...................
...................
ÇERKES KÜLTÜRÜ BİLGİLERİ  -1
Hazırlayan:
ShuZago
                         
...................
Circassian Culture
...................
XASE (Kurultay)


+  Toplantıyı yönetmek üzere en az üç kişilik bir kurul seçilir. (Tamade/Thamade: Başkan, Thamade guadze/Thamade Khuedze: Başkan yardımcısı, Pşeriha/ Pşşaf'e: Yaver, ulak) Başkan toplantıyı yönetir. Herkese söz verilir. Genel eğilime göre farklı görüş ileri sürenler ikna edilmeye çalışır. Tam ikna olmayanlar bile nezaketen çoğunluğun görüşüne katılır ve kararlar oybirliğiyle alınır. Alınan kararlar delegeler tarafından aileye, aile bireylerine tebliğ edilir. Artık kararlara uymak zorunludur. Bu zorunluluğun temel nedeni saygı, özsaygı ve sözünde durma ilkesine dayanan disiplin anlayışıdır. Toplantıya katılan ve kendisine söz hakkı verilen kişi, kendi iradesi ile o kararın oluşmasına katıldığına göre; bundan sonra öyle yapacağına söz vermiş olmaktadır. İyi bir Çerkes sözünde durmalıdır,öyleyse bu karara uymaması sözünde durmamak anlamına gelecektir. Sözünde durmamak ise onur kırıcı, aşağılık bir davranıştır. Kişinin kendisine saygı duymaması anlamına gelir.

+  Alınan karar, kişinin kendi görüşüne aykırı bile olsa, çoğunluğun aldığı
karara uymak, topluma saygının gereğidir. (Fahri HUVAJ)


+  Adige toplumu, örgütlü bir toplumdur. Xabzeye göre iki kişi birlikte bir
iş yapacak olsa, biri thamade, diğeri yardımcısıdır (khuedze/guadze). Her
iş olabildiğince grup halinde yapılmaya çalışılır. Her ailenin, mahallenin, köyün, bölgenin ve ülkenin bir thamadesi vardır. Ayrıca yapılacak işlere ve toplum kesimlerine göre grup thamadesi de (Gup thamade) olur. Düğün thamadesi, gençlerin thamadesi, genç kızların thamadesi vb. gibi. (Fahri HUVAJ)


+  Thamadelik, yalnızca bir saygınlık statüsü değil aynı zamanda bir
görevdir, bir sorumluluk ve yükümlülük ifade eder. Dolayısıyla thamadelik
bir külfettir de. Bu nedenledir ki; hem bu külfetten esirgenerek korunması, hem de thamadenin saygınlığından yararlandırılmak üzere, bir bakıma eylemsi, thamade denilebilecek bir Nexhıjj Thamade (Yaşlı Thamade) statüsü vardır. Thamade kim olursa olsun, yaşlı thamade daha saygın yerde, thamadenin sağında ve doğal danışmanlık konumunda bulunur.


+  Adige toplumunda; bilgisi, birikimi, yeteneği, dirayeti ne olursa olsun her yaşlı daima saygıdeğerdir ve saygı görür. Yaşlıya kayıtsız, şartsız saygı esastır. Ancak itaat yaşlıya değil, thamadeye, yani fiilen toplumu yöneten, sorumluluk taşıyan kimseye yapılır. (Fahri HUVAJ)

+  Selamlaşma sözlerinden sonra söylemler gelen "yeblağe/gyeblağe" söylemi "yaklaş", "yakınlaş", "akraba ol", "akraba arasına katıl", "yedi kuşak arasına gir" anlamlarına gelir. "L'ewıjjır bjjiblç'e mawe: Soy/gen yedi kuşak öteye sıçrar deyişi hem tıbbi/genetik bir yaşam pratiğine, bilimsel ve teknolojik bir düzeyde işaret eder, hem de Adigelerde ki geniş akrabalık anlayışını belirtir. Adigelerde aynı soydan gelen yedi kuşak, akraba sayılır ve bu akrabalar arasında evlenme olmaz. Bu anlayışın tam olarak geçerli ve egemen olduğu dönemlerde Adigelerde doğuştan, zeka engelli veya özürlü insanların görülmediği, yabancı gözlemcilerin tespitlerindendir. (Fahri HUVAJ)

