...................
...................

ÇERKES HALKININ ETNO-HİSTORİK SÖZLÜĞÜ

Dr. Batıray Özbek Yedic

                         
...................
 
...................
......

A     B     C     Ç     D     E     F     G     H     I    

 
İ     J      K     L    
M
   N    O    Ö     P     Q     R    

S    Ş      T    Tl
    U     V     W    X    Y     Z

.

Notlar:
1) Terimlerin çeşitli dillerde yazılışları /  işareti ile ayrılmıştır Adige/Adghe vs. gibi
2) Sözcüklerin yazılışında Latin ve Kiril harfleri kullanılmış ve .-  işareti ile ayrılmıştır. Adige-Адыгэ
3) Yabancı kaynaklı sözcüklerin Türkçe okunuşları parantez içinde yazılmıştır; Schapsugh (Şapsuğ)
4) Kesme işaretinin alfabetik sıralamada önem verilmemiştir.

 

Nalkupi, Madshawi, bir Abassa kabilesidir.

 

Namık İsmail Zeyf, (1890-1935) İstanbul da zengin bir Ubuh ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiştir. Ailesinin zenginliğine paralel olarak zamanın en iyi okullarına gitmiştir. Paris'te ve Almanya'da resim dersleri almıştır. İstanbul'da açılan Çerkes Örnek okulunda da öğretmenlik yapmıştır.

 

Naochatatsch (Naochataç)/Naokatasch(Naokataç),  kutsal ağaçların Adigece adıdır.

 

Nart, Adige Kahramanlık destanlarının adıdır. İsa!dan önce 3000 senesinde oluşmaya başlayan bu destanlar İsa!dan sonra 300 yılına kadar gelişmesini devam ettirmiştir. Bu efsaneler 30'a yakın efsane birliğinden oluşmuştur. Tanrılar, Mitik yaratıklar ve Devlerden oluşan destanların merkez eksenini Nartlar teşkil etmekte ve devamlı olarak birbirleriyle dostane ya da düşmanca ilişkiler içindedirler. Destanların temelini kahramanlık, insanlara faydalı olmak, insanların düşmanı olan ve yaşama olanaklarını yok etmek isteyen tanrı, dev ve ejderhalarla mücadele teşkil etmektedir. Mücadele yapılırken vahşi ve barbarca kan akıtan kahramanlara değil, akıl ve mantığıyla düşmanlarını ekarte eden Nart kahramanlarını görebiliyoruz. Nartlar en fazla dokuz ya da on altı kişilik birliklerden oluşmaktadır.

Nart Efsaneleri bütün Kafkas halklarınca az çok bilinmesine rağmen toponomik merkezini Kuzey Batı Kafkasya teşkil etmektedir. Doğuya gittikçe ve güneye indikçe hem tekstler ve varyantlar azalmakta hem de masallaşmaktadır. Çerkeslerde nazım ve nesir şekilleriyle bize aktarılırken, diğer Kafkas kabilelerinde çoğunlukla nesir  yazıyla anlatılmaktadır.

 

Nart efsanelerinin kökeni hakkında bilim adamları anlaşamamaktadırlar. Georg Dumezil İndo Europen kökenli görürken, Adige Nartologları bunu kabul etmemektedirler'' Hem nesir hem de nazım şeklindeki tekstler yalnız olarak Adigelerde  yaşarken, Asetinlerde genelde nesir halinde aktarılmıştır. Bu da Adige kökenli olmanın diğer bir bilimsel kanıtıdır. Çünkü destanlar oğunlula nazım türüdür.'' demektedirler.

 

Tarihte Adigelerden diğer Kafkas halklarına doğru bir kültür etkisi ve akımı olduğu gerek son zamanlardaki Arkeolojik kazılar gerekse 18 ve 19. yy gezginlerinin yazılarında izleyebiliyoruz. Gürcü krallarından Kırım hanlarına kadar hepsi prenslerini Adigelerin yanında Adige xabze ile eğitmeleri için gönderirlerdi. İşte bu eğitim de Nart Destanları'nı da öğreniyorlar ve ülkelerine götürüyorlardı.  Tersine işleyen herhangi bir kültür akımından  ise söz edilmemektedir. İşte bu nedenler, sözünü ettiğimiz kültür etkisi ile Nart efsanelerinin Adigelerden diğer uluslara geçtiği şekli daha doğru bir yaklaşımdır. (Sarkisyanz, Essad Bej)

 

Nart Eşatolojisi, Nart efsanelerine göre, insanlar yeryüzünde belirmeye başlayınca kendi zamanlarının sonunun geldiğine inanarak birer birer yok olmuşlardır. En son Nart olarak Nart Taetaerşav'dan söz edilmektedir. Bu Nart kahramanı Nartlarla insanoğlu arasındaki, geçiş döneminin köprüsünü teşkil etmektedir. Teterşav de bir tepede toplanmış küçücük yaratıkların, insan denen yaratıklar olduğunu öğrenince şöyle demektedir" Kim Nart Taetaerşave'yi gördüyse Nart görmedim demesin."  Nart Teterşav’dan sonra Nartlarda yeryüzünden yok olurlar.

