda ku\u015fkuculu\u011fun yay\u0131lmas\u0131n\u0131<br \/>\nh\u0131zland\u0131rmaktan ba\u015fka sonu\u00e7 vermemi\u015ftir. Tennessee gibi, devletin bilim-\u00f6ncesi bir a\u015famada kalm\u0131\u015f oldu\u011fu yerler d\u0131\u015f\u0131nda, bilim devlet taraf\u0131ndan tan\u0131nan ve te\u015fvik edilen bir faaliyet olarak siyasal a\u00e7\u0131dan tutucu bir nitelik alm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz biliminsanlar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funun temel iman\u0131 stat\u00fckoyu koruman\u0131n \u00f6nemine dayanmaktad\u0131r. Bunun sonucunda bilim i\u00e7in hak etti\u011finden fazlas\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrmemek ve di\u011fer tutucu g\u00fc\u00e7lerin, \u00f6rne\u011fin dinin, istemlerini yerine getirmek konular\u0131na a\u015f\u0131r\u0131 yatk\u0131nd\u0131rlar.<\/p>\n<p>Ancak bu bilimciler b\u00fcy\u00fck bir zorlukla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131yad\u0131rlar. Bilimcilerin<br \/>\n\u00e7o\u011funlu\u011funun tutucu olmas\u0131na kar\u015f\u0131n bilim hala d\u00fcnyadaki en h\u0131zl\u0131 de\u011fi\u015fim arac\u0131d\u0131r. Asya&#8217;daki, Afrika&#8217;daki ve Avrupa&#8217;n\u0131n sanayi toplumlar\u0131ndaki de\u011fi\u015fimin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 heyecan, tutucu g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc ki\u015filerde \u00e7o\u011fu kez ho\u015fnutsuzluk yaratmaktad\u0131r. Bundan da bilimin de\u011feri konusunda, B\u00fcy\u00fck Rahiplerin ku\u015fkuculu\u011funa da katk\u0131da bulunan teredd\u00fctler ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Bu kadarla kalsa \u00f6nemli olmayabilirdi. Ancak durum ger\u00e7ek-entelekt\u00fcel s\u0131k\u0131nt\u0131larla daha da a\u011f\u0131rla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu zorluklar\u0131n, e\u011fer a\u015f\u0131lmazlarsa, bilimsel ke\u015fif \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 sona erdirmeleri olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Bu hemen bir anda oluverecek demek istemiyorum. Rusya ve Asya, Bat\u0131&#8217;n\u0131n yitirmekte oldu\u011fu bilimsel iman\u0131 bir y\u00fczy\u0131l daha s\u00fcrd\u00fcrebilirler. Ancak eninde sonunda, bu inanca kar\u015f\u0131 \u00f6ne s\u00fcr\u00fclen sav\u0131n reddedilemeyece\u011fi ortaya \u00e7\u0131karsa bu, herhangi bir nedenle bir an i\u00e7in, usan\u00e7 duyan insanlar\u0131 ikna edecek, bu kimseler bir kere inand\u0131ktan sonra da eski mutlu g\u00fcvencelerine bir daha kavu\u015famayacaklard\u0131r. Bilimsel imana kar\u015f\u0131 ileri s\u00fcr\u00fclen bu sav, bu nedenle, b\u00fcy\u00fck bir titizlikle incelenmelidir.<\/p>\n<p>Bilimsel imandan s\u00f6z ederken bilimin, esas itibariyle, do\u011fru oldu\u011fu<br \/>\nyolundaki bir mant\u0131ksal sonucu kastetmiyorum. Daha az rasyonel olan ama daha heyecan verici bir \u015feyi, yani ki\u015finin b\u00fcy\u00fck bir bilimsel ka\u015fif olmas\u0131na yol a\u00e7an inan\u00e7 ve duygular sistemini kastediyorum. Soru \u015fudur: bilimsel ke\u015fifler i\u00e7in gereken zihinsel g\u00fcce sahip insanlar aras\u0131nda bu t\u00fcrden duygu ve inan\u00e7lar var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilirler mi?<\/p>\n<p>Yeni yay\u0131nlanm\u0131\u015f \u00e7ok ilgin\u00e7 iki kitap bize bu problemin yap\u0131s\u0131n\u0131 anlamada<br \/>\nyard\u0131mc\u0131 olacakt\u0131r. Bunlar Burtt&#8217;un Metaphysical Foundations of Modern<br \/>\nScience (Modern Bilimin Metafiziksel Temelleri) (1924) ve Whitehead&#8217;in<br \/>\nScience and the Modern World (Bilim ve \u00c7a\u011fda\u015f D\u00fcnya) (1926) adl\u0131 kitaplar\u0131d\u0131r. Bu kitaplar\u0131n ikisi de \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyan\u0131r. Kopernik Galileo ve Newton&#8217;dan esinlenmi\u015f oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemlerini ele\u015ftirmektedir -birincisi hemen hemen t\u00fcm\u00fcyle tarihsel a\u00e7\u0131dan, ikincisi hem tarihsel hem de mant\u0131ksal a\u00e7\u0131dan. Dr. Whitehead&#8217;in kitab\u0131 daha \u00f6nemlidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc yaln\u0131z ele\u015ftirel de\u011fil, ayn\u0131 zamanda yap\u0131c\u0131d\u0131r; ayr\u0131ca gelece\u011fin bilimi i\u00e7in, insanl\u0131\u011f\u0131n bilimd\u0131\u015f\u0131 \u00f6zlemleri y\u00f6n\u00fcnden de doyurucu olacak bir entelekt\u00fcel temel bulmay\u0131 ama\u00e7lamaktad\u0131r. Dr. Whitehead&#8217;in teorisinin ho\u015f diyebilece\u011fimiz b\u00f6l\u00fcmleri i\u00e7in \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc mant\u0131ksal arg\u00fcmanlar\u0131 kabul edemem. Bilimsel kavramlar\u0131n yeni bir entelekt\u00fcel yap\u0131lanmaya gereksinimi oldu\u011funu kabul etmekle beraber bu yeni kavramlar\u0131n entelekt\u00fcel olmayan duygular\u0131m\u0131za eskileri kadar itici gelece\u011fini ve bu nedenle yaln\u0131zca bilim lehinde g\u00fc\u00e7l\u00fc \u00f6nyarg\u0131s\u0131 olanlarca kabul edilecekleri yolundaki g\u00f6r\u00fc\u015fe de kat\u0131l\u0131yorum. \u015eimdi ileri s\u00fcr\u00fclen tezin ne oldu\u011funu g\u00f6relim.<\/p>\n<p>\u0130\u015fe tarihsel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla ba\u015flayal\u0131m. Dr. Whitehead &#8220;Nesneler aras\u0131nda<br \/>\nd\u00fczen, \u00f6zellikle de bir &#8221;do\u011fa d\u00fczeni&#8221;nin var oldu\u011fu hakk\u0131nda yayg\u0131n bir<br \/>\ni\u00e7g\u00fcd\u00fcsel inan\u00e7 olmadan ya\u015fayan bilim de olamaz,&#8221; diyor. Ona g\u00f6re bilim ancak b\u00f6yle bir inanca sahip olan insanlarca yarat\u0131labilirdi; bu nedenle<br \/>\nde inanc\u0131n ba\u015flang\u0131\u00e7taki kayna\u011f\u0131 bilim-\u00f6ncesi d\u00f6nem olmal\u0131yd\u0131. Bilimin<br \/>\ngeli\u015fmesi i\u00e7in gerekli olan karma\u015f\u0131k zihinsel yap\u0131n\u0131n olu\u015fmas\u0131nda ba\u015fka<br \/>\n\u00f6\u011felerin de katk\u0131s\u0131 olmu\u015ftu. Whitehead, Greklerin ya\u015fama bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n daha \u00e7ok dramatik oldu\u011funu, bu nedenle de ba\u015flang\u0131\u00e7tan \u00e7ok sonu vurgulad\u0131\u011f\u0131n\u0131, bunun da bilim a\u00e7\u0131s\u0131ndan sak\u0131ncal\u0131 oldu\u011fu ileri s\u00fcr\u00fcyor. \u00d6te yandan, Grek tragedyas\u0131, olaylar\u0131n do\u011fa yasalar\u0131n\u0131n zorunlu sonucu olarak ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131 yolundaki Kader kavram\u0131n\u0131n olu\u015fmas\u0131na yard\u0131mc\u0131 olmu\u015ftur. &#8220;Grek tragedyas\u0131ndaki Kader, \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnce sisteminde Do\u011fa d\u00fczenine d\u00f6n\u00fc\u015fm\u00fc\u015ft\u00fcr.&#8221; Gerekirci (necessitarian) g\u00f6r\u00fc\u015f Roma hukuku ile desteklenmi\u015ftir. Roma Devleti (hi\u00e7 olmazsa teoride), Do\u011fulu despotlardan farkl\u0131 olarak keyfi de\u011fil, \u00f6nceden belirlenmi\u015f kurallara g\u00f6re hareket etmi\u015fti. Bunun gibi, H\u0131ristiyanl\u0131k da Tanr\u0131&#8217;n\u0131n yasalar uyar\u0131nca hareket etti\u011fi inanc\u0131ndayd\u0131; her ne kadar bu yasalar\u0131 Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendisi koysa da. B\u00fct\u00fcn bunlar bilimsel d\u00fc\u015f\u00fcnce bi\u00e7iminin zorunlu bir \u00f6gesi olan Do\u011fal Yasalar kavram\u0131n\u0131n olu\u015fmas\u0131n\u0131 kolayla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>On alt\u0131nc\u0131 ve on yedinci y\u00fczy\u0131l \u00f6nc\u00fclerinin \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 esinleyen<br \/>\nbilim-d\u0131\u015f\u0131 inan\u00e7lar Dr. Burtt taraf\u0131ndan \u00f6vg\u00fcye de\u011fer bir bi\u00e7imde ortaya<br \/>\nkonmu\u015ftur; kendisi bunun i\u00e7in, pek az bilinen bir\u00e7ok orijinal kaynaktan<br \/>\nyararlanm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rne\u011fin Kepler, gen\u00e7li\u011finin kritik bir d\u00f6neminde, Zerd\u00fc\u015ft<br \/>\ndininden olanlar\u0131n G\u00fcne\u015f&#8217;e tapma \u015feklindeki ibadetlerini k\u0131smen benimsemi\u015f gibidir. &#8220;\u00d6zellikle G\u00fcne\u015f&#8217;in tanr\u0131la\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 ve ona yara\u015f\u0131r konumun evrenin merkezi oldu\u011fu yolundaki d\u00fc\u015f\u00fcnceler Kepler&#8217;i, gen\u00e7lik co\u015fkusu ve co\u015fkulu hayal g\u00fcc\u00fcn\u00fcn etkisiyle, yeni sistemi kabule y\u00f6neltmi\u015ftir.&#8221; B\u00fct\u00fcn R\u00f6nesans d\u00f6nemi boyunca H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131, esas itibariyle Pagan \u00e7a\u011f\u0131 uygarl\u0131\u011f\u0131na duyulan hayranl\u0131ktan kaynaklanan bir t\u00fcr d\u00fc\u015fmanl\u0131k var olmu\u015ftur. Bu d\u00fc\u015fmanl\u0131k, kural olarak a\u00e7\u0131k\u00e7a dile getirilemediyse de \u00f6rne\u011fin, fiziksel belirlenimcilik (determinizm) i\u00e7erdi\u011fi gerek\u00e7esiyle Kilise&#8217;nin k\u0131nad\u0131\u011f\u0131 astrolojinin yeniden canlanmas\u0131na yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 olan bu ba\u015fkald\u0131r\u0131 bilimle oldu\u011fu kadar bo\u015f-inanla<br \/>\nda ilintilidir ve Kepler \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi bazen her ikisiyle de i\u00e7 i\u00e7edir.<\/p>\n<p>Eski\u00e7a\u011f&#8217;da yayg\u0131n olmayan, Orta\u00e7a\u011f&#8217;da ise hi\u00e7 g\u00f6r\u00fclmeyen \u00e7ok \u00f6nemli bir \u00f6\u011fe daha vard\u0131r: &#8220;\u00e7\u00f6z\u00fclemeyen ve tekrarlanan&#8221; olgulara duyulan ilgi.<br \/>\nR\u00f6nesans \u00f6ncesinde olgulara kar\u015f\u0131 merak duyulmas\u0131 ki\u015filere \u00f6zg\u00fcyd\u00fc; \u00f6rne\u011fin \u0130mparator 2. Frederick ve Roger Bacon. Ancak R\u00f6nesans d\u00f6neminde bu merak ayd\u0131nlar aras\u0131nda birden yayg\u0131nla\u015ft\u0131. Montaigne&#8217;de bu, Do\u011fal Yasalara ilgi duymaks\u0131z\u0131n var olan bir merakt\u0131r; bu nedenle de Montaigne bir bilim adam\u0131 de\u011fildir. Bilim u\u011fra\u015f\u0131, kendine \u00f6zg\u00fc bir genel ve \u00f6zel ilgiler kar\u0131\u015f\u0131m\u0131n\u0131 i\u00e7erir; \u00f6zel durum, genel durumu ayd\u0131nlatabilece\u011fi umuduyla incelenir. Orta\u00e7a\u011f&#8217;da \u00f6zel durumun, teorik olarak, genel ilkelerden \u00e7\u0131kar\u0131labilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrd\u00fc; R\u00f6nesans d\u00f6neminde genel ilkeler g\u00f6zden d\u00fc\u015ft\u00fc ve eski \u00e7a\u011flara olan tutku \u00f6zel olaylara kar\u015f\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ilgiye yol a\u00e7t\u0131. Bu ilgi Grek, Roma ve skolastik geleneklere g\u00f6re e\u011fitilmi\u015f beyinlerde, sonunda Kepler ve Galileo gibi bilimsel ki\u015filiklerin ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131n\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lan d\u00fc\u015f\u00fcnsel atmosferi yaratt\u0131. Do\u011fald\u0131r ki bu atmosfer onlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131 sarmalam\u0131\u015f ve g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki izleyicilerine kadar gelmi\u015ftir. &#8220;Bilim, k\u00f6kenini R\u00f6nesans sonlar\u0131n\u0131n tarihsel<br \/>\nba\u015fkald\u0131r\u0131s\u0131ndan hi\u00e7 ay\u0131rmam\u0131\u015ft\u0131r; daha \u00e7ok, ilkel bir inanca dayal\u0131,<br \/>\nrasyonalizm-kar\u015f\u0131t\u0131 bir hareket olarak s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fcr. Gerek duydu\u011fu uslamlama sistemini, t\u00fcmdengelim y\u00f6ntemini uygulayan Grek rasyonalizminin ya\u015fayan bir yadigar\u0131 olan matematikten alm\u0131\u015ft\u0131r. Bilim felsefeyi reddeder.<\/p>\n<p>Ba\u015fka bir deyi\u015fle, inanc\u0131n\u0131 hakl\u0131 k\u0131lmaya veya a\u00e7\u0131klamaya hi\u00e7 gerek duymam\u0131\u015f, Hume&#8217;un onu yads\u0131mas\u0131na da sessizce kay\u0131ts\u0131z kalm\u0131\u015ft\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Emekleme d\u00f6nemindeyken onu beslemi\u015f olan bo\u015f-inanlardan ay\u0131r\u0131rsak bilim var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilir mi? Bilimin felsefeye kar\u015f\u0131 g\u00f6sterdi\u011fi kay\u0131ts\u0131zl\u0131k, ku\u015fkusuz, bilimin \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 ba\u015far\u0131s\u0131 nedeniyledir. Bilim, insan\u0131n g\u00fc\u00e7l\u00fc oldu\u011fu duygusunu kuvvetlendirmi\u015f; bu nedenle de, teolojik geleneklerle kimi zaman \u00e7at\u0131\u015fmas\u0131na kar\u015f\u0131n, genelde iyi kabul g\u00f6rm\u00fc\u015ft\u00fcr. Ancak son zamanlarda, kendi i\u00e7 sorunlar\u0131 onu felsefeyle ilgilenmeye y\u00f6neltmi\u015ftir. Bu, \u00f6zellikle uzay ve zaman\u0131 bir uzay-zaman d\u00fczeninde birle\u015ftiren g\u00f6recelik teorisi i\u00e7in s\u00f6z konusu olmu\u015ftur. Bunun yan\u0131 s\u0131ra, s\u00fcrekli olmayan harekete gereksinimi varm\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcnen kuantum teorisi i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Yine, bir ba\u015fka alanda, fizyoloji ve biyokimya, felsefeyi can al\u0131c\u0131 bir noktas\u0131nda tehdit eden psikolojinin alan\u0131na el uzatmaktad\u0131r. Dr. Watson&#8217;un davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131 bu sald\u0131r\u0131n\u0131n bir \u00f6nc\u00fc kuvvetini olu\u015fturmakta; felsefi gelenek i\u00e7in sayg\u0131l\u0131 say\u0131lamayacak \u015feyler i\u00e7ermekte; buna kar\u015f\u0131n kendine \u00f6zg\u00fc yeni bir felsefeye de gerek duymaktad\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu nedenlerden dolay\u0131 bilim ve felsefenin bu so\u011fuk sava\u015f\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeleri art\u0131k olanaks\u0131zd\u0131r; d\u00fc\u015fman ya da dost olmak zorundad\u0131rlar. Bilim, temelleri konusunda felsefenin ona y\u00f6neltti\u011fi sorular\u0131 yan\u0131tlayamazsa dost olamazlar. Dost olmalar\u0131 durumunda ise birbirlerini yok ederler; yaln\u0131z birinin tek ba\u015f\u0131na alana egemen olmas\u0131 art\u0131k olanaks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Bilimin felsefi a\u00e7\u0131dan kendini kan\u0131tlamas\u0131 i\u00e7in Dr. Whitehead iki \u015fey<br \/>\n\u00f6nermektedir. Bir yandan yeni baz\u0131 kavramlar ortaya atmaktad\u0131r ki onlar<br \/>\nsayesinde g\u00f6recelik ve kuantum fizi\u011fi, eski kat\u0131madde kavram\u0131nda yap\u0131lacak b\u00f6l\u00fck p\u00f6r\u00e7\u00fck de\u011fi\u015fikliklerle elde edilecek sonu\u00e7lara g\u00f6re, zihinsel bak\u0131mdan daha doyurucu olan bir yap\u0131lanma olana\u011f\u0131 bulacakt\u0131r. Eserin bu b\u00f6l\u00fcm\u00fc hen\u00fcz arzu edilen \u00f6l\u00e7\u00fcde geli\u015ftirilmi\u015f olmamakla beraber geni\u015f anlam\u0131yla bilim kapsam\u0131na girmektedir ve bizleri baz\u0131 olgular hakk\u0131ndaki teorik bir yorumu bir ba\u015fkas\u0131na tercih etmeye y\u00f6nelten al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f kan\u0131tlama y\u00f6ntemine de olanak vermektedir.<\/p>\n<p>Tekni\u011finin zor oldu\u011funu belirtmek d\u0131\u015f\u0131nda bu konuya de\u011finmeyece\u011fim. \u015eu<br \/>\nanda ilgilendi\u011fimiz konu y\u00f6n\u00fcnden \u00f6nemli olan, Dr. Whitehead&#8217;in<br \/>\neserinin daha felsefi olan b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Bize sadece daha iyi bir bilim<br \/>\n\u00f6nermekle yetinmeyip, ayn\u0131 zamanda Hume&#8217;dan bu yana bir anlamda rasyonel olmayan geleneksel bilimi rasyonel k\u0131lacak bir de felsefe \u00f6neriyor. Bu felsefe temelde Bergson&#8217;unkine \u00e7ok benzer. Burada kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131m zorluk \u015fudur: Dr. Whitehead&#8217;in yeni kavramlar\u0131, normal bilimsel ve mant\u0131ksal s\u0131namalara olanak veren form\u00fcllerle ifade ediliyorlarsa da \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc felsefeyi gerektirmiyorlar gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Bu nedenle felsefesi kendi i\u00e7erdi\u011fi de\u011ferlere g\u00f6re kabul edilmelidir. Onu,<br \/>\ne\u011fer do\u011fru ise, bilimi hakl\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 (justification) i\u00e7in kabul etmemeliyiz;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc tart\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z sorun bilimin hakl\u0131 k\u0131l\u0131nmas\u0131n\u0131n olanakl\u0131 olup<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Onu oldu\u011fu gibi, bize ger\u00e7ekten do\u011fru gelip gelmedi\u011fi bak\u0131m\u0131ndan incelemeliyiz; ancak bunda da kendimizi eski karga\u015fa ile y\u00fcz y\u00fcze buluyoruz.<\/p>\n<p>\u015eimdi sadece tek bir nokta, ama \u00e7ok \u00f6nemli bir nokta \u00fczerinde duraca\u011f\u0131m.<br \/>\nBilindi\u011fi gibi Bergson ge\u00e7mi\u015fin bellekte ya\u015famay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc, hi\u00e7 bir \u015feyin asla ger\u00e7ekten unutulmad\u0131\u011f\u0131 kan\u0131s\u0131ndad\u0131r. Bu noktalarda Dr. Whitehead onunla hemfikir g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bu \u015fairane bir ifade olarak \u00e7ok ho\u015f olmakla beraber, benim d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc\u015f\u00fcme g\u00f6re, olaylar\u0131 bilimsel netlikle dile getirdi\u011fi kabul edilemez. Ge\u00e7mi\u015fteki bir olay\u0131 -diyelim ki \u00c7in&#8217;e var\u0131\u015f\u0131m\u0131- an\u0131ms\u0131yorsam, yeniden \u00c7in&#8217;e vard\u0131\u011f\u0131m\u0131 s\u00f6ylemem sadece mecazi bir ifadedir. An\u0131msad\u0131\u011f\u0131m zaman baz\u0131 s\u00f6zc\u00fckler ve imgeler belirir. Bunlar\u0131n an\u0131msad\u0131\u011f\u0131m \u015feylerle nedensellik ve benzerlik ili\u015fkisi vard\u0131r ve bu benzerlik genellikle mant\u0131ksal yap\u0131 benzerli\u011finden \u00f6te bir \u015fey de\u011fildir. An\u0131n\u0131n, ge\u00e7mi\u015fteki olay\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi oldu\u011funu s\u00f6ylesek bile bu, olay\u0131n kendisi ile an\u0131s\u0131 aras\u0131ndaki ili\u015fki hakk\u0131ndaki bilimsel soruya bir yan\u0131t olu\u015fturmaz. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle s\u00f6ylesek bile, yine de, aradan ge\u00e7en s\u00fcrede olay\u0131n de\u011fi\u015fti\u011fini kabul etmek zorunday\u0131z; bu sefer de de\u011fi\u015fimin hangi bilimsel yasalar uyar\u0131nca ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi sorusuyla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kal\u0131r\u0131z. An\u0131y\u0131 yeni bir olay olarak veya olduk\u00e7a de\u011fi\u015fmi\u015f eski bir olay olarak adland\u0131rman\u0131n bilimsel problem a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir fark\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>Hume&#8217;dan bu yana bilim felsefesinde yer alan iki b\u00fcy\u00fck skandal nedensellik ve t\u00fcmevar\u0131md\u0131r. Bu iki y\u00f6nteme hepimiz g\u00fcveniriz; ancak Hume bu inanc\u0131n hi\u00e7bir rasyonel temele dayanmayan, bilin\u00e7siz bir inan\u00e7 oldu\u011fu yolunda bir kan\u0131 uyand\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. Dr. Whitehead kendi felsefesinin Hume&#8217;a bir yan\u0131t olana\u011f\u0131 sa\u011flad\u0131\u011f\u0131na inan\u0131yor. Kant da ayn\u0131 \u015feyi d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fc\u015ft\u00fc. Ben her ikisini de kabul edemiyorum. Ancak herkes gibi ben de bir yan\u0131t olmas\u0131 gerekti\u011fine inanmaktan da kendimi alam\u0131yorum. Bu durum derin bir rahats\u0131zl\u0131k kayna\u011f\u0131d\u0131r; bilim ile felsefe kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaya devam ettik\u00e7e rahats\u0131zl\u0131k artacakt\u0131r. Bir yan\u0131t bulunabilece\u011fini ummak durumday\u0131z; ancak ben yan\u0131t\u0131n bulunmu\u015f oldu\u011funa inanam\u0131yorum.<\/p>\n<p>Bilim g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki durumuyla k\u0131smen olumlu, k\u0131smen de olumsuz olarak<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bize \u00e7evremizi d\u00fczenleme g\u00fcc\u00fc vermesi ve k\u00fc\u00e7\u00fck de olsa<br \/>\n\u00f6nemli bir az\u0131nl\u0131k i\u00e7in zihinsel doyum olana\u011f\u0131 sa\u011flamas\u0131 bak\u0131m\u0131ndan da<br \/>\nolumludur. Olumsuzdur; \u00e7\u00fcnk\u00fc ne kadar maskelemeye \u00e7al\u0131\u015fsak da insan<br \/>\neylemlerini, teorik olarak, \u00f6nceden tahmin etme olana\u011f\u0131n\u0131 i\u00e7eren bir<br \/>\ngerekircili\u011fi varsaymakta, bu bak\u0131mdan da sanki insan\u0131n g\u00fcc\u00fcn\u00fc azaltmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Do\u011fal olarak insanlar bilimin olumlu y\u00f6n\u00fcn\u00fc al\u0131koyup olumsuz y\u00f6n\u00fcnden<br \/>\nkurtulmay\u0131 arzular; ancak bunu ba\u015farma \u00e7abalar\u0131 \u015fimdiye dek bo\u015fa<br \/>\n\u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Nedensellik ve t\u00fcmevar\u0131ma inanc\u0131m\u0131z\u0131n irrasyonel oldu\u011funu<br \/>\nvurgularsak, bilimin do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmedi\u011fimiz ve bize onu olumlu<br \/>\nk\u0131lan, \u00e7evremize egemen olma olana\u011f\u0131n\u0131n her an yok olabilece\u011fi sonucuyla<br \/>\nkar\u015f\u0131la\u015f\u0131r\u0131z. Ancak bu sonu\u00e7 t\u00fcm\u00fcyle teorik olup, \u00e7a\u011fda\u015f bir insan\u0131n uygulamada benimseyece\u011fi bir \u015fey de\u011fildir. \u00d6te yandan bilimsel y\u00f6ntemin savlar\u0131n\u0131 kabul edersek nedensellik ve t\u00fcmevar\u0131m\u0131n, her \u015feye oldu\u011fu gibi, insan iradesine de uygulanabilir oldu\u011funu kabulden ka\u00e7\u0131namay\u0131z. Yirminci y\u00fczy\u0131lda fizik, fizyoloji ve psikoloji alanlar\u0131ndaki geli\u015fmeler bu sonucu g\u00fc\u00e7lendirmektedir.<\/p>\n<p>Sonunda \u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ki, bilimin rasyonel kan\u0131tlamas\u0131 teorik olarak<br \/>\nyetersiz ise de, bilimin olumsuz y\u00f6nlerini b\u0131rak\u0131p olumlu olanlar\u0131n\u0131<br \/>\nal\u0131koymam\u0131z\u0131 sa\u011flayan bir y\u00f6ntem mevcut de\u011fildir. Durumun mant\u0131\u011f\u0131yla<br \/>\ny\u00fczle\u015fmekten ka\u00e7\u0131narak ku\u015fkusuz bunu ba\u015farabiliriz. Ancak o zaman d\u00fcnyay\u0131 anlamay\u0131 ama\u00e7 edinmi\u015f olan bilimsel ke\u015fif d\u00fcrt\u00fcs\u00fcn\u00fc de daha kayna\u011f\u0131nda kurutmu\u015f oluruz. Gelece\u011fin bu karma\u015f\u0131k probleme daha doyurucu bir \u00e7\u00f6z\u00fcm getirmesini umal\u0131m.<\/p>\n<p><b>\u0130nsan Rasyonel Olabilir mi?<br \/>\n<\/b><br \/>\nKendimi hep bir rasyonalist olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcm; ve bana g\u00f6re bir rasyonalist, insanlar\u0131n rasyonel olmas\u0131n\u0131 isteyen ki\u015fidir. Rasyonellik g\u00fcn\u00fcm\u00fczde birtak\u0131m sert ele\u015ftirilere u\u011fram\u0131\u015f bulunuyor; \u00f6yle ki, ne anlama geldi\u011finin bilinmesi, bilinmesi durumunda da insanlar\u0131n elde edebilecekleri bir \u015fey olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kestirmek zordur. Rasyonelli\u011fi tan\u0131mlama sorununun biri teorik, \u00f6teki de pratik olmak \u00fczere iki y\u00f6n\u00fc vard\u0131r: Rasyonel d\u00fc\u015f\u00fcnce nedir? Rasyonel davran\u0131\u015f nas\u0131ld\u0131r? Faydac\u0131l\u0131k (pragmatizm) kan\u0131lar\u0131n irrasyonel oldu\u011funu, psikanaliz de davran\u0131\u015flar\u0131n irrasyonel oldu\u011funu vurgular.<\/p>\n<p>Bu iki yakla\u015f\u0131m \u00e7o\u011fu kimseyi, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve davran\u0131\u015flar\u0131n olumlu bir \u015fekilde<br \/>\nuyum g\u00f6sterecekleri ideal bir rasyonelli\u011fin var olmad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcne y\u00f6neltmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu da \u015f\u00f6yle bir sonuca yol a\u00e7ar g\u00f6r\u00fcnmektedir: E\u011fer siz ve ben de\u011fi\u015fik<br \/>\nkan\u0131lara sahipsek, bunu tart\u0131\u015fman\u0131n ya da tarafs\u0131z bir ki\u015finin hakemli\u011fine<br \/>\nba\u015fvurman\u0131n yarar\u0131 yoktur. Yapabilece\u011fimiz tek \u015fey, parasal ve askeri g\u00fcc\u00fcm\u00fcz \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde, etkili konu\u015fma, reklam, ya da sava\u015f yollar\u0131yla birbirimizle m\u00fccadele etmektir. B\u00f6yle bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n \u00e7ok tehlikeli, uzun d\u00f6nemde ise uygarl\u0131k i\u00e7in yokedici nitelikte oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Bu nedenle, rasyonellik idealinin, onu yok edece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclen fikirlerden etkilenmedi\u011fini, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve ya\u015fama bir yol g\u00f6sterici olarak eskiden ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn \u00f6nemi korudu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>\u00d6nce kan\u0131lar\u0131n rasyonelli\u011fini ele alal\u0131m. Bunu, basit olarak, bir kanaate<br \/>\nvarmadan \u00f6nce, konuyla ilgili b\u00fct\u00fcn kan\u0131tlar\u0131 dikkate alma olarak tan\u0131ml\u0131yorum. Rasyonel bir ki\u015fi kesinli\u011fin olanakl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 durumlarda olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 en kuvvetli olan g\u00f6r\u00fc\u015fe en b\u00fcy\u00fck a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131 verir, yabana at\u0131lamayacak \u00f6l\u00e7\u00fcde olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 olanlar\u0131 da varsay\u0131m olarak akl\u0131nda tutar; \u00e7\u00fcnk\u00fc bunlar\u0131n tercihini gerektiren baz\u0131 kan\u0131tlar sonradan ortaya \u00e7\u0131kabilir. Do\u011fald\u0131r ki burada, ger\u00e7eklerin ve olas\u0131l\u0131klar\u0131n \u00e7o\u011fu durumda nesnel bir y\u00f6ntemle -yani iki dikkatli ki\u015fiyi ayn\u0131 sonuca g\u00f6t\u00fcrecek bir y\u00f6ntemle- saptanabilece\u011fi varsay\u0131lmaktad\u0131r. Bu varsay\u0131m s\u0131k s\u0131k sorgulanmaktad\u0131r. \u00c7ok kimse akl\u0131n tek i\u015flevinin ki\u015finin kendi \u00f6zlem ve gereksiniminin doyumunu kolayla\u015ft\u0131rmak oldu\u011funu s\u00f6ylemektedir.<\/p>\n<p>Pelebs Ders Kitaplar\u0131 Komitesi&#8217;nin yay\u0131nlad\u0131\u011f\u0131 Outline of Psychology (Psikolojinin Anahatlar\u0131) kitab\u0131nda (sayfa 68) &#8220;Zihin her,seyden \u00e7ok bir taraf tutma arac\u0131d\u0131r. \u0130\u015flevi ki\u015fiye ya da t\u00fcre yararl\u0131 olacak eylemlerin ger\u00e7ekle\u015fmesini ve daha az yararl\u0131 olanlar\u0131n\u0131n engellenmesini g\u00fcven alt\u0131na almakt\u0131r,&#8221; denilmektedir.<\/p>\n<p>Ancak ayn\u0131 yazarlar yine ayn\u0131 kitapta (sayfa 123) ve yine italik harflerle<br \/>\n&#8220;Marksistlerin inanc\u0131 ile dinsel inan\u00e7 aras\u0131ndaki fark pek derinlerdedir;<br \/>\ndinsel inan\u00e7 \u00f6zlem ve gelenek temeline, di\u011feri ise nesnel ger\u00e7eklerin bilimsel analizine dayan\u0131r,&#8221; demektedirler. E\u011fer ama\u00e7lar\u0131 kendilerini Marksist inanc\u0131 se\u00e7meye y\u00f6nelten \u015feyin ak\u0131l olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrmek de\u011filse, bu s\u00f6zler ak\u0131l i\u00e7in s\u00f6ylemi\u015f olduklar\u0131 s\u00f6zlerle \u00e7eli\u015fmektedir. Ama\u00e7lar\u0131 ne olursa olsun &#8220;nesnel ger\u00e7eklerin bilimsel analizinin&#8221; olanakl\u0131 oldu\u011funu kabul ettiklerine g\u00f6re, nesnel anlamda rasyonel olan g\u00f6r\u00fc\u015flerin de olanakl\u0131 oldu\u011funu kabul etmeleri gerekir.<\/p>\n<p>\u0130rrasyonel bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 \u00f6neren daha bilge yazarlar, \u00f6rne\u011fin faydac\u0131<br \/>\nfilozoflar, bu kadar kolay a\u00e7\u0131k vermiyorlar. Onlar, kan\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n,<br \/>\ndo\u011fru olmalar\u0131 i\u00e7in uymalar\u0131 gereken nesnel ger\u00e7ek diye bir \u015feyin var<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcr\u00fcyorlar. Onlar i\u00e7in kan\u0131lar yaln\u0131zca varolma sava\u015f\u0131nda<br \/>\nkulland\u0131\u011f\u0131m\u0131z silahlard\u0131r ve insan\u0131n ya\u015fam\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesine yard\u0131mc\u0131<br \/>\nolanlar\u0131na &#8220;do\u011fru&#8221; denilmelidir. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f \u0130.S. alt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131lda, Budizm<br \/>\nJaponya&#8217;ya ilk eri\u015fti\u011fi zamanlar, Japonya&#8217;da yayg\u0131n olan g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fc. Yeni dinin do\u011frulu\u011fundan ku\u015fku duyan iktidar, deneme olarak, saray mensuplar\u0131ndan birine bu dini kabul etmesini emretti; e\u011fer bu ki\u015fi ba\u015fkalar\u0131ndan daha ba\u015far\u0131l\u0131 olursa yeni din herkes\u00e7e kabul edilecekti. Bu y\u00f6ntem faydac\u0131lar\u0131n b\u00fct\u00fcn din tart\u0131\u015fmalar\u0131nda -g\u00fcn\u00fcm\u00fcze uyum sa\u011flayacak de\u011fi\u015fikliklerle- benimsedikleri y\u00f6ntemdir; ancak ben, insan\u0131 zenginli\u011fe, b\u00fct\u00fcn \u00f6teki dinlerden daha \u00e7abuk g\u00f6t\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc anla\u015f\u0131lan Musevili\u011fe ge\u00e7en bir kimse duymad\u0131m.<\/p>\n<p>Faydac\u0131lar &#8220;do\u011fru&#8221;yu bu \u015fekilde tan\u0131mlasalar da g\u00fcnl\u00fck ya\u015famda zaman zaman ortaya \u00e7\u0131kan ve bu denli incelikli olmayan sorunlarda hep \u00e7ok de\u011fi\u015fik bir standart uygularlar. Bir cinayet davas\u0131n\u0131n j\u00fcrisinde yer alan bir faydac\u0131, kan\u0131tlar\u0131 herhangi bir insan gibi de\u011ferlendirecektir; ancak e\u011fer kendisine \u00f6zg\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc uygulayacak olsa, toplumda kimin idam edilmesinin daha karl\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmesi gerekir. Tan\u0131m gere\u011fi o ki\u015fi cinayetin de su\u00e7lusudur; \u00e7\u00fcnk\u00fc ba\u015fka birisinin de\u011fil de onun su\u00e7lu oldu\u011funa inanmak daha yararl\u0131, bu nedenle de daha &#8220;do\u011fru&#8221;dur. Bu t\u00fcr faydac\u0131l\u0131k ne yaz\u0131k ki bazen ger\u00e7ekten uygulan\u0131yor. Amerika ve Rusya&#8217;da bu tan\u0131ma uygun &#8220;d\u00fczmece su\u00e7lamalar&#8221; yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 duymu\u015ftum. Ancak b\u00f6yle durumlarda, ger\u00e7e\u011fi gizlemek i\u00e7in hi\u00e7 bir \u00e7aba esirgenmiyor; ba\u015far\u0131l\u0131 olunamazsa da rezalet \u00e7\u0131k\u0131yor. Gizleme i\u00e7in g\u00f6sterilen bu \u00e7aba, bir cinayet olay\u0131nda polisin bile nesnel ger\u00e7e\u011fe inand\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermektedir. Bilimde aranan da bu t\u00fcrden -\u00e7ok alelade ve tats\u0131z- bir nesnel ger\u00e7ektir. \u0130nsanlar, onu bulma umudunu ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece, dinde aranan ger\u00e7ek de bu t\u00fcrdendir. \u0130nsanlar ancak dinin ger\u00e7ek oldu\u011funu do\u011frudan kan\u0131tlamaktan umut kesti\u011fi zamand\u0131r ki, onun s\u00f6z\u00fcm ona yeni-moda bir anlamda &#8220;ger\u00e7ek&#8221; oldu\u011funu kan\u0131tlamaya koyulmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Genel olarak ifade etmek gerekirse, irrasyonalizm, yani nesnel ger\u00e7e\u011fi<br \/>\nyads\u0131mak, hemen her zaman, hi\u00e7bir kan\u0131t\u0131 olmayan bir \u015feyde \u0131srar etmek; ya da \u00e7ok sa\u011flam kan\u0131tlar\u0131 olan bir \u015feyi yads\u0131mak arzusundan kaynaklan\u0131r. Ancak, yat\u0131r\u0131m yapmak gibi, bir hizmet\u00e7i tutmak gibi pratik konularda hep nesnel ger\u00e7e\u011fe olan inan\u00e7 egemen olur. E\u011fer herhangi bir konudaki inanc\u0131m\u0131z\u0131n do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7ek olgularla s\u0131nanabiliyorsa, ba\u015fka konularda da ayn\u0131 s\u0131nama yap\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bunun uygulanmad\u0131\u011f\u0131 durumlar bizi bilinemezcili\u011fe (agnostisizme) g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n<p>Konular\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda bu d\u00fc\u015f\u00fcnceler ku\u015fkusuz \u00e7ok yetersiz<br \/>\nkalmaktad\u0131r. Ger\u00e7ek olgular\u0131n nesnelli\u011fi sorunu, filozoflar\u0131n \u015fa\u015f\u0131rtmacalar\u0131<br \/>\nnedeniyle \u00e7ok zorla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu konuyu ba\u015fka bir yerde daha detayl\u0131 olarak ele alm\u0131\u015f bulunuyorum. \u015eimdilik, ger\u00e7ek olgular\u0131n var oldu\u011funu, bunlar\u0131n baz\u0131lar\u0131n\u0131n bilinebildi\u011fini, di\u011fer baz\u0131lar\u0131 i\u00e7in ise bilinen ger\u00e7ek olgulara g\u00f6re bir olas\u0131l\u0131k derecesi saptanabilece\u011fini varsayaca\u011f\u0131m. Ancak kan\u0131lar\u0131m\u0131z \u00e7o\u011fu kez ger\u00e7eklere ters d\u00fc\u015fer; hatta belirli kan\u0131tlara g\u00f6re bir \u015feyin olas\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yledi\u011fimizde bile, ayn\u0131 kan\u0131tlara g\u00f6re o \u015feyin olas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 da s\u00f6ylenebilir. Bu durumda rasyonelli\u011fin kuramsal yan\u0131, ger\u00e7ek olgulara ili\u015fkin kan\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131 \u00f6zlemlere, \u00f6nyarg\u0131lara, geleneklere de\u011fil, kan\u0131tlara dayand\u0131rmaktan ibarettir. Rasyonel bir kimse, konuya ba\u011fl\u0131 olarak, bir hukuk\u00e7udan ya da bir bilimciden farks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Baz\u0131 kimseler, insanlar\u0131n en \u00e7ok de\u011fer verdi\u011fi kan\u0131lar\u0131n\u0131n tuhaf, hatta<br \/>\n\u00e7\u0131lg\u0131nca denebilecek k\u00f6kenlerine dikkat \u00e7ekerek psikanalizin, kan\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n<br \/>\nrasyonel olmas\u0131n\u0131n olanaks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 saptad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Psikanalize derin<br \/>\nbir sayg\u0131m vard\u0131r ve son derece yararl\u0131 olabilece\u011fine inan\u0131r\u0131m. Ancak Freud<br \/>\nve ard\u0131llar\u0131na esin kayna\u011f\u0131 olan bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 bir \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Onlar\u0131n y\u00f6ntemlerinin temel amac\u0131, tedavi etmeye, isteri ve \u00e7e\u015fitli t\u00fcrden<br \/>\nak\u0131l bozukluklar\u0131n\u0131 iyile\u015ftirmeye y\u00f6neliktir. Sava\u015f s\u0131ras\u0131nda ortaya \u00e7\u0131kan<br \/>\nsava\u015f nevrozunun en etkili tedavi y\u00f6nteminin psikanaliz oldu\u011fu kan\u0131tlanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Rivers&#8217;\u0131n daha \u00e7ok &#8220;mermi \u015foku&#8221; hastalar\u0131yla olan deneyimlerine dayanarak yazd\u0131\u011f\u0131 Instinct and Unconscious (\u0130\u00e7g\u00fcd\u00fc ve Bilin\u00e7\u00f6tesi) kitab\u0131nda, a\u00e7\u0131k\u00e7a kabullenilmedi\u011fi zaman korkunun yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fc etkiler \u00e7ok g\u00fczel bir \u015fekilde incelenmektedir. Bu etkiler, do\u011fal olarak, \u00e7e\u015fitli tiplerde fel\u00e7ler, g\u00f6r\u00fcn\u00fcrde fiziksel olan hastal\u0131klar gibi, daha \u00e7ok zihinsel olmayan t\u00fcrdendir.<\/p>\n<p>\u015eimdilik bunlarla ilgilenmeyece\u011fiz; konumuz zihinsel bozukluklard\u0131r. Delilerdeki kuruntular\u0131n \u00e7o\u011funun i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel engellemenin bir sonucu oldu\u011fu ve t\u00fcm\u00fcyle zihinsel yollarla -yani hastaya, an\u0131s\u0131n\u0131 bask\u0131 alt\u0131nda tuttu\u011fu ger\u00e7ekleri an\u0131msatmak yoluyla- tedavi edilebildikleri anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Bu \u00e7e\u015fit bir tedavi ve onu \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131ran durum, hastan\u0131n yitirmi\u015f oldu\u011fu sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir ruh<br \/>\nhalinin var oldu\u011funu ve unutmay\u0131 en \u00e7ok istedikleri de dahil olmak \u00fczere,<br \/>\nb\u00fct\u00fcn i\u015fe yarar ger\u00e7ekleri bilin\u00e7 y\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131karmakla bunun tekrar kazan\u0131labilece\u011fini varsayar. Bu, baz\u0131 ki\u015filerce \u0131srarla \u00f6nerildi\u011fi \u00fczere, irrasyonelli\u011fi kar\u015f\u0131 koymadan kabullenme y\u00f6nteminin tam tersidir.<\/p>\n<p>Bu ki\u015filerin tek bildi\u011fi, yaln\u0131z psikanalizin, irrasyonel kan\u0131lar\u0131n<br \/>\netkinli\u011fini ortaya \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131d\u0131r; onun amac\u0131n\u0131n bu etkinli\u011fi belirli baz\u0131<br \/>\nt\u0131bbi y\u00f6ntemlerle azaltmak oldu\u011funu unuturlar veya g\u00f6zard\u0131 ederler. Benzer<br \/>\nbir y\u00f6ntemle delilikleri pek belirgin olmayan ki\u015filerin irrasyonel tutumlar\u0131<br \/>\nda tedavi edilebilir; yeter ki hastalar kendi kuruntular\u0131n\u0131 payla\u015fmayan bir<br \/>\nhekimin tedavisine r\u0131za g\u00f6stersinler. Ancak, cumhurba\u015fkanlar\u0131, bakanlar,<br \/>\n\u00f6nemli \u015fahsiyetler bu ko\u015fulu nadiren yerine getirirler; ve tedavi g\u00f6rmeden<br \/>\nya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcp giderler.<\/p>\n<p>Buraya kadar rasyonelli\u011fin teorik y\u00f6n\u00fcn\u00fc ele ald\u0131k. \u015eimdi \u00fczerinde<br \/>\nduraca\u011f\u0131m\u0131z pratik y\u00f6n\u00fc ise daha da b\u00fcy\u00fck bir zorluk sergiler. Pratik konulardaki fikir ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131n iki kayna\u011f\u0131 vard\u0131r: Birincisi tart\u0131\u015fmac\u0131lar\u0131n arzular\u0131 aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131k, ikincisi de arzular\u0131n\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirme ara\u00e7lar\u0131n\u0131<br \/>\nde\u011ferlendirmedeki farkl\u0131l\u0131kt\u0131r. \u0130kinci t\u00fcr farkl\u0131l\u0131klar ger\u00e7ekte teoriktir;<br \/>\nancak sonu\u00e7lar\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan uygulamaya d\u00f6n\u00fckt\u00fcrler. \u00d6rne\u011fin baz\u0131 yetkililer ilk savunma hatt\u0131m\u0131z i\u00e7in sava\u015f gemileri gerekti\u011fini ileri s\u00fcrerken, di\u011ferleri<br \/>\nde u\u00e7aklar\u0131n gereklili\u011fini vurgular. Burada \u00f6nerilen sonu\u00e7, yani ulusal<br \/>\nsavunma konusunda bir farkl\u0131l\u0131k yoktur; fark, bunun hangi ara\u00e7larla yerine<br \/>\ngetirilece\u011findedir. Bu nedenle tart\u0131\u015fma salt bilimsel bir y\u00f6ntemle \u00e7\u00f6z\u00fcmlenebilir; \u00e7\u00fcnk\u00fc anla\u015fmazl\u0131\u011fa neden olan fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7eklerle; ge\u00e7mi\u015f veya gelecek, kesin veya olas\u0131 ger\u00e7eklerle ilgilidir. Buna benzer b\u00fct\u00fcn durumlarda s\u00f6z konusu olan, her ne kadar uygulamaya y\u00f6nelik bir konuysa da, teorik olarak nitelendirdi\u011fimiz t\u00fcrden bir rasyonellik i\u015fe kar\u0131\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak bu s\u0131n\u0131fa dahil edebilece\u011fimizi d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz bir\u00e7ok olayda,<br \/>\nuygulamada b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131yan bir zorluk ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r. Belirli bir \u015feyi yapmak isteyen bir kimse, b\u00f6yle yapmakla yararl\u0131 sayd\u0131\u011f\u0131 bir sonuca<br \/>\nula\u015faca\u011f\u0131na kendini inand\u0131r\u0131r; o arzusu olmasayd\u0131 b\u00f6yle bir inan\u00e7 i\u00e7in hi\u00e7<br \/>\nbir neden olmayaca\u011f\u0131n\u0131 bilse bile. Ger\u00e7ekler ve olas\u0131l\u0131klarla ilgili<br \/>\nkonulardaki yarg\u0131lar\u0131 da, kendisininkine kar\u015f\u0131t arzular\u0131 olan bir ba\u015fka<br \/>\nki\u015fininkinden \u00e7ok farkl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Herkesin bildi\u011fi gibi kumarbazlar uzun d\u00f6nemde kesinlikle kazand\u0131racak<br \/>\nsistemler konusunda irrasyonel inan\u00e7larla doludurlar. Politikayla<br \/>\nilgilenenler kendi partilerinin ba\u015fkan\u0131n\u0131n, rakip politikac\u0131lar\u0131n d\u00fczenbazl\u0131\u011f\u0131na<br \/>\nd\u00fc\u015fmeyece\u011fine kendilerini inand\u0131r\u0131rlar. Y\u00f6netmeyi sevenler halk tabakas\u0131na koyun s\u00fcr\u00fcs\u00fc g\u00f6z\u00fcyle bakman\u0131n onlar\u0131n yarar\u0131na oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler; sigaradan ho\u015flananlar sigaran\u0131n sinirleri yat\u0131\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131, alkolden ho\u015flananlar da alkol\u00fcn zihni uyard\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerler. Bu t\u00fcr gerek\u00e7elerin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 yarg\u0131lar, olaylar\u0131n de\u011ferlendirilmesinde \u00f6nlenmesi zor olan yan\u0131lg\u0131lara yol a\u00e7ar. Alkol\u00fcn sinir sistemi \u00fczerindeki etkisi konusunda yaz\u0131lm\u0131\u015f bilimsel bir makale bile \u00e7o\u011fu kez, sat\u0131r aralar\u0131nda i\u00e7erdi\u011fi kan\u0131tlarla, yazar\u0131n alkole kar\u015f\u0131 ki\u015fisel tutumunu a\u00e7\u0131\u011fa vurur; her iki olas\u0131l\u0131kta da, olaylara kendi al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 destekleyici bir g\u00f6zle bakmak e\u011filimi vard\u0131r. Bu t\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnceler politika ve din konular\u0131nda b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>\u00c7o\u011fu kimse politik g\u00f6r\u00fc\u015flerini belirlerken toplumun iyili\u011fi iste\u011fiyle yola<br \/>\n\u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr; ancak on ki\u015fiden dokuzunun politik e\u011filimi onun ge\u00e7imini<br \/>\nnas\u0131l kazand\u0131\u011f\u0131na bakarak kestirilebilir. Bu durum baz\u0131 kimseleri bu t\u00fcr<br \/>\nkonularda objektif davran\u0131lamayaca\u011f\u0131, kar\u015f\u0131t e\u011filimli s\u0131n\u0131flar aras\u0131nda<br \/>\n\u015fiddetli rekabet d\u0131\u015f\u0131nda bir y\u00f6ntem bulunamayaca\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc savunmaya;<br \/>\nbir\u00e7oklar\u0131n\u0131 da ger\u00e7ekten \u00f6yle oldu\u011funa inanmaya y\u00f6neltmi\u015ftir. Psikanaliz i\u015fte b\u00f6yle konularda yararl\u0131d\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc insanlar\u0131n o zamana kadar<br \/>\nbilin\u00e7-alt\u0131nda olan \u00f6nyarg\u0131lar\u0131n\u0131n fark\u0131na varmalar\u0131n\u0131 sa\u011flar. Bize kendimizi, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n bizi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc gibi g\u00f6rmemize olanak veren bir teknik; ayr\u0131ca, bu g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcm\u00fcz\u00fcn sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z kadar da haks\u0131z olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6steren bir neden sa\u011flar. Bu y\u00f6ntem, olgulara bilimsel yakla\u015f\u0131m al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 ile birlikte yayg\u0131n olarak \u00f6\u011fretilirse insanlar\u0131, ger\u00e7ek olaylar\u0131 de\u011ferlendirme ve eylemlerin olas\u0131 etkileri hakk\u0131ndaki inan\u00e7lar\u0131 konusunda, daha rasyonel olmalar\u0131n\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lar. E\u011fer insanlar bu konularda anla\u015fmazl\u0131\u011fa d\u00fc\u015fmezse, geri kalan anla\u015fmazl\u0131klara uyumlu \u00e7\u00f6z\u00fcmler bulabilecekleri hemen hemen kesindir.<\/p>\n<p>Ancak yine de t\u00fcm\u00fcyle zihinsel y\u00f6ntemlerle \u00e7\u00f6z\u00fcmlenemeyecek bir tortu<br \/>\nkalacakt\u0131r. Bir kimsenin arzular\u0131 ba\u015fka bir ki\u015fininkiyle tam tam\u0131na uyum<br \/>\ni\u00e7inde olmaktan \u00e7ok uzakt\u0131r. Borsada iki rakip \u015fu veya bu eylemin etkileri<br \/>\nkonusunda t\u00fcm\u00fcyle ayn\u0131 fikirde olabilirler; ancak bu pratikte de uyuma yol<br \/>\na\u00e7maz; \u00e7\u00fcnk\u00fc ikisi de \u00f6tekinin zarar\u0131 pahas\u0131na zengin olmay\u0131 arzu etmektedir.<\/p>\n<p>Ancak bu durumda bile, do\u011facak olumsuz sonu\u00e7lar\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc rasyonellik sayesinde \u00f6nlenebilir. Y\u00fcz\u00fcn\u00fc be\u011fenmedi\u011fi i\u00e7in \u00f6fkeyle burnunu kesen bir ki\u015finin davran\u0131\u015f\u0131n\u0131n irrasyonel oldu\u011funu s\u00f6yleriz. \u0130rrasyoneldir; \u00e7\u00fcnk\u00fc duygular\u0131na kap\u0131larak o anda \u015fiddetle hissetti\u011fi arzusunu yerin getirmekle, kendisi i\u00e7in uzun vadede daha \u00f6nemli olan \u00f6zlemlerinin engellenece\u011fini unutmu\u015ftur. \u0130nsanlar rasyonel olsalard\u0131, kendilerine neyin yararl\u0131 oldu\u011funu \u015fimdikinden \u00e7ok daha do\u011fru olarak g\u00f6r\u00fcrlerdi.<\/p>\n<p>E\u011fer b\u00fct\u00fcn insanlar bilin\u00e7li olarak ki\u015fisel \u00e7\u0131karlar\u0131 do\u011frultusunda<br \/>\ndavransalard\u0131 d\u00fcnya da \u015fimdiki durumuna k\u0131yasla bir cennet olurdu.<br \/>\nHareketlerimizi y\u00f6nlendirme a\u00e7\u0131s\u0131ndan ki\u015fisel \u00e7\u0131karlardan daha iyi bir \u015fey<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemiyorum; ancak ki\u015fisel \u00e7\u0131kar\u0131n da, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n<br \/>\niyili\u011fi i\u00e7in \u00f6zveride bulunma \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi, bilerek g\u00f6zetildi\u011finde,<br \/>\nbilmeden g\u00f6zetildi\u011fi durumdakinden daha iyi oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. D\u00fczenli bir toplumda, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n zarar\u0131na olan bir \u015feyin, onu yapan ki\u015finin \u00e7\u0131kar\u0131na olmas\u0131 pek enderdir. Bir insan rasyonellikten uzakla\u015ft\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde, ba\u015fkalar\u0131n\u0131 inciten \u015feylerin kendisini de incitece\u011fini g\u00f6remez; \u00e7\u00fcnk\u00fc nefret ve haset onu k\u00f6rle\u015ftirmi\u015ftir. Bu nedenle, bilerek g\u00f6zetilen ki\u015fisel \u00e7\u0131kar\u0131n en y\u00fcce ahlak ilkesi oldu\u011funu savunmuyorsam da, e\u011fer yayg\u0131n olarak benimsenirse d\u00fcnyan\u0131n \u015fimdi oldu\u011fundan \u00e7ok daha iyi bir d\u00fcnya olaca\u011f\u0131nda \u0131srar ediyorum.<\/p>\n<p>G\u00fcnl\u00fck ya\u015famda rasyonellik, sadece o anda g\u00fc\u00e7l\u00fc olan arzular\u0131m\u0131z\u0131 de\u011fil,<br \/>\ni\u00e7inde bulunulan duruma ili\u015fkin b\u00fct\u00fcn isteklerimizi an\u0131msama al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131<br \/>\nolarak tan\u0131mlanabilir. Fikirlerin rasyonelli\u011finde oldu\u011fu gibi bu da bir \u00f6l\u00e7\u00fc<br \/>\nsorunudur. Tam bir rasyonellik, ku\u015fkusuz, eri\u015filmesi olanaks\u0131z bir idealdir.<br \/>\nBununla beraber, baz\u0131 insanlar\u0131 deli olarak niteledi\u011fimiz s\u00fcrece, baz\u0131<br \/>\ninsanlar\u0131n di\u011ferlerinden daha rasyonel oldu\u011funu varsayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z ortadad\u0131r.<br \/>\nD\u00fcnyadaki elle tutulur her t\u00fcrl\u00fc iyiye gidi\u015fin, pratik ve teorik rasyonalizmin g\u00fc\u00e7lenmesinden kaynakland\u0131\u011f\u0131 kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Altruistik (Kendi yarar\u0131n\u0131 g\u00f6zetmeksizin ba\u015fkalar\u0131n\u0131n iyili\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnme; bencilli\u011fin kar\u015f\u0131t\u0131. (\u00e7.n)<br \/>\nbir ahlak \u00f6\u011f\u00fctlemek, bana biraz da yarars\u0131z g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle bir \u00f6\u011f\u00fct onu zaten benimsemi\u015f olanlar d\u0131\u015f\u0131nda kimseye \u00e7ekici gelmeyecektir. Ancak rasyonelli\u011fi \u00f6\u011f\u00fctlemek biraz farkl\u0131d\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc, bizim kendi arzular\u0131m\u0131z her ne ise, rasyonellik genellikle onlar\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmemize yard\u0131mc\u0131 olur. Bir kimse, akl\u0131n\u0131n arzular\u0131n\u0131 alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131 ve onlara egemen oldu\u011fu \u00f6l\u00e7\u00fcde rasyoneldir. Sonu\u00e7 olarak inan\u0131yorum ki, en \u00f6nemli \u015fey akl\u0131m\u0131z\u0131n eylemlerimize egemen olmas\u0131d\u0131r; bilim, birbirimize zarar verme olanaklar\u0131n\u0131 art\u0131rd\u0131k\u00e7a toplumsal ya\u015fam\u0131n s\u00fcrmesini olanakl\u0131 k\u0131lan da bu olacakt\u0131r. E\u011fitim, bas\u0131n, politika, din -k\u0131sacas\u0131 d\u00fcnyan\u0131n en etkili g\u00fc\u00e7leri- \u015fu anda irrasyonellikle el eledir. Bu g\u00fc\u00e7ler Kral Demos&#8217;u yoldan \u00e7\u0131karmak i\u00e7in ona \u00f6vg\u00fcler ya\u011fd\u0131ran ki\u015filerin elindedir. \u00c7are, ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi \u00e7ok zor olan sosyal ve siyasal de\u011fi\u015fimlerde de\u011fil; bireylerin kom\u015fular\u0131 ve d\u00fcnya ile olan ili\u015fkilerine daha ak\u0131ll\u0131ca ve dengeli bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 getirme \u00e7abalar\u0131nda yatmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fcnyam\u0131z\u0131n \u00e7ekmekte oldu\u011fu s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcn\u00fc, g\u00fcnden g\u00fcne yayg\u0131nla\u015fmakta olan rasyonalizmde aramam\u0131z gerekir.<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Yirminci Y\u00fczy\u0131lda Felsefe<br \/>\n<\/b><br \/>\nOrta\u00e7a\u011f&#8217;\u0131n sonlar\u0131ndan bu yana felsefenin sosyal ve politik \u00f6nemi giderek azalm\u0131\u015ft\u0131r. Orta\u00e7a\u011f&#8217;\u0131n en b\u00fcy\u00fck filozoflar\u0131ndan olan William Ockham (1300-1349), Keiser (962-1806 y\u0131llar\u0131nda Kutsal Roma H\u00fck\u00fcmdarlar\u0131na verilen unvan. (\u00e7.n) taraf\u0131ndan Papa&#8217;ya kar\u015f\u0131 bro\u015f\u00fcrler yazmak \u00fczere tutulmu\u015ftu.O d\u00f6nemlerin en ate\u015fli sorunlar\u0131 okullarla ilgili tart\u0131\u015fmalard\u0131. Onyedinci<br \/>\ny\u00fczy\u0131lda felsefede g\u00f6r\u00fclen geli\u015fmelerin t\u00fcm\u00fc Katolik Kilisesine muhalefetle<br \/>\naz \u00e7ok ba\u011flant\u0131l\u0131yd\u0131. Malebranche (1638-1715) ger\u00e7i bir rahipti; ancak<br \/>\n\u015fimdilerde rahipler onun felsefesini kabulden menedilmi\u015flerdir. Locke&#8217;un<br \/>\n(1632-1704) ard\u0131llar\u0131 on sekizinci y\u00fczy\u0131l Fransa&#8217;s\u0131nda, Bentham (1748-1832) yanl\u0131lar\u0131 on dokuzuncu y\u00fczy\u0131l \u0130ngiltere&#8217;sinde, politikada \u00e7o\u011funlukla a\u015f\u0131r\u0131 tutucu g\u00f6r\u00fc\u015fleri benimsemi\u015fler; \u00e7a\u011fda\u015f liberal burjuva g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcn de yarat\u0131c\u0131s\u0131 olmu\u015flard\u0131r. Ancak felsefi ve politik g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 ili\u015fki zamanla daha belirsiz bir duruma gelmektedir. Hume (1711-1776) felsefede a\u015f\u0131r\u0131 tutucu oldu\u011fu halde politik y\u00f6nden bir Tory (\u015eimdiki ad\u0131 Muhafazakar Parti olan \u0130ngiliz siyasal partisi mensubu. (\u00e7.n.) idi. Yaln\u0131zca, Devrim&#8217;e kadar bir Orta\u00e7a\u011f \u00fclkesi olan Rusya&#8217;da politika ve felsefe aras\u0131nda a\u00e7\u0131k bir ilinti var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. Bol\u015fevikler materyalist, Beyazlar ise idealisttirler. Tibet&#8217;te bu ilinti daha da g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr; devlet y\u00f6netiminde en b\u00fcy\u00fck ikinci ki\u015fi &#8220;ba\u015f metafizik\u00e7i&#8221; olarak adland\u0131r\u0131l\u0131r. Ba\u015fka yerlerde felsefe art\u0131k b\u00f6ylesine sayg\u0131n bir konumdan yoksundur.<\/p>\n<p>Yirminci y\u00fczy\u0131l akademik felsefesi ba\u015fl\u0131ca \u00fc\u00e7 grupta toplanm\u0131\u015f bulunuyor.<br \/>\nBirincisi genellikle Kant (1724-1804), bazen de Hegel (1770-1830)<br \/>\nyanl\u0131lar\u0131n\u0131 i\u00e7ine alan klasik Alman felsefesidir. \u0130kinci grup, pragmatistler<br \/>\nile Bergson&#8217;dan olu\u015fur. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc grupta ise bilim yanl\u0131lar\u0131 yer al\u0131r; bunlara<br \/>\ng\u00f6re felsefede ne \u00f6zel bir ger\u00e7ek \u00e7e\u015fidi, ne de ona eri\u015fmeyi sa\u011flayan belirli bir y\u00f6ntem vard\u0131r. Bunlara k\u0131saca ger\u00e7ek\u00e7iler (realistler) denebilir; ancak aralar\u0131nda bu s\u0131fata tam olarak uymayan \u00e7ok ki\u015fi vard\u0131r. Bu farkl\u0131 ekoller aras\u0131ndaki ayr\u0131m belirgin de\u011fildir; ve ki\u015filer baz\u0131 konularda birine, baz\u0131 konularda da di\u011ferine mensup olabilirler. William James (1842-1910) hem ger\u00e7ek\u00e7ili\u011fin hem de pragmatizmin kurucusu say\u0131labilir. Dr. Whitehead&#8217;in son kitaplar\u0131 ger\u00e7ek\u00e7ilerin y\u00f6ntemlerini uygulayarak, az \u00e7ok Bergsoncu denilebilecek bir metafizi\u011fin savunmas\u0131n\u0131 yapar. Bir\u00e7ok filozof, epeyce bir mant\u0131k g\u00f6sterisinden de ka\u00e7\u0131nmayarak, Einstein&#8217;\u0131n doktrinlerinin Kant&#8217;\u0131n zaman ve uzay\u0131n \u00f6znel oldu\u011fu yolundaki kan\u0131s\u0131na bilimsel bir temel olu\u015fturdu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimsemektedir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki olgulardaki belirginlik, mant\u0131ktaki belirginlik kadar net de\u011fildir. Bununla beraber, mant\u0131ktaki belirginlik, d\u00fc\u015f\u00fcncelerin s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 olanakl\u0131 k\u0131lan bir \u00e7er\u00e7eve olu\u015fturmas\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan yarar sa\u011flar.<\/p>\n<p>Alman idealizmi yirminci y\u00fczy\u0131l boyunca savunmada kalm\u0131\u015ft\u0131r. Yeni<br \/>\nekolleri profes\u00f6r olmayan ki\u015filerin \u00f6nemli buldu\u011fu kitaplar temsil etmi\u015ftir.<br \/>\nBu kitaplar hakk\u0131ndaki ele\u015ftirilere g\u00f6re de\u011ferlendirme yapan bir kimse, bu<br \/>\nekollerin di\u011ferlerinden etkin oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnebilir. Ancak, Amerika&#8217;da olmasa bile, Almanya, Fransa ve \u0130ngiltere&#8217;de felsefe \u00f6\u011fretenlerin \u00e7o\u011funlu\u011fu hala klasik gelene\u011fe ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. Bu gruba dahil olan bir gencin i\u015f bulmas\u0131,<br \/>\ndahil olmayan birine g\u00f6re \u00e7ok daha kolayd\u0131r. Klasik gelene\u011fe kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar ise &#8220;Alman&#8221; olan her \u015feydeki k\u00f6t\u00fcl\u00fckte bu felsefenin de pay\u0131 oldu\u011funu ve Bel\u00e7ika&#8217;n\u0131n i\u015fgalinden de bir anlamda sorumlu oldu\u011funu g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131lar. Ancak onu destekleyen \u00f6ylesine \u00fcnl\u00fc ve sayg\u0131l\u0131 ki\u015filerdi ki bu sald\u0131r\u0131lar ba\u015far\u0131l\u0131 olamazd\u0131. Bu ki\u015filerden ikisi, Emile Boutroux ve Bernard Bosanquet, \u00f6l\u00fcmlerine kadar uluslararas\u0131 toplant\u0131larda s\u0131ras\u0131yla Frans\u0131z ve \u0130ngiliz felsefelerinin resmi s\u00f6zc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yapm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Dinci ve tutucu kesimler de H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa ayk\u0131r\u0131 ak\u0131mlara ve devrimlere<br \/>\nkar\u015f\u0131 kendilerini savunmada daha \u00e7ok bu ekolden yararlanmaktad\u0131rlar. Bunlar stat\u00fckoculara \u00f6zg\u00fc g\u00fc\u00e7 ve zaaflara sahiptirler; gelenekten kaynaklanan g\u00fc\u00e7 ile yeni d\u00fc\u015f\u00fcnce yoklu\u011fundan kaynaklanan zaafa.<\/p>\n<p>\u0130ngilizce konu\u015fulan \u00fclkelerde bu konuma yirminci y\u00fczy\u0131l ba\u015flar\u0131ndan az<br \/>\n\u00f6nce gelinmi\u015ftir. Ben ciddi olarak felsefe \u00e7al\u0131\u015fmaya 1893 y\u0131l\u0131nda, Mr.<br \/>\nBradley&#8217;in Appearance and Reality (G\u00f6r\u00fcn\u00fcm ve Ger\u00e7ek) kitab\u0131n\u0131n \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131<br \/>\ny\u0131lda ba\u015flad\u0131m. Mr. Bradley Alman felsefesinin \u0130ngiltere&#8217;de de kabul\u00fc i\u00e7in sava\u015fanlardan biriydi; yakla\u015f\u0131m\u0131 ise geleneksel inan\u00e7lar\u0131 savunanlardan \u00e7ok ba\u015fkayd\u0131. Onun Logic (Mant\u0131k) ve Appearance and Reality kitaplar\u0131, \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131m \u00fczerinde oldu\u011fu gibi bende de \u00e7ok derin bir etki yapm\u0131\u015ft\u0131. Onlarda ileri s\u00fcr\u00fclen tezlerle uzun s\u00fcreden beri uyu\u015fmad\u0131\u011f\u0131m halde bu kitaplara b\u00fcy\u00fck sayg\u0131 duyar\u0131m.<\/p>\n<p>Hegel yanl\u0131lar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015fleri, ger\u00e7ek d\u00fcnya hakk\u0131nda bizlere sadece<br \/>\nmant\u0131\u011f\u0131n \u00e7ok \u015feyler anlatabilece\u011fi inanc\u0131na dayan\u0131r. Mr. Bradley de bu<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnceye kat\u0131lmaktad\u0131r. G\u00f6r\u00fcn\u00fcrdeki d\u00fcnyan\u0131n kendi kendisiyle \u00e7eli\u015fti\u011fini; bu nedenle de aldat\u0131c\u0131 oldu\u011funu; ger\u00e7ek d\u00fcnyan\u0131n ise, mant\u0131ksal olma zorunlulu\u011fu y\u00fcz\u00fcnden, \u015fa\u015f\u0131rt\u0131c\u0131 baz\u0131 \u00f6zelliklere sahip olmas\u0131n\u0131n do\u011fal oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrmektedir. Ger\u00e7ek d\u00fcnya zamanda ve uzayda olamaz; birbiriyle i\u00e7 i\u00e7e ilintili \u00e7e\u015fitli \u015feyler i\u00e7eremez; ayr\u0131 ayr\u0131 benlikler i\u00e7eremez; hatta bilme olgusundaki \u00f6zne ve nesne aras\u0131ndaki ayr\u0131l\u0131k \u015feklinde bir b\u00f6l\u00fcnme i\u00e7eremez. Bu nedenle o, d\u00fc\u015f\u00fcnceden ve istemden \u00e7ok duyguya benzeyen bir \u015feyle ba\u011flant\u0131l\u0131 olan, zamandan ba\u011f\u0131ms\u0131z, tek bir Mutlak&#8217;tan ibarettir. \u015eu d\u00fcnyam\u0131z b\u00fct\u00fcn\u00fcyle bir g\u00f6r\u00fcnt\u00fcd\u00fcr; ve de \u00fcst\u00fcnde oluyor gibi g\u00f6r\u00fcnen \u015feylerin ger\u00e7ekte bir \u00f6nemi yoktur. Bu doktrin ahlak kavram\u0131n\u0131 yok edebilir. Ancak ahlak duygusald\u0131r; mant\u0131kla ba\u011fda\u015fmaz. Ger\u00e7ekten de Hegel yanl\u0131lar\u0131, temel ilkeleri olarak, Hegel felsefesini do\u011fru kabul ederek davranmam\u0131z gerekti\u011fini \u0131srarla vurgularlar; ancak \u015funu g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131yorlar: e\u011fer bu felsefe do\u011fru ise nas\u0131l davrand\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n da hi\u00e7 \u00f6nemi yoktur.<\/p>\n<p>Bu felsefe iki y\u00f6nden ele\u015ftirilmi\u015fti. Bir yanda mant\u0131k\u00e7\u0131lar vard\u0131; bunlar<br \/>\nHegel&#8217;in yanl\u0131\u015flar\u0131na dikkat \u00e7ektiler; ili\u015fkilerin ve \u00e7oklu\u011fun, zaman<br \/>\nve uzay\u0131n ger\u00e7ekte kendileriyle \u00e7eli\u015fir \u015feyler olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrd\u00fcler.<br \/>\n\u00d6te yanda da mant\u0131k \u00fcr\u00fcn\u00fc bir d\u00fcnyada var olan kal\u0131pla\u015fmay\u0131 ve d\u00fczenlili\u011fi<br \/>\nbe\u011fenmeyenler vard\u0131; onlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da William James ve Bergson yer al\u0131yordu. Bu iki ayr\u0131 ele\u015ftirinin yanda\u015flar\u0131, \u00f6nemli olmayan baz\u0131 rastlant\u0131sal durumlar d\u0131\u015f\u0131nda, mant\u0131ksal a\u00e7\u0131dan birbirlerine ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fm\u00fcyorlard\u0131; ancak<br \/>\nmiza\u00e7lar\u0131 farkl\u0131yd\u0131 ve ba\u015fka ba\u015fka bilgilerden esinleniyorlard\u0131. Bunun yan\u0131 s\u0131ra ilgi alanlar\u0131 da farkl\u0131yd\u0131; birinin ilgisi akademik, \u00f6tekinin ise<br \/>\ninsanc\u0131ld\u0131. Akademik a\u00e7\u0131dan bakanlara g\u00f6re Hegelcilik do\u011fru de\u011fildi; insanc\u0131l a\u00e7\u0131dan bakanlara g\u00f6re ise ho\u015f de\u011fildi. Do\u011fal olarak bu ikinciler<br \/>\ndaha yayg\u0131n bir ba\u015far\u0131ya ula\u015ft\u0131lar.<\/p>\n<p>\u0130ngilizce konu\u015fulan d\u00fcnyada Alman idealizminin tahttan indirilmesinde en b\u00fcy\u00fck etken William James olmu\u015ftur. Bunu Psychology (Psikoloji)<br \/>\nadl\u0131 eserinde s\u00f6yledikleriyle de\u011fil, ya\u015fam\u0131n\u0131n son y\u0131llar\u0131nda ve \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra yay\u0131nlanan bir dizi k\u00fc\u00e7\u00fck kitapta ortaya koyduklar\u0131yla ba\u015farm\u0131\u015ft\u0131r. 1884 y\u0131l\u0131nda Mind dergisinde yay\u0131nlanm\u0131\u015f olup \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra bas\u0131lan Essays in Radical Empiricisim (Radikal Deneycilik \u00dczerine Denemeler) kitab\u0131nda yer alan bir makalesinde (sayfa 276-8) ki\u015fisel e\u011filimini ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir sevimlilikle dile getirmektedir:<\/p>\n<p>&#8220;Bizler temelde ku\u015fkucu olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, \u00e7e\u015fitli inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n arkas\u0131nda yatan g\u00fcd\u00fcleri birbirimize a\u00e7\u0131kta itiraf edebiliriz. Ben kendiminkini i\u00e7tenlikle itiraf ediyor ve b\u00fct\u00fcn g\u00fcd\u00fclerimin mant\u0131ksal de\u011fil, estetik t\u00fcrden oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmekten kendimi alam\u0131yorum. \u0130nceden inceye detayl\u0131 olan evren, yan\u0131lmaz ve kusursuz enginli\u011fiyle sanki nefesimi kesiyor. Olanaklar\u0131 olmayan gereklili\u011fi, \u00f6zneleri olmayan ili\u015fkileri sanki bana hi\u00e7bir \u00e7ekince hakk\u0131 b\u0131rakmayan bir anla\u015fma yapm\u0131\u015f\u0131m, veyadaha do\u011frusu, sanki di\u011fer konuklardan ka\u00e7arak s\u0131\u011f\u0131nabilece\u011fim ki\u015fisel bir odas\u0131 olmayan b\u00fcy\u00fck bir sahil pansiyonunda ya\u015famak zorunda kalm\u0131\u015f\u0131m hissini veriyor. Ayr\u0131ca g\u00fcnahkarlarla ferisiler (Yaz\u0131l\u0131 yasalara ve \u00f6rf hukukuna titizlikle uymay\u0131 \u00f6ng\u00f6ren eski bir Musevi tarikat\u0131 mensubu. (\u00e7.n.) aras\u0131ndaki eski anla\u015fmazl\u0131\u011f\u0131n da bu konuyla bir ili\u015fkisi oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rmekteyim. Bildi\u011fim kadar\u0131yla, Hegelcilerin hepsi kendini be\u011fenmi\u015f ukalalar de\u011fildirler; ancak \u00f6yle san\u0131yorum ki b\u00fct\u00fcn kendini be\u011fenmi\u015f ukalalar geli\u015ftik\u00e7e sonunda Hegelci oluyorlar. Ayn\u0131 cenaze i\u00e7in t\u00f6ren yapmak \u00fczere yanl\u0131\u015fl\u0131kla \u00e7a\u011fr\u0131lan iki papazla ilgili bir f\u0131kra vard\u0131r: \u00d6nce birisi gelir ve duada Ben Yeniden-dirili\u015fim; ben Ya\u015fam\u0131m s\u00f6zc\u00fcklerinden \u00f6teye gidemeden ikincisi i\u00e7eri girer: O da Yeniden-dirili\u015f benim, Ya\u015fam benim, diye ba\u011f\u0131r\u0131r. \u0130nceden inceye felsefesi, ger\u00e7ekte var oldu\u011fu haliyle, \u00e7o\u011fumuza bu papaz\u0131 \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131r\u0131r. Korkun\u00e7 derinlikleri, bilinmeyen ak\u0131nt\u0131lar\u0131yla a\u011f\u0131r a\u011f\u0131r nefes alan engin, bilin\u00e7siz Kozmos&#8217;u temsil etmek i\u00e7in fazla s\u0131k\u0131 d\u00fc\u011fmeli oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>William James gibi, Hegelcili\u011fi bir sahil pansiyonuna benzeten ba\u015fka bir<br \/>\nkimse olmad\u0131\u011f\u0131na bahse girilebilir san\u0131r\u0131m. Bu makale 1884 y\u0131l\u0131nda<br \/>\nhi\u00e7bir etki yaratmad\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc o zamanlar Hegelcilik giderek artan bir<br \/>\nsayg\u0131nl\u0131k g\u00f6rmekteydi; filozoflar da kendi miza\u00e7lar\u0131 ile kan\u0131lar\u0131<br \/>\naras\u0131nda bir ba\u011flant\u0131 olabilece\u011fini kabullenmeyi hala \u00f6\u011frenmemi\u015flerdi.<br \/>\n1912&#8217;de (ikinci bask\u0131 tarihi) ortam \u00e7e\u015fitli nedenlerle de\u011fi\u015fmi\u015f bulunuyordu.<br \/>\nWilliam James&#8217;in \u00f6\u011frencileri \u00fczerindeki etkisi de bu nedenlerden biridir.<br \/>\nYaz\u0131lar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda onu sadece y\u00fczeysel olarak tan\u0131d\u0131m; ancak, onun do\u011fas\u0131nda, g\u00f6r\u00fc\u015flerini olu\u015fturmakta katk\u0131s\u0131 olan \u00fc\u00e7 \u00f6\u011fenin ay\u0131rdedilebilir oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Bunlardan, zaman a\u00e7\u0131s\u0131ndan en sonda, felsefi katk\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise en \u00f6nde geleni, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc fizyoloji ve t\u0131p e\u011fitiminin etkisidir. Bu ona esinlerini Platon&#8217;dan, Aristoteles&#8217;ten, ve Hegel&#8217;den alan t\u00fcm\u00fcyle yaz\u0131nsal filozoflara k\u0131yasla daha bilimsel ve biraz da materyalist bir e\u011filim<br \/>\nvermi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u00d6zg\u00fcr iradeyi irdeledi\u011fi b\u00f6l\u00fcm gibi \u00f6nemli birka\u00e7 b\u00f6l\u00fcm d\u0131\u015f\u0131nda<br \/>\nPsychology kitab\u0131nda bu \u00f6ge egemendir. Felsefi yap\u0131s\u0131ndaki ikinci etken,<br \/>\nbabas\u0131ndan ge\u00e7en ve karde\u015finde de var olan mistik ve dindar e\u011filimdir. Bu<br \/>\ne\u011filim onun Will to Believe (\u0130nanma Arzusu) kitab\u0131na ve psi\u015fik ara\u015ft\u0131rmalara olan ilgisine yol a\u00e7m\u0131\u015ft\u0131r. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc etken, yine karde\u015fiyle payla\u015ft\u0131\u011f\u0131 a\u015f\u0131r\u0131 titiz yap\u0131s\u0131ndan kurtulup yerine Walt Whitman usul\u00fc demokratik bir yakla\u015f\u0131m benimsemek i\u00e7in, New Englandl\u0131 benli\u011finin b\u00fct\u00fcn i\u00e7tenli\u011fiyle giri\u015fti\u011fi bir \u00e7abad\u0131r. Yukar\u0131daki al\u0131nt\u0131da hi\u00e7 bir ki\u015fisel odas\u0131 olmayan pansiyondan duydu\u011fu deh\u015fet (Walt Whitman buna bay\u0131l\u0131rd\u0131), titiz yap\u0131s\u0131n\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a ortaya koyuyor. Demokratik olma arzusu da kendisini bir ferisi de\u011fil bir g\u00fcnahkar yerine koymas\u0131nda g\u00f6r\u00fclmektedir. Bir ferisi olmad\u0131\u011f\u0131 kesindi; ancak en az g\u00fcnah i\u015flemi\u015f kimselerden biri olsa gerek. Bu konudaki tutumu her zamanki al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcne pek de uymamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>En kusursuz insanlar genellikle bu kusursuzluklar\u0131n\u0131 birbiriyle ba\u011fda\u015fmaz<br \/>\nsay\u0131lan baz\u0131 \u00f6zelliklerin kar\u0131\u015f\u0131m\u0131na bor\u00e7ludurlar; bu, \u00e7a\u011fda\u015flar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011funun<br \/>\nfark etti\u011finden daha \u00f6nemli bir ki\u015fi olan James i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Kendisi<br \/>\nfaydac\u0131l\u0131\u011f\u0131, dinsel umutlar\u0131 bilimsel varsay\u0131mlar olarak ifade etmenin<br \/>\ny\u00f6ntemi olarak savundu; ve, madde ile ruh aras\u0131ndaki kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131, bunlardan<br \/>\nbirine \u00fcst\u00fcnl\u00fck tan\u0131madan \u00f6nlemenin bir arac\u0131 olarak &#8220;bilin\u00e7&#8221; diye bir \u015feyin<br \/>\nvar olmad\u0131\u011f\u0131 yolundaki devrimci bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimsedi. Felsefesinin bu<br \/>\niki b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde farkl\u0131 yanda\u015flar\u0131 oldu. Birincisini Schiller ve Bergson,<br \/>\nikincisini yeni ger\u00e7ek\u00e7iler destekledi. \u00dcnl\u00fcler aras\u0131nda yaln\u0131zca Dewey<br \/>\n(1859-1952) her ikisinde de ona kat\u0131l\u0131yordu.<\/p>\n<p>Farkl\u0131 tarih\u00e7eleri ve farkl\u0131 ba\u011flant\u0131lar\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in bu iki b\u00f6l\u00fcm\u00fcn ayr\u0131<br \/>\nolarak ele al\u0131nmalar\u0131 gerekir. James&#8217;in yap\u0131tlar\u0131ndan Will to Belieue 1897,<br \/>\nPragmatism 1907 tarihlidir. Schiller&#8217;in Humanism, Dewey&#8217;in Theories in<br \/>\nLogical Theory (Mant\u0131k Teorisi \u00dczerinde \u0130ncelemeler) kitaplar\u0131<br \/>\nise 1903 tarihlidir. Yirminci y\u00fczy\u0131l\u0131n ilk y\u0131llar\u0131nda felsefe d\u00fcnyas\u0131<br \/>\nfaydac\u0131l\u0131k konusuyla canlanm\u0131\u015ft\u0131; daha sonralar\u0131 ayn\u0131 be\u011fenilere hitap eden Bergson onun taht\u0131na ge\u00e7ti. Faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00fc\u00e7 kurucusu kendi aralar\u0131nda b\u00fcy\u00fck farkl\u0131l\u0131klar g\u00f6sterirler; James, Schiller ve Dewey&#8217;i bu felsefenin, s\u0131ras\u0131yla dinci, edebi ve bilimsel temsilcileri olarak tan\u0131mlayabiliriz. \u00c7\u00fcnk\u00fc James her ne kadar \u00e7ok-y\u00f6nl\u00fc idiyse de faydac\u0131l\u0131kta, onun dindar y\u00f6n\u00fc kendine bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu bulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>\u015eimdi bu farkl\u0131l\u0131klar\u0131 bir yana b\u0131rakarak sav\u0131 bir b\u00fct\u00fcn olarak ele alal\u0131m.<br \/>\nSav\u0131n temeli belli bir t\u00fcr ku\u015fkuculuktur. Geleneksel felsefe, dinin temel<br \/>\nsavlar\u0131n\u0131 kan\u0131tlad\u0131\u011f\u0131 iddias\u0131ndayd\u0131. Bu felsefenin kar\u015f\u0131tlar\u0131 ise bu<br \/>\nkan\u0131tlaman\u0131n ge\u00e7ersiz oldu\u011funu kan\u0131tlayabileceklerini; veya en az\u0131ndan<br \/>\nSpencer (1820-1903) gibi, bunlar\u0131n kan\u0131tlanamaz oldu\u011funu kan\u0131tlayabileceklerini iddia ettiler. Ancak, e\u011fer bunlar kan\u0131tlanamazlarsa ge\u00e7ersizlikleri de kan\u0131tlanamaz gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu. Spencer gibi ki\u015filerin \u00e7ok sa\u011flam sayd\u0131klar\u0131 bir\u00e7ok sav; nedensellik, hukukun \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc, belle\u011fin genel g\u00fcvenirli\u011fi, t\u00fcmevar\u0131m\u0131n ge\u00e7erli\u011fi gibi doktrinler bu durumdayd\u0131. B\u00fct\u00fcn bunlar rasyonel bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bilinmezcilik (agnostisizm) kapsam\u0131na girmeli, h\u00fck\u00fcm vermekten ka\u00e7\u0131n\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc, g\u00f6rebildi\u011fimiz kadar\u0131yla bunlar do\u011frulu\u011fu veyayanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 kan\u0131tlanabilir \u015feyler de\u011fildirler. James, pratik ki\u015filer olarak, e\u011fer ya\u015famay\u0131 s\u00fcrd\u00fcreceksek, bu konularda ku\u015fku i\u00e7inde kalmam\u0131z\u0131n olanaks\u0131z oldu\u011fu sav\u0131n\u0131 ileri s\u00fcrd\u00fc. \u00d6rne\u011fin, ge\u00e7mi\u015fte bizi beslemi\u015f olan yiyeceklerin gelecekte bizi zehirlemeyeceklerini varsaymam\u0131z gerekir. Bazen de yan\u0131l\u0131r\u0131z; ve de \u00f6l\u00fcr\u00fcz. Bir fikrin do\u011frulu\u011fu onun &#8220;ger\u00e7ek-olgu&#8217;larla&#8221; uyum i\u00e7inde olup olmas\u0131yla s\u0131nanamaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu ger\u00e7ek-olgulara hi\u00e7bir zaman ula\u015famay\u0131z. S\u0131nama onun ya\u015fam\u0131m\u0131z\u0131 iyile\u015ftirmedeki ve arzular\u0131m\u0131z\u0131 ger\u00e7ekle\u015ftirmedeki ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6l\u00e7mekle yap\u0131l\u0131r. Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131yla James Varieties of Religious Experience (Dinsel Deneyimlerde \u00c7e\u015fitlilik) kitab\u0131nda dinsel inan\u00e7lar\u0131n \u00e7o\u011funlukla bu s\u0131namay\u0131 ba\u015far\u0131yla ge\u00e7ti\u011fini; bu nedenle de &#8220;do\u011fru&#8221; olarak nitelendirilmeleri gerekti\u011fini g\u00f6stermeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131. Ona g\u00f6re, en genel kabule kavu\u015fmu\u015f olan bilimsel teorilere de ancak bu anlamda &#8220;do\u011fru&#8221; denebilir: uygulamada ge\u00e7erli sonu\u00e7lar verirler; haklar\u0131nda bildi\u011fimiz tek \u015fey de budur.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn bilim ve dinin genel varsay\u0131mlar\u0131na uygulanmas\u0131 konusunda<br \/>\ns\u00f6ylenecek \u00e7ok \u015fey vard\u0131r. Ge\u00e7erli olman\u0131n anlam\u0131 dikkatle tan\u0131mlan\u0131r ve<br \/>\nyaln\u0131zca ger\u00e7e\u011fin, ger\u00e7ekten bilinmedi\u011fi durumlar\u0131n s\u00f6z konusu olmas\u0131 ko\u015fulu eklenirse, o zaman bu konularda bu savla tart\u0131\u015fmaya gerek yoktur. Ancak, \u015fimdi ger\u00e7ek do\u011fruyu saptaman\u0131n zor olmad\u0131\u011f\u0131 daha basit \u00f6rnekleri ele alal\u0131m. Bir \u015fim\u015fek \u00e7akt\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rd\u00fcn\u00fcz. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc duymay\u0131 bekleyebilirsiniz; veya\u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n, g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc duyulamayacak kadar uzakta oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnebilirsiniz ya da bu konuyu hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmezsiniz. En akla yak\u0131n\u0131 bu sonuncu olas\u0131l\u0131k olmakla beraber ilk ikisinden birini se\u00e7ti\u011finizi varsayal\u0131m. G\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitti\u011finizde d\u00fc\u015f\u00fcncenizin do\u011frulu\u011fu ya da yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015f olur. Bu da size sa\u011flanan bir avantaj veyadezavantaj nedeniyle de\u011fil, bir &#8220;ger\u00e7ek-olgu nedeniyle, yani g\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc duyup duymama olgusuyla ger\u00e7ekle\u015fir.<\/p>\n<p>Faydac\u0131lar dikkatlerini, daha \u00e7ok, hakk\u0131nda deneyim sahibi oldu\u011fumuz<br \/>\nolgularla do\u011frulanamayan inan\u00e7lar \u00fczerinde toplarlar. G\u00fcnl\u00fck u\u011fra\u015flar<br \/>\nhakk\u0131ndaki inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n \u00e7o\u011funun -\u00f6rne\u011fin filanca ki\u015finin adresinin filanca<br \/>\noldu\u011fu- do\u011fru olup olmad\u0131\u011f\u0131, deneyimlerimizle ortaya \u00e7\u0131kar\u0131labilir; ve bu<br \/>\ngibi durumlarda bir faydac\u0131n\u0131n kulland\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fctlere gerek yoktur. Yukar\u0131daki<br \/>\ng\u00f6k g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fc \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi, bir\u00e7ok durumda bu \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fcn uygulanma olana\u011f\u0131 yoktur; \u00e7\u00fcnk\u00fc do\u011fru olan inanc\u0131n yanl\u0131\u015f olana g\u00f6re pratik bir avantaj\u0131 bulunmad\u0131\u011f\u0131 gibi, ikisi de ba\u015fka bir \u015fey d\u00fc\u015f\u00fcnmek kadar yarar sa\u011flamaz. G\u00fcnl\u00fck ya\u015famda kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131m\u0131za de\u011fil de &#8220;b\u00fcy\u00fck&#8221; \u00f6rneklere sempati duymak felsefecilerin ortak bir kusurudur.<\/p>\n<p>Faydac\u0131l\u0131k, nihai felsefi ger\u00e7e\u011fi i\u00e7ermese de baz\u0131 \u00f6nemli meziyetlere<br \/>\nsahiptir. Birincisi bizim ula\u015fabilece\u011fimiz ger\u00e7e\u011fin yaln\u0131zca insani ger\u00e7ek<br \/>\noldu\u011funu; bu ger\u00e7e\u011fin de, insani olan her \u015feyde oldu\u011fu gibi yan\u0131l\u0131nabilir ve<br \/>\nde\u011fi\u015febilir oldu\u011funu g\u00f6rmesidir. \u0130nsana \u00f6zg\u00fc olanlar\u0131n\u0131n d\u0131\u015f\u0131nda kalan<br \/>\nolaylar ger\u00e7ek de\u011fil, ger\u00e7ek-olgulard\u0131r (belirli t\u00fcrlerden). Ger\u00e7eklik inan\u00e7lara<br \/>\n\u00f6zg\u00fc bir \u00f6zelliktir, inan\u00e7lar da psikolojik olaylard\u0131r. Bundan ba\u015fka,<br \/>\ninan\u00e7lar\u0131n olgularla olan ba\u011flant\u0131lar\u0131nda mant\u0131\u011f\u0131n varsayd\u0131\u011f\u0131 sistematik<br \/>\nbasitlik yoktur; buna da i\u015faret etmi\u015f olmas\u0131 faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131n ikinci<br \/>\nmeziyetidir. \u0130nan\u00e7lar belirsiz ve karma\u015f\u0131kt\u0131r; kesin tek bir olguya de\u011fil,<br \/>\nbir\u00e7ok ve belirsiz t\u00fcrden olgularla ilintilidirler. Bu nedenle, mant\u0131\u011f\u0131n<br \/>\nsistematik \u00f6nermelerinden farkl\u0131 olarak, inan\u00e7lar do\u011fru veyayanl\u0131\u015f gibi iki<br \/>\nmutlak kar\u015f\u0131t de\u011fil, do\u011fru ve yanl\u0131\u015f\u0131n bir kar\u0131\u015f\u0131m\u0131d\u0131r. Hi\u00e7bir zaman siyah<br \/>\nya da beyaz de\u011fildirler; grinin de\u011fi\u015fik tonlar\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131rlar. &#8220;Ger\u00e7ek&#8221;ten b\u00fcy\u00fck<br \/>\nbir sayg\u0131yla s\u00f6z edenler ger\u00e7ek-olgu dan s\u00f6z etseler ve \u00f6n\u00fcnde e\u011fildikleri<br \/>\nsayg\u0131n \u00f6zelliklerin insan inan\u00e7lar\u0131nda bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rseler daha yerinde<br \/>\nolur. Bunun teorik oldu\u011fu kadar pratik yararlar\u0131 da vard\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc insanlar<br \/>\n&#8220;ger\u00e7e\u011fi&#8221; kendilerinin bildiklerini sand\u0131klar\u0131 i\u00e7in birbirlerine zulmederler.