...................
...................
ADİGE XABZE    -7

Doç. Dr. VINEREKO Mir

Adige Geleneği (Адыгэ Хабз),
Maykop, Adige Cumhuriyeti Devlet Basımevi, 2007

Çeviri: HAPİ Cevdet Yıldız

                         
...................
...................

‘İlkokul İkinci Sınıf Ders Kitabı’ çevirisi, s. 11-14.
Adige Cumhuriyeti Eğitim ve Bilim Bakanlığı tarafından kabul edilmiştir.

Bu ders kitabı, Adige Cumhuriyeti Devlet Başkanı ŞEVMEN Hazret'in önerisi (игукъэк1) üzerine ve kişisel maddi yardımı ile hazırlanıp yayınlanmıştır.

Kitap, ilkokul ikinci sınıflar öğrencilerinin köy yerleşim biçimlerini, ailelerin karşılıklı ilişkilerini, dil ile geleneğin birbiriyle ilişkisini, iyi ile kötü arasındaki farkları konu edinmektedir. 



İYİ İLE KÖTÜ VE GELENEK

 

GERÇEK İLE YALAN

İyi ile kötü, iyi olanla kötü olan yaşamın iki karşıt öğesidir.

Gerçekçilik, yiğitlik ve acıma duygusu, çalışmayı sevmek- iyi olan şeylerdendir.

 

Yalan söylemek, üşengeç olmak ve laf taşımak –kötü olan huylardandır.

 

İyi olan övülür, kötü olansa kınanır, aşağılanır.

 

Bir kurt öyküsü:

 

KURDUN ŞARKISI

 

Söylenip anlatıldığına göre, bir kurt yaşarmış. Çok acıkmıştı, avlanmak için kırda koşuştururken, sürüden ayrı düşmüş bir kuzucuk ile karşılaşmış. Kuzuyu kapıp kaçacağı bir sırada, dikenlikten fırlayan minik bir fare kurdu ürkütmüş, ürken kurt da eski bir av çukuruna düşmüş.

 

- Yandım-m-m, yandım, diye yakınmaya başlamış kurt, bir türlü  çukurdan çıkamıyormuş. Kuwoğuibl/yedi ses uzaklıktaki bir yerde otlamakta olan koca inek sesi duymuş ve çukurun önüne gelmiş.

 

- Sen, vay be, Kurt,

- Sen , her şeyinle dehşet saçan,

- Sen, eğri bacaklı (лъэк1эп1 к1эхыхэр) iki göz,

- Sen, çift sivri kulaklı,

Nasıl da düşmüşsün buraya

 

- Sen, Allahlık, inek,

Senin baban ile benim babam kardeştir,

Senin annenle benim annem kız kardeştir,

Seninle kardeşlik andı içmeye hazırım,

Yeter ki çıkar beni bu çukurdan,

Ömrümce senden olanlara asla kötü gözle bakmam.

 

İnek kurdun yalan söylediğini anladı ve onu şöyle yanıtladı:

 

- Sen, Allah'ın belası, kurt,

Güz geldiğinde yavru danamı benden kapıyor,

Bahar geldiğinde de sırtımı dişliyorsun,

Seni çıkarıncaya değin Tanrı  alıkoysun seni burada.

 

Koca inek dönüp gitmiş.

 

Kurt yeniden yakarmaya başlamış. Sesi duyan tilki de gelmiş. Ona da yalvarmış ama dinletememiş. Ne yapsa, neyi denese, kurt çıkamıyormuş çukurdan. Sonunda sesi duyan kırat gelmiş.

