...................
...................

ÇERKES HALKININ ETNO-HİSTORİK SÖZLÜĞÜ

Dr. Batıray Özbek Yedic

                         
...................
 
...................
......

A     B     C     Ç     D     E     F     G     H     I    

 
İ     J      K     L    
M
   N    O    Ö     P     Q     R    

S    Ş      T    Tl
    U     V     W    X    Y     Z

.

Notlar:
1) Terimlerin çeşitli dillerde yazılışları /  işareti ile ayrılmıştır Adige/Adghe vs. gibi
2) Sözcüklerin yazılışında Latin ve Kiril harfleri kullanılmış ve .-  işareti ile ayrılmıştır. Adige-Адыгэ
3) Yabancı kaynaklı sözcüklerin Türkçe okunuşları parantez içinde yazılmıştır; Schapsugh (Şapsuğ)
4) Kesme işaretinin alfabetik sıralamada önem verilmemiştir.

 

Ubin, Kuban nehrinin yan kollarından birisidir.

 

Ubuch/Ubıh/Vıbuh/Peku, Karadeniz Soça bölgesinde yaşamış olan bir Çerkes halktır. Sayıları çok az ve dillerinin 82 sesi vardır ve bunlardan sadece ikisi sessiz diğerleri seslidir. Abedsechlerle akrabadırlar ve Ubuh asilleri Abdsechçe konuşurlar (A. Berge 1860;174) demektedir nitekim bir halk kongresi ile, sayıları az olduğundan (Özbek 1982; 9) Ubuhça yerine Adigece'yi öğrenmeye karar vermişlerdir. Ubuhlar şu kabilelere ayrılırlardı; Medovay, Vordan/Varden, Chisa ve Ssaşe.
 

Ubuhlar Abedsechlerden sonra silahı bırakanlardır. Bir çoğu Moskova'nın Kuzeydoğu'sunda Kostroma iline yerleştirilmiştir ve akıbetleri hakkında hiç bir bilgimiz yoktur. Günümüzde en çok Ubuh Türkiye'de yaşamaktadır. Ancak Tefik Esenç’in vefatından sonra Ubuhça'yı doğru dürüst bilen hiç bir kimse kalmamıştır. Bkz. Tubi

 

Uğo ş1eğevın- 1угъо щ1эгъэун, Adige inançlarına göre dumanın hastaları iyileştirdiğine ve hastalıkları önlediğine inanırlardı.  Bunun için günlük çok kullanılırdı. Örnek olarak; birisini bir köpek ısırınca, ısıran köpeğin tüyleri kırpılır ve yakılarak dumanı içe çekilir. Bu sayede iyileşileceğine inanılırdı.

 

Ukruch, Constantin'in Kuban/Psıj nehrine verdiği addır. (Neumann, Fr. 1847; 18)

 

Urquhart, David İngiltere Dışişleri Bakanı Lord Palmerston tarafından 1833 yılında Osmanlı imparatorluğu'na gönderilmiştir. Urquhart İngiltere kral IV. Williams'ın özel sekreteri Sir Herbert Taylor ve Palmerston'a doğrudan doğruya bağlı idi. 1834 yılında Kafkasya'ya casus olarak gönderilmiştir. Urquhart'in en yakın adamı olarak da 1830 yılında Rusya'ya karşı Polonya'yı başarısız bir ayaklandırma hareketini yürüttükten sonra İngiltere'ye sığınan Adam Czartoryski yanına verilmiştir. Urquhart tüccar kılığında 1834'de Anapa kalesine gelerek 15 Çerkes beyi ve 200 thamate ile toplantı yapar. Onlara tuz, barut, kurşun dağıtır ve Rusya'ya karşı savaşı yürütürlerse İngiltere krallığının tam destek vereceği vaadinde bulunur. Urquhart verdiği sözü tutarak gerekli yardımları da gönderir. 1835 de Portofolio adlı doğunun problemleriyle ilgilenen bir gazete yayınlar. İlk sayısında Rusların sözde gizli isteklerini, ikinci yarısında da Çerkeslerin bağımsızlık deklarasyonunu yayınlar. 1836'da İngiliz büyükelçiliği sekreteri olarak Türkiye'ye geri gelir. 1836 Ekim'inde Vixen gemisini özel olarak ticarete başlatır, Rusya'nın ticaret ablukasını kırmak için. 1837 başlarında gemi Rusya tarafından ele geçirilir. Büyükelçilik harp  gemilerini göndermesini ister, ancak Palmerston  İngiltere'nin çıkarlarını düşünerek herhangi  bir krize girmek istemediğinden yanıtsız kalır. Vixen olayından sonra Urquhart resmi olarak İngiliz devletinden koparak, Osmanlı devletine danışman olarak görev alır.

 

Urup, bkz. Varp

 

Uruch, Kabardey topraklarında Terç/Terek nehrinin yan kolunun adıdır.

 

Uzden, Tatarca'dan alınarak, yabancılarca Adige soyluları için kullanılan sözcüktür. Tatarca en yaşlılar anlamına gelmektedir.

 

Uzunyayla, Anadolu'da Kayseri ilinin Kuzey kısmına denilir. Bu yörede 82 Adige köyü vardır ve bunların 15'e yakını Hatukuay, ikisi Abedzech ve bir kaçı da Abazin olmak üzere gerisi Kabardey Adigeleridir. Yöreye 1864'den itibaren Adigeler yerleştirilmiştir. Bu yıllarda Avşarlar Osmanlı'ya isyan ediyorlardı. Padişah asi Avşarları ıslah etmek gayesiyle  bilinçli olarak Çerkesleri yerleştirir. Osmanlı devletinin Avşarlara ya kışlıklarda ya da yazlıklarda kalma teklifini, yazlıkları tercih edilince dağlarda kalırlar. Ünlü halk ozanı Dadaloğlu yazdığı şiirinde ''hakkımızda devlet etmiş fermanı, Ferman padişahın, dağlar bizimdir''. Halen bu nedenle iki halk arasında yer yer anlaşmazlıklar çıkmaktadır. Avşarların Çerkeslere karşı duydukları kinlerini şu halk dörtlülerinde dile getirmektedirler:

 

''Giydikleri deri,                                  ''Kıllı Çerkes tükenir mi 

yedikleri darı,                                     Birer birer ölmekle

Gök gözlü bir halk geliyor                    Beşer onar ölmeyince.

Bizi mahv edecek.''                             Ne deyimde ağlayım

                                                         Ölü benim olmayınca.''

 
A     B     C     Ç     D     E     F     G     H     I    

 
İ     J      K     L    
M
   N    O    Ö     P     Q     R    

S    Ş      T    Tl
    U     V     W    X    Y     Z