+  Bilindiği gibi ailede çocuğun eğitimi, babadan çok dede-nine, amca-dayı
vb. büyüklere, aileye aittir. Çocuk, bu geniş aile ortamında eğitilir ancak bu tür genel ve doğal eğitim de yeterli olmadığından, çoğu zaman aileler annesine bağımlılıktan kurtulan çocuklarını eğitilmek üzere, güvendikleri başka bir aileye gönderirler. 10-12 yaşlarına kadar özel bir özenle yetiştirilen ve eğitilen çocuk, o ailenin P'uru yani Khan'ı olur. 10-12 yaşında özel hediyelerle ve törenlerle çocuk kendi ailesine götürülür, teslim edilir. Bu ilişki nedeniyle iki aile akraba haline gelir. (Fahri HUVAJ)


+  Eve misafir geldiğinde genç neslin masaya oturması yasaktı. Bunun yerine misafirlere bakmakla yükümlüydüler. Gençler, kendinden büyüklere karşı doğrudan konuşamazlar ya da onların tartışmalarına giremezlerdi. Sadece doğrudan soru sormalarına izin veriliyordu. (Zarina KANUKOVA)

+  Beklenen çocuğa saygı, annenin hamileliğinden başlamaktadır. Hamile kadına ağır işler yaptırılmaz. Daha çok egzersiz niteliğinde hafif işler yapmakta serbesttir. Hamile bayanı üzecek ve strese sokacak her şeyden uzak durması sağlanır. Hamile kadınlara yaşlı kadınlar tarafından bilgi amaçlı öğütler verilir. Kadının hamileliği son iki aya kadar gizlenip, son aylarda
ebelere kontrol ettirilir. Ebe, doğumu kolaylaştırmak için hamile kadını,
iki karış yüksekten atlatır, tek ayakla sektirirdi. Çocuk, doğumdan sonra
ağlamazsa, çocuğu ağlatmak için yüzüstü yatırılıp poposuna vurulur. Çocuk
doğduktan sonra, göbeği kesilir, akan kan, çocuğun koltuk altına, kulak
arkasına ve apış arasına sürülürdü. Bu kan mikropları öldürüp, çocuğun
sağlıklı büyümesini sağladığına inanılırdı. Doğan çocuk, göbek bağı
kesildikten sonra akarsuya götürülüp batırılırdı. Doğan çocuk için, babası
tarafından bir meyve ağacı dikilirdi. (Kayseri K.K.Derneği web sitesi)


+  Kız çocuklarının 9 yaşından itibaren bellerine Kuenshıbe (19. yy.ın sonuna kadar) denilen korse bağlanırdı. Kızlar gelişip büyüdükçe bu korse enine genişletilmez  boyuna uzatılırdı. Bu, kız çocuğunun fiziki görünümünün düzgün ve güzel olmasını sağlardı. Bu korse, özellikle Pssı ve Werkh kızları için ihmal edilmez bir uygulama olurdu. (Kayseri K.K.Derneği web sitesi)


Ata dair xabze kurallarından bazıları

+
  Genel olarak Çerkes ata sağdan biner sağdan iner. Binicinin soldan inmesi kötü bir haber geldiğini düşündürür. Eyer üzerinde duruş dik olmalıdır.

+  Dizgin tay derisindendir ve iki elle tutulmaz. Sol elle dizgin hakimiyeti
sağlanır, sağ elde kamçı bulundurulur. Kamçı gümüş sap, deri kırbaç ve
manda derisinden çınttuhempe adı verilen şaklayıcı parçadan oluşur. Yüzük parmağı kamçı bağına geçirilerek elden düşmesine izin verilmez ya da kamçı sapındaki bağ bileğe geçirilir.