 

- Seni Allah göndermiş kır at,

Kaz otu ile yeşil/marul otunun (къэлъ уцы) bol,

Çınarın çok olduğu,

Çakıllı bir yerde bir pınar var,

Pınardan   sanki bal suyu fışırdıyor,

Seni oraya götürürüm,

Yeter ki beni bu çukurdan çıkar bir, demiş kurt, yalan üzerine yalan sıralamış. Kır at bu sözlere aldanmış: Peki, demiş seni bu çukurdan nasıl çıkarabilirim?  diye sormuş,

 

- Sen bıyıklarını (wisırıne paç’exer) çıkar dışarı/burnunu uzat,

On parmağımla yakalarım ben onları,

Bu uğursuz çukurdan çakart da beni tek,

Ömrümce hiçbir ata sataşmam.

At, bıyıklarını uzatır,

Kurt da on tırnağıyla onu pençeler,

Nogay çukurunun içine çeker,

İnce derisinden başlayarak parçalar,

Atın kemiklerini

Merdiven yapıp çukurdan çıkar.

Karnı doymuş kurtlar ulumaya başlarlar,

Ormanın derinliklerine dalarlar.

 

AÇIKLAMALI SÖZLÜK

 

Ses mesafesi (kuwoğu; куогъу) – bağıran birinin sesinin ulaşacağı mesafe. Eski Adıge ölçü birimi.

Yeşil ot (qetl wıts;  къэлъ уц) – kurutmak üzere biçilen ot, marul otu da denir.

Dana (nıbğeşkhu;  ныбгъэшхъу) – bir yıllık dana. Erkek buzağı.

Tuluk (netı; нэты) – keçi derisi tulumu.

İnce deri (p’oç’e – bj’aç’ ;  п1ок1э – бжъак1) – burada atın derisi sözkonusu ediliyor.

Burun (sırıne paç’;  сырынэ пак1) – atın ön burunu, burnun ön tarafı.

Doymuş kurtlar (tığuj’ ğeşxeç’ığexer ;  тыгъужъ гъэшхэк1ыгъэхэр) – öyküde tek bir kurt sözkonusu iken, ancak sona doğru çoğaldığı, birçok kurt bulunduğu görülüyor. Bu sözlü anlatıda bir gelenektir. Kurdun acımasızlığını, vahşiliğinin altı çizilmek isteniyor.

Sivri dikenli (ts’ıpaşkhu; цыпашъхъу) – “kulak uçları pıtrak dikeni gibi sivri, batıcı” denmek isteniyor.

 

 

Atasözü:

 

KURT ÇOBAN YAPILMAZ (TIĞUJ’IR MELAKHO AŞŞIREP; ТЫГЪУЖЪЫР МЭЛАХЪО  АШ1ЫРЭП)

 

Öykü:

 

Doğru ile yalanın arası

 

- Doğru ile yalanın  arası nedir? -diyerek Vıserej’e (*) sordular.

- Dört parmak (**), demiş Vıserej. Dört parmağını göz ile kulak arasına  koyup gösteriyor.

- Bundan ne gibi bir anlam çıkıyor ki? -diyerek, ikinci kez sormuşlar.

- Bundan şunu anlamak gerekir, demiş Vıserej, kulak doğruyu da yalanı da duyar, doğru olanı ise gözün gördüğüdür. İnsan görmediği bir şeye doğrudur deyip tanıklık etmemese daha iyi yapmış olur, demiş Vıserej.

 

·         Adigeler kötü huylu kişileri yererler (Adıgeme şen dey zıxetlxer awmısı xabze;  Аыгэмэ шэн дэй зыхэлъхэр аумысы хабзэ)

 

Bilgi notu:

 

(*) Vıserej (Wıerej’;  Усэрэжъ) – Sözlü anlatıda bilge, kahin, geleceği bilen kişi.

(**) Dört parmak mesafesi (Pl’ale;  Пл1алэ)

 

Biz de öyle birini istemeyiz

 

Söz - MIRZE Dzepş, beste – NATHO Canhot

 

Dargınlığı

Yalanı huy edinen,

Ana babayı dinlemeyen,

Büyükleri saymayan

Birini kimse istemesin, istemesin,

Biz de öyle birini istemeyiz, istemeyiz.