 

Nart-Sane, Kislovod kentinin Adigece adıdır. Sıcak su kaplıcaları ile ünlüdür.

 

Nartıf, Nartıchu, mısır. Etimolojik anlamı '' Nartların darısı ''. Mısırın Amerika kıtasından Avrupa ve Çerkesya'ya gelmesi ile birlikte darıya benzerliği ve iriliği nedeniyle verilen addır.  

 

Nasren JaçIe, Nart efsanelerinde  Tanrı Pako tarafından çalınan ateşi geri getirmek için yola çıkar. Ancak bunu başaramaz ve  yakalanarak Oşha Mafe'ye ceza olarak Elbrus dağında prangaya vurulur. Adigelerin Prometheus’u.

 

Natchu Kaitsch/Netchuasha, Rusça; Natuchschi/Natkuadsh/Natuchaiz, Nod-kuadsch, Taman yarımadasından Kuban'a arasında Güney'de Şapsığ Adigelerine komşu olan bir Adige kabilesidir.

 

Naurus (Navruz), Polonyalı subay Th. Lapinski'ye göre diğer Adige kabileleri arasında eriyip kayıp olan bir Adige kabilesi.

 

Nebğırey bkz. Qancıqo Şeway

 

NeğuçIıtz- Нэгъуч1ыц, Adige efsanelerinde geçen bir cadı kadın motifi. NeğuçIıtz geleceği bilebilen, omuzlarından arkaya attığı  göğüsleri beline kadar gelen ve çok iri dişleri  olan bir cadıdır. Dudaklarıyla göğsüne dokunabilenleri adopsiyon yapmaktadır. Horozu binek hayvanı olarak kullanmaktadır.

 

Nemırıfo- Нэмырыфо, sadece Şapsığ tekstlerinde bize aktarılan bir Nart'ın adı.

 

Nepch- Нэпх, göz bağlamak. Adigelerin inançlarına göre halktan bazı kişilerin tabiat üstü kuvvetlerinin olduğuna inanılırdı. Bu kişiler karşılarındaki her türlü yaratığın gözünü bağlayarak kendisini görünmez yapabildiği inancındadırlar. Bu güce sahip olanları ne hayvanlar nede insanlar görebilirdi. N.  Özelliğine sahip olmak için bir yarasa yakalanır. Hiç bir sesin olmadığı bir yerde kesilir, kaynatılır, etleri ve kemikleri yarılır ve suyu atılır. Suyu atınca kemiklerini yakalayabilirsen sende de nepch olur.

 

Netı- Нэты, düğün ve eğlencelerde kurban edilen bir hayvanın pöstekisi ters çevrilir ve içine çeşitli kırılmayacak eşyalar konularak, dikiş yeri belli olmayacak şekilde dikilir. Daha sonra düğün esnasında yapılan yarışmalarda N. süvarilere ya da yayaların arasına atılır. Netı kim damadın evine getirebilirse içindeki eşyalarla birlikte kendisine verilir.

 

Nıchase- Ныхасэ, Adige kadın halk meclislerine verilen addır. Nart efsanelerinde de bu kuruluş vardır. Adı ve fonksiyonuyla birlikte Asetin efsanelerine de geçmiştir. Ünlü Kafkasolog J.Knobloch ( Heidelberg, 1991 S. 39) şu açıklamayı getirmektedir; ' 1. Sözcük, Konuşma; 2. Sohbet; 3. dağ köylerinde halk meclislerinde günlük problemler hakkında yapılan konuşmalar. Ya İndoiran dilindeki ''ni-kasa'' ya da ''kas-'' görünmek, göstermek - ya da Çerkesce menşelidir. Kaynağı ise ''ne'' ( istikamet gösteren fiil) ve ''xa- se'', ' beraber oturmak, meclis'dir.

 

Nıp- Нып, bayrak, günümüzde Adigece ismi unutularak, onun yerine  Türkçe'den ödünç alınarak Çerkesleştirilmiş hali ile 'bırakh' olarak kullanılmaktadır.

 

Nıse, gelin. Adige geleneklerine göre N. olmak çok ağır ve külfetlidir. Geleneklere göre kayın peder ve anneyle konuşamaz, hatta onlara sesini duyurmaz, anlaşma el kol hareketleriyle olur. Gelin ev halkına ve yakın akrabalarından herkese ayrı bir ad bulmak zorundadır ve onlara ancak bu adla seslenebilir. Eşiyle birlikte başkalarının görmesi ayıptır ve böyle bir şeye meydan vermez. Evde herkesin karnı doyduktan sonra artan olursa onu yiyebilirdi. Kendisi için özel yemek hazırlayarak yemesi çok ayıp sayılırdı. Bu ve buna benzer sıkı gelenekler yıllarca kadınları kendi toplumuna karşı olmaya yöneltmiştir.

 

Nısetepşç- Нысэтэпщ, Gelin eve getirililiğinde attan indirilir indirilmez avlu kapısında yapılan  övgü ve iyi dileklerle dolu konuşmaya denilir. (Hatıkoy) Bazı yörelerde ise  itaatkar olsun diye, ince dalları gelinin başının üstünde birbirlerine çarpılır hatta başına vuranların olduğu da anlatılmaktadır.