<br \/>\nPsikanalitik a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, insanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck sayg\u0131yla s\u00f6z ettikleri<br \/>\nherhangi bir &#8220;b\u00fcy\u00fck ideal&#8221;in, ger\u00e7ekte d\u00fc\u015fmanlar\u0131na eziyet etmek i\u00e7in<br \/>\nbulduklar\u0131 bir bahane oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Uygulamada ise faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131n daha da karanl\u0131k bir y\u00f6n\u00fc ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor. Bu<br \/>\nfelsefeye g\u00f6re, do\u011fru olan inan\u00e7 \u00e7\u0131kar sa\u011flayan inan\u00e7t\u0131r. Ceza yasalar\u0131yla<br \/>\noynayarak bir inan\u00e7 kazan\u00e7l\u0131 hale getirilebilir. On yedinci y\u00fczy\u0131lda Protestan \u00fclkelerde Protestanl\u0131k, Katolik \u00fclkelerde de Katoliklik avantajl\u0131yd\u0131. Enerjik insanlar h\u00fck\u00fcmeti ele ge\u00e7irip kendilerinden farkl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnenleri cezaland\u0131rarak &#8220;ger\u00e7ek&#8221; \u00fcretebilirler. Bu sonu\u00e7lar faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131n i\u00e7ine d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc abart\u0131dan kaynaklanmaktad\u0131r. Ger\u00e7eklik faydac\u0131lar\u0131n i\u015faret etti\u011fi gibi, bir derece sorunu ve salt be\u015feri olaylar\u0131n, yani inan\u00e7lar\u0131n bir niteli\u011fi ise, bu bir inan\u00e7ta var olan do\u011frulu\u011fun derecesinin salt be\u015feri ko\u015fullara ba\u011f\u0131ml\u0131 olmas\u0131 anlam\u0131na gelmez. \u0130nan\u00e7lar\u0131m\u0131zdaki do\u011fruluk derecesini art\u0131r\u0131rken bir ideale yakla\u015fmaktay\u0131z. Bu ideali de ger\u00e7ek, yani ancak \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde kontrol\u00fcm\u00fcz alt\u0131nda olan, bir gezegenin \u00fczerinde ya da y\u00fczeyine yak\u0131n bir yerindeki baz\u0131 \u00f6nemsiz ko\u015fullarla ili\u015fkili ger\u00e7ek-olgu saptam\u0131\u015f olur. Faydac\u0131lar\u0131n kuram\u0131 reklamc\u0131lar\u0131n uygulamalar\u0131n\u0131n bir soyutlamas\u0131d\u0131r. Reklamc\u0131, haplar\u0131n ger\u00e7ek de\u011ferinin, kutu ba\u015f\u0131na bir guinea oldu\u011funu tekrar tekrar s\u00f6yleyerek insanlar\u0131 alt\u0131-peni \u00f6demeye ikna eder (1 guinea = 42 tane alt\u0131 peni); b\u00f6ylece de s\u00f6ylediklerini, daha az g\u00fcvenle s\u00f6ylendi\u011fi duruma g\u00f6re, ger\u00e7e\u011fe yak\u0131nla\u015ft\u0131rm\u0131\u015f olur. Bu t\u00fcr insan \u00fcr\u00fcn\u00fc &#8220;ger\u00e7ek&#8221; \u00f6rnekleri ilgin\u00e7tir; ancak kapsamlar\u0131 \u00e7ok s\u0131n\u0131rl\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n kapsamlar\u0131n\u0131 geni\u015fletmekle insanlar kendilerini \u00e7\u0131lg\u0131n bir propagandaya kapt\u0131r\u0131r, bu \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k da sonunda sava\u015f, salg\u0131n hastal\u0131k, k\u0131tl\u0131k \u015fekillerinde kendini g\u00f6steren ac\u0131 ger\u00e7eklerle birdenbire son bulur. Avrupa&#8217;n\u0131n yak\u0131n tarihi bu t\u00fcr bir faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131n yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koyan bir ibret dersidir.<\/p>\n<p>Bergson&#8217;un faydac\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f yanl\u0131s\u0131 olarak alk\u0131\u015flanmas\u0131 tuhaft\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc<br \/>\ny\u00fczeysel olarak onun felsefesi faydac\u0131lar\u0131n tezinin tam tersidir. Faydac\u0131lar\u0131n \u00f6\u011fretisine g\u00f6re ger\u00e7e\u011fin \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc yararl\u0131l\u0131k oldu\u011fu halde Bergson bunun tam tersini \u00f6\u011fretir. Pratik gereksinmelerle \u015fekillenmi\u015f olan akl\u0131m\u0131z, d\u00fcnyan\u0131n \u00e7\u0131kar\u0131m\u0131za olmayan b\u00fct\u00fcn y\u00f6nlerini yok sayar ve ger\u00e7e\u011fin alg\u0131lanmas\u0131n\u0131 engeller. &#8220;\u00d6nsezi&#8221; denilen bir yetene\u011fimiz oldu\u011funu; istersek onu kullanabilece\u011fimizi; ve onun, en az\u0131ndan teorik olarak, gelecek i\u00e7in olmasa da, ge\u00e7mi\u015f ve \u015fimdiki zaman hakk\u0131nda her \u015feyi bilmemizi sa\u011flayabilece\u011fini \u00f6ne s\u00fcrer. Bu kadar bilgiyi ta\u015f\u0131mak pek elveri\u015fli olmayaca\u011f\u0131 i\u00e7in, i\u015flevi unutmak olan bir beyin geli\u015ftirdik. Beyin olmasayd\u0131 her \u015feyi hat\u0131rlayacakt\u0131k; onun bir s\u00fczge\u00e7 gibi \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 sayesinde genellikle yaln\u0131zca yararl\u0131 olan \u015feyleri ve yanl\u0131\u015flar\u0131 hat\u0131rl\u0131yoruz. Bergson&#8217;a g\u00f6re fayda hatalar\u0131n kayna\u011f\u0131d\u0131r ve ger\u00e7e\u011fe ancak pratik yarar\u0131n t\u00fcm\u00fcyle d\u0131\u015fland\u0131\u011f\u0131 mistik d\u00fc\u015f\u00fcnceyle eri\u015filebilir. Ancak yine de, faydac\u0131lar gibi, eylemi ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmeye, Othello&#8217;yu Hamlet&#8217;e tercih eder. \u00d6nsezi ile Desdemona&#8217;y\u0131 \u00f6ld\u00fcrmenin, ak\u0131ll\u0131ca davranarak kral\u0131n ya\u015famas\u0131na izin vermekten daha iyi oldu\u011fu kan\u0131s\u0131ndad\u0131r. Faydac\u0131lar\u0131n ona bir yanda\u015f g\u00f6z\u00fcyle bakmalar\u0131n\u0131n nedeni budur.<\/p>\n<p>Bergson&#8217;un Donnes Immediates de la Conscience (Bilincin Dolays\u0131z Verileri) kitab\u0131 1898&#8217;de, Matiere et Memoire (Madde ve Bellek) kitab\u0131 da 1896&#8217;da yay\u0131nland\u0131. Ancak onun b\u00fcy\u00fck \u00fcn\u00fc 1907&#8217;de yay\u0131nlanan L&#8217;Evolution Creatrice (Yarat\u0131c\u0131 Evrim) ile ba\u015flad\u0131 -bu kitap di\u011ferlerinden daha iyi oldu\u011fu i\u00e7in de\u011fil, daha az tart\u0131\u015fma ve daha \u00e7ok retorik i\u00e7erdi\u011fi, b\u00f6ylece de daha ikna edici oldu\u011fu i\u00e7in. Bu kitap ba\u015ftan sona hi\u00e7bir tart\u0131\u015fma, dolay\u0131s\u0131yla da<br \/>\ntats\u0131z tart\u0131\u015fmalar i\u00e7ermez; sadece, d\u00fc\u015fg\u00fcc\u00fcn\u00fc ok\u015fayan \u015fiirsel resimler \u00e7izer.<\/p>\n<p>\u0130\u00e7inde bizi, \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc felsefenin do\u011fru mu yanl\u0131\u015f m\u0131 oldu\u011fu sorusuna g\u00f6t\u00fcren hi\u00e7bir \u015fey yoktur. \u00d6nemsiz say\u0131lamayacak bu soruyu Bergson ba\u015fkalar\u0131na b\u0131rakm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak kendi felsefesine g\u00f6re b\u00f6yle yapmakta hakl\u0131d\u0131r da; \u00e7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek, ak\u0131lla de\u011fil \u00f6nseziyle elde edilir; bu nedenle de bir tart\u0131\u015fma konusu de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bergson&#8217;un felsefesinin b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc geleneksel mistisizmin biraz yeni bir dille ifadesinden ibarettir. Farkl\u0131 \u015feylerin ger\u00e7ekte farkl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131, ancak<br \/>\nanalitik ak\u0131l taraf\u0131ndan \u00f6yle alg\u0131land\u0131\u011f\u0131 yolundaki doktrin Parmenides<br \/>\n(\u0130.S. be\u015finci y\u00fczy\u0131l)&#8217;ten Mr. Bradley (1846-1924)&#8217;e kadar b\u00fct\u00fcn Do\u011fu ve Bat\u0131 mistiklerinde g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Bergson iki yolla bu sava bir yenilik havas\u0131<br \/>\ngetirmi\u015ftir. \u0130lk olarak, &#8220;\u00f6nsezi&#8221; ile hayvanlar\u0131n i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri aras\u0131nda bir<br \/>\nba\u011flant\u0131 kurar. Bir Ammophila ar\u0131s\u0131n\u0131n, i\u00e7ine yumurtalar\u0131n\u0131 b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 larvay\u0131<br \/>\netkisiz hale getirecek, ama \u00f6ld\u00fcrmeyecek bir \u015fekilde sokabilmesini sa\u011flayan \u015feyin \u00f6nsezi oldu\u011funu ileri s\u00fcrmektedir (Bu talihsiz bir \u00f6rnektir; \u00e7\u00fcnk\u00fc Dr. ve Mrs. Peckham bu zavall\u0131 ar\u0131n\u0131n \u015fa\u015fk\u0131n bir bilimciden daha kusursuz davranmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermi\u015flerdir). Bu yakla\u015f\u0131m onun savlar\u0131na modern-bilim havas\u0131 vermekte ve, verdi\u011fi \u00f6rneklerle dikkatsiz ki\u015filerde, g\u00f6r\u00fc\u015flerinin en son biyolojik ara\u015ft\u0131rmalara dayand\u0131\u011f\u0131 san\u0131s\u0131n\u0131n uyanmas\u0131n\u0131 sa\u011flamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, nesnelerin analitik zekaya g\u00f6r\u00fcnd\u00fckleri durumlar\u0131ndaki<br \/>\nayr\u0131l\u0131\u011fa &#8220;uzay&#8221; ad\u0131n\u0131, onlar\u0131n \u00f6nseziye g\u00f6r\u00fcn\u00fcmlerinin yorumlanmas\u0131na da<br \/>\n&#8220;zaman&#8221; ya da &#8220;s\u00fcre&#8221; ad\u0131n\u0131 vermektedir. Bu da onun &#8220;zaman&#8221; ve &#8220;uzay&#8221; hakk\u0131nda kula\u011fa \u00e7ok ho\u015f ve derin gelen, ancak bu s\u00f6zc\u00fcklerin normal anlamlar\u0131nca \u00e7a\u011fr\u0131\u015ft\u0131r\u0131lan bir\u00e7ok \u015fey s\u00f6ylemesine olanak vermektedir.<br \/>\n&#8220;Uzay&#8221;da olan \u015fey olarak tan\u0131mlanan &#8220;madde&#8221; ku\u015fkusuz akl\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 bir<br \/>\nkurgudur; \u00f6yle oldu\u011fu da, kendimizi \u00f6nsezinin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na uyarlay\u0131nca<br \/>\nhemen g\u00f6r\u00fcl\u00fcr.<\/p>\n<p>Felsefesinin bu b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde Bergson, ifade tarz\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda, Plotinus (\u0130.S.<br \/>\n205-270)&#8217;a hi\u00e7bir \u015fey eklememi\u015ftir. Bu ifade bi\u00e7iminin ke\u015ffedilmesi<br \/>\nger\u00e7ekten b\u00fcy\u00fck bir yetene\u011fin sonucuysa da bu yetenek bir filozofunkinden \u00e7ok bir ortakl\u0131k y\u00f6neticisinin yeteni\u011fidir. Ancak ona yayg\u0131n bir pop\u00fclerlik kazand\u0131ran, felsefesinin bu b\u00f6l\u00fcm\u00fc de\u011fildir. Bu pop\u00fclerli\u011fi elan vital (ya\u015fama co\u015fkusu) ve ger\u00e7ek olu\u015fum savlar\u0131na bor\u00e7ludur. Onun getirdi\u011fi \u00f6nemli ve ilgin\u00e7 yenilik zaman\u0131n ve ilerlemenin ger\u00e7ek oldu\u011fu inanc\u0131n\u0131 mistisizm ile birle\u015ftirmesindedir. Bunu nas\u0131l ba\u015fard\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmek i\u00e7in biraz zaman harcamaya de\u011fer.<\/p>\n<p>Geleneksel mistisizm derin d\u00fc\u015f\u00fcnceye dayan\u0131r; zaman\u0131n ger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131<br \/>\noldu\u011funa inan\u0131r; ve temelde bir tembel insan felsefesidir. Mistik ayd\u0131nlanman\u0131n ba\u015flang\u0131c\u0131 &#8220;ruhun karanl\u0131k gecesi&#8221;dir; bu da insan\u0131n g\u00fcnl\u00fck eylemlerinde umutsuzca engellendi\u011fi, veyabaz\u0131 nedenlerle onlara olan ilgisini yitirdi\u011fi zamanlar ortaya \u00e7\u0131kar. Eylem b\u00f6ylece s\u00f6z konusu olmaktan \u00e7\u0131k\u0131nca o da kendini derin d\u00fc\u015f\u00fcnceye verir. Ko\u015fullar elverdi\u011finde kendimize olan sayg\u0131y\u0131 korumam\u0131z\u0131 sa\u011flayacak inan\u00e7lara sar\u0131lmak, \u00f6zbenli\u011fimizin bir yasas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Psikanalitik yaz\u0131n bu yasan\u0131n \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00f6rnekleriyle doludur. B\u00f6ylece, derin<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnceye y\u00f6nelen ki\u015fi, \u00e7ok ge\u00e7meden, bunun ya\u015fam\u0131n ger\u00e7ek amac\u0131 oldu\u011funu; ger\u00e7ek d\u00fcnyan\u0131n g\u00fcnl\u00fck i\u015flerle u\u011fra\u015fan ki\u015filerden gizlendi\u011fini ke\u015ffeder. Geleneksel mistisizmin di\u011fer savlar\u0131 da bu temelden \u00e7\u0131kar\u0131labilir. B\u00fcy\u00fck mistiklerin belki de ilki olan Lao-Tze (\u0130.\u00d6. 604-531)&#8217;nin, kitab\u0131n\u0131 bir<br \/>\ng\u00fcmr\u00fck binas\u0131nda bagaj\u0131n\u0131n muayene edilmesini beklerken yazd\u0131\u011f\u0131 rivayet<br \/>\nedilir. Kitap tahmin edilebilece\u011fi gibi, her t\u00fcrl\u00fc eylemin yarars\u0131z oldu\u011fu<br \/>\nsav\u0131 ile doludur.<\/p>\n<p>Bergson ise mistisizmi eyleme, &#8220;ya\u015fam&#8221;a, geli\u015fmenin ger\u00e7ekli\u011fine inanan ve bu d\u00fcnyada bulunmaktan d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011framam\u0131\u015f olan ki\u015filere uyarlamay\u0131 ama\u00e7lad\u0131. Mistik, genel olarak, miza\u00e7 bak\u0131m\u0131ndan hareketli, ancak hareketsizli\u011fe zorlanm\u0131\u015f olan ki\u015fidir; vitalist de miza\u00e7 y\u00f6n\u00fcnden hareketsiz, ancak eyleme romantik bir hayranl\u0131k duyan ki\u015fidir. 1914 \u00f6ncesinde d\u00fcnya b\u00f6yle insanlarla, &#8220;K\u0131r\u0131k Kalpler Yuvas\u0131&#8221; insanlar\u0131yla doluydu. Bu insanlar\u0131n miza\u00e7lar\u0131n\u0131n temelinde can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 ve ku\u015fkuculuk vard\u0131r. Bu da heyecan tutkusuna ve irrasyonel bir inanca \u00f6zlem duymaya yol a\u00e7ar. Sonunda bu inanc\u0131 buldular; o da g\u00f6revlerinin insanlar\u0131 birbirine k\u0131rd\u0131rmak oldu\u011fu inanc\u0131nda sakl\u0131yd\u0131. Ancak 1907&#8217;de bu \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu daha bulunmam\u0131\u015ft\u0131; Bergson ise bu bo\u015flu\u011fu iyi doldurdu.<\/p>\n<p>Bergson g\u00f6r\u00fc\u015flerini bazen yanl\u0131\u015fl\u0131\u011fa yol a\u00e7abilecek bir dille ifade<br \/>\netmi\u015ftir; \u00e7\u00fcnk\u00fc kurgusal olarak tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 \u015feylerden, arada bir, onlar\u0131n<br \/>\nger\u00e7ek olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcrecek bir \u015fekilde s\u00f6z eder. E\u011fer bu yanl\u0131\u015f<br \/>\nanla\u015f\u0131labilecek \u015feyleri bir yana b\u0131rak\u0131rsak zaman sav\u0131 san\u0131r\u0131m \u015f\u00f6yledir:<br \/>\nZaman ayr\u0131 ayr\u0131 anlar ya da olaylar serisi de\u011fil, ger\u00e7ekte s\u00fcrekli bir<br \/>\nolu\u015fumdur. Bu geli\u015fme s\u0131ras\u0131nda gelece\u011fi \u00f6nceden g\u00f6rmek olanaks\u0131zd\u0131r;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc gelecek, ger\u00e7ekten yenidir ve bu nedenle de kestirilemez. A\u011fac\u0131n<br \/>\nb\u00fcy\u00fcmesinde olu\u015fan i\u00e7i\u00e7e halkalar gibi ger\u00e7ekten vuku bulan her \u015fey<br \/>\nkal\u0131c\u0131d\u0131r (bu benzetme ona ait de\u011fildir). Yani d\u00fcnya hi\u00e7 durmadan daha dolu ve daha zengin olacak \u015fekilde geli\u015fir. Vuku bulan her \u015fey \u00f6nsezinin kat\u0131ks\u0131z belle\u011finde saklan\u0131r; beyindeki bellek ise, tersine, aldat\u0131c\u0131d\u0131r. \u00d6nsezi belle\u011findeki bu saklama &#8220;kal\u0131c\u0131l\u0131k&#8221;t\u0131r; yeni yaratma g\u00fcd\u00fcs\u00fc de elan vital&#8217;dir. \u00d6nsezinin kat\u0131ks\u0131z belle\u011findekileri tekrar su \u00fcst\u00fcne \u00e7\u0131karmak bir kendini e\u011fitme konusudur. Bunun nas\u0131l yap\u0131laca\u011f\u0131 anlat\u0131lm\u0131yor; herhalde Yogi&#8217;lerin yapt\u0131\u011f\u0131na benzer bir \u015fekilde olsa gerek.<\/p>\n<p>E\u011fer Bergson&#8217;un felsefesine mant\u0131k gibi yeterince ulu olmayan bir \u015fey<br \/>\nuygulamaya kalk\u0131\u015f\u0131l\u0131rsa bu de\u011fi\u015fim felsefesi baz\u0131 s\u0131k\u0131nt\u0131larla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r.<br \/>\nBergson, zaman\u0131 birbirinden ba\u011f\u0131ms\u0131z par\u00e7alardan olu\u015fan bir seri olarak<br \/>\ng\u00f6ren matematik\u00e7ileri a\u015fa\u011f\u0131lamaktan hi\u00e7 usanmaz. Ancak, e\u011fer d\u00fcnyada onun \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc gibi, ger\u00e7ek yenilik ger\u00e7ekten de varsa -e\u011fer yoksa onun felsefesi \u00e7ekici \u00f6zelliklerini yitirir- ve e\u011fer d\u00fcnyaya ger\u00e7ekten gelen her \u015fey kal\u0131c\u0131 ise -kal\u0131c\u0131l\u0131k sav\u0131n\u0131n yal\u0131n \u00f6z\u00fc de budur- daha \u00f6nceki bir<br \/>\nzamandaki toplam varl\u0131k daha sonra gelen herhangi bir zamandaki toplam\u0131n bir par\u00e7as\u0131 olur. B\u00fct\u00fcn ile par\u00e7a aras\u0131ndaki bu ili\u015fki nedeniyle, d\u00fcnyan\u0131n farkl\u0131 zamanlardaki toplam durumlar\u0131 bir seri olu\u015fturur ve bu da matematik\u00e7ilerin arad\u0131\u011f\u0131 ve Bergson&#8217;un reddetti\u011fi serinin b\u00fct\u00fcn \u00f6zelliklerine sahiptir.<\/p>\n<p>D\u00fcnyan\u0131n daha sonraki durumlar\u0131nda devreye giren unsurlar eski unsurlar\u0131n<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda de\u011filse ger\u00e7ek bir yenilik yoktur; yarat\u0131c\u0131 geli\u015fim bir \u015fey<br \/>\nyaratmam\u0131\u015ft\u0131r; biz de Plotinus sistemine geri d\u00f6nm\u00fc\u015f oluruz. Bergson&#8217;un bu ikilem kar\u015f\u0131s\u0131nda vard\u0131\u011f\u0131 yan\u0131t \u015fudur: olan \u015fey, her \u015feyin de\u011fi\u015fti\u011fi ve yine de ayn\u0131 kald\u0131\u011f\u0131 bir &#8220;geli\u015fim&#8221;dir. Bu kavram s\u0131radan insanlar\u0131n anlamay\u0131<br \/>\numut edemeyecekleri \u00f6l\u00e7\u00fcde derin bir gizemdir. Temelinde mant\u0131k de\u011fil, mistik inanca \u00e7a\u011fr\u0131 yatar; ancak biz inanc\u0131n mant\u0131ktan \u00fcst\u00fcn oldu\u011fu alanlara, onun pe\u015fis\u0131ra gidemeyiz.<\/p>\n<p>Bu arada, bir\u00e7ok yerde &#8220;ger\u00e7ek\u00e7ilik&#8221; ad\u0131 verilen bir felsefe geli\u015fti.<br \/>\nGer\u00e7ekte bu felsefenin \u00f6zelli\u011fi y\u00f6ntem olarak analizci, metafizik olarak<br \/>\nda \u00e7o\u011fulcu (pl\u00fcralist) olmas\u0131d\u0131r. Bu felsefe tam olarak ger\u00e7ek\u00e7i de\u011fildir;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc baz\u0131 y\u00f6nleri Berkeley (1685-1735) idealizmi ile uyum i\u00e7indedir.<br \/>\nKant ve Hegel idealizmi ile ba\u011fda\u015fmaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc bu sistemlerin temel ald\u0131\u011f\u0131<br \/>\nmant\u0131\u011f\u0131 reddeder. Bu felsefe James&#8217;in g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc gittik\u00e7e daha \u00e7ok<br \/>\nbenimsemeye ve onu geli\u015ftirmeye y\u00f6nelmektedir: d\u00fcnyan\u0131n temel i\u00e7eri\u011fi ne maddesel ne de zihinseldir; madde ve akl\u0131n kendisinden yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 daha basit ve daha temel bir \u015feydir.<\/p>\n<p>Doksanl\u0131 y\u0131llarda, \u00e7ok ya\u015fl\u0131 filozoflar d\u0131\u015f\u0131nda, Alman idealizmine kar\u015f\u0131<br \/>\ndurmakta kararl\u0131 olan yegane sima James&#8217;di. Schiller ve Dewey kendilerini<br \/>\nduyurmaya daha ba\u015flamam\u0131\u015flard\u0131; James bile felsefede pek de ciddiye al\u0131nmas\u0131 gerekmeyen bir psikolog olarak g\u00f6r\u00fcl\u00fcyordu. Ancak 1900 y\u0131l\u0131 ile birlikte Alman idealizmine kar\u015f\u0131 bir ayaklanma ba\u015flad\u0131. Bu kar\u015f\u0131 gelme faydac\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil, ciddi teknik nedenlerden kaynaklan\u0131yordu. Almanya&#8217;da Frege&#8217;nin \u00f6vg\u00fcye de\u011fer \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n (bu \u00e7al\u0131\u015fmalar 1879&#8217;da ba\u015flam\u0131\u015f, ancak son y\u0131llara kadar hi\u00e7 okunmam\u0131\u015flard\u0131) yan\u0131s\u0131ra, Husserl&#8217;in 1900&#8217;da yay\u0131nlanan an\u0131tsal bir eseri olan Logische Untersuchungen (Mant\u0131k \u0130ncelemeleri) kitab\u0131 k\u0131sa s\u00fcrede b\u00fcy\u00fck etkiler do\u011furmaya ba\u015flad\u0131. Meinong&#8217;un Ueber Annahmen (Varsay\u0131mlar Hakk\u0131nda-1902) ve Gegenstands-theorie und Psychologie (Nesne Kuram\u0131 ve Nesne Psikolojisi-1904) ayn\u0131 y\u00f6nde etkili oldular. G.E. Moore ve ben, benzer g\u00f6r\u00fc\u015fleri savunmaya ba\u015flad\u0131k. Onun Nature of Judgement<br \/>\n(H\u00fck\u00fcmlerin Yap\u0131s\u0131) makalesi 1899&#8217;da, Principia Ethica (Etik \u0130lkeleri)<br \/>\n1903&#8217;te yay\u0131nland\u0131. Benim yazd\u0131\u011f\u0131m Philosophy of Leibniz (Leibniz Felsefesi) 1900&#8217;de, Principles of Muthematics (Matematik \u0130lkeleri) 1903&#8217;te bas\u0131ld\u0131. Fransa&#8217;da da ayn\u0131 t\u00fcr felsefe Couturat taraf\u0131ndan g\u00fc\u00e7l\u00fc bir \u015fekilde temsil edildi.<\/p>\n<p>Amerika&#8217;da William James&#8217;in radikal g\u00f6rg\u00fcc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc (ampirizmi) -faydac\u0131l\u0131\u011f\u0131<br \/>\ni\u00e7ermeden- yeni mant\u0131kla kar\u0131\u015farak Yeni Ger\u00e7ek\u00e7ilerin felsefesini<br \/>\ndo\u011furdu. Bu felsefe, yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en Avrupa&#8217;daki \u00e7al\u0131\u015fmalardan biraz<br \/>\ndaha sonra, ancak daha devrimci nitelikte ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Yaln\u0131zca<br \/>\nMach&#8217;\u0131n Anczlyse der Empfindungen (San\u0131lar\u0131n Analizi) bu felsefenin<br \/>\n\u00f6\u011fretilerinin bir k\u0131sm\u0131n\u0131 daha \u00f6nceden haber vermi\u015fti.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece ba\u015flayan yeni felsefe hen\u00fcz son \u015feklini almam\u0131\u015f, baz\u0131 bak\u0131mlardan hala olgunla\u015fmam\u0131\u015ft\u0131r. Bundan ba\u015fka, savunucular\u0131 aras\u0131nda bir hayli g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 vard\u0131r. Baz\u0131 b\u00f6l\u00fcmlerinin anla\u015f\u0131lmas\u0131 olduk\u00e7a g\u00fc\u00e7t\u00fcr. B\u00fct\u00fcn bu nedenlerle onun \u00e7arp\u0131c\u0131 baz\u0131 \u00f6zelliklerini belirtmekten \u00f6te yap\u0131labilecek bir \u015fey yoktur.<\/p>\n<p>Yeni felsefenin birinci \u00f6zelli\u011fi yeni bir felsefi y\u00f6ntem geli\u015ftirme; ya da<br \/>\n\u00f6yle bir y\u00f6ntem kullanarak yeni bir t\u00fcr bilgi getirme gibi iddialar\u0131<br \/>\nterk etmesidir. Felsefeyi temelde bilimden farkl\u0131 olarak g\u00f6rmez; sadece,<br \/>\nproblemlerinin genel olmas\u0131yla ve deneysel kan\u0131tlar\u0131n hen\u00fcz bulunmad\u0131\u011f\u0131<br \/>\nalanlarda varsay\u0131mlar olu\u015fturmas\u0131yla \u00f6zel bilimlerden ayr\u0131l\u0131r. B\u00fct\u00fcn<br \/>\nbilgileri bilimsel bilgi olarak; bilimsel y\u00f6ntemlerle saptan\u0131p kan\u0131tlanabilen<br \/>\nbilgi olarak kabul eder. Daha \u00f6nceki felsefenin genellikle yapt\u0131\u011f\u0131 gibi,<br \/>\nb\u00fct\u00fcn evreni kapsayan sonu\u00e7lar bulmay\u0131, veyaher \u015feyi i\u00e7eren bir<br \/>\nsistem kurmay\u0131 ama\u00e7lamaz. Kendi mant\u0131\u011f\u0131na dayanarak, d\u00fcnyan\u0131n b\u00f6l\u00fck p\u00f6r\u00e7\u00fck, karman \u00e7orman g\u00f6r\u00fcnen do\u011fas\u0131n\u0131 reddetmek i\u00e7in bir neden olmad\u0131\u011f\u0131na inan\u0131r. D\u00fcnyay\u0131 &#8220;organik&#8221; olarak ele almaz; \u015fu anlamda ki, tek bir kemi\u011fe bakarak nesli t\u00fckenmi\u015f bir hayvan\u0131n iskeletini zihnimizde canland\u0131rabildi\u011fimiz gibi, yeterince anla\u015f\u0131lm\u0131\u015f bir par\u00e7ay\u0131 ele alarak ondan b\u00fct\u00fcn\u00fcn anla\u015f\u0131labilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmez. \u00d6zellikle de Alman idealistlerinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, bilginin yap\u0131s\u0131ndan, bir b\u00fct\u00fcn olarak d\u00fcnyan\u0131n do\u011fas\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmaya \u00e7al\u0131\u015fmaz. Bilgiye, mistik bir anlam\u0131 ve kozmik \u00f6nemi olmayan herhangi bir do\u011fa olgusu g\u00f6z\u00fcyle bakar.<\/p>\n<p>Yeni felsefe ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00fc\u00e7 temel kayna\u011fa dayan\u0131yordu: bilgi teorisi,<br \/>\nmant\u0131k ve matematik ilkeleri. Kant&#8217;tan bu yana bilgi bizim onu bilmemizle<br \/>\nbir de\u011fi\u015fime u\u011frayan, bu nedenle de bilgimizden kaynaklanan baz\u0131 \u00f6zelliklere sahip, kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 bir etkile\u015fim olarak alg\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131r. Ayr\u0131ca, bilinmeyen bir\u00a0 \u015feyin var olabilmesinin mant\u0131ksal bak\u0131mdan olanaks\u0131z oldu\u011fu kabul edilmi\u015ftir (Kant buna kat\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r). Bu nedenle, bilindikleri i\u00e7in sahip olunan nitelikler her \u015feyde bulunmas\u0131 zorunlu olan \u00f6zelliklerdir. Bu yolla, yaln\u0131zca bilginin ko\u015fullar\u0131n\u0131 inceleyerek ger\u00e7ek d\u00fcnya hakk\u0131nda \u00e7ok \u015fey \u00f6\u011frenebilece\u011fimiz ileri s\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Yeni felsefe, tam tersine, kural olarak, bilginin bilinen \u015feyi hi\u00e7 etkilemedi\u011fini, ve hi\u00e7 kimsenin bilmedi\u011fi \u015feylerin var olmamas\u0131 i\u00e7in en ufak bir neden olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmektedir. Bunun sonucu olarak, bilim teorisi evrenin gizemlerine giden kap\u0131n\u0131n sihirli<br \/>\nanahtar\u0131 olmaktan \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r ve bizler de bilimin zahmetli ve a\u011f\u0131r ilerleyen<br \/>\nara\u015ft\u0131rmalar\u0131na geri d\u00f6nm\u00fc\u015f\u00fczd\u00fcr.<\/p>\n<p>Bunun gibi, mant\u0131kta da organik g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn yerini atomizm alm\u0131\u015ft\u0131r. Daha \u00f6nce, her \u015feyin \u00f6z do\u011fas\u0131n\u0131n, di\u011fer her \u015feyle olan ili\u015fkisinden etkilendi\u011fi;<br \/>\nb\u00f6ylece, bir \u015fey hakk\u0131nda tam bilginin t\u00fcm evren hakk\u0131ndaki tam bilgiye<br \/>\nba\u011f\u0131ml\u0131 oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcncesi kabul g\u00f6rmekteydi. Yeni mant\u0131k, bir \u015feyin \u00f6z<br \/>\nkarakterinin, onun ba\u015fka \u015feylerle olan ilintilerini mant\u0131ksal olarak<br \/>\nbulmam\u0131z olana\u011f\u0131n\u0131 bize sa\u011flamad\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndedir. Bir \u00f6rnek bu noktay\u0131<br \/>\na\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturacakt\u0131r. Leibniz (1646-1716) bir yaz\u0131s\u0131nda, Avrupa&#8217;daki bir<br \/>\nadam\u0131n kar\u0131s\u0131n\u0131n Hindistan&#8217;da \u00f6lmesi durumunda, kar\u0131s\u0131n\u0131n \u00f6ld\u00fc\u011f\u00fc<br \/>\nanda adam\u0131n \u00f6z-do\u011fas\u0131nda bir de\u011fi\u015fim olaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrer (Bu konuda modern idealistlerle ayn\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncededir). Sa\u011fduyu da, kar\u0131s\u0131n\u0131 kaybetti\u011fini<br \/>\n\u00f6\u011freninceye kadar adam\u0131n \u00f6z-do\u011fas\u0131nda bir de\u011fi\u015fim olmayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler. Yeni felsefe bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimsemi\u015ftir; bunun da sonu\u00e7lar\u0131 ilk g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcnden \u00e7ok daha \u00f6telere uzan\u0131r.<\/p>\n<p>Matematik ilkelerinin, her zaman felsefe ile \u00f6nemli bir ba\u011flant\u0131s\u0131<br \/>\nolmu\u015ftur. Matematik b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde kesinli\u011fi olan \u00f6nsel bilgiler i\u00e7erir; filozoflar\u0131n \u00e7o\u011fu da \u00f6nsel bilgiye \u00e7ok heveslidirler. Eleal\u0131 Zeno&#8217;dan (\u0130.\u00d6. be\u015finci y\u00fczy\u0131l) bu yana idealist e\u011filimli filozoflar matematik\u00e7ilerin ger\u00e7ek matematiksel do\u011fruya ula\u015famad\u0131klar\u0131n\u0131; filozoflar\u0131n daha iyisini yapabileceklerini g\u00f6stermek i\u00e7in \u00e7eli\u015fkiler \u00fcreterek matematik\u00e7ileri g\u00f6zden d\u00fc\u015f\u00fcrmeye u\u011fra\u015fm\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Kant felsefesi bu t\u00fcrden bir\u00e7ok \u015fey i\u00e7erir; Hegel felsefesi ise daha<br \/>\nfazlas\u0131n\u0131. On dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda matematik\u00e7iler Kant felsefesinin bu y\u00f6n\u00fcn\u00fc \u00e7\u00fcr\u00fctt\u00fcler. Kant&#8217;\u0131n deney-\u00fcst\u00fc (transcendental) estetik hakk\u0131ndaki<br \/>\nmatematiksel savlar\u0131 Lobatchevski (1793-1856)&#8217;nin Euclid-d\u0131\u015f\u0131 geometriyi<br \/>\nicat etmesiyle temelinden sars\u0131ld\u0131; Weierstrass (1815-1897) s\u00fcreklili\u011fin<br \/>\nsonsuz-k\u00fc\u00e7\u00fckleri i\u00e7ermedi\u011fini kan\u0131tlad\u0131; George Cantor (1845-1918) bir<br \/>\ns\u00fcreklilik, bir de sonsuzluk teorisi geli\u015ftirerek filozoflar\u0131n pek de<br \/>\ni\u015flerine gelen b\u00fct\u00fcn eski paradokslar\u0131 ortadan kald\u0131rd\u0131. Frege aritmeti\u011fin<br \/>\nmant\u0131\u011f\u0131n bir sonucu oldu\u011funu g\u00f6sterdi; Kant ise bunu reddetmi\u015fti. B\u00fct\u00fcn<br \/>\nbu sonu\u00e7lar normal matematiksel y\u00f6ntemlerle elde edildiler ve bir \u00e7arp\u0131m<br \/>\ntablosu kadar da kesindirler. Filozoflar bu duruma, s\u00f6z konusu yazarlar\u0131n<br \/>\nyap\u0131tlar\u0131n\u0131 okumayarak kar\u015f\u0131l\u0131k verdiler. Sadece yeni felsefe bu yeni<br \/>\nsonu\u00e7lar\u0131 \u00f6z\u00fcmsedi; b\u00f6ylece de s\u00fcrmekte olan bilgisizli\u011fin yanda\u015flar\u0131na<br \/>\nkar\u015f\u0131 kolay bir tart\u0131\u015fma zaferi kazand\u0131.<\/p>\n<p>Yeni felsefe sadece ele\u015ftirel de\u011fil, yap\u0131c\u0131d\u0131r; ama bilimin yap\u0131c\u0131 oldu\u011fu<br \/>\nanlamda, yani ad\u0131m ad\u0131m ve deneyerek. \u00d6zel bir yap\u0131lanma y\u00f6ntemi vard\u0131r; o da, matemati\u011fin yeni bir kolu olan ve felsefeye di\u011fer b\u00fct\u00fcn geleneksel<br \/>\nkollardan daha yak\u0131n olan, matematiksel mant\u0131kt\u0131r. Matematiksel mant\u0131k,<br \/>\nbelli bilimsel savlar\u0131n felsefe y\u00f6n\u00fcnden hangi sonu\u00e7lara yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131,<br \/>\nnelerin varsay\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini ve aralar\u0131nda ne gibi ba\u011flant\u0131lar oldu\u011funu<br \/>\nbulmaya, daha \u00f6nce hi\u00e7bir zaman olmad\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde olanak sa\u011flar. Bu y\u00f6ntem sayesinde matematik ve fizik felsefesi \u00e7ok b\u00fcy\u00fck ilerlemeler kaydetmi\u015ftir. Fizikteki sonu\u00e7lar\u0131n bir k\u0131sm\u0131 Dr. Whitehead (1861-1947)&#8217;in son \u00fc\u00e7 \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131nda ortaya konulmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Y\u00f6ntemin di\u011fer alanlarda da ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde verimli olaca\u011f\u0131n\u0131 ummak i\u00e7in<br \/>\nyeterli neden vard\u0131r; ancak bu, burada ele al\u0131namayacak kadar teknik bir<br \/>\nkonudur. Modern \u00e7o\u011fulcu felsefenin b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc \u00f6nermelerin mant\u0131ksal analizinden esinlenmi\u015ftir. Bu y\u00f6ntem \u00f6nceleri gramer kurallar\u0131na b\u00fcy\u00fck \u00f6nem verilerek uyguland\u0131. \u00d6rne\u011fin, Meinong \u015funu ileri s\u00fcr\u00fcyordu: &#8220;yuvarlak kare yoktur,&#8221; diyebildi\u011fimize g\u00f6re, yuvarlak kare diye bir \u015fey var olmal\u0131d\u0131r -her ne kadar o, var olmayan bir \u015fey olsa da. Bu sat\u0131rlar\u0131n yazar\u0131 ba\u015flarda bu t\u00fcr usavurmalara ba\u011f\u0131\u015f\u0131k say\u0131lmazd\u0131. Ancak 1905&#8217;te &#8220;betimleme&#8221; kuram\u0131 sayesinde bundan nas\u0131l ka\u00e7\u0131naca\u011f\u0131n\u0131 ke\u015ffetti.<\/p>\n<p>Bu kurama g\u00f6re, &#8220;yuvarlak kare yoktur,&#8221; dedi\u011fimizde yuvarlak kareden s\u00f6z<br \/>\nedilmedi\u011fi anla\u015f\u0131l\u0131yor. Yuvarlak kare gibi sa\u00e7ma konularla zaman harcamak anlams\u0131z bulunabilir; ne var ki, bu gibi konular \u00e7o\u011fu kez mant\u0131k teorilerini s\u0131namak i\u00e7in en iyi y\u00f6ntemi olu\u015fturur. Bir\u00e7ok mant\u0131k teorisi sa\u00e7ma sonu\u00e7lara yol a\u00e7makla su\u00e7lan\u0131rlar. \u00d6yleyse, mant\u0131k\u00e7\u0131 da bu anlams\u0131z sonu\u00e7lar\u0131 g\u00f6rmeli ve onlara kar\u015f\u0131 tetikte bulunmal\u0131d\u0131r. \u00c7o\u011fu laboratuar deneyleri konuyla ilgisini bilmeyen ki\u015filere \u00f6nemsiz g\u00f6r\u00fcn\u00fcr; sa\u00e7mal\u0131klar da mant\u0131k\u00e7\u0131n\u0131n deneyleridir.<\/p>\n<p>Yeni felsefe ilk d\u00f6nemlerinde, \u00f6nermelerin mant\u0131ksal analizleriyle<br \/>\nu\u011fra\u015f\u0131rken Platon ve Orta\u00e7a\u011f ger\u00e7ek\u00e7ili\u011finden g\u00fc\u00e7l\u00fc izler ta\u015f\u0131yor, soyutlar\u0131n da somutlarla ayn\u0131 t\u00fcr varl\u0131\u011fa sahip oldu\u011funu kabul ediyordu. Kendi mant\u0131k sistemi kusurlardan ar\u0131nd\u0131k\u00e7a felsefesi de yava\u015f yava\u015f bu g\u00f6r\u00fc\u015ften kurtuldu. Geriye de sa\u011fduyuya \u00e7ok ters gelecek bir tortu kalmad\u0131.<\/p>\n<p>Yeni felsefenin ilk d\u00f6nemlerinde en etkilenen bilim matematik olduysa da<br \/>\ng\u00fcn\u00fcm\u00fczde en b\u00fcy\u00fck etkisi fizik \u00fczerinedir. Bu durum, en ba\u015fta<br \/>\nuzay, zaman, madde kavramlar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftiren Einstein&#8217;\u0131n \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131 ile<br \/>\nortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. G\u00f6recelik teorisini a\u00e7\u0131klaman\u0131n yeri buras\u0131 olmamakla<br \/>\nberaber onun felsefi sonu\u00e7lar\u0131ndan biraz s\u00f6z etmek ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r.<br \/>\nG\u00f6recelik teorisinde felsefi bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6zellikle \u00f6nemli olan iki \u00f6ge<br \/>\n\u015funlard\u0131r: (1) \u0130\u00e7inde evrendeki b\u00fct\u00fcn olaylar\u0131n kendi yerlerini ald\u0131\u011f\u0131,<br \/>\nher \u015feyi kucaklayan tek bir zaman yoktur. (2) Fiziksel olgular\u0131n taraf\u0131m\u0131zdan g\u00f6zlenmesi s\u00fcrecinde geleneksel, ya da \u00f6znel (s\u00fcbjektif) \u00f6geler, her ne kadar \u00f6nceleri san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan daha fazla olsalar da, Tensor hesab\u0131 denilen matematiksel y\u00f6ntemle yok edilebilirler. A\u015f\u0131r\u0131 teknik olmas\u0131<br \/>\nnedeniyle bu son konuya girmeyece\u011fim.<\/p>\n<p>Zaman konusuna gelince, ilk olarak, felsefi spek\u00fclasyonlarla de\u011fil,<br \/>\ndeneysel sonu\u00e7lar\u0131n gerektirdi\u011fi ve matematiksel bir form\u00fclle ifade edilen<br \/>\nbir teoriyi ele ald\u0131\u011f\u0131m\u0131z unutulmamal\u0131d\u0131r. Montesquieu&#8217;n\u00fcn teorileriyle<br \/>\nAmerikan Anayasas\u0131 aras\u0131ndaki fark ne kadarsa, bu ikisi aras\u0131ndaki fark da o kadard\u0131r. Ortaya \u00e7\u0131kan \u015fudur: Belli bir madde par\u00e7ac\u0131\u011f\u0131yla birlikte hareket eden bir g\u00f6zlemcinin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan, bu par\u00e7ac\u0131\u011fa etki yapan olaylar\u0131n belirli bir zaman s\u0131ralamas\u0131 oldu\u011fu halde, farkl\u0131 yerlerdeki madde<br \/>\npar\u00e7ac\u0131klar\u0131na etki yapan olaylar her zaman belirli bir s\u0131raya sahip<br \/>\nde\u011fildirler.<\/p>\n<p>Daha a\u00e7\u0131k bir \u00f6rnek alal\u0131m: E\u011fer bir \u0131\u015f\u0131k sinyali d\u00fcnyadan g\u00fcne\u015fe<br \/>\ng\u00f6nderilir ve tekrar d\u00fcnyaya yans\u0131t\u0131l\u0131rsa, g\u00f6nderildikten 16 dakika kadar<br \/>\nsonra d\u00fcnyaya varacakt\u0131r. Bu 16 dakika i\u00e7inde d\u00fcnyada ger\u00e7ekle\u015fen olaylar \u0131\u015f\u0131k sinyalinin g\u00fcne\u015fe varmas\u0131ndan ne daha \u00f6nce, ne de daha sonra yer alm\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fcne\u015fe ve d\u00fcnyaya g\u00f6re olas\u0131 her y\u00f6nde hareket eden, bu 16 dakika i\u00e7inde d\u00fcnyadaki olaylar\u0131 ve sinyalin g\u00fcne\u015fe varmas\u0131n\u0131 izleyen g\u00f6zlemciler oldu\u011funu; b\u00fct\u00fcn bu g\u00f6zlemcilerin \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131n h\u0131z\u0131n\u0131 dikkate ald\u0131klar\u0131n\u0131 ve zaman\u0131 tam olarak do\u011fru g\u00f6steren kronometreleri oldu\u011funu varsayal\u0131m. O zaman, baz\u0131 g\u00f6zlemciler bu 16 dakika i\u00e7inde d\u00fcnyada ge\u00e7en herhangi bir olay\u0131n \u0131\u015f\u0131k sinyalinin g\u00fcne\u015fe varmas\u0131ndan \u00f6nce, baz\u0131lar\u0131 ayn\u0131 anda, baz\u0131lar\u0131 da daha sonra ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi sonucuna varacaklard\u0131r. Hepsi de ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde hakl\u0131 ya da ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde haks\u0131zd\u0131rlar. Fizi\u011fin tarafs\u0131z bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda, bu 16 dakika i\u00e7inde d\u00fcnyada ge\u00e7en olaylar \u0131\u015f\u0131k sinyalinin g\u00fcne\u015fe varmas\u0131ndan ne daha \u00f6nce, ne daha sonra, ne de e\u015f zamanl\u0131d\u0131r. Bir cisimdeki bir A olay\u0131nda ve ba\u015fka bir cisimdeki B olay\u0131nda, e\u011fer \u0131\u015f\u0131k A&#8217;dan B&#8217;ye do\u011fru ilk olay oldu\u011fu anda -A&#8217;n\u0131n saatine g\u00f6re- yola \u00e7\u0131k\u0131p daha sonraki olay oldu\u011fu anda -B&#8217;nin saatine g\u00f6re varm\u0131\u015fsa, bir cisimdeki A olay\u0131n\u0131n ba\u015fka bir cisimdeki B olay\u0131ndan daha \u00f6nce oldu\u011funu s\u00f6yleyemeyiz. veya bu iki olay\u0131n zaman s\u0131ralamas\u0131 g\u00f6zlemciye g\u00f6re de\u011fi\u015fecek ve bu nedenle de fiziksel bir ger\u00e7e\u011fi temsil etmeyecektir.<\/p>\n<p>I\u015f\u0131k h\u0131z\u0131na yak\u0131n h\u0131zdaki \u015feyler ya\u015fant\u0131m\u0131zda yayg\u0131n olsayd\u0131, fiziksel<br \/>\nd\u00fcnya bilimsel y\u00f6ntemlerle ba\u015fedilemeyecek \u00f6l\u00e7\u00fcde karma\u015f\u0131k olurdu; biz<br \/>\nde hala b\u00fcy\u00fcc\u00fc-hekimlerle yetinmek durumunda kal\u0131rd\u0131k. Ama e\u011fer fizik daha \u00f6nce ke\u015ffedilmi\u015f olsayd\u0131, bu fizik Einstein fizi\u011fi olmak zorunda olurdu; \u00e7\u00fcnk\u00fc Newton fizi\u011finin uygulama olana\u011f\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>Radyoaktif maddeler \u0131\u015f\u0131k h\u0131z\u0131na yak\u0131n h\u0131zla hareket eden par\u00e7ac\u0131klar<br \/>\nsalarlar. Yeni g\u00f6recelik fizi\u011fi olmadan bu par\u00e7ac\u0131klar\u0131n davran\u0131\u015flar\u0131<br \/>\na\u00e7\u0131klanamazd\u0131. Eski fizi\u011fin kusurlu oldu\u011fu konusunda ku\u015fku yoktur;<br \/>\nbunun &#8220;yaln\u0131zca k\u00fc\u00e7\u00fck bir kusur&#8221; oldu\u011funu s\u00f6ylemek de felsefi y\u00f6nden bir<br \/>\nmazeret de\u011fildir.<\/p>\n<p>Farkl\u0131 yerlerde ger\u00e7ekle\u015fen olaylar i\u00e7in, belli s\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde, belirli<br \/>\nbir zaman s\u0131ralamas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 ger\u00e7e\u011fine kendimizi al\u0131\u015ft\u0131rmal\u0131y\u0131z. &#8220;Uzay&#8221; ve &#8220;zaman&#8221; denilen iki ayr\u0131 kavram yerine bir &#8220;uzay-zaman&#8221; kavram\u0131n\u0131n ortaya at\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7an da i\u015fte bu ger\u00e7ektir. Evrensel olarak d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz zaman, ger\u00e7ekte &#8220;yerel zaman&#8221;d\u0131r; d\u00fcnyan\u0131n hareketine ba\u011f\u0131ml\u0131 olan bir zaman i\u00e7in &#8220;evrenseldir&#8221; demek, Atlantik&#8217;i ge\u00e7erken saatlerini de\u011fi\u015ftirmeyen bir geminin evrensellik iddias\u0131ndan farks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn g\u00fcnl\u00fck kavramlar\u0131m\u0131zda zaman\u0131n oynad\u0131\u011f\u0131 rol\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fczde,<br \/>\nfizik\u00e7ilerin yapt\u0131\u011f\u0131 \u015feyin ne oldu\u011funu d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fcm\u00fcz\u00fc kullanarak ger\u00e7ekten<br \/>\nalg\u0131layabilirsek, bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131m\u0131z\u0131n \u00e7ok derinden etkilenece\u011fi ortadad\u0131r.<br \/>\n&#8220;\u0130lerleme&#8221; kavram\u0131n\u0131 ele alal\u0131m: Zaman-s\u0131ralamas\u0131 rastgele olursa, zaman<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcm\u00fc i\u00e7in kabul edilen d\u00fczene ba\u011fl\u0131 olarak, bir ilerleme veyagerileme<br \/>\nolacakt\u0131r. Ku\u015fkusuz, uzaydaki uzakl\u0131k kavram\u0131 da de\u011fi\u015fmi\u015ftir:<br \/>\nDakik \u00f6l\u00e7\u00fcmler i\u00e7in olanakl\u0131 her ayg\u0131t\u0131 kullanan iki g\u00f6zlemci, e\u011fer g\u00f6receli<br \/>\nolarak h\u0131zl\u0131 hareket halinde iseler, iki yer aras\u0131ndaki uzakl\u0131k i\u00e7in<br \/>\nfarkl\u0131 de\u011ferler bulacaklard\u0131r. Uzakl\u0131k kavram\u0131n\u0131n kendisinin \u00e7ok<br \/>\nbelirsizle\u015fti\u011fi a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc uzakl\u0131k bo\u015f uzaydaki noktalar -bu<br \/>\nnoktalar hayalidir- aras\u0131nda de\u011fil, somut \u015feyler aras\u0131nda olmal\u0131d\u0131r; belirli<br \/>\nbir zamandaki uzakl\u0131k olmal\u0131d\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc herhangi iki cismin aras\u0131ndaki<br \/>\nuzakl\u0131k s\u00fcrekli de\u011fi\u015fir. Belirli bir zaman \u00f6znel bir kavramd\u0131r; g\u00f6zlemcinin<br \/>\nnas\u0131l hareket etti\u011fine ba\u011fl\u0131d\u0131r. Belirli bir zamandaki bir cisimden art\u0131k<br \/>\ns\u00f6z edemeyiz; sadece bir olaydan s\u00f6z edebiliriz.<\/p>\n<p>\u0130ki olay aras\u0131nda, herhangi bir g\u00f6zlemciden ba\u011f\u0131ms\u0131z olan &#8220;aral\u0131k&#8221; denilen<br \/>\nbelirli bir ili\u015fki vard\u0131r. Farkl\u0131 g\u00f6zlemcilerce yap\u0131lan analizlerle bu<br \/>\naral\u0131\u011f\u0131n uzay ve zaman bile\u015fenleri hesapland\u0131\u011f\u0131nda sonu\u00e7lar farkl\u0131 olacakt\u0131r; ancak bu analizlerin hi\u00e7bir nesnel ge\u00e7erlili\u011fi yoktur. Aral\u0131k, nesnel bir fiziksel ger\u00e7ektir; ancak onun uzay ve zaman bile\u015fenlerine ayr\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 nesnel de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bizim eski, al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f &#8220;kat\u0131 madde&#8221; kavram\u0131n\u0131n da varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 art\u0131k<br \/>\ns\u00fcrd\u00fcremeyece\u011fi ortadad\u0131r. Bir madde par\u00e7as\u0131 belirli yasalara ba\u011f\u0131ml\u0131 olan<br \/>\nbir olaylar dizisinden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Madde kavram\u0131, filozoflar\u0131n<br \/>\nt\u00f6z (substance) kavram\u0131n\u0131n ge\u00e7erlili\u011fi konusunda hi\u00e7bir ku\u015fkular\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131<br \/>\nbir d\u00f6nemde ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Madde, uzay ve zamanda var olan t\u00f6z, ak\u0131l ise sadece zaman i\u00e7inde var olan t\u00f6z idi. Daha sonralar\u0131, t\u00f6z kavram\u0131<br \/>\nmetafizikte berrakl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kaybetti; ama fizikte varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir<br \/>\nzarar\u0131 yoktu -g\u00f6recelik ortaya \u00e7\u0131k\u0131ncaya kadar. T\u00f6z, geleneksel olarak, iki<br \/>\n\u00f6geden olu\u015fan bir kavramd\u0131r.<\/p>\n<p>Birincisi t\u00f6z\u00fcn bir \u00f6nermede, y\u00fcklem olarak de\u011fil, yaln\u0131z \u00f6zne olarak yer<br \/>\nalabilece\u011fi yolundaki mant\u0131ksal \u00f6zelliktir. \u0130kincisi de zaman i\u00e7inde kal\u0131c\u0131<br \/>\nolmas\u0131, Tanr\u0131 i\u00e7in ise, t\u00fcm\u00fcyle zaman d\u0131\u015f\u0131nda olmas\u0131yd\u0131. Bu iki \u00f6zellik<br \/>\naras\u0131nda bir ba\u011f\u0131nt\u0131 gerekli de\u011fildir. Ancak bunun fark\u0131na var\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc fizik, madde par\u00e7alar\u0131n\u0131n \u00f6l\u00fcms\u00fcz oldu\u011funu, teoloji de ruhun \u00f6l\u00fcms\u00fcz oldu\u011funu \u00f6\u011fretiyordu. Bu nedenle, her ikisinin de t\u00f6z\u00fcn her iki \u00f6zelli\u011fini ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu.<\/p>\n<p>Ancak \u015fimdi fizik bizi \u00e7ok k\u0131sa \u00f6m\u00fcrl\u00fc olaylara, mant\u0131ksal anlamda t\u00f6z<br \/>\nolarak, yani y\u00fcklemi olmayan \u00f6zneler olarak bakmaya zorluyor. Tek bir<br \/>\nkal\u0131c\u0131 varl\u0131k sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir madde par\u00e7as\u0131, t\u0131pk\u0131 sinemada kal\u0131c\u0131 g\u00f6r\u00fcnen<br \/>\nnesneler gibi, ger\u00e7ekte bir dizi varl\u0131kt\u0131r. Ak\u0131l i\u00e7in de ayn\u0131 \u015feyi s\u00f6ylememek<br \/>\ni\u00e7in bir neden yoktur; kal\u0131c\u0131 benlik, kal\u0131c\u0131 atom kadar d\u00fc\u015f \u00fcr\u00fcn\u00fc gibidir.<br \/>\nHer ikisi de, birbirleriyle ilgin\u00e7 ili\u015fkileri olan olaylar dizisinden<br \/>\nibarettir.<\/p>\n<p>Modern fizik bizlere Mach ve James&#8217;in, zihinsel ve fiziksel d\u00fcnyalar\u0131n<br \/>\n&#8220;i\u00e7eri\u011finin&#8221; birbirinin ayn\u0131 oldu\u011fu yolundaki \u00f6nerilerini \u015fekillendirme<br \/>\nolana\u011f\u0131 veriyor. &#8220;Kat\u0131 madde&#8221;nin d\u00fc\u015f\u00fcncelerden ve kal\u0131c\u0131 egodan \u00e7ok farkl\u0131<br \/>\noldu\u011fu a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ancak e\u011fer madde ve ego uygun olaylar dizileri iseler,<br \/>\nonlar\u0131n ayn\u0131 \u015feyden yap\u0131lm\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmek \u00e7ok daha kolayd\u0131r. Bundan ba\u015fka, \u015fimdiye kadar akl\u0131n en belirgin \u00f6zelli\u011fi olarak g\u00f6r\u00fcnen \u00f6znellik, ya da bir g\u00f6r\u00fc\u015fe sahip olma, \u015fimdi fizi\u011fe de yay\u0131lm\u0131\u015f ve ak\u0131l i\u00e7ermedi\u011fi ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r; farkl\u0131 konumlardaki foto\u011fraf makinalar\u0131 &#8220;ayn\u0131&#8221; olay\u0131 g\u00f6r\u00fcnt\u00fcler; ancak \u00e7\u0131kan foto\u011fraflar birbirinden farkl\u0131d\u0131r. Modern fizikte kronometreler ve cetveller bile \u00f6znelle\u015fmektedir; do\u011frudan g\u00f6sterdikleri \u015fey, fiziksel bir durum de\u011fil, fiziksel durumla olan ili\u015fkileridir. B\u00f6ylece fizik ve psikoloji birbirlerine yak\u0131nla\u015fm\u0131\u015f, ak\u0131l ve madde aras\u0131ndaki eski ikilik<br \/>\n(dualizm) ortadan kalkm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Modern fizi\u011fin eski veyapop\u00fcler anlamdaki &#8220;kuvvet&#8221; diye bir \u015fey<br \/>\ntan\u0131mad\u0131\u011f\u0131na da dikkat \u00e7ekmek yerinde olur. Eskiden g\u00fcne\u015fin d\u00fcnya<br \/>\n\u00fczerinde bir &#8220;kuvvet&#8221; uygulad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fck. \u015eimdi ise \u015f\u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz: Uzay-zaman g\u00fcne\u015fin yak\u0131nlar\u0131nda \u00f6yle \u015fekillenmi\u015ftir ki d\u00fcnya b\u00f6yle hareket etmeyi di\u011fer b\u00fct\u00fcn yollara g\u00f6re daha az zahmetli bulmaktad\u0131r. Modern fizi\u011fin b\u00fcy\u00fck ilkesi &#8220;en az eylem ilkesi&#8221; (principle of least action) yani bir yerden bir yere giderken cismin en az eylem i\u00e7eren yolu se\u00e7mesi ilkesidir (Eylem teknik bir terimdir; ancak anlam\u0131 bizi \u015fimdilik ilgilendirmiyor). Gazeteler ve g\u00fc\u00e7l\u00fc g\u00f6r\u00fcnmek isteyen baz\u0131 yazarlar &#8220;dinamik&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc kullanmaktan ho\u015flan\u0131rlar. Dinamik biliminde &#8220;dinamik&#8221; olan hi\u00e7bir \u015fey yoktur; tersine bu bilim her \u015feyin bir evrensel tembellik yasas\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131labilece\u011fini dile getirir. Ayr\u0131ca, bir cismin hareketini &#8220;idare eden&#8221; ba\u015fka bir cisim diye bir \u015fey de yoktur. Modern bilimin evreni &#8220;b\u00fcy\u00fck yasalar&#8221; ve &#8220;do\u011fal kuvvetler&#8221;den s\u00f6z edenlerin de\u011fil, daha \u00e7ok Lao-Tze&#8217;nin evrenine benzer.<\/p>\n<p>Modern \u00e7o\u011fulculuk ve ger\u00e7ek\u00e7ilik felsefeleri baz\u0131 bak\u0131mlardan eski<br \/>\nfelsefelerden daha az \u015feyler sunuyorlar. Orta\u00e7a\u011f&#8217;da felsefe teolojinin bir<br \/>\nyard\u0131mc\u0131s\u0131yd\u0131; g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bile kitap kataloglar\u0131nda ayn\u0131 ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda yer<br \/>\nal\u0131rlar. Dinin b\u00fcy\u00fck do\u011frular\u0131n\u0131 kan\u0131tlaman\u0131n genellikle felsefenin g\u00f6revi<br \/>\noldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Yeni ger\u00e7ek\u00e7ilik onlar\u0131 kan\u0131tlayabilece\u011fini, hatta<br \/>\nyanl\u0131\u015f olduklar\u0131n\u0131 kan\u0131tlayabilece\u011fini s\u00f6ylemez. Onun amac\u0131 sadece,<br \/>\nbilimlerin temel ereklerini a\u00e7\u0131kl\u0131\u011fa kavu\u015fturmak ve \u00e7e\u015fitli bilimlerin bir<br \/>\nsentezini yaparak d\u00fcnyan\u0131n, bilimin incelemeyi ba\u015fard\u0131\u011f\u0131 b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn, geni\u015f kapsaml\u0131 bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc elde etmekten ibarettir.<\/p>\n<p>Daha \u00f6telerde ne oldu\u011funu bilmez; cehaleti bilgiye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrecek bir t\u0131ls\u0131m\u0131<br \/>\nyoktur. Anlayanlara entellekt\u00fcel co\u015fkular sunar; ancak \u00e7o\u011fu felsefenin<br \/>\nyapt\u0131\u011f\u0131 gibi insanlar\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fck duygular\u0131n\u0131 ok\u015famaya kalk\u0131\u015fmaz. E\u011fer biraz yavan ve teknik ise, bunun su\u00e7unu, \u015fair ve mistiklerin arzu ettikleri gibi de\u011fil de, matematiksel \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 se\u00e7en evrene atar. Bu belki \u00fcz\u00fclecek bir \u015fey; ancak bir matematik\u00e7inin bu \u00fcz\u00fcnt\u00fcye kat\u0131lmas\u0131n\u0131 beklemek de haks\u0131zl\u0131k olur.<\/p>\n<p><b>Makineler ve Duygular<br \/>\n<\/b><br \/>\nMakineler mi duygular\u0131, yoksa duygular m\u0131 makineleri yok edecek? Bu soru uzun zaman \u00f6nce Samuel Butler taraf\u0131ndan Erewhon&#8217;da ortaya at\u0131lm\u0131\u015f ve makine imparatorlu\u011funun b\u00fcy\u00fcmesiyle de gittik\u00e7e daha g\u00fcncel bir hal alm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130lk bak\u0131\u015fta, makineler ile duygular aras\u0131nda neden bir kar\u015f\u0131tl\u0131k olmas\u0131 gerekti\u011fi sorusunun yan\u0131t\u0131 a\u00e7\u0131k de\u011fildir. Her normal erkek \u00e7ocuk makinelere bay\u0131l\u0131r; b\u00fcy\u00fcy\u00fcp g\u00fc\u00e7lendik\u00e7e de onlar\u0131 daha \u00e7ok sever. Japonlar gibi uzun ve yetkin bir sanat gelene\u011fine sahip uluslar, ilk kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131nda, Bat\u0131&#8217;n\u0131n mekanik y\u00f6ntemlerinin b\u00fcy\u00fcs\u00fcne kap\u0131l\u0131r ve bizleri olabildi\u011fince \u00e7abuk taklit etmeye can atarlar. E\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f ve d\u00fcnyay\u0131 dola\u015fm\u0131\u015f bir Asyal\u0131y\u0131 hi\u00e7bir \u015fey &#8220;Do\u011fu&#8217;nun bilgeli\u011fi&#8221;nden, ya da Asya uygarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n geleneksel erdeminden s\u00f6z edilmesi kadar sinirlendiremez; kendini oyuncak otomobiller yerine bebeklerle oynamas\u0131 istenmi\u015f bir erkek \u00e7ocuk gibi hisseder ve her erkek \u00e7ocuk gibi, oyuncak otomobil yerine ger\u00e7e\u011fini ister, ezilebilece\u011fini hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmeden.<\/p>\n<p>Makineler hen\u00fcz yeniyken, birka\u00e7 \u015fair ve estetik\u00e7iyi saymazsak, Bat\u0131&#8217;da da ayn\u0131 co\u015fku vard\u0131. Ondokuzuncu y\u00fczy\u0131l kendini daha \u00e7ok mekanik<br \/>\nilerleme nedeniyle \u00f6ncekilerden daha \u00fcst\u00fcn sayard\u0131. Peacock (Thomas Love Peacock (1785-1866): \u0130ngiliz \u015fair ve romanc\u0131. (\u00e7.n.) gen\u00e7li\u011finde<br \/>\n&#8220;buhar beyinli toplum&#8221; ile alay eder; \u00e7\u00fcnk\u00fc kendisi bir yaz\u0131n adam\u0131d\u0131r ve ona g\u00f6re uygarl\u0131\u011f\u0131 Grek ve Romal\u0131 yazarlar temsil ederler. Ancak, o d\u00f6nemde yayg\u0131n olan e\u011filimlerden uzak oldu\u011funun da fark\u0131ndad\u0131r. Do\u011faya d\u00f6n\u00fc\u015fleri ile Rousseau&#8217;nun (Jean Jacques Rousseau (1712-1778): Frans\u0131z yazar, filozof ve toplum teorisyeni. (\u00e7.n.) m\u00fcritleri, Orta\u00e7a\u011fl\u0131l\u0131klar\u0131 ile G\u00f6l \u015eairleri (G\u00f6l \u015eairleri: \u0130ngiltere&#8217;de G\u00f6ller B\u00f6lgesi&#8217;nde ya\u015fam\u0131\u015f \u0130ngiliz \u015fairleri<br \/>\nWordsworth (1770-1850), Coleridge (1772-1834) ve Southey (1774-1843).<br \/>\n(\u00e7.n.), News from Nowhere (Olmayan \u00dclkeden Haberler) (zaman\u0131n hep haziran oldu\u011fu ve herkesin harman kald\u0131rd\u0131\u011f\u0131 bir \u00fclke) kitab\u0131 ile William Morris: (William Morris (1834-1896): \u0130ngiliz \u015fair, ressam ve sosyalist. (\u00e7.n.) bunlar\u0131n hepsi t\u00fcm\u00fcyle duygusal ve tepkisel olan bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 temsil ederler. Makinelere kar\u015f\u0131 duygusal olmayan rasyonel bir kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131 ilk ortaya koyan Samuel Butler olmu\u015ftur. Ancak bu onun i\u00e7in belki de bir jeu d&#8217;esprit&#8217;den (kelime oyunundan) ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildi -bunun k\u00f6kl\u00fc bir kan\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 kesindir. Onun g\u00fcn\u00fcden bug\u00fcne, en \u00e7ok makinele\u015fmi\u015f uluslardan \u00e7ok ki\u015fi Erewhon-vari&#8217; bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc i\u00e7tenlikle benimseme e\u011filimindedir; yani bu g\u00f6r\u00fc\u015f, uygulanmakta olan sanayi y\u00f6ntemlerine kar\u015f\u0131 olanlar\u0131n tav\u0131rlar\u0131nda, a\u00e7\u0131k veyakapal\u0131 \u015fekilde, kendini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>Makinelere tap\u0131l\u0131r, \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fczeldirler; de\u011fer verilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fc\u00e7 sa\u011flarlar;<br \/>\nonlardan nefret edilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ok \u00e7irkindirler; onlardan tiksinilir, \u00e7\u00fcnk\u00fc<br \/>\nk\u00f6lelik getirirler. Bu tutumlardan birinin &#8220;do\u011fru&#8221; \u00f6tekinin &#8220;yanl\u0131\u015f&#8221; oldu\u011funu<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnmeyelim. Bu, insanlar\u0131n kafas\u0131 oldu\u011fu do\u011frudur ama ayaklar\u0131 oldu\u011fu<br \/>\nyanl\u0131\u015ft\u0131r demeye benzer; ger\u00e7i Lilliputlular\u0131n bu soruyu Gulliver hakk\u0131nda<br \/>\ntart\u0131\u015ft\u0131klar\u0131n kolayca d\u00fc\u015fleyebiliriz. Bir makine Binbir Gece Masallar\u0131ndaki<br \/>\nCin gibidir; sahibi i\u00e7in g\u00fczel ve yararl\u0131; d\u00fc\u015fmanlar\u0131 i\u00e7in \u00e7irkin ve<br \/>\ntehlikeli. Ancak g\u00fcn\u00fcm\u00fczde hi\u00e7 bir \u015feyin kendisini bu denli belirgin bir<br \/>\nyal\u0131nl\u0131kla g\u00f6stermesine izin verilmez. Makine sahibinin, ondan uzakta<br \/>\noturdu\u011fu, g\u00fcr\u00fclt\u00fcs\u00fcn\u00fc i\u015fitmedi\u011fi, g\u00f6zleri rahats\u0131z eden at\u0131k y\u0131\u011f\u0131nlar\u0131n\u0131<br \/>\ng\u00f6rmedi\u011fi, zararl\u0131 dumanlar\u0131n\u0131 koklamad\u0131\u011f\u0131 do\u011frudur; e\u011fer makineyi g\u00f6rm\u00fc\u015fse, o da \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmaya ba\u015flamadan \u00f6nce, \u00e7\u0131kard\u0131\u011f\u0131 toz ve s\u0131caktan rahats\u0131z olmas\u0131na gerek kalmadan, g\u00fcc\u00fc ya da bir saat gibi i\u015flemesini gururla seyretti\u011fi zamand\u0131r. Makineye, onunla ya\u015fay\u0131p onunla \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bakmas\u0131 istenirse de cevab\u0131 haz\u0131rd\u0131r. Makinenin \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131<br \/>\nsayesinde bu insanlar\u0131n, b\u00fcy\u00fck dedelerinden daha fazla -\u00e7o\u011fu zaman \u00e7ok \u00e7ok daha fazla- \u015fey sat\u0131n alabildiklerine dikkat \u00e7ekebilir. \u00d6yleyse, hemen<br \/>\nherkes\u00e7e yap\u0131lan bir varsay\u0131m\u0131 kabul edersek, b\u00fcy\u00fck dedelerinden daha<br \/>\nmutludurlar.<\/p>\n<p>Bu varsay\u0131ma g\u00f6re insanlar\u0131 mutlu eden, maddi \u015feylere sahip olmakt\u0131r. \u0130ki<br \/>\nodas\u0131, iki yata\u011f\u0131 ve iki ekme\u011fi olan bir ki\u015finin bir odas\u0131, bir yata\u011f\u0131 ve bir<br \/>\nekme\u011fi olan ki\u015fiden iki kat mutlu oldu\u011fu; k\u0131sacas\u0131, mutlulu\u011fun gelirle<br \/>\norant\u0131l\u0131 oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. Baz\u0131 ki\u015filer, her zaman da tam i\u00e7tenlikle<br \/>\nolmadan, din ve ahlak ad\u0131na bu fikre kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kar; ama vaazlar\u0131n\u0131n<br \/>\ndokunakl\u0131l\u0131\u011f\u0131 sayesinde gelirleri artarsa ona da sevinirler. Benim kar\u015f\u0131<br \/>\n\u00e7\u0131kmak istemem din ya da ahlak bak\u0131m\u0131ndan de\u011fil, psikoloji ve ya\u015fam\u0131n<br \/>\ng\u00f6zlemlenmesi a\u00e7\u0131s\u0131ndand\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer mutluluk gelirle orant\u0131l\u0131 ise makinenin \u00fcst\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez;<br \/>\nde\u011fil ise sorunun t\u00fcm\u00fcyle irdelenmesi gerekir. \u0130nsanlar\u0131n fiziksel<br \/>\ngereksinimleri, ayr\u0131ca bir de duygular\u0131 vard\u0131r. Fiziksel gereksinimler<br \/>\nkar\u015f\u0131lanmam\u0131\u015fsa, onlar \u00f6nceliklidir; ama e\u011fer kar\u015f\u0131lanm\u0131\u015flarsa, bir insan\u0131n<br \/>\nmutlu ya da mutsuz olmas\u0131n\u0131 saptamada, gereksinimlerle ba\u011flant\u0131s\u0131<br \/>\nolmayan duygular \u00f6nem kazan\u0131r. Bug\u00fcnk\u00fc sanayi toplumlar\u0131nda zorunlu fiziksel gereksinimleri kar\u015f\u0131lanmam\u0131\u015f pek \u00e7ok kad\u0131n, erkek ve \u00e7ocuk vard\u0131r; onlar bak\u0131m\u0131ndan mutlulu\u011fun ilk ko\u015fulunun gelir art\u0131\u015f\u0131 oldu\u011funu inkar etmiyorum.<\/p>\n<p>Ancak \u00f6yle kimseler az\u0131nl\u0131ktad\u0131rlar; hepsinin ya\u015famsal gereksinimlerini<br \/>\nsa\u011flamak da zor de\u011fildir. Ben onlar hakk\u0131nda de\u011fil, ya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek<br \/>\ni\u00e7in gerekenden fazlas\u0131na sahip olanlar -sadece \u00e7ok fazlas\u0131na de\u011fil, ayn\u0131<br \/>\nzamanda biraz fazlas\u0131na sahip olanlar- hakk\u0131nda konu\u015fmak istiyorum.<\/p>\n<p>Hemen hepimiz, gelirimizi art\u0131rmay\u0131 ger\u00e7ekte neden isteriz? \u0130steklerimiz<br \/>\nilk bak\u0131\u015fta maddi \u015feyler gibi g\u00f6r\u00fcnebilir. Ger\u00e7ekte ise bunlar\u0131 daha \u00e7ok<br \/>\nkom\u015fular\u0131m\u0131z\u0131 etkilemek i\u00e7in isteriz. Daha iyi bir mahallede daha b\u00fcy\u00fck bir<br \/>\neve ta\u015f\u0131nan bir adam kar\u0131s\u0131n\u0131 &#8220;daha iyi&#8221; insanlar\u0131n ziyaret edece\u011fini; eski<br \/>\nve yoksul kom\u015fularla ili\u015fkilerin art\u0131k kesilebilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. O\u011flunu iyi<br \/>\nbir okula ya da pahal\u0131 bir \u00fcniversiteye g\u00f6nderdi\u011finde, \u00f6dedi\u011fi y\u00fcksek<br \/>\nhar\u00e7lara kar\u015f\u0131l\u0131k kazan\u0131lacak sosyal sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnerek kendini teselli<br \/>\neder.<\/p>\n<p>Amerika&#8217;da olsun Avrupa&#8217;da olsun b\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fck \u015fehirlerde baz\u0131 mahallelerdeki evler, sadece kibar insanlar aras\u0131nda reva\u00e7ta olduklar\u0131 i\u00e7in, \u00f6teki mahallelerdeki ayn\u0131 nitelikleri ta\u015f\u0131yan evlerden daha pahal\u0131d\u0131r. En g\u00fc\u00e7l\u00fc tutkular\u0131m\u0131zdan biri de ba\u015fkalar\u0131n\u0131n takdir ve sayg\u0131s\u0131n\u0131 kazanma arzusudur.<\/p>\n<p>Bug\u00fcnlerde takdir ve sayg\u0131, zengin g\u00f6r\u00fcnen insanlara kar\u015f\u0131 duyulmaktad\u0131r.<br \/>\n\u0130nsanlar\u0131n zengin olmak istemelerinin ba\u015fl\u0131ca nedeni budur. Paralar\u0131 ile<br \/>\nsat\u0131n ald\u0131klar\u0131 mallar ikinci dereceden \u00f6nem ta\u015f\u0131r. \u00d6rne\u011fin, bir resmi<br \/>\n\u00f6tekinden ay\u0131rdedemeyen ve uzmanlar yard\u0131m\u0131yla eski ustalar\u0131n bir galeri<br \/>\ndolusu resmini toplam\u0131\u015f olan bir milyoneri ele alal\u0131m. Ald\u0131\u011f\u0131 yegane zevk,<br \/>\nba\u015fkalar\u0131n\u0131n onlar\u0131n ka\u00e7a mal oldu\u011funu bilmesidir. Halbuki dergilerin Noel<br \/>\nsay\u0131lar\u0131ndaki dokunakl\u0131 posterlerden daha dolays\u0131z ve daha \u00e7ok zevk alabilir; ancak o yolla egosu i\u00e7in ayn\u0131 doyumu elde edemez.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlar ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc de olabilir; bir\u00e7ok toplumda olmu\u015ftur da.<br \/>\nAristokratik d\u00f6nemlerde insanlara soylar\u0131na bakarak de\u011fer bi\u00e7ilirdi. Tuhaf<br \/>\ngelebilir ama Paris&#8217;te baz\u0131 \u00e7evrelerde insanlar resim ve edebiyat<br \/>\nalanlar\u0131ndaki yetkinlikleri nedeniyle de\u011ferli g\u00f6r\u00fcl\u00fcrler. Bir Alman<br \/>\n\u00fcniversite sitesinde, insan, bilgisinden dolay\u0131 takdir edilir. Hindistan da ermi\u015flik, \u00c7in de bilgelik sayg\u0131nl\u0131k uyand\u0131r\u0131r. Bu de\u011fi\u015fik \u00f6rneklerin incelenmesi tan\u0131m\u0131z\u0131n do\u011fru oldu\u011funu g\u00f6steriyor; \u00e7\u00fcnk\u00fc hepsinde<br \/>\ninsanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck bir y\u00fczdesi, ya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrecek \u00f6l\u00e7\u00fcde sahip<br \/>\nolduklar\u0131nda, paraya kar\u015f\u0131 ilgisizdirler. Ancak onlar da \u00e7evrelerinde<br \/>\nsayg\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 sa\u011flayacak meziyetlere sahip olmay\u0131 y\u00fcrekten arzu ederler.<\/p>\n<p>Bu \u00f6rneklerin \u00f6nemi, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki zenginlik \u00f6zleminin insan do\u011fas\u0131ndan<br \/>\ngelmemesinde, \u00e7e\u015fitli sosyal kurulu\u015flarca ortadan kald\u0131r\u0131labilir olmas\u0131nda<br \/>\nyatar. Yasa gere\u011fi hepimizin geliri ayn\u0131 olsayd\u0131 kom\u015fular\u0131m\u0131zdan \u00fcst\u00fcn<br \/>\nolman\u0131n ba\u015fka yollar\u0131n\u0131 arard\u0131k; maddi \u015feylere sahiplenmeye olan \u015fimdiki<br \/>\n\u015fiddetli arzular\u0131m\u0131z\u0131n \u00e7o\u011fu da son bulurdu. Bu arzular rekabet niteli\u011fi<br \/>\nta\u015f\u0131d\u0131klar\u0131ndan, rakibimize \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z zaman bize mutluluk, ona da ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ac\u0131 verir. Gelirlerde yap\u0131lacak genel bir art\u0131\u015f rekabet<br \/>\na\u00e7\u0131s\u0131ndan bir avantaj sa\u011flamaz; bu y\u00fczden de rekabetten kaynaklanan bir<br \/>\nmutluluk vermez. Ku\u015fkusuz, sat\u0131n al\u0131nan \u015feyleri kullanmaktan bir \u00f6l\u00e7\u00fcde zevk de al\u0131n\u0131r; ancak, g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi bu, zenginli\u011fi isteme nedenimizin \u00f6nemsiz bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcd\u00fcr. Arzumuz rekabete dayal\u0131 oldu\u011fu s\u00fcrece zenginli\u011fin artmas\u0131, ister genel olarak ister belli konularda, sonu\u00e7ta insan mutlulu\u011funu art\u0131rmaz. Makinelerin mutlulu\u011fu art\u0131rd\u0131\u011f\u0131n\u0131 savunacaksak, yukar\u0131daki nedenlerden dolay\u0131 makinelerin getirdi\u011fi maddi refah art\u0131\u015f\u0131, mutlak yoksullu\u011fu \u00f6nlemede kullan\u0131ld\u0131klar\u0131 durumlar d\u0131\u015f\u0131nda, \u00f6nemli bir etken de\u011fildir. Yoksullu\u011fu gidermek i\u00e7in kullan\u0131lmalar\u0131n\u0131 gerektiren zorunlu bir neden de yoktur.<\/p>\n<p>N\u00fcfusun dura\u011fan olmas\u0131 halinde yoksulluk makine olmadan da \u00f6nlenebilir;<br \/>\nFransa bunun bir \u00f6rne\u011fidir; orada Amerika&#8217;dan, \u0130ngiltere&#8217;den ve sava\u015f \u00f6ncesi Almanya&#8217;s\u0131ndan \u00e7ok daha az makine oldu\u011fu halde yoksulluk \u00e7ok azd\u0131r. Tersine, makinenin \u00e7ok oldu\u011fu bir yerde yoksulluk da \u00e7ok olabilir.<\/p>\n<p>Bunun da \u00f6rnekleri y\u00fcz y\u0131l kadar \u00f6ncesi \u0130ngiltere&#8217;sinin sanayi b\u00f6lgeleri ile<br \/>\nbug\u00fcnk\u00fc Japonya&#8217;d\u0131r. Yoksullu\u011fun \u00f6nlenmesi makineye de\u011fil ba\u015fka etkenlere ba\u011fl\u0131d\u0131r -k\u0131smen n\u00fcfus yo\u011funlu\u011funa, k\u0131smen de siyasal ko\u015fullara. Serveti art\u0131rman\u0131n yoksullu\u011fu \u00f6nleme d\u0131\u015f\u0131nda fazla bir de\u011feri yoktur.<\/p>\n<p>Makineler bizi insan mutlulu\u011funun \u00f6nemli \u00f6geleri olan iki \u015feyden, do\u011fal<br \/>\ndavranma rahatl\u0131\u011f\u0131ndan ve \u00e7e\u015fitlilikten yoksun b\u0131rak\u0131r. Makinelerin<br \/>\nkendilerine \u00f6zg\u00fc bir i\u015fleyi\u015fleri ve kendilerine \u00f6zg\u00fc vazge\u00e7ilmez istemleri<br \/>\nvard\u0131r: pahal\u0131 bir fabrikas\u0131 olan bir kimse onu s\u00fcrekli \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmak<br \/>\ndurumundad\u0131r. Duygular a\u00e7\u0131s\u0131ndan, makinenin yaratt\u0131\u011f\u0131 en b\u00fcy\u00fck s\u0131k\u0131nt\u0131 onun d\u00fczenlili\u011fidir. Ve do\u011fald\u0131r ki makineler a\u00e7\u0131s\u0131ndan da, duygularda bulunan en b\u00fcy\u00fck kusur, tersine, d\u00fczensiz olmalar\u0131d\u0131r. Kendilerini &#8220;ciddi&#8221; sayan ki\u015filerin d\u00fc\u015f\u00fcncelerine makineler egemen oldu\u011fundan bu ki\u015filerin bir insan hakk\u0131nda dile getirecekleri en b\u00fcy\u00fck \u00f6vg\u00fc onun makine gibi olmas\u0131; yani g\u00fcvenilir, dakik, kesin olmas\u0131d\u0131r. Art\u0131k &#8220;d\u00fczensiz&#8221; bir ya\u015fam k\u00f6t\u00fc bir ya\u015famla e\u015f anlaml\u0131 olmu\u015ftur. Bergson&#8217;un felsefesi bu g\u00f6r\u00fc\u015fe kar\u015f\u0131 bir protestoydu; entelekt\u00fcel a\u00e7\u0131dan \u00e7ok sa\u011flam olmamakla beraber san\u0131r\u0131m, insanlar\u0131n gittik\u00e7e daha \u00e7ok makineye d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmelerine kar\u015f\u0131 duyulan sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir endi\u015feden esinlenmi\u015fti.<\/p>\n<p>Ya\u015fam\u0131m\u0131zda, makinele\u015fmenin egemenli\u011fine kar\u015f\u0131 i\u00e7g\u00fcd\u00fclerimizin \u015fimdiye kadar g\u00f6sterdi\u011fi ba\u015fkald\u0131r\u0131 talihsiz bir do\u011frultuya y\u00f6nelmi\u015ftir.<br \/>\n\u0130nsanlar toplum halinde ya\u015famaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131ndan bu yana sava\u015f d\u00fcrt\u00fcs\u00fc her zaman var olmu\u015ftur. Ancak bu, ge\u00e7mi\u015fte, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki kadar yo\u011fun ve kahredici de\u011fildi. On sekizinci y\u00fczy\u0131lda \u0130ngiltere ve Fransa d\u00fcnya egemenli\u011fini elde etmek i\u00e7in say\u0131s\u0131z sava\u015flara girdiler; ancak birbirlerini hep sevip sayd\u0131lar. Esir subaylar, kendilerini esir alanlar\u0131n sosyal ya\u015fant\u0131lar\u0131na kat\u0131ld\u0131; ziyafetlerde onur konuklar\u0131 oldular.<\/p>\n<p>1665&#8217;te Hollanda ile yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z sava\u015f\u0131n ba\u015flar\u0131nda, Afrika&#8217;dan gelen bir<br \/>\nki\u015fi Hollandal\u0131lar\u0131n orada yapt\u0131klar\u0131 zulm\u00fc anlatm\u0131\u015ft\u0131. Biz -\u0130ngilizler bu<br \/>\nhikayenin d\u00fczmece oldu\u011funa kendimizi inand\u0131rd\u0131k; adam\u0131 cezaland\u0131rd\u0131k ve<br \/>\nHollandal\u0131lar\u0131n yalanlamas\u0131n\u0131 yay\u0131nlad\u0131k. Son sava\u015fta olsayd\u0131 o adama<br \/>\n\u015f\u00f6valyelik verir, s\u00f6ylediklerinin do\u011frulu\u011funa ku\u015fkuyla bakanlar\u0131 da hapse<br \/>\natard\u0131k. Modern sava\u015flarda vah\u015fetin artmas\u0131 \u00fc\u00e7 y\u00f6nden makinelerin etkisine ba\u011flanabilir. \u0130lk olarak, daha b\u00fcy\u00fck ordular kurulmas\u0131na olanak sa\u011flarlar. \u0130kinci olarak, insanlar\u0131n daha alt d\u00fczey duygular\u0131na hitabeden ucuz yay\u0131nlar\u0131 kolayla\u015ft\u0131r\u0131rlar. \u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olarak -bizi ilgilendiren de bu noktad\u0131r- insan do\u011fas\u0131n\u0131n derinlerinde yatan, i\u00e7inden geldi\u011fi gibi ve kurals\u0131z ya\u015famak isteyen y\u00f6n\u00fcn\u00fc bask\u0131 alt\u0131nda tutarlar; Bu, belirsiz bir huzursuzlu\u011fa yol a\u00e7ar; bu huzursuzluktan kurtulman\u0131n olas\u0131 yolu olarak da ak\u0131llara sava\u015f fikri gelir.<\/p>\n<p>Son sava\u015f gibi b\u00fcy\u00fck bir karga\u015fay\u0131 yaln\u0131zca politikac\u0131lar\u0131n makinele\u015fmesine y\u00fcklemek yanl\u0131\u015f olur. Belki Rusya i\u00e7in b\u00f6yle bir a\u00e7\u0131klama yerinde olabilir. Rusya&#8217;n\u0131n isteksiz sava\u015fmas\u0131n\u0131n ve bar\u0131\u015f\u0131 sa\u011flamak i\u00e7in devrim yapmas\u0131n\u0131n bir nedeni de budur. Ancak \u0130ngiltere, Almanya ve Amerika Birle\u015fik Devletleri&#8217;ndeki yayg\u0131n sava\u015f arzusunun -1917&#8217;de- \u00f6n\u00fcnde hi\u00e7bir h\u00fck\u00fcmet duramazd\u0131. Bu t\u00fcr bir genel iste\u011fin i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir temeli olmal\u0131d\u0131r ve ben \u015fahsen g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki sava\u015f yanl\u0131s\u0131 g\u00fcd\u00fclerin artmas\u0131n\u0131n, modern ya\u015famdaki d\u00fczenlilik, monotonluk ve g\u00fcd\u00fcml\u00fc ya\u015faman\u0131n yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 -genellikle bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131- ho\u015fnutsuzluktan kaynakland\u0131\u011f\u0131na inan\u0131yorum.<\/p>\n<p>Bu duruma makineleri yok ederek \u00e7are bulamayaca\u011f\u0131m\u0131z a\u00e7\u0131kt\u0131r. B\u00f6yle bir<br \/>\ny\u00f6ntem tepkisel olur ve uygulama olana\u011f\u0131 hi\u00e7 yoktur. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde makinele\u015fmenin beraberinde gelen sak\u0131ncalar\u0131 \u00f6nlemenin tek yolu, \u00e7al\u0131\u015fma aralar\u0131nda heyecan verici u\u011fra\u015flar i\u00e7in olanak sa\u011flayarak monotonlu\u011fu k\u0131rmakt\u0131r. Alplere t\u0131rmanma yoluyla ya\u015famlar\u0131n\u0131 tehlikeye atma olana\u011f\u0131 bulsalar \u00e7o\u011fu insan\u0131n sava\u015f \u00f6zlemi de yok olur. Tan\u0131mak mutlulu\u011funa eri\u015fti\u011fim en gayretli ve yetenekli bar\u0131\u015f g\u00f6n\u00fcll\u00fclerinden biri, yazlar\u0131n\u0131 Alplerin en tehlikeli doruklar\u0131na t\u0131rmanarak ge\u00e7irmeyi adet edinmi\u015fti. E\u011fer \u00e7al\u0131\u015fan herkese y\u0131lda bir ayl\u0131k zaman vererek kendi arzusu do\u011frultusunda, u\u00e7ak kullanmak \u00f6\u011fretilse; veyaB\u00fcy\u00fck Sahra&#8217;da z\u00fcmr\u00fct aramaya y\u00f6neltilse; ya da kendi inisiyatifini kullanaca\u011f\u0131 herhangi ba\u015fka bir tehlikeli ve heyecan verici u\u011fra\u015fa olanak sa\u011flansa, yayg\u0131n sava\u015f arzusu sadece kad\u0131nlarla ve eli aya\u011f\u0131 tutmayanlarla s\u0131n\u0131rl\u0131 kal\u0131r. Bu ki\u015fileri de bar\u0131\u015f\u00e7\u0131l yapacak bir y\u00f6ntem bilmedi\u011fimi itiraf ederim; fakat e\u011fer i\u015fi ciddiyetle ele al\u0131rsa, bilimsel psikolojinin bir y\u00f6ntem bulaca\u011f\u0131ndan eminim.<\/p>\n<p>Makineler ya\u015fam tarz\u0131m\u0131z\u0131 de\u011fi\u015ftirmi\u015ftir ama i\u00e7g\u00fcd\u00fclerimizi de\u011fil. Bunun<br \/>\nsonucunda uyum bozuklu\u011fu ya\u015fanmaktad\u0131r. Duygu ve i\u00e7g\u00fcd\u00fc psikolojisi hen\u00fcz bebeklik evresinde. Psikanalizle bir ba\u015flan\u0131\u00e7 yap\u0131lm\u0131\u015f bulunuyor; ancak bu sadece bir ba\u015flang\u0131\u00e7. Psikanalizden \u00f6\u011frendiklerimize g\u00f6re \u015fu ger\u00e7e\u011fi kabul edebiliriz ki, insanlar\u0131n hareketlerinde y\u00f6neldikleri ama\u00e7lar, bilin\u00e7li olarak se\u00e7tikleri ama\u00e7lar de\u011fildir; bu b\u00fct\u00fcn\u00fcyle irrasyonel birtak\u0131m<br \/>\nfikirleri de beraberinde getirir ve insanlara neden \u00f6yle yapt\u0131klar\u0131n\u0131n<br \/>\nfark\u0131nda olmaks\u0131z\u0131n, bu ama\u00e7lar\u0131n pe\u015finden gitme olana\u011f\u0131 verir. Ancak,<br \/>\ngeleneksel psikanaliz \u00e7ok \u00e7e\u015fitli olan ve ki\u015fiden ki\u015fiye de\u011fi\u015fen bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131<br \/>\nama\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131 gere\u011finden \u00e7ok basitle\u015ftirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Yak\u0131n zamanda sosyal ve siyasal olgular\u0131n bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan anla\u015f\u0131lmas\u0131;<br \/>\nb\u00f6ylece de insan do\u011fas\u0131na \u0131\u015f\u0131k tutmas\u0131 umulur.<\/p>\n<p>Anar\u015fik g\u00fcd\u00fclerimizle ba\u015fetmek i\u00e7in istem kullanmak ve zararl\u0131 eylemlere<br \/>\nd\u0131\u015f yasaklar koymak elveri\u015fli y\u00f6ntemler de\u011fildirler. Elveri\u015fsiz olmalar\u0131n\u0131n<br \/>\nnedeni de bu g\u00fcd\u00fclerin Orta\u00e7a\u011f efsanelerindeki \u015eeytan kadar \u00e7ok k\u0131l\u0131\u011fa<br \/>\ngirebilmeleri ve bu k\u0131l\u0131klardan baz\u0131lar\u0131n\u0131n en akl\u0131 ba\u015f\u0131nda olanlar\u0131 bile<br \/>\nyan\u0131ltmas\u0131d\u0131r. Elveri\u015fli olacak tek y\u00f6ntem \u00f6nce i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel do\u011fam\u0131z\u0131n<br \/>\ngereksinimlerini saptamak; sonra da onlar\u0131 kar\u015f\u0131laman\u0131n en zarars\u0131z yolunu aramakt\u0131r. Makinelerin en \u00e7ok engelledi\u011fi \u015fey i\u00e7ten geldi\u011fi gibi davranmak oldu\u011funa g\u00f6re, yap\u0131labilecek tek \u015fey f\u0131rsat sa\u011flamakt\u0131r; f\u0131rsat\u0131<br \/>\nde\u011ferlendirmek de ki\u015finin iste\u011fine b\u0131rak\u0131lmal\u0131d\u0131r. Bu, ku\u015fkusuz, bir hayli<br \/>\nmasraf gerektirir; ama bu bedel bir sava\u015f\u0131n giderleriyle k\u0131yaslanamaz.<br \/>\nBilim fiziksel d\u00fcnyan\u0131n yasalar\u0131n\u0131 kavramakta harikalar yaratm\u0131\u015ft\u0131r; ama<br \/>\n\u015fimdiye kadar, kendi do\u011fam\u0131z\u0131, y\u0131ld\u0131zlar\u0131n ve elektronlar\u0131n do\u011fas\u0131na k\u0131yasla<br \/>\n\u00e7ok daha az anlam\u0131\u015f bulunuyoruz. Bilim, insan\u0131n do\u011fas\u0131n\u0131 anlamay\u0131<br \/>\n\u00f6\u011frendi\u011finde, makinelerin ve fiziksel bilimlerin yaratamad\u0131\u011f\u0131 mutlulu\u011fu<br \/>\nya\u015fam\u0131m\u0131za getirebilir.<\/p>\n<p><b>Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131k ve De\u011ferler<br \/>\n<\/b><br \/>\nCiddi bir Amerikan dergisinde d\u00fcnyada bir tek davran\u0131\u015f\u00e7\u0131 oldu\u011fu, onun da<br \/>\nDr. Watson (John Broadus Watson (1878-1958): Amerikal\u0131 Psikolog. (\u00c7.N)<br \/>\noldu\u011fu yolunda bir ifadeye rastlam\u0131\u015ft\u0131m. Ben, \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnceli<br \/>\nolan ne kadar insan varsa o kadar da davran\u0131\u015f\u00e7\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylerdim. Bu,<br \/>\ndavran\u0131\u015f\u00e7\u0131lar\u0131n \u00fcniversitelerde daha yayg\u0131n oldu\u011fu, ya da bizzat benim bir<br \/>\ndavran\u0131\u015f\u00e7\u0131 oldu\u011fum anlam\u0131na gelmez -Rusya ve \u00c7in&#8217;i g\u00f6rd\u00fckten sonra, zamana ayak uyduramam\u0131\u015f oldu\u011fumu fark ettim. Ancak nesnel (objektif) \u00f6zele\u015ftiri beni \u00e7a\u011fda\u015fla\u015fmam\u0131n yerinde olaca\u011f\u0131n\u0131 kabule zorluyor. Bu makalede, benim gibi, bilimde \u00e7a\u011fda\u015f olan \u015feyleri kabul ettikleri halde, ya\u015famaya de\u011fer \u015feyler konusunda kendini Orta\u00e7a\u011fl\u0131l\u0131ktan kurtaramayan ki\u015filerin kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131 baz\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fckleri ortaya koymak istiyorum. Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n yaln\u0131zca de\u011ferler ile olan mant\u0131ksal ili\u015fkisini de\u011fil; ana hatlar\u0131yla benimsenmesi durumunda bu doktrinin s\u0131radan insanlar \u00fczerindeki etkisinin ne olaca\u011f\u0131n\u0131 da sorgulamak istiyorum.<\/p>\n<p>Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131k, psikanaliz gibi bir \u00e7\u0131lg\u0131nl\u0131k haline hen\u00fcz gelmemi\u015ftir;<br \/>\nancak bir g\u00fcn gelirse, pop\u00fcler \u015fekli, ku\u015fkusuz, Dr. Watson&#8217;un \u00f6\u011fretilerinden de\u011fi\u015fik olacakt\u0131r -pop\u00fcler Freudculuk Freud&#8217;dan ne kadar farkl\u0131ysa o kadar farkl\u0131.<\/p>\n<p>Davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n pop\u00fcler versiyonu san\u0131r\u0131m \u015f\u00f6yle bir \u015fey olacak: Eskiden<br \/>\nhissetmek, bilmek ve istemek gibi \u00fc\u00e7 i\u015flevi y\u00fcr\u00fctebilen ak\u0131l diye<br \/>\nbir \u015feyin var oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrd\u00fc. \u015eimdi ise, ak\u0131l diye bir \u015feyin var<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131, yaln\u0131zca bedenin var oldu\u011fu kesinlik kazanm\u0131\u015ft\u0131r. B\u00fct\u00fcn eylemlerimiz bedensel s\u00fcre\u00e7lerden ibarettir. &#8220;Hissetme&#8221; \u00f6zellikle i\u00e7 salg\u0131 bezleri gibi i\u00e7 organlarla ilgili bir olayd\u0131r. &#8220;Bilme&#8221; g\u0131rtla\u011f\u0131n hareketlerinden ibarettir. &#8220;\u0130steme&#8221; ise uzun kaslara ba\u011f\u0131ml\u0131 b\u00fct\u00fcn di\u011fer hareketlerden olu\u015fur.<\/p>\n<p>Ge\u00e7enlerde, \u00fcnl\u00fc bir entelekt\u00fcel ile bir dans\u00f6z evlendi\u011finde, onlar\u0131n birbirlerine uygunlu\u011fu konusunda ku\u015fkular\u0131n\u0131 dile getirenler oldu.