+  Yaşlılar kamçıyı sağ elde tutup kırbaç kısmını atın boynunun sol tarafına
aşırabilirler. Kamçıyı sarkıtmak yakışıksız görülür. Binici atın yanında
kamçıyı toplu tutmaya, kırbaç kısmını ata göstermemeye dikkat eder. Kamçı ile ata hızlı vurmak boyun ve kuyruk civarını kamçılamak hoş karşılanmaz. Kadınların ve yaşlıların yanında ata hızlı vurmak ayıptır. Ayrıca Çerkes kamçının küçük bir hareketiyle atın binicinin isteğini anlamasını istediği için atı kamçı darbesine alıştırmaz. (Kafkas Vakfı web sitesi)

+  İki atlı karşılaştığında eyerlerinden hafifçe doğrularak birbirlerini selamlarlar. Atlı, kendisini karşılamak üzere bekleyenlere direkt karşıdan
yaklaşamaz, kalabalığın sol tarafından yaklaşır ve onları sağa alır. Topluluğa karşı at oynatmak, koşturmak, kamçılamak ayıp görülür. Hele kadınlara atla yaklaşılmaz, yanlarından hızlı geçilemez. Bir gencin yaşlıların yaya olduğu yerde atla yanlarından geçmesi de yemux olarak değerlendirilir. Atlılardan kendisine saygı gösterilen kişi sağ tarafta durur.

+  Huare (yağız at), Brul (kestane rengi), Ptseğopl (doru) at cinsleri gözde
tutulur, Pehu adı verilen sakar alacalı at makbul görülmez. Misafir olarak
gelen atlı konuk olacağı hanenin girişine kadar atla gelemez. Kamçıyı evin
giriş kapısının açılma yönündeki askıya asar. Şayet kamçının ucu kapıya
yönelik asılırsa bu misafirin kalıcı olmadığı anlamına gelir. Kamçının sapı kapıya yönelikse misafir kalıcıdır. Ev sahibi hazırlık yapmalıdır. Ayrılırken atın arkasını ev sahibine çevrilmez. At bir iki adım geri hareket ettirilir ve ağır hareketlerle uzaklaşılır. (Kafkas Vakfı web sitesi)


Adige xabze Gelin çıkarma

+  Gelini getirmek üzere teşkil edilen alaya delikanlı bütün akranını davet
eder. Alaya kendisi dahil olamaz ise de genç kardeşleri, genç dayı ve
amcaları alaya iştirak ederler. Gelini getirecek araba ile delikanlının hemşiresi yahut akrabasından bir iki kız ve kadın ile hizmetçi kız gider.

+  Kız yakın köyden getirilecek ise alay sabah gidip akşama döner. Gelin
ekseriyetle cuma, bazen de perşembe veya pazartesi akşamları eve
getirilir.

+  Alayın şerefine o gece tertip olunan danslara gelini almağa gelen kızın
bilhassa çok oynaması şart gibidir.

+  Gelin alayının hareket zamanı gelince bütün heyet gelinin çıkacağı kapı
önünde at üstünde hazır bulunur. Delikanlının küçük kardeşi, yahut yakın
akrabasından bir genç odaya girer. O dakikadan itibaren yeni gireceği aile
ve kabileye karşı bir prenses tavrını almış olan gelinin koltuğuna girerek
oturduğu yerden kaldırır. Gençlere mahsus bu merasime ihtiyarların
karışmaması alışılan ve olgunluk sayıldığından gelinin yanında annesi ve
babası değil yaşlı akrabası bile bulunmaz.