 

Nısetın- Нысэтын, eve getirilen gelinin yeni ailesine, akrabalarına, düğün esnasında yardım edenlere ve yararları olanlara verilmek üzere getirilen hediyelere denilir.

 

Nıseyışç ğogu- Нысэищ гъогу, 'gelin götürme  ya da alma yolu.' Çok eski çağlardan beri Karadeniz Adige limanlarından çıkarak,  tarihi Çerkesya topraklarından geçerek Orta Asya, Hindistan ve Çin'e giden yolun - İpek yolunun- Adigece adıdır.

 

Nışç- Ныщ, kurbanlık hayvanlara verilen ad.

 

Nıvejleps- Ныожълэпс, bazı Adige kabilelerinde düğün eğlenceleri ve her türlü merasimler bittikten sonra,  bizzat gelinin, düğün süresince emeği  geçen kadınlara et kaynatarak  'lepsi' onlara ikram ederek, ağırlamasına denilir.

 

Niedertscherkessisch, bkz. Kjahisch/Kyahça, batı Adige lehçelerine denilir.

 

Nogumo Şore Beçmız, * 1794  22 Haziran 1844. Günümüzde kuruyup yok olan Dzutze nehri kenarındaki Nogumo Abezech köyünde dünyaya gelmiş ve ailesi Kabardey bölgesine yerleşmiştir. Ebeveynleri Dağıstan'da bir medreseye din hocası olması için gönderirler. Orada Arapça, Persçe ve Türkçe öğrenir. Yirmi beş yaşına kadar vatanında din hocalığı yapar. Ancak "halkıma faydası olmayan bir ilmin bana da faydası yok" diyerek hocalıktan ayrılır ve Rusya'nın devlet hizmetine girer. Rusça'yı  öğrenir ve 1828'de Nalçık'ta Rusça öğretmenliği yapmaya başlar. 1830- 35 yılları arasında Petersburg'da Çar hizmetinde bulunurken kütüphanelerde de halkına faydalı olabilmek için araştırma yapar. Rus Polonya savaşına da katıldıktan sonra Anavatanına dönerek 1835-1843 yılları arasında Kabardey mahkemelerinde başkanlık yapar. 1837'de Kabardey Adigece'sinin gramerini hazırlar ve 1843'de de 'Adige Halkının Tarihi' adlı eserini yayınlanacak şekilde hazırlar.  Ancak Rus Akademisi'nce baskı için değerli görülmez ve yayınlanmaz. Kendisi 10 Temmuz bazılarına göre 22 Temmuz'da genç yaşta halkına daha çok eserler bırakacağı çağda geçirdiği kalp kriziyle hayata gözlerini yumar. Yaptığı hizmetleriyle halkının kalbine ebediyen ölmemecesine yerleşir. Yapıtları vefatından sonra yayınlanır.

 

Nüfus,  Tarihi Çerkesya’da kaç kişinin yaşadığı tamamen tahminlere dayanmaktadır. Bu nedenle herhangi bir sayı vermek istemiyorum.  Sürgün ve göçle vatanlarını terk edenlerin sayısı da tam olarak bilinememektedir.

Resmi kayıtlara göre bir milyon Çerkes'in tek etiği bilinmektedir. Bunun 600 bin Avrupa kıtasına, 400 bin'de Asya  bölgesine yerleştirilmişlerdir.

Waldemar Stöhr 1856-1864 yılları arasında 600 bin Çerkes'in bunlardan 130 bin Abchaz’ın Türkiye'ye göç ettiğini yazmaktadır.
 

                       Kabardeyler                        Diğer Çerkesler

1897                 98,561                                     46,286

1926               139,925                                    65,270

1939               164,106                                   87,973

                                                                                         (Geiger,Bernhard 1959)

 

Batı Adigelerinin ilk resmi nüfus sayımları 28 Ocak 1897'de yapılmıştır. Bu sayıma göre  günümüzdeki Maykop ve Krasnodar çevresinde  41 bin 869 Adige yaşıyor bunlardan % 8,5 i okuma yazma bilirken, % 7,5 i de Arapça okuyup yazıyordu.
 

T.C. sınırları içinde 1927 yılında 13.648.270 kişi yaşıyordu. Bunlardan aynı istatistiklere göre 60 bin kadar Çerkes yaşıyordu. 1965 yılında ise
31 milyon 391 bin 207 kişi. Nüfus artma oranı % 24,9.  Çerkeslerin  sayısı ise  ne hikmetse azalmıştır. Nüfus artma oranının Çerkeslere de 60 binden hareketle uygulayacak olursak 150 bin Çerkes'in yaşaması gerekmekteydi.
(Ubuccini et Pavet de Courteille 1876;Waldemar Stöhr Westemanns Lexikon 1965 ; Tanoğlu Ali Ord. Prof. Beşeri coğrafya İstanbul 1969)

 
A     B     C     Ç     D     E     F     G     H     I    

 
İ     J      K     L    
M
   N    O    Ö     P     Q     R    

S    Ş      T    Tl
    U     V     W    X    Y     Z