<br \/>\nBir davran\u0131\u015f\u00e7\u0131n\u0131n bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bu ku\u015fku yersizdir; biri kol ve<br \/>\nbacak kaslar\u0131n\u0131, \u00f6teki de g\u0131rtlak kaslar\u0131n\u0131 geli\u015ftirmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, mesle\u011fin farkl\u0131 dallar\u0131nda olmakla beraber, her ikisi de birer akrobatt\u0131r. Yapabildi\u011fimiz tek \u015fey bedenimizi hareket ettirmek oldu\u011funa g\u00f6re, bu \u00f6\u011fretinin pop\u00fcler yanda\u015flar\u0131n\u0131n, bundan, v\u00fccudumuzu olabildi\u011fince \u00e7ok hareket ettirmemiz gerekti\u011fi sonucuna varmalar\u0131 beklenebilir. Bu noktada g\u00f6receli\u011fe ili\u015fkin baz\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fckler ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Bedenin de\u011fi\u015fik b\u00f6l\u00fcmleri birbirlerine g\u00f6re mi hareket edecektir; yoksa beden bir b\u00fct\u00fcn olarak i\u00e7inde bulundu\u011fu araca g\u00f6re mi hareket edecektir? veya erdemin \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc d\u00fcnyaya g\u00f6re olan hareket midir? \u0130deal insan birinciye g\u00f6re bir akrobat; ikinciye g\u00f6re, a\u015fa\u011f\u0131ya do\u011fru hareket eden bir y\u00fcr\u00fcyen merdivenden yukar\u0131ya ko\u015fan bir insan; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcye g\u00f6re de, ya\u015fam\u0131n\u0131 bir u\u00e7ak i\u00e7inde ge\u00e7iren insand\u0131r. Ortaya \u00e7\u0131kacak anla\u015fmazl\u0131klarda hangi ilkeye g\u00f6re karar verilece\u011fini bilmek kolay de\u011fildir; ancak ben \u015fahsen pilotlardan yanay\u0131m.<\/p>\n<p>En g\u00fc\u00e7l\u00fc \u00fclkelerdeki en g\u00fc\u00e7l\u00fc kesimlerde egemen olan, insan\u0131n kusursuzlu\u011fu anlay\u0131\u015f\u0131n\u0131n de\u011fi\u015fik bi\u00e7imlerine bakarsak, davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n temelde var olan inan\u00e7lara teorik bir gerek\u00e7e sa\u011flamaktan \u00f6teye gitmedi\u011fi sonucuna var\u0131r\u0131z. Beden e\u011fitimine inananlara ve bir ulusun &#8220;erkekli\u011finin&#8221; onun sporculu\u011funa ba\u011fl\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc benimseyenlere g\u00f6re akrobat ideal insand\u0131r; \u0130ngiliz y\u00f6netici s\u0131n\u0131f\u0131nda yayg\u0131n olan g\u00f6r\u00fc\u015f de b\u00f6yledir. Y\u00fcr\u00fcyen merdivenlerden yukar\u0131ya ko\u015fan ki\u015fi, zevklerden uzak durabilmek ko\u015fuluyla, kaslar\u0131 geli\u015ftirmeyi en y\u00fcce erdem olarak g\u00f6ren H\u0131ristiyanlar\u0131n beau ideal&#8217;idir. Bu, YMCA&#8217;in (YMCA: Gen\u00e7 Erkekler H\u0131ristiyan Birli\u011fi. (\u00e7.n.)<br \/>\n\u00c7in&#8217;de yerle\u015ftirmeye \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 ve y\u00f6neticilerimizin egemenli\u011fimiz alt\u0131nda olan b\u00fct\u00fcn \u0131rklar ve s\u0131n\u0131flar i\u00e7in uygun buldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr. Pilot, mekanik g\u00fc\u00e7 kullananlara \u00f6zg\u00fc, daha aristokrat\u00e7a bir idealin temsilcisidir. Ancak, b\u00fct\u00fcn bunlar\u0131n \u00fcst\u00fcnde, Aristoteles&#8217;in hareketsiz-olan-hareket ettiricisini an\u0131msatan y\u00fcce bir kavram vard\u0131r. Ona g\u00f6re, merkezde hareketsiz duran bir ulu varl\u0131k vard\u0131r; geriye kalan her \u015fey ve herkes onun \u00e7evresinde de\u011fi\u015fik h\u0131zlarla d\u00f6nerler ve b\u00f6ylece o ki\u015fiye mutlak en b\u00fcy\u00fck g\u00f6receli hareketi sa\u011flarlar. Bu merkezde olma rol\u00fc s\u00fcpermenlerimiz i\u00e7in, \u00f6zellikle de finans kesimi mensuplar\u0131 i\u00e7in ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n kusursuzlu\u011fu konusunda Greklerden ve Orta\u00e7a\u011f&#8217;dan g\u00fcn\u00fcm\u00fcze kadar gelen de\u011fi\u015fik bir kavram daha vard\u0131r; ancak makinelerin d\u00fc\u015f<br \/>\ng\u00fcc\u00fcne egemen olmas\u0131 sonucu ortaya \u00e7\u0131kan g\u00f6r\u00fc\u015f yava\u015f yava\u015f onun yerini almaktad\u0131r. Kan\u0131mca bu eski g\u00f6r\u00fc\u015f mant\u0131ksal olarak, davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131kla ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131labilir; ancak, psikolojik a\u00e7\u0131dan, sade vatanda\u015f\u0131n davran\u0131\u015f\u0131yla ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131lamaz. Bu eski g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re hissetmek ve bilmek eylem kadar \u00f6nemlidir; sanat ve derin d\u00fc\u015f\u00fcncenin, uzayda b\u00fcy\u00fck miktarda k\u00fctlenin yerini de\u011fi\u015ftirmek kadar \u00f6vg\u00fcye de\u011fer oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Cheribum (Tevrat&#8217;ta ad\u0131 ge\u00e7en bir melek. (\u00e7.n.) Tanr\u0131&#8217;y\u0131 sever, Seraphim (\u0130ncil&#8217;de ad\u0131 ge\u00e7en \u00fc\u00e7 \u00e7ift kanatl\u0131 melek. (\u00e7.n.) Tanr\u0131&#8217;y\u0131 derin d\u00fc\u015f\u00fcnce yoluyla anlamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r; onlar\u0131n y\u00fcce kusursuzluklar\u0131 da bunda yatar. Bu ideal t\u00fcm\u00fcyle statiktir. Cennette ilahiler s\u00f6ylenip arp \u00e7al\u0131nd\u0131\u011f\u0131 do\u011frudur. Ancak her g\u00fcn ayn\u0131 ilahiler s\u00f6ylenir; arplar\u0131n yap\u0131s\u0131nda hi\u00e7bir geli\u015fmeye izin yoktur. B\u00f6yle bir ya\u015fam \u00e7a\u011fda\u015f insana s\u0131k\u0131c\u0131 gelir. Teolojinin ilgi yitirmesinin bir nedeni de, cenneti her g\u00fcn geli\u015fen makinelerle donatmamas\u0131nda yatar; Milton5 cehennem i\u00e7in bunu ba\u015farm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Her etik sistemin bir t\u00fcr non sequitur&#8217;a (\u00f6nerme veyakan\u0131tlara uygun<br \/>\nolmayan sonu\u00e7) dayand\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylenebilir. Filozof \u00f6nce nesnelerin do\u011fas\u0131<br \/>\nhakk\u0131nda yanl\u0131\u015f bir teori icat eder; bundan da, kendi teorisinin yanl\u0131\u015f<br \/>\noldu\u011funu g\u00f6steren eylemlerin k\u00f6t\u00fc eylemler oldu\u011fu sonucunu \u00e7\u0131kar\u0131r. \u0130lk<br \/>\nolarak geleneksel H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 ele alal\u0131m. Her \u015fey her zaman Tanr\u0131&#8217;n\u0131n<br \/>\niradesine tabi oldu\u011fundan, g\u00fcnahkarl\u0131\u011f\u0131n Tanr\u0131 iradesine kar\u015f\u0131 gelmek<br \/>\noldu\u011funu iddia eder. Hegel yanda\u015flar\u0131na gelince, onlar da evrenin kusursuzca \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f, uyum i\u00e7indeki par\u00e7alardan olu\u015ftu\u011funu; bu nedenle, k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn bu uyumu azaltan davran\u0131\u015flar b\u00fct\u00fcn\u00fc oldu\u011funu iddia ederler. Ne var ki, uyum metafiziksel bir sorun oldu\u011fu halde uyum d\u0131\u015f\u0131 davran\u0131\u015flar\u0131n nas\u0131l olanakl\u0131 oldu\u011funu anlamak zordur. Frans\u0131z halk\u0131 i\u00e7in yazan Bergson, davran\u0131\u015flar\u0131 ile kendisine kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar\u0131 ahlaki su\u00e7lamadan daha korkun\u00e7 bir \u015feyle, yani g\u00fcl\u00fcn\u00e7 olmayla tehdit ediyor. \u00d6nce insanlar\u0131n asla mekanik davranmad\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6steriyor; sonra da g\u00fclme \u00fczerine yazd\u0131\u011f\u0131 kitab\u0131nda (Lczughter) bizi g\u00fcld\u00fcren \u015feyin mekanik olarak davranan bir insan g\u00f6rmek oldu\u011funu ileri s\u00fcr\u00fcyor. Bu demektir ki, Bergson felsefesinin yanl\u0131\u015f oldu\u011funu g\u00f6steren bir \u015fey yaparsan\u0131z o zaman ve ancak o zaman g\u00fcl\u00fcn\u00e7 olursunuz.<\/p>\n<p>Umar\u0131m bu \u00f6rnekler metafizi\u011fin, herhangi bir etik sonuca yol a\u00e7amayaca\u011f\u0131n\u0131, varabilece\u011fi tek sonucun, kendi yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 a\u015fa\u011f\u0131daki sonu\u00e7 oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6stermi\u015ftir: E\u011fer metafizik do\u011fru olsayd\u0131 g\u00fcnah olarak tan\u0131mlad\u0131\u011f\u0131 eylemler olanaks\u0131z olurdu.<\/p>\n<p>Bu a\u00e7\u0131klamalar\u0131 davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011fa uygulayarak \u015fu sonucu \u00e7\u0131kar\u0131yorum: Etik<br \/>\nsonu\u00e7lar\u0131 varsa ve oldu\u011fu \u00f6l\u00e7\u00fcde metafizi\u011fin yanl\u0131\u015f olmas\u0131 gerekir;<br \/>\n\u00f6te yandan, do\u011fru ise de davran\u0131\u015flarla hi\u00e7bir ili\u015fkisi olamaz. Pop\u00fcler<br \/>\ndavran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011fa -tam anlam\u0131yla bilimsel \u015fekline de\u011fil- bu a\u00e7\u0131dan bakt\u0131\u011f\u0131m\u0131zda onun yanl\u0131\u015f oldu\u011funa ili\u015fkin \u00e7e\u015fitli kan\u0131tlar buluyorum. \u0130lk olarak, e\u011fer destekleyicileri herhangi bir etik sonucu olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnselerdi, hemen hepsi b\u00fct\u00fcn ilgilerini yitirirlerdi.<\/p>\n<p>Burada bir ayr\u0131m yapma gere\u011fi do\u011fuyor. Do\u011fru bir doktrinin pratik sonu\u00e7lar<br \/>\ndo\u011furmas\u0131 olas\u0131d\u0131r; ama etik sonu\u00e7lar yaratmas\u0131 olanak d\u0131\u015f\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u0130ki madeni para atarak \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lan bir makineden siz tek bir para atarak<br \/>\nbir \u015fey almak isterseniz ger\u00e7e\u011fin pratik bir sonucu olur; yani bir para daha<br \/>\natman\u0131z gerekir. Ancak hi\u00e7 kimse bu sonucu &#8220;etik&#8221; olarak de\u011ferlendirmez; bu sadece arzumuzu nas\u0131l ger\u00e7ekle\u015ftirebilece\u011fimizle ilgilidir. Bunun gibi, Dr. Watson&#8217;un kitab\u0131nda bu ba\u015fl\u0131k alt\u0131nda i\u015flendi\u011fi \u015fekliyle davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n,<br \/>\n\u00f6zellikle e\u011fitim alan\u0131nda pek \u00e7e\u015fitli ve \u00f6nemli sonu\u00e7lar\u0131 vard\u0131r. E\u011fer bir<br \/>\n\u00e7ocu\u011fa belirli bir \u015fekilde davranmay\u0131 \u00f6\u011fretmek istiyorsan\u0131z, \u00f6rne\u011fin Freud&#8217;un de\u011fil de Dr. Watson&#8217;un \u00f6\u011f\u00fctledi\u011fi yola ba\u015fvurman\u0131z \u00e7o\u011fu zaman ak\u0131ll\u0131ca olur. Ancak bu da etik de\u011fil, bilimsel bir konudur. Etik, sadece, bir eylem belli bir hedefi ama\u00e7lad\u0131\u011f\u0131 zaman; veya baz\u0131 eylemler, getirdikleri sonu\u00e7lara bak\u0131lmaks\u0131z\u0131n, iyi ve k\u00f6t\u00fc olarak s\u0131n\u0131fland\u0131r\u0131ld\u0131klar\u0131 zaman s\u00f6z konusu olur.<\/p>\n<p>Burada davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n -mant\u0131\u011fa ters d\u00fc\u015fse de- s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fcn ger\u00e7ek anlam\u0131nda bir ahlak kural\u0131 koyma e\u011filiminde oldu\u011fu sonucuna var\u0131yorum.<br \/>\nKonu \u015f\u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor; yapabilece\u011fimiz tek \u015fey maddeyi hareket ettirmek<br \/>\noldu\u011funa g\u00f6re, olabildi\u011fince \u00e7ok \u015fey hareket ettirmeliyiz; bu nedenle<br \/>\nsanat ve d\u00fc\u015f\u00fcnce maddeyi harekete ge\u00e7irmeye yard\u0131mc\u0131 olduklar\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011ferli say\u0131l\u0131rlar. Bu, g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam i\u00e7in a\u015f\u0131r\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde metafiziksel bir \u00f6l\u00e7ektir; pratik \u00f6l\u00e7ek ise gelirdir. Dr. Watson&#8217;dan a\u015fa\u011f\u0131daki al\u0131nt\u0131y\u0131 ele alal\u0131m: &#8220;Ki\u015filik, karakter ve yetene\u011fi de\u011ferlendirmede en \u00f6nemli \u00f6\u011felerden biri, kan\u0131mca, bir kimsenin y\u0131ll\u0131k ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131n tarih\u00e7esidir. Bunu, ki\u015finin de\u011fi\u015fik i\u015flerde kald\u0131\u011f\u0131 s\u00fcreler ve gelirindeki y\u0131ll\u0131k art\u0131\u015flarla nesnel olarak<br \/>\n\u00f6l\u00e7ebiliriz&#8230;<\/p>\n<p>E\u011fer bu ki\u015fi bir yazarsa, yaz\u0131lar\u0131na \u00f6denen \u00fccretin y\u0131llara g\u00f6re bir<br \/>\ngrafi\u011fini \u00e7izmek isteriz. E\u011fer otuz ya\u015f\u0131ndayken yaz\u0131lar\u0131 i\u00e7in \u00f6nde gelen<br \/>\ndergilerden kelime ba\u015f\u0131na ald\u0131\u011f\u0131 ortalama \u00fccret, yirmi d\u00f6rt ya\u015f\u0131ndayken<br \/>\nald\u0131\u011f\u0131n\u0131n ayn\u0131 ise, onun sudan bir yazar olmas\u0131, daha \u00f6teye de gidemeyece\u011fi olas\u0131d\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Bu \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc, Buda, \u0130sa ve Muhammed&#8217;e; Milton ve Blake&#8217;e uygularsak, bu<br \/>\nki\u015filerin de\u011ferleri hakk\u0131ndaki g\u00f6r\u00fc\u015flerimizde ilgin\u00e7 de\u011fi\u015fiklikler<br \/>\nyapmak gerekti\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcz. Daha \u00f6nce de\u011finilenler d\u0131\u015f\u0131nda bu al\u0131nt\u0131da iki<br \/>\nahlaki \u00f6zdeyi\u015f sakl\u0131d\u0131r. Bir -kusursuzluk kolayca \u00f6l\u00e7\u00fcl\u00fcr olmal\u0131d\u0131r; iki<br \/>\n-yasalarla uyumlu olmal\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n ikisi de eti\u011fi fizi\u011fe dayal\u0131 bir<br \/>\nsistemden elde etmeye \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n do\u011fal sonu\u00e7lar\u0131d\u0131r. Yukar\u0131daki<br \/>\nparagrafta Dr. Watson&#8217;un \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc etik, benim kabul edebilece\u011fim etik<br \/>\nde\u011fildir. Erdemin gelirle orant\u0131l\u0131 oldu\u011funa; kalabal\u0131\u011fa uyum sa\u011flamakta<br \/>\ng\u00fc\u00e7l\u00fck \u00e7ekmenin g\u00fcnah oldu\u011funa inanmam olanaks\u0131zd\u0131r. Yoksul ve aksi bir ki\u015fi oldu\u011fumdan, bu konularda \u00f6nyarg\u0131l\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fcm ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez; bunun bilincinde olmama ra\u011fmen d\u00fc\u015f\u00fcncelerim yine de de\u011fi\u015fmiyor.<\/p>\n<p>\u015eimdi de davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n bir ba\u015fka y\u00f6n\u00fcn\u00fc, e\u011fitim konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015flerini<br \/>\nele alaca\u011f\u0131m. Burada, eserlerinden anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar\u0131yla, bu konudaki<br \/>\ng\u00f6r\u00fc\u015fleri kusursuz g\u00f6r\u00fcnen Dr. Watson&#8217;dan al\u0131nt\u0131 yapam\u0131yorum. O e\u011fitimin<br \/>\ndaha sonraki a\u015famalar\u0131na de\u011finmiyor; benim en \u00e7ok ku\u015fku duydu\u011fum konular ise orada. A\u00e7\u0131k bir \u015fekilde davran\u0131\u015f\u00e7\u0131 olmamakla beraber davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131kla ilintili g\u00f6r\u00fc\u015ften \u00e7ok\u00e7a etkilenmi\u015f olan bir kitab\u0131 ele alaca\u011f\u0131m: The Child: His Nature and His Needs (\u00c7ocuk: Do\u011fas\u0131 ve Gereksinimleri) 6. Bu kitap temelde, psikolojik y\u00f6nden \u00e7ok de\u011ferli olmas\u0131 nedeniyle olduk\u00e7a takdir etti\u011fim bir kitapt\u0131r; ancak bana g\u00f6re, estetik ve etik y\u00f6nden ele\u015ftiriye a\u00e7\u0131kt\u0131r. Estetik eksikli\u011fi g\u00f6stermek i\u00e7in a\u015fa\u011f\u0131daki b\u00f6l\u00fcm\u00fc al\u0131yorum (sayfa 384):<\/p>\n<p>&#8220;Yirmi be\u015f y\u0131l \u00f6nce \u00f6\u011frencilere on ila on be\u015f bin kelimenin nas\u0131l<br \/>\nyaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 \u00f6\u011fretiliyordu. Son yirmi y\u0131lda yap\u0131lan ara\u015ft\u0131rmalar g\u00f6stermi\u015ftir ki,<br \/>\ntipik bir lise mezununun, okul \u00e7al\u0131\u015fmalar\u0131nda, e\u011fer \u00f6zel ve teknik s\u00f6zc\u00fck<br \/>\nbilgisi gerektiren teknik bir i\u015fle ayr\u0131ca u\u011fra\u015fm\u0131yorsa, daha sonraki<br \/>\nya\u015fam\u0131nda da \u00fc\u00e7 bin s\u00f6zc\u00fckten fazlas\u0131n\u0131 \u00f6\u011frenmesine gerek yoktur. Tipik bir Amerikal\u0131, mektuplar\u0131nda ve gazetelere yazd\u0131\u011f\u0131 yaz\u0131larda \u00e7o\u011fu<br \/>\nzaman bin be\u015f y\u00fczden fazla de\u011fi\u015fik s\u00f6zc\u00fck kullanmamaktad\u0131r; \u00e7o\u011fu ki\u015fi ise bunun yar\u0131s\u0131ndan fazlas\u0131n\u0131 hi\u00e7 kullanmaz. Bu ger\u00e7eklerden dolay\u0131<br \/>\ng\u00fcn\u00fcm\u00fczde, okullardaki yaz\u0131n kurallar\u0131 dersleri g\u00fcnl\u00fck ya\u015famda kullan\u0131lan<br \/>\ns\u00f6zc\u00fcklerin, otomatik olarak yaz\u0131labilecek \u015fekilde, iyice \u00f6\u011fretilmeleri<br \/>\nilkesine g\u00f6re d\u00fczenlenmekte; daha \u00f6nceleri \u00f6\u011fretilen ve belki de hi\u00e7 kullan\u0131lmayan teknik ve al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f s\u00f6zc\u00fckler e\u011fitim program\u0131ndan \u00e7\u0131kar\u0131lmaktad\u0131r. Bug\u00fcnk\u00fc yaz\u0131n derslerinde hi\u00e7 bir s\u00f6zc\u00fc\u011fe, belle\u011fi geli\u015ftirmek bak\u0131m\u0131ndan yararl\u0131 olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle, yer verilmemektedir.&#8221;<\/p>\n<p>Son c\u00fcmlede, ezberleme yanl\u0131s\u0131 eski gerek\u00e7enin yanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymak i\u00e7in, psikolojiye yerinde bir yard\u0131m \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131 yap\u0131l\u0131yor. Anla\u015f\u0131lan<br \/>\nezberleme belle\u011fi geli\u015ftirmiyor. \u00d6yleyse, hi\u00e7bir \u015fey, o \u015feyin bilinmesi<br \/>\ngereklili\u011fi d\u0131\u015f\u0131nda bir gerek\u00e7eyle ezberlenmemelidir. Bunu belirledikten<br \/>\nsonra yukar\u0131daki al\u0131nt\u0131n\u0131n akla getirdi\u011fi baz\u0131 \u015feyleri irdeleyelim.<br \/>\n\u0130lk olarak, bir \u015feyin nas\u0131l yaz\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 bilmenin hi\u00e7bir yarar\u0131 yoktur.<br \/>\nShakespeare ve Milton do\u011fru heceleyemezlerdi; Maria Corelli ve Alfred Austen ise bunu yapabilirlerdi. Do\u011fru heceleme, biraz, &#8220;e\u011fitimli&#8221;yi &#8220;e\u011fitimsiz&#8221;den ay\u0131rdetmenin kolay bir yolu olarak, snop\u00e7a nedenlerle; biraz, iyi giyinmek gibi, kalabal\u0131\u011f\u0131n bask\u0131s\u0131yla; biraz da, do\u011fal-yasa d\u00fc\u015fk\u00fcn\u00fc kimselerin, ki\u015fisel \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn hala var olmay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc bir alan g\u00f6rmekten ac\u0131 duymalar\u0131na ba\u011fl\u0131 olarak aranan bir \u015feydir. Hi\u00e7 olmazsa, yaz\u0131l\u0131 bas\u0131n\u0131n, s\u00f6zc\u00fckleri al\u0131\u015f\u0131lm\u0131\u015f bi\u00e7imde yazmas\u0131 gerekti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcrse bu ama\u00e7 i\u00e7in okuyucu sa\u011flamak her zaman olanakl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130kinci olarak, \u00c7in d\u0131\u015f\u0131ndaki \u00fclkelerde yaz\u0131 dili, edebiyat\u0131n b\u00fct\u00fcn estetik<br \/>\ng\u00fczelli\u011fini i\u00e7eren konu\u015fma dilinin yerini alm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130nsanlar, dilin g\u00fczel olabilece\u011fi ve olmas\u0131 gerekti\u011fi duygusunu koruduklar\u0131 \u00e7a\u011flarda<br \/>\nyaz\u0131n kurallar\u0131na pek ald\u0131rmazlard\u0131; ama telaffuza dikkat ederlerdi.<br \/>\n\u015eimdilerde \u00fcniversite e\u011fitimi g\u00f6rm\u00fc\u015f ki\u015filer bile en s\u0131radan s\u00f6zc\u00fckler<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131ndaki s\u00f6zc\u00fckleri telaffuz etmeyi bilmiyorlar; ve bu nedenle de \u015fiirlerin<br \/>\n\u00e7o\u011funu vezne uygun olarak okuyam\u0131yorlar. Profesyonel edebiyat \u00f6\u011frencileri d\u0131\u015f\u0131nda, k\u0131rk ya\u015f\u0131n\u0131n alt\u0131nda olup da baz\u0131 \u015fiirleri veznine uygun olarak okuyabilecek belki de tek bir Amerikal\u0131 yoktur. E\u011fer e\u011fitimde bir \u00f6l\u00e7\u00fcde, estetik de s\u00f6z konusu ise \u00e7ocuklara heceleme \u00f6\u011fretilece\u011fine y\u00fcksek sesle okuma \u00f6\u011fretilmesi gerekir. Eskiden aile reisinin \u0130ncil&#8217;i y\u00fcksek sesle okumas\u0131 bu gereksinimi \u00e7ok iyi giderirdi; ancak \u015fimdilerde bu uygulaman\u0131n nesli neredeyse t\u00fckenmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Do\u011fru telaffuzu \u00f6\u011frenmek \u00f6nemli oldu\u011fu gibi, estetik y\u00f6nden, geni\u015f bir<br \/>\ns\u00f6zc\u00fck bilgisi de gereklidir. Yaln\u0131zca bin be\u015f y\u00fcz s\u00f6zc\u00fck bilenler, basit<br \/>\nkonular ve \u015fans\u0131n yaver gitti\u011fi ender durumlar d\u0131\u015f\u0131nda, kendilerini tam<br \/>\nolarak ve g\u00fczel bir \u015fekilde ifade edemezler. Bug\u00fcnk\u00fc Amerikan n\u00fcfusunun<br \/>\nyar\u0131s\u0131 e\u011fitimi i\u00e7in, Shakespeare&#8217;in harcam\u0131\u015f oldu\u011fu zaman kadar zaman<br \/>\nharcar; ama s\u00f6zc\u00fck say\u0131s\u0131 onunkinin onda birine ancak var\u0131r. Yine de, onun<br \/>\ns\u00f6zc\u00fckleri, ticari ba\u015far\u0131 sa\u011flamak zorunda olan oyunlar\u0131nda kullan\u0131ld\u0131\u011f\u0131na<br \/>\ng\u00f6re, zaman\u0131n s\u0131radan vatanda\u015flar\u0131 taraf\u0131ndan da anla\u015f\u0131l\u0131yor olmal\u0131yd\u0131.<br \/>\n\u00c7a\u011fda\u015f g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, e\u011fer ki\u015fi kendisini anla\u015f\u0131l\u0131r k\u0131labiliyorsa dile<br \/>\nyeterince hakim say\u0131l\u0131r; eski g\u00f6r\u00fc\u015fte ise, ki\u015finin konu\u015fma ve yazma dilinde estetik zevk sa\u011flamas\u0131 aran\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Bu sat\u0131rlar\u0131n yazar\u0131 gibi, pratik nedenlerle davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131\u011f\u0131n bilimsel<br \/>\nyan\u0131n\u0131 kabul edip, etik ve estetik say\u0131lan sonu\u00e7lar\u0131n\u0131 reddeden bir ki\u015fi<br \/>\nsonunda nereye var\u0131r? Dr. Watson&#8217;u \u00e7ok takdir ederim; kitaplar\u0131n\u0131 da son<br \/>\nderece \u00f6nemli bulurum.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fczde teorik u\u011fra\u015flar\u0131n en \u00f6nemlisinin fizik, sosyal olgular\u0131n en<br \/>\n\u00f6nemlisinin sanayile\u015fme oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeyim. Ama yine de, &#8220;yarars\u0131z&#8221;<br \/>\nbilgiye ve haz vermek d\u0131\u015f\u0131nda bir amac\u0131 olmayan sanata hayranl\u0131k duymaktan kendimi alam\u0131yorum. Sorun mant\u0131ksal de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, e\u011fer davran\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131k do\u011fruysa, hangi ama\u00e7 i\u00e7in ne gibi ara\u00e7lar kullan\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermeye yard\u0131m etme gibi ikincil konular d\u0131\u015f\u0131nda, de\u011fer yarg\u0131lar\u0131na ili\u015fkin konularda bir etkisi olamaz. Sorun, geni\u015f anlamda politiktir: \u0130nsano\u011flunun b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn hata yapt\u0131\u011f\u0131 kesin ise, do\u011fru \u00f6nermelerden yanl\u0131\u015f sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karmak m\u0131, yoksa yanl\u0131\u015f \u00f6nermelerden do\u011fru sonu\u00e7lar \u00e7\u0131karmak m\u0131 daha iyidir? Bu t\u00fcr bir problemin \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc yoktur. Tek do\u011fru \u00e7\u00f6z\u00fcm, san\u0131r\u0131m s\u0131radan insanlara mant\u0131k \u00f6\u011fretmek; b\u00f6ylece onlara yaln\u0131zca do\u011fru g\u00f6r\u00fcnen sonu\u00e7lara varmaktan ka\u00e7\u0131nma olana\u011f\u0131 vermektir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, Frans\u0131zlar\u0131n &#8220;mant\u0131kl\u0131&#8221; oldu\u011fu s\u00f6ylendi\u011finde kastedilen \u015fudur: bir \u00f6nermeyi kabul ediyorlarsa; incelikli mant\u0131ktan yoksun bir ki\u015finin, yanl\u0131\u015f olarak bu \u00f6nermeden \u00e7\u0131karaca\u011f\u0131 yanl\u0131\u015f her t\u00fcrl\u00fc sonucu da kabul ederler. Bu en istenmeyecek t\u00fcrden bir \u00f6zelliktir; \u0130ngilizce konu\u015fan uluslar ge\u00e7mi\u015fte, genel olarak, bu duruma di\u011fer uluslardan daha az d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Ancak, bu duruma d\u00fc\u015fmemeye devam edeceklerse eskiden oldu\u011fundan daha \u00e7ok felsefe ve mant\u0131k \u00f6\u011frenmelerine gerek oldu\u011funu g\u00f6steren i\u015faretler vard\u0131r. Eskiden mant\u0131k \u00e7\u0131kar\u0131m yapma sanat\u0131yd\u0131. \u015eimdi ise, do\u011fal olarak, yapma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda oldu\u011fumuz \u00e7\u0131kar\u0131mlar\u0131n ender olarak do\u011fru oldu\u011fu anla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan, mant\u0131k da bir \u00e7\u0131kar\u0131m yapmaktan sak\u0131nma sanat\u0131 olmu\u015ftur. Bu nedenle mant\u0131\u011f\u0131n, okullarda insanlara ak\u0131l y\u00fcr\u00fctmemeyi \u00f6\u011fretmek amac\u0131yla \u00f6\u011fretilmesi gerekti\u011fine inan\u0131yorum. \u00c7\u00fcnk\u00fc ak\u0131l y\u00fcr\u00fct\u00fcrlerse yanl\u0131\u015f y\u00fcr\u00fctecekleri kesin gibidir.<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Do\u011fu&#8217;nun ve Bat\u0131&#8217;n\u0131n Mutluluk \u0130dealleri<br \/>\n<\/b><br \/>\nWells&#8217;in Zaman Makinesi&#8217;ni herkes bilir; makine, ona sahip olan ki\u015finin zaman i\u00e7inde ileriye veya geriye gitmesini, ge\u00e7mi\u015fin neye benzedi\u011fini, gelece\u011fin nas\u0131l olaca\u011f\u0131n\u0131 \u015fahsen g\u00f6rmesini sa\u011flar. \u0130nsanlar Wells&#8217;in makinesinin sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 yararlar\u0131n bir\u00e7o\u011funun, g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de d\u00fcnyan\u0131n \u00e7e\u015fitli yerlerine seyahat ederek sa\u011flanabilece\u011fini pek fark etmiyorlar. New York&#8217;a ya da Chicago&#8217;ya giden bir Avrupal\u0131 gelece\u011fi, e\u011fer ekonomik bir felaket ortaya \u00e7\u0131kmazsa Avrupa&#8217;n\u0131n ula\u015fmas\u0131 olas\u0131 gelece\u011fi g\u00f6recektir. \u00d6te yandan, e\u011fer Asya&#8217;ya gidecek olursa ge\u00e7mi\u015fi g\u00f6recektir. Bana anlat\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re Hindistan&#8217;da Orta\u00e7a\u011f&#8217;\u0131, \u00c7in&#8217;de (1920) on sekizinci y\u00fczy\u0131l\u0131 g\u00f6recektir.<\/p>\n<p>E\u011fer George Washington yery\u00fcz\u00fcne geri gelseydi, yaratt\u0131\u011f\u0131 \u00fclke onu da<br \/>\n\u015fa\u015f\u0131rt\u0131rd\u0131. \u0130ngiltere&#8217;de biraz daha az, Fransa&#8217;da ise ondan daha da az<br \/>\nyabanc\u0131l\u0131k \u00e7ekerdi. Ancak \u00c7in&#8217;e ula\u015fmadan kendini tam olarak \u00fclkesinde<br \/>\nhissetmezdi. Hayali yolculuklar\u0131 boyunca ilk kez orada &#8220;ya\u015fam, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve mutluluk aray\u0131\u015f\u0131&#8221;na hala inanan, bunlar\u0131 Ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n<br \/>\nAmerikal\u0131lar\u0131na benzer \u015fekilde alg\u0131layan insanlarla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131rd\u0131.<br \/>\n\u00c7in&#8217;e cumhurba\u015fkan\u0131 olmas\u0131 da san\u0131r\u0131m pek uzun zaman almazd\u0131.<\/p>\n<p>Bat\u0131 uygarl\u0131\u011f\u0131 Kuzey ve G\u00fcney Amerika&#8217;y\u0131, Rusya d\u0131\u015f\u0131ndaki Avrupa&#8217;y\u0131 ve<br \/>\n\u00f6zerk \u0130ngiliz dominyonlar\u0131n\u0131 i\u00e7ine al\u0131r. Bu uygarl\u0131kta Amerika<br \/>\nba\u015f\u0131 \u00e7eker; Bat\u0131&#8217;y\u0131 Do\u011fu&#8217;dan ay\u0131rdeden b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikler en \u00e7ok Amerika&#8217;da<br \/>\nbelirgin ve geli\u015fmi\u015f durumdad\u0131r. \u0130lerlemeyi do\u011fal kar\u015f\u0131lamaya al\u0131\u015fk\u0131n\u0131z: Son y\u00fczy\u0131lda ger\u00e7ekle\u015fen de\u011fi\u015fimlerin daha iyiye do\u011fru oldu\u011fundan, iyiye do\u011fru ba\u015fka de\u011fi\u015fimlerin de hep s\u00fcregelece\u011finden hi\u00e7 ku\u015fku duymuyoruz. Sava\u015f ve onun sonu\u00e7lar\u0131 K\u0131ta Avrupa&#8217;s\u0131nda bu g\u00fcvenli inanca bir darbe indirdi; insanlar 1914 \u00f6ncesine, y\u00fczy\u0131llar boyu tekrar d\u00f6nmeyecek bir alt\u0131n \u00e7a\u011f g\u00f6z\u00fcyle bakmaya ba\u015flad\u0131lar.<\/p>\n<p>\u0130yimserli\u011fin u\u011frad\u0131\u011f\u0131 bu sars\u0131nt\u0131 \u0130ngiltere&#8217;de daha hafif, Amerika&#8217;da ise daha da hafif olarak ger\u00e7ekle\u015fti. \u0130\u00e7imizde ilerlemeyi do\u011fal kar\u015f\u0131lama al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda olan ki\u015filerin, bizim y\u00fcz elli y\u0131l \u00f6nce bulundu\u011fumuz konumda olan \u00c7in gibi bir \u00fclkeyi ziyaret etmeleri ve ge\u00e7irdi\u011fimiz de\u011fi\u015fikliklerin bize ger\u00e7ek bir iyile\u015fme getirip getirmedi\u011fini kendi kendilerine sormalar\u0131 \u00f6zellikle ilgin\u00e7 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Herkesin bildi\u011fi gibi \u00c7in uygarl\u0131\u011f\u0131, Confucius&#8217;un \u0130sa&#8217;dan be\u015f y\u00fcz y\u0131l \u00f6nce<br \/>\nyayg\u0131nla\u015fan \u00f6\u011fretilerini temel alm\u0131\u015ft\u0131r. Grekler ve Romal\u0131lar gibi<br \/>\nConfucius da insan toplumunun geli\u015fmesinin do\u011fa gere\u011fi oldu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcnde de\u011fildi; tersine, \u00e7ok eski \u00e7a\u011flarda h\u00fck\u00fcmdarlar\u0131n bilge ki\u015filer<br \/>\noldu\u011funa ve de insanlar\u0131n, yozla\u015fm\u0131\u015f g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn hayranl\u0131k duydu\u011fu ancak ula\u015famad\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde mutlu olduklar\u0131na inan\u0131yordu. Bu ku\u015fkusuz<br \/>\nbir yan\u0131lg\u0131yd\u0131. Ama ne olursa olsun Confucius, \u00e7a\u011f\u0131n\u0131n di\u011fer hocalar\u0131 gibi,<br \/>\nhep yeni ba\u015far\u0131lar pe\u015fine d\u00fc\u015fmek yerine, belli bir nitelik d\u00fczeyini<br \/>\nkoruyan kararl\u0131 bir toplum yarat\u0131lmas\u0131n\u0131 ama\u00e7l\u0131yordu. Bu konuda \u015fimdiye<br \/>\nkadar gelmi\u015f ge\u00e7mi\u015f herkesten daha ba\u015far\u0131l\u0131 oldu. Ki\u015fili\u011fi o \u00e7a\u011flardan<br \/>\ng\u00fcn\u00fcm\u00fcze dek \u00c7in uygarl\u0131\u011f\u0131na damgas\u0131n\u0131 vurmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Onun zaman\u0131nda \u00c7in bug\u00fcnk\u00fc topraklar\u0131n\u0131n yaln\u0131z k\u00fc\u00e7\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc<br \/>\nkapl\u0131yordu ve birbirleriyle \u00e7arp\u0131\u015fan eyaletlere b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f durumdayd\u0131.<br \/>\n\u00c7inliler, bunu izleyen \u00fc\u00e7 y\u00fcz y\u0131l i\u00e7inde \u015fimdi \u00c7in olarak bilinen topraklara<br \/>\nyay\u0131ld\u0131lar ve son elli y\u0131la gelinceye kadar y\u00fcz\u00f6l\u00e7\u00fcm\u00fc ve n\u00fcfus bak\u0131m\u0131ndan<br \/>\nd\u00fcnyan\u0131n en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc olan bir imparatorluk kurdular. Barbarlar\u0131n i\u015fgallerine,<br \/>\nMo\u011fol ve Man\u00e7u hanedanlar\u0131na ve arada ya\u015fanan uzun veya k\u0131sa s\u00fcreli i\u00e7 sava\u015f ve kar\u0131\u015f\u0131kl\u0131klara kar\u015f\u0131n Confucius&#8217;un sistemi varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc; beraberinde sanat, edebiyat ve uygar bir ya\u015fama bi\u00e7imi getirdi. Bat\u0131 ve bat\u0131l\u0131la\u015fm\u0131\u015f Japonya ile temaslar sonucunda bu sistem ancak yeni yeni \u00e7\u00f6kmeye ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bu kadar ola\u011fan\u00fcst\u00fc bir varolma g\u00fcc\u00fcne sahip bir sistemin pek \u00fcst\u00fcn<br \/>\nnitelikleri olmas\u0131 gerekir; sayg\u0131 ve ilgimizi de hak eder. Bu sistem kelimenin bizim alg\u0131lad\u0131\u011f\u0131m\u0131z anlam\u0131nda bir din de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc do\u011fa \u00fcst\u00fc veya mistik inan\u00e7larla bir ili\u015fkisi yoktur. Tamamen ahlaki bir sistem olmakla beraber kurallar\u0131, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n kurallar\u0131ndan farkl\u0131 olarak, s\u0131radan insanlar\u0131n uygulayamayaca\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fcce de\u011fildir. Confucius&#8217;un \u00f6\u011fretileri, temelde modas\u0131 ge\u00e7mi\u015f on sekizinci y\u00fczy\u0131l &#8220;beyefendi&#8221; idealine benzer \u015feylerdir. Deyi\u015flerinden biri bunu a\u00e7\u0131klamaktad\u0131r (Lionel Giles&#8217;in Sayings of Confucius &#8211; Confucius&#8217;un Deyi\u015fleri-&#8216;nden al\u0131nt\u0131): &#8220;Ger\u00e7ek beyefendi hi\u00e7bir zaman kavgac\u0131 de\u011fildir. E\u011fer ortada ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz bir rekabet varsa, bu bir at\u0131\u015f-yar\u0131\u015fmas\u0131 gibi \u00e7\u00f6z\u00fcmlenir. Burada bile, yerini almadan \u00f6nce ve kaybettikten sonra rakibini kibarca selamlar; kaybetmi\u015fse ceremesini de \u00e7eker. B\u00f6ylece, \u00e7eki\u015firken bile ger\u00e7ek beyefendili\u011fini korur.&#8221;<\/p>\n<p>\u00c7o\u011funlukla, bir ahlak hocas\u0131ndan beklendi\u011fi gibi, sorumluluktan, erdemden ve bu t\u00fcr \u015feylerden s\u00f6z eder; ancak ki\u015fiyi, do\u011faya ve do\u011fal sevgiye ayk\u0131r\u0131 olan herhangi bir \u015feye zorlamaz. Bu da a\u015fa\u011f\u0131daki konu\u015fmada g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor:<\/p>\n<p>&#8220;She D\u00fck\u00fc Confucius&#8217;a \u015funlar\u0131 s\u00f6yledi: \u00dclkemizde d\u00fcr\u00fcst bir adam var.<br \/>\nBabas\u0131 bir koyun \u00e7ald\u0131 ve o\u011flu ona kar\u015f\u0131 tan\u0131kl\u0131k etti. Confucius \u015f\u00f6yle<br \/>\nyan\u0131tlad\u0131: Bizim \u00fclkemizde d\u00fcr\u00fcstl\u00fck bundan farkl\u0131 bir \u015feydir. Baba o\u011flunun<br \/>\nsu\u00e7unu, o\u011flan da babas\u0131n\u0131n su\u00e7unu gizler. Ger\u00e7ek d\u00fcr\u00fcstl\u00fck ancak b\u00f6yle<br \/>\ndavran\u0131\u015flarda bulunur.&#8221; Confucius her \u015feyde hatta erdem konusunda bile,<br \/>\n\u0131l\u0131ml\u0131 bir ki\u015fiydi. K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc iyilikle yan\u0131tlamam\u0131z gerekti\u011fine inanmazd\u0131.<br \/>\nBir keresinde k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe iyilikle kar\u015f\u0131l\u0131k verme ilkesi hakk\u0131ndaki d\u00fc\u015f\u00fcncesi<br \/>\nsoruldu\u011funda yan\u0131t\u0131 \u015fu olmu\u015ftu: &#8220;O zaman iyili\u011fin kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131 ne olacak?<br \/>\nHaks\u0131zl\u0131\u011fa adaletle, iyili\u011fe iyilikle kar\u015f\u0131l\u0131k vermelisiniz.&#8221; Onun zaman\u0131nda<br \/>\n\u00c7in&#8217;de k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe iyilikle kar\u015f\u0131l\u0131k verme ilkesi, \u00f6\u011fretileri h\u0131ristiyanl\u0131\u011fa<br \/>\nConfucius&#8217;unkinden daha yak\u0131n olan Taoistlerce \u00f6\u011f\u00fctleniyordu. Taoizmin<br \/>\nkurucusu Lao-Tze (Confucius&#8217;un daha ya\u015fl\u0131 bir \u00e7a\u011fda\u015f\u0131 oldu\u011fu san\u0131l\u0131r) \u015f\u00f6yle diyor: &#8220;\u0130yiye iyi, iyi olmayana da onu iyili\u011fe y\u00f6neltmek i\u00e7in, yine iyi<br \/>\ndavranmal\u0131y\u0131m. \u0130nan\u00e7 sahibi olanlara sayg\u0131 duyar\u0131m; olmayanlara da sayg\u0131<br \/>\nduyar\u0131m; \u00e7\u00fcnk\u00fc belki bu yolla onlar da inan\u00e7 sahibi olurlar. Bir insan k\u00f6t\u00fc<br \/>\nbile olsa onu d\u0131\u015flamak do\u011fru olabilir mi? K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe iyilikle kar\u015f\u0131l\u0131k veriniz.&#8221;<br \/>\nLao-Tze&#8217;nin baz\u0131 s\u00f6zleri Da\u011fdaki Vaaz&#8217;\u0131n (\u0130sa taraf\u0131ndan m\u00fcritlerine<br \/>\nverilen, H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n temel ilkelerini i\u00e7eren vaaz. (\u00e7.n.) baz\u0131 b\u00f6l\u00fcmlerine inan\u0131lmaz derecede benzer. \u00d6rne\u011fin \u015f\u00f6yle diyor:<\/p>\n<p>&#8220;Al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc olanlar olduklar\u0131 gibi kalacaklard\u0131r. E\u011friler d\u00fczeltilecektir. Bo\u015flar doldurulacakt\u0131r. Y\u0131pranm\u0131\u015flar yenilenecektir. Yoksullar ba\u015far\u0131l\u0131 olacakt\u0131r. \u00c7ok fazla \u015feye sahip olanlar yollar\u0131n\u0131 \u015fa\u015f\u0131racakt\u0131r.&#8221;<\/p>\n<p>Lao-Tze&#8217;nin de\u011fil de Confucius&#8217;un ulusal bilge haline gelmesi \u00c7in&#8217;e has bir \u00f6zelliktir. Taoizm de varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc: ancak cahil halk aras\u0131nda<br \/>\nve sihir niteli\u011finde. Onun \u00f6\u011fretileri \u0130mparatorlu\u011fu y\u00f6neten uygulamac\u0131lara hayal \u00fcr\u00fcn\u00fc gibi geliyordu. Confucius&#8217;un \u00f6\u011fretileri ise s\u00fcrt\u00fc\u015fmeleri<br \/>\n\u00f6nleme bak\u0131m\u0131ndan \u00e7ok iyi hesaplanm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Lao-Tze eylem kar\u015f\u0131t\u0131 bir sav \u00f6\u011f\u00fctl\u00fcyor, \u015f\u00f6yle diyordu: &#8220;\u0130mparatorluk, i\u015flerin kendi do\u011fal haline b\u0131rak\u0131lmas\u0131yla kazan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Her zaman bir \u015feyler<br \/>\nyapmak zorunda olan kimseler imparatorluk sahibi olmaya lay\u0131k de\u011fildirler.&#8221; Ancak, do\u011fal olarak, \u00c7in&#8217;in y\u00f6neticileri Confucius&#8217;un, kendine hakim olma, hay\u0131rseverlik, nezaket ilkelerini ye\u011flediler; ayn\u0131 zamanda bilge h\u00fck\u00fcmetlerin sa\u011flayaca\u011f\u0131 yararlara b\u00fcy\u00fck \u00f6nem verdiler. Beyaz \u0131rka mensup modern uluslar\u0131n hepsinin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, kuramsal olarak bir t\u00fcr ahlak sistemini, uygulamada ise ba\u015fka bir ahlak sistemini benimsemeyi \u00c7inliler hi\u00e7bir zaman ak\u0131llar\u0131na getirmediler. Onlar her zaman kendi kuramlar\u0131na uygun davranm\u0131\u015flard\u0131r demek istemiyorum; ancak \u00f6yle davranmaya \u00e7aba g\u00f6stermi\u015fler, kendilerinden de \u00f6yle davranmalar\u0131 beklenmi\u015ftir. Halbuki H\u0131ristiyan ahlak kurallar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn, bu<br \/>\ng\u00fcnahkar d\u00fcnyada uygulanamayacak \u00f6l\u00e7\u00fcde y\u00fccelik \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc,<br \/>\ngenelde kabul edilen bir husustur.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte, bizim yan yana giden iki t\u00fcr ahlak sistemimiz vard\u0131r: birisi<br \/>\n\u00f6\u011f\u00fctledi\u011fimiz ama uygulamad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ahlak; \u00f6teki de uygulad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ama<br \/>\nsadece ara s\u0131ra \u00f6\u011f\u00fctledi\u011fimiz ahlak. Mormonizm d\u0131\u015f\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn dinler gibi<br \/>\nH\u0131ristiyanl\u0131k da Asya k\u00f6kenlidir. H\u0131ristiyanl\u0131k, ilk y\u00fczy\u0131llar\u0131nda Asya<br \/>\nmistisizmine \u00f6zg\u00fc olan bireycilik ve \u00f6b\u00fcr-d\u00fcnya kavramlar\u0131na a\u011f\u0131rl\u0131k<br \/>\nvermi\u015ftir. Kar\u015f\u0131-koymama doktrini bu a\u00e7\u0131dan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bir anlam<br \/>\nta\u015f\u0131yordu. Ancak H\u0131ristiyanl\u0131k g\u00fc\u00e7l\u00fc Avrupa prensiplerinin resmi dini<br \/>\nolunca baz\u0131 metinlerin s\u00f6zc\u00fck anlam\u0131na g\u00f6re alg\u0131lanmamas\u0131 gerekli g\u00f6r\u00fcld\u00fc.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan, &#8220;Sezar&#8217;\u0131n hakk\u0131n\u0131 Sezar&#8217;a veriniz&#8221; gibilerinden baz\u0131 ifadeler<br \/>\n\u00e7ok yayg\u0131nla\u015ft\u0131. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde ise rekabete dayal\u0131 sanayinin etkisiyle,<br \/>\nkar\u015f\u0131-koymama ilkesine en ufak bir e\u011filim a\u015fa\u011f\u0131lanmakta, herkesin kendi<br \/>\nyolunda gitmesi beklenmektedir. Uygulamada ge\u00e7erli olan ahlak ilkemiz<br \/>\nm\u00fccadele yoluyla elde edilen maddi ba\u015far\u0131d\u0131r ve bu husus bireyler i\u00e7in<br \/>\noldu\u011fu kadar uluslar i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Bunun d\u0131\u015f\u0131ndaki her \u015fey bize<br \/>\nsafdillik ve sa\u00e7ma olarak g\u00f6r\u00fcn\u00fcr.<\/p>\n<p>\u00c7inliler bizim ne teorik ne de pratik ahlak kurallar\u0131m\u0131z\u0131 benimsiyorlar.<br \/>\nTeoride kavgan\u0131n yerinde olaca\u011f\u0131 durumlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131n\u0131; uygulamada ise bu<br \/>\nhale \u00e7ok ender rastland\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul ediyorlar. Bizlere gelince, teorik<br \/>\nolarak, d\u00f6v\u00fc\u015fmeyi gerektirecek hi\u00e7 bir durum olamayaca\u011f\u0131n\u0131; pratikte ise, bu durumlar\u0131n s\u0131k s\u0131k ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyoruz. \u00c7inliler de bazen kavga<br \/>\nederler; ancak sava\u015f\u00e7\u0131 bir \u0131rk de\u011fillerdir. Sava\u015fta olsun i\u015f ya\u015fam\u0131nda olsun<br \/>\nba\u015far\u0131y\u0131 uzun boylu \u00f6vmezler. Geleneksel olarak, \u00f6\u011frenmeye her \u015feyden \u00e7ok de\u011fer verirler; ondan sonra, ve genellikle onunla birlikte, inceli\u011fe ve<br \/>\nnezakete.<\/p>\n<p>\u00c7ok uzun y\u0131llar boyunca, \u00c7in&#8217;de y\u00f6netim g\u00f6revlerine atamalar yar\u0131\u015fma<br \/>\ns\u0131nav\u0131 yoluyla yap\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130ki bin y\u0131l boyunca, babadan o\u011fula ge\u00e7en<br \/>\nbir aristokrasi var olmad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in (bunun tek istisnas\u0131 Confucius ailesidir,<br \/>\naile reisine D\u00fck denir) bilim, salt kendisi i\u00e7in toplad\u0131\u011f\u0131 sayg\u0131n\u0131n<br \/>\nyan\u0131 s\u0131ra, feodal Avrupa&#8217;da g\u00fc\u00e7l\u00fc soylulara g\u00f6sterilene benzer bir sayg\u0131ya<br \/>\nkavu\u015fmu\u015ftur. Ancak, eski bilim \u00e7ok dar kapsaml\u0131yd\u0131; \u00c7in klasiklerinin ve<br \/>\nonlar\u0131n \u00fcnl\u00fc yorumcular\u0131n\u0131n, ele\u015ftiriden uzak olarak \u00f6\u011freniminden ibaretti.<br \/>\nBat\u0131&#8217;n\u0131n etkisiyle co\u011frafya, ekonomi, jeoloji, kimya vb.&#8217;nin eski \u00e7a\u011flar\u0131n<br \/>\nahlak \u00f6\u011fretilerinden daha pratik yararlar\u0131 oldu\u011fu fark edildi. Yeni \u00c7in (yani<br \/>\nAvrupa standartlar\u0131 do\u011frultusunda e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f olan gen\u00e7ler) \u00e7a\u011fda\u015f<br \/>\ngereksinimlerin fark\u0131ndad\u0131r ve belki de eski geleneklere yeterince sayg\u0131<br \/>\nduymamaktad\u0131r. Ancak yine de en modern olanlar\u0131 bile, az say\u0131da istisna<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda \u0131l\u0131ml\u0131l\u0131k, nezaket ve bar\u0131\u015f\u00e7\u0131l\u0131k gibi geleneksel erdemlerini korumaktad\u0131rlar. \u00d6n\u00fcm\u00fczdeki birka\u00e7 on-y\u0131ll\u0131k s\u00fcre i\u00e7inde Bat\u0131&#8217;dan<br \/>\nve Japonlardan al\u0131nan dersler sonunda bu erdemlerin varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeleri ise ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n<p>E\u011fer \u00c7inliler ile aram\u0131zdaki fark\u0131 tek bir c\u00fcmle ile \u00f6zetlemem gerekirse<br \/>\n\u015funu s\u00f6yleyebilirim ki, temelde zevk almay\u0131 ama\u00e7 edinmi\u015flerdir; bizler ise,<br \/>\ntemelde g\u00fc\u00e7l\u00fc olmay\u0131. Biz di\u011fer insanlara ve Do\u011fa ya kar\u015f\u0131 g\u00fc\u00e7l\u00fc olmaktan ho\u015flan\u0131yoruz. Bunlardan ilki i\u00e7in g\u00fc\u00e7l\u00fc devletleri, ikincisi i\u00e7in de Bilimi geli\u015ftirdik. \u00c7inliler bu t\u00fcr u\u011fra\u015flar i\u00e7in fazlas\u0131yla tembel ve fazlas\u0131yla<br \/>\nyumu\u015fak huyludurlar. Onlara tembel demek yaln\u0131z bu anlamda do\u011frudur. Ruslar\u0131n oldu\u011fu t\u00fcrden tembel de\u011fildirler; yani ge\u00e7imlerini kazanmak i\u00e7in \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Patronlar\u0131 onlar\u0131 ola\u011fan\u00fcst\u00fc \u00e7al\u0131\u015fkan bulur. Ancak onlar Bat\u0131<br \/>\nAvrupal\u0131lar ve Amerikal\u0131lar gibi, bo\u015f durmaktan s\u0131k\u0131ld\u0131klar\u0131 i\u00e7in veya salt<br \/>\nko\u015fu\u015fturmay\u0131 sevdikleri i\u00e7in \u00e7al\u0131\u015fmazlar. Ge\u00e7imlerine yetecek kadar kazand\u0131klar\u0131nda onunla yetinirler; daha \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015farak kazan\u00e7lar\u0131n\u0131 art\u0131rmaya \u00e7aba g\u00f6stermezler.<\/p>\n<p>Tiyatroya gitmek, \u00e7aylar\u0131n\u0131 i\u00e7erek sohbete dalmak, eski \u00e7a\u011flardaki \u00c7in<br \/>\nsanat\u0131na hayranl\u0131k duymak veya g\u00fczel manzaral\u0131 yerlerde dola\u015fmak gibi<br \/>\ne\u011flencelerle zaman ge\u00e7irmek konusunda yetenekleri sonsuzdur. Bizim d\u00fc\u015f\u00fcnce tarz\u0131m\u0131za g\u00f6re insan\u0131n ya\u015fam\u0131n\u0131 b\u00f6yle ge\u00e7irmesi gere\u011finden \u00e7ok rehavet ifade eder; bizler her g\u00fcn b\u00fcrosuna giden bir insana, orada yapt\u0131\u011f\u0131 i\u015fler zararl\u0131 da olsa, daha \u00e7ok sayg\u0131 duyar\u0131z.<\/p>\n<p>Beyazlar i\u00e7in Do\u011fu&#8217;da ya\u015faman\u0131n belki de k\u00f6t\u00fc bir etkisi oluyor. Ancak<br \/>\nitiraf etmeliyim ki, \u00c7in&#8217;i tan\u0131d\u0131ktan sonra tembelli\u011fe insanlar\u0131n toplu<br \/>\nolarak sahip olabilecekleri en iyi \u00f6zellik olarak bakmaya ba\u015flad\u0131m.<br \/>\n\u00c7al\u0131\u015fkanl\u0131k sayesinde ger\u00e7i baz\u0131 \u015feyler kazan\u0131yoruz; ancak bu ba\u015fard\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u015feylerin sonu\u00e7 olarak bir de\u011fer ifade edip etmedi\u011fi, sorgulanmaya de\u011fer. \u00dcretimde e\u015fsiz beceriler geli\u015ftiriyoruz. \u00dcrettiklerimizin de bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc gemiler, otomobiller, telefonlar ve l\u00fcks ve h\u0131zl\u0131 ya\u015fam\u0131n ba\u015fka gere\u00e7leri olarak kullan\u0131yoruz; bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc ise birbirimizi toplu halde \u00f6ld\u00fcrecek silahlar, zehirli gazlar ve u\u00e7aklara ay\u0131r\u0131yoruz. \u00c7ok iyi bir y\u00f6netim ve vergi sistemimiz var. Bu vergilerin de bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc e\u011fitim, sa\u011fl\u0131k ve benzeri yararl\u0131 \u015feyler i\u00e7in, geriye kalan\u0131 da sava\u015f ama\u00e7lar\u0131 i\u00e7in kullan\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u0130ngiltere&#8217;sinde milli gelirin en b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc ge\u00e7mi\u015f ve gelecek<br \/>\nsava\u015flara ayr\u0131lmakta, yararl\u0131 \u015feylere ise ancak bundan geri kalan b\u00f6l\u00fcm<br \/>\nharcanmaktad\u0131r. K\u0131ta Avrupa&#8217;s\u0131ndaki \u00fclkelerin \u00e7o\u011funda oran daha da k\u00f6t\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Benzersiz etkinlikte bir polis \u00f6rg\u00fct\u00fcm\u00fcz var. Bunun bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc su\u00e7u ortaya<br \/>\n\u00e7\u0131karmak ve \u00f6nlemek i\u00e7in, bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de yeni, yap\u0131c\u0131 siyasal d\u00fc\u015f\u00fcnceleri<br \/>\nolan ki\u015fileri hapse atmak i\u00e7in kullan\u0131l\u0131yor. Son zamanlara kadar \u00c7in de<br \/>\nbunlar\u0131n hi\u00e7biri yoktu.<\/p>\n<p>Sanayi otomobil veya bomba yapamayacak kadar verimsiz, devlet kendi<br \/>\nvatanda\u015flar\u0131n\u0131 e\u011fitemeyecek ve ba\u015fka \u00fclke insanlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcremeyecek kadar etkisiz; polis haydutlar\u0131 veya Bol\u015fevikleri yakalamayacak kadar g\u00fc\u00e7s\u00fczd\u00fc. Bunlar\u0131n sonucu olarak \u00c7in&#8217;de hi\u00e7bir beyaz adam\u0131n \u00fclkesinde bulunmayan \u00f6l\u00e7\u00fcde herkes i\u00e7in \u00f6zg\u00fcrl\u00fck; ufak bir az\u0131nl\u0131k d\u0131\u015f\u0131ndaki b\u00fct\u00fcn insanlar\u0131n fakir oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcld\u00fc\u011f\u00fcnde \u00e7ok \u00e7arp\u0131c\u0131 olan, yayg\u0131n bir mutluluk vard\u0131. Orta s\u0131n\u0131ftan bir \u00c7inli ile orta s\u0131n\u0131ftan bir Bat\u0131l\u0131n\u0131n olaylara bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131n\u0131 kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131m\u0131zda iki farkl\u0131l\u0131k g\u00f6ze \u00e7arpar: Birincisi, \u00c7inlilerin yararl\u0131 bir amaca hizmet etmeyen hi\u00e7bir eyleme de\u011fer vermemeleri; ikincisi, kendi itilerimizi kontrol alt\u0131nda tutup ba\u015fkalar\u0131n\u0131nkine kar\u0131\u015fmay\u0131 ahlakl\u0131l\u0131k saymamalar\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131n birincisini daha \u00f6nce tart\u0131\u015fm\u0131\u015f bulunuyoruz; ancak ikincisi de san\u0131r\u0131m ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6nemlidir.<\/p>\n<p>\u00dcnl\u00fc Sinolog Profes\u00f6r Giles&#8217;\u0131n &#8220;Confucianizm ve Kar\u015f\u0131tlar\u0131&#8221; konusunda<br \/>\nGifford&#8217;da verdi\u011fi konferanslarda savundu\u011fu g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re, H\u0131ristiyan<br \/>\nmisyonerlerin \u00c7in&#8217;deki ba\u015far\u0131lar\u0131n\u0131n ba\u015fl\u0131ca engeli, do\u011fu\u015ftan g\u00fcnahkarl\u0131k<br \/>\ndoktrini olmu\u015ftur. Uzak Do\u011fu&#8217;da \u00e7o\u011fu misyonerler taraf\u0131ndan hala<br \/>\n\u00f6\u011fretilmekte olan kal\u0131pla\u015fm\u0131\u015f H\u0131ristiyan doktrinine g\u00f6re hepimiz g\u00fcnahkar<br \/>\nolarak, sonsuza dek cezaland\u0131r\u0131lmay\u0131 hak edecek \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fcnahkar olarak<br \/>\ndo\u011fmu\u015fuzdur. \u00c7inliler bu sav\u0131n, beyazlar i\u00e7in ge\u00e7erli olmas\u0131n\u0131 kolayl\u0131kla<br \/>\nkabul edebiliyorlar. Ancak kendi ana-babalar\u0131n\u0131n ve b\u00fcy\u00fck ana-babalar\u0131n\u0131n<br \/>\ncehennem ate\u015finde yand\u0131\u011f\u0131 s\u00f6ylendi\u011finde k\u0131z\u0131yorlar. Confucius insanlar\u0131n<br \/>\niyi olarak do\u011fdu\u011funu, e\u011fer sonradan g\u00fcnahkar olurlarsa bunun k\u00f6t\u00fc \u00f6rneklerden ya da k\u00f6t\u00fc terbiyeden kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretmi\u015fti.<\/p>\n<p>Bat\u0131&#8217;n\u0131n geleneksel kat\u0131 inan\u00e7lar\u0131 ile bunun aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131\u011f\u0131n<br \/>\n\u00c7inlilerin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 \u00fczerinde derin etkisi vard\u0131r. Bizde ellerinde ahlak me\u015falesi ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 varsay\u0131lan ki\u015filer, kendilerini normal zevklerden mahrum eden ve bunun ac\u0131s\u0131n\u0131 ba\u015fkalar\u0131n\u0131n zevklerine kar\u0131\u015farak \u00e7\u0131karan ki\u015filerdir. Bizim erdem anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131zda ba\u015fkalar\u0131n\u0131n i\u015fine burun sokma \u00f6zelli\u011fi vard\u0131r: Bir kimse e\u011fer kalabal\u0131\u011f\u0131n rahat\u0131n\u0131 bozmuyorsa onun ola\u011fan\u00fcst\u00fc iyi bir insan olabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmeyiz. Bu bizim G\u00fcnah anlay\u0131\u015f\u0131m\u0131zdan kaynaklan\u0131yor.<\/p>\n<p>Bu tav\u0131r yaln\u0131zca \u00f6zg\u00fcrl\u00fckleri k\u0131s\u0131tlamakla kalm\u0131yor; ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011fe de yol<br \/>\na\u00e7\u0131yor. \u00c7\u00fcnk\u00fc geleneksel \u00f6l\u00e7\u00fctlere uyum sa\u011flamak \u00e7o\u011fu ki\u015fiye fazlas\u0131yla g\u00fc\u00e7 geliyor. \u00c7in de ise durum b\u00f6yle de\u011fildir. Orada ahlak kurallar\u0131 olumsuz<br \/>\ny\u00f6nde de\u011fil, olumlu y\u00f6ndedir. \u0130nsan\u0131n ana-babas\u0131na sayg\u0131l\u0131, \u00e7ocuklar\u0131na<br \/>\n\u015fefkatli, fakir akrabalar\u0131na c\u00f6mert ve herkese nazik davranmas\u0131 beklenir.<br \/>\nBunlar da ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi \u00e7ok zor beklentiler de\u011fildir; halk\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu<br \/>\ntaraf\u0131ndan ger\u00e7ekten uygulan\u0131r. Sonu\u00e7 da galiba, \u00e7o\u011fumuzun yerine<br \/>\ngetiremedi\u011fi bizim \u00f6l\u00e7\u00fctlerimize g\u00f6re daha olumludur.<\/p>\n<p>G\u00fcnah kavram\u0131n\u0131n yoklu\u011funun bir ba\u015fka sonucu da insanlar\u0131n, aralar\u0131ndaki<br \/>\ng\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131, Bat\u0131&#8217;da oldu\u011fundan daha fazla, mant\u0131\u011fa ve tart\u0131\u015fmaya<br \/>\na\u00e7\u0131k tutma e\u011filiminde olmalar\u0131d\u0131r. Bizde fikir ayr\u0131l\u0131klar\u0131 hemen bir &#8220;ilke&#8221;<br \/>\nsorununa d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr: iki taraf da di\u011fer taraf\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu, ona kat\u0131lman\u0131n<br \/>\nsu\u00e7lulu\u011fu payla\u015fmak demek oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Bu da anla\u015fmazl\u0131klar\u0131<br \/>\n\u015fiddetlendirir ve uygulamada hemen kuvvete ba\u015fvurmay\u0131 akla getirir. \u00c7in&#8217;de<br \/>\nkuvvete ba\u015fvurmaya haz\u0131r silahl\u0131 kuvvetler var olmu\u015fsa da onlar\u0131 kimse, hatta askerlerin kendileri bile ciddiye almam\u0131\u015ft\u0131r. Hemen hemen kans\u0131z<br \/>\ndenebilecek sava\u015flar yapm\u0131\u015flar, bizim Bat\u0131&#8217;daki daha \u015fiddetli<br \/>\n\u00e7at\u0131\u015fmalar\u0131m\u0131zdan edindi\u011fimiz deneyimlere bak\u0131l\u0131rsa, beklenenden \u00e7ok daha az zarar vermi\u015flerdir. Sivil y\u00f6netim de dahil olmak \u00fczere halk\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011fu sanki bu generaller ve ordular\u0131 hi\u00e7 yokmu\u015f gibi g\u00fcnl\u00fck ya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015flerdir. G\u00fcnl\u00fck ya\u015famda anla\u015fmazl\u0131klar, \u00e7o\u011funlukla \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir ki\u015finin dost\u00e7a arabuluculu\u011fu ile \u00e7\u00f6z\u00fcmlenir. Kabul g\u00f6ren ilke uzla\u015fmad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc her iki taraf\u0131n da a\u015fa\u011f\u0131lanmamas\u0131 gereklidir. Baz\u0131 y\u00f6nleri yabanc\u0131lara komik gelse bile, bu g\u00f6r\u00fcn\u00fc\u015f\u00fc-kurtarma ilkesi son derece de\u011fer verilen ulusal bir kurumdur; sosyal ve siyasal ya\u015fam\u0131, bizdekinden \u00e7ok daha az ac\u0131mas\u0131z k\u0131lar.<\/p>\n<p>\u00c7in sisteminde tek bir kusurama \u00f6nemli bir kusur vard\u0131r ve bu da<br \/>\nsistemin, \u00c7in&#8217;in daha kavgac\u0131 uluslara kar\u015f\u0131 koymas\u0131n\u0131 engellemesidir.<br \/>\nB\u00fct\u00fcn d\u00fcnya \u00c7in gibi olsayd\u0131 b\u00fct\u00fcn d\u00fcnya mutlu olurdu. Di\u011fer uluslar kavgac\u0131 ve kuvvetli oldu\u011fu s\u00fcrece, \u00c7inliler de e\u011fer ulusal ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131klar\u0131n\u0131<br \/>\nkoruyacaklarsa, art\u0131k d\u0131\u015f d\u00fcnyadan soyutlanm\u0131\u015f olmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in, bizim<br \/>\nk\u00f6t\u00fcl\u00fcklerimizi bir \u00f6l\u00e7\u00fcde taklit etme zorunda kalacaklard\u0131r. Bu taklidin<br \/>\nbir geli\u015fme oldu\u011funu san\u0131p gururlanmaya kalk\u0131\u015fmamal\u0131y\u0131z.<\/p>\n<p><b>\u0130yi \u0130nsanlar\u0131n Yol A\u00e7t\u0131klar\u0131 K\u00f6t\u00fcl\u00fckler<br \/>\n<\/b><br \/>\n<b>1<br \/>\n<\/b><br \/>\nY\u00fcz y\u0131l kadar \u00f6nce herkesin \u00e7ok k\u00f6t\u00fc bir insan olarak tan\u0131d\u0131\u011f\u0131 Jeremy<br \/>\nBentham ad\u0131nda bir filozof ya\u015fad\u0131. Daha \u00e7ocukken ad\u0131n\u0131 ilk duydu\u011fum an\u0131<br \/>\nbug\u00fcne kadar hi\u00e7 unutmad\u0131m. Bu, Muhterem Peder Sydney Smith&#8217;in, Bentham&#8217;\u0131n insanlar\u0131n \u00f6lm\u00fc\u015f b\u00fcy\u00fckannelerinden \u00e7orba yapmalar\u0131 gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc yolundaki s\u00f6zlerini duydu\u011fum and\u0131. B\u00f6yle bir uygulama bana a\u015f\u00e7\u0131l\u0131k y\u00f6n\u00fcnden oldu\u011fu kadar ahlak y\u00f6n\u00fcnden de tats\u0131z gelmi\u015fti. Bu nedenle Bentham hakk\u0131nda k\u00f6t\u00fc bir kanaat edinmi\u015ftim. Bu s\u00f6zlerin, sayg\u0131de\u011fer insanlar\u0131n erdem u\u011fruna s\u00f6yleme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131nda olduklar\u0131 sorumsuz yalanlardan biri oldu\u011funu \u00e7ok sonralar\u0131 ke\u015ffettim. Bundan ba\u015fka, Bentham&#8217;a kar\u015f\u0131 ger\u00e7ek su\u00e7laman\u0131n ne oldu\u011funu da anlad\u0131m.<\/p>\n<p>A\u015fa\u011f\u0131 yukar\u0131 \u015f\u00f6yle bir \u015feydi:<\/p>\n<p>&#8220;\u0130yi&#8221; insan\u0131, iyilik yapan insan olarak tan\u0131mlam\u0131\u015ft\u0131. Akl\u0131 ba\u015f\u0131nda bir<br \/>\nokuyucunun hemen anlayaca\u011f\u0131 gibi bu tan\u0131mlama ger\u00e7ek ahlak ilkelerini<br \/>\nalt\u00fcst eden bir \u015feydi. Bir iyili\u011fin, ondan yararlanan ki\u015fiye duyulan sevgiden<br \/>\nkaynaklan\u0131yorsa erdemli olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131, sadece ahlak kurallar\u0131ndan esinlenmi\u015fse erdemli oldu\u011funu ortaya koyan Kant&#8217;\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcncesi \u00e7ok daha y\u00fccedir. Ayn\u0131 kurallar, do\u011fald\u0131r ki, ters y\u00f6nde ac\u0131mas\u0131z hareketlere de yol a\u00e7abilir. Erdemli olman\u0131n \u00f6d\u00fcl\u00fcn\u00fcn erdemin kendisi oldu\u011funu biliyoruz. Bundan galiba \u015fu sonu\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131yor ki, ona katlanmak da onun cezas\u0131n\u0131 olu\u015fturmaktad\u0131r. Bu nedenle Kant, Bentham&#8217;dan daha y\u00fcce bir moralisttir ve erdemi erdem oldu\u011fu i\u00e7in sevdi\u011fini s\u00f6yleyen herkes onun taraf\u0131n\u0131 tutar.<\/p>\n<p>Bentham&#8217;\u0131n kendi iyi insan tan\u0131m\u0131na g\u00f6re davrand\u0131\u011f\u0131 do\u011frudur: \u00e7ok iyilik<br \/>\nyapm\u0131\u015ft\u0131r. On dokuzuncu y\u00fczy\u0131l\u0131n ortalar\u0131ndaki k\u0131rk y\u0131l, \u0130ngiltere&#8217;nin maddi<br \/>\ny\u00f6nden, fikir ve ahlak y\u00f6nlerinden inan\u0131lmaz \u00f6l\u00e7\u00fcde ilerleme g\u00f6sterdi\u011fi<br \/>\ny\u0131llard\u0131r. Bu d\u00f6nemin ba\u015flar\u0131nda daha \u00f6nce aristokrasiyi temsil eden<br \/>\nParlamento&#8217;yu, orta s\u0131n\u0131f\u0131 temsil eder duruma getiren Reform Yasas\u0131<br \/>\n\u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Yasa \u0130ngiltere&#8217;de demokrasiye do\u011fru at\u0131lan ad\u0131mlar\u0131n en zoru olmu\u015ftur.<br \/>\nHemen arkas\u0131ndan da Jamaica&#8217;da k\u00f6leli\u011fin kald\u0131r\u0131lmas\u0131 gibi, ba\u015fka<br \/>\n\u00f6nemli reformlar gelmi\u015ftir. Bu d\u00f6nemin ba\u015f\u0131nda adi h\u0131rs\u0131zl\u0131\u011f\u0131n cezas\u0131<br \/>\nas\u0131larak idamd\u0131. \u00c7ok ge\u00e7meden \u00f6l\u00fcm cezas\u0131 yaln\u0131z adam \u00f6ld\u00fcrme ve vatana ihanet su\u00e7lar\u0131yla s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131ld\u0131. Yiyecek fiyatlar\u0131n\u0131 korkun\u00e7 sefalete yol a\u00e7acak \u00f6l\u00e7\u00fcde art\u0131ran Hububat Yasalar\u0131 1846&#8217;da y\u00fcr\u00fcrl\u00fckten kalkt\u0131. 1870&#8217;de zorunlu e\u011fitim getirildi. Victoria d\u00f6nemini k\u00f6t\u00fclemek bug\u00fcn moda haline gelmi\u015ftir ama ben bizim \u00e7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n, onlar\u0131n \u00e7a\u011f\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131 kadar iyi not almas\u0131n\u0131 dilerim. Ancak \u015fimdiki konumuz bunlar de\u011fil. Gelmek istedi\u011fim nokta \u015fudur: o y\u0131llardaki ilerlemenin \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn Bentham&#8217;\u0131n etkisi sayesinde ger\u00e7ekle\u015fti\u011fi kabul edilmelidir. Ge\u00e7en y\u00fczy\u0131l\u0131n ikinci yar\u0131s\u0131nda \u0130ngiltere&#8217;de ya\u015fayan insanlar\u0131n onda dokuzunun, Bentham olmasayd\u0131 ya\u015fayabileceklerinden daha mutlu ya\u015fad\u0131klar\u0131 ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez. Felsefesi \u00f6ylesine yal\u0131nd\u0131 ki, ona yapt\u0131klar\u0131n\u0131n bir gerek\u00e7esi olarak bakm\u0131\u015f<br \/>\nolabilir. Bizler, \u015fimdiki daha ayd\u0131n \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda onun fikirlerinin abes<br \/>\noldu\u011funu g\u00f6rebiliriz. Ancak, Bentham&#8217;\u0131nki gibi pek de onurlu olmayan<br \/>\nbir faydac\u0131l\u0131k ilkesini reddetme nedenlerine bir g\u00f6z atmak bizi<br \/>\ny\u00fcreklendirebilir.<\/p>\n<p><b>2<br \/>\n<\/b><br \/>\nHepimiz &#8220;iyi&#8221; insandan ne anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 biliriz. \u0130deal iyi insan i\u00e7ki ve<br \/>\nsigara i\u00e7mez, k\u00fcfretmez, yaln\u0131z erkeklerin bulundu\u011fu bir toplant\u0131da<br \/>\norada han\u0131mlar varm\u0131\u015f gibi konu\u015fur, kiliseye aksatmadan gider, her konuda isabetli fikirleri vard\u0131r. Haks\u0131zl\u0131\u011fa kar\u015f\u0131 derin bir nefret duyar ve G\u00fcnah&#8217;\u0131 cezaland\u0131rman\u0131n bizim ac\u0131 bir g\u00f6revimiz oldu\u011funu bilir. Yanl\u0131\u015f<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnmeye kar\u015f\u0131 daha da b\u00fcy\u00fck bir nefret duyar ve genellikle orta ya\u015fl\u0131<br \/>\nba\u015far\u0131l\u0131 yurtta\u015flar\u0131n\u0131n benimsedi\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015flerin isabetli olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131<br \/>\nsorgulayan ki\u015filerden gen\u00e7leri koruman\u0131n bir devlet g\u00f6revi oldu\u011fu<br \/>\nkan\u0131s\u0131ndad\u0131r. Titizlikle y\u00fcr\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc mesleki faaliyetleri yan\u0131nda hay\u0131r<br \/>\ni\u015flerine de hayli zaman ay\u0131r\u0131r: yurtseverli\u011fi ve askeri e\u011fitimi te\u015fvik<br \/>\neder; i\u015f\u00e7ilerin ve onlar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n \u00e7al\u0131\u015fkan, serinkanl\u0131 ve erdemli<br \/>\nolmalar\u0131n\u0131 destekleyebilir ve bunu o konulardaki ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar\u0131n<br \/>\ngere\u011fince cezaland\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flayarak yapar; belki bir \u00fcniversitenin<br \/>\nm\u00fctevelli heyeti \u00fcyesidir ve y\u0131k\u0131c\u0131 fikirleri olan profes\u00f6rlere g\u00f6rev<br \/>\nvermeyerek e\u011fitime y\u00f6nelecek sayg\u0131s\u0131zl\u0131\u011f\u0131 \u00f6nler. Ku\u015fkusuz, her \u015feyden \u00e7ok da dar anlam\u0131yla &#8220;ki\u015fisel ahlak\u0131&#8221; kusursuzdur.<\/p>\n<p>Bu anlamda &#8220;iyi&#8221; olan bir adam\u0131n, genelde &#8220;k\u00f6t\u00fc&#8221; bir adamdan daha \u00e7ok<br \/>\niyilik yapt\u0131\u011f\u0131 ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. &#8220;K\u00f6t\u00fc&#8221; adam ile yukar\u0131da tan\u0131mlanan\u0131n tersi<br \/>\nolan adam\u0131 kastediyorum. &#8220;K\u00f6t\u00fc&#8221; bir adam sigara, arada bir de i\u00e7ki i\u00e7er;<br \/>\nhatta damar\u0131na bas\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda a\u011fz\u0131n\u0131 bile bozabilir. Sohbetleri her zaman a\u011fza al\u0131nacak t\u00fcrden de\u011fildir; g\u00fczel havalarda baz\u0131 Pazar g\u00fcnleri kiliseye gitmek yerine k\u0131rlarda dola\u015f\u0131r. Y\u0131k\u0131c\u0131 fikirleri de vard\u0131r; \u00f6rne\u011fin, bar\u0131\u015f<br \/>\nistiyorsan\u0131z sava\u015fa de\u011fil bar\u0131\u015fa haz\u0131rlanman\u0131z gerekti\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnebilir.<br \/>\nHatalara kar\u015f\u0131 tutumu bilimseldir; t\u0131pk\u0131 ar\u0131za yapan otomobiline olan tutumu gibi. Vaazlar\u0131n ve hapis cezas\u0131n\u0131n, patlak bir otomobil lasti\u011finin tamirine yarar\u0131 neyse, k\u00f6t\u00fc al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 d\u00fczeltmekte de yarar\u0131n\u0131n o kadar oldu\u011funu iddia eder. Yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnce konusunda daha da terstir. Ona g\u00f6re &#8220;yanl\u0131\u015f d\u00fc\u015f\u00fcnme&#8221; sadece d\u00fc\u015f\u00fcnme, &#8220;do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnme&#8221; de s\u00f6zc\u00fckleri papa\u011fan gibi tekrarlamakt\u0131r. Bu durum, onun her t\u00fcrden garip fikirleri olan ki\u015filere yak\u0131nl\u0131k duymas\u0131na yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>\u00c7al\u0131\u015fma saatleri d\u0131\u015f\u0131nda yapt\u0131klar\u0131, sadece ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 \u015feylerle<br \/>\nu\u011fra\u015fmaktan; ya da daha k\u00f6t\u00fcs\u00fc, iktidar sahiplerinin rahat\u0131na dokunmayan baz\u0131 \u00f6nlenebilir k\u00f6t\u00fcl\u00fckler konusunda huzursuzluk yarat\u0131p ortal\u0131\u011f\u0131 kar\u0131\u015ft\u0131rmaktan ibarettir. Ve hatta olas\u0131d\u0131r ki, &#8220;ki\u015fisel ahlak&#8221; konusundaki baz\u0131 kusurlar\u0131n\u0131, ger\u00e7ekten erdemli olan ki\u015filer gibi \u00f6zenle gizlemez; kendini, d\u00fcr\u00fcst olman\u0131n iyi bir \u00f6rnek olmaktan daha iyi oldu\u011fu gibi yanl\u0131\u015f bir d\u00fc\u015f\u00fcnce ile savunur. S\u0131radan ve sayg\u0131n bir vatanda\u015f\u0131n s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz bu niteliklerin bir veya birka\u00e7\u0131n\u0131 ta\u015f\u0131yan bir ki\u015fi hakk\u0131ndaki kanaati<br \/>\nolumsuzdur; bu nedenle bir hakim, bir \u00f6\u011fretmen veya bir vali gibi yetkileri<br \/>\nolan g\u00f6revler almas\u0131na izin verilmez. Bu t\u00fcr i\u015fler yaln\u0131z &#8220;iyi&#8221; insanlara<br \/>\na\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu durum son zamanlara \u00f6zg\u00fcd\u00fcr. Cromwell zaman\u0131nda P\u00fcritenlerin k\u0131sa s\u00fcren egemenli\u011fi s\u0131ras\u0131nda da durum b\u00f6yleydi ve onlar taraf\u0131ndan Amerika&#8217;ya a\u015f\u0131lanm\u0131\u015ft\u0131. \u0130ngiltere&#8217;de tekrar ortaya \u00e7\u0131k\u0131\u015f\u0131 Frans\u0131z Devrimi&#8217;nden sonra, Jacobinizm&#8217;e -yani \u015fimdilerde Bol\u015fevizm diyebilece\u011fimiz \u015feye- kar\u015f\u0131 m\u00fccadelede yararl\u0131 olabilece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle olmu\u015ftur. Wordsworth&#8217;\u00fcn ya\u015fam\u0131 bu de\u011fi\u015fikli\u011fe bir \u00f6rnektir.<\/p>\n<p>Gen\u00e7li\u011finde Frans\u0131z Devrimi&#8217;ne yak\u0131nl\u0131k duymu\u015f, Fransa&#8217;ya gitmi\u015f, g\u00fczel<br \/>\n\u015fiirler yazm\u0131\u015f ve evlilik d\u0131\u015f\u0131 bir k\u0131z\u0131 olmu\u015ftu. Bu d\u00f6nemde &#8220;k\u00f6t\u00fc&#8221;<br \/>\nadamd\u0131. Daha sonra &#8220;iyi&#8221; oldu; k\u0131z\u0131n\u0131 terketti, do\u011fru ilkeler edindi ve k\u00f6t\u00fc<br \/>\n\u015fiirler yazd\u0131. Coleridge de benzer bir de\u011fi\u015fimden ge\u00e7mi\u015ftir: k\u00f6t\u00fc<br \/>\noldu\u011fu zaman Kubla Khan&#8217;\u0131 yazd\u0131; iyi oldu\u011fu zamanlar da teolojik yaz\u0131lar.<\/p>\n<p>\u0130yi \u015fiirler yazd\u0131\u011f\u0131 zamanlar &#8220;iyi&#8221; olan bir \u015fair \u00f6rne\u011fi bulmak zordur.<br \/>\nDante y\u0131k\u0131c\u0131 propaganda yapt\u0131\u011f\u0131 gerek\u00e7esiyle s\u0131n\u0131r d\u0131\u015f\u0131 edilmi\u015fti. Sonelerine bakarak h\u00fck\u00fcm verilirse Amerikan g\u00f6\u00e7men b\u00fcrosu yetkililerince Shakespeare&#8217;e New York&#8217;da karaya \u00e7\u0131kma izni verilemezdi. &#8220;\u0130yi&#8221; insan\u0131n \u00f6z\u00fcnde h\u00fck\u00fcmet yanl\u0131s\u0131 olmas\u0131 yatar. Bu nedenle Milton, Cromwell&#8217;in egemenli\u011fi d\u00f6neminde iyi, ondan \u00f6nce ve sonraki d\u00f6nemlerde k\u00f6t\u00fc bir ki\u015fiydi; ancak \u015fiir yazmas\u0131 bu \u00f6nceki ve sonraki d\u00f6nemlere rastlar -ger\u00e7ekten de \u015fiirlerinin \u00e7o\u011fu bir Bol\u015fevik olarak idam edilmekten k\u0131l pay\u0131 kurtuldu\u011fu sonraki d\u00f6nemde yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Donne, St.Paul Katedrali ruhani meclis ba\u015fkanl\u0131\u011f\u0131na getirildikten sonra erdemli oldu; ancak b\u00fct\u00fcn \u015fiirleri daha \u00f6nce yaz\u0131lm\u0131\u015ft\u0131 ve bu nedenle, atanmas\u0131 bir skandala yol a\u00e7t\u0131. Swinburne gen\u00e7li\u011finde \u00f6zg\u00fcrl\u00fck i\u00e7in sava\u015fanlar\u0131 \u00f6ven Songs Before Sunrise (\u015eafak \u00d6ncesi \u015eark\u0131lar)&#8217;\u0131 yazd\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde k\u00f6t\u00fc adamd\u0131; ya\u015fl\u0131l\u0131\u011f\u0131nda a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k tecav\u00fczlere kar\u015f\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini savunduklar\u0131 i\u00e7in Boerlere olduk\u00e7a sald\u0131rgan yaz\u0131lar yazd\u0131\u011f\u0131 zaman ise, erdemli bir ki\u015fiydi. \u00d6rnekleri art\u0131rmaya gerek yok; g\u00fcn\u00fcm\u00fczde ge\u00e7erli olan erdem \u00f6l\u00e7\u00fctlerinin iyi \u015fiir \u00fcretmekle ba\u011fda\u015fmad\u0131\u011f\u0131na i\u015faret eden yeterince s\u00f6z s\u00f6ylenmi\u015f bulunuyor.<\/p>\n<p>Ayn\u0131 \u015fey ba\u015fka alanlarda da ge\u00e7erlidir. Hepimiz biliriz ki Galileo ve<br \/>\nDarwin k\u00f6t\u00fc ki\u015filerdi. \u00d6l\u00fcm\u00fcnden y\u00fcz y\u0131l sonras\u0131na kadar Spinoza&#8217;n\u0131n<br \/>\n\u00e7ok g\u00fcnahkar bir adam oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu. Descartes kovu\u015fturmaya<br \/>\nu\u011frayaca\u011f\u0131 korkusuyla yurt d\u0131\u015f\u0131na ka\u00e7m\u0131\u015ft\u0131. Hemen b\u00fct\u00fcn R\u00f6nesans<br \/>\nsanat\u00e7\u0131lar\u0131 k\u00f6t\u00fc insanlard\u0131. Daha hafif konulara gelince, \u00f6nlenebilir<br \/>\n\u00f6l\u00fcmlere kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar mutlaka k\u00f6t\u00fc ki\u015filerdi. Ben Londra&#8217;n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc<br \/>\n\u00e7ok zengin, bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc de \u00e7ok yoksul olan bir b\u00f6lgesinde oturdum. Burada<br \/>\nbebek \u00f6l\u00fcm\u00fc oranlar\u0131 anormal derecede y\u00fcksektir ve zenginler r\u00fc\u015fvet veya<br \/>\ny\u0131ld\u0131rma yoluyla yerel y\u00f6netimi ellerinde tutarlar. Zenginler g\u00fc\u00e7lerini kamu<br \/>\nsa\u011fl\u0131\u011f\u0131 ve bebeklere yard\u0131m giderlerini azaltmak; d\u00fc\u015f\u00fck \u00fccretle yar\u0131-zamanl\u0131 \u00e7al\u0131\u015facak sa\u011fl\u0131k g\u00f6revlisi tutmak i\u00e7in kullan\u0131rlar. Zenginlerin sofralar\u0131n\u0131n zenginli\u011fini yoksullar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n ya\u015fam\u0131ndan daha \u00f6nemli saymayan hi\u00e7 kimse o y\u00f6redeki \u00f6nemli ki\u015filerin sayg\u0131s\u0131n\u0131 kazanamaz.<\/p>\n<p>D\u00fcnyan\u0131n bildi\u011fim her yerinde ayn\u0131 \u015fey ge\u00e7erlidir. Bunlara bakarak, iyi bir<br \/>\ninsan\u0131 olu\u015fturan nitelikleri basite indirgeyebiliriz: \u0130yi insan, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri<br \/>\nve eylemleri iktidar sahiplerine ho\u015f gelen ki\u015fidir.<\/p>\n<p><b>3<br \/>\n<\/b><br \/>\nGe\u00e7mi\u015fte k\u00f6t\u00fc olduklar\u0131 halde maalesef y\u00fcceli\u011fe eri\u015fmi\u015f olan insanlar<br \/>\n\u00fczerinde durmam\u0131z hayli \u00fcz\u00fcc\u00fc oldu. \u015eimdi de daha i\u00e7 a\u00e7\u0131c\u0131 bir konu olan<br \/>\nerdemli insanlara ge\u00e7elim.<\/p>\n<p>3. George tipik bir erdemli ki\u015fiydi. Pitt (1759-1806): 1783-1801 ve<br \/>\n1804-1806 y\u0131llar\u0131nda ba\u015fbakanl\u0131k yapan \u0130ngiliz devlet adam\u0131) ondan<br \/>\nKatoliklere \u00f6zg\u00fcrl\u00fck vermesini istedi\u011finde -o d\u00f6nemde Katoliklerin oy<br \/>\nhaklar\u0131 yoktu- ta\u00e7 giyme t\u00f6reninde yapt\u0131\u011f\u0131 yemine ters d\u00fc\u015fece\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle bunu reddetti. Onlara \u00f6zg\u00fcrl\u00fck vermenin iyi bir \u015fey oldu\u011fu gerek\u00e7esine uyarak yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015fmekten hakl\u0131 olarak ka\u00e7\u0131nd\u0131. Ona g\u00f6re sorun yararl\u0131 olup olmamak de\u011fil, soyut olarak &#8220;do\u011fru&#8221; olup olmamakt\u0131. Amerika&#8217;n\u0131n ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k istemine yol a\u00e7an siyasette onun politikaya m\u00fcdahalesinin pay\u0131 b\u00fcy\u00fckt\u00fcr; ancak m\u00fcdahalesi her zaman en y\u00fcce ama\u00e7lardan kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 \u015fey, \u00e7ok dindar olan ve d\u00fc\u015f\u00fc\u015f\u00fcne kadar Tanr\u0131&#8217;n\u0131n kendi taraf\u0131nda oldu\u011funa i\u00e7tenlikle inanm\u0131\u015f ve -bildi\u011fim kadar\u0131yla- ki\u015fisel k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden tamamen ar\u0131nm\u0131\u015f bir ki\u015fi olan sab\u0131k Kaiser i\u00e7in de s\u00f6ylenebilir. Ama yine de insanlar\u0131n ac\u0131 \u00e7ekmesine ondan daha \u00e7ok yol a\u00e7m\u0131\u015f olan ba\u015fka bir g\u00fcn\u00fcm\u00fcz insan\u0131 bulmak kolay de\u011fildir.<\/p>\n<p>\u0130yi insanlar politikac\u0131lara baz\u0131 yararlar sa\u011flarlar. Bu yararlar\u0131n ba\u015f\u0131nda<br \/>\nda ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ku\u015fku uyand\u0131rmadan i\u015flerini y\u00fcr\u00fctmelerine olanak veren bir<br \/>\nduman perdesi olu\u015fturmalar\u0131 gelir. \u0130yi insan arkada\u015flar\u0131n\u0131n karanl\u0131k i\u015fler<br \/>\nyapabilece\u011fini akl\u0131na getirmez; bu onun iyi y\u00f6n\u00fcd\u00fcr. Halk da bir insan\u0131n,<br \/>\niyili\u011fini k\u00f6t\u00fcleri gizlemek -i\u00e7in kullanabilece\u011fini hi\u00e7 d\u00fc\u015f\u00fcnmez; bu da onun<br \/>\nyararl\u0131 y\u00f6n\u00fcd\u00fcr. Kamu gelirlerinin, onlar\u0131 hak eden zenginlerin eline<br \/>\nge\u00e7mesine itiraz eden dar kafal\u0131 halk\u0131n s\u00f6z konusu oldu\u011fu her durumda<br \/>\nbu iki \u00f6zelli\u011fin iyi insan\u0131 son derece \u00e7ekici k\u0131laca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Bana<br \/>\ns\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re -ama ben kesinlikle kat\u0131lm\u0131yorum- iyi insan olan ve<br \/>\nbu amaca g\u00f6re hareket eden bir Amerika Cumhurba\u015fkan\u0131 varm\u0131\u015f. \u0130ngiltere&#8217;de de Whittaker Wright \u00fcn\u00fcn\u00fcn doru\u011funda oldu\u011fu s\u0131ralarda \u00e7evresini, erdemleri onun aritmeti\u011fini anlamalar\u0131n\u0131 ve anlamad\u0131klar\u0131n\u0131 fark etmelerini \u00f6nleyen kusursuz soylular doldurmu\u015ftu.<\/p>\n<p>\u0130yi insan\u0131n i\u015fe yarad\u0131\u011f\u0131 bir ba\u015fka alan da istenmeyen ki\u015fileri<br \/>\nskandallarla politikadan uzak tutabilmeleridir. Y\u00fcz ki\u015fiden doksan dokuzu<br \/>\nahlak kurallar\u0131n\u0131 ihlal eder; ancak bu ger\u00e7ek, genellikle g\u00fcn \u0131\u015f\u0131\u011f\u0131na \u00e7\u0131kmaz.<br \/>\nDoksan dokuzuncu ki\u015finin yapt\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131nda y\u00fcz ki\u015fi i\u00e7inde<br \/>\nger\u00e7ekten masum olan bir ki\u015fi y\u00fcrekten duydu\u011fu nefreti dile getirir; \u00f6b\u00fcr<br \/>\ndoksan sekizi de kendilerinden de ku\u015fkulan\u0131labilir korkusuyla,<br \/>\nonun pe\u015finden giderler. Bu nedenle, ho\u015fa gitmeyen g\u00f6r\u00fc\u015fleri olan bir kimse politikaya at\u0131l\u0131yorsa, toplumun geleneksel kurumlar\u0131n\u0131 korumay\u0131<br \/>\nama\u00e7 edinmi\u015f olan ki\u015filerin, a\u00e7\u0131\u011fa vuruldu\u011funda yeni politikac\u0131n\u0131n kariyerini sona erdirecek bir \u015feyler bulana kadar o kimsenin \u00f6zel ya\u015fam\u0131n\u0131 geriye do\u011fru ad\u0131m ad\u0131m kurcalamalar\u0131 yeterlidir. O zaman \u00fc\u00e7 se\u00e7enekleri olacakt\u0131r: Ger\u00e7ekleri a\u00e7\u0131klayarak onun bir utan\u00e7 bulutu i\u00e7inde g\u00f6zlerden uzakla\u015fmas\u0131n\u0131 sa\u011flamak; veya a\u00e7\u0131klama tehditleriyle onu politikadan \u00e7ekilmeye zorlamak ya da \u015fantaj yoluyla kendilerine iyi bir gelir sa\u011flamak. Bu se\u00e7eneklerden ilk ikisi halk\u0131 korur; \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc de halk\u0131 koruyanlar\u0131 korur. Bu nedenle her \u00fc\u00e7\u00fc de \u00f6v\u00fclmeye de\u011fer; her \u00fc\u00e7\u00fcn\u00fc de olanakl\u0131 k\u0131lan iyi insanlar\u0131n varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u015eimdi de \u00f6rne\u011fin z\u00fchrevi hastal\u0131k konusunu ele alal\u0131m. Bunun \u00f6nceden<br \/>\nal\u0131nacak uygun \u00f6nlemlerle hemen hemen tamamen \u00f6nlenebilece\u011fi<br \/>\nbilinmektedir. Ancak iyi insanlar\u0131n \u00e7abalar\u0131yla bu bilgi m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011funca<br \/>\ndar bir alana yay\u0131l\u0131r ve uygulanmas\u0131nda her t\u00fcrl\u00fc engel yarat\u0131l\u0131r.<br \/>\nSonu\u00e7ta g\u00fcnah yine &#8220;do\u011fal&#8221; cezas\u0131na \u00e7arpt\u0131r\u0131l\u0131r ve yine \u0130ncil&#8217;in emirleri<br \/>\nuyar\u0131nca \u00e7ocuklar babalar\u0131n\u0131n g\u00fcnahlar\u0131n\u0131 \u00e7ekmeyi s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler. Bunun<br \/>\ntersi olsayd\u0131 durum ne kadar da korkun\u00e7 olurdu. \u00c7\u00fcnk\u00fc e\u011fer g\u00fcnah<br \/>\ncezaland\u0131r\u0131lmazsa, yapt\u0131klar\u0131 g\u00fcnah de\u011filmi\u015f gibi davranacak kadar<br \/>\nahlaks\u0131z ki\u015filer ortaya \u00e7\u0131kabilirdi; ve e\u011fer ceza masumlar\u0131 da kapsamazsa o denli korkutucu olmazd\u0131. Bu nedenle, bilim adamlar\u0131n\u0131n edindikleri derme<br \/>\n\u00e7atma bilgilere ra\u011fmen, Do\u011fa&#8217;n\u0131n bizler daha cehalet \u00e7a\u011f\u0131ndayken koydu\u011fu kat\u0131 ceza yasalar\u0131n\u0131n bug\u00fcn bile i\u015flemesini sa\u011flayan bu iyi adamlara ne kadar minnettar olsak azd\u0131r.