+  Gelinin geçeceği yol üzerinde zengin ve asil aileler kıymetli kumaş
sererler. Ağır ağır gelini koltuğunda odanın kapısına doğru getiren genç
devamlı surette etrafa para serper. Çerkeslerde güveyin koltuğa girmemesi,
orada hazır bulunacak olan yaşlılara saygı gösterme fikrinden ileri gelir.
(Nart)
 

Kız kaçırma

+  Ebeveynin kızını vermek istememesi üzerine çiftler, gece kaçmaya karar
verirler. Bu halde delikanlı arkadaşlarını alarak gizlice kızın evine giderler. Muayyen saatte kız dışarı çıkınca ata bindirirler ve köyden uzaklaşırlar. Gelin götürmeye mahsus şarkı ve marşları söyleyerek, silah atarak delikanlının köyüne gelirler. Uyanan köy ahalisi de her taraftan silah atarak bu yeni misafiri selamlar. Kız delikanlının yakın akrabalarından biri tarafından at üzerinde götürülür. Güvey bizzat götürmez. (Nart)

+  Çerkesler başka milletlerden kız almaya ve başka milletlere kız vermeye
fazla sıcak bakmazlar. Çerkeslerin evlenme geleneklerinde "Yeplıxi kaşe, depleyi yet" yani "Aşağı bak al, yukarı bak ver" kaidesi esastır. Bu erkeğin kadın sayesinde değil, kadının erkek sayesinde refah görmesi anlamına gelir. Erkeğin mevki ve servetçe daha altta olan kızları eş seçmesini öngören bu kaide, Çerkeslerin kızlarına paye verme konusunda ne kadar hassas olduklarının göstergesi sayılır. (Maksudiye Derneği Web Sitesi)

+  Düğüne davet edilen konuklara gönderilecek olan davetiyelerin, damadın
düğünden önce bir arkadaşının evine misafir olarak gitmesi, gelin geldikten sonra misafir alan evin düzenlediği bir törenle baba evine getirilmesi geleneğine uygun olarak, damadın yakın arkadaşları tarafından dağıtılmasının uygun olacağını düşünüyoruz. Gelin ve damadın düğüne
katılmaması geleneğinin devamı ise salon düğünü açısından oldukça zordur. Çünkü düğünlerimiz toplumsal değişimin etkisiyle eskisi gibi haftalarca sürmüyor. Bir sorun da akrabaların sık görüşemiyor olmalarından, yakınının düğününe gelen davetliler gelin ve damadı bir arada görmek konusunda hemfikirler. Fakat çiftlerin özellikle de gelinin oynamaması hala korunan ve korunması da gerekli olan bir geleneğimizdir.  (Ayşe MERMERCİ)

+  Gelin "legune"ye (gelin odası) alınırken, "woridade" denen sembolik ağıt
kol kola girilir söylenirdi bunu genelde "köy ozanı" denilebilecek, beyitler, hikayeler,ağıtlar açısından donanımlı kişiler yapardı. Woridade kökeni hakkında anlatılan söylence şu şekildedir;

Worilerin aksakallı nur yüzlü köyünde ve cemiyetinde çok sevilen yaşlıları bir gün hastalanır onu çok seven akrabaları, torunları ve köylüleri başında ağlaşırlar, ihtiyar adam nurlu gözlerini son bir kez açar ve kendisini toparlayıp hafifçe doğrulur ve şöyle der;
    - Benim için üzülmeyin, kaygılanmayın ben ömrüm boyunca bir çok güzellik gördüm. Çocuklarımın yetişip iyi birer cemiyet adamı olduklarını gördüm. Gelinlerimin hepsinin geldikleri aileye de bize de yakıştığı gibi olduklarını gördüm.Torunlarımın soyumuza ve milletimize göre yetiştirildiğini gördüm, daha ne isteyebilirim ki? O yüzden ben öldüğümde benim için ağlamayın.
 
İhtiyar adam bu sözlerinden sonra gözlerini hayata yumar, vasiyeti üzerine yakınları onun için ağlamazlar "Woriha Ya dade maxo" (Worilerin ömrü uğurlu/aydın geçen dedesi) ağıtıyla defnedilir.
 
Daha sonra köye getirilen her gelinin ömrü Wori Dade'nin ömrü gibi refah
ve huzur içinde geçsin denilerek bu ağıt gelini evine alma merasiminin bir
parçası olur
 
Günümüzde "Woridade" geleneği yok denecek kadar azalmıştır.(Anlatan Zekiye TOK)