Sert görünen,

Kendini uyanık gören,

Arkadaşları ile geçinmeyen,

Küçücük çocukları üzen,

Birini kimse istemez, istemez,  

Biz de öyle birini istemeyiz, istemeyiz.

 

 

·         Gerçek

 

·         NART  RANDEVUSUNA İHANET ETMEZ (NART YİP’ATLE YEPTS’IJIREP; НАРТ ИП1АЛЪЭ ЕПЦ1ЫЖЬЫРЭП)

 

·         DOĞRUNUN KÖKÜ GELENEĞİN DİREĞİDİR (Ş’IPQEM YITLAPSE XABZER YİǒESEN ; ШЪЫПКЪЭМ ЫЛЪАПСЭ  ХАБЗЭР ИК1ЭСЭН)

 

·         DOĞRU SÜTUNDUR (Ş’IPQER PQEW;  ШЪЫПКЪЭР ПКЪЭУ)

 

·         DOĞRULUK ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR (Ş’IPQAĞER DIŞ’EM NAH TLAP’ ;  ШЪЫПКЪАГЪЭР  ДЫШЪЭМ НАХЬ ЛЪАП1)

 

·         Yalan

 

·         YALAN KAYPAKLIKTIR (PTS’IR  TS’ENTLAĞO ;  ПЦ1ЫР  Ц1ЭНЛЪАГЪО)

 

·         YALANCILIK YÜZSÜZLÜKTÜR (PTS’IWIPSIR NEPNÇ ; ПЦ1ЫУПСЫР НЭПЭНЧЪ)

 

·         YALAN SENİ ALÇALTIR/SENİ DEĞERSİZ BİRİ YAPAR (PTS’IM PIWIT WéKHUL’E ;  ПЦ1ЫМ ПЫУТ УЕХЪУЛ1Э)

 

·         BİR YALAN YÜZ DOĞRUYU PASLATIR (ZI PTS’IM Ş’IPQİŞ’E YEĞEWTLIYI ;  ЗЫ ПЦ1ЫМ ШЪЫПКЪИШЪЭ ЕГЪЭУЛЪЫИ)

 

·         Yalancı doğruyu söylese bile ona inanmazlar (Pts’ııpsım ş’ıpqe qı’omi aşşoşş khujırep ;  Пц1ыусым шъыпкъэ къы1оми аш1ошъ хъужьырэп)

 

Dikkat:

 

Dilini terbiye et, yalan söyleme (Wibze ğe’ase, pts’ı wımıwsı; Уибзэ гъэ1асэ, пц1ы умыусы)

Söz ve eylemin birbirini tutsun (Wi’ore wişşere zetéğet;  Уи1орэ уиш1эрэ зэтегъэт)

 

 

Sözlük:

 

Doğru-doğruluk (Ş’pqe – ş’ıpqağ ; Шъыпкъэ – шъыпкъагъ) – İşin, olayın durumu- doğru konuşmak, doğru biçimde hareket etmek.

Yalan – yalan söylemek (Pts’ı – pts’ıwsın; Пц1ы –пц1ыусын) – Doğruyu bozan sözcük – doğruyu bozan sözler etmek.

Suçlu, kabahatli – suçlamak, kınamak (Mıse – ğemısen; мысэ – гъэмысэн) –Doğru olmayan bir biçimde hareket eden; söylenmemesini söyleyen; yapılmaması gerekeni yapan; suçsuz kişinin kalbini kıran – böyle birini kınamak.

Takdir – takdir etme (Şıtkhu – şıtkhun; Щытхъу – щытхъун)- Kişinin yaptığı iyi şey –bu iyi şeyi değerli sayma.

 
1. Bölüm         2. Bölüm         3. Bölüm         4. Bölüm
çççççççççç
5. Bölüm         6. Bölüm         7. Bölüm