<\/p>\n<p>Ac\u0131lara neden olsun veya olmas\u0131n, k\u00f6t\u00fc bir eyle&#8221;min k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu, do\u011fru<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnen herkes bilir. Ancak herkesin salt ahlak kurallar\u0131na uygun<br \/>\nhareket etmesi olanakl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re, erdemin g\u00fcvence alt\u0131na al\u0131nmas\u0131<br \/>\na\u00e7\u0131s\u0131ndan, g\u00fcnah\u0131 ac\u0131n\u0131n izlemesi \u00e7ok arzulanan bir \u015feydir. \u0130nsanlar\u0131n<br \/>\ng\u00fcnahlara bilim \u00f6ncesi \u00e7a\u011flarda verilen cezalardan ka\u00e7\u0131nma yollar\u0131n\u0131<br \/>\n\u00f6\u011frenmeleri engellenmelidir. Hay\u0131rsever insanlar bizleri bu tehlikeli<br \/>\nbilgilerden korumam\u0131\u015f olsalar da fiziksel ve zihinsel sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n korunmas\u0131<br \/>\nkonusunda ne \u00e7ok bilgi sahibi olabilece\u011fimizi d\u00fc\u015f\u00fcnmek beni deh\u015fete d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcyor.<\/p>\n<p>\u0130yi insanlar bir de kendilerini katlettirerek yararl\u0131 olabilirler. Almanya<br \/>\n\u00c7in&#8217;in Shantung eyaletini iki misyonerin orada \u00f6ld\u00fcr\u00fclmesi sayesinde ele<br \/>\nge\u00e7irmi\u015ftir. Saraybosna&#8217;da \u00f6ld\u00fcr\u00fclen Ar\u015fid\u00fck san\u0131r\u0131m iyi bir insand\u0131; ona ne<br \/>\nkadar minnettar olsak azd\u0131r! E\u011fer o \u015fekilde \u00f6lmeseydi sava\u015f \u00e7\u0131kmayabilirdi; d\u00fcnya demokrasi i\u00e7in g\u00fcvenli bir hale gelemezdi; militarizm y\u0131k\u0131lmazd\u0131; \u015fimdi de \u0130spanya, \u0130talya, Macaristan, Bulgaristan ve Rusya&#8217;daki askeri despotizmin keyfini \u00e7\u0131kar\u0131yor olmazd\u0131k.<\/p>\n<p>\u015eaka bir tarafa, kamuoyunca genellikle kabul g\u00f6ren &#8220;iyilik&#8221; \u00f6l\u00e7\u00fctleri<br \/>\nd\u00fcnyay\u0131 daha mutlu k\u0131lmak i\u00e7in d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015f \u015feyler de\u011fildir. Bunun \u00e7e\u015fitli<br \/>\nnedenleri vard\u0131r; ba\u015fl\u0131cas\u0131 da gelenektir.<\/p>\n<p>Ondan sonra en g\u00fc\u00e7l\u00fc neden olarak egemen s\u0131n\u0131flar\u0131n sahip oldu\u011fu, haks\u0131z<br \/>\ng\u00fc\u00e7ler gelir. \u0130lkel ahlak kurallar\u0131 tabu kavram\u0131ndan \u00e7\u0131km\u0131\u015fa benziyor; bunlar<br \/>\nba\u015flang\u0131\u00e7ta tamamen bo\u015f-inan durumdayd\u0131lar ve tamamen zarars\u0131z olan baz\u0131 eylemler -\u00f6rne\u011fin kabile reisinin taba\u011f\u0131ndan yemek yemek- bilinmez yollarla felakete yol a\u00e7t\u0131klar\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle yasaklanm\u0131\u015ft\u0131. Yasaklar bu \u015fekilde ba\u015flad\u0131 ve ba\u015flang\u0131\u00e7ta varsay\u0131lan nedenler unutulduktan sonra da insanlar\u0131n duygular\u0131 \u00fczerinde etkisini s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde ge\u00e7erli olan ahlak kurallar\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc hala bu t\u00fcrdendir: baz\u0131 davran\u0131\u015f bi\u00e7imleri, etkilerinin k\u00f6t\u00fc olup olmad\u0131klar\u0131na bak\u0131lmaks\u0131z\u0131n, deh\u015fet hissi uyand\u0131r\u0131rlar. Bir\u00e7ok olayda deh\u015fet uyand\u0131ran bu davran\u0131\u015f ger\u00e7ekten de zararl\u0131d\u0131r; \u00f6yle olmasayd\u0131 ahlak \u00f6l\u00e7\u00fctlerimizi d\u00fczeltme gereksinimi daha yayg\u0131n kabul g\u00f6r\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, uygar bir toplumda cinayetin ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle kar\u015f\u0131lanmayaca\u011f\u0131<br \/>\nortadad\u0131r; ancak cinayetin yasaklanmas\u0131n\u0131n k\u00f6keninde yatan \u015fey, t\u00fcm\u00fcyle<br \/>\nbo\u015f-inand\u0131r. \u00d6ld\u00fcr\u00fclen ki\u015finin kan\u0131n\u0131n -veya daha sonra hayaletinin- \u00f6\u00e7<br \/>\nalmak isteyece\u011fi ve yaln\u0131z su\u00e7luyu de\u011fil, ona yak\u0131nl\u0131k g\u00f6steren herkesi<br \/>\ncezaland\u0131raca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcyordu. Cinayetin yasaklanmas\u0131n\u0131n bo\u015f-inan niteli\u011fi \u015fundan da anla\u015f\u0131l\u0131yor ki, belli dini ayinlerle kan su\u00e7undan temizlenmek olanakl\u0131yd\u0131; ba\u015flang\u0131\u00e7ta bu ayinlerin amac\u0131 ise, hayaletin kendisini tan\u0131mamas\u0131 i\u00e7in su\u00e7lunun k\u0131l\u0131k de\u011fi\u015ftirmesini sa\u011flamakt\u0131. En az\u0131ndan Sir J. G. Frazex&#8217;in teorisi b\u00f6yledir. Pi\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n, su\u00e7u &#8220;ar\u0131nd\u0131rmas\u0131ndan&#8221; s\u00f6z ederken yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z mecaz \u00e7ok eski zamanlarda kan lekelerini temizlemek i\u00e7in y\u0131kama yap\u0131lmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r. &#8220;Su\u00e7&#8221; ve &#8220;g\u00fcnah&#8221; gibi kavramlar\u0131n \u00e7ok eski \u00e7a\u011flardaki bu uygulama ile ili\u015fkili duygusal bir k\u00f6keni vard\u0131r.<\/p>\n<p>Rasyonel bir ahlak kural\u0131 cinayet konusunda bile olaya de\u011fi\u015fik bir a\u00e7\u0131dan<br \/>\nbakacak; hastal\u0131k i\u00e7in oldu\u011fu gibi, su\u00e7, ceza ve kefaret yerine \u00f6nleme ve<br \/>\niyile\u015ftirme ile ilgilenecektir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde ahlak ilkeleri bo\u015f-inan ve<br \/>\nrasyonalizmin garip bir kar\u0131\u015f\u0131m\u0131d\u0131r. Cinayet \u00e7ok eski bir su\u00e7tur; ona uzun<br \/>\ny\u0131llar \u00f6tesine uzanan nefret ve korkunun olu\u015fturdu\u011fu bir sis perdesi<br \/>\narkas\u0131ndan bakar\u0131z. Sahtekarl\u0131k modern bir su\u00e7tur; onu rasyonel bak\u0131\u015f<br \/>\na\u00e7\u0131s\u0131yla ele al\u0131r\u0131z. Sahtekarlar\u0131 cezaland\u0131r\u0131r\u0131z; ama onlar\u0131, canilere<br \/>\nyapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z gibi, tuhaf yarat\u0131klar olarak d\u0131\u015flamay\u0131z. Teoride nas\u0131l d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrsek d\u00fc\u015f\u00fcnelim, toplumsal ya\u015famda erdemi, bir \u015feyi yapmak olarak de\u011fil, yapmamak olarak alg\u0131lar\u0131z. &#8220;G\u00fcnah&#8221; olarak adland\u0131r\u0131lan \u015feylerden ka\u00e7\u0131nan bir kimse, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n yarar\u0131na hi\u00e7bir \u015fey yapmasa da iyi insand\u0131r. \u0130ncil&#8217;de telkin edilen tutum ku\u015fkusuz bu de\u011fildir: &#8220;Kom\u015funu kendini sevdi\u011fin gibi sev&#8221; olumlu bir y\u00f6nergedir. Ancak b\u00fct\u00fcn H\u0131ristiyan toplumlarda bu emre uyan ki\u015fi kovu\u015fturulur; en az\u0131ndan yoksulluk, genellikle hapis ve bazen de \u00f6l\u00fcmle cezaland\u0131r\u0131l\u0131r. D\u00fcnya haks\u0131zl\u0131klarla doludur. \u00d6d\u00fclleri ve cezalar\u0131 verecek konumda olanlar da bu haks\u0131zl\u0131klardan yarar sa\u011flayanlard\u0131r. \u00d6d\u00fcller e\u015fitsizlik i\u00e7in \u00e7ok ustaca gerek\u00e7eler bulanlara, cezalar ise ona \u00e7are arayanlara verilir. Kom\u015fusunu i\u00e7tenlikle seven bir kimsenin halk\u0131n yergisinden uzun s\u00fcre ka\u00e7\u0131nabilece\u011fi bir \u00fclke bilmiyorum. Fransa da sava\u015ftan hemen \u00f6nce Fransa&#8217;n\u0131n en iyi yurtta\u015f\u0131 olan Jean Jaures \u00f6ld\u00fcr\u00fclm\u00fc\u015f, katil ise, bir kamu hizmeti yapt\u0131\u011f\u0131 gerek\u00e7esiyle, beraat etmi\u015fti. Bu \u00e7ok \u00e7arp\u0131c\u0131 bir \u00f6rnektir; ancak bu t\u00fcr \u015feyler d\u00fcnyan\u0131n her yerinde olagelmektedir.<\/p>\n<p>Geleneksel ahlak\u0131 savunanlar onun kusursuz, olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bazen kabul<br \/>\nederler; ancak herhangi bir ele\u015ftirinin ahlak\u0131 toptan \u00e7\u00f6kertece\u011fini ileri<br \/>\ns\u00fcrerler. Ele\u015ftiri olumlu ve yap\u0131c\u0131ysa bu \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc ger\u00e7ekle\u015fmez; ancak, bir<br \/>\nanl\u0131k bir zevkin \u00f6tesinde bir \u015fey i\u00e7in yap\u0131lmam\u0131\u015f olmas\u0131 ko\u015fuluyla.<br \/>\nBentham&#8217;a d\u00f6nersek, o ahlak kurallar\u0131na temel olarak &#8220;en \u00e7ok insan\u0131n en<br \/>\nfazla mutlulu\u011fu&#8221;nu savundu. Bu ilke do\u011frultusunda davranan bir kimsenin,<br \/>\nyaln\u0131z geleneksel kurallara uyan bir ki\u015fiye g\u00f6re \u00e7ok daha \u00e7etin bir ya\u015fam\u0131<br \/>\nolacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Kendisini ezilmi\u015flerin savunucusu yapacak ve b\u00f6ylece g\u00fc\u00e7l\u00fclerin<br \/>\nd\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131na hedef olacakt\u0131r. G\u00fcc\u00fc elinde tutanlar\u0131n saklamak istedi\u011fi<br \/>\nger\u00e7ekleri a\u00e7\u0131klayacak; \u015fefkate gereksinimi olanlar\u0131 ondan mahrum etmek i\u00e7in uydurulmu\u015f yalanlar\u0131 reddedecektir. B\u00f6yle bir davran\u0131\u015f ger\u00e7ek ahlak\u0131n<br \/>\n\u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcne yol a\u00e7maz. Resmi ahlak her zaman olumsuz ve bask\u0131c\u0131 olmu\u015ftur; &#8220;yapmayacaks\u0131n&#8221; der ve kurallar\u0131n yasaklamad\u0131\u011f\u0131 eylemlerin etkisini ara\u015ft\u0131rmaya gerek g\u00f6rmez. B\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fck mistikler ve din \u00f6\u011freticileri b\u00f6yle bir ahlak anlay\u0131\u015f\u0131na bo\u015funa kar\u015f\u0131 gelmi\u015flerdir: m\u00fcritleri onlar\u0131n en a\u00e7\u0131k beyanlar\u0131n\u0131 bile dikkate almam\u0131\u015flard\u0131r. Bu nedenle, onlar\u0131n y\u00f6ntemlerinin b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde bir iyile\u015fmeye yol a\u00e7mas\u0131 pek olas\u0131 g\u00f6r\u00fcnm\u00fcyor.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcnce ve bilimdeki ilerlemenin bu konuya katk\u0131s\u0131, san\u0131r\u0131m, daha umut<br \/>\nverici olacakt\u0131r. \u0130nsanlar yava\u015f yava\u015f \u015funun bilincine varacaklard\u0131r ki,<br \/>\nkurumlar\u0131 haks\u0131zl\u0131k ve nefret temeline dayal\u0131 olan bir d\u00fcnya, mutlulu\u011fu<br \/>\nyaratma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 en b\u00fcy\u00fck olan bir d\u00fcnya olamaz. Son sava\u015f<br \/>\naz say\u0131da ki\u015fiye bu dersi \u00f6\u011fretmi\u015ftir; e\u011fer beraberlikle sonu\u00e7lanmasayd\u0131<br \/>\ndaha fazlas\u0131n\u0131 da \u00f6\u011fretebilirdi. Bizler i\u00e7in gerekli olan, ya\u015fama sevinci,<br \/>\ngeli\u015fmenin getirece\u011fi mutluluk ve olumlu ba\u015far\u0131lar \u00fczerine kurulmu\u015f bir<br \/>\nahlakt\u0131r; yasak ve bask\u0131 temeline de\u011fil. Bir insan e\u011fer mutluysa, co\u015fkuluysa, c\u00f6mertse ve ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mutlulu\u011funa seviniyorsa &#8220;iyi&#8221; insan say\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu durumda ufak tefek kabahatler pek de \u00f6nemsenmemelidir. Fakat s\u00f6m\u00fcr\u00fc ve gaddarl\u0131k yoluyla servet kazanan bir ki\u015fiye, \u015fimdi &#8220;ahlaks\u0131z&#8221;<br \/>\nolarak niteledi\u011fimiz ki\u015filer gibi bakmal\u0131y\u0131z; d\u00fczenli olarak kiliseye gitse<br \/>\nde k\u00f6t\u00fcl\u00fckle elde etti\u011fi kazanc\u0131n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc kamu ama\u00e7lar\u0131na<br \/>\nba\u011f\u0131\u015flasa da ayn\u0131 \u015fekilde de\u011ferlendirilmelidir.<\/p>\n<p>Bunu sa\u011flamak i\u00e7in, \u00f6nemli ki\u015filer aras\u0131nda hala ge\u00e7erli olan bo\u015f-inan ve<br \/>\nbask\u0131 kar\u0131\u015f\u0131m\u0131 bir &#8220;erdem&#8221; yerine, ahlak sorunlar\u0131na kar\u015f\u0131 rasyonel<br \/>\nbir tutum getirmek yeterlidir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde mant\u0131ksal d\u00fc\u015f\u00fcnce hafife<br \/>\nal\u0131nmaktad\u0131r; ancak ben yine de uslanmaz bir rasyonalist olmakta direniyorum.<\/p>\n<p>Mant\u0131k belki zay\u0131f bir g\u00fc\u00e7 olabilir; ama de\u011fi\u015fmezdir ve hep ayn\u0131 y\u00f6nde<br \/>\ni\u015fler. Mant\u0131ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n kuvvetleri ise bo\u015f yere didi\u015ferek birbirlerini yok<br \/>\neder. Bu nedenle mant\u0131ks\u0131zl\u0131\u011f\u0131n -her ta\u015fk\u0131nl\u0131\u011f\u0131, sonunda mant\u0131k yanl\u0131lar\u0131n\u0131<br \/>\ng\u00fc\u00e7lendirir ve insanl\u0131\u011f\u0131n yegane ger\u00e7ek dostlar\u0131n\u0131n onlar oldu\u011funu tekrar<br \/>\ntekrar g\u00f6sterir.<\/p>\n<p><b>P\u00fcritenizmin D\u00f6n\u00fc\u015f\u00fc<br \/>\n<\/b><br \/>\nSava\u015f s\u0131ras\u0131nda b\u00fct\u00fcn \u00fclkelerin iktidarlar\u0131, halk\u0131n i\u015fbirli\u011fini sa\u011flamak<br \/>\ni\u00e7in, r\u00fc\u015fvet verircesine, al\u0131\u015f\u0131lmam\u0131\u015f \u00f6d\u00fcnler vermeye gerek duydular.<br \/>\n\u0130\u015f\u00e7i \u00fccretleri art\u0131r\u0131ld\u0131, Hindulara onlar\u0131n da insan ve karde\u015f olduklar\u0131<br \/>\ns\u00f6ylendi, kad\u0131nlara oy hakk\u0131 tan\u0131nd\u0131; gen\u00e7lere de ya\u015fl\u0131lar\u0131n ahlak ad\u0131na<br \/>\nonlardan hep esirgedikleri masum zevkler i\u00e7in izin \u00e7\u0131kt\u0131. Sava\u015f\u0131 kazand\u0131ktan sonra ise galipler ge\u00e7ici olarak sa\u011flanm\u0131\u015f olan bu avantajlar\u0131 geri alma \u00e7abas\u0131na girdiler. 1921 ve 1926&#8217;daki k\u00f6m\u00fcr grevlerinde i\u015f\u00e7iler sindirildi; Hindular de\u011fi\u015fik kararlarla eski konumlar\u0131na g\u00f6nderildi; kad\u0131nlar\u0131n oy haklar\u0131 geri al\u0131namad\u0131ysa da Parlamento kararlar\u0131nda tersi tavsiye edildi\u011fi halde evlenen kad\u0131nlar i\u015ften at\u0131ld\u0131lar. B\u00fct\u00fcn bunlar &#8220;politik&#8221; konulard\u0131r; ba\u015fka deyi\u015fle, \u0130ngiltere&#8217;de bu konularla ili\u015fkisi olan s\u0131n\u0131flar\u0131 temsil eden se\u00e7men gruplar\u0131, Hindistan&#8217;da da \u00f6rg\u00fctl\u00fc pasif direni\u015f\u00e7iler vard\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, kad\u0131n olsun erkek olsun, insanlar\u0131n kimseye zarar vermeyen zevklerinde \u00f6zg\u00fcr olmalar\u0131 gerekti\u011fini savunacak \u00f6rg\u00fctl\u00fc herhangi bir grup yoktur. Bu nedenle p\u00fcritenler ciddi bir muhalefetle kar\u015f\u0131la\u015fmam\u0131\u015f; bu zalimliklerinin politik bir konu oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>P\u00fcriteni, \u015fu \u015fekilde tan\u0131mlayabiliriz: baz\u0131 eylemlerin, ba\u015fkalar\u0131 \u00fczerinde<br \/>\ng\u00f6zle g\u00f6r\u00fcl\u00fcr k\u00f6t\u00fc bir etkisi olmasa bile, \u00f6z\u00fcnde g\u00fcnah oldu\u011funa;<br \/>\ng\u00fcnah oldu\u011fu i\u00e7in de etkili her yolla -olanak varsa ceza yasas\u0131 ile, bu<br \/>\nolmazsa ekonomik bask\u0131yla desteklenen kamuoyu yoluyla- engellenmesi<br \/>\ngerekti\u011fine inanan ki\u015fidir. Bu, eski \u00e7a\u011flara ait bir g\u00f6r\u00fc\u015ft\u00fcr; belki de ceza<br \/>\nhukukunun do\u011fu\u015fu bu y\u00fczdendir. Ancak ba\u015flang\u0131\u00e7ta yasalar\u0131n faydac\u0131 temeli ile ba\u011fda\u015f\u0131yordu: baz\u0131 su\u00e7lar\u0131n, o su\u00e7lar\u0131 ho\u015fg\u00f6r\u00fc ile kar\u015f\u0131layan toplumlara kar\u015f\u0131 olan tanr\u0131lar\u0131 \u00f6fkelendirdi\u011fine, bu nedenle de toplum i\u00e7in zararl\u0131 olduklar\u0131na inan\u0131l\u0131yordu. Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 Sodom ve Gomorrah (\u0130ncil&#8217;de<br \/>\nhalklar\u0131n\u0131n g\u00fcnahkarl\u0131\u011f\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ilahi yang\u0131nla harap olan iki kom\u015fu \u015fehir.) hikayesinde somutla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Bu hikayeye inananlar, o \u015fehirlerin yok edilmelerine yol a\u00e7an su\u00e7lar\u0131 cezaland\u0131ran yasalar\u0131, faydac\u0131 nedenlerle hakl\u0131 g\u00f6rebilirler.<\/p>\n<p>Ancak g\u00fcn\u00fcm\u00fczde p\u00fcritenlerden bile bu g\u00f6r\u00fc\u015fe kat\u0131lanlar azd\u0131r. Londra<br \/>\nPiskoposu bile, Tokyo&#8217;daki depreme orada oturanlar\u0131n belirli bir g\u00fcnahlar\u0131n\u0131n neden oldu\u011funu ileri s\u00fcrmedi. Bu nedenle s\u00f6z konusu yasalar, sadece intikam ama\u00e7l\u0131 ceza teorisi ile savunulabilir: baz\u0131 g\u00fcnahlar, onlar\u0131 i\u015fleyenlerden ba\u015fkas\u0131na zarar vermese de su\u00e7luya ac\u0131 \u00e7ektirmeyi g\u00f6revimiz yapacak kadar i\u011fren\u00e7tirler. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f Benthamizmin etkisiyle on dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda g\u00fcc\u00fcn\u00fc yitirmi\u015fti.<\/p>\n<p>Ancak, liberalizmin gerilemesiyle yitirdi\u011fi \u00f6nemi son y\u0131llarda yeniden<br \/>\nkazand\u0131 ve Orta\u00e7a\u011f&#8217;dakinden a\u015fa\u011f\u0131 kalmayan bir ac\u0131mas\u0131zl\u0131k tehlikesi,<br \/>\ni\u015faretlerini vermeye ba\u015flad\u0131.<\/p>\n<p>Bu yeni hareket g\u00fcc\u00fcn\u00fc \u00e7o\u011funlukla Amerika&#8217;dan almaktad\u0131r ve sava\u015f\u0131n tek<br \/>\ngalibinin Amerika olmas\u0131n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131ndan biridir. P\u00fcritenizmin geli\u015fimi<br \/>\nilgin\u00e7tir. On yedinci y\u00fczy\u0131lda \u0130ngiltere&#8217;de k\u0131sa bir s\u00fcre egemen olmu\u015f; ancak, s\u0131radan vatanda\u015f k\u00fctlesini \u00f6ylesine bezdirmi\u015ftir ki, onun tekrar h\u00fck\u00fcmeti kontrol etmesine izin vermemi\u015flerdir. \u0130ngiltere&#8217;de bask\u0131 alt\u0131nda kalan p\u00fcritenler Amerika&#8217;da \u00f6nce New England&#8217;da sonra da Orta Bat\u0131&#8217;da koloniler kurdular. Amerikan \u0130\u00e7 Sava\u015f\u0131, \u0130ngiliz \u0130\u00e7 Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n bir devam\u0131yd\u0131. G\u00fcney eyaletleri \u00e7o\u011funlukla p\u00fcriten kar\u015f\u0131tlar\u0131n\u0131n yerle\u015fim b\u00f6lgesiydi. Ancak \u0130ngiliz \u0130\u00e7 Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n tersine, sava\u015f p\u00fcriten partisinin kal\u0131c\u0131 zaferiyle<br \/>\nsonu\u00e7land\u0131. Bunun sonucunda d\u00fcnyan\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fc devleti Cromwell&#8217;in Ironsidelar\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fc\u015flerini miras alan ki\u015filerin kontrol\u00fc alt\u0131na girdi.<\/p>\n<p>P\u00fcritenizmin insanl\u0131\u011fa yapt\u0131\u011f\u0131 hizmetleri teslim etmeden sadece kusurlar\u0131<br \/>\n\u00fczerinde durmak haks\u0131zl\u0131k olur. \u0130ngiltere&#8217;de on yedinci y\u00fczy\u0131ldan ba\u015flayarak son y\u0131llara kadar krall\u0131\u011f\u0131n ve aristokrasinin despotlu\u011funa kar\u015f\u0131 demokrasiden yana olmu\u015ftur. Amerika&#8217;da k\u00f6lelerin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc savunmu\u015f ve Amerika&#8217;n\u0131n b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyan\u0131n demokrasi \u015fampiyonu olmas\u0131na b\u00fcy\u00fck katk\u0131da bulunmu\u015ftur. Bunlar insanl\u0131\u011fa yap\u0131lan b\u00fcy\u00fck hizmetlerdir; ancak ge\u00e7mi\u015fte kalm\u0131\u015flard\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn sorunu, siyasal demokrasiden \u00e7ok, az\u0131nl\u0131klara \u00f6zg\u00fcrl\u00fck verilmesi ile d\u00fczenin ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu sorun p\u00fcritenizminkinden de\u011fi\u015fik bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131, ahlaki heyecandan<br \/>\n\u00e7ok ho\u015fg\u00f6r\u00fc ve yayg\u0131n bir kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 anlay\u0131\u015f gerektirir. Yayg\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131<br \/>\nanlay\u0131\u015f p\u00fcritenlerde hi\u00e7bir zaman g\u00fc\u00e7l\u00fc olmam\u0131\u015ft\u0131r. P\u00fcritenlerin en \u00f6nemli<br \/>\nzaferlerinden, yani \u0130\u00e7ki Yasa\u011f\u0131&#8217;ndan s\u00f6z etmeyece\u011fim. Her ne ise, Yasak<br \/>\nkar\u015f\u0131tlar\u0131 itirazlar\u0131n\u0131 pek de bir ilke sorunu yapamazlar; \u00e7\u00fcnk\u00fc onlar\u0131n<br \/>\nda \u00e7o\u011funlu\u011fu, ayn\u0131 ilke sorununa yol a\u00e7an kokain yasa\u011f\u0131n\u0131 desteklerler.<\/p>\n<p>Fanatikli\u011fin her t\u00fcr\u00fcne oldu\u011fu gibi, p\u00fcritenli\u011fe yap\u0131lan pratik itiraz,<br \/>\nbaz\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri di\u011ferlerinden \u00e7ok daha k\u00f6t\u00fc olarak niteleyip onlar\u0131n ne<br \/>\npahas\u0131na olursa olsun bast\u0131r\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fini savunmas\u0131d\u0131r. Fanatik bir<br \/>\nki\u015fi, ger\u00e7ekten k\u00f6t\u00fc olan bir hareketin, e\u011fer gerekti\u011finden fazla \u015fiddetle<br \/>\nbast\u0131r\u0131lacak olursa, daha da b\u00fcy\u00fck ba\u015fka k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rmez.<\/p>\n<p>M\u00fcstehcen yay\u0131nlara kar\u015f\u0131 konulmu\u015f olan yasay\u0131 buna bir \u00f6rnek olarak<br \/>\ng\u00f6sterebiliriz. Hi\u00e7 kimse m\u00fcstehcenlikten ho\u015flanman\u0131n a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k bir \u015fey<br \/>\noldu\u011funuya da bu yay\u0131nlar\u0131n zarar verdi\u011fini reddetmez. Ancak, bu yay\u0131nlar<br \/>\nyasa yoluyla ortadan kald\u0131rmaya kalk\u0131\u015f\u0131l\u0131rsa bir\u00e7ok de\u011ferli \u015fey de onunla<br \/>\nbirlikte yasaklanm\u0131\u015f olur. Birka\u00e7 y\u0131l \u00f6nce, \u00fcnl\u00fc bir Hollandal\u0131 ressam\u0131n<br \/>\nbaz\u0131 resimleri bir \u0130ngiliz m\u00fc\u015fteriye postayla g\u00f6nderilmi\u015fti. Posta idaresi<br \/>\nyetkilileri, onlar\u0131 iyiden iyiye inceleme zevkine erdikten sonra, m\u00fcstehcen<br \/>\nolduklar\u0131na karar verdiler (Devlet memurlar\u0131n\u0131n sanat de\u011ferlerinden anlamas\u0131 da beklenemez). Bu nedenle onlar\u0131 imha ettiler; m\u00fc\u015fteri de hi\u00e7bir tazminat alamad\u0131.<\/p>\n<p>Yasa, posta idaresine postayla g\u00f6nderilen \u015feylerden m\u00fcstehcen bulduklar\u0131n\u0131 imha yetkisi vermektedir; kararlar\u0131na itiraz da edilemez. P\u00fcriten yasalarla ilgili sak\u0131ncalara daha \u00f6nemli bir \u00f6rnek de do\u011fum kontrol\u00fcd\u00fcr. &#8220;M\u00fcstehcen&#8221;li\u011fin kesin bir yasal tan\u0131mlamaya elveri\u015fli olmad\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Mahkemelerdeki uygulamada bu, &#8220;yarg\u0131c\u0131 \u015foke eden herhangi bir \u015fey&#8221; anlam\u0131na gelmektedir. Do\u011fum kontrol\u00fc konusundaki bilgiler pahal\u0131 bir kitapta uzun s\u00f6zc\u00fckler ve dolamba\u00e7l\u0131 t\u00fcmcelerle verilmi\u015fse s\u0131radan bir yarg\u0131\u00e7 bundan \u015foke olmaz ama ucuz bir bro\u015f\u00fcrde e\u011fitimsiz insanlar\u0131n anlayaca\u011f\u0131 sade bir dille anlat\u0131lm\u0131\u015flarsa durum farkl\u0131d\u0131r. Bu y\u00fczden, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u0130ngiltere&#8217;sinde do\u011fum kontrol\u00fc konusundaki bilgiler e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f insanlara verilirse yasald\u0131r; yoksul kesime verilirse de yasalara ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Oysa bu bilgiler en \u00e7ok yoksul kesim i\u00e7in \u00f6nemlidir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, t\u0131p kitaplar\u0131 gibi birka\u00e7 belirli konu hakk\u0131nda yay\u0131nlanm\u0131\u015f olanlar\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda yasa, yay\u0131nlanan eserin amac\u0131n\u0131 hi\u00e7 dikkate alm\u0131yor. Yaln\u0131z \u015funa bak\u0131l\u0131yor: e\u011fer bu kitap edepsiz bir \u00e7ocu\u011fun eline ge\u00e7erse ona zevk verir mi? E\u011fer verirse, i\u00e7erdi\u011fi bilgilerin sosyal bak\u0131mdan \u00f6nemi ne olursa olsun, hemen yok edilmelidir. Bunun sonucu olarak zorla yarat\u0131lan bilgisizli\u011fin verdi\u011fi zarar ak\u0131l almaz \u00f6l\u00e7\u00fcdedir. Yoksulluk, kronik kad\u0131n hastal\u0131klar\u0131, sakat \u00e7ocuk do\u011fumlar\u0131, a\u015f\u0131r\u0131 n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131, p\u00fcriten yasa koyucularca, birka\u00e7 yaramaz \u00e7ocu\u011fun olas\u0131 zevklerinden daha \u00f6nemsiz k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerdir.<\/p>\n<p>Y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte olan yasan\u0131n yeterince etkili olmad\u0131\u011f\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmektedir. The<br \/>\nTimes gazetesinin 17 Eyl\u00fcl 1923 tarihli say\u0131s\u0131nda yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, Milletler<br \/>\nCemiyeti&#8217;nin g\u00f6zetiminde d\u00fczenlenen M\u00fcstehcen Yay\u0131nlar Uluslararas\u0131<br \/>\nKonferans\u0131, Amerika&#8217;da ve Milletler Cemiyeti&#8217;ne \u00fcye b\u00fct\u00fcn \u00fclkelerde<br \/>\nyasalar\u0131n daha sertle\u015ftirilmesi yolunda tavsiye karar\u0131 alm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>\nAnla\u015f\u0131ld\u0131\u011f\u0131na g\u00f6re bu hay\u0131rl\u0131 \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n en gayretli \u00fcyesi de \u0130ngiliz<br \/>\ndelegesidir. \u00c7ok geni\u015f kapsaml\u0131 yasalar i\u00e7in gerek\u00e7e olarak kullan\u0131lan bir<br \/>\nba\u015fka konu da beyaz kad\u0131n ticaretidir. Buradaki ger\u00e7ek k\u00f6t\u00fcl\u00fck \u00e7ok ciddidir ve tam anlam\u0131yla ceza hukuku kapsam\u0131na girer. Ger\u00e7ek k\u00f6t\u00fcl\u00fck, cahil gen\u00e7 kad\u0131nlar\u0131n yalan vaatlerle yoldan \u00e7\u0131kar\u0131l\u0131p, sa\u011fl\u0131klar\u0131n\u0131n \u00e7ok ciddi<br \/>\ntehlikelere a\u00e7\u0131k oldu\u011fu, k\u00f6lelik ko\u015fullar\u0131na s\u00fcr\u00fcklenmeleridir. Bu, temelde<br \/>\nbir \u00c7al\u0131\u015fma sorunudur.<\/p>\n<p>\u0130\u015fyeri G\u00fcvenli\u011fi Yasas\u0131&#8217;nda Y\u00fck Vagonlar\u0131 Yasas\u0131&#8217;nda oldu\u011fu gibi ele al\u0131nmal\u0131d\u0131r. Ancak bu konu, beyaz kad\u0131n ticareti k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinin hi\u00e7 s\u00f6z konusu olmad\u0131\u011f\u0131 durumlarda da ki\u015fisel \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklere yap\u0131lan \u00e7irkin m\u00fcdahalelere mazeret olarak kullan\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Birka\u00e7 y\u0131l \u00f6nce \u0130ngiliz gazetelerinde birisinin bir fahi\u015feye a\u015f\u0131k olup onunla evlendi\u011fi haberi \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131. Habere g\u00f6re, bir s\u00fcre mutlu ya\u015fad\u0131ktan sonra kad\u0131n eski<br \/>\nmesle\u011fine d\u00f6nmeye karar verir. Bunu ona kocas\u0131n\u0131n \u00f6nerdi\u011fi ya da bu i\u015fi<br \/>\nonaylad\u0131\u011f\u0131n\u0131 belirten hi\u00e7bir kan\u0131t yoktur; sadece, kocas\u0131n\u0131n hemen<br \/>\nkavga \u00e7\u0131kar\u0131p onu kap\u0131 d\u0131\u015far\u0131 atmad\u0131\u011f\u0131 bilinmektedir. Adam bu su\u00e7undan<br \/>\ndolay\u0131 k\u0131rba\u00e7lan\u0131p hapse at\u0131lm\u0131\u015f, cezas\u0131 da o zamanlar yeni yasala\u015fm\u0131\u015f olan ve hala yaz\u0131l\u0131 yasalar sicilinde yer alan bir yasaya g\u00f6re verilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Amerika&#8217;ya gelince, benzer bir yasaya g\u00f6re metres tutmak yasaya ayk\u0131r\u0131<br \/>\nde\u011fil ama onunla bir eyaletten bir ba\u015fkas\u0131na seyahat etmek yasaya<br \/>\nayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bir New Yorklu, metresini Brooklyn&#8217;e g\u00f6t\u00fcrebilir ama Jersey<br \/>\nCity&#8217;ye g\u00f6t\u00fcremez. Sade vatanda\u015f i\u00e7in bu iki eylem aras\u0131ndaki<br \/>\nahlaks\u0131zl\u0131k fark\u0131n\u0131 anlamak zordur.<\/p>\n<p>Milletler Cemiyeti de bu konuda daha sert yasalar getirilmesine<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015fmaktad\u0131r. Bir s\u00fcre \u00f6nce Milletler Cemiyeti Komisyonu&#8217;ndaki Kanada<br \/>\ndelegesi, ya\u015f\u0131 ne olursa olsun bir kad\u0131n\u0131n, kocas\u0131 ya da anne veya<br \/>\nbabas\u0131ndan biri e\u015flik etmedik\u00e7e, vapur yolculu\u011fu yapmas\u0131na izin verilmemesini \u00f6nerdi. Bu \u00f6neri kabul edilmedi; ancak hangi yolda ilerledi\u011fimizi \u00e7ok iyi g\u00f6steriyor. Bu t\u00fcr eylemler b\u00fct\u00fcn kad\u0131nlar\u0131 &#8220;beyaz k\u00f6le&#8221;ye indirgemektedir. Kad\u0131nlar, baz\u0131lar\u0131n\u0131n &#8220;ahlaks\u0131zl\u0131k&#8221; amac\u0131yla kullanma riski olmadan, hi\u00e7bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe sahip olamazlar. Bu reformcular\u0131n tek mant\u0131ksal amac\u0131 \u00e7ar\u015faf pe\u00e7e olabilir.<\/p>\n<p>P\u00fcriten g\u00f6r\u00fc\u015fe kar\u015f\u0131t olarak ileri s\u00fcr\u00fclen daha genel bir g\u00f6r\u00fc\u015f daha var.<br \/>\n\u0130nsan do\u011fas\u0131 de\u011fi\u015fmedi\u011fi s\u00fcrece, insanlar ya\u015famdan biraz zevk almak<br \/>\narzusundan vazge\u00e7mezler. Zevkleri, pratik olarak, kabaca iki gruba<br \/>\nay\u0131rabiliriz: temelde duygulardan kaynaklananlar ve temelde zihinsel<br \/>\nolanlar. Geleneksel bir ahlak\u00e7\u0131 birincileri a\u015fa\u011f\u0131layarak ikinci t\u00fcr zevkleri<br \/>\n\u00fcst\u00fcn tutar; ya da daha do\u011frusu, ikincileri zevk olarak d\u00fc\u015f\u00fcnmedi\u011fi i\u00e7in<br \/>\na\u015fa\u011f\u0131lar. Onun bu s\u0131n\u0131fland\u0131rmas\u0131, ku\u015fkusuz, bilimsel a\u00e7\u0131dan savunulamaz;<br \/>\nzaten \u00e7o\u011fu durumda kendisi de ku\u015fku i\u00e7indedir. Sanattan duyulan haz duygusal m\u0131d\u0131r, yoksa zihinsel mi? Platon ve baz\u0131 rahipler gibi ger\u00e7ekten<br \/>\nho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczce, sanat\u0131 in toto (t\u00fcm\u00fcyle) reddeder.<\/p>\n<p>Az \u00e7ok geni\u015f g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc ise, bir &#8220;ruhani ama\u00e7&#8221;a y\u00f6nelik olmas\u0131 ko\u015fuluyla,<br \/>\nsanat\u0131 ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle kar\u015f\u0131lar; bu da genellikle kalitesiz sanat demektir.<br \/>\nTolstoy bu g\u00f6r\u00fc\u015ftedir. Evlilik de ba\u015fka bir sorunlu konudur. Kat\u0131 ahlak\u00e7\u0131lar<br \/>\nonu esefle kar\u015f\u0131larlar; daha az kat\u0131 olanlar, genellikle ho\u015f olmad\u0131\u011f\u0131<br \/>\ni\u00e7in \u00f6verler; hele onu \u00e7\u00f6z\u00fclemez yapmay\u0131 ba\u015farm\u0131\u015flarsa.<\/p>\n<p>Ancak, benim \u00fcst\u00fcnde durmak istedi\u011fim nokta bu de\u011fil. Bu, bir p\u00fcritenin<br \/>\nelinden gelen her \u015feyi yapt\u0131ktan sonra geriye kalan zevklerin,<br \/>\nmahkum etti\u011fi zevklerden daha zararl\u0131 oldu\u011funu belirtmek istiyorum.<br \/>\nKendimize zevk veren \u015feylerden sonra en \u00e7ok keyiflendi\u011fimiz \u015fey, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n zevk almas\u0131n\u0131 \u00f6nlemek; ya da daha genel olarak, g\u00fc\u00e7 sahibi olmakt\u0131r. Sonu\u00e7ta, p\u00fcritenizmin egemenli\u011fi alt\u0131nda ya\u015fayanlar g\u00fc\u00e7 sahibi<br \/>\nolmaya a\u015f\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fk\u00fcn olurlar. Halbuki g\u00fc\u00e7 duygusu, i\u00e7kiye ya da p\u00fcritenlerin<br \/>\nkar\u015f\u0131 oldu\u011fu herhangi bir \u015feye d\u00fc\u015fk\u00fcn olmaktan \u00e7ok daha fazla k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011fe yol a\u00e7ar. Do\u011fald\u0131r ki, g\u00fc\u00e7l\u00fc olma tutkusu erdemli ki\u015filerde kendini iyilik yapma tutkusu \u015feklinde gizler. Ancak bunun sosyal etkileri pek az farkl\u0131d\u0131r; bu, kurbanlar\u0131m\u0131z\u0131, d\u00fc\u015fman\u0131m\u0131z olduklar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, g\u00fcnahkar olduklar\u0131 i\u00e7in cezaland\u0131r\u0131yoruz demekten ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. Her iki durumda da sonu\u00e7 zul\u00fcm ve sava\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Ahlaki \u00f6fke \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyan\u0131n en zararl\u0131 kuvvetlerinden biridir. Daha da<br \/>\nk\u00f6t\u00fcs\u00fc, bu g\u00fcc\u00fcn propaganday\u0131 elinde tutanlarca k\u00f6t\u00fc ama\u00e7lar i\u00e7in<br \/>\nsapt\u0131r\u0131labilmesidir.<\/p>\n<p>Sanayinin geli\u015fmesiyle ekonomik ve siyasal \u00f6rg\u00fctlenmenin artmas\u0131 da<br \/>\nka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olmu\u015ftur. E\u011fer sanayile\u015fme bir \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fcye u\u011framazsa, daha<br \/>\nda artmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz olacakt\u0131r. D\u00fcnya gittik\u00e7e daha kalabal\u0131kla\u015fmakta,<br \/>\nkom\u015fular\u0131m\u0131za ba\u011f\u0131ml\u0131l\u0131\u011f\u0131m\u0131z da gittik\u00e7e daha g\u00fc\u00e7l\u00fc hale gelmektedir.<br \/>\nBu ko\u015fullar alt\u0131nda toplumu a\u00e7\u0131k\u00e7a ilgilendirmeyen konularda birbirimizin<br \/>\ni\u015fine kar\u0131\u015fmamay\u0131 \u00f6\u011frenmezsek ya\u015fam dayan\u0131lmaz olacakt\u0131r. Birbirimizin \u00f6zel ya\u015fam\u0131na sayg\u0131 duymay\u0131 ve ahlak \u00f6l\u00e7\u00fctlerimizi ba\u015fkalar\u0131na zorlamamay\u0131 \u00f6\u011frenmek zorunday\u0131z. P\u00fcritenler kendi ahlak \u00f6l\u00e7\u00fctlerinin yegane ahlak \u00f6l\u00e7\u00fct\u00fc oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ba\u015fka \u00e7a\u011flar\u0131n, ba\u015fka \u00fclkelerin, hatta kendi \u00fclkelerindeki ba\u015fka gruplar\u0131n, kendilerininkinden farkl\u0131 ahlak \u00f6l\u00e7\u00fctleri oldu\u011funu; kendilerinin p\u00fcriten olmaya haklar\u0131 oldu\u011fu kadar onlar\u0131n da kendi \u00f6l\u00e7\u00fctlerini se\u00e7meye haklar\u0131 oldu\u011funu anlamamaktad\u0131rlar. Ne yaz\u0131k ki, kendi zevklerinden vazge\u00e7menin do\u011fal bir sonucu olan g\u00fc\u00e7 tutkusu p\u00fcritenleri ba\u015fkalar\u0131ndan daha etkili k\u0131lmakta; onlar\u0131n kar\u015f\u0131 durmalar\u0131n\u0131 zorla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Umal\u0131m ki daha kapsaml\u0131 bir e\u011fitim ve insan do\u011fas\u0131 hakk\u0131nda daha \u00e7ok bilgi sayesinde bizim pek erdemli efendilerimizin h\u0131z\u0131 giderek azals\u0131n.<\/p>\n<p><b>Politikada Ku\u015fkuculuk Gereksinimi<br \/>\n<\/b><br \/>\nD\u00fcnyan\u0131n \u0130ngilizce konu\u015fan b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn tuhaf \u00f6zelliklerinden biri de<br \/>\nsiyasal partilere olan ola\u011fan\u00fcst\u00fc ilgi ve g\u00fcvendir. \u0130ngilizce konu\u015fan<br \/>\ninsanlar\u0131n \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc, belirli bir partinin iktidarda olmas\u0131<br \/>\ndurumunda \u00e7ektikleri s\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131n \u00e7\u00f6z\u00fcmlenece\u011fine ger\u00e7ekten inan\u0131r. Sarkac\u0131n sal\u0131n\u0131m\u0131n\u0131n nedeni budur. Bir ki\u015fi bir partiye oy verirama mutsuzlu\u011fu s\u00fcrer; bunun \u00fczerine de milleniumu (K\u0131yametten \u00f6nceki, mutluluk ve refah\u0131n s\u00fcrece\u011fine inan\u0131lan bin y\u0131ll\u0131k d\u00f6nem. (\u00e7.n.) getirecek olan\u0131n \u00f6teki parti oldu\u011fu sonucuna var\u0131r. B\u00fct\u00fcn partilerin b\u00fcy\u00fcs\u00fcnden kurtuldu\u011funda ise art\u0131k \u00f6l\u00fcm\u00fcn e\u015fi\u011finde ya\u015fl\u0131 bir kimsedir; gen\u00e7li\u011finin inanc\u0131n\u0131 o\u011flu devam ettirir ve tahterevalli hareketi b\u00f6ylece s\u00fcr\u00fcp gider.<\/p>\n<p>E\u011fer politikada i\u015fe yarar bir \u015feyler yapmak istiyorsak politik sorunlara<br \/>\ntamamen de\u011fi\u015fik bir a\u00e7\u0131dan bakmam\u0131z gerekti\u011fini belirtmek isterim.<br \/>\nDemokrasilerde bir parti iktidara gelmek i\u00e7in ulusun \u00e7o\u011funlu\u011funun ilgi<br \/>\nduyaca\u011f\u0131 \u00e7a\u011fr\u0131lar yapmak zorundad\u0131r. Tart\u0131\u015fmalar\u0131m\u0131z s\u0131ras\u0131nda<br \/>\na\u00e7\u0131klanacak olan nedenlerden dolay\u0131, \u015fimdiki demokratik sistemde geni\u015f<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcde ba\u015far\u0131l\u0131 olan bir \u00e7a\u011fr\u0131n\u0131n zarar getirmemesi neredeyse olanaks\u0131zd\u0131r.<br \/>\nBu nedenle, b\u00fcy\u00fck bir siyasal partinin yararl\u0131 bir programa sahip olmas\u0131 pek olas\u0131 de\u011fildir. E\u011fer yararl\u0131 yasalar \u00e7\u0131kar\u0131lacaksa bunlar\u0131n parti-h\u00fck\u00fcmeti d\u0131\u015f\u0131nda bir mekanizma ile \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 zorunludur. B\u00f6yle bir mekanizman\u0131n demokrasi ile nas\u0131l ba\u011fda\u015ft\u0131r\u0131laca\u011f\u0131 da g\u00fcn\u00fcm\u00fcz\u00fcn en \u00f6ncelikli sorunlar\u0131ndan birisidir.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fczde politik sorunlar konusunda birbirinden \u00e7ok farkl\u0131 iki t\u00fcr uzman<br \/>\nvard\u0131r. Bir yanda partilerin politikac\u0131lar\u0131; \u00f6te yanda da \u00e7o\u011funlukla<br \/>\nb\u00fcrokrat olan uzmanlar ve onlarla birlikte ekonomistler, finans kesimi, t\u0131p<br \/>\nbilimcileri, vb. Bu iki uzman s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n her birinin \u00f6zel becerileri vard\u0131r.<br \/>\nPolitikac\u0131n\u0131n becerisi insanlar\u0131, kendi yararlar\u0131na oldu\u011funa inand\u0131racak<br \/>\n\u015feylerin ne oldu\u011funu kestirmek; uzmanlar\u0131n becerisi ise, halk\u0131n inand\u0131r\u0131lmas\u0131 ko\u015fuluyla neyin ger\u00e7ekten yararl\u0131 oldu\u011funu saptamakt\u0131r. (Bu ko\u015ful elzemdir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, de\u011ferleri ne olursa olsun b\u00fcy\u00fck tepkilere yol a\u00e7an \u00f6nlemler nadiren yarar sa\u011flar.) Demokrasilerde politikac\u0131n\u0131n g\u00fcc\u00fc, sokaktaki adama do\u011fru gibi g\u00f6r\u00fcnen fikirlere sahip \u00e7\u0131kmas\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r. Politikac\u0131lardan, uzmanlarca isabetli bulunan fikirlerin iyi fikirler oldu\u011funu savunma y\u00fcce g\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc beklemek bo\u015funad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunu yaparlarsa meydan\u0131 ba\u015fkalar\u0131na kapt\u0131r\u0131rlar. \u00d6te yandan, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n ne d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcklerini kestirmek i\u00e7in gerekli olan sezgisel beceri, bizzat kendi fikirlerini olu\u015fturma konusunda becerileri oldu\u011fu anlam\u0131na gelmez. Bu nedenle en yetenekli olanlar\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fu (parti politikac\u0131l\u0131\u011f\u0131 bak\u0131m\u0131ndan), \u00e7o\u011funlu\u011fun iyi sayd\u0131\u011f\u0131 ama uzmanlar\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu bildi\u011fi \u00f6nlemleri i\u00e7tenlikle savunmak durumunda kal\u0131rlar. Bu nedenle politikac\u0131lara, kaba deyimiyle r\u00fc\u015fvet almamay\u0131 \u00f6\u011f\u00fctlemek d\u0131\u015f\u0131nda tarafs\u0131z olmalar\u0131 yolunda uyar\u0131larda bulunman\u0131n hi\u00e7bir yarar\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>Parti politikac\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n var oldu\u011fu her yerde bir politikac\u0131n\u0131n \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131<br \/>\nbelli bir kesime, rakibinin \u00e7a\u011fr\u0131s\u0131 da kar\u015f\u0131t kesime y\u00f6neliktir.<br \/>\nPolitikac\u0131n\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131 kendi kesimini \u00e7o\u011funlu\u011fa d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmesine ba\u011fl\u0131d\u0131r.<br \/>\nB\u00fct\u00fcn kesimlere ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00e7ekici gelecek \u00f6nlemler \u00f6teki partilerce de<br \/>\nbenimsenebilecek; bu nedenle de parti-politikac\u0131s\u0131na bir yarar\u0131 olmayacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Sonu\u00e7ta politikac\u0131 b\u00fct\u00fcn dikkatini, rakibini destekleyenlerin \u00e7ekirde\u011fini<br \/>\nolu\u015fturan kesimin ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131 \u00f6nlemler \u00fczerinde yo\u011funla\u015ft\u0131r\u0131r. Bundan<br \/>\nba\u015fka, bir \u00f6neri her ne kadar \u00f6vg\u00fcye de\u011fer olursa olsun, meydan<br \/>\nkonu\u015fmalar\u0131nda sokaktaki adama inand\u0131r\u0131c\u0131 gelecek mant\u0131ktan yoksun ise onun politikac\u0131ya bir yarar\u0131 olmaz.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece, parti politikac\u0131lar\u0131n\u0131n a\u011f\u0131rl\u0131kla vurgulad\u0131klar\u0131 \u00f6nlemler \u015fu iki<br \/>\nko\u015fulu yerine getirmek zorundad\u0131r: (1) Ulusun bir kesiminin yarar\u0131na hizmet ediyor g\u00f6r\u00fcnmelidirler; (2) Bunun i\u00e7in verilen kan\u0131tlar olabildi\u011fince basit olmal\u0131d\u0131r. Ku\u015fkusuz bu hususlar sava\u015f hallerinde ge\u00e7erli de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc o zaman d\u0131\u015f d\u00fc\u015fmanlarla olan anla\u015fmazl\u0131klar kar\u015f\u0131s\u0131nda parti anla\u015fmazl\u0131klar\u0131 ask\u0131ya al\u0131n\u0131r. Sava\u015f s\u0131ras\u0131nda politikac\u0131n\u0131n h\u00fcneri normal politikadaki karars\u0131z se\u00e7menin yerine ge\u00e7en tarafs\u0131z \u00fclkelere y\u00f6nelir. Beklendi\u011fi gibi son sava\u015f, demokrasinin tarafs\u0131zlara hitap etme konusunda harika bir e\u011fitim sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6sterdi. Sava\u015f\u0131 demokrasinin kazanmas\u0131n\u0131n<br \/>\nba\u015fl\u0131ca nedenlerinden biri de bu olmu\u015ftur. Ger\u00e7i bar\u0131\u015f\u0131 kaybetmi\u015ftir; ama bu ba\u015fka bir konudur.<\/p>\n<p>Politikac\u0131lar\u0131n \u00f6zel becerisi hangi tutkular\u0131n en kolay tahrik<br \/>\nedilebileceklerini, tahrik olunduklar\u0131nda da politikac\u0131n\u0131n kendisine ve<br \/>\n\u00e7evresine verece\u011fi zarar\u0131n nas\u0131l \u00f6nlenece\u011fini bilmekten ibarettir.<br \/>\nPolitikada da para i\u00e7in ge\u00e7erli olana benzer bir Gresham Yasas\u0131 vard\u0131r:<br \/>\nBunlardan daha y\u00fcce hedefleri ama\u00e7layan kimseler bir kenara at\u0131l\u0131rlar<br \/>\n-ihtilallerde oldu\u011fu gibi idealizmin g\u00fc\u00e7l\u00fc bir ki\u015fisel h\u0131rsla birle\u015fti\u011fi<br \/>\nhareketlerin yer ald\u0131\u011f\u0131 ender zamanlar d\u0131\u015f\u0131nda. Dahas\u0131, politikac\u0131lar, rakip<br \/>\ngruplara b\u00f6l\u00fcnm\u00fc\u015f olduklar\u0131ndan ulusu da b\u00f6lmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar; e\u011fer sava\u015fta<br \/>\nulusu ba\u015fka bir ulusa kar\u015f\u0131 birle\u015ftirme \u015fansl\u0131l\u0131\u011f\u0131na eri\u015fmemi\u015flerse. Bu<br \/>\nkimseler &#8220;anlam\u0131 olmayan ses ve \u00f6fke&#8221; d\u00fcsturuyla ya\u015farlar. A\u00e7\u0131klamas\u0131 zor olan, veya b\u00f6l\u00fcnme (uluslar aras\u0131nda veya bir ulus i\u00e7inde) i\u00e7ermeyen ya da politikac\u0131lar\u0131n bir s\u0131n\u0131f olarak g\u00fcc\u00fcn\u00fc azaltacak hi\u00e7bir \u015fey \u00fczerine<br \/>\ne\u011filemezler.<\/p>\n<p>Uzman&#8217;a gelince, ilgin\u00e7 denecek \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fi\u015fik bir tiptir. Kural olarak,<br \/>\npolitik g\u00fc\u00e7 ama\u00e7layan bir kimse de\u011fildir. Politik bir soruna kar\u015f\u0131<br \/>\ndo\u011fal tepkisi, neyin pop\u00fcler olaca\u011f\u0131n\u0131 de\u011fil, neyin yararl\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131<br \/>\nara\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Belirli konularda ola\u011fan\u00fcst\u00fc teknik bilgi sahibidir. Bir<br \/>\nkamu g\u00f6revlisi ise veya b\u00fcy\u00fck bir i\u015fletmenin ba\u015f\u0131nda bulunuyorsa, bireyler<br \/>\nhakk\u0131nda hayli deneyimlidir; nas\u0131l davranacaklar\u0131n\u0131 iyi de\u011ferlendirir.<br \/>\nB\u00fct\u00fcn bunlar olumlu \u00f6zelliklerdir ve uzmanl\u0131k alan\u0131na giren konulardaki<br \/>\ng\u00f6r\u00fc\u015flerinin sayg\u0131yla kar\u015f\u0131lanmas\u0131n\u0131 sa\u011flar.<\/p>\n<p>Ancak, genellikle, bunlara kar\u015f\u0131l\u0131k olu\u015fturan baz\u0131 kusurlar\u0131 da vard\u0131r.<br \/>\n\u00d6zel konularda uzman oldu\u011fundan b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn \u00f6nemini abartabilir.<br \/>\nE\u011fer uzman bir di\u015f\u00e7iye, bir g\u00f6z hastal\u0131klar\u0131 uzman\u0131na, bir kalp uzman\u0131na,<br \/>\nbir akci\u011fer uzman\u0131na, bir sinir uzman\u0131na vb. ard\u0131 ard\u0131na giderseniz<br \/>\nonlar\u0131n her biri size kendi alanlar\u0131ndaki rahats\u0131zl\u0131klar\u0131n nas\u0131l \u00f6nlenece\u011fi<br \/>\nhakk\u0131nda de\u011ferli \u00f6\u011f\u00fctler verirler. E\u011fer hepsinin de \u00f6\u011f\u00fctlerini yerine<br \/>\ngetirirseniz yirmi d\u00f6rt saatinizin t\u00fcm\u00fcn\u00fc sa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131 korumakla ge\u00e7irir, bu<br \/>\nsa\u011fl\u0131\u011f\u0131n\u0131zdan yararlanmaya ise hi\u00e7 zaman\u0131n\u0131z\u0131n kalmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrs\u00fcn\u00fcz.<br \/>\nPolitika uzmanlar\u0131yla da kolayl\u0131kla ayn\u0131 \u015fey olabilir; hepsinin s\u00f6z\u00fc<br \/>\ndinlenirse ulusun normal ya\u015fam\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmeye vakti kalmaz.<\/p>\n<p>Becerikli kamu g\u00f6revlisinin ikinci bir kusuru onun perde arkas\u0131ndan ikna<br \/>\ny\u00f6ntemini kullanmak zorunda olmas\u0131ndan kaynaklan\u0131r. Ya insanlar\u0131<br \/>\nmakul olmaya ikna olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 a\u015f\u0131r\u0131 abartacakt\u0131r; ya da sinsi y\u00f6ntemlerle<br \/>\npolitikac\u0131lar\u0131, ne yapt\u0131klar\u0131n\u0131 anlamadan \u00e7ok \u00f6nemli yasalar\u0131 ge\u00e7irmeye ikna edecektir. B\u00fcrokrat genellikle birinci hatay\u0131 gen\u00e7li\u011finde ikincisini de<br \/>\norta ya\u015fl\u0131l\u0131kta yapar.<\/p>\n<p>Uzman\u0131n \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir kusuru, e\u011fer y\u00f6netici yetkilerine sahipse, pop\u00fcler<br \/>\ntutkular\u0131 de\u011ferlendirememesidir. Bir komisyonun \u00f6nerilerini genellikle iyi<br \/>\nanlar; ancak bir kalabal\u0131\u011f\u0131 anlayamaz. \u0130yi niyetli ve bilgili herkesin<br \/>\nyararl\u0131 oldu\u011funu kabul edece\u011fi bir \u00f6nlem saptad\u0131\u011f\u0131nda \u015funu g\u00f6remez ki, e\u011fer bu \u00f6nlem halk \u00f6n\u00fcnde a\u00e7\u0131k\u00e7a savunulursa, ondan zarar g\u00f6recek g\u00fc\u00e7l\u00fc ki\u015filer halk\u0131, s\u00f6z konusu \u00f6neriyi savunan ki\u015fiyi lin\u00e7 etmeye varacak bir \u00f6l\u00e7\u00fcde galeyana getirebilir.<\/p>\n<p>S\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re, Amerika&#8217;da b\u00fcy\u00fck patronlar sevmedikleri ki\u015filerin<br \/>\npe\u015fine detektif takarlar, ve e\u011fer ki\u015fi ola\u011fan\u00fcst\u00fc uyan\u0131k de\u011filse, k\u0131sa<br \/>\ns\u00fcrede onu yola getiren d\u00fczenler \u00e7evirirlermi\u015f. Tabii sonunda o ki\u015fi ya<br \/>\npolitikas\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmek zorunda kal\u0131r ya da bas\u0131nda ahlaks\u0131z bir insan<br \/>\nolarak te\u015fhir edilir. \u0130ngiltere&#8217;de bu y\u00f6ntemler hen\u00fcz o \u00f6l\u00e7\u00fcde geli\u015fmi\u015f<br \/>\nde\u011fildir; ancak olas\u0131d\u0131r ki \u00e7ok ge\u00e7meden geli\u015fecektir. Hi\u00e7bir k\u00f6t\u00fcl\u00fck<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131 zaman bile, \u00e7o\u011fu kez toplumsal heyecan, haz\u0131rl\u0131ks\u0131z olanlar\u0131<br \/>\n\u015fa\u015f\u0131rtacak \u00f6l\u00e7\u00fclere var\u0131r.<\/p>\n<p>Herkes H\u00fck\u00fcmet&#8217;in giderlerini azaltmas\u0131n\u0131 genellikle ister; ancak hi\u00e7bir<br \/>\nk\u0131s\u0131nt\u0131 \u00e7o\u011funluk\u00e7a ho\u015f kar\u015f\u0131lanmaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc baz\u0131 kimseler i\u015flerini<br \/>\nkaybederler ve halk\u0131n sempatisini toplarlar. \u00c7in&#8217;de on birinci y\u00fczy\u0131lda<br \/>\nWhan An Shih ad\u0131nda bir kamu g\u00f6revlisi vard\u0131. \u0130mparatoru ikna ettikten<br \/>\nsonra sosyalizmi getirme i\u015fine giri\u015fti. Ancak d\u00fc\u015f\u00fcncesiz bir an\u0131nda<br \/>\nokumu\u015flar tak\u0131m\u0131n\u0131 (o g\u00fcn\u00fcn Northcliffe&#8221; Yay\u0131nc\u0131lar\u0131n\u0131) g\u00fccendirdi, yerinden<br \/>\nuzakla\u015ft\u0131r\u0131ld\u0131 ve modern zamanlara kadar, b\u00fct\u00fcn \u00c7in tarih\u00e7ileri taraf\u0131ndan<br \/>\nk\u0131nand\u0131. D\u00f6rd\u00fcnc\u00fc bir kusur bununla ba\u011flant\u0131l\u0131d\u0131r; yani uzmanlar\u0131n, al\u0131nacak y\u00f6netimsel \u00f6nlemlerin halk taraf\u0131ndan kabul g\u00f6rmesinin \u00f6nemini<br \/>\nk\u00fc\u00e7\u00fcmsemeleri ve halka ho\u015f gelmeyen bir yasan\u0131n uygulama zorluklar\u0131n\u0131<br \/>\nbilmezlikten gelme e\u011filiminde olmalar\u0131. T\u0131p adamlar\u0131, iktidarda olsalar,<br \/>\nyapacaklar\u0131 yasalara uyulmak ko\u015fuluyla, bula\u015f\u0131c\u0131 hastal\u0131klar\u0131 yok edici<br \/>\n\u00e7areleri bulabilirler. Ancak yasalar kamuoyunun \u00e7ok ilerisinden<br \/>\ngiderse onlardan ka\u00e7\u0131nma yollar\u0131 bulunur. Sava\u015f s\u0131ras\u0131nda y\u00f6netimin kolay<br \/>\nolmas\u0131 insanlar\u0131n sava\u015f\u0131 kazanmak i\u00e7in \u00e7ok \u015feyi kabullenmeleri<br \/>\nsayesinde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir; halbuki normal bar\u0131\u015f yasalar\u0131n\u0131n b\u00f6yle g\u00fc\u00e7l\u00fc bir<br \/>\n\u00e7ekicili\u011fi yoktur.<\/p>\n<p>Hemen hi\u00e7bir uzman salt tembelli\u011fi ve ilgisizli\u011fi yeterince hesaba katmaz. Bariz tehlikelerden ka\u00e7\u0131nma zahmetine bir \u00f6l\u00e7\u00fcde katlan\u0131r\u0131z; ancak,<br \/>\nyaln\u0131z uzman\u0131n g\u00f6rebilece\u011fi tehlikeler i\u00e7in bunu yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z pek s\u00f6ylenemez. Paray\u0131 sevdi\u011fimizi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fcz; yaz saati uygulamas\u0131 da bize her y\u0131l milyonlar kazand\u0131r\u0131r. Fakat bir sava\u015f \u00f6nlemi olarak zorunlu kal\u0131ncaya kadar bunu uygulamad\u0131k. Al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131 gelirimizden daha \u00e7ok seviyoruz; \u00e7o\u011fu kez hayat\u0131m\u0131zdan da \u00e7ok. Baz\u0131 al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131n<br \/>\nzararlar\u0131 konusunda kafa yoran bir insana bu durum inan\u0131lmaz gelir.<\/p>\n<p>Uzmanlar\u0131n \u00e7o\u011fu galiba \u015funu fark edemiyorlar: e\u011fer y\u00f6netim g\u00fcc\u00fcne<br \/>\nsahip olurlarsa g\u00fcd\u00fcleri onlar\u0131 zorbal\u0131\u011fa y\u00f6neltecek ve \u015fimdiki sevimlilik<br \/>\nve y\u00fcce fikirliliklerini yitireceklerdir. Ko\u015fullar\u0131n karakterleri<br \/>\n\u00fczerindeki etkisini \u00e7ok az kimse \u00f6nleyebilir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu nedenlerden dolay\u0131, iktidar\u0131 b\u00fcrokratlara devrederek<br \/>\npolitikac\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerinden kolayca kurtulamay\u0131z. Ancak yine de<br \/>\ngittik\u00e7e daha karma\u015f\u0131k hale gelen toplumumuzda uzmanlar\u0131n \u015fimdikinden daha etkili olmalar\u0131 zorunlu g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde g\u00fc\u00e7l\u00fc i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel istemler ile s\u0131nai gereksinimler aras\u0131nda \u015fiddetli bir \u00e7at\u0131\u015fma var. Gerek ki\u015fisel, gerek maddi \u00e7evremiz sanayile\u015fme ile birlikte birdenbire de\u011fi\u015fti. \u0130\u00e7g\u00fcd\u00fclerimiz ise pek de\u011fi\u015fmemi\u015f olsa gerek; d\u00fc\u015f\u00fcnce al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131m\u0131z\u0131 bu de\u011fi\u015fik ko\u015fullara g\u00f6re uyarlamak i\u00e7in de hemen hi\u00e7bir \u015fey yap\u0131lmad\u0131. \u00c7al\u0131\u015fma odalar\u0131nda kunduz besleyen ak\u0131ls\u0131z ki\u015filer, ya\u011f\u0131\u015fl\u0131 hava yakla\u015f\u0131rken, ya\u015fam ortamlar\u0131 dere kenarlar\u0131 olan kunduzlar\u0131n kitaplarla su setleri yapt\u0131klar\u0131n\u0131 g\u00f6r\u00fcrler. Bizler de yeni \u00e7evremizle neredeyse ayn\u0131 uyumsuzlu\u011fu ya\u015f\u0131yoruz. E\u011fitim sistemimiz bize hala Homeros \u00e7a\u011f\u0131nda biyolojik a\u00e7\u0131dan yararl\u0131 olan \u00f6zelliklere, \u015fimdi zararl\u0131 ve sa\u00e7ma olduklar\u0131na ald\u0131rmadan, hayranl\u0131k duymay\u0131 \u00f6\u011fretiyor. Her ba\u015far\u0131l\u0131 politik hareket i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olarak k\u0131skan\u00e7l\u0131\u011f\u0131, rekabeti veya nefreti k\u00f6r\u00fckl\u00fcyor; asla i\u015fbirli\u011fine olan gereksinimi de\u011fil. Bu bizim bug\u00fcnk\u00fc politik y\u00f6ntemlerimizin do\u011fas\u0131nda vard\u0131r; end\u00fcstri \u00f6ncesi al\u0131\u015fkanl\u0131klarla da uyum i\u00e7indedir. \u0130nsanlar\u0131n bu konudaki d\u00fc\u015f\u00fcnce al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131 ancak bilin\u00e7li bir gayretle<br \/>\nde\u011fi\u015ftirilebilir.<\/p>\n<p>Bahts\u0131zl\u0131\u011f\u0131 bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n k\u00f6t\u00fc niyetine atfetmek do\u011fal bir e\u011filimdir;<br \/>\nfiyatlar d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fcnde de vurguncunun neden etkisiz olduklar\u0131n\u0131 sorgulamaz.<br \/>\n\u00dccretlerin ve fiyatlar\u0131n beraberce inip \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 da g\u00f6rmez. E\u011fer kendisi<br \/>\nbir sermayedarsa \u00fccretlerin d\u00fc\u015fmesini, fiyatlar\u0131n y\u00fckselmesini;<br \/>\ne\u011fer i\u015f\u00e7i ise tersini ister. Para konular\u0131nda uzman olan birisi<br \/>\nvurguncular\u0131n, sendikalar\u0131n ve s\u0131radan i\u015fverenin bu olanlarla pek az<br \/>\nili\u015fkisi oldu\u011funu a\u00e7\u0131klamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rsa herkesi \u00f6fkelendirir; t\u0131pk\u0131 Alman<br \/>\nzulm\u00fcnden ku\u015fku duyan birisiymi\u015f gibi. D\u00fc\u015fman\u0131m\u0131z\u0131n elimizden al\u0131nmas\u0131ndan ho\u015flanm\u0131yoruz; ac\u0131 \u00e7ekti\u011fimiz zaman nefret<br \/>\nedecek birilerini ar\u0131yoruz. Ac\u0131lar\u0131 ak\u0131ls\u0131zl\u0131\u011f\u0131m\u0131z y\u00fcz\u00fcnden \u00e7ekti\u011fimizi d\u00fc\u015f\u00fcnmek bile \u00e7ok d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131c\u0131; fakat insanl\u0131\u011f\u0131 bir b\u00fct\u00fcn olarak ald\u0131\u011f\u0131m\u0131zda<br \/>\nger\u00e7ek bu. Bu nedenle de hi\u00e7bir siyasal parti nefret d\u0131\u015f\u0131nda bir itici g\u00fcce sahip olam\u0131yor; su\u00e7layacak birilerinin olmas\u0131 gerekiyor. E\u011fer falancan\u0131n k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc ac\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131n tek nedeni ise onu cezaland\u0131ral\u0131m, mutlu oluruz. Bu t\u00fcr politik d\u00fc\u015f\u00fcncenin en \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00f6rne\u011fi Versailles Antla\u015fmas\u0131&#8217;d\u0131r. Ama \u00e7o\u011fu ki\u015fi Almanlar\u0131n yerini alacak yeni bir g\u00fcnah ke\u00e7isi aramaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu noktay\u0131 uluslararas\u0131 sosyalizmi savunan iki kitab\u0131 kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rarak a\u00e7\u0131klayaca\u011f\u0131m: Marx&#8217;\u0131n Kapital ve Salter&#8217;in Allied Shipping Control<br \/>\n(M\u00fcttefik Deniz Ta\u015f\u0131mac\u0131l\u0131\u011f\u0131) (Sir Arther Salter ku\u015fkusuz kendisine sosyalist demez; ama yine de \u00f6yledir) eserleri. Bu iki kitab\u0131n, s\u0131ras\u0131yla, ekonomik de\u011fi\u015fim yanl\u0131s\u0131 olan bir politikac\u0131 ile bir kamu g\u00f6revlisinin y\u00f6ntemlerini temsil etti\u011fini varsayabiliriz. Marx&#8217;\u0131n amac\u0131, sonunda b\u00fct\u00fcn<br \/>\npartileri bast\u0131racak bir parti yaratmakken Salter&#8217;in amac\u0131 da mevcut sistem i\u00e7inde yetkilileri etkilemek ve toplumun yarar\u0131 sav\u0131 ile kamuoyunu<br \/>\nde\u011fi\u015ftirmektir.<\/p>\n<p>Marx, sonu\u00e7 olarak, kapitalizm d\u00fczeninde \u00fccretle \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n korkun\u00e7 yoksulluk \u00e7ekti\u011fini kan\u0131tlar. Kom\u00fcnizm alt\u0131nda hi\u00e7 ac\u0131 \u00e7ekmeyeceklerini veya daha az \u00e7ekeceklerini kan\u0131tlamaz, kan\u0131tlamaya da \u00e7al\u0131\u015fmaz. Bu, gerek \u00fcslubundan gerek b\u00f6l\u00fcmlerin s\u0131ralanmas\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131lan bir varsay\u0131md\u0131r. \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131 \u00f6nyarg\u0131s\u0131yla kitab\u0131 okumaya ba\u015flayan bir okuyucu,<br \/>\nokuduk\u00e7a bu varsay\u0131m\u0131 payla\u015facak ve onun kan\u0131tlanmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 hi\u00e7 fark etmeyecektir. Marx ahlaki sorunlara ili\u015fkin d\u00fc\u015f\u00fcncelerin sosyal geli\u015fme ile herhangi bir ilgisi oldu\u011funu kesinlikle reddeder; bu geli\u015fmenin Ricardo<br \/>\nve Malthus taraf\u0131ndan \u00f6ne s\u00fcr\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi ac\u0131mas\u0131z ekonomi yasalar\u0131ndan kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 varsayar. Ancak Ricardo ve Malthus bu ac\u0131mas\u0131z yasalar\u0131n kendi s\u0131n\u0131flar\u0131na mutluluk, \u00e7al\u0131\u015fan s\u0131n\u0131fa da sefalet getirdi\u011fini s\u00f6ylemi\u015flerdi;<br \/>\nMarx ise, Tertullian gibi, kendi s\u0131n\u0131f\u0131 sirklerde g\u00f6n\u00fcl e\u011flendirirken burjuvalar\u0131n yerlerde k\u00f6pekler gibi uluyaca\u011f\u0131 bir gelecekten haberler verir.<\/p>\n<p>Marx her ne kadar insanlar\u0131 iyi ya da k\u00f6t\u00fc olarak ay\u0131rmam\u0131\u015f, onlar\u0131 sadece ekonomik etkenlerin \u015fekillendirdi\u011fini ifade etmi\u015fse de ger\u00e7ekte burjuvalar\u0131 k\u00f6t\u00fc ki\u015filer olarak g\u00f6stermi\u015f, \u00fccret erbab\u0131nda onlara kar\u015f\u0131 \u015fiddetli bir nefret uyand\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Marx&#8217;\u0131n Kapital&#8217;i temelde Bryce Raporu gibi, d\u00fc\u015fmana kar\u015f\u0131 sava\u015f ate\u015fini k\u00f6r\u00fcklemeyi ama\u00e7layan vah\u015fet\u00a0 \u00f6yk\u00fclerinin bir koleksiyonudur. Do\u011fal olarak, d\u00fc\u015fman\u0131n da sava\u015f ate\u015fini k\u00f6r\u00fckler; b\u00f6ylece de \u00e7\u0131kaca\u011f\u0131n\u0131 haber verdi\u011fi s\u0131n\u0131f sava\u015f\u0131n\u0131 ba\u015flat\u0131r. Marx b\u00fcy\u00fck bir politik g\u00fc\u00e7 olmaya, nefreti k\u00f6r\u00fcklemesi ve kapitalistleri ahlaki bak\u0131mdan i\u011fren\u00e7 ki\u015filer olarak g\u00f6stermeyi ba\u015farmas\u0131 sayesinde ula\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Salter&#8217;in Allied Shfipping Control kitab\u0131nda ise bununla taban tabana z\u0131t bir hava g\u00f6r\u00fcyoruz. Salter&#8217;in, uluslararas\u0131 sosyalizm sisteminin uygulamas\u0131yla bir s\u00fcre ilgilenmi\u015f olmak gibi Marx&#8217;da bulunmayan bir avantaj\u0131 vard\u0131r. Bu<br \/>\nsistem kapitalistleri \u00f6ld\u00fcrmek de\u011fil, Almanlar\u0131 \u00f6ld\u00fcrmek arzusundan ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Ancak ekonomik konularda Almanlar s\u00f6z konusu olmad\u0131klar\u0131ndan, Salter&#8217;in kitab\u0131nda arka planda kal\u0131rlar. Ekonomik<br \/>\nsorun, askerlerin, sava\u015f gere\u00e7lerini imal eden i\u015f\u00e7ilerin ve bu gere\u00e7lere hammadde sa\u011flayanlar\u0131n \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmay\u0131p, toplumun geri kalan b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn b\u00fct\u00fcn i\u015fleri yapmak zorunda kalmas\u0131 gibi bir durumda kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lacak olan<br \/>\nsorunla ayn\u0131yd\u0131 veya ba\u015fka bir ifadeyle, sanki birdenbire<br \/>\nherkesin daha \u00f6nce \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131n yar\u0131s\u0131 kadar \u00e7al\u0131\u015fmas\u0131 emredilmi\u015fti.<\/p>\n<p>Sava\u015f deneyimi bu soruna teknik bir \u00e7\u00f6z\u00fcm getirmi\u015fse de psikolojik bir \u00e7\u00f6z\u00fcm getirmemi\u015fti. \u00c7\u00fcnk\u00fc sava\u015f, bar\u0131\u015f zaman\u0131nda yap\u0131lacak i\u015fbirli\u011fi i\u00e7in, sava\u015f y\u0131llar\u0131nda Almanlara kar\u015f\u0131 duyulan nefret ve korkunun yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde destek verecek bir g\u00fcd\u00fc sa\u011flayamam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Salter \u015f\u00f6yle demektedir (sayfa 19):<\/p>\n<p>&#8220;\u015eu anda profesyonel iktisat\u00e7\u0131lar\u0131n, dikkatlerini \u00fczerinde her \u015feyden \u00e7ok yo\u011funla\u015ft\u0131rmalar\u0131 gereken \u015fey herhalde sava\u015f d\u00f6neminin ger\u00e7ek sonu\u00e7lar\u0131n\u0131n ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r; bu soruna devlet kontrollerine ilke olarak yanda\u015f veya kar\u015f\u0131t olma gibi \u00f6nyarg\u0131lar ta\u015f\u0131madan, tam bilimsel bir<br \/>\na\u00e7\u0131dan yakla\u015fmal\u0131d\u0131rlar. \u0130lk a\u011f\u0131zda ele alacaklar\u0131 olgular normal ekonomik sisteme en az\u0131ndan bir meydan okuma olu\u015fturacak kadar \u00e7arp\u0131c\u0131d\u0131r. Sonu\u00e7larda \u00e7e\u015fitli etkenlerin katk\u0131s\u0131 oldu\u011fu bir ger\u00e7ektir&#8230; \u00d6nyarg\u0131s\u0131z profesyonel bir ara\u015ft\u0131rma bunlar\u0131n ve daha ba\u015fka etkenlerin a\u011f\u0131rl\u0131\u011f\u0131n\u0131 tam<br \/>\nolarak saptayabilir; belki de yeni \u00f6rg\u00fctleme y\u00f6ntemlerinden yana \u00e7ok \u015feyler bulabilir. Bu y\u00f6ntemlerin sava\u015f ko\u015fullar\u0131nda sa\u011flad\u0131\u011f\u0131 ba\u015far\u0131 tart\u0131\u015fma g\u00f6t\u00fcrmez. Il\u0131ml\u0131 bir de\u011ferlendirme ile ve sava\u015ftan \u00f6nce bo\u015f gezen ki\u015filerin \u00fcretimini de dikkate alarak denebilir ki, \u00fclkenin \u00fcretim g\u00fcc\u00fcn\u00fcn yar\u0131s\u0131 ile \u00fc\u00e7te ikisi aras\u0131nda bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc sava\u015fa veya sava\u015fa yard\u0131mc\u0131 hizmetlere ayr\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Ancak yine de b\u00fct\u00fcn sava\u015f s\u00fcresince \u0130ngiltere her t\u00fcrl\u00fc askeri \u00e7abay\u0131 s\u00fcrd\u00fcrd\u00fc; sivil halk\u0131n ge\u00e7im standard\u0131n\u0131 da dayan\u0131lamayacak \u00f6l\u00e7\u00fcde d\u00fc\u015f\u00fck olmayan bir d\u00fczeyde baz\u0131 d\u00f6nem ve baz\u0131 s\u0131n\u0131flar i\u00e7in ise belki de bar\u0131\u015f zaman\u0131ndaki kadar rahat olan bir d\u00fczeyde tuttu. \u00dclke bunu, ba\u015fka<br \/>\n\u00fclkelerden hi\u00e7bir yard\u0131m almadan yapt\u0131. \u00d6d\u00fcn\u00e7 al\u0131nm\u0131\u015f para ile Amerika&#8217;dan yapt\u0131\u011f\u0131 d\u0131\u015fal\u0131m, m\u00fcttefiklerine \u00f6d\u00fcn\u00e7 verdi\u011fi parayla yapt\u0131\u011f\u0131 d\u0131\u015fsat\u0131mdan \u00e7ok daha az oldu. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, hem cari sava\u015f t\u00fcketimini hem sivil halk\u0131n cari t\u00fcketimini \u00fcretim g\u00fcc\u00fcn\u00fcn geri kalan\u0131yla, cari \u00fcretimiyle kar\u015f\u0131lad\u0131.&#8221;<\/p>\n<p>Bar\u0131\u015f zaman\u0131ndaki normal ticaret sistemini tart\u0131\u015f\u0131rken de \u015funlar\u0131 s\u00f6yl\u00fcyor (sayfa 17):<\/p>\n<p>&#8220;Bar\u0131\u015f-zaman\u0131 ekonomik sisteminin temeli, hi\u00e7bir bilin\u00e7li y\u00f6nlendirme ve kontrol\u00fcn olmay\u0131\u015f\u0131d\u0131r. Sava\u015f ko\u015fullar\u0131n\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 zorlay\u0131c\u0131 gereksinimler i\u00e7in bu sistemin, en az\u0131ndan o ko\u015fullarda ciddi bi\u00e7imde yetersiz oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kt\u0131. Yeni standartlara g\u00f6re, bilin\u00e7siz ve savurgan kal\u0131yordu. \u00c7ok<br \/>\naz \u00fcretiyordu, yanl\u0131\u015f \u015feyler \u00fcretiyordu ve onlar\u0131 yanl\u0131\u015f ki\u015filere da\u011f\u0131t\u0131yordu.&#8221;<\/p>\n<p>Sava\u015f\u0131n bask\u0131s\u0131yla yava\u015f yava\u015f olu\u015fturulan sistem, 1918&#8217;de b\u00fct\u00fcn \u00f6nemli \u00f6zellikleriyle, tam bir uluslararas\u0131 sosyalizm haline geldi. Birlikte<br \/>\nhareket eden m\u00fcttefik devletler g\u0131da ve hammaddelerin tek al\u0131c\u0131s\u0131 oldu; yaln\u0131z kendi \u00fclkelerine de\u011fil tarafs\u0131z Avrupa \u00fclkelerine de neyin ithal edilece\u011fi hakk\u0131nda tek karar organ\u0131 haline geldiler. Hammaddeyi kontrolleri alt\u0131ndaki fabrikalara istedikleri gibi da\u011f\u0131tt\u0131klar\u0131 i\u00e7in \u00fcretimi de kesin olarak<br \/>\nkontrolleri alt\u0131na ald\u0131lar. G\u0131da maddeleri konusunda ise perakende da\u011f\u0131t\u0131m\u0131 bile d\u00fczenlediler. Yaln\u0131z fiyatlar\u0131 de\u011fil miktarlar\u0131 da onlar sapt\u0131yorlard\u0131. Yetkilerini temel olarak M\u00fcttefik Deniz Nakliyat Konseyi kanal\u0131yla kullan\u0131yorlard\u0131; bu Konsey de sonu\u00e7 olarak hemen hemen t\u00fcm deniz nakliyat\u0131n\u0131 y\u00f6netiyor, dolay\u0131s\u0131yla da d\u0131\u015fal\u0131m ve d\u0131\u015fsat\u0131m ko\u015fullar\u0131n\u0131 dikte<br \/>\nedebiliyordu. B\u00f6ylece, bu sistem b\u00fct\u00fcn \u00f6zellikleriyle daha \u00e7ok d\u0131\u015f ticarette uygulanan bir uluslararas\u0131 sosyalizm olu\u015fturuyor ve bu da siyasal sosyalistler i\u00e7in en b\u00fcy\u00fck s\u0131k\u0131nt\u0131y\u0131 yarat\u0131yordu.<\/p>\n<p>Bu sistemin tuhaf bir yan\u0131 da kapitalistlerin muhalefetini \u00e7ekmeksizin getirilmi\u015f olmas\u0131yd\u0131. Toplumun hi\u00e7bir \u00f6nemli kesiminin ne pahas\u0131na<br \/>\nolursa olsun muhalefetini davet etmemek sava\u015f d\u00f6nemi politikas\u0131n\u0131n gerekli bir \u00f6zelli\u011fiydi. \u00d6rne\u011fin, deniz ta\u015f\u0131mac\u0131l\u0131\u011f\u0131nda en b\u00fcy\u00fck s\u0131k\u0131\u015f\u0131kl\u0131\u011f\u0131n<br \/>\nya\u015fand\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemde sivil toplumda ho\u015fnutsuzluk yaratmak korkusuyla, g\u0131da maddelerinde de\u011fil, sava\u015f malzemesinde kesinti yap\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fi savunuldu.<\/p>\n<p>Kapitalistleri d\u0131\u015flamak \u00e7ok tehlikeli olabilirdi; ger\u00e7ekten de yeni sisteme d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcm ciddi bir s\u00fcrt\u00fc\u015fme olmadan ger\u00e7ekle\u015ftirildi. Tutum &#8220;falan kesimler k\u00f6t\u00fcd\u00fcr, cezaland\u0131r\u0131lmalar\u0131 gerekir&#8221; yerine &#8220;bar\u0131\u015f zaman\u0131ndaki sistem verimsizdi; herkese en az s\u0131k\u0131nt\u0131 verecek yeni bir sistem olu\u015fturulmal\u0131d\u0131r&#8221; \u015feklinde oldu. Ulusal tehlikenin bask\u0131s\u0131 alt\u0131ndayken, h\u00fck\u00fcmetin gerekli g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u00f6nlemlerin onaylanmas\u0131n\u0131 sa\u011flamak normal d\u00f6nemlerdeki kadar zor de\u011fildi. Normal zamanlarda bile, e\u011fer \u00f6nlemler s\u0131n\u0131f kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131 yerine bir idareci bak\u0131\u015f\u0131yla sunulurlarsa kabul g\u00f6rmeleri daha az zorlukla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Sava\u015fta edinilen idari deneyimlere g\u00f6re, sosyalizmden beklenen avantajlar\u0131n bir\u00e7o\u011funun, h\u00fck\u00fcmetin hammaddeleri, d\u0131\u015f ticareti ve<br \/>\nbankac\u0131l\u0131\u011f\u0131 kontrol alt\u0131na almas\u0131yla elde edilebilece\u011fi g\u00f6r\u00fclmektedir.<br \/>\nBu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 Lloyd&#8217;un Stabilizations (\u0130stikrar) adl\u0131 de\u011ferli kitab\u0131nda<br \/>\ni\u015flenmi\u015ftir. Bu kitap, problemin bilimsel a\u00e7\u0131dan incelenmesi konusunda<br \/>\nkesin bir ilerleme say\u0131labilir; sava\u015f ko\u015fullar\u0131n\u0131n kamu g\u00f6revlilerini<br \/>\nyapmak zorunda b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131 deneylerin bu alanda b\u00fcy\u00fck yard\u0131m\u0131 olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Pratik a\u00e7\u0131dan Sir Arthur Salter&#8217;in kitab\u0131ndaki en ilgin\u00e7 \u015feylerden biri,<br \/>\nuygulamada da en iyi sonu\u00e7lar\u0131 veren uluslararas\u0131 i\u015fbirli\u011fi<br \/>\ny\u00f6ntemlerinin analizidir. \u00dclkelerin tek tek kendi ba\u015flar\u0131na her sorunu ele<br \/>\nalmalar\u0131, sonra da diplomatik temsilciler arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla di\u011fer<br \/>\ndevletlerle pazarl\u0131\u011fa giri\u015fmeleri usulden de\u011fildi. Uygulama her sorun<br \/>\ni\u00e7in ayr\u0131 bir uluslararas\u0131 uzmanlar komitesi olu\u015fturmak \u015feklindeydi;<br \/>\nsonunda g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 uluslar aras\u0131nda de\u011fil, mal guruplar\u0131 aras\u0131nda<br \/>\noluyordu. Bu\u011fday komitesi k\u00f6m\u00fcr komitesiyle, vb. m\u00fccadele ediyor; ancak her biri hakk\u0131ndaki tavsiye kararlar\u0131 m\u00fcttefik \u00fclkelerin uzman temsilcileri<br \/>\naras\u0131nda yap\u0131lan m\u00fczakereler sonunda al\u0131n\u0131yordu.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte durum, Y\u00fcksek Sava\u015f Konseyi&#8217;nin ola\u011fan\u00fcst\u00fc yetkileri d\u0131\u015f\u0131nda<br \/>\nhemen hemen bir uluslararas\u0131 sendikalizm gibiydi. Bundan al\u0131nacak ders<br \/>\n\u015fudur: Ba\u015far\u0131l\u0131 bir uluslararas\u0131 i\u015fbirli\u011fi isteniyorsa, bu, ulusal<br \/>\nkurulu\u015flar\u0131n birbiriyle \u00e7at\u0131\u015fan istemlerini ba\u011fda\u015ft\u0131racak tek bir uluslararas\u0131 y\u00fcksek kurulu\u015f yerine, her konuda ayr\u0131 ayr\u0131 uluslararas\u0131 \u00f6rg\u00fctlenmeye gidilerek ger\u00e7ekle\u015ftirilmelidir.<\/p>\n<p>Saltex&#8217;in kitab\u0131n\u0131 okuyan herkes, sava\u015f s\u0131ras\u0131nda m\u00fcttefikler aras\u0131nda<br \/>\nkurulan b\u00f6yle bir uluslararas\u0131 h\u00fck\u00fcmetin, bar\u0131\u015f zaman\u0131nda d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda<br \/>\nkurulmas\u0131 durumunda hemen t\u00fcm d\u00fcnya n\u00fcfusunun maddi, fikri ve ahlaki<br \/>\ny\u00f6nlerden ya\u015fam d\u00fczeyini y\u00fckseltece\u011fini hemen g\u00f6recektir. Bu, i\u015fadamlar\u0131na zarar vermez; son \u00fc\u00e7 y\u0131l\u0131n karlar\u0131n\u0131n ortalamas\u0131, onlara emekli maa\u015f\u0131 gibi, s\u00fcrekli gelir olarak vaat edilebilir. \u0130\u015fsizli\u011fi, sava\u015f korkusunu,<br \/>\nyoksullu\u011fu, k\u0131tl\u0131\u011f\u0131 ve a\u015f\u0131r\u0131 \u00fcretimi \u00f6nler. Bu sav ve y\u00f6ntem Mr. Lloyd&#8217;un<br \/>\nkitab\u0131nda a\u00e7\u0131klanm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak a\u015fikar ve evrensel olan bu avantajlara<br \/>\nra\u011fmen, bu t\u00fcr bir \u015feyin ger\u00e7ekle\u015fmesi umudu, e\u011fer olanakl\u0131ysa, evrensel<br \/>\ndevrimci sosyalizmin kurulmas\u0131ndan da \u00e7ok daha uzak bir olas\u0131l\u0131kt\u0131r.<br \/>\nDevrimci sosyalizmin kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 zorluk onun \u00e7ok b\u00fcy\u00fck bir muhalefete<br \/>\nyol a\u00e7mas\u0131ndand\u0131r; b\u00fcrokratlar\u0131n sosyalizminin zorlu\u011fu ise \u00e7ok az destek<br \/>\ntoplamas\u0131ndad\u0131r. Politik bir at\u0131l\u0131ma muhalefet, ki\u015finin kendisinin<br \/>\nzarar g\u00f6rmesi korkusundan kaynaklan\u0131r; destek ise ki\u015finin d\u00fc\u015fmanlar\u0131n\u0131n<br \/>\nzarar g\u00f6rece\u011fi umudu (genellikle bilin\u00e7-alt\u0131) sayesinde elde edilir.<\/p>\n<p>Bu nedenle, hi\u00e7 kimseye zarar vermeyen bir politika destek g\u00f6rmez; \u00e7ok<br \/>\nfazla destek g\u00f6ren bir politika ise \u015fiddetli muhalefet uyand\u0131r\u0131r.<br \/>\nSanayile\u015fme, d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda i\u015fbirli\u011fi i\u00e7in yeni bir gereksinim yaratt\u0131; bir<br \/>\nyandan da d\u00fc\u015fmanl\u0131klarla birbirimizi incitmek i\u00e7in yeni kolayl\u0131klar<br \/>\ngetirdi. Ancak parti politikas\u0131nda i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olarak olumlu yan\u0131t alan tek<br \/>\nhitap tarz\u0131 d\u00fc\u015fmanca duygulara y\u00f6neltilen hitapt\u0131r; i\u015fbirli\u011fi gere\u011fini<br \/>\nidrak eden ki\u015filer ise g\u00fc\u00e7ten yoksundurlar. E\u011fitim bir nesil boyunca yeni<br \/>\nkanallara y\u00f6neltilinceye, bas\u0131n da nefreti k\u00f6r\u00fcklemekten vazge\u00e7inceye<br \/>\nkadar, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki politik y\u00f6ntemlerle uygulamada yaln\u0131zca zararl\u0131<br \/>\npolitikalar\u0131n benimsenme \u015fanslar\u0131 bulunuyor.<\/p>\n<p>Ancak politik sistem de\u011fi\u015fmeden e\u011fitim ve bas\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmek i\u00e7in belirgin bir yol da mevcut de\u011fil. Normal yollarla, en az\u0131ndan uzun bir s\u00fcre i\u00e7in, bu ikilemden \u00e7\u0131k\u0131\u015f yoktur. Kan\u0131mca, bu konuda umabilece\u011fimiz en iyi \u015fey \u015fudur: Olabildi\u011fince \u00e7o\u011fumuzun, zaman zaman \u00f6n\u00fcm\u00fcze konulan \u00e7ekici parti programlar\u0131na inanmaktan kesinlikle geri durmas\u0131, politik ku\u015fkucular<br \/>\nolmas\u0131d\u0131r. Mr. H.G. Wells&#8217;den bu yana bir\u00e7ok akl\u0131 ba\u015f\u0131nda ki\u015fi son<br \/>\nsava\u015f\u0131n, sava\u015flar\u0131 sona erdirecek bir sava\u015f oldu\u011funa inan\u0131yordu. \u015eimdi<br \/>\nd\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011fram\u0131\u015flard\u0131r. Yine bir\u00e7ok akl\u0131 ba\u015f\u0131nda ki\u015fi Marx&#8217;\u0131n s\u0131n\u0131f<br \/>\nsava\u015f\u0131n\u0131n, sava\u015flar\u0131 sona erdirecek bir sava\u015f olaca\u011f\u0131na inanmaktad\u0131r. E\u011fer<br \/>\nbu sava\u015f ger\u00e7ekle\u015firse onlar da d\u00fc\u015f k\u0131r\u0131kl\u0131\u011f\u0131na u\u011frayacaklard\u0131r -tabii<br \/>\naralar\u0131nda sa\u011f kalan olursa. Herhangi g\u00fc\u00e7l\u00fc bir siyasal harekete inanan iyi<br \/>\nniyetli herkes uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 mahvetmekte olan bu \u00f6rg\u00fctl\u00fc m\u00fccadelenin<br \/>\nsadece uzamas\u0131na yard\u0131m etmi\u015f olur.<\/p>\n<p>Do\u011fald\u0131r ki, bunu mutlak bir kural olarak \u00f6ne s\u00fcrm\u00fcyorum; kendi<br \/>\nku\u015fkuculu\u011fumuz hakk\u0131nda bile ku\u015fkucu olmal\u0131y\u0131z. Ancak, e\u011fer siyasal bir<br \/>\npartinin sonu\u00e7ta elde edilecek yarar u\u011fruna b\u00fcy\u00fck zararlara yol a\u00e7acak bir<br \/>\nprogram\u0131 varsa (ki \u00e7o\u011funun vard\u0131r), b\u00fct\u00fcn siyasal hesaplar\u0131n belirsizli\u011fi<br \/>\ng\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131nd\u0131\u011f\u0131nda ku\u015fkuculu\u011fa b\u00fcy\u00fck bir gereksinim var demektir.<br \/>\nPsikanalitik -g\u00f6r\u00fc\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan bak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda bu parti program\u0131n\u0131 ger\u00e7ekten<br \/>\n\u00e7ekici k\u0131lan \u015feyin o arada a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckler oldu\u011fundan ve sonu\u00e7taki yarar\u0131n da &#8220;rasyonalize etme&#8221; t\u00fcr\u00fcnden bir \u015fey oldu\u011fundan -ku\u015fku duymakta haks\u0131z say\u0131lmay\u0131z.<\/p>\n<p>Yayg\u0131n bir politik ku\u015fkuculuk m\u00fcmk\u00fcnd\u00fcr; psikolojik olarak, d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 ba\u015fka uluslar veya sosyal s\u0131n\u0131flar yerine politikac\u0131lar \u00fczerinde yo\u011funla\u015ft\u0131rmak anlam\u0131na gelir. D\u00fc\u015fmanl\u0131klar ancak politikac\u0131lar yoluyla etkili oldu\u011fundan, onlar\u0131 hedef alan d\u00fc\u015fmanl\u0131k da psikolojik olarak<br \/>\nki\u015fiyi tatmin eder; ancak bunun sosyal a\u00e7\u0131dan bir zarar\u0131 olamaz. Bunun<br \/>\nWillam James&#8217;in arzusunu, &#8220;sava\u015f\u0131n manevi e\u015fde\u011ferlisi&#8221;ni ger\u00e7ekle\u015ftirmek<br \/>\ni\u00e7in gerekli ko\u015fullar\u0131 sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. Politikay\u0131 baz\u0131<br \/>\ndalaverecilere (yani sizin ve benim ho\u015flanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z ki\u015filere) b\u0131rakt\u0131\u011f\u0131<br \/>\ndo\u011frudur; ama bu bir kazan\u00e7 da olabilir. The Freeman&#8217;\u0131n 26 Eyl\u00fcl 1923 s<br \/>\nay\u0131s\u0131nda siyasal dalaverenin yararlar\u0131n\u0131 g\u00f6sterebilecek bir yaz\u0131<br \/>\nokudum. \u0130mparatora dan\u0131\u015fmanl\u0131k yapan emekli bir Japon devlet adam\u0131yla<br \/>\narkada\u015f olan bir \u0130ngiliz, ona \u00c7inli t\u00fcccarlar d\u00fcr\u00fcst oldu\u011fu halde Japon<br \/>\nt\u00fcccarlar\u0131n neden d\u00fcr\u00fcst olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 sorar ve \u015fu yan\u0131t\u0131 al\u0131r:<\/p>\n<p>&#8220;Bir zamanlar \u00c7in&#8217;in siyasal ya\u015fam\u0131nda pek parlak bir r\u00fc\u015fvet d\u00f6nemi ya\u015fand\u0131; mahkemelerde alay konusu oldular. Ticareti bu kaos ve durgunluk halinden \u00e7\u0131karmak i\u00e7in \u00c7inli t\u00fcccarlar en s\u0131k\u0131 ahlak \u00f6l\u00e7\u00fclerini uygulamak zorunda kald\u0131lar. O g\u00fcnden bu yana, s\u00f6zleri senet kadar sa\u011flamd\u0131r. Japonya&#8217;da ise t\u00fcccar b\u00f6yle bir sorunla kar\u015f\u0131la\u015fmad\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc bizde belki de d\u00fcnyan\u0131n en iyi hukuk yasalar\u0131 vard\u0131r. Bu nedenle, bir Japon&#8217;la i\u015f yaparken riskini de g\u00f6ze almal\u0131s\u0131n.&#8221; Bu \u00f6yk\u00fc, d\u00fcr\u00fcst olmayan politikac\u0131n\u0131n d\u00fcr\u00fcst olandan daha az zarar verebilece\u011fini g\u00f6sterir.<\/p>\n<p>&#8220;D\u00fcr\u00fcst politikac\u0131&#8221; kavram\u0131 pek de basit bir kavram de\u011fildir. En kabul<br \/>\nedilebilir tan\u0131m\u0131 \u015f\u00f6yledir: politik eylemleri kendi gelirini art\u0131rma arzusuyla<br \/>\ny\u00f6nlendirilmeyen ki\u015fi. Bu anlamda Mr. Lloyd George d\u00fcr\u00fcstt\u00fcr. Bundan sonra politik eylemleri ne parasal ama\u00e7larla, ne de g\u00fc\u00e7 edinme veya mevcut g\u00fcc\u00fcn\u00fc koruma arzusuyla y\u00f6nlendirilen ki\u015filer gelir. Bu anlamda Lord Grey d\u00fcr\u00fcst bir politikac\u0131d\u0131r. Son ve en dar kapsaml\u0131 tan\u0131m da \u015f\u00f6yledir: D\u00fcr\u00fcst politikac\u0131, halkla ili\u015fkili eylemlerinde tarafs\u0131z olman\u0131n yan\u0131nda dostlararas\u0131 ili\u015fkilerde normal say\u0131lan \u015feref ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcn\u00fcn de \u00e7ok alt\u0131na d\u00fc\u015fmeyen ki\u015fidir. Bu anlamda Lord Morley d\u00fcr\u00fcst bir politikac\u0131yd\u0131; en az\u0131ndan, her zaman d\u00fcr\u00fcstt\u00fc ve d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fc onu politikadan uzakla\u015ft\u0131r\u0131ncaya kadar da politikac\u0131yd\u0131. Ancak, en iyi anlamda d\u00fcr\u00fcst olan bir politikac\u0131 bile \u00e7ok zararl\u0131 olabilir; \u00f6rnek olarak da 3. George g\u00f6sterilebilir.<\/p>\n<p>Ak\u0131ls\u0131zl\u0131k ve bilin\u00e7siz \u00f6nyarg\u0131, \u00e7o\u011fu kez, g\u00f6revi k\u00f6t\u00fcye kullanmaktan<br \/>\ndaha zararl\u0131 olur; kald\u0131 ki, d\u00fcr\u00fcst bir politikac\u0131, e\u011fer Devonshire D\u00fck\u00fc<br \/>\ngibi fazlaca budala de\u011filse, demokrasilerde pek de makbul de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc<br \/>\nancak \u00e7ok budala bir insan, bir ulusun yar\u0131s\u0131ndan \u00e7o\u011funun \u00f6nyarg\u0131lar\u0131n\u0131<br \/>\ncandan payla\u015fabilir. Bu nedenle, hem yetenekli olan hem de kamunun yarar\u0131n\u0131 kollayan bir ki\u015fi, e\u011fer politikada ba\u015far\u0131l\u0131 olacaksa, iki y\u00fczl\u00fc olmak<br \/>\ndurumundad\u0131r; ancak bu ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fck zamanla onun kamu yarar\u0131n\u0131 kollama<br \/>\nniteli\u011fini yok eder.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fcz demokrasisinin k\u00f6t\u00fc yanlar\u0131n\u0131 hafifletmenin bariz bir yolu, kamu<br \/>\ng\u00f6revlilerini \u00e7ok daha fazla tan\u0131t\u0131m yapma ve inisiyatif kullanma<br \/>\nyolunda te\u015fvik etmektir. Bu ki\u015filerin kendi ba\u015flar\u0131na yasa tasar\u0131lar\u0131<br \/>\nhaz\u0131rlama ve gerek\u00e7elerini halka a\u00e7\u0131klama konusunda yetkileri, bazen de<br \/>\ng\u00f6revleri olmal\u0131d\u0131r. Bug\u00fcnlerde finans ve i\u015f\u00e7i kesimleri uluslararas\u0131<br \/>\ntoplant\u0131lar d\u00fczenlemektedirler; ancak, bu y\u00f6ntemi \u00e7ok yayg\u0131nla\u015ft\u0131rmal\u0131 ve<br \/>\nde\u011fi\u015fik \u00fclkelerde ayn\u0131 anda uygulanacak \u00f6nlemler \u00fczerinde s\u00fcrekli olarak<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015facak uluslararas\u0131 bir sekretarya olu\u015fturmal\u0131d\u0131rlar. D\u00fcnya tar\u0131m<br \/>\nkurulu\u015flar\u0131 birbirleriyle do\u011frudan m\u00fczakereler yapmak ve ortak bir politika<br \/>\nbelirlemek i\u00e7in bir araya gelmelidir. Di\u011fer konularda da benzer \u00e7al\u0131\u015fmalar<br \/>\nyap\u0131labilir. Demokratik parlamentolardan vazge\u00e7mek arzu edilecek bir \u015fey<br \/>\nde\u011fildir; olana\u011f\u0131 da yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc, al\u0131nan \u00f6nlemler ba\u015far\u0131ya<br \/>\nula\u015facaksa uzmanlarca tart\u0131\u015f\u0131l\u0131p yay\u0131nlanmal\u0131 ve s\u0131radan vatanda\u015f\u0131n<br \/>\nbenimseyip kabullenebilece\u011fi bir nitelik ta\u015f\u0131mal\u0131d\u0131r. Ancak g\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u00e7o\u011fu konuda s\u0131radan vatanda\u015f\u0131n uzmanlar\u0131n etrafl\u0131ca de\u011ferlendirilmi\u015f<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcncelerinden haberleri yoktur; uzmanlar\u0131n hepsinin ya da \u00e7o\u011funlu\u011funun<br \/>\nbir g\u00f6r\u00fc\u015f \u00fczerinde birle\u015fmesini sa\u011flayacak mekanizma da pek yoktur.<\/p>\n<p>\u00d6zellikle de kamu g\u00f6revlileri baz\u0131 durumlar ve politik olmayan y\u00f6ntemler<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda g\u00f6r\u00fc\u015flerini halka a\u00e7\u0131klamaktan men edilmi\u015flerdir. E\u011fer kararlar<br \/>\nuluslararas\u0131 m\u00fczakereler sonucunda uzmanlarca al\u0131n\u0131rsa, bu ki\u015filer<br \/>\nparti kademelerini a\u015farlar ve aralar\u0131nda \u015fimdi ola\u011fan say\u0131landan \u00e7ok daha<br \/>\naz fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u0130nan\u0131yorum ki, \u00f6rne\u011fin uluslararas\u0131<br \/>\nsermaye ve i\u015f\u00e7i kesimleri kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 g\u00fcvensizliklerini a\u015fabilirlerse,<br \/>\nger\u00e7ekle\u015ftirilmesi \u015fu anda ulusal parlamentolar\u0131n y\u0131llar\u0131n\u0131 alacak olan ve<br \/>\nd\u00fcnyay\u0131 s\u0131n\u0131rs\u0131z \u00f6l\u00e7\u00fcde iyiye g\u00f6t\u00fcrecek olan bir program \u00fczerinde<br \/>\nanla\u015fabilirler. Birlikte hareket ettikleri takdirde onlara direnmek de<br \/>\nzordur.<\/p>\n<p>\u0130nsanl\u0131\u011f\u0131n bir\u00e7ok \u00f6nemli ortak \u00e7\u0131kar\u0131 vard\u0131r; ancak, mevcut politik<br \/>\nmekanizma, de\u011fi\u015fik uluslar ve \u00e7e\u015fitli partiler aras\u0131ndaki iktidar m\u00fccadelesi<br \/>\nsonucu ortaya \u00e7\u0131kan karma\u015fa, onlar\u0131 karanl\u0131kta b\u0131rakmaktad\u0131r. Hi\u00e7bir yasal<br \/>\nveya yap\u0131sal de\u011fi\u015fiklik gerektirmeyen ve ger\u00e7ekle\u015ftirilmesi<br \/>\n\u00e7ok zor olmayan farkl\u0131 bir mekanizma, ulus ve parti h\u0131rslar\u0131n\u0131 yok eder;<br \/>\ndikkatleri d\u00fc\u015fmanlara zararl\u0131 olacak kararlar \u00fczerinde de\u011fil, herkese<br \/>\nyararl\u0131 olacak kararlar \u00fczerinde toplar. Uygarl\u0131\u011f\u0131 halen tehdit etmekte<br \/>\nolan tehlikeden \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolunun yukar\u0131da belirtilen do\u011frultularda hareket<br \/>\netmekle bulunaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorum; yurt i\u00e7inde parti h\u00fck\u00fcmetleri, yurt d\u0131\u015f\u0131nda<br \/>\nda d\u0131\u015fi\u015fleri diplomasisi ile de\u011fil. Bilgi ve iyi niyet olsa da kendilerini<br \/>\nduyuracak uygun ara\u00e7lara sahip oluncaya kadar, bunlar\u0131n ikisi de aciz<br \/>\nkalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6zg\u00fcr D\u00fc\u015f\u00fcnce ve Resmi Propaganda (1922 Moncure Conway konferans\u0131)<\/p>\n<p>Bug\u00fcn onuruna toplanm\u0131\u015f oldu\u011fumuz Moncure Conway ya\u015fam\u0131n\u0131 iki amaca vakfetmi\u015fti: D\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ve bireyin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc. O zamandan bu yana bu iki konuda baz\u0131 \u015feyler kazan\u0131lm\u0131\u015f, ancak baz\u0131 \u015feyler de kaybedilmi\u015ftir. Ge\u00e7mi\u015f d\u00f6nemlerdekinden biraz de\u011fi\u015fik \u015fekillerde olmakla beraber bug\u00fcn baz\u0131 yeni tehlikeler bu iki t\u00fcr \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc tehdit etmektedir; ve bunlar\u0131 savunacak g\u00fc\u00e7l\u00fc ve uyan\u0131k bir kamuoyu olu\u015fturulamazsa, bundan y\u00fcz y\u0131l kadar sonra, her iki \u00f6zg\u00fcrl\u00fckten de \u015fimdikine g\u00f6re \u00e7ok daha az\u0131 kalm\u0131\u015f olacakt\u0131r. Bu makalede yeni tehlikeleri vurgulamak ve onlarla nas\u0131l ba\u015fa \u00e7\u0131k\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 tart\u0131\u015fmak istiyorum.<\/p>\n<p>\u00d6nce, &#8220;\u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnce&#8221; ile ne kastetti\u011fimizi a\u00e7\u0131\u011fa kavu\u015fturmaya \u00e7al\u0131\u015fal\u0131m.<br \/>\nBu deyimin iki anlam\u0131 vard\u0131r. Dar anlam\u0131yla, geleneksel dinsel dogmalar\u0131 kabul etmeyen d\u00fc\u015f\u00fcnce demektir. Bu anlamda H\u0131ristiyan veya<br \/>\nM\u00fcsl\u00fcman veya Budist veya \u015eintoist olmayan ya da herhangi bir akideyi<br \/>\nbenimsemi\u015f bir toplulu\u011fun \u00fcyesi olmayan bir kimse &#8220;\u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr&#8221;d\u00fcr.<br \/>\nH\u0131ristiyan \u00fclkelerde &#8220;\u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr&#8221; diye, Tanr\u0131&#8217;ya kesin bir \u015fekilde inanmayan insana denir; ancak bu nitelik Budist bir \u00fclkede insan\u0131<br \/>\n&#8220;\u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr&#8221; yapmaya yeterli de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu anlamdaki \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6nemini k\u00fc\u00e7\u00fcmsemek istemiyorum. Ben \u015fahsen bilinen dinlerin hi\u00e7 birini kabul etmem ve her t\u00fcr dinsel<br \/>\ninanc\u0131n giderek yok olmas\u0131n\u0131 \u00fcmit ederim. Dinsel inanc\u0131n, sonu\u00e7ta yarar<br \/>\nsa\u011flad\u0131\u011f\u0131na inanm\u0131yorum. Baz\u0131 zamanlarda ve baz\u0131 durumlarda birtak\u0131m<br \/>\nyararl\u0131 etkiler yapm\u0131\u015f oldu\u011funu kabul etmekle beraber, insan akl\u0131n\u0131n<br \/>\nbebeklik d\u00f6nemine, \u015fimdi geride b\u0131rakmaya ba\u015flad\u0131\u011f\u0131m\u0131z bir evresine<br \/>\nait oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m.<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnce&#8221;nin bir de daha da \u00f6nemli buldu\u011fum, daha geni\u015f bir anlam\u0131 vard\u0131r. Geleneksel dinlerin yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 zararlar bu geni\u015f anlamdaki \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnceyi engellemi\u015f olmalar\u0131yla ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r. Bu geni\u015f anlam, dar anlam kadar kolayl\u0131kla tan\u0131mlanamaz; \u00f6z\u00fcne varmak i\u00e7in biraz zaman harcamak yerinde olur.<\/p>\n<p>&#8220;\u00d6zg\u00fcr&#8221; olan bir \u015feyden s\u00f6z ederken onun hangi \u015feyden \u00f6zg\u00fcr oldu\u011funu<br \/>\nbelirtmezsek s\u00f6ylediklerimizin ta\u015f\u0131d\u0131\u011f\u0131 anlam belirsizle\u015fir. &#8220;\u00d6zg\u00fcr&#8221; olan<br \/>\n\u015fey veya ki\u015fi bir d\u0131\u015f zorlamayla kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya de\u011fildir. Ne demek<br \/>\nistedi\u011fimize kesinlik kazand\u0131rmak i\u00e7in de bu d\u0131\u015f zorlaman\u0131n ne<br \/>\nt\u00fcrden oldu\u011funu belirtmemiz gerekir. O halde d\u00fc\u015f\u00fcnce, \u00e7o\u011fu zaman var olan birtak\u0131m d\u0131\u015f y\u00f6nlendirici etkenlerden ba\u011f\u0131ms\u0131z ise \u00f6zg\u00fcr olur.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6zg\u00fcr olabilmesi i\u00e7in yok olmalar\u0131 gereken y\u00f6nlendirici<br \/>\netkenlerin baz\u0131lar\u0131 kendilerini a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterirler; baz\u0131lar\u0131 ise daha<br \/>\nyan\u0131lt\u0131c\u0131 ve belirsiz, daha karma\u015f\u0131kt\u0131rlar.<\/p>\n<p>En belirgin olanlar\u0131ndan ba\u015flayal\u0131m: baz\u0131 fikirleri benimsemek veya onlara<br \/>\nkar\u015f\u0131 olmak; ya da baz\u0131 konularda bir \u015feye inand\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 veya inanmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 dile getirmek ceza yapt\u0131r\u0131mlar\u0131na yol a\u00e7\u0131yorsa d\u00fc\u015f\u00fcnce &#8220;\u00f6zg\u00fcr&#8221; de\u011fildir. Bu ilkel t\u00fcr \u00f6zg\u00fcrl\u00fck bile bug\u00fcn \u00e7ok az \u00fclkede vard\u0131r. \u0130ngiltere&#8217;de k\u00fcf\u00fcr yasalar\u0131na g\u00f6re, H\u0131ristiyan dinine inan\u00e7s\u0131zl\u0131\u011f\u0131 dile getirmek yasalara ayk\u0131r\u0131d\u0131r -her ne kadar uygulamada varl\u0131kl\u0131 ki\u015filer i\u00e7in bu yasa i\u015fletilmese de. \u0130sa&#8217;n\u0131n pasif direni\u015f konusundaki \u00f6\u011f\u00fctlerini \u00f6\u011fretmek de yasalara ayk\u0131r\u0131d\u0131r. O halde bir kimse e\u011fer su\u00e7lu durumuna d\u00fc\u015fmek istemiyorsa, \u0130sa&#8217;n\u0131n \u00f6\u011fretilerine inand\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmeli ama bu \u00f6\u011fretilerin ne oldu\u011funu s\u00f6ylemekten ka\u00e7\u0131nmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Amerika&#8217;da hi\u00e7 kimse anar\u015fiye ve poligamiye kar\u015f\u0131 oldu\u011funu kesin bi\u00e7imde beyan etmeden \u00fclkeye giremez; girdikten sonra, kom\u00fcnizme inanmaktan da vazge\u00e7mesi gerekir. Japonya&#8217;da Mikado&#8217;nun tanr\u0131sall\u0131\u011f\u0131na inanmamak yasaya ayk\u0131r\u0131d\u0131r. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki d\u00fcnya \u00e7evresinde yap\u0131lacak yolculuk tehlikeli bir yolculuktur. Bir M\u00fcsl\u00fcman, bir Tolstoy yanl\u0131s\u0131, bir Bol\u015fevik veya bir H\u0131ristiyan bir yerde su\u00e7lu durumuna d\u00fc\u015fmeden veya \u00f6nemli ger\u00e7ekler sayd\u0131\u011f\u0131 \u015feyler hakk\u0131nda dilini tutmadan b\u00f6yle bir yolculuk yapamaz. Do\u011fald\u0131r ki bu kural yaln\u0131zca g\u00fcverte yolcular\u0131na \u00f6zg\u00fcd\u00fcr; yoksa kamara yolcular\u0131 istedikleri \u015feylere inanabilirler; yeter ki patavats\u0131zca sald\u0131r\u0131larda bulunmas\u0131nlar.<\/p>\n<p>G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, e\u011fer d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcr olacaksa bunun ilk ko\u015fulu d\u00fc\u015f\u00fcnceyi<br \/>\na\u00e7\u0131klamaya kar\u015f\u0131 konmu\u015f olan yasal cezalar\u0131n kald\u0131r\u0131lmas\u0131d\u0131r. Her ne<br \/>\nkadar \u00e7o\u011fu \u00f6yle d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorsa da b\u00fcy\u00fck \u00fclkelerin hi\u00e7 biri hen\u00fcz bu d\u00fczeye eri\u015fmemi\u015ftir. Halen kovu\u015fturma konusu olan fikirler topluma \u00f6ylesine korkun\u00e7 ve ahlaks\u0131zca geliyor ki, genel ho\u015fg\u00f6r\u00fc ilkesinin onlar i\u00e7in ge\u00e7erli olmas\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclemez. Ancak bu Engizisyon i\u015fkencelerine yol a\u00e7an bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n ayn\u0131s\u0131d\u0131r. Bir zamanlar Protestanl\u0131k \u015fimdiki Bol\u015feviklik kadar g\u00fcnah say\u0131l\u0131yordu. Bu s\u00f6ylediklerimden dolay\u0131 benim bir Protestan ya da Bol\u015fevik oldu\u011fum sonucunu l\u00fctfen \u00e7\u0131karmay\u0131n\u0131z.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131n \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyada yasal cezalar d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne<br \/>\nengel olan \u015feylerin en \u00f6nemsizidir. \u0130ki b\u00fcy\u00fck engel ekonomik cezalar ve<br \/>\nkan\u0131tlar\u0131n \u00e7arp\u0131t\u0131lmas\u0131d\u0131r. E\u011fer bir fikrin a\u00e7\u0131klanmas\u0131 insan\u0131n ge\u00e7imini<br \/>\nkazanmas\u0131n\u0131 olanaks\u0131z k\u0131l\u0131yorsa d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6zg\u00fcr olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. E\u011fer bir tart\u0131\u015fmada taraflardan birinin b\u00fct\u00fcn arg\u00fcmanlar\u0131 s\u00fcrekli olarak olabildi\u011fince \u00e7ekici g\u00f6steriliyor, kar\u015f\u0131 tarafta olanlar\u0131nki ise ancak b\u00fcy\u00fck \u00e7abalarla ortaya konabiliyorsa, yine d\u00fc\u015f\u00fcncenin \u00f6zg\u00fcr olmad\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu iki engel \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn son s\u0131\u011f\u0131na\u011f\u0131 olan (ya da olmu\u015f olan) \u00c7in&#8217;in d\u0131\u015f\u0131nda bildi\u011fim b\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fck \u00fclkelerde mevcut bulunuyor. \u015eimdi bu engeller \u00fczerinde; bunlar\u0131n g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki boyutlar\u0131, b\u00fcy\u00fcme olas\u0131l\u0131klar\u0131 ve hafifletilme olas\u0131l\u0131klar\u0131 \u00fczerinde durmak istiyorum.<\/p>\n<p>E\u011fer d\u00fc\u015f\u00fcnce inan\u00e7lar aras\u0131 rekabete a\u00e7\u0131ksa, yani b\u00fct\u00fcn inan\u00e7lar a\u00e7\u0131k\u00e7a<br \/>\ndile getirilebiliyor ve hi\u00e7bir yasal veya parasal \u00e7\u0131kara ya da kayba konu olmuyorsa d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrd\u00fcr diyebiliriz. Bu, de\u011fi\u015fik nedenlerle, tam olarak ger\u00e7ekle\u015femeyecek bir idealdir; ama yine de ona \u015fimdi oldu\u011fundan \u00e7ok daha fazla yak\u0131nla\u015fma olana\u011f\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Kendi ya\u015fam\u0131mdaki \u00fc\u00e7 olay, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u0130ngiltere&#8217;sinde terazinin H\u0131ristiyanl\u0131k<br \/>\nkefesinin nas\u0131l a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6stermeye yard\u0131m edecektir. Bunlardan s\u00f6z etmemin nedeni, \u00e7o\u011fu kimsenin, agnostik (Maddi \u015feyler d\u0131\u015f\u0131nda Tanr\u0131 hakk\u0131nda hi\u00e7bir \u015fey bilinemeyece\u011fi yolundaki d\u00fc\u015f\u00fcnce sistemi. (\u00e7.n.)<br \/>\nfikirlerini a\u00e7\u0131k\u00e7a s\u00f6yleyenlerin hala kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131 olumsuzluklar\u0131n hi\u00e7<br \/>\nfark\u0131nda olmamas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130lk olay ya\u015fam\u0131m\u0131n ilk d\u00f6nemlerine aittir. Babam bir \u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrd\u00fc. Ben<br \/>\ndaha \u00fc\u00e7 ya\u015f\u0131ndayken \u00f6lm\u00fc\u015f. Bo\u015f-inanlara ba\u011fl\u0131 olmadan yeti\u015fmemi istedi\u011finden iki \u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr\u00fc bana vasi tayin etmi\u015f. Ancak mahkeme onun vasiyetini bir yana b\u0131rak\u0131p benim H\u0131ristiyan inanc\u0131na g\u00f6re e\u011fitilmemi sa\u011flam\u0131\u015f. Korkar\u0131m sonu\u00e7 beklendi\u011fi gibi olmad\u0131; ancak bu yasan\u0131n su\u00e7u de\u011fildir. E\u011fer benim bir \u0130sa veya Muggleton yanl\u0131s\u0131 olarak ya da Seventh Day Adventist (Protestanl\u0131\u011f\u0131n bir mezhebinin \u0130sa&#8217;n\u0131n d\u00fcnyaya gelmesinin yak\u0131n oldu\u011funa inanan kolu.) olarak yeti\u015ftirilmemi isteseydi, ona engel olmak mahkemenin akl\u0131ndan bile ge\u00e7mezdi. Bir baba her t\u00fcrl\u00fc bo\u015f-inan\u0131n kendi \u00f6l\u00fcm\u00fcnden sonra \u00e7ocuklar\u0131na a\u015f\u0131lanmas\u0131na izin verebilir; ama bo\u015f-inandan, olanak varsa, uzak tutulmalar\u0131n\u0131 s\u00f6ylemeye hakk\u0131 yoktur.<\/p>\n<p>\u0130kinci olay 1910&#8217;da oldu. O tarihte bir liberal olarak Parlamento<br \/>\nse\u00e7imlerine kat\u0131lmak istedim. Parti y\u00f6neticileri de beni bir se\u00e7im b\u00f6lgesi<br \/>\ni\u00e7in \u00f6nerdiler. Liberaller Birli\u011fi&#8217;nde yapt\u0131\u011f\u0131m konu\u015fma olumlu kar\u015f\u0131land\u0131.<br \/>\nBu durumda adayl\u0131\u011f\u0131m\u0131n kabul\u00fc kesin g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu. Ancak ben k\u00fc\u00e7\u00fck bir parti yetkili kurulu toplant\u0131s\u0131nda agnostik oldu\u011fumu do\u011frulad\u0131m. Bana bunun a\u00e7\u0131\u011fa \u00e7\u0131k\u0131p \u00e7\u0131kmayaca\u011f\u0131 soruldu\u011funda duyulmas\u0131n\u0131n olas\u0131 oldu\u011funu s\u00f6yledim. Ara s\u0131ra kiliseye gitmeye istekli olup olmayaca\u011f\u0131m soruldu; olmayaca\u011f\u0131m\u0131 s\u00f6yledim. Sonunda ba\u015fka bir aday\u0131 se\u00e7tiler; o da beklendi\u011fi gibi se\u00e7imi kazand\u0131. O g\u00fcnden bu yana parlamentodad\u0131r ve \u015fimdiki (1922) h\u00fck\u00fcmetin de bir \u00fcyesidir.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc olay bundan hemen sonra yer ald\u0131. Cambridge \u00dcniversitesi&#8217;nde Trinity College&#8217;e okutman olarak \u00e7a\u011fr\u0131ld\u0131m; fellow olarak de\u011fil. Aradaki fark parasal de\u011fildir. Fellow fak\u00fcltenin y\u00f6netiminde s\u00f6z sahibidir ve \u00e7ok a\u011f\u0131r ahlaki su\u00e7lar d\u0131\u015f\u0131nda s\u00f6zle\u015fme s\u00fcresince i\u015ften \u00e7\u0131kar\u0131lamaz. Bana fellow&#8217;luk teklif edilmemesinin nedeni dinci grubun, muhaliflerinin oylar\u0131n\u0131n artmas\u0131n\u0131 istemeyi\u015fiydi. Sonunda sava\u015f konusundaki g\u00f6r\u00fc\u015flerimden ho\u015flanmayarak 1916&#8217;da i\u015fime son verdiler. Ge\u00e7imim i\u00e7in okutmanl\u0131\u011fa ba\u011f\u0131ml\u0131 olsayd\u0131m a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lm\u00fc\u015ft\u00fcm.<\/p>\n<p>Bu \u00fc\u00e7 olay g\u00fcn\u00fcm\u00fcz \u0130ngiltere&#8217;sinde bile \u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr oldu\u011funu<br \/>\na\u00e7\u0131klayanlar\u0131n kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131klar\u0131 \u00e7e\u015fitli olumsuzluklar\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne sermektedir.<br \/>\n\u00d6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr oldu\u011funu a\u00e7\u0131\u011fa vuran ba\u015fka kimseler de \u00e7o\u011fu kez \u00e7ok daha ciddi nitelikte olan benzer olaylar\u0131n \u00f6rneklerini verebilir. A\u00e7\u0131k<br \/>\nsonu\u00e7 \u015fudur ki, mali durumlar\u0131 iyi olmayan insanlar dinsel inan\u00e7lar\u0131<br \/>\nkonusunda a\u00e7\u0131k s\u00f6zl\u00fc olmaya cesaret edemezler.<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn tam olmad\u0131\u011f\u0131 tek alan, ve hatta ba\u015fl\u0131ca alan, din ile<br \/>\ns\u0131n\u0131rl\u0131 de\u011fildir. Kom\u00fcnizm veya serbest a\u015fk yanl\u0131s\u0131 bir inan\u00e7, ki\u015fiyi<br \/>\nagnostisizmden \u00e7ok daha fazla engeller. B\u00f6yle g\u00f6r\u00fc\u015flere sahip olmak bir<br \/>\nkusurdur; lehlerindeki arg\u00fcmanlar\u0131 ortaya koymak ise \u00e7ok daha g\u00fc\u00e7t\u00fcr.<br \/>\n\u00d6te yandan, bunlar\u0131n olumlu ve olumsuz y\u00f6nleri Rusya&#8217;da tam tersinedir;<br \/>\nateist, kom\u00fcnist, \u00f6zg\u00fcr a\u015fk yanl\u0131s\u0131 oldu\u011funu beyan etmekle rahat bir<br \/>\nya\u015fama eri\u015filir, g\u00fc\u00e7 kazan\u0131l\u0131r; bu g\u00f6r\u00fc\u015flere kar\u015f\u0131t propaganda olana\u011f\u0131 ise<br \/>\nhi\u00e7 yoktur. Sonu\u00e7ta, Rusya&#8217;dan baz\u0131 fanatikler asl\u0131nda \u00e7ok ku\u015fku g\u00f6t\u00fcren<br \/>\nbaz\u0131 \u00f6nermelerin do\u011frulu\u011fundan kesinlikle emindirler. Bu arada d\u00fcnyan\u0131n<br \/>\ngeri kalan b\u00f6l\u00fcm\u00fcnde ba\u015fka baz\u0131 fanatikler de ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ku\u015fku g\u00f6t\u00fcren,<br \/>\ntaban tabana z\u0131t \u00f6nermelerin do\u011frulu\u011fundan kesinlikle emindirler. B\u00f6yle bir<br \/>\ndurumun, her iki tarafta da sava\u015f\u0131, \u00f6fkeyi ve zulm\u00fc k\u00f6r\u00fcklemesi ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz<br \/>\nolmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>William James &#8220;inanma arzusu&#8221; konusunda \u00f6\u011f\u00fctler vermi\u015ftir. Ben, \u015fahsen<br \/>\n&#8220;ku\u015fku duyma arzusu&#8221;nu \u00f6\u011f\u00fctlemek isterdim. \u0130nan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n hi\u00e7biri tam<br \/>\nolarak do\u011fru say\u0131lmaz; hepsinde en az\u0131ndan bir belirsizlik, bir hata g\u00f6lgesi<br \/>\nmevcuttur. \u0130nan\u00e7lar\u0131m\u0131zdaki do\u011fruluk pay\u0131n\u0131 art\u0131rma y\u00f6ntemlerini<br \/>\nherkes bilir. Bunlar da ilgili b\u00fct\u00fcn taraflar\u0131 dinlemek, konuya ili\u015fkin<br \/>\nb\u00fct\u00fcn olgular\u0131 saptamaya \u00e7al\u0131\u015fmak, kar\u015f\u0131t g\u00f6r\u00fc\u015fte olan ki\u015filerle tart\u0131\u015farak<br \/>\nkendi \u00f6nyarg\u0131lar\u0131m\u0131z\u0131 kontrol alt\u0131nda tutmak ve yetersiz oldu\u011fu ortaya \u00e7\u0131kan<br \/>\nherhangi bir hipotezi bir yana b\u0131rakmaya kendimizi al\u0131\u015ft\u0131rmakt\u0131r. Bu<br \/>\ny\u00f6ntemler bilimde uygulanmaktad\u0131r ve bilimsel bir bilgi birikimini<br \/>\nolu\u015fturmakta ba\u015far\u0131l\u0131 olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 ger\u00e7ekten bilimsel olan bir bilim adam\u0131 g\u00fcn\u00fcm\u00fczde bilimsel<br \/>\nbilgi say\u0131lan \u015feylerde ke\u015fiflerin geli\u015fmesiyle d\u00fczeltmelere gerek olaca\u011f\u0131n\u0131<br \/>\nteredd\u00fcts\u00fcz kabul eder. Ama yine de bu bilgi, t\u00fcm\u00fcyle olmasa da g\u00fcnl\u00fck<br \/>\nuygulamada yararlanma bak\u0131m\u0131ndan, ger\u00e7e\u011fe yeterince yak\u0131nd\u0131r. Ger\u00e7ek<br \/>\nbilgiye en yak\u0131n \u015feylerin yaln\u0131z bilim alan\u0131nda bulunabilmesine ra\u011fmen,<br \/>\nbilimcilerin tutumu ku\u015fku doludur ve zamanla de\u011fi\u015febilir.<\/p>\n<p>Din ve politikada ise tam tersi s\u00f6z konusudur; bilimsel bilgi denebilecek<br \/>\nhi\u00e7 bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 halde herkes dogmatik bir inanca sahip olmaya<br \/>\nkendini zorunlu hisseder ve bu inanc\u0131n a\u00e7l\u0131k, hapis, sava\u015f pahas\u0131na<br \/>\ndesteklenmesi ve farkl\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcncelerle tart\u0131\u015fmal\u0131 rekabetten korunmas\u0131<br \/>\ngerekti\u011fine inan\u0131r. E\u011fer bu konularda insanlara ge\u00e7ici olarak agnostik<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnce yap\u0131s\u0131 benimsetilebilseydi \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyadaki k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin onda<br \/>\ndokuzuna \u00e7are bulunabilirdi. Sava\u015flar da olanaks\u0131z olurdu; \u00e7\u00fcnk\u00fc her iki<br \/>\ntaraf da hatalar\u0131n kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcrd\u00fc. Zul\u00fcm sona ererdi. E\u011fitim<br \/>\nzihni daraltmay\u0131 de\u011fil, geni\u015fletmeyi ama\u00e7lard\u0131.<\/p>\n<p>Ki\u015filer, y\u00f6neticilerin irrasyonel duygular\u0131n\u0131 kabul ettikleri i\u00e7in de\u011fil, o<br \/>\ni\u015fin ehli olduklar\u0131 i\u00e7in i\u015fe al\u0131n\u0131rlard\u0131. Rasyonel ku\u015fku tek ba\u015f\u0131na, e\u011fer<br \/>\nolu\u015fturulabilseydi, k\u0131yamet \u00f6ncesinde gelece\u011fine inan\u0131lan, \u0130ncil&#8217;deki bin<br \/>\ny\u0131ll\u0131k refah \u00e7a\u011f\u0131n\u0131 getirmeye yeterli olabilirdi.<\/p>\n<p>Son y\u0131llarda g\u00f6recelik teorisi ve onun b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyada g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc kabul, bize,<br \/>\nbilimsel kafan\u0131n do\u011fas\u0131 hakk\u0131nda parlak bir \u00f6rnek vermi\u015ftir. Sava\u015f<br \/>\nkar\u015f\u0131t\u0131 bir Alman-\u0130svi\u00e7reli-Musevi olan Einstein sava\u015f\u0131n ilk y\u0131llar\u0131nda<br \/>\nAlman h\u00fck\u00fcmetince ara\u015ft\u0131rmac\u0131 profes\u00f6r olarak atanm\u0131\u015ft\u0131. Onun g\u00fcne\u015f tutulmas\u0131 hakk\u0131ndaki hesaplamalar\u0131 Ate\u015fkes&#8217;ten hemen sonra, 1919&#8217;da bir \u0130ngiliz g\u00f6zlem heyeti taraf\u0131ndan do\u011fruland\u0131. Teorileri geleneksel fizi\u011fin b\u00fct\u00fcn teorik yap\u0131s\u0131n\u0131 alt\u00fcst etti; geleneksel dinami\u011fe indirdi\u011fi darbe hemen hemen Darwin&#8217;in Yarad\u0131l\u0131\u015f&#8217;a indirdi\u011fi darbe \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde \u015fiddetli oldu. Kan\u0131tlar\u0131n da teorisini destekledi\u011finin g\u00f6r\u00fclmesi \u00fczerine b\u00fct\u00fcn fizik\u00e7iler bu teoriyi hemen benimsediler. Ancak bu fizik\u00e7ilerin hi\u00e7 biri, \u00f6zellikle de Einstein&#8217;\u0131n kendisi, onun s\u00f6ylediklerinin bir son s\u00f6z oldu\u011funu iddia etmedi. Einstein, sonsuza kadar ayakta kalacak bir dogma an\u0131t\u0131 dikmedi. \u00c7\u00f6zemedi\u011fi baz\u0131 sorunlar hala var. Onun savlar\u0131 da zaman\u0131 gelince, Newton&#8217;unkiler gibi, muhakkak baz\u0131 de\u011fi\u015fikliklere u\u011frayacak. Bilimin ger\u00e7ek tutumu da dogmatik olmayan bu ele\u015ftirel yakla\u015f\u0131md\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer Einstein din ve politika alan\u0131nda ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde yeni olan bir \u015feyler<br \/>\n\u00f6ne s\u00fcrseydi ne olurdu? \u0130ngilizler onun teorisinde Prusyal\u0131l\u0131k \u00f6\u011feleri bulurlar, Yahudi d\u00fc\u015fmanlar\u0131 buna bir Siyonist entrika olarak bakarlar,<br \/>\nb\u00fct\u00fcn \u00fclkelerdeki milliyet\u00e7iler de bu teoride korkak\u00e7a bir bar\u0131\u015fseverli\u011fin<br \/>\nizlerini sezip onun askerlikten ka\u00e7mak i\u00e7in bir bahane oldu\u011funu ilan<br \/>\nederlerdi. B\u00fct\u00fcn eski kafal\u0131 profes\u00f6rler ise, yazd\u0131klar\u0131n\u0131n yurda sokulmas\u0131n\u0131<br \/>\nyasaklatmak i\u00e7in Scotland Yard&#8217;a ba\u015fvururdu. Onun taraf\u0131n\u0131 tutan \u00f6\u011fretmenler i\u015ften at\u0131l\u0131rd\u0131. B\u00fct\u00fcn bunlar olurken o da geri kalm\u0131\u015f bir \u00fclkenin h\u00fck\u00fcmetini ele ge\u00e7irir, orada kendisininki d\u0131\u015f\u0131nda bir doktrin \u00f6\u011fretilmesinin yasalara ayk\u0131r\u0131 say\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flard\u0131; b\u00f6ylece doktrini de kimsenin anlamad\u0131\u011f\u0131 gizemli bir dogmaya d\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcrd\u00fc.<\/p>\n<p>En sonunda doktrinin do\u011fru veya yanl\u0131\u015f oldu\u011fu, yan\u0131nda ve kar\u015f\u0131s\u0131nda<br \/>\ntoplanan yeni kan\u0131tlarla de\u011fil, sava\u015f alanlar\u0131nda saptan\u0131rd\u0131.<br \/>\nBu y\u00f6ntem William James&#8217;in, &#8220;inanma arzusu&#8221; kavram\u0131n\u0131n mant\u0131ksal bir<br \/>\nsonucudur. Gerekli olan ise inanma arzusu de\u011fil, tam tersi olan \u00f6\u011frenme<br \/>\narzusudur.<\/p>\n<p>E\u011fer rasyonel ku\u015fku ko\u015fulunun iyi bir \u015fey oldu\u011fu kabul ediliyorsa, d\u00fcnyada bu kadar \u00e7ok irrasyonel kesinli\u011fin var olma nedenlerinin ara\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6nem kazan\u0131r. Bu kesinli\u011fin b\u00fcy\u00fck k\u0131sm\u0131, normal insanda var olan irrasyonellikten ve safdillilikten kaynaklan\u0131r. Ancak do\u011fu\u015ftan var olan bu zihinsel ilk-g\u00fcnah tohumu ba\u015fka fakt\u00f6rlerce de beslenip geli\u015ftirilir. Bu fakt\u00f6rlerden \u00fc\u00e7\u00fc i\u00e7lerinde en etkili olanlar\u0131d\u0131r: e\u011fitim, propaganda ekonomik bask\u0131.<\/p>\n<p><b>1) <\/b>E\u011fitim. Geli\u015fmi\u015f b\u00fct\u00fcn \u00fclkelerde ilk \u00f6\u011fretim devletin sorumlulu\u011fundad\u0131r.<br \/>\n\u00d6\u011fretilenlerden baz\u0131lar\u0131n\u0131n do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131, onlar\u0131 d\u00fczenleyen yetkililerce<br \/>\nde bilinir. Yine bir\u00e7o\u011funun yanl\u0131\u015f oldu\u011fu, en az\u0131ndan ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr oldu\u011fu,<br \/>\n\u00f6nyarg\u0131s\u0131z herkes taraf\u0131ndan bilinir. Tarih e\u011fitimini ele alal\u0131m.<br \/>\nTarih ders kitaplar\u0131nda her ulus yaln\u0131zca kendini y\u00fcceltmeyi ama\u00e7lar. Bir<br \/>\nkimse kendi ya\u015fam \u00f6yk\u00fcs\u00fcn\u00fc yazarsa, ondan biraz al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc olmas\u0131<br \/>\nbeklenir; ama bir ulus kendi ya\u015fam\u0131n\u0131 yazarken, \u00f6v\u00fcnc\u00fcn ve a\u015f\u0131r\u0131 kendini<br \/>\nbe\u011fenmi\u015fli\u011fin art\u0131k s\u0131n\u0131r\u0131 yoktur. Benim \u00e7ocuklu\u011fumda okul kitaplar\u0131<br \/>\nFrans\u0131zlar\u0131n fesat, Almanlar\u0131n erdemli oldu\u011funu \u00f6\u011fretirdi; \u015fimdi tam tersini<br \/>\n\u00f6\u011fretiyorlar. Her iki durumda da ger\u00e7e\u011fe en ufak bir sayg\u0131 g\u00f6sterilmemektedir.<\/p>\n<p>Waterloo Sava\u015f\u0131 hakk\u0131ndaki Alman kitaplar\u0131nda Wellington&#8217;un (Wellington D\u00fck\u00fc (1769-1852): Napolyon&#8217;a kar\u015f\u0131 yap\u0131lan Waterloo Sava\u015f\u0131&#8217;nda \u0130ngiliz komutan, general; daha sonra ba\u015fbakan. (\u00e7.n.) sava\u015f\u0131 hemen hemen kaybetti\u011fi bir s\u0131rada Bl\u00fccher&#8217;in (Gebhard Leberecht von Bl\u00fccher (1742-1819): Waterloo Sava\u015f\u0131nda Prusyal\u0131 general. (\u00e7.n.) gelip durumu kurtard\u0131\u011f\u0131 anlat\u0131l\u0131r; \u0130ngiliz kitaplar\u0131nda da Bl\u00fccher&#8217;in pek \u00f6nemli bir rol oynamad\u0131\u011f\u0131. Bu \u0130ngiliz ve Alman kitaplar\u0131n\u0131n yazarlar\u0131 ger\u00e7e\u011fi s\u00f6ylemediklerini kendileri de<br \/>\nbilirler. Amerikan okul kitaplar\u0131 eskiden a\u015f\u0131r\u0131 derecede \u0130ngiliz kar\u015f\u0131t\u0131yd\u0131lar; sava\u015ftan bu yana ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde \u0130ngiliz yanl\u0131s\u0131 oldular.<\/p>\n<p>Her iki durumda da ama\u00e7lanan \u015fey ger\u00e7ek de\u011fildi. Ba\u015flang\u0131\u00e7ta oldu\u011fu gibi<br \/>\n\u015fimdilerde de ama\u00e7 Birle\u015fik Amerika&#8217;da kar\u0131\u015f\u0131k k\u00f6kenli g\u00f6\u00e7men \u00e7ocuklar\u0131<br \/>\nk\u00fctlesini &#8220;iyi Amerikal\u0131&#8221;ya d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrmek olmu\u015ftur. Bir &#8220;iyi Alman&#8221; veya bir<br \/>\n&#8220;iyi Japon&#8221; gibi, bir &#8220;iyi Amerikal\u0131&#8221;n\u0131n da daha \u00e7ok k\u00f6t\u00fc bir insan olmas\u0131<br \/>\ngerekti\u011fi kimsenin akl\u0131na gelmez. &#8220;\u0130yi Amerikal\u0131&#8221; d\u00fcnyadaki en g\u00fczel \u00fclkenin Amerika oldu\u011fu ve her kavgada co\u015fkuyla desteklenmesi gerekti\u011fi inanc\u0131yla \u015fi\u015firilmi\u015f bir kad\u0131n ya da bir erkektir. Bu \u00f6nermelerin do\u011fru olmas\u0131 da pekala olas\u0131d\u0131r; o zaman rasyonel hi\u00e7 kimse ona kar\u015f\u0131 gelmez. Ancak, e\u011fer do\u011fru iseler yaln\u0131z Amerika&#8217;da de\u011fil her yerde \u00f6\u011fretilmelidirler. Bu t\u00fcr \u00f6nermelere, y\u00fccelttikleri \u00fclkeler d\u0131\u015f\u0131nda hi\u00e7bir yerde inan\u0131lmamas\u0131 ku\u015fku uyand\u0131r\u0131c\u0131 bir durumdur. Bu arada b\u00fct\u00fcn \u00fclkelerde devlet mekanizmalar\u0131 savunmas\u0131z \u00e7ocuklar\u0131n b\u00f6yle sa\u00e7ma \u00f6nermelere inand\u0131r\u0131lmas\u0131 yolunda i\u015fletilmektedir. Bunun sonucu, bu \u00e7ocuklar\u0131 do\u011fruluk ve hak u\u011fruna sava\u015ft\u0131klar\u0131 san\u0131s\u0131yla, sinsi \u00e7\u0131karlar\u0131 korumak u\u011fruna \u00f6lmeyi g\u00f6ze almaya haz\u0131r yapmakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bu da e\u011fitimi ger\u00e7ek bilgi vermek yerine, insanlar\u0131n efendilerinin<br \/>\narzular\u0131na boyun e\u011fmesini sa\u011flayacak \u015fekilde d\u00fczenlemenin say\u0131s\u0131z yollar\u0131ndan birisidir. \u0130lkokullarda inceden inceye d\u00fczenlenen bir kand\u0131rmaca sistemi olmadan, demokrasinin kamuflaj\u0131n\u0131 korumak olanaks\u0131z olurdu.<\/p>\n<p>E\u011fitim konusunu bitirmeden \u00f6nce Amerika&#8217;dan bir \u00f6rnek daha verece\u011fim.<br \/>\n-Amerika&#8217;n\u0131n \u00f6teki \u00fclkelerden daha k\u00f6t\u00fc olmas\u0131 nedeniyle de\u011fil; onun, en<br \/>\n\u00e7a\u011fda\u015f \u00fclke olmas\u0131 ve oradaki tehlikelerin hafiflemek yerine a\u011f\u0131rla\u015fma<br \/>\ne\u011filimi g\u00f6stermeleri nedeniyle. New York eyaletinde t\u00fcm\u00fcyle \u00f6zel sermaye ile desteklense bile, eyalet izni al\u0131nmadan okul a\u00e7\u0131lamaz. Yeni \u00e7\u0131kan bir yasa &#8220;i\u015f ba\u015f\u0131ndaki h\u00fck\u00fcmetlerin kuvvet, \u015fiddet veya yasal olmayan yollar ile d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fclmesini \u00f6\u011f\u00fctleyen doktrinlerin \u00f6\u011fretilmesine e\u011fitim programlar\u0131 i\u00e7inde yer verdi\u011fi anla\u015f\u0131lan&#8221; hi\u00e7 bir okula bu iznin verilmemesini h\u00fckme ba\u011flam\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>The New Republic dergisi, i\u015f ba\u015f\u0131ndaki h\u00fck\u00fcmet derken, \u015fu veya bu h\u00fck\u00fcmet diye bir s\u0131n\u0131rlama yap\u0131lmad\u0131\u011f\u0131na dikkat \u00e7ekmektedir. Bu nedenle, sava\u015f s\u0131ras\u0131nda Kaiser h\u00fck\u00fcmetinin g\u00fc\u00e7 kullanarak devrilmesini veya, daha sonra, Sovyet h\u00fck\u00fcmetine kar\u015f\u0131 Kolchak ve Denikin&#8217;in desteklenmesini \u00f6\u011freten doktrin de bu yasaya g\u00f6re, illegal olacakt\u0131r. Bu t\u00fcr sonu\u00e7lar,<br \/>\nku\u015fkusuz ama\u00e7lanmam\u0131\u015f, sadece k\u00f6t\u00fc kaleme al\u0131nma y\u00fcz\u00fcnden ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ekte neyin ama\u00e7lanm\u0131\u015f oldu\u011fu, devlet okullar\u0131ndaki \u00f6\u011fretmenlerle ilgili olarak ayn\u0131 d\u00f6nemde \u00e7\u0131kar\u0131lan bir ba\u015fka yasadan anla\u015f\u0131lmaktad\u0131r. Bu yasa devlet okullar\u0131nda \u00f6\u011fretmenlik yapmak i\u00e7in gerekli olan izin belgelerinin yaln\u0131zca &#8220;eyalet ve Birle\u015fik Devletler h\u00fck\u00fcmetlerine sad\u0131k ve itaatkar&#8221; olduklar\u0131n\u0131 tatmin edici bir \u015fekilde kan\u0131tlayan&#8221; ki\u015filere verilece\u011fini; nerede ve ne ko\u015fulla olursa olsun &#8220;eyaletin ya da Birle\u015fik Devletler&#8217;in h\u00fck\u00fcmet \u015feklinden farkl\u0131 bir h\u00fck\u00fcmet \u015feklini&#8221; savunanlara verilmeyece\u011fini h\u00fckme ba\u011flamaktad\u0131r. The New Republic dergisinde yer alan al\u0131nt\u0131ya g\u00f6re, bu yasalar\u0131 haz\u0131rlayan komite &#8220;\u015fimdiki sosyal sistemi onaylamayan \u00f6\u011fretmenin i\u015fe devam etmemesi&#8221; ve &#8220;sosyal de\u011fi\u015fiklik teorilerine kar\u015f\u0131 koymaya amade olmayan kimselere, gen\u00e7 ve ya\u015fl\u0131 insanlar\u0131 vatanda\u015fl\u0131k sorumlulu\u011funa haz\u0131rlama g\u00f6revinin emanet edilmemesi&#8221; kural\u0131n\u0131<br \/>\nkoymu\u015ftur.<\/p>\n<p>Demek oluyor ki, New York eyaletinin bu yasas\u0131na g\u00f6re, ne \u0130sa ne de George Washington, ahlaki y\u00f6nden uygun kimselerdir. \u0130sa New York&#8217;a<br \/>\ngidip &#8220;K\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklar\u0131n bana gelmesine izin verin,&#8221; deseydi New York<br \/>\nOkullar Y\u00f6netim Kurulu ba\u015fkan\u0131ndan \u015fu yan\u0131t\u0131 al\u0131rd\u0131: &#8220;Bay\u0131m, sosyal de\u011fi\u015fim teorilerine kar\u015f\u0131 koymaya istekli oldu\u011funuzun hi\u00e7bir kan\u0131t\u0131n\u0131 g\u00f6remiyorum.<\/p>\n<p>\u00dcstelik bana s\u00f6ylendi\u011fine g\u00f6re siz, kendi deyiminizle, semavi<br \/>\nkrall\u0131k diye bir \u015feyi savunuyormu\u015fsunuz. Halbuki, Tanr\u0131&#8217;ya \u015f\u00fck\u00fcrler olsun,<br \/>\nbu \u00fclke bir cumhuriyettir. G\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki sizin semavi krall\u0131\u011f\u0131n\u0131z\u0131n h\u00fck\u00fcmet<br \/>\n\u015fekli New York eyaletininkinden esasl\u0131 \u015fekilde farkl\u0131d\u0131r. Bu nedenle, hi\u00e7bir<br \/>\n\u00e7ocu\u011fun size gelmesine izin verilemez.&#8221; E\u011fer ba\u015fkan b\u00f6yle bir yan\u0131t vermekte kusur ederse, yasan\u0131n uygulanmas\u0131ndan sorumlu bir g\u00f6revli olarak, g\u00f6revini yerine getirmemi\u015f olurdu.<\/p>\n<p>Bu t\u00fcr yasalar\u0131n etkileri \u00e7ok ciddidir. New York eyaletindeki h\u00fck\u00fcmet<br \/>\n\u015fekli ve sosyal sistemin bu gezegende var olmu\u015f olanlar\u0131n\u0131n en iyisi<br \/>\noldu\u011funu kabul etsek bile, her ikisinin de daha iyi hale gelmesi olanakl\u0131<br \/>\nolabilir. \u00c7ok a\u015fikar olan bu sav\u0131 kabul eden bir ki\u015finin bir eyalet<br \/>\nokulunda \u00f6\u011fretim yapmas\u0131 yasal olarak olanaks\u0131zd\u0131r. G\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc gibi, yasa<br \/>\n\u00f6\u011fretmenlerin ya iki y\u00fczl\u00fc ya da aptal olmalar\u0131n\u0131 emretmektedir.<br \/>\nNew York yasas\u0131 otoritenin tek bir \u00f6rg\u00fct elinde toplanmas\u0131n\u0131n giderek<br \/>\nartmakta olan tehlikesine bir \u00f6rnek olu\u015fturmaktad\u0131r; bu \u00f6rg\u00fct\u00fcn bir<br \/>\ndevlet, bir vak\u0131f ya da bir vak\u0131flar federasyonu olmas\u0131 fark etmez. E\u011fitim<br \/>\nkonusunda otorite, benimsemedi\u011fi doktrinlerin gen\u00e7lerce duyulmas\u0131n\u0131<br \/>\nengelleyebilen devletin elindedir. Demokratik bir devletin halktan pek fark\u0131<br \/>\nolmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnen ki\u015filerin hala var oldu\u011funu san\u0131yorum. Ancak bu bir<br \/>\nhayalden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir.<\/p>\n<p>Devlet de\u011fi\u015fik ama\u00e7larla bir araya gelmi\u015f olan ve stat\u00fcko korundu\u011fu s\u00fcrece iyi bir gelir elde eden \u00e7e\u015fitli g\u00f6revlilerden olu\u015fan bir topluluktur. Stat\u00fckoda isteyebilecekleri tek de\u011fi\u015fiklik b\u00fcrokrasinin geni\u015flemesi ve g\u00fcc\u00fcn\u00fcn artmas\u0131d\u0131r. Bu nedenle, \u00f6rne\u011fin sava\u015flar\u0131n yaratt\u0131\u011f\u0131 heyecan\u0131 f\u0131rsat bilip, kendilerine kar\u015f\u0131 gelenleri a\u00e7l\u0131\u011fa mahkum etme hakk\u0131 da dahil olmak \u00fczere, emirleri alt\u0131ndaki kimseler \u00fczerinde engizisyon benzeri g\u00fc\u00e7ler elde etmeleri do\u011fald\u0131r. Zihinsel konularda \u00f6rne\u011fin e\u011fitimde bu durum bir felakettir; geli\u015fme, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ve entelekt\u00fcel giri\u015fim olanaklar\u0131n\u0131 k\u00f6k\u00fcnden yok eder. B\u00fct\u00fcn bunlar ilk\u00f6\u011fretimi t\u00fcm\u00fcyle tek bir \u00f6rg\u00fct\u00fcn idaresine b\u0131rakman\u0131n do\u011fal sonucudur.<\/p>\n<p>Dinsel ho\u015fg\u00f6r\u00fcye, bir \u00f6l\u00e7\u00fcde eri\u015filmi\u015ftir; \u00e7\u00fcnk\u00fc art\u0131k insanlar dini<br \/>\neskiden san\u0131ld\u0131\u011f\u0131 kadar \u00f6nemli bulmamaya ba\u015flam\u0131\u015flard\u0131r. Bir zamanlar<br \/>\ndinin i\u015fgal etti\u011fi yeri alan politika ve ekonomi alanlar\u0131nda gittik\u00e7e artan,<br \/>\nve \u015fu veya bu parti ile s\u0131n\u0131rl\u0131 olmayan bir cezaland\u0131rma e\u011filimi ba\u015f g\u00f6stermi\u015ftir. Rusya&#8217;da d\u00fc\u015f\u00fcnceye yap\u0131lan bask\u0131 b\u00fct\u00fcn kapitalist \u00fclkelerdekinden \u00e7ok daha a\u011f\u0131rd\u0131r.<\/p>\n<p>Petersburg&#8217;da daha sonralar\u0131 yoksulluktan \u00f6len \u00fcnl\u00fc Rus ozan\u0131 Alexander<br \/>\nBlock ile tan\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131m. Bol\u015fevikler onun estetik dersleri vermesine izin<br \/>\nvermi\u015flerdi; ancak konuyu &#8220;Marx&#8217;\u00e7\u0131 bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan&#8221; \u00f6\u011fretmesi ko\u015fulundan<br \/>\n\u015fikayet ediyordu.<\/p>\n<p>Ritm teorisinin Markisizmle olan bir ba\u011f\u0131nt\u0131s\u0131n\u0131 bulmakta zorlan\u0131yordu;<br \/>\nyine de a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lmemek i\u00e7in, elinden geleni yapmaya \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131. Do\u011fal<br \/>\nolarak, Bol\u015feviklerin iktidara gelmesini izleyen uzun y\u0131llar boyunca<br \/>\nrejimlerinin temelini olu\u015fturan dogmalar\u0131 herhangi bir \u015fekilde ele\u015ftiren<br \/>\nbir \u015fey yay\u0131nlamak olanaks\u0131zd\u0131.<\/p>\n<p>Amerika ve Rusya \u00f6rnekleri, varmakta oldu\u011fumuz sonucu bize a\u00e7\u0131k\u00e7a<br \/>\ng\u00f6stermektedir: insanlar politikan\u0131n \u00f6nemi hakk\u0131ndaki \u015fimdiki fanatik<br \/>\ninan\u00e7lar\u0131n\u0131 devam ettirdikleri s\u00fcrece, politik konularda \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcnce<br \/>\nolanaks\u0131zd\u0131r; Rusya&#8217;da oldu\u011fu gibi, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck k\u0131s\u0131tlamas\u0131n\u0131n b\u00fct\u00fcn \u00f6teki<br \/>\nalanlara yay\u0131lma tehlikesi \u00e7ok b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Bizi bu felaketten ancak bir \u00f6l\u00e7\u00fcde politik ku\u015fkuculuk kurtarabilir.<\/p>\n<p>E\u011fitimden sorumlu b\u00fcrokratlar\u0131n gen\u00e7lerin e\u011fitilmesini arzulad\u0131klar\u0131<br \/>\nsan\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Tersine, onlar\u0131n sorunlar\u0131, zihinsel yetenek kazand\u0131rmaks\u0131z\u0131n, sadece bilgi aktarmakt\u0131r. E\u011fitimin iki amac\u0131 olmal\u0131d\u0131r: birincisi okuma-yazma, dil bilgisi, matematik gibi alanlarda kesin bilgiler vermek; ikincisi de kendi ba\u015flar\u0131na bilgi edinmeye ve sa\u011fl\u0131kl\u0131 de\u011ferlendirme yapmaya olanak veren zihinsel al\u0131\u015fkanl\u0131klar kazand\u0131rmakt\u0131r. Bunlardan birincisine bilgi, ikincisine de zeka (intelligence) diyebiliriz. Bilginin gerek teorik gerek pratik yararl\u0131l\u0131\u011f\u0131, bilinen bir \u015feydir.<\/p>\n<p>Okumu\u015f bir halk olmadan modern devlet olanaks\u0131zd\u0131r. Ancak, zekan\u0131n sadece teorik yarar\u0131 oldu\u011fu, pratik bir yarar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 kabul edilmektedir. S\u0131radan ki\u015filerin kendi ba\u015flar\u0131na d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri istenmez; \u00e7\u00fcnk\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcnen insanlar\u0131 y\u00f6netmek g\u00fc\u00e7t\u00fcr; y\u00f6netimde sorunlar \u00e7\u0131kar\u0131rlar. Platon&#8217;un deyi\u015fiyle, yaln\u0131z y\u00f6neticiler d\u00fc\u015f\u00fcnmeli, geri kalanlar sadece itaat etmeli, koyun s\u00fcr\u00fcs\u00fc gibi liderlerini izlemelidirler. Bu doktrin, siyasal demokrasinin kabul\u00fcnden sonra da \u00e7o\u011fu kez bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131nda varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrm\u00fc\u015f ve b\u00fct\u00fcn ulusal e\u011fitim sistemlerini temelden sarsm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Zekay\u0131 geli\u015ftirmeden bilgi vermeyi en iyi ba\u015faran \u00fclke \u00e7a\u011fda\u015f uygarl\u0131\u011fa<br \/>\nson kat\u0131lan \u00fclke olan Japonya&#8217;d\u0131r. Japonya&#8217;daki ilk\u00f6\u011fretimin e\u011fitim a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00f6vg\u00fcye de\u011fer oldu\u011fu s\u00f6ylenir. Ancak, bilgi vermenin yan\u0131 s\u0131ra, Mikado&#8217;ya tapmay\u0131 \u00f6\u011fretmek gibi bir ba\u015fka amac\u0131 daha vard\u0131r; bu da g\u00fcn\u00fcm\u00fczde \u00e7a\u011fda\u015fla\u015fma \u00f6ncesi Japonya&#8217;s\u0131nda oldu\u011fundan \u00e7ok daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir itikatt\u0131r. B\u00f6ylece, okullar ayn\u0131 zamanda hem bilgi vermek hem de bo\u015f-inan\u0131 geli\u015ftirmek i\u00e7in kullan\u0131lm\u0131\u015f olmaktad\u0131r. Biz Mikado&#8217;ya tapmaya pek hevesli olmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z i\u00e7in, Japon e\u011fitiminde nelerin abes oldu\u011funu a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6rebiliyoruz. Bizim ulusal bo\u015f-inanlar\u0131m\u0131z bize do\u011fal ve akla uygun geliyor. Bu nedenle onlar\u0131 Japon bo\u015f-inan\u0131n\u0131 de\u011ferlendirdi\u011fimiz gibi de\u011ferlendirmiyoruz. Fakat, d\u00fcnyay\u0131 dola\u015fm\u0131\u015f bir Japon, bizim okullar\u0131m\u0131zda Mikado&#8217;nun tanr\u0131 oldu\u011fu inanc\u0131 kadar akla ters d\u00fc\u015fen bo\u015f-inanlar \u00f6\u011fretildi\u011fini s\u00f6ylerse, san\u0131r\u0131m yerinde bir g\u00f6zlem yapm\u0131\u015f olur.<\/p>\n<p>Ben \u015fimdilik bu duruma \u00e7are aram\u0131yorum; sadece hastal\u0131\u011fa bir tan\u0131 koymak istiyorum. E\u011fitimin, rasyonalizmin ve d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn<br \/>\n\u00f6n\u00fcndeki ba\u015fl\u0131ca engellerden biri olmas\u0131 gibi paradoksal bir durumla kar\u015f\u0131<br \/>\nkar\u015f\u0131yay\u0131z. Bu durum, temel olarak devletin e\u011fitim tekelini elinde<br \/>\ntutmas\u0131 y\u00fcz\u00fcnden ortaya \u00e7\u0131kmaktad\u0131r; ancak bu yegane neden de\u011fildir.<\/p>\n<p><b>2) <\/b>Propaganda. Bizim e\u011fitim sistemimiz okuyabilen, ancak \u00e7o\u011funlukla<br \/>\nolaylar\u0131 de\u011ferlendirmeyi ve ba\u011f\u0131ms\u0131z bir g\u00f6r\u00fc\u015f edinmeyi beceremeyen gen\u00e7ler yeti\u015ftirir. Daha sonra, bu gen\u00e7 insanlar, ya\u015famlar\u0131 s\u00fcresince, onlar\u0131 her t\u00fcrl\u00fc sa\u00e7ma \u00f6nermelere inand\u0131rmaya y\u00f6nelik ifadelerin sald\u0131r\u0131s\u0131na u\u011frarlar.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin Blanks&#8217;in haplar\u0131 her t\u00fcrl\u00fc hastal\u0131\u011f\u0131 iyile\u015ftirir; Spitzbergen<br \/>\nadalar\u0131 s\u0131cak ve verimlidir; Almanlar \u00f6l\u00fclerin cesetlerini yerler. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz<br \/>\npolitikac\u0131lar\u0131 ve h\u00fck\u00fcmetleri taraf\u0131ndan uyguland\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle<br \/>\npropaganda sanat\u0131 reklamc\u0131l\u0131k sanat\u0131ndan t\u00fcremi\u015ftir. Psikoloji bilimi<br \/>\nreklamc\u0131lara \u00e7ok \u015fey bor\u00e7ludur. Bir insan\u0131n, kendi mallar\u0131n\u0131n kusursuz<br \/>\noldu\u011funu \u0131srarla dile getirmekle bir\u00e7ok ki\u015fiyi onlar\u0131n kusursuz oldu\u011funa<br \/>\nikna etmesi, eskiden psikologlarca pek olanakl\u0131 say\u0131lmazd\u0131. Ancak, deneyimler onlar\u0131n bu konuda yan\u0131ld\u0131klar\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Halk\u0131n topluca bulundu\u011fu bir yerde aya\u011fa kalk\u0131p d\u00fcnyadaki en al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fc insan oldu\u011fumu bir kez s\u00f6ylesem herkes bana g\u00fcler. Ama yeterince para bulabilirsem, ve bu s\u00f6zleri b\u00fct\u00fcn otob\u00fcslerde tekrarlar, demiryollar\u0131 boyunca pankartlara ge\u00e7irirsem; insanlar, \u00e7ok ge\u00e7meden, benim reklamdan anormal \u015fekilde ka\u00e7\u0131nan bir kimse oldu\u011fuma inanmaya ba\u015flarlar. K\u00fc\u00e7\u00fck bir d\u00fckkan sahibine &#8220;Kar\u015f\u0131daki rakibine dikkat et: senin m\u00fc\u015fterilerini \u00e7eliyor. D\u00fckkandan \u00e7\u0131k\u0131p yolun ortas\u0131nda dursan ve o seni vurmadan sen onu vurmaya \u00e7al\u0131\u015fsan iyi olmaz m\u0131?&#8221; desem, d\u00fckkan sahibi benim deli oldu\u011fumu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Fakat ayn\u0131 s\u00f6zleri devlet bando e\u015fli\u011finde \u0131srarla s\u00f6ylerse k\u00fc\u00e7\u00fck d\u00fckkan sahipleri gayrete gelirler; sonra da i\u015flerinin bozuldu\u011funu fark edip \u015fa\u015f\u0131r\u0131rlar.<\/p>\n<p>Reklamc\u0131larca ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fu saptanm\u0131\u015f y\u00f6ntemlerle yap\u0131lan propaganda<br \/>\n\u015fimdilerde b\u00fct\u00fcn geli\u015fmi\u015f \u00fclkelerin y\u00f6netimlerince benimsenen y\u00f6ntemlerden biri haline gelmi\u015ftir; buna, \u00f6zellikle de demokratik yollarla kamuoyu olu\u015fturulmas\u0131nda ba\u015fvurulur.<\/p>\n<p>Propagandan\u0131n, \u015fimdi uyguland\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle, birbirinden \u00e7ok farkl\u0131 iki<br \/>\nk\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc vard\u0131r. Bir kere, ciddi kan\u0131tlar \u00f6ne s\u00fcrmekten \u00e7ok, inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n<br \/>\nirrasyonel kaynaklar\u0131n\u0131 harekete ge\u00e7irir. \u0130kinci olarak da para veya g\u00fc\u00e7<br \/>\nkullanarak en \u00e7ok reklam yapana haks\u0131z bir \u00fcst\u00fcnl\u00fck sa\u011flar. Bana<br \/>\ngelince, ben propagandan\u0131n mant\u0131ktan \u00e7ok duygulara hitap etti\u011fi konusunun gere\u011finden \u00e7ok abart\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorum. Duygu ve mant\u0131k aras\u0131ndaki \u00e7izgi baz\u0131lar\u0131n\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc kadar kesin de\u011fildir. Dahas\u0131, kurnaz bir adam, benimsenme olana\u011f\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc herhangi bir konuda o konu lehinde yeterince rasyonel olan kan\u0131tlar bulabilir.<\/p>\n<p>Ger\u00e7ek ya\u015famda kar\u015f\u0131la\u015f\u0131lan herhangi bir sorunda lehte ve aleyhte ge\u00e7erli<br \/>\narg\u00fcmanlar her zaman \u00f6ne s\u00fcr\u00fclebilir. Ger\u00e7e\u011fin g\u00f6z g\u00f6re g\u00f6re sapt\u0131r\u0131lmas\u0131na hakl\u0131 olarak kar\u015f\u0131 gelmek olanakl\u0131d\u0131r; ancak ger\u00e7e\u011fin sapt\u0131r\u0131lmas\u0131na her zaman gerek de olmayabilir. &#8220;Pears sabunu&#8217; s\u00f6zc\u00fckleri, hi\u00e7bir \u015fey iddia etmedikleri halde insanlar\u0131n bu sabunu sat\u0131n almalar\u0131na neden olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer bu s\u00f6zc\u00fcklerin yaz\u0131ld\u0131\u011f\u0131 yerlere onlar\u0131n yerine &#8220;\u0130\u015f\u00e7i Partisi&#8221; yaz\u0131lsa,<br \/>\nilan parti lehine hi\u00e7bir iddiada bulunmad\u0131\u011f\u0131 halde milyonlarca insan \u0130\u015f\u00e7i<br \/>\nPartisine oy vermeye y\u00f6nelir. Bir anla\u015fmazl\u0131ktaki kar\u015f\u0131t taraflar, \u00fcnl\u00fc<br \/>\nmant\u0131k\u00e7\u0131lardan olu\u015fan bir komite taraf\u0131ndan uygun ve do\u011fru olduklar\u0131<br \/>\nsaptanan deyimler kullanmaya yasa emriyle zorlansalar bile, propagandan\u0131n g\u00fcn\u00fcm\u00fczde uyguland\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle ortaya \u00e7\u0131kan temel sak\u0131nca yine de var olurdu. B\u00f6yle bir yasan\u0131n oldu\u011funu ve ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ge\u00e7erli \u00f6nerileri ileri s\u00fcren iki partiden birinin propaganda giderleri i\u00e7in bir milyon sterlini, \u00f6tekinin de y\u00fcz bin sterlini oldu\u011funu varsayal\u0131m. Daha zengin olan partinin lehindeki kan\u0131tlar\u0131n yoksul olan partinin lehine olanlara g\u00f6re daha geni\u015f bir k\u00fctle taraf\u0131ndan duyulaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r. Bu nedenle de kazanan, zengin parti olacakt\u0131r. Do\u011fald\u0131r ki, partilerden birisi iktidarda ise bu durum daha da belirgin olur. Rusya&#8217;da propaganda hemen t\u00fcm\u00fcyle devlet tekelindedir; ama bu gerekli de de\u011fildir. E\u011fer ola\u011fan\u00fcst\u00fc k\u00f6t\u00fc bir durum yoksa, rakiplerine kar\u015f\u0131 sahip oldu\u011fu avantaj onun kazanmas\u0131 i\u00e7in genellikle yeterlidir.<\/p>\n<p>Propagandaya yap\u0131lan itirazlar sadece onun, insanlar\u0131n irrasyonel<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcncelerine seslenmesine de\u011fil, daha \u00e7ok, zenginlere ve g\u00fc\u00e7l\u00fclere haks\u0131z avantajlar sa\u011flamas\u0131na y\u00f6neliktir. E\u011fer ger\u00e7ek d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc var olacaksa, de\u011fi\u015fik g\u00f6r\u00fc\u015fler aras\u0131nda f\u0131rsat e\u015fitli\u011finin olmas\u0131 da zorunludur; fikirler aras\u0131 f\u0131rsat e\u015fitli\u011fi de ancak bu amaca y\u00f6nelik titiz yasalarla elde edilebilir. Bu yasalar\u0131n \u00e7\u0131kmas\u0131n\u0131 beklemek i\u00e7in ise akla uygun hi\u00e7bir neden yoktur. \u00c7are, \u00f6ncelikle b\u00f6yle yasalarda de\u011fil, daha iyi bir e\u011fitim ve daha ku\u015fkucu bir kamuoyunda aranmal\u0131d\u0131r. \u015eimdilik \u00e7areler \u00fczerinde durmak istemiyorum.<\/p>\n<p><b>3) <\/b>Ekonomik Bask\u0131. D\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6n\u00fcndeki bu engelin baz\u0131 y\u00f6nlerini<br \/>\ndaha \u00f6nce ele alm\u0131\u015ft\u0131m. \u015eimdi, bu konuyu, \u00f6nleyici \u00f6nlemler al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131<br \/>\ntakdirde gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcyen bir tehlike olarak, daha genel hatlar\u0131yla ele<br \/>\nalmak istiyorum. D\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131 ekonomik bask\u0131 uygulaman\u0131n en \u00e7arp\u0131c\u0131 \u00f6rne\u011fi Rusya&#8217;d\u0131r.<\/p>\n<p>Rusya&#8217;da \u00e7al\u0131\u015fma anla\u015fmas\u0131 \u00f6ncesinde devlet, d\u00fc\u015f\u00fcncelerini be\u011fenmedi\u011fi<br \/>\nki\u015fileri a\u00e7l\u0131\u011fa mahkum edebilirdi; ve etti de \u00f6rne\u011fin Kropotkin&#8217;i. (Rus<br \/>\nco\u011frafyac\u0131s\u0131; anar\u015fist) Ancak bu konuda Rusya \u00f6b\u00fcr \u00fclkelerden sadece<br \/>\nbiraz daha bask\u0131nd\u0131r. Fransa&#8217;da Dreyfus (Alfred Dreyfus (1859-1935): Vatana ihanet su\u00e7uyla \u00f6nce mahkum olan, sonra serbest b\u0131rak\u0131l\u0131p haklar\u0131 geri verilen Frans\u0131z subay. (\u00e7.n.) davas\u0131 s\u0131ras\u0131nda herhangi bir \u00f6\u011fretmen ba\u015flang\u0131\u00e7ta Dreyfus yanl\u0131s\u0131, i\u015fin sonunda da kar\u015f\u0131t\u0131 ise i\u015finden<br \/>\nolabilirdi. G\u00fcn\u00fcm\u00fcz Amerika&#8217;s\u0131nda Standard Petrol \u015eirketi&#8217;ni ele\u015ftiren bir<br \/>\n\u00fcniversite profes\u00f6r\u00fcn\u00fcn, ne denli \u00fcnl\u00fc olursa olsun, i\u015f bulabilece\u011fini pek<br \/>\nsanmam. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00fct\u00fcn \u00fcniversite rekt\u00f6rleri Mr. Rockefeller&#8217;den ya mali destek al\u0131r ya da almay\u0131 umar. Amerika&#8217;n\u0131n her yerinde sosyalistler damgalanm\u0131\u015ft\u0131r ve \u00e7ok yetenekli de\u011fillerse, i\u015f bulmalar\u0131 son derece g\u00fc\u00e7t\u00fcr.<\/p>\n<p>Sanayile\u015fmenin iyice geli\u015fmi\u015f oldu\u011fu yerlerde kendini g\u00f6steren, tr\u00f6stlerin<br \/>\nve tekellerin b\u00fct\u00fcn i\u015f kollar\u0131n\u0131 kontrol etme e\u011filimi i\u015fverenlerin say\u0131ca<br \/>\nazalmas\u0131na yol a\u00e7maktad\u0131r. Sonu\u00e7ta, b\u00fcy\u00fck \u015firketlere boyun e\u011fmeyen ki\u015filerin a\u00e7l\u0131\u011fa s\u00fcr\u00fcklenmesini sa\u011flayan gizli kara-defterler tutmak gittik\u00e7e<br \/>\nkolayla\u015fmaktad\u0131r. Tekellerin g\u00fc\u00e7lenmesi Rusya&#8217;daki devlet sosyalizmine<br \/>\nili\u015fkin k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin bir\u00e7o\u011funu Amerika&#8217;da da ortaya \u00e7\u0131karmaktad\u0131r. Tek<br \/>\ni\u015fverenin devlet veya bir tr\u00f6st olmas\u0131 ki\u015finin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc a\u00e7\u0131s\u0131ndan bir fark<br \/>\nyaratmaz.<\/p>\n<p>Sanayile\u015fmede en ileri \u00fclke olan Amerika&#8217;da ve ko\u015fullar\u0131 Amerika&#8217;dakilere<br \/>\nbenzer olan \u00f6teki \u00fclkelerde ise biraz daha az \u00f6l\u00e7\u00fcde olmak \u00fczere,<br \/>\ns\u0131radan bir vatanda\u015f, e\u011fer ge\u00e7imini sa\u011flamak istiyorsa baz\u0131 b\u00fcy\u00fck adamlar\u0131n d\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131 kazanmaktan ka\u00e7\u0131nmal\u0131d\u0131r. Bu b\u00fcy\u00fck adamlar\u0131n dinsel, siyasal, ahlaki- baz\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015fleri vard\u0131r ve kendi \u00e7al\u0131\u015fanlar\u0131n\u0131n bunlar\u0131 kabul etmelerini, en az\u0131ndan kabul etmi\u015f g\u00f6r\u00fcnmelerini beklerler. H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131 a\u00e7\u0131k\u00e7a inkar eden, veya evlilik yasalar\u0131n\u0131n biraz yumu\u015fat\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine inanan ya da b\u00fcy\u00fck \u015firketlerin sahip olduklar\u0131 g\u00fcce kar\u015f\u0131 olan bir ki\u015fi i\u00e7in Amerika, e\u011fer \u00e7ok \u00fcnl\u00fc bir yazar de\u011filse, hi\u00e7 de huzurlu bir \u00fclke de\u011fildir.<\/p>\n<p>Ekonomik \u00f6rg\u00fctlenmenin uygulamada tekelle\u015fme noktas\u0131na vard\u0131\u011f\u0131 b\u00fct\u00fcn<br \/>\n\u00fclkelerde d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00fczerinde ayn\u0131 k\u0131s\u0131tlamalar\u0131n ortaya<br \/>\n\u00e7\u0131kmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Bu nedenle, geli\u015fen d\u00fcnyam\u0131zda \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerin<br \/>\nkorunmas\u0131, serbest rekabetin ger\u00e7ekten var oldu\u011fu on dokuzuncu<br \/>\ny\u00fczy\u0131la g\u00f6re \u00e7ok daha g\u00fc\u00e7t\u00fcr. Akl\u0131n \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne \u00f6nem veren herkesin bu<br \/>\ndurumla tam olarak ve i\u00e7tenlikle y\u00fczle\u015fmesi; sanayile\u015fme hen\u00fcz ba\u015flang\u0131\u00e7 \u00e7a\u011f\u0131ndayken yeterli olan \u00f6nlemlerin art\u0131k ge\u00e7ersiz oldu\u011funu anlamas\u0131 gerekir.<\/p>\n<p>\u0130ki basit ilke, benimsendikleri takdirde hemen hemen b\u00fct\u00fcn sosyal sorunlar\u0131 \u00e7\u00f6zebilir. Birincisine g\u00f6re e\u011fitimin ama\u00e7lar\u0131ndan biri, insanlara, sadece do\u011fru olduklar\u0131na dair baz\u0131 mant\u0131ksal nedenler bulunan \u00f6nermelere<br \/>\ninanmalar\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretmek olmal\u0131d\u0131r. \u0130kincisi de bir i\u015fe adam al\u0131n\u0131rken, sadece,<br \/>\no i\u015fe uygun olup olmad\u0131\u011f\u0131na bak\u0131lmas\u0131 gereklili\u011fidir.<\/p>\n<p>Bunlardan \u00f6nce ikincisini ele alal\u0131m: bir kimseye bir g\u00f6rev verilirken, ya<br \/>\nda o ki\u015fi bir i\u015fe al\u0131n\u0131rken onun dinsel, siyasal, ve ahlaki d\u00fc\u015f\u00fcncelerini<br \/>\ndikkate alma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131, insanlara fikirlerinden dolay\u0131 zulmetmenin<br \/>\n\u00e7a\u011fda\u015f bi\u00e7imidir; sonunda da Engizisyon kadar etkili olabilir. Eski<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrl\u00fckler, yasal olarak var olsalar da hi\u00e7bir i\u015fe yaramazlar.<\/p>\n<p>E\u011fer uygulamada baz\u0131 fikirler insan\u0131 a\u00e7l\u0131\u011fa mahkum ediyorsa, bu fikirlerinin<br \/>\nyasalarca cezaland\u0131r\u0131lmamalar\u0131 pek zay\u0131f bir tesellidir.<\/p>\n<p>\u0130ngiltere Kilisesi&#8217;ne ba\u011fl\u0131 olmayan veya politikada al\u0131\u015f\u0131lagelmi\u015fin biraz<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda kalan fikirlere sahip insanlar\u0131n a\u00e7l\u0131ktan \u00f6lmelerine kar\u015f\u0131 toplumda bir \u00f6l\u00e7\u00fcde duyarl\u0131k vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak ateistlerin, Mormonlar\u0131n, (1830&#8217;da Amerika&#8217;da kurulmu\u015f bir dinsel<br \/>\n\u00f6rg\u00fct\u00fcn \u00fcyeleri. (\u00e7.n.) a\u015f\u0131r\u0131 kom\u00fcnistlerin, serbest a\u015fk\u0131 savunan ki\u015filerin<br \/>\ntoplumdan d\u0131\u015flanmas\u0131na kar\u015f\u0131 toplumsal bir duyarl\u0131k yok gibidir. B\u00f6yle<br \/>\nki\u015filerin zararl\u0131 olduklar\u0131, onlar\u0131 i\u015fe almaman\u0131n do\u011fal oldu\u011fu kabul edilir.<br \/>\n\u0130leri derecede sanayile\u015fmi\u015f bir \u00fclkede b\u00f6yle bir tutumun \u00e7ok etkili bir<br \/>\nzul\u00fcm olu\u015fturdu\u011funu insanlar hen\u00fcz pek fark etmemektedirler.<\/p>\n<p>Bu tehlike yeterince anla\u015f\u0131l\u0131rsa kamuoyunun harekete ge\u00e7irilmesi, bir<br \/>\nkimsenin i\u015fe al\u0131nmas\u0131nda onun inan\u00e7lar\u0131n\u0131n dikkate al\u0131nmamas\u0131 sa\u011flanabilir. Az\u0131nl\u0131klar\u0131n korunmas\u0131n\u0131n ya\u015famsal \u00f6nemi vard\u0131r. Kurallara en ba\u011fl\u0131 olanlar\u0131m\u0131z bile bir g\u00fcn kendilerini az\u0131nl\u0131kta bulabilirler. O nedenle, \u00e7o\u011funlu\u011fun zulm\u00fcn\u00fcn s\u0131n\u0131rlanmas\u0131nda hepimizin yarar\u0131 vard\u0131r. Kamuoyundan ba\u015fka hi\u00e7bir \u015fey bu sorunu \u00e7\u00f6zemez. Sosyalizm sorunu biraz daha belirgin hale getirir; \u00e7\u00fcnk\u00fc, ender de olsa, baz\u0131 i\u015fverenlerce sa\u011flanabilen f\u0131rsatlar sosyalizmde s\u00f6z konusu de\u011fildir. Sanayi i\u015fletmelerinde ger\u00e7ekle\u015ftirilen her b\u00fcy\u00fcme, ba\u011f\u0131ms\u0131z i\u015fveren say\u0131s\u0131n\u0131 azaltt\u0131\u011f\u0131ndan, durumu daha da k\u00f6t\u00fcle\u015ftirir. Bu konuda dinsel ho\u015fg\u00f6r\u00fc i\u00e7in verilen sava\u015fla ayn\u0131 t\u00fcrden bir sava\u015f verilmelidir.<\/p>\n<p>Fikirlerdeki sivriliklerin azalmas\u0131 bu sava\u015fta da \u00f6ncekinde oldu\u011fu gibi,<br \/>\nbelirleyici etken olabilir. \u0130nsanlar Katolikli\u011fin veya Protestanl\u0131\u011f\u0131n mutlak<br \/>\ndo\u011fru oldu\u011funa inan\u0131rlarken onlar u\u011fruna zul\u00fcm yapmaktan ka\u00e7\u0131nmam\u0131\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar, bulunduklar\u0131 \u00e7a\u011fda ge\u00e7erli olan inanlar\u0131n do\u011frulu\u011fundan ku\u015fkulanmad\u0131klar\u0131 s\u00fcrece, onlar u\u011fruna zul\u00fcm de yaparlar. Ho\u015fg\u00f6r\u00fcl\u00fc olmak i\u00e7in, teoride olmasa da uygulamada bir \u00f6l\u00e7\u00fcde ku\u015fku gereklidir. Bu da bizi e\u011fitimin ama\u00e7lar\u0131 hakk\u0131ndaki ikinci ilkeye g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.<\/p>\n<p>E\u011fer d\u00fcnyada ho\u015fg\u00f6r\u00fc olacaksa, okullarda \u00f6\u011fretilmesi gereken \u015feylerden<br \/>\nbiri de kan\u0131tlar\u0131 de\u011ferlendirme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131, do\u011fru olduklar\u0131na dair bir kan\u0131t bulunmayan \u00f6nermeleri oldu\u011fu gibi kabul etmeme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131 olmal\u0131d\u0131r. \u00d6rne\u011fin, gazete okuma sanat\u0131 \u00f6\u011fretilmelidir. \u00d6\u011fretmen, y\u0131llar \u00f6nce ge\u00e7mi\u015f ve politik tart\u0131\u015fmalara yol a\u00e7m\u0131\u015f olan bir olay\u0131 ele almal\u0131; \u00e7ocuklara \u00f6nce bir taraf\u0131 destekleyen gazetelerde yaz\u0131lanlar\u0131, sonra kar\u015f\u0131 taraftakileri destekleyenlerin yazd\u0131klar\u0131n\u0131, en sonra da ger\u00e7ekten ne olup bitti\u011fini tarafs\u0131z bir \u015fekilde aktaran yaz\u0131lar\u0131 okumal\u0131d\u0131r. Deneyimli bir okuyucunun her iki taraftaki \u00f6nyarg\u0131l\u0131 haberlerden ger\u00e7ekte ne oldu\u011funu nas\u0131l \u00e7\u0131karabilece\u011fini g\u00f6stermeli; gazetelerde yaz\u0131lanlar\u0131n az veya \u00e7ok<br \/>\nger\u00e7ek d\u0131\u015f\u0131 oldu\u011funu \u00f6\u011frencilerin anlamas\u0131n\u0131 sa\u011flamal\u0131d\u0131r. Bu \u00f6\u011freti sonunda edinilen ku\u015fkuculuk, iyi niyetli insanlar\u0131n idealist y\u00f6nlerine seslenen bu t\u00fcrden soytar\u0131lar\u0131n dalaverelerine kar\u015f\u0131, ilerideki y\u0131llarda \u00f6\u011frencilere ba\u011f\u0131\u015f\u0131kl\u0131k kazand\u0131racakt\u0131r.<\/p>\n<p>Tarih de buna benzer bir y\u00f6ntemle \u00f6\u011fretilmelidir. \u00d6rne\u011fin, Napolyon&#8217;un<br \/>\nb\u00fct\u00fcn \u00e7arp\u0131\u015fmalarda peri\u015fan etti\u011fi -resmi b\u00fcltenlere g\u00f6re M\u00fcttefiklerin Paris surlar\u0131na dayanmas\u0131yla Paris halk\u0131n\u0131 \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131\u011fa u\u011fratan 1813 ve 1814 seferleri Moniteur&#8217;den okutulmal\u0131d\u0131r. Daha ileri s\u0131n\u0131flarda \u00f6l\u00fcmden<br \/>\nkorkmamay\u0131 \u00f6\u011fretmek i\u00e7in, \u00e7ocuklardan Trotsky&#8217;nin Lenin&#8217;e ka\u00e7 kez<br \/>\nsuikast d\u00fczenledi\u011fini saymalar\u0131 istenmelidir.<\/p>\n<p>Son olarak da \u00f6\u011frencilere h\u00fck\u00fcmet\u00e7e onaylanm\u0131\u015f bir tarih kitab\u0131 verilmeli;<br \/>\nFrans\u0131zlarla yapt\u0131\u011f\u0131m\u0131z sava\u015flar hakk\u0131nda bir Frans\u0131z tarih ders kitab\u0131nda neler yaz\u0131lm\u0131\u015f olabilece\u011fini tahmin etmeleri istenmelidir. B\u00fct\u00fcn bunlar, baz\u0131 ki\u015filerin kamu sorumlulu\u011fu a\u015f\u0131layabilece\u011fini sand\u0131\u011f\u0131, basmakal\u0131p ahlaki sloganlardan \u00e7ok daha iyi bir vatanda\u015fl\u0131k e\u011fitimi sa\u011flar.<\/p>\n<p>San\u0131r\u0131m, d\u00fcnyadaki k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin, ak\u0131l kullanmamak kadar ahlaki kusurlardan da kaynakland\u0131\u011f\u0131n\u0131 kabul etmek gerekiyor. Ancak insano\u011flu ahlaki kusurlar\u0131 giderecek bir y\u00f6ntemi \u015fimdiye kadar bulamam\u0131\u015ft\u0131r; vaazlar ve \u00f6\u011f\u00fctler eski k\u00f6t\u00fcl\u00fckler listesine bir de ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn eklenmesinden ba\u015fka bir i\u015fe yaramam\u0131\u015ft\u0131r. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, ak\u0131l kullanmak, i\u015finin ehli her e\u011fitimcinin bildi\u011fi y\u00f6ntemlerle kolayca geli\u015ftirilebilecek bir \u00f6zelliktir. Bu nedenle, erdemli olmay\u0131 \u00f6\u011fretecek bir y\u00f6ntem ke\u015ffedilinceye kadar,<br \/>\nilerleme ahlaktan \u00e7ok akl\u0131n geli\u015ftirilmesinde aranmal\u0131d\u0131r. Rasyonalizmin \u00f6n\u00fcndeki ba\u015fl\u0131ca engellerden biri de kolayca kand\u0131r\u0131labilir olmak ve bu anlamdaki bir safl\u0131kt\u0131r; bu da yayg\u0131n kand\u0131rma y\u00f6ntemlerinin \u00f6\u011fretilmesiyle b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde giderilebilir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde bu t\u00fcrden safl\u0131k eskiye g\u00f6re \u00e7ok daha \u00f6nemli bir illet haline gelmi\u015ftir ve b\u00fcy\u00fck bir sak\u0131ncad\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc e\u011fitimin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131yla haber yaymak da \u00e7ok daha kolayla\u015fm\u0131\u015f; demokrasi sayesinde yanl\u0131\u015f haberler \u00e7\u0131kar\u0131lmas\u0131 iktidardakiler i\u00e7in daha b\u00fcy\u00fck bir \u00f6nem ta\u015f\u0131r olmu\u015ftur. Gazete tirajlar\u0131ndaki art\u0131\u015f\u0131n nedeni de budur.<\/p>\n<p>E\u011fer, bu iki ilkenin, yani 1) \u0130\u015flerin insanlara yaln\u0131zca o i\u015fi yapma<br \/>\nyetilerine bak\u0131larak verilmesi, 2) E\u011fitimin insanlar\u0131, kan\u0131t\u0131 olmayan<br \/>\n\u00f6nermelere inanma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131ndan kurtarmay\u0131 ama\u00e7lamas\u0131 ilkelerinin b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyada kabul\u00fcn\u00fcn nas\u0131l sa\u011flanaca\u011f\u0131 sorulursa, bunun yaln\u0131zca ayd\u0131n bir kamuoyu olu\u015fturulmas\u0131yla ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fini s\u00f6yleyebilirim. Ayd\u0131n bir kamuoyu da ancak onun var olmas\u0131n\u0131 isteyenlerin \u00e7abalar\u0131yla olu\u015fturulabilir.<\/p>\n<p>Sosyalistlerin \u00f6ne s\u00fcrd\u00fckleri ekonomik de\u011fi\u015fikliklerin, s\u00f6z etmekte oldu\u011fumuz sak\u0131ncalar\u0131 gidermek konusunda kendi ba\u015flar\u0131na etkili olacaklar\u0131n\u0131 sanm\u0131yorum. Kan\u0131mca kamuoyu, i\u015fverenin, i\u015f\u00e7isinin i\u015f d\u0131\u015f\u0131ndaki ya\u015fam\u0131na kar\u0131\u015fmamas\u0131nda \u0131srarl\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece, politikada ne olursa olsun, ekonomik kalk\u0131nma d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc daha da zorla\u015ft\u0131racakt\u0131r. E\u011fer istenirse, e\u011fitim \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc, devletin i\u015flevini denetleme ve \u00f6denek sa\u011flama ile s\u0131n\u0131rlayarak, denetimi de kesin \u015feylerin \u00f6\u011fretimine hasretmekle kolayl\u0131kla sa\u011flanabilir.<\/p>\n<p>Ancak bug\u00fcnk\u00fc ko\u015fullarda bu da e\u011fitimi kilisenin ellerine b\u0131rakmak demek<br \/>\nolur; \u00e7\u00fcnk\u00fc, ne yaz\u0131k ki, onlar\u0131n kendi inan\u00e7lar\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretme arzusu,<br \/>\n\u00f6zg\u00fcr-d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerin ku\u015fkular\u0131n\u0131 \u00f6\u011fretme arzusundan \u00e7ok daha kuvvetlidir.<br \/>\nAncak b\u00f6yle bir uygulama yine de \u00f6zg\u00fcr bir ortam yarat\u0131r ve e\u011fer ger\u00e7ekten isteniyorsa, a\u00e7\u0131k fikirli bir e\u011fitime olanak sa\u011flar. Bundan fazlas\u0131 da yasalardan beklenmemelidir.<\/p>\n<p>Bu makale boyunca bilimsel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131n yayg\u0131nla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131 konusunu<br \/>\nsavundum. Bu da bilimsel sonu\u00e7lar\u0131n bilinmesinden \u00e7ok farkl\u0131 bir \u015feydir.<br \/>\nBilimsel g\u00f6r\u00fc\u015f insanl\u0131\u011f\u0131 yeni ba\u015ftan \u015fekillendirmeyi olanakl\u0131 k\u0131lar ve b\u00fct\u00fcn<br \/>\ns\u0131k\u0131nt\u0131lar\u0131m\u0131za bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu sa\u011flar. Makinele\u015fme, zehirli gazlar,<br \/>\n\u00e7\u0131\u011f\u0131rtkan bas\u0131n gibi bilimin getirdi\u011fi baz\u0131 \u015feyler b\u00fct\u00fcn uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131 yerle<br \/>\nbir edecek gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bu, bir Marsl\u0131n\u0131n ald\u0131rmadan g\u00fcl\u00fcmseyerek<br \/>\nseyredece\u011fi bir \u00e7eli\u015fki olabilir; ancak, bizim i\u00e7in bir \u00f6l\u00fcm-kal\u0131m sorunudur.<br \/>\nTorunlar\u0131m\u0131z\u0131n daha mutlu bir d\u00fcnyada m\u0131 ya\u015fayacaklar\u0131, yoksa birbirlerini bilimsel y\u00f6ntemlerle yok edip insanl\u0131\u011f\u0131n kaderini Papual\u0131lara m\u0131 b\u0131rakacaklar\u0131, bu sorunun \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fcne ba\u011fl\u0131d\u0131r.<\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Toplum \u0130\u00e7inde \u00d6zg\u00fcrl\u00fck<br \/>\n<\/b><br \/>\nTopluluklar halinde ya\u015fayan insanlar i\u00e7in \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ne \u00f6l\u00e7\u00fcde olanakl\u0131 ve ne \u00f6l\u00e7\u00fcde arzu edilir bir \u015feydir? Bu genel sorun \u00fczerinde durmak istiyorum.Konuya tan\u0131mlarla ba\u015flamak yerinde olacakt\u0131r. &#8220;\u00d6zg\u00fcrl\u00fck&#8221; bir\u00e7ok anlamda kullan\u0131lan bir s\u00f6zc\u00fckt\u00fcr; tart\u0131\u015fman\u0131n yararl\u0131 olmas\u0131 i\u00e7in bunlardan biri \u00fczerinde karar k\u0131lmak gerekir.<\/p>\n<p>&#8220;Toplum&#8221; s\u00f6zc\u00fc\u011f\u00fc daha az belirsizdir; ancak onun da bir tan\u0131m\u0131n\u0131 yapmak<br \/>\nfena olmaz. S\u00f6zc\u00fckleri ho\u015fumuza giden anlamlarda kullanman\u0131n iyi bir \u015fey oldu\u011funu sanm\u0131yorum. \u00d6rne\u011fin, Hegel ve onun ard\u0131llar\u0131 &#8220;ger\u00e7ek&#8221; \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn genelde &#8220;ahlak yasas\u0131&#8221; olarak adland\u0131r\u0131lan polise itaat hakk\u0131ndan ibaret oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Ku\u015fkusuz, polis de kendi \u00fcstlerine itaat etmelidir.<\/p>\n<p>Ancak, bu tan\u0131m bize devletin kendisinin nas\u0131l hareket edece\u011fi konusunda<br \/>\nyard\u0131mc\u0131 olmuyor. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc savunanlar devletin de temelde ve tan\u0131m\u0131 gere\u011fi kusursuz oldu\u011funu ileri s\u00fcrerler. Bu anlay\u0131\u015f, demokrasinin var oldu\u011fu ve h\u00fck\u00fcmet \u015feklinin siyasal partilere dayand\u0131\u011f\u0131 \u00fclkelere uygun d\u00fc\u015fm\u00fcyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc b\u00f6yle \u00fclkelerde ulusun belki yar\u0131s\u0131 h\u00fck\u00fcmetin k\u00f6t\u00fc oldu\u011fu kan\u0131s\u0131ndad\u0131r. \u00d6yleyse, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck yerine &#8220;ger\u00e7ek&#8221; \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc koyarak i\u015fin i\u00e7inden \u00e7\u0131kamay\u0131z.<\/p>\n<p>\u00d6zg\u00fcrl\u00fck, en soyut anlam\u0131yla, isteklerin ger\u00e7ekle\u015fmesini \u00f6nleyen d\u0131\u015f<br \/>\nengellerin yoklu\u011fu demektir. Bu soyut anlamda, g\u00fcc\u00fc en \u00fcst d\u00fczeye<br \/>\n\u00e7\u0131kararak veya istekleri en alt d\u00fczeye indirerek \u00f6zg\u00fcrl\u00fck art\u0131r\u0131labilir.<br \/>\nBirka\u00e7 g\u00fcn ya\u015fay\u0131p sonra da so\u011fuktan \u00f6len bir b\u00f6cek bu tan\u0131ma g\u00f6re tam \u00f6zg\u00fcr say\u0131labilir. So\u011fuk onun isteklerini de\u011fi\u015ftirebilece\u011fi i\u00e7in, olanaks\u0131z\u0131<br \/>\nba\u015farmak gibi bir iste\u011fi bir an bile olmayacakt\u0131r. Bu t\u00fcr bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe kavu\u015fmak insanlar i\u00e7in de olanakl\u0131d\u0131r. Sonradan kom\u00fcnizmi<br \/>\nbenimseyip K\u0131z\u0131l Ordu&#8217;da Komiser olan gen\u00e7 bir Rus aristokrat bana<br \/>\n\u0130ngilizlerin Ruslar gibi fiziksel bir deli-g\u00f6mle\u011fine gerekleri olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc onlara zihinsel bir deli-g\u00f6mle\u011fi giydirilmi\u015f bulundu\u011funu,<br \/>\nruhlar\u0131n\u0131n eli kolu ba\u011fl\u0131 oldu\u011funu s\u00f6ylemi\u015fti.<\/p>\n<p>Galiba bunda bir ger\u00e7ek pay\u0131 var. Dostoyevsky&#8217;nin konu ald\u0131\u011f\u0131 ki\u015filer,<br \/>\nku\u015fkusuz, ger\u00e7ek Ruslara tam\u0131 tam\u0131na benzemezler. Ancak onlar sadece bir Rus&#8217;un yaratabilece\u011fi ki\u015filerdir; her t\u00fcrl\u00fc garip ve \u015fiddetli isteklere<br \/>\nsahiptirler, normal bir \u0130ngiliz ise bunlardan ba\u011f\u0131ms\u0131zd\u0131r -en az\u0131ndan<br \/>\nbilin\u00e7li ya\u015fam\u0131nda. Herkesin birbirini bo\u011fazlamak istedi\u011fi bir toplumun daha bar\u0131\u015f\u00e7\u0131l istekleri olan bir toplum kadar \u00f6zg\u00fcr olamayaca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. O halde, istekleri de\u011fi\u015ftirmekle de g\u00fc\u00e7 art\u0131\u015f\u0131 kadar \u00f6zg\u00fcrl\u00fck art\u0131\u015f\u0131 sa\u011flanabilir.<\/p>\n<p>Bu g\u00f6r\u00fc\u015fler siyasal d\u00fc\u015f\u00fcncenin her zaman kar\u015f\u0131layamad\u0131\u011f\u0131 bir gereksinime, yani &#8220;psikolojik dinamikler&#8221; denilebilecek bir gereksinime i\u015faret ediyor. Politikada, insan do\u011fas\u0131 hep d\u0131\u015f ko\u015fullar\u0131n ona uydurulmas\u0131 gereken bir ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olarak kabul edilegelmi\u015ftir. Ger\u00e7ekte ise, d\u0131\u015f ko\u015fullar insan do\u011fas\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirir; kar\u015f\u0131l\u0131kl\u0131 etkile\u015fim ile aralar\u0131nda bir uyum<br \/>\nsa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131l\u0131r. Bir ortamdan al\u0131n\u0131p birdenbire bir ba\u015fka ortama konulan bir kimse \u00f6zg\u00fcr de\u011fildir. Ama bu yeni ortam, ona al\u0131\u015fm\u0131\u015f olanlara<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrl\u00fckler sa\u011flayabilir. Bu nedenle, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck konusunu, de\u011fi\u015fen ortamla<br \/>\nbirlikte isteklerin de de\u011fi\u015febilece\u011fini hesaba katmadan ele alamay\u0131z.<\/p>\n<p>Bu durum, bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe ula\u015fmay\u0131 bazen daha da g\u00fc\u00e7le\u015ftirir. \u00c7\u00fcnk\u00fc yeni<br \/>\nbir ortam, eski istekleri ger\u00e7ekle\u015ftirse bile, kar\u015f\u0131lanmas\u0131 olanaks\u0131z yeni<br \/>\nisteklere yol a\u00e7abilir. Bir\u00e7ok yeni gereksinime yol a\u00e7an sanayile\u015fmenin<br \/>\ndo\u011furdu\u011fu psikolojik etkiler bu olas\u0131l\u0131\u011fa \u00f6rnektir. Ki\u015fi bir otomobil<br \/>\nalamad\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in ho\u015fnutsuz olabilir; yak\u0131nda hepimiz birer \u00f6zel u\u00e7a\u011f\u0131m\u0131z<br \/>\nolmas\u0131n\u0131 isteyece\u011fiz. Ki\u015fi bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131 isteklerden dolay\u0131 da ho\u015fnutsuz olabilir. \u00d6rne\u011fin Amerikal\u0131lar\u0131n da dinlenmeye gereksinimleri<br \/>\nvard\u0131r; ama onlar bunun fark\u0131nda de\u011fildirler. Bu durumun, Amerika&#8217;daki<br \/>\nsu\u00e7 dalgas\u0131n\u0131n \u00f6nemli bir nedeni oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n \u00f6zlemleri de\u011fi\u015fir nitelikte olsa da, evrensel diyebilece\u011fimiz<br \/>\nbaz\u0131 temel gereksinimler vard\u0131r: yemek, i\u00e7mek, sa\u011fl\u0131k, giyinme, bar\u0131nma,<br \/>\nseks ve \u00e7ocuk sahibi olma bunlar\u0131n ba\u015fl\u0131calar\u0131d\u0131r. Giyinme ve bar\u0131nma s\u0131cak iklimlerde mutlaka gerekli de\u011fildir; ancak tropik b\u00f6lgeler<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131ndaki yerlerde listeye al\u0131nmal\u0131d\u0131rlar. \u00d6zg\u00fcrl\u00fck ba\u015fka \u015feyler de i\u00e7erse<br \/>\nbile, \u00f6zg\u00fcrl\u00fck i\u00e7in zorunlu olan bu listedekilerin birinden yoksun<br \/>\nolan ki\u015fi kesinlikle \u00f6zg\u00fcr de\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu da bizi &#8220;toplum&#8221;un tan\u0131m\u0131na g\u00f6t\u00fcr\u00fcyor. Yukar\u0131da s\u00f6z\u00fc edilen asgari<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn toplum i\u00e7inde ya\u015fayan bir insan i\u00e7in, bir Robinson Crusoe&#8217;dan<br \/>\ndaha iyi bir \u015fekilde sa\u011flanabilece\u011fi a\u00e7\u0131kt\u0131r. Ger\u00e7ekten, cinsellik ve \u00e7ocuk<br \/>\nsahibi olmak temelde toplumsal olaylard\u0131r. &#8220;Toplum&#8221; baz\u0131 ortak ama\u00e7lar i\u00e7in i\u015fbirli\u011fi yapan bireylerin toplulu\u011fu olarak tan\u0131mlanabilir. \u0130nsanlar<br \/>\na\u00e7\u0131s\u0131ndan en ilkel toplumsal grup ailedir. Ekonomik toplumsal gruplar olduk\u00e7a eskidir; sava\u015fta i\u015fbirli\u011fi i\u00e7inde olan gruplar pek o kadar ilkel say\u0131lmaz. Ekonomi ve sava\u015f, \u00e7a\u011fda\u015f d\u00fcnyada toplumsal birle\u015fmenin ba\u015fl\u0131ca nedenleridir. Aile veya kabileden daha b\u00fcy\u00fck toplumsal birimler sayesinde hemen hepimiz fiziksel gereksinimlerimizi daha iyi kar\u015f\u0131layabiliyoruz.<\/p>\n<p>Toplum bu anlamda \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00d6rg\u00fctl\u00fc devletin d\u00fc\u015fmanlar\u0131m\u0131zca<br \/>\n\u00f6ld\u00fcr\u00fclmemiz olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 azaltt\u0131\u011f\u0131 da d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr; ancak bu ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr bir<br \/>\nkonudur.<\/p>\n<p>Bir insan\u0131n isteklerini bir ba\u015flang\u0131\u00e7 noktas\u0131 olarak al\u0131rsak, yani<br \/>\npsikolojik dinamikleri g\u00f6zard\u0131 edersek, onun \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne kar\u015f\u0131 olan<br \/>\nengellerin iki t\u00fcr oldu\u011funu g\u00f6r\u00fcr\u00fcz: fiziksel ve toplumsal. \u00c7ok basit bir<br \/>\n\u00f6rnek alal\u0131m: Toprak insanlar\u0131n ya\u015famas\u0131 i\u00e7in yeterli miktarda \u00fcr\u00fcn<br \/>\nvermeyebilir; ya da \u00f6b\u00fcr insanlar onlar\u0131n yiyecek bulmalar\u0131na engel<br \/>\nolabilir. Toplum \u00f6zg\u00fcrl\u00fck \u00f6n\u00fcndeki bu fiziksel engelleri azalt\u0131r; buna<br \/>\nkar\u015f\u0131 toplumsal engeller koyar. Ancak burada toplumun isteklerimiz \u00fczerinde yapt\u0131\u011f\u0131 etkileri dikkate almazsak yan\u0131lg\u0131ya d\u00fc\u015feriz. Kar\u0131ncalar\u0131n ve ar\u0131lar\u0131n, her ne kadar \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f toplumlarda ya\u015f\u0131yorlarsa da, toplumsal g\u00f6revleri olan eylemleri her zaman kendili\u011finden ger\u00e7ekle\u015ftirdikleri varsay\u0131labilir. Ayn\u0131 \u015fey s\u00fcr\u00fc halinde ya\u015fayan \u00fcst t\u00fcrden hayvanlar\u0131n \u00e7o\u011fu i\u00e7in ge\u00e7erlidir. Rivers&#8217;a g\u00f6re Melanesia yerlileri i\u00e7in de ge\u00e7erlidir. Bu durum b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde kolay-etki-alt\u0131nda-kalma ile, ve az \u00e7ok ipnotizma olay\u0131na benzeyen etkenler ile ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131ym\u0131\u015f gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor.<\/p>\n<p>Bu yap\u0131daki insanlar \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerini yitirmeden i\u015fbirli\u011fine girebilirler;<br \/>\nyasalara da pek gerek duymazlar. Tuhaft\u0131r ki, yerlilerden \u00e7ok daha ileri<br \/>\ntoplumsal \u00f6rg\u00fctlenmeye sahip olduklar\u0131 halde, uygar insanlar i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel<br \/>\neylemlerinde daha az toplumsal davranmaktad\u0131rlar. Toplumun onlar\u0131n eylemleri \u00fczerindeki etkisi yerlilerde oldu\u011fundan \u00e7ok daha y\u00fczeyseldir. \u00d6zg\u00fcrl\u00fck sorununu tart\u0131\u015fmalar\u0131n\u0131n nedeni de budur.<\/p>\n<p>En uygar toplumlarda bile toplumsal i\u015fbirli\u011finin i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir nedeni<br \/>\noldu\u011funu yads\u0131m\u0131yorum. \u0130nsanlar kom\u015fular\u0131 gibi olmak, onlar taraf\u0131ndan<br \/>\nsevilmek isterler; taklit ederler ve etki alt\u0131nda kalarak yayg\u0131n olan<br \/>\ndavran\u0131\u015f tarzlar\u0131n\u0131 onlar da benimserler. Bununla beraber, insanlar\u0131n uygarl\u0131k d\u00fczeyi y\u00fckseldik\u00e7e bu etkenlerin g\u00fcc\u00fc azal\u0131yor gibi.<br \/>\nS\u00f6z konusu etkenler okul \u00e7ocuklar\u0131nda b\u00fcy\u00fcklerde oldu\u011fundan \u00e7ok daha<br \/>\ng\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcrler; genellikle de zeka d\u00fczeyi en d\u00fc\u015f\u00fck olanlar \u00fczerinde en b\u00fcy\u00fck<br \/>\ng\u00fcce sahiptirler. Toplumsal i\u015fbirli\u011fi, s\u00fcr\u00fc i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fc diye adland\u0131r\u0131lan \u015fey<br \/>\nyerine, bu i\u015fbirli\u011finin yararlar\u0131n\u0131n kavranmas\u0131na gittik\u00e7e daha \u00e7ok<br \/>\nba\u011fl\u0131 olmaktad\u0131r. \u0130lkel yerliler aras\u0131nda ki\u015fisel \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sorunu yoktur;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc \u00f6yle bir gereksinimleri yoktur. Bu sorun uygar insanlar i\u00e7in<br \/>\nvard\u0131r ve uygarl\u0131k artt\u0131k\u00e7a sorun da daha acil bir hal almaktad\u0131r.<br \/>\n\u00d6zg\u00fcrl\u00fck \u00f6n\u00fcndeki fiziksel engellerden kurtulmada devletin yard\u0131mc\u0131<br \/>\nolabilece\u011finin giderek a\u00e7\u0131kl\u0131k kazanmas\u0131na paralel olarak, insanlar\u0131n<br \/>\nya\u015famlar\u0131n\u0131 d\u00fczenlemede devletin oynad\u0131\u011f\u0131 rol de s\u00fcrekli artmaktad\u0131r.<br \/>\nUygarla\u015fmay\u0131 durdurmad\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u00fcrece, toplum i\u00e7inde \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sorununun daha da a\u011f\u0131rla\u015fmas\u0131 olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Yaln\u0131zca devleti k\u00fc\u00e7\u00fcltmekle \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn art\u0131r\u0131lamayaca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Bir<br \/>\nkimsenin istekleri \u00e7o\u011fu zaman bir ba\u015fkas\u0131n\u0131nkiyle ba\u011fda\u015fmaz; anar\u015fi g\u00fc\u00e7l\u00fc i\u00e7in \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, zay\u0131f i\u00e7in de k\u00f6lelik demektir. Devlet olmasayd\u0131 a\u00e7l\u0131k ve<br \/>\n\u00e7ocuk \u00f6l\u00fcmleri n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131n\u0131 \u00f6nler, d\u00fcnya n\u00fcfusu \u015fimdikinin onda biri<br \/>\nkadar bile olamazd\u0131. Bu da uygar toplumlarda normal zamanlarda var<br \/>\nolan toplumsal k\u00f6leli\u011fin en k\u00f6t\u00fcs\u00fcnden \u00e7ok daha vahim olan fiziksel k\u00f6leli\u011fi getirmek demek olurdu. \u00dczerinde durmam\u0131z gereken sorun devletten nas\u0131l kurtulunaca\u011f\u0131 de\u011fil, onun yararlar\u0131n\u0131n, \u00f6zg\u00fcrl\u00fckleri en az zedeleyecek \u015fekilde nas\u0131l g\u00fcvenceye al\u0131nabilece\u011fidir. Bu da fiziksel ve toplumsal \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler aras\u0131nda bir denge sa\u011flamak demektir. Daha yal\u0131n olarak ifade edersek: daha iyi beslenme ve sa\u011fl\u0131k i\u00e7in ne \u00f6l\u00e7\u00fcde devlet bask\u0131s\u0131n\u0131 g\u00f6ze almal\u0131y\u0131z?<\/p>\n<p>Bu sorunun yan\u0131t\u0131, uygulamada, \u00e7ok basit olan bir ba\u015fka soruya<br \/>\nd\u00f6n\u00fc\u015f\u00fcr: Sa\u011fl\u0131k ve yiyece\u011fe biz mi sahip olaca\u011f\u0131z, yoksa bir ba\u015fkas\u0131 m\u0131?<br \/>\nKu\u015fatma alt\u0131ndaki 1917 \u0130ngiltere&#8217;sindeki halk\u0131n ne \u00f6l\u00e7\u00fcde olursa olsun devlet bask\u0131s\u0131na raz\u0131 olduklar\u0131 g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. \u00c7\u00fcnk\u00fc bunun herkesin yarar\u0131na oldu\u011fu ortadayd\u0131. Ancak bir kimse devlet bask\u0131s\u0131 alt\u0131nda kal\u0131r, yiyecek de bir ba\u015fkas\u0131na giderse soru \u00e7ok de\u011fi\u015fik bir g\u00f6r\u00fcn\u00fcm al\u0131r. Bu da bizi kapitalizm ile sosyalizm aras\u0131ndaki tart\u0131\u015fmalara g\u00f6t\u00fcr\u00fcr. Kapitalizmi savunanlar hep liberalizmin kutsal ilkelerini \u00f6ne s\u00fcrerler; bunlar da \u015fu d\u00fcsturda ifadesini bulur: \u015eansl\u0131lar \u015eanss\u0131zlara zul\u00fcm yapmaktan al\u0131konulmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bu d\u00fcstura dayanan laissez-faire (b\u0131rak\u0131n\u0131z yaps\u0131nlar) liberalizmi anar\u015fi<br \/>\nile kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamal\u0131d\u0131r. Liberalizm \u015fanss\u0131zlar\u0131n cinayet i\u015flemelerini ve<br \/>\nsilahl\u0131 ayaklanmalar\u0131n\u0131 \u00f6nlemek i\u00e7in yasalara s\u0131\u011f\u0131nd\u0131; cesaret edebildi\u011fi<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcde de sendikala\u015fmaya kar\u015f\u0131 geldi; devletin hareket alan\u0131n\u0131 en aza<br \/>\nindirdikten sonra, gerisini de ekonomik g\u00fc\u00e7 kullanarak ba\u015farmay\u0131 ama\u00e7lad\u0131.<\/p>\n<p>Liberalizm i\u015fverenin i\u015f\u00e7isine &#8220;a\u00e7l\u0131ktan \u00f6leceksin&#8221; demesine ses \u00e7\u0131karmad\u0131;<br \/>\nama bir i\u015f\u00e7inin &#8220;\u00f6nce sen bir kur\u015funla \u00f6leceksin&#8221; yan\u0131t\u0131n\u0131 hakl\u0131 bulmad\u0131.<br \/>\nBu iki tehdit aras\u0131nda, yasal bilgi\u00e7lik taslamak d\u0131\u015f\u0131nda, bir ay\u0131r\u0131m yapman\u0131n sa\u00e7mal\u0131\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Her ikisi de asgari temel \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde ihlal etmektedir; biri \u00f6tekinden daha az veya daha \u00e7ok de\u011fil. Bu e\u015fitsizlik yaln\u0131z ekonomik alanda var olmakla kalmad\u0131. Kocalar\u0131n e\u015fleri \u00fczerindeki, babalar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 \u00fczerindeki zorbal\u0131\u011f\u0131n\u0131 hakl\u0131 \u00e7\u0131karmak i\u00e7in de \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn kutsal ilkelerine ba\u015fvuruldu. Ancak, liberalizmin bu zorbal\u0131klardan birincisini hafifletmeye y\u00f6neldi\u011fini de eklemek gerekir. Babalar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 \u00fczerindeki, onlar\u0131 fabrikalarda \u00e7al\u0131\u015ft\u0131rmak \u015feklindeki zorbal\u0131\u011f\u0131 ise, liberallerin kar\u015f\u0131 gelmesine ra\u011fmen azalm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Bunlar bilinen \u015feylerdir; ben de \u00fczerinde uzun boylu durmayaca\u011f\u0131m. \u015eimdi<br \/>\n\u015fu genel soruya ge\u00e7mek istiyorum: Toplum bir bireye, ba\u015fka bir bireyin yarar\u0131 i\u00e7in de\u011fil, toplumun yarar\u0131 i\u00e7in ne \u00f6l\u00e7\u00fcde kar\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r? Ve hangi ama\u00e7lar i\u00e7in kar\u0131\u015fmal\u0131d\u0131r?<\/p>\n<p>Her \u015feyden \u00f6nce, asgari \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklere sahip olma isteminin, yani yeme,<br \/>\ni\u00e7me, sa\u011fl\u0131k, bar\u0131nma, giyim, seks ve \u00e7ocuk sahibi olma \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklerinin,<br \/>\nb\u00fct\u00fcn di\u011ferlerinden \u00f6ncelikli oldu\u011funu s\u00f6ylemeliyim. Asgari istemler<br \/>\nbiyolojik ya\u015fam\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmek i\u00e7in, yani arkada \u00e7ocuklar, torunlar<br \/>\nb\u0131rakmak i\u00e7in zorunludur. \u00d6yleyse bu sayd\u0131klar\u0131ma zorunlu olanlar denebilir.<\/p>\n<p>Bunlar\u0131n \u00f6tesinde olanlara da, ko\u015fullara g\u00f6re, rahatl\u0131k ya da<br \/>\nl\u00fcks ya\u015fam sa\u011flayanlar diyebiliriz. Bir ki\u015finin zorunlu gereksinimleri i\u00e7in<br \/>\nba\u015fka bir ki\u015finin rahatl\u0131k sa\u011flayan olanaklardan mahrum edilmesini a priori<br \/>\nhakl\u0131 buldu\u011fumu belirtmek isterim. Bu, belli bir toplumda, belli bir zamanda<br \/>\npolitik bak\u0131mdan ak\u0131ll\u0131ca, ekonomik bak\u0131mdan da olanakl\u0131 olmayabilir; ancak \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler \u00f6ne s\u00fcr\u00fclerek reddedilemez. \u00c7\u00fcnk\u00fc bir kimsenin zorunlu<br \/>\ngereksinimlerinden mahrum edilmek yoluyla \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u0131n\u0131rlamak, onu bir\u00e7ok gereksiz \u015fey biriktirmekten al\u0131koyma ile yap\u0131landan \u00e7ok daha b\u00fcy\u00fck bir s\u0131n\u0131rlamad\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer kabul edilirse, bu bize \u00e7ok \u015fey sa\u011flar. \u00d6rne\u011fin sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 ele alal\u0131m.<br \/>\nBelediye se\u00e7imlerinde dikkate al\u0131nan hususlardan biri kamu sa\u011fl\u0131\u011f\u0131, ana ve<br \/>\n\u00e7ocuk sa\u011fl\u0131\u011f\u0131 gibi konulara ne kadar kamu paras\u0131 harcanaca\u011f\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u0130statistikler bu ama\u00e7la yap\u0131lan harcamalar\u0131n hayat kurtarmada \u00f6nemli etkisi oldu\u011funu g\u00f6stermektedir. Londra&#8217;n\u0131n her il\u00e7esinde varl\u0131kl\u0131 kesimler bir<br \/>\naraya gelmi\u015f; bu y\u00f6ndeki harcamalar\u0131n artmas\u0131n\u0131 \u00f6nlemeye, olanak varsa da bir kesintiye gidilmesine \u00e7al\u0131\u015fm\u0131\u015flard\u0131r. Bu, kendi g\u00fczel sofralar\u0131n\u0131n ve<br \/>\notomobillerinin sefas\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilmek i\u00e7in binlerce insan\u0131 \u00f6l\u00fcme mahkum<br \/>\netmekten \u00e7ekinmedikleri anlam\u0131na gelmektedir.<\/p>\n<p>Bas\u0131n da hemen t\u00fcm\u00fcyle onlar\u0131n kontrol\u00fcnde oldu\u011fundan, kurbanlar\u0131n\u0131n<br \/>\nger\u00e7ekleri \u00f6\u011frenmesini \u00f6nlerler. Psikanalizcilerin \u00e7ok iyi bildikleri<br \/>\ny\u00f6ntemlerle, kendilerini bile ger\u00e7e\u011fi \u00f6\u011frenmekten al\u0131koyarlar. B\u00fct\u00fcn<br \/>\n\u00e7a\u011flarda b\u00fct\u00fcn aristokrasilerin uygulad\u0131\u011f\u0131 bu davran\u0131\u015fta \u015fa\u015f\u0131lacak bir<br \/>\n\u015fey yoktur. Benim tek s\u00f6ylemek istedi\u011fim, eylemlerinin \u00f6zg\u00fcrl\u00fck gerek\u00e7esiyle savunulamayaca\u011f\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Seks ve \u00e7ocuk sahibi olma hakk\u0131n\u0131 tart\u0131\u015fmayaca\u011f\u0131m. Sadece, bir cinsin<br \/>\ndi\u011ferinden \u00e7ok fazla oldu\u011fu bir \u00fclkede, mevcut kurumlar\u0131n bu haklar\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na almay\u0131 pek d\u00fc\u015f\u00fcnmedi\u011fini, H\u0131ristiyanl\u0131ktaki Asetisizm<br \/>\n(din u\u011fruna d\u00fcnya zevklerinden vazge\u00e7me) gelene\u011finin, insanlar\u0131, bu hakk\u0131<br \/>\nbeslenme hakk\u0131 gibi kabul etmekten ne yaz\u0131k ki al\u0131koydu\u011funu s\u00f6ylemekle<br \/>\nyetinece\u011fim. \u0130nsan do\u011fas\u0131n\u0131 tan\u0131maya zaman\u0131 olmayan politikac\u0131lar ise normal kad\u0131nlar\u0131 ve erkekleri etkileyen isteklerden ak\u0131l almaz \u00f6l\u00e7\u00fcde habersizdirler. Liderleri biraz psikoloji bilen herhangi bir parti se\u00e7imleri silme kazanabilir.<\/p>\n<p>Toplumun, herkesin zorunlu biyolojik gereksinimlerini kar\u015f\u0131lamak i\u00e7in<br \/>\nbireylere m\u00fcdahalesini bir hak olarak kabul etsem de; bir ki\u015finin, ba\u015fkas\u0131n\u0131n zarar\u0131 pahas\u0131na olmadan sahip oldu\u011fu \u015feyler konusunda m\u00fcdahale hakk\u0131n\u0131 kabul edemem. Fikir, bilgi, sanat t\u00fcr\u00fc \u015feyleri kastediyorum. Bir toplumdaki \u00e7o\u011funlu\u011fun bir fikri benimsememesi, onlara, o fikri benimseyenlere m\u00fcdahale hakk\u0131n\u0131 vermez. Ayn\u0131 \u015fekilde, toplumun \u00e7o\u011funlu\u011fu baz\u0131 ger\u00e7ekleri bilmek istemiyorsa, bu, bilmek isteyenleri hapse atma hakk\u0131n\u0131 onlara vermez. Texas&#8217;taki aile ya\u015fam\u0131 \u00fczerinde, toplum a\u00e7\u0131s\u0131ndan \u00e7ok de\u011ferli buldu\u011fum, uzun bir kitap yazm\u0131\u015f olan bir han\u0131m tan\u0131yorum. \u0130ngiliz polisi hi\u00e7 kimsenin hi\u00e7bir \u015fey hakk\u0131nda bir \u015fey bilmesini istemez; bu nedenle s\u00f6z\u00fc ge\u00e7en kitab\u0131 posta ile g\u00f6ndermek yasalara ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Psikanalizcilerin, bast\u0131rd\u0131klar\u0131 baz\u0131 ger\u00e7ekleri su y\u00fcz\u00fcne \u00e7\u0131kararak hastalar\u0131n\u0131 \u00e7o\u011fu kez iyile\u015ftirdiklerini hepimiz biliriz. Toplum da baz\u0131 bak\u0131mlardan bu hastalara benzer; ancak tedaviye izin vermek yerine, baz\u0131 tats\u0131z ger\u00e7eklere dikkat \u00e7eken doktoru hapse atar. Bu, \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklere m\u00fcdahalenin en istenmeyen \u015feklidir. Ki\u015fisel ahlak kurallar\u0131na m\u00fcdahale konusunda da ayn\u0131 \u015fey ge\u00e7erlidir: bir adam iki kad\u0131nla veya bir kad\u0131n iki erkekle evlenmek istiyorsa bu onlar\u0131n sorunudur; ba\u015fka hi\u00e7 kimse kendini bu konuda \u00f6nlem almakla g\u00f6revli saymamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Buraya kadar, \u00f6zg\u00fcrl\u00fcklere getirilen hakl\u0131 k\u0131l\u0131nabilir m\u00fcdahalelerin hangi<br \/>\ns\u0131n\u0131rlar i\u00e7inde kalmas\u0131 gerekti\u011fine ili\u015fkin tamamen soyut baz\u0131 savlar\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irdik. \u015eimdi de psikolojik y\u00f6nleri daha a\u011f\u0131r basan baz\u0131<br \/>\ntart\u0131\u015fmalar\u0131 ele alaca\u011f\u0131z.<\/p>\n<p>G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn \u00f6n\u00fcndeki engeller iki \u00e7e\u015fittir: toplumsal ve<br \/>\nfiziksel. Ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde \u00f6zg\u00fcrl\u00fck yitimine yol a\u00e7an sosyal ve fiziksel<br \/>\nengellerden sosyal nitelikte olan\u0131 daha zarar vericidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc insanda \u00f6fke<br \/>\nuyand\u0131r\u0131r. Bir \u00e7ocuk bir a\u011faca \u00e7\u0131kmak ister ve siz de yasaklarsan\u0131z \u00e7ok<br \/>\n\u00f6fkelenir. E\u011fer t\u0131rmanamayaca\u011f\u0131n\u0131 kendisi anlarsa fiziksel olanaks\u0131zl\u0131\u011f\u0131<br \/>\nkabullenir. \u00d6fkeyi \u00f6nlemek i\u00e7in, \u00f6z\u00fc itibariyle zararl\u0131 olan \u015feylere -bir<br \/>\nsalg\u0131n hastal\u0131k s\u0131ras\u0131nda kiliseye gitmek gibi- izin vermek \u00e7o\u011fu kez yerinde<br \/>\nolur. \u00d6fkeyi \u00f6nlemek i\u00e7in h\u00fck\u00fcmetler k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lar\u0131 do\u011fal nedenlere; muhalefet de ho\u015fnutsuzluk yaratmak i\u00e7in, insan k\u00f6kenli nedenlere atfederler.<\/p>\n<p>Ekmek fiyatlar\u0131 artt\u0131\u011f\u0131nda, h\u00fck\u00fcmet neden olarak o y\u0131l hasat\u0131n iyi<br \/>\nolmamas\u0131n\u0131, muhalefet ise vurguncular\u0131 g\u00f6sterir. Sanayile\u015fmenin etkisiyle<br \/>\ninsanlar ki\u015finin her \u015feye kadir oldu\u011funa gittik\u00e7e daha \u00e7ok inan\u0131r olmu\u015flard\u0131r.<\/p>\n<p>Do\u011fal afetleri \u00f6nlemede insan\u0131n yapabileceklerinin s\u0131n\u0131r\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Sosyalizm de bu t\u00fcrden bir inan\u00e7t\u0131r: yoksullu\u011fu art\u0131k Tanr\u0131&#8217;n\u0131n<br \/>\nbir takdiri olarak de\u011fil, insanlar\u0131n budalal\u0131k ve ac\u0131mas\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir sonucu<br \/>\nolarak alg\u0131l\u0131yoruz. Bu durum do\u011fal olarak, i\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n &#8220;\u00fcsttekiler&#8221;e<br \/>\nolan tavr\u0131n\u0131 da etkilemi\u015ftir. \u0130nsan\u0131n kudretine olan bu inan\u00e7 bazen \u00e7ok a\u015f\u0131r\u0131<br \/>\nolabilir. Aralar\u0131nda Sa\u011fl\u0131k Bakan\u0131&#8217;n\u0131n da bulundu\u011fu bir\u00e7ok sosyalist, n\u00fcfus<br \/>\nart\u0131\u015f\u0131 nedeniyle yery\u00fcz\u00fcnde sadece ayakta durmaya yetecek kadar yer kalsa bile, sosyalizm sayesinde herkes i\u00e7in bol yiyecek bulunaca\u011f\u0131na inanm\u0131\u015f g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Korkar\u0131m, bu bir abartmad\u0131r. Ne olursa olsun, insan\u0131n mutlak g\u00fcc\u00fcne olan \u00e7a\u011fda\u015f inan\u00e7, i\u015fler ters gitti\u011fi zaman duyulan \u00f6fkeyi art\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc talihsizlikler Tanr\u0131&#8217;dan veya Do\u011fa&#8217;dan gelmi\u015f olsalar bile art\u0131k onlara atfedilmemektedir. Bu durum \u00e7a\u011fda\u015f toplumlar\u0131 y\u00f6netmeyi eski toplumlara k\u0131yasla daha zorla\u015ft\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>Y\u00f6netici s\u0131n\u0131flar\u0131n ola\u011fan\u00fcst\u00fc dindar olma e\u011filimleri de bu y\u00fczdendir:<br \/>\nKurbanlar\u0131n\u0131n talihsizliklerini Tanr\u0131&#8217;n\u0131n takdiri olarak g\u00f6rmek isterler. Bu<br \/>\ndurum, asgari \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe m\u00fcdahaleye gerek\u00e7e bulmay\u0131 eski g\u00fcnlere g\u00f6re daha zorla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r. Her ne kadar The Times gazetesi, eski oyunbazl\u0131klar\u0131 canland\u0131rmaya \u00e7al\u0131\u015fan ruhban s\u0131n\u0131f\u0131n\u0131n g\u00f6nderdi\u011fi mektuplar\u0131 her g\u00fcn yay\u0131nl\u0131yorsa da, bu m\u00fcdahaleler art\u0131k de\u011fi\u015fmez yasalar \u015feklinde kamufle edilemezler.<\/p>\n<p>Sosyal \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe m\u00fcdahalenin \u00f6fke yaratmas\u0131 yan\u0131nda, onu istenmez k\u0131lan iki neden daha vard\u0131r. Birincisi, insanlar\u0131n ba\u015fkalar\u0131n\u0131n iyili\u011fini<br \/>\nistememesi; ikincisi de, bu iyili\u011fin neleri i\u00e7erdi\u011fini bilmemeleridir. Belki<br \/>\nbu nedenlerden ikisi de temelde ayn\u0131 \u015feydir. \u00c7\u00fcnk\u00fc biz bir insan\u0131n iyili\u011fini<br \/>\nger\u00e7ekten istiyorsak onun nelere gereksinimi oldu\u011funu \u00f6\u011frenmeyi de ba\u015far\u0131r\u0131z.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar hem k\u00f6t\u00fc, hem bilgisiz olduklar\u0131 i\u00e7in de zarar verseler,<br \/>\nsonu\u00e7 ayn\u0131d\u0131r. \u00d6yleyse ikisini birlikte ele alabilir ve hi\u00e7bir ki\u015fiye veya<br \/>\ns\u0131n\u0131fa bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131n emanet edilemeyece\u011fini s\u00f6yleyebiliriz.<br \/>\nDemokrasi lehindeki sav\u0131n temelinde yatan da ku\u015fkusuz budur. \u00c7a\u011fda\u015f devlette demokrasi resmi g\u00f6revliler eliyle y\u00fcr\u00fct\u00fcl\u00fcr; yani birey a\u00e7\u0131s\u0131ndan dolayl\u0131 ve uzakt\u0131r. Resmi g\u00f6revliler, genellikle, ya\u015famlar\u0131na y\u00f6n verdikleri halktan uzak b\u00fcrolarda masa ba\u015f\u0131nda \u00e7al\u0131\u015ft\u0131klar\u0131 i\u00e7in \u00f6zel bir tehlike olu\u015ftururlar.<\/p>\n<p>\u00d6rnek olarak e\u011fitimi ele alal\u0131m. \u00d6\u011fretmenler \u00e7ocuklarla temas halinde olduklar\u0131 i\u00e7in genellikle onlar\u0131 anlarlar ve onlarla ilgilenirler. Ancak \u00f6\u011fretmenler, uygulamada deneyimleri olmayan, \u00e7ocuklar\u0131 belki de k\u00fc\u00e7\u00fck ba\u015f belas\u0131 yumurcaklar olarak g\u00f6ren y\u00f6neticilerin kontrol\u00fc alt\u0131ndad\u0131rlar. Bu nedenle y\u00f6neticilerin \u00f6\u011fretmenlerin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne m\u00fcdahalesi genellikle sak\u0131ncal\u0131d\u0131r. Ayn\u0131 \u015fey ba\u015fka alanlarda da ge\u00e7erlidir: G\u00fc\u00e7 paran\u0131n nereye sarf edilmesi gerekti\u011fini bilende de\u011fil, paray\u0131 elinde tutanlardad\u0131r.<\/p>\n<p>Buna g\u00f6re g\u00fcc\u00fc elinde tutanlar genellikle bilgisiz ve k\u00f6t\u00fc niyetlidirler<br \/>\nve bu g\u00fcc\u00fc ne kadar az kullan\u0131rlarsa o kadar iyi olacakt\u0131r. Zorlamay\u0131 en \u00e7ok hakl\u0131 g\u00f6steren \u015fey, zorlamaya u\u011frayan ki\u015finin bu zorlamay\u0131 kabullenmesi durumudur. Bu ki\u015fi, elinden gelse, g\u00f6rev bildi\u011fi \u015feyi ihmal edecektir. Hepimiz vergi \u00f6demeyi yollar\u0131n yap\u0131lmamas\u0131na tercih ederiz ama e\u011fer bir mucize olur ve vergi tahsildar\u0131 bizi g\u00f6zden ka\u00e7\u0131r\u0131rsa \u00e7o\u011fumuz onu varl\u0131\u011f\u0131m\u0131zdan haberdar etmeyiz. Ayr\u0131ca, kokainin yasaklanmas\u0131<br \/>\ngibi baz\u0131 \u00f6nlemleri kabul ederiz. Alkol yasa\u011f\u0131 ise daha ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr bir<br \/>\n\u00f6nermedir. En iyi \u00f6rnek \u00e7ocuklar\u0131n tutumudur. \u00c7ocuklar otorite alt\u0131nda olmal\u0131d\u0131rlar. Her ne kadar arada bir kar\u015f\u0131 gelme oyunu oynamaktan<br \/>\nho\u015flan\u0131rlarsa da, bunu kendileri de bilir. \u00c7ocuklar\u0131n durumu \u015fu y\u00f6nden benzersizdir ki, onlar \u00fczerinde otorite sahibi olanlar bazen<br \/>\nonlar\u0131 severler de. Durum b\u00f6yle olunca \u00e7ocuklar, baz\u0131 \u00f6zel durumlarda kar\u015f\u0131 gelseler bile, genelde \u00f6fkeye kar\u015f\u0131 \u00f6fke duymazlar. \u00d6\u011fretmenlerin tersine, e\u011fitimden sorumlu makamlar bu meziyetten yoksundurlar ve ger\u00e7ekte \u00e7ocuklara &#8220;yurtseverli\u011fi&#8221;, yani \u00f6nemsiz nedenlerle \u00f6lmeye ve \u00f6ld\u00fcrmeye g\u00f6n\u00fcll\u00fc olmay\u0131 \u00f6\u011freterek, devletin yarar\u0131na oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fckleri \u015feyler i\u00e7in \u00e7ocuklar\u0131 feda ederler.<\/p>\n<p>Otorite, kontrol etti\u011fi insanlar\u0131n iyili\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnenlerin elinde olsayd\u0131<br \/>\ng\u00f6receli olarak zarars\u0131z olurdu. Ancak b\u00f6yle bir durumu g\u00fcvence<br \/>\nalt\u0131na alacak bir y\u00f6ntem hen\u00fcz bilinmemektedir.<\/p>\n<p>Zorlaman\u0131n en k\u00f6t\u00fc oldu\u011fu durum, kurban\u0131n emredilen i\u015fin k\u00f6t\u00fc ve zararl\u0131<br \/>\noldu\u011funa kesin inanmas\u0131 halidir. Bir M\u00fcsl\u00fcman&#8217;\u0131 domuz eti, bir Hindu&#8217;yu dana eti yemeye zorlamak, e\u011fer m\u00fcmk\u00fcn olsa bile, i\u011fren\u00e7 olurdu. A\u015f\u0131 kar\u015f\u0131tlar\u0131 a\u015f\u0131lanmaya zorlanmamal\u0131d\u0131r; bebeklerine a\u015f\u0131 yap\u0131lmas\u0131na zorlanmalar\u0131 ise ba\u015fka bir sorudur; ben zorlanmas\u0131nlar derdim. Ancak burada s\u00f6z konusu olan \u00f6zg\u00fcrl\u00fck sorunu de\u011fildir; \u00e7\u00fcnk\u00fc her iki durumda da bebe\u011fin fikri sorulmuyor. Sorun devletle ana-baba aras\u0131ndad\u0131r ve hi\u00e7bir genel ilke ile bir sonuca var\u0131lamaz. Vicdani inan\u00e7lar nedeniyle e\u011fitime kar\u015f\u0131 olan ana-babalar\u0131n \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 e\u011fitimsiz b\u0131rakmalar\u0131na izin verilmez; ancak yine de genel ilkeler bak\u0131m\u0131ndan her iki durum birbirinin ayn\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bir kimsenin, bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n zarar\u0131na sahip oldu\u011fu de\u011ferler ile o<br \/>\nkimsenin ba\u015fkas\u0131n\u0131n zarar\u0131na olmaks\u0131z\u0131n sahip oldu\u011fu de\u011ferler aras\u0131nda<br \/>\nay\u0131r\u0131m yapmak \u00f6zg\u00fcrl\u00fck konusundaki en \u00f6nemli husustur. E\u011fer hakk\u0131m olandan fazla yiyecek t\u00fcketirsem bir ba\u015fkas\u0131 a\u00e7 kal\u0131r.<\/p>\n<p>Ama e\u011fer anormal denebilecek bir d\u00fczeyde matematik \u00f6\u011frenirsem, ve e\u011fer e\u011fitim f\u0131rsatlar\u0131n\u0131 tekelime almam\u0131\u015fsam, hi\u00e7 kimseye zarar\u0131m dokunmaz. Bir nokta daha var: Yiyecek, bar\u0131nak, giyecek gibi \u015feyler ya\u015fam i\u00e7in zorunludur; bunlar\u0131n gereklili\u011fi konusunda insanlar aras\u0131nda fikir ayr\u0131l\u0131\u011f\u0131 ve anla\u015fmazl\u0131k pek yoktur. Bu nedenle demokrasilerde bu konular devlete b\u0131rak\u0131lmaya elveri\u015flidir. B\u00fct\u00fcn bu konularda adalet ilkesi egemen olmal\u0131d\u0131r. \u00c7a\u011fda\u015f bir demokratik toplumda, adalet e\u015fitlik anlam\u0131na gelir. Ancak s\u0131n\u0131f hiyerar\u015fisinin var oldu\u011fu ve bunun yukar\u0131dakiler kadar a\u015fa\u011f\u0131dakilerce de kabul g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc toplumlarda adalet, e\u015fitlik anlam\u0131na gelmez. Kral\u0131n kendilerinden daha \u00e7ok \u015fatafata sahip olmamas\u0131 gerekti\u011fini \u00f6ne s\u00fcrsem, \u00e7a\u011fda\u015f \u0130ngiltere&#8217;de bile, \u00e7al\u0131\u015fan kesimin b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu \u015foke olur. Bu nedenle adaleti en az haset uyand\u0131racak d\u00fczen olarak s\u0131n\u0131rlamak isterim. Bu, \u00f6nyarg\u0131s\u0131z toplumlarda e\u015fitlik anlam\u0131na gelir; toplumsal e\u015fitsizli\u011fe s\u0131k\u0131ca inanan toplumlarda ise bu anlam\u0131 ta\u015f\u0131maz.<\/p>\n<p>Ancak g\u00f6r\u00fc\u015fler, d\u00fc\u015f\u00fcnce, sanat, vb. konularda bir ki\u015finin sahip oldu\u011fu<br \/>\nde\u011ferler bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n zarar\u0131na elde edilmez. Ayr\u0131ca, bu alanlarda<br \/>\niyinin ne oldu\u011fu da ku\u015fkuludur. E\u011fer Lazarus kuru ekmek yerken Dives ziyafet sofralar\u0131nda kar\u0131n doyuruyor ve yoksullu\u011fun erdemlerinden s\u00f6z ediyorsa Dives&#8217;in ikiy\u00fczl\u00fcn\u00fcn biri oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr. Buna kar\u015f\u0131l\u0131k, e\u011fer ben matematikten, bir ba\u015fkas\u0131 da m\u00fczikten ho\u015flan\u0131yorsak, birbirimizle \u00e7at\u0131\u015fmay\u0131z; birbirimizin yapt\u0131\u011f\u0131n\u0131 \u00f6vmek de sadece nezakettir. G\u00f6r\u00fc\u015fler konusunda ger\u00e7e\u011fe ula\u015fman\u0131n tek yolu serbest rekabettir.<\/p>\n<p>Liberallerin eski sloganlar\u0131 yanl\u0131\u015f alana, ekonomiye uygulanm\u0131\u015ft\u0131r;<br \/>\nonlar\u0131n as\u0131l uygun d\u00fc\u015ft\u00fckleri alan zihinsel aland\u0131r. Serbest rekabete<br \/>\nticarette de\u011fil, fikirlerde gerek vard\u0131r. Burada \u015f\u00f6yle bir g\u00fc\u00e7l\u00fck ortaya<br \/>\n\u00e7\u0131k\u0131yor: Ticaret alan\u0131nda serbest rekabetin zay\u0131flamas\u0131na paralel olarak,<br \/>\nkazan\u00e7l\u0131 \u00e7\u0131kanlar ekonomik g\u00fc\u00e7lerini zihinsel ve ahlaki alanlarda<br \/>\nkullanmakta, do\u011fru yolda ya\u015faman\u0131n ve do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnmenin ge\u00e7im sa\u011flamak i\u00e7in bir ko\u015ful olmas\u0131nda \u0131srarl\u0131d\u0131rlar. Bu bir talihsizliktir; \u00e7\u00fcnk\u00fc<br \/>\n&#8220;do\u011fru yolda ya\u015fama&#8221; ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fck, &#8220;do\u011fru d\u00fc\u015f\u00fcnme&#8221; de budalal\u0131k anlam\u0131na<br \/>\ngelmektedir. Burada \u015fu b\u00fcy\u00fck tehlike s\u00f6z konusudur: \u0130ster pl\u00fctokrat ister<br \/>\nsosyalist y\u00f6netim alt\u0131nda olsun, ekonomik bask\u0131 her t\u00fcrden zihinsel ve<br \/>\nahlaki geli\u015fmeyi olanaks\u0131z k\u0131lar. E\u011fer eylemleri do\u011frudan, a\u00e7\u0131k\u00e7a ve kesin<br \/>\nolarak ba\u015fkalar\u0131na zarar vermiyorsa ki\u015finin \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne sayg\u0131 g\u00f6sterilmelidir.<\/p>\n<p>Aksi halde, bask\u0131 i\u00e7g\u00fcd\u00fcm\u00fcz, on alt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131l \u0130spanyas\u0131na benzeyen, dura\u011fan bir toplum olu\u015fmas\u0131na yol a\u00e7ar. Bu tehlike ger\u00e7ek ve b\u00fcy\u00fckt\u00fcr. Amerika bu yolda \u00f6nc\u00fc durumundad\u0131r; ancak biz \u0130ngilizlerin, gerekli alanlarda \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn de\u011ferini takdir etmemeniz durumunda, onlar\u0131 izleyece\u011fimiz hemen hemen kesindir.<\/p>\n<p>Arad\u0131\u011f\u0131m\u0131z \u00f6zg\u00fcrl\u00fck ba\u015fkalar\u0131na bask\u0131 yapma hakk\u0131 de\u011fil; istedi\u011fimiz gibi<br \/>\nya\u015famak, istedi\u011fimiz gibi d\u00fc\u015f\u00fcnme hakk\u0131d\u0131r, yeter ki eylemlerimiz ba\u015fkalar\u0131n\u0131n da ayn\u0131 \u015feyi yapmas\u0131n\u0131 engellemesin.<\/p>\n<p>Son olarak, daha \u00f6nce &#8220;psikolojik dinamikler&#8221; dedi\u011fim \u015fey hakk\u0131nda birka\u00e7<br \/>\ns\u00f6z s\u00f6ylemek istiyorum. Tek bir karakterin egemen oldu\u011fu bir toplum \u00f6zg\u00fcr olma olana\u011f\u0131na, bir\u00e7ok karakterden ki\u015filerin olu\u015fturdu\u011fu bir toplumdan daha \u00e7ok sahiptir. Kaplanlardan ve insanlardan olu\u015fmu\u015f bir toplumda fazla \u00f6zg\u00fcrl\u00fck olamaz; ya kaplanlar ya da insanlar boyun e\u011fer. Bu nedenle beyazlar\u0131n renkli \u0131rklar\u0131 y\u00f6netimleri alt\u0131nda tuttu\u011fu yerlerde hi\u00e7bir \u00f6zg\u00fcrl\u00fck olamaz.<\/p>\n<p>Maksimum \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011fe sahip olmak i\u00e7in e\u011fitim yoluyla karakter olu\u015fturmak<br \/>\ngereklidir; o zaman insanlar mutluluklar\u0131n\u0131 bask\u0131c\u0131 olmayan eylemlerde bulabilirler. Bu da, ya\u015fam\u0131n ilk alt\u0131 y\u0131l\u0131nda karakter olu\u015fturmaya ba\u011fl\u0131d\u0131r. Bayan McMillan, Deptford&#8217;da, \u00f6zg\u00fcr bir toplum yaratma yetisine sahip \u00e7ocuklar yeti\u015ftirmektedir.<\/p>\n<p>Onun y\u00f6ntemleri, zengin ve yoksul, b\u00fct\u00fcn \u00e7ocuklara uygulan\u0131rsa toplumsal<br \/>\nsorunlar\u0131m\u0131z\u0131 \u00e7\u00f6zmek i\u00e7in bir nesil yeterlidir. Ancak bilgi aktarmas\u0131na<br \/>\na\u011f\u0131rl\u0131k verilmesi, e\u011fitimde neyin \u00f6nemli oldu\u011fu konusunda b\u00fct\u00fcn partileri<br \/>\nduyars\u0131z k\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. \u0130leri ya\u015flarda istekler sadece bask\u0131 alt\u0131na al\u0131nabilir,<br \/>\ntemelden de\u011fi\u015ftirilemezler. &#8220;Arzunca ya\u015fa ve b\u0131rak ya\u015fas\u0131n&#8221; (live and let live) kural\u0131 erken \u00e7ocuklukta \u00f6\u011fretilmelidir. \u0130nsanlar sadece ba\u015fkalar\u0131n\u0131n mutsuzlu\u011fu pahas\u0131na elde edilebilecek \u015feylere sahip olmay\u0131 istemekten vazge\u00e7ti\u011finde, toplumsal \u00f6zg\u00fcrl\u00fck \u00f6n\u00fcndeki engeller de yok olacakt\u0131r.<\/p>\n<p><b>E\u011fitimde \u00d6zg\u00fcrl\u00fck ve Otorite<br \/>\n<\/b><br \/>\nHer alanda oldu\u011fu gibi e\u011fitimde \u00f6zg\u00fcrl\u00fck de bir \u00f6l\u00e7\u00fc konusudur. Baz\u0131 \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler ho\u015f kar\u015f\u0131lanmaz. \u00c7ocuklar\u0131n herhangi bir \u015feyi yapmas\u0131n\u0131n<br \/>\nkesinlikle yasaklanmamas\u0131n\u0131; \u00e7\u00fcnk\u00fc \u00e7ocu\u011fun kendi \u00f6z-do\u011fas\u0131n\u0131 geli\u015ftirmesi gerekti\u011fini savunan bir han\u0131mla tan\u0131\u015fm\u0131\u015ft\u0131m. &#8220;E\u011fer do\u011fas\u0131 onu<br \/>\nbir i\u011fne yutmaya y\u00f6neltirse ne olacak?&#8221; diye sordu\u011fumda, \u00fcz\u00fclerek<br \/>\nbelirtmeliyim ki, yan\u0131t yerine azar i\u015fittim. Fakat kendi ba\u015f\u0131na b\u0131rak\u0131lan<br \/>\nher \u00e7ocuk eninde sonunda ya i\u011fne yutar, ya ila\u00e7 \u015fi\u015fesinden zehir i\u00e7er, ya<br \/>\n\u00fcst kat penceresinden d\u00fc\u015fer ya da ba\u015fka t\u00fcrden zararl\u0131 bir sonla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r.<\/p>\n<p>Biraz daha b\u00fcy\u00fcy\u00fcnce, erkek \u00e7ocuklar f\u0131rsat bulduklar\u0131nda y\u0131kanmaktan<br \/>\nka\u00e7\u0131n\u0131r, a\u015f\u0131r\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde aburcubur yer, midesi bulan\u0131ncaya kadar sigara<br \/>\ni\u00e7er, \u0131slak ayaklarla dola\u015f\u0131p so\u011fuk al\u0131r vb; dahas\u0131, bir Elisha (Elisha:<br \/>\n\u0130ncil&#8217;de ad\u0131 ge\u00e7en bir \u0130srail peygamberi. (\u00e7.n.) gibi kar\u015f\u0131l\u0131k verme yetene\u011fine sahip olmayan ya\u015fl\u0131 beyleri k\u0131zd\u0131rarak e\u011flenirler. Bu nedenlerle, e\u011fitim \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc destekleyen bir ki\u015fi \u00e7ocuklar\u0131n g\u00fcn boyu, her istediklerini yapabilmeleri gerekti\u011fini kastetmi\u015f olamaz. Bir \u00f6l\u00e7\u00fcde<br \/>\notorite ve disiplin uygulanmal\u0131d\u0131r. Sorun bunun \u00f6l\u00e7\u00fcs\u00fcnde ve nas\u0131l<br \/>\nuygulanaca\u011f\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fitim konusu \u00e7e\u015fitli y\u00f6nlerden, devletin, kilisenin, \u00f6\u011fretmenin, ana-baban\u0131n ve hatta \u00e7ocu\u011fun kendisinin -genellikle unutulsa bile- bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131ndan ele al\u0131nabilir. Bunlar\u0131n hi\u00e7biri tarafs\u0131z de\u011fildir; hepsi e\u011fitim idealine katk\u0131da bulunur, ama olumsuz \u00f6gelere de katk\u0131 yaparlar. Bunlar\u0131 s\u0131ras\u0131yla inceleyip olumlu ve olumsuz yanlar\u0131 hakk\u0131nda neler s\u00f6ylenebilece\u011fini g\u00f6relim.<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f e\u011fitimin nas\u0131l olmas\u0131 gerekti\u011fine karar veren en g\u00fc\u00e7l\u00fc etken olan<br \/>\ndevlet ile ba\u015flayal\u0131m. Devletin e\u011fitimle ilgilenmesi \u00e7ok yenidir. Eski ve Orta\u00e7a\u011f&#8217;da hi\u00e7 ilgilenmezdi; R\u00f6nesans&#8217;tan \u00f6nce e\u011fitime yaln\u0131z kilise \u00f6nem verirdi.<\/p>\n<p>R\u00f6nesans y\u00fcksek \u00f6\u011fretime kar\u015f\u0131 bir ilgi uyand\u0131rd\u0131. Bu da, kiliseye ba\u011fl\u0131<br \/>\nSorbonne&#8217;a kar\u015f\u0131 bir denge sa\u011flamay\u0131 ama\u00e7layan, College de France<br \/>\ngibi kurumlar\u0131n a\u00e7\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7t\u0131. Almanya ve \u0130ngiltere&#8217;deki Reformasyon hareketi, lise ve \u00fcniversitelerin &#8220;k\u00f6hne Papal\u0131k&#8221;\u0131n s\u0131\u011f\u0131nak yerleri olarak kalmalar\u0131n\u0131 \u00f6nlemek \u00fczere, devlette, onlar\u0131 bir \u00f6l\u00e7\u00fcde denetim alt\u0131na alma e\u011filimine de yol a\u00e7t\u0131; ancak bu ilgi \u00e7ok s\u00fcrmedi. Olduk\u00e7a yeni<br \/>\nolan zorunlu yayg\u0131n e\u011fitim hareketine kadar da devlet s\u00fcrekli ve belirleyici bir rol \u00fcstlenmedi. Bununla beraber g\u00fcn\u00fcm\u00fczde, e\u011fitim kurumlar\u0131<br \/>\nkonusunda devlet b\u00fct\u00fcn \u00f6teki etkenlerin toplam\u0131ndan daha \u00e7ok s\u00f6z hakk\u0131na sahiptir.<\/p>\n<p>Yayg\u0131n zorunlu e\u011fitimin ard\u0131nda yatan \u00e7e\u015fitli d\u00fcrt\u00fcler vard\u0131. Onun en<br \/>\ng\u00fc\u00e7l\u00fc savunucular\u0131, okuma-yazma bilmenin ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na arzu edilir bir<br \/>\n\u015fey oldu\u011fu, cahil bir toplumun uygar bir \u00fclke i\u00e7in y\u00fczkaras\u0131 oldu\u011fu, e\u011fitim<br \/>\nolmadan demokrasinin olanaks\u0131z oldu\u011fu gibi duygular ta\u015f\u0131yorlard\u0131. Ba\u015fka<br \/>\nd\u00fcrt\u00fcler de bu duygular\u0131 g\u00fc\u00e7lendirdi. E\u011fitimin ticarette \u00fcst\u00fcnl\u00fckler<br \/>\nsa\u011flad\u0131\u011f\u0131, gen\u00e7lerde su\u00e7 oran\u0131n\u0131 azaltt\u0131\u011f\u0131, gecekondu halk\u0131n\u0131 bir d\u00fczen<br \/>\ni\u00e7ine sokmay\u0131 olanakl\u0131 k\u0131ld\u0131\u011f\u0131 k\u0131sa s\u00fcrede anla\u015f\u0131ld\u0131. Kiliseye kar\u015f\u0131<br \/>\nolanlar, devlet e\u011fitiminin kilise ile m\u00fccadelede bir olanak sa\u011flad\u0131\u011f\u0131n\u0131<br \/>\ng\u00f6rd\u00fcler; \u0130ngiltere ve Fransa&#8217;da bu d\u00fcrt\u00fc olduk\u00e7a a\u011f\u0131r bas\u0131yordu.<br \/>\nMilliyet\u00e7iler, \u00f6zellikle Fransa Prusya sava\u015f\u0131ndan sonra, yayg\u0131n e\u011fitimin<br \/>\nulusal g\u00fcc\u00fc art\u0131rd\u0131\u011f\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeydiler. Ancak, b\u00fct\u00fcn bu sayd\u0131\u011f\u0131m\u0131z nedenler<br \/>\nba\u015flang\u0131\u00e7ta ikinci dereceden \u00f6nem ta\u015f\u0131yorlard\u0131. Yayg\u0131n e\u011fitimin benimsenmesinin ana nedeni okuma-yazma bilmemenin utan\u00e7 verici oldu\u011fu duygusuydu.<\/p>\n<p>Yayg\u0131n e\u011fitim bir kere sa\u011flamca kurumla\u015ft\u0131ktan sonra, devlet ondan bir\u00e7ok<br \/>\nkonuda yararlanma olana\u011f\u0131 bulmu\u015ftur. Gen\u00e7leri hem iyi hem de k\u00f6t\u00fc yolda, daha uysal yapar. Davran\u0131\u015flar\u0131 d\u00fczenler ve su\u00e7 oran\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcr\u00fcr; kamu yarar\u0131na olan toplu eylemleri kolayla\u015ft\u0131r\u0131r; toplumu bir merkezden y\u00f6nlendirilmeye daha a\u00e7\u0131k k\u0131lar. Bu olmadan demokrasi yaln\u0131zca i\u00e7i bo\u015f bir \u015fekil olarak kal\u0131r. Politikac\u0131lar\u0131n anlad\u0131\u011f\u0131 \u015fekliyle demokrasi bir y\u00f6netme bi\u00e7imidir; yani insanlara, kendi istediklerini yapt\u0131klar\u0131 san\u0131s\u0131yla liderlerin istediklerini yapt\u0131rma y\u00f6ntemidir. B\u00f6ylece, devlet e\u011fitimi belirli bir e\u011filime y\u00f6nelmi\u015ftir.<\/p>\n<p>Bu e\u011fitim gen\u00e7lere toplumdaki kurumlara sayg\u0131l\u0131 olmalar\u0131n\u0131, egemen g\u00fc\u00e7leri i\u015fin \u00f6z\u00fcne ili\u015fkin olarak ele\u015ftirmekten sak\u0131nmalar\u0131n\u0131, ba\u015fka uluslara ku\u015fku ve nefretle bakmalar\u0131n\u0131 -elinden geldi\u011fince- \u00f6\u011fretir. Bu e\u011fitim, uluslararas\u0131 birlik ruhu ve ki\u015fisel geli\u015fme pahas\u0131na, ulusal dayan\u0131\u015fmay\u0131 g\u00fc\u00e7lendirir. Ki\u015fisel geli\u015fmeye verilen zarar otoriteye gere\u011finden \u00e7ok yer verilmesinden kaynaklanmaktad\u0131r. Ki\u015fisel duygular yerine, daha \u00e7ok toplumsal duygular te\u015fvik edilir ve toplumda yayg\u0131n olan inan\u00e7lara kar\u015f\u0131 gelmek \u015fiddetle bast\u0131r\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Tekd\u00fczelik aran\u0131lan bir \u00f6zelliktir; \u00e7\u00fcnk\u00fc y\u00f6neticiye kolayl\u0131k sa\u011flar;<br \/>\nbedelinin zihinsel tembellik olmas\u0131n\u0131n bir \u00f6nemi yoktur. Meydana gelen<br \/>\nzararlar o denli b\u00fcy\u00fckt\u00fcr ki, yayg\u0131n e\u011fitimin \u015fimdiye kadarki yararlar\u0131n\u0131n<br \/>\nm\u0131 yoksa sak\u0131ncalar\u0131n\u0131n m\u0131 a\u011f\u0131r bast\u0131\u011f\u0131 ciddi olarak sorgulanabilir.<br \/>\nKilisenin e\u011fitim konusuna bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131, uygulamada devletinkinden pek farkl\u0131 de\u011fildir. Ancak aralar\u0131nda \u00f6nemli bir ayr\u0131l\u0131k vard\u0131r: kilise s\u0131radan halk\u0131n hi\u00e7 e\u011fitilmemesini ye\u011fler, onlara ancak devlet dayatt\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in e\u011fitim verir. Hem devlet hem de kilise, \u00f6zg\u00fcr bir sorgulama kar\u015f\u0131s\u0131nda hemen yok olabilecek t\u00fcrden fikirleri a\u015f\u0131lamaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131rlar. Devletin dogmalar\u0131n\u0131n gazete<br \/>\nokuyabilen bir topluma a\u015f\u0131lanmas\u0131 daha kolayd\u0131r; oysa kilisenin dogmalar\u0131n\u0131n hi\u00e7 okuma-yazma bilmeyen bir topluma a\u015f\u0131lanmas\u0131 daha kolayd\u0131r. Devlet ve kilisenin her ikisi de d\u00fc\u015f\u00fcnceye d\u00fc\u015fmand\u0131r; ama kilise -a\u00e7\u0131k\u00e7a \u00f6yle g\u00f6r\u00fcnmese de- ayn\u0131 zamanda \u00f6\u011fretime de kar\u015f\u0131d\u0131r. Kilise yetkilileri zihinsel faaliyeti uyarmadan bilgi aktarma tekni\u011fini -\u00e7ok eskiden Cizvit ke\u015fi\u015flerinin \u00f6nc\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc yapt\u0131klar\u0131 tekni\u011fi- geli\u015ftirdik\u00e7e bu da ge\u00e7ecektir; ge\u00e7mektedir de.<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f d\u00fcnyada \u00f6\u011fretmenin kendine \u00f6zg\u00fc bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na sahip olmas\u0131na nadiren izin verilir. \u00d6\u011fretmen e\u011fitimden sorumlu bir makam taraf\u0131ndan atan\u0131r; e\u011fer e\u011fitim yapt\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131l\u0131rsa da &#8220;kap\u0131 d\u0131\u015far\u0131&#8221; edilir. Bu ekonomik etken d\u0131\u015f\u0131nda, \u00f6\u011fretmenin, belki kendisinin de bilincinde olmad\u0131\u011f\u0131 baz\u0131 e\u011filimleri vard\u0131r. Kiliseden ve devletten de \u00e7ok disiplin yanl\u0131s\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6\u011frencilerin neleri bilmedi\u011fini, i\u015fi gere\u011fi, kendisi bilmektedir. Bir \u00f6l\u00e7\u00fcde<br \/>\ndisiplin ve otorite olmazsa s\u0131n\u0131fta d\u00fczeni sa\u011flamak zordur. Dersten s\u0131k\u0131lan<br \/>\nbir \u00e7ocu\u011fu cezaland\u0131rmak dersi ilgi \u00e7ekici yapmaktan daha kolayd\u0131r. Dahas\u0131, en iyi \u00f6\u011fretmenin bile kendi \u00f6nemini abartmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. \u00d6\u011frencilerin, kendisinin uygun buldu\u011fu bi\u00e7imde birer ki\u015fi olacak \u015fekilde yo\u011frulmalar\u0131n\u0131n olanakl\u0131 ve iyi bir \u015fey oldu\u011fu kan\u0131s\u0131ndad\u0131r.<\/p>\n<p>Lytton Strachey (1880-1932), Dr. Arnold&#8217;un Como G\u00f6l\u00fc k\u0131y\u0131s\u0131nda y\u00fcr\u00fcrken &#8220;ahlaki k\u00f6t\u00fcl\u00fckler&#8221; konusunda d\u00fc\u015f\u00fcnd\u00fcklerini anlat\u0131r. Onun i\u00e7in &#8220;ahlaki k\u00f6t\u00fcl\u00fck&#8221; \u00f6\u011frencilerinde de\u011fi\u015ftirmek istedi\u011fi \u015feylerdi. Bu \u015feylerin \u00e7ocuklar\u0131n bir\u00e7o\u011funda bulundu\u011funa inanmas\u0131, g\u00fc\u00e7 kullan\u0131lmas\u0131n\u0131 ve kendini sevgiden \u00e7ok ceza vermekle y\u00fck\u00fcml\u00fc bir h\u00fck\u00fcmdar gibi alg\u0131lamas\u0131n\u0131 hakl\u0131 k\u0131l\u0131yordu. Bu tutum, de\u011fi\u015fik d\u00f6nemlerde de\u011fi\u015fik \u015fekillerde dile getirilir ve kendini \u00e7ok \u00f6nemli g\u00f6rmenin aldat\u0131c\u0131 etkisinin fark\u0131nda olmayan, gayretli her \u00f6\u011fretmen i\u00e7in do\u011fal bir davran\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlara kar\u015f\u0131n, e\u011fitimde etkili olan g\u00fc\u00e7ler aras\u0131nda en iyisi<br \/>\nyine de \u00f6\u011fretmenlerdir. \u0130lerlemeyi de hepsinden \u00e7ok onlardan beklemek<br \/>\ndurumunday\u0131z.<\/p>\n<p>\u00d6\u011fretmen, bir de okulun \u00fcn\u00fcn\u00fc d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. Bu nedenle \u00f6\u011frencilerinin spor<br \/>\nkar\u015f\u0131la\u015fmalar\u0131nda, burs s\u0131navlar\u0131nda ba\u015far\u0131 sa\u011flamas\u0131n\u0131 ister; bu ise \u00fcst\u00fcn yetenekli \u00f6\u011frencilere \u00f6zen g\u00f6stermesine, \u00f6tekilerin de d\u0131\u015flanmas\u0131na<br \/>\nyol a\u00e7ar. S\u0131radan \u00f6\u011frenciler i\u00e7in sonu\u00e7 olumsuzdur. Bir \u00e7ocuk iyi<br \/>\ntop oynamasa bile, kendisinin oynamas\u0131, iyi oynayanlar\u0131 seyretmesinden \u00e7ok daha yararl\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Mr. H.G. Wells The life of Sanderson of Oundle (Oundle&#8217;l\u0131 Sanderson&#8217;un<br \/>\nYa\u015fam\u0131) adl\u0131 kitab\u0131nda, ger\u00e7ekten kusursuz olan bu \u00f6\u011fretmenin, normal<br \/>\nbir \u00f6\u011frencinin yeteneklerini ortaya \u00e7\u0131karmayan, onlar\u0131 ihmal eden her \u015feye<br \/>\nnas\u0131l kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kt\u0131\u011f\u0131n\u0131 anlat\u0131r. M\u00fcd\u00fcr olarak atand\u0131\u011f\u0131nda, okul kilisesinde<br \/>\nyaln\u0131z se\u00e7me \u00f6\u011frencilerin ilahi s\u00f6ylemesine izin verildi\u011fini g\u00f6r\u00fcr. Bu se\u00e7me \u00f6\u011frenciler bir koro olu\u015fturacak \u015fekilde e\u011fitilmi\u015flerdir; \u00f6tekiler de onlar\u0131 dinlerler. Sanderson m\u00fczik yetene\u011fi olsun olmas\u0131n hepsinin ilahi<br \/>\ns\u00f6ylemesinde \u0131srarl\u0131d\u0131r. Bunu yapmakla bir \u00f6\u011fretmen i\u00e7in do\u011fal olan, kendi \u00fcn\u00fcn\u00fc \u00f6\u011frencilerininkinden \u00f6nde tutma e\u011filimini a\u015fm\u0131\u015f oluyordu.<\/p>\n<p>E\u011fer sayg\u0131nl\u0131k denilen payeyi ak\u0131ll\u0131ca da\u011f\u0131t\u0131rsak do\u011fald\u0131r ki bu iki d\u00fcrt\u00fc aras\u0131nda bir \u00e7at\u0131\u015fma s\u00f6z konusu olmaz; \u00f6\u011frencileri i\u00e7in en iyi olan\u0131 yapan okul en b\u00fcy\u00fck sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 kazan\u0131r. Bu hareketli d\u00fcnyada g\u00f6ze \u00e7arp\u0131c\u0131 ba\u015far\u0131lara \u00f6nemleriyle orant\u0131l\u0131 olmayan \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fer verilmekte; bu y\u00fczden de, bu iki d\u00fcrt\u00fc aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmay\u0131 \u00f6nlemek pek de olas\u0131 g\u00f6r\u00fcnmemektedir.<\/p>\n<p>\u015eimdi de ana-baban\u0131n bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 ele alaca\u011f\u0131m. Bu bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131 ana-baban\u0131n ekonomik durumuna g\u00f6re de\u011fi\u015fir. S\u0131radan bir i\u015f\u00e7inin, s\u0131radan bir serbest meslek sahibinden \u00e7ok farkl\u0131 beklentileri vard\u0131r. Ortalama bir i\u015f\u00e7i, \u00e7ocuklar\u0131yla evde daha az u\u011fra\u015fmak d\u00fc\u015f\u00fcncesiyle, onlar\u0131n okula olabildi\u011fince erken ba\u015flamas\u0131n\u0131; kazan\u00e7lar\u0131ndan yararlanmak i\u00e7in de, okulu olabildi\u011fince \u00e7abuk b\u0131rakmas\u0131n\u0131 ister.<\/p>\n<p>K\u0131sa bir s\u00fcre \u00f6nce, e\u011fitim giderlerini azaltmak isteyen \u0130ngiliz H\u00fck\u00fcmeti \u00e7ocuklar\u0131n okula alt\u0131 ya\u015f\u0131ndan \u00f6nce ba\u015flamamalar\u0131n\u0131; on \u00fc\u00e7 ya\u015f\u0131ndan sonra da okulda kalmaya zorlanmamalar\u0131n\u0131 g\u00fcndeme getirmi\u015fti. Birinci \u00f6neri o \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fcr\u00fclt\u00fc kopard\u0131 ki geri almak zorunda kal\u0131nd\u0131; rahat\u0131 ka\u00e7an annelerin -oy hakk\u0131na yeni kavu\u015fmu\u015flard\u0131- \u00f6fkelerine kar\u015f\u0131 koymak olanaks\u0131zd\u0131. Okulu terk etme ya\u015f\u0131n\u0131 k\u00fc\u00e7\u00fclten ikinci \u00f6neriye ise fazla kar\u015f\u0131 gelen olmad\u0131. Daha iyi e\u011fitim yanl\u0131s\u0131 parlamento adaylar\u0131 toplant\u0131larda, kat\u0131lan herkesin alk\u0131\u015flar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131yorlar, kap\u0131 kap\u0131 dola\u015farak yapt\u0131klar\u0131 soru\u015fturmalarda ise, politika d\u0131\u015f\u0131nda olan i\u015f\u00e7ilerin -onlar \u00e7o\u011funluktayd\u0131- paral\u0131 i\u015flerde \u00e7al\u0131\u015fabilmeleri i\u00e7in \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n olabildi\u011fince k\u0131sa s\u00fcrede serbest b\u0131rak\u0131lmas\u0131n\u0131 istediklerini g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131. \u0130stisnalar ise, genellikle, daha iyi bir e\u011fitimle \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n sosyal basamakta y\u00fckselebilece\u011fini umut eden i\u015f\u00e7ilerdi.<\/p>\n<p>Serbest meslek sahiplerinin yakla\u015f\u0131mlar\u0131 bundan \u00e7ok farkl\u0131d\u0131r. Kendi<br \/>\ngelirleri, ortalaman\u0131n \u00fcst\u00fcnde bir e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f olmalar\u0131na ba\u011fl\u0131d\u0131r;<br \/>\n\u00e7ocuklar\u0131na da bu avantaj\u0131 sa\u011flamak isterler. Bu amaca ula\u015fmak i\u00e7in b\u00fcy\u00fck fedakarl\u0131ktan ka\u00e7\u0131nmazlar. Ancak rekabete dayal\u0131 g\u00fcn\u00fcm\u00fcz toplumunda genelde ana-babalar\u0131n istedi\u011fi, e\u011fitimin kendisinin iyi olmas\u0131 de\u011fil, ba\u015fkalar\u0131n\u0131nkinden daha iyi olmas\u0131d\u0131r. Genel e\u011fitim d\u00fczeyinin d\u00fc\u015f\u00fck olmas\u0131 bu i\u015fi kolayla\u015ft\u0131rd\u0131\u011f\u0131 i\u00e7in, meslek erbab\u0131 ki\u015filerin, i\u015f\u00e7i \u00e7ocuklar\u0131na y\u00fcksek \u00f6\u011frenim olanaklar\u0131 sa\u011flanmas\u0131na pek hevesli olmalar\u0131 beklenemez. Ailesi ne denli yoksul olursa olsun, e\u011fer her isteyen t\u0131p e\u011fitimi g\u00f6rebilirse,<br \/>\nbir yandan rekabetin artmas\u0131, bir yandan da sa\u011fl\u0131k d\u00fczeyinin y\u00fckselmesine ba\u011fl\u0131 olarak doktorlar\u0131n daha az kazanacaklar\u0131 ortadad\u0131r. Ayn\u0131 \u015fey hukuk, devlet memurlu\u011fu, vb. i\u00e7in de ge\u00e7erlidir.<\/p>\n<p>Demek ki meslek sahibi ki\u015fi, e\u011fer ola\u011fan\u00fcst\u00fc toplumsal duyarl\u0131l\u0131k sahibi<br \/>\nde\u011filse, kendi \u00e7ocuklar\u0131 i\u00e7in istedi\u011fi iyi \u015feylere toplumun b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011funun sahip olmas\u0131n\u0131 istemez.<\/p>\n<p>Rekabete dayal\u0131 toplumumuzda babalar\u0131n en b\u00fcy\u00fck kusuru \u00e7ocuklar\u0131ndan,<br \/>\nailelerine sayg\u0131nl\u0131k kazand\u0131rmalar\u0131n\u0131 beklemeleridir. Bunun k\u00f6kleri<br \/>\ni\u00e7g\u00fcd\u00fclerde yatar ve ancak i\u00e7g\u00fcd\u00fclere y\u00f6nelik \u00e7abalarla giderilebilir. Bu<br \/>\nkusur, daha k\u00fc\u00e7\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde de olsa, annelerde de g\u00f6r\u00fcl\u00fcr. Hepimiz, i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel olarak, \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z\u0131n ba\u015far\u0131lar\u0131ndan gurur, ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131klar\u0131ndan da utan\u00e7 duyar\u0131z. Ne yaz\u0131k ki, bizim koltuklar\u0131m\u0131z\u0131 kabartan ba\u015far\u0131lar, \u00e7o\u011fu zaman istenmeyecek t\u00fcrdendir. Uygarl\u0131\u011f\u0131n do\u011fu\u015fundan hemen hemen g\u00fcn\u00fcm\u00fcze gelinceye kadar -\u00c7in ve Japonya&#8217;da bug\u00fcn de- \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n kiminle evleneceklerine ana-babalar karar vermi\u015fler; \u00e7o\u011funlukla da, olanak bulduk\u00e7a, en zengin gelini veya damad\u0131 se\u00e7erek onlar\u0131n mutlulu\u011funu feda edegelmi\u015flerdir. Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131nda -Fransa&#8217;n\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc d\u0131\u015f\u0131nda- \u00e7ocuklar isyan ederek kendilerini bu k\u00f6lelikten kurtarm\u0131\u015flarsa da ana-babalar\u0131n i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri de\u011fi\u015fmemi\u015ftir.<\/p>\n<p>Genelde bir baban\u0131n \u00e7ocuklar\u0131 i\u00e7in istedi\u011fi ne mutluluk ne de erdemdir;<br \/>\no yaln\u0131zca maddi ba\u015far\u0131 arzular. Onlar\u0131n, dostlar\u0131 yan\u0131nda \u00f6v\u00fcnebilece\u011fi<br \/>\n\u00e7ocuklar olmas\u0131n\u0131 ister; onlar\u0131n e\u011fitimi i\u00e7in g\u00f6sterdi\u011fi \u00e7abalarda bu<br \/>\nistek b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde egemendir.<\/p>\n<p>E\u011fer e\u011fitim otorite ile y\u00f6netilecekse bu otorite yukar\u0131da de\u011findi\u011fimiz \u015fu<br \/>\ng\u00fc\u00e7lerden birisinin veya birka\u00e7\u0131n\u0131n elinde olacakt\u0131r: devlet, kilise, \u00f6\u011fretmen<br \/>\nve ana-baba. G\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fcz gibi, bunlardan hi\u00e7birinin \u00e7ocu\u011fun iyili\u011fini<br \/>\nyeterince g\u00f6zetece\u011fine g\u00fcvenilemez; \u00e7\u00fcnk\u00fc hepsi de, \u00e7ocu\u011fun kendi iyili\u011fi<br \/>\nile ilgisi olmayan ama\u00e7lara y\u00f6nelmesini istemektedir. Devlet \u00e7ocuktan ulusal sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 y\u00fcceltmesini ve iktidardaki y\u00f6netimi desteklemesini bekler. Kilise \u00e7ocuktan rahiplerin g\u00fcc\u00fcn\u00fc art\u0131rmaya hizmet etmesini bekler.<\/p>\n<p>Rekabetli bir d\u00fcnyada \u00f6\u011fretmen okuluna genellikle devletin ulusuna bakt\u0131\u011f\u0131<br \/>\ng\u00f6zle bakar ve \u00e7ocuktan okulu y\u00fcceltmesini bekler. Ana-baba \u00e7ocuktan aileyi y\u00fcceltmesini bekler. Ba\u015fkalar\u0131n\u0131n g\u00fctt\u00fc\u011f\u00fc b\u00fct\u00fcn bu ama\u00e7larda, \u00e7ocu\u011fun kendisi, s\u0131rf kendisi y\u00f6n\u00fcnden, olanak i\u00e7i olan her t\u00fcrl\u00fc mutluluk ve refaha hakk\u0131 olan ba\u011f\u0131ms\u0131z bir ki\u015fi olarak, s\u00f6z konusu de\u011fildir; s\u00f6z konusu olsa bile tam olarak de\u011fil. Ne yaz\u0131k ki, \u00e7ocuk kendi ya\u015fam\u0131n\u0131 y\u00f6nlendirecek deneyime sahip de\u011fildir; bu nedenle de masumiyetini s\u00f6m\u00fcren sinsi emellere yem olmaktad\u0131r. Siyasal bir sorun olarak e\u011fitimin g\u00fc\u00e7l\u00fc\u011f\u00fc de buradad\u0131r. Ancak, \u00f6nce \u00e7ocu\u011fun kendi bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan ne s\u00f6ylenebilece\u011fine bir g\u00f6z atal\u0131m.<\/p>\n<p>Kendi ba\u015flar\u0131na b\u0131rak\u0131ld\u0131\u011f\u0131nda \u00e7ocuklar\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funun okuma yazma<br \/>\n\u00f6\u011frenmeyecekleri, ya\u015famlar\u0131n\u0131n ko\u015fullar\u0131na daha az uyumlu olarak<br \/>\nb\u00fcy\u00fcyecekleri ortadad\u0131r. E\u011fitim kurumlar\u0131n\u0131n var olmas\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131n bir<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcde disiplin alt\u0131nda tutulmalar\u0131 zorunludur. Ancak, hi\u00e7bir otoriteye tam g\u00fcvenilemeyece\u011fine g\u00f6re, olabildi\u011fince az otorite kullanmay\u0131<br \/>\nama\u00e7lamal\u0131; e\u011fitimde gen\u00e7lerin do\u011fal arzu ve g\u00fcd\u00fclerinden yararlanma<br \/>\nyollar\u0131n\u0131 aramal\u0131y\u0131z. Bu, \u00e7o\u011fu zaman san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan \u00e7ok daha olanakl\u0131d\u0131r;<br \/>\n\u00e7\u00fcnk\u00fc, ne de olsa, bilgi edinme arzusu gen\u00e7lerin \u00e7o\u011funda do\u011fal olarak vard\u0131r.<\/p>\n<p>\u00d6\u011fretmeye de\u011fmeyecek bilgilere sahip olan, bu bilgileri de \u00f6\u011fretme yetene\u011fi bulunmayan e\u011fitim uzmanlar\u0131, gen\u00e7lerin yarad\u0131l\u0131\u015flar\u0131 gere\u011fi, e\u011fitimden deh\u015fet duyduklar\u0131 san\u0131s\u0131na kap\u0131lm\u0131\u015flar; bu yanl\u0131\u015f san\u0131ya da kendi eksikliklerini g\u00f6rememeleri y\u00fcz\u00fcnden d\u00fc\u015fm\u00fc\u015flerdir. Tchekov&#8217;un, bir kedi yavrusuna fare tutmay\u0131 \u00f6\u011fretmeye \u00e7al\u0131\u015fan bir adam\u0131 konu alan,<br \/>\nho\u015f bir \u00f6yk\u00fcs\u00fc vard\u0131r. Yavru, farelerin pe\u015finden ko\u015fmay\u0131nca adam onu<br \/>\nd\u00f6vermi\u015f. Sonunda yeti\u015fkin bir kedi oldu\u011funda, her fare g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcnde<br \/>\nkorkuyla yere siner olmu\u015f. Tchekov \u015funu ekler: &#8220;Bana Latince \u00f6\u011freten de bu adamd\u0131.&#8221; Kediler de yavrular\u0131na fare yakalamay\u0131 \u00f6\u011fretir; ancak<br \/>\nbunun i\u00e7in onlar\u0131n i\u00e7g\u00fcd\u00fclerinin uyanmas\u0131n\u0131 beklerler. O zaman yavrular<br \/>\nbilginin elde edilmeye de\u011fer oldu\u011fu bir zamanda annelerine kat\u0131l\u0131rlar;<br \/>\nb\u00f6ylece disipline de gerek kalmaz.<\/p>\n<p>\u00c7ocu\u011fun ya\u015fam\u0131n\u0131n ilk iki \u00fc\u00e7 y\u0131l\u0131, bug\u00fcne kadar, e\u011fitimcinin egemenli\u011fi<br \/>\nd\u0131\u015f\u0131nda kalm\u0131\u015ft\u0131r; bu y\u0131llar\u0131n da en \u00e7ok \u00f6\u011frendi\u011fimiz d\u00f6nem oldu\u011funda b\u00fct\u00fcn uzmanlar g\u00f6r\u00fc\u015f birli\u011fi i\u00e7indedir. \u00c7ocuklar konu\u015fmay\u0131 kendi \u00e7abalar\u0131yla \u00f6\u011frenirler. Bir bebe\u011fi g\u00f6zlemlemi\u015f olan bir kimse bu \u00e7aban\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc bilir. Bebek dikkatle dinler; dudak hareketlerine bakar; b\u00fct\u00fcn g\u00fcn ses \u00e7\u0131karma talimleri yapar ve \u015fa\u015f\u0131lacak bir \u00e7aba g\u00f6sterir. Ku\u015fkusuz, b\u00fcy\u00fckler de \u00f6vg\u00fclerle onu y\u00fcreklendirirler; ama yeni bir s\u00f6zc\u00fck \u00f6\u011frenmedi\u011fi g\u00fcnlerde onu cezaland\u0131rmak ak\u0131llar\u0131ndan ge\u00e7mez. Sa\u011flad\u0131klar\u0131 tek \u015fey f\u0131rsat ve \u00f6vg\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Herhangi bir a\u015famada daha fazlas\u0131n\u0131n gerekli oldu\u011fu da ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr.<br \/>\nYap\u0131lacak \u015fey \u00e7ocu\u011fa veya gence bilginin edinilmeye de\u011fer bir \u015fey oldu\u011funu hissettirmektir. Bu bazen zor olur; \u00e7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ekte bilgi, \u00f6\u011frenmeye de\u011fmeyen bir \u015feydir. Bir ba\u015fka zorluk da, tek bir do\u011frultuda olduk\u00e7a \u00e7ok bilginin yararl\u0131 oldu\u011fu durumlarda ortaya \u00e7\u0131kar; \u00f6yle ki, ba\u015flang\u0131\u00e7ta \u00f6\u011frencinin sadece can\u0131 s\u0131k\u0131l\u0131r. Ancak b\u00f6yle durumlarda zorluk a\u015f\u0131lamayacak \u00f6l\u00e7\u00fclerde de\u011fildir. \u00d6rne\u011fin matematik \u00f6\u011fretimini ele alal\u0131m.<\/p>\n<p>Oundle&#8217;lu Sanderson hemen b\u00fct\u00fcn erkek \u00f6\u011frencilerinin makinelere ilgi<br \/>\nduydu\u011funu fark etti ve onlara olduk\u00e7a geli\u015fmi\u015f makineler yapma olana\u011f\u0131<br \/>\nsa\u011flad\u0131. Makinelerin yap\u0131m\u0131 s\u0131ras\u0131nda baz\u0131 hesaplar yapmalar\u0131 gerekti; ve<br \/>\nb\u00f6ylelikle, \u00e7ok hevesli olduklar\u0131 yap\u0131c\u0131 giri\u015fimin ba\u015far\u0131s\u0131 i\u00e7in gerekli<br \/>\nolan matemati\u011fe kar\u015f\u0131 da ilgileri geli\u015fti. Bu y\u00f6ntem pahal\u0131d\u0131r; \u00f6\u011fretmenin<br \/>\nde sab\u0131rl\u0131 ve becerikli olmas\u0131n\u0131 gerektirir; fakat \u00f6\u011frencinin i\u00e7g\u00fcd\u00fcleriyle<br \/>\nuyumludur; bu nedenle de daha az can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131, daha \u00e7ok \u00e7aba i\u00e7ermesi<br \/>\nola\u011fand\u0131r. \u00c7aba, hem hayvanlar hem de insanlar i\u00e7in do\u011fald\u0131r; ancak bu<br \/>\ni\u00e7g\u00fcd\u00fcsel bir itiden kaynaklanan bir \u00e7aba olmal\u0131d\u0131r. Bir futbol ma\u00e7\u0131 bir<br \/>\nde\u011firmen \u00e7ark\u0131na ba\u011flan\u0131p onu \u00e7evirmekten daha \u00e7ok \u00e7aba gerektirir. Ancak bunlardan birisi e\u011flence, \u00f6teki ise bir cezad\u0131r. Zihinsel \u00e7aban\u0131n ancak nadiren zevk verici oldu\u011funu varsaymak yanl\u0131\u015ft\u0131r. Ger\u00e7ek olan \u015fudur ki, onun zevkli bir \u015fey olmas\u0131 i\u00e7in baz\u0131 ko\u015fullar gereklidir; ve de e\u011fitimde bu ko\u015fullar\u0131 yaratmak i\u00e7in son zamanlara kadar bir giri\u015fimde bulunulmam\u0131\u015ft\u0131r. Bu ko\u015fullar\u0131n ba\u015fl\u0131calar\u0131 \u015funlard\u0131r: \u00f6nce, \u00e7\u00f6z\u00fcm\u00fc arzu edilen bir problemin varl\u0131\u011f\u0131, sonra da bir \u00e7\u00f6z\u00fcm elde etmenin olanakl\u0131 olabilece\u011fi umudu.<\/p>\n<p>David Copperfield&#8217;in aritmetik \u00f6\u011frenme yolunu an\u0131msayal\u0131m:<br \/>\n&#8220;Dersler bittikten sonra daha da beteri ba\u015flar: korkun\u00e7 bir aritmetik<br \/>\nproblemi. Bu benim i\u00e7in haz\u0131rlanm\u0131\u015ft\u0131r ve Mr. Murdstone bana s\u00f6zl\u00fc<br \/>\nolarak sorar: Bir peynirciye gidip, her biri d\u00f6rt bu\u00e7uk penny&#8217;den be\u015f bin<br \/>\n\u00e7ift Gloucester peyniri alsam, ne kadar \u00f6deyece\u011fimi hesapla. Bunun,<br \/>\nk\u0131z\u0131 Miss Murdstone&#8217;u i\u00e7ten i\u00e7e pek sevindirdi\u011fini g\u00f6r\u00fcr\u00fcm. Ak\u015fam yeme\u011fine kadar hi\u00e7bir sonu\u00e7 alamadan, hi\u00e7bir ipucu g\u00f6remeden, bu peynirler \u00fczerinde d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr dururum. Ta\u015ftahtan\u0131n tozlar\u0131 y\u00fcz\u00fcm\u00fc kaplam\u0131\u015f, tam bir meleze d\u00f6nm\u00fc\u015fken yemekte bana, peynirlere e\u015flik etmek \u00fczere yaln\u0131zca bir dilim ekmek verirler; ben de gecenin geri kalan k\u0131sm\u0131n\u0131 utan\u00e7 i\u00e7inde cezal\u0131 olarak ge\u00e7iririm.&#8221; Bu zavall\u0131 \u00e7ocuktan peynirlere ilgi duymas\u0131 ya da problemi \u00e7\u00f6zebilmesi beklenemezdi. E\u011fer belirli b\u00fcy\u00fckl\u00fckte bir kutu yapmak isteseydi ve ona yeterince tahta ve \u00e7ivi almak i\u00e7in har\u00e7l\u0131\u011f\u0131n\u0131 biriktirmesi s\u00f6ylenseydi hesap g\u00fcc\u00fc \u015fa\u015f\u0131lacak \u00f6l\u00e7\u00fcde kam\u00e7\u0131lan\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Bir \u00e7ocu\u011fun \u00e7\u00f6zmesi istenen bir problemde varsay\u0131msal hi\u00e7bir \u00f6ge<br \/>\nbulunmamal\u0131d\u0131r. Bir zamanlar gen\u00e7 bir \u00e7ocu\u011fun kendi aritmetik dersini<br \/>\nanlatt\u0131\u011f\u0131 bir yaz\u0131 okumu\u015ftum. \u00d6\u011fretmeni \u015f\u00f6yle bir problem sormu\u015f: E\u011fer bir at bir tay\u0131n \u00fc\u00e7 kat\u0131 de\u011ferinde ise, tay\u0131n fiyat\u0131 da 22 pound ise, at\u0131n<br \/>\nfiyat\u0131 ne olur? \u00c7ocuk &#8220;At hi\u00e7 d\u00fc\u015fm\u00fc\u015f m\u00fcyd\u00fc?&#8221; diye sorar. \u00d6\u011fretmen &#8220;Bu hi\u00e7 farketmez&#8221; deyince \u00e7ocuk &#8220;Ama James -seyis- bunun \u00e7ok fark etti\u011fini s\u00f6yl\u00fcyor.&#8221; der. Kuramsal do\u011frular\u0131 kavrama becerisi mant\u0131k yetisinin en son geli\u015fen a\u015famas\u0131d\u0131r ve \u00e7ok k\u00fc\u00e7\u00fck \u00e7ocuklardan beklenmemelidir. Biraz konu d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131kt\u0131k; \u015fimdi ana temaya d\u00f6nelim.<\/p>\n<p>Ben, uygun d\u00fcrt\u00fclerle b\u00fct\u00fcn \u00e7ocuklar\u0131n entelekt\u00fcel ilgilerinin harekete<br \/>\nge\u00e7irilebilece\u011fi fikrinde de\u011filim. Baz\u0131lar\u0131n\u0131n zekas\u0131 ortalaman\u0131n \u00e7ok<br \/>\nalt\u0131ndad\u0131r; onlar i\u00e7in \u00f6zel y\u00f6ntemler gerekir. Zeka d\u00fczeyleri \u00e7ok farkl\u0131<br \/>\n\u00e7ocuklar\u0131 ayn\u0131 s\u0131n\u0131fa koymak \u00e7ok sak\u0131ncal\u0131d\u0131r. Daha zeki olanlar\u0131n iyice<br \/>\nbildikleri \u015feyler anlat\u0131l\u0131rsa canlar\u0131 s\u0131k\u0131l\u0131r; daha az zeki olanlar ise<br \/>\nhen\u00fcz kavramad\u0131klar\u0131 \u015feylerin temelde bilinen \u015feyler olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmesinden \u00fcz\u00fcnt\u00fc duyarlar. Konular ve y\u00f6ntemler \u00f6\u011frencinin zeka d\u00fczeyine g\u00f6re ayarlanmal\u0131d\u0131r. Macaulay Cambridge&#8217;de matematik \u00f6\u011frenmeye zorlanm\u0131\u015ft\u0131; ancak bunun zaman kayb\u0131ndan ba\u015fka bir \u015fey olmad\u0131\u011f\u0131 mektuplar\u0131ndan a\u00e7\u0131k\u00e7a anla\u015f\u0131l\u0131yor. Ben de Latince ve Grek\u00e7e \u00f6\u011frenmeye zorlanm\u0131\u015ft\u0131m. Bunu hi\u00e7 istemiyordum; art\u0131k konu\u015fulmayan dilleri \u00f6\u011frenmenin sa\u00e7ma oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyordum. Y\u0131llar boyu<br \/>\ns\u00fcrecek bu klasik \u00f6\u011frenimden sa\u011flayaca\u011f\u0131m biraz yarar\u0131 b\u00fcy\u00fcd\u00fc\u011f\u00fcm<br \/>\nzaman bir ay i\u00e7inde elde edebilirdim. En zorunlu olan bilgiler verildikten<br \/>\nsonra, e\u011filimler dikkate al\u0131nmal\u0131 ve \u00f6\u011frencilere sadece kendilerinin ilgi<br \/>\nduydu\u011fu \u015feyler \u00f6\u011fretilmelidir. Bu y\u00f6ntem, s\u0131k\u0131c\u0131 olmak kolaylar\u0131na giden<br \/>\n\u00f6\u011fretmenlere, hele gere\u011finden \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015ft\u0131r\u0131l\u0131yorlarsa, a\u011f\u0131r gelir. Bu g\u00fc\u00e7l\u00fckler, \u00f6\u011fretmenlerin \u00e7al\u0131\u015fma saatlerini azaltarak, onlar\u0131 \u00f6\u011fretme sanat\u0131 konusunda e\u011fiterek a\u015f\u0131labilir. Bu e\u011fitim ilkokul \u00f6\u011fretmeni yeti\u015ftiren okullarda halen verilmektedir ama \u00fcniversitelerde ve genel okullarda yoktur.<\/p>\n<p>E\u011fitimde \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn \u00e7e\u015fitli y\u00f6nleri s\u00f6z konusudur. \u0130lk olarak \u00f6\u011frenme ve<br \/>\n\u00f6\u011frenmeme \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc gelir. Sonra, ne \u00f6\u011fretilece\u011fi konusunda \u00f6zg\u00fcrl\u00fck vard\u0131r. Y\u00fcksek \u00f6\u011fretimde fikir \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc s\u00f6z konusu olur. \u00d6\u011frenme ve \u00f6\u011frenmeme \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u00e7ocuklukta ancak bir \u00f6l\u00e7\u00fcde kabul edilir. Geri zekal\u0131 olmayan herkesin okuma yazma bilmesi g\u00fcven alt\u0131na al\u0131nmal\u0131d\u0131r. Sadece f\u0131rsat sa\u011flamakla bunun ne \u00f6l\u00e7\u00fcde ger\u00e7ekle\u015febilece\u011fi ancak deneyerek anla\u015f\u0131labilir. Yaln\u0131z f\u0131rsat yeterli olsa bile, bu f\u0131rsat \u00e7ocuklara ula\u015ft\u0131r\u0131lmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Gerekli ko\u015fullar yoksa \u00e7ocuklar\u0131n \u00e7o\u011fu sokakta oynamay\u0131 ye\u011flerler. Daha ileri ya\u015flarda tercihler, \u00f6rne\u011fin \u00fcniversiteye gidip gitmeme, gen\u00e7lerin kendilerine b\u0131rak\u0131lmal\u0131d\u0131r; baz\u0131lar\u0131 gitmek ister, baz\u0131lar\u0131 istemez. Bu giri\u015f<br \/>\ns\u0131navlar\u0131 kadar iyi bir se\u00e7im ilkesidir. Derslere \u00e7al\u0131\u015fmayan hi\u00e7 kimsenin<br \/>\n\u00fcniversitede kalmas\u0131na izin verilmemelidir. Y\u0131llar\u0131n\u0131 \u00fcniversitede<br \/>\nbo\u015funa harcayan zengin gen\u00e7ler hem ba\u015fkalar\u0131n\u0131n cesaretini k\u0131rar, hem de<br \/>\nkendileri bir i\u015fe yaramamay\u0131 \u00f6\u011frenirler. \u00dcniversitede kalabilmek i\u00e7in \u00e7ok<br \/>\n\u00e7al\u0131\u015fma zorunlulu\u011fu getirilirse \u00fcniversiteler entelekt\u00fcel u\u011fra\u015flardan<br \/>\nho\u015flanmayan ki\u015filer i\u00e7in \u00e7ekici olmaktan \u00e7\u0131kar.<\/p>\n<p>Ne \u00f6\u011frenilece\u011fine karar verme \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc \u015fimdikinden \u00e7ok daha fazla<br \/>\nolmal\u0131d\u0131r. Konular\u0131 birbiriyle olan do\u011fal yak\u0131nl\u0131klar\u0131 bak\u0131m\u0131ndan<br \/>\ngruplaman\u0131n gerekli oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Se\u00e7meli ders sisteminin ciddi<br \/>\nsak\u0131ncalar\u0131 vard\u0131r; gen\u00e7leri birbiriyle hi\u00e7 ilgisi olmayan dersler<br \/>\nse\u00e7mekte \u00f6zg\u00fcr b\u0131rak\u0131r. S\u0131n\u0131rs\u0131z mali olanaklarla bir d\u00fc\u015f \u00fclkesinde, \u00dctopya<br \/>\nda, e\u011fitimi \u00f6rg\u00fctl\u00fcyor olsayd\u0131m on iki ya\u015flar\u0131ndaki her \u00e7ocu\u011fa klasik<br \/>\nbilgiler (Grek ve Latin edebiyat\u0131, sanat\u0131 ve k\u00fclt\u00fcr\u00fc), matematik ve bilim<br \/>\ndersleri ald\u0131r\u0131rd\u0131m. \u0130ki y\u0131l sonra \u00e7ocu\u011fun yeteneklerinin hangi y\u00f6nde oldu\u011fu<br \/>\nortaya \u00e7\u0131kar, \u00e7ocu\u011fun ho\u015fland\u0131\u011f\u0131 konular g\u00fcvenli bir g\u00f6sterge olu\u015ftururdu;<br \/>\nyeter ki &#8220;i\u015fin kolay\u0131na ka\u00e7ma&#8221;lar olmas\u0131n.<\/p>\n<p>On d\u00f6rt ya\u015f\u0131ndan sonra da, istedikleri takdirde belli konularda<br \/>\nderinle\u015fmelerine izin verirdim. Bu uzmanla\u015fma, \u00f6nceleri \u00e7ok geni\u015f alanlar\u0131<br \/>\nkapsar, e\u011fitim ilerledik\u00e7e daha belirgin s\u0131n\u0131rlarda yo\u011funla\u015f\u0131rd\u0131. Her konuda<br \/>\nbilgi sahibi olmak \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda art\u0131k olanaks\u0131zla\u015fm\u0131\u015ft\u0131r. Gayretli bir kimse<br \/>\nbiraz tarih ve edebiyat \u00f6\u011frenebilir, ki bunlar da klasik konular\u0131 ve \u00e7a\u011fda\u015f<br \/>\ndilleri bilmeyi gerektirir. Veya matemati\u011fin baz\u0131 konular\u0131n\u0131 veya bir ya da<br \/>\niki bilim dal\u0131nda bir \u015feyler \u00f6\u011frenebilir. Ancak her alanda e\u011fitim<br \/>\nideali art\u0131k s\u00f6z konusu de\u011fildir; bilgilerin \u00e7o\u011falmas\u0131 onu yok etmi\u015ftir.<br \/>\n\u00c7e\u015fitli \u00f6zg\u00fcrl\u00fckler aras\u0131nda gerek \u00f6\u011fretmenler gerek \u00f6\u011frenciler a\u00e7\u0131s\u0131ndan en \u00f6nemli olan\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr ve bu hi\u00e7bir s\u0131n\u0131rlama gerektirmeyen tek \u00f6zg\u00fcrl\u00fck t\u00fcr\u00fcd\u00fcr. Bu \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn var olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6z \u00f6n\u00fcne alarak, lehinde ileri s\u00fcr\u00fclen savlar\u0131 \u00f6zetlemekte yarar vard\u0131r.<\/p>\n<p>D\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fc lehindeki temel sav b\u00fct\u00fcn inan\u00e7lar\u0131m\u0131z\u0131n ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr<br \/>\nolmas\u0131d\u0131r. E\u011fer do\u011fru olan\u0131 kesin olarak bilirsek onun \u00f6\u011fretilmesi de s\u00f6z<br \/>\nkonusu olur. Bu durumda da, do\u011fru, \u00f6z\u00fcnde var olan akla uygunluk sayesinde, otoriteye ba\u015fvurulmaks\u0131z\u0131n \u00f6\u011fretilebilir.<\/p>\n<p>\u00c7arp\u0131m tablosu hakk\u0131nda heretik (yerle\u015fmi\u015f kan\u0131lara ayk\u0131r\u0131 d\u00fc\u015fen)<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnceleri olan bir ki\u015finin aritmetik \u00f6\u011fretmesini yasaklayan bir yasa<br \/>\n\u00e7\u0131karmaya gerek yoktur. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu durumda, do\u011fru kendini g\u00f6stermektedir; cezalarla korunmas\u0131 gerekmez. Devlet bir doktrinin \u00f6\u011fretilmesini sa\u011flamak i\u00e7in i\u015fe kar\u0131\u015f\u0131yorsa, nedeni bu doktrinin do\u011frulu\u011fu hakk\u0131nda kesin kan\u0131t olmamas\u0131d\u0131r. Bu demektir ki, \u00f6\u011fretilen \u015fey do\u011fru olsa bile, e\u011fitimce d\u00fcr\u00fcst de\u011fildir. New York eyaletinde kom\u00fcnizmin iyi oldu\u011funu \u00f6\u011fretmek, son y\u0131llara kadar yasaya ayk\u0131r\u0131yd\u0131; Sovyet Rusya&#8217;da ise kom\u00fcnizmin k\u00f6t\u00fc oldu\u011funu \u00f6\u011fretmek yasaya ayk\u0131r\u0131d\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015flerden birinin do\u011fru, \u00f6tekinin yanl\u0131\u015f oldu\u011fu ku\u015fkusuzdur; ancak hi\u00e7 kimse hangisinin do\u011fru oldu\u011funu bilmiyor. Ya New York eyaleti ya da Sovyet Rusya do\u011fru olan\u0131 \u00f6\u011fretiyor, yanl\u0131\u015f olan\u0131 yasakl\u0131yor; ancak her ikisi de d\u00fcr\u00fcst olarak \u00f6\u011fretmiyor. \u00c7\u00fcnk\u00fc her ikisi de ku\u015fku g\u00f6t\u00fcr\u00fcr bir \u00f6nermeyi kesinmi\u015f gibi dile getiriyor.<\/p>\n<p>Do\u011fruluk ile d\u00fcr\u00fcstl\u00fck aras\u0131ndaki fark bu ba\u011flamda \u00e7ok \u00f6nemlidir. Do\u011fruluk tanr\u0131lara \u00f6zg\u00fcd\u00fcr; bizim bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131m\u0131zdan ise ancak yakla\u015fabildi\u011fimiz, fakat ula\u015fmay\u0131 bekleyemeyece\u011fimiz bir idealdir. E\u011fitim bize do\u011fruya elden geldi\u011fi kadar yak\u0131nla\u015fma yetene\u011fi sa\u011flar; bunun i\u00e7in bize d\u00fcr\u00fcstl\u00fck \u00f6\u011fretmelidir. Benim kastetti\u011fim d\u00fcr\u00fcstl\u00fck g\u00f6r\u00fc\u015flerimizi kan\u0131tlara dayanarak olu\u015fturma ve onlara kan\u0131tlar\u0131n \u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fcvenme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Bu \u00f6l\u00e7\u00fc hi\u00e7bir zaman kesinli\u011fe ula\u015famaz; bu nedenle, g\u00f6r\u00fc\u015flerimize ters d\u00fc\u015fen yeni kan\u0131tlar\u0131 kabule her zaman haz\u0131r olmal\u0131y\u0131z. Ayr\u0131ca, bir kan\u0131ya dayanarak yapaca\u011f\u0131m\u0131z eylemlerden, olanak varsa, yararl\u0131 olabilecek olanlar\u0131n\u0131 se\u00e7meliyiz; kan\u0131m\u0131z\u0131n kesin do\u011fru olmamas\u0131 durumunda ac\u0131 sonu\u00e7lara yol a\u00e7abilecek eylemlerden ka\u00e7\u0131nmal\u0131y\u0131z. Bilimde bir g\u00f6zlemci, sonu\u00e7lar\u0131 &#8220;olas\u0131 hata&#8221; de\u011ferleri ile birlikte ifade eder.<\/p>\n<p>Bir ilahiyat\u00e7\u0131 veya politikac\u0131n\u0131n dogmalar\u0131ndaki olas\u0131 hata pay\u0131n\u0131<br \/>\nbelirtti\u011fini ya da onlarda herhangi bir hatan\u0131n var olabilece\u011fini kabul<br \/>\netti\u011fini duyan var m\u0131d\u0131r? \u00c7\u00fcnk\u00fc ger\u00e7ek bilgiye en yakla\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131z alan olan<br \/>\nbilimde, ki\u015fi \u00f6ne s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc \u015feyin sa\u011flaml\u0131\u011f\u0131na rahat\u00e7a g\u00fcvenebilir. Buna<br \/>\nkar\u015f\u0131l\u0131k, hi\u00e7bir \u015feyin bilinmedi\u011fi konularda ba\u015fkalar\u0131n\u0131n bizim g\u00f6r\u00fc\u015flerimize<br \/>\nkat\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flaman\u0131n al\u0131\u015f\u0131lagelmi\u015f y\u00f6ntemleri g\u00fcr\u00fclt\u00fcl\u00fc iddialar ve<br \/>\nhipnotizmad\u0131r. Evrim teorisine kar\u015f\u0131 ge\u00e7erli bir savlar\u0131 oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnselerdi k\u00f6ktenci dinciler onun \u00f6\u011fretilmesini yasal yollarla engellemezlerdi.<\/p>\n<p>\u0130nsanlara politik, dinsel veya ahlaki konularda, kal\u0131pla\u015fm\u0131\u015f doktrinleri<br \/>\n\u00f6\u011fretme al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n \u00e7e\u015fitli olumsuz etkileri vard\u0131r. Bunlardan ba\u015fta<br \/>\ngeleni, d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fc zihinsel \u00e7aba ile birle\u015ftirmi\u015f ki\u015fileri \u00f6\u011fretmenlik<br \/>\nmesle\u011finden uzakla\u015ft\u0131rmas\u0131d\u0131r; \u00f6\u011frenciler \u00fczerinde en olumlu ahlaki ve<br \/>\nzihinsel etki yapmalar\u0131 olas\u0131 olanlar da bu ki\u015filerdir. \u00dc\u00e7 \u00f6rnek verece\u011fim.<br \/>\nBirincisi politikadan: Amerika&#8217;da bir ekonomi hocas\u0131ndan, en varl\u0131kl\u0131lar\u0131n<br \/>\nvarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ve g\u00fcc\u00fcn\u00fc art\u0131r\u0131c\u0131 doktrinlerin \u00f6\u011fretmesi beklenir. Bunu<br \/>\nyapmayacaksa en iyisi, \u00f6nceleri Harvard&#8217;dayken \u015fimdi London School of Economics&#8217;in (Londra Ekonomi Okulu) en de\u011ferli hocalar\u0131ndan biri olan Mr. Laski&#8217;nin yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, ba\u015fka bir \u00fclkeye g\u00f6\u00e7 etmektir. \u0130kinci \u00f6rnek din<br \/>\nalan\u0131ndan: Kalbur\u00fcst\u00fc se\u00e7kin ayd\u0131nlar\u0131n olduk\u00e7a b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu H\u0131ristiyan<br \/>\ndinine inanmazlar; ancak, gelirlerini kaybetmekten korktuklar\u0131 i\u00e7in bunu<br \/>\nkamudan saklarlar. Bu en \u00f6nemli konuda, d\u00fc\u015f\u00fcnceleri ve savlar\u0131 bilinmeye<br \/>\nen \u00e7ok de\u011fer olan bu ki\u015filerin \u00e7o\u011fu, sessizli\u011fe mahkumdur.<\/p>\n<p>\u00dc\u00e7\u00fcnc\u00fc \u00f6rnek ahlak kurallar\u0131 konusunda: Hemen b\u00fct\u00fcn erkekler ya\u015famlar\u0131n\u0131n bir d\u00f6neminde cinsel ka\u00e7amaklar yapm\u0131\u015ft\u0131r. Bu ger\u00e7e\u011fi gizleyenlerin gizlemeyenlerden daha su\u00e7lu olduklar\u0131 ortadad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc i\u015fin i\u00e7ine bir de ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fck su\u00e7u girmektedir. Ne var ki, e\u011fitim kadrolar\u0131 yaln\u0131z ikiy\u00fczl\u00fclere a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Geleneksel kal\u0131plara ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n \u00f6\u011fretmen karakteri ve se\u00e7imi \u00fczerindeki<br \/>\netkileri i\u00e7in bu kadar\u0131 yeterlidir. \u015eimdi \u00f6\u011frenciler \u00fczerindeki etkilere<br \/>\nge\u00e7iyorum. Bunu zihinsel ve ahlaki olmak \u00fczere iki \u015fekilde ele alaca\u011f\u0131m.<br \/>\nZihinsel a\u00e7\u0131dan, uygulamadaki \u00f6nemi bariz olan bir sorun hakk\u0131nda<br \/>\nbirbirinden farkl\u0131 fikirlerin var oldu\u011funu bilmek bir gen\u00e7 \u00fczerinde uyar\u0131c\u0131<br \/>\nbir etki yapar.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, ekonomi \u00f6\u011frenen bir gen\u00e7, bireyciler ve sosyalistler, korumac\u0131 ve<br \/>\nserbest ticaret yanl\u0131lar\u0131, enflasyonist ve alt\u0131n standard\u0131 yanl\u0131lar\u0131<br \/>\ntaraf\u0131ndan verilen dersler dinlemelidir; farkl\u0131 ekol yanl\u0131lar\u0131nca \u00f6\u011f\u00fctlenen<br \/>\nkitaplar\u0131 okumaya te\u015fvik edilmelidir. B\u00f6ylelikle, fikirler ile bunlar\u0131n<br \/>\ndayand\u0131\u011f\u0131 kan\u0131tlar\u0131 kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131rmay\u0131; hi\u00e7bir fikrin mutlak do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131;<br \/>\ninsanlar\u0131, daha \u00f6nce bildikleriyle uyum i\u00e7inde olup olmamalar\u0131na g\u00f6re de\u011fil, niteliklerine g\u00f6re de\u011ferlendirmeyi \u00f6\u011frenir. Tarih, insan\u0131n yaln\u0131z<br \/>\nkendi \u00fclkesinin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndan de\u011fil ayn\u0131 zamanda yabanc\u0131lar\u0131n bak\u0131\u015f<br \/>\na\u00e7\u0131s\u0131ndan da \u00f6\u011fretilmelidir. E\u011fer tarih \u0130ngiltere&#8217;de Frans\u0131zlar taraf\u0131ndan,<br \/>\nFransa&#8217;da \u0130ngilizler taraf\u0131ndan okutulsayd\u0131, iki \u00fclke aras\u0131nda anla\u015fmazl\u0131k<br \/>\n\u00e7\u0131kmazd\u0131; her biri di\u011ferinin bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131n\u0131 anlard\u0131.<\/p>\n<p>Bir gen\u00e7, sorular\u0131n b\u00fct\u00fcn yan\u0131tlara a\u00e7\u0131k oldu\u011funu ve bir tart\u0131\u015fman\u0131n, ne<br \/>\nsonu\u00e7 verirse versin, s\u00fcrd\u00fcr\u00fclmesi gerekti\u011fini \u00f6\u011frenmelidir. Bir s\u00fcre sonra,<br \/>\nge\u00e7imini kazanmaya ba\u015flay\u0131nca, g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131n gerekleri bu tutumu k\u00f6kten de\u011fi\u015ftirecektir; ancak o zamana kadar \u00f6zg\u00fcrce d\u00fc\u015f\u00fcnme zevkini tatmas\u0131 te\u015fvik edilmelidir.<\/p>\n<p>Gen\u00e7lere geleneksel kal\u0131plar\u0131 \u00f6\u011fretmek ahlaki y\u00f6nden \u00e7ok zararl\u0131d\u0131r.<br \/>\nSadece, yetenekli \u00f6\u011fretmenleri ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011fe s\u00fcr\u00fcklemesi ve bu<br \/>\nnedenle k\u00f6t\u00fc bir ahlaki \u00f6rnek olu\u015fturmas\u0131 de\u011fil; daha da \u00f6nemlisi,<br \/>\nho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fc\u011f\u00fc ve s\u00fcr\u00fc i\u00e7g\u00fcd\u00fcs\u00fcn\u00fcn zararl\u0131 y\u00f6nlerini canland\u0131rmas\u0131<br \/>\nda s\u00f6z konusudur. Edmund Gosse Father and Son (Baba ve O\u011ful) kitab\u0131nda, \u00e7ocuklu\u011funda, babas\u0131n\u0131n tekrar evlenece\u011fini kendisine nas\u0131l<br \/>\ns\u00f6yledi\u011fini anlat\u0131r. \u00c7ocuk babas\u0131n\u0131n utan\u00e7 duymas\u0131na neden olan bir \u015feylerin var oldu\u011funu fark eder ve sonunda deh\u015fet i\u00e7inde &#8220;Baba, yoksa o kad\u0131n bir \u00e7ocuk vaftizcisi mi?&#8221; diye sorar. \u00d6yledir de. O\u011ful, o ana kadar, b\u00fct\u00fcn \u00e7ocuk vaftizcilerinin \u00e7ok k\u00f6t\u00fc ki\u015filer oldu\u011funa inanm\u0131\u015ft\u0131r. Katolik okullardaki \u00e7ocuklar Protestanlar\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funa, \u0130ngilizce konu\u015fulan b\u00fct\u00fcn \u00fclkelerdeki b\u00fct\u00fcn okullardaki \u00e7ocuklar ateistlerin k\u00f6t\u00fc oldu\u011funa, Fransa&#8217;daki \u00e7ocuklar Almanlar\u0131n, Almanya&#8217;daki \u00e7ocuklar Frans\u0131zlar\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011funa inan\u0131rlar.<\/p>\n<p>E\u011fer bir okul ak\u0131l yoluyla savunulamayan bir g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc \u00f6\u011fretmeyi<br \/>\ng\u00f6revleri aras\u0131nda sayarsa -hemen b\u00fct\u00fcn okullar bunu yaparlar- kar\u015f\u0131t g\u00f6r\u00fc\u015fte olanlar\u0131n k\u00f6t\u00fc oldu\u011fu izlenimini vermekten de ka\u00e7\u0131namaz; \u00e7\u00fcnk\u00fc mant\u0131\u011f\u0131n sald\u0131r\u0131s\u0131n\u0131 p\u00fcsk\u00fcrtmek i\u00e7in gerekli olan \u00f6fkeyi ba\u015fka t\u00fcrl\u00fc yaratamaz. Bu \u015fekilde, yerle\u015fmi\u015f kal\u0131plar\u0131 korumak i\u00e7in \u00e7ocuklar ac\u0131mas\u0131z, ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fcz, ha\u015fin ve sald\u0131rgan hale getirilmektedirler. Politik, dinsel ve ahlaki konularda kesin fikirler a\u015f\u0131land\u0131\u011f\u0131 s\u00fcrece de bundan ka\u00e7\u0131nmak olanaks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Son olarak, bireyde meydana getirilen bu manevi hasar\u0131n toplumda yol<br \/>\na\u00e7t\u0131\u011f\u0131 tarifsiz zarara de\u011finece\u011fim. Sava\u015f ve zul\u00fcm her yerde<br \/>\nyayg\u0131nd\u0131r ve bunlar her yerde, okullarda verilen e\u011fitimle olanakl\u0131<br \/>\nk\u0131l\u0131nm\u0131\u015flard\u0131r. Wellington, Waterloo Sava\u015f\u0131&#8217;n\u0131n Eton&#8217;un spor alanlar\u0131nda<br \/>\nkazan\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylerdi. Devrim Fransa&#8217;s\u0131na a\u00e7\u0131lan sava\u015f\u0131n Eton&#8217;un s\u0131n\u0131flar\u0131nda k\u0131\u015fk\u0131rt\u0131ld\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylese daha do\u011fru olurdu. Demokratik \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda Eton \u00f6nemini yitirmi\u015ftir; \u015fimdi \u00f6nemli olan normal ilk ve ortaokullard\u0131r. Her \u00fclkede bayraklar a\u00e7\u0131larak \u0130mparatorluk Bayram\u0131, 4 Temmuz (Amerika ba\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k bayram\u0131) kutlamalar\u0131yla, Subay E\u011fitim Birlikleri&#8217;yle vs, erkek \u00e7ocuklara \u00f6ld\u00fcrme zevkini, k\u0131z \u00e7ocuklara da \u00f6ld\u00fcrme yanl\u0131s\u0131 erkeklerin en sayg\u0131de\u011fer ki\u015filer oldu\u011fu inanc\u0131n\u0131 a\u015f\u0131lamak i\u00e7in her yola ba\u015fvurulmaktad\u0131r. Yetkililer \u00f6\u011fretmen ve \u00f6\u011frencilerin d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcne izin verseler, masum \u00e7ocuklar\u0131n kar\u015f\u0131 kar\u015f\u0131ya kald\u0131\u011f\u0131 bu manevi \u00e7\u00f6k\u00fcnt\u00fc sistemi de olanaks\u0131z olurdu.<\/p>\n<p>K\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin kayna\u011f\u0131 sistematik bir politik disiplin alt\u0131na alma<br \/>\nuygulamas\u0131ndad\u0131r. E\u011fitimden sorumlu makamlar \u00e7ocuklara, dinlerin varsaymas\u0131 gerekti\u011fi gibi, ruhlar\u0131 kurtar\u0131lacak insanlar olarak bakm\u0131yorlar.<br \/>\nOnlar \u00e7ocuklar\u0131 g\u00f6steri\u015fli ve heybetli sosyal planlar\u0131n\u0131n hammaddesi<br \/>\nolarak g\u00f6r\u00fcyorlar; gelece\u011fin fabrika &#8220;i\u015f\u00e7ileri&#8221;, sava\u015f\u0131n &#8220;s\u00fcng\u00fcleri&#8221; ya da<br \/>\nbunlar\u0131n benzerleri olarak. Her \u00f6\u011frencinin, kendine \u00f6zg\u00fc haklar\u0131 ve ki\u015fili\u011fi<br \/>\nolan, ba\u015fl\u0131 ba\u015f\u0131na bir ama\u00e7 olu\u015fturdu\u011funu g\u00f6remeyen; onlar\u0131 sadece<br \/>\nbul-yap bilmecesinin bir par\u00e7as\u0131, taburunun bir eri, devletin bir vatanda\u015f\u0131<br \/>\nsayan kimseler e\u011fiticilik yapmaya elveri\u015fli de\u011fildir. \u0130nsan ki\u015fili\u011fine sayg\u0131 her sosyal problemde, ama \u00f6zellikle e\u011fitimde, bilgeli\u011fin ilk ko\u015fuludur.<\/p>\n<p><b>Psikoloji ve Politika<br \/>\n<\/b><br \/>\nBu denemede psikolojinin yak\u0131n zamanda politika \u00fczerindeki olas\u0131<br \/>\netkilerinin niteli\u011fi \u00fczerinde durmak istiyorum. Bu anlamda, hem olumlu,<br \/>\nhem olumsuz etkilerden s\u00f6z etmek niyetindeyim.<\/p>\n<p>Politik fikirler mant\u0131\u011fa dayanmazlar. Alt\u0131n standard\u0131n\u0131n kabul\u00fc gibi teknik bir konunun kararla\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n temelinde bile duygusall\u0131k vard\u0131r; ve psikanilizcilere g\u00f6re, bu duygusall\u0131k kibar bir toplulukta dile getirilecek t\u00fcrden de\u011fildir. Yeti\u015fkin bir ki\u015finin duygular\u0131, e\u011fitimin yaratt\u0131\u011f\u0131 geni\u015f bir d\u0131\u015f kabu\u011fun sarmalad\u0131\u011f\u0131 bir i\u00e7g\u00fcd\u00fc \u00e7ekirde\u011finden olu\u015fur. E\u011fitimin devreye girmesi, d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fcn\u00fc etkilemek \u015feklinde kendini g\u00f6sterir. Herkes kendini iyi bir kimse olarak g\u00f6rmek ister; bu nedenle de, hem \u00e7abalar\u0131 hem de kuruntular\u0131, onu ba\u015far\u0131ya g\u00f6t\u00fcrecek en iyi olanak olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc \u015feylerin etkisinde kal\u0131r. Psikoloji \u00f6\u011frenmekle &#8220;iyi insan&#8221; kavram\u0131m\u0131z\u0131n de\u011fi\u015fikli\u011fe u\u011frayaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorum. E\u011fer \u00f6yle olursa, politika \u00fczerindeki etkisinin \u00e7ok b\u00fcy\u00fck olaca\u011f\u0131 da ortadad\u0131r.<\/p>\n<p>Gen\u00e7li\u011finde \u00e7a\u011fda\u015f psikolojiyi \u00f6\u011frenmi\u015f olan bir kimsenin Lord Curzon&#8217;a,<br \/>\nya da Londra piskoposuna benzeyebilece\u011finden ku\u015fku duyar\u0131m.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bilimlerin iki t\u00fcr etkide bulunmas\u0131 s\u00f6z konusu olabilir. Birincisi,<br \/>\nuzmanlar\u0131n, g\u00fc\u00e7 sahiplerinin yararlanaca\u011f\u0131 ke\u015fif ve icatlarda bulunmas\u0131d\u0131r.<br \/>\n\u0130kincisi de, bilimin insanlar\u0131n d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fcn\u00fc etkilemesi, bu yolla da kurduklar\u0131<br \/>\nanalojilerde ve beklentilerinde de\u011fi\u015fiklikler meydana getirmesidir. Tam<br \/>\nolarak ifade etmek gerekirse, ya\u015fam tarz\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirmek gibi, pek \u00e7ok<br \/>\nsonu\u00e7lar\u0131 olan, \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc bir etkisi daha vard\u0131r. Fiziksel bilimlerde, bu \u00fc\u00e7<br \/>\nt\u00fcr etki g\u00fcn\u00fcm\u00fczde iyice belirginle\u015fmi\u015f bulunmaktad\u0131r. U\u00e7aklar birinciye<br \/>\n\u00f6rnektir. Makinele\u015fmeye dayal\u0131 ya\u015fam g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc ikinciye, toplumun b\u00fcy\u00fck<br \/>\nb\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fcn tar\u0131m ve k\u0131rsal ya\u015famdan sanayi ve \u015fehir ya\u015fam\u0131na ge\u00e7mesi de \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcye \u00f6rnek g\u00f6sterilebilir.<\/p>\n<p>Psikolojinin etkilerine gelince, bu alanda hala gelece\u011fe y\u00f6nelik<br \/>\ntahminlere bel ba\u011flamak zorunday\u0131z. Gelece\u011fe y\u00f6nelik tahminler her zaman c\u00fcretkard\u0131r. Ancak birinci ve \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc t\u00fcrden etkiler konusunda, d\u00fc\u015fsel bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131ndaki de\u011fi\u015fikliklere ba\u011fl\u0131 olan etkilere oranla, daha da<br \/>\nc\u00fcretkard\u0131r. Bu nedenle, ben \u00f6ncelikle ve daha \u00e7ok bu iki t\u00fcr etki \u00fczerinde<br \/>\nduraca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Biraz tarihe g\u00f6z atmak konuya yakla\u015fmakta bize yard\u0131mc\u0131 olabilir.<br \/>\nOrta\u00e7a\u011f da b\u00fct\u00fcn politik sorunlar, analojiler \u015feklinde ortaya \u00e7\u0131kan teolojik<br \/>\nsavlara g\u00f6re \u00e7\u00f6z\u00fcmlenirdi. En \u00f6nemli \u00e7at\u0131\u015fma Papa ile \u0130mparator aras\u0131ndayd\u0131: Papa&#8217;n\u0131n G\u00fcne\u015f, \u0130mparator&#8217;un da Ay oldu\u011fu kabul edilirdi; b\u00f6ylece, kazanan Papa olmu\u015ftu. Papa&#8217;n\u0131n daha g\u00fc\u00e7l\u00fc ordular\u0131 oldu\u011fu i\u00e7in kazand\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemek yanl\u0131\u015f olur. Papa&#8217;n\u0131n ordusu, asker toplama g\u00f6revini \u00fcstlenen Fransisken (St. Francis taraf\u0131ndan, 1209 y\u0131l\u0131nda, Orta \u0130talya&#8217;da, Assin kasabas\u0131nda kurulan mezhep. (\u00e7.n.) rahiplerin ileri s\u00fcrd\u00fc\u011f\u00fc G\u00fcne\u015f-ve-Ay analojisinin g\u00fcc\u00fcne dayan\u0131yordu.<\/p>\n<p>\u0130nsan k\u00fctlelerini ger\u00e7ekten harekete ge\u00e7iren ve \u00f6nemli konular\u0131 sonuca<br \/>\ng\u00f6t\u00fcren de bu t\u00fcr \u015feylerdir. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde baz\u0131 ki\u015filer toplumu bir makine,<br \/>\nbaz\u0131lar\u0131 da bir a\u011fa\u00e7 olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler. Fa\u015fistler, emperyalistler, sanayiciler ve Bol\u015fevikler birinci gruba; anayasa yanl\u0131lar\u0131, toprak sahipleri veya<br \/>\nbar\u0131\u015f\u00e7\u0131lar da ikinci gruba girerler. Tart\u0131\u015fma Guelfler ve Ghibelline&#8217;ler (Orta\u00e7a\u011f \u0130talya&#8217;s\u0131nda, \u0130mparator yanl\u0131s\u0131 aristokratlar\u0131n siyasal partisi olan Ghibellinelere kar\u015f\u0131 olan, Papa yanl\u0131s\u0131 siyasal parti \u00fcyeleri. (\u00e7.n.) tart\u0131\u015fmas\u0131 kadar anlams\u0131zd\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc toplum ne a\u011fa\u00e7t\u0131r ne de makine.<\/p>\n<p>R\u00f6nesans&#8217;la beraber ikinci bir etken ortaya \u00e7\u0131kar: edebiyat, \u00f6zellikle de klasik edebiyat. Bu etken, \u00e7o\u011funlukla, devlet okullar\u0131nda ve eski \u00fcniversitelerde okumu\u015f olanlar aras\u0131nda g\u00fcn\u00fcm\u00fcze dek s\u00fcregelmi\u015ftir.<br \/>\nProfes\u00f6r Gilbert Murray&#8217;in, ((1866-1957): \u0130ngiliz bilgin ve devlet adam\u0131. (\u00e7.n.) bir sorun hakk\u0131nda karar vermeden \u00f6nce ilk tepkisinin sanki &#8220;Euripides (\u0130.\u00d6. 5. y\u00fczy\u0131lda ya\u015fam\u0131\u015f Grek tiyatro yazar\u0131. (\u00e7.n.) bu konuda ne derdi?&#8221; diye sormak oldu\u011funu hissederiz. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f art\u0131k g\u00fcc\u00fcn\u00fc yitirmi\u015ftir. Ancak, R\u00f6nesans&#8217;ta ve on sekizinci y\u00fczy\u0131l\u0131n Frans\u0131z Devrimi&#8217;ne kadarki kesitinde bu g\u00f6r\u00fc\u015f egemen olmu\u015ftur. Devrimin \u00fcnl\u00fc hatipleri kendilerini togalar i\u00e7inde g\u00f6r\u00fcrler, s\u00fcrekli olarak da Roma&#8217;n\u0131n parlak erdemlerinden s\u00f6z ederlerdi. Montesquieu ve Rousseau gibi yazarlar g\u00fcn\u00fcm\u00fcz yazarlar\u0131n\u0131n herhangi birinin sahip olabilece\u011finin \u00e7ok \u00fcst\u00fcnde etkiye sahiptiler. Amerikan anayasas\u0131n\u0131n, Montesquieu&#8217;n\u00fcn \u0130ngiliz anayasas\u0131 olarak d\u00fc\u015fledi\u011fi yasa oldu\u011fu s\u00f6ylenebilir.<\/p>\n<p>Roma hayranl\u0131\u011f\u0131n\u0131n Code Napoleon (Napolyon&#8217;un g\u00f6zetiminde 1804&#8217;de<br \/>\nyasala\u015fan Frans\u0131z Medeni Kanunu. (\u00e7.n.) \u00fczerindeki etkisinin<br \/>\nayr\u0131nt\u0131lar\u0131ndan s\u00f6z edecek \u00f6l\u00e7\u00fcde bir hukuk\u00e7u de\u011filim.<\/p>\n<p>Sanayi devrimi ile yeni bir \u00e7a\u011fa, fizik \u00e7a\u011f\u0131na girmi\u015f bulunuyoruz. Bilim adamlar\u0131, \u00f6zellikle Galileo ve Newton, bu \u00e7a\u011f\u0131n temelini haz\u0131rlad\u0131lar; ancak \u00e7a\u011f\u0131 ba\u015flatan, ekonominin tekni\u011fine bilimin girmesi oldu. Makine \u00e7ok tuhaf bir nesnedir: bilinen bilimsel yasalar uyar\u0131nca \u00e7al\u0131\u015f\u0131r (\u00f6yle olmasayd\u0131 zaten \u00fcretilemezdi); kendi d\u0131\u015f\u0131nda, insanla, daha \u00e7ok insan\u0131n fiziksel ya\u015fam\u0131yla ilgili olan belirli bir amac\u0131 vard\u0131r. Makinenin insanla ili\u015fkisi, Kalvenci teolojide insan\u0131n Tanr\u0131 ile olan ili\u015fkisinin ayn\u0131d\u0131r. Sanayile\u015fmenin Anglikanlar de\u011fil de Protestanlar ve \u0130ngiltere Kilisesi d\u0131\u015f\u0131ndakiler taraf\u0131ndan icat edilmesinin nedeni belki de budur. Makine analojisinin d\u00fc\u015f\u00fcnce d\u00fcnyam\u0131z \u00fczerinde derin etkileri vard\u0131r. D\u00fcnyaya &#8220;mekanik&#8221; bir bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131, &#8220;mekanik&#8221; a\u00e7\u0131klama, vb. deyimler kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, bunlar\u0131 fizik yasalar\u0131 diliyle bir a\u00e7\u0131klama anlam\u0131nda kullan\u0131r\u0131z; ancak, makinenin teolojik y\u00f6n\u00fcn\u00fc, yani kendi d\u0131\u015f\u0131nda var olan bir amaca y\u00f6nelik oldu\u011funu da, belki de bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131 olarak, belirtmi\u015f oluruz. Demek ki, toplumu bir makineye benzetirsek, onun kendi d\u0131\u015f\u0131nda bir t\u00fcr amac\u0131n\u0131n var oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmekteyiz. Art\u0131k onun Tanr\u0131&#8217;y\u0131 y\u00fcceltmek i\u00e7in var oldu\u011funu s\u00f6ylemek bizi tatmin etmiyor. Tanr\u0131 ile e\u015f anlaml\u0131 s\u00f6zc\u00fckler bulma s\u0131k\u0131nt\u0131m\u0131z da yok: \u00f6rne\u011fin \u0130ngiltere Merkez Bankas\u0131, \u0130ngiliz \u0130mparatorlu\u011fu, Standart Petrol \u015eirketi, Komunist Parti, vb. Sava\u015flar\u0131m\u0131z da bu e\u015f anlaml\u0131 s\u00f6zc\u00fckler aras\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fmalard\u0131r; yani, Orta\u00e7a\u011f&#8217;\u0131n G\u00fcne\u015f-ve-Ay sorununun tekrar\u0131.<\/p>\n<p>Fizik biliminin g\u00fc\u00e7l\u00fc olmas\u0131, onun g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fi\u015ftiren<br \/>\nkesin bir bilim dal\u0131 olmas\u0131ndan dolay\u0131d\u0131r. Bu de\u011fi\u015fim onun insan\u0131<br \/>\nde\u011fil, ortam\u0131 etkilemesi ile ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015ft\u0131r. Ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde kesin ve insan\u0131<br \/>\ndo\u011frudan etkileyen ba\u015fka bir bilim dal\u0131 var olsayd\u0131 fizik g\u00f6lgede kal\u0131rd\u0131.<br \/>\n\u0130\u015fte psikoloji bir g\u00fcn b\u00f6yle bir bilim haline gelebilir. Son zamanlara kadar<br \/>\npsikoloji \u00f6nemsiz bir felsefi laf kalabal\u0131\u011f\u0131 say\u0131l\u0131rd\u0131 -gen\u00e7li\u011fimde edindi\u011fim<br \/>\ne\u011fitimsel psikolojik bilgiler \u00f6\u011frenmeye de\u011fer \u015feyler de\u011fildi. Ancak<br \/>\n\u015fimdilerde psikolojiye iki de\u011fi\u015fik yakla\u015f\u0131m var ve ikisi de \u00f6nemli: birisi<br \/>\nfizyologlar\u0131n, \u00f6teki de psikanalizcilerin yakla\u015f\u0131m\u0131. Bu iki yakla\u015f\u0131m\u0131n<br \/>\nsonu\u00e7lar\u0131 daha belirgin ve kesin hale geldi\u011finde, insanlar\u0131n bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na<br \/>\nda giderek psikolojinin egemen olaca\u011f\u0131 a\u00e7\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Buna \u00f6rnek olarak e\u011fitimi ele alal\u0131m. Eskiden yayg\u0131n olan g\u00f6r\u00fc\u015fe g\u00f6re<br \/>\ne\u011fitime sekiz ya\u015f\u0131nda ve Latince \u00e7ekimlerle ba\u015flamak gerekiyordu;<br \/>\nbu ya\u015f \u00f6ncesinde neler oldu\u011fu \u00f6nemli say\u0131lmazd\u0131. \u0130\u015f\u00e7i Partisi&#8217;ne temelde<br \/>\nhala ayn\u0131 g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn egemen oldu\u011fu g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor; iktidardayken k\u00fc\u00e7\u00fcklere anaokulu a\u00e7mak yerine, on d\u00f6rt ya\u015f sonras\u0131 e\u011fitimi geli\u015ftirmeye daha \u00e7ok \u00f6nem verdiler.<\/p>\n<p>Dikkati ileri ya\u015ftaki e\u011fitim \u00fczerinde yo\u011funla\u015ft\u0131rmak, e\u011fitimin g\u00fcc\u00fcne<br \/>\nduyulan g\u00fcven konusunda k\u00f6t\u00fcmserli\u011fi de i\u00e7erir; ger\u00e7ekten ba\u015farabilece\u011fi<br \/>\ntek \u015feyin, insan\u0131 ge\u00e7imini kazan\u0131r duruma getirebilece\u011fi oldu\u011fu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcl\u00fcr.<br \/>\nAncak bilimsel yakla\u015f\u0131m, e\u011fitime, \u00e7ok daha erken ya\u015flarda ba\u015flamak<br \/>\nko\u015fuluyla, eskiden oldu\u011fundan \u00e7ok fazla g\u00fc\u00e7 atfetmektedir. Psikanalizciler<br \/>\ne\u011fitime do\u011fumla birlikte ba\u015flanmas\u0131n\u0131 isterler; biyologlar ise daha da \u00f6nce.<br \/>\nBir bal\u0131\u011fa iki yanda birer g\u00f6z yerine, ortada tek bir g\u00f6ze sahip olmay\u0131<br \/>\n\u00f6\u011fretebilirsiniz (Jennings, Prometheus, s. 60). Ancak bunu yapmak i\u00e7in,<br \/>\ni\u015fe bal\u0131k do\u011fmadan \u00e7ok \u00f6nce ba\u015flaman\u0131z gerekir. \u015eimdilik, memelilerin<br \/>\ndo\u011fum \u00f6ncesi e\u011fitimini ger\u00e7ekle\u015ftirmek i\u00e7in birtak\u0131m g\u00fc\u00e7l\u00fckleri a\u015fmak<br \/>\ngerekiyorsa da, ileride olas\u0131l\u0131kla bu da ba\u015far\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Bana &#8220;e\u011fitim&#8221;i \u00e7ok garip bir anlamda kulland\u0131\u011f\u0131m\u0131 s\u00f6yleyeceksiniz. Bir<br \/>\nbal\u0131\u011f\u0131n g\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fcn\u00fc \u00e7arp\u0131tmak ile bir \u00e7ocu\u011fa Latince gramer \u00f6\u011fretmek aras\u0131nda ortak olan nedir? Bana, bu ikisinin \u00e7ok benzer g\u00f6r\u00fcnd\u00fcklerini s\u00f6ylemeliyim: \u0130kisi de deneycinin zevki u\u011fruna verilen gereksiz zarard\u0131r. Bunun e\u011fitimin tan\u0131m\u0131 i\u00e7in pek ge\u00e7erli oldu\u011funu s\u00f6yleyemem. E\u011fitimin \u00f6z\u00fc, bir organizmada teknisyenin ama\u00e7lar\u0131 do\u011frultusunda bir de\u011fi\u015fim -\u00f6l\u00fcm d\u0131\u015f\u0131nda- elde etmektir. Do\u011fal olarak, teknisyen \u00f6\u011frenciyi geli\u015ftirmeyi ama\u00e7lad\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6yler; ancak bu s\u00f6zler tarafs\u0131z bir bak\u0131\u015fla, do\u011frulanabilir bir ger\u00e7e\u011fi yans\u0131tmamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bir organizmay\u0131 de\u011fi\u015ftirmenin t\u00fcrl\u00fc yollar\u0131 vard\u0131r. Bir g\u00f6z\u00fcn\u00fc kaybeden<br \/>\nbal\u0131k veya apendiksini ald\u0131ran adam \u00f6rne\u011finde oldu\u011fu gibi, organizman\u0131n<br \/>\nanatomisini de\u011fi\u015ftirebilirsiniz. Metabolizmas\u0131n\u0131, \u00f6rne\u011fin ila\u00e7larla<br \/>\nde\u011fi\u015ftirebilirsiniz. \u0130li\u015fkiler yaratarak al\u0131\u015fkanl\u0131klar\u0131n\u0131 de\u011fi\u015ftirebilirsiniz.<br \/>\nNormal \u00f6\u011fretim de bu sonuncusunun bir \u00f6zel halidir. Organizma \u00e7ok yeni<br \/>\noldu\u011fundan, \u00f6\u011fretim d\u0131\u015f\u0131nda kalan e\u011fitimde de\u011fi\u015fim sa\u011flanabilir. Geri<br \/>\nzekal\u0131l\u0131k ile iyot eksikli\u011fi aras\u0131ndaki ba\u011flant\u0131 herkes\u00e7e bilinir. Belki<br \/>\nzeki ki\u015filerin, yeterince temiz olmayan kaplarda olu\u015fan baz\u0131 ender<br \/>\nbile\u015fimlerin, yiyeceklerine \u00e7ok az miktarda istenmeden kar\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131 kimseler<br \/>\noldu\u011funu bir g\u00fcn ke\u015ffedece\u011fiz. Ya da, belirleyici etken, belki de annenin<br \/>\nhamilelik d\u00f6nemindeki beslenme y\u00f6ntemidir. Bu konuda hi\u00e7bir \u015fey bilmesem de semenderlerin e\u011fitimi konusunda insanlar\u0131nkinden \u00e7ok daha fazla bilgi sahibi oldu\u011fumuzu biliyorum. Bunun temel nedeni de semenderlerin ruhlar\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnmemizdir.<\/p>\n<p>Erken e\u011fitimin psikolojik y\u00f6n\u00fcne do\u011fumdan \u00f6nce ba\u015flamak pek olanakl\u0131 de\u011fildir. \u00c7\u00fcnk\u00fc bu e\u011fitim daha \u00e7ok al\u0131\u015fkanl\u0131klar edinilmesiyle ili\u015fkilidir; do\u011fum \u00f6ncesi al\u0131\u015fkanl\u0131klar ise do\u011fum sonras\u0131nda, \u00e7o\u011fu kez, i\u015fe yaramazlar. Ancak ilk y\u0131llar\u0131n karakterin olu\u015fmas\u0131ndaki \u00e7ok b\u00fcy\u00fck \u00f6nemi san\u0131r\u0131m ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez. Zihinsel konular\u0131n beden arac\u0131l\u0131\u011f\u0131yla ele al\u0131nmas\u0131n\u0131 savunanlarla do\u011frudan ele al\u0131nmas\u0131n\u0131 savunanlar aras\u0131nda, bana g\u00f6re t\u00fcm\u00fcyle gereksiz olan bir \u00e7at\u0131\u015fma vard\u0131r. Eski ekolden t\u0131p adamlar\u0131, H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa i\u00e7tenlikle inand\u0131klar\u0131 halde, materyalist olma e\u011filimindedirler; ruhsal bozukluklar\u0131n bedensel nedenleri oldu\u011funa, tedavinin de bu nedenleri gidererek yap\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine inan\u0131rlar. Psikanalizciler ise, bunun tersine, hep psikolojik nedenler ararlar ve onlar \u00fczerinde u\u011fra\u015f\u0131rlar. Bana g\u00f6re, b\u00fct\u00fcn bu gereksiz \u00e7at\u0131\u015fmalar zihin-ve-madde dualizmi ile ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Bazen dipte yatan fiziksel nedeni, bazen de dipte yatan psikolojik nedeni<br \/>\nbulmak daha kolayd\u0131r. Ben, bunlar\u0131n her ikisinin de ayn\u0131 zamanda var<br \/>\noldu\u011fu ve belli bir durum s\u00f6z konusu oldu\u011funda, en kolay bulunabilecek olan\u0131 \u00fczerinde durman\u0131n ak\u0131ll\u0131ca olaca\u011f\u0131 kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Bir vakay\u0131 tent\u00fcrdiyot s\u00fcrerek, bir ba\u015fkas\u0131n\u0131 fobiyi ortadan kald\u0131rarak tedavi etmekte bir tutars\u0131zl\u0131k yoktur.<\/p>\n<p>Politikaya psikolojik a\u00e7\u0131dan bakmaya \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131m\u0131zda, konuya do\u011fal yakla\u015f\u0131m, s\u0131radan insanlar\u0131n temel duygusal d\u00fcrt\u00fclerini ve bunlar\u0131n \u00e7evrenin etkisiyle nas\u0131l geli\u015ftirilebilece\u011fini ara\u015ft\u0131rarak i\u015fe ba\u015flamakt\u0131r. Y\u00fcz y\u0131l<br \/>\n\u00f6ncesinin Ortodoks ekonomistleri politikac\u0131n\u0131n dikkate almas\u0131 gereken yegane \u015feyin elde etmek g\u00fcd\u00fcs\u00fc oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerdi. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f<br \/>\nMarx taraf\u0131ndan benimsenmi\u015f ve tarihe ekonomik a\u00e7\u0131dan getirdi\u011fi yorumun<br \/>\ntemelini olu\u015fturmu\u015ftur. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f fizikten ve sanayile\u015fmekten kaynaklanm\u0131\u015ft\u0131r ve \u00e7a\u011f\u0131m\u0131zda fizik biliminin d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fcn\u00fc etkileyen egemenli\u011finin bir \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>G\u00fcn\u00fcm\u00fczde bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc benimseyenler kapitalistler, kom\u00fcnistler, The Times gazetesi ve yarg\u0131\u00e7lar gibi sayg\u0131n kurum ve ki\u015filerdir. Bu son ikisi,<br \/>\ni\u015fsizlik tazminat\u0131yla ge\u00e7inen bir adamla evlenmek u\u011fruna kazanc\u0131n\u0131 feda eden bir gen\u00e7 kad\u0131n g\u00f6r\u00fcnce \u015fa\u015fk\u0131nl\u0131klar\u0131n\u0131 saklayamazlar. Onlara g\u00f6re mutluluk gelir ile orant\u0131l\u0131d\u0131r; evde kalm\u0131\u015f varl\u0131kl\u0131 bir bayan evli bir yoksul<br \/>\nbayandan daha mutlu olmal\u0131d\u0131r. Bu d\u00fc\u015f\u00fcncenin do\u011fru oldu\u011funu g\u00f6stermek<br \/>\ni\u00e7in de evli yoksul bayana ac\u0131 \u00e7ektirmek i\u00e7in elimizden gelen her \u015feyi<br \/>\nyapar\u0131z.<\/p>\n<p>Psikanalizciler de, Ortodokslu\u011fa ve Marksizm&#8217;e kar\u015f\u0131, insan\u0131n temel<br \/>\nd\u00fcrt\u00fcs\u00fcn\u00fcn cinsellik oldu\u011funu s\u00f6ylerler. Onlara g\u00f6re elde etme d\u00fcrt\u00fcs\u00fc<br \/>\nhastal\u0131k haline gelmi\u015f bir t\u00fcr cinsel sap\u0131kl\u0131kt\u0131r. Bu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn yanda\u015flar\u0131n\u0131n<br \/>\nekonomik g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc destekleyenlerden \u00e7ok farkl\u0131 davranaca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Baz\u0131<br \/>\npatolojik ki\u015filer d\u0131\u015f\u0131nda herkes mutlu olmay\u0131 arzular; ancak insanlar\u0131n<br \/>\n\u00e7o\u011funlu\u011fu mutlulu\u011fu nelerin olu\u015fturdu\u011fu konusunda o g\u00fcn yayg\u0131n olan teoriyi kabullenir. E\u011fer zenginli\u011fin mutluluk oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorlarsa, cinselli\u011fin zorunlu oldu\u011funu d\u00fc\u015f\u00fcnmeleri durumunda davranacaklar\u0131ndan farkl\u0131 davranacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Ben her iki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn de tam do\u011fru olmad\u0131\u011f\u0131; ancak ikincisinin birincisinden<br \/>\ndaha az zararl\u0131 oldu\u011fu kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Burada, ortaya \u00e7\u0131kan mutlulu\u011fun\u00a0 nelerden olu\u015ftu\u011fu konusunda do\u011fru bir teorinin \u00f6nemi ortaya \u00e7\u0131k\u0131yor.<\/p>\n<p>Meslek se\u00e7imi gibi \u00f6nemli konularda ki\u015fi, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, teorilerin<br \/>\netkisinde kal\u0131r. E\u011fer yayg\u0131n olan teori ger\u00e7e\u011fe uygun de\u011filse, ba\u015far\u0131l\u0131<br \/>\nki\u015filer mutsuz olacak, ama bunun nedenini bilmeyeceklerdir. Bu onlar\u0131<br \/>\n\u00f6fkeyle dolduracak, bu \u00f6fke de bilin\u00e7-d\u0131\u015f\u0131 olarak k\u0131skand\u0131klar\u0131 gen\u00e7leri<br \/>\nbo\u011fazlama arzusuna yol a\u00e7acakt\u0131r. \u00c7a\u011fda\u015f politikalar\u0131n \u00e7o\u011fu, her ne kadar ekonomik temellere dayan\u0131yor g\u00f6r\u00fcnseler de, asl\u0131nda i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel doyum yoklu\u011fundan kaynaklanan \u00f6fkeye dayanmaktad\u0131r; bu doyum yoklu\u011funa da, b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, reva\u00e7ta olan hatal\u0131 psikolojik g\u00f6r\u00fc\u015f neden olmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Cinselli\u011fin yeterli oldu\u011funu sanm\u0131yorum. Cinsellik engellendi\u011fi zaman,<br \/>\n\u00f6zellikle politikada, \u00f6nemli bir etken olur. Evlenmemi\u015f ya\u015fl\u0131 han\u0131mlar,<br \/>\nsava\u015f s\u0131ras\u0131nda, biraz da gen\u00e7 erkeklerce ihmal edilmelerinden kaynaklanan, sald\u0131rgan bir tutuma girmi\u015flerdir. Hala da anormal derecede kavgac\u0131d\u0131rlar.<\/p>\n<p>Ate\u015fkesten hemen sonra trenle Saltash k\u00f6pr\u00fcs\u00fcnden ge\u00e7erken a\u015fa\u011f\u0131da demir atm\u0131\u015f bir\u00e7ok sava\u015f gemisi g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc an\u0131msar\u0131m. Kompart\u0131mandaki iki ya\u015fl\u0131ca han\u0131m birbirleriyle &#8220;Bunlar\u0131 b\u00f6yle aylak yatar g\u00f6rmek ne \u00fcz\u00fcc\u00fc,&#8221; diye konu\u015fuyorlard\u0131. Doyurulmu\u015f cinsellik ise politikay\u0131 art\u0131k etkilemez. A\u00e7l\u0131k ve susuzlu\u011fun politik a\u00e7\u0131dan daha \u00f6nemli oldu\u011funu s\u00f6yleyebilirim.<br \/>\nAilenin \u00f6neminden dolay\u0131, ana-babal\u0131k son derece \u00f6nemlidir. Rivers bunun<br \/>\n\u00f6zel m\u00fclkiyetin kayna\u011f\u0131 oldu\u011funu bile \u00f6ne s\u00fcrm\u00fc\u015ft\u00fc. Ancak ana-baba olmak cinsellikle kar\u0131\u015ft\u0131r\u0131lmamal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ya\u015fam\u0131n korunmas\u0131na ve n\u00fcfusun artmas\u0131na hizmet eden g\u00fcd\u00fcler yan\u0131nda,<br \/>\ngenellikle \u015fan \u015f\u00f6hret diyebilece\u011fimiz \u015feyle ilgili ba\u015fka g\u00fcd\u00fcler<br \/>\nde vard\u0131r: g\u00fc\u00e7 tutkusu, kendini be\u011fenmi\u015flik, ve rekabet. Bunlar\u0131n politikada<br \/>\n\u00e7ok \u00f6nemli rol oynad\u0131\u011f\u0131 su g\u00f6t\u00fcrmez. E\u011fer politikan\u0131n ya\u015fam\u0131 \u00e7ekilmez hale getirmesini istemiyorsak, bu \u015fan \u015f\u00f6hret g\u00fcd\u00fcleri dizginlenmeli ve kendi s\u0131n\u0131rlar\u0131n\u0131 a\u015fmamalar\u0131 sa\u011flanmal\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Temel g\u00fcd\u00fclerimiz iyi veya k\u00f6t\u00fc de\u011fildirler; etik a\u00e7\u0131dan n\u00f6trd\u00fcrler.<br \/>\nE\u011fitim onlar\u0131n iyi y\u00f6nde bi\u00e7imlendirilmesini ama\u00e7lamal\u0131d\u0131r. G\u00fcn\u00fcm\u00fczde<br \/>\nbile H\u0131ristiyanlar\u0131n pek ho\u015fland\u0131klar\u0131 eski y\u00f6ntem, g\u00fcd\u00fcleri engellemeye<br \/>\ny\u00f6neliktir; yeni y\u00f6ntem ise g\u00fcd\u00fcleri, onlardan yararlanacak bi\u00e7imde<br \/>\n\u015fekillendirme y\u00f6n\u00fcndedir. G\u00fc\u00e7 tutkusunu ele alal\u0131m: H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131n<br \/>\n\u00f6ng\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc al\u00e7akg\u00f6n\u00fcll\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc \u00f6\u011f\u00fctlemenin bir yarar\u0131 yoktur; o sadece bu<br \/>\nitiyi ikiy\u00fczl\u00fcl\u00fc\u011fe d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fcr. Yap\u0131lacak \u015fey ona yararl\u0131 \u00e7\u0131k\u0131\u015f yollar\u0131<br \/>\nsa\u011flamakt\u0131r. Do\u011fu\u015ftan gelen g\u00fcd\u00fcler bin bir yolla tatmin edilebilir -zul\u00fcm,<br \/>\npolitika, ticaret, bilim sanat gibi. Ki\u015fi kendi becerisi do\u011frultusunda bir<br \/>\nyol se\u00e7erek g\u00fc\u00e7 tutkusuna bir \u00e7\u0131k\u0131\u015f yolu sa\u011flar; gen\u00e7li\u011finde edindi\u011fi<br \/>\nbeceri t\u00fcr\u00fcne uygun \u015fu veya bu mesle\u011fi se\u00e7er. Devlet okullar\u0131m\u0131z\u0131n tek amac\u0131 yaln\u0131z ve yaln\u0131z bask\u0131 alt\u0131na alma tekni\u011fini \u00f6\u011fretmektir. Bunun sonucu olarak da beyaz \u0131rk\u0131n sorumlulu\u011funu y\u00fcklenen insanlar yeti\u015ftirmektedirler. E\u011fer bu insanlara bilim yapma olana\u011f\u0131 tan\u0131nsa \u00e7o\u011fu bunu ye\u011flerdi.<\/p>\n<p>\u0130ki konuda ustala\u015fm\u0131\u015f bir kimse genellikle bunlardan daha zor olan\u0131<br \/>\n\u00fczerinde \u00e7al\u0131\u015fmay\u0131 ye\u011fler; hi\u00e7bir satran\u00e7\u00e7\u0131 dama oynamaz. Becerinin erdeme yard\u0131mc\u0131 olmas\u0131 bu yolla sa\u011flanabilir.<\/p>\n<p>Ba\u015fka bir \u00f6rnek olarak korkuyu ele alal\u0131m. Rivers tehlike kar\u015f\u0131s\u0131nda g\u00f6sterilen ve her biri belirli ko\u015fullarda ge\u00e7erli olan d\u00f6rt t\u00fcr tepki say\u0131yor:<\/p>\n<p>1. Korkma ve Ka\u00e7ma<br \/>\n2. \u00d6fke ve D\u00f6v\u00fc\u015fme<br \/>\n3. \u015ea\u015f\u0131rtmaca<br \/>\n4. Paralize olma<\/p>\n<p>Bunlar i\u00e7inde en iyisinin \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fcs\u00fc oldu\u011fu ortadad\u0131r; ancak, \u00f6zel beceri sahibi olmay\u0131 gerektirir. \u0130kincisi militaristler, erkek \u00f6\u011fretmenler, rahipler, vb. taraf\u0131ndan &#8220;cesaret&#8221; ad\u0131 alt\u0131nda \u00f6v\u00fcl\u00fcr. B\u00fct\u00fcn y\u00f6netici s\u0131n\u0131flar kendi bireylerinde bu tepkiyi, egemenlikleri alt\u0131ndaki toplumlarda da korkma ve ka\u00e7may\u0131 olu\u015fturmay\u0131 ama\u00e7lar. Ayn\u0131 \u015fekilde kad\u0131nlar da g\u00fcn\u00fcm\u00fcze dek,<br \/>\n\u00f6zenle, \u00fcrkek olacak \u015fekilde yeti\u015ftirilmi\u015flerdir. \u0130\u015f\u00e7i s\u0131n\u0131f\u0131nda taklit\u00e7ilik ve sosyal uysall\u0131k \u015feklinde kendini g\u00f6steren a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k kompleksi g\u00fcn\u00fcm\u00fczde de mevcuttur.<\/p>\n<p>Psikolojinin, g\u00fc\u00e7 sahiplerinin eline yeni yeni silahlar vermesi olas\u0131d\u0131r. O zaman uysall\u0131\u011f\u0131 ve \u00fcrkekli\u011fi yayg\u0131nla\u015ft\u0131rabilecekler; kitleleri gittik\u00e7e daha<br \/>\n\u00e7ok evcil hayvanlara d\u00f6n\u00fc\u015ft\u00fcrebileceklerdir. G\u00fc\u00e7 sahipleri derken sadece sermaye sahiplerini de\u011fil, ayn\u0131 zamanda sendika ve \u0130\u015f\u00e7i Partisi&#8217;ninkiler dahil, b\u00fct\u00fcn g\u00f6revlileri kastediyorum. Her g\u00f6revli, elinde yetki bulunduran herkes, emri alt\u0131ndakilerin uysal olmalar\u0131n\u0131 ister. Bu kimseler, emirleri alt\u0131ndakiler, kendilerinin ihsan etmek l\u00fctfunda bulundu\u011fu \u015feyler i\u00e7in<br \/>\nminnettar olacak yerde, nelerle mutlu olacaklar\u0131 konusunda kendileri karar vermek isterlerse, \u00f6fkelenirler. Miras yoluyla ge\u00e7i\u015f ilkesi, ge\u00e7mi\u015fte,<br \/>\ny\u00f6netici s\u0131n\u0131f\u0131n \u00e7o\u011funlu\u011funun tembel ve etkisiz kalmas\u0131n\u0131 sa\u011flam\u0131\u015ft\u0131. Bu ba\u015fkalar\u0131na \u015fans vermek demekti.<\/p>\n<p>E\u011fer y\u00f6netici s\u0131n\u0131f her nesilde kendi \u00e7abalar\u0131yla y\u00fckselmi\u015f en dinamik<br \/>\nki\u015filerden olu\u015fursa, s\u0131radan \u00f6l\u00fcml\u00fcler i\u00e7in durum \u00e7ok karanl\u0131k olur. B\u00f6yle bir d\u00fcnyada tembellerin, yani ba\u015fkalar\u0131n\u0131n i\u015fine kar\u0131\u015fmak istemeyenlerin haklar\u0131n\u0131n nas\u0131l savunulaca\u011f\u0131n\u0131 kestirmek zordur. G\u00fcc\u00fcn iti\u015fip kak\u0131\u015fma kar\u015f\u0131l\u0131\u011f\u0131nda elde edildi\u011fi bir d\u00fcnyada yumu\u015fak ba\u015fl\u0131 insanlar\u0131n da bir \u015fans\u0131 olacaksa, gen\u00e7liklerinde korkusuzlu\u011fu ve enerjik olmay\u0131 \u00f6\u011frenmeleri gerekli gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Demokrasi belki de ge\u00e7ici bir evredir. E\u011fer \u00f6yleyse, psikoloji, k\u00f6lelerin zincirlerini per\u00e7inlemeye hizmet edecektir. Bu nedenle, demokrasiyi, bask\u0131 tekni\u011fi kusursuzlu\u011fa eri\u015fmeden \u00f6nce, g\u00fc\u00e7lendirmek b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ba\u015flang\u0131\u00e7ta s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim bilimin \u00fc\u00e7 etkisine geri d\u00f6nelim. H\u00fck\u00fcmet \u015feklinin ne olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorsak iktidardakilerin psikolojiden nas\u0131l<br \/>\nyararlanacaklar\u0131n\u0131 da tahmin edemeyiz. Her bilim gibi psikoloji de<br \/>\nyetkililerin eline yeni silahlar, \u00f6zellikle de e\u011fitim ve propaganda<br \/>\nsilahlar\u0131n\u0131 verecektir. \u0130leri psikolojik teknikler bunlar\u0131n ikisini de, kar\u015f\u0131 koymay\u0131 olanaks\u0131z k\u0131lan bir noktaya kadar geli\u015ftirebilir.<\/p>\n<p>\u0130ktidar sahipleri bar\u0131\u015f istiyorlarsa bar\u0131\u015f\u00e7\u0131, sava\u015f istiyorlarsa sava\u015f\u00e7\u0131<br \/>\nbir toplum yaratabilirler. Akl\u0131 geli\u015ftirmek isterlerse ak\u0131l, aptall\u0131\u011f\u0131<br \/>\ngeli\u015ftirmek isterlerse de aptall\u0131k \u00fcretebilirler. Bu bak\u0131mdan, gelece\u011fi<br \/>\nkestirmek olanaks\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Psikolojinin, d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fc \u00fczerine birbirine kar\u015f\u0131t iki t\u00fcr etkide bulunmas\u0131<br \/>\nolas\u0131d\u0131r. Bir yandan, gerekircili\u011fin daha yayg\u0131n bir kabul g\u00f6rmesi beklenir.<br \/>\nMeteoroloji bilimi, ya\u011fmur duas\u0131ndan yarar bekleyenlerin \u00e7o\u011funun rahat\u0131n\u0131<br \/>\nka\u00e7\u0131rm\u0131\u015ft\u0131r; ama iyi kalplilik i\u00e7in dua etmek insanlar\u0131 pek rahats\u0131z<br \/>\netmemektedir. \u0130yi kalpli olman\u0131n nedenleri ya\u011fmurun nedenleri kadar<br \/>\niyi bilinseydi aradaki fark da ortadan kalkard\u0131. Bir Harley Street<br \/>\nuzman\u0131na birka\u00e7 sterlin \u00f6demekle bir ermi\u015f olunabilseydi, kendini k\u00f6t\u00fc<br \/>\nemellerden kurtarmak i\u00e7in bir doktor \u00e7a\u011f\u0131rmak yerine dua eden ki\u015fi ikiy\u00fczl\u00fc olarak nitelenirdi. Gerekircili\u011fin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131yla \u00e7abada bir azalma, manevi tembellikte de bir artma olabilir -b\u00f6yle bir etki mant\u0131ksal olmasa da. Bunun bir kay\u0131p m\u0131 yoksa bir kazan\u00e7 m\u0131 olaca\u011f\u0131n\u0131 kestiremiyorum; \u00e7\u00fcnk\u00fc, yanl\u0131\u015f psikoloji ile bir arada giden manevi \u00e7aban\u0131n iyili\u011fi mi yoksa k\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fc m\u00fc art\u0131raca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorum.<\/p>\n<p>\u00d6te yandan, (psikolojinin d\u00fc\u015f g\u00fcc\u00fc \u00fczerindeki ikinci t\u00fcr etkisi sonucu)<br \/>\nhem metafiziksel hem de etik maddecilikten kurtulu\u015fa yol a\u00e7\u0131l\u0131r. Genelde kabul g\u00f6rm\u00fc\u015f ve uygulamada yararl\u0131 sonu\u00e7 vermi\u015f bir bilimin konusunu olu\u015fturduklar\u0131 i\u00e7in duygular daha \u00e7ok \u00f6nemsenirdi. B\u00f6yle bir etki, kan\u0131mca, t\u00fcm\u00fcyle yararl\u0131 olurdu; \u00e7\u00fcnk\u00fc mutlulu\u011fun nelerden kaynakland\u0131\u011f\u0131 konusunda benimsenmi\u015f olan yanl\u0131\u015f fikirleri ortadan kald\u0131r\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Psikolojinin ke\u015fif ve bulgular yoluyla ya\u015fam bi\u00e7imimizde yapabilece\u011fi<br \/>\nde\u011fi\u015fiklik konusunda bir tahmin yapmaya giri\u015fmiyorum; \u00e7\u00fcnk\u00fc herhangi bir etki yerine bir ba\u015fkas\u0131n\u0131n g\u00f6r\u00fclmesini beklemek i\u00e7in bir neden g\u00f6remiyorum.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, en \u00f6nemli etki, zencilere, ba\u015fka hi\u00e7bir yeni beceri kazand\u0131rmadan beyazlar kadar iyi d\u00f6v\u00fc\u015fmeyi \u00f6\u011fretmek olabilir.<\/p>\n<p>Veya, tersine, zencileri do\u011fum kontrol\u00fc uygulamaya te\u015fvik etmek i\u00e7in<br \/>\npsikolojiden yararlan\u0131labilir. Bu iki farkl\u0131 olanak birbirinden \u00e7ok farkl\u0131 d\u00fcnyalara yol a\u00e7ar; birinin mi yoksa \u00f6tekinin mi ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini,<br \/>\nya da ikisinin birlikte mi ger\u00e7ekle\u015fece\u011fini kestirmenin bir yolu da yoktur.<\/p>\n<p>Son olarak: psikolojinin b\u00fcy\u00fck pratik \u00f6nemi, s\u0131radan insanlara mutlulu\u011fun<br \/>\nnelerden olu\u015ftu\u011fu konusunda daha do\u011fru bir fikir verecek olmas\u0131ndad\u0131r.<br \/>\n\u0130nsanlar ger\u00e7ekten mutlu olursa haset, \u00f6fke ve y\u0131k\u0131c\u0131 itilerle dolu olmazlar. Ya\u015famsal gereksinimler d\u0131\u015f\u0131nda, -en az i\u015f\u00e7iler i\u00e7in oldu\u011fu kadar orta s\u0131n\u0131f i\u00e7in de- en b\u00fcy\u00fck gereksinim cinsel \u00f6zg\u00fcrl\u00fck, \u00e7ocuk sahibi olmak<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>Kendileri mutlulu\u011fu ka\u00e7\u0131rm\u0131\u015f olan ve ba\u015fkalar\u0131 i\u00e7in de \u00f6yle olmas\u0131n\u0131<br \/>\narzulayan k\u00f6t\u00fc niyetli insanlar\u0131n engellemesi olmasa, g\u00fcn\u00fcm\u00fczdeki bilgi<br \/>\nbirikimi ile, i\u00e7g\u00fcd\u00fcsel mutlulu\u011fu sa\u011flamak herkes i\u00e7in kolayla\u015f\u0131rd\u0131. Mutluluk yayg\u0131n olunca kendi kendisini koruyabilirdi; \u00e7\u00fcnk\u00fc g\u00fcn\u00fcm\u00fczde t\u00fcm politikay\u0131 olu\u015fturan nefret ve korkuya \u00e7a\u011fr\u0131 yan\u0131ts\u0131z kal\u0131rd\u0131.<\/p>\n<p>Ancak, psikoloji bilgisi bir aristokrasinin eline ge\u00e7er ve onun taraf\u0131ndan<br \/>\nkullan\u0131l\u0131rsa, bilinen k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerin devam\u0131na ve yo\u011funla\u015fmas\u0131na yol<br \/>\na\u00e7acakt\u0131r. D\u00fcnya, ilk ortaya \u00e7\u0131kmas\u0131ndan bu yana g\u00f6r\u00fclmemi\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde mutluluk getirebilecek her t\u00fcrl\u00fc bilgiyle doludur. Ancak eski uyumsuzluklar,<br \/>\na\u00e7g\u00f6zl\u00fcl\u00fck, haset ve dinsel zul\u00fcm yolu kapatmaktad\u0131r. Sonucun ne olaca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyorum; fakat bunun insano\u011flunun \u015fimdiye kadar kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131\u011f\u0131 her \u015feyden daha iyi ya da daha k\u00f6t\u00fc olaca\u011f\u0131n\u0131 tahmin ediyorum.<\/p>\n<p><b>\u0130nan Sava\u015flar\u0131 Tehlikesi<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u0130nsanl\u0131k tarihi boyunca, her biri aceleci bir ki\u015fi taraf\u0131ndan tarihin anahtar\u0131 olarak yorumlanabilecek, \u00e7e\u015fitli d\u00f6nemsel sal\u0131n\u0131mlar olagelmi\u015ftir.<br \/>\nBenim \u015fimdi ele almak istedi\u011fim, sentez ve ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fckten analiz ve<br \/>\nho\u015fg\u00f6r\u00fcye, sonra yine geriye do\u011fru olan sal\u0131n\u0131m\u0131n, bunlar aras\u0131nda<br \/>\nen \u00f6nemsizi olmad\u0131\u011f\u0131 kan\u0131s\u0131nday\u0131m.<\/p>\n<p>Uygar olmayan kabileler hemen hep sentezci ve ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczd\u00fcrler. Onlara<br \/>\ng\u00f6re toplumsal geleneklerin d\u0131\u015f\u0131na \u00e7\u0131k\u0131lmamal\u0131d\u0131r; yabanc\u0131lara kar\u015f\u0131<br \/>\nda b\u00fcy\u00fck ku\u015fku duyarlar. Helenik d\u00f6nem \u00f6ncesindeki uygarl\u0131klar genellikle<br \/>\nbu \u00f6zelliklere sahiplerdi. \u00d6zellikle M\u0131s\u0131r&#8217;da, g\u00fc\u00e7l\u00fc rahipler s\u0131n\u0131f\u0131 ulusal geleneklerin koruyucusu durumundayd\u0131lar ve kendi uygarl\u0131klar\u0131ndan<br \/>\nfarkl\u0131 olan Suriye uygarl\u0131\u011f\u0131 ile temas sonucu Akhenaton&#8217;un (Akhenaton<br \/>\n(veya Amenhotep veya \u0130khnaton) (T.O. 1410?-1375?) M\u0131s\u0131r h\u00fck\u00fcmdar\u0131. (\u00e7.n.) benimsedi\u011fi bozguncu ku\u015fkuculu\u011fu p\u00fcsk\u00fcrtmeyi ba\u015farm\u0131\u015flard\u0131. Minos uygarl\u0131\u011f\u0131 (\u0130.\u00d6. 3000 ile 1100 y\u0131llar\u0131 aras\u0131nda Girit&#8217;te geli\u015fen uygarl\u0131k. (\u00e7.n.) d\u00f6nemindeki durum ne olursa olsun analitik ho\u015fg\u00f6r\u00fcn\u00fcn tam olarak ilk kez g\u00f6r\u00fcld\u00fc\u011f\u00fc d\u00f6nem Grek \u00e7a\u011f\u0131d\u0131r. Bu da, daha sonraki ba\u015fka \u00f6rneklerde de oldu\u011fu gibi, yabanc\u0131larla ileti\u015fim sa\u011flayan ve onlarla iyi ili\u015fkilere gereksinim duyan ticaretin do\u011furdu\u011fu bir sonu\u00e7tur.<\/p>\n<p>Ticaret, son y\u0131llara kadar, bir ki\u015fisel giri\u015fim konusu olmu\u015ftur. Ticarette \u00f6nyarg\u0131lar kazan\u00e7 i\u00e7in bir engel, laissez faire (b\u0131rak\u0131n\u0131z yaps\u0131nlar) doktrini de ba\u015far\u0131n\u0131n anahtar\u0131 say\u0131lm\u0131\u015ft\u0131r. Ancak bu ticaret ruhu, daha sonralar\u0131 oldu\u011fu gibi, Grek \u00e7a\u011f\u0131nda da her ne kadar sanatta ve d\u00fc\u015f\u00fcncede esin kayna\u011f\u0131 olmu\u015fsa da, askeri ba\u015far\u0131lar i\u00e7in zorunlu olan toplumsal b\u00fct\u00fcnl\u00fc\u011f\u00fc sa\u011flayamam\u0131\u015ft\u0131. Bu nedenle Grekler \u00f6nce Makedonya&#8217;ya, sonra da Roma&#8217;ya boyun e\u011fdiler.<\/p>\n<p>Romal\u0131lar\u0131n sistemi, temelde sentezci; ayr\u0131ca, tam \u00e7a\u011fda\u015f bir \u015fekilde,<br \/>\nyani teolojik a\u00e7\u0131dan de\u011fil emperyalist ve parasal a\u00e7\u0131lardan, ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczd\u00fc.<br \/>\nAncak Roma sentezcili\u011fi Grek ku\u015fkuculu\u011fu taraf\u0131ndan yava\u015f yava\u015f eritildi ve yerini R\u00f6nesans d\u00f6nemine kadar d\u00fcnyaya egemen olan, H\u0131ristiyan ve M\u00fcsl\u00fcman sentezlerine b\u0131rakt\u0131. R\u00f6nesans Bat\u0131 Avrupa&#8217;da k\u0131sa s\u00fcren \u00e7ok parlak bir entelekt\u00fcel ve sanatsal d\u00f6neme yol a\u00e7t\u0131; onu da politik kaos ve sade insanlar\u0131n bu t\u00fcrden sa\u00e7mal\u0131klar\u0131 b\u0131rak\u0131p din sava\u015flar\u0131nda birbirlerini<br \/>\n\u00f6ld\u00fcrmek gibi ciddi i\u015flere el atma kararl\u0131l\u0131\u011f\u0131 izledi. Ticaretle u\u011fra\u015fan<br \/>\n\u0130ngiltere ve Hollanda, Reformasyon ve Kar\u015f\u0131-Reformasyon ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcnden ilk s\u0131yr\u0131lan \u00fclkeler oldular; onlar da birle\u015fip Roma<br \/>\nyanl\u0131lar\u0131yla sava\u015fmak yerine birbirleriyle sava\u015farak ho\u015fg\u00f6r\u00fclerini kan\u0131tlad\u0131lar. \u0130ngiltere de, Eski Yunanistan gibi, kom\u015fular\u0131 \u00fczerinde \u00e7\u00f6z\u00fcc\u00fc<br \/>\nbir etki yapt\u0131 ve bu \u00fclkede demokrasi ve parlamenter rejim i\u00e7in gerekli olan \u00f6l\u00e7\u00fcde ku\u015fkuculuk yava\u015f yava\u015f geli\u015fti. Ho\u015fg\u00f6r\u00fcden yoksun bir \u00e7a\u011fda bu kurumlar ender olarak olanakl\u0131d\u0131rlar ve bu nedenle de yerlerini fa\u015fizme ve Bol\u015fevizm&#8217;e b\u0131rakma e\u011filimindedirler.<\/p>\n<p>On dokuzuncu y\u00fczy\u0131l d\u00fcnyas\u0131, genellikle san\u0131ld\u0131\u011f\u0131ndan daha \u00e7ok, 1688<br \/>\n(Katolik kral James 2&#8217;ye kar\u015f\u0131 ayaklanma. (\u00e7.n.) devriminde somutla\u015fan ve<br \/>\nJohn Locke (1632-1704) taraf\u0131ndan ifade edilen felsefenin bir \u00fcr\u00fcn\u00fcd\u00fcr.<br \/>\nBu felsefe 1776&#8217;da Amerika&#8217;da ve 1789&#8217;da Fransa&#8217;da (1776: Amerikan<br \/>\nBa\u011f\u0131ms\u0131zl\u0131k Bildirgesi, 1789: Frans\u0131z devrimi. (\u00e7.n.) egemen oldu ve sonra<br \/>\nda b\u00fct\u00fcn bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131na yay\u0131ld\u0131. \u0130ngiltere&#8217;nin sanayi devrimi ve Napolyon&#8217;u yenmesi sonucu kazand\u0131\u011f\u0131 prestij bunda b\u00fcy\u00fck etken olmu\u015ftur.<\/p>\n<p>Bu durumda bir tutars\u0131zl\u0131k oldu\u011fu ancak yava\u015f yava\u015f fark edildi. Locke&#8217;un<br \/>\nve on dokuzuncu y\u00fczy\u0131l liberalizminin fikirleri s\u0131nai de\u011fil ticari nitelikteydi. Sanayicili\u011fin felsefesi, ser\u00fcvenci deniza\u015f\u0131r\u0131 t\u00fcccarlar\u0131nkinden t\u00fcm\u00fcyle farkl\u0131d\u0131r. Sanayicilik sentezcidir; b\u00fcy\u00fck ekonomik birimler olu\u015fturur, toplumu daha organik hale getirir ve bireyci d\u00fcrt\u00fclerin bast\u0131r\u0131lmas\u0131ndan yanad\u0131r. Bunun yan\u0131 s\u0131ra, sanayicili\u011fin ekonomik \u00f6rg\u00fctlenmesi hep oligar\u015fik nitelikte olmu\u015f ve siyasal demokrasi ne zaman ba\u015far\u0131ya ula\u015f\u0131yor<br \/>\ng\u00f6r\u00fcnse onu etkisiz hale getirmi\u015ftir. Bu nedenlerle \u00f6yle g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor ki, her<br \/>\nyeni \u00e7a\u011fda oldu\u011fu gibi, rakip inanlar ve felsefeler aras\u0131nda \u00e7at\u0131\u015fmaya<br \/>\ng\u00f6t\u00fcren yeni bir sentezci ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fck \u00e7a\u011f\u0131na girmekteyiz.<\/p>\n<p>Bug\u00fcn d\u00fcnyada sadece iki tane b\u00fcy\u00fck devlet vard\u0131r: Birle\u015fik Amerika ve<br \/>\nSovyetler Birli\u011fi. Bunlar\u0131n n\u00fcfuslar\u0131 birbirine e\u015fit gibidir; etki alanlar\u0131ndaki \u00f6teki \u00fclkelerin n\u00fcfuslar\u0131 da \u00f6yle.<\/p>\n<p>Bat\u0131 Avrupa ile Amerika k\u0131tas\u0131ndaki di\u011fer \u00fclkeler Amerika Birle\u015fik<br \/>\nDevletleri&#8217;nin; T\u00fcrkiye, \u0130ran ve \u00c7in&#8217;in b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc Sovyetlerin etki<br \/>\nalan\u0131ndad\u0131r. Bu b\u00f6l\u00fcnme, Orta\u00e7a\u011f&#8217;daki H\u0131ristiyanlarla M\u00fcsl\u00fcmanlar aras\u0131ndaki b\u00f6l\u00fcn\u00fcm\u00fc and\u0131rmaktad\u0131r. Ayn\u0131 t\u00fcrden inan fark\u0131, ayn\u0131 amans\u0131z d\u00fc\u015fmanl\u0131k, daha b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fclerde olsa da, benzer b\u00f6lge b\u00f6l\u00fcn\u00fcm\u00fc s\u00f6z konusudur. Orta\u00e7a\u011f&#8217;da, H\u0131ristiyan devletler aras\u0131nda, M\u00fcsl\u00fcman devletler aras\u0131nda nas\u0131l sava\u015flar olduysa, bu iki b\u00fcy\u00fck grup i\u00e7inde de sava\u015flar olacakt\u0131r; ancak bu sava\u015flar\u0131n er veya ge\u00e7, ger\u00e7ek bar\u0131\u015f antla\u015fmalar\u0131yla son bulmas\u0131n\u0131 umabiliriz. Halbuki bu iki b\u00fcy\u00fck grup aras\u0131nda, sadece, her ikisinin de bitap d\u00fc\u015fmesi sonucu ger\u00e7ekle\u015fen ate\u015fkes anla\u015fmalar\u0131 yap\u0131lacakt\u0131r. \u0130ki taraftan birinin zafere ula\u015faca\u011f\u0131n\u0131 ya da \u00e7at\u0131\u015fmadan bir yarar elde edece\u011fini sanm\u0131yorum. Her iki grup da di\u011ferini k\u00f6t\u00fc niyetli olarak g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fc ve ondan nefret etti\u011fi i\u00e7in \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n s\u00fcr\u00fcp gidece\u011fi g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcndeyim.<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz, geli\u015fmenin mutlaka bu yolda olaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemiyorum. Bilim \u015fimdi oldu\u011fundan \u00e7ok daha ileri bir a\u015famaya ula\u015f\u0131ncaya kadar, be\u015feri olaylar s\u00f6z konusu oldu\u011funda, gelece\u011fin belirsiz olmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Ben, sadece, bu do\u011frultuda gidi\u015fe yol a\u00e7abilecek etkin kuvvetler bulundu\u011funa dikkat \u00e7ekiyorum. Bu kuvvetler psikolojik oldu\u011fundan insan kontrol\u00fc kapsam\u0131ndad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bu nedenle, g\u00fcc\u00fc elinde bulunduranlar inan sava\u015flar\u0131 i\u00e7eren bir gelecek<br \/>\nistemiyorlarsa onu \u00f6nlemek de ellerindedir. Gelecek hakk\u0131nda<br \/>\nsalt fiziksel d\u00fc\u015f\u00fcncelere dayanmayan olumsuz bir kehanette bulunurken,<br \/>\ngelecekten s\u00f6z eden ki\u015finin ama\u00e7lar\u0131ndan biri de kendi tahminlerinin<br \/>\nyanl\u0131\u015fl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymalar\u0131 yolunda insanlar\u0131 \u00e7aba g\u00f6stermeye y\u00f6neltmektir.<\/p>\n<p>K\u00f6t\u00fcl\u00fc\u011f\u00fcn habercisi, e\u011fer insan sevgisi ta\u015f\u0131yan bir ki\u015fiyse,<br \/>\nkendisine kar\u015f\u0131 nefret duyulmas\u0131n\u0131 sa\u011flamaya \u00e7al\u0131\u015fmal\u0131 ve kehanetleri do\u011fru\u00a0 \u00e7\u0131kmazsa \u00e7ok \u00fcz\u00fclece\u011fi izlenimini vermelidir. Bu giri\u015ften sonra inan<br \/>\nsava\u015flar\u0131na yol a\u00e7an nedenleri; e\u011fer onlar\u0131 \u00f6nlemek istiyorsak al\u0131nmas\u0131<br \/>\ngereken \u00f6nlemleri g\u00f6zden ge\u00e7irelim.<\/p>\n<p>Yak\u0131n gelecekte, on sekizinci ve on dokuzuncu y\u00fczy\u0131llarda ya\u015fanan ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fckten daha b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde, etkin bir ho\u015fg\u00f6r\u00fcs\u00fczl\u00fc\u011f\u00fcn var olaca\u011f\u0131 beklenmektedir. Bu beklentinin temel nedeni de<br \/>\nb\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7ekli seri \u00fcretimin ucuzlu\u011fudur. Bunun tr\u00f6stlere ve tekellere yol a\u00e7aca\u011f\u0131 ise, en az\u0131ndan Kom\u00fcnist Manifesto kadar, eski ve herkes\u00e7e bilinen bir \u015feydir. Bizi \u015fimdilik ilgilendiren, entelekt\u00fcel ba\u011flamda ortaya \u00e7\u0131kacak sonu\u00e7lard\u0131r. Bug\u00fcn d\u00fc\u015f\u00fcnce kaynaklar\u0131n\u0131 birka\u00e7 elde toplayarak onlar\u0131 kontrol alt\u0131nda tutma yolunda gittik\u00e7e artan bir e\u011filim vard\u0131r; bunun sonucu olarak da az\u0131nl\u0131\u011f\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnceleri etkili olarak dile getirilme \u015fans\u0131n\u0131 yitirmektedir.<\/p>\n<p>Bu yo\u011funla\u015fma Sovyetler Birli\u011fi&#8217;nde, y\u00f6netimdeki parti yarar\u0131na olarak, politik a\u00e7\u0131dan ve bilin\u00e7li olarak ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. \u00d6nceleri b\u00f6yle bir<br \/>\ny\u00f6netimin ba\u015far\u0131l\u0131 olabilmesi ku\u015fkulu g\u00f6r\u00fcn\u00fcyordu; ancak y\u0131llar ge\u00e7tik\u00e7e ba\u015far\u0131 olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 giderek kuvvetlenmektedir. Ekonomik uygulamada<br \/>\nbaz\u0131 \u00f6d\u00fcnler verilmi\u015fse de ekonomik ve politik teoride ya da felsefi bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131nda bu yap\u0131lmam\u0131\u015ft\u0131r. Kom\u00fcnizm gittik\u00e7e daha \u00e7ok gelecekteki<br \/>\nbir cennetle ilgilenen, g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam bi\u00e7imiyle ise gittik\u00e7e daha az ilgilenen bir inana d\u00f6n\u00fc\u015fmektedir.<\/p>\n<p>Bu inan\u0131 sorgulamadan kabul eden ve olu\u015ftu\u011fu y\u0131llarda onunla ilgili etkin bir ele\u015ftiri duymam\u0131\u015f olan yeni bir ku\u015fak yeti\u015fmektedir. Edebiyat, bas\u0131n ve e\u011fitim \u00fczerinde \u015fimdi uygulanan denetim bir yirmi y\u0131l daha b\u00f6yle s\u00fcrerse<br \/>\n-s\u00fcrmeyece\u011fini varsaymak i\u00e7in de bir neden yoktur- kom\u00fcnist felsefe enerjik kitlenin ezici \u00e7o\u011funlu\u011funun kabul etti\u011fi felsefe olacakt\u0131r. Buna<br \/>\nkar\u015f\u0131 gelenler de \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Bir yanda olaylar\u0131n, ulusal ya\u015fam\u0131n genel gidi\u015finin d\u0131\u015f\u0131nda kalan ve say\u0131lar\u0131 giderek azalan k\u00fcsk\u00fcn ya\u015fl\u0131lar;<br \/>\n\u00f6te yanda da, etkileri uzun y\u0131llar \u00f6nemsemeye de\u011fmeyecek d\u00fczeylerde kalan birka\u00e7 \u00f6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr. \u00d6zg\u00fcr d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler her zaman var olmu\u015flard\u0131r -on \u00fc\u00e7\u00fcnc\u00fc y\u00fczy\u0131lda \u0130talyan soylular\u0131n\u0131n \u00e7o\u011fu Epik\u00fcr yanl\u0131s\u0131yd\u0131.<\/p>\n<p>Bu kimseler ancak baz\u0131 rastlant\u0131sal hallerde, \u00f6rne\u011fin \u015fimdiki Meksika&#8217;da oldu\u011fu gibi, fikirleri, ekonomik ve politik nedenlerle, \u00f6nemli kesimler i\u00e7in<br \/>\nyarar sa\u011flad\u0131\u011f\u0131nda \u00f6nem kazan\u0131rlar. Bu da Resmi Kilise&#8217;nin biraz sa\u011fduyu kullanmas\u0131yla her zaman \u00f6nlenebilir. Rusya&#8217;daki Resmi Kilise&#8217;den de bu kadarc\u0131k sa\u011fduyu g\u00f6stermesi beklenebilir. Gen\u00e7 k\u00f6yl\u00fcler e\u011fitimin yayg\u0131nla\u015fmas\u0131yla s\u00fcr\u00fcye kat\u0131lmaktad\u0131rlar; k\u00f6yl\u00fclerin ya\u015fant\u0131s\u0131nda bireyselcili\u011fe gittik\u00e7e daha \u00e7ok \u00f6d\u00fcn verilmesi de onlar\u0131n teoriyi benimsemelerini kolayla\u015ft\u0131rmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Ekonomik sistemin uygulanmas\u0131nda ne kadar az kom\u00fcnizm olursa genellikle benimsenen inan da o kadar \u00e7ok yayg\u0131nla\u015facakt\u0131r. Bu s\u00fcre\u00e7 yaln\u0131z Rusya&#8217;ya ya da Sovyetler Birli\u011fi&#8217;ne dahil \u00fclkelere \u00f6zg\u00fc de\u011fildir. \u00c7in de ayn\u0131 s\u00fcre\u00e7 i\u00e7ine girmektedir; \u00e7ok g\u00fc\u00e7lenmesi de olas\u0131l\u0131k d\u0131\u015f\u0131 de\u011fildir. \u00c7in&#8217;de g\u00fc\u00e7l\u00fc olan hangi hareket varsa -\u00f6zellikle de milliyet\u00e7i h\u00fck\u00fcmet- Rusya&#8217;n\u0131n etkisiyle ba\u015flam\u0131\u015ft\u0131r. G\u00fcney ordular\u0131n\u0131n askeri ba\u015far\u0131s\u0131 Ruslar\u0131n<br \/>\nyol g\u00f6stermesiyle \u00f6rg\u00fctlenen propaganda sayesinde ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir. Eski dinlere -Budizm ve Taoizme- ba\u011fl\u0131 olan \u00c7inliler politik bak\u0131mdan geri kafal\u0131d\u0131rlar. H\u0131ristiyanlar ise, yabanc\u0131lara kar\u015f\u0131, milliyet\u00e7ileri rahats\u0131z edecek \u00f6l\u00e7\u00fcde dost\u00e7ad\u0131r. Asl\u0131nda, milliyet\u00e7iler yerli olsun yabanc\u0131 olsun b\u00fct\u00fcn eski dinlere kar\u015f\u0131d\u0131rlar. Rusya&#8217;n\u0131n yeni dini, hem &#8220;geli\u015fme&#8221;nin son \u00f6rne\u011fi olmas\u0131, hem de siyasal bak\u0131mdan dost olan bir devletle, ger\u00e7ekte yegane dost devletle ilintili olmas\u0131 nedeniyle, yurtsever ayd\u0131nlara \u00e7ekici gelmektedir. Bu y\u00fczden \u00c7in&#8217;in uygulamada kom\u00fcnizme ge\u00e7mesi akla uzak geliyorsa da Bol\u015fevik felsefesini benimsemesi pekala olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130ngilizlerin &#8220;geri kalm\u0131\u015f&#8221; \u00fclkelerle olan ili\u015fkilerinde d\u00fc\u015ft\u00fckleri en b\u00fcy\u00fck yan\u0131lg\u0131 geleneklerin g\u00fcc\u00fcne \u00e7ok fazla g\u00fcvenmek olmu\u015ftur. \u00c7in&#8217;de, \u00c7in klasiklerini olduk\u00e7a iyi bilen, yayg\u0131n bo\u015f inanlar\u0131 anlayan, ya\u015fl\u0131 ve tutucu okumu\u015f yazm\u0131\u015flarla dostluk kurmu\u015f bir\u00e7ok \u0130ngiliz bulabilirsiniz. Yeni \u00c7in&#8217;i anlayan ve ona bilgisizce bir a\u015fa\u011f\u0131lama ile bakmayan birisine ise pek rastlayamazs\u0131n\u0131z. Bu kimseler, Japonya&#8217;daki kabuk de\u011fi\u015ftirmeye ra\u011fmen, \u00c7in&#8217;in gelece\u011fini ge\u00e7mi\u015fine bakarak de\u011ferlendirmeyi s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrler ve b\u00fcy\u00fck ve h\u0131zl\u0131 bir de\u011fi\u015fimin olanaks\u0131z oldu\u011funu varsayarlar. Bunun bir d\u00fc\u015f yan\u0131lg\u0131s\u0131 oldu\u011fundan eminim.<\/p>\n<p>Japonya&#8217;da oldu\u011fu gibi \u00c7in&#8217;de de, Bat\u0131&#8217;n\u0131n ekonomik ve askeri g\u00fcc\u00fc Bat\u0131&#8217;ya prestij sa\u011flamakla beraber, ondan nefret edilmesine de neden olmu\u015ftur. Rusya olmasayd\u0131 bu nefret etkisiz kal\u0131rd\u0131. Ama \u015fimdi Rusya, Bat\u0131 egemenli\u011finden kurtulma konusunda bir model olu\u015fturmakta ve az \u00e7ok benzer bir yolda y\u00fcr\u00fcmek i\u00e7in \u00c7in&#8217;e yard\u0131mc\u0131 olmaktad\u0131r. Bu ko\u015fullar alt\u0131nda h\u0131zl\u0131 bir de\u011fi\u015fim \u00e7ok olanakl\u0131d\u0131r. Daha \u00f6nce e\u011fitimsiz olan bir toplumda h\u0131zl\u0131 bir de\u011fi\u015fim her zaman kolayl\u0131kla ger\u00e7ekle\u015ftirilebilir; \u00e7\u00fcnk\u00fc h\u00fck\u00fcmetin sayg\u0131nl\u0131\u011f\u0131 ile desteklenen bir e\u011fitim, gen\u00e7lerin cahil b\u00fcy\u00fcklerini k\u00fc\u00e7\u00fcmsemesine yol a\u00e7ar.<\/p>\n<p>Bu nedenle, yirmi y\u0131l sonra Bol\u015fevik ideolojinin b\u00fct\u00fcn \u00c7in&#8217;de iktidara gelmesi ve Rusya ile yak\u0131n bir siyasal ittifak i\u00e7ine girmesi hi\u00e7 de olas\u0131l\u0131k d\u0131\u015f\u0131 de\u011fildir. Bu ideoloji, e\u011fitim yoluyla, yava\u015f yava\u015f d\u00fcnya n\u00fcfusunun yakla\u015f\u0131k yar\u0131s\u0131na a\u015f\u0131lanacakt\u0131r. Bu arada \u00f6b\u00fcr yar\u0131s\u0131nda neler olabilir?<\/p>\n<p>Yerle\u015fmi\u015f tutuculu\u011fun stat\u00fckoculuk ve gelenek avantajlar\u0131na sahip oldu\u011fu Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131nda daha yumu\u015fak y\u00f6ntemler yeterlidir; ger\u00e7ekten de mevcut y\u00f6ntemler, genelde, belirli bir amaca y\u00f6nelik olmadan ortaya \u00e7\u0131km\u0131\u015flard\u0131r. Orta\u00e7a\u011f kal\u0131nt\u0131lar\u0131n\u0131n etkisi nedeniyle, \u00e7a\u011fda\u015f inan Avrupa&#8217;da kat\u0131ks\u0131z haliyle g\u00f6r\u00fclmez. Sanayi kapitalizminin en \u00f6zg\u00fcr \u015fekilde uyguland\u0131\u011f\u0131 ve \u00f6zelliklerini a\u00e7\u0131k\u00e7a g\u00f6sterdi\u011fi yer Amerika Birle\u015fik Devletleri&#8217;dir. D\u00fcnya devletleri aras\u0131nda en b\u00fcy\u00fc\u011f\u00fc Amerika oldu\u011fu i\u00e7in, Bat\u0131 Avrupa da yava\u015f yava\u015f onun izinde gitmek zorunda kalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bunu s\u00f6ylerken, \u00f6rne\u011fin Amerikan g\u00f6\u00e7men topluluklar\u0131nda hala varl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcren, gerilerde kalm\u0131\u015f bir Avrupa inan\u0131 olan tutucu Protestanl\u0131\u011f\u0131 benimsememiz gerekti\u011fini kastetmiyorum. Amerika&#8217;n\u0131n tar\u0131m kesimi, uluslararas\u0131 \u00f6nem ta\u015f\u0131yan veya Amerika&#8217;n\u0131n gelece\u011fine bi\u00e7im verecek olan kesim de\u011fildir. Yeni ve \u00f6nemli olan, sanayi inan\u0131d\u0131r. Bu inan Rusya&#8217;da bir bi\u00e7im, Amerika&#8217;da ba\u015fka bir bi\u00e7im alm\u0131\u015ft\u0131r. D\u00fcnya i\u00e7in \u00f6nemli olan da bu ikisi aras\u0131ndaki z\u0131tl\u0131kt\u0131r.<\/p>\n<p>Rusya gibi Amerika&#8217;n\u0131n ideali de ger\u00e7ekle\u015fmi\u015f de\u011fildir; ama yine de de\u011fer yarg\u0131lar\u0131 teorik a\u00e7\u0131dan bu ideale uydurulmu\u015ftur. Rusya&#8217;n\u0131n ideali kom\u00fcnizmdir; Amerika&#8217;n\u0131n ideali ise serbest rekabet. Yeni ekonomi<br \/>\npolitikas\u0131 Rus idealine nas\u0131l ayakba\u011f\u0131 oluyorsa tr\u00f6stler de Amerikan<br \/>\nidealine ayn\u0131 \u015feyi yapmaktad\u0131r. Kom\u00fcnistler, \u00f6rg\u00fctler baz\u0131nda d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcr;<br \/>\ntipik Amerikal\u0131 da bireyler baz\u0131nda. &#8220;Tahta kul\u00fcbeden Beyaz Saraya&#8221;<br \/>\ns\u00f6zleri gen\u00e7 politikac\u0131lar\u0131n \u00f6n\u00fcne koyulan idealin bir ifadesidir.<\/p>\n<p>Ekonomik alanda buna benzer bir ideal de i\u015f hayat\u0131nda ilerlemeyi sa\u011flayan sistemlerin reklamlar\u0131n\u0131 esinler. Herkesin Beyaz Saray&#8217;da oturmas\u0131n\u0131n veya \u015firket ba\u015fkan\u0131 olmas\u0131n\u0131n olanak d\u0131\u015f\u0131 olmas\u0131 ger\u00e7e\u011fi, idealin bir eksikli\u011fi olarak d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclmez; sadece, gen\u00e7leri rakiplerinden daha \u00e7al\u0131\u015fkan ve kurnaz olmaya iteleyen bir \u00f6ge olarak alg\u0131lan\u0131r. Amerika&#8217;n\u0131n hen\u00fcz kalabal\u0131kla\u015fmad\u0131\u011f\u0131 d\u00f6nemlerde, \u00e7o\u011fu kimsenin, ba\u015fkalar\u0131n\u0131n omuzlar\u0131na basmadan olduk\u00e7a b\u00fcy\u00fck ba\u015far\u0131lara eri\u015fmesi olanakl\u0131yd\u0131. \u015eimdi bile, e\u011fer ama\u00e7lanan \u015fey g\u00fc\u00e7 de\u011fil de maddi refah ise,<br \/>\nAmerika&#8217;daki bir i\u015f\u00e7inin Avrupa&#8217;daki bir serbest meslek sahibinden<br \/>\ndaha zengin olma olana\u011f\u0131 vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak g\u00fc\u00e7 art\u0131k giderek baz\u0131 odaklarda yo\u011funla\u015fmaktad\u0131r ve d\u0131\u015flanm\u0131\u015f<br \/>\nolanlar\u0131n da kendi paylar\u0131n\u0131 istemeleri tehlikesi vard\u0131r. Ulusal<br \/>\ninanc\u0131n bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc bu tehlikeyi en aza indirecek \u015fekilde planlanm\u0131\u015ft\u0131r.<br \/>\nNapolyon-vari bir d\u00fcstur, La carriere ouuerte aux talents (Mesle\u011fin kap\u0131s\u0131<br \/>\nyeteneklilere a\u00e7\u0131kt\u0131r) s\u00f6zleri \u00e7ok i\u015fe yarar; gerisi ba\u015far\u0131y\u0131 toplumsal<br \/>\nde\u011fil bireysel bir olgu olarak g\u00f6stermeye kal\u0131r. Kom\u00fcnist felsefede hedef<br \/>\nbir kesimin ya da bir \u00f6rg\u00fct\u00fcn ba\u015far\u0131s\u0131d\u0131r; Amerika&#8217;da ise bireyin ba\u015far\u0131s\u0131.<br \/>\nSonu\u00e7ta, ba\u015far\u0131s\u0131z birey sosyal sisteme \u00f6fkelenmek yerine kendi yetersizli\u011finden utan\u00e7 duyar. Al\u0131\u015f\u0131k oldu\u011fu bireyci felsefe, toplu eylem sayesinde herhangi bir yarar sa\u011flanabilece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnmesini engeller. Bu<br \/>\nnedenle, g\u00fcc\u00fc elinde bulunduranlara kar\u015f\u0131 bir muhalefet yoktur; bu da onlar\u0131 zenginle\u015ftiren ve d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda etkili yapan bir sosyal sistemin tad\u0131n\u0131 \u00e7\u0131karmakta \u00f6zg\u00fcr k\u0131lar.<\/p>\n<p>\u0130nsanlar\u0131n gerek duyduklar\u0131 \u015feylerin e\u015fit olarak da\u011f\u0131t\u0131ld\u0131\u011f\u0131 bir d\u00f6nem hi\u00e7bir zaman var olmam\u0131\u015ft\u0131r. Oturmu\u015f bir sosyal sistemde, daha az \u015fansl\u0131 olanlar\u0131n kaderlerini kabul etmelerini sa\u011flayan bir sistem var olmal\u0131d\u0131r; bu da genellikle bir t\u00fcr inana dayan\u0131r. Ancak bir inan\u0131n, geni\u015f bir k\u00fctle taraf\u0131ndan kabul edilmesini g\u00fcvenceye almak i\u00e7in, b\u00fct\u00fcn topluma, g\u00f6zard\u0131 etti\u011fi haks\u0131zl\u0131klar\u0131 kar\u015f\u0131layacak \u00f6l\u00e7\u00fcde yarar da sunmas\u0131 gerekir. Amerika&#8217;da teknik geli\u015fimi ve maddi refah d\u00fczeyinin y\u00fckselmesini sunar. Bu ikincisini sonsuza kadar sa\u011flamaya g\u00fcc\u00fc yetmeyebilir; ama bir s\u00fcre daha ba\u015farma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 vard\u0131r. Rusya&#8217;da ise, sadece sermaye sahiplerinin de\u011fil, herkesin yarar\u0131na y\u00f6netilen bir sanayile\u015fme kavram\u0131n\u0131 sunar.<\/p>\n<p>Rus i\u015f\u00e7isinin Amerikal\u0131 i\u015f\u00e7iye g\u00f6re daha yoksul oldu\u011fu ku\u015fkusuzdur. Ancak o ba\u015fkalar\u0131n\u0131 zenginle\u015ftirmek ve y\u00fcceltmek i\u00e7in gereksiz yere cefa \u00e7ekmedi\u011fini, kendi hakk\u0131 olan\u0131 ald\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilerek -en az\u0131ndan \u00f6yle sanarak avuntu bulur. Bunun da \u00f6tesinde, kendini, birbirleriyle m\u00fccadele eden<br \/>\nbirimlerden birinin \u00fcyesi olarak de\u011fil, s\u0131k\u0131 bir i\u015fbirli\u011fi i\u00e7indeki bir toplumun bir birimi olarak hisseder.<\/p>\n<p>San\u0131r\u0131m burada Amerika ve Rusya&#8217;daki inanlar\u0131n \u00f6z\u00fcne inmi\u015f oluyoruz. Protestan gelene\u011fi ve y\u00fcz y\u0131l s\u00fcren \u00f6nc\u00fc ruhu ile ya\u015famas\u0131 sonucu \u015fekillenmi\u015f olan bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131s\u0131na g\u00f6re, Amerika, yoksulluktan zenginli\u011fe eri\u015fme yolunda giri\u015filen bireysel u\u011fra\u015f\u0131n, ba\u015fkas\u0131ndan yard\u0131m istemeden, bireysel \u00e7aba yoluyla yap\u0131lmas\u0131 gerekti\u011fine inan\u0131r. Bir orman adam\u0131 gibi<br \/>\nvah\u015fi do\u011fa ile sava\u015fmaktad\u0131r. Ger\u00e7ekte rakipleri olan ki\u015filerle sava\u015f\u0131yorsa da bu \u00fczerinde durmaya de\u011fer bir konu de\u011fildir. Belki de, b\u00fct\u00fcn ya\u015fam\u0131 boyunca, maddi refah u\u011fruna zihinsel d\u00fcr\u00fcstl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc feda eden ve fikirlerini<br \/>\n\u00f6zg\u00fcrce ifade etmekten yoksun bir k\u00f6le durumunda olaca\u011f\u0131n\u0131 vurgulamak pek nazik bir davran\u0131\u015f olmaz. A\u00e7\u0131klamamas\u0131 gereken d\u00fc\u015f\u00fcncelerin ho\u015f<br \/>\nolmayan d\u00fc\u015f\u00fcnceler oldu\u011fu ortadad\u0131r; bunlar konusunda dilini tutmaya zorlanmas\u0131 ise, yaln\u0131zca, anar\u015fik d\u00fcrt\u00fclere kar\u015f\u0131 sa\u011fl\u0131kl\u0131 bir s\u0131n\u0131rlama getirmek demektir. Orta ya\u015fa geldi\u011finde kendisi de art\u0131k bu g\u00f6r\u00fc\u015fle<br \/>\ntam bir uyum i\u00e7indedir.<\/p>\n<p>Rusya&#8217;da ise, bunun tersine Bizans Kilisesi, Tatarlar ve \u00c7arl\u0131k, bireyin bir hi\u00e7 oldu\u011funu insanlar\u0131n beynine zaten damgalam\u0131\u015ft\u0131r; daha \u00f6nce Tanr\u0131 ya da \u00c7ar yoluna feda etti\u011fi \u015feyler toplum u\u011fruna daha kolay feda edilebilir. Rus kom\u00fcnistleri Bat\u0131&#8217;daki sempatizanlar\u0131ndan, temelde bireye sayg\u0131<br \/>\nduymamalar\u0131yla ayr\u0131l\u0131rlar (Bkz. Rene F\u00fcl\u00f6p-Miller&#8217;in Geist und Gesicht der Bolschewismus &#8211; Bol\u015fevizmin Ruhu ve G\u00f6r\u00fcn\u00fcm\u00fc). Bu konuda ruha ve \u00f6l\u00fcms\u00fczl\u00fc\u011fe inanan Bizansl\u0131 seleflerinden daha kat\u0131 olabilirler. Sovyet y\u00f6neticileri ruhu ortadan kald\u0131rd\u0131ktan sonra Leviathan (\u0130ncil&#8217;de s\u00f6z\u00fc edilen, bazen timsaha, bazen y\u0131lana, bazen de balinaya benzetilen deniz canavar\u0131. (\u00e7.n.) benzetmesini bir H\u0131ristiyan&#8217;dan daha i\u00e7tenlikle kabul edebilirler. Onlar i\u00e7in Bat\u0131&#8217;n\u0131n bireyselli\u011fi, Menenius Agrippa masal\u0131nda oldu\u011fu gibi, bedenin \u00e7e\u015fitli organlar\u0131n\u0131, kendi ba\u015flar\u0131na ya\u015famalar\u0131 i\u00e7in ay\u0131rmak kadar abestir. Sanat, din, etik, aile konular\u0131na, daha do\u011frusu her konuya, bak\u0131\u015f a\u00e7\u0131lar\u0131 bu temele dayan\u0131r.<\/p>\n<p>Bat\u0131&#8217;daki sosyalistler, ara s\u0131ra, toplumun b\u00fcy\u00fck \u00f6neminden, sanki onlar da ayn\u0131 fikirdelermi\u015f gibi s\u00f6z ederler; ancak nadiren \u00f6yledirler. \u00d6rne\u011fin, uzak bir yere g\u00f6\u00e7 eden bir adam\u0131n kar\u0131s\u0131n\u0131 ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 birlikte g\u00f6t\u00fcrmek istemesini do\u011fal bulurlar. \u00c7ok daha kat\u0131 olan Do\u011fu kom\u00fcnistleri ise bunu sadece bir duygusall\u0131k olarak alg\u0131lar. \u00c7ocuklar\u0131na devletin bakaca\u011f\u0131n\u0131, gidece\u011fi yerde eskisini aratmayacak yeni bir e\u015f bulabilece\u011fini s\u00f6ylerler.<br \/>\nDo\u011fal sevginin gerekleri \u00f6nemsiz say\u0131l\u0131r. Ger\u00e7i kapitalist toplumlarda<br \/>\nbu t\u00fcr \u015feyler g\u00fcnl\u00fck ya\u015famda ho\u015fg\u00f6r\u00fcyle kar\u015f\u0131lan\u0131r, ama teorilerine ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde yans\u0131maz. Lenin&#8217;in \u00f6\u011fretilerinin bu s\u00f6ylediklerime ters d\u00fc\u015ft\u00fc\u011f\u00fc de do\u011frudur. San\u0131r\u0131m, bunun bir tutars\u0131zl\u0131k oldu\u011fu, do\u011fal insan\u0131n teori kabu\u011fundan bir f\u0131\u015fk\u0131rmas\u0131 oldu\u011fu kabul edilmelidir. Koyu bir kom\u00fcnistin, Lenin&#8217;in somut bir ki\u015fi olarak de\u011fil, bir Kuvvet&#8217;in somutla\u015fmas\u0131 olarak sayg\u0131 g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc s\u00f6yleyece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum. O da, zamanla, teorik olarak, Logosb kadar soyutla\u015fabilir.<\/p>\n<p>Rus felsefesinin yava\u015f yava\u015f ya da bir anda, Bat\u0131&#8217;ya egemen olaca\u011f\u0131n\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnenler olmu\u015ftur. \u0130lk bak\u0131\u015fta \u00f6nemli g\u00f6r\u00fclebilecek baz\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcnceler<br \/>\nbu g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc desteklemektedir. Kom\u00fcnist felsefenin sanayi toplumuna kapitalist felsefeden daha uygun oldu\u011fu ku\u015fku g\u00f6t\u00fcrmez; \u00e7\u00fcnk\u00fc sanayile\u015fmenin bireylerden \u00e7ok, \u00f6rg\u00fctlerin \u00f6nemini art\u0131rmas\u0131 ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r. Bundan ba\u015fka, toprak ve do\u011fal kaynak m\u00fclkiyetinin sanayiden \u00e7ok tar\u0131m<br \/>\nrejimine \u00f6zg\u00fc olmas\u0131 do\u011fald\u0131r. Topra\u011f\u0131n \u00f6zel m\u00fclkiyeti iki yoldan edinilmi\u015ftir: birisi, her yerde k\u0131l\u0131\u00e7 hakk\u0131na dayanan aristokratik yol, ikincisi<br \/>\nde, \u00e7ift\u00e7inin i\u015fledi\u011fi topra\u011fa sahip olma hakk\u0131na dayanan demokratik yol. Bir sanayi toplumunda bu iki hak da mant\u0131ks\u0131z ve anlams\u0131zd\u0131r.<\/p>\n<p>Maden sahiplerinin, madeni i\u015fletenlerden pay almalar\u0131 ve kentsel ta\u015f\u0131nmaz mal sahiplerinin kira almalar\u0131 uygulamas\u0131 aristokratik yoldan edinilen toprak m\u00fclkiyetinin anlams\u0131zl\u0131\u011f\u0131n\u0131 ortaya koymaktad\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc mal sahibinin elde etti\u011fi gelirin herhangi bir toplumsal yarar\u0131 oldu\u011fu s\u00f6ylenemez. Topra\u011f\u0131 i\u015fleyen k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn o topra\u011fa sahip olma hakk\u0131 da ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde anlams\u0131zd\u0131r.<br \/>\nBir Boer \u00e7ift\u00e7isinin topra\u011f\u0131nda buldu\u011fu alt\u0131ndan elde etti\u011fi zenginlik onun topluma yapt\u0131\u011f\u0131 herhangi bir hizmet nedeniyle kazan\u0131lm\u0131\u015f de\u011fildir.<\/p>\n<p>Kente yak\u0131n bir yerde \u00e7iftlik sahibi olan ki\u015finin o b\u00f6lgenin kentle\u015fmesiyle elde etti\u011fi zenginlik i\u00e7in de ayn\u0131 \u015fey ge\u00e7erlidir. Yaln\u0131z \u00f6zel m\u00fclkiyet<br \/>\nde\u011fil ulusal m\u00fclkiyet bile ayn\u0131 kolayl\u0131kla anlams\u0131z say\u0131labilir. M\u0131s\u0131r ve Panama Cumhuriyeti&#8217;nin kendi topraklar\u0131ndaki kanallar\u0131n kontrol\u00fcn\u00fc elde<br \/>\ntutmalar\u0131 gerekti\u011fini \u00f6ne s\u00fcrmek sa\u00e7mad\u0131r; geli\u015fmemi\u015f \u00fclkelerin topraklar\u0131nda bulunan petrol gibi \u015feylerin kontrol\u00fcnde mutlak haklar\u0131 oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcrmek de k\u00f6t\u00fc sonu\u00e7lara yol a\u00e7maktan ba\u015fka bir \u015feye yaramaz. \u00d6nemli hammaddelerin uluslararas\u0131 bir y\u00f6netim alt\u0131na al\u0131nmas\u0131 yolundaki teorik sav son derece \u00e7ekicidir; zengin e\u015fk\u0131yan\u0131n hammaddelerden yararlanma i\u00e7in d\u00fcnyay\u0131 haraca ba\u011flamas\u0131n\u0131 kabullenmemize yol a\u00e7an tek \u015fey tar\u0131msal gelenektir.<\/p>\n<p>Sanayi toplumlar\u0131 tar\u0131m toplumlar\u0131na k\u0131yasla \u00e7ok daha s\u0131k\u0131 ba\u011flant\u0131lar i\u00e7indedirler ve ki\u015filere verilecek yasal yetkiler, tar\u0131m toplumlar\u0131nda b\u00fcy\u00fck<br \/>\nsak\u0131ncalara yol a\u00e7masa da sanayi toplumlar\u0131 i\u00e7in son derece tehlikeli olurlar. Ayr\u0131ca, sosyalistlerin saf\u0131nda yer alan haset duygusuna (ba\u015fka deyi\u015fle adalet duygusuna) da yol a\u00e7aca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. B\u00fct\u00fcn bu d\u00fc\u015f\u00fcncelere<br \/>\nkar\u015f\u0131n, \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki y\u00fcz y\u0131ll\u0131k bir s\u00fcre i\u00e7inde sosyalist g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn Amerika&#8217;da yayg\u0131nla\u015faca\u011f\u0131n\u0131 sanm\u0131yorum. Amerika sosyalist d\u00fc\u015f\u00fcnceyi benimsemedi\u011fi s\u00fcrece de onun ekonomik y\u00f6r\u00fcngesindeki hi\u00e7bir \u00fclkenin,<br \/>\nsosyalizmi en ufak bir \u00f6l\u00e7\u00fcde bile uygulamas\u0131na izin verilmeyecektir. Bunun \u00f6rne\u011fi Dawes Plan\u0131s uyar\u0131nca Almanya&#8217;da demiryollar\u0131ndan, devlet<br \/>\nm\u00fclkiyetinin kald\u0131r\u0131lmas\u0131 s\u0131ras\u0131nda ya\u015fanm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Amerika&#8217;n\u0131n sosyalist olmayaca\u011f\u0131n\u0131 s\u00f6ylemem, Amerika&#8217;daki refah\u0131n s\u00fcrece\u011fi yolundaki inan\u0131\u015f\u0131m nedeniyledir. Amerika&#8217;daki bir i\u015f\u00e7i sosyalist \u00fclkelerdeki bir i\u015f\u00e7iden daha zengin oldu\u011fu s\u00fcrece, kapitalist propagandan\u0131n de\u011fi\u015fim yanl\u0131s\u0131 savlar\u0131 \u00e7\u00fcr\u00fctmesi m\u00fcmk\u00fcn olacakt\u0131r. Bu ba\u011flamda, daha \u00f6nce s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fim geni\u015f-\u00f6l\u00e7ekli-\u00fcretim ekonomileri son derece b\u00fcy\u00fck \u00f6nem ta\u015f\u0131maktad\u0131r. Aralar\u0131nda anla\u015fm\u0131\u015f bas\u0131n, milyonerlerin parasal destek verdi\u011fi y\u00fcksek \u00f6\u011fretim, milyonerlerin ba\u011f\u0131\u015flar\u0131ndan yararlanan ve kilisenin kontrol\u00fcnde olan ilk\u00f6\u011fretim, reklam yoluyla hangi kitaplar\u0131n daha \u00e7ok sataca\u011f\u0131n\u0131 kararla\u015ft\u0131ran ve bu kitaplar\u0131 az say\u0131da bas\u0131labilen kitaplardan daha ucuza maleden iyi \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f kitap yay\u0131nc\u0131l\u0131\u011f\u0131, radyo, ve hepsinden \u00e7ok, b\u00fct\u00fcn Bat\u0131 d\u00fcnyas\u0131nda g\u00f6sterilerek kazan\u00e7 getiren \u00e7ok pahal\u0131 filmlerin yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 sinema: b\u00fct\u00fcn bunlar tekd\u00fczeli\u011fe, d\u00fc\u015f\u00fcnce ve haberlerin bir merkezden y\u00f6netimine, yaln\u0131zca g\u00fc\u00e7 odaklar\u0131nca onaylanan inan\u00e7 ve felsefelerin yay\u0131lmas\u0131na olanak sa\u011flamaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu t\u00fcr propagandalar\u0131n b\u00fct\u00fcn\u00fcyle ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz ve sonu\u00e7ta kar\u015f\u0131 koyulmaz oldu\u011funu sanm\u0131yorum. Ancak, kan\u0131mca, \u00f6nerdi\u011fi rejim s\u0131radan insanlara<br \/>\nba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fu izlenimini verdi\u011fi s\u00fcrece, bu propagandan\u0131n etkisini s\u00fcrd\u00fcrmesi olas\u0131d\u0131r. Sava\u015fta yenilgiye u\u011framak, ki bu herkesin anlayabilece\u011fi bir ba\u015far\u0131s\u0131zl\u0131k i\u015faretidir, rejimi sarsabilir; ancak, Amerika&#8217;n\u0131n bir sava\u015fta yenilme olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 \u015fimdilik yoktur. Bu nedenle, \u0130ngiltere&#8217;nin ba\u015far\u0131l\u0131 oldu\u011fu on dokuzuncu y\u00fczy\u0131lda parlamenter y\u00f6netim<br \/>\ntarz\u0131na g\u00f6sterilen yayg\u0131n ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131 Amerika&#8217;daki Amerikan sistemi i\u00e7in de bekleyebiliriz. Eskimi\u015f anlam\u0131yla teolojik g\u00f6r\u00fc\u015f ayr\u0131l\u0131klar\u0131 Do\u011fu ile Bat\u0131 aras\u0131ndaki ekonomik inan ayr\u0131l\u0131klar\u0131n\u0131, ku\u015fkusuz, daha da g\u00fc\u00e7lendirecektir.<br \/>\nAmerika&#8217;n\u0131n H\u0131ristiyanl\u0131\u011f\u0131, Do\u011fu&#8217;nun ise H\u0131ristiyan-kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi beklenebilir.<\/p>\n<p>Evlilik ve aile konular\u0131nda, Amerika&#8217;n\u0131n H\u0131ristiyan doktrinlerine kar\u015f\u0131 yapmac\u0131k ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesi, Do\u011fu&#8217;nun da bunlar\u0131 k\u00f6hne bo\u015f-inanlar olarak alg\u0131lamas\u0131 beklenebilir. \u0130ki tarafta da geni\u015f \u00f6l\u00e7\u00fcde ve ac\u0131mas\u0131zca haks\u0131zl\u0131klar yap\u0131laca\u011f\u0131; her iki taraf\u0131n da \u00f6tekindeki bu haks\u0131zl\u0131klardan haberdar, kendisindekilerden ise habersiz olmas\u0131 beklenebilir. \u00d6rne\u011fin,<br \/>\npek az Amerikal\u0131 Sacco ve Vanzetti (Nicolo Sacco ve Bartolomeo<br \/>\nVanzetti: \u0130talyan as\u0131ll\u0131 Amerikal\u0131 anar\u015fistler. Gasp ve \u00f6ld\u00fcrme su\u00e7lar\u0131ndan dolay\u0131 1920&#8217;de ger\u00e7ekle\u015fen idamlar\u0131 uluslararas\u0131 protestolara neden olmu\u015f; \u00e7o\u011fu ki\u015fi onlar\u0131 politik \u00f6nyarg\u0131lar\u0131n kurbanlar\u0131 olarak nitelemi\u015ftir. (\u00e7.n.)<br \/>\nhakk\u0131ndaki ger\u00e7e\u011fi bilir. Ba\u015fka birisinin su\u00e7u kendi i\u015fledi\u011fini itiraf etmesine ve kan\u0131tlar\u0131 toplayan polisin bunlar\u0131n &#8220;tertip&#8221; oldu\u011funu kabul etmesine kar\u015f\u0131n, adam \u00f6ld\u00fcrmek su\u00e7undan \u00f6l\u00fcme mahkum edilmi\u015flerdi. Su\u00e7u itiraf eden ki\u015finin bozuk sicilli olmas\u0131 yeni bir dava a\u00e7\u0131lmas\u0131n\u0131n reddedilmesinin nedenlerinden biriydi. Anla\u015f\u0131lan, Amerikan yarg\u0131\u00e7lar\u0131na g\u00f6re sadece iyi karakterli ki\u015filer cinayet i\u015fliyorlar. Sacco ve Vanzetti&#8217;nin ger\u00e7ek su\u00e7lar\u0131 ise anar\u015fist olmalar\u0131yd\u0131. B\u00fct\u00fcn bunlar, ku\u015fkusuz, Rusya&#8217;da da bilinmektedir ve kapitalistlerin adaleti konusunda olumsuz d\u00fc\u015f\u00fcncelere yol a\u00e7maktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bunun gibi, Rusya&#8217;daki patriklerin ve sosyal devrimcilerin duru\u015fmalar\u0131 da Amerika&#8217;da bilinmektedir. B\u00f6ylece, her iki taraf da di\u011ferinin k\u00f6t\u00fcl\u00fckleri<br \/>\nhakk\u0131nda bol bol kan\u0131t toplamakta; ancak kendi \u00fclkelerindeki k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerden habersiz kalmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bir s\u00fcre \u00f6nce California \u00dcniversitesi&#8217;nde bir profes\u00f6rle tan\u0131\u015ft\u0131m; Mooney\u0131 (Tom Mooney (1882?-1942): Bir bombalama su\u00e7lamas\u0131yla 1916&#8217;da mahkum edilip 1939&#8217;da affedilen Amerikal\u0131 sendika lideri. (\u00e7.n.) ad\u0131n\u0131 hi\u00e7 duymam\u0131\u015ft\u0131. Mooney i\u015flememi\u015f olabilece\u011fi bilinen bir adam \u00f6ld\u00fcrme su\u00e7undan dolay\u0131 bir California cezaevinde yatmaktayd\u0131. Kerenski rejimi s\u0131ras\u0131nda Rus h\u00fck\u00fcmeti bu dava hakk\u0131nda Amerikan h\u00fck\u00fcmeti nezdinde resmi giri\u015fimde bulunmu\u015f ve Ba\u015fkan Wilson&#8217;un g\u00f6revlendirdi\u011fi soru\u015fturma komitesi onun su\u00e7lu oldu\u011funu g\u00f6sterecek kan\u0131tlar bulunmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 bildirmi\u015fti. Ancak o bir kom\u00fcnistti.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece g\u00f6r\u00fcl\u00fcyor ki, d\u00fc\u015f\u00fcnceden dolay\u0131 yap\u0131lan zulme her \u00fclkede g\u00f6z yumulmaktad\u0131r. \u0130svi\u00e7re&#8217;de bir kom\u00fcnisti \u00f6ld\u00fcrmek yasal oldu\u011fu gibi, bunu yapan ki\u015fi bir daha cinayet i\u015flerse, sab\u0131kas\u0131 olmad\u0131\u011f\u0131 gerek\u00e7esiyle beraat eder. Bu tutuma kar\u015f\u0131, Sovyet Cumhuriyeti d\u0131\u015f\u0131nda, hi\u00e7bir \u00fclkede tepki<br \/>\ng\u00f6sterilmemektedir. Bu ba\u011flamda, kapitalist \u00fclkeler i\u00e7inde en iyisi Japonya&#8217;d\u0131r. Orada, iki \u00fcnl\u00fc anar\u015fisti ve onlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck ye\u011fenlerini -o\u011fullar\u0131 sanarak- karakolda bo\u011farak \u00f6ld\u00fcren polis, bir kahraman haline gelmesine ve okul \u00e7ocuklar\u0131na onu \u00f6ven kompozisyonlar yazd\u0131r\u0131lmas\u0131na kar\u015f\u0131n, hapse mahkum edilmi\u015fti.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bu nedenlerle, mevcut rejimin sokaktaki insana ba\u015far\u0131l\u0131 g\u00f6r\u00fcnd\u00fc\u011f\u00fc ya da Amerikan ekonomik etkisinin egemen oldu\u011fu bir \u00fclkede, yak\u0131n bir gelecekte kom\u00fcnist inan\u0131n\u0131n benimsenmesi olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6rm\u00fcyorum. Tam tersine, stat\u00fckonun korunmas\u0131 i\u00e7in, g\u00fc\u00e7 odaklar\u0131n\u0131n gittik\u00e7e daha tutucu olmalar\u0131 ve toplumdaki b\u00fct\u00fcn tutucu g\u00fc\u00e7leri desteklemeleri olas\u0131 g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Bu odaklar\u0131n en g\u00fc\u00e7l\u00fcs\u00fc de, ku\u015fkusuz dindir. Almanya&#8217;da krall\u0131\u011f\u0131n mal varl\u0131\u011f\u0131 hakk\u0131ndaki halk oylamas\u0131nda, kiliseler bunlar\u0131n kamula\u015ft\u0131r\u0131lmas\u0131n\u0131n H\u0131ristiyanl\u0131\u011fa ayk\u0131r\u0131 oldu\u011fu konusunda resmen karar ald\u0131. B\u00f6yle kararlar \u00f6d\u00fcllendirilmeyi hak ederler. Ku\u015fkusuz \u00f6d\u00fcllendirileceklerdir de.<\/p>\n<p>Kapitalist \u00fclkelerde, e\u011fitimin zenginler yarar\u0131na olacak bi\u00e7imde, daha s\u0131k\u0131 kontrol\u00fcn\u00fc sa\u011flamak amac\u0131yla, \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f dinin, \u00f6zellikle de Katolik Kilisesi&#8217;nin, gittik\u00e7e daha da g\u00fc\u00e7lenmesi beklenebilir. Bu nedenle, Bat\u0131 ile Rusya aras\u0131nda temelde ekonomik olan kar\u015f\u0131tl\u0131\u011f\u0131n giderek b\u00fct\u00fcn inan\u00e7 alanlar\u0131na yay\u0131lmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. \u0130nan\u00e7 s\u00f6z\u00fc ile kastetti\u011fim, do\u011fruluklar\u0131 kan\u0131tlanmam\u0131\u015f olan konularda var olan dogmatik kan\u0131lard\u0131r. Ku\u015fkusuz, b\u00fct\u00fcn bu k\u00f6t\u00fcl\u00fckler bilimsel yakla\u015f\u0131m\u0131n, yani kan\u0131lar\u0131 \u00f6nyarg\u0131lar yerine kan\u0131tlarla olu\u015fturma al\u0131\u015fkanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n yay\u0131lmas\u0131yla \u00f6nlenebilir. Ancak, her ne kadar sanayide de bilimsel teknik gerekliyse de, bilimsel yakla\u015f\u0131m daha \u00e7ok ticaretle ilintilidir; \u00e7\u00fcnk\u00fc zorunlu olarak bireyseldir ve iktidar\u0131n etkisinde<br \/>\nde\u011fildir.<\/p>\n<p>Bu nedenle bilimsel yakla\u015f\u0131m\u0131n, sadece, \u00e7a\u011fda\u015f ya\u015fam\u0131n ana mecras\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda kalan Hollanda, Danimarka, \u0130skandinavya gibi k\u00fc\u00e7\u00fck \u00fclkelerde<br \/>\nvarl\u0131\u011f\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrmesini bekleyebiliriz. \u00d6te yandan, bir y\u00fczy\u0131l kadar s\u00fcrecek bir \u00e7at\u0131\u015fma d\u00f6neminden sonra, Otuz Y\u0131l Sava\u015flar\u0131 sonras\u0131nda oldu\u011fu gibi, her iki taraf\u0131n giderek yorgun d\u00fc\u015fmesi de olas\u0131l\u0131k d\u0131\u015f\u0131 de\u011fildir. O zaman s\u0131ra yine dogmatik konularda geni\u015f g\u00f6r\u00fc\u015fl\u00fc olan ki\u015filere gelecektir.<\/p>\n<p>\u00d6n\u00fcm\u00fczdeki m\u00fccadele konusunda benim ki\u015fisel tutumum Erasmus&#8217;unkin gibidir: iki taraf\u0131 da b\u00fct\u00fcn kalbimle desteklemem olanaks\u0131zd\u0131r. Bir\u00e7ok noktada Amerikal\u0131 b\u00fcy\u00fck sermaye sahiplerinden \u00e7ok, Bol\u015feviklerle ayn\u0131 fikirdeyim; ancak onlar\u0131n felsefesinin kesin do\u011fru oldu\u011funa ya da mutlu bir d\u00fcnya yaratabilece\u011fine inanam\u0131yorum. R\u00f6nesans&#8217;tan bu yana hep<br \/>\ny\u00fckseli\u015fte olan bireycili\u011fin \u00e7ok ileri gitti\u011fini; e\u011fer sanayi toplumlar\u0131n\u0131n istikrarl\u0131 olmas\u0131 ve s\u0131radan kad\u0131n ve erkekleri ya\u015famlar\u0131ndan ho\u015fnut<br \/>\nk\u0131lmas\u0131 isteniyorsa, daha g\u00fc\u00e7l\u00fc bir i\u015fbirli\u011fi ruhuna gerek oldu\u011funu kabul ediyorum. Bol\u015fevik felsefesindeki g\u00fc\u00e7l\u00fck, \u00f6rg\u00fctlenme ilkelerinin<br \/>\nekonomiye dayanmas\u0131ndan; buna kar\u015f\u0131l\u0131k, insan i\u00e7g\u00fcd\u00fcleriyle uyumlu olacak grupla\u015fmalar\u0131n biyolojik nitelikte olmas\u0131ndan kaynaklanmaktad\u0131r.<br \/>\nAile ve ulus biyolojik, tr\u00f6st ve sendika ekonomiktir. Biyolojik grupla\u015fmalar\u0131n g\u00fcn\u00fcm\u00fczde yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fckler yads\u0131namaz; ancak ben toplumsal sorunlar\u0131n bu gruplar\u0131 olu\u015fturan i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri yok sayarak \u00e7\u00f6z\u00fclebilece\u011fine inanm\u0131yorum.<\/p>\n<p>Eminim ki, \u00f6rne\u011fin, b\u00fct\u00fcn \u00e7ocuklar ana-baban\u0131n katk\u0131s\u0131 olmadan devlet<br \/>\nkurumlar\u0131nda e\u011fitilirlerse; kad\u0131n ve erkeklerin b\u00fcy\u00fck bir b\u00f6l\u00fcm\u00fc hem \u00e7aba gerektiren faaliyetler i\u00e7in gerekli d\u00fcrt\u00fcy\u00fc yitirirler, hem de bir huzursuzluk ve can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131 i\u00e7ine d\u00fc\u015ferler. \u0130fadesini kara ve deniz kuvvetlerinde bulmayan milliyet\u00e7ili\u011fin de bir yeri vard\u0131r; ona uygun alan da siyasal de\u011fil, daha \u00e7ok k\u00fclt\u00fcreldir. \u0130nsanlar e\u011fitimin ve kurumlar\u0131n etkisiyle b\u00fcy\u00fck<br \/>\n\u00f6l\u00e7\u00fcde de\u011fi\u015febilirler. Ancak bu de\u011fi\u015fim temel i\u00e7g\u00fcd\u00fcleri sapt\u0131racak \u015fekilde ger\u00e7ekle\u015firse sonu\u00e7 canl\u0131l\u0131\u011f\u0131n yitirilmesi olur. Bol\u015fevikler psikolojik \u00f6nemi olan tek g\u00fcd\u00fc ekonomik i\u00e7g\u00fcd\u00fcym\u00fc\u015f gibi konu\u015furken kesinlikle yan\u0131lmaktad\u0131rlar.<\/p>\n<p>Bat\u0131&#8217;n\u0131n rekabete dayal\u0131 toplumu da bu yan\u0131lg\u0131y\u0131 payla\u015f\u0131r; ancak Bat\u0131 bu konuda daha az a\u00e7\u0131k s\u00f6zl\u00fcd\u00fcr. \u00c7a\u011f\u0131m\u0131z\u0131n temel yan\u0131lg\u0131s\u0131, bana g\u00f6re, ya\u015fam\u0131n ekonomik y\u00f6n\u00fcn\u00fcn gere\u011finden \u00e7ok vurgulanmas\u0131d\u0131r. Kapitalist ve kom\u00fcnist felsefelerin her ikisinin de, biyolojik gereksinimleri dikkate<br \/>\nalmad\u0131klar\u0131 i\u00e7in yetersiz olduklar\u0131 kabul edilmedik\u00e7e aralar\u0131ndaki \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n son bulaca\u011f\u0131n\u0131 sanm\u0131yorum.<\/p>\n<p>Bu \u00e7at\u0131\u015fman\u0131n \u015fiddetini azaltmaya gelince, bildi\u011fim en iyi \u015fey liberallerin vaktiyle benimsedikleri parolad\u0131r. Ancak bunun yetersiz oldu\u011funun da fark\u0131nday\u0131m. Gerekli olan, d\u00fc\u015f\u00fcnce \u00f6zg\u00fcrl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fcn ve d\u00fc\u015f\u00fcnceleri yayma f\u0131rsat\u0131n\u0131n varl\u0131\u011f\u0131d\u0131r. Zorluklara yol a\u00e7an, \u00f6zellikle bu ikincisidir. Bir d\u00fc\u015f\u00fcncenin geni\u015f ve etkin bi\u00e7imde yay\u0131lmas\u0131n\u0131 sa\u011flayan mekanizma mutlaka ya devletin ya da b\u00fcy\u00fck sermaye kurulu\u015flar\u0131n\u0131n elindedir. Demokrasi ve e\u011fitim sahneye \u00e7\u0131kmadan \u00f6nce bu pek de ger\u00e7ek de\u011fildi: etkili fikirler pahal\u0131 \u00e7a\u011fda\u015f propagandan\u0131n arac\u0131l\u0131\u011f\u0131 olmadan eri\u015filebilen, ufak bir az\u0131nl\u0131kla s\u0131n\u0131rl\u0131yd\u0131. Ancak tehlikeli ve y\u0131k\u0131c\u0131 bulduklar\u0131, ger\u00e7ek<br \/>\nahlaka ayk\u0131r\u0131 g\u00f6rd\u00fckleri fikirlerin yay\u0131lmas\u0131 i\u00e7in para ve emek harcamak ne devletten ne de b\u00fcy\u00fck sermaye kurulu\u015flar\u0131ndan beklenebilir.<\/p>\n<p>Devlet de uygulamada en az\u0131ndan sermaye kurulu\u015flar\u0131 kadar, dalkavuklu\u011fa al\u0131\u015fm\u0131\u015f, \u00f6nyarg\u0131lar\u0131 kemikle\u015fmi\u015f, \u00e7a\u011f\u0131n d\u00fc\u015f\u00fcnce d\u00fcnyas\u0131nda ya\u015famsal olan her \u015feyden habersiz, budala bir ihtiyar gibidir. B\u00f6yle eski kafal\u0131 insanlar\u0131n sans\u00fcr\u00fcnden ge\u00e7meyen hi\u00e7bir yenilik \u00f6ne s\u00fcr\u00fclemez. Ger\u00e7i gizli kapakl\u0131 yay\u0131nlar da yap\u0131labilir; ancak, bu da sadece gizli kapakl\u0131 okuyucu<br \/>\n\u00e7eker.<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f i\u015f d\u00fcnyas\u0131ndaki genel e\u011filim i\u015fletmelerin birle\u015fmesi ve merkezile\u015fmesi y\u00f6n\u00fcnde oldu\u011fundan, tehlike gittik\u00e7e b\u00fcy\u00fcmektedir.<br \/>\nGenellikle benimsenmeyen bir ama\u00e7 i\u00e7in geni\u015f \u00e7apta propaganda sa\u011flaman\u0131n tek y\u00f6ntemi kad\u0131nlara oy hakk\u0131 verilmesini savunanlar\u0131n<br \/>\nuygulad\u0131\u011f\u0131 y\u00f6ntemdir. Ancak bu y\u00f6ntem konu basit ve duygusal olursa ge\u00e7erlidir; karma\u015f\u0131k ve tart\u0131\u015fmaya g\u00f6t\u00fcr\u00fcr t\u00fcrden olursa, de\u011fil. Bu<br \/>\nnedenle, resmi ve resmi olmayan sans\u00fcr\u00fcn etkisi, muhalefeti rasyonel yerine duygusal k\u0131lmak, bir yenili\u011fin lehinde ve aleyhinde olan kan\u0131tlar\u0131, serinkanl\u0131l\u0131kla tart\u0131\u015fmak yerine geni\u015f kitlelerin anlamayaca\u011f\u0131 karma\u015f\u0131k bir duruma getirmektir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin, ucuz haz\u0131r ila\u00e7lar\u0131n adlar\u0131n\u0131 veren resmi bir t\u0131bbi yay\u0131n vard\u0131r; ancak hi\u00e7bir gazete ondan s\u00f6z etmez; hemen kimse varl\u0131\u011f\u0131ndan<br \/>\nhaberdar de\u011fildir. \u00d6te yandan b\u00fct\u00fcn ila\u00e7lar\u0131n ayn\u0131 ucuzlukta oldu\u011funu \u00f6ne s\u00fcren Christian Scientists (H\u0131ristiyan Bilimciler) halka ula\u015fma olana\u011f\u0131na sahiptir. Politikada da buna benzer \u015feyler olur. A\u015f\u0131r\u0131 u\u00e7lardaki fikirler halka<br \/>\nula\u015f\u0131r; \u0131l\u0131ml\u0131 ve rasyonel fikirler ise yetkililerin muhalefetine de\u011fmeyecek kadar s\u0131k\u0131c\u0131 say\u0131l\u0131r.<\/p>\n<p>Ancak bu kusur \u0130ngiltere&#8217;de \u00f6teki \u00fclkelerin \u00e7o\u011fundan daha azd\u0131r. \u00c7\u00fcnk\u00fc \u0130ngiltere \u00f6ncelikle bir ticaret \u00fclkesidir ve ticaretin bir par\u00e7as\u0131 olan \u00f6zg\u00fcrl\u00fck tutkusunu korumu\u015ftur.<\/p>\n<p>Ku\u015fkusuz, yetkililer gerek duyarlarsa, \u00e7areler de bulunabilir. O zaman, insanlar\u0131 yurtseverlik ve s\u0131n\u0131fsal \u00f6nyarg\u0131 ile e\u011fitmek yerine, kan\u0131t ve verileri de\u011ferlendirme yetisini art\u0131racak ve rasyonel kararlar alacak \u015fekilde<br \/>\ne\u011fitmek de olanakl\u0131 olur. Belki zamanla insanlar zekan\u0131n toplum i\u00e7in de\u011ferli bir \u015fey oldu\u011funu fark edeceklerdir. Ancak ben bu gidi\u015fe i\u015faret eden bir hareket g\u00f6rd\u00fc\u011f\u00fcm\u00fc s\u00f6yleyemiyorum. <\/span><\/p>\n<p><span style=\"font-family: Arial; font-size: small;\"><b>Gelece\u011fe D\u00f6n\u00fck Baz\u0131 Tahminler<br \/>\n<\/b><br \/>\n<b>1<br \/>\n<\/b><br \/>\nGelecekle ilgili olarak iki t\u00fcr yaz\u0131 yaz\u0131labilir:\u00a0 Bilimsel ve \u00fctopik. Bilimsel yaz\u0131lar nelerin olas\u0131 oldu\u011funu bulmaya \u00e7al\u0131\u015f\u0131r; \u00fctopik olanlar ise, yazar\u0131n olmas\u0131n\u0131 arzulad\u0131\u011f\u0131n\u0131z \u015feyleri. Astronomi gibi yeterince geli\u015fmi\u015f bir bilimde kimse \u00fctopik y\u00f6ntemi uygulamaz: Ay ve G\u00fcne\u015f tutulmas\u0131 tahminleri, ger\u00e7ekle\u015fti\u011finde insanlar sevinsin diye yap\u0131lmazlar.<\/p>\n<p>Ancak sosyal konularda gelecekteki geli\u015fmeleri \u00f6nceden kestirmeye olanak sa\u011flayan genel yasalar bulduklar\u0131n\u0131 \u00f6ne s\u00fcrenler iddia ettikleri kadar bilimsel de\u011fildirler; insano\u011fluyla ilintili kurumlarda ileride ne olaca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6nceden bilme \u00e7abalar\u0131 b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde tahmin i\u00e7erir.<\/p>\n<p>\u00d6rne\u011fin yeni ke\u015fiflerin ne gibi de\u011fi\u015fikliklere yol a\u00e7aca\u011f\u0131n\u0131 bilmiyoruz. Belki Mars&#8217;a Ven\u00fcs&#8217;e nas\u0131l gidilece\u011fi ke\u015ffedilir; belki de yiyeceklerimizin \u00e7o\u011fu<br \/>\ntarlalarda de\u011fil laboratuarlarda \u00fcretilir. Bu t\u00fcr olas\u0131l\u0131klar\u0131n sonu yoktur. Ben \u015fimdi bunlar\u0131 bir yana b\u0131rakaca\u011f\u0131m ve yaln\u0131zca g\u00fcn\u00fcm\u00fczde iyice<br \/>\ngeli\u015fmi\u015f olan e\u011filimleri ele alaca\u011f\u0131m. Ayr\u0131ca, hi\u00e7 de kesin olmayan bir \u015feyi, uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n s\u00fcr\u00fcp gidece\u011fini varsayaca\u011f\u0131m. Uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z sava\u015flar<br \/>\nsonucunda yok olabilir veya Roma \u0130mparatorlu\u011fu&#8217;nda oldu\u011fu gibi yava\u015f yava\u015f \u00e7\u00f6kebilir ama e\u011fer uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z s\u00fcrecekse, baz\u0131 \u00f6zellikler<br \/>\nedinmesi olas\u0131d\u0131r. Bunlar\u0131 saptamaya \u00e7al\u0131\u015faca\u011f\u0131m.<\/p>\n<p>Makinenin ya\u015fam\u0131m\u0131za kat\u0131lmas\u0131yla ve daha \u00e7ok bunun bir sonucu olarak, toplumda bir de\u011fi\u015fim daha ger\u00e7ekle\u015fmi\u015ftir: toplumun eskisine<br \/>\ng\u00f6re \u00e7ok daha \u00f6rg\u00fctl\u00fc bir hale gelmi\u015f olmas\u0131. Matbaa, demiryolu, telgraf ve -\u015fimdi de- radyo \u00e7a\u011fda\u015f devlet ve uluslararas\u0131 finans kurulu\u015flar\u0131<br \/>\ngibi b\u00fcy\u00fck kurumlara teknik kolayl\u0131klar getirmi\u015ftir. Bir Hintli ya da \u00c7inli k\u00f6yl\u00fcn\u00fcn ya\u015fam\u0131nda kamu i\u015flerinin hemen hemen hi\u00e7 yeri yoktur.<\/p>\n<p>Halbuki \u0130ngiltere&#8217;de en uzak k\u0131rsal b\u00f6lgelerde bile bunlar neredeyse herkesin ilgilendi\u011fi konulard\u0131r. Son zamanlara kadar durum b\u00f6yle<br \/>\nde\u011fildi. Jane Austen&#8217;dan anlad\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, onun zaman\u0131ndaki k\u0131rsal \u00fcst-orta s\u0131n\u0131f Napolyon sava\u015flar\u0131n\u0131 uzun boylu umursamam\u0131\u015ft\u0131. \u00c7a\u011f\u0131m\u0131zdaki<br \/>\nen \u00f6nemli de\u011fi\u015fimin daha s\u0131k\u0131 bir sosyal \u00f6rg\u00fctlenme e\u011filimi oldu\u011funu s\u00f6yleyebilirim.<\/p>\n<p>Bilimin buna ba\u011fl\u0131 olan bir ba\u015fka sonucu da d\u00fcnyan\u0131n daha \u00e7ok b\u00fct\u00fcnle\u015fmi\u015f olmas\u0131d\u0131r. On alt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131ldan \u00f6nce Amerika ve Uzak Do\u011fu&#8217;nun Avrupa ile hemen hi\u00e7 ili\u015fkisi yoktu. O zamandan bu yana ili\u015fkileri giderek yak\u0131nla\u015fmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Roma&#8217;da Augustus, \u00c7in&#8217;de Han \u0130mparatoru ayn\u0131 anda kendilerini d\u00fcnyan\u0131n efendisi olarak g\u00f6r\u00fcyorlard\u0131. \u015eimdilerde b\u00f6yle g\u00fczel d\u00fc\u015fler olanaks\u0131zd\u0131r. D\u00fcnyan\u0131n hemen her b\u00f6lgesi hemen b\u00fct\u00fcn \u00f6teki b\u00f6lgelerle ili\u015fki i\u00e7indedir. Bu ili\u015fkiler dost\u00e7a veya d\u00fc\u015fmanca olabilir; ama her iki halde de \u00f6nemlidirler. Dalai Lama (Tibet Budistlerinin ba\u015fkan\u0131) y\u00fczy\u0131llar s\u00fcren yaln\u0131zl\u0131ktan sonra birden Ruslar\u0131n ve \u0130ngilizlerin ilgi oda\u011f\u0131 oldu ve bu<br \/>\ns\u0131k\u0131c\u0131 ilgiden kurtulmak i\u00e7in Pekin&#8217;e s\u0131\u011f\u0131nd\u0131. Ancak orada da b\u00fct\u00fcn maiyetini Amerika&#8217;dan gelen Kodak makineleriyle donanm\u0131\u015f olarak buldu.<\/p>\n<p>Daha s\u0131k\u0131 toplumsal \u00f6rg\u00fctlenme ve daha geni\u015f b\u00fct\u00fcnle\u015fmeye ili\u015fkin bu iki \u00f6nermeden \u00e7\u0131kan sonuca g\u00f6re uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n geli\u015fmesi i\u00e7in b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 kontrol\u00fc alt\u0131na alacak merkezi bir otoritenin olu\u015fturulmas\u0131 zorunludur. Bu<br \/>\nyap\u0131lmazsa anla\u015fmazl\u0131klar \u00e7o\u011falacak ve toplum duyarl\u0131\u011f\u0131n\u0131n g\u00fc\u00e7lenmesi sonucu sava\u015flar daha s\u0131kla\u015facakt\u0131r. Merkezi otorite bir h\u00fck\u00fcmet \u015feklinde olmayabilir; olmamas\u0131n\u0131 da daha olas\u0131 g\u00f6r\u00fcyorum. Bu otoritenin, sava\u015fta taraf olan \u00fclkelere verilen \u00f6d\u00fcn\u00e7 paralar\u0131n \u00e7o\u011funlukla geri \u00f6denmedi\u011fini g\u00f6r\u00fcp bar\u0131\u015f\u0131n kendi yararlar\u0131na oldu\u011funa kanaat getirmi\u015f bulunan sermaye sahiplerinden olu\u015fmas\u0131 \u00e7ok daha olas\u0131d\u0131r.<\/p>\n<p>Ya da bu otorite tek bir g\u00fc\u00e7l\u00fc devlet -Amerika- veya bir grup devlet -Amerika ve \u0130ngiliz \u0130mparatorlu\u011fu- de olabilir. Ancak bu noktaya gelinmeden \u00f6nce, d\u00fcnyan\u0131n Amerika ve Rusya aras\u0131nda fiili olarak payla\u015f\u0131laca\u011f\u0131<br \/>\nuzun bir d\u00f6nem olabilir; Amerika Bat\u0131 Avrupa&#8217;da ve onun \u00f6zerk dominyonlar\u0131nda Rusya da Asya&#8217;da kontrol\u00fc ele alabilir. B\u00f6yle iki<br \/>\ngrup, savunma a\u00e7\u0131s\u0131ndan g\u00fc\u00e7l\u00fc, sald\u0131r\u0131 a\u00e7\u0131s\u0131ndan ise zay\u0131f olur ve bir y\u00fczy\u0131l veya daha uzun s\u00fcre varl\u0131klar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcrebilirler. Ancak sonunda -en az\u0131ndan yirmi birinci y\u00fczy\u0131lda herhangi bir zaman\u0131 kastediyorum- ya b\u00fcy\u00fck bir felaket olur ya da b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 kontrol alt\u0131na alan merkezi bir otorite kurulur. Uygar insanl\u0131\u011f\u0131n yeterli sa\u011fduyuya ula\u015fmas\u0131yla ya da Amerika&#8217;n\u0131n<br \/>\nyeterli g\u00fcce sahip olmas\u0131yla, barbarl\u0131\u011fa bir d\u00f6n\u00fc\u015f olan bu felaketin \u00f6nlenece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcyorum.<\/p>\n<p>B\u00f6yle olursa, kurulacak merkezi otorite ne gibi yetkilere sahip olmal\u0131d\u0131r?<br \/>\nHer \u015feyden \u00f6nce ve en \u00f6nemli olarak, sava\u015f ve bar\u0131\u015f konular\u0131nda karar verebilmeli; veya, e\u011fer sava\u015f \u00e7\u0131karsa destekledi\u011fi taraf\u0131n \u00e7abuk bir zafer kazanmas\u0131n\u0131 g\u00fcvence alt\u0131na alabilmelidir. Bu sonu\u00e7, bi\u00e7imsel bir siyasal kontrol olmadan da yaln\u0131z parasal \u00fcst\u00fcnl\u00fckle sa\u011flanabilir.<\/p>\n<p>Sava\u015flar gittik\u00e7e daha bilimsel, dolay\u0131s\u0131yla gittik\u00e7e daha pahal\u0131 olaca\u011f\u0131ndan, d\u00fcnyan\u0131n \u00f6nde gelen finans kaynaklar\u0131 birle\u015firlerse, bor\u00e7<br \/>\nvererek veya vermeyerek sonucu saptayabilirler. Versailles Antla\u015fmas\u0131&#8217;ndan sonra Almanya&#8217;ya uygulanan bask\u0131ya benzer bask\u0131larla, istemedikleri herhangi bir grubun silahs\u0131zlanmas\u0131n\u0131 sa\u011flayabilirler.<\/p>\n<p>Bu yolla d\u00fcnyan\u0131n b\u00fct\u00fcn b\u00fcy\u00fck ordular\u0131n\u0131 giderek kontrolleri alt\u0131na alm\u0131\u015f olurlar. Yapmalar\u0131 gereken b\u00fct\u00fcn etkinlikler i\u00e7in bu bir temel ko\u015fuldur.<br \/>\nAntla\u015fmalar\u0131 g\u00f6zden ge\u00e7irmek ve anla\u015fmazl\u0131klara m\u00fcdahale etmek d\u0131\u015f\u0131nda merkezi otoritenin karara varmas\u0131 gereken \u00fc\u00e7 konu daha vard\u0131r. Bunlar: 1) Topra\u011f\u0131n \u00e7e\u015fitli ulusal devletler aras\u0131nda b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesi, 2) Bir ulusal devletin s\u0131n\u0131rlar\u0131ndan \u00f6tekine n\u00fcfus hareketleri, 3) Hammaddelerin onlara talip olanlar aras\u0131nda b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclmesidir. Bu konular biraz a\u00e7\u0131klama gerektiriyor.<\/p>\n<p><b>1)<\/b> G\u00fcn\u00fcm\u00fczde b\u00f6lgesel ba\u011fl\u0131l\u0131k sorunlar\u0131, eskiden ki\u015finin h\u00fck\u00fcmdara olan ba\u011fl\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n bir uzant\u0131s\u0131 olarak, sa\u00e7ma bir ciddiyetle ele al\u0131nmaktad\u0131r.<br \/>\nBir \u00fclkede ya\u015fayan bir kimse, ya\u015fad\u0131\u011f\u0131 y\u00f6renin bir ba\u015fka devlete ait olmas\u0131 gerekti\u011fi yolunda bir d\u00fc\u015f\u00fcnceyi dile getirirse, su\u00e7u vatana ihanettir ve sert cezalara \u00e7arpt\u0131r\u0131l\u0131r ama ne olursa olsun, bu ki\u015finin g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fc, bir g\u00f6r\u00fc\u015f olarak, herhangi ba\u015fka bir siyasal sorun kadar me\u015frudur. \u00d6rne\u011fin, Croydon&#8217;da oturan bir vatanda\u015f\u0131n, Croydon&#8217;un Londra&#8217;n\u0131n bir semti oldu\u011funu ileri s\u00fcrmesi kar\u015f\u0131s\u0131nda deh\u015fete kap\u0131lm\u0131yoruz.<\/p>\n<p>Ancak Kolombiya uyruklu bir ki\u015fi, k\u00f6y\u00fcn\u00fcn Venez\u00fcella&#8217;ya ait olmas\u0131 gerekti\u011fini s\u00f6ylerse devlet onu korkun\u00e7 bir su\u00e7lu olarak niteler. Merkezi<br \/>\notorite ulusal devletlerin bu t\u00fcr \u00f6nyarg\u0131l\u0131 davran\u0131\u015flar\u0131n\u0131 \u00f6nleyecek; s\u0131n\u0131r d\u00fczenlemelerini ak\u0131lc\u0131l\u0131kla, yani y\u00f6re insanlar\u0131n\u0131n istekleri do\u011frultusunda ve ekonomik, k\u00fclt\u00fcrel m\u00fclahazalar\u0131 da g\u00f6z \u00f6n\u00fcne alarak yapmak zorunda olacakt\u0131r.<\/p>\n<p><b>2) <\/b>N\u00fcfus hareketlerinin y\u0131ldan y\u0131la a\u011f\u0131rla\u015fan sorunlar \u00e7\u0131karmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. N\u00fcfusun \u00fccretlerin d\u00fc\u015f\u00fck oldu\u011fu yerlerden y\u00fcksek oldu\u011fu yerlere akmas\u0131 do\u011fald\u0131r. Buna tek bir \u00fclke s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde izin verilmektedir; ancak \u0130ngiliz<br \/>\n\u0130mparatorlu\u011fu gibi \u00e7ok uluslu bir federasyon s\u0131n\u0131rlar\u0131 i\u00e7inde ki\u015filerin bir ba\u015ftan \u00f6teki ba\u015fa dola\u015fmalar\u0131 serbest de\u011fildir. Asyal\u0131 g\u00f6\u00e7menlerin<br \/>\nAmerika&#8217;ya ve \u00f6zerk dominyonlara girmeleri hemen t\u00fcm\u00fcyle yasaklanm\u0131\u015ft\u0131r; Avrupal\u0131lar\u0131n Amerika&#8217;ya g\u00f6\u00e7leri de giderek s\u0131n\u0131rland\u0131r\u0131lmaktad\u0131r.<\/p>\n<p>Bu konunun her iki taraf\u0131nda yer alan kuvvetler \u00e7ok g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr. Bunlar Asya militarizmini y\u00fcreklendirmektedir ve sonunda diyelim ki beyaz \u0131rktan uluslar aras\u0131ndaki ilk b\u00fcy\u00fck sava\u015f s\u0131ras\u0131nda bu militarizmi beyaz \u0131rk\u0131 tehdit<br \/>\nedecek \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fc\u00e7lendirebilirler.<\/p>\n<p>Sonunda e\u011fer b\u00fcy\u00fck sava\u015flar \u00f6nlenir ve t\u0131p ile hijyen sayesinde genel sa\u011fl\u0131k b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde d\u00fczelirse; bar\u0131\u015f\u0131n ve refah d\u00fczeyinin korunabilmesi<br \/>\ni\u00e7in geli\u015fmi\u015f \u00fclkelerde halen yap\u0131ld\u0131\u011f\u0131 gibi, geri kalm\u0131\u015f uluslar\u0131n da n\u00fcfus art\u0131\u015flar\u0131n\u0131 s\u0131n\u0131rlamalar\u0131 gerekecektir. Do\u011fum kontrol\u00fcne ilke olarak kar\u015f\u0131 \u00e7\u0131kanlar ya aritmetik bilmiyorlar ya da sava\u015f, salg\u0131n hastal\u0131k ve a\u00e7l\u0131\u011f\u0131n insan ya\u015fam\u0131n\u0131n kal\u0131c\u0131 bir \u00f6zelli\u011fi olmas\u0131ndan yanad\u0131rlar. Merkezi otoritenin geri kalm\u0131\u015f \u0131rklar ve halk kesimleri \u00fczerinde do\u011fum k\u0131s\u0131tlamas\u0131 yapma etkisi olaca\u011f\u0131 ve h\u00fck\u00fcmetlerin \u015fimdi yapt\u0131\u011f\u0131 gibi, yaln\u0131z ak\u0131ll\u0131 insanlar\u0131n k\u00fc\u00e7\u00fck aileleri olmas\u0131nda \u0131srar etmeyece\u011fi umulur.<\/p>\n<p><b>3) <\/b>Son konu, yani hammaddelerin payla\u015f\u0131lmas\u0131, belki de bunlar\u0131n en \u00f6nemlisidir. Sava\u015flar hammadde ile \u00e7ok yak\u0131ndan ilintili gibidir. Petrol,<br \/>\ndemir ve k\u00f6m\u00fcr\u00fcn sava\u015f \u00f6ncesi anla\u015fmazl\u0131klardaki olumsuz rolleri iyi bilinir. Hammaddelerin adilane b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fclece\u011fini d\u00fc\u015f\u00fcnm\u00fcyorum; sadece, mutlak g\u00fcce sahip bir otorite taraf\u0131ndan b\u00f6l\u00fc\u015ft\u00fcr\u00fclece\u011fini s\u00f6yl\u00fcyorum.<br \/>\nAdalet sorunlar\u0131 ba\u015far\u0131yla \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmeden \u00f6nce, d\u00fcnyan\u0131n tek<br \/>\nbir ekonomik ve siyasal g\u00fc\u00e7 olarak d\u00fczenlenmesi sorununun \u00e7\u00f6z\u00fcmlenmesi gerekti\u011fi kan\u0131s\u0131nday\u0131m. Ben bir enternasyonal sosyalistim; ama enternasyonalle\u015fmenin sosyalizmden \u00f6nce ger\u00e7ekle\u015fmesini umuyorum.<\/p>\n<p><b>2<br \/>\n<\/b><br \/>\nSava\u015flar\u0131 ara s\u0131ra ortaya \u00e7\u0131kan ve \u00e7abucak bast\u0131r\u0131lan ba\u015fkald\u0131rmalar d\u00fczeyine indirecek g\u00fc\u00e7te bir merkezi otoritenin gelecek y\u00fcz elli<br \/>\ny\u0131lda olu\u015faca\u011f\u0131n\u0131 varsayal\u0131m. Bu geli\u015fmenin beraberinde getirmesi olas\u0131 olan ekonomik de\u011fi\u015fiklikler nelerdir? Genel refah d\u00fczeyi artar m\u0131? Rekabet<br \/>\nayakta kal\u0131r m\u0131 yoksa \u00fcretim tekelci bir bi\u00e7im mi al\u0131r? Tekeller olu\u015facaksa bunlar \u00f6zel sekt\u00f6r\u00fcn m\u00fc yoksa devletin mi elinde olur? Eme\u011fin \u00fcr\u00fcnlerinin da\u011f\u0131l\u0131m\u0131ndaki adaletsizlik \u015fimdi oldu\u011fundan daha az olur mu?<\/p>\n<p>Burada iki de\u011fi\u015fik t\u00fcr soru bulunuyor. Bunlardan biri ekonomik d\u00fczenin bi\u00e7imi ile, ikincisi de b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm ilkeleriyle ilgilidir. B\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm ilkeleri<br \/>\nsiyasal g\u00fcce dayan\u0131r; her kesim ve her \u00fclke, her zaman, elinden geldi\u011fi kadar b\u00fcy\u00fck pay\u0131 al\u0131r; bu pay\u0131n b\u00fcy\u00fckl\u00fc\u011f\u00fcn\u00fc saptayan da sonunda<br \/>\nsilahl\u0131 kuvvetler olur. \u015eimdilik b\u00f6l\u00fc\u015f\u00fcm\u00fc bir yana b\u0131rakal\u0131m ve \u00f6nce d\u00fczenlemeyi ele alal\u0131m. Ge\u00e7mi\u015fi inceledi\u011fimizde \u00f6rg\u00fctle\u015fme konusunda<br \/>\nutan\u00e7 verici bir olguyla kar\u015f\u0131la\u015f\u0131r\u0131z. Her ne zaman \u00f6rg\u00fctle\u015fme alan\u0131 baz\u0131lar\u0131n\u0131n yarar\u0131na olarak geni\u015fletilmek istenmi\u015fse, bu geni\u015fleme<br \/>\nmuhakkak -ufak tefek istisnalar d\u0131\u015f\u0131nda- g\u00fc\u00e7l\u00fc olanlar\u0131n g\u00fc\u00e7 kullanmas\u0131yla ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir.<\/p>\n<p>\u0130ste\u011fe ba\u011fl\u0131 olarak federasyon olu\u015fturulmas\u0131n\u0131n yegane yol oldu\u011fu durumlarda ise birlik hi\u00e7 ger\u00e7ekle\u015fmemi\u015ftir. Eski Yunan&#8217;da Makedonya&#8217;ya<br \/>\nkar\u015f\u0131, on alt\u0131nc\u0131 y\u00fczy\u0131l \u0130talya&#8217;s\u0131nda Fransa ve \u0130spanya&#8217;ya kar\u015f\u0131, g\u00fcn\u00fcm\u00fcz Avrupa&#8217;s\u0131nda da Amerika ve Asya&#8217;ya kar\u015f\u0131 durum b\u00f6yle olmu\u015ftur. Bu<br \/>\nnedenle, merkezi otoritenin g\u00fc\u00e7 kullanarak ya da kullanma tehdidiyle olu\u015fturulaca\u011f\u0131n\u0131 varsay\u0131yorum; birbiriyle uzla\u015famayan &#8221;B\u00fcy\u00fck<br \/>\nDevletler&#8221;i zorlayabilecek g\u00fcce hi\u00e7bir zaman ula\u015famayacak olan Milletler Cemiyeti gibi g\u00f6n\u00fcll\u00fc kurulu\u015flar taraf\u0131ndan de\u011fil. Bunun yan\u0131nda merkezi<br \/>\notoritenin g\u00fcc\u00fcn\u00fcn, temelde ekonomik nitelikte olaca\u011f\u0131; bir yandan hammadde kaynaklar\u0131na, bir yandan da parasal kredilerin kontrol\u00fcn\u00fc<br \/>\nelde tutmaya dayanaca\u011f\u0131n\u0131 san\u0131yorum. Onun, ba\u015flang\u0131\u00e7ta, bir veya birka\u00e7 b\u00fcy\u00fck devlet taraf\u0131ndan el alt\u0131ndan desteklenen, bir grup sermaye sahibinden olu\u015faca\u011f\u0131n\u0131 \u00f6ng\u00f6r\u00fcyorum.<\/p>\n<p>Bunlardan \u015fu sonu\u00e7 \u00e7\u0131k\u0131yor: ekonomik yap\u0131n\u0131n temelinde tekelle\u015fme olacakt\u0131r. \u00d6rne\u011fin, d\u00fcnyan\u0131n b\u00fct\u00fcn petrol kaynaklar\u0131 tek elden<br \/>\nkontrol edilecektir. O zaman, u\u00e7aklar\u0131n ve petrolle \u00e7al\u0131\u015fan sava\u015f gemilerinin, merkezi otoriteye ters d\u00fc\u015fen devletlere hi\u00e7bir yarar\u0131<br \/>\nolmayacakt\u0131r -ani bir sald\u0131r\u0131yla bir petrol yata\u011f\u0131 ele ge\u00e7irmek d\u0131\u015f\u0131nda. Ayn\u0131 durum, o kadar belirgin olmasa da ba\u015fka alanlarda da s\u00f6z konusudur.<\/p>\n<p>Daha \u015fimdiden d\u00fcnya piyasalar\u0131nda et arz\u0131n\u0131n b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fc Chicago&#8217;daki &#8221;Be\u015f B\u00fcy\u00fckler&#8221;in kontrol\u00fcndedir; onlar\u0131n kendileri de bir \u00f6l\u00e7\u00fcde Messrs. J.P. Morgan Co.&#8217;ye ba\u011fl\u0131d\u0131rlar. Hammaddeden \u00fcr\u00fcne giden uzun bir yol vard\u0131r ve herhangi bir a\u015famada tekel araya girebilir. Petrol i\u00e7in bu a\u015fama do\u011fal olarak kaynakta ger\u00e7ekle\u015fir.<\/p>\n<p>Ba\u015fka konularda tekelciye kontrol f\u0131rsat\u0131 verenler ise limanlar, gemiler veya demiryollar\u0131 olabilir. \u0130\u015fe nerede kar\u0131\u015f\u0131rsa kar\u0131\u015fs\u0131n tekelci, di\u011fer b\u00fct\u00fcn kesimlerden daha g\u00fc\u00e7l\u00fcd\u00fcr.<\/p>\n<p>S\u00fcrecin herhangi bir a\u015famas\u0131ndaki bir tekel, bu tekeli daha \u00f6nceki ve daha sonraki a\u015famalara da geni\u015fletmek e\u011filiminde olacakt\u0131r. Ekonomik<br \/>\ntekelin geni\u015flemesi \u00f6rg\u00fctle\u015fmeyi b\u00fcy\u00fctme yolundaki genel e\u011filimin bir par\u00e7as\u0131d\u0131r; o da devletin siyasal y\u00f6nden daha b\u00fcy\u00fcmesi ve g\u00fc\u00e7lenmesi<br \/>\nile kendini g\u00f6sterir. Bu nedenle son yar\u0131m y\u00fczy\u0131ld\u0131r s\u00fcregelen rekabeti ortadan kald\u0131rmaya y\u00f6nelik s\u00fcrecin bundan sonra da devam\u0131n\u0131 g\u00fcvenle<br \/>\nbekleyebiliriz. Do\u011fal olarak, sendikalar\u0131n i\u015f\u00e7iler aras\u0131ndaki rekabeti azaltmaya devam edece\u011fi varsay\u0131lmal\u0131d\u0131r. \u0130\u015fverenler \u00f6rg\u00fctlenirken<br \/>\n\u00fccretlilerin kar\u015f\u0131-\u00f6rg\u00fctlenmesinin yasalarla \u00f6nlenmesi gerekti\u011fi yolundaki g\u00f6r\u00fc\u015f\u00fcn uzun s\u00fcre devam edebilecek bir g\u00f6r\u00fc\u015f olmad\u0131\u011f\u0131 ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r.<\/p>\n<p>G\u00fcvenli bar\u0131\u015f ve \u00fcretimin iyi bir \u015fekilde y\u00f6nlendirilmesi, e\u011fer n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131 yoluyla yutulmazsa, maddi refahta b\u00fcy\u00fck art\u0131\u015fa yol a\u00e7acakt\u0131r. Bu<br \/>\na\u015famada d\u00fcnya sosyalist de kapitalist de olsa b\u00fct\u00fcn kesimlerin ekonomik durumlar\u0131n\u0131n iyile\u015fmesini bekleyebiliriz. Bu da bizi ikinci sorunumuza,<br \/>\nda\u011f\u0131t\u0131m sorununa getirir.<\/p>\n<p>Bir yerde g\u00fc\u00e7l\u00fc bir devletle -ya da ittifak halindeki birka\u00e7 devletle- i\u00e7 i\u00e7e olmu\u015f g\u00fc\u00e7l\u00fc bir grup varsa, bu grubun zenginli\u011fin b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc kendine ay\u0131raca\u011f\u0131 ortadad\u0131r. Bunlar i\u015f\u00e7i \u00fccretlerini de devaml\u0131 art\u0131rarak g\u00fc\u00e7l\u00fc<br \/>\ndevletin halk\u0131nda da bir ho\u015fnutluk yaratacaklard\u0131r. Daha \u00f6nce \u0130ngiltere&#8217;de \u00f6yle olmu\u015ftu; Amerika&#8217;da \u00f6yle olmaktad\u0131r. \u00dclkenin toplam gelirinde h\u0131zl\u0131 bir art\u0131\u015f oldu\u011fu s\u00fcrece, kapitalistler i\u00e7in uygun zamanlarda uygulanan para<br \/>\npolitikalar\u0131 yoluyla, sosyalist propagandalar\u0131n ba\u015far\u0131s\u0131n\u0131 \u00f6nlemek kolayd\u0131r. O kadar \u015fansl\u0131 olmayan \u00fclkeler de emperyalist y\u00f6ntemlerle yola getirilebilirler.<\/p>\n<p>Ancak, b\u00f6yle bir sistemin demokrasi, yani sosyalizm do\u011frultusunda geli\u015fmesi olas\u0131d\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc sosyalizm bir\u00e7ok sanayi dal\u0131nda temel<br \/>\na\u015famas\u0131na eri\u015fmi\u015f olan bir toplumdaki ekonomik demokrasiden ba\u015fka bir \u015fey de\u011fildir. \u0130ngiltere&#8217;nin siyasal geli\u015fimi bu paralelde ele al\u0131nabilir.<br \/>\n\u0130ngiltere&#8217;nin birli\u011fi bir kral taraf\u0131ndan, Wars of the Roses sonras\u0131nda 7. Henry taraf\u0131ndan ger\u00e7ekle\u015ftirilmi\u015ftir. Birli\u011fi sa\u011flamak i\u00e7in krall\u0131k otoritesi gerekliydi; ancak b\u00fct\u00fcnl\u00fck tamamland\u0131ktan hemen sonra demokrasiye do\u011fru bir hareket ba\u015flam\u0131\u015f; ve, on yedinci y\u00fczy\u0131lda ya\u015fanan<br \/>\ns\u0131k\u0131nt\u0131lardan sonra, demokrasinin kamu d\u00fczeniyle ba\u011fda\u015ft\u0131\u011f\u0131 anla\u015f\u0131lm\u0131\u015ft\u0131.<\/p>\n<p>Biz \u015fimdi Wars of the Roses&#8217;dan 7. Henry&#8217;ye ge\u00e7i\u015fi and\u0131ran bir ekonomik konumday\u0131z. Zorbaca da olsa ekonomik birli\u011fe bir kere ula\u015f\u0131ld\u0131ktan sonra<br \/>\nekonomik demokrasi hareketi b\u00fcy\u00fck g\u00fc\u00e7 kazanacakt\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc art\u0131k anar\u015fi korkusu s\u00f6z konusu de\u011fildir. Az\u0131nl\u0131klar ancak kamuoyunun g\u00fc\u00e7l\u00fc deste\u011fi olursa g\u00fc\u00e7lerini koruyabilirler; \u00e7\u00fcnk\u00fc ordular\u0131n\u0131n, donanmalar\u0131n\u0131n ve b\u00fcrokratlar\u0131n\u0131n sadakatle hizmet etmelerine gereksinimleri vard\u0131r.<\/p>\n<p>Ekonomik otoriteyi elinde tutanlar\u0131n, kendilerinden \u00f6d\u00fcn vermeyi ak\u0131ll\u0131ca bulacaklar\u0131 durumlar s\u00fcrekli olarak ortaya \u00e7\u0131kacakt\u0131r. Onlar da olas\u0131l\u0131kla, i\u015fleri y\u00f6nlendirirken, daha az \u015fansl\u0131 kesimlerin ve \u00fclkelerin temsilcileriyle<br \/>\nili\u015fki i\u00e7ine girecekler ve bu s\u00fcre\u00e7 demokratik bir rejim kuruluncaya kadar devam edecektir.<\/p>\n<p>Merkezi otoritenin b\u00fct\u00fcn d\u00fcnyay\u0131 kontrol\u00fc alt\u0131nda tutaca\u011f\u0131n\u0131 varsayd\u0131\u011f\u0131m\u0131za g\u00f6re, bu otoritenin uygulayaca\u011f\u0131 demokrasi yaln\u0131z beyaz \u0131rk\u0131\u00a0 de\u011fil Asya ve Afrika \u0131rklar\u0131n\u0131 da kapsayan bir uluslararas\u0131 demokrasi olmal\u0131d\u0131r. \u015eu anda Asya \u00f6yle h\u0131zl\u0131 geli\u015fmektedir ki, b\u00f6yle bir d\u00fcnya y\u00f6netimi olu\u015ftu\u011funda Asya da y\u00f6netimde \u00f6nemli yer alabilecek bir duruma gelebilir. Afrika, \u00e7\u00f6z\u00fclmesi daha zor bir sorundur. Ancak Afrika&#8217;da bile Frans\u0131zlar -ki bu konuda bizden ileridirler- \u00e7arp\u0131c\u0131 sonu\u00e7lar elde etmektedirler; \u00f6n\u00fcm\u00fczdeki bir y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde nelerin ba\u015far\u0131labilece\u011fini ise hi\u00e7 kimse kestiremez. Bu nedenlerle, merkezi otoritenin kurulmas\u0131ndan sonra \u00e7ok ge\u00e7meden, b\u00fct\u00fcn s\u0131n\u0131flar ve uluslar i\u00e7in ekonomik adalet i\u00e7eren, d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda bir sosyalist sistemin kurulabilece\u011fi sonucuna var\u0131yorum. Ve, b\u00f6yle bir sistem kurulacaksa bunu politik dinami\u011fin do\u011fal i\u015fleyi\u015finin ger\u00e7ekle\u015ftirece\u011fi kesin gibidir.<\/p>\n<p>Bununla beraber, s\u0131n\u0131f ay\u0131r\u0131mc\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u00fcr\u00fcp gitmesine yol a\u00e7abilecek ba\u015fka olas\u0131l\u0131klar da yok de\u011fildir. G\u00fcney Afrika&#8217;da ve Amerika&#8217;n\u0131n g\u00fcney eyaletlerinde oldu\u011fu gibi beyazlarla zencilerin yan yana ya\u015fad\u0131klar\u0131 yerlerde beyaz \u0131rk i\u00e7in demokrasiyi zenciler i\u00e7in yar\u0131 k\u00f6lelik ko\u015fullar\u0131yla bir arada g\u00f6t\u00fcrmenin m\u00fcmk\u00fcn oldu\u011fu g\u00f6r\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fcr. Geli\u015fmenin b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde ger\u00e7ekle\u015fmesini engelleyen \u015fey, \u0130ngilizce konu\u015fulan \u00fclkelerin \u00e7o\u011fu b\u00f6lgelerinde i\u015f\u00e7i kesiminin beyaz olmayan \u0131rklar\u0131n g\u00f6\u00e7\u00fcne itiraz etmesidir. Bu da ak\u0131lda tutulmas\u0131 gereken bir olas\u0131l\u0131kt\u0131r. Bu konuya ileride tekrar d\u00f6nece\u011fim.<\/p>\n<p><b>3<br \/>\n<\/b><br \/>\n\u00d6n\u00fcm\u00fczdeki iki y\u00fczy\u0131l i\u00e7inde aile kurumunda nas\u0131l bir geli\u015fme beklenebilir? Bunu bilemeyiz; ancak, \u00f6nlem al\u0131nmad\u0131\u011f\u0131 takdirde belirli sonu\u00e7lara yol a\u00e7abilecek baz\u0131 etkenler \u00fczerinde durabiliriz. \u015eunu hemen belirtmek isterim ki, s\u00f6yleyeceklerim olmas\u0131n\u0131 arzu etti\u011fim \u015feylerle de\u011fil, olmas\u0131n\u0131 tahmin etti\u011fim \u015feylerle ilgilidir ve bu ikisi \u00e7ok farkl\u0131 \u015feylerdir. D\u00fcnya, ge\u00e7mi\u015fte hi\u00e7bir zaman benim arzu edebilece\u011fim \u015fekilde geli\u015fmedi; gelecekte bunun farkl\u0131 olmas\u0131 i\u00e7in de bir neden g\u00f6rm\u00fcyorum.<\/p>\n<p>\u00c7a\u011fda\u015f uygar toplumlarda aileyi zay\u0131flatma e\u011filimi g\u00f6steren baz\u0131 \u015feyler var; bunlar\u0131n ba\u015f\u0131nda da \u00e7ocuklara kar\u015f\u0131 olu\u015fan insanc\u0131l duygusall\u0131k geliyor. \u00c7ocuklar\u0131n ana-babalar\u0131n\u0131n \u015fanss\u0131zl\u0131klar\u0131ndan ve hatta g\u00fcnahlar\u0131ndan dolay\u0131, elden geldi\u011fi \u00f6l\u00e7\u00fcde ac\u0131 \u00e7ekmemeleri gerekti\u011fi d\u00fc\u015f\u00fcncesi gittik\u00e7e daha \u00e7ok benimsenmektedir. \u0130ncil&#8217;de \u00f6ks\u00fczlerin kaderinin hep \u00e7ok h\u00fcz\u00fcn verici oldu\u011fundan s\u00f6z edilir ve ku\u015fkusuz bu do\u011frudur da. \u015eimdilerde ise onlar di\u011fer \u00e7ocuklardan pek de fazla ac\u0131 \u00e7ekmiyorlar.<\/p>\n<p>Devlet ve yard\u0131m kurumlar\u0131nca, ihmal edilmi\u015f \u00e7ocuklara yeterli yard\u0131m yapma e\u011filimi giderek artacak; bu y\u00fczden de \u00e7ocuklar sorumsuz ana-babalar veya vasilerce gittik\u00e7e daha \u00e7ok ihmal edilecektir. \u0130hmal edilmi\u015f \u00e7ocuklar\u0131n bak\u0131m\u0131 i\u00e7in kamu fonlar\u0131ndan yap\u0131lan giderler giderek o \u00f6l\u00e7\u00fcde<br \/>\nartacakt\u0131r ki, mali durumlar\u0131 iyi olmayan insanlar\u0131n \u00e7o\u011fu \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 devlete b\u0131rakmak olana\u011f\u0131ndan yararlanmaya y\u00f6nelecektir. Sonunda \u015fimdi e\u011fitimde<br \/>\noldu\u011fu gibi, belirli bir ekonomik d\u00fczeyin alt\u0131nda olan hemen herkes \u00f6yle yapacakt\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir de\u011fi\u015fimin etkileri \u00e7ok kapsaml\u0131 olur. Ana-babal\u0131k sorumlulu\u011fu kalk\u0131nca evlilik eskisi kadar \u00f6nemli g\u00f6r\u00fclmeyecek ve \u00e7ocuklar\u0131n\u0131 devlete b\u0131rakan kesimler de yava\u015f yava\u015f ortadan kalkacakt\u0131r. Uygar \u00fclkelerde bu ko\u015fullarda edinilen \u00e7ocuk say\u0131s\u0131 herhalde \u00e7ok az olacakt\u0131r ve devlet, istenilen vatanda\u015f say\u0131s\u0131na g\u00f6re belirlenen bir \u00f6l\u00e7\u00fctle, anneler i\u00e7in bir \u00f6deme saptayacakt\u0131r. B\u00fct\u00fcn bunlar \u00e7ok uzak de\u011fildir; yirminci y\u00fczy\u0131l sona ermeden \u0130ngiltere&#8217;de kolayl\u0131kla ger\u00e7ekle\u015febilir.<\/p>\n<p>B\u00fct\u00fcn bunlar, kapitalist sistem ve uluslararas\u0131 anar\u015finin ge\u00e7erli oldu\u011fu d\u00f6nemde ger\u00e7ekle\u015firse sonu\u00e7lar\u0131n korkun\u00e7 olmas\u0131 beklenir. \u0130lk olarak,<br \/>\nger\u00e7ekte ne ana-babalar\u0131 ne de \u00e7ocuklar\u0131 olan emek\u00e7iler ile, miras hakk\u0131yla birlikte y\u00fcr\u00fcyen aile sistemini koruyan, hali vakti yerinde kesim aras\u0131nda derin bir ayr\u0131l\u0131k olu\u015facakt\u0131r.<\/p>\n<p>Devlet taraf\u0131ndan e\u011fitilen emek\u00e7ilere, eskiden T\u00fcrkiye&#8217;deki yeni\u00e7erilere uygulanana benzer \u015fekilde tutkulu bir askeri sadakat a\u015f\u0131lanacakt\u0131r.<br \/>\nDevletin \u00e7ocuklar i\u00e7in uygulad\u0131\u011f\u0131 \u00f6deme tarifesini d\u00fc\u015f\u00fcrmek ve di\u011fer \u00fclke insanlar\u0131n\u0131 \u00f6ld\u00fcrecek askerleri sa\u011flamak i\u00e7in, kad\u0131nlara \u00e7ok \u00e7ocuk<br \/>\nyapman\u0131n bir g\u00f6rev oldu\u011fu \u00f6\u011fretilecektir. Devletinkine kar\u015f\u0131 koyacak ana-baba propagandas\u0131 olmay\u0131nca \u00e7ocuklara a\u015f\u0131lanabilecek yabanc\u0131<br \/>\nd\u00fc\u015fmanl\u0131\u011f\u0131n\u0131n s\u0131n\u0131r\u0131 da olmayacakt\u0131r. B\u00f6ylece, \u00e7ocuklar b\u00fcy\u00fcd\u00fckleri zaman efendileri i\u00e7in k\u00f6r\u00fc k\u00f6r\u00fcne sava\u015facaklard\u0131r. G\u00f6r\u00fc\u015fleri iktidar taraf\u0131ndan ho\u015f kar\u015f\u0131lanmayan ki\u015filer, \u00e7ocuklar\u0131 ellerinden al\u0131narak devlet kurumlar\u0131na g\u00f6nderilmek suretiyle cezaland\u0131r\u0131lacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece, yurtseverlik ve \u00e7ocuklara kar\u015f\u0131 insanc\u0131l duygusall\u0131\u011f\u0131n birlikte uygulanmas\u0131yla, toplumun ad\u0131m ad\u0131m iki kasta b\u00f6l\u00fcnmesi hi\u00e7 de<br \/>\nolanak d\u0131\u015f\u0131 de\u011fildir; \u00fcst tabakadakiler evlilik kurumunu ve aile ba\u011flar\u0131n\u0131 koruyacak, alt tabakadakiler yaln\u0131z devlete sadakat besleyeceklerdir.<br \/>\nAskeri nedenlerle devlet, para \u00f6deyerek emek\u00e7ilerde y\u00fcksek do\u011fum oran\u0131n\u0131, hijyen ve t\u0131p da d\u00fc\u015f\u00fck \u00f6l\u00fcm oran\u0131n\u0131 g\u00fcvenceye alacakt\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6ylece de d\u00fcnya n\u00fcfusunu s\u0131n\u0131rland\u0131rman\u0131n a\u00e7l\u0131k d\u0131\u015f\u0131ndaki tek y\u00f6ntemi sava\u015flar olacak; a\u00e7l\u0131k da uluslar\u0131n birbiriyle \u00e7arp\u0131\u015fmas\u0131 yoluyla<br \/>\n\u00f6nlenmeye \u00e7al\u0131\u015f\u0131lacakt\u0131r. Bu ko\u015fullarda Orta\u00e7a\u011f&#8217;daki Hun ve Mo\u011fol istilalar\u0131yla kar\u015f\u0131la\u015ft\u0131r\u0131labilecek korkun\u00e7 sava\u015flarla dolu bir d\u00f6nem<br \/>\ngelecektir. Tek umut bir veya birka\u00e7 \u00fclkenin zafere \u00e7abuk ula\u015fmas\u0131nda yatacakt\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer d\u00fcnya \u00e7ap\u0131nda bir merkezi otorite \u00f6nceden kurulursa, devletin \u00e7ocuklar\u0131n sorumlulu\u011funu almas\u0131n\u0131n sonu\u00e7lar\u0131 bu s\u00f6ylenenlerin tam tersi<br \/>\ny\u00f6nde olacakt\u0131r. Bu durumda merkezi otorite \u00e7ocuklar\u0131n militarist milliyet\u00e7ilikle e\u011fitilmesine, devletlerin ekonomik y\u00f6nden arzu edilenin \u00f6tesinde n\u00fcfus art\u0131\u015f\u0131 i\u00e7in harcama yapmalar\u0131na izin vermeyecektir. Devlet kurumlar\u0131nda yeti\u015fen \u00e7ocuklar, askeri gereksinimlerin giderilmesiyle,<br \/>\nhemen kesinlikle, bug\u00fcn\u00fcn ortalama \u00e7ocuklar\u0131ndan zihnen ve bedenen daha \u00e7ok geli\u015fecekler, bu nedenle de \u00e7ok h\u0131zl\u0131 bir ilerleme olanakl\u0131 olacakt\u0131r.<\/p>\n<p>Merkezi otorite daha \u00f6nce kurulmu\u015f olsa bile, d\u00fcnya yine kapitalist d\u00fczen i\u00e7inde kal\u0131rsa, sonu\u00e7, sosyalizmin benimsenmesi durumundan \u00e7ok farkl\u0131 olacakt\u0131r. Birinci halde toplumda kastlar aras\u0131nda az \u00f6nce s\u00f6z\u00fcn\u00fc etti\u011fimiz derin ayr\u0131l\u0131klar olu\u015facak; \u00fcst tabaka aile kurumunu koruyacak, alt tabakada da ana-babalar\u0131n yerini devlet alacakt\u0131r. Zenginlere kar\u015f\u0131 ba\u015fkald\u0131rmalar\u0131 \u00f6nlemek i\u00e7in alt tabakada uysall\u0131\u011f\u0131 sa\u011flamaya gerek duyulacakt\u0131r. Bu da daha alt d\u00fczeyde bir k\u00fclt\u00fcr demek olacak ve, belki de zenginleri beyaz ya da sar\u0131 \u0131rktan olanlar yerine siyah \u0131rktan emek\u00e7ilerin \u00e7o\u011falmas\u0131n\u0131 te\u015fvik etmeye y\u00f6neltecektir. Bu yolda beyaz \u0131rk giderek say\u0131ca k\u00fc\u00e7\u00fck bir aristokrasiye d\u00f6n\u00fc\u015febilecek; sonunda da bir zenci ayaklanmas\u0131yla yok olabilecektir.<\/p>\n<p>Beyaz \u0131rktan uluslar\u0131n \u00e7o\u011funda siyasal demokrasi y\u00fcr\u00fcrl\u00fckte oldu\u011fu i\u00e7in b\u00fct\u00fcn bunlar fantezi olarak alg\u0131lanabilir. Ancak ben her yerde demokrasinin,<br \/>\nzenginlerin \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 geli\u015ftirecek \u015fekilde e\u011fitim yap\u0131lmas\u0131na yol a\u00e7t\u0131\u011f\u0131n\u0131 g\u00f6zl\u00fcyorum.<\/p>\n<p>\u00d6\u011fretmenler kom\u00fcnist diye i\u015ften at\u0131l\u0131yorlar; ama tutucu olduklar\u0131 i\u00e7in at\u0131lan yok. Bunun yak\u0131n zamanda de\u011fi\u015fece\u011fini varsaymak i\u00e7in hi\u00e7 bir neden<br \/>\nde g\u00f6rm\u00fcyorum. S\u0131ralad\u0131\u011f\u0131m b\u00fct\u00fcn bu nedenlerle, e\u011fer uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z, daha uzun s\u00fcre zenginlerin \u00e7\u0131karlar\u0131n\u0131 kollamay\u0131 s\u00fcrd\u00fcr\u00fcrse, kan\u0131mca sonu<br \/>\nkaranl\u0131k olacakt\u0131r. Uygarl\u0131\u011f\u0131n \u00e7\u00f6k\u00fc\u015f\u00fcn\u00fc istemedi\u011fim i\u00e7indir ki bir sosyalist oldum.<\/p>\n<p>E\u011fer biraz \u00f6nce s\u00f6ylediklerim yanl\u0131\u015f de\u011filse, ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 bir az\u0131nl\u0131k d\u0131\u015f\u0131nda aile b\u00fcy\u00fck olas\u0131l\u0131kla yok olacakt\u0131r. Bu nedenle, ayr\u0131cal\u0131kl\u0131 bir az\u0131nl\u0131k da olmazsa, ailenin toptan yok olmas\u0131 beklenebilir. Bu sonu\u00e7 biyolojik a\u00e7\u0131dan ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz gibi g\u00f6r\u00fcn\u00fcyor. Aile, kendi ba\u015flar\u0131na ya\u015famlar\u0131n\u0131 s\u00fcrd\u00fcremeyecek olduklar\u0131 y\u0131llarda \u00e7ocuklar\u0131 koruyan bir kurumdur. Kar\u0131ncalarda ve ar\u0131larda bu i\u015flevi toplum \u00fcstlenir; aile yoktur.<\/p>\n<p>\u0130nsanlarda da e\u011fer bebeklerin ya\u015fam\u0131 ailenin korunmas\u0131 d\u0131\u015f\u0131nda da g\u00fcvende olursa, aile ya\u015fam\u0131 giderek yok olacakt\u0131r. Bu, insanlar\u0131n<br \/>\nduygusal ya\u015fam\u0131nda \u00e7ok derin de\u011fi\u015fikliklere, ge\u00e7mi\u015fin sanat ve edebiyat\u0131ndan t\u00fcmden kopmalara yol a\u00e7ar. \u0130nsanlar aras\u0131ndaki farkl\u0131l\u0131klar da azal\u0131r; \u00e7\u00fcnk\u00fc art\u0131k ana-babalar \u00e7ocuklar\u0131n\u0131, kendilerine \u00f6zg\u00fc nitelikleri onlara ge\u00e7irecek \u015fekilde e\u011fitemeyeceklerdir. Cinsel a\u015fk daha az ilgin\u00e7, daha az romantik olacak; belki de b\u00fct\u00fcn a\u015fk \u015fiirleri sa\u00e7ma bulunacakt\u0131r. \u0130nsan do\u011fas\u0131ndaki sanat, bilim, politika gibi duygusal \u00f6geler ba\u015fka \u00e7\u0131k\u0131\u015f<br \/>\nyollar\u0131 arayacakt\u0131r (Disraeli i\u00e7in politika romantik bir ser\u00fcvendi). \u0130nsan ya\u015fam\u0131n\u0131n duygusal dokusundan bir \u015feylerin ger\u00e7ekten yok olaca\u011f\u0131n\u0131<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcnmekten kendimi alam\u0131yorum ama g\u00fcvencedeki her art\u0131\u015f bu t\u00fcrden baz\u0131 kay\u0131plar\u0131 i\u00e7eriyor. Buharl\u0131 gemiler yelkenliler kadar vergi tahsildarlar\u0131 e\u015fk\u0131yalar kadar romantik de\u011fillerdir.<\/p>\n<p>Belki de g\u00fcvenlik i\u00e7inde omak sonunda s\u0131k\u0131c\u0131 gelecek ve insanlar salt can s\u0131k\u0131nt\u0131s\u0131ndan kurtulmak i\u00e7in y\u0131k\u0131c\u0131 olacaklard\u0131r ama bu t\u00fcr olas\u0131l\u0131klar saymakla t\u00fckenmez.<\/p>\n<p><b>4<br \/>\n<\/b><br \/>\nG\u00fcn\u00fcm\u00fczde k\u00fclt\u00fcr\u00fcn e\u011filimi, sanat ve edebiyattan uzak, bilim do\u011frultusundad\u0131r; b\u00f6yle s\u00fcr\u00fcp gitmesi de olas\u0131d\u0131r. Ku\u015fkusuz, bunun nedeni<br \/>\nbilimin ya\u015fant\u0131m\u0131zda \u00e7ok b\u00fcy\u00fck yararlar sa\u011flamas\u0131d\u0131r. R\u00f6nesans&#8217;tan gelen ve sosyal prestijle desteklenen g\u00fc\u00e7l\u00fc bir edebiyat gelene\u011fimiz<br \/>\nvard\u0131r. Bir &#8220;beyefendi&#8221; biraz Latince bilmelidir; ancak bir lokomotifin nas\u0131l \u00e7al\u0131\u015ft\u0131\u011f\u0131n\u0131 bilmese de olur. Ne var ki, bu gelene\u011fin s\u00fcrmesi &#8220;beyefendi&#8221;yi<br \/>\nba\u015fkalar\u0131ndan daha az yararl\u0131 k\u0131lmaktan ba\u015fka i\u015fe yaramaz. San\u0131r\u0131m, uzun olmayan bir s\u00fcre sonra, bilim alan\u0131nda bir \u015feyler bilmeyen bir kimsenin e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f ki\u015fi say\u0131lmayaca\u011f\u0131n\u0131 varsayabiliriz.<\/p>\n<p>Bu olumlu bir \u015fey; ancak bilimin, zaferlerini k\u00fclt\u00fcr\u00fcm\u00fcz\u00fcn ba\u015fka y\u00f6nlerden yoksulla\u015fmas\u0131 pahas\u0131na kazan\u0131yor olmas\u0131 \u00fcz\u00fclecek bir \u015fey. Sanat g\u00fcn<br \/>\nge\u00e7tik\u00e7e daha \u00e7ok bir z\u00fcmrenin ya da birka\u00e7 zengin sanatseverin i\u015fi olmaktad\u0131r. Sanat, s\u0131radan insan i\u00e7in, din ve kamu ya\u015fam\u0131yla ba\u011flant\u0131l\u0131 oldu\u011fu zamanlardaki kadar \u00f6nemli de\u011fildir. St. Paul Katedrali&#8217;nin yap\u0131m\u0131 i\u00e7in harcanan para Hollandal\u0131lar\u0131 yenmemiz i\u00e7in donanmam\u0131za verilebilirdi; fakat 2. Charles d\u00f6neminde (1630-1685) St. Paul&#8217;\u00fcn daha \u00f6nemli oldu\u011fu<br \/>\nd\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclm\u00fc\u015ft\u00fc. Daha \u00f6nce estetik y\u00f6nden \u00f6v\u00fclmeye de\u011fer say\u0131lan duygusal gereksinimler giderek daha \u00f6nemsizle\u015fen yollarla gideriliyorlar: g\u00fcn\u00fcm\u00fczde dans ve dans m\u00fczi\u011finin, genelde daha az uygar olan bir toplumdan ithal edilmi\u015f olan Rus Balesi d\u0131\u015f\u0131nda sanatsal hi\u00e7bir de\u011feri yoktur.<\/p>\n<p>Sanat\u0131n \u00f6nemini yitirmesi, korkar\u0131m ka\u00e7\u0131n\u0131lmazd\u0131r ve atalar\u0131m\u0131zdan daha dikkatli ve faydac\u0131l olan ya\u015fama bi\u00e7imimizle ba\u011f\u0131nt\u0131l\u0131d\u0131r. Bir y\u00fcz y\u0131l kadar sonra, az \u00e7ok e\u011fitim g\u00f6rm\u00fc\u015f herkesin bir hayli matematik, biraz biyoloji<br \/>\nve b\u00fcy\u00fck \u00f6l\u00e7\u00fcde de makine yap\u0131m\u0131 bilece\u011fini tahmin ediyorum. E\u011fitim, bir az\u0131nl\u0131k d\u0131\u015f\u0131nda daha \u00e7ok &#8220;dinamik&#8221; denilen, yani insanlara duyu ve d\u00fc\u015f\u00fcnceden \u00e7ok, `yapmay\u0131&#8217; \u00f6\u011fretici t\u00fcrden olacakt\u0131r. \u0130nsanlar her i\u015fi b\u00fcy\u00fck bir beceriyle yapacaklar, ancak bu i\u015flerin yapmaya de\u011fer olup olmad\u0131\u011f\u0131n\u0131 rasyonel bir bi\u00e7imde de\u011ferlendirmekten aciz olacaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Belki de resmi bir &#8220;d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrler&#8221; tabakas\u0131, bir de &#8220;duygucular&#8221; tabakas\u0131 olu\u015facak; bunlardan birincisi Royal Society&#8217;nin, (Royal Society: \u0130ngiltere&#8217;de 1660&#8217;da kurulmu\u015f en eski bilim adamlar\u0131 derne\u011fi. (\u00e7.n.) \u0130kincisi de Royal Academy ile Piskoposluk federasyonunun birer uzant\u0131s\u0131 olacakt\u0131r.<br \/>\nD\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerce elde edilen sonu\u00e7lar devletin mal\u0131 olacak ve, yerine g\u00f6re, yaln\u0131z Milli Savunma&#8217;ya, Amiralli\u011fe ya da Hava Kuvvetleri Bakanl\u0131\u011f\u0131&#8217;na<br \/>\na\u00e7\u0131klanacakt\u0131r. E\u011fer d\u00fc\u015fman \u00fclkelerde hastal\u0131k yayma i\u015fi zamanla g\u00f6revleri aras\u0131na al\u0131n\u0131rsa, belki Sa\u011fl\u0131k Bakanl\u0131\u011f\u0131 da bu araya girebilir.<\/p>\n<p>Resmi duygucular okullarda tiyatrolarda kiliselerde hangi duygular\u0131n yay\u0131nlanaca\u011f\u0131n\u0131 saptayacaklar ama bu duygular\u0131n nas\u0131l yarat\u0131laca\u011f\u0131n\u0131 ke\u015ffetmek resmi d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fcrlerin i\u015fi olacakt\u0131r. Okul \u00e7ocuklar\u0131n\u0131n haylazl\u0131klar\u0131<br \/>\ng\u00f6z \u00f6n\u00fcne al\u0131n\u0131rsa, resmi duygucular\u0131n kararlar\u0131n\u0131n devlet s\u0131rr\u0131 olarak nitelendirilmesinin yerinde olaca\u011f\u0131 d\u00fc\u015f\u00fcn\u00fclebilir. Bununla birlikte, bir K\u0131demli Sans\u00fcrc\u00fcler Komitesi&#8217;nce onaylanan resimlerin sergilenmesine ve vaazlar verilmesine izin verilecektir.<\/p>\n<p>Radyo yay\u0131nlar\u0131 da g\u00fcnl\u00fck gazeteleri herhalde silip s\u00fcp\u00fcr\u00fcr. Az\u0131nl\u0131k g\u00f6r\u00fc\u015flerini dile getirmek i\u00e7in bir iki haftal\u0131k dergi ba\u015f\u0131n\u0131 kurtarabilir.<br \/>\nOkuma ise, yerini gramofona ya da ondan daha iyi bir icada b\u0131rakaca\u011f\u0131ndan, nadiren yap\u0131lan bir i\u015f olacakt\u0131r. Bunun gibi, g\u00fcnl\u00fck ya\u015famda yazma yerine de diktafon kullan\u0131lacakt\u0131r.<\/p>\n<p>E\u011fer sava\u015flar ortadan kalkar ve \u00fcretim bilimsel olarak d\u00fczenlenirse, herkesin rahat\u00e7a ya\u015famas\u0131 i\u00e7in g\u00fcnde d\u00f6rt saatlik \u00e7al\u0131\u015fman\u0131n<br \/>\nyeterli olmas\u0131 olas\u0131d\u0131r. Bu s\u00fcre kadar \u00e7al\u0131\u015f\u0131p bo\u015f zaman\u0131n keyfini \u00e7\u0131karmak m\u0131, yoksa daha \u00e7ok \u00e7al\u0131\u015f\u0131p l\u00fcks \u015feylerin keyfini \u00e7\u0131karmak m\u0131 sorusu tart\u0131\u015fmaya a\u00e7\u0131kt\u0131r. Galiba baz\u0131lar\u0131 birini, baz\u0131lar\u0131 da di\u011ferini se\u00e7ecektir. Pek \u00e7ok ki\u015fi bo\u015f saatlerini, ku\u015fkusuz, dans ederek, futbol seyrederek ya da sinemaya giderek ge\u00e7irecektir. \u00c7ocuklar i\u00e7in endi\u015feye gerek yoktur; devlet<br \/>\nonlara bakar. Hastal\u0131k \u00e7ok seyrek g\u00f6r\u00fclecek; gen\u00e7le\u015ftirme yoluyla ya\u015fl\u0131l\u0131k \u00f6l\u00fcmden k\u0131sa bir s\u00fcre \u00f6ncesine kadar ertelenebilecektir. D\u00fcnya bir hedonist (hazc\u0131) cenneti olacak; ve de hemen herkes bu ya\u015fam\u0131 dayan\u0131lmaz \u00f6l\u00e7\u00fcde can s\u0131k\u0131c\u0131 bulacakt\u0131r.<\/p>\n<p>B\u00f6yle bir d\u00fcnyada y\u0131k\u0131c\u0131 d\u00fcrt\u00fclerin kar\u015f\u0131 konulmaz olabilece\u011finden korkulur. R.L. Stevenson&#8217;un \u0130ntihar Kul\u00fcb\u00fc burada ya\u015fama ge\u00e7ebilir;<br \/>\nsanatsal cinayetlerle u\u011fra\u015fan gizli dernekler de kurulabilir. Ge\u00e7mi\u015fte ya\u015fam tehlikeli oldu\u011fu i\u00e7in ciddiye al\u0131nm\u0131\u015f, ciddi oldu\u011fu i\u00e7in de<br \/>\nilgin\u00e7 olmu\u015ftur. E\u011fer insan do\u011fas\u0131 de\u011fi\u015fmezse, tehlike olmay\u0131nca hayat\u0131n tad\u0131 kalmayacak ve biraz heyecan bulmak umuduyla insanlar her t\u00fcrl\u00fc a\u015fa\u011f\u0131l\u0131k k\u00f6t\u00fcl\u00fcklere ba\u015fvuracaklard\u0131r.<\/p>\n<p>Bu ikilem ka\u00e7\u0131n\u0131lmaz m\u0131d\u0131r? Ya\u015fam\u0131n s\u0131k\u0131nt\u0131l\u0131 y\u00f6nleri, onun en iyi y\u00f6nleri i\u00e7in gerekli midir? Sanm\u0131yorum. E\u011fer insan do\u011fas\u0131, cahil insanlar\u0131n<br \/>\nhala sand\u0131\u011f\u0131 gibi, de\u011fi\u015ftirilemez ise durum ger\u00e7ekten umutsuzdur. Psikologlar ve fizyologlar sayesinde art\u0131k biliyoruz ki &#8220;insan<br \/>\ndo\u011fas\u0131&#8221; denilen \u015feyin en \u00e7ok onda biri do\u011fadan gelmekte, geri kalan onda dokuz ise sonradan olu\u015fmaktad\u0131r. \u0130nsan do\u011fas\u0131 dedi\u011fimiz \u015fey, erken<br \/>\ne\u011fitimde yap\u0131lacak de\u011fi\u015fikliklerle hemen t\u00fcm\u00fcyle de\u011fi\u015ftirilebilir. Bu de\u011fi\u015fiklikler, e\u011fer d\u00fc\u015f\u00fcnce ve enerji bu alana y\u00f6nelirse, en ufak bir tehlikeye yol a\u00e7madan ve ya\u015fam\u0131n ciddiyetini yeterince koruyacak \u015fekilde ger\u00e7ekle\u015ftirilebilir. Bunun i\u00e7in iki \u015fey gereklidir: \u00e7ocuklarda yap\u0131c\u0131 d\u00fcrt\u00fcleri geli\u015ftirmek ve bunlar\u0131n yeti\u015fkinlikte de devam\u0131 i\u00e7in olanaklar\u0131 sa\u011flamak.<\/p>\n<p>\u015eimdiye kadar, ya\u015famda \u00f6nemli say\u0131lan \u015feylerin en b\u00fcy\u00fck b\u00f6l\u00fcm\u00fcn\u00fc savunma ve sald\u0131r\u0131 olu\u015fturmu\u015ftur. Kendimizi a\u00e7l\u0131\u011fa, \u00e7ocuklar\u0131m\u0131z\u0131 d\u00fcnyan\u0131n ilgisizli\u011fine, \u00fclkemizi ulusal d\u00fc\u015fmanlara kar\u015f\u0131 savunuruz; tehlikeli ve d\u00fc\u015fman oldu\u011funu sand\u0131\u011f\u0131m\u0131z kimselere de s\u00f6zle ya da fiziksel olarak sald\u0131r\u0131r\u0131z. Ancak, ayn\u0131 \u00f6l\u00e7\u00fcde g\u00fc\u00e7l\u00fc olan ba\u015fka duygu kaynaklar\u0131 da vard\u0131r. Estetik yarat\u0131c\u0131l\u0131k ya da bilimsel ke\u015fif duygular\u0131, en tutkulu a\u015fk kadar g\u00fc\u00e7l\u00fc ve yo\u011fun olabilirler. A\u015fk\u0131n kendisi ise ba\u011flay\u0131c\u0131 ve bask\u0131c\u0131 olmas\u0131na kar\u015f\u0131n, yarat\u0131c\u0131 da olabilir. Do\u011fru e\u011fitim verildi\u011finde insanlar\u0131n b\u00fcy\u00fck \u00e7o\u011funlu\u011fu mutlulu\u011fu yap\u0131c\u0131 faaliyetlerde bulabilirler; yeter ki elveri\u015fli olanaklar var olsun.<\/p>\n<p>Bu bizi ikinci gereksinimimize getiriyor. Yaln\u0131z \u00fcst makamlar\u0131n emretti\u011fi yararl\u0131 i\u015flere de\u011fil, yap\u0131c\u0131 at\u0131l\u0131mlara da f\u0131rsat verilmelidir. Entelekt\u00fcel<br \/>\nve sanatsal yarat\u0131c\u0131l\u0131\u011fa, insan ya\u015fam\u0131n\u0131 iyile\u015ftirmek i\u00e7in ileri s\u00fcr\u00fclen d\u00fc\u015f\u00fcncelere, yap\u0131c\u0131 t\u00fcrden insan ili\u015fkilerine hi\u00e7bir engel bulunmamal\u0131d\u0131r.<br \/>\nE\u011fer bunlar\u0131n hepsi varsa ve e\u011fitim de isabetli t\u00fcrden ise; gereksinim duyanlar i\u00e7in ciddi ve hareketli bir ya\u015fam tarz\u0131na yine de yer vard\u0131r. Bu durumda ve ancak bu durumda ya\u015fam\u0131n belli ba\u015fl\u0131 k\u00f6t\u00fcl\u00fcklerini ortadan kald\u0131rmak i\u00e7in \u00f6rg\u00fctlenmi\u015f bir toplum kal\u0131c\u0131 olabilir; \u00e7\u00fcnk\u00fc daha enerjik olan bireyleri i\u00e7in de doyum olana\u011f\u0131 sa\u011flanm\u0131\u015ft\u0131r.<\/p>\n<p>\u0130tiraf etmeliyim ki, kan\u0131mca, uygarl\u0131\u011f\u0131m\u0131z\u0131n hata yapma olas\u0131l\u0131\u011f\u0131n\u0131n en y\u00fcksek oldu\u011fu konu\u00a0 budur. Pek \u00e7ok d\u00fczenlemeye gerek vard\u0131r; bu<br \/>\nkadar \u00e7ok \u015feyde olmas\u0131 gerekenden fazla \u015feylerin de bulunaca\u011f\u0131 hemen hemen kesindir. Bunun yol a\u00e7aca\u011f\u0131 zarar, ki\u015fisel \u00e7aba olanaklar\u0131n\u0131n<br \/>\nazalmas\u0131d\u0131r. \u00c7ok geni\u015f \u00f6rg\u00fctler ki\u015finin kendini aciz hissetmesine, bu da \u00e7aban\u0131n zay\u0131flamas\u0131na yol a\u00e7ar. Bu tehlike y\u00f6neticilerin onu fark etmesiyle<br \/>\n\u00f6nlenebilir; ancak y\u00f6neticilerin, \u00e7o\u011funlukla, yap\u0131lar\u0131 gere\u011fi fark edemedikleri t\u00fcrdendir.<\/p>\n<p>\u0130nsan\u0131n ya\u015fam tarz\u0131n\u0131 y\u00f6nlendiren her d\u00fczenlemede sisteme yeteneklerin yozla\u015fmas\u0131na yol a\u00e7an hareketsizli\u011fi \u00f6nleyecek ama karga\u015faya yol a\u00e7mayacak \u00f6l\u00e7\u00fcde anar\u015fizm enjekte etmeye gerek vard\u0131r. Bu da teorik olarak \u00e7\u00f6z\u00fcms\u00fcz olmayan, ancak g\u00fcnl\u00fck ya\u015fam\u0131n d\u00fczensizlikleri<br \/>\ni\u00e7inde \u00e7\u00f6z\u00fcm olas\u0131l\u0131\u011f\u0131 pek bulunmayan hassas bir sorundur.<\/span><\/p>\n","protected":false},"excerpt":{"rendered":"<p>Bertrand Russell &Ccedil;eviri: Nermin Ar&#305;k T&Uuml;B&#304;TAK Pop&uuml;ler Bilim Kitaplar&#305; Giri&#351;: Ku&#351;kuculu&#287;un &Ouml;nemi &Uuml;zerine Okuyucular&#305;ma, &uuml;zerinde ho&#351;g&ouml;r&uuml; ile d&uuml;&#351;&uuml;nmeleri i&ccedil;in, belki de son derece paradoksal ve y&#305;k&#305;c&#305; g&ouml;r&uuml;nebilecek bir doktrin sunmak istiyorum. S&ouml;z konusu doktrin &#351;udur: Do&#287;ru oldu&#287;una dair herhangi bir kan&#305;t bulunmayan bir &ouml;nermeye inanmak sak&#305;ncal&#305;d&#305;r. B&ouml;yle bir g&ouml;r&uuml;&#351;&uuml;n genel kabul g&ouml;rmesi durumunda b&uuml;t&uuml;n sosyal [&hellip;]<\/p>\n","protected":false},"author":1,"featured_media":0,"comment_status":"closed","ping_status":"closed","sticky":false,"template":"","format":"standard","meta":{"_bbp_topic_count":0,"_bbp_reply_count":0,"_bbp_total_topic_count":0,"_bbp_total_reply_count":0,"_bbp_voice_count":0,"_bbp_anonymous_reply_count":0,"_bbp_topic_count_hidden":0,"_bbp_reply_count_hidden":0,"_bbp_forum_subforum_count":0,"ocean_post_layout":"","ocean_both_sidebars_style":"","ocean_both_sidebars_content_width":0,"ocean_both_sidebars_sidebars_width":0,"ocean_sidebar":"0","ocean_second_sidebar":"0","ocean_disable_margins":"enable","ocean_add_body_class":"","ocean_shortcode_before_top_bar":"","ocean_shortcode_after_top_bar":"","ocean_shortcode_before_header":"","ocean_shortcode_after_header":"","ocean_has_shortcode":"","ocean_shortcode_after_title":"","ocean_shortcode_before_footer_widgets":"","ocean_shortcode_after_footer_widgets":"","ocean_shortcode_before_footer_bottom":"","ocean_shortcode_after_footer_bottom":"","ocean_display_top_bar":"default","ocean_display_header":"default","ocean_header_style":"","ocean_center_header_left_menu":"0","ocean_custom_header_template":"0","ocean_custom_logo":0,"ocean_custom_retina_logo":0,"ocean_custom_logo_max_width":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_width":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_width":0,"ocean_custom_logo_max_height":0,"ocean_custom_logo_tablet_max_height":0,"ocean_custom_logo_mobile_max_height":0,"ocean_header_custom_menu":"0","ocean_menu_typo_font_family":"0","ocean_menu_typo_font_subset":"","ocean_menu_typo_font_size":0,"ocean_menu_typo_font_size_tablet":0,"ocean_menu_typo_font_size_mobile":0,"ocean_menu_typo_font_size_unit":"px","ocean_menu_typo_font_weight":"","ocean_menu_typo_font_weight_tablet":"","ocean_menu_typo_font_weight_mobile":"","ocean_menu_typo_transform":"","ocean_menu_typo_transform_tablet":"","ocean_menu_typo_transform_mobile":"","ocean_menu_typo_line_height":0,"ocean_menu_typo_line_height_tablet":0,"ocean_menu_typo_line_height_mobile":0,"ocean_menu_typo_line_height_unit":"","ocean_menu_typo_spacing":0,"ocean_menu_typo_spacing_tablet":0,"ocean_menu_typo_spacing_mobile":0,"ocean_menu_typo_spacing_unit":"","ocean_menu_link_color":"","ocean_menu_link_color_hover":"","ocean_menu_link_color_active":"","ocean_menu_link_background":"","ocean_menu_link_hover_background":"","ocean_menu_link_active_background":"","ocean_menu_social_links_bg":"","ocean_menu_social_hover_links_bg":"","ocean_menu_social_links_color":"","ocean_menu_social_hover_links_color":"","ocean_disable_title":"default","ocean_disable_heading":"default","ocean_post_title":"","ocean_post_subheading":"","ocean_post_title_style":"","ocean_post_title_background_color":"","ocean_post_title_background":0,"ocean_post_title_bg_image_position":"","ocean_post_title_bg_image_attachment":"","ocean_post_title_bg_image_repeat":"","ocean_post_title_bg_image_size":"","ocean_post_title_height":0,"ocean_post_title_bg_overlay":0.5,"ocean_post_title_bg_overlay_color":"","ocean_disable_breadcrumbs":"default","ocean_breadcrumbs_color":"","ocean_breadcrumbs_separator_color":"","ocean_breadcrumbs_links_color":"","ocean_breadcrumbs_links_hover_color":"","ocean_display_footer_widgets":"default","ocean_display_footer_bottom":"default","ocean_custom_footer_template":"0","ocean_post_oembed":"","ocean_post_self_hosted_media":"","ocean_post_video_embed":"","ocean_link_format":"","ocean_link_format_target":"self","ocean_quote_format":"","ocean_quote_format_link":"post","ocean_gallery_link_images":"off","ocean_gallery_id":[],"footnotes":""},"categories":[126],"tags":[],"class_list":["post-9628","post","type-post","status-publish","format-standard","hentry","category-aydin-adige-abhaz-gencligi","entry"],"_links":{"self":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9628","targetHints":{"allow":["GET"]}}],"collection":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts"}],"about":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/types\/post"}],"author":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/users\/1"}],"replies":[{"embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/comments?post=9628"}],"version-history":[{"count":1,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9628\/revisions"}],"predecessor-version":[{"id":9630,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/posts\/9628\/revisions\/9630"}],"wp:attachment":[{"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/media?parent=9628"}],"wp:term":[{"taxonomy":"category","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/categories?post=9628"},{"taxonomy":"post_tag","embeddable":true,"href":"https:\/\/www.circassiancenter.com\/tr\/wp-json\/wp\/v2\/tags?post=9628"}],"curies":[{"name":"wp","href":"https:\/\/api.w.org\/{rel}","templated